4500 sene önceSümer’li güzel bir Rahibe’nin Kral’ına çivi yazısıyla yazdığı Dünya’nın ilk aşk mektubu

ask

 

4500 sene önceSümer’li güzel bir Rahibe’nin Kral’ına çivi yazısıyla yazdığı Dünya’nın ilk aşk mektubu/şiiri, yıllardır “İstanbul Arkeoloji Müzesi”nde sergileniyor…

Philadelphia Üniversitesi profesörlerinden Hilprecht, 1889 1900 yılları arasında Mezopotamya’nın Niffer Vadisi’nde bir kazı yaptı. O yıllarda burası Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası idi. Bu arada topraktan çıkarılan önemli bir vesika, içeriğinin ne olduğu bilinmeyen çivi yazısı ile yazılmış diğer binlerce levha ile birlikte, kazı yapılan yerin sahibi olan Osmanlı Hükümeti’ne teslim edildi.

70 bin levhanın içine sıkışmış bulunan bu tarihi vesika; 58 yıl sonra, ABD’li Samuel Noah Kramer okundu ve aynı dönemde dünyaca ünlü Sümerolog Muazzez Çığ ve Hatice Kızılay tarafından Türkçe’ye çevrildi.

Bu taş levha üzerindeki yazının ne anlam içerdiği çözülünce, uzmanlar hayretler içinde kaldılar. Çünkü bu taş levha, dünyanın ilk aşk mektubuydu. Hem de Sümer Medeniyeti’nin en büyük kral ve kraliçesinin aşkını anlatan bir mektup…
Milattan önce 2300 2500 yılları arasında Mezopotamya’da yaşayan ve şahane bir güzelliğe sahip olan Enlil adında Sümerli bir rahibe, Kral Su-Sin’e aşıktı. Sümerlilerin yeni sene bayramında, tesadüfen kralın gözüne çarparak onunla evlenmeğe muvaffak oldu. Evlendiği gün de aşk ateşi ile, sevgilisi krala bir şiir yazdı. Gerçek sevginin sembolü olan şiir sarayda o kadar beğenildi ki, daha sonra o devrin en ünlü musiki üstatları tarafından bestelendi ve kısa zamanda halk arasına kadar yayılarak ebedileşti…

Diğer bir inanışa göre de; Sümer inancına göre, toprağın bereketini ve toprağın verimli olmasını sağlamak amacıyla, Kral’ın yılda bir kez Bereket ve Aşk Tanrıçası Enlil yerine bir rahibe ile evlenmesi kutsal bir görevdi. Bu şiir de büyük bir olasılıkla Kral Şusin için seçilmiş bir gelin tarafından yeni yıl bayramını kutlama töreninde söylenmek üzere kaleme alınmıştı ve ziyafetlerde, şölenlerde müzik, şarkı ve dans eşliğinde söyleniyordu.

Aşkını taşlara kazıtan güzel rahibe Enlil mektubunda şöyle yazıyor:

Güveyi, kalbimin sevgilisi,

Senin güzelliğin fazladır, bal gibi tatlı

Beni büyüledin,

Senin önünde titreyerek durayım,

Güveyi, seni okşayayım,

Benim kıymetli okşayışım baldan hoştur,

Bağışla bana okşayışlarını,

Benim beyim ,

Benim beyim baygınlığım,

Enlil’in kalbini memnun eden Su-Sin’im,

Bağışla bana okşayışlarını.

Baylan Pastanesinin Kurucusu Harry Lenas… Günün Fotosu…28/06/2016

13495398_10209035659386001_7255546704334308606_o[1]

 

 

İstanbul tarihinin efsane pastanesi “Baylan”ın sahibi “Bay Harry Lenas” geçtiğimiz günlerde vefat etti.
Bu güzel insanı daha yakından tanımamız, İstanbul ve ülkemiz tarihindeki önemini anlayabilmemiz için fotoğrafları Yılmaz Özdil’in  yazısı ile paylaşıyorum:

Bay Harry

Güzel bir kış akşamı, İzmir’den misafirlerim var, Nevizade’yi özlemişler, Yakup’ta kadehin dibine vuruyoruz… Yan masada altı beyefendi oturuyor, takım elbise, kravat, hani artık ender rastlanan “İstanbul beyefendisi” derler ya, kibar, görgülü, işte onlardan, en genci 80 yaşında, ufak ufak demleniyorlar. Kulak misafiri oluyoruz, kıkır kıkır sohbet ediyorlar. Şahane bir ekip yani. Dayanamadık sorduk… Meğer delikanlılıktan beri arkadaşlarmış, haftada bir filan düzenli olarak buluşup, adabıyla parlatıyorlarmış… Allah herkese sizin gibi arkadaşlık, hepimize bu yaşta fava-rakı ihsan eylesin dedik.
*
Gülümsedi her zamanki gibi, aldı kadehini, kalktı yerinden, bizim masamızı şereflendirdi, bir duble de sizinle arkadaşlık edelim dedi.
*
Bay Harry’di.
*
Babası 1919’da Arnavutluk’tan İstanbul’a göçetmiş, bu topraklardaki ilk çikolata imalathanesini kuran Fransız Moulatier’nin yanında çıraklık yapmış, 1923’te, İstiklal Caddesi’nde ilk pastanesini açmıştı. Cumhuriyet’le yaşıt olan bu pastanenin ismi, Loryan’dı… Fransızca “şark” anlamına gelen l’Orient kelimesinin okunuşuydu.
*
1934’te yasa çıktı, yabancı isimlerin Türkçeleştirilmesi gerekiyordu. Mareşal Fevzi Çakmak’ın damadı, sanat tarihi profesörü Burhan Toprak, Loryan’ın müdavimlerindendi. Ona danıştılar. “Baylan ismini koyun” dedi. Çağatay Türkçesi’nde “kusursuzluk, mükemmellik” anlamına geliyordu. Şark, mükemmel oldu, Loryan, Baylan oldu.
*
Bay Harry, babasının pastanesinde çıraklık yaptı, liseden sonra Viyana’ya, pastacılık okulu Zuckerbaecker Schule’ye gitti, oradan diplomayı aldı, İsviçre’ye geçti, uluslararası Richmont Fachshule’de çikolata eğitimi aldı, Mövenpick’te çalıştı, Almanya’ya geçti, Solingen Grafrath’ta gıda sanayi okulunda şekerleme eğitimi aldı.
*
1953’te yurda döndü.
Türkiye’nin “ilk mektepli pastacısı”ydı.
*
İlk’lerine başladı…
Türkiye’yi espresso’yla tanıştırdı.
İlk cappuccino’yu o tattırdı.
İlk milkshake’i o çalkaladı.
İlk tiramisu’yu o yaptı.
İlk İtalyan dondurmasını…
İlk İskandinav kanepelerini…
İlk krokanlı çikolatayı o servis etti.
İlk madlenleri o üretti.
Pandispanyayı ilk o kullandı.
İstanbul efsanesi “kup griye”yi icat etti.
Vitrinini kalplerle süsleyip, Sevgililer Günü’nü ilk tanıtan o oldu.
*
Çikolata üzerine yazıyı, ilk o yazdı.
*
Yazı’nın merkezi oldu…
Attila İlhan, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Cemal Süreya, Orhan Kemal, Haldun Taner, Peyami Safa, Asım Bezirci, Behçet Necatigil, Ferit Edgü, Ahmet Oktay, Güner Sümer, Fethi Naci, Tomris Uyar, Leyla Erbil, Oktay Akbal, Salah Birsel… Baylan’ı mesken tutanlardandı.
*
Varlık vergisi.
6/7 Eylül olayları.
Kıbrıs harekatı…
Yurdundan ayrılmadı.
Kızılcık şerbeti içtim dedi, hayatımıza lezzet katmaya devam etti.
*
Ve maalesef, namaz kılmayan hayvandır diyenlerin insan sınıfından sayıldığı ülke… Bu çok kıymetli evladını kaybetti.
*
Yaş kemale erince, Cumhuriyet’le yaşıt Baylan’ını, kakao-çikolata-kahve sektörünün devlerinden Altınmarka’ya devretmişti.
Neden diye sorduklarında ne cevap vermişti biliyor musunuz?
“Çocuğum olmadı, Baylan’ı bırakacağım varisim yoktu, bu yüzden güvenilir ellere emanet ettim, Baylan’ı sizin çocuklarınızın da görmesini istedim, çünkü Baylan benim değil, Türkiye’nin” demişti.
*
Benim değil…
Türkiye’nin.
*
Bana göre yurtseverliğin kup griyesi’ydi.
-Yılmaz Özdil- 18 Haziran 2016 Sözcü

Müsaadenle Ürperiyorum…

13450277_1352282481465578_8835485251358843069_n[1]

AKLIM BAŞIMDAN GİTTİ, NASIL GERİ GETİREBİLİRİM!” DİYORSANIZ BU HAFTA BUNLARI YAPIN:

12816913_221873471496437_153609114_n[1]

Aklımı nasıl başıma getirebilirim diyorsanız bu hafta bunları yapın:

•İnsan beyninin ayaktayken yaklaşık %10 daha fazla çalıştığı düşünülmektedir. Önemli kararlarınızı alırken kapalı alandaysanız volta atmayı deneyin.

•İnsan beyni açık havada, kapalı alana göre çok daha yüksek performansla çalışır. + beyin açık havada ve ayaktayken daha iyi çalışır

•Yürürken kolları sallamak beynin daha iyi çalışmasını sağlıyor.

•Yabancı dil öğrenmek beyni güçlendiriyor. En azından her gün yeni bir kelime öğrenerek kullanabilirsiniz. Alışveriş ve telefon numaralarını ezberlemeyi deneyebilirsiniz.

•Zihinsel jimnastik yapın. Bunun için başta sudoku olmak üzere diğer akıl oyunları oynayın Ör: Satranç.

•Zihinsel rutinlerinizi kırın yani bir gün evinize uzun yoldan gidin yada cep telefonunuzu sağ değil de sol elinizle kullanın bu bir televizyon kumandası da olabilir.

•Beyninizi kaliteli cümlelerle besleyin ör: özdeyişler

•Her gün güzel bir resme bakmayı deneyin. Beyninizi “güzel” görüntüler ile besleyin.

•Günde aklımızdan 60 bin ile 80 bin arasında düşünce geçer.Bu düşünceler ne hakkındaysa hayatımızda ona göre şekil alır. Bu yüzden olumlu düşünün.

•Bir konu hakkında düşünürken, nasıl düşündüğünüzde gözlemleyin. Bu beyninizin kalitesini artırır.

•İyi bir uyku kaliteli bir beyin için şarttır. Einstein’ın günde 10 saatten fazla uyduğu biliniyor.

•Bol ve temiz oksijen beyin için çok yararlıdır. Şimdi pencerenizin camını açık ve kendinize temiz oksijen ısmarlayın.

•Farklı düşünce tarzı olan insanlar ile konusun. Ör : çocuklarla vakit geçirin.Sizden farklı
düşünen insanlar ile konuşun.

•Kullanılmayan Organ körelir. Sürekli televizyon izleyerek beyninizi düşük viteste kullanmayın.

•Beynin en tehlikeli yanı ters tepki etkisidir yani bir
şeyden ne kadar korkarsanız o şey başınıza gelir. O yüzden korkunuza değil konunuza odaklanın.

•“Beyninize çöp girerse beyninizden çöp çıkar” Beyninize gereksiz şeyleri almayın.
Beyin diyeti yapın.

•Beyninizi yoran en önemli şey monotonluktur. Hayatınızı ne kadar çok renklendirirseniz, beyninizi o kadar neşelendirirsiniz.

•Ders çalışırken kısa aralar vererek çalışın.

•Beyin tıkandığında varsayımlarla akıl yürütür. Kararsız kaldığınız anlarda “…………… benim yerimde olsaydı ne yapardı?” diye düşünebilirsiniz.

•Beyninize sizi başarıya ulaştıracak sorular sorun Ör: Hayatta gelebileceğim en iyi yerde miyim? gibi..

•Dr.Davit Schwartz‘a göre: “Bir şeyin imkansız olduğuna inanırsanız aklınız bunun neden imkansız olduğunu arama başlar. Ama bir şeyin yapılabileceğine inandığınızda, aklınız onu yapmak üzere çözüm bulmanıza yardım etmek için çalışmaya başlar“

•Kitap okumak güçlü bir beyin jimnastiğidir.

•Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Bu yüzden spor yapın, fazla kilolarınızı atmaya çalışın ve SU İÇİN. Unutmayın beynin %78′i sudur.

alıntı

________

Daha Mutlu Bir Hayat İçin 50 Muhteşem Öneri…

2u7abu1[1]

1. Hikayenizi Yazın

Temiz bir kağıda bir iki paragraf olacak şekilde arzu ettiğiniz geleceğin hikayesini yazın. Gelecekte yapmakta olduğunuz şeyi, yaşadığınız yeri ve sahip olduklarınızı yazın. Bu sizi, hem şimdi hem de gelecekte motive edecektir.

2. Geleceği Gözünüzde Canlandırın

Gözlerinizi kapatın ve kendinizi gelecekte ne yapıyor olarak görmek istiyorsanız, onu yaparken canlandırın. Sağlıklı bir şekilde koşuyorsunuz, bahçenizdeki çiçekler ile ilgileniyorsunuz ya da çalışıyorsunuz. Örneğin, hayaliniz küçük bir işyeri açmaksa, kendinizi açılış gününde, müşterileriniz ve çalışanlarınız ile selamlaşırken hayal edin. Böylece, hayallerinizi somutlaştırabilirsiniz.

3. Geçmişi Gözünüzde Canlandırın

Geçmişi gözünüzde canlandırdığınızda, daha önce nerede olduğunuzu ve ne kadar yol kat ettiğinizi görürsünüz. Planlı hedeflerinize ne kadar ulaştığınızı ve nerelerde hata yaptığınızı anlarsınız. Bu sizin doğru yolda ilerlemenizi sağlayacaktır. Bir şoförü düşünün, yalnızca önüne baksa ve dikiz aynasından yararlanmasa nelere maruz kalabilir. Zaman zaman geçmişe bakmak, en az şoförün dikiz aynasına bakması kadar yararlıdır.

4. Büyük Düşünün

Geleceğiniz ile ilgili büyük düşünmekten korkmayın. Bu, kısa süreli başarısızlıklarınıza katlanmanızı kolaylaştıracaktır. Engeller, sizi durduramayacaktır. Çünkü, sizin gözleriniz büyük hedefe kilitlenmiş olacaktır. Uzun bir zamandan sonra sevdiğinize kavuşacağınızı düşünün, onu tren garından almaya giderken, bardaktan boşanırcasına yağan, sizi sırılsıklam eden yağmur, rahatsız eder mi?

5. Kendinizi Eğitin Hedef ya da hayaliniz ile ilgili her şeyi öğrenin, okuyun, konuşun, dinleyin ve deneyin. Eğer bir yazar olmak istiyorsanız, ders alın, kitaplar okuyun, yazın, diğer yazarlar ile konuşun, atölye çalışmalarına katılın.

6. Düzenli Olun

Temiz, düzenli ve iyi organize edilmiş bir ev, ofis ve hayat, motive edilmiş akıl için olmazsa olmaz niteliği taşımaktadır. Fiziksel dağınıklık, zihinsel dağınıklığa neden olur. Düzenli bir hayatınız olsun, böylece kendinizi her gün daha da zinde hissedeceksiniz. Örneğin, gece yatma, sabah kalkma saatiniz düzenli olsun. Mutlaka kahvaltı edin ve sabah en az yarım saat yürüyüş yapın.

7. Evinizde ve Ofisinizde Motivatörlere Yer Verin

Evinizde, ofisinizde, arabanızda, cüzdanınızda size hedef ve hayallerinizi hatırlatacak sembollere, işaretlere, notlara ya da objelere yer verin. Bu hatırlatıcılar, sizin motivasyonunuzun devamının garantisi olacaklar. Son model bir araba sahibi olmayı mı istiyorsunuz? O halde hayalinizdeki arabanın resimlerini odanızın duvarına asın, cüzdanınızda saklayın ve ihtiyaç duyduğunuz an bakıp, hedefinizi hatırlayın.

8. Gönüllü Çalışmalara Katılın

Gönüllü olarak başka insanlara yardım edin. Bunu yaptığınızda, diğer insanları mutlu etmenin ne kadar tatmin edici bir şey olduğunu fark edeceksiniz. Haftasonları, eşinizle birlikte Çocuk Esirgeme Kurumu’na gitmek iyi bir fikir olabilir.

9. Kendi Motivasyonunuz ile Başkalarını Motive Edin

En iyi öğrenme yöntemi, öğretmektir. Çocuklarınızın motive olmalarına, arkadaşlarınızın daha etkili hedefler belirlemelerine, eşinizin kişisel hayallerine ulaşmasına yardımcı olun. Onlara yardımcı olduğunuz zamanlarda, aslında kendinize de yardım ediyor olacaksınız.

10. Çocuklar ile Zaman Geçirin

Çocuklar ile zaman geçirmek size perspektif kazandıracaktır. İşteki yada özel hayatınızdaki sıkıntı yada endişeler, çocuklarınız ile oynadığınızda eriyip gider. Çocuklar her şeye basit yollu bakarlar ve bunu öğrenmek bile bizim için kar sayılır.

11. Badilik Sistemi Kurun

Eşinizin kendi gelişimine yönelik hedefleri yada bir şeyleri başarmak isteyen yakın bir arkadaşınız var mı? Eğer varsa, onlar ile ‘badilik sistemi’ kurun. Birbirinizi motive edin, uyarın, cesaretlendirin ve hedeflerinizde yardımcı olun.

12. Kendinize Bir Model Bulun

Kendisinden bir şeyler öğrenebileceğiniz rol model seçin. Bu kişi, sizin saygı duyduğunuz ve kendisi gibi olmak istediğiniz birisi olmalıdır. Saygı duyduğunuz bir insanı örnek aldığınızsa, tekerleği yeniden icat etmeniz gerekmeyecektir.

Eğer çevrenizde böyle bir kişi yoksa, ünlü bir lideri, sanatçıyı yada bilim adamını da rol model olarak alabilirsiniz. Kendisi ve yaptıkları hakkında tüm bilgileri edinerek, hedeflerinize ulaşmak için kullanabilirsiniz.

13. Yürüyüş Yapın ve Araba Kullanın

Şöyle bir etrafı gezin yada bulunduğunuz semtte arabanızla dolaşarak, rahatlayın, serbest zaman geçirin. Hepimizin rahatlamaya ihtiyacı var ve aslında hızlı yürüyüşler yapmak, araba kullanmak, gerçekten iyi birer çözüm. Bu şekilde yaptığınız mekan değişikliği, üzerinizdeki olumsuz havayı dağıtacaktır.

14. Başarı Hikayelerini Okuyun

Etrafınızdaki insanların başarı hikayelerini okuyun. Günlük gazetelerde bile size ilham verebilecek, motive edecek ve harekete geçirecek düzinelerce küçük başarı hikayeleri var. Kütüphaneler, sıradan insanların sıra dışı hikayelerini anlatan biyografi ve otobiyografileri ile dolu. Hepsi, sizi başarıya ulaştırmak için raflarda heyecanla bekliyorlar.

15. Müzik Dinleyin

Müzik sakinleştirir, heyecanlandırır, hüzünlendirir ve hatta motive edebilir. Koşu yaparken Rocky’nin film müziğini dinlemek, müziği motivatör olarak kullanmaya en güzel örnektir. Sizi motive edecek şarkıları belirleyin ve ihtiyacınız olduğu durumlarda onlardan yararlanın.

Mesela, sabahları ofisime yada eğitim vereceğim şirkete giderken, ‘türkü’ dinlemekten çok zevk alıyorum ve bu beni motive ediyor.

16. Motive Edici Filmler İzleyin

Sizi motive eden filmlerin listesini yapın ve küçük bir arşiv oluşturun. Örneğin; Forrest Gump filmini izlemek pek çok kişiyi motive edebilir. Biliyorsunuz bu filmde, IQ’su normal insanlardan çok daha düşük bir kişi, büyük başarılara imza atıyordu.

17. Motive Edici Alıntıları Okuyun

Gerek internette, gerekse kitaplarda size ilham verecek ve motive edecek binlerce alıntı bulunuyor. İnternette dolaşın ve aranın çiçeklerden bal topladığı gibi bilgileri toplayın.

Bunlar işinize çok yaracaktır, çünkü hepimizin hayatı yorumlama şeklimiz farklıdır. Hayata farklı açılardan bakmanızı sağlayacak hikayeler bile çok işinizi görecektir.

18. Sağlıklı Beslenin

Mutlu bir yaşam için, sağlıklı beslenme çok önemlidir. İyi bir diyet, sizin vücut sisteminiz için gerekli olacak tüm besin, vitamin ve mineralleri içerir. Fazlası zaten zararlı olacaktır. Ne demişler, “sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur”. Vücudunuz ve motivasyonunuz için sağlıklı beslenin. Sigara ve alkolden uzak durun.
19. Yeterince Uyuyun

Bazı insanlara 6 saat uyku yeterken, bazıları için 8 saat gerekli olabilir. Yeterince uyuduğunuza emin oluncaya kadar uyuyun. Ancak, 8 saatten fazla olmamasına da dikkat edin. Düzenli ve yeterli bir uykuya sahip olmanın, hem vücudunuz hem de zihniniz açısından ne kadar yararlı olduğunuz göreceksiniz.

20. Sürekli Öğrenin

En önemli ders bu. Etrafınızdaki dünya hakkında sürekli öğrenmeye devam edin ve asla durmayın. Sizi ilgilendiren şeyler hakkında okuyun, dinleyin ve öğrenin. Mesela, sorulan bir soruya “bilmiyorum” demenin tadını çıkarın, sonra hemen öğrenin. Meraklı olun. Biliyorsunuz, merak ilmin hocasıdır.

Hedefler olmadan, hayatınızda kalıcı değişiklikler yapmanız oldukça zordur. Aşağıdaki ipuçlarını kullanarak etkili ve verimli hedefler belirleyebilirsiniz.

21. Hedeflerle Çalışın

Hedefler ile ilgili en önemli ipucu bu. Hedeflerle çalış..!

Hedefler, hayatınızın tüm alanlarındaki gelişiminiz için önemlidir, eğer hedefsiz çalışırsanız, gelişiminizde güçlükler ile karşılaşırsınız.

İstediğinizi elde etmek için, işinizi şansa bırakmanız hiç de iyi bir yol değildir. Earl Wilson’un güzel bir sözü var. Diyor ki : “Başarı mı? Başarı tamamen şansa bağlıdır. İnanmazsanız başarısız insanlara sorun..!”

Hedeflerle çalışın, onlar size başarıyı ve yanında meyvesi olan mutluluğu getireceklerdir.

22. Beyin Fırtınası Yapın

Temiz bir kağıt ve kalem alın. Uygun bir ortama geçin. Kimsenin sizi rahatsız etmeyeceği, telefondan uzak. Sonra, düşünün, düşünün ve tekrar düşünün. Aklınıza gelen her düşünceyi yazın. Parasal hedefler, kişisel hedefler, İlişkisel hedefler, sağlığınız ile ilgili olanlar vs. Tüm fikirleri yazın.

Bitirdiğinizde, üzerinde çalışmak için gereğin fazla hedefiniz olacak. Bunlar arasından sizin için önemli olanları seçin.

23. Hedefinizi Kağıda Yazın

Üzerinde çalışacağınız hedefi seçmeden önce, onu bir kağıda yazın, hedefinizin somutlaşmasını sağlayın. Böylece, sizin için gerekli olup olmadığına daha kolay karar verebilirsiniz.

24. Hedefi Seçme Nedenlerini Yazın

Neden bu hedefi seçtiniz? Hedeflerinizin her biri için, ”Bunun bana ne yararı var” sorusunu sorun. Hedefi seçme nedenlerinizi kolaylıkla açıklayabiliyor olmalısınız. Eğer açıklayamıyorsanız, bu hedefi listeden silin ve diğerine geçin.

25. Hedefinizin Spesifik Olmasını Sağlayın

Hedefinizin etkili olabilmesi için, onu spesifik olarak ele alın.

“Çocuklarınız ile ilişkilerinizi geliştirmek” çok önemli ve yapmaya değer olabilir, ancak hedefiniz adına çok geniş bir tanımlama olacaktır. Bunun yerine, daha spesifik bir hedef belirleyin. Mesela, Pazar günleri beraber pikniğe çıkmak, akşam yemeklerinizi saat 19:00-20:00 arasında birlikte yemek, yada gece yatmadan önce onlarla 1 saat sohbet ederek bilgi ve deneyimlerinizi aktarmak gibi. Bu sizi hedefinize daha kolay ulaştırabilir.

26. Terminler Kullanın

Hedeflerinizin gerçekleşmesini engelleyecek en ölümcül şey, ertelemektir. Bu problemin üstesinden gelmenin en iyi yolu termin kullanmaktır.

Hedeflerinizde yaptığınız gibi, terminlerinizi de spesifikleştirin. Elimdeki projeyi 5 Ocak 2004’e kadar bitireceğim gibi…

27. Başlama Tarihi Kullanın

Termin önemli, ancak onun kadar önemli olan başka bir konu daha var ki, bu da başlama zamanının net olmasıdır. Hedefiniz için yola çıkarken, başlama tarihini ertelemeye yönelik pek çok nedeniniz olacaktır. Bunun üstesinden gelmek için, başlama tarihi belirleyin ve o tarihe sadık kalın.

28. Büyük Hedefler Seçin

Hedeflerinizin etkili olabilmesi için, ulaşılabilir-zor olmalıdır. Eğer hedefiniz başarılması kolay ise, motivasyonunuz düşer.

Hedefleriniz ulaşılabilir olmalı, ancak aynı zamanda sizin mevcut yetenek ve becerilerinizi geliştirmenizi gerektirecek kadar da zor olmalıdır.

29. Ulaşılabilir Hedefler Belirleyin

Ulaşamayacağınız hedefler belirlemek, sununda, sizde hayal kırıklığı, kızgınlık ve özgüven sarsılması yaratır. Hedefleriniz ulaşılabilir-zor ve mantıklı olmalıdır.

30. Detaylı Aksiyon Planı Hazırlayın

Hedeflerinizin her bölümü için, adım adım detaylı aksiyon planı hazırlayın. Pek çok hedef, ne zaman ne yapılacağı planlanmadığı için başarısızlığa uğrar. Yapacağınızı planlayın ve planladığınızı yapın.

31. Abartmayın (Gereğinden Fazla Hedef ile Çalışmayın)

Aynı anda çok fazla hedef üzerinde çalışmayın. Başlamak için bir ila üç arası hedef uygun olacaktır.

32. İlerlemenizi Ölçün

Çalışmalarınızdaki ilerlemenizi ölçün. 300 sayfalık bir roman yazmak istiyor olabilirsiniz. 300 sayfayı birden hedeflemeyin. 25 ila 50 sayfalık artışlar şeklinde düşünün ve tamamladığınız sayfaların günlük çetelesini tutun. İlerlemenizi ölçmek, hedefiniz gerçekleşinceye kadar motivasyonunuz en üst seviyede tutacaktır.

33. İstek Listesi Hazırlayın

Kendinizi yapmak zorunda hissettiğiniz yada yapmayı gönülden istediğiniz 10 şeyin listesini yapın. Bir iş kurmak, maratonda koşmak, Avrupa’yı ziyaret etmek, Japonca öğrenmek vs. Bu listeyi ofisinizde ve/veya evinizdeki panoya yapıştın.

34. Hatırlatıcılar Kullanın

Post-it’ler günlük görevlerinizi ve hedeflerini hatırlamanız için mükemmel araçlardır. Tabii, abartmamak kaydıyla.

Birbiri üstüne geçmiş, ne olduğu okunmayan onlarca not, size hiçbir yarar sağlamayacaktır.

35. Kendinizi Ödüllendirin

Kendiniz için ödüller belirleyin. Hedefinize ulaştığınızda yada küçük de olsa bir adım attığınızda kendinizi ödüllendirin ve bunu kutlayın. Çok çalıştınız ve bunu hak ettiniz. Ailenizle dışarıda yemek yiyin, kısa bir seyahate çıkın yada sizi mutlu edecek başka şeyler yapın.

Davranış her şeydir. Aşağıdaki ipuçları, kazanan davranışlara sahip olmanıza yardımcı olacaktır.

36. Doğru Kelimeleri Kullanın

Günlük konuşmalarınızda, ‘Bunu başarabilirim’ yada ‘Bir çözüm buluruz’ gibi olumlu cümleler kullanmaya dikkat edin.

Kurduğunuz, cümlelerin sizin psikolojiniz ve davranışlarınız üzerinde son derece önemli etkileri olduğunu unutmayın.

37. İyimser Olmak İçin Çaba Harcayın

İnsanların ne kadar başarılı oldukları, iyimser yada kötümser olmalarına göre değişir. Pozitif davranışlara sahip olmak, üzerinde uğraşmanız gereken bir şeydir. Önemli olan, ne olduğunuz yada olmadığınız değil, ne olabileceğinizdir.

38. Arkadaşlarınızı Seçin

Arkadaşlarınızın negatif davranışları mı var? Bu sizi etkiliyor mu?

Birlikte zaman geçirdiğimiz insanlar, çoğu zaman bizim tutumumuzu etkileyebilir. Eğer ofisinizdeki yada evinizdeki bireyler sizi negatif yönde etkiliyorsa, bu durumu değiştirecek gerekli adımları atın.

39. Değişime İhtiyacınız Olduğunu Nasıl Anlayacaksınız?

Mutsuz olduğunuzu anladığınızda, bunu kendinize itiraf edin ve kendinizi korumaya alın. Bu yapılması çok zor olan bir şey, özellikle bir şeyleri kendinize itiraf edecek durumda değilseniz. Yapılması zor, ancak değerli. Karamsarlığa düşmeye başladığınızda, farkına varın ve bu durumu değiştirin.

40. Diğerlerinin Ne Dediğini Dinleyin

Kendimize pozitif bir insan olduğumuzu söylemekten hoşlanıyor olabiliriz, fakat bu her zaman doğru değildir. Arkadaşlarınızın ve ailenizin sizin davranışlarınız ile ilgili söylediklerine kulak verin, duymak istemeyeceğiniz şeyler söyleyebilirler. Fakat, unutmamak gerekir ki; hayattaki en iyi değişimler, yapıcı eleştirilerden gelir.

41. Sizi Nelerin Huzursuz Ettiğini Öğrenin

Sizi nelerin huzursuz ettiğini bildiğinizde, içinde bulunduğunuz olumsuz durumdan uzaklaşabilir ve bunun sonucu ortaya çıkan gerilim ve hayal kırıklıklarından korunabilirsiniz.

Eğer kaçamayacağınız bir durum söz konusu ise, onu daha iyi bir hale getirmek için neler yapabileceğinizi düşünün.

42. Sizi Neler Mutlu Eder?

Bu sizin psikolojiniz ve tutumunuz için hayati önem taşır. Sizin ‘mutluluk’ tuşunuz tutum ve davranışlarınızı tekrar ve tekrar geliştirmek için gereklidir. Mesela ben, kötü bir ruh hali içerisindeysem, sabah kahvaltı yapıp yapmadığımı kontrol ederim. Eğer yemediysem, sistemime besin aldıktan sonra 180 derecelik bir dönüş yaşarım. Ruh halim düzeliverir.

43. Ara Vermesini Bilin

Şimdi dışarıya çıkın ve açık havada kısa bir yürüyüş yapın.

Sıkıntı duyduğunuz durumlarda, ara vermesini bilin. Bu sizin olaylara farklı bir perspektiften bakmanızı sağlayacaktır. Mesela, eşinizle problem mi yaşadınız yada amiriniz sizi demoralize edecek şeyler mi söyledi, ani tepkilerden kaçının, bir ara verin, etraflıca düşünün ve öyle harekete geçin.

Bununla birlikte, sürekli çalışmayın, ara vermesini bilin. Baltanızı bilemeden yeni odunlar kesmeye kalkmayın. Aşağıdaki *hikaye size yardımcı olacaktır.

44. Harekete Geçmeden Önce İki Kere Düşünün

Harekete geçmeden önce, nedeniyle birlikte hareketiniz hakkında düşünün. Eğer bir çalışanınız, sizi de etkileyebilecek bir yanlış yaptıysa, hemen bağırıp çağırmayın. En iyi karşılık (yanıt) üzerinde düşünün. Bunu iki kere yaptıktan sonra harekete geçin.

İki kez dinleyip, bir kez konuşmamız için, iki kulağımız ve bir ağzımız olduğunu unutmayın.

45. Tepki & Yanıt (React vs. Respond)

Bu iki kelime, mutlu, istekli, pozitif insan ile üzgün, bitkin ve negatif insan arasındaki farktır. Hayatınızda sizi direk yada dolaylı olarak etkileyecek şeyler olduğunda, buna yanıt verin. Yani, üzerinde düşünün, çözüme odaklanın.

Eğer tepki verirseniz, nedenleri atlamış ve o andaki duruma odaklanmış olursunuz. Sonuçta, daha fazla sıkıntı ve hayal kırıklığı dışında elinize bir şey geçmez. Tepki değil, yanıt verin.

46. Sahip Olduğunuz Şeylerin Değerini Bilin

Etrafınıza bakın ve sahip olduğunuz şeylerin değerlerinin farkına varın. Arkadaşlarınız, aileniz, kariyeriniz, eviniz yada başka herhangi bir şey. Bu bile başlı başına bir mutluluk kaynağıdır. Kötü şeylerin hayatımıza nasıl girdiğinin önemi yok, biz sahip şeyler için şükretmeliyiz.

Farklı bir bakış açısıyla bakın ve hayatınızdaki güzel şeylerin tadını çıkarın.

47. Her Zaman Mutlu Olmak Zorunda Değilsiniz

Bazen, kendinizi kötü hissetmenizin hiçbir kötü yanı yok. Her zaman, dışadönük, heyecanlı, enerji dolu olmak zorunda değilsiniz.

Bir şeylerin yolunda gitmediği, kendinizi iyi hissetmediğiniz günler olacaktır. Dert etmeyin, problemler geçer.

48. Mantığınızla Hareket Edin

Sorunlara mantığınızla yaklaşın. Duygularınızla hareket ederseniz, sonuçlarına katlanmak zorunda kalırsınız.

49. Dedikoduculardan Uzak Durun

Etrafınızdaki negatif konuşmalara katılmayın. Eğer, konuşmanın bu yönde ilerlediğini görürseniz, özür dileyerek kibarca oradan uzaklaşın.

50. Güne İyi Başlayın

Güne gülümseyerek başlayın. Bugün, başarılacak ve hoşlanılacak pek çok şeye sahip olacaksınız. Hayat kısa..! Ancak, bugün geriye kalan hayatınızın ilk günü. Bunu asla unutmayın.

MOTİVASYON MASALLARI
Pekçok insanın kafasında bir hedef vardır, fakat ona ulaşmak için adım bile atmazlar. Neden? Zihinlerindeki yanlış inançlar, masallar yüzünden. Aşağıdaki bölümde, başlıca yanlış inançlar ve neden onlardan sakınmanız gerektiğini bulacaksınız.

Beceremem, onu yapamam

Evet, yapabilirsin! Diğerleri ne yapabiliyorsa, sen de yapabilirsin. Aynı büyüklükte beyin, aynı iki kol ve bacak, her gün aynı zaman diliminde yaşayan kadın yada erkek tarafından yapılmış olan tüm olağanüstü şeyleri, sen de yapabilirsin.

Yarın başlarım

Belki, yapamazsın. Bugün yapabileceğin şeyleri asla erteleme. Yarın garanti değil ve geleceğin ne getireceğini kimse bilmiyor. Yalnızca şu andan eminsin. Buradasın ve hedeflerine ulaşabilirisin.

Bu benim için doğru olmayabilir

Uğraştığınız şeyin sizin için en iyisi olduğundan hiçbir zaman %100 emin olamazsınız. Çünkü sürekli yenilenir ve değişir. Hedefe yürürken pek çok kere yol değiştirirsiniz. Mükemmel fırsatlar kapınızı çalana kadar beklemeyin. Harekete geçin.
Çeviri ve adaptasyon: Ergün GÜLER Kaynak: denizce.com

BİZDEN SAKLANAN GERÇEKLERDEN YALNIZCA BİRİ : GÜMÜŞ HAKKINDA BİLMEDİKLERİMİZ

120314144390_graniglia2-416x335[1]

 

Günümüz çağı, günümüz insanı, yeniçağ insanı, modern teknoloji çağı, dijital çağ… diye gider bu günün isimleri… Peki, gerçekten bunlar gelişmişliği ifade ediyor mu? İleriye doğru gittiğimizi gösteriyor mu? Dünya’nın daha iyi bir yer olmasını sağlıyor mu? Birçoğunuzun içinizden hayır dediğini duyar gibi oluyorum.

Geçmiş zamanlardan bu güne doğru zihninizde gelişim sürecini izlediğinizde, bir bütün halinde hareket eden minik organizmaların oluşturduğu büyük bir organizma görürsünüz. Sorumluluk bilinci, paylaşım, bilgilerin aktarılması üzerinde durulan hassasiyet ve birbirini destekleyen insanlar görürsünüz; çünkü aslında toplumlar bireylerden değil bireyler toplumlardan oluşur ve siz toplumun makro organizma halini sağlam bir şekilde oturtursanız mikro düzeyde de bireyler her yönden gelişimin potansiyellerini zorlamaya başlar.

Bu genel durumun özetinden sonra birazdan bahsedeceğim bilgi ile aslında bizlere aşılananları, toplumsal düzenleri, kapitalizmin bizi hasta edip sonra iyileştirme vaadinde nasıl bulunduğunu ya da bizleri, var olan verimli şeyleri nasıl da tüketime götürdüğüne dair birçok dallanıp budaklanan sorgulara gideceğinize inanıyorum. Basit gibi görünen her durumun arkasında, gerçekten sorgulayıp anlamaya çalışanlar için örümcek ağına dönüşen gerçekler vardır.

Şimdi size biraz gümüşten bahsedeceğim.

Bizlere açık açık anlatılmayan ancak faydaları oldukça geliştirilebilirlik sağlayan bir elementtir gümüş. Onlara geri kalmış derken çok eski zamanlarda insanlar sağlık alanında bu elementi kullanıyordu. (Peki, bu modern çağda neden bunca hastalıktan kurtulamıyor üstüne bir de yeni hastalıklar ile mücadele etmek zorunda kalıyoruz? Yorum sizin.)

Gümüşün faydaları Jül Sezar döneminden beri biliniyor. Romalılar, küçük gümüş parçacıklarını yanıkları, kesikleri ve yaraları tedavi etmek için; Grekler, su ve şarap kaplarını bakterilerden temizlemek için gümüşü kullanırlardı. Ayrıca Roma döneminde sadece gümüş kaplarda su taşıyan askerlere savaşa gitmeye izin verilirdi çünkü Romalılar gümüş kapların suyu temiz ve saf tuttuğunu biliyorlardı. 14’üncü yüzyılda Avrupa’nın merkezinde nüfusun yüzde 25’i vebadan ölmüştü, sadece çingeneler bu felaketten etkilenmemişlerdi. Çingenelerin tedavi amacıyla gümüşü küçük partiküllere ayırıp açık bir damardan vücuda verdikleri biliniyordu. Partiküller kan dolaşımı sayesinde bütün vücuda yayılıp bakteri ve virüsleri yok ediyordu. Bu partiküllerin gereğinden fazla olması nedeniyle çingenelerin çoğu argyria hastası* olmuşlardı.

İlaç sektörü

Doktorlar gümüşün faydalarını biliyorlar ve hastalarına eğer sağlıklı olmak istiyorlarsa gümüş tabaklarda ve gümüş çatal bıçak kaşık kullanarak yemek yemelerini tavsiye ediyorlardı. İnsanlar bebeklerine emmeleri için gümüş kaşık vermeye başladı. “Ağzında gümüş kaşıkla doğmak deyimi” buradan gelmiştir; çünkü bunu o zamanlarda zengin aileler yapabiliyordu ve zengin çocuğu olmak yani doğuştan kısmetli olmak manasına kullanılan bu deyim buradan türemiştir.

Dr Henry Crookes, 1900’lerin başında gümüşü pek çok hastalığın tedavisinde kullanmıştır. Bilimsel çalışmaları sonucu bilinen hiçbir mikrobun kolloid gümüşe 6 dakikadan fazla dayanamayacağını söylemiştir. Dr J.Mark Hovel, British Medical Journal’de kolloid gümüşün virüslerin kontrolünde özellikle etkili olduğunu rapor etmiştir.

İkinci Dünya savaşı sırasında penisilin keşfedildi ve sentetik olarak üretildi. Böylece tıpta patenti alınmış sentetik ilaçlarla büyük ilaç firmalarını çok zengin eden yeni bir çağ başladı. Bu şirketler patentini almadıkları hiçbir şeyi satmayacaklardır ve tabiatta bulunan maddeler patentlenemezler (Yakın zamanlarda penisilinin virüslere karşı etkisiz ve pek çok insan için alerjik olduğu anlaşıldığı halde günümüzde maalesef kimyasal, sentetik antibiyotikler çok popüler!)

Colloidal-Silver-range

Gümüşün ilk antibiyotik madde olduğu düşünülmektedir. Tarihte gümüş metal yaprağı bir sargı bezi olarak kullanılmıştır. Bugün gümüş, neredeyse enfeksiyon kontrolünün kritik olduğu her yerde, bandajlardan yanık tedavisinde kullanılan ilaçlara kadar sağlık ürünlerinde çok geniş spektrumda antimikrobiyal özelliliğinden dolayı kullanılmaktadır.

Amerika’daki doğan çocuklara, doğumdan hemen sonra gümüş içerikli göz damlaları, gözde oluşacak enfeksiyonları engellemek için kullanılmaktadır.

Gümüş, yüzde 95’den daha fazla oranda kızılötesi yansıtırlığa sahiptir. Gümüşle temas eden radyoaktif enerjinin yüzde 95 i kaynağa geri dönecektir. Yani gümüş radyasyona karşı etkilidir.

450 tür bakterinin DNA’sını bozarak yok edebiliyor. Sedef, şeker, mayasıl, kaşıntı, ayak kokusu gibi birçok rahatsızlığa da iyi geliyor. Yeni hücrelerin çoğalmasını destekleyerek yaraların iyileşmesini hızlandırıyor. Ayrıca Kolloidal Gümüşün HIV virüsünü bir kaç dakika içinde yok ettiği ile ilgili araştırma Dr Xiaojian Yao tarafından “Nanoteknoloji 2012 International Journal”da yayımlanmıştır (Buna rağmen hiçbir şey yapılmadı).

İçerisinde gümüş iyonu barındıran tek besin cevizdir. Bu bilgilere bakarsak tüketmeyi ihmal etmemiz gereken en önemli besindir.

Doktorların temelde gümüş suyunu tanımama sebebi yine kapitalist dünya düzenine dayanır. 1906 senesinde bütün büyük ilaç şirketlerini satın alan John D. Rockefeller koloidal gümüşün ilaç satışlarının önünde engel oluşturacağının farkındaydı. Bu sebeple Jude Abraham Felxner yardımı ile Amerika’daki tüm tıp fakültelerinde gümüş suyu konusunun işlenmeyeceği ve bu talimata uymayan tüm profesörlerin lisanslarının elinden alınacağını belirtmişti. İşin ilginç tarafı Rockefeller, ailesinin hiçbir zaman ilaç kullanmasına izin vermemişti?

Bilim kurgu dünyasına bakarsak, karşımıza içine girdiğiniz zaman bir anda bütün hastalıklarınızı iyileştiren ve sizi uzun süre yaşatan sandıklar çıkar. Peki, bu sandıklar gümüşten yapılmış olabilir mi? Daha da geliştirilmiş, içerisinde bakteriler dünyasından oluşmuş, gümüş kaplama mini bir laboratuar günümüzde yapılmış olabilir mi?

Bizden saklanan birçok gerçek varken bunların dahi yapılmış olması olasıdır. Bize gösterilenleri değil gösterilmeyenleri görmeye çalıştıkça aslında nasıl bir düzende yaşadığımızı görmek, sınırlarımızı zorlamak için bize daha da büyük nedenler vermelidir. Dünyamızı yaşanılabilir bir yer yapmak için el ele, değerimizin farkında olarak çalışmalı ve sorgulamalıyız.

*Argyria, vücuda aşırı miktarda gümüş alınması sonucu ciltte mavi-gri bir renklenmenin oluşmasıdır.

KAYNAK :gaia dergisi

Olumsuz Duyguların Bedenimize Etkileri…

13442245_646234108864142_9078535633199573610_n[1]

O-hhhooo Millet Bronz Devrine Geçmiş…

Bunca aşağılanmaya nasıl dayandınız?

13423758_1299151616769471_9044246426321286758_n[1]

 

HAKARET HEDİYESİ

Tokyo yakınlarında, yaşlandıktan sonra kendini gençlere Zen Budizm’ini öğretmeye adayan büyük bir samuray yaşıyordu. İleri yaşına rağmen hala bütün rakiplerini alt edebilecek biri olduğu söyleniyordu.

Bir akşam vicdansızlığıyla tanınan bir savaşçı onu ziyarete geldi. Aynı zamanda provokasyon tekniğiyle de ün salmış bir savaşçıydı bu. Rakibinin ilk hamleyi yapmasını bekler, sonra keskin zekasıyla rakibinin zayıf noktalarını değerlendirip şimşek gibi karşı atağa geçerdi.

Genç ve sabırsız savaşçı, o güne kadar tek bir karşılaşmayı bile kaybetmemişti. Samuray’ın şöhretini biliyordu ve oraya onu yenip kendine çok daha büyük bir isim yapmak için gelmişti.

Öğrencilerinin itirazlarına rağmen Samuray, kendine meydan okuyan savaşçının çağrısını kabul etti.

Herkes şehrin en büyük meydanında toplandı ve genç adam yaşlı öğretmene hakaret etmeye başladı. Ona birkaç taş fırlattı, yüzüne tükürdü, Samuray’a ve tüm ailesine bildiği bütün küfürleri saydı. Saatler boyunca Samuray’ı provoke edecek her şeyi yaptı ama yaşlı adam tamamıyla tepkisizdi. Akşam sona ererken ateşli savaşçı yorulmuş ve utanmış bir şekilde geri çekildi.

Hocalarının onca hakaret ve provokasyona cevap vermemesinden düş kırıklığına uğrayan öğrenciler gelip yaşlı Samuray’a sordular:

“Bunca aşağılanmaya nasıl dayandınız? Her ne kadar dövüşü kaybetme riskiniz olsa da, kendinizi bir korkak olarak göstermektense neden kılıcınızı kullanmadınız?”

“Birisi elinde bir hediye ile size gelse ama siz o hediyeyi kabul etmeseniz, sonuçta hediye kime aittir?” diye sordu Samuray.

“Onu vermeye çalışan kişiye” diye cevapladı öğrencileri.

“Kıskançlık, öfke ve hakarette de aynı şey geçerlidir” dedi öğretmenleri; “Eğer kabul edilmezlerse onu yanında taşıyan kişiye ait olarak kalırlar.”

PAULO COELHO

Mevlana ve Şems’ten Yüreğinizin Derinliklerine İşleyecek 20 Özlü söz

images334FC1O2

 

İşte bu büyük insanın ve onun yoldaşı Şems-i Tebrizi’nin en güzel sözleri…

1. “Dört şey azizdir. Fakirlerin yüküne tahammül eden zengin, kanaat edip haline razı olan fakir, yaptıklarının ayıbından korkan günahkar, günahlardan sakınan alim.”

2. “Kör cehalet çirkefleştirir insanları! Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verecek bir cevabım var, lakin bir lafa bakarım laf mı diye. Bir de söyleyene bakarım adam mı diye…”

3. “Bir gül kadar güzel ol, ama dikeni kadar zalim olma. Birine öyle bir söz söyle ki ya yaşat ya da öldür, ama asla yaralı bırakma!”

4. “Kısmet etmiş ise Mevla: El getirir, yel getirir, sel getirir…Kısmet etmez ise Mevla: El götürür, yel götürür, sel götürür…”

5. “Nasibinde varsa aIırsın karıncadan biIe ders. Nasibinde yoksa bütün cihan önüne seriIse sana ters.”

6. “Anladım ki insanlar susanı korkak, görmezden geleni aptal, affetmeyi bileni çantada keklik sanıyorlar. Oysa ki biz istediğimiz kadar hayatımızdalar. Göz yumduğumuz kadar dürüstler ve sustuğumuz kadar insanlar…”

7. “Kalp midir insana sev diyen, yoksa yalnızlık mıdır körükleyen? Sahi nedir sevmek; bir muma ateş olmak mı, yoksa yanan ateşe dokunmak mı?”

8. “Kadın bilmeyene nefs, bilene nefestir.”

9. “Eğer Allah seni bana yazmışsa, benden kaçışın yok. Lakin kader seni benden almışsa, ağlamaya lüzum yok.”

10. “Ey insan! Kaf dağı kadar yüksek olsan da kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma! Her şeyin bir hesabı var, üzdüğün kadar üzülürsün!”

11. Mevlana’nın yedi öğüdü:
Mevlana’nın yedi öğüdü:
1. Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.

2. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.

3. Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.

4. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.

5. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.

6. Hoşgörülükte deniz gibi ol.

7. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

12. “Cebi zengin fakat ruhu fakir olan insanın hali çok rezil! Çünkü o her şeyin fiyatını bilir, değerini değil.”
13. “Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozunu almaktır. Allah sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır. Niye kederlenirsin?”

14. “İlim üç şeydir: Zikreden dil, şükreden kalp, sabreden beden.”

15. “Hak yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzunun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil!”

16. “Bazen uzaklaşmak gerekir, yakınlaşmak için…Bazen hatırlamak gerekir, hatırlanmak için…Bazen ağlamak gerekir, açılmak için…Bazen anmak gerekir, anılmak için…Bazen de susmak gerekir, duymak için. “

17. Hz. Mevlana buyuruyor…
Hz. Mevlana buyuruyor…
Allah der ki: “Kimi benden çok seversen, onu senden alırım.” ve ekler, “Onsuz yaşayamam deme, seni onsuz da yaşatırım.” ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, canından saydığın yar bile bir gün el olur, aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur, öyle garip bir dünya…Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur. Düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın. En garibi de budur ya. Öldüm der durur, yine de yaşarsın…

18. “Hayatta olabileceğiniz en güzel yer, bir duanın içinde yer almaktır.”

19. “Sen de bilirsin ki elde ettiğin şey, yaptığının karşılığıdır. Yoksa adil olan Allah’ın takdiri, insana yaptığına uygun olmayan cezayı nasıl olur da verir? Suçu kendinde bul! Çünkü o tohumu sen kendin ektin.”

20. “Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, ‘ne yapalım, kaderimiz böyle’ deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.”

KAYNAK: LİSTE LİSTE

Dön sık sık ve sar beni

 

Dön sık sık ve sar beni
Sevgili duygu, dön ve sar..
Bedenin anıları canlanınca
Ve o eski istek kanı tutuşturunca..
Dudaklarla ten hatırlayıp
Eller birbirine değiyor gibi olunca..

Dön sık sık ve sar beni gecende
Dudaklarla ten hatırlayınca..

KAVAFIS

“BAYAT EKMEK”OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM.

Komşumuz Hanife teyze var. 8 aydır konuya komşuya “bayat ekmeğiniz varmı? Varsa verin kuşlar cama geliyor ıslayıp veriyorum” diyordu.. Çok da zayıflamıştı. Kiracıydı. “Rutubetini çok ucuza oturuyorum diye çekiyorum” diyordu.. Eşinden dul maaşı alıyordu. Gülen, şaka yapan Hanife teyze gitmiş, yerine suskun düşünceli Hanife teyze gelmişti.. Annem dolma yapmıştı. Bir tabak dolma uzatarak; “Hadi götür Hanife teyzene de sıcak sıcak yesin” dedi..
Hanife teyzenin zilini çaldım..75 yaşındaydı.. Yavaş yavaş gelerek; “Kim o?” dedi.. “Ben Zeynep Hanife teyze” dedim.. “Tamam açıyorum kızım” dedi.. “Annem dolma yolladı” dedim.. Elimden aldı, yüzüme baktı, yutkundu .. “Allah razı olsun. Ben de yemek yiyecektim.. Şimdi yerim” dedi. “Hanife teyze annem tabağı istedi” Hanife teyze kapıyı kapatmayı bıraktı mutfağa yöneldi.. İçeriye baktım. Oturma odası karanlıktı. Işığı yaktım. Masanın üstünde bir bardak su ve ıslatılmış ekmekler tabağa doğranmıştı.. Hemen kapının önüne çıktım.. Hanife teyze tabağı uzattı. “İki cihanda aziz olun evladım” dedi. “Sağ ol” dedim…
Eve geldiğimde annem “Ne o ne oldu? Suratından düşen bin parça” dedi. “Anne, Hanife teyze tabağa bayat ekmekleri doğranmıştı yiyordu” dedim. “Olur mu kızım? Baban da emekli, O da eşinden emekli maaşı baban kadar alıyor. Sen yanlış görmüşsündür, kuşlar içindir o. Biz geçiniyorsak ki 3 kişiyiz, O tek başına hayli hayli geçinir.”
Ertesi akşam anneme ne pişirdiğini sordum, etli kuru fasülye olduğunu öğrendim. İçimi bir kurt kemiriyordu.. Akşam yemeğine oturmadan “Anne Hanife teyzeye de bir tabak götüreyim mi? Annem; “Kuru fasülye birtanem. Götür de, güzel bir şey değil” “Olsun hadi ver götüreyim” Sıcak tabağı elime aldım. Hanife teyzenin sesi: “Kim o?” “Ben Zeynep” Kapıyı açtı gülümseyerek, yüzüme baktı. “Annem kuru fasülye yolladı bilmem sever misiniz?” “Nimeti ayırt etmem tabii ki severim. Allah razı olsun” “Ha unutmadan annem tabağı istiyor” Hanife teyze mutfak yoluna yönelir yönelmez, ben doğru içeri.. Masanın üstünde bir bardak su, ıslak ekmeklerin konduğu yarısı yenmiş tabak ve annemin bir gün önce verdiği dolmadan 4 tane.. Soracaktım, sormalıydım. İçim içimi kemiriyordu..

Hanife teyze beni kapıda göremeyince içeriye yanıma geldi.. Sanki “Sor” der gibi yüzüme bakıyordu ve sordum. “Bu ıslak ekmekleri sen mi yiyorsun? Hani kuşlara verecektin?” Buğulu mavi gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Üzmüş müydüm anlayamadım daha 15 yaşındaydım.. ama ağlatmıştım.. “Evet ben yiyorum canım kızım.. Benim bir oğlum birde kızım var. Burada değiller. Başka il’deler. İkisi de çalışıyor.. Araba alacaklarmış.. Bana kredi çektirdiler. Aldığım para ancak kiraya elektrik ve suya gidiyor. Üç beş kuruş ya kalıyor ya kalmıyor elimde. Ben de ekmek isteyemedim. Kol kırılır yen içinde kalır. Böyle biliriz. 3 yıl böyle idare edeceğim. kimseye söyleme e mi” dedi.. Bu sefer benim gözlerim yaşardı ..
Tabağı aldım, kapıdan çıkarken arkamdan “Kimseye söyleme güzel kız” diye bagrıyordu. Eve geldiğimde bağıra bağıra ağlıyordum. Annem şaşırmış, “Ne oldu kızım biri bir şey mi söyledi?” dedi. Olanı anneme anlattım, o da çok üzüldü.
Böyle vicdansız evlat olmayacağım anneciğim” dedim. 3 yıl boyunca tüm mahalle Hanife teyzeye kimimiz sabah kahvaltılıkları götürüyor, kimimiz öğlen yemekleri kimimizse akşam yemekleri..
2 ay önce kaybettik.. Hastayken okul çıkışı yanına uğramıştım. Bana; ” İyi kalpli meleğim sen mi geldin? Şükür borç bitti” dedi. “Artık rahat edersin hanife teyzem” dedim. “Evet senin sayende sıkıntısız ekmek düşünmeden 3 yıl geçti. Rabbim seni korusun” dedi. 2 gün sonra vefat etmiş. Çok üzüldüm.

Ben zaferine sadece tanık olurum,,, Onun benden aferin almak için başarı peşinde koşması doğru değil,

 

Yirmi altı yaşındaydım..Amerika’ya yeni gitmiştim,,, Osgood’un araştırma asistanlığını yapıyorum,, Aynı odada,,, John ve Gary adında iki asistan daha var,,, Bir cumartesi günü ofise gittiğimde,,, Halının üstünde emekleyen bir oğlan çocuğu gördüm,,, Gary oğlunu getirmişti,,, Herkes kendi işini yapıyordu,,, Ben de masama oturdum,,, Çalışmaya başladım,,, Odada oldukça alçak meşin bir koltuk vardı,,, Fark ettiğimde,,, Çocuk ona çıkmaya çalışıyordu,,, Bir bacağını atıyor,,, Tutunuyor ama bir türlü koltuğa çıkamıyordu,,, Çocuk bunu dört beş kez denedi,,, Baba bir yandan çalışırken bir yandan göz ucuyla oğlunu takip ediyordu,,, John ise hiç ilgilenmiyordu; Tamamiyle kendi işiyle meşguldü,,, Çocuk yine deneyip çıkamayınca yerimden kalktım,,, Çocuğun koltuk altlarından tuttum,,, ”Hoppa!” dedim ve onu meşin koltuğun üstüne bıraktım,,, Çocuk hiç beklemiyordu,,, Önce şaşaladı,,, Sonra koltuğun üstünde öyle kalakaldı,,, O zaman bilmiyordum,,, Ama şimdi biliyorum,,, Benim anlam çerçevem içinde o küçük çocuk benim yeğenimdi,,, Ben de onun amcası,,, İçinde büyüdüğüm kasabanın anlam çerçevesi o çocukla aramızdaki ilişkiyi öyle tanımlamıştı,,, Yeğenim koltuğa çıkmaya çalışıyordu ve amcası olarak ona yardım etmek bana düşerdi,,, Çünkü babası Gary ve amcası John bir şey yapmaya pek niyetli gözükmüyordu!!! Vazifesini yapmış bir amcanın mutluluğu içinde gülümseyerek Gary’e baktım,,, ‘
👉🏾“Neden yaptın?” diye sordu,,, Vazifesini yapmış bir amcanın rahatlığı içinde,,,
👉🏾 “Çıkmaya çalışıyordu” dedim,,, Gary,,,
👉🏾 “Ben de biliyordum çıkmaya çalıştığını,,, Sen niye yaptın?” diye üsteledi,,, Şaşırdım ve sinirlendim,,, İçimden,,, Bu Amerikalılara iyilik yaramıyor,,, diye düşündüm,,, Ama merak etmekten de kendimi alamıyorum,,, Sonra sordu,,,
👉🏾“Sen ne yaptığının farkında mısın?” İçimden yine sinirlendim,,, İstanbul psikolojiyi bitirmiş,,, İki yıl asistanlık yapmış,,, Aydın bir insandım,,, Ne yaptığımın farkında olmayacak biri değildim,,, ‘
👉🏾“Bak” dedi,,, ”Çocuk koltuğa çıkacağına inanıyordu,,, Belki yarım saat,,, Belki bir saat uğraşacaktı ama eninde sonunda çıkacaktı,,, Öyle ucundan tutmuyordu,,, Çıkacağına inanmış biri olarak,,, Kedi yavrusu gibi tutunmuştu,,, Bırakmayacaktı,,, Deneyecek,,, Deneyecek,,, En sonunda çıkacaktı,,, Çıkınca dönüp bana bakacaktı,,, Ben de ona,,, Çıktın,,, Diyecektim,,, Sonra inecekti,,, Yine uğraşacaktı,,, Bir saatte çıktığını belki yirmi dakikada çıkacaktı,,, Bugün bütün gün onunla uğraşacaktı ve belki de beş dakikada çıkar hale gelecekti,,, Bu onun bugünkü zaferi olacaktı,,, Sen onun zaferini çaldın!”

Öylece bakakaldım,,, Bu hayatımda hiç unutmayacağım bir ders olmuştu bana,,, Biliyor musunuz,,, İki hafta sonra Gary’e sordum,,,
👉🏾 Neden sadece ”Çıktın!” diyecektin??? Neden ”Aferin sana oğlum,,, Alkış alkış” değil??? Verdiği cevabı hiç unutmayacağım;
👉🏾 “Ben zaferine sadece tanık olurum,,, Onun benden aferin almak için başarı peşinde koşması doğru değil,,, Kendisi için başarır ama benim bildiğimi,,, Gözlediğimi,,, Tanık olduğumu bilir!!!”

( Doğan Cüceloğlu – Gerçek Özgürlük )

Sınırlar kadar hiçbir kısıtlamadan sıkılmadım

Sınırlar kadar hiçbir kısıtlamadan sıkılmadım ve kendi sınırlarım içinde sınırsızlığımı kurdum. Hiç değilse bana özgü bir sınırsızlık, kendi suskum, kendi çığlığımın sınırsızlığı…
Tezer Özlü- Yaşamın Ucuna Yolculuk

İnsanın kendine söz geçirmesi ne kadar zor…

329998_105638399549151_1893487578_o[1]

 

İnsanın kendine söz geçirmesi ne kadar zor… Kendime yapmamalıyım dediğim her şeyi kaşla göz arasında yapar buluyorum…
Anette İnselberg