Her fotoğrafın bir öyküsü vardır…

37240654_1921470897943613_8293652157190635520_n[1]

DOĞA RUTKAY’ ın ikiz bebekleri dünyaya gelmiş 💟
Allah analı- babalı büyütsün inşallah Bahtları güzel olsun 🙏

İkizlerin babasından bebeklere müthiş bir HOŞGELDİN yazısı…

GÜLLERİM BENİM
Zenginin evladının canı canda fakirin kuzusu mis kokmuyor mu?
Kibire kapılanla dolaşmayın
Güllerim benim
Ünlünün çocuğu kıymet görüyor da, ünsüzün yavrusu değerli olmuyor mu?
Alkışa kanana aldanmayın güllerim benim..
Bu hayatın yalanı boldur
Ne açlık çeken bir çocuktan
Ne öksüz kalmış bir bebekten daha fazlasına hakkımız yok bu dünyada
Feleğin oyununa inanmayın Güllerim Benim ..

Mağdurdan yana olun
Mağrura uzak durun
Çünkü dünya adaletli bir yer değil siz adil olun ama adalet aramayın
Güllerim Benim
Kimse de size üstün değil
En büyüğü gelse korkmayın
Ne daha zenginden, ne daha güçlüden çekinip sizin olanı bırakmayın
Sağlığınız varsa eliniz ayağınız tutuyorsa, karnınız doyuyor adınız saygı görüyorsa
Daha fazlasını da aramayın
Güllerim benim
Dünya büyük derler küçüktür
Ömür kısa derler uzundur
Her söylenene kanmayın
Güllerim benim

Yazın, çizin, üretin, gezin, gülün, eğlenin
Zalimin zulmüne yalancının sözüne ortak olmayın
Güllerim benim
Ananız hem güzel hem akıllı kadındır
Babanız ehh işte
Şanslı çocuklarsınız
Ama şanslıyım diye çalışmaz
Kaderin size verdiğine saygı duymaz
Hep kazanacağım sanıp düşünce kalkmaz
Zorluklarla savaşmazsanız, olamazsınız..
Unutmayın Güllerim benim

Hoşgeldiniz
İstendiniz
Beklendiniz
Çok sevildiniz
Bahtınız açık
Yüreğiniz ferah
Size can veren yoldaşınız olsun
Ayağınız taşa takılmasın
Burnunuz kanamasın
Zordur ama güzeldir
Cehennem derler ama cennettir
Yaşayın bu dünyadan kam alın
Ne çok gamsız
Ne de hep karanlık olmayın
Güllerim Benim …💟

Sayısız faydası olan limonu yıllarca suyunuza, çayınıza, salatanıza koydunuz. Peki ya komodinin üzerine koymaya ne dersiniz?

ANETTE İNSELBERG LİMON DİLİMİ FERAHLIK

Limon dilimleriyle uyumanın yararları
Limon gibi bazı kokular ferahlatıcı özelliğe sahiptir. Bu koku ortaya çıktığında sizi sadece ferahlatmakla kalmaz, sağlığınız için de oldukça iyidir. Diğer yandan daha rahat uykuya dalabilmek için uyumadan önce komodinin üzerine limon koymayı deneyebilirsiniz.
Sayısız faydası olan limonu yıllarca suyunuza, çayınıza, salatanıza koydunuz. Peki ya komodinin üzerine koymaya ne dersiniz?

Tüm yapmanız gereken şey; bir limonu alıp, onu dörde bölmek ve içine tuz serpmek…Dilimlediğiniz limonları, komodin üzerine koyarak, uykuya dalabilirsiniz.

Peki, uyurken yanınıza limon koymanın ne gibi faydaları olabilir? İşte cevaplar.

Limon dilimleriyle uyumanın yararları

1- Gerginliğinizi alır
Stres birçok insanın genel sorunu… Yatakta dönüp durmanıza yol açan stres ve anksiyete gibi durumlar uyumanızı güçleştirir. Komodin üzerindeki limon ise sizi sakinleştirir. Araştırmaya göre; narenciye kokusu kişinin beyin dalgalarını ve duygularını rahatlatıyor.

2- Odaklanmanızı artırır
Yatmadan önce neden odaklanmanız gerektiğini soruyor olabilirsiniz.Ama eğer beyni sürekli meşgul olan ve uykusuzluk sorunu olan bir kişiyseniz psikologlar olumlu şeylere odaklanmanız gerektiğini söylüyor. Odaklanmak için ise limon kokusu birebir…

3- Daha iyi nefes alırsınız
Uyumaya çalıştığınızda bir de burnunuz tıkanıyorsa Antioksidan ve antibakteriyel olan limonun burun deliklerinizden içeri girmesine izin verin.

4- Böcekleri uzaklaştırır
Sivrisineğin kulağınızın etrafında dolaşmasından veya gece boyu sinekler tarafından ısırılmaktan bıktıysanız bu haber tam da size göre…Limon, sivrisineklerin sevmediği bir şey. Ayrıca limon her tür böceği öldürür. Bu dilimler onları diğer odanın gerisinde tutar

5- Sabahleyin enerjinizin artmasını ve pozitif olmanızı sağlar
Sabahleyin erkenden uyanmak, birçok insanın çok zorlandığı bir şey. Ancak komodin üzerindeki bu dilimler uyanma sürecinizi daha az acılı bir hale getirecek.

Limon kokusu beyninizin serotonin seviyelerini artırır.

6- Havanın kalitesini artırır
Limon sadece etrafın güzel kokmasını sağlamıyor aynı zamanda havayı arındırıyor. Çok güçlüdür, hatta bir odadan boya kokusunu çabucak çıkarmak için limon kullanabilirsiniz.

7- Kan basıncını düşürür
Limon aroması kan basıncını düşürür. Pek çok insanın kan basıncının yüksek olduğunu düşünecek olursak, limonun insanlar için kullanışlı bir meyve olduğunu anlamak zor olmaz.

ŞTE LİMONUN DİĞER FAYDALARI
* İştah açıcıdır. Sindirimi kolaylaştırır ve sindirim sistemi rahatsızlıklarına iyi gelir.

* Damar sertliğini ve sertliğini önleyici etkisi vardır.

* Soğuk algınlığı, nezle, grip ve öksürük şikâyetlerini azaltır.

* Mikrop öldürücüdür. Besin zehirlenmelerinde ve böcek ısırıklarında yararlıdır.

* İdrar yollarında görülen enfeksiyonlara karşı etkilidir.

* Kanı temizler ve kan dolaşımını kolaylaştırır.

* Kalp krizi, kalp-damar rahatsızlıkları ve kanser gibi hastalıklardan vücudu koruyan bir antioksidandır.

* Rahatlatıcı etkisi ile vücuttaki ağrıları hafifletir, ateşi ve tansiyonu düşürür.

* Cilteki sivilcelere karşı oldukça etkilidir.

* Mide bulantısını ve baş dönmesini giderir.* Limon suyu gargara yapmak için de kullanılır. Plakları temizler, dişleri beyazlatır ve diş minesini güçlendirir.

kAYNAK: MSN YAŞAM

 

 

Vermek Almak Demektir…

anette inselberg yardım

Adamın biri anlatıyor. Ben lokantada oturmuşken telefonla konuşan bir adam birden sevinç çığlıkları atmaya başladı. Konuşmasını bitirdikten sonra garsona:
-Burada olanlara hepsine benden pilav üstü kebap ver! 18 yıl aradan baba olacağım!
Bir kaç gün sonra aynı adamı sinemaya giderken elinde 3-4 yaşında bir çocukla bilet kuyruğunda gördüm. Çocuk ona baba diyordu. Adamın yanına gidip o günkü işinin hikmetini sordum.
Adam utana sıkıla olayı anlattı.
-O gün yan masada yaşlı bir çift vardı.
Yaşlı kadın menüye baktıktan sonra eşine: ‘keşke bu gün pilav üstü kebap yiyebilsek’ dedi. Kocası da hanımının yanında utanarak ancak çorba alacak paralarının olduğunu söyledi. bunu duyunca üstüme kaynar su dükülür gibi oldu. Bende o yapmacık telefon konuşmasıyla onlara pilav üstü kebap almak istedim.
Ben adama:
-Peki niye herkese yemek verdin?
adam ciddileşerek:
-Ben bütün malımın gitmesine razıyım ama bir insanın izzeti nefsinin rencide olmasına razı değilim. eğer o yaşlı adama açıktan yardım etseydim hanımına karşı çok mahcup olacaktı. ondan dolayı öyle yaptım!!!

Kendinle barış kızım, önce kendinle barış..

fft99_mf7379728[1]

 

Babaannem derdi ki: “İnsan, düşmanından, pişmanından korkmaz kızım,
en çok kendinden korkar…
Gücüne yenilmekten,
düşüne bilenmekten,
öcünde dirilmekten,
var sandıklarında silinmekten,
itilmekten, kakılmaktan, sövülmekten,
kim bilir kimi zaman gereksiz övülmekten,
ansızın tükenmekten,
arttığını düşünürken, azaldığını fark etmekten,
kıymet verip,
verdiği kıymete gömülmekten korkar… Kalabalığa karışmaktan,
yalnızlığa alışmaktan,
dolup dolup taşmaktan,
samimiyetsiz bakışmaktan,
darılıp, barışmaktan,
kendiyle savaşmaktan,
“keşke”lere ilenip, “iyi ki” lere varamamaktan,
dünleri silkeleyemeden
yarınları adımlamaktan korkar… Anılan itin derdi, çomağa kalırmış.
Kendinle barış kızım, önce kendinle barış.. Korkunun ecele faydası olsaydı
cennet de boş kalırdı, cehennem de…
Her şey insanlar için…
Hop diye çıkıp, pat diye düşmek de…
Tasın, tarağın hamamda kalsın…
Sen dünün terini şifa sayarsan,
aklın başındaki yerini nasıl olsa bilir… Bırak kötü haber tellalı,
defini kendi için çalsın…”

MERAL DEMİR
S/ÖĞÜT-Babaannem Derdi ki 2 isimli kitabından

Hayata bakış açınızı değiştirin!

anette inselberg önyargı

 

Metroda, hızla araca binmek isteyen kişilerden biriydim. İçerisi çok kalabalıktı. Köşedeki beşli koltukta, tanımadığım insanlarla yan yana oturmaktaydım. Demirlere tutunmaya çalışan yaşlı bir adamı gören yanımdaki genç, ona yer verdi. Fakat ayakta duran bir çocuk, koşarak boşalan yere oturdu. Yaşlı adam hamle yapmış ama oturamamıştı.
Çevrede ilk oluşan düşünceler: “Saygısız”, “Allah seni bildiği gibi yapsın”, “sana mı yer verdik”,
“düşüncesiz” vs. Açıkçası benim de ilk kafamda beliren, “olacak iş değil” cümlesiydi. Biraz düşündüm. “Acaba?” dedim, “başka bir durum olabilir mi?”
Bir arkadaşım anlatmıştı. —Geçen gün otobüste, ayakta kalmış yaşlı bir adam, önündeki koltukta oturan gence, “saygısız herif, utanmıyor musun yaşlılar dururken orada oturmaya” der. Çocuk ise ayağındaki protez bacağı göstererek, “ben memlekette senin gibi düşüncesiz ve önyargılı adamlar olduğu için utanıyorum amca, gel buyur otur, ben böyle de ayakta durabilirim” diyerek kalkar. Fakat o koltuğa uzun süre boyunca, yaşlı adam dahil kimse oturamaz. — İşte bu olay aklıma gelmişti. Bilmediğim bir durum için sükûnetimi korudum. Sonra ayağa kalktım ve ayakta kalan yaşlı adama ben yer verdim. Böylece yaşlı adam ve hızlı adımlarla onun yerini kapan genç, yan yanaydı.
15 dakika sonra, son durağa geldik. Yaşlı adam ayağa kalktı. Sonra yanında oturan gencin kolundan tuttu ve birlikte dışarıya doğru yürüdüler. Fark ettim ki, çocuk zihinsel özürlü. Yaşlı adamla beraber gelmiş. Yaşlı adam ona destek oluyor…
Olur olmaz kaç kişiye kızıyoruz? Kaç kişi sinirimizi bozuyor? Kaç olay yaşanıyor ve biz kaç olayı doğru yorumluyoruz? Aslında gördüğümüz birçok olayı, kültürümüzde yer etmiş durumlara göre değerlendiriyoruz. Yorum yapmıyor, direk yargıya geçiyoruz.
Gördüklerimize nefretle yaklaştıkça, nefreti buluruz. Sevgiyle yaklaştıkça, sevgiyi… Yani neyi verirsek, onunla karşılanırız. İstisnalar yaşanır elbet. Fakat bazı istisnaların ardında, bizim bilmediğimiz doğrular yatabilir.
Hayata bakış açınızı değiştirin!

Bir insan için önemli olan, nelere değer verdiğidir. Çünkü her şeyi ona göre duyar, ona göre görür ve ona göre hisseder.

anette inselberg içini dinle

 

Kızılderili şefleri trenle NewYork’a getiriliyordu. Gara geldiklerinde bir heyet kendilerini karşıladı.
Konuklara toplantı öncesi kenti gezdiriyorlardı.
Sokaklardaki insan seli, arabaların, iş makinelerinin gürültüsü kızılderilileri
şaşırtmıştı..
Birara Oglala Lakhotaları’nın şefi ve şamanı Heȟáka Sápa-Karageyik bir Ağustos böceğinin şarkısını duyduğunu söyledi.
Diğer reisler onayladı ama beyaz adamlar inanmadı.
Kentte Ağustos böceğinin olmayacağını, olsa bile bu gürültüde duyulamayacağı söylediler.
Karageyik ısrar etti.
Arabayı durdurdu.
İndi, ilerideki parka gitti ve bir ağaçta Ağustos böceğini gördü.
Amerikalılar şaşırmıştı..
“Olamaz” dediler, “Sende doğaüstü güçler var.”
“Hayır” dedi Karageyik,
“Ağustos böceğini duymak için doğaüstü güce ihtiyaç yok.”
“O zaman biz niye duymadık?” dediler.
Kara Geyik yanındaki Amerikalıya sordu “Bana bir madeni para verebilir misiniz?” Amerikalı şaşırarak Kara Geyiğe 50 centlik bir madeni para verdi ve Kara geyik madeni parayı kaldırımda yürüyen insanların arasına yuvarladı.
Bir anda herkes “Acaba benden mi düştü?” diye paraya bakmaya başladı.
Karageyik yanındakilere sordu:
“Anladınız mı?”
“Anlamadık” dediler.
Anlattı;
“Bir insan için önemli olan, nelere değer verdiğidir. Çünkü her şeyi ona göre duyar, ona göre görür ve ona göre hisseder.
Siz doğaya değer verseydiniz, Ağustos böceğinin şarkısını duyardınız.

Yeni Ay Büyürken Ne Takmalıyım Diyenlere Alternatifler… Sip. Tel. 05412422324

Yeni Reklam Sayfası

Düş kapanı kolyelere, objelere, tişört baskılarına oldum olası hayranımdır. Takmanın ve odanın kapısında bulundurmanın beni hep koruduğuna inanırım. Yeni ayın büyüdüğü bu günlerde arkadaşlarım Aslı-Murat’ın bana hediye ettiği düş kapanı kolyeyi keyifle takarken sizlere de önermek istedim. Bakalım beğenecek misiniz?

Tabi ki her zaman favorim yaşam çiçeği ve lotus kolyeleri de yanına iliştirmek iyi olur dedim ve bu yeni ayın kolye seti belirlenmiş oldu.

Sizin de kalbinize dokunduysa takın ve yaşamınıza giren mucizelere tanıklık edin…

Sağlıcakla,

Anette İnselnberg

1- Düş Kapanı Kolye
Eski bir kızılderili inanışına göre kabus görmeyi engelleyen bir tür muskadır.
Kızılderililer düş kapanlarını daha ziyade bebeklerinin beşiğine asar, bu yolla onların kabuslardan korunmasını sağlarlarmış.
Şimdilerde bu inanışa güzel rüyalar görmek etkisi de eklenerek devam etmektedir.

2- Yaşam Çiçeği Kolye
Yaratılışın sırrının, evrenin tüm kodunun kendisinde gizli olduğuna inanılan bu sembol, kutsal geometri ışığın dili olarak adlandırılır.

3- İçten Geçme Asansör Lotus Zincirde Kolye
Taç çakranın sembolü, saflık, bilgelik, ahenk ve evrensel sevginin sembolüdür.

Ürünler pirinç üzerine altın kaplama.
Fiyatları 80₺ ‘dir.

http://www.agdsign.com
http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324

Kalbin zekası…

anette inselberg kalbin zekası

Muhteşem bir yazı buldum.
Kalbin zekası
Mantıklı ol, duygularınla hareket etme…
Hayal kurma, ayakların yere bassın biraz…
Aklını kullan, duygular gelip geçer…
Aman sonuçlarını iyi hesapla, sonradan pişman olacağın şeyler yapma…
Tanıdık mı? Seçimlerinde kalbinin sesini dinleyenlere “ işte biliyordum”, dinlemeyenlere ise “gerçekten mi, nasıl yani?” dedirtecek bir haberim var. Kalbin zekası var ve beyninden daha önce olacakları hissettiği bilimsel olarak ıspatlandı.
▫️Kalbin zekası olduğu bilimsel olarak kanıtlandı
Önce anne, babamızla başlayan sonra öğretmenlerimize kadar uzanan büyüme dönemimizde çoğunlukla öğretilen mantıklı olmak, duygularımızdan ziyade aklımızla hareket etmek üzerineydi.
Aklımızı kullanmakta elbette bir sorun yok, Allah insana akıl vermiş, olasılıkları değerlendirip en doğru seçimi yapması için. Peki tüm dinlerde ve kültürlerde duyguların merkezi olarak kabul edilen kalbimizi bu kadar arka plana itmek, koşulsuza sadece beynimize, aklımıza güvenmek, kalbimizden geçeni, O’nu heyecanlandıranı göz ardı etmek nelerden vazgeçmenize sebep oldu hiç düşündünüz mü? Evlenirken, mesleğinizi, işinizi seçerken, bugün dahi bunları sürdürürken… Mantıklı olanı mı, yoksa kalbinizi çarptıranı mı seçiyorsunuz?
▫️Küçük prens haklıymış: Gerçeği ancak kalbin gözü görebilir.
Heartmath Institude’da Dr. Rollin McCraty tarafından yapılan çalışma, kalbimizin bilinenin ötesinde mucizevi diyebileceğimiz sezgisel zekasını gözler önüne seriyor.
Bu çalışmada 26 katılımcıya 30 resim gösterildi. Bazıları saldıran bir yılan, araba kazası gibi duygusal olarak yüksek uyarıcı, bazısı ise doğa manzarası gibi nötr uyarıcı resimlerdi. Katılımcı bir bilgisayar ekranı karşısında oturuyor ve bir yandan EEG ile beyin dalgaları, diğer yandan EKG ile kalp atışları takip ediliyordu. Katılımcının mouse’a her tıklamasından 6 sn. sonra, 3 sn. süreyle ekranda rastgele bir resim gösterildi. Ardından ekran 10 sn. karardı. Sonra tuşa tekrar basmaları istendi ve bu işlem 30 kez tekrar edildi.
Veriler incelendiğinde sonuç şok ediciydi. Katılımcılar fotoğrafı gözleriyle görmeden sanki kalp resimleri biliyor gibiydi.
Eğer resim yüksek uyarıcı bir resim ise kalp resim görünmeden önce 5 saniyeliğine yavaşlıyor, eğer düşük uyarıcı bir resimse kalp hızlanmaya başlıyordu. Yani bilgi önce kalbe geliyor oradan beyne iletiliyor, daha sonra vücut tepki veriyordu. Tüm bunlar olay gerçekleşmeden saniyeler önce oluyordu.
▫️Kalbin zekası olayları önceden sezmenize yardımcı olabilir.
Bu çalışma kalbin zaman ve mekan sınırı olmayan, bilinçli zihnimizle algılayamayacağımız bir şekilde olacakları önceden sezdiğini göstermekte. Hani “İçime doğdu”, ya da “Malum oldu” denir ya işte bilimsel ispatı. Son yıllarda yapılan nöro-kardiyoloji çalışmalarında kalp ile ilgili elde edilen diğer şaşırtıcı bilgiler şöyle:
• Kalbin manyetik alanı beyninkinden yaklaşık 5000 kez daha güçlü ve vücuttan bir kaç metre uzakta ölçülebiliyor.
• Kalp duygularımıza göre değişen eletromanyetik dalgalar yaymakta.
• Kalp, beyinden ve otonom sinir sistemimizden bağımsız yaklaşık 40.000 nörondan oluşan bir ağa sahiptir.
• Kalp beyne, beyinin gönderdiğinden daha fazla sinyal göndermekte ve bu sinyaller duygusal deneyimimizi etkilemekte.
• Kalp sinir sisteminde, aynı beyindeki gibi, tüm vücut üzerinde bir etkiye sahip çeşitli nörotransmitterler ve hormonlar salgılanır: noradrenalin, dopamin ve oksitosin bu hormonların en önemlileri, bu arada oksitosin, anne sevgisini, dayanışmayı, hoşgörüyü, anlayışı ve sosyal davranışı etkilediği için “aşk hormonu” olarak adlandırılır.
• Anne rahmine düşen zigotta beyinden önce kalp oluşur ve atmaya başlar. Annenin beyin dalgaları bebeğin kalp atımlarıyla senkronizedir.
Kalbin zekası, dünyayı daha iyi anlamanızı sağayabilir.
Kalbinin sesini dinle.
Yaptığınız mantıklı seçimleri bir gözden geçirin. Bunlar sizi gerçekten mutlu eden, doyum ve huzur getiren seçimler mi? Yoksa mantıklı seçimleriniz yargılanma, eleştirilme kaygısıyla, ailede ve çevrenizde kabul görmek için mi?
Kalbiniz sizinle sürekli konuşuyor, hiç durmadan. Ancak zihnin gürültüsü içinde onu duymak çok da kolay olmuyor. Cılız bir ses duyabilsek bile seçimlerimizde O’na kulak verebilmek için farkındalığımızın yüksek olması gerekiyor. Farkındalık ve meditasyon çalışmalarının faydası zihindeki bu karmaşa arasında gerçek benliğimizin yani kalbimizin sesini daha güçlü duymamıza olanak sağlamasında.
▫️Kalp meditasyonu
Kısa bir meditasyonla bu yazıyı tamamlayalım. Bu meditasyonu 21 gün boyunca günde 10 dk. düzenli yapmanız, kalbinizin sesini daha güçlü duymanıza, yaşantınızda olumlu gelişmelere kapı açacaktır.
▫️Kalp meditasyonu, kalbin zekasını ortaya çıkarabilir.
1- Saatinizin sayacını 10 dakikaya ayarlayın, rahatsız edilmeyeceğiniz sakin mekanda, rahat bir pozisyonda oturun ve gözlerinizi kapatın.
2- Zihninizi nefes alışınıza odaklayın ve içinizden 4 e kadar sayarken burnunuzdan aldığınız nefesi, yine içinizden 8’e kadar sayarken burnunuzdan yavaşça verin. Bu nefes alış verişi 6-7 kez tekrarlayın.
3- Şimdi dikkatinizi göğüs kafesinize çevirin ve nefes alıp vermeye devam ederken, her nefes alışta havanın göğüs kafesini, akciğerlerinizi dolduruşunu gözlemleyin. Göğsünüzdeki hislere odaklanın. Kendinizi bir şeyler düşünürken her an yakalayabilirsiniz sorun yok. Fark ettiğiniz anda dikkatinizi yine nefesinize getirin.
4- Şimdi dikkatinizi kalbinizi çevirin. Yavaşça nefes alıp vermeye devam ederken kalbinizin atışlarını içinizden hissedin. Nasıl ahenkle, hiç durmadan, yorulmadan attığını bir süre gözlemleyin.
5- Ardından kalbinizin içinden pembe parlak bir ışığın yanmaya başladığını, giderek güçlendiğini, yavaş yavaş tüm göğüs kafesinizin bu ışıkla aydınlandığını, ışığın giderek büyüyerek tüm bedeninizi doldurduğunu zihninizde görün ve verdiği sıcaklığı, sizi şefkatle sarışını hissedin.
6- Nefes alıp vermeye ve tüm bedeninizi kalbinizin ışığıyla yıkamaya alarm çalana kadar devam edin. Alarm çaldığında bedeninize ve kalbinize teşekkür ederek dikkatinizi nefesinizde toplayın ve hazır olduğunuzda gözlerinizi açın.
“ Kalp sırrına erenler ne yapar bilir misin?
Kızmazlar… Küsmezler… Kırmazlar… Kırılmazlar…
Her şeyde bir güzellik bulurlar.” Hz. Mevlana
Kalp kan pompalayan bir organdan çok daha fazlası… Kalbinizin sesine kulak vermeniz dileğiyle.
Kaynak: uplifers

Hiçbirimiz mükemmel değiliz…

anette inselberg mükemmel değiliz

 

Hayatı boyunca evlenmeden kalmış bir adam duymuştum ve doksan yaşında ölüm döşeyindeyken birisi ona yaşamın boyunca evlenmedin fakat nedenini asla söylemedin artık ölüyorsun en azından merakımizi dindir

Bir sır varsa şimdi söyleyebilirsin çünkü birazdan ölmüş olacaksın sırrın açığa çıkmış olsa bile sana bir zararı olmaz dedi.

Evet bir sır var ben evliliğe karşı değilim ama mükemmel bir kadın arıyordum Aradım ve aradım ve tüm yaşamım kayıp gitti dedi adam.

Soruyu soran fakat bu koca dünya üzerinde milyonlarca insan var, onların yarısı kadın bir tane mükemmel kadın bulamadın mı?

Ölmek üzere olan adamın gözlerinden yaşlar aktı…  Evet bir tane buldum dedi. O halde ne oldu neden evlenmedin dedi yaşlı adam fakat kadın mükemmel bir adam arıyordu.

Hiçbirimiz mükemmel değiliz. Her şey Gönlünüzce olsun Arkadaşlar☕🌷

Osho

 

Bir seçme hakkım var…

anette inselberg seçme hakkım var

 

Zor hayat şartlarına rağmen 92 sene yaşamla mücadele edebilmiş ufak tefek, kendinden emin, gururlu, her sabah sekizde giyinip Kuşanan ve gözleri görmediği halde saçlarını kıvırıp makyajını mükemmelce yapan yaşlı hanım, bugün bir huzurevine taşındı.
Eşini kaybetmişti. Huzur evinin kapısında sabırla beklenen birkaç saatin ardından, odasının hazır olduğu söylendiğinde tatlı tatlı gülümsedi. Yürütecini asansöre yönlendirdiği sırada, görevli kendisine odasını anlatmaya başladı. Penceresinde asılı perdelerden de söz etti. Bunlar kendisine anlatılırken yaşlı kadın küçük bir kızın heyecanıyla “O perdeleri pek severim” dedi.
Görevli “Hanımefendi henüz odayı görmediniz, biraz bekleyin” demişti ki, “Bunun onunla bir ilgisi yok” diye cevapladı yaşlı kadın.
“Mutluluk zamandan önce karar verdiğiniz bir şeydir. Benim odadan hoşlanıp hoşlanmamam mobilyaların nasıl düzenlenmiş olduğuyla değil, benim onları zihnimde nasıl düzenlediğimle ilgilidir.
Ben onları sevmeye karar vermiştim zaten. Bu benim her sabah uyandığımda verdiğim bir karardır. Bir seçme hakkım var:
Ya bütün günümü artık çalışmayan vücut parçalarımın bana verdiği sıkıntıyı düşünerek geçiririm ya da yataktan çıkıp hala çalışanlar için şükrederim.
Gözlerim açık olduğu sürece her yeni gün bir hediyedir. Yeni güne ve hayatımın sadece bu döneminde biriktirdiğim mutlu anlara konsantre olacağım. Yaşlılık banka hesabı gibidir.
Ne yatırdıysan onu çekersin hesabından.
Bu nedenle benim gençlere tavsiyem, banka hesabına dolu dolu mutluluk hatıraları yatırmaları olacaktır. Ben hala o hesaptan mutluluk çekiyorum.”
Bu nedenle benim tavsiyem, hatıraların banka hesabına dolu dolu mutluluk yatırman olacaktır. Anı bankamı doldurmaktaki katkın için sana teşekkür ederim. Hala oradan mutluluk çekiyorum. Mutlu olmak için şu beş basit kuralı hatırla:
1. Kalbini nefretten arındır
2. Zihnini endişelerden arındır
3. Basit yaşa
4. Çok ver
5. Daha az bekle

alıntı

Silkinip Kendine Gelmenin 8 Yolu…

18157958_1262455450534101_8058989290735407814_n[1]

Hepimiz enerjimizin düştüğü, yataktan kalkmak bile istemediğimiz günler yaşarız. Kendimizi moralsiz ve amaçsız hissederiz. Bu duygular geçiciyse sorun değil fakat süreklilik göstermeye başladıysa ”eyvah” demenizin ve silkinip kendinize gelmenin zamanı gelmiştir.
Peki nasıl silkinip kendime geleceğim dediğinizi duyar gibiyim.
1)Önce kendinize bir bardak su doldurun ve oturun. Elinizdeki su bardağından üç yudum için ve suya üç kez ”hayat çok güzel, bugün çok güzel şükürler olsun” deyin ve suyu için…
2)Ardından elma sirkesini yanınıza alıp doğru duşa girin. Elma sirkesiyle (dokuz- on damla yeter) vücudunuzu arındırın arkasından duşunuzu alın. Su üstünüzden akıp giderken ”tüm sıkıntılarım, endişelerim, pişmanlık ve acılarım üzerimden akıp gidiyor, üzerimden akıp gidiyor, üzerimden akıp gidiyor” deyin…
3)Şimdi giyindiğiniz gibi (yanınıza parkta oturmak için örtü, kağıt-kalem ve küçük şişe su alıyorsunuz) dışarıya çıkıyorsunuz ve yarım saat yürüyüş yapıyorsunuz. Arkasından parka girip bir ağacın dibine oturuyorsunuz. Sırtınızı mutlaka ağaca yaslıyorsunuz, ayakkabılarınızı çıkarıyorsunuz. Gözü kapalı on dakika oturduktan sonra ” içime huzurun, sakinliğin, neşenin, şifanın akmasına izin veriyorum, izin veriyorum, izin veriyorum” diyorsunuz.
4)Şimdi kağıdı kalemi çantanızdan çıkarıp sahip olduğunuz şeylerin listesini yapmaya başlıyorsunuz. Aman sanki neyim var ki demeyin. Aslında o kadar şanslısınız ve o kadar çok şeye sahipsiniz ki. Sadece bunları tekrar hatırlamaya ihtiyacınız var. Sahip olduğunuz şeyleri yazıp yanına da şükürler olsun yazın. ( En az 21 madde yazmanız gerekiyor) Mesela ben liste yapacak olsam:
Ailem için şükürler olsun.
Arkadaşlarım için şükürler olsun.
Seminer (işim olduğu için) verdiğim için şükürler olsun.
Her gün başımı soktuğum, keyif yaptığım, çayımı içip yemeğimi yediğim, film seyredip, müzik dinleyebildiğim bir evim olduğu için şükürler olsun.
Parka yürüyerek sağlıklı bir şekilde gelebildiğim için şükürler olsun…
Gökyüzünü, kuşları, yeşilliği görüp tadını çıkarabildiğim için şükürler olsun…
5)Sıra su şişesini çantadan çıkarmaya geldi. Önce kapağını açıp bir kaç yudum için. Sonra şişeyi iki elinizin arasına alın (şişenin kapağı açık haldeyken) ve suya 11 kez şunları söyleyin ”ben güçlüyüm ve kuvvetliyim, her şeyin üstesinden gelebilir ve çözebilirim” ve sudan 11 yudum alın…
6)Sıra ” Doğa Meditasyonu” yapmaya geldi… Getirdiğiniz örtüyü çimlere yayıp sırtüstü uzanın. Gözlerinizi kapayın. Burnunuzdan nefes alıp vermeye başlayın. Üç kez ” ben evrenle birim” deyin.
Sonra burnunuzdan nefes alırken doğa anadan yani topraktan enerji çektiğinizi hayal edin. Nefes verirken de içinizdeki can sıkıntısını dışarıya boşaltın. Bunu 11 kez yapın.
Ardından burnunuzdan nefes alırken gökyüzünden enerji çektiğinizi hayal edin. Nefes verirken de içinizdeki can sıkıntısını da dışarıya boşaltın. Bunu da 11 kez yapın…
Şimdi sakince burnunuzdan nefes alıp vermeye devam ederken üç kez ” enerjiyle doldum, enerjiyle doldum, enerjiyle doldum” deyin.
Hazır olduğunuzda gözlerinizi açın ve parkta biraz daha vakit geçirin…
7)Eve dönerken mutlaka sadaka verin…
8)Akşam uyumadan önce yanınıza bir bardak su alın. Sudan önce üç yudum alın, için ve arkasından suya üç kez ” hayat çok güzel, yarın çok güzel bir gün şükürler olsun” deyin ve suyu için..
Bu sekiz maddeyi yedi gün boyunca mutlaka yapın ve nasıl hayatla dolduğunuzu, yaşamdan zevk almayı başladığınızı fark edin…
Hepinizi kocaman kocaman öpüyorum cancanlar…
Sağlıcakla,
Anette İnselberg