Anette Inselberg ile Keyifli Bir Röportaj…

Merve Aydın Yazio: Anette Inselberg ile Keyifli Bir Röportaj

Birçoğumuz için “Bir kitap okudum, hayatım değişti” cümlesi belki abartılı ve klasikleşmiş bir ifade… Bir kitapla hayat değişir mi bilinmez ama bir kitap okuyarak, hayata bakış akışı değişen insan sayısı hiç de az değil.

Canın mı sıkkın? Olaylar üstüne mi geliyor? Kötülüklere mi maruz kalıyorsun? Moralin mi bozuk? İçin mi yanıyor? İşten mi atıldın?

Hayat yolunda hepsi başımıza gelebilecek şeyler. Önemli olan düştüysen ayağa kalkmak, korksan da yola devam etmek ve her şeyin değişeceğine, yoluna gireceğine inanmak… Nasıl mı? Meraklısını aydınlatması için sevgili Anette Inselberg’e sordum:

Sevgili Anette bize biraz kendinden bahseder misin?

Sevgili Anette bize biraz kendinden bahseder misin?
Tabii ki. Uzun yıllar finans sektöründe (hisse senedi bölümü) çalıştıktan sonra mutsuz olduğumu fark ettim. Çalıştığım kurum ve pozisyonum iyiydi, seviliyordum, arkadaşlık harikaydı. Fakat ben sürekli para konuşmaktan çok yorulmuştum. Boşluktaydım. Her şey anlamını yitirmişti. İşten ayrılmayı düşünüyordum fakat “sana da rahat battı” sözlerini duyunca biraz daha dişimi sıkıyordum.Sonunda mutsuzluk ve stresten dolayı sağlık (boyun, sırt, omuz ve bağırsak) sorunlarım başladı ve işten ayrılmak zorunda kaldım. İşten ayrılınca bir iki ay içinde sağlık sorunlarım kendiliğinden azalıp geçmeye başladı. Ve bu nasıl olur derken Louise Hay’in “Tüm Hastalıkların Zihinsel Sebepleri” kitabı ve arkasından Usui Reiki ile tanıştım. Ve bu benim hayatımın dönüm noktalarından biri oldu.Uzun yıllar neredeyse tatilsiz çalıştığım için sinirlerim çok yıpranmıştı. Ayrıca bıkkın, isteksiz ve mutsuzdum ve her şeyden uzaklaşma ihtiyacı içindeydim. Böylece gezmeye başladım. Önce Türkiye’yi gezdim. Uzun süre Rize’nin yaylalarında kaldım ve orada yeşilin tonlarına âşık oldum. Sisli ve yağmurlu günlerde yaktığımız sobanın çıtırtısında huzur buldum.Arkasından Ege’ye geçtim ve Bozcaada’da bisiklete bindim, güneşi batırdım. Arkasından Datça maceram başladı. Datça’da Knidia Çiftliği adlı bir çiftlikte kaldım. Orada bulduğum arkadaşlık beni tedavi etti.Ayrıca doğayla ilk tanışmam yine orada oldu diyebilirim. Orada uzun süre yaşadım. Badem topladım ve kırdım. Bağbozumu yaptım. Keçi boynuzu topladım ve pekmez yaptım. Kısaca ruhuma katkıda bulunacak birçok şey yaptım. Yani anlayacağınız doğayla iç içe oldum ve kendi hakkımda çok şey öğrendim.Oradan Fethiye’ye geçtim. Sanat kampında kaldım. Takı tasarım yapmaya ve ebru sanatına adım attım. Sonra ver elini Kaş, Alanya diyerek yolculuğum devam etti. Bu gezilerimde herkesten bir şey öğrendim, herkesten bir parça aldım ve herkeste bir parçamı bıraktım.Daha sonra yurt dışında Küba ve Arjantin’e gittim. Sokaklarda dans ettim. Sanki ne kadar uzağa gidersem kendi içimde de o kadar derine iniyordum. Tayland’a gittim fillere bindim. Endülüs’e gittim balkonlara astıkları çiçeklere hayran oldum. Fas’ta baharatlar ve kokularının dünyası beni büyüledi. Ve tüm bu gezilerin arkasından tüm bu birikimlerimi paylaşma ihtiyacı duydum ve bloğum ZAMAZİNGO’yu açtım. Her gün mesai yapar gibi bloğumda paylaşım yapmaya başladım. Bloğumda hem kendi makalelerimi hem de beğendiğim makaleleri, sözleri, filmleri, kitapları, karikatürleri paylaşmaya başladım. Ve bloğum çok beğenildi, günde 1.000.000 hit aldığım günler oldu. Bu arada tabii kişisel gelişim seminerlerine katılmaya ve bu alandaki kitapları okumaya tam gaz devam ediyordum. Arada birkaç değişik sektörde çalışma denemesi yaptım ama hiçbiri beni açmadı. Ee artık birikimler bitmeye başlamıştı ve bir şeyler yapmam gerekiyordu ama ne yapacağımı bir türlü bulamıyordum. Her denemem hüsranla sonuçlanıyordu.İşte böyle umutsuzlukla bilgisayarın başında oturduğum günlerden birinde içimden bir ses “kişisel gelişim alanında seminer versene” dedi. Olabilir mi acaba diye düşünürken ZAMAZİNGO bloğundan birçok okuyucumun ‘seninle tanışmak, seni dinlemek istiyoruz, seminer versene” diye attığı mesajlarından da etkisiyle bu benim de aklıma yattı ve denemek istedim. Hazırlık süreci geçirdikten sonra seminerler vermeye başladım. Ve bu seminerleri verirken pırıl pırıl, aydınlık birçok değerli insanla karşılaştım ve hepsiyle yol arkadaşlığı yapmaya başladım. Hep beraber kocaman bir aile olduk, birbirimizi değiştirdik, dönüştürdük ve destek olduk. Ve şu anda hayat yolumun beni buralara sürüklemesinden dolayı çok mutluyum.

İlk kitabın “Her şey Değişir” benim de favorim birçok kişiye de şifa oldu. Bize biraz bahseder misin? Ritüel nedir? Ne için ve ne zaman yapılmalı?

İlk kitabın “Her şey Değişir” benim de favorim birçok kişiye de şifa oldu. Bize biraz bahseder misin? Ritüel nedir? Ne için ve ne zaman yapılmalı?
Her Şey Değişir kitabı hepimize her şeyin değişebileceğini hatırlattı. Ne durumda olursak olalım, kaç yaşında olursak olalım, hangi başarısızlık, umutsuzluk, pişmanlık hikayesinden geçmiş olursak olalım her şeye yeniden başlayabileceğimizi hatırlattı.Tekrar ayağa kalkabileceğimizi, yeniden başlayabileceğimizi ve tekrar mutlu olabileceğimizi hatırlattı. Kendimize güvenmemiz gerektiğini, kendi kalbimize güvenmemiz gerektiğini, akışta ve teslimiyette olmamız gerektiğini hatırlattı. En önemlisi de kendi yolumuzda yürümemiz gerektiğini hatırlattı. Kitapta da bahsettiğim gibi her şey enerjidir. Ve moralsiz olduğumuzda enerjimiz düşer bu da bizi miskin ve umutsuz hale getirir. Hiçbir şey yapmak istemeyiz ve aşağı doğru giden bir enerji sarmalına takılabiliriz. İşte ritüeller bizi bu aşağı doğru giden enerji sarmalından kurtarıp enerjimizi tekrar yükseltmeye yarar. Harekete geçmemize olanak verir.Ritüeller her konuda yapılabilir. Bolluk, bereket, şans, iş, evlilik, çocuk, ev, araba, beklenen paraların gelmesi, davaların sonuçlanması vs… Ritüelleri özellikle harekete geçmeye ve motivasyona ihtiyacımız olduğunda, enerjimizi arttırmaya, dengelemeye ihtiyacımız olduğunda yapmak harikadır.

Tamam ritüeli yaptık, kendiliğinden olmasını mı bekleyeceğiz? Mesela kişi uzun zamandır işsiz ve iş arıyorum ritüelini yaptı. Oturup telefonun çalmasını mı bekleyecek?

Tamam ritüeli yaptık, kendiliğinden olmasını mı bekleyeceğiz? Mesela kişi uzun zamandır işsiz ve iş arıyorum ritüelini yaptı. Oturup telefonun çalmasını mı bekleyecek?
Sevgili Merve işte harika bir soru. Harika bir noktaya değindin. Benim uzun yıllar önce gittiğim eğitimde bir mottomuz vardı “evren hareketi alkışlar” diye, kendime de sık sık hatırlatırım. Tabii ki ritüeli yap, enerji alanını değiştir ama harekete de geç. Özgeçmişini hazırla, iş başvurusu sitelerine gönder, arkadaşlarına haber ver. Enerjini, niyetini ve çabanı birleştir. Burada ritüellerde birçok teknik kullanıyoruz: Bilinçaltı değişimi, dönüşümü, NLP teknikleri sadece bunlardan birkaçı.Ritüeli yaparken bilinçaltında iş bulamayacağına dair kodlamayı da dönüştürüyoruz ama senin de tabii ki gerekli adımları atman gerekiyor.

İnsanlar sence ritüel yapmayı neden bu kadar sevdi? Geçmişe gittiğimizde bu kadar yaygın değildi.

İnsanlar sence ritüel yapmayı neden bu kadar sevdi? Geçmişe gittiğimizde bu kadar yaygın değildi.
Ritüeller eğlenceli ve pratik. Ayrıca kökenleri şamanlığa kadar gidiyor. Yani ritüel kültürü bizim DNA’larımızda zaten kodlu. Eve dönmüş gibi olduk. Ama bu sefer “kuantum alan, bilinçaltı kodlama, NLP teknikleri, renkler, sesler, kokular, bitkiler, sayılar, elementeler, semboller gibi birçok tekniği sistemli olarak birleştirdim.

En çok ilgi gören konu ve en çok ilgi gören ritüelin hangisi?

En çok ilgi gören konu ve en çok ilgi gören ritüelin hangisi?
En çok ilgi gören konular nazar, iş, bolluk, bereket, aşk, evlilik ve çocuk…En çok ilgi gören ritüellerim “Her şey değişir” kitabından “Su tuz sirke, kırmızı ip, aloe vera  para bana koşuyor ritüelleri…“Gerçekten istiyor musun” kitabından ise 33 kere yaz, oldu kavanozu, bileğe yazılan 520 (bolluk), 938 (aşk) ve 777 (mucize), mucizevi cüzdan ritüeli, fil ritüeli…

Biraz da ‘’Gerçekten İstiyor Musun’’ kitabından bahseder misin?

Biraz da ‘’Gerçekten İstiyor Musun’’ kitabından bahseder misin?
‘Gerçekten İstiyor Musun’ bir pandemi kitabı… Pandemide moralimin çok bozuk olduğu günler oluyordu. Gerek çevreden gelen hastalık haberleri gerek basında okuduğumuz vefat haberleri falan. Ben de enerjimi arttırmak için her gün bir aktivite yapmaya başladım. Bir gün ritüel yaptım, bir gün film seyrettim, bir gün kitap okudum, bir gün oyun oynadım, bir gün kendimle yüzleştim ve bu bana çok iyi geldi. Dedim ki bir pandemi kitabı yapayım insanlar evde otururken kafaları dağılsın. Her güne yapacak bir şey bulsunlar. Ve kitap her yerin kapalı olduğu günlerde çıktı. Okuyuculara moral oldu…Kitapla ilgili en çok sorulan soru da buradaki ritüelleri illaki gününde mi yapmalıyız. Tabii ki hayır. Her ritüeli her istediğiniz zamana yapabilirsiniz. Her şeyin en doğrusu her zaman kalbiniz bilir…“Her şey değişir” kitabın gerçekten çok sattı, baskıları ben sayamadım artık. Peki senin ve kitabının bu kadar çok sevilmesinin nedenini ne olarak görüyorsun?Bunu ben de hep kendime sordum. Uzun yıllar birçok eğitime gitmem, bu alanda birçok kitap okumam ve film seyretmem bir bilgi birikimine yol açtı. Bu bilgi birikimini paylaşırken okuyucular benim içtenliğimi, samimiyetimi ve kalplere dokunabilmek için, mutluluğa vesile olabilmek için nasıl çabaladığımı, çırpındığımı hissettiler galiba…Ve tabii şansım da yaver gitti.

Peki kendin için “Tamam oldu artık” diyor musun?

Peki kendin için “Tamam oldu artık” diyor musun?
Mümkün değil. Her gün yapılacaklar listem uzayıp gidiyor. Katılacak seminerler, okunacak kitaplar, izlenecek filmler, dinlenecek söyleşiler, gezilecek yerler…Bu arada bir de ikinci üniversite olarak Auzef Sosyoloji bölümüne yazıldım. 3. Sınıftayım. Seminerler yoğun olduğundan bu sene pek parlak geçmedi. Bu sene derslere asılmayı planlıyorum. Anlayacağın zaman kısıtlı yapılacak ve öğrenecek şeyler çok… Beni bıraksalar 7/24 okur, film seyreder, gezer ve yazarım… Michelangelo’nun dediği benim de mottom aslında: “79 yaşındayım ve hala öğreniyorum…” Ne olursa olsun hep öğrenci olarak kal, hep kendini yenile, gelişmeye açık ol.Şu ara neler yapıyorsun? Hangi seminerleri veriyorsun, biraz içeriklerinden bahseder misin? Mesela en çok talep gören seminerin hangisi?Bu ara biraz seminerlere ağırlık verdim. Seminerler Zoom üzerinden olsa bile karşılıklı konuşmak (sesin enerjisini duymak), göz göze bakmak ve hep beraber arınmak, dönüşmek ve gelişmek inanılmaz bir mutluluk veriyor. Bu dönemde Amerikalı psikiyatrist Jean Adrienna ait sarkaç semineri ve iç benlikle konuş eğitimleri veriyorum. Her iki eğitimden de inanılmaz geri dönüşümler alıyorum. Ve yine Amerika’dan gelen Gary Douglas ve Dr. Dain Heer’e ait Access Bars bilinçaltı değişim ve dönüşüm eğitimi, yine Amerika’dan gelen Mariia Tsegelnyk’ya ait Metatron terapi eğitimi ve Vianna Stibal’a ait Theta Healing eğitimleri veriyorum. Ve tabii ki vazgeçilmezim Usui reiki eğitimleri… Hepsinin kendine özgü bir lezzeti, insanın ruhunda açtığı bir pencere var.

Yeni kitap projen var mı?

Hayır yok. ‘’Her şey değişir ‘’ kitabı 15 senelik birikimin sonucu olarak ortaya çıktı. Gerçekten İstiyor Musun moral vermek amaçlı bir pandemi kitabıydı. Yeni bir şey üretmek için kendimi beslemem gerekiyor. Şu an beslenme döngüsündeyim….

Son olarak eklemek istediğin bir şey var mı?

Hayata çözüm odaklı bakmak ve geçmişe takılı kalmamak çok önemli. Bazen seminerimdeki bir katılımcı yaşadığı olayı öyle bir anlatıyor ki ben olay 3 ay önce falan yaşadı diye düşünürken diyor ki olay 10 sene önce oldu…

Eee sen 10 sene o olayda takılmışsın. Olay bitmiş ama sendeki etkisi bitmemiş. Takılıp kalmışsın 10 seneni sürüklenerek geçirmişsin. Ne kadar yazık… O seneleri geri alma şansımız yok, mutluluğunu yaşamını dondurmuşsun…

O yüzden olaylardan dersini al, yasını tut ve sayfayı çevir. Bir tanecik hayatımız var. Ben bu yaşa nasıl geldim inan anlamadım. Ne kadar vaktim kaldı onu da ancak Allah bilir…

Bana düşenin, bize düşenin bize verilen bu hayat hediyesini en iyi şekilde değerlendirmek olduğunu düşünüyorum.

Hatalarından ders al ve yoluna devam et…

Kendine güven ve yoluna devam et…

Teslimiyete geç ve yoluna devam et…

Ne olduysa senin hayrına olduğunu anla ve yoluna devam et…

Instagram Yayını (21-04-2022): Sarkaç & Access Bars Uygulamalarıyla Blokajları Dönüştürmek Üzerine Arzu Cengiz’le Yaptığımız Söyleşi…

Aralık 2021

Önemli Not:“Anette İnselberg’le Dönüşüm Seminerleri” herhangi bir tedavi amacı gütmemekte olup sağlık veya psikolojik hizmet niteliği taşımamaktadır. Seminerlerimiz hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı olmayıp katılımcıların her türlü hastalık ve sair tedavi gerektiren sorunları için bir doktora başvurmaları gerekmektedir.

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kertenkeleye Benziyorsun…

Genel kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Ne Ekersen…

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bana Bir Adım Yaklaşana…

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Başta biraz tırstım, sonra baktım güler yüzlü iyi halliydiler.

Başta biraz tırstım, sonra baktım güler yüzlü iyi halliydiler. Verdim ve sizi nasıl bulacaklarını tarif ettim. Kızmadınız değil mi? Sizi ne yapacaklarsa artık.

Beni nerden tanıdıklarını bilmiyorum. Çok samimi davrandılar. Sanki 40 yıldır arkadaşmışız gibi. Bu sabah size doğru yola çıktılar, hazırlıklı olun. Söz verdiler, sizlere çok iyi bakacaklarmış. Onlara inandığım için kızmayın bana, onlara güvendim.

İsimlerini sordum, birinin adı sağlık, ötekinin adı aşk, diğerinin adı ise mutluluk’muş en sonuncusunun adı da bollukmuş…2021 kasım’da hep sizinle kalacaklarmış….

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ekim 2021 Programı…

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Alt Kattaki Komşu…

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ferhangi Şeyler

Bizim yaş grubunda olup ta “ Ferhangi Şeyleri” görmemiş olan var mı?Zannetmem…

O bir ekol, o bir okuldu.Keşke daha çok zamanın olsaydı.Keşke daha çok zamanımız olsaydı.

Bize dostlarınla buluştun diye avunmak kaldı.Huzur içinde uyu büyük USTA

Anette İnselberg

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ruhumuzun elementlerini biliyor muyuz?

Evreni oluşturan dört elementi hepimiz biliyoruz. Ateş, su, hava, toprak…

Elementler doğada olduğu kadar insan ruhunu dengede tutmak için de etkilidir. Aslında bizler de ruhumuzda bu dört elementi taşıyoruz. Bu elementlerden biri dengesini kaybettiğinde ruhsal problemler yaşıyoruz. Ancak hepsi dengede olduğunda sağlıklı ruha sahip olabiliyoruz.

Ateş elementini dengelemek: (Hayal gücünde ve harekete geçmekte zorlanmak)

Ateş elementimiz çok fazla aktif hale gelmiş ya da sönmüşse duygularımızda inişler, çıkışlar yaşanmaya başlar. Ya çok fazla hayal dünyasında yaşayarak, harekete geçmekte zorlanırız ya da kendimizi yaptığımz işlerde amaçsız, sıkıcı ve mutsuz hissederiz Dolayısıyla ateş elementini dengede tutmak hayal gücümüzü ve hareket potansiyelimizi aynı seviyeye getirecektir. Özellikle doğa yürüyüşlerine çıkmak, su kenarlarında vakit geçirmek, hayvanlar, çocuklar ve yaşlılarla iletişim kurmak hayal gücüne giden tıkalı bağlantı yollarını açarken, vücudumuzda hareketi ve direnci sağlar.

Su elementini dengelemek: (Tepkilerde aşırılık ya da tepkisizlik)

Su elementi ruhumuzda fazla çalışmaya başladığında, aşırı tepkisellik ya da alınganlık gösterebiliriz.Element yeterince çalışmadığında ise duygularımızı bastırma eğiliminde bulunarak, sorunları içimize atarak huzursuzluk hissederiz. Su elementini dengelemek bu durumda oldukça önemlidir. Doğru tepkilerle, düşündüklerimizi olduğu gibi ifade edebilmek için su elementini tekrar dengesine kavuşturmalıyız. Dans etmek, müzik dinlemek, yazı yazmak veya doğayla ilgili herhangi bir uğraş duygusal benliğimiz için iyileştirici etki gösterecektir.

Hava elementini dengelemek: (Aşırı mantıksal ya da mantıktan uzak olmak)

Hava elementi, mantığı temsil eder. Bu element dengede olmadığında duygularımıza danışmadan, tamamen mantığımızla hareket ederek, yer yer duyarsız ve bencil davranışlar gösteririz .Ya da tamamen mantıktan uzak, son derece duygusal seçimlerle hareket ederek sınır koyamama, çok vericilik gibi doğru sayılamayacak davranışlar gösteririz.Her iki durumda da tehlikeli görünen hava elementini dengelemek için; dil öğrenmek, bulmaca çözmek, plan ve program süreçlerinde mantıklı seçimler pratikleri yapmakla birlikte, sanat, psikoloji, mitoloji, kültürel antropoloji, din veya tarihsel araştırmalar yapmak zihninize ve duygularımıza iyi gelebilir.

Toprak elementini dengelemek: (Bedeni ve yetenekleri ihmal etmek yada çok fazla çalıştırmak)

Toprak elementi insan vücudunu temsil eder.Element dengesini kaybetmeye başladığında, fiziksel hareketsizlikle birlikte sahip olduğumuz fikirleri ve yetenekleri değerlendirememe gibi durumlar görülür. Ya da fazla fiziksel hareketlilik (birden fazla şeyle aynı anda ya da peşpeşe meşgul olmak)göstererek vücudu fazlasıyla yorar. Bu durumda vücudumuzun bilinçli fiziksel aktivite, beslenme ve dinlenmeye ihtiyacı olduğunu unutmamak gerekiyor. Toprak elementi için ideal denge çalışmasında, öncelikle kendimize hakettiğimiz saygı ve özeni göstermeliyiz. Dans etmek, egzersiz yapmak, bahçeyle ilgilenmek, sevdiğimiz herhangi bir sporla ilgilenmek toprak elementini dengelememize yardımcı olur.

alıntıdır

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir kedi ağaca tırmanmış. Kediyi o ağaçtan indirmek için ne yaparsınız?

Bir kedi ağaca tırmanmış. Kediyi o ağaçtan indirmek için ne yaparsınız?

a) Ağaca tırmanırsınız …

b) Ağaca merdiven dayayıp tırmanırsınız

c) Gel pisi pisi” diye bağırırsınız

d) Dişi bir kedi bulup ağacın altına getirirsiniz

e) İtfaiye gibi kurtarıcı görevlileri ararsınız

Şimdi cevaplara geçelim…

1-Ağaca tırmandıysanız; Cesur ve girişkensiniz. İyi bir satış temsilcisi olursunuz.

2-Ağaca merdiven dayayıp tırmandıysanız; Hedefe nasıl ve ne yöntemlerle ulaşacağınızı planlayabiliyorsunuz. İyi bir halkla ilişkiler müdürü olursunuz.

3-“Gel pisi pisi” diye bağırdıysanız; Saflık derecesinde iyimsersiniz. Ne yaparsanız yapın, sakın kendi işinizi kurmaya kalkmayın.

4-Dişi bir kedi bulup ağacin altına getirdiyseniz; Kendi işinizi kurup çok başarılı ve ünlü olabilirsiniz.

5-İtfaiye gibi kurtarıcı görevlileri aradıysanız; Sorumluluğu başkalarına atmayı iyi beceriyorsunuz. İyi bir üst düzey yönetici olursunuz

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Zaman ve koşullar her an değişebilir..

Kuş yaşarken karıncaları yer ama kuş ölünce onu yiyen karıncalardır.

Zaman ve koşullar her an değişebilir..

Bu nedenle, etrafınızdaki hiçbir şeyi değersizleştirmeyin.

Bugün gücünüz olabilir ama unutmayın: Zaman hepimizden çok daha güçlü!

Bilin ki bir ağaç bir milyon kibrit yapar ama bir kibrit milyonlarca ağacı yakmaya yeter.

Öyleyse iyi ol! İyi yap! “Zaman bir nehir gibidir.aynı suya asla iki kez dokunamazsınız, çünkü geçen su bir daha asla geçmeyecektir.

Hayatınızın her dakikasının tadını çıkarın ve şunu unutmayın: Asla güzel görünüm aramayın çünkü zamanla değişirler. mükemmel insanları aramayın çünkü onlar yok.

Ama her şeyden önce gerçek değerinizi bilen birini arayın.

” 4 aşkım olsun: Allah; hayat; Aile; Ve arkadaşlar.

Allah, hayatın sahibi olduğu için;

Hayat kısa olduğu için;

Aile benzersiz olduğu için;

Ve arkadaşlar nadir oldukları için !!

A Ailenize ve harika arkadaşlarınıza gönderin !! 🐜🐜🐜🐜

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dünyaya sahip olduğunun en iyisini ver, en iyi sana geri gelecektir…

Bir gezgin, dağ bayır gezerken bir akarsuyun içinde değerli bir taş bulur. Ertesi gün yolda bir adamla karşılaşır. Adam çok açtır. Gezgin torbasındaki yiyeceği karşılaştığı bu kişiyle paylaştırır. Ama erzak çantasını açarken adamın gözü çantadaki değerli taşa ilişir. Gezginden bu değerli taşı kendisine vermesini ister. Gezgin hiç duraksamadan değerli taşı adama uzatır. Adam başına konan talih kuşundan memnun, aceleyle oradan uzaklaşır. Artık kendisine ömür boyu maddi güvence sağlayacak değerli taşın sahibidir.

Bir kaç gün sonra gezgin, arkasından koşarak kendisine yaklaşan adamı görür. Adam nefes nefese değerli taşı gezgine uzatır.”Senden ayrıldıktan sonra uzun uzun düşündüm. Bu taşın ne kadar değerli olduğunu biliyorum. Ama onu sana geri vermek senden daha değerli bir şey almak istiyorum.

Bu taşı bana rahatlıkla vermeni sağlayan o içindeki şey her ne ise ondan istiyorum” Sahip olduğun maddi şeyleri vermek, vermenin en kolay yoludur. Ama burada bile takılı kalan ne çok insan var. Gerçek vermek, kişinin kendinden, özünden vermesidir.

Emerson’un dediği gibi: “Yüzükler ve mücevherler armağan değildir. Gerçek armağanı veremediğin için dilenen özürdür. Gerçek armağan kendinden bir parçayı verebilmektir.” Dünyaya sahip olduğunun en iyisini ver, en iyi sana geri gelecektir.

Kendinin en iyisini vermeye bugün başla. Sevdiklerine zamanını ver, dikkatini ver, ilgini ver, bilgini ver, pozitif bakış açını ver, onlara değer ver. Yüreğindeki armağanları ver, sevgini, anlayışını, neşeni, şefkatini ver, affediciliğini ver. Zihnindeki armağanları ver, rüyalarını, fikirlerini, yaratıcılığını, yeteneklerini sun dünyaya. Yüreğini sunduğunda kendini iyi hissedersin, kendine olan güvenin artar, en önemlisi kendine verdiğin sevgi ve değer artar. Ne verirsen kendine veriyorsun. Şunu daima hatırla: Kendine sakladığın, kaybetmekten korktuğun her ne ise onu kaybedersin. Verdiklerin ise senindir.

NİLGÜN Mutluluk Kitabı

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dünya dertlerine sabır”Derdi veren dermanı da verecektir”

Mevlana hazretleri bir gün eve gelir,oğlunu üzgün görür ona nedenini sorar:”Hiç…”der.
Bununüzerien Mevlâna hazretleri dışarı çıkar,kapıda aslı kurt postunu alır,üstüne giyer ve ellerini havaya açıp ulumaya başlar.oğlu gülmeye başlar.Mevlâna Hazretleri  içeri döner ve oğluna;

Gördünmü mü,işte dünya dertleri de böyledir.Oysa kurt korkutucu bir hayvandır ama sen arkasında baban olduğunu bildiğin için korkmadın.İşte bütün dertlerin arkasında da Rbb’nin olduğunu unutma ve O’na güven.” der.

“Dünya dertleri etrafını sarmışsa unutma ki;o derdi veren,dermanını da verecektir kudrettedir.Sen Allah’a sığın tüm korkularından,dertlerinden..o zaman hepsi vız gelir….”

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »