Affetmeyi gerektiren her yara, içinde önemli bir dersi barındırır.

anette inselberg afetmeyi öğrenmeek

 

Marie, 1930 yılında alkolik bir annenin evlilik dışı çocuğu olarak
dünyaya gelir. Annesi ona bakamayınca 5 yaşında olan Marie’yi
yurda verir. Ardından bir çift onu evlatlık edinir. Marie’nin kaderi ne yazık ki yine yüzüne gülmez, çünkü onu evlatlık edinen çift sadist çıkar. Bu İtalyan asıllı çift küçük kızı evin mahzenine kapayıp sistematik biçimde işkence eder. Dışarıdan bakıldığında normal ve çok saygın göründükleri için, bunu yıllarca rahatlıkla gizleyebilirler ve Marie adeta cehennemde yaşar.
Marie Rose 17 yaşında depresyondan felç geçirir Halüsinasyonlar da gördüğü için doktorlar ona şizofren teşhisi koyar ve onu akıl hastanesine yerleştirirler. Marie hayatının 17 yılını orada geçirir ve çok zor yıllar yaşar. Umutsuzluk ve çaresizlik içinde kıvranır durur.
Yemek yemez, yerinden kımıldamaz ve sıkça intihar etmeyi düşünür.
Otuz dört yaşına geldiğinde doktorlar Marie’nin durumunu yeniden değerlendirir. Onun şizofren olmadığına, ağır depresyon geçirdiğine ve panik atak yaşadığına karar verirler. Arkadaşlarının ve kendisini seven bir kaç sağlık görevlisinin yardımıyla Marie hastaneden çıkar.
O artık hür ve yaşamını nasıl sürdüreceğine dair kendisi karar verme aşamasındadır.
Terk edilmiş, işkence ve tacize uğramış, otuz dört yılı ziyan olmuş bir kişi olarak hiçte kolay olmayacaktı, ama o yılmadı ve kızgın, öfkeli, umutsuz olmak yerine sıfırdan başlamayı tercih etti.
Yetkililer “Aklı dengesi yerinde değil, okuması imkansız” dedikleri
halde Marie, Salem State Üniversitesine Psikiyatri bölümüne girer ve mezun olur. Bu ara kanser hastalığına yakalanır ve mücadelesini kazanır. Kendisi gibi akıl hastanesinden çıkmış ve iyileşmiş Joe ile evlenir. Kocası maalesef altı sene sonra ölür ve Marie kendini işine verir. Uzun yıllar doktor olarak çalıştıktan sonra Harvard Üniversitesi’nde mastır yapar. Psikiyatrik hastalarla çalışır, konferanslar verir.
Biyografisi yazılır ve hayatı film olur (Nobody’s
Child). Bir çok ödüle layık görülür.
Elli sekiz yaşındayken, ‘vay be’ dedirtecek bir şey yapar: On yedi yılını geçirdiği Masachusetts Danver Devlet Hastanesine yönetici olarak atanır.
Verdiği bir basın toplantısında şunları söyler: “Eğer affetmeyi
öğrenmeseydim, bir damla bile gelişemezdim. Yaşamım ziyan
edilmiş bir yaşam olurdu. Ve bugün bu hastaneye yönetici olarak
dönemezdim.”
Marie Rose Balter’in yeni görevini haber yapan bir Ajans, onun zafer açıklamasını da şöyle yapar: “En uzun yolculuk, beynimizden yüreğimize yaptığımız yolculuk. Affetmek bu yolculuğun en kestirme yolu. Affetmeyi gerektiren her yara, içinde önemli bir dersi barındırır.
Dersi görebilmek için yarayı yeniden deşerek yüzleşmek zorunda
kalsak bile…”

Üzgün olduğumda, teselli edecek birini gönder bana

anette inselberg rahibe terasa

 

Rabbim,

Üzgün olduğumda, teselli edecek birini gönder bana

Zamanım olmadığında, bir kaç dakikalığına yardım edebileceğim birisini ver bana

Aşağılandığımda, öveceğim birisinin olmasını sağla,

Cesaretsizliğe kapıldığımda, cesaretlendireceğim birini gönder

Başkalarının anlayışına ihtiyaç duyduğumda, anlayışıma ihtiyacı olan birisini ver bana

Benimle ilgilenecek birisine ihtiyaç duyduğumda; ilgileneceğim birisini gönder bana

Sadece kendimi düşündüğümde; dikkatimi bakasının üstüne çek

Amin

Rahibe Terasa’nın duası…

Kaynak: Özlem Çetinkaya instagram sayfası

Ters Çaba Kuralı

47687212_2244649178912969_8636829836666470400_o[1]

Ters Çaba Kuralı: Beynin en tehlikeli yanı, ”ters çaba” kuralına göre çalıştığı anlardır. Başınıza gelmesinden en çok korktuğunuz şeye odaklanırsanız, beyin onu size çeker, korktuğunuzu başınıza getirir. Buna ters çaba kuralı denir.

Bataklıktan çıkmaya çalıştıkça, dibe gömülmeye benzer. Başınıza gelmesinden korktuğunuz en kötü şeye değil, başınıza gelmesini istediğiniz en iyi şeye odaklanın.

Unutmayın kafanızda en çok neyi düşünürseniz, hayatınızda onu çoğaltırsınız.

Her insanın bir hikayesi vardır. İnsanları tanımadan, onları yargılamayın.

48206834_2193652924208872_7548657197429817344_n[1]

Trenin penceresinden bakan 24 yaşlarındaki genç heyecanla bağırdı. ”Baba bak, ağaçlar arkada kaldı.” Babası gülümsedi fakat yanlarında oturan bir çift, gencin çocuksu davranışlarına şaşırdı.

Genç, bir kez daha bağırdı; ”Baba bak, bulutlar da bizimle geliyor” diye. Çift en sonunda dayanamayıp yaşlı adama; ”Sanırım oğlunuzun yardıma ihtiyacı var. Neden onu iyi bir doktora götürmüyorsunuz? ” diye sordu.

Babası şöyle cevap verdi: ”Zaten şu an hastaneden dönüyoruz. Oğlum doğuştan görme engelliydi, bugün gözleri açıldı.”

Her insanın bir hikayesi vardır. İnsanları tanımadan, onları yargılamayın. Gerçekler farklı olabilir.

Kansere Yakalanmış Tanıdığınız Varsa Bu İçeceği İçirin

anette inselberg havuç pancar
Sağlıklı iken düzenli beslenin, hasta olmadan için faydasını görün. Sağlıksız iken yudum içemiyorlar lütfen stresten uzak kalalım. Kırmızı renkte olan her şeyde folik asit var. Lütfen çok tüketin bakın, metobolizmmaya nasıl iyi geliyor.
Bay Seto akciğer kanseri idi… Çin’de ünlü bir Herbalistin tavsiyesi üzerine bu içeceği içmeye başladı. 3 ay boyunca düzenli bir şekilde bu içeceği kullandı ve şimdi sağlığına kavuşmuş durumda.
Bu içeceği hazırlamak için ihtiyacınız olan
Malzemeler
1 adet pancar kökü
1 havuç
1 elma

Bu malzemeleri yıkayıp, kesip, meyve sıkacağında suyunu çıkardıktan sonra bekletmeden suyunu içebilir ve geri kalan posasını cildinize sürebilirsiniz.
Bu mucize içeceğin etkili olduğu rahatsızlıklar:
1) Gelişmekte olan kanser hücrelerini önlemekte.
2) Karaciğer, böbrek, pankreas hastalıklarını önlemekte ve ülser tedavisinde de kullanılabilmekte.
3) Akciğeri güçlendirir, kalp krizi ve yüksek tansiyonu önler.

4) Bağışıklık sistemini güçlendirir.
5) Kızarmış, yorgun veya kuru gözlere iyi gelir.
6) Kas ağrısını ortadan kaldırmaya yardımcı olur.
7) Bağırsak hareketlenmesine yardımcı olarak kabızı ortadan kaldırır. Detoks olarak da kullanılabildiğinden cildiniz daha sağlıklı ve parlak bir görünüme sahip olacaktır.
8) Boğaz enfeksiyonuna iyi gelir.
9) Regl ağrısını azaltmaya yardımcı olur.
10) Saman nezlesine iyi gelir
Sağlıcakla kalın…
Not: Pancarın keskin toprak kokusundan hoşlanmayanlar birkaç yaprak nane katabilirler, tadı gerçekten çok güzel oluyor.

Not 2 : Pancar suyu, Avrupa’da yıllardır kanser tedavisinde kullanılıyor zaten. Hatta bu pancar suyu içeren alternatif tıp yöntemine ilk yönelenler de Alman Farberse ve Schoenenberger doktorlar oldu.
1930’ların başında ise Macar bir profesör, pancar suyunun kanser tedavisindeki etkilerini gözlemler. Pancar suyunun detoks yararları yanında hücre tahribatlarını engelleyerek korunmasına yardımcı olduğunu fark eder.
Hatta sporcuların da daha iyi bir fiziksel performans için beslenme rutinlerine pancar suyunu eklerler.
Bu önemli bilgileri daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen…

Kaynak: dr sağlık.net

12.12 Kapısı Aşk, Şifa, Bolluk, Bereket ve Dileklerin Kabulu Ritüeli…

anette inselberg 12-12-2018 kapısı ritüeli

12.12 Kapısı çok güçlü enerjilerin bizimle olduğu özel bir tarih. Tabi ki bu enerjileri kullanarak biz de dileklerimizi dileyip Allah’tan kabul etmesini rica edeceğiz.

Ritüel Malzemeleri

Nazar boncuğu, gülen surat, kalp ve uğur böceği etiketleri

Pirinç

Nohut

3 adet mor mum ( mumların altına koymak için üç adet altlık)

Mor karton

Kase

3 adet bozuk para

Gül suyu

Sevdiğiniz bir takı

Ritüelin Yapılışı

12.12.2018 tarihinde size uyan bir zamanda ritüel alanını fotoğraftaki gibi hazırlayın. Kasenin üzerine dilediğiniz kadar uğur böceği, gülen surat, nazar boncuğu ve kalp etiketi yapıştırın.

Kasenin içine pirinç, su ve gül suyu koyun, üç adet bozuk para atın ve üzerine de sevdiğiniz takıyı yerleştirin.

Akşam saat dokuzdan (21.00) sonra istediğiniz bir zaman mumları yakın. Gece yarısı 12.12 de sevdiğiniz takıyı sol elinize alın ve şu sözleri tekrarlayın” Allah’ın izniyle hayatıma aşk, para, bolluk, bereket, sağlık ve iş kapılarının açılmasına niyet ediyorum. Benden başlayarak tüm güzellikler etrafıma yayılsın. Ve öyle de oldu. Ve öyle de oldu. Ve öyle de oldu.”

Arkasından üç tane dileğinizi yine uğurlu takınız sol elinizdeyken yüksek sesle söyleyin ”ve öyle de oldu” diyerek cümlelerinizi bitirin.

Üç gün boyunca kaseye üç kere (dilediğiniz kadar ve dilediğiniz zaman) bozuk para atın ve ritüel alanını bozmayın.

Dördüncü gün nohutları pişirin ve ev halkı, konu, komşu, eş dostla bir güzel yiyin.

Dördüncü gün kasedeki paraları sadaka olarak istediğiniz birine verin.

Dördüncü gün kasedeki pirinçleri toprağa gömün.

Dördüncü gün istediğiniz bir zaman sol elle takınızı takın. Ve takarken ”tüm dileklerim hızlıca, kolayca ve çabucak oldu” deyin. Takınız yedi gün boyunca üstünüzde kalsın.

Not1: Evet mumlar mor olmalı ve evet karton mor olmalı

Not 2: Kaseye istediğiniz kadar para atabilirsiniz

Not 3: Kasenin şekli ve rengi önemli değil

Not 4: Takınızı daha sonra tabi ki kullanabilirsiniz

Not 5: Mor kartonu bir başka ritüel için saklayın

Şifa olsun,

Anette İnselberg

 

 

ENGELLİ YOKTUR ENGELLENEN VARDIR

anette inselberg
Işıl ışıl bakan masmavi gözleriyle, gazeteci Ayşe Önal’ın dünyalar güzeli kızıydı Şafak. TRT’de Ateş Hattı programında Reha Muhtar’la birlikte çalışıyor ve iyi bir televizyoncu olma yolunda hızla ilerliyordu.
Hayat tüm hızıyla akıp giderken Zürih’te yaşayan müzisyen Paul Pavey’e aşık oldu. Çok genç yaşta sevdiği adamla evlendi. Her şeyden vazgeçip eşinin peşine düşerek İsviçre’de yaşamaya ve Cenevre Üniversitesi’nde sanat eğitimi almaya başladı. Aşk ve sanatla dopdolu, belki de hayatının en toz pembe günlerini yaşıyordu. O sıralarda eşinin hem meslektaşı ve hem de arkadaşı olan Çek vatandaşı Miroslav Hess, beyin tümörü teşhisi ile tedavi görmeye başlamış ve kendisine Cenevre’deki bir onkoloğa görünmesi tavsiye edilmişti. Zürih’e gelen ve Pavey’lerin evinde bir gece misafir olan Hess, Ertesi günü saat 09.03 treni ile Zürich ana istasyonundan Cenevre’ye gitmeye karar verdi. Sağlık durumunun ağır olması nedeniyle Şafak kendisine refakat etmeyi teklif etti. Ertesi günü beraberce Zürih istasyonuna gittiler. Hess yavaş yürüdüğü için Şafak perona gidip trene binmesini, kendisinin de biletleri alıp yanına geleceğini söyledi. Gişe kalabalıktı, genç kadın gecikmişti. Tren hareket etmeye başladı, Hess son vagonun kapısını açık tutarak Şafak’ı bekledi. Kendisi binemese bile, hiç olmazsa Hess’in biletini veririm düşüncesiyle, bir olimpiyat koşucusu gibi koşturan Şafak, tam Hess’in seviyesine geldiğinde ayağının kaymasıyla peronla tren arasına düştü. O anları sonradan şu sözlerle anlatacaktır: “Kaza anında tamamen kendimdeydim. Tren üstümden geçmişti, ben kendimi kenara doğru çekmeye çalışıyordum. Demek ki anlık şeylerde insanlar bir şey hissedemiyorlar. Bir şey olmadı zannediyordum ama çok da korkmuştum. Birden kopmuş bacağımı gördüm, bilincim yerindeydi, bacağımı kaybettiğimin farkındaydım. Kolum tamamen vardı, ama damarlar ve sinirler çok ezilmişti. Hastaneye kadar konuşa konuşa gitmişim. Polisler bile şaşırmışlar..”
Tarihler 1996 yılının 24 Mayıs’ını, saatler 09:03’ü gösterirken, pırıl pırıl düşleri olan henüz 19 yaşındaki genç kadın vücudunun neredeyse yarısını bir tren istasyonunda bıraktı.. Hayati tehlikeyi atlatmıştı. Ama eşi, aşık olduğu ve uğruna işini, yaşadığı ülkeyi değiştirdiği o adam, hastaneye bile gelmedi. Kısa bir süre sonra da boşandılar.
Bir insan bunca acıya nasıl dayanır? Sıradan bir insan için bu denli büyük darbeler ciddi depresyon sebebiyken Şafak Pavey için tam tersi olur. Yaşama azmini asla kaybetmez, aksine daha sıkı, sımsıkı sarılır hayata. Ruhu o kadar barışıktır ki yaşam mozaiğini oluşturan her bir zerreyle, ne sevdası ne de vefasıyla yanında durmayı başaramayan o adamın soyadını taşımayı bile sürdürür ve öylesine sıra dışıdır ki Şafak; tek kolu ve bacağıyla milyonlarca insana hayatın acılarının üstesinden gelmeyi ve yaşama sevincinin ne olduğunu öğretir. İsviçre’deki Universgspital Hastanesi’nde azmi ve metanetiyle herkesi kendine hayran bırakır. Onun bu yaşama gücü ve inanılmaz azmi, akademik düzeydeki bir araştırmaya konu olur. Tüm davranışları izlenir. Hastanede tuttuğu günlüğüne de yer verilerek, hayata tutunma azminin anlatıldığı 500 sayfalık bir tez hazırlanır ve bu tez, benzer durumdaki hastalara tedavinin bir parçası olarak okutulur.
Anne Ayşe Önal, bu feci olayın şokunu ancak kızından aldığı güçle atlatabilir. Şafak’ın, doktoruna, üst yanına savrulmuş kolunu ve parçalanmış bacağını göstererek “Kurtarabilir misin?”diye sorduğunu, doktorun “Üzgünüm ama hayır” diye karşılık verdiğini ve Şafak’ın “Öyleyse kalanları kurtarmalısın, çünkü annem çok üzülür” dediğini sonradan öğrenecektir. Anne-kız bu trajik öyküyü o yıl birlikte kaleme alıp ”13 Numaralı Peron” adlı kitaba dönüştürür ve ”acılara direnilen bir serüven” olarak ölümsüzleştirir.
Şafak Pavey, kazanın üzerinden bir yıl geçmeden Londra’ya gitti. Westminster Üniversitesi’nin ”Uluslararası İlişkiler” ve ”AB Politikaları” olmak üzere iki bölümünden mezun oldu ve üst lisans yaptı. Agos Gazetesi’nde yazdı. Sayısız projede aktif görev aldı. Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Dünya Sekreteryası’na atanmış ilk özel kalem olarak yıllarını mülteci kamplarında zor koşullarda yaşayanların yanında geçirdi. 2011 yılında Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili seçildi. Çok iyi konuştuğu İngilizce, Almanca, Fransızca ve İtalyancanın yanı sıra, uluslararası işaret dilini de akıcı şekilde konuşabilmeyi öğrendi.
Gökyüzünü sahiplenmekten başka çaresi kalmamış kederli sürgünleri anlattığı Nereye Gitsem Gökyüzü Benimdir adlı son kitabıyla, yaşam karşısında, “bana verdiğine de benden aldığına da razıyım” şeklindeki cesur duruşuyla, şafaksızlara ışık, korkaklara güç, yalnızlara ayna olmaya devam ediyor…
Özlem Kekeç BÜLBÜL

Doğum Tarihinize Göre Karmik Görevleriniz…

ANETTE İNSELBERG KARMİK GÖREV

 

Doğum Tarihinize Göre Karmik görevleriniz.

  1. 21 Ocak – 19 Şubat

Geçmiş yaşamlardaki bu insanlar adalet ve eşitlik ilkelerine ilgi duyuyorlardı. Şimdiki hayatlarında, herhangi bir kısıtlama olmadan inançlarını ve görüşlerini sessizce ifade etme fırsatı verildi.
Onların içsel çalışmaları daha hoşgörülü olmak ve ideal olarak sevdiklerine, ailelerine, arkadaşlarına ve insanlığa hizmet etmek için kendi kişisel iradelerini bastırmaktır. Böyle insanlar adalet duygusuyla rahatsız edilmedikleri takdirde, geleneksel olarak kabul edilen konularda bile çok önemli şeyler yapabilirler. Bu tarihlerde doğan insanların görevleri kötülüğün yok edilmesi ve iyiliğin yayılmasıdır.
2) 20 Şubat – 20 Mart
Bu insanlar geçmiş deneyimleri kristalleştiriyor. Misyonları, geçmiş yaşamların önyargılarının üstesinden gelmek, sadece büyümeyi değil, aynı zamanda bazı şeylerin özünü de net bir şekilde anlayabilmektir. Bu insanlar iyi gelişmiş bir sezgiye sahiptirler, ancak sıklıkla bunalım yaşarlar.

Geçmiş yaşamlarda, bu eğilimler izlenmiştir – yabancılara bağımlılık, fiziksel ve psikolojik bağımlılıklar ve hiçbir başarı olmadığı gerçeği nedeniyle suçluluk duygusu. Bu hayatta, bu kişi kalın yanılsamalardan kurtulmayı öğrenir ve hayal etmekten kaçınır.

Bu hayatta, bu insanlar, koşullar ve olaylardan bir çıkış yolu bulmayı öğrenir, “hayır” demeyi öğrenir, kafa karışıklığıyla başa çıkmayı öğrenir. Birçok insanın geçmiş yaşamlarında hoş olmayan bir zulüm deneyimi vardır. Bu onların başka bir kişinin acılarını çok derinden anlamalarına yardımcı olur ve bu çok değerli bir niteliktir.
3) 21 Mart – 20 Nisan

Burada genç ve oldukça olgunlaşmamış karma saklandı. Bu insanlar, ihtiyaçlarını ve arzularını, kaçınılmaz olarak aşırı bencilliğe götüren kolektif olanlardan çok güçlü bir şekilde ayırırlar. Bu insanlar sadece kendilerine odaklanmamalı, aynı zamanda sevdiklerinin ve akrabalarının ne istediğine de dikkat etmelidir.

Geçmiş yaşamlarda, bu tür insanlar kendilerini feda edenlerdi, ama etraflarındakiler tarafından takdir edilmiyorlardı. Bu nedenle, bu insanların ruhu, yaptıkları işlerden ötürü bir ödül almadıkları için kin taşır.

Ve burada zincir boyunca: kendi iradesi, bireyin kendi Benliğinin elde edilmesini engelleyen bir inatçılık yaratılır, bu tür insanlar karşılıksız bir şey beklemeden insanlara yardım etmeyi öğrendiklerinde, ruhsal gelişimlerini tamamlayabilirler.

4) 21 nisan – 21 mayıs

Geçmiş yaşamlarda, bu insanlar oldukça etkileyici insanlardı. Bu hayatta, duygularını boşa harcamamaya çalışır, yani arzuları, korkuları ve tutkuları ile başa çıkmayı öğrenir.

Bununla birlikte, geçmişten gelen bir dizi alışkanlık var. Örneğin, kararsızlık, yavaşlık ve önemli konularda karar vermede zorluklar.

Bu hayatta, böyle bir insan, düşüncenin yeni bir başlangıç ??kaynağı haline gelmesi için hedef alınmalıdır. Bu tür insanlar için konut, yaşamın son derece önemli bir alanıdır, bu yüzden evleri boş bırakılmamalıdır. Bu insanlar parayı ve rahatlığı severler, fakat aile değerleri her şeyin başında yer alır.

5) 22 Mayıs – 21 Haziran

Bu insanlar günlük yaşamlarında önceki enkarnasyonlarındaki kadar bilgili değiller. İletişim sanatına hakim olmak için çok fazla zaman ve enerji harcıyorlar. Sürekli öğrenmeye ve yeni bilgi edinmeye ihtiyaç duyuyorlar. Genellikle bir seçim sorunuyla karşı karşıyadırlar.

Bu insanlar geçmiş yaşamlarında bir insanın önemsiz sayıldığı durumlara kuşku ve tereddütlere şahitlik ederler. Bu hayatta, seçimin doğruluğu veya yanlışlığına çok bağlılardır.

Bu insanların fiziksel bedeni, spor ve doğaya yakınlık için istekli olurken, zihni dil öğrenmek, yazı ve konuşmayı geliştirmek ve benzer insani yardımlarla meşgul olmak için uyarlanmıştır.

Böyle bir kişinin görevi, gerekli ve yararlı bilgiyi yaymaktır. Bu muhtemelen onun huzursuzluğunun sebebidir. Sanki çok şey söylemeli ve maksimum alan miktarını kapsamalıdır.

Aynı zamanda bu insanlar geçmiş yaşamlardaki ruhsal ve entelektüel gelişimin bir simgesidir. Geçmiş yaşamlarda, araştırma özgürlüğü vardı, bu bilinçli veya sezgisel olarak hatırlanmalıdır. Periyodik olarak, bu insanların aramaya alışkın oldukları uzak ufukları kontrol etmek için seyahat etmeleri yararlıdır. Ama yine de zihinsel Seyahat daha yararlı olacaktır.

6) 22 Haziran – 23 Temmuz

İlkel düzey hakkında konuşursak, o zaman, bu tür insanlar, bir kabuk veya sert örtüleri olan bir yaratık gibi, çok temkinli ve gizlidirler. Ancak, en ufak bir tehdidi bile oluşturabilecek birine karşı acımasız olabilirler. Daha ileri düzeyde bir bilinç seviyesinden söz edersek, bu insanlar, zengin duygularından dolayı, düzenli olarak bir ifadeyi arıyorlar, herkesin ihtiyaç duyduklarından daha yaratıcı bir yola ihtiyaçları vardır.

Böyle bir bireyin ana karmik hedefi şefkat ve sevgidir. Her zaman iyi ve sevgi dolu insanları cezbetme ve ona ihtiyacı olanlara sevgisini verme fırsatına sahiptir.

Bu insanların en önemli başarısı, özellikle akrabalardan ve başkalarından ruhsal destek alacak olmalarıdır, bununla birlikte, bunun için, sempati, anlayış ve ruhsal gıda kaynağı olmak için kendinize ciddi bir çalışma yürütmek de gereklidir. Daha fazla insan diğerlerini tatmin etmeyi başarır ve daha mutlu hissederler.

7) 24 Temmuz – 23 Ağustos

Bu insanlar içsel gücü sembolize ediyor. Geçmiş yaşamlarda, yaslanacak kimseleri yoktu. Hayatının daha iyi olması gerektiğini çok erken anlıyorlar, bu yüzden kendini oluşturma fırsatları var. Ancak, böyle birşeyi gerçekleştirmeden önce, dikkatsizliğini ve ilgisizliğini aşması gerekir.

Böyle insanlar arkadaş ve yardımcıları olmadıkları için kendilerini korurlar. Bununla birlikte, bu hayatta bir kişi, farklı yaşam alanlarından ortaklarını, arkadaşlarını ve refakatçileri olabilir, ki bu da yeteneklerini önemli ölçüde artırır. Yalnızlığa gelince, sadece güç birikmesine yardımcı olur.

Bu insanlar en yüksek kalitede bir şey üzerinde durmaktan hoşlanmazlar, bu yüzden enerjilerini sıklıkla büyük ve yararlı bir şeye yönlendirirler. Böyle bir kişi hem yoksulluktan hem de zenginlikten çok yönlü bir yoldan geçiyor. Her şey, hayatlarına adamaya karar verdiklerine veya neye karar verdiğine bağlıdır.

8) 24 Ağustos – 23 Eylül

Bu insanlar bedenin tapınağına bakmak gerektiğine dair bir hatırlatmadır – ruh, kişiye en fazla faydayı sağlayabilecek en iyi koşulları sorar. Geçmiş yaşamda, bu insanlar iyileşme ve tıp alanıyla ilişkiliydi, bu yüzden insanlığın bu parçadaki insanlık parçalarının ölmesine izin vermemek çok önemlidir.

Bu insanlardaki mükemmeliyet arzusunun hem olumlu hem de olumsuz bir şekilde ifade edildiği söylenmelidir. Örneğin, başkaları için çok kritikler. Bu sebeple, diğer insanların zayıf yönlerine karşı hoşgörü, en önemli karmik görevlerden biridir.

9) 24 Eylül – 23 Ekim

Geçmişteki bu insanlar, insan ilişkileri ile ilgili her şeyin oluşumuyla ilişkiliydi ve aynı zamanda toplumun belirli üyeleri arasında uzlaşma ve karşılıklı anlayışa katkıda bulundular. Gerçek hayatta, bu insanlar birikim rezervlerini biriktirdikleri gerçek deneyime dönüştürebilirler.

Onların karması farklı şekillerdeki ilişkilerin kalitesini arttırmaktır; bu süreçte, bu insanlar, daha fazla insanı ve onların fikirlerini anlamaya ve tüm bunları kendi vizyonlarının çerçevesine oturtmaya çalışmaktadır. Bugünün yaşamında, bu tür insanlar geçmiş yaşamlardan oldukça fazla sayıda bireyle ilişkilidir, bu nedenle karmik borçların neredeyse kesin olarak ödenmesi gerekecektir.

Bir kişi kendi yararları konusunda daha fazla endişe duyduğunda, geçmiş enkarnasyonlarda elde edilen deneyimin kaybedilme olasılığı o kadar yüksek olabilir. Çoğunlukla, bu tür insanlar kendi yollarına karışırlar, ayaklarının altından zemini yitirirler, ancak iç uyumun varlığı sayesinde, güzelliği sıfırdan bile “büyütebilirler”.

İş dünyasında huzur ve düzen bu tür insanların refahını garanti eder, ancak bir uçtan diğerine sonsuz bir şekilde koşturmak, bir çıkmaz yol açacak ve gelişme sona erecektir.

10) 24 Ekim – 22 Kasım

Bu insanlar en zorlu karmik görevler ve derslerle karşı karşıyadır. Bu tür insanların geçmiş yaşamları, başkalarının yaşamlarında ciddi dönüşümlere ve değişikliklere yol açan, ancak sona ermemiş olan öngörülemeyen eylemlerle doludur.

Bu hayatta, bir kişi sürekli olarak bir şeyin ya da birinin ayaklarının altından toprağı kestiğinden endişe ediyormuş gibi hissediyorlar. Bu nedenle, bu kişi genellikle savunma pozisyonundadır. Geçmiş yaşamlarda bu insanların yanlış değerlerden kurtulmak için her şeyden geçmesi mümkündür.

Şimdi yaşadığı göre yeni değerler inşa etmek zorunda. Pratik olarak, bu tür insanlar, bir dizi kriz, mükemmellik ve ruhsal uyanış arzusuna varana kadar, öngörülemeyen vakalarla ve bazı mistik güçlerle temas halindedir.

11) 23 Kasım – 21 Aralık

Bu tür insanlar topluma ve insanlara katılma daveti alır gibi görünüyor. Ve her şeyden ötürü, geçmiş yaşamlarında kişiliği iletişim alanındaki zorluklardan geçti. Bir kişinin sarsılmaz kendi kendine doğruluk ve belli bir yalıtımı vardır, ki bu elbette kendi eylemlerinin objektif bir değerlendirmesini büyük ölçüde karmaşıklaştırır.

Sıklıkla bu insanların sorumluluktan kaçmak istedikleri, en kısa sürede her şeyden kurtulmak ve özgürlüğünü daha çabuk almak isterler. Ancak, herhangi bir eylemin kesinlikle eşit bir tepki oluşturduğunu anlamıyorlar. Bir kişi özgürlük duygusunu sürdürmek ister, ancak tüm hayatı hızlı bir faaliyetle bitmemiş bir iştir.

Ancak, böyle bir kişi bir şeye odaklanabiliyorsa, sonuçlar çok daha verimli olacaktır. Bugünün yaşamında, bu insanlar kalabalıkla birleşmeyi öğreniyorlar, ama “Çin dükkanında bir fil” gibi davranmıyorlar ve akıl yürütme eylemleri sırasında diğer insanların düşüncelerini hesaba katıyorlar, farklı açılardan herhangi bir soruya bakıyorlar.

Başka bir deyişle, bu hayatta, bu insanlar, sadece kendi gözleriyle değil, başkalarının gözleriyle de dünyaya bakmayı öğrenirler, sonunda insanlara verdiği olumsuz özelliklerin aslında kendi özelliklerine sahip olmadığının farkına varırlar.

12) 22 Aralık – 20 Ocak

Bu insanların birikmiş karmaları vardır. Geçmiş yaşamlarda, bu insanlar onurlandırıldıkları bir kast sistemindeydi. Sonuç olarak, mevcut yaşamda, eylemlerinin ana nedeni, yeteneklerini kanıtlamak prestij ve statü kazanmaktır.
Aynı zamanda, bu insanlar bazı duygusal zaaflarıyla bilinir. Çoğu zaman, bu tür insanlar sevgisiz bir aile kurabilirler, sadece durumlarını iyileştirmek için. Bu insanlar yükümlülük ve sorumlulukları üstlenmek için çok sıkı çalışmalar yapabilirler.

Kaynak: spritüeller

ESKİDENDİ ÇOOOK ESKİDEN 😞

anette inselberg eskiden

 

ESKİDENDİ ÇOOOK ESKİDEN 😞
Cumbalı evlerin pencerelerindeki pervazlarda Vita yağı kutularına özenle ekilmiş Çiçekler vardı.
Radyoda: Münir Nurettin Selçuk’un, Yesari Asım Arsoy’un,
Müzeyyen Senar’ın, Safiye Ayla’nın, Hamiyet Yüceses’in,
Zeki Müren’in, Barış Manço’nun, Cem Karaca’nın, Tanju Okan’ın,
Beyaz Kelebekler’in şarkıları çalardı.
Plaklar ise Otuzüçlük (Long Play) ve Kırkbeşlik idi.
Yaz akşamları en büyük zevkimiz Yazlık Sinemalarımızdı.
Yazlık sinemalarımızda, Atlantik, Olimpos veya Hisar gazozlarımızı alır, Çekirdeğimizi çıtlatırdık.
Çizgi Romanlar en büyük aşklarımızdı..
Teksas, Tommiks, Zagor, Kaptan Swing, Kızıl Maske, Tom Braks,
Cep Fotoromanları, en büyük tutkularımızdan biriydi.
Sinemaların önünde, okunan kitapların değiş tokuşunu yapardık.
Golden ve Zambo sakızlarından çıkan artiz resimlerini biriktirirdik.
Kışın sokaklar kömür kokardı.
Genellikle ağaç kömür dediğimiz kalitesiz kömür kullanılırdı.
Çünkü odun pahalıydı.
Kış akşamları sokaklarda ‘’Vefa’dan Bozaaaa’’ diye bağıran bozacının sesi Yankılanırdı.
Ama bizim en büyük zevkimiz kar yağdığı zaman,
Vefa’ya kadar yürüyüp, bozayı Vefa Bozacısı’ndan içmekti.
Mahallenin çocukları toplanıp kardan adam yapardık.
Sobalı evlerin buğulu camlarına isimlerimizin baş harflerini yazardık.
Kredi kartı yoktu.
Herkes cebindeki kadar yaşardı.
Herkes birbirini tanırdı.
Söz senet sayılırdı.
Kimse kimseyi satmazdı.
ESKİDENDİ..ÇOOOK ESKİDEN
Alıntıdır …

“Gitmek isteyeni kırk düğüm halatla bağlasan tutamazsın…

anette inselberg babaanne

Babaannem derdi ki:
“Gitmek isteyeni
kırk düğüm halatla bağlasan tutamazsın…
Kalmak isteyene saç teli yeter…
Ne ev, ne ocak, ne para, ne pul
hiçbiriyle,
hiçbir nedenle avutamazsın…
Kendine zarar vereceğini bilerek
verdiği karara direnmek
beterden beter…
Karar verilmişse olmuş demektir.
Olmuşa, ölmüşe, bitmişe çare bulamazsın…
Verdiğin emek akıntıya kürek…
Varsın yolcunun yolunu kendi çizsin kader…
İpi kesilmişse, yapacak bir şey yok kızım…
Sana olsa olsa, ancak
olmuşu, olanı, olacağı seyretmek düşer…”MERAL DEMİR