AKCİĞERLERİNİZİ TEMİZLEMEK İÇİN KEÇİBOYNUZU ÇAYI KULLANABİLİRSİNİZ

anette inselbeg akciğer keçiboynuzu

Ah o akciğerlerimiz yok mu?
Sigara içiyoruz. Alışmışız bir kere, bırakamıyoruz. Sevdiklerimiz içiyor, yanından kalkamıyoruz. Yolda yürüyoruz, pöööff bir aracın egzosundan bir duman boşalıveriyor. Alışveriş merkezleri ya da işyerlerinde temiz hava bulmak zor, hele camları yoksa. o hava kaç kere solunmuş kimbilir… Sinemalar da öyle. Listeye buyrun Siz ekleyin.
Halbuki akciğerlerimizi temizlesek neler neler olur!
– Rahat nefes alırız,
– Akciğer esnekliği ve kapasitesi artar,
– Hırıltı ve öksürük azalır,
– Kalp krizi riskinin düşer,
– Akciğer kanseri riski düşer,
– Tüm vücudun toksinlerden arınma kapasitesi yükselir,
– Bağışıklık sisteminin güçlenir,
– Sigarayı bırakmak kolaylaşır:)
Hoş olmaz mı?
O zaman vereceğimiz tarife geçelim:
KEÇİBOYNUZU ÇAYI
Malzemeler
500 ml alkali içme suyu
7-8 keçiboynuzu
Önce 500 ml suyu kaynatın. 7-8 adet keçi boynuzunu küçük küçük kırın ve kaynamakta olan suya atın.
Hafif ateşte 5-6 dakika kadar kapağı kapalı olarak kaynatın. 15 dakika dinlendirin.
Daha sonra keçiboynuzlarını sudan çıkarın. (Bu parçaları istenirseniz yiyebilirsiniz). Çayınız hazır.
KULLANIM ŞEKLİ
Bu çayı içerken lütfen sigaradan uzak durun.
Zor! Evet. Olsun. Değer:)
Keçiboynuzu çayınızı size uygun olan şekilde 2’ye ya da 3’e bölerek sabah-akşam veya sabah-öğlen-akşam yemeklerinden önce içebilirsiniz.
Akciğerleriniz, temizleme ihtiyacı hissettiğinizde veya soğukalgınlığı ya da grip gibi bir nedenle akciğerlerinizde herhangi bir rahatsızlık olan bir dönemde çayınızı en az bir hafta boyunca içmenizde fayda var.
İkinci haftadan itibaren de, ihtiyacınıza göre tamamen iyileşene kadar çayınızı içmeye devam edebilirsiniz:)
kaynak: ışık işçileri biz biriz

Bilim İnsanlarının Seçimi: İşte En Faydalı 20 Besin

anette inselberg bilim insanlarının seçimi 20 besin

 

1. Badem
579 kalori (100 g) Besin puanı: 97
Mono doymamış yağ asitleri bakımından zengin olan bademin, kalp ve damar sağlığına ve diyabete iyi geldiği biliniyor.

2. Chia tohumu
486 kalori (100 g) Besin puanı: 85
Bu minik siyah tohumlar lif bakımından oldukça zengin olduğu gibi protein, linolenic asit, fenolik asit ve çeşitli vitaminler de içermektedir.
3. Kabak çekirdeği
559 kalori (100 g) Besin puanı: 84
En önemli bitki kökenli demir ve manganez kaynaklarından biridir.
4. Pazı
19 kalori (100 g) Besin puanı: 78
Sebzelere parlak renklerini veren maddeler bakımından zengin olduğu için pazınn antioksidan içeriği de yüksektir.
5. Pancar yaprağı
22 kalori (100 g) Besin puanı: 70
Şeker pancarı bitkisinin yaprağıdır. Kalsiyun, demir, K vitamin ve B grubu vitaminler (özellikle riboflavin) bakımından önemli bir bitkidir.
6. Kuru maydanoz
292 kalori (100 g) Besin puanı: 69
Baharat olarak kullanılmak üzere kurutulup öğütülen maydanoz bor, florür ve kalsiyum bakımından zengin olduğundan kemik ve diş sağlığı bakımından önemlidir.
7. Kereviz kurusu
319 kalori (100 g) Besin puanı: 68
Kurutulup yaprak haline getirilmiş kereviz, lezzetlendirici olarak kullanılır. Önemli bir vitamin, mineral ve amino asit kaynağıdır.

8. Su teresi
11 kalori (100 g) Besin puanı: 68
Akar su boylarında yetişen bu bitki mineral eksikliğini gidermede kullanılır.
9. Mandalina
53 kalori (100 g) Besin puanı: 67
Turunçgillerden şeker içeriği yüksek bu meyve, karotenoid ve A vitamin bakımından zengindir.

10. Bezelye
77 kalori (100 g) Besin puanı: 67
Bezelyede çok mitarda fosfor, magnezyum, demir, çinko, bakır ve lif vardır.
11. Yeşil soğan
27 kalori (100 g) Besin puanı: 65
Bakır, fosfor ve magnezyum bakımından zengin yeşil soğan aynı zamanda iyi bir K vitamin kaynağıdır.

12. Kırmızı lahana
31 kalori (100 g) Besin puanı: 65
Vitaminler bakımından zengin bu bitkinin yabani akrabalarının Avrupa veya Akdeniz’de deniz kenarında yetişen bir bitki olduğu tahmin ediliyor.
13. Pembe greyfurt
42 kalori (100 g) Besin puanı: 64
Pembe greyfurtta, karotenoid ve likopen pigmentlerinin birikmesi nedeniyle dilimleri kırmızımsı bir renk alır.
14. Karahindiba yaprağı
45 kalori (100 g) Besin puanı: 64
Karahindiba yaprağı A ve C vitaminleri ile kalsiyum bakımından zengindir.
15. Dondurulmuş ıspanak
29 kalori (100 g) Besin puanı: 64
Magnezyum, folat, A vitamini ve karotenoidler bakımından zengin olan ıspanağın dondurulmuşu tazesinden daha besleyicidir.
16. Pul biber
282 kalori (100 g) Besin puanı: 63
A, C, E vitaminleri, fenolik bileşikler ve karotenoidler bakımından zengindir.

17. Fesleğen / reyhan
23 kalori (100 g) Besin puanı: 63
Kalbi korumada etkili bir bitki olarak biliniyor. Mantara ve bakteriye karşı etkili olduğu sanılıyor.
18. Kara lahana
32 kalori (100 g) Besin puanı: 63
Ortasında yumrusu olmayan bir tür lahana.
19. Acı biber
324 kalori (100 g) Besin puanı: 62
Capsicum bitkisinin meyvesi olan acı biber, kapsaisinoid, karotenoid ve askorbik asit ve antioksidanlar bakımından zengindir.
20. Uzun saplı brokoli
22 kalori (100 g) Besin puanı: 62
Bildiğimiz brokoliden farklıdır. Sapları daha uzun, çiçek kısmı daha küçük olan bu sebze turpgillerdendir.

Kaynak: kadınlar duysun

Mandalina Kabukları Şifa Deposu Sakın Atmayın!

anette inselberg mandalina kabukleri şifa deposu

Lezzeti, vitamin ve faydalı besin değerleriyle , çoğumuzun severek yediği Mandalina , kabuğu ile de şifa dağıtıyor. Kabuğu Parfüm endüstrisinde de kullanılan Mandalina, Cilt bakım ürünlerinde kullanılan uçucu yağları içerir. Ancak birçok kişi bu lezzetli meyvenin, özellikle de kabuklarının gizli özelliklerinden habersizdir

.İçerdiği Tıbbi faydaları görmezden gelip, bir çöp gibi Mandalina kabuklarını atmayalım faydalarını ,kullanabileceğimiz alanları ve uygulama şekillerini öğrenelim.

MANDALİNA KABUĞUNUN VÜCUDA FAYDALARI NELERDİR ?

Mandalina kabuğunun bilmediğimiz özelliklerinden biri, iyi kolestrol düzeyi, kan şekeri ve sağlıklı bir karaciğere sahip olmanıza yardımcı olacak pek çok yararı olmasıdır.
Yağlı gıdaların daha iyi sindirimine izin vererek, sindirim sisteminizin sağlığına yardımcı olduğunu ortaya koyan bazı çalışmalar yapılmıştır.

Mandalina kabuğu ile tedavi edebileceğiniz hastalıklar ve uygulama yöntemleri :

BRONŞİT: 1 Bardak Kaynamış Suya, iki yemek kaşığı mandalina Kabuğunu ekleyin, bir saat bekletin ve sonra için. Bunu günde üç kez tüketebilir ; bronşiti hızlı ve doğal olarak giderebilirsiniz.

ÖKSÜRÜK: Kabukları küçük parçalar halinde bölün, iyice kurutun. 1 bardak sıcak suyun içine 2 yemek kaşığı Kurutulmuş kabuğu atın,1 hafta boyunca serin bir yerde bekletin, bu süre sonunda kabukları çıkartıp, çözünmüş sıvıyı temiz cam bir kavanoza aktarın. Her yemekten önce ,günde üç kez için.

BURUN TIKANIKLIĞI: Küçük ağızlı bir kavanoza birkaç tane soyulmuş Mandalina kabuğu atın,üzerine sıcak su ilave edin. 10 dakika boyunca buharı soluyun. Nefesinizin açıldığını ,oldukça ferahladığınızı ve burun tıkanıklığınızın geçtiğini göreceksiniz.

SİNDİRİM SORUNLARI: Bu problem için kurutulup ,çekilmiş Portakal veya Mandalina kabuğu kullanabilirsiniz. Hazırlayacağınız tozu, yemeklerinize ekleyebilir ,mide ağrılarınızı sindirim sorunlarınızı azaltabilirsiniz..

AYAK MANTARI: Mantarın olduğu bölgeye,Mandalina kabuklarını ,bir hafta boyunca günde iki kez koymalı ve ovmalısınız.

FİZİKSEL BİLGİLER VE KAZANIM SORUNLARI: Küçük bir torbaya birkaç mandalina kabuğu koyun ve yanınızda bulundurun, onlardan gelen aromayı 15 dakika nefesinizle çekin.Ayrıca, Hafif baş ağrılarını aynı teknikle rahatlatabilirsiniz.

HİPERTANSİYON VE TAŞİKARDİ:Üç litre suya bir bardak taze mandalina kabuğu ilave edin, kaynatın ve bir saat bekletin. Vücudunuzunu bu suyla yıkayın. Bu banyoyu iki güne bir yapmanızı öneririz.

Tüm bu faydalarının yanı sıra ,Mandalina Kabuklarını kullanarak yapabileceğiniz diğer önerilerimiz : Yemeklerinize sos olarak kullanabilir, muhallebi ve keklerinize ekleyebilirsiniz.

Kaynak: hayat mutfakta

11.11 Kapısı Ritüeli… Tüm Dileklerimi Kendime Çektim. ÇOK ŞÜKÜR…

anette inselberg 11.11 kapısı ritüeli
11.11 enerjilerin kuvvetli olduğu kapıların açıldığı ve dilekleri dilemek için gökyüzünün uygun olduğu bir tarihtir.

Bu tarihte uygulayabileceğiniz ritüel için gerekli malzemeler:
Turuncu karton
Üç bardak su
Herhangi bir magnet ya da mıknatıs
Beyaz bir kağıt
Mavi bir kalem
Ritüelin uygulanışı:
Gece dokuzdan sabaha karşı üçe kadar yapabileceğiniz bu ritüel için malzemeleri fotoğraftaki gibi yerleştiriyorsunuz.
Turuncu kartonun üstüne üçgen şeklinde su dolu bardakları koyuyorsunuz ortaya magneti ve dileklerinizi yazacağınız kağıdı ve kalemi koyuyorsunuz.
Gece dokuzdan sonra dileklerinizi yazmaya başlıyorsunuz. Bu sefer dileklerinizi yazdıktan sonra cümlenin sonunu ‘’çektim’’ kelimesiyle bitiriyorsunuz.
Sağlığı, bolluk ve bereketi kendime çektim. Aşkı, yeni işi, evliliği hayatıma çektim. Tatili, yeni evi kendime çektim gibi.
Ve ritüel alanınıza bir gün boyunca dokunmuyorsunuz. Ertesi akşam dokuzdan sonra magneti buzdolabının üzerine koyuyorsunuz ve onu her gördüğünüzde ‘’tüm dileklerimi kendime çektim. Çok şükür’’ diyorsunuz
Suları da evdeki saksıya veya dışardaki toprağa gömerken ‘’tüm dileklerimi kendime çektim. Çok şükür’’ diyorsunuz ve mahallenizde ihtiyacı olan birine yemek, kıyafet ya da para yardımında bulunuyorsunuz.

Şifa olsun,

Anette İnselberg

KAPIYI İTİN AÇILACAKTIR!

anette inselberg kapı itin açılacaktır cesaret azim irade

 

Kral, emri altındakileri önemli bir görev için sınamak istemiş Bunun için kralın etrafında birçok güçlü ve akıllı adam toplanmış Kral onları, daha önce hiç görmedikleri kocaman bir kapının önüne getirmiş ve onlara şöyle seslenmiş: “Siz çevremdeki akıllı ve güçlü insanlarsınız Benim çözemediğim çok büyük bir problemim var Bu problemi çözmenizi istiyorum Burada krallığımdaki en büyük ve en ağır kapıyı görüyorsunuz Hanginiz bu kapıyı açabilirsiniz?”

Saray mensuplarından bazıları “Açamayız” der gibi başlarını sallamışlar Daha akıllı olan bazıları ise kapıya yanaşmışlar, onu yakından incelemeye başlamışlar Ancak onlar da bu kapıyı açmaya güçlerinin yetmeyeceğini kabul etmişler Diğerleri ise “Akıllı insanlar kapıyı açamayacaklarını anladıklarına göre bizim bu kapıyı açma şansımız olamaz!” deyip hiç teşebbüste bulunmamışlar

Sadece bir vezir kapının yanına giderek onu şöyle bir gözden geçirmiş, elleriyle yoklamış, açmak için çeşitli yolları denemiş ve en sonunda kapıya kuvvetle yüklendiğinde ağır kapı açılmış Meğer kapı zaten tam kapalı değilmiş ve açmak için deneme isteği ve yüreklilikle davranma cesaretinden başka bir şey gerekmiyormuş Kral vezire şöyle seslenmiş: “Sadece gördüğün ve işittiğine bağlı kalmadan, kendi gücünü devreye soktuğun ve denemeyi göze aldığın için saraydaki görevi sen alacaksın”

Sevgili gençler; zaferler ilk önce insanın beyninde kazanılır Gerekli olan cesareti göstermeyip atılması gereken adımları atmazsanız başarıya ulaşma şansı olamaz Çevrenizde sizin umutlarınızı kırıcı olaylar gelişebilir veya sizin başarmak istediğiniz işin altından kalkamayacağınızı söyleyenler bulunabilir Unutmayın ki bütün bu olayları boşa çıkarmak, konuşanları yalancı konumuna düşürmek sizin elinizde Kısaca kapıyı açacak olanlar sizlersiniz Önemli olan o cesareti gösterip adım atmak

İnsan, hak ettiğini yaşayan bir varlıktır İnsanoğlu hayvanlardan farklı olarak seçme isteğine ve iradesine sahiptir Hiçbir insan yaptığı yanlışları başkalarına yükleyemez Çünkü kendisi yanlışı seçmiş ve o yönde gerekli olan iradeyi göstermiştir İnsanoğlunun hayatında yapması gerekenler ve yapmak istedikleri olmak üzere iki ayrı yol vardır Bu iki yolun birbiriyle genelde çakışmadığını belirtmem gerekiyor Nasıl mı? Mesela canınız ders çalışmak yerine televizyon seyretmek istiyor olabilir Burada yapmak istediğiniz televizyon seyretmek olmasına karşın yapmanız gereken ders çalışmaktır İşte, başarıyı yakalayan insanlar bu iki seçenekten birisi olan yapması gerekenleri eyleme geçirenlerdir Çünkü her gülün çevresinde dikenler vardır Dikenlere katlanmadan gülün yapraklarına dokunamaz ve o güzelliği koklayamazsınız Yapmanız gerekenler çoğunlukla hoşunuza gitmez, ancak dediğim gibi dikenlerin arasındaki gülleri görür ve onları düşünürseniz o zorlukları aşmanız daha kolay olacaktır İlk adımı atmak zordur, ancak belki de başarı için atılacak en önemli ve en büyük adım bu adımdır O cesareti ve kararlılığı göstermeseydiniz şu an bu yazıyı okuyor olmazdınız

Kendinize güvenin, çünkü siz kapıyı açacak güce ve cesarete sahipsiniz!

KANSERİ ÖNLEYEN MÜTHİŞ ÜÇLÜ KARIŞIM

anette inselberg kanseri önleyen müthiş üçlü karışım

 

Amerikalı doktor, Carolyn Anderson, aşağıda sizler ile paylaşacağımız tarifin kanseri önlediğini iddia ediyor. Bu basit tarif hemen hemen her evde bulunan 3 maddenin karışımı.
Dr. Anderson’a göre bu 3 madde Doğu Hindistan’da 2000 yıldan bu yana kullanılmakta olup, son zamanlarda batılı tıp bilim adamları tarafından da onaylanmıştır. Dr. Anderson, bu 3 besin karıştırılıp her gün tüketildiği takdirde, kanser riskinin hemen hemen tamamen ortadan kalktığını, belirtmektedir.
Bu olağanüstü karışım, zerdeçal, zeytinyağı ve çekilmiş karabiber.
Bu karışımdaki en önemli madde zerdeçal. Zerdaçal faydaları saymakla bitmez.Zerdeçal, vücutta enfeksiyonu ve iltihaplanmayı önleyen çok kuvvetli bir maddedir.
Zerdeçalın, kolon, prostat, beyin ve göğüs kanseri başta olmak üzere bir çok kanser türünü önlediği bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Fareler ile yapılan deneylerde, kanserojen maddeler enjekte edilen farelere aynı zamanda zerdeçal verilmesi durumunda birçok kanser hastalığının tamamen önlendiği ortaya çıkmıştır.
Yapılan araştırmalara göre, karabiber, zerdeçalın etkisini %200 oranında arttırmaktadır.
Kanseri Önleyen Karışımın Tarifi:
Çeyrek çay kaşığı zerdeçal, yarım çay kaşığı zeytin yağı, çeyrek çay kaşığından az taze çekilmiş karabiber.
Bu üç maddeyi bir fincanda karıştırın. Karışımı sade ya da salatalarınıza, çorbalarınıza, yemeklerinize katarak tüketebilirsiniz. Eğer, pişmiş yemeğe koyacaksanız, yemeğin sonuna ekleyin.
Bu karışımı günde en az 3 kez tüketmelisiniz. Dr. Anderson, bu karışımın kanseri önlediği gibi, kötü huylu kanser hücrelerini de yok ettiğini belirtmektedir.
Kaynak: healthandhomeremedies.com

Mısır Astrolojisi Sizin Hayatınız Hakkında Ne Diyor? Doğruluğu Sizi Şaşırtabilir!

anette inselberg mısır astroloji şaşırtıcı

 

Mısır burç takvimini oluşturan 12 işaret vardır. Yılın farklı günleri, mevcut olan çeşitli işaretlerle temsil edilmektedir.

Her astroloji işareti bir Mısırlı Tanrı tarafından temsil edilir. Mısır tanrısı, belirli astroloji belirtileri altında doğanlara yardım etmeyi amaçlamaktadır. Mısır tanrısı sadece rehberlik vermeyecek, yetenek ve koruma da verecektir.

NİL – ( Ocak 1-7, Haziran 19-28, Eylül 1-7, Kasım 18-26 )
Bu, burcun ilk işaretidir ve yeni bir başlangıç ??yapabilmeyi ifade eder. Bu işaret altında doğanlar genellikle tutkuludur. Hayatı mümkün olan en iyi şekilde yaşamayı çok severler. Diğer insanlarla olan çatışmaları önlerler.
* En uyumlu: Set ve Amon-Ra

AMON RA – ( Ocak 8-21, Şubat 1-11 )
Bu burcun ikinci işaretidir. Bu işaret altında doğanlar iyi liderler olmak için büyürler. Genellikle yaptıkları şeylerden eminlerdir. Her zaman ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışırlar, böylece diğer insanlara ilham kaynağı olabilirler. Ayrıca, diğer insanların hayatlarını değiştirmede başarılı olabildikleri için motivasyon konusunda uzmandırlar.
*En Uyumlu: Nil ve Horus

MUT – ( Ocak 21-31, Eylül 8-22 )
Bu, tüm işaretlerin arasında en önemlisidir. Diğer insanlara ellerinden geldiğince yardım ederler. Yaptıkları kararlar konusunda çok mantıklıdırlar ve sonuç çıkarmadan önce her şeyin pratik taraflarını düşünürler. Bu işaret altında doğanlar hukuk ve eğitim alanında yüksek başarı gösterirler.
* En uyumlu: Thoth ve Amon-Ra

GEB – ( Şubat 12-19, Ağustos 20-31 )
Bu işaret altında doğanlar doğal olarak sezgiseldir. Genelde doğru olduklarını hissettiklerine göre seçimler yaparlar. Aynı zamanda çevrede ve dünyada olan şeylere de büyük ilgi duyuyorlar. İşler ters gittiğinde ise normal olarak etkilenirler.
* En uyumlu: Horus ve Set

OSIRIS – ( Mart 1-10, Kasım 27 – Aralık 18 )
Osiris’in işareti altında doğanlar iki tip kişiliğe sahip olabilirler. Bir taraf, hayallerine ulaşmak için her şeyi yapabilecek, diğer tarafı ise savunmasız olan taraf. Onlar da kolayca incinebilir. Genellikle enerjiktirler ve düştükten sonra tekrar ayağa kalkmayı bilirler.

* En uyumlu: Isis ve Thoth

ISIS – ( Mart 11-31, Ekim 18-29, Aralık 19-31 )
Isis’in işareti altında doğmuş olan insanlar hakkında söylenebilecek bir şey, onların açık olmasıdır. İnsanlara kendileri hakkında ne düşündüklerini doğru bir şekilde anlatırlar. Bu işaret altında doğanlar, sevdikleri insanları koruyacaklardır. Onlar pozitif ve son derece enerjiktir.
* En uyumlu: Thoth ve Osiris

THOTH – ( Nisan 1 -19 Kasım 8-17 )
Bu işaret altında doğanlar normalde bilgelik doludur. Onlar harika anılarıyla bilinir. Hem iyi hem de kötü olan insanlar tarafından yapılan hiç bir şeyi unutmazlar. Onlar aynı zamanda bilgelikle doludurlar. Son derece romantiklerdir ve kendileri çok seveceği bir eş ararlar.
* En uyumlu: Isis ve Bastet

HORUS – ( 20 Nisan-7 Mayıs, 12 Ağustos-19 )
Bu işaret altında doğanlar, hayatta elde etmek istedikleri farklı şeylerle yüzleşebilme cesaretleriyle bilinirler. Kendilerini güvende hissetmek isterler, böylece hayatlarının sorumluluğunu alırlar. Onlar da doğal olarak iyimserlerdir. Mümkün olan en iyi şeyleri elde etmek için çok çalışırlar.
* En uyumlu: Bastet ve Geb

ANUBIS – ( 8 Mayıs-27 Haziran 29-13 Temmuz )
Bu işaret altında doğanlar bazen bir şeyleri perspektife çekmek için biraz zaman ayırmak isterler. Huzurlu çevreler tarafından kuşatılmayı severler ve sürekli olarak ararlar. Duygularını yoğun hissetseler bile, yaşadıkları bazı durumlardan dolayı daha sakin kalırlar.
* En uyumlu: Isis ve Bastet

SETH – ( 28 Mayıs-18 Haziran Eylül 28-2 Ekim )
Bu işaret altında doğanlar, kendilerine sunulan fırsatlara bağlı olarak bir yerden diğerine gitmeyi çok isterler. Mükemmeliyetçilerdir ve yaptıkları işlerde en iyisini elde etmek isterler.
*En uyumlu: Nil ve Geb

BASTET – ( Temmuz 14-28 Eylül 23-27 Ekim 3-17 )
Bu işaret altında doğanlar genellikle hayatlarında denge arıyorlar. Onlar da güçlü sezgilere sahipler ve diğer insanları gördükleri andan itibaren onların duygularını okuyabiliyorlar. Bu işarete sahip kişiler ökültizm ile çok ilgilenirler.
* En uyumlu: Horus ve Sekhmet

SEKHMET – ( Temmuz 29 -11 Ağustos 30 Ekim-7 Kasım )
Bu burç altında doğanlar doğal olarak yeryüzüne inenlerdir. Mümkün olduğunca, diğer insanların hayatlarında bir fark yaratabilmeleri için yetkili pozisyonlara sahip olmak isterler. Genellikle iyi bir adalet duygusuna sahiplerdir. Başka insanları yargılamadan önce ne olduklarından emin olurlar. Düşünme kabiliyetleri nedeniyle büyük şirketlerin CEO’ları olabilirler.
* En uyumlu: Bastet ve Geb

Kaynak: baykush

Uyanır Uyanmaz Söylemeniz Gereken 5 Enerji Kelimesi

anette inselberg sabah enerjik olumlama

 

Zihnimiz uyandığımızda derin bir alpha evresinde bulunur. Peki beynin Alpha evresi ne demektir. Alpha dalgası beynin huzurlu bir hipnotik süreçte olduğunu gösterir. Zihin öğrenmeye ve kabullenmeye en açık andadır. Kısaca her sabah uyandığınızda beyniniz hipnoz durumundadır.
Bu anda her söylediğiniz olumlu düşünce ve enerji kelimesi beyni ve bilinçaltını yönlendirecektir. Bu anda olumlama yapabilirsiniz. Ama bizim Önerimiz bu 5 güçlü enerji kelimesini söylemenizdir. Sabah uyanınca halsiz ve negatif güne başlıyorsanız bu kelimeleri mutlaka kullanın.
Mutsuzluğun birincil sebebi içinde bulunulan durum değil, sizin bu durum hakkındaki düşüncelerinizdir. Eckhart Tolle
Mutluyum: Tüm gün enerjik ve huzurlu hissetmek istiyorsanız, uyanır uyanmaz bu kelimeyi söyleyin. Bedeniniz ve zihniniz harika bir enerjiye bürünecektir. Mutluluk negatif enerjinin zıttıdır. Zihninizde mutsuzluk ve negatif düşünce hissediyorsanız bunu mutlaka söyleyin.
Zenginim: Negatif düşüncelerimizin altında yatan maddi etkenlerdir. Zihnimizi bu şekilde yönlendirdiğimizde maddi problemlerimizin azaldığını göreceksiniz.
Güzelim: Bu kelime sadece fiziksel güzelliği betimlemez. Ruhsal ve enerjisel olarakta iyiliği gösterir. Güzelim kelimesi harika ve çok yüksek enerjili bir kelimedir.
Sağlıklıyım: İster inanın ister inanmayın sağlığımızın kötü olmasının bir sebebi de stres ve negatif düşüncedir. Zihninize sağlıklıyım dediğinizde tüm beden ve zihin hipnotik süreçte olduğunuz için bunu kolaylıkla kabul edecektir. Zihni ve bedeni sağlıklandırmak için bu enerji kelimesini uygulayın.
“Ben” Benim: Negatif durumların altında genellikle kendimizi kabul edememiz yatar. Bu enerji öbeği ile zihin kendini kabul edecektir. Bu cümle yerine isterseniz Sevgiyim enerji kelimesini de kullanabilirsiniz.
Önemli Not: Her enerji kelimesinin başına “Ben” kelimesini ekleyebilir veya bu kelimelerin geçtiği olumlama cümleleri oluşturabilirsiniz. Bizim tavsiyemiz Enerji kelimesini tek başına veya en fazla “ben” kelimesini ekleyerek kullanmanızdır. Çünkü bilinçaltı uyandığınızda bilgiye en açık haldedir. Enerji kelimeleri en etkili ve hızlı bu şekilde zihnimize ulaşır.
Kaynak:bilgierdemdir

BOŞVER BE YAŞI BAŞI!

boş ver be yaşı başı can yücel anette inselberg

 

BOŞVER BE YAŞI BAŞI!
gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?
şöyle atıp grileri siyahları sabahtan
sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna ondan haber ver??…
koyma bir kenara yüreğini!
AÇ KAPILARINI!!!
gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama
GÖMME BAŞINI TOPRAĞA BİR ÇİFT GÜZEL GÖZ UĞRUNA…
bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda…
ama aklını kaybettirecek kadar bir aşk varsa avuçlarında
bırak aksın yollarına
YAĞ GEÇ
YIK GEÇ
KİMSE İNANMAZSA İNANMASIN!
SEN İNAN YÜREĞİNE!…
hem ona geçmezse kime geçer sözün?
büyü büyü…
bak ellerin,ayakların kocaman,
aklında maşallah yerinde…
E NE DİYE TUTARSIN YÜREĞİNİ UÇMASIN DİYE?…
akıllı ol,yüreğin gelir peşinden
BOŞVER YAŞI BAŞI!
AŞK VAR MI SEN ONDAN HABER VER?
takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere…
o çizgilerin yüreğine neler kazandırdığını düşün
atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü öl gitsin!
BOŞVER BE YAŞI BAŞI
KİM TUTAR SENİ KİMM
KENDİ YÜREĞİNDEN BAŞKA KİM?…
aklını al da öyle git
ister bir duvara
ister bir odaya
ister kıra bayıra vur da git
dert etme ellerini onlar da gelir seninle
bırakmadıkça birine
o biri de gelir gerçekten istediğin oysa
SEVECEKSEN VE ÖLECEKSEN UĞRUNA…?
yaşa be!yaşa da öyle git gireceksen toprağa
yaş 70’e gelmiş ama hayat daha bitmemiş
SEN Mİ BİTECEKSİN??
çekeceksen bile bayrağı
YAŞADIM ULAN DİBİNE KADAR
diyemeyecek misin?…
CAN YÜCEL

Herkes kendisine sorsun.

ANETTE İNSELBERG ÇEVRE FAYDA YEŞİLLİK BİRLİK

 

KARGA BOKU🎡
Köy yerinde ikindi vakti.
Çıt yok.
Herkes susmuş, sessizlik konuşuyor.
Zaman durdu sanki.
Birden bir damlama sesi.
“Şıp…Şıp!.”
Alt mahalledeki çeşmenin musluğu bu.
Tamir edilmeli.
O arada yan arsaya bir karga kondu.
Tedirgin ama ürkek değil.
“Gakk!”
Biraz etrafı kolaçan etti.
Sağa sola baktı, yere pisledi.
Sonra kanatlandı, gitti.
Gece bir domuz girdi o arsaya.
Karganın pislediği yeri eşeledi.
Domuz eşeledikçe toprağın üstündekiler alta indi.
Aylar sonra bir fidan bitti orada.
Karganın pislediği yerde.
Yavaş yavaş büyüdü.
Dal oldu, yaprak oldu.
Ve bir ağaç oldu..
İncir ağacı.
Önce karıncalar sardı ağacı.
Sonra sinekler, sonra börtü böcekler.
En son da kuşlar.
Böcekler ağacın filizlerini, meyvalarını yedi, kuşlar böcekleri.
Alakargalar da incirleri.
Hayvanlar alemi o ağacın çevresinde bir dünya kurmuşlardı kendilerine.
Karganın pisliğiyle harcı karılan, domuzun eşelemesiyle temeli atılan bir dünya.
O yan arsada yaşam böyle süregiderken, bir insan çıktı ortaya.
Arsayı satın almış.
Önce duvarlarla çevirdi dört tarafını.
Üstünü tel örgülerle sardı.
Böylece domuzlar gelmez oldu.
Sonra börtü böcekten şikayet etti.
Etrafı zehire boğdu.
Karıncalar, sinekler, böcekler bir bir öldü.
Ardından onları yiyen kuşlar.
Sadece bir ağaç kaldı ayakta.
Hayvan mezarlığında bir incir ağacı.
Tek başına.
En son onu da kesti adam.
Oradaki hayatı bitirdi.
Bir çuval inciri bok etti!
İnsan denilen yaşam türünün bilimsel adı, Homo Sapiens.
“Düşündüğünün üstüne düşünebilen insan” demek.
O zaman düşünelim.
Herkes kendisine sorsun.
Çevreye, doğaya bir karga boku kadar katkım var mı?

Ne yapabiliyorsan ,elinden ne geliyorsa, imkanların neyse ona göre, sahip olduğun bilgiyi, enerjiyi, potansiyeli, yeteneği kullan, harekete geç…

anette inselberg yaşam enerji amaç çalışmak

 

Faize Sevim…Kimdir bu derseniz Nişantaşı`nda moda evi sahibeleri. Faize ve Sevim kardeşler. Faize 91, Sevim 85 yaşında. Bilenler bilir zamanın en meşhur modaevidir Faize Sevim moda evi. Ben de annemlerden biliyor hatırlıyorum.
Bir arkadaşıma düğün için kıyafet almak için Nişantaşı caddelerinde dolanırken apartmanın üçüncü katında vitrinde çok şık bir gece elbisesi gördük. Vitrinde Faize Sevim yazıyor.
Arkadaşıma anlattım “Zamanın en ünlü modaeviydi burası,biz gelmiştik buraya sanırım ben 14-15 yaşlarındaydım, annemler kıyafet diktirmişti. Hala duruyor, şimdi çocuklarımı çalışıyor acaba, gel hadi bir bakalım, vitrindeki elbiseyi de görelim“ dedim. Merkür retrosu kendini göstermeye başladı ne de olsa, gittik yıllar evveline.
Çıktık üçüncü kata, zili çaldık. Kapıyı bir kadın açtı, ardından bir kadın daha geldi. Merhaba hoşgeldiniz ben Sevim, ben de Faize dediler. Ben şok…Yaşlarını sonradan öğrendim, karşımızda 85 ve 91 yaşlarında iki tane genç kız duruyor. Evet doğru okudunuz genç kız. Cıvıl cıvıl, renkli, güler yüzlü , dimdik duran iki genç kız bizi karşıladı. Akşam saati çalışanlar çıkmış, bunlar orada daha kapamışlar, biz geldik diye 91 yaşındaki Faize hanım diktiği gelinliğin başından kalkmış bizimle sohbet ediyor. Ben arkadaşımla ağzımız açık hayran ve şaşkın vaziyette dinliyoruz, Ajda Pekkan, Hülya Koçyiğit, film anıları, gazete küpürleri, resimler, sanatçılarla modaevindeki çay partileri neler neler anlatıyorlar. Biz elbiseyi falan unuttuk.
Sonra hadi dedik şu vitrindeki elbiseyi deneyelim, başka birkaç elbise daha çıkardılar. Elbiseleri 85 yaşındaki Sevim hanım yapmış, üzerindeki taşları pulları tek tek eliyle işlemiş. Şimdiki gibi öyle hazır pullu taşlı kumaş yok bizde dedi. Biz yine şok. Sonra arkadaşım Sevim hanımla içeri geçti kıyafeti deneyecek. Biz de Faize hanımla sohbete devam ettik. O sırada içerden Sevim hanım, Faize bir bakarmısın diye seslendi. Benim 91 lik genç kız Faize pire gibi hızla kalktı gitti içeri. Benim ağız açık, ne bir dizini tutma, ne bir oflama, yavaş yürüme yok, sırtında bir kamburluk hiç bir şey yok. Benim belim şimdiden problemli
Sorduk nasıl böyle sağlıklı ve genç bir enerjiniz var anlatın dedik. Faize hanım şöyle dedi “ Çalışmak, üretmek, yaratmak, boş durmamak bütün konu bu.Evet bizim aile yapısı da böyle bu bizim için şans ama bu yeterli değil. Çalışın, üretin, dertle problemle hayattan kopmayın, illa bir yerde çalışmak gerekmiyor, size iyi gelen bir hobiniz olsun, onu yapın, hayatınızda severek yapacağınız bir iş, bir sorumluluk olsun. Bizde de dert vardı, sorun vardı, problem çoktu ama hep ürettik, çalıştık, yaşamak için çözüm ürettik, gezdik, çocuk yaptık büyüttük, hamileydim ben burayı beş kat her gün iner çıkardım, hareketliydim, bugün olmuş Sevim torununun çocuğuna bakıyor çünkü kendi kızı da burada bizimle çalışıyor. Boş durmak, hareketsizlik, kafayı çalıştırmamak, erkenden emekli kafasına girip durmak insanı hemen öldürür ya da hastalık sahibi yapar ” Faize hanımı kulaklarımı dört açarak dinledim. Sarmaştık, fotoğraf çekildik ayrıldık yanlarından.
Sonra düşündüm, 90 yaşındaki Haldun Dormen hala sahneye çıkıyor, Kibarlık Budalası adlı oyununu sergiliyor muhakkak izleyin derim. 104 yaşındaki Muazzez İlmiye Çığ yeni kitap yazıyor, ilk kitabını da zaten 80 yaşında yazmış. O günden bugüne 15 kitabı var yayınlanmış. Betül Mardin 90 yaşında, hala evinde toplantılar düzenliyor, gençlere bilgi aktarıyor, düzenli rutinleri var, hala okuyor öğreniyor. Gülriz Sururi 90 yaşında, hala toplantılara katılıyor, söyleşiler yapıyor, dans ediyor, şu günlerde instagramda yaptığı sporu ve nasıl beslendiğini anlatan yazılar ve videolar paylaşıyor.
Kendi babaanneme bakıyorum 94 yaşında, her zaman ev hanımıydı ama ben bildim bileli hep aktifti, geleni gideni, gezmeleri bitmezdi. Daha yeni halama ne oldu herkes tatilden döndü günlere başlamıyorsunuz gezelim diyordu, el işi yapardı eskiden şimdi gözü izin vermiyor, gazeteleri okurdu, çocukluğunda savaş zamanları, imkansızlıklar fakirlik sebebiyle okula gidemezken babası ona ve kız kardeşlerine evde okuma yazma öğretmiş, evde süsüne yediğine bugün bile hala çok dikkat eder. Takı çok kullanmıyorum diye hep bana söylenir, kızına gelinlerine ayrı ayrı kızar. Bugün olmuş salon takımını değiştirmek istiyor, çocukları ne gerek var derken kendisi yenilemek, yenilenmek istiyor. Ben kışın evi yenilerken bana salona kapı taktırma artık salonlarda kapı yok dedi. Sen Nerden biliyorsun sen bunu dedim şaşırdım, geçen gün komşu uğradı onunla konuştuk dedi İnsan insandan çok şey öğreniyor…
Bu doksanlık gençlerin hepsinin ortak özelliği hepsi Cumhuriyet çocuğu, yaşadıkları zorluklara, imkansızlıklara, savaşlara, göçlere, kayıplara rağmen ayaktalar, hayata bağlılar, üretiyorlar, çalışıyorlar, okuyorlar, hayattan insanlardan kopmuyorlar, planlı programlılar, her saniyeleri değerli…Evet insanın yapısı, karakteri çok önemli bir etken ama bunlar yapılmayacak şeyler değil.
Uzun zamandır hem ülkemiz hem bizler yine zor, önemli değişim zamanlarından geçiyoruz. Bu insanların hayatlarını okuyun,internette izleyin, kendi etrafınızda böyle kişiler varsa konuşun ,sorun anlatsınlar. Bu büyük öğretmenlerden, ustalardan ki bunların hepsi Satürn, bilge saygın kişiler öğrenecek çok şeyimiz var. Onlar Satürn bizle ise Uranüs ve şimdi Satürn-Uranüs arasında çok güzel bir etkileşim var. Eski yapıları yıkıp yeni düzenler, hayatlar, alışkanlıklari sistemler,düzenler kurmaya çalıştığımız bu zamanda eskilerden, ustalardan öğreneceğimiz çok şey var.
Bu zor zamanların üstesinden gelmek, kendimizi yenilemek, başarmak için ne yapmamız gerektiği ortada; çalışmak, üretmek, hareket etmek, hayattan insanlardan uzaklaşmamak, olumsuz duygulara kapılmamak, yapamam edemem, başaramam, benden geçti artık dememek, ne yapabiliyorsan ,elinden ne geliyorsa,imkanların neyse ona göre, sahip olduğun bilgiyi, enerjiyi, potansiyeli, yeteneği kullan, harekete geç, yürüyüş yap, insan içine karış, dostluklar, arkadaşlıklar, ilişkiler kur, tembellik etme, planlı programlı ol.
Cumartesi günü Ay Başak burcunda. Başak burcu sistem düzen demek. Hayatımızda değişmesi, yeniden düzenlenmesi gereken ne varsa gündemde. Ne yapılmalı derseniz yazıyı okuyun, ne yapmalıyız yazdım…
Ayşin Altun….

Bazen bir fotoğraf bin kelimeye bedeldir..

37396604_978170919056061_7805075519619203072_n[1]

Brezilya’ da kendisini kemana başlatarak Şiddet ve Sokaklardan kurtaran, müzik öğretmeninin cenazesinde kemanını çalarken göz yaşlarını tutamayan, 12 yaşındaki Diego Frazo.
Fotoğraf dünyanın en etkileyici 20 fotoğrafı arasına girmiştir.
Bazen bir fotoğraf bin kelimeye bedeldir..

Kasım yeni ayında ne takmalıyım diyenlere tabi ki Ya Fettah’ı tavsiye ediyorum.

 

Reklam (06.11.2018)

Aslı ve Murat çiftini çok sevdiğimi ve onların Nişantaşı’ndaki dükkanlarından çıkmadığımı artık öğrenmeyen kalmamıştır.

Tüm ürünlerine bayılıyorum ama Ya Fettah’ın benim için anlamı çok başka. Sevdiklerime sık sık bu kolyeyi hediye ettiğimi beni tanıyanlar bilir. Kasım yeni ayında ne takmalıyım diyenlere tabi ki Ya Fettah’ı tavsiye ediyorum.

Üstelik Ya Fettah’ların artık bilezikleri de çıktı dileyene altın ve radyum kaplama gibi seçenekler de mevcut. Söylemesi benden kalbine sorup karar vermesi senden.

Hepinizi kocaman öpüyorum…

Anette İnselberg

Not: Murat ve Aslı çiftinden almak isteyenler için iletişim adresini paylaşıyorum…
http://www.agdsign.com
http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324

Hepsinin hammaddesi 925Ayar gümüş üzerine rodyum ve altın kaplama olarak hazırlandı bu ürünler.

925Ayar Rodyum Kaplama Gümüş Ya Fettah Kolye Gümüş Zincirde 110₺ KDV Kargo Dahil

925Ayar Altın Kaplama Gümüş Ya Fettah Kolye Altın Kaplama Gümüş Zincirde 110₺ KDV Kargo Dahil

925Ayar Rodyum Kaplama Gümüş Ya Fettah Bileklik 75₺ KDV Kargo Dahil

925Ayar Altın Kaplama Gümüş Ya Fettah Bileklik 75₺ KDV Kargo Dahil

YANLIŞ HAYATIN PEŞİNDE KOŞMAYACAKSIN !!

anette inselberg yanlış hayatın peşinden koşmayacaksın

 

Ne oLmasını bekliyorsun?
Hayatın sana ne sunmasını bekLiyorsun?
Dün akşam hayaLini kurduğun şeyLerin, sabah olunca gerçekLeşeceğini mi umuyorsun?

YANLIŞ HAYATIN PEŞİNDE KOŞMAYACAKSIN !!
Sistem böyLe çalışmıyor!
Düşünce gücü, metafizik, parapsikoloji, din, matrix, secret, yoga, meditasyon, aklına her ne geliyorsa, neye inanıyor ve
peşinden gidiyorsan, hepsi …bir yerde tıkanıp kalacaktır!

UMMAKLA, DİLEMEKLE OLMUYOR AYAĞA KALKACAKSIN !!
Her şeyden önce farkına varacaksın!
Hangi öğretiye inanırsan inan, üstün körü anlamayacaksın.
Bir bilgiyi gerçekten hayatında uygulayamıyorsan, o
bilgiye sahip olduğun yanılgısına kapılmışsın demektir.
Kendini kandırmayacaksın!
GERÇEKLERİ ANLAYACAK; SONU HER NE OLURSA OLSUN KABUL EDECEKSİN !!
Bazen bildiklerin, öğrendiklerinin acı verir.
Onu da yaşayacaksın.
Önce kendinin, ne olduğunun, nelere sahip olduğunun, gücünün,
yeteneklerinin, bu hayata neden geldiğinin farkına varacaksın..
HAYATINI GEREKSİZ ŞEYLER UĞRUNA HARCAMAYACAKSIN !!
Kalbinde yaşadığın her duyguyu AŞK sanıp, peşinden çöllere
düşmeyeceksin!!
Aşkın adını ağzına aLmadan önce, uzun uzun düşüneceksin!!
Yüreğinle yüzleşeceksin. Sevgiyi, tutkuyu, şehveti,
alışkanlığı, çekimi, AŞKI birbirinden ayırt edeceksin.
HİÇKİMSENİN VE HİÇBİR ŞEYİN SENDEN DAHA ÖNEMLİ OLDUĞUNU DÜŞÜNMEYECEKSİN !!
Bedenine, ruhuna, aklına sahip çıkacaksın. Hak etmeyenin ardından yas tutup, bunu da aşka bağlayıp, aşkın şanını kirletmeyeceksin.
Kendini tanıyacaksın, hem de çok iyi tanıyacaksın!
Kimleri, neden ve niçin seçtiğini bileceksin.
İnsanız hepimiz, elbette zayıflıklarımız, düşkünlüklerimiz, saflıklarımız var ancak kendi huylarını, eksiklerini iyi tahlil edeceksin.
ARDINDAN GÖZYAŞI DÖKTÜĞÜNÜN ADINI DOĞRU KOYACAKSIN !!
Yıllar süren yaslar yaşayıp, unutamadığını iddia edeceğine, neden hayatına başlayamadığını çözeceksin. Korkularınla yüzleşeceksin !!
YATTIĞIN YERDE,KURDUĞUN HAYALE UYGUN BEYAZ ATLI PRENS BEKLEMEYECEKSİN !!
Aklın çalışacak, elin ekmek tutacak, kimseye boyun eğmeden yaşamanın lezzetini bileceksin.
İster kocan olsun, ister oğlun, ister anan, ister baban, kimsenin sevgisiyle hükmünü birbirine karıştırmayacaksın.
Ezilen, zavallı, akılsız olmak kazandırır gibi dursa da, sonunda mutlak kaybettirir; bunu UNUTMAYACAKSIN !!
BAŞKALARINA DEĞİL KENDİ GÜCÜNE İNANACAKSIN!!
Birinin boynuna asılarak durursan, karşındakini yormakla kalmazsın, birgün kendi kolların bile çekemez ağırlığını düşersin; kimseye dayanmayacaksın!
Dünya da sensin, evren de!!
KENDİNİ GELİŞTİRECEKSİN !!
Büyüyeceksin, olgunlaşacaksın. Ruhunu da, aklını da bedenin gibi besleyeceksin.
Önce sen büyük olacaksın, farkında olacaksın, sonra dünyanın zevklerinin, aşkın, hayatın tadını çıkaracaksın.
Emanet hayatlara tutunup, ömrünü harcamayacaksın.
NE OLMASINI BEKLİYORSAN SEN ÖYLE OTURDUKÇA OLMAYACAK..
BOŞUNA HAYAL KURMAYACAKSIN !!
* Candan ÜNAL

KIZILDERİLİ ŞEFİ SEATTLE NİN MEKTUBU

anette inselberg kızılderili yasaları

 

1854 yılında ABD Başkanı Franklin Pierce yazdığı bir mektupla Amerika’ya gelen beyaz göçmenlere toprak bulmak amacıyla Kızılderililerden toprak istemiş ve “bu isteği kabul edilecek olursa Kızılderililere rahatlıkla yaşayabilecekleri bir bölgenin ayrılacağını bildirmiştir.

Topraklarının büyük bir bölümü zaten beyazlar tarafından zorla ellerinden alınmış olan Duwarmish Kızılderililerinin Reisi Seattle bir söylemiyle ABD Başkanına yanıt vermiş ve bu yanıt mektup olarak ABD başkanına gönderilmiştir. Mektubun aslı Amerika, Seattle, Squamish Müzesi’nde korunmaktadır.

İnsan ve doğa diyalektiğini en güzel dile getiren metinlerden biri olarak günümüzde değeri daha çok anlaşılmaktadır.

Yale, Sorbon, Oxford ya da bir başka okuldan mezun olan ünlü bir düşünürün sözleri değil bunlar. Nobel ödülü kazanan bir edebiyatçının da değil. Beyaz adamın “kafa derisi avcıları”, “vahşi”, “barbar” ilan ettiği Kızılderililerin şefi Seattle’nin “uygar” beyaz başkan’a mektubu:

ŞEF SEATTLE’IN MEKTUBU

Yüzyıllardır halkımın üzerine merhamet gözyaşları döken şu sonsuz gökyüzü bir gün değişebilir. Bugün açık gözüken gökyüzü yarın bulutlarla kaplanabilir. Sözlerim, asla yer değiştirmeyen yıldızlar gibidir.

Şef Seattle her ne söylerse Washington’daki büyük Şef ona, güneşin ya da mevsimlerin dönüşüne
inandığı ölçüde inanabilir. Washington’daki Büyük Şef bize dostluk ve iyilik dilekleriyle birlikte
bizden topraklarımızı satın almak istediğini bildirmiş. Onun, bizim arkadaşlığımıza çok fazla ihtiyacı olmadığının farkındayız.

Merak ediyoruz ki gökyüzünü ve toprağın sıcaklığını nasıl satın alabilir ya da satabilirsiniz? Bunu anlamak bizler için çok güç.

Bir zamanlar insanlarımız bu topraklara tıpkı rüzgarda kıvrımlanan deniz dalgalarının kabuklu kum yüzeyleri kapladığı gibi yayılmışlardı. Çok uzun zaman geçti ve o büyük kabileler artık hüzünlü bir anı oldu.

Bu toprakların her parçası halkım için kutsaldır. Çam ağaçlarının parıldayan iğneleri, vızıldayan böcekler, beyaz kumsallı sahiller, karanlık ormanlar ve sabahları çayırları örten buğu; halkımın anılarının ve geçirdiği yüzlerce yıllık deneylerin bir parçasıdır. Ormandaki ağaçların damarlarında dolaşan su, atalarımızın anılarını taşır; biz buna inanırız.

Beyaz adamın ölüleri yıldızlar arasında yürümeye gittiklerinde, doğdukları ülkeyi unuturlar. Bizim ölülerimiz bu güzel dünyayı asla unutmazlar. Çünkü o Kızılderili’nin anasıdır. Biz dünyanın parçasıyız ve o da bizim parçamız. Güzel kokan çiçekler bizim kız kardeşlerimizdir; geyik, at, büyük kartal, bunlarsa bizim erkek kardeşlerimiz, kayalık tepeler, çayırlardaki ıslaklık, tayın vücut ısısı ve adam, hepsi aynı aileye aittir.

Büyük Beyaz Reis bize rahat yaşayacağımız bir yerin ayrılacağını, bize babalık edeceğini, biz kızılderililerin ise onun çocuktan olacağımızı söylüyor. Toprağımızı alma teklifini düşüneceğiz, ama bu kolay olmayacak. Çünkü bu toprak bizim için kutsaldır. Dereler ve nehirlerden akan, parıldayan sular, sadece su değil atalarımızın kanlarıdır. Eğer size toprak satarsak, onun kutsal olduğunu hatırlamalısınız ve çocuklarınıza da onun kutsal olduğunu öğretmelisiniz. Göllerin berrak suyundaki her hayali yansıma, halkımın yaşamından anılar ve olaylar anlatır. Suyun mırıltısı babamın babasının sesidir. Nehirler erkek kardeşlerimizdir, susuzluğumuzu giderirler, nehirler kanolarımızı taşırlar ve çocuklarımızı beslerler. Eğer size toprağımızı satarsak hatırlamalısınız ve çocuklarınıza öğretmelisiniz ki nehirler bizim kardeşlerimizdir ve sizin de bundan dolayı nehirlere herhangi bir kardeşe göstereceğiniz sevgiyi göstermelisiniz.

Biliyorum, beyaz adam bizim gibi düşünmez. Beyazlar için bir parça toprağın diğerinden farkı yoktur. Beyaz adam topraktan istediğini almaya bakar ve sonra yoluna devam eder. Çünkü toprak beyaz adamın dostu değil, düşmanıdır. Beyaz adam topraktan istediğini alınca başka serüvenlere atılır.

Beyaz adam annesi olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, işlenecek, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar. O’nun bu ihtirasıdır ki toprakları çölleştirecek ve her şeyi yok edecektir.

Beyaz adamın kurduğu kentleri de anlayamayız biz Kızılderililer. Bu kentlerde huzur ve barış yoktur. Baharda yaprakların açılışını ya da böceklerin kanat vuruşlarını duyacak yer yoktur. Belki bir vahşi olduğum için anlayamıyorum ama benim ve halkım için önemli olan şeyler oldukça başka. İnsan bir su birikintisinin etrafına toplanmış kurbağaların, ağaçlardaki kuşların ve doğanın seslerini duymadıkça yaşamın ne değeri olur?

Bir kızılderiliyim ve anlamıyorum. Biz kızılderililer, bir su birikintisinin yüzünü yalayan rüzgarın sesini ve kokusunu severiz. Hava önemlidir bizim için. Ağaçlar, hayvanlar ve insanlar aynı havayı koklar. Beyaz adam için bunun da önemi yoktur. Ancak size bu toprakları satacak olursak havanın temizliğine önem vermeyi de öğrenmeniz gerekir. Çocuklarınıza havanın kutsal olduğunu öğretmeniz gerekir. Hem nasıl kutsal olmasın ki hava? Atalarımız doğduktan gün ilk nefeslerini onun sayesinde almışlardır. Ölmeden önce son nefeslerini de gene bu havadan almazlar mı?

Toprak satmamız için yaptığınız öneriyi inceleyeceğiz. Eğer önerinizi kabul edecek olursak, bizim de bir koşulumuz var; beyaz adam bu topraklar üzerinde yaşayan bütün canlılara saygı gösterecek. Ben bir vahşiyim ve başka türlü düşünemiyorum. “Yaylalarda cesetleri kokan binlerce buffalo gördüm. Beyaz adam trenle geçerken vurup öldürüyor bu hayvanları sadece eğlenmek için. Dumanlar püskürten bu demir atın bir buffalodan daha değerli olduğuna aklım ermiyor. Biz sadece yaşayabilmek için avlarız buffaloları. Bütün hayvanları öldürecek olursanız nasıl yaşayabilirsiniz? Canlıların yok edildiği bir dünyada insan ruhu yalnızlık duygusundan
ölmez mi?

Unutmayın bugün diğer canlıların başına gelen yarın insanın başına gelir. Çünkü bütün hepsinin arasında bir bağ vardır.

Şu gerçeği iyi biliyoruz: Toprak insana değil, insan toprağa aittir. Ve bu dünyadaki her şey, bir ailenin fertlerini birbirine bağlayan kan gibi ortaktır ve birbirine bağlıdır. Bu nedenle de dünyanın başına gelen her felaket insanoğlunun da başına gelmiş sayılır.

Bildiğimiz bir gerçek daha var; sizin Tanrınız bizimkinden başka bir Tanrı değil. Aynı Tanrının yarattıklarıyız. Beyaz adam bir gün bu gerçeği de anlayacak ve kardeş olduğumuzu fark edecektir. Siz Tanrınızın başka olduğunu düşünmekte serbestsiniz. Ama hepimizi yaratan Tanrı için kızılderili ile beyazın farkı yoktur.

Ve kızılderililer gibi Tanrı da toprağa değer verir. Bu toprağa saygısızlık, Tanrının kendisine saygısızlıktır. Beyaz adamı bu topraklara getiren ve kızılderiliyi boyunduruk altına alma gücünü veren Tanrının adaletini anlayamıyoruz. Tıpkı buffaloların öldürülüşü, ormanların yakılışı, toprağın kirletilişini anlamadığımız gibi.

Bir gün bakacaksınız gökteki kartallar, dağları örten ormanlar yok olmuş, yabani atlar ehlileştirilmiş ve her yer insanoğlunun kokusuyla dolmuş. İşte o gün insanoğlu için yaşamın sonu ve varlığını devam ettirebilme mücadelesinin başlangıcı olacak.

Gündüz ve gece bir arada olamaz. Kızılderililer her zaman beyazlardan tıpkı sabah sislerinin güneşten kaçtığı gibi kaçmışlardır. Bütün bunlara rağmen, teklifinizi tartışacağız. Ve umuyorum ki, halkım bunu kabul edecek ve Büyük Beyaz Şef’in vaadettiği üzere beraber barış içinde yaşayacağız. Böylece Ay birkaç kez daha doğacak, birkaç kış daha geçecek. Geri kalan günlerimizi nerede geçirdiğimiz önemli değil. Çocuklarımız babalarının yenilgiyle aşağılandığını gördüler. Savaşçılarımız utanç duydu ve yenilgiden sonra günlerini aylaklık etmek ve vücutlarını tatlı yiyecekler ve sert içkilerle kirletmekle harcıyorlar. Birkaç saat, birkaç kış ve bu dünyada bir zamanlar yaşamış büyük kavimlerin veya şimdi ufak topluluklar halinde ormanda dolaşanların çocukları da kalmayacak; bir zamanlar sizinkiler gibi güçlü ve umutlu olanların mezarlarında yas tutmak için. Ama, niye insanlarımın kaderi için yas tutayım ki? Tıpkı deniz dalgaları gibi kabileler kabileleri, uluslar ulusları takip ediyor. Bu doğanın düzenidir ve teessüf gerekmez. Yok oluşumuz çok uzak olabilir ama kesinlikle bir gün gerçekleşecek; son kızılderili yok olup kabilemin hatıraları beyazlar için bir tarih olduğunda, bu kıyılar kabilemin görünmez cesetleriyle kaynaşacak.

Çocuklarınızın çocukları kendilerini bir dükkanda, bir yolda, boş bir yerde yalnız olarak düşündüğünde aslında yalnız olmayacaklar. Dünyanın hiçbir yerinde tamamen ıssız bir yer yoktur. Geceleri, şehir ve kasabalarınızın caddeleri boşalmış gibi görünse de, aslında, bir zamanlar oralarda yaşamış ve bu güzel toprakları gerçekten seven ruhlarla dolu olacaktır. Beyaz adam asla yalnız kalamayacaktır.

Beyaz adamın, benim insanlarıma saygı göstermesini sağlamalısınız, çünkü; ölüler güçsüz değildir.

Ölü mü dedim?… Ölüm diye bir şey yoktur ki sadece dünya değiştirir insan.

Şef Seattle, 1854
Duwarmish Kabilesi Şefi