Yılın Son Günü Yapılması Gerekenler

1)Yılın Son Günü Evi Arındırmak İçin
Evinizde ada çayı yakın
Evi ve ev kapısının önünü elma sirkesiyle silin
Elma sirkesiyle yıkanın
2)Yılın Son Günü Alınması Gerekenler
Kırmızı giyin
Eve kırmızı bir şey alın
Kırmızı ya da mor cüzdan alın
Eve pirinç şeker mercimek alın
3) Yılın Son Günü Yapılması Gerekenler
Hazırladığım ritüeli yapın https://anetteinselberg.com/2018/12/30/beklenen-yilbasi-ritueli-cikti-hepimizin-ve-butunun-hayrina-olsun/?fbclid=IwAR27nO7Y0GuYg6KsYuhOfkqa8EdfceuKd4Sl2guhqfUIigp0M6_SbEUijkQ
Üç kişiye sadaka verin
Üç kişi için dua edin
Allah hepimizin işini rast getirsin, tüm dileklerimiz kabul olsun, tüm hayırlı kapılarımız açılsın…
Hep hatırlayın bizler her şeyin en iysini hak ediyoruz
2020 BİZİM YILIMIZ OLSUN

Anette İnselberg / Her Şey Değişir Kitabımdan

2020 Yılbaşı Ritüeli…Bizlerin ve bütünün hayrına olsun…

48423610_510651156122978_4772193808181886976_n1[1]

2019′ un bizi üzen anılarını küle çevirip 2020’yi en iyi senemiz yapmak için harika bir ritüelim var.😊

Bu ritüeli 29 aralık-3 ocak tarihleri arasında yapabilirsiniz.

Ritüel Malzemeleri:
Mavi karton
Yeşil karton
Beyaz kağıt
Mavi kalem
Beyaz mum ve mum altlığı
3 adet kırmızı mum
Kırmızı kese
Anahtar
İki adet kalp etiketi
Şeker
Madeni para
Nar
İki adet naylon poşet

Ritüelin Yapılışı:
1)Ritüel alanını gündüzden fotoğraftaki gibi hazırlıyorsunuz. Ritüeli yapacağınız gün 21.00 den sonra mavi kartondaki mumun üzerine ve kağıda temizlemek ve dönüştürmek istediğiniz acılarınızı yazıyorsunuz.
Örnek olarak ‘’Hastalığım, kötü giden ilişkim, parasızlığım, işsizliğim, hayal kırıklıklarım, öfkem, kıskançlığım, pişmanlıklarım, acılarım, hatalarım, söyleyemediklerim yandı, bitti kül oldu…’’ şeklinde.
Not: Mumun üzerine yazabildiğiniz kadar yazın esas kağıda yazmak önemli…

2)Mavi kartondaki mumu yakıyorsunuz ve mumun alevinde kağıdınızı yakıp külleri tuvalete döküp sifonu çekiyorsunuz. Kağıdı yakarken hepsi geçti bitti kül oldu diyorsunuz…
3) Arkasından narı çift naylon poşete sarıp evin iç tarafında kapının önünde yere atıp patlatıyor ve yiyorsunuz. Narı patlatırken ve yerken ‘’şansım, kısmetim, bereketim, başarım, sağlığım evden başlayarak tüm evrene yayıldı, yayıldı, yayıldı’’ diyorsunuz.
4)Kırmızı mumları yakıyorsunuz. Şekerin üzerine iki adet kalp etiketini yapıştırıyorsunuz. Kırmızı kesenin içine madeni parayı, şekeri (üzerinde iki kırmızı kalp etiketiyle beraber) anahtarı yerleştirip sol elinizde tutuyor ve şu sözleri söylüyorsunuz    ‘’ Bugünden itibaren tüm zaman, mekan ve boyutlarda hayatımdaki tüm kilitleri açarak başarıyı, karşılıklı aşkı, bolluğu, bereketi, sağlığı ve neşeyi hayatıma aldım, hayatıma aldım ve hayatıma aldım. Ben her şeyin en iyisine, en güzeline layığım ve bunu hak ediyorum.’’ ve keseyi cüzdanınızda ya da çantanızda 2020 senesi boyunca taşıyorsunuz.
5)Mumları istediğiniz bir zaman söndürüp toprağa gömüyorsunuz ve yolda karşınıza çıkan üç kişiyi sevindiriyorsunuz.
Sağlıcakla,
Anette İnselberg
Not 1: Anahtar bisiklet kilidi, dolap kilidi olabilir, hırdavatçılar da var. Bir gün vaktiniz var arayın bulursunuz. Evet mutlaka anahtar olmak zorunda.
Not 2: Kırmızı kese evet kırmızı olmalı
Not 3: Mavi karton ve yeşil karton evet mavi ve yeşil olmalı. Sonraki ritüellerde kullanabilirsiniz.

Moskova Metrosunda Gezmeli…

26 Aralık Güneş Tutulması Ritüeli

80030968_556382985209539_2116689058905194496_n[1]

Geldik yılın kapanış tutulmasına…
26 Aralık’ta 4 derece Oğlak Burcu’nda Güneş tutulması gerçekleşecek…Güneş tutulmaları çok büyük etkiye sahip “Yeni Ay”lardır! Hem yeni başlangıçlar adına çok destekleyici bir dönem olurken hem de hiç beklemediğimiz fırsatları bize getirebilecek. Öyleyse haydi ritüel alanının başına diyoruz…
Bu ritüeli 25-30 aralık tarihleri arasında yapabilirsiniz…
Ritüel Malzemeleri
Sarı karton
Halkalı güneş tutulması baskısı ya da çizimi (Kenarları yuvarlayın)
4 adet turuncu gökyüzünde güneş baskısı ya da çizimi (kenarları yuvarlayın)
Turuncu kurdele ya da ip
Sarı mum altlığıyla (altlık istediğiniz renk olabilir)
Kibrit
5 adet kibrit ve onları koyduğumuz altlık
Çörek otu
Toprak
Turuncu yazan kalem
Beyaz zarf (üzerine turuncu kalemle ‘’2020 oldu oldu oldu’’ yazıyoruz)
Ritüelin yapılışı
Ritüel alanının gündüzden hazırlıyoruz. Akşam dokuzdan sonra sarı mumu yakarak ritüeli başlatıyoruz.
Önce 5 adet kibritin olduğu tabağı önümüze alıyoruz. Ve teker teker kibritleri yakarken şu sözleri söylüyoruz ‘’ 2019 yılında beni üzen, kıran, canımı acıtan tüm olayları düşünceleri ve anıları yakıyorum, ve küle dönüştürüyorum. Geçmişin beni bağlayan ve engelleyen tüm alışkanlık ve beklentilerini yakıyorum. Kurtuldum, kurtuldum, kurtuldum. Oh be’’
Ve üç kere derin nefes alıyoruz ve şu sözleri söylemeye başlıyoruz ‘’ yukardan aşağıya inen sarı ve turuncu ışıkla yıkanıyorum. Tüm hücrelerim, bedenim, ruhum ve kalbim yıkanıyor, arınıyor ve temizleniyor. Tüm dnalarım arınıyor. Zihnim arınıyor ve yıkanıyor. İçimdeki her bir zerre yıkanıyor ve arınıyor. Artık 2020 için dileklerimi dilemeye hazırım. Artık hayatıma mucize kapılarımı açmaya hazırım. Artık dileklerimin olmasına hazırım. 2020 dileklerim oldu, oldu, oldu. Teşkkür ederim, teşekkür ederim, teşekkür ederim.’’ Diyoruz ve turuncu kalemi elimize alıp güneşlerin üstüne birer adet dilek yazıyoruz. Yani toplamda dört adet dilek yazıyoruz.
Dileklerimizi yazdıktan sonra ‘’ oldu, oldu, oldu’ kalıbıyla bitirip zarfımın içine koyuyoruz.
‘’2020 oldu oldu oldu’’ zarfımızın içine çörek otlarını koyuyoruz ve zarfı kapatıp turuncu kurdeleyle bağlıyoruz.
Mum sönene kadar bekliyoruz. (Başka bir odada bekleyebilirsiniz.)
Ertesi gün mumdan kalanları ve kartonun üzerindeki toprağı bahçeye serpiyoruz.
Yaktığımız kibritleri ‘’ oh be kurtuldum’’ diyerek çöpe atıyoruz.
Zarfımızı mutfakta görünür bir yere koyuyoruz. (Burada istediğiniz kadar kalabilir) Ve zarfı her gördüğümüzde ‘’ 2020 oldu oldu oldu’’ diyoruz.
Sarı kartonu ve güneş tutulması baskısını bir daha kullanmak üzere saklıyoruz.
Şifa olsun,
Anette İnselberg

Ben Mutsuzum O Yüzden Bir Şey Yapamıyorum Diyenlere…

79334522_1420179978156233_5809648741988171776_n[1]

“Mutlu insanın hikayesi olmaz” demiş Umberto Eco
Kadın frengi hastası, 8 çocuğu var. Çocukların üçü sağır, ikisi kör, biri zeka engelli. Kadın hamile ve doğan çocuk; BEETHOVEN
Sarhoş baba, hasta anne, yatılı okullarda geçen yalnız bir çocukluk, bitmeyen depresyon ve sara hastalığıyla mücadele eden bir dahi; DOSTOYEVSKİ
6 çocuktan ilki, iki erkek kardeşi bebekken ölüyor, üç kızkardeşi Nazi zulmünde ölüyor. Baba baskıcı, geçimsiz. O ise hep yalnız, adı; KAFKA
11 yaşında babasını kaybediyor, dedesi sert kişilik. Evden gönderiyor. Yoksul aile, 11 yaşında tersanelerde çıraklığa başlıyor; GORKİ
Babasından sürekli kemerle dayak yiyen bir çocuk… çoğu geceler sokakta yatıyor. Cildi hasta, karaciğerinden muzdarip; BUKOWSKİ
13 yaşında annesi ölüyor, okula gidemiyor, hayatı boyunca ruhsal hastalığının tekrarlayan ataklarından muzdarip. Bir kitap kurdu; VİRGİNİA WOOLF
Babası borçları yüzünden hapishaneye düşünce çalışarak borçları ödemek, ailesine bakmak zorunda kalan, okula gidemeyen küçük bir çocuk kendini yetiştiriyor; CHARLES DİCKENS
Her ikisi de profesyonel oyuncu olan, üç çocuklu bir anne-babanın ikinci çocuğu olarak Boston’da dünyaya geldi. Doğduktan bir yıl sonra babası evi terk etti. Ertesi yıl annesi veremden öldü ve ortanca adını aldığı İskoç tütün tüccarı John Allan’ın himayesi altında büyüdü. Amerikan Gotik edebiyatın öncüsü oldu; EDGAR ALLAN POE

Platon’un ünlü mağara alegorisi

78429166_1418337318340499_4653246673194057728_n[1]

Aydınlanma ön yargılardan , boş inançlardan ve batıl itikatlardan özgürleşmedir.
Kant
Platon’un ünlü mağara alegorisi;
Bir mağaranın içinde, dışarıdan gelen ışığa arkalarına dönük olarak ömürlerini geçirmiş olan insanların tek gördükleri önlerine vuran hayvan, insan ve nesne gölgeleridir.
Gerçek formunu hiç görmemiş bu insanlar için tek gerçeklik bu gölgelerdir. Hapis olan kişilerden biri bir gün aniden serbest kalır.
Mağaranın dışındaki dünya ile karşılaşır. Tamamen ışık ile yani gerçek ile tanışan bu kişinin gözleri neredeyse körlük yaşar.
Zamanla şimdiye kadar gerçek sandığı gölgelerin aslında gerçek olmadığını ve gerçeklerin birer karanlık yansıması olduğunu anlamaya başlar..
Hayatın gerçeğini anlayan bu kişi mağaraya dönüp diğer insanlara gölgelerin sahte olduğunu ve asıl gerçeğin dışarıda olduğunu anlatmaya çalışır. Ancak dışarıyı hiç görmeyen bu insanlar anlatılanı idrak edemezler ve kızgınlıkla karşı çıkarlar…
Platon, mağara alegorisi yani benzetmesinde bir şeyleri anlamaya başlamış olan filozofların bunu halka anlatamayışını örneklemek istemiştir.

İşte insanın kendi içine ve kendi hayatındaki gölgelere bakması cesaret ister. Kendini kandırmak ve olmayacağa tutunmak kolaydır. Artık geçmişi bırakın.Cesur olan ve sizi mutlu edecek mucizelerin peşinden gidin.

Anette İnselberg

Sadece Bugün Seni Destekleyenlerin Sesini Duy…

1_5Jihyhx_85lfbT_YQhy_vw[1]

Sadece Bugün Seni Destekleyenlerin Sesini Duy

Her şey üstüne gelip, seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vazgeçme, işte orası kaderinin değişeceği noktadır” – Hz.Mevlana

Yeni bir şey yapmak istediğinizde bunu sevinçle, heyecan ve coşkuyla çevrenizdeki insanlarla paylaştığınız ve onlardan gelen olumsuz yorumlarlar sonrası daha başlamadan vazgeçtiğiniz çok olmuştur. Ve de ne yazık olmuştur. Şimdi sizle çok sevdiğim bir hikayeyi paylaşacağım sonra da konuya devam edeceğim.

Kurbağalar kendi aralarında bir yarış düzenlemişler. Ortaya yüksek ve geniş bir tahta engel konulmuş, amaç bu engeli sıçrayarak karşı tarafa geçmekmiş. Geçenler ödül alacakmış. Arenanın her iki yakasına dizilen diğer kurbağalar da yarışmacılar lehine/aleyhine tezahürat yapmaya başlamışlar. Ancak çoğunluğun görüşü “ya, bu kadar da yüksek engel olur mu, arkadaşlar bu engeli hayatta aşamazlarmış”. Kimileri de bu görüşe gülüp geçmiş.

Neyse… Start düdüğüyle birlikte yarış başlamış. Kurbağalar var güçleriyle engeli aşıp karşı tarafa geçmek için en maharetli sıçrayışlarını yapmışlar. Bir yandan da tribünlerden “geçemezsiniz, çok zor, imkansız, bu kadar da engelli yarış olur mu” türünden moral bozucu tezahüratlar sürüyormuş. Gerçekten de kurbağaların çevredeki olumsuz bağrışmalardan da etkilenerek moralleri bozulmuş ve yorgun, bitap düşmüşler. Yarışı bırakmışlar.

Fakat o da ne. Kurbağalardan biri engeli aşmak için olağanüstü çabasını sürdürüyormuş. Olumsuz tezahüratlar bu kez bu tek kurbağanın üzerinde yoğunlaşmış. Ama nafile. Bu kurbağa defalarca deneyerek, yorulma usanma bilmeyerek uğraşmış ve sonunda karşı tarafa geçmeyi başarmış.

Bu anda arenada müthiş bir sessizlik olmuş. Bu kurbağa nasıl oldu da engeli aşabildi. Araştırmalar sonunda anlaşılmış ki yarışı kazanan kurbağa sağırmış. Sağır olduğu için de çevreden gelen “geçemezsin, mümkün değil” türünden bağrışmaları duymamış ve sonuna kadar yarışmayı sürdürmüş. VE BAŞARMIŞ…

Hikayede de okuduğunuz üzere eğer kendimizi çevreden gelen olumsuz seslere, yapamazsınlara, başaramazsınlara kaptırırsak bulunduğumuz yerden bir adım ileriye gidemeyiz. O yüzden ya sağır olup bu tarz yorumlara kulak asmadan yolunuza devam edeceksiniz ya da projenizi gerçekleştirmeden kimseye bahsetmeyeceksiniz. Veya sadece sizi destekleyenlere anlatıp onların sesini duyacaksınız. Sizi destekleyen seslere ve insanlara odaklanacaksınız.

Not: Önemli olan sizin kendinize inanmanız ve güvenmenizdir. Kendinizi onaylamanızdır. Kimsenin desteğine ve yorumlarına ihtiyacınız yok. İlla ki başkalarının da fikrini istiyorum diyorsanız sizi destekleyenlere odaklanın.

Parolamız: “Sen yaparsın

Anette İnselberg- Her Şey Değişir Kitabımdan

Gördüğün İlk Üç Kelime 2020 de Senin Olsun…

80486416_2572631169516516_5498250324399357952_n[1]

Ocak 2020 Dönüşüm Seminerleri…

OCAK 2020 11

2020 Yılbaşı Ritüeli

79675087_503941046883083_8151937391976775680_n[1]

Ritüel Malzemeleri

Yeşil Karton

Kırmızı bir mum ve altlığı

Yılbaşı ağacı baskısı- (yeşil, sarı, kırmızı süslü- isteyen çizebilir )

3 kırmızı, 3 yeşil, 3 sarı süs topu baskısı (çizebilirsiniz)

çam ağacı ve süs topu baskılarının kenarları yuvarlak hatlı olacak şekilde kesin

Kırmızı yazan bir kalem

Bir ayna

Sevdiğiniz bir takı

Kibrit yada çakmak

Bir tutam toprak

Ritüelin Yapılışı
Gündüzden ritüel alanını fotoğraftaki gibi hazırlıyorsunuz. Akşam dokuzdan sonra kırmızı mumu yakarak ritüeli başlatıyoruz.
Gözlerimizi kapatıyoruz ve üzerimize yeşil, sarı, kırmızı şifalı ışıkların yağdığını hayal ediyor ve şu sözleri tekrarlıyoruz ‘’Günler uzuyor ışıkla doluyor hayatımız. İçimiz, bedenimiz, ruhumuz ve dna’larımız temizleniyor. Bizi rahatsız eden, üzen, kıran tüm deneyimler yukardan aşağıya inen bu ışıkla temizleniyor ve arınıyor. Kalbimiz yeşil, kırmızı ve sarı ışıkla yıkanıyor ve huzurla, şefkatle dolmaya başlıyor. Artık ışık göründü. Artık mucizeler zamanı. Artık değişi dönüşüm zamanı. Artık yenilenme zamanı. Artık kapıların açılma zamanı. Artık dileklerin olma zamanı. Mucizelerin ve dileklerin bize akması zamanı. Dilekler hayra dönerek kolayca ve hızlıca akıyor. Ve tüm dileklerimiz Allah’ın ol demesiyle oldu oldu oldu. Şükürler olsun’ diyoruz ve gözlerimizi açıyoruz.
Aynanın üzerine kırmızı kalemle ‘’2020 dileklerim oldu’’ yazıyoruz. Arkasından 9 tane yılbaşı süsünün üzerine kırmızı kalemle dileklerimizi yazıyoruz ve aynanın üstüne koyuyoruz.
Takımızı iki elimizin arasına alıp kalp hizamıza getiriyoruz ve şu sözleri söylüyoruz ‘’ kırmızı yeşil ve sarı ışıkla tüm dileklerim oldu oldu oldu. Tüm mucize kapılarım açıldı, açıldı, açıldı, Bolluk ve bereket ve karşılıklı aşk aktı aktı aktı. Yaşasın’’ deyip takıyı da aynanın üzerine koyuyoruz ve ritüel alanından bir parça toprak alıp aynanın üzerine döküyoruz.
Mum sönene kadar evin herhangi bir odasında bekliyoruz.
Ertesi gün uygun bir zamanda dileklerimizi yazdığımız kağıtları ve mumdan arta kalanı toprağa gömüyoruz ve ritüel alanındaki toprağı da üzerine döküyoruz.
Takımızı ‘’dileklerim oldu, oldu, oldu’’ diyerek takıyoruz ve 1 ocağa kadar üzerimizden hiç çıkarmıyoruz ve başkasına dokundurtmuyoruz. Yıkanırken de üzerimizde kalıyor.
Aynayı 1 ocağa kadar yatak odamızın görünür bir yerine koyuyoruz. Sonra üstündeki yazıyı silip kullanmaya devam edebilirsiniz.
Kartonu daha sonra kullanmak üzere saklayabilirsiniz
Takıyı daha sonra yeniden kullanabilirsiniz.
Şifa olsun,
Anette İnselberg

Allah’ım bana yeniden başlama gücü ver…

80663912_453671875544878_7589442790988185600_n[1]

Kuşlar ürkmesin diye…

78963164_2470237179889929_5110988696870453248_n[1]

Hepimizin NAR DUGAN BAYRAMI kutlu olsun..

nardugan[1]
Bolluk,bereket ve güzellikler bizimle olsun. Yıl sonu yaklaşıyor.
Türklerde çam süsleme geleneği…
Türklerin, tek Tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre, yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor.
Buna hayat ağacı diyorlar. Bu ağacı, imge olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebilirsiniz.
Türklerde güneş çok önemli. İnançlarına göre gecelerin
kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık’ta gece gündüzle savaşıyor.
Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek utku kazanıyor.
İşte bu güneşin utkusu, yeniden doğuşu, Türkler büyük şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar.
Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor.
Bayramın adı NARDUGAN
(nar=güneş, tugan, dugan=doğan) Doğan güneş.
Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen’e dualar ediyorlar.
Duaları Tanrıya gitsin diye ağacın altına armağanlar koyuyorlar; dallarına alacalı ipler bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrıdan…
Bu bayram için, evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın
çevresinde yırlar söyleyip oyunlar oynuyorlar.
Yaşlılar,büyük babalar, nineler görmeye gidiliyor; bir araya gelerek birlikte yiyip içiliyor.
Yedikleri; yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme… Bayram, yakınlarla bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır, uğur getirirmiş.
Akçam ağacı yalnız Orta Asya’da yetişiyormuş.
Araplar bu ağacı bilmezlermiş, bu yüzden olayın, Türklerden
Hıristiyanlara geçtiği, bunu da Hunların Avrupa’ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor.
İsa’nın doğumu ile hiç bir ilgisi yok.
“Doğum, güneşin yeniden doğuşu”
Sümerolog
Muazzez İlmiye Çığ

UĞRUNA ŞİİRLER YAZILAN VALİ NİN KIZI LAVİNYA

80132465_1434446463396251_3727895260601253888_n[1]
GERÇEK ADI İSE MEVHİBE MEZİYET BEYAT
Özdemir Asaf’ın Lavinia şiirini bilmeyen yoktur. ‘Adını gizleyeceğim sen de bilme Lavinia’ dizeleriyle gönüllerde yer eden bu şiire ilham olan bu gizli kadını hiç merek ettiniz mi? Bu şiirin ortaya çıkış hikayesini irdeleyince içinden muazzam bir aşk hikayesi çıktı.
Rivayete göre; Özdemir Asaf şiiri okurken aşık olduğu kız da salondadır ve şiirin okunma esnasında salondan ayrılır.Özdemir bu duruma hayli içlenir ve asla
duygularını aşikar etmez.
PEKİ KİMDİR BU LAVİNYA ??
Uğruna şiir yazılan bu kadın Mevhibe Meziyet Beyat’tır. Peki kimdir bu unutulmaz şiire ilham veren kadın. Gelin birlikte tanıyalım;
2 Mayıs 1925’te İstanbul’da doğmuş hepimizin Lavinia diye tanıdığı Mevhibe Beyat. Eski bir valinin kızı olan Beyat, Güzel Sanatlar Akademisini bitirdikten sonra resim öğretmenliği ve stilistlik yapmış. O kadar güzel bir kadınmış ki bu sebebten bir çok erkeğin kalbini yakmış.
Ve bunun üzerine bizim ünlü Lavinia’mız oyuncu Öztürk Serengil’le evlenir. Fakat bu evlilik de uzun sürmez.
Mevhibe’nin en yakın arkadaşı Melda Kaptana onun için şöyle söylemiş;
“Öylesine özel ve farklı bir kadındı ki, kitap yazsanız yetmez.”
ve şöyle sorulmuş:
Niçin bütün erkekler âşık oluyordu Mevhibe Beyat”a; sırf güzelliği, albenisi yüzünden mi?
Cevap şu olmuş: “Korkunç bir sezgi gücü vardı Mevhibe”nin.
Yüzünüze bakar bakmaz, sizi tanır, anlar, ruhunuzun en derin köşelerine kadar kavrardı. Küçücük bir bakıştan, mimikten, jestten tüm karakter haritanızı çıkarabilirdi. Özdemir Asaf bu yüzden ona “Öldürmekten daha beter anlıyorsun insanı” demişti. Çok keskin gözleri vardı.
Ben Bir Bizans Bahçesinde Büyüdüm adlı anı kitabının bir yerinde İlhan Selçuk’a 14 Şubat Sevgililer Günü yazısı yazdıran Lavinia ona uzaktan uzağa aşık olan Oktay Akbal’ın bir hikayesindeki Hisya’ydı aynı zamanda. Laleli’de Harikzadegan Apartmanları’nın kapısında buluşup konuşan delikanlıların Violetta’sıydı.
O sıralarda ünlü olan bir tangonun adıydı bu ve delikanlılar, Mevhibe onlara gülümseyerek geçerken ıslıkla bu melodiyi çalardı.
Mevhibe Beyat, Güzel Sanatlar Akademisi”nde okurken mimar arkadaşları ona Gilda diye seslenirdi. Rita Hayworth”un o yıllarda büyük beğeni kazanan “Gilda” filminden mülhem… Kızılkahve rengi, iri dalgalı, parlak ve çok güzel saçları vardı. Adalet Cimcoz da Marilyn Monroe”ya benzettiği için onu “Marlin” diye çağırırdı. Güzelliğini hiç önemsemezdi. Zaten insan sıcaklığı, insanlara anlayarak yaklaşması ve sezgisi, güzelliğinin üstündeydi.”
İşte Özdemir Asaf’ın ünlü Lavinia şiiri;
Sana gitme demeyeceğim. Üşüyorsun ceketimi al. Günün en güzel saatleri bunlar. Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim. Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim, İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim, Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim Sen de bilme, Lavinia.
Mevhibe Hanım belki bu şiirin hiç bir zaman bu şiirin kendisine yazıldığından haberi olmadı. Ama bütün aşıkların yüreğinde çok büyük yer edinen bu şiir sonsuza dek ‘adı gizlenen Lavinia’lara adandı…

Kaynak: Sanata Dair Her Şey

2020 Senesi Anayasam…

79599677_2436924273290282_7829525724758278144_n[1]

2020 senesi anayasam;
İyi hissettirenler
Değer verenler
El üstünde tutanlar
Tatlı dille konuşanlar
Size aynı enerjiyi yansıtacağım
Cömertliği, şefkati ve anlayışı çevreme yayacağım
Kalbim pusulam, şükürüm ise baş tacım olacak
Konfor alanımdan çıkma cesareti bulacağım
Bolluk ve bereketin bana koşması
Şans ve sağlığın bana gelmesi
Kalbimin karşılıklı aşkla dolması
Hayatımın huzurla ve neşeyle sarmalanması
Yeni başlangıçların kolaylıkla akması için
Elimden geleni yapacağım
Kendimi ve beni üzenleri affetmek için
Elimden geleni yapacağım
2020 sana selam olsun
Bu sene en iyi senem olmaya var mısın?
Bu sene ” her şey değişir” demeye var mısın?
Anette İnselberg / Her Şey Değişir