Başkalarının düşünceleriyle bilgelik etmektense,kendi hesabına delilik etmek daha iyidir!

543264_327611994019923_44857433_n[1]

Birçok şeyi yarım yamalak bilmektense,
hiç bilmemek daha iyidir!
Başkalarının düşünceleriyle bilgelik etmektense,
kendi hesabına delilik etmek daha iyidir!

Nietzsche

Herşeyin üstüne gelip, seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde, SAKIN VAZGEÇME!… İşte Orası Kaderinin Değişeceği Noktadır…

Ben bir çok şeyin farkına varan, ama bunu kimsenin yüzüne vurmadan …kalbinde saklayanlardanım

images[9]

Ben bir çok şeyin farkına varan, ama bunu kimsenin yüzüne vurmadan kalbinde saklayanlardanım

Ruhşen Akbaş

Gizli Şekerim Var Dediğin Bu Muydu?

Müstakbel Evim…Bölüm 4

Yanık ve Yumurta…

Evet bunu daha önce duymuştum

‘YUMURTA AKI’ Bu yöntem itfaiyecilerin eğitimi sırasında ders olarak verilmiş Bir yanık meydana geldiğinde, kapsadığı alan ne olursa olsun ilk yardım, etkilenen alanı sıcaklık azalıncaya ve deri tabakalarını yakmayı bırakıncaya kadar soğuk… suyun altına tutmak ve sonrasında bu bölgeye yumurta akı uygulamaktan oluşmaktadır.

…Bir kimsenin elinin büyük bir kısmı kaynar su ile yandığında, duyduğu büyük acıya rağmen elini soğuk su musluğunun altına tutmuş ve sonrasında 2 yumurta kırmış, aklarını ayırmış ve çırpmış ve elini içine daldırmıştır. Eli o denli yanmış durumdadır ki yumurta akı uygulanır uygulanmaz derisi kurumuş ve yumurta akı bir film tabakası oluşturmuştur. Daha sonra bu kişi yumurta akının doğal bir kollajen (bir tür albüminoid) olduğunu öğrenmiş ve en az bir saat boyunca eline tabaka üzerine tabaka gelecek şekilde yumurta akı uygulamıştır.

Öğleden sonra hiçbir acı duymaz olmuştur. Ertesi sabah yanık bölgesinde nerdeyse belirsiz bir kırmızımsı leke kalmıştır. Elinde sürekli ve feci görünüşlü bir yara izi kalacağını düşünürken 10 gün sonra geride hiçbir yanık izi kalmamış ve hatta deri eski normal rengine yeniden kavuşmuştur! Yanan bölge yumurta akında mevcut ve aslında vitamin dolu bir plasenta (etene) olan kollajen sayesinde tamamen yenilenmişti…

Sana Geçmişi Unutturucam Demiştim Aşkım!…

BİLDİĞİN DEYİĞ, UYGULADIĞINDIR ÖNEMLİ OLAN;CAN TANEMM

BİLDİĞİN DEYİĞ, UYGULADIĞINDIR ÖNEMLİ OLAN; CAN TANEMM

ÜMMÜ GÜL TURGAN

Ben sen arkadaş olarak görüyorum Egemen?

Bir şeyi çok sevmek, insanı o şeye karşı kör ve sağır yapar…

Duyguların esiri olmamak mümkün…

SEDA DİKER

  • 16.02.2013

Çevrenizde mantığının yerine korkularının sesini dinleyenler mutlaka vardır. Onları eleştirmek yerine, korkularını ve acı çektiklerini anladığınızı hissettirin

SİZ hiç duygularınızla inançlarınız arasında sıkışıp kaldınız mı? Eğer böyle bir sıkıntı yaşadıysanız, doğrudan acı çekmeye başlarsınız. Çünkü sizi artık kalbiniz bir yöne, zihniniz ise tam zıt yöne çeker. Üstelik daha da kötüsü, mantığınızın sesini değil, korkularınızın sesini dinlemeye başlarsınız. Korku dünyası, tıpkı bir sarmal gibidir. Döne döne aşağı iner, her basamakta daha da çaresiz hissedersiniz. Mutlaka karşınıza böyle insanlar çıkmıştır. Gecenin bir yarısı, ne yaptığını merak edip çıldırmışçasına âşık olduğu kişiyi defalarca arayan birini hayal edin. Cevap alamadığı halde aynı numarayı 10-20 kere çevirmek ne kadar acıdır, bilir misiniz? Üstelik her önüne gelene yapmıyordur bunu. Hatta oldukça gururludur da, kimseye taviz vermez. Sadece o kişiye karşı zayıftır. Peki ya sevdiği kişiye tavizler veren, hatta onun için gereksiz masraflar yapan birini düşünebilir misiniz? Kendisine zor yeten maaşını riske atıp hayatından çıkmasını istemediği kişi için kredi alan, borçlanan, ona para kaptıran birini… Akıllı bir insan olduğu şüphesizdir, başka biri istese, belki de asla vermeyecektir, ama onun için her şeyi göze alabilir. Asla karşılığının olmayacağını bildiği halde, ona pahalı hediyeler alır. Herhangi bir istekte bulunulmamasına rağmen yardım etmeye kalkışır. Ya da bakire bir genç kızı düşünün… Sevdiği adamı kaybetmemek için kendi inançlarına ters düşmeyi göze almış. Asla kimselere dokundurtmadığı dudaklarını, kendisini hiç sevmeyen, sadece zevki uğruna kendisini cinselliğe zorlayan bir erkeğin uğruna harcamış bir genç kızı… Suçluluk duygusu ve vicdan azabı, etkisiyle kendisini kötü hissederken, bir yandan onu kaybetmemek için inançlarından taviz vermeyi göze alıp acı çekiyor. Ya da asla kendisini gerçek anlamda sevmeyecek birine platonik olarak âşık olan ve sırf bu yüzden hayatına asla yeni birini sokmayan mahçup bir delikanlıyı düşünün… Eğer başınıza henüz gelmediyse, onları anlayamazsınız. Hatta hariçten gazel okuyup, “Ne var canım, mantığını kullansın ve bu sevdadan vazgeçsin,” bile diyebilirsiniz.
MANTIK, İŞE YARAMAZ Oysa anlamamız gereken, mantığın asla işe yaramadığıdır. Bunu saatlerce oturup analiz etseniz, çocukluğunuza inip sebebini bulsanız, kaybetme korkunuzu tespit etseniz, yine de önüne geçemezsiniz. Çünkü içinden geçmeniz gereken acı, çok büyüktür ve bunu göze almak zordur. O yüzden, çevremizde zayıf görünen kişileri anlamaya çalışalım. Onlara doğru yolu göstermek yerine, korku ve acı çektiklerini anladığımızı söyleyelim. Bir uzmana yöneltelim ve acı çekerken yanlarında olalım. Eleştirip bir şeyleri yasaklamanın manası yok. Ama korkuların hepsi de dönüştürülebiliyor. Yeter ki bunun bir çeşit bağımlılık olduğunu idrak edelim. Hepimizin başına bir gün gelebilir. Acı çekmekten korkmazsak, yenilmişlik duygusuna girmekten çekinmezsek, bir süre sonra zehir, bedenimizden çıkıp gidecektir. Ama o aralıkta acınızı hafifletebilir, topraklanabilir ya da yardım alabilirsiniz. Tek şart, bağımlı olduğunuz kişiden kesin olarak kopmaya karar vermektir. Sakın arafta kalmayın, kararsız olmayın. Bağımlılığınız sürüp gider. Özgür ve mutlu yaşamanız

http://www.sabah.com.tr/Cumartesi/2013/02/16/duygularin-esiri-olmamak-mumkun

Dışındaki Hava Karardığında, İçindeki Işığı Yak…Azimli İnsanın GÜNEŞ’i içinden doğar!…

Sahi Sevgi Neydi……?

Sahi Sevgi Neydi……?
Bir tabela assak:
“Sevdiklerime verdiğim zarar için özür diliyorum.
Şu anda tadilat halindeyim, yenileniyorum…”

Elif Şafak

Çekim yasası kuralı şudur: Ne istiyorsan onu çekemezsin, neysen onu çekersin.

Çekim yasası kuralı şudur:  Ne istiyorsan onu çekemezsin, neysen onu çekersin.

Wayne Dyer

Evlilikte ve ilişkide erkeklere söylenmemesi gereken 10 sözler vardır. En iyisi mutlu bir evlilik ve ilişki için bu sözleri sarf etmeden önce bir daha düşünelim!

422596_601526229860858_208504785_n[1]Evliliğinizde her şey çok iyi giderken, bu cümleleri kullandığınızda her şeyi mahvedebilirsiniz. Çünkü bu ‘erkeksavar’ ifadelerin altında yatan, ilişkinizle ilgili çok büyük sorunlar var demektir. Bu cümleleri ilişkinizde kullanmamanızı tavsiye eder ve mutlu bir ilişki için önerilerimizi bir okuyun diyoruz!

“Ben demiştim” Aslında bu cümleyi sadece evliliğinizde değil, tüm ilişkilerinizde sarf etmemelisiniz. Evet, siz bir şey öngörüp karşınızdakini uyarmış olabilirsiniz ve karşınızdaki sizi dinlememiş, aynen öngördüğünüz duruma düşmüş olabilir. Konu her ne olursa olsun, “Ben demiştim” veya “Ben bunu sana söylemiştim” gibi cümleleri kullanmayın. İtici güce sahip bu tip ibareler (ifade edilmediği zaman da bakışlar) mutlu bir evliliği bir savaş alanına dönüştürebilir. “Bugün canım istemiyor” Yanlış yatak cümlelerinden birincisi… Elbet her zaman aynı tutkuyu ve şehveti yakalamak mümkün değil biliyoruz, biz de size sürekli istekli olun demiyoruz zaten……!

Ama “Bugün canım istemiyor”, “Çok başım ağrıyor, başka zaman” gibi yatak cümlelerinin sürekli kullanımının evliliğinizi kötü etkileyeceğini unutmayın. Çünkü cinsel sorunlar, evlilik problemlerinde en çok karşılaşılan konudur.

“Keşke…” ‘Keşke’ geçmişte yaptığımız bir şeyle ilgili duyduğumuz pişmanlığın en net ifadesidir. Kendimizi pozitif hissetmemiz için bu kelimeyi kullanmamız doğru olmadığı gibi, eşimizle ve ilişkimizle ilgili konularda bu kelimeyi sıklıkla dile getirmemiz sağlıklı olmayacaktır. Hele ki ‘keşke’yi eşinizin fiziki özellikleriyle ilgili cümle içinde kullanırsanız (“Keşke daha az tüyün olsaydı” veya “Keşke daha kaslı olsaydın” gibi) ilişkiniz pek de iyiye gitmeyecek demektir. “Onun kocası böyle yapmıyor ama” Partnerinizi Brad Pitt’le de karşılaştırsanız, çevrenizdekilerin eşleriyle de karşılaştırsanız; karşılaştırma karşılaştırmadır! Ve karşınızdaki için oldukça moral ve sinir bozucu bir durumdur. Çünkü birini biriyle karşılaştırmanız demek, ona karşı memnuniyetsizliğiniz şeklinde algılanır ve ilişkiye ciddi zararlar verebilir.

“Sen beceremezsin, ver, ben yapayım” Hele ki konu bir vidayı sökmek veya televizyonun kablosunu bağlamaksa… Bu cümleyi asla kullanmayın. Erkeklerin kendileriyle en çok övündüğü konulardan biri de el becerileri, tamirat işleridir. Siz de yapabiliyorsunuzdur belki, ama bu seferlik tutun kendinizi. Bırakın tamirat çantası onun olsun; siz de yatın koltuğa, uzatın ayaklarınızı!

“Sen zaten şöylesin, sen böylesin” Bir insanın kişiliğine dair konuşmak, kime yapılsa yanlış bir harekettir. Hele ki bir tartışma esnasında “Sen zaten kötü bir adamsın” veya “Sen çok bencilsin” gibi kişiliğe dair sert ifadeler kullanmak, ilişkinizde kolay kolay iyileşemeyecek yaralara yol açabilir. Unutmayın, eşinizin kişilik ve karakteri üzerine değil de; sizi üzen, sinirlendiren hareketleri, eylemleri üzerine konuşmanız çok daha sağlıklı olacaktır. “Ona da böyle yapıyor muydun?” Kıskançlık, hele ki eski defterleri açtıran bir kıskançlık, ilişkiyi en olumsuz etkileyen şeylerden birisidir. Kıskançlığın aslında bir kişilik bozukluğu olduğunu hatırlayıp hala bir şeyleri sorgulamakta kendinizi durduramıyorsanız, bir de şunu düşünün: adı üstünde ‘eski’ ilişki bitmiştir ki siz bir ilişki yaşıyorsunuzdur.

“Niye?” ‘Niye’ yerinde ve dozunda kullanıldığında çok normal bir soru ifadesidir. Ama çok sık kullanılmaya başlandığında rahatsız edici boyuta, hatta karşınızdakini çıldırtma boyutuna kadar gelebilir.

“Niye bugün benimle ilgilenmiyorsun”,“Niye saçımı fark etmedin” gibi ardı ardına gelen soru cümleleri bir erkeği o ortamdan rahatlıkla kaçırabilir.

“Ben senin için yapmıştım…” İyilik, fedakarlık… Tabi karşılığını gördüğünüzde daha da keyifli bir hal alır, ama temelinde bu eylemler karşılıksız olarak düşünülmelidir. Eğer karşılığını hiç göremediğiniz bir durum varsa, partnerinizi karşınıza alıp konuşmanız en doğrusu olacaktır. En yanlış olan ise “Ben senin için yapmıştım ama…” gibi başlayan cümleler kurmak olacaktır. “Kredi kartını ödünç verebilir misin?” Eşinizi evden kaçırmak istiyorsanız işte ona bu soruyu sorabilirsiniz. Şaka bir yana, bu soru da erkekleri oldukça korkutabilir. Kadınların alışverişe düşkünlüğü tartışılamaz. Bu nedenle bir erkeğin eşine ödünç vereceği kredi kartı, ay sonu gelecek yüklü bir faturanın da ayak sesleridir.

Mehmet Coşkun