Mucize ritüeli…

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

 

Şimdi size çok basit bir ritüel veriyorum. Bir kitapta okudum ve denedim, işe yarıyor.

Kaybedeceğiniz bir şey yok, sadece deneyin

“Mucize ritüeli :
Sabah uyanır uyanmaz kimseyle konuşmadan güneşe ve gökyüzüne bakın ve 7 defa “BUGÜN BENİM İÇİN BİR MUCİZE OLACAK” diyin. (Mümkünse sesli)
Ve etkisine inandığınız bir duayı okuyun.
Aynı gün gece yatmadan hemen önce yıldızlara ve gökyüzüne bakın ve 7 defa “YARIN BENİM İÇİN BİR MUCİZE OLACAK” diyin.
Ve yine etkisine inandığınız bir duayı okuyun.

HEPSİ BU…

Hadi Olsun İnşallah,

Anette İnselberg

 

NOT: Etkili dua tavsiyesi isteyecek olursanız İnşirah Suresi’ni okuyabilirsiniz…
Yada bir Tibet duası veya bir mantra … Neye inanıyorsanız artık

Bağırsaklarınızı Bu Tamamen Doğal Yöntem İle %100 Temiz İlk Günkü Gibi Yapın

922[1]

 

Bağırsaklar, sindirim sistemimizde mideden sonra gelen, besinleri parçalayarak kana geçmesini sağlayan en önemli organlarımızdandır. İnce bağırsak, besinleri en küçük moleküllerine kadar parçalar ve emilimi sağlar.

İnce bağırsakta sindirilemeyen gıdaları sindirmek, kalan suyu emerek dışkıyı kuru halde vücuttan uzaklaştırmaya yarayan kısma kalın bağırsak denir. Bağırsaklarımız kimi zaman işlevini tam yerine getirmeyince vücutta çeşitli sorunlar yaşarlar.

BAĞIRSAKLARIMIZIN SAĞLIKLI OLMASI ve BAĞIRSAK TEMİZLİĞİ GERÇEKTEN ÇOK ÖNEMLİ HUSUSLARDIR.
Bağırsak temizleme sağlığımız için yapılması gereken önemli uygulamalardan birisidir. Niye mi, birincisi zamanla bağırsaklar çeperlerimiz zararlı bakteri, mantar ve bu organizmaların atıklarıyla bir tabaka halini alır.

Bağışıklık sistemimizin temeli olan hücrelerin yüzde 70’i bağırsak duvarlarımızda yaşar. Kötü bir sindirim, kötü bir beslenme, stres, çevresel toksin maddeler birleşince, bağırsaklarınızın sağlığı giderek azalıyor.

Eğer kolonlarda atık maddeler zamanla birikir ve kolon temizliği yapılmazsa ciddi sağlık problemlerine yol açabilir, bu problemler kabızlık, şişkinlik, bağırsak gazı, hazımsızlık, göbekte aşırı şişkinlik ve gerginlik hissi, sinirlilik, alerjik hastalıklara yatkınlık ve daha pek çok sağlık sorununun oluşmasında etkilidir.

1- Öncelikle günde 8 bardak yani ortalama 1,5 litreden az su içmeyeye çalışıyoruz. Sadece su içerek bile bağırsaklarınızı temizleyebilirsiniz ama eğer bir tıkanıklık varsa aşağıdaki yöntemler işinize yarayacaktır.

2- Sabahları aç karnına iki adet kayısı kurusu yiyoruz. Ardından yine kahvaltıdan önce bir bardak suya bir kaç damla limon veya sirke damlatarak sıcağa yakın ılıklıkta içiyoruz.

3- Akşamları 1-2 tane Keçiboynuzu yedikten sonra 1-2 bardak ılık su içiyoruz. Keçiboynuzunda bulunan lifler bağırsaklarınızı temizleyecek ve kabızlık sorununuzu kökünden çözecektir. Ayrıca günde bir bardaktan fazla olmamak kaydıyla rezene çayı içebiliriz.

4- Gece yatmadan önce 1 bardak ılık limon-bal karışımını içip yatıyoruz. Bu kürü aralıksız tam 10 gün uyguluyoruz. Bu süreçte günde 8 saatten az uyumamaya gayret ediyoruz.

5- Rezene çayı’da bağırsak hareketliliği için etkili çaylardan birisidir ve aşırıya kaçmadan günde bir kahve fincanı içilmesi halinde kolon temizliği için yardımcı olacaktır.

6- Etkili bir kolon temizleme için günde 20 dakika çok hafif tempoda yürüyüş veya ev içinde çok hafif karın egzersizleri yapıyoruz. ( Yere uzanıp bacaklarımızı karnımıza doğru çok hafif hareketlerle ve ağır çekimde 10 dakika çekiyoruz ). Bu hareketler sayesinde kolon hareketleri hızlanacak ve tıkanan borularda ki parçacıklar hareket haline geçecektir.

PERHİZ YA DA ORUÇ:
Haftada bir yada iki kez perhiz yapın. Bu sırada vücut sindirilmemiş olan yağları sindirir ve genel bir rahatlama sağlar. Perhizden sonra soğan, sarımsak, yoğurt, kefir gibi gıdaları yiyerek kolon temizliğine destek olabilirsiniz.

Oruç asla bir perhiz değil, ibadettir fakat Peygamber efendimizin bile haftada 2 gün oruç tuttuğunu biliriz. Bu yüzden perhiz yerine oruçta tutmanız sıhatiniz için oldukça faydalıdır.

BAL + ELMA SİRKESİ KARIŞIMI
Bu bağırsak temizleyen içeceği yapmak çok basit. Yukarıda bahsettiğimiz pastörize edilmemiş elma sirkesi ile organik bal gerekli. Bir bardak dolusu hafif sıcak suyun içerisine, 2 Yemek kaşığı elma sirkesi , 2 Yemek kaşığı organik bal ekleyin.

Bu karışımı bal tamamen eriyene kadar karıştırın ve günün başında ya da herhangi bir zaman diliminde içebilirsiniz.

kAYNAK: SEVİLEN HİKAYELER

 

 

Kendini Affedebilmen için Aşağıdaki Onaylama Cümlelerini Kullanabilirsin

forgiveyourself[1]

 

Kendini Affedebilmen için Aşağıdaki Onaylama Cümlelerini Kullanabilirsin
Çoğu kez, sizi affedebilen tek kişi sizsiniz. Hatalarınızı öğrenin, kabul edin ve yolunuza devam edin.
Affetmek ihtiyacı hakkında çok şey duyuyoruz. Bize zarar verenleri bağışlamanın özgür olmamıza yardımcı olacağını söylüyorlar. Ancak insanların kendilerini affetme ihtiyacı hakkında konuştuğunu kaç kere duydunuz?
Kişinin kendini bağışlaması başkalarını affetmesinden daha önemlidir, ama bunu genelde yapmayız.
Kendinizi uğruna azarladığınız şeyleri hiç düşündünüz mü? Durum ya da sorunlarınızdan kaç kez kendinizi sorumlu tuttunuz?
Kendimize verdiğimiz zarar, başkalarının bize neden olduğu kadar büyüktür. Bu nedenle, bu makalede, kendinizi bundan özgür bırakmanıza yardımcı olmak istiyoruz.
Bağışlamak kolay olmayacak. Aynı zamanda bu bir günde yapacağınız bir şey değildir. Bu bir süreçtir. Aşağıdaki onaylamaların büyük yardımı olabilir.

1)Kendimi şüphe, suç ve utancın yükünden özgürleştiriyorum.
Karşılaştığımız pek çok sorunun temel sebebi bu üç duygudur. Kendimizi bağışlamak devam edebilmek için şarttır. Buna şüphe, suçluluk ya da utanç yaşatan eylemler ya da sözler için kendimizi affetmek de dahildir.
Bununla birlikte, bu cümleyi kurmanın yanı sıra, bu duygularla yüzleşmeniz gerekiyor. Bu işin aslında zor kısmı. Artı, bu birçok insanın kaçtığı kısımdır.
Bu duygulara neden olan durumlara göz atabilmeniz için kendinizi bir an durdurun. Engelleri tanımak için kendinize bir dakikanızı ayırın.
Bu süreci dürüst bir şekilde uygulayın. Bu size kendiniz hakkında daha fazla bilgi verecektir. Ayrıca bunu yapmak gelecekte benzer durumlara karşı dirençli olmanızı sağlar.
Hatta bu sürecin sonunda, size şüphe hissettiren, suçluluk ve utanç duymanıza sebep olan şeylerin önemsiz olduğunu bulmanız bile mümkün.

2) Geleceği tam olarak yaşamak için geçmişi bırakıyorum.
Bazen, sahip olduğumuz tüm plan ve hedefler geçmişten dolayı boğuluyor. Bütün bu şeyler ve sizi inciten insanlar sizi geriye çekebilirler. Onların gitmesine izin vermezseniz, istediğiniz yere gitmenizi önleyebilirler.
Bağışlamak, sahip olmadığınız her şeyi düşünmeyi artık bırakmanız anlamına geliyor.
Genellikle bizi inciten şeyler için kendimizi affetmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Bu aslında doğru değil.
Başkalarına bağımlı durumlar yüzünden eksiklikler ya da şartlar tarafından sıkıştığımız zamanlar olur. Örneğin, sevdiği kişi için doğru insan olmadığını fark edince kendini affedemeyen diğer insanlar var.
Herkesin ihtiyaç duyduğu şey olamaz. Ve karşınızdaki kişinin sizde aradığı şeyleri bulamamış olması sizin değerinizi azaltmaz.

3)Hatalarıma rağmen devam edebilirim.
Kültürümüz bize hatalar ve haksızlıklardan kaçınmamızı öğretir. Sonuç olarak, yanlış bir şey yaptığımızı hissedince, onun üzerine çok fazla odaklanıyoruz. Neyin yanlış gittiğini ve nedenini analiz ederek aylar ve hatta yıllar geçebiliriz.
Bu hatalar için kendinizi bağışlamak, hayatınızda yol almak için önemlidir. Herkesin her gün hatalar yaptığını unutmamalısınız. Bu normaldir. Hatalar, hayattaki gerçek öğretmenlerdir.
Unutmayın, her şey başlangıçtan itibaren iyi giderse, yeterince öğrenecek şeyiniz kalmaz. Yaptığınız her hatadan edindiğiniz deneyimler ve dersler hakkında konuşamazsınız.
Size çok pahalıya mal olan hatalar olduğu doğrudur. Bununla birlikte, bunların bile size bir şeyler öğretmesi gerekir.
Bundan böyle, her zaman öğrenmek için her hatayı bir ders olarak görün. Hatanız üzerinde düşündüğünüz zaman kendinizi bağışlayın. Hayatta bir sonraki adıma doğru ilerlemeye devam edin.

4) Hayatın verdiği iyi şeylerden dolayı minnettarım.
Sizden, hayatınızı daha iyi hale getiren insanlardan ve şeylerden oluşan bir liste yapmanızı rica edersek, bu listede kaç kişi ya da şey olurdu? Muhtemelen düşündüğünüzden daha fazla olduğunu fark edeceksiniz.
Kendini bağışlamak, yalnız olmadığını görmek ve öğrenmek demektir.
Yanlış yaptığınızı düşündüğünüz şeyler için kendinizi bağışlayın. Bunu yaptığınızda, iyiyi görmenin o kadar da zor olmadığını anlayacaksınız.

Bu ifade ile, dikkatinizi olumlu şeyler üzerinde yoğunlaştıracağınıza söz veriyorsunuz. Bu, zor bir şey gibi gelebilir. Bununla birlikte, yanlış bir bakış açısı ile olayları görmek için çok fazla zaman harcıyor olabilirsiniz.

5) Elimde olanlarla mümkün olanı yaptığımı kabul ediyorum.
Bazı durumlarda, hızlı bir şekilde karar vermemiz gerekir. Daha sonra, durumu bütünüyle görebilir ya da konu hakkında başka bilgi alabiliriz. Sonuç olarak, yanıldığımızı anlarız.
Yaptıklarınızın bir sonucu olarak, kendinizi suçlu hissedebilirsiniz. Bununla birlikte, suçluluk duygusunu sorumluluk duygusuna dönüştürmek daha iyidir. Bu, özellikle az miktarda bilgi ile hareket etmişseniz, doğrudur.
Sorumluluk aldığınızda kendinizi affedebilirsiniz. Durumu daha iyi hale getirmek için de çalışabilirsiniz. Yalnızca hatalarınızı hatırlamaya ya da suçlu hissetmeye odaklanırsanız hiçbir şeyi değiştiremeyeceksiniz.
Unutmayın, tüm zamanınızı şikayet ederek geçirmektense, girişimci olmak çok daha iyidir.
Sizi affedebilecek tek kişi aynada.
Hayatta ilerlemeyen insanlarla karşılaşmak normaldir, çünkü onlar affedilmek için sabırla beklerler. Durum sizin için de böyle mi? Ne kadar affedilmek istiyorsunuz? Bu gerçekten mümkün mü?
Gerçek şu ki sizi özgür bırakabilecek tek kişi kendinizsiniz.
O kişinin uzakta olduğu bir durumda kalabilirsiniz. Hatta sizi bağışlamak istemiyor ya da tamamen gitmiş olabilirler.
Siz bugün ilerlemeye başlamazsanız, tam bir hayat yaşayamayacağınızı unutmayın.

Kaynak: Sağlığa bir adım

Arınmaya, Yenilenmeye İhtiyacı Olan Herkese Bu 18 Yöntemi Öneriyorum…

236017[1]

Sevgiyi de hemen şimdi istiyoruz dostluğu da…
İçimize ferahlık kazandıracak bütün “hemen”leri yakalayabilmenin ipuçlarını bulmak hiç de zor değil.
Şunu unutmayın; düşüncelerin zihinde bloke olmasından dolayı, insanlar içlerindeki yaşam sevincini yitirebiliyorlar. Korku ve endişe duyguları bir kanser gibi benliklere hakim olabiliyor.
Oysa, bunları bizden uzak tutacak “arınma” yöntemleri mevcut. Kendinize yatırım yaparak, korkuları ve kaygıları uzaklaştırmaya var mısınız?
Aşağıdaki 18 öneriyi planlı bir şekilde yaşama geçirmenizi öneriyoruz. Vakit kaybetmeden “hemen şimdi” uygulayın!

18  Yöntem
1- En önemli an, sabah uyandığınız zaman dilimidir. Sabah henüz yataktan kalkmadan (uyandığınız an) dudaklarınıza bir gülümseme gönderin. “Bugüne sağlıkla ve sevgiyle gözümü açabildiğim için şükürler olsun” sözleriyle bu gülümsemeyi tüm bedeninize gönderin ve şunu söyleyin:
“Bugün evrenin bana vereceği tüm güzel mucizeleri kabul ediyorum. Bugünüm aydın olsun.” Ardından, yataktan yavaş ve sakin bir biçimde kalkmaya çalışın.
2- Pencerenin önüne gelin ve dışarıya bakarak nefes alıp vermeye başlayın. Bu “nefes egzersizleri”ni, nefesinizi izleyerek gerçekleştirin. Bunu birkaç kez tekrarlayın.
3- Bu 18 öneriyi uygulamak için kendinize bir süre verebilirsiniz. Örneğin 18 gün. Bu 18 gün boyunca, beslenme tarzınızı da gözde geçirin. Özel bir yemek mönüsü hazırlayın örneğin. Yemeklerinizin sebze ve meyve ağırlıklı olmasına dikkat edin. Ağır yemeklere asla sofranızda yer vermeyin.
Bol bol su için. (En az üç litre) Ancak, bu asla “diyet” olarak algılanmamalı. Bu beslenme biçimi sadece bedeni temizlemeye ve tazelemeye ortam hazırlar. Yani yemekle ilişkinizi 18 gün boyunca “yaşamak için yemek” boyutuna indirgeyin.
4- Her gün, ne olursa olsun 5-10 dakika bile olsa açık havaya çıkın. (Deniz kenarı ya da yeşil alan) Bu ortamda varlığınızı fark edin. Dünyada tek ve çok önemli olduğunuzu düşünün.
Elinizdeki her şey için (Şükürler olsun ki sağlıklıyım gibi ifadelerle) teşekkür edin. Bu teşekkürü hücrelerinizin bile hissedeceği bir içtenlikle yapın. Kendinizi o an baş başa kaldığınız doğal ortamla bütünleştirerek…
5- Kendiniz için bir defter edinin ve her gün bu defterle birkaç dakika baş başa kalın. Arınmaya yönelmek için zihninizdeki tüm olayları yazın. İçinizden gelen duygu ve düşüncelerinizi hiçbir baskı altında kalmadan defterinize aktarın.
Sorunları yazarak netleştirmek, onlarla yüzleşmek hayatınıza inanılmaz bir rahatlık getirir ve sırtınızdan büyük bir yük kalkmış gibi bir duyguya kapılırsınız.
6- Arınma programı süresince, sadece çok candan yaptığınız ve ruhsal doyum aldığınız, sizi besleyen şeylerle ilgilenmeye çalışın.
Her gün size huzur ve mutluluk veren kelimeleri ya da olayları defterinize yazın. Bu yazdıklarınızı gün içinde ara ara okumaktan ya da bir göz atmaktan vazgeçmeyin.
7- Ağzınızdan çıkan her kelimeyi kulağınız duysun. “BEN yaparım”, “SEN zaten böylesin” gibi yargılayıcı tavırlar içine kesinlikle girmeyin. Çünkü kendinizi ya da başkasını yargıladığınız anda kendi bedeninizi enerjitik anlamda kirletmeye başlıyorsunuz. Eğer çok gerekiyorsa yapıcı ifadeler kullanmaya özen gösterin.
8- Zaman zaman neler düşündüğünüzü dışarıdan sanki başka bir kişi gibi gözlemleyin ve kendinizi dinleyin. Ancak bu gözleminiz de eleştirel anlam taşımasın. Kendinize dışardan bakabilmeye ve kendi duygularınızla empati kurabilmeye çaba gösterin.
9- Her şeyle ama her şeyle bağ kurmaya çalışın; çiçekle, ağaçla, hayvanlarla, cansız varlıklarla… Onlarla aranızda oluşturacağınız bu bağ, emin olun ki sizi şaşırtacaktır. Çünkü yaşam, bizim algılamak istediğimiz kadar bizimle buluşur. Algı boyutlarımızı zenginleştirdiğimizde ise bambaşka bir ortamda bulabiliriz kendimizi.
10- Bu 18 günlük süre içinde çok az konuşun. Olayları, kişileri ya da olguları algılama ve hissetme konusunda zihin-beden buluşmasına sık sık başvurun.
11- Bazı farklılıklarla tanışın. Örneğin, evinizde veya işyerinizde size ait, çok sevdiğinizi hissettiğiniz obje grubu oluşturun. Renkli taşlar, kristal objeler… Bir demet çiçek de olabilir.
Her gün o sevdiğiniz objenize (veya objelerinize) mutlaka dokunun ve sizden onlara, onlardan da size sevgi enerjisi akmasına izin verin.
12- Çiçeklerle veya doğayla kurulan bağ çok önemlidir. Yaşam bize bizim ona sunduğumuz kadar artı (+) veya eksi (-) frekans sunar. O halde, kendimize sevgiyle verdiğimiz her armağan, motive olmamız için gerekli bir araçtır.
Çiçekleri veya doğayı size sunulmuş bir armağan gibi düşünüp, bu bakış açısıyla onları algılamaya çalışırsanız doğa size ödülünü vermekte gecikmeyecektir.
13- Masanızın üstünde mutlaka, tüm negatif enerjileri çeksin düşüncesiyle bir bardak su bulunsun. Bu suya her gün olumlu düşünceler yükleyerek yenileyin. Su, arınmak için çok önemli bir maddedir.
14- Günde en az 20 dakika meditasyon yapmayı deneyin. Meditasyonun amacı, derinden gevşemek ve bedenle iç varlığın tazelenmesini sağlamaktır.

15- Her gün birisi ya da bir şey için, iyi olduğuna inandığınız bir davranışta bulunun. Örneğin, “Seni seviyorum” deyin ya da ona çiçek alın. İhtiyacı olan birine iyilik yapın. Ancak asla “Ben yaptım”, “Ben gittim”, “Ben hallettim” gibi sözler kullanmayın.
16- Gün bittiğinde, tüm gününüzü gözünüzün önünden geçirin. Bir şekilde sanki kendinizi değil de bir başkasını seyrediyormuş gibi neler yaptığınızı gözden geçirin.
17- Kendinize sorular sorun. Örneğin, “Bugün nasılsın? Gün içinde neler yaptın? Neler seni rahatsız, neler seni mutlu etti?” gibi soruların cevaplarını hissetmeye çalışın. Ancak asla kendinizi yargılamayın.
18- Akşam yatarken yine olumlu geçen gün için evrene teşekkürü ihmal etmeyin. Birkaç kez derin nefes egzersizleri ile rahatlayın.
“Gün içinde, bedenimde birikmiş tüm tortulardan, huzursuzluklardan arınıyorum” sözleriyle rahatlayın. Yeni günün ışığının sizinle birlikte, güvenle var olacağını bilmenin huzuru içinde kendinizi rahat bir uykuya bırakın
Alıntı

“Kader önünde sonunda şöyle veya böyle günahlarımızın bedelini önümüze koyar

0000000134194-1[1]

 

Epiktetos yirmi asır önce demiştir ki:
“Kader önünde sonunda şöyle veya böyle günahlarımızın bedelini önümüze koyar
Görünen ya da görünmeyen zaman içinde herkes günahlarının bedelini öder,
Ektiğini biçer ”
“Bunu bilen adam kimseye kızmaz, gücenmez, kimseyi aşağılamaz,
kimseyi itham etmez,
kimseden nefret etmez,
kimseye kin tutmaz
Bunu bilen adam karşılaştığı aksiliklere şaşmaz
Önüne çıkan maddi-manevi engellerin kendi günahlarından
başka bir şey olmadığını bilir”
Düşmanlarınızı düşünmek için ayıracağınız bir dakika bile düşmanlarınızdan daha değerlidir Nefret ve intikam hissi size büyük zararlar verir
Aristo şöyle diyor:

1) Dinleme… Ama gerçekten dinleyin Kesmeden, hayal kurmadan, vereceğiniz cevabı düşünmeden Can kulağıyla dinleyin
2) Sevgi… Kucaklamalar, öpücükler, sırt sıvazlamalar ve el tutmalar konusunda cömert olun Bu ufak hareketler, aileniz ve dostlarınıza olan sevginizi daha açık göstermenizi sağlayabilir
3) Kahkaha… Fıkra anlatın, neşeli hikâyeleri paylaşın Bu armağanınız “seninle birlikte gülmeyi seviyorum” anlamına gelir
4) Yazılı bir not… Basit bir “Yardımın için teşekkürler” notu, ya da belki bir şiir Kısa, elle yazılmış bir not bazen ömür boyu hatırlanır
5) İltifat… Basit, içtenlikle söylenen bir söz (“Bu renk sana ne çok yakışmış”, “Harika bir iş çıkardın”, “Yemek nefis olmuş” gibi) karşınızdakinin içini aydınlatır
6) İyilik… Her gün, rutininizi kırıp birisine hoş, nazik bir şey yapın
7) Yalnızlık… Bazen tek istediğimiz yalnız kalmaktır Bu anlara duyarlı olun ve ihtiyacı olana yalnız kalma armağanını verin
8) Neşeli bir yapı… Birine tatlı bir söz söylemek gibisi yoktur Selâm vermek veya teşekkür etmek o kadar zor mu?

SESin BÜYÜSÜ

EkranAlıntısı61[1]

 

SESin BÜYÜSÜ
“Biz Sesiz ve kelimeler tohumdur.
“Ben Hissediyorum” diyerek, cildinizi gezerken kaybedilen birimi geri döndürür, ki bu sizi en çok bağlayan ve sizi diğerlerinin deneyimlerine duyarlı hale getiren, sizi sonuçlardan ayıran ve size bir birim yapan en kapsamlı organdır.
“Affedersiniz” sesi, beni affet, pankreasınızda yankılanır ve kolonları bağlarını bağlar, hikayeleri serbest bırakır.
Ve eğer “Teşekkür ederim” ini harekete geçiren şeyin ne olduğunu görebilseydiniz, vücudunuzun tüm hücrelerini, damarlarınızı sallayarak, kanı, bu bağımsız harekete ışık tutacak şekilde gülümsediniz.
“Seni seviyorum”, Evrenin en iyileştirici sesi. Bu cümle, vücudunuzu kaplar ve akciğerleriniz boyunca dolaşır, nefes almanızı ayarlar. Böbreklerinizin korkuları akıtmasını sağlayın ve milyonlarca gülümseyen hücrenin bağışıklık sisteminizin hüzünlü hücrelerine vitaminler vermesini sağlayın ya da vücudunuzun en kuru bölgeleri etrafındaki bahçe bitkileri yumuşak, taze ve yeşil çim sanatıyla uğraşın.
“Eğer sözcüklerin sizin ve başkalarının içinde ne uyandırdığını görebilseydiniz, düşüncelerinizi, sessizliklerinizi, seslerinizi gözlemlemeye başla.”dınız.
Çünkü bizim bu enerji okyanusunda, yaydığınız her dalga, başkalarını etkileyen farklı renkteki dalgaları yaratır.
Sen Evren ‘in bir parçasısın. Ve bu nedenle Evren sizde.

Vücudunuz D Vitamini Eksikliğiniz Olduğunu Bu 13 İşaretle Gösteriyor

728xauto[1]

 

 

Gün geçtikçe D vitamini eksikliğinin sağlığınızı ne kadar olumsuz etkilediği ortaya çıkıyor.
Kalsiyum emilimini hızlandıran ve kemiklerinizin gelişmesini sağlayan D vitamini, özellikle dişleriniz ve iskeletiniz için çok önemli. Çoğu kişinin yeterince alamadığı vitaminlerden en önde geleni.
D vitamini eksikliğinin tespiti dikkat isteyen bir iş. Eksikliği birçok hastalığa kapı açıyor.
Bu nedenle belirtilerinden haberdar olmak çok önemli.
İşte D vitamini eksikliğinde vücudunuzun size verdiği 13 işaret.
D vitamini eksikliği nedir?
D vitamini eksikliği, neredeyse dünyanın her ülkesindeki insanları etkiliyor.
Eğer fazla dışarıya çıkmıyorsanız ve güneş ışığı almıyorsanız D vitamini eksikliği çekmeniz işten bile değil. Vücut bu vitamini kendiliğinden üretemiyor. Güneş ışığı almanız gerekiyor.
D vitamini yağ hücrelerinde aylarca depo edilebiliyor. Ancak soğuk bölgelerde yaşıyorsanız, D vitaminleri vücut tarafından hızlıca kullanılıyor. Bazı kaynaklardan aktarılanlara göre, D vitamini vücutta ortalama üç ay boyunca saklanıyormuş ancak bu kişiden kişiye değişiyormuş.
D vitamine ihtiyacınız olduğunun 13 işareti:

1- Kas zayıflığı/yorgunluğu
D vitamini güçlü bir sinir sisteminin olmazsa olmazıdır. D vitamini eksikliği ağrıya, kas zayıflığına ve hatta kofnitif yetersizliğe neden oluyor.
Newcastle Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, yeterince D vitamini alıyorsanız spor yaptıktan sonra daha az yorgun hissediyormuşsunuz.
2- Kemik ağrısı
Kemik ağrısı çeken 150 kişiye yapılan testlerde, %93’ünün D vitamini seviyesinin çok düşük olduğu görüldü.
D vitamini eksikliğinde kas lifleri tam olarak çalışmadığından kalça ve leğen kemiği çevresinde ağrılar meydana gelir.
3- Solunum problemleri
D vitamini solunum yollarınızın düzgün bir şekilde çalışmasını sağlayıp sizi hastalıklardan ve enfeksiyonlardan korur. Özellikle de çocuk için çok önemlidir.
Çocuğunuzda astım varsa, daha fazla D vitamini almasını sağlamalısınız. Yapılan yeni bir araştırmada, D vitamini takviyesi alan çocukların astım krizi geçirme riskinin %50 daha düşük olduğu görüldü.
4- Sıcak basması
Alnınız durup dururken terliyor mu? Oda sıcaklığı normal olmasına rağmen anormal bir şekilde terliyor musunuz? Boston University Medical Center’da çalışan Michael Holick’e göre bunların hepsi D vitamini eksikliğinin belirtisiymiş.
Yine eskiden doktorlar, yeni bebeği olan annelere alınlarını kontrol etmelerini söylerlermiş.
5- Depresyon
Yapılan birçok araştırmada D vitamini eksikliğinin depresyona neden olduğu kanıtlandı. D vitamini eksikliği çeken kadınların depresyona girme riski erkeklerin iki katı oranındaymış.
Finlandiya’da yapılan bir araştırmada D vitamini seviyesi yüksek olanların depresyona girme riski %35 daha azmış.
Yine de depresyon ve D vitamini arasındaki bağa dair tartışmalar yok değil.
6- Doğurganlık
Avustralya’da 2008’de yapılan bir araştırmada D vitamininin doğurganlıkta hayati önemi olduğu görüldü.
Ek olarak yapay döllenme yoluyla gebe kalmak isteyen anne adaylarından, D vitamini seviyesi yüksek olanlar tedaviye daha iyi yanıt veriyormuş.
7- Kronik baş ağrısı
Sık sık başınız mı ağrıyor? D vitamini eksikliği kronik baş ağrılarına neden oluyor.
Finlandiya’da 1984 ile 1989 yılları arasında 42 ile 60 yaşları arasında 2.600 erkeğin katıldığı bir araştırma yapıldı. Erkeklerden %68’inde D vitamini eksikliği ve beraberinde kronik baş ağrısı olduğu tespit edildi.
8- Cilt problemleri
Yapılan birçok araştırmada D vitamininin vitiligo ve sedef hastalığıyla savaştığı görüldü.
Greenmedinfo’dan aktarılanlara göre 2013 yılında 16 vitiligo ve 9 sedef hastasına D vitamini takviyesi verilmiş. Takviyenin ardından hastalıklarının ve belirtilerinin hafiflediği görülmüş.
9- Saç dökülmesi
Saçlarınız mı dökülüyor? D vitamini eksikliğiniz olabilir.
18 ile 45 yaşları arasında saçların dökülmesinden şikayetçi olan 80 kadının katıldığı bir çalışmada hepsinde D vitamini eksikliği tespit edildi.
10- Yorgunluk
Sık sık yoruluyor musunuz? Böyle hisseden birçok insan D vitamini eksiklikleri olduğunu bilmiyorlar.
Vücudunuz enerji üretebilmek için D vitaminine ihtiyaç duyar. D vitamini eksikliğinde günün büyük bir bölümünde yorgun hissedersiniz.
11- Yüksek tansiyon
D vitamini eksikliği direk olarak yüksek tansiyona neden oluyor. Güney Avustralya Üniversitesi araştırmacılarının yaptığı bir araştırmada kendilerini sürekli yorgun hisseden kişiler incelendi ve hepsinde de D vitamini eksikliği olduğu görüldü.
12- Kemiklerde zayıflık
30’lu yaşlara yaklaştığınızda vücudunuz kemik gelişimini durduruyor. D vitamini eksikliği bunun daha erken yaşlarda görülmesine neden oluyor.
Kemik erimesi ve D vitamini eksikliği arasındaki ilişki üzerine de yıllardır araştırmalar yapılıyor. Kalsiyum ve D vitamini takviyeleri alarak kemiklerinizin düzgün bir şekilde gelişmesini sağlayabilir ve kemik erimesinin önüne geçebilirsiniz.
13- Ruh hali değişikliği
D vitamini, mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin salınımında direk olarak etkilidir.
Sık sık kızgın hissediyor musunuz? Küçük şeyler sizi hemen rahatsız mı ediyor? D vitamini eksikliğiniz olabilir. Sheffield Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada D vitamininin anksiyete, uykusuzluk ve depresyona iyi geldiği görüldü.
D vitamini açısından zengin yiyecekler
Vücudunuzdaki D vitamini oranını arttırmak mı istiyorsunuz? İşte D vitamini açısından zengin olan yiyecekler:
Süt
Peynir
Yumurta sarısı
Karaciğer
Balık (Somon, levrek, turna, sardalya)
Mantar

D vitamini takviyeleri
Aşağıdaki yaş grubundakiler için D vitamini takviyeleri özellikle önerilir:
İki yaşının altındaki çocuklar
İki yaşının üstündeki koyu renk saçlara sahip çocuklar
Dışarıya fazla çıkmayan çocuklar
Balık yemeyen çocuklar
D vitamini açısından zengin yiyecekleri tüketmeyen hamile kadınlar
Dışarıda fazla vakit geçirmeyen yaşlılar

Gökyüzü Muhteşem Açılarla Donanmış Durumda… Bu Açıların Faydasını Arttırmak İçin Lotus- Om ve Yaşam Çiçeği Kolyelerini Takabilirsiniz…

AGDesign Reklam Güncel

Gökyüzü muhteşem açılarla donanmış ve bizlere şans, bolluk, bereket, aşk yağıyor. Bu etkileri arttırmak için om kolye, yaşam çiçeği ya da lotus kolye takabilirsiniz… Söylemesi benden yapması sizden…

Kocaman kocaman öpüyorum cancanlar

Anette İnselberg

1-Om Kolye
Evrenin iç sesini ve ritmini simgeleyen sembol.

2- Yaşam Çiçeği Kolye
Yaratılışın sırrının, evrenin tüm kodunun kendisinde gizli olduğuna inanılan bu sembol, kutsal geometri ışığın dili olarak adlandırılır.

3- İçten Geçme Asansör Lotus Zincirde Kolye
Taç çakranın sembolü, saflık, bilgelik, ahenk ve evrensel sevginin sembolüdür.

Sipariş Telefon 0541 242 23 24

Kolyeler pirinç üzerine altın kaplama olup, ömürboyu garanti veriyoruz.
Zincirli kolyeler 80₺
İpli kolyeler 60₺
KDV Kargo dahil.

Not: Aum ve Om
Aum olarak yazılır Om olarak okunur. Aum Sanskritçe bir seslem ve de kelimedir.
Bir Sanskritçe kelimenin veya seslemin özel bir anlam ve önemi, ve yaratıcı bir gücü olur.
AUM, tüm seslerin anasıdır.
Aşağıdaki resim Aum sesinin Sanskritçe’deki sembolüdür. Sembolün her kıvrımının, her çizgisinin bir anlamı ve yeri vardır. Bu başlı başına bir seminer konusudur.
Simge olarak açıklaması;
-Üç tane eğri, bir tane yarım çember ve bir noktadan oluşur.
Altta yer alan eğri uyanma durumunu,
Üstte yer alan eğri derin uykuyu,
Sağdaki eğri ise uyku ile uyanıklık arasında yer alan rüya durumunu simgeler.
Yukarıya açık olan yarım çember, yanılsama anlamına gelen Maya’dır, ,
nokta ise mutlak gerçeklik.
Böylece fiziksel dünya ile ruhsal dünya arasında bir çizgidir Maya.
A yaratıcı Brahma’yı;
U koruyucu Vishnu’yu;
M ise yokedici Shiva’yı simgeler.
A bedenin kök bölgesi, U karın bölgesi ve M de kaş merkezi, yani üçüncü gözdür.
Om’un binlerce anlamı vardır.
En öncelikli anlamları ise “evrenin iç sesi ve ritmi”dir.

NE SÖYLEDİĞİNİZ kadar, NASIL SÖYLEDİĞİNİZ de çok önemlidir…

35974125_1811934668845176_6705551784330395648_n[1]

 

Padişah bir gece düşünde tüm dişlerinin döküldüğünü, yemek bile yiyemez hale geldiğini görür. Sıkıntı içinde uyanır. Vezirini çağırıp, sarayın rüya tabircisinin hemen huzuruna getirilmesini buyurur. Uyku sersemi tabirci başı yanına gelince, Padişah düşünü anlatıp sorar:
“Tabirci başı bu rüya hayır mıdır, şer midir? Neye işarettir, hele bir söyle.”
Tabirci başı biraz düşünür, sonra utana sıkıla, “Şerdir, Padişahım,” der. “Ne yazık ki, tüm yakınlarınızın gözlerinizin önünde birer birer ölüp, sizi yapayalnız bıraktıklarını göreceksiniz.”
Bir an sessizlik olur, ardından Padişah kükrer : “Tez atın şunu zindana, felaket habercisi olmak neymiş öğrensin!” Tabirci başı yaka paça götürülüp, zindana atılır.
Padişah bir başka tabircinin bulunmasını emreder.
Huzura getirilen ikinci tabirciye de rüyasını anlatıp sorar, “hayır mıdır, şer- midir?” der.
İkinci tabirci daha önceki tabircinin başına gelenleri duyduğu için uzun uzun ve korku dolu gözlerle düşünür. Birden gözleri gülümser ve yüzü aydınlanarak cevap verir;
“Hayırdır, Padişahım!” der. “Bu rüya tüm yakınlarınızdan daha uzun yaşayacağınızı gösterir. Daha nice seneler boyu ülkenizi yönetebileceksiniz.”
Padişah ağzı kulaklarında buyurur :”Bu tabirciye iki kese altın verin!”
Başından sonuna durumu izlemiş olan vezir çıkarken, tabirciye sorar:
“Aslında sen de, tabirci başı da ayni şeyi söylediniz. Neden onu cezalandırdı da seni ödüllendirdi?”
Tabirci güler. “Elbette aynı şeyi söyledik, ama NE SÖYLEDİĞİNİZ kadar, NASIL SÖYLEDİĞİNİZ de çok önemlidir…

BİLİNCİMİZ YÜKSELDİKÇE NELER OLUR?

2[1]
▫️ Bilinci henüz bizim kadar yükselmemiş olanların konuşmaları bize eski tadı vermemeye başlar. Kendimiz gibi olan insanları arar ve onlarla bir şekilde karşılaşıp yeni dostluklar oluşturmaya başlarız.
▫️ Bize söylenen şeyleri olduğu gibi doğru kabul etmek yerine sorgulamaya başlarız. Korkularımız azalır. Eskiden zoraki yaptığımız şeyleri artık yapmaya mecbur hissetmeyiz.
▫️ Kendimizi çok daha rahat ifade etmeye başlarız. İstemediğimiz şeylere rahatça “Hayır” diyebiliriz.
▫️ Tek başımıza kalmaktan keyif almaya başlarız. Hayatı gerçekten yaşamak istediğimiz gibi yaşayıp yaşamadığımızı sorgulamaya başlarız. Gerçekten ne yapmak bize heyecan veriyorsa onun peşine düşeriz.
▫️ Olumsuzluklar bizi eskisi kadar üzmez olur. Kötü giden şeylere dertlenmek yerine çözüm bulmaya odaklı oluruz.▫️ Etrafta sıkıntı veren şeyler bizi etkilemez. Gelecek için kaygılanmayız. Başımıza kötü bir şey geldiğinde eskiden olduğu kadar üzülmeyiz.
▫️ Birisi bize hakaret ettiğinde, bağırdığında etkilenmez ve aynı şekilde tepki verme ihtiyacı duymayız. Birisi bizi haksız yere suçladığında kendimizi savunma ihtiyacı duymayız.
▫️ İltifatlar da bizi eskisi gibi etkilemez. Onaylanma ve takdir edilme ihtiyacı hissetmeyiz. Birilerine bir şeyleri ispat etme isteğimiz ve çabamız biter.
▫️ Bizi rahatsız eden zihin konuşmaları gitgide azalır ve zor duyulur hale gelir. Öfke ya da üzüntü gibi duygular ara sıra gelir ama bizim üzerimizdeki etkileri dakikalar içinde geçer üzerimize yapışmaz ve bizi günlerce rahatsız edemezler.
▫️ Diğer insanların zenginliğini kıskanmayız. İnsanların bizim hakkımızda ne düşüneceklerini umursamayız. İnsanları kategorilere ayırmayız ve herkese aynı davranırız. İnsanları eleştirmeyi, kınamayı, yargılamayı bırakırız. Yapılan hataları çok çabuk affederiz.
▫️ Dışarıda ne olursa olsun içimizde sebepsiz bir sevinç olur. Her yerde ve herkesin yanında kendimiz gibi oluruz. Herkesin içinde aynı Öz’ün parçası olduğunu fark etmeye başlarız.
▫️ Dünya bir oyun alanı gibi gelmeye başlar.
▫️ İçimizde sürekli hissettiğimiz huzuru kimse bozamaz.

Kaderinizi ve Servetinizi Ortaya Çıkarmak İçin Bir Mısır Kartı Seçin

C_Users_Lenovo_AppData_Local_Packages_Microsoft.SkypeApp_kzf8qxf38zg5c_LocalState_bf7cc8e2-4a26-4f76-8148-5457b527cecc-1[1]

 

İmparatoriçe Kartını Seçtiniz
Isis, İmparatoriçe, yılda bir yıllık döngüyü temsil eden on iki yıldıza sahip. Bu kart kadınlık ve hatta annelik belirtileridir, ancak bu bir hamilelik olacağı anlamına gelmez, ancak bazen sevgi dolu bir anne olduğunuzu, hatta bazen çok sevecen veya boğucu olduğunuzu gösterir.
Arkın alt kısmında ay, hilal içerisindedir ve bu da yaşamınızın her alanında doğurganlık, refah, büyüme ve gelişme dönemini gösterir.
İmparatoriçe, hayati ve mutlu bir insan olduğunuzu gösterir ve aynı zamanda tüm zor işleriniz için hak ettiğiniz servetin gelişini gösterir. Çok geçmeden büyük mutluluk, iyimserlik ve başarı sizin için gelecektir.

Ay Kartını Seçtiniz
Ay, hem doğa hem de insanlar üzerinde büyük bir etkiye sahiptir, çünkü eski mitlere göre, en kötü içgüdülerini ortaya çıkararak herhangi bir insanı dönüştürebilirdir.
Bu kartla, tutkunuz yüceltilmiş ve yükseltilmiştir, aynı zamanda kıskançlığınız sadece eşinize doğru değil. Herhangi bir kişiye karşı kızgınlık duyarsanız, bu kartın etkisi altında daha da ortaya çıkar.
Ay kartı, herhangi bir sorunu çözmeden önce sakin bir şekilde düşünmeniz gerektiğini söyler, çünkü size başarıyı garanti etse de, kararınızı dikkatlice düşünmüyorsanız, girişimde başarısız olabilirsiniz. Hareketlerinizin sonuçlarını görmeye sabırla bakın çünkü onlar yavaşça geleceklerdir.
Ay, çift niyetle size yaklaşan ihanet ve sahte insanlara karşı uyarabilir, ancak sezgilerinize dikkat ederseniz, düşmanlarınızı açığa çıkarabilir ve muzaffer olabilirsiniz.

Baş Rahip Kartını Seçtiniz
Hierarch, tanrı Anubis, nekropolün efendisi, ruhların ve sırların koruyucusu ve ruhların yargısında var olan kişiyle temsil edilir. Anubis aynı zamanda Rehber olarak da bilinir, çünkü ruhları ebedi dinlenmeye yönlendiren, ya da yeryüzündeki yaşamları boyunca işlenen eylemler için cezalandıran kişi odur.
Eğer kötülüğe meyilli ve kötü şeyler yaparsanız, ruhunuz için merhametsizlik sonsuzluk cezası olacak, ama iyi şeyler yaparsanız ve kalbiniz iyilikle doluysa, hayatınıza mutluluk ve refah gelecektir.
Bu kart, hayatınızda neler olduğunu ve bazı şeylerin iyi tarafını görmenizi öğretir. Her eylemin bir sonucu olduğunun farkındasınız, ama içgüdüleriniz sizi dengeyi ve mükemmel uyumu bulmaya yönlendiriyor.

Zafer Kartını Seçtiniz
Bu mektup savaşın sonunu simgeliyor. Uzun bir mücadeleden sonra, tıpkı kartınızdaki gibi, güneş tarafından taçlandırılmış, muzaffer bir hale geliyorsunuz.
Çok fazla gözyaşı döktüğünüz savaşınız sırasında hiçbir şey hissetmediniz ve içeride ölmüştünüz, ama şimdi tekrar yaşamaya ve küçük şeylerde neşe ve mutluluk bulmaya geri döndünüz.
Bu kart size iyi zamanlar, mutluluklar ve finansal başarıları getirir. Sonunda ödülünüz geliyor. Artık kimsenin yoluna girmemesinin daha iyi olacağını düşünüyorsun, çünkü kılıcın yorgun ve yıpranmış olmasına rağmen, ölümcül darbeler vermeye devam etmek için yeterli güce sahip. Durdurulamazsın!

BURÇLARIN HASTALIKLARI… (İLERİ SAĞLIK PROBLEMLERİ İÇİN TEDBİRLER)

5af20633ae298b8e0016a64b[1]

.
Yazdığım yazı burc yapılarına göre ilerleyen zamanda olası hastalıklar için yorumlanmış ve tüketmeleri gereken şeyler tedbir alınması için verdiğim bilgilerdir herkesde bu olacak şu olacak diye bir kural yoktur örneğin çok stresli bir burç kişi bu sorunu aştıysa o hastalık onda olması için bir sebeb kalmamış demektir yani kendiside kafada bitirebilir bazı şeyleri. Astroloji benim çok çalışıp çabalar harcadığım çok yakından takip ettiğim konular değil ükede teleskopla bakmamış insanlar bile yıldız yorumluyorlar artık benim ilgim ise mecburiyettendir çünkü çalıştığım her ekolde zaman önemlidir olmazsa olmazdır vaktinde yapılmayan şeyler başarısız olurlar bende astrolojiyi kullanarak gerekli hesaplamaları yaparım ve işe öyle başlarım elim mahkum anlıycağınız astrolojiyle ilgilenmesem bile bir çok şeyi bilip uygulamam gerekiyor. Hemen konuya geçeyim sizde daha fazlası için buradan katılabilirsiniz
https://www.facebook.com/groups/sifalibitki/
.
***Koç burcu ateş elementine tabidir. Konuşkan ve girişimcidir. İş hayatına takıktır ve bu konuda başarılıdır. Yardımseverdir bu yardımseverlik özellikle arkadaşlarınadır. Başkasından emir almayı sevmez. Hastalıklarının çoğu susuz kalma kaynaklıdır bol bol su tüketmeldir.
Sık sık tüketmesi gerekenler: Domates, muz, fasulye, biberiye, zerdeçal, çörek otu, armut, incir ve kayısıdır.
.
***Boğa burcu toprak elementine tabidir. Sessiz sakindir fakat bu öyle görünür fırsat bulduğunda içinde bir volkan patlar senden benden hareketli olur, hayalnin peşinden sonuna kadar gitmeyi çok sever. İnatcı, duygusal ve kırılgandır. Diğer burçlara göre sağlık açısından biraz sıkıntılı bir burçtur çünkü yaşı ilerledikce vücuda aldını atamaz bu gerek, sindirirememe, gerek vücuda alınan yağlar, gerek içilen sıvılar örneğin alınan sıvıyı atamaz ve bu ona ödem olarak geri döner bu yüzden akşam 18:00’den sonra fazla bişey tüketmemeli mümkünse spor yapmalıdır.
Sık sık tüketmesi gerekenler: Limon, portakal, limon tuzu, salatalık, domates, ıspanak, balık, soğan ve genel yeşillik ve ısırgan otudur.
.
***İkizler burcu hava elementine tabidir. Anı anını tutmayan bir burçtur yarınının hiçbir garantisi yoktur. Çok zeki, yeni bir icada yatkın, üretken, kıskanç, ilgiyi çok seven ve damardan konuşanarak insanı etkileyen bir yapıya sahiptir. Tam bir ilham kaynağıdır farkedildiğinde herkes tarafından örnek alınır. Herhangi konuda özgürlüğünün kısıtlanmasından hiç hoşlanmaz. Mantıklı şeylerle uğraşır o işte mantık yoksa olma ihtimali yoksa olmayacak duaya amin demez. Kansızlık çekmeye ve koah benzeri akciğer hastalıklarına yatkın bir burçtur.
Sık sık tüketmesi gerekenler: süt, sarımsak, zencefil, karanfil, çörek otu, bal, soğan, nane, lavanta, melisa, kedi otu kökü, et, balık ve meyvelerdir.
.
***Yengeç burcu su elementine tabidir. Sıcak kanlı, dürüst, nazik ve romantikdir. Özellikle ev hayatına en uygun burctur. Bolca minarel, vitamin alması gerekn bir burçtur eksikliğinde stres görülür özellikle b12 ve kalsiyum ve diğerleri için vereceğim öğünler bunları yeterince karşılayacakdır.
Sık sık tüketmesi gerekenler: Yumurta, süt ve süt ürünleri, kırkkilit otu, lavanta, balık, tahıllar ve ısırgan otu tüketmelidirler.
.
***Aslan burcu ateş elementine tabidir. Canlı, enerjik ve neşe kaynağıdır. Gururlu ve özgüveni yüksektir herşeyin iyisine layık oldunu düşünür bu sebeble kazandığını cebinde tutamaz. Aşk, sevgi konularında genellikle sadıkdır. Tıpkı akrep burcu gibi sağlık problemleri en az olan bir burçtur fakat dikkat etmeleri gereken yer kalpleridir çünkü bu sağlık sorunu oldukca bol görünür bu sebeble vereceklerimi tüketmeleri faydasınadır.
Sık sık tüketmesi gerekenler: Elma, alıç otu, nane, kekik, fesleğen ve kırmızı pancar tüketmelidirler.
.
***Başak burcu burçların titizidir bu konuda üstüne yoktur. Detaycıdır, ikizler gibi mantığı çok sever ve açık sözlüdür bu yüzden kırıcı bir yapıya sahiptir. Lokmaları bolca çiğnemesi gereken ve yeşille beslenmesi gereken bir burçtur. Sebebi ise sindirim, mide ve kalınbağırsak sorunlu bir burçtur sorunlu derken tabi bu organ hastalıklarına yatkın anlamında söylüyorum.
Sık sık tüketmesi gerekenler: portalal, limon, greyfurt, yeşilçay, lavanta, sarı kantaron, nane, fesleğen,kekik ve baldır.
.
***Terazi burcu genellikle dürüsttür haliyle herkesden dürüstlük bekler buda onda hayal kırıklığına yol açar. İyimser, neşe dolu, cazibeli ama bir o kadarda zora gelmeyi sevmez. Spor yapan teraziler çok dikkatli olup herhangi bir kaza için tüm tedbiri almalıdırlar, yapacakları çok ters bir hareket kaslarına ağır hasar verecekdir yani zaafı kaslarıdır burcun zaaflarına göre vereceğim liste şu şekildedir
Sık sık tüketmesi gerekenler: tahıllar, ıspanak, kırkilit otu, ısırgan, süt ve süt ürünleri, balık ve tavuk tüketmelidirler.
.
***Akrep burcunun görüntüsüyle içi aynı değildir dışı gülüyorsa içi kan ağlıyor olabilir. Dünyevi şeylere çok düşkündür. Kıskançlık bazen hat safhadadır herşeyi kıskanabilir başkasının gücünü, parasını, sevgilisini herşeyin en iyisi onun olsun ister. Sağlık problemleri en az olan bir burçtur. Sadece ağır yağlı yiyeceklerden, akşam yemeklerinden ve yemek yedikden sonra uyumamaları gerekir bunun dışında yapmaları gereken herhangi birşey yoktur.
.
***Yay burcu herşeyin sınırını aşar bu da ona ters teper işin tadını tuzunu kaçırır. Yani eleştirir ama sınır koymaz, cömertlik yapar sınır koymaz sonra beş kuruşsuz gezer, yemek yer sınır koymaz sonra midesi ağrır gibi şeyler yani birşeyelere sınır koymayı bilmesi lazım herşeyin fazlası zarardır. Duyarlıdır, zekidir, kırılgandır bir o kadarda affedicidir. Yapıları kilo almaya çok müsaittir bu sebebden doymadan kalkıp ve spor yapmalıdırlar.
Sık sık tüketmesi gerekenler: bol meyve, bol yeşillik, tavuk, balık, tahıllar ve acı biber tüketip şekerden uzak durmalıdırlar.
.
***Oğlak: Para için yaşar para için ölür. Maddiyat ve dünyevi istekler hat safhadadır. Herşeyden şüphe etmesini bilir ikizlerde öyledir fakat mantık çercevesinde oğlakda böyle bir algı yoktur. Görüntüsü soğuk kanlıdır kendi çalar kendi oynar hayatı boyunca her şeyi kendi yorumlar kendi değerlendirir. Çalışkandır, hırslıdır, dürüstdür bir o kadarda cimridir. Stres başlarına beladır midelerini etkiler olumlu yada olumsuz etkilenirler içe kapanık olanları bu durumdan biran önce çıkmalıdır çünkü bu onlara düzensiz yemekleri beraberinde getirir ve hayatları boyunca kurtulamayacakları hastalıklara kısaca hayatlarına malolabilir.
Sık sık tüketmesi gerekenler:
Limon, Zencefil, yeşilçay, bol bol yeşil salata, bol bol meyve tüketip ve içe kapanmamalıdırlar.
.
***Kova burcu duygularını belli edemezler, çalışkan, becerikli ve iyi bir arkadaşdır. Tam anlamıyla panikataklar daha sakin olup ve hiçbirşeyi hızlı hızlı yapmamalıdırlar ki yaparlarsa yaş ilerledikce yaptıkları hatayı farkedeceklerdir. Kova burcuna özellikle 30-35 yaşlarına kadar bunları tüketmelerini tavsiye ederim: Lavanta, melisa, sarı kantaron, kereviz, elma, limon, bal, arı poleni tüketmelidirler.
.
***Balık burcu oldukca uyumlu bir burçtur. Tuttuğunu koparır alır, duygusaldır. Çok kırılgan ve hassas bir burçtur vücut hastalanmaya çok uygundur bu yüzden vücutlarına kalkan örmek zorundalardır.
Sık sık tüketmesi gerekenler: Et, süt, balık, yumurta, adaçayı, ıhlamur, aynısefa, soğan, sarımsak ve bol meyve tüketmelidirler.
.
Yazı bana aittir. DAHA FAZLASI İÇİN:
https://www.facebook.com/groups/sifalibitki/

Oğuz Alışkan

Dünyada görmeyi istediğiniz değişim olun

beautiful pink waterlily or lotus flower in a pond with rain dro

 

“Tam şu anda dünyanın üzerinde savaş ve şiddet var.
Ve her şey karanlık görünüyor.
Ama aynı zamanda sakince ve sessizce bir şeyler oluyor.
İçsel bir devrim gerçekleşiyor.
Ve bazı bireyler yüksek ışığa çağrılıyor.
Bu sessiz bir devrim.
İçeriden dışarıya. Zeminden yukarıya.
Bu küresel bir operasyon.
Ruhsal bir komplo.
Gezegendeki her ulusta uyuyan hücreler var.
Bizi TV’lerde görmezsiniz.
Bizi haberlerde okumazsınız.
Bizi radyolarda dinlemezsiniz.
Biz övgü, onur aramıyoruz.
Üniforma giymiyoruz.
Her şekilde, her büyüklükte, her renkte ve stilde geliyoruz.
Çoğumuz isimsiz çalışıyoruz
Her ülkede ve dünyanın her kültüründe
Sahnelerin arkasında sessizce çalışıyoruz
Büyük ve küçük şehirlerde, dağlar ve vadilerde,
Çiftliklerde ve köylerde, kabilelerde ve uzak adalarda.
Sokakta herhangi birimizin önünde geçebilirsiniz
Ve fark etmezsiniz bile
Tanınmadan çalışıyoruz
Perdelerin, sahnelerin arkasında kalıyoruz.
Övgüyü kimin alacağıyla ilgilenmiyoruz
Sadece işlerin yapılmasıyla ilgileniyoruz
Zaman zaman sokakta birbirimizi fark ederiz.
Sessiz bir onaylama verip yolumuza devam ederiz.
Gün boyunca normal işlerimiz varmış gibi yaparız.
Ama gerçek işimiz bunların arkasında gerçekleşir.
Bazıları bize Bilinç Ordusu der.
Zihinlerimizin ve kalplerimizin gücüyle
Yavaşça yeni bir dünya yaratıyoruz.
Merkezi Ruhsal Zekadan gelen emirlerimizi
Tutku ve sevinçle izliyoruz.
Hiç kimse bakmıyorken,
Yumuşak, gizli sevgi bombaları atıyoruz.
Şiirler, kucaklamalar, müzik, fotoğraf, filmler, şefkatli sözler, gülümsemeler, meditasyon ve dua, dans, sosyal eylemcilik, websiteleri, bloglar ve gelişigüzel nezaket eylemleri…
Her birimiz kendimizi kendi eşsiz armağanlarımız ve yeteneklerimizle, eşsiz bir şekilde ifade ediyoruz.
Dünyada görmeyi istediğiniz değişim olun
Kalplerimizi dolduran özdeyiş budur
Bunun gerçek değişimin gerçekleştiği tek yol olduğunu biliyoruz.
Tüm okyanusların bileşik gücüne sahip olduğumuzu
Sessizce ve alçakgönüllülükle biliyoruz.
Çalışmamız yavaş ve çok özenli
Dağların oluşması gibi
İlk bakışta görünür bile değil
Ve buna rağmen tüm tektonik levhalarıyla
Gelecek olan yüzyıllara ilerleyecek
Sevgi 21. yüzyılın yeni dinidir
Yüksek eğitimli bir insan olmanıza gerek yok
Ya da anlaşılacak olağandışı bilginiz olmasına da
Bu kalbin zekasından geliyor
Tüm insan varlıklarının zamansız tekamülsel nabız atışına gömülmüş.
Dünyada görmeyi istediğiniz değişim olun.
Hiç kimse bunu sizin için yapamaz.
Bizler şimdi askerler topluyoruz.
Belki bize katılırsın.
Ya da zaten katılmışsındır.
Kapı açık.
Hepimiz hoşgeldik.”

Naz’ ire Mazlum Özok