Arşivler

21 Mart Ekinoksunda Bolluk Bereket Şans Getiren Tılsımlar Sizlerle… Aslı Tel. 0541 242 23

Untitled (2)

 

 

Tılsımlar

Bildiğimiz gibi yeryüzünde insanlık tarihi kadar eskidir tılsımlar.

Kimi uğur getirsin, bazısı korunma sağlasın diyerek yapılıp taşınmışlar, bir kısım da güç vermesi, işleri kolaylaştırması için kullanılmışlardır.

İnsanlar rahatlıkla üzerlerinde taşıyabilmek için tılsımları kolyeler, yüzükler, küpeler olarak hazırlamışlar, hatta giydikleri gömleklere, yattıkları şiltelere, savaşlara giderken zırhlarına işlemişler yüzyıllar boyunca.

Farklı durumlar için, enerjisine inandıkları değişik malzemelerden türlü türlü tılsımlar üretmiş insanoğlu. Bazen bir melek ya da çiçek kullanmışlar, farklı dinlere mensuplar sembollerini, Tanrı’nın isimlerini, ilkler gökyüzündeki yıldızları doğanın içinde birlikte yaşadıklarını tılsım olarak işlemişler hayatlarına…

Taşların üzerine yontmuşlar, değerli metallerle bezemişler, kimi zaman belirli ritüellerle elden ele, bir jenerasyondan diğerine aktarmışlardır tılsımları.

Şimdiye kadar gördüğünüz gibi AGd’sign olarak tasarımlarımızda bolluk bereket şans koruma niyetiyle hayatın içinden gelen sembolleri farklı kültürlerdeki öğretileri birleştirdik.

Ve, ne mutlu bize!
Sizden gelen mesajlarda, maillerde gördük ki hayatlarımıza nice pozitif yansımalar olmuş.
İlginize teşekkürler.
Sevgiler…

Aslı ve Murat…

Not :Çok yakın arkadaşlarım olan Aslı ve Murat çiftinden bu tılsımları almak isteyenler için iletişim bilgilerini paylaşıyorum.

http://www.agdsign.com
http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324

Chokurei Kolye 80.-₺
Gümüş Mineli Melek Kolye 140.-₺
Gümüş YaFettah Kolye 110.-₺
Gümüş ElVedud Kolye 110.-₺
Gümüş Mineli Merkabah Kolye 140.-₺
Fiyatlara KDV Kargo dahildir.
Gümüş YaFettah Bileklik 75.-₺

Soğanın 16 Tedavi Edici Kullanımı

sogan12-kullanimi-980x400[1]
Soğan hemen hemen her mutfağın temel taşıdır. Birçok farklı yemeğin tadına lezzet katıyor ve kesinlikle salatada mükemmel oluyor.
Ancak soğanların sağlık alanında birçok şaşırtıcı yararına sahip olduğunu biliyor muydunuz?

1.Öksürük tedavisi

sogan2[1]
Alerjilerden soğuk algınlığına kadar her çeşit öksürük, can sıkıcı, rahatsız edici olabilir. Ancak, soğan kullanmak öksürüğünüzü hafifletmeye yardımcı olabilir.
Ne yapmalı
Bir soğanı soyup dilimler halinde kesin.
Her dilimin üzerine bir yemek kaşığı esmer şeker koyun ve bir saat boyunca üzerini kapatın. Öksürükten kurtulmak için günde bir veya iki kez bir dilim tüketin. Soğandaki kükürt öksürüğe neden olan mikropları öldüren anti-bakteriyel özelliklere sahiptir.
Kükürtün ayrıca toksinlerin vücuttan atılması için detok etkisi vardır. Soğanın Anti-enflamatuar özellikleri, bir öksürük ile ilişkili ağrı ve iltihabı azaltmada yararlıdır.

2.Saç dökülmesi azaltmak
Saç dökülmesi birçok yetişkin için bir problemdir, ancak soğan bu soruna yardımcı olabilir.
Saçınızda soğan kullanımı basittir:
Bir soğanı suyla kaynatın ve o suyu şampuan öncesi durulama suyu olarak kullanın. Sonrasında yıkama ve bakım yapılması kokuları giderir.
Soğanın antimikrobiyal özellikleri, kepeklenmeyi durduracak ve saç uzamasını teşvik edecek, antioksidanlar ise saç dökülmesini durduracak ve daha güçlü ve daha dolgun hale gelmesine yardımcı olacaktır.
3.Göğüs tıkanıklığı
Soğan göğüs tıkanıklığına doğal bir çözüm sunuyor.
Ne yapmalı
Bir soğanı ezin ve bir macun yapmak için hindistancevizi yağı ekleyin. Göğsünüzü macunla kaplayın ve bir bez ile örtün. Soğanın verdiği buhar, göğsünüzdeki öksürüğe neden olan mukusun gevşetilmesi için balgam söktürücü olarak işe yarayacaktır.
Ayrıca, soğan doğal bir antibiyotiktir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.
4.Kulak enfeksiyonu ağrılarını azaltın
Bir soğanı doğrayın ve ince bir çorabın içine koyun. Çorabı kapalı tutun. Çorapları kulağınıza takın ve bir şapka, bandana veya fular ile yerine oturtun. Acı geçene kadar bırakın.
5.Huysuz bir bebeği sakinleştirmek
İlk olarak, suya doğranmış sarı bir soğanı kaynatıp soğan çayı yapın. Çayın soğumasını bekleyin, ardından suyu süzün.
Bebek kendini iyi hissedene kadar her saatte bir çay kaşığı soğan çayını verin. Soğanlar, kasları gevşeten ve sindirimi düzenleyen özelliklere sahiptir.
6.Böcek ısırığını iyileştirme
Bir böcek ısırığına bir parça soğan veya bir miktar taze soğan suyu koyun. Bir soğanın anti-enflamatuar özellikleri, ısırmanın neden olduğu iltihabı ve acıyı azaltır.
7.Kesikler ve sıyrıklar

sogan3[1]
Kesiklerin iyileşmesine yardımcı olmak için soğanın ince zarını kullanın.
Cilt pıhtılaştırıcıdır ve hızlı bir şekilde kanamayı durdurmaya yardımcı olur. Anti-enflamatuar özellikler yaranın iyileşmesine yardımcı olurken, antimikrobiyal özellikler enfekte olmasını önler.

8.Boğaz ağrısı
Soğanla karıştırılan bal, boğaz ağrısından kurtulmayı sağlar. Birkaç soğanı kesin ve üzerine bal ekleyin. Kapalı bir kapta birkaç saat bekletin. Boğaz ağrısını azaltmak için iki-üç saatte bir bir kaşık yiyin.
9.Mide Bulantısını Kesme
Bir soğanı rendeleyin ve soğan suyunu çıkarmak için tülbentten geçirerek sıkın. Nane çayı demleyin ve soğumaya bırakın.
Soğan suyundan iki çay kaşığı alın ve beş dakika bekleyin.

Sonra iki çay kaşığı nane çayı için. Kusmayı bırakana kadar bunu tekrarlayın.
10.Havayı temizleme

sogan5[1]
Soğanların güçlü bir kokusu vardır ancak şaşırtıcı bir şekilde havayı gerçekten temizleyebilirler. Bir soğanı ikiye bölün ve bir odaya bırakarak bırakın. Soğan bakteri ve virüsleri emerek havayı temizler.

11.Yanıklar tedavi etme
Yanıklara biraz taze soğan sürün aynı zamanda soğan güneş yanıkları enfeksiyonunu önler. Sülfürik bileşikler cilt yenilenmesini hızlandıracak ve ağrı ile kızarıklığı azaltacaktır.
12.Ateşi düşürmek

sogan4[1]
Soğanların ateşi düşürmeye nasıl yardımcı olabileceği ise:
Bir soğanı ince dilimler halinde kesin.
Ardından, ayağınızın altına biraz hindistancevizi yağı sürün ve ince dilimleri iki ayağınızın kemerine uygulayın.

Ayağınızı plastik sargıya sarın ve bir çorapla örtün. Soğan, gece boyunca vücuttan toksinleri, bakterileri ve hastalıkları atacaktır.

KAYNAK: DOKTOR

Yapmış olmam gereken ve yapmadığım ve yapmamış olmam gereken ve yaptığım her şey için pişmanlıkla af diliyorum …

Bir zamanlar Çin’de yoksul bir adam o denli aç ve bitkin düşmüştü ki kendini tutamayıp bir armut çaldı. Adamı yakaladılar ve imparatorun karşısına cezalandırılmak üzere çıkardılar.
Hırsız, imparatoru görünce ona şöyle dedi; “Değerli efendim, çok açtım dayanamadım çaldım. Beni af etmeniz için yalvarıyorum. Af ederseniz, size paha biçilmez bir armağanım olacak.”
İmparator dudak büktü:”Senin gibi birinde paha biçilmez ne olabilir ki?”
Hırsız, o anda avucunun içindeki armut çekirdeğini uzattı ve; ” Bu çekirdeği ekerseniz, bir gün içerisinde altın meyveler veren bir ağacın yeşereceğini göreceksiniz.”
İmparator bir kahkaha atarak; “Ek o zaman,” demiş, “altın meyveleri görünce affederim seni.”
Yoksul adam: “Haşmetlim bu tohumu ben ekemem, çünkü ben bir hırsızım. Bu sihirli tohumu ancak ömründe hiç çalmamış, başkalarına haksızlık yapmamış, yalan söylememiş biri ekebilir. Tohum o zaman gücünü gösterir, aksi takdirde onu ekeni zehirler tarif edilmez acılarla öldürür. Sultanım, bu tohumu ancak siz ekebilirsiniz.”
İmparator irkildi, suratını astı bir süre düşündü sonra da hırçın bir sesle: ” Ben imparatorum, bahçıvan değil, o tohumu başbakana ver eksin de altın meyveleri görelim,” dedi.
Yoksul adam tohumu başbakan’a uzatınca başbakan telaş içerisinde İmparatora dönüp itiraz etti: “Ben ekim biçim işlerinde çok beceriksizim efendim. Sihirli tohumu yanlış eker ziyan ederim bence bu tohumu hazinedar başı eksin. ”
Hazinedar başı hemen bahane buldu ve bu görevi bir başkasına devretti.
Bir bir orada bulunan herkes sudan sebeplerle tohumu ekme görevinden kaçındılar.
Sonra İmparator doğan sessizliğin içerisinde bir süre düşündü, başı önünde duran başbakana, hazinedara ve bütün görevlilere dik dik baktı ve; “Hadi bakalım bu hırsız bahçıvana tohumunun nasıl altın meyve verdiğini hep birlikte gösterip sevindirelim” dedi, cebinden bir altın çıkardı yoksul adama tutması için attı herkesin ceplerinden sessiz sedasız birer altın çıkarıp adama vermesini izledi sonra da gülerek “Bas git buradan be adam, bugünlük hepimize bu ders yeter” dedi.
—————-
İnsanlar, imparatorlar, ve hatta toplumlar bile kusur işlerler. Hata yapmayacak kadar mükemmel insan yoktur. Adını bulamadığım bir bilge şöyle demiş;
’’Bir şehre iki mükemmel insan çoktur. Bir mükemmel insan ise azdır. En iyisi bir buçuk mükemmel insan.
Nasıl mı olacak? Herkes kendisini yarı, karşısındakini ise tam mükemmel olarak kabul etsin. Böylece herkes diğerine değer verecek ona karşı kusur işlememeye dikkat edecektir…”
Af etmeyi ve başkalarına karşı olan hatta kendi kendimize olan kusurlarımızla yüzleşmeyi ve özür dilemeyi bilmek gerek.
Zerdüşlük öğretisinde Zend-Avista’da bir tövbe duası vardır ;
Düşünmüş olmam gereken ve düşünmediğim
ve düşünmemiş olmam gereken ve düşündüğüm her şey için;
söylemiş olmam gereken ve söylemediğim
ve söylememiş olmam gereken ve söylediğim her şey için;
yapmış olmam gereken ve yapmadığım
ve yapmamış olmam gereken ve yaptığım her şey için
pişmanlıkla af diliyorum …
Af dilemek yeterli değil. Birilerine kusur işleyince yapacak şey kusur işlediğimizi sevindirmektir. Sevindirmek fedakarlık gibi görünüyor ama, üzdüğünü sevindirince yarı mükemmel insanın benliğinde hissettiği duyguyu anlatmaya benim kelimelerim yetmez.
Yine bir Zerdüşt sözü ile bitirelim “Mutluluğu ve sevinci ancak başkalarının mutluluğunda ve sevincinde arar isen bulabilirsin”

4 Yaşından Beri Beslediği Kargalardan Hediyeler Alan 8 Yaşındaki Kız


Seattle’da yaşayan 8 yaşındaki bir kız olan Gabi Mann’in, evine zaman zaman ufak hediyeler geliyor. Her birini özenle saklıyor çünkü hediyeler çok değer verdiği bir arkadaş grubundan- 4 yaşından beri beslediği, kendisine ışıltılı incik boncuk hediyeler getiren kargalardan.
Bu ‘hediyeler’ düğmeler, LEGO parçaları, metal hurdaları ve kalp şekilli boncuklardan oluşuyor. Bir kere Gabi üzerinde ‘en iyi’ yazan bir metal bile almış, Öyle görünmeyebilir ama bunlar Gabi’nin en değerli koleksiyonu.
Bir keresinde üzerinde ‘en iyi’ yazan bir metal aldığını söylüyor Gabi, “Üzerinde ‘arkadaşım’ yazan kısmını hala saklıyorlar mı bilmiyorum.” diyor.

Yeni başlangıçlar ile hayatımızı değiştirecek 14 öneri

anette inselberg yeni başlangıçlar

Kişinin kendini yenilemesi, yeni hedefler koyması ve bu hedeflere ulaşması için yeni kararlar alması çok önemli. Hayatımızı değiştirecek 14 öneri…
Kişinin güçlükleri yenmesinde, zorluklar karşısında pes etmemesi için pozitif düşünce son derece önemli. Umudun anahtarı, pozitif düşüncedir. Umudu içinizde sürekli yeşertin. Duygularınızı yaşamaktan ve dile getirmekten korkmayın. Düşünceleriniz, duygularınızla kardeştir bunu unutmayın.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Psikolog Yıldız Burkovik, insanı yaşatan umudun ve umut etmenin yolunun pozitif düşünebilmek olduğuna dikkat çekti.
Umut etmenin yolu, pozitif düşünebilmektir
İnsanı yaşatan umuttur. Umut etmenin yolu ise pozitif düşünebilmek. Karamsarlığa düşmeden, olumsuzluklara yenilmeden sabretmek, gerekiyorsa yılmadan defalarca denemek ama asla vazgeçmemek.
Yorulma ve umutsuzluk, tükenmeye zemin hazırlar
Hayat boyu yaşanan birçok duygu olduğunu, bu duygu ve düşüncelerin birbiri ile anlaşmasının umuda, anlaşmazlığının ise insanı umutsuzluğa sürüklediğini ifade eden Burkovik, sözlerini şöyle sürdürdü:
Umudun yolu açık ve parlaktır
Ancak umutsuzluğunki kapalı ve karanlık… Karanlık yolda göz gözü görmez ve ilerleyemez insan. Ya da görmeden yürür ancak çarpa çarpa, belki de bir şeyleri yıkarak. Ya kendine ya da çevresindekiler zarar vererek, canını acıtarak, can acıtarak. Kırar, döker ve sonunda yorulur. Yorulma ve umutsuzluk ise tükenmeye zemin hazırlar. Yorgunluk ve sürekli yorgun hissetmek ise artık karamsarlık havasına girmeye sebep olur ve karamsarlık kaygı ile birleşince, pozitif düşünce ve duygular, sisin içinde kaybolur.

Işıklar birleşince
Birinin yaktığı sis ışığı, insana yol gösterebilir belki, eğer gözleri açıksa… Sisin içinde iken yola devam edecekse insan, o ışığa dikkat eder ve kendisi de bir ışık yakar ki bir başka karamsar da onun ışığını görüp kendi yolunu açsın diye. Böylece ışıklar birleşince, daha güçlü bir görüntü oluşur. İşte karanlıkta yakılan bu ışık, umudun ışığıdır. İnsan bir kere görsün yeter ki. O zaman pozitif düşünce kapıdan içeri girebilir.
Sabırlı olmak
Yavaş yavaş, sanki tarlada ekin eker gibi pozitif düşünceler ekilmeye ve umutla birlikte büyümeye başlar. Kimi zaman ekini büyütecek yağmur olmaz. Ancak birden başlayan yağmurla birlikte de ekinler canlanır ve büyürler an be an. Burada yapılması gereken tek şey ‘sabırlı olmak’tır. Sabırla çalışıp toprağı çapalarsak, toprak da istediğimizi verir bize, hem de doyurana kadar, mutlu edene kadar.
Pozitif düşüncede sabır ve çaba önemli
Atıl kalmak, hiçbir şey yapmadan öylece beklemek asla çözüm değil. Pozitif düşünen insan durmaz, yerinde ve doğru düşünmeye gayret eder. Doğru bilgiyi katar kendisine, bunun için çabalar.
Yanlış, hatalı ve çarpıtılmış düşünceleri ise kendinden uzaklaştırır sabırla. Kimi zaman çarpıtılmış düşünceleri düzeltmek kolay olmaz. Düşüncenin içindeki temel düşünceyi bulmak gerekir. O düşünce eğer hep imkansızlık üzerineyse, her şeyi imkansız olarak değerlendirir.
Zihni ve yüreği mutsuzluk yayar. Üzgün bakar hayata, şaşkın hisseder kendini; hele bir de hiç tanımadığı, aşina olmadığı bir düşünce ise bu. Fakat insanın içinde yaşanmışlıklarla birlikte olgunluk varsa, bunu sabır ve güç ile birleştirerek olumlu yönde adım atabilir.
Zihni umut yaymaya başlar ve karamsarlığın izlerini silebilir. Yine de bir zamanlar karamsar olduğunu hemen unutmamak gerekir. Çünkü olumsuz düşüncenin unutulması, olumluya sahip çıkılmasını engelleyebilir. Önemli olan tecrübelerden, yaşadıklarımızdan ders almaktır” diye konuştu.

Pozitif düşüncede vazgeçmek yok!
“Pozitif düşüncede umut vardır. ‘Asla yapamam’, ‘olmaz’ demeyen bir bakış açısı vardır” diyen Burkovik, “Düşünce yapısı, çözüm odaklıdır. Yol buldurur, yol açar. Yollar kapalı ve hiç açılmayacak gibi olsa bile sabırla beklenir ve tekrar tekrar denenir, asla vazgeçilmez. Umutsuzluk değil umut beslenir, duygu ve düşüncelerde.
Sizler de duygu ve düşüncelerinizde, umudu besleyen, büyüten olmalısınız. Bunu hak ediyorsunuz, buna inanmalısınız. Hak ettiklerinizi asla unutmamalısınız. Hafızanızı canlı tutmalı ve daima ileri bakmalısınız. Geçmiş tecrübelerinizi değerlendirin ama geçmiş duygularınızın esiri de olmayın. Onlardan ders çıkarın ve geleceğinizi tıpkı oya gibi işleyin” tavsiyesinde bulundu.

Yeni başlangıçlar ile hayatımızı değiştirecek 14 öneri:
Uzman Psikolog Yıldız Burkovik, pozitif düşüncenin hep var olması için önerilerini de şöyle sıraladı:
Umudu içinizde sürekli yeşertin.
Kelime dağarcığınızdan umutsuzluk kelimesini silin, yerine umudu koyun.
Yaşamaktan, doğruyu ve güzeli görmekten, iyiyi duymaktan asla geri durmayın.
Pozitif düşünceyi yaşam tarzınız haline getirin, hayata karşı zafer kazanın.
Duygularınızı yaşamaktan ve dile getirmekten korkmayın.
Düşünceleriniz, duygularınızla kardeştir bunu unutmayın.
Kendinizi olumsuz düşünenin bakışıyla yargılamayın.
‘Dürüstlük’ adınız ‘güven’ soyadınız olsun.
Tecrübelerinizin getirilerini birbirinizle paylaşın.
Birbirinizi saygıyla ve değer bilir biçimde dinleyin.
Birbirinize verdiğiniz ve birbirinizden aldığınız hep umut olsun.
Birbirinizi gönlünüze alırken, içinizde olumsuz düşünce varsa eğer temizleyin.
Söylediğinizin, inandığınızın arkasında durun ve ellerinizi birbirinize sevgi ile uzatın.
Hatalarınızı da paylaşın ki tekrar yapmamak üzere size bir hatırlatma, başkalarına ise bilgi olsun.

Kaynak: indigo

“Söylediğim gibi yaratacağım!”

anette inselberg abra kadabra

 

Abrakadabra” Ârâmîce bir kelîmedir.
“Abra” Ârâmîce’de “yaratacağım” anlamına gelir. “Alef, Bet, Reş ve Alef” harfleriyle yazılır. Fiilin kökü “B-R-Alef”dir. Bu kök İbrânîce’de de Tevrat’ın ilk cümlesi olan “Başlangıçta Tanrı gökleri ve yeri yarattı”da “Bereşit Bara Eloim et Aşamayim veet Aarets” cümlesinde “Bara”, yani “yarattı” olarak karşımıza çıkar.
Aynı kök Arapça’da da -çoğunlukla yerine H-L-K kökü tercih edilse de- bulunur ve kullanılır. “Abra” sözcüğü de bu kökten az önce sözü edilen gelecek zaman veznine göre türetilmiş bir sözcüktür ve “yaratacağım” anlamına gelir.
“Kadabra” kısmını ise açıklamadan önce bir kez daha bölmek gerekiyor, “Ke’dabra” şeklinde. Buradaki Ke ya da Ki, Ârâmîce’de bir bağlaçtır. Arapça’da “Key”, İbrânîce’de “Ki” şeklinde görülen bu bağlaç İngilizce’deki “like, as, that”, Fransızca’daki “afin que” ya da Farsça’daki “Ke” bağlaçlarıyla benzer ya da aynı anlamdadır. Türkçeye de “ki” olarak çevrilebilir. Kef ve Yod harfleriyle yazılır.
“Dabra”, sözcüğü ise yine Ârâmîce ve İbrânîce’de ortak olan bir kökten, söz, söylemek, demek anlamındaki D-B-R kökünden gelmektedir. Aynı kök İbrânîce’de Tevrat’ın Tesniye Kitabı’nın İbranice adı olan DeVaRim sözcüğünde karşımıza çıkmaktadır ki: bu ad, “sözler” anlamına gelir. Abrakadabra’nın “dabra”sı ise “söyledim, dedim” anlamına gelir Ârâmîce’de…
Netice olarak; Abrakadabra ile ilgili buraya kadarki bilgileri bir araya toplarsak elimizde şu cümlenin olduğunu görürüz: “Söylediğim gibi yaratacağım!”
Abrakadabra, kanımızca Ârâmîce’de “söylediğim gibi yaratacağım” anlamına gelir ve henüz sihirbazlara, “illüzyonist” denmediği dönemlerde, bu türden sihirbazların, bu cümleyi dillendirdikleri anlaşılmaktadır. Arapça, Farsça bir birleşik sözcük olan sihr (büyü) ve baz (oyun, oynayan)’ın böyle bir oyun oynamış olması mümkündür…
Dolayısıyla; bazı sözleri ve söylemleri dillendirirken, ne manaya geldiklerini bilmeden söylediğimizden olacak alışagelmiş bir şekilde kullanıyoruz. Çok değil, az bir araştırmayla “yarı cahilliğimizi cahillik seviyesine” çekebiliriz. Sonrası için ise okumak, okumak, okumak… Ve araştırmak… Belki de edindiğimiz bu bilgiler bizleri aydınlatacak ve söylediğimiz kelîmelerden kurduğumuz cümlelere kadar daha titiz davranmamıza vesîle olacaktır.
Çok fazla uzatmak istemiyorum fakat bir misâl ile noktalayalım yazımızı… Çoğunlukla futbol ve basketbol maçlarında spiker arkadaşlarımız, bir oyuncu için, “pozisyonu yoktan vâr etti” diyerek; aslında ne kavrama, ne kelîmelere, ne de akıl ve mantığa uygun bir cümle kuramadığını her defasında cümle âleme îlân etmektedirler. Bu örnekleri günlük hayatımızdan yola çıkarak da çoğaltabilirsiniz.
Kalın sağlıcakla… İrfan Atasoy- Türkiye Gazetesi yazısıdr.
***
Not: Bu köşe yazım; yazar, dil uzmanı ve çevirmen Mahir Ünsal Eriş’in notlarından derlenmiş olup, konu hakkındaki çeşitli araştırmalarımı kapsamaktadır.
İrfan Atasoy- Türkiye Gazetesi yazısıdr.

Kaynak: Filiz Kılıçarslanla Yaşam Öğretileri

Etki…

51630159_383798365510940_6445425299046793216_n[1]

17 saniye süresince bir şeye odaklandığımızda, odaklandığımız şeyle uyumlu bir titreşimin içimizde harekete geçtiğini 68 saniye süresince de bir şeye odaklı kalabilirsek, odaklanan şeyin titreşimi ile uyumumuzun, o şeyi hayata geçirmek için gereken etkiyi başlatabildiğini biliyor musunuz?

Trenimde yolcu olduğunuz için her birinize teşekkür ederim

tren-yolculugu[1]

Doğarken bindiğimiz trende anne ve babamızla tanıştık. O zamanlar onların hep bizimle seyahat edeceklerini sanıyorduk.
Oysa
istasyonun birinde onlar trenden ineceklerdi ve bizi yolculuğumuzda yalnız bırakacaklardı.
Zamanla…
trene başkaları da bindi
ve bizim için önemliydiler. Kardeşlerimiz,arkadaşlar, çocuklarımız,
hatta hayatımızın aşkı…
Birçoğu inmiştir arkalarında üstelik de kalıcı bir boşluk bırakarak.
Kimisinin de eksikliği o kadar farkedilmez olmuştur ki, yerlerinin boşluğunu bile farkedememişizdir..
Bu tren yolculuğu neşe, keder, hayaller, beklentiler, merhabalar, Allahaısmarladıklar ve vedalarla doludur.
Burada başarı,
tüm yolcularla iyi ilişkilerde olmaktır.Bunun için de elimizden gelenin en iyisini
yapmalıyız..
Ancak,
hepimizin karşı karşıya olduğu bir muamma var:
Hiçbirimiz hangi istasyonda ineceğimizi bilmiyoruz.
İşte bunun içindir ki,
En iyi şekilde yaşamalı,
en iyi şekilde sevmeli, affetmeli, olduğumuzun en iyisini yansıtmalıyız.
Burası çok önemli
çünkü trenden inip de yerlerimizi boş bırakacağımızda
yaşam treninde yolculuğa devam edeceklerde güzel anılar bırakmalıyız.
Öyleyse
yaşam treninde size iyi yolculuklar diliyorum.
Çok sevgi verin, başarı biçin!
Son olarak da, trenimde yolcu olduğunuz için her birinize teşekkür ederim.
Ha, unutmadan!
Şahsen trenden bu yakınlarda inmeye hiç niyetim yok!
Yine de,
ola ki indim,
sizinle seyahat bir zevkti!
İyi ki trendeymişsiniz
ALINTI

This entry was posted on 30 Aralık 2018, in Genel. 2 Yorum