Tavrınız Olsun… Tarzınız Olsun… Hedefiniz olsun… Çizginiz Olsun… Prensipleriniz Olsun… Farkınız Olsun… Sınırlarınız Olsun…

Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle…

mevlana-2[1]

 

Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle…

Ve Geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil,

Kaç kere küllerin arasından doğrulup yeni bir Gül olduğunu hatırla….!!! ”

Mevlana

Keyif Zamanı… Günün Fotosu… 30/03/2014

Bir dakika..! Sadece bir dakika…

Bir dakika..!
Sadece bir dakika…
Unutun bütün kötülükleri…
Unutun kavgaları, nefretleri…
Unutun tasaları, kederleri…
Bahar geldi bahar..
Gelin gibi süslendi,
Allandı, yeşillendi,
Cilvesiyle, nazıyla geldi..
Bir avuç dağ çileği,
Bir salkım domates,
Bir salkım akasya çiçeği,
Bir kavanoz erik reçeli….

Düşünün Bakalım,
Azıcık Mutluluk İçin Yetmez mi ?

T.Tuğba Baş

Do Not Let The Behavior Of Others Destroy Your Inner Peace…

Kadınların Peşinde Dolaşa Dolaşa…

Menemen Keyfi…

Menemen tarifi mi veriyorsun demeyin 🙂 Vallahi de veriyorum bak şimdi.
Malzemeler:
2 Kaşık sıvıyağ
1-2 Yeşil biber (İncecik doğranacak)
3 Domates (Ama kokulu olacak, damarlı tuhaf yaratık gibi domateslerle zahmet edip de menemen yapmayın, incecik doğranacak)
Tuz
1 Yumurta
Biber, yağda kısık ateşte pempeleşene kadar pişirilecek. Üzerine domates ve tuz eklenecek, domatesler öldürülecek. Son anda yumurtayı da kırıp karıştıracaksınız. Afiyet olsun.

Sağlık İçin 10 Öneri…

Sağlık İçin 10 Öneri

Ruhu renkli olanı, Ne yapsan grilerde tutamazsın…

Ruhu renkli olanı,
Ne yapsan grilerde tutamazsın…

Selda Terek

Türkü Nedir ve Çeşitleri Nelerdir?

Türkü, belli bir ezgi ile söylenen her türlü halk şiirine verilen isimdir.

Kelime olarak ise “Türk’e ait”, “Türk ile ilgili” anlamlarına gelir.

Türkünün en önemli özelliği bir melodisinin olmasıdır. Bu yüzden hece ölçüsüyle yazılan her türlü halk şiiri bir ezgi ile söylendiğinde türkü olur.

Sözlü gelenek içinde yer aldığından ve ağızdan ağıza söyleyeni kaybolduğundan türküler anonimdir, halkın malıdır.

TÜRKÜLER NASIL SINIFLANDIRILIR? ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

1. Ezgilerine Göre Türküler:

* Usullü türküler: Genelde “oyun havaları” olarak bilinir. Örneğin; Karadeniz’de horon, Ege’de zeybek, Urfa’da kırık hava, Konya’da oturak gibi…

* Usulsüz türküler: Bu bölümdeki türküler ise “uzun havalar” olarak bilinir. Serbest ritimle söylenirler. Bozlak, ağıt, maya, koşma bu gruba girer

2. Konularına Göre Türküler:

Türküler, kullanıldıkları yere ve doğuş sebeplerine göre pek çok açıdan sınıflandırılabilir.

Başlıcaları şöyledir:

* Ninniler ve çocuk türküleri

* Sevda türküleri

* Tabiat türküleri (Bitkiler, Hayvanlar, Coğrafya, Afet)

* Gurbet ve hasret türküleri

* Kahramanlık ve askerlik türküleri

* Ölüm türküleri (ağıt)

* Tören türküleri (Gelin Karşılama, Kına, Damat)

* Taşlama ve güldürü türküleri

* Olay türküleri

* İş türküleri

* Hapsihane türküleri

* Dert ve hastalık türküleri

3. Bölgelerine Göre Türküler

* Karadeniz türküleri (Doğu Karadeniz)

* Orta Anadolu türküleri

* Ege-Akdeniz türküleri

* Güneydoğu Anadolu türküleri

* Doğu Anadolu türküleri

* İstanbul türküleri

* Rumeli türküleri

* Kerkük-Azerbaycan türküleri

Kaynak: Fw mail

Sabır Nedir? Kanaat Nedir? Delikanlılık Nedir?

Muhiddin Arabi idam edilmeden önce hücreye atıldığında aynı hücrede bir mahkum daha vardı. Araların da şöyle bir konuşma geçti:– Ya imam sana üç şey sormak istiyorum.
– Sor bakalım.
– Sabır nedir?
– Ben şimdi nazar etsem şu kapılar teker teker açılır ve ben çıkar giderim.
Dedi ve kapılar açılmaya başladı.
– Fakat ben Allah c.c un beni bu şekilde imtahan etmesine tahammülüm sabırdır dedi.
– Peki kanaat nedir?
– Ben şimdi nazar etsem şu yerdeki çakıl taşları altın ve gümüş olur dedi
Ve yerdeki çakıl taşları altın gümüş olmaya başladı.
– Benim şu anda ne lambamda yakacak yağım ne de yiyecek ekmeğim var ben ise bu halime şükrediyor ve sabrediyorum işte bu kanaattir
– Peki Fütüvvet (Delikanlılık) nedir.
– Bu soruna yarın cevap vereyim der ve uykuya dalarlar.
– Soruyu soran mahkum rüyasında mahşerin kurulup herkesin hesaba çekildiğini görür. Muhiddin Arabi’ nin yanına gelen melekler ise şu müjdeyi verir sana azda olsa muhabbeti olan kişileri de Allah c.c cennetine koydu der. Fakat Muhiddin Arabi dua etmeye başlar.
– Yarabbi ben sadece bana muhabbeti olanların değil. Beni sevmeyenlerin de cennete girmelerini istiyorum diye dua eder ve o mahkuma dönerek.
– İşte Fütüvvet de (Delikanlılık) budur der

Cem Şen

Bugünü, yarın yaşamak istediğiniz gibi yaşamıyorsanız yarına yaptığınız yatırım sizi o yarına ulaştıramayacaktır.

 

Bugünü, yarın yaşamak istediğiniz gibi yaşamıyorsanız yarına yaptığınız yatırım sizi o yarına ulaştıramayacaktır.

Cem Şen

Önemli olan tek şey vardır: Nasıl çalışıyorsun, nasıl uğraşıyorsun, nasıl çabalıyorsun, nasıl anlatıyorsun, nasıl yaşıyorsun?

Çok çalışırsın kazanacağım diye; kazanamazsın.
Çok uğraşırsın sağlıklı olacağım diye; olamazsın.
Çok çabalarsın başarılı olayım diye; olamazsın.
İnsanlar beni sevsin diye türlü şeyler denersin; olmaz.
Anlatmaya çalışırsın; anlamazlar.
Ulaşmak ister varamaz, kaçmak ister kurtulamazsın.
Demem o ki kardeşim ne kadar denesen de sonuç belli olmaz. O nedenle bir şeyin sonucuna kafanı takıp da tüm umudunu o sona bağlama. O son, sen ne yaparsan yap belirsizdir.

Önemli olan tek şey vardır: Nasıl çalışıyorsun, nasıl uğraşıyorsun, nasıl çabalıyorsun, nasıl anlatıyorsun, nasıl yaşıyorsun? Eğer eylemlerin doğruysa sonuç varsın istediği gibi olsun. Kalbin rahatsa ne kayıp ne de kazanç, ne yaşam ne de ölüm sana dokunamaz kardeşim…

Cem Şen

“Adam fısıldadı:Tanrım konuş benimle.”

 

“Adam fısıldadı:
“Tanrım konuş benimle.”
Ve bir kuş cıvıldadı ağaçta.
Ama adam duymadı.
Sonra adam bağırdı :
“Tanrım konuş benimle!”
Ve gökyüzünde bir şimşek çaktı.
Ama adam dinlemedi onu.
Adam etrafına bakındı ve
“Tanrım seni görmeme izin ver” dedi.
Ve bir yıldız parıldadı gökyüzünde.
Ama adam farkına varmadı.
Ve adam bağırdı,
“Tanrım bana bir mucize göster !”
Ve bir bebek doğdu bir yerlerde.
Ama adam bunu bilemedi.
Sonra adam çaresizlik içinde sızlandı,
“Dokun bana Tanrım ve burada olduğunu anlamamı sağla !”
Bunun üzerine Tanrı aşağı doğru süzüldü
Ve adama dokundu.
Ama adam kelebeği elinin tersiyle uzaklaştırdı.
Ve yürüyüp gitti…”