ARTIK FARKINDAYIM

 

3065907-emirgan-laleler-2011[1]
• Artık kendimi kimseye sevdirmeye çalışmıyorum. Sevmeyenin hep bir bahanesi olduğunun farkındayım.
• Artık kimseye olur olmaz beni eleştirme hakkı tanımıyorum. Biliyorum ki ben özel ve değerliyim ve kimseye kendimi kanıtlamak zorunda değilim.
• Artık kendini beğenmişe, ukalaya, kibirliye hayatımda yer vermemem gerektiğinin farkındayım.
• Artık her şeye bir “ama” cevabı verenlere bir şeyler anlatmaktan onlara çözüm üretmemek gerektiğini fark ettim.. Biliyorum ki isteyenin planı istemeyenin “ama”sı var.
• Artık körü körüne eleştirenler ile körü körüne savunanları aynı kefeye koyuyorum. Fanatiklere nefes tüketmemek gerektiğinin farkındayım.
• Artık başkasının dedikodusunu yapanla, sırrımı ve özelimi paylaşmıyorum. Bugün ona yapanın,yarın bana yapacağının farkındayım.
• Artık inatçı insanlara bir şey inandırmaya, ikna etmeye çalışmıyorum. “Bu onların kişiliği” demem gerektiğinin farkındayım.
• Artık affedemeyen, mükemmeliyetçi ve katı insanlardan uzak duruyorum. Hata yapan, özür dilemesini bilen insanlarla hayatı paylaşmam gerektiğinin farkındayım.
• Artık kimseyi mutlu etmek zorunda olmadığımı farkındayım. Beni hayatının merkezine koyanları, benim üzerimden var olanları, benim üzerimden mutlu olmak isteyenleri,istemediğimi fark ettim.
• Artık kendini geri çektiğinde de senin sayende yaşayanların ve mutlu olanların başının çaresine baktığını farkındayım.
• Artık kendini ulaşılmaz gösterenin aslında ambalajdan ibaret olduğunu farkındayım.
• Artık kimseyi hayatında zorla tutamayacağını, gitmek isteyenin bahanesi olduğu gibi kalmak isteyenin de bahane aradığını farkındayım.
• Artık iyi insanlar için daha çok çabalamam gerektiğini farkındayım.
• Artık iyi hissettiren insanlar için, daha çok emek vermem gerektiğini farkındayım.
• Artık iyi bir ilişki için sevgiden çok iyi anlaşmanın önemli olduğunun farkındayım.
• Artık kimin yanında “kendim “isem onun yanında daha mutlu olduğumun farkındayım.
• Artık gerçek dostluklarda mesafenin önemli olmadığının farkındayım. Yıllar sonra bile bir araya geldiklerinde kaldıkları yerden devam ettiklerini öğrendim.
• SERHAT YABANCI

Kaynak: Edebiyat Aşıkları

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

MELEKLERLE İLGİLİ SAYILAR VE ANLAMLARI

10399680_576728885838850_5231350251728083673_n[1]

Bu sıralar bu konuda sık sık sorular gelmeye başladı; ben de kitaplardan topladığım bilgilerle sayılarla ilgili bir özet hazırladım. Her bir rakamın bir anlamı var. Karşınıza devamlı çıkan sayılara göre anlamlarını birleştirerek kendi hayatınıza göre yorumlayabilirsiniz.
0: Tanrı / Allah seni seviyor
1: Düşüncelerinle yaratıyorsun, düşüncelerine dikkat et,
2: Meleklerin yanında
3: Aydınlaşmış (Yükselmiş) Üstadlar seninle
4: Meleklere senin için hallediyor
5: Doğru yoldasın, böyle devam et
6: Tanrı’ya havale et, bırak o senin için hallediyor (bu arada tanrı yerine Allah, Evren, Enerji, Güç ne isterseniz diyebilirsiniz:)
7: Bir mucize bekle
8: Bereket geliyor, kendini almaya aç
9: Yaşam amacın üzerine çalış, bu konuda farkındalık kazan
Bazı sayılar yan yana geldiğinde özel anlamları da oluyor. Doreen Virtue’
HaticeBadur

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

O Sarışın Asistan Da Seninle Gelmiş Diyorlar…

IMG_3094

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Evde Kötü Kolesterolü Düşürmenin Yolları

çekirdek[1]

Vücudunuzda iki çeşit kolesterol vardır: iyi kolesterol ve kötü kolesterol. İyi kolesterol, HDL olarak da bilinir, atardamarlarınızı temizlemeye ve kardiyovasküler sağlığınızı geliştirerek önemli fonksiyonları yerine getirmenize yarayan bir yağ çeşididir. Öte yandan, kötü kolesterol ya da LDL, atardamarlarınızın çeperlerinde birikerek zamanla tıkanıklıklara ve dolaşım bozukluklarına yol açan bir yağ çeşididir.
Kolesterol her ne kadar karaciğerde üretilse de, vücudunuzda bulunan kolesterolün %20-30 kadarının yediklerinizden geldiği belirlenmiştir. Bu yüzden kolesterol bakımından zengin yiyeceklerden kaçınmanız gerekir. Ayrıca kötü kolesterolü düşürmek ve kolesterol seviyenizi kontrol altına almak için bazı ipuçlarını takip edebilirsiniz.

Daha çok vitamin alın

sebze

C, E ve B vitaminlerini yeterince almak, atardamarlarınızı temizlemek ve kolesterol birikimini önlemek açısından olmazsa olmazdır. Bu hayati vitaminler, kolesterol seviyesini azaltır ve kolesterolün vücudunuza zarar vermesini önler.

C vitamini açısından zengin yiyecekler: Bu vitamin, kolesterolün atardamarlarınızın duvarında birikmesini önler. Bu önemli vitamini içeren yiyeceklerden bazıları şunlardır: ◦Limon
◦Portakal
◦Greyfurt
◦Mandalina
◦Kivi

•E vitamini açısından zengin yiyecekler: E vitaminin kanın kolesterolden temizlenmesine yardımcı olur. E vitamini açısından zengin yiyecekler arasında şunlar vardır: ◦Keten tohumu
◦Ayçiçeği çekirdeği
◦Buğday rüşeymi

•B vitamini açısından zengin yiyecekler: B6 ve B3 vitaminleri, karaciğerinizin sağlığını kolesterolden korur.

Yumurta tüketiminizi azaltın

Bir yumurtada 275 miligram kolesterol vardır. Buna göre, yumurtayı az tüketirseniz yüksek kolesterol riski taşımazsınız. Hatta bu riskten kaçınmak için, yumurtanın sadece beyazını tüketip kolesterol içeren kısmı olan sarısından uzak durun.

Doymuş yağdan kaçının

fastfood

Doymuş yağ tüketiminizi minimuma indirmek önemli çünkü doymuş yağlar, kolesterol bakımından oldukça zengindir. Biftek, domuz, tereyağ, peynir, tam yağlı süt, trans yağ, doymuş yağ açısından zengin yiyeceklerden kaçının. Alternatif olarak daha çok balık, kümes hayvanları, bitkisel yiyecekler ve zeytinyağı tercih edin.

Fazla kilodan ve obeziteden kaçının

Fazla kilolar ve obezite, sağlığınızı birçok yönden kötü etkiler; kardiovasküler hastalık riskinin artmasına sebep olur ve yüksek kolesterol seviyesiyle yakından ilgilidir. Eğer obez ya da fazla kiloluysanız, kilo vermek için bir beslenme uzmanıyla görüşüp bir diyet planlamanız gerekir.

Kötü alışkanlıklarınızdan kurtulun

sigara

Hareketsiz hayat tarzı, fazla alkol ve sigara tüketimi ve bunlar gibi kötü alışkanlıklar, kötü kolesterol seviyesinin artmasına sebep olur. Kötü alışkanlıklarınızdan kurtulmanız ve sağlıklı bir hayat tarzı edinmeniz çok önemli.

Çiğ sarımsak yiyin

Çiğ sarımsak yüksek kolesterol seviyesini düşürmenin en iyi yollarından biridir. Sarımsak, içerdiği antioksidanlar ve diğer önemli besleyici ögelerle damarları temizler, damarların esnekliğini arttırır ve kolesterolün atardamar çeperinde birikmesini önler. Boş mideye bir diş çiğ sarımsak yiyerek faydasından maksimum miktarda yararlanabilirsiniz.

Keten tohumu tüketin

tohum

Keten tohumu, atardamarlarınızı temizlemeye ve kolesterolün yükselmesini önlemeye yardımcı olan temel omega-3 yağ asitleri açısından önemli bir kaynaktır. Her gün bir avuç keten tohumu yemek, atardamarlarınızda kolesterol birikimini ve damar tıkanıklığını önlemeye yardımcı olur. Keten tohumunu aynı zamanda salatalarınıza, smoothie ve tatlılarınıza ekleyebilirsiniz.

Elma

İçeriğindeki yüksek orandaki pektin sayesinde elma, kolesterol seviyesini düşürmek için idealdir. Pektin, kolesterolün atardamarlarınızın çeperlerinde birikmesini önler ve onları temizlemeye yardımcı olur.

Patlıcan suyu ve keten tohumu yağı

patlican

Patlıcan suyu, kilo vermeyi ve kolesterol seviyesini düşürmeyi sağlar. 2 yemek kaşığı keten tohumu yağını ve dilimlenmiş orta boy patlıcanı karıştırın. Kaynar su ekleyip bu karışımı 20 dakika ağır ateşte pişirin. Dinlenince biraz limon sıkın ve bu patlıcan suyu ve keten tohumu yağı karışımını kahvaltıdan önce için.

kayak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Bugün yaşayacağım her şeyi ben seçeceğim;

Güzel_beyaz_çiçekler[1]

Ya kızacağım yağmura etrafı ıslatıyor diye,
Ya da seveceğim onu çiçeklerimi suladığı için…
Ya sıkılacağım param yok diye,
Ya da harcamalarımı planlayıp, müsriflikten uzak kalmaya çalışacağım…
Ya sızlanacağım bozulan sağlığıma,
Ya da hayatta olmayı kutlayacağım…
Ya içli içli sitem edeceğim anne babama, beni büyütürken veremedikleri şeyler yüzünden,
Ya da onları yürekten seveceğim beni dünyaya getirdikleri için…
Ya sıkıntı basacak dikenli güllere katlanmak zorundayım diye,
Ya da dikenlerin gülleri var diyerek umut dolacağım…
Ya kaybettiğim dostlar için yas tutacağım,
Ya da yeni insanlarla yeni dostluklar peşinde koşacağım…
Ya işe gitmek zorunda olduğum için mızırdanacağım,
Ya da gidecek bir işim olduğu için sevinç dolacağım…
Ya ev işleri yapmak eziyet olacak bana,
Ya da işlerini yaptığım o evde aklımı, ruhumu ve bedenimi barındırabildiğim için minnettar olacağım…
Belki yeni şeyler öğrenmek istemeyecek canım,
Ya kızgın olacağım -öğrenmek gereken ne çok şey var- diye,
Ya da ufak tefek de olsa faydalı ne varsa öğrenmeye çalışacağım…
____ Leo Calvin Rosten __

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ağlayana sırt çevirme! Belki de onu güldürmek SENDE…

12814273_973443369359355_2884839440368977353_n[1]

Bir dilenci yolunu kestiyse SÖYLENME! Demek ki o günkü rızkı sende..

Biri kapına gelip, senden verebileceği bir şey istediğinde REDDETME! Belki dileği sende…

Dostun derdiyle dertlendiğinde, ŞİKAYET ETME! Demek ki o gün derman SENDE

Ağlayana sırt çevirme! Belki de onu güldürmek SENDE…

Hastaya BAKIP GEÇME! Belki Allah’ın izniyle şifa SENDE…

Sakın BEN diye de kendini bir şey ZANNETME! İLAHİ PLAN böyle…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Evde Kendi Peynirinizi Kendiniz Yapın…

Hayırlı günler hanımlar, evde kendiniz hazırlayabileceğiniz nefis ve çocuklarımız için sağlıklı peynir tarifimi sizlerle paylaşmak istedim.
Arkadaşlar tarifini vereceğim peynir mayasız ve kaynatılmış olduğundan son derece sağlıklı bir ürün olduğunu belirteyim.

20151117_162429[1]

Öncelikle 4 litre hazır marketten aldığınız yağlı sütü tencereye boşaltalım. İsterseniz sütü arttırabilir veya azaltabilirsiniz. 4 litre sütten yarım kilo peynir çıkıyor. Tencerenin altını yakıp sütü kaynatalım

20151117_162503[1]

Sütümüz kaynağında 2 çay kaşığı limon tuzunu sütün içine atalım ve bir defa karıştıralım. Sütün yukarıdaki resimde olduğu gibi kesildiğini göreceksiniz. Süt kesilince 10 saniye kadar kaynatıp kapatalım.

20151117_191424[1]

Bir kabın içerisine iki kat beyaz tülbentten yapılmış torbamıza kesilmiş sütü dökelim. Sütü dökmek için soğumasını beklemeyelim, ocağı kapatır kapatmaz dökelim, aksi taktirde peynir tutmaz. Torbanın ağzını sıkıca bağlayarak, bir tepsiyi ters çevirip torbayı üzerine koyalım ve üzerinede ağırlık koyalım. Yaklaşık 3-4 saat bekledikten sonra torbadan peynirimizi çıkartalım.

20151117_191546[1]

Peynirimizi dilimleyip bolca tuzlayalım ve saklama kabına koyalım. Peynirimiz yenmeye hazır hale gelmiştir. Acaba tuzlu olurmu diye düşünüp az tuz atmayın, peynirin her yerine gelecek şekilde tuzlayın. Tuz peynirin tadını getiriyor. Sofraya gelmeden önce yıkayabilirsiniz. Afiyet olsun. Yorumlarınızı bekliyorum ve yapan arkadaşlarımızdan da peynirin fotoğraflarını paylaşmasını bekliyorum.

20151117_191731[1]

Kaynak: Perinin Dünyası Blog

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ESKİ SEVGİLİYLE BAĞ KESME VE YENİ İLİŞKİ İÇİN DİLEK DİLEME MEDİTASYONU

IMG_0418

Öncelikle duygularınızı, değişime uğratacağınız yeşil bir ışık evi hayal etmenizi istiyorum.
Şimdi gözleriniz kapalı burnunuzdan nefes alıp nefes veriyorsunuz.Nefes alıp nefes veriyorsunuz…
Ve bağ kesmek istediğiniz kişiye ait tüm kızgınlığınızı yeşil ışıklı eve sokuyorsunuz ve orada bu duygunuzu dönüştürüp sakinleşmiş olarak çıkarıyorsunuz.
Bağ kesmek istediğiniz kişiye ait tüm acınızı yeşil ışıklı eve sokuyorsunuz ve orada bu duygunuzu dönüştürüp anlayış olarak çıkartıyorsunuz.
Bağ kesmek istediğiniz kişiye ait tüm kırgınlığınızı yeşil ışıklı eve sokuyorsunuz ve orada bu duygunuzu dönüştürüp deneyim olarak çıkartıyorsunuz.
Bağ kesmek istediğiniz kişiye ait tüm ağlamalarınızı yeşil ışıklı eve sokuyorsunuz ve orada bu duygunuzu dönüştürüp yeni başlangıçlara hazır olarak çıkartıyorsunuz.
Şimdi o kişiyi yeşil ışıklı eve sokuyorsunuz ve göbek deliklerinizin siyah uzun bir kordonla birbirine bağlı olarak görüyorsunuz ve elinize aldığınız altın makasla o bağı kesiyorsunuz ve onu evden dışarı yolluyorsunuz siz de yeşil ışıklı evde sağlıkla huzurla, mutlulukla, bereketle bol bol yıkandıktan sonra evden güle oynaya çıkıyorsunuz.
Ve evden çıktıktan sonra yemyeşil kırlarda koşup oynamaya başlıyorsunuz ve şunları söylüyorsunuz ‘’Allahım; geçmiş deneyimlerimden şunu öğrendim: ilişkilerde kimseyi hayatımın merkezi yapmayacağım, alma verme dengesini koruyacağım, gitmesi gerekeni kolaylıkla bırakacağım. Allahım lütfen bana yardım et, sağlıklı ilişkiler kurmama yardım et, mutlu, huzurlu olmama yardım et, hayatıma doğru insanların çıkmasına yardım et. Artık kendimi ve ilişkilerimi sana emanet ediyorum. SENİ ÇOK SEVİYORUM…
Burnumuzdan nefes alıp vermeye devam ediyoruz.
Hayatıma çekeceğim tüm ilişkiler benim ve bütünün hayrına olsun. Hayatıma çekeceğim tüm ilişkiler benim ve bütünün hayrına olsun. Hayatıma çekeceğim tüm ilişkiler benim ve bütünün hayrına olsun.
Hazır olduğunuz da yavaş yavaş gözlerini aç.
Sağlıcakla,
Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Şirin Sakin Ol… Şimdi Sadece Sen Varsın…

944969_1757242351162067_579025293321456093_n[1]

23 Mart Güneş Tutulmasında Ben Mi? Biz Mi?

56e1518c4ea54b6b624f99c0[1]

 

23 Mart 2016 saat 13:47 de 3 derece Terazi burcunda bir ay tutulması deneyimleyeceğiz.Gökyüzününde Ay Terazi Burcunda,Güneş ise Koç Burcunda tam karşı karşıya gelecek.Tutulma anında Aslan burcu yükseliyor olacak,yöneticisi Güneş Merkür ile kavuşumda.Aynı anda değişken burçlarda odak noktası Karmanın efendisi Satrun olan zorlayıcı bir de görünüm oluşacak.
Gökyüzü ne diyor olabilir bu görünümler eşiliğinde bize ?
9 Martta yaşadığımız Güneş tutulmasında değindiğim gibi,tutulmalar beklenmedik olay ve süprizleri beraberinde getiren enerjiler barındırırlar. Bir final dirve ortaya çıkan şeylerin görünür olmasıdır.Öncü burçlarda gerçekleşecek bu tutulma ise olayları daha da hızlandıracak.
Bu tutulmanın ana gündem maddesi ise BEN ve BİZ dengesini oluşturabilmek için hissedeceğimiz içsel ve dışsal olaylara hazırlıklı olmak.
KOÇ burcundaki GÜNEŞ bizden harekete geçmemizi,atak ve cesur olmamızı,bireysel kimliğimizi ortaya çıkarmamızı istiyor.Üstelik iletişimin ve ifadenin gezegeni Merkür ile kavuşumu ile bunu ifade etmemizi de istiyor. Koç Burcu eril enerji barındırır,kadın olalım erkek olalım içimizdeki eril yönün ifadesidir KOÇ Burcu. Tam karşısında yer alan Terazi Burcundaki AY ise bizden ilişkilerimizde diplomasi, nezaket, empati ve tepkilerimizde duyarlılık istiyor.Terazi Burcundaki Ay ise dişil enerjiler barındırır, hassastır,bu hassaslığı kararsızlığa kadar gidebilir.Bir ilişki içerisinde varolmaktır aslında istediği. Yöneticisi Venüs’ün şu sıralar Balık burcunda olması ilişki kurarken gerçekleri göremeyecek kadar hayalperest olmasına,ilişki içerisinde kendi kimliğini kaybedecek kadar dağılmasına yol açabilir.
İşte karşı karşıya gelen bu iki zıt enerji tutulma anının mesajını iletiyor bize :
Ben mi ? Yoksa Biz mi ?
Benim fikirlerim mi? Yoksa bizim ortak fikrimiz mi ?
Benim param mı ? Yoksa bizim sahip olduklarımız mı ?
Bana ait olan değerler mi ? Yoksa ortaklaşa oluşturduğumuz değerler mi ?
Benim sahnede olmam mı ? Yoksa birlikte aynı amacı taşıyan gruplar içinde sahnede olmamız mı ?
Listeyi uzatabiliriz istediğimiz kadar.Ancak olan şey şu ki bu sorular dengeyi sağlamakla ilgili ki bizi zorlamaya,değiştirmeye başlayacak. Tutulma olay bazlı hepimizin hayatına bir şeyler getirecek.Toplum olarak akıl ve ruh sağlığımızı sarsacak olaylar yaşadığımız şu günlerde huzura ve içsel barışa oldukça ihtiyacımız var. İçimizdeki savaşlar, huzursuzluklar,öfke patlamaları devam ettiği sürece dışımızda da göreceğimiz olaylar maalesef içimizin yansımaları olacaktır. Bu durumda ne kadar sağlıklı bir ilişki içerisinde olabiliriz ki ?Dualitelerimizde orta yolu bulamadığımız her durum ve olay bizleri daha da umutsuz ve depresif bir yapıya büründürecek. Üstelik 25 Mart tarihinde karmanın lordu Satrun gezegeni de retro yapmaya başlayacak ki kadersel olarak ilahi adalet arayışımızda hayal kırıklıklarına uğramamak için inançlarımızı da sorgulatacak bizlere.
Hepimiz bu tutulma etkisi ile ilişkilerimize bir kez daha göz atacağız,sorunlu birliktelikler,pamuk ipliğine bağlanmış ilişkiler ve ortaklıklar teker teker hayatımızdan çıkabilir. Şayet güçlü ve sağlam temellere oturtulmuş bir ilişki içerisindeysek bu resmi bir imza ile tamamlanabilir.Ancak yine de temkinli olmakta,mümkünse radikal kararlar almak için acele etmemekte fayda var.Bir proje üzerinde çalışıyorsak bunu tamamlayabiliriz.Devam eden hukuksal bir sürecimiz varsa bu sonuçlanabilir tutulma sonrasında.
Tutulmadan hangi burçlar ,nasıl etkiler alacak diye bakacak olursak;
En büyük etkiyi ÖNCÜ burçların 0 ve 8 derecede yerleşmiş gezegenleri olanlar,KOÇ/TERAZİ/OĞLAK/YENGEÇ burçları alacaklar.Bu bir ay boyunca sakin ve sağduyulu olmalarında,diplomatik bir iletişim tarzı oluşturmalarında fayda var. Koç burcundaki Merkür-Güneş kavuşumu dilimizin ayarının olmayacağını da gösteriyor, dilimizle başımıza iş açabiliriz,sonradan pişman olacağımız kelimeler çıkabilir ağzımızdan, aman dikkat.
DEĞİŞKEN Burçların 28-30 derecesinde gezegen yerleşimi olanlar,İKİZLER/YAY/BALIK ve BAŞAK Burçları olaylara olabildiğince gerçekçi bir bakış açısı ile yaklaşmalılar.Satrun gezegeni onlardan olabildikleri kadar disiplinli olmalarını,çalışmalarını istiyor.Söyledikleri ve yaptıkları tutarlı olmalı,somut değerler üretip çok fazla hayalciliğe kapılmamalılar,aksi taktirde hayalkırıklığı yaşamaya açık bir dönemdeler.
SABİT Burçlar yani ASLAN/KOVA/AKREP ve BOĞA burçları ise kendilerinin yarattığı
değil daha çok dışarıdan onlara gelen,onlara çarpan etkiler ile uğraşacaklar.Bu bir hastalık olabilir,bir seyahat planının iptali olabilir,kardeş ya da komşuların bir sorunu olabilir.İlişkilerde bu dönem içerisinde sağduyu ve temkinli olmakta ,olanı olduğu gibi kabul edip,değiştiremeyecekleri şeyler için kendilerini hırpalamamakta fayda var.
Hepimize farkındalığımızı bir üst boyuta taşıyabilecek olaylar ve kişiler getirmesini diliyorum bu dolunayın.Birlikte ,sevgi ve huzur dolu güzel günlere…
HÜLYA DEĞER

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kara günlerim oldu benim ama kendimi umutsuzluğa kaptırmadım mesela

hqdefault[1]

 

Kara günlerim oldu benim ama kendimi umutsuzluğa kaptırmadım mesela. Hatalarım oldu benim ama hiç kötü olmadım mesela. Düştüğüm oldu benim hayatta, uzun süre yerde de kaldım ama kalkmaya çalışmayı hiç bırakmadım mesela. Büyük hayal kırıklıklarım oldu benim ama inancımı hiç yitirmedim mesela.

Canımın çok yandığı oldu benim ama acıdan hiç korkmadım mesela. Paramın çok olduğu zamanlar oldu ama beni hiç esir alamadı mesela. Yoksulluğun en dibini yaşadım ama ağır başlılığım hiç bozulmadı mesela.

Çok zayıf ve yetersiz olduğum zamanlar oldu ama kalbimdeki ışık hep güçlü oldu mesela. Çok öfkeli olduğum zamanlar oldu ama adillikten asla sapmadım mesela. Zaman değişti, mekan değişti, koşullar ve kişiler değişti ama ben ışığa doğru yürümeyi asla bırakmadım mesela.

Cem Şen Hocamdan

9 KEHANET –

43384[1]

DOKUZ KEHANET, hayatı tanımlayan 9 anahtar ile açılan, gizemli bilgilerden oluşuyor. Peru yağmur ormanlarında bulunan elyazmalarında ortaya çıkan bu bilgilerden yola çıkarak hayatımzda hala meydana gelen olaylarla nasıl bağlantı kurabileceğimiz anlatılıyor… ve bu kitapta önümüzdeki yıllarda neler olacağı da şimdiden gösteriliyor. Bu kitabın yayınlanmasından sonra dünyanın geleceğinin tekrar gözden geçirilmesi gerektiği ortaya çıktı.
DOKUZ KEHANET, eski bilgilerin insanı ne derece etkilediğini, hayatta bulunmamızın nedenini berraklıkla algılayabilemeyeceğimizi de öğretiyor. Ayrıca öğretinin sağladığı yepyeni enerji ve iyimserlik, yarınlara çok daha sağlıklı adımlar atmamızı sağlayacak.

1. Bilgiler birbirini izler.Rastlantılara dikkat et, bu rastlantılar bize yaptığımız her şeyin altında daha başka şeylerin, ruhsal bir şeylerin yattığını duyumsatır. Rastlantıları ciddiye aldığımız zaman birinci bilgi oluşuyor.
2. İkinci bilgi, gerçeklerin farkındalığı üzerine kurulmuştur.Neden yaşıyorsun? bunu cevapla, dünya sadece ruhsal ve mistik anlamda çalışır. Maddesel olarak olanaklarla hayatta kalabileceğimize inandığımız için bunu sağlamak için, yerimizi sağlamlaştırıp, güvenliğimizi korumaya çalışırız ve tüm dikkatimizi evrenin kontrolüne odaklarız. Oysa şimdi ruhsal uyanış ve açıklığımız sayesinde gerçeklerin farkına varmaya başladık.
3. Bu bilgi, yaşama yepyeni bir bakış açısı getirmektedir. Fizik evreni TEK ve SAF bir ENERJİ olarak tanımlamakta ve bu enerjinin her nasılsa düşüncelerimize yanıt verdiğini söylemektedir.
4. Dördüncü bilgiye göre yaşamda enerji kısıntısı ancak daha yüksek bir kaynakla bağlantı kurduğumuz zaman tedavi edilebilir. Biz ona karşı açılabilirsek EVREN bütün gereksinimlerimizi sağlayabilir.
Enerjiyi önce besinlerden alırsın. Yiyeceklerden aldığın enerjiyi tümüyle özümseyebilmek için, önce yediklerini beğenmelisin. Lezzet bu işin anahtarıdır. Lezzetin tadına varmalısın.Yemekten önceki duanın sebebi de budur. Farkındalığı sağlar.Sadece yiyecek bulduğumuza şükretmek için dua etmeyiz, vücudun besindeki enerjiyi iyice özümsemesi için de dua ederiz.Yemek yemeyi bir deneyim haline dönüştürmek gerekir. Yemek yemek ilk adımdır, bu yolla kişisel enerjinizi arttırdıktan sonra, diğer nesnelerdeki enerjilere karşı daha duyarlı olabiliyorsun ve bundan sonra yemek yemeden bu enerjiyi özümsemeyi öğreniyorsun.
Çevremizdeki her şey enerjidir. Ne var ki; hepsinin türü değişiktir. İşte bu yüzden bazı yerler enerjiyi diğer yerlerden daha fazla artırır. Bu senin şeklinin uyumuna bağlıdır. Önce enerji alanlarını görmeye başlıyorsun, bunun için;
• Dikkatini çevreye yönelt.
• Enerji ile dolmaya başlayınca, çevrendekilerin nasıl göründüklerine bak.
• Bunu gördüğün her varlığı göz önüne getirerek yap.
• Eşsiz güzellikleri özümse.
• Bitkilerin ışımaya başladığını düşün.
• Ne kadar uzakta olursa olsun her şeyin yakınında olduğunu hisset, dokun, bağlantı kur.
• Nefes al ve enerjiyi içine çek. Bu noktada hissettiğin SEVGİ. Bunun için kendini zorlamaya gerek yok, o kendiliğinden ortaya çıkar.Sevginin içine girmesine izin ver. Nesnelerin (sadece nesnelerin değil aynı zamanda bunu insanlar içinde yapabilirsin) güzelliklerini, eşsizliklerini takdir edince enerji alıyorsun, hislerin sevgi düzeyine yükselince, gönüllü olarak enerjini geri veriyorsun. Bu mistik bir deneyimdir ve bunu kısacık bir ANda yakalayabilirsin. Bu herkesten ileriye sıçrayabilmek ve geleceğe göz atabilme durumudur. Bu durum ne yazık ki uzun süre korunamaz. Bilinci normal düzeyde olan bir insanla konuşmaya çabalayınca ya da halâ çatışmaların sürdüğü bir dünyada yaşamaya çalışınca, bu ileri durumdan sıyrılır ve tekrar kendi eski düzeyimize döneriz. Bundan kurtulabilmek için gördüklerimizi, hissettiklerimizi yeniden yeniden tekrar etmeliyiz. Böylece her seferinde biraz daha sonsuz bilince doğru ilerlemeye başlarız. Ancak bunu yaparken, enerji ile dolup yaşamayı bilinçli bir şekilde yapmalıyız.Çünkü rastlantıları sağlayan işte bu enerjidir ve rastlantılar sürekli bir temele dayanan, yeni bir düzeyi gerçekleştirmemize yardımcı olurlar.
5. Bu bilgi, insanların diğerlerini kontrol altına alıp, düşüncelerine hükmederek, enerjilerini çalmak eğilimi gösterdiklerini açıklar. Enerjimizin kesildiğini ve ondan yoksun kaldığımızı hissettiğimiz zaman hepimiz aynı şeyi yaparız. İnsanları ve durumları kontrol ederek enerjinin sana doğru akışını sağlamak için, dramalar yaratırsın. Dramalar şöyle sıralanır; acındırma, korkutucu, sorgulayıcı ve mesafeli. Mesafeli dramada, esrarengiz ve gizemli bir görünüm kazanıyorsun, kendi kendine ihtiyatlı davrandığını söylüyorsun, ama aslında bu dramanın içine başkasını çekip, sana ilgi göstermesini ümit ediyorsun. Ardından birisini bu dramanın içine çekince, açık davranmıyorsun ve gerçek duygularını anlamaları için karşındakileri zorluyorsun. Onlar senin gerçek duygularını anlamaya çabalarken, fazlasıyla ilgi gösterip, tüm enerjilerini sana yolluyorlar. Nedenli esrarengiz davranıp, nedenli ilgilerini çekersen, daha fazla enerji alırsın. Şayet kendimize dikkatle bakıp enerjiyi yönlendirmek için neler yaptığımızı keşfetmezsek, hiçbir ilerleme olmaz.
Sorgulayıcı dramadan enerji kazanan bütün insanların amacı ise, sorularıyla eşeleyip deşeleyip, diğerlerinin yaşantılarındaki yanlışları ortaya çıkarıp eleştirmektir. Bu dramayı hazırladıktan sonra, diğerlerinin yaşantılarını her açıdan eleştirirler. Eğer istedikleri kişiyi bu dramanın içine çekebilirlerse, hazırladıkları strateji başarıya ulaşır.Diğerleri ise birden bire sorgucunun karşısında kendilerini suçlu hissederler ve sorgucunun dikkatini çekecek hatalar yapmamak için, sorgucunun yaptıkları ve düşündükleri ile ilgilenmeye başlarlar. Sorgucu bu fiziksel saygı sayesinde gereksinim duyduğu enerjiyi sağlar.
Şayet biri sizi sözle yada fizik gücüyle tehdit edecek olursa, başınıza kötü bir iş geleceği korkusuna kapılır, ona zorla ilgi gösterip enerjinizi verirsiniz.Sizi korkutan kişi tarafından, saldırgan türden dramanın içine çekilirsiniz.Bu dramanın adı korkutucu dramadır.
Diğer yandan eğer birisi başına gelen bütün kötülüklerden sizi sorumlu tutar ve ona yardım etmediğiniz takdirde bu kötülüklerin başına gelmeye devam edeceğini söylerse, o zaman bu insan, acındırma draması ile enerjinizi çekiyor demektir. Burada dikkat edilmesi gereken konu dramaların karşı dramaları yarattığıdır.Örneğin mesafeli insanlar sorgucu insanları yaratıyorlar aynı şekilde sorgucu da insanları mesafeli yapıyor. Korkutucu da acındırma durumunu yaratıyor.
6. Geçmişi berraklaştırmak, bireysel yollarla çocukluğumuzda öğrendiklerimizi kontrol etmekle başlar.Dramaların farkında ol. Bunlardan bir kez kurtulduğunda, kendini daha yüksek seviyedeki evrimsel kimliğinde bulursun. Gözünü açıp gerçek kimliği bulmak gerekir.İnsanlar kendi tarihsel durumları içine doğarlar ve hayatta destekleyecek bir nesne bulurlar. Başka bir amacın peşinde koşan diğer bir insanla birlikteliği oluştururlar. Bu beraberlikten çocuklar doğar ve rastlantıların önderliğinde, bu iki durumu birleştirip daha yüksek sentezlere varırlar.Burada önemli olan, enerji ile her doluşta hayatı daha ileriye götürecek bir rastlantı meydana gelir ve bu düzeydeki enerji içselleştirilir. Böylece daha yüksek titreşimlerde varlık sürdürülür. İnsanlar evrimlerine böyle devam ediyorlar. Şimdiki süreçte bunun hızlandırılması gerçekleşecek. Bir kez hayatın ne olduğunu anlamak bu noktada önemli.
NOT: sık sık durup gerekli enerjini tekrar toplamayı sakın unutma. Her zaman enerji dolu ol ve sevgi konumunda kal. Bir kez sevgi konumunu elde ettin mi, hiç bir şey ve hiçbir kimse sendeki enerjiyi çekip alamaz. Aslında, senden taşan enerjinin yarattığı akıntı aynı oranda enerjiyi senin içine çeker. Enerjin asla tükenmez. Ancak enerjinin tükenmemesi için, hep onun işlevlerinin bilincinde olmalısın. Bu özellikle insanlarla karşılıklı etkileşim içindeyken çok önemlidir.
7. Yedinci bilgi de, nesnelerin dikkatimizi çekişinden, belirli düşüncelerin, bize rehberlik etme maksadıyla aklımıza gelişinden sözedilir.Yedinci bilgi, düşlerden söz eder, düşlerle kendi hayat öykümüzü kıyaslamamızı söyler. Yedinci bilgi bizim gerçekleştirdiklerimizden daha çok düşüncelerimiz olduğunu söyler. Bunları fark etmemiz için iyi bir gözlemci olmamız gerekmektedir. Aklımıza bir düşünce geldiği zaman NEDEN diye sormalıyız. Şimdi neden bu düşünce özellikle aklıma takıldı?Yaşam sorunumla bunun ne ilgisi var? Gözlemci durumuna geçince her şeyi kontrol etme gereksiniminden de kurtuluruz ve bu bizi evrimin akışının içine sokar. Bu noktada olumsuz düşünceler aklımıza gelince ne olur sorusu sorulabilir. Kötü bir şey olacağından korkmak, sevdiğimiz birisinin acı çekmesi ya da çok istediğimiz bir şeyi elde edememek gibi sorunlar aklımıza takılırsa ne olur?Yedinci bilgi, korku imajları belirir belirmez engellenmelidir, ardından da aklımıza iyi düşünceler getirmeliyiz der.Kısa süre sonra, olumsuz görüntüler hemen hemen hiç belirmezler. Seziler hep olumlu konularda olmalıdır, eğer olumlu imajlardan sonra olumsuz imajlar belirirse, bunları kesinlikle ciddiye almak gereklidir. Buna göre örneğin eğer aklına kamyon kazası geçireceğin gelmişse ve biri seni kamyonla bir yere götürmeyi teklif ederse reddetmelisin.
8. Sekizinci bilgi diğerleriyle kurulacak ilişkilerde enerjiyi kullanmanın yolunu gösteriyor.Enerjiyi nasıl yansıtacağını ve başkalarına bağımlılıktan kaçınmak gerektiğini söylüyor.Özellikle çocuklarla kurulan ilişkilerde, onların hatalarını sürekli düzeltmenin, onların enerjilerini tüketmek olduğu belirtiliyor. Çünkü bu durum onlarda kontrol dramaları yaratıyor. Sekizinci bilgi bize, gelişmeye başladığımız ilk andan itibaren, otomatik olarak karşı cins enerjisi almaya başladığımızı hatırlatır. Bu doğal olarak evrenin enerjisinden gelir. Ancak burada dikkatli olmamız gerekir, çünkü bir başkası gelip bu enerjiyi doğrudan bize vermeye kalkınca, biz hemen gerçek kaynakla bağımızı kesiveririz ve sonra gerileme başlar.
Bu noktada AŞKtan söz etmeliyiz. Aşk olduğunda, iki kişi bilinçsiz olarak enerjilerini birbirlerine verirler ve mutluluk ve neşe inanılmaz derecede artar, titreşimler yükselir. Ne yazık ki, insanlar kısa sürede birbirlerinden gelen bu enerjiye bağlanırlar ve evrenden sağladıkları enerjiyi keserler, oysa iki kişinin birbirine verecek yeterli enerjisi yoktur. Bir süre sonra birbirlerine enerji vermeye son verip, diğerinin enerjisini elde etmeye çalışırlar ve çocukluk dramalarının içine düşerler.Ve sonuçta ilişki giderek yozlaşır ve güç mücadelesine dönüşür. Aslında bu durumdan tam olarak kurtulmayı öğreninceye kadar alfabedeki C harfi gibiyizdir. Karşı cinsten kolay etkileniriz, onun yarım kalmış dairesi gelip bizimkiyle birleşir.Birbirimize enerji akıtmaya başlarız, gerçekte ise kendi dışında diğer yarısını arayan bir başka insanla birleşmiş oluruz. Karşıt cinsten birine bağımlı olmamızın nedeni, karşıt cinsin enerjisini elde etmek istememizdir. Halbuki, içimizdeki kaynaktan aldığımız mistik enerjinin hem erkek hem de dişi yönü vardır. Zamanla onun dışarı vurmasını sağlarız ama evrime ilk başladığımız sıralar çok temkinli davranırız. Bütünleşme işlevi zaman alır. Eğer olgunlaşmadan eril yada dişil enerjimiz için, insan kaynağı ile bağlantı kurarsak, evrensel kaynağın akışını durdururuz. Önce daireyi kendimiz bütünlemeliyiz.Evren ile bağlantımızı sağlamlaştırmalıyız. Bu zaman alır ancak bunu sağladıktan sonra yüksek ilişkiler kurabiliriz. Böylece bütünleşmiş bir insanla romantik ilişki kurduğumuzda süper-insanı yaratırız. Ama bu bizim bireysel gelişimimiz engellemez. Bu deneyime ilk başlarken, karşılıklı bağımlılık ilişkisinin ilk günlerinde duyulan iyilik ve keyfin tadını, tek başına olduğun zaman çıkarmalısın. Onu içine almalısın.Bundan sonra gelişmeye başlarsın ve kendine uygun romantik ilişkiler sana ulaşır.
Gerçek enerji yansıtmasında bağımlılık ve bağımlı olma eğilimi yoktur. Çünkü insanların ikisi de gelecek mesajları beklemektedirler. Eğer konuştuğumuz, mesaj alıp verdiğimiz kişilerin dramalarına yanıt vermezsek, onların dramaları bozulur böylece bizde mesajı görebilme şansını yakalarız.Bunu yapabilmek içinde karşıdakinin oynadığı dramayı tanımlamamız gerekir. Bütün dramalar enerjiyi elegeçirmek için stratejiler uygularlar, dramayı tanımlayıp söylediğimiz anda bu oyun bozulur.
Unutmamamız gereken hayatta yolumuza çıkan herkesin bize bir mesajının olduğudur.Yoksa başka yola saparlar ya da bizden önce ya da bizden sonra o yoldan geçmeyi tercih ederler. Özellikle sorunumuz olduğunda, yanıtları bize verecek insanlarla karşılaşırız. Karşılaştığımız her insanın bize bir mesajı vardır. Tesadüfi rastlantılar yoktur. Ama bu rastlantılara nasıl yanıt verdiğimizi, bize iletilen mesajları algılayabilme derecemiz belirler.Yolumuza çıkan biriyle o an yaptığımız sohbet o anki sorularımıza yanıt vermeyebilir ama bu yaptığımız sohbetin bir mesaj taşımadığı anlamına gelmez.
9. Dokuzuncu bilgi der ki; enerji düzeyimiz arttıkça vücudumuzdaki atomların titreşimlerinin düzeyi de artar. Kısaca ruhumuzu arındırıp hafifleriz.

sevgi ve ışıkla…
*Kaynak: 9 KEHANET (James Redfield, 2006, Altın Kitaplar)

Ruh Hastası Kadın Yoktur…

12794794_10154061813834665_8422516482655792615_o[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Istanbul semtlerinin isimleri nereden geliyor ?

istanbul1[1]

Aksaray: Fatih’in sadrazamı İshak Paşa, İç Anadolu Bölgesi’ndeki Aksaray’ı ele geçirdikten sonra orada yaşayan bölge insanlarını bugünkü Aksaray semtinin bulunduğu yere gönderir. Aksaraylılar da semte adlarını verirler.

Ahırkapı: Marmara Denizi’nin kıyısında yer alan yedi ahır kapısından birisi olan bu semte, Padişah atlarının bulunduğu has ahırın yanında yer aldığı için Ahırkapı ismi verildi.

Bağlarbaşı: Semt, en ünlü bağ ve bahçelerin bir dönem burada yer almasından dolayı bu adla anılıyor.

Bebek: Semtin isminin nereden geldiği konusunda iki rivayet bulunuyor. Bunlardan ilki, Fatih Sultan Mehmet’in bölgeyi koruması için gönderdiği bölükbaşının Bebek lakaplı olması. Diğeri ise padişahın semtteki bahçesinde gezerken yılan görüp korkan şehzadesine bebek demesi ve bundan sonra bahçesinin bebek bahçesi olarak anılması.

Beşiktaş: İlk görüş, semtin ismini Barbaros Hayrettin Paşa’nın gemilerini bağlamak için diktirdiği beş taştan aldığı yönünde. Diğeri ise bir papazın burada yaptığı kiliseye Kudüs’ten getirdiği beşik taşını koyduğu ve ismin buradan geldiği yönünde.

Beyazıt: Sultan II. Beyazıt’ın buraya kendi ismiyle anılacak bir külliye yaptırmasından sonra semt, Beyazıt olarak anılmaya başladı.

Beyoğlu: Semtin isminin nerden geldiği konusunda çeşitli rivayetler bulunuyor. Bunlardan ilkine göre, İslamiyet’i kabul edip burada oturmaya başlayan Pontus Prensinden adını alıyor semt. Diğerine göreyse, ‘Bey Oğlu’ diye anılan Venedik Prensinin burada oturmasından geliyor semtin adı. Son bir rivayet de, burada oturan Venedik elçisine, yazışmalarda, “Beyoğlu” diye hitap edilmesinden semtin bu adla anıldığını söylüyor.

Bakırköy: Bizanslıların ‘Makri Hori’ dedikleri semt, 14. yüzyılda Osmanlıların eline geçince ‘Makriköy’ adını aldı. 1925’te ulusal sınırlar içindeki yabancı kökenli adların değiştirilmesi sırasında Atatürk’ün isteğiyle semt Bakırköy adını aldı.

Bostancı: Semt, adını eskiden her türlü meyve ve sebzenin yetiştirildiği bostanlardan biri olmasından alıyor.

Çemberlitaş: Bizans’ın en önemli meydanlarından Constantinus Forumu’nun bulunduğu yerdeki büyük sütunlardan birisi olan Çemberlitaş, semte adını verdi.

Çengelköy: Eskiden gemi çapaları bu köyde yapıldığı için isminin buradan geldiği tahmin ediliyor.

Eminönü: Osmanlı döneminde çarşıdaki esnafı denetleme yetkisi ‘Emin’lere aitti. Semt, adını burada bulunan ‘Gümrük Eminliği’nden alıyor.

Feriköy: Semt adını Sultan Abdülmecit ve Abdülaziz dönemlerinde yaşayan Madam Feri’den alıyor. Bölgede bulunan geniş topraklar padişah tarafından Madam Feri’nin eşine bağışlanmıştı. Ama eşi ölünce semt onun ismiyle anılmaya başlandı.

Galata: Gala, Rumca da “süt” anlamına geliyor. Bir rivayete göre Galata’nın adı semtteki süthanelere gönderme yapılarak türetildi. Başka bir görüşe göre ise İtalyanca ‘denize inen yol’ anlamına gelen ‘galata’ kelimesi düşünülerek bu isim verildi.

Okmeydanı: Fetih Ordusu kuşatmanın bir kısmını burada kurulan karargâhta geçirmiş. Semtin ismi de böylelikle Okmeydanı olarak kalmış.

Şişli: Şiş yapımıyla uğraşan ve Şişçiler diye anılan bir ailenin burada bir konağı olduğu ve ‘Şişçilerin Konağı’nın zamanla değişikliğe uğrayarak ‘Şişlilerin Konağı’ hâline gelmesiyle semtin adının Şişli olarak kaldığı anlatılıyor.

Şaşkınbakkal: Henüz yerleşimin olmadığı dönemlerde yaz günleri denizden yararlanmak için bölgeye gelenlere bir bakkal dükkanı açıldığını görenler, burada iş yapılmayacağını düşünerek bakkala “şaşkın bakkal” yakıştırması yaptılar. Bundan sonra da semt Şaşkınbakkal olarak anılmaya başlandı.

Sütlüce: Bugün Sütlüce semtinin olduğu yerde Süt Menbat isimli bir Rum köyü vardı. Köyün bir köşesindeki bakır bir kadın heykelinin memelerinden su akar; bu suyun, kadınların sütünü çoğalttığına inanılırdı. Bundan dolayı semt, Sütlüce olarak anılır oldu.

Tahtakale: Sözlük anlamı ‘kale altı’ olan Taht-el-kale’nin bozulmasıyla Tahtakale’ye dönüşen semtin, Mercan ya da Beyazıt dolaylarındaki eski sur benzeri yapının aşağı kotunda yer aldığı için bu ismi aldığı tahmin ediliyor.

Taksim: Osmanlı zamanında sucuların; suyu, halka taksim ettikleri yer, Taksim olarak anılmaya başlandı.

Teşvikiye: Sultan Abdülmecit’in bir mahalle kurulması için teşvikte bulunduğu semtin adı Teşvikiye olarak kaldı. Bu durumu, Harbiye Karakolu ile Rumeli ve Valikonağı Caddelerinin kesiştiği kavşakta bulunan iki taş belgeleliyor.

Unkapanı: Bazı satış yerlerinde Arapça’da ‘Kabban’ adını taşıyan büyük teraziler bulunduğundan, buraları Kapan adını taşırdı. Sahiline buğday ve arpa yüklü gemiler demirlediğinden, semt bu adı aldı.

Üsküdar: Bizans devrinde, Skutari denilen asker kışlaları, şehrin bu yakasında yer aldığı için semt Skutarion diye anılıyordu. Bu isim zamanla Üsküdar’a dönüştü.

alıntı

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

ÇOK BASİT BİR SAĞLIK UYARISI…

297291_423125481086905_433933942_n[1]

Mümkünse, her sabah veya akşam, günde bir kez olabilir, sert bir zemin üzerinde çıplak sağ ve sol ayak üzerinde, GÖZLERİNİZ KESİN TAM KAPALI her iki kolunuz yanlara T şeklinde açık, yaklaşık 30 sn.’de 100’e kadar, tek ayak üzerinden “sesli” sayarak DENGE’de durma eğitimine vücudunuzu ve beyninizi mutlaka ACİL alıştırınız.

İlk bir hafta sayamamanız çok normal. İlk bir haftadan sonra, 100’e kadar sayarak bu eğitime vücudunuzu alıştırırsanız, ileride kesinlikle ALZHAIMER konusunda sorun yaşamazsınız.

Huzurlu ve Kaliteli yaşamanız, “en az 100 yaşınıza kadar, her konuda birlikte sağlıklı yaşlanabilmemiz dileğiyle…”

ÖZEL NOT: Lütfen, olabildiğince fazla, özel dostlarınızla bu çok basit bilgiyi paylaşıp, kendilerini bilgilendiriniz…
Şu an olmasa bile, yıllar sonra özel dostlarınızın dualarını sürekli alırsınız… TEŞEKKÜRLER…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »