Limonu Bu Şekilde Kullanın Tümörlere, Obeziteye ve Şeker Hastalığına Veda Edin!

limonun-farklı-kullanımı-ve-sağlık-faydaları[1]

 

insanoğluna lütfedilmiş bir meyvedir, sayısız derde deva olarak bilinir. Hemen her yiyecek ve içeceğin içine girecek kadar de opsiyonu yüksektir.
Limon, sindirimi iyileştirir, pH seviyelerini dengeler, vücut kokusu ile savaşır, bağışıklık sisteminizi güçlendirir, insan vücudundaki enfeksiyonları savaşır.

Ayrıca limon yüksek miktarda C vitamini, kalsiyum, magnezyum ve potasyum içerir. Genellikle atılan limon kabuklarında kullanılan kısmından 5 kat daha fazla vitamin ve antioksidan içerdiğini biliyor muydunuz? Dolayısıyla artık çaylarınızın içine limon sıkmak yerine kabuğu ile kullanmayı alışkanlık haline getirebilirsiniz.

Ayrıca :
Bakteri enfeksiyonlarına ve mantarlara karşı güçlü anti-mikrobik etkisi vardır;
İç parazitlere ve solucanlara karşı çok etkilidir;
Kan basıncınızı düzenlemenize yardımcı olur;
Limon güçlü bir anti-depresan olarak çalışır;
Stres ve sinirsel bozukluklara karşı da faydalıdır.
Kullanımı :
Birkaç tane limon alın ve ister suyunu sıkıp dondurun, isterseniz de limonu dört eşit parçaya bölerek dondurun. Ardından içeceklere, salatalara ve aklınıza gelen her şeyin içine katarak tüketin. Eğer sıkmadan donduracaksanız, Derin dondurucudan çıkarır çıkarmaz tamamını rendeleyin bu kadar basit.

Kaynak: kadınlar sitesi

“Küçük Prens” Kitabından Büyük Anlamlar Taşıyan 8 Alıntı

kucuk-prens-sozleri[1]

 

1. “İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.”

2. “En zoru budur. Kendini yargılamak , başkalarını yargılamaktan çok daha zordur. Kendini gerektiği gibi yargılayabilirsen, gerçek bir bilgesin demektir.”

3. “Bazen sevdiklerinizin özgürce uçmasına izin vermeniz gerekir.”

4.”Kelebeklerle tanışmak istiyorsam, bir iki tırtıla katlanmayı öğrenmek zorundayım.”

5. “İnsanların artık anlamaya zamanları yok. Dükkanlardan her İstediklerini satın alıyorlar. Ama dostluk satılan bir dükkan olmadığı için dostları yok.”

6. “Örneğin öğlenden sonra saat dörtte gelsen, ben üçte kendimi mutlu hissetmeye başlarım.”

7. “Büyükler sayılardan hoşlanır. Onlara yeni bir dostunuzdan söz açtınız mı, hiçbir zaman size önemli şeyler sormazlar. Hiçbir zaman: ”Sesi nasıl? Hangi oyunu sever? Kelebek toplar mı?” diye sormazlar. “Kaç yaşındadır? Kaç kardeşi var? Kaç kilodur? Babası kaç para kazanır?” diye sorarlar. Ancak o zaman tanıdıklarını sanırlar onu. Büyüklere: “Pembe kiremitten bir ev gördüm, pencerelerinden sardunyalar, damında güvercinler vardı” derseniz, o evi bir türlü gözlerinin önüne getiremezler. Onlara: “Yüz bin liralık bir ev gördüm” demeniz gerek. O zaman: “Aman ne güzel!” diye bağırırlar.”

8. “Sahibi olmayan bir elmas bulursan, o elmas senindir. Sahibi olmayan bir ada bulursan, o ada senindir. Bir buluş yaparsan patentini alırsın, buluş senin olur. Mademki yıldızlara sahip olmak benden önce kimsenin aklına gelmedi, yıldızlar benimdir.”

Frida Kahlo’nun Çok Sevdiği Diego’dan Vazgeçme Eşiğini Anlattığı Nefis Mektubu

frida[1]

 

47 yıllık yaşamı boyunca resimlerinin yanı sıra inişli çıkışlı özel hayatıyla da sık sık gündeme gelen Frida, bu inişli çıkışlı özel hayatının önemli mihenk taşlarından biri olan kocası Diego’dan vazgeçişini bu mektupta öylesine güzel, öylesine şairane bir dille ifade etmiş ki, gerçekten de o büyük aşkın kopma anlarına şahitlik eden bu gizli ve hüzünlü hazineden etkilenmemek elde değil;

Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.
Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.
Bana yalan söylediğini ve benim bunu anlamadığımı sandığın zaman vazgeçtim.

Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.

Her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.
Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.

Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.
Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim.

Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden sen olduğun icin vazgeçtim.
Bencil oldugun icin vazgectim.

Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgeçmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım.
Bu yüzden ben de senden vazgeçtim…

alıntı

Bu Resimde İlk Gördüğünüz Şey Kişiliğiniz Hakkında Bakın Ne Söylüyor?

resimden-kisilik-testi[1]

Her bir bireyin dünyayı algılama şeklinin kendine özgü olduğu bilinen bir gerçek. Buna gündelik hayatlarımızda da oldukça sık rastlıyoruz. Örneğin bazen sizin birine benzettiğiniz kişiyi arkadaşınız o kişiye asla benzetmez. Bunun sebebi insanların dünya algısındaki bireyselliktir. Yediklerimiz, içtiklerimiz, yetiştiriliş biçimimiz, ilgi alanlarımız bize bu algısal bireyselliği kazandırıyor. İşte yine aynı sebepten aşağıdaki resim gibi algımızı zorlayan görsellerde her bir birey farklı bir görseli ilk olarak görüyor. Peki ama bu resimde gördüğümüz ilk görsel bizim hakkımızda ne söylüyor?

Yukardaki resme 4-5 saniye baktıktan sonra ilk olarak algıladığınız şeyi aklınızda tutunuz.

 

 

1. İlk olarak bıyıklı bir adam gördüyseniz;
Sakin, dürüst ve inançlı bir bireysiniz. Çevrenizdeki çoğu kişi sizi güvenilebilir biri olarak göstermekte. İnsanlar üzerinde böylesi bir etki bıraktığınızdan ötürü insanlar çevrenizdeki insanların çoğu konuda sizin görüşünüze başvurmaları gayet olası. Karşılaştığınız problemler karşısında sakinliğinizi koruyabilirseniz en iyi çözümü bulma konusunda hiç zorlanmıyorsunuz.

Ancak bazen gereğinden fazla kendinize yüklenebiliyor ve fazla düşünerek kendinizi ruhsal olarak bunaltıyor olabilirsiniz. Kendinizi diğer insanlara açma konusunda çekinceli davranmanız ve kendi iç dünyanıza daha fazla çekilmeniz yer yer sizi yoruyor olabilir. O yüzden ara sıra da olsa toplum içinde biraz daha rahat olmaya çalışmalı ve ara sıra üzerinize yapışan bu ciddiyetten sıyrılmalısınız.

2. İlk olarak bir kadın gördüyseniz;
Kendine güvenen ya da en azından bu doğrultuda çabalayan birisiniz. Belki geçmişte yaşadığınız şeylerden ötürü belki ise sadece öyle olmayı sevdiğinizden hayata olumlu taraflarından bakmaya çabalıyorsunuz. Yeni şeyleri hep merak ediyor, farklı olan her şeye büyük ilgi duyuyorsunuz.

Diğer insanlara yardım etmek konusunda da çevreniz tarafından oldukça iyi biliniyorsunuz ve oldukça cömertsiniz. Ancak dikkat etmelisiniz çünkü bu iyi yürekli tavrınız bazı durumlarda sömürülebilir ve kendinizi gereksiz yere fedakarlık yaptığınız bir pozisyona sokabilirsiniz

Magnezyum Deposu Yiyecekle, Kalp Krizine Karşı Önlem Alın

magnezyum-iceren-besinler-foto[1]

 

Vücudumuzun işlevlerini yerine getirebilmesi için magnezyuma ihtiyacı vardır. Buna rağmen insanlar günlük ihtiyaçları olan magnezyum konusunda o kadar hassas değiller.
Magnezyum eksikliği halinde vücudumuz bizi uyarıyor ve hastalıklar meydana gelmeye başlıyor.
Magnezyum eksikliği kalp krizi, depresyon ve diyabete de neden olabiliyor.
Profesör ve doktor Rune Eliasson, “Kanınızdaki magnezyum seviyesi düşmeye başladığında, hayatınızı kaybetme riskiniz artıyor demektir” diyor.
Magnezyum eksikliğinin işaretleri
Bilinçsiz yapılan diyetler magnezyum eksikliğine neden olabiliyor.
Magnezyum eksikliğinin ilk belirtileri arasında baş ağrısı, bulantı, kusma, iştahsızlık, kas krampları, migren ve yorgunluk var.
Kronik magnezyum eksikliği halsizliğe, değişken ruh haline, anksiyeteye ve kalp ritminde değişikliklere neden olur.
Magnezyum içerek yiyecekler:
Lahana
Pazı
Buğday tohumu
Brüksel lahanası
Brokoli
Marul
Ispanak
Magnezyum deposu olan diğer yiyecekler:
Avokado
Çiğ kakao/tatlandırılmamış kakao tozu
Kabak
Meyveler
Balık yağı
Kimyon
Maydanoz
Hardal tohumu
Rezene
Reklam

Kabak çekirdeği, ay çekirdeği, kaju
Ne kadar magnezyuma ihtiyacınız var?
ABD Sağlık Bakanlığı, yaşınıza göre ihtiyacınız olan magnezyum miktarını belirlemiş.
Kadınların günde 310 mg, erkeklerinse 400 mg magnezyum alması gerekiyor.
Profesör Robert Tigerstedt, 20. yüzyılda insanların günlük ortalama 1.250 mg magnezyum aldığını ifade ediyor. Günümüzde ise bu oran 250 miligrama düşmüş. Günde 300-400 mg arası magnezyum almanız öneriliyor.
Magnezyum eksikliğinin suçlularından biri de üreticiler. Günümüzde, beyaz ekmekte %75 daha az magnezyum bulunuyor.
Magnezyum takviyeleri eczanelerden satın alınabiliyor.
Farklı tür takviyeler var. Magnezyum klorür (tadı ekşi olsa da önerilir), magnezyum sitrat (mide ekşimesinden şikayetçiyseniz önerilir) ve magnezyum sülfat (küvette keyif yapmayı sevenlere önerilir) bunlardan bazıları.
Ayrıca kalsiyum ve magnezyum alımını dengede tutmanız gerekiyor. D vitamini, magnezyum alımını engellediğinden aynı anda alınmamalı.
Magnezyum vücuda nasıl yararlı oluyor?
Mineral, 300’den fazla enzim sistemini etkiliyor. Ayrıca kasları ve sinirleri yeniliyor.
Magnezyum son olarak atrium kasılması, yüksek tansiyon, kalp krizi, adet öncesi sendromu, astım, diyabet, kemik erimesi, ayak krampı, hafıza ve böbreklere de iyi geliyor.
Magnezyum eksikliği olan arkadaşlarınızla paylaşmayı ihmal etmeyin.
*Kaynak: newsletter

ALBERT EINSTEIN DAN 10 HAYAT DERS…

s-338842233d9b55b1ffcdbd694d710ad8b0debaa7[1]

 

1 Merakınızın peşinden gidin
“Benim özel bir yeteneğim yok Yalnızca tutkulu bir meraklıyım”
Sizin merakınızı çeken nedir? Neyi en çok merak ediyorsunuz? Benim merak ettiğim neden bazı insanların başarılı olup bazılarının olamadığıdır Bu yüzden yıllarca başarı üzerine çalıştım Merakınızın peşinden giderseniz başarıya ulaşırsınız
2 Azim paha biçilmezdir
“Çok zeki olduğumdan değil, sorunlarla uğraşmaktan vazgeçmediğimden başarıyorum”
Belirlediğiniz yolun sonuna ulaşacak kadar sabırlı mısınız? Posta pullarının gideceği yere varasıya kadar mektuba yapışıp kalmasından ötürü çok değerli olduğu söylenir Posta pulu gibi olun ve başladığınız işi bitirin
3 Bugüne odaklanın
İki atı aynı anda süremezsiniz Bir şeyler yapabilirsiniz ama her şeyi yapamazsınız Şimdiye odaklanın ve bütün enerjinizi şu anda yaptığınız işe verin
4 Hayal gücü güç verir
“Hayal gücü her şeydir Sizi bekleyen güzelliklerin önizlemesi gibidir Hayal gücü bilgiden daha önemlidir”
Hayal gücünüz geleceğinizi belirler Einstein şöyle der: ?Zekanın gerçek göstergesi hayal gücüdür, bilgi değil? Bu yüzden hayal gücünüzün hantallaşmasına izin vermeyin
5 Hata yapın
“Hiç hata yapmamış bir insan yeni bir şey denememiş demektir”
Hata yapmaktan korkmayın Eğer nasıl okuyacağınızı bilirseniz hatalar sizi daha iyi bir konuma getirebilir Başarılı olmak istiyorsanız yaptığınız hataları üçe katlayın
6 Anı yaşayın
“Ben geleceği hiç düşünmem, ne de olsa gelecektir”
Geleceği ayarlamanın tek yolu olabilidiğiniz kadar şimdide olmaktır Şu anda dünü ya da yarını değiştiremezsiniz Önemli olan tek an şimdidir
7 Değer yaratın
“Başarılı olmaya değil, değerli olmaya çalışın”
Zamanınızı başarılı olmak için harcamayın, değerler yaratın Eğer değerli olursanız başarı kendiliğinden gelecektir
8 Farklı sonuçlar beklemeyin

“Delilik: Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek”
Her gün aynı rutinde yaşayarak farklı görünmeyi bekleyemezsiniz Hayatınızın değişmesini istiyorsanız kendinizi değiştirmelisiniz
9 Bilgi deneyimden gelir
“Bilgi malumat değildir Bilmenin tek yolu deneyimlemektir”
Bir konuyu tartışabilirsiniz ama bu size sadece felsefi bir anlayış kazandırır Bir konuyu bilmek istiyorsanız onu deneyimleşmelisiniz
10 Kuralları öğrenin, daha iyi oynayın
“Oyunun kurallarını öğrenmek zorundasınız Böylece herkesten iyi oynayabilirsiniz”
Yapmanız gereken iki şey var Birincisi oynadığınız oyunun kurallarını öğrenmek İkincisi ise oyunu herkesten iyi oynamayı istemek Bu iki şeyi yaparsanız başarı sizinle olur!

Sizi Daha Mutlu Kılacak 12 Özellik…

kadinlarin_hafizasi_daha_guclu13722410550_h1042888[1]

 

1. Dinleyebilme becerisi.

Dinleyerek ancak başkalarının hayatları hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Üstelik dinlemek birçok arkadaş edinmenizi sağlar. Çünkü insanlar kendilerini anlatmayı ve hayatlarından bahsetmeyi severler. İyi bir dinleyiciyseniz, sizi kendilerine yakın göreceklerdir.

2. Çok yönlü bakış açısına sahip olmak.

Bu okullarda öğretilen bir özellik değildir. Yaklaşımlarınız ve bir konuya bakış açınızın politik olması doğru kararları ve tavsiyeleri verebilmenizi sağlar.
3. Kendine güvenmek.

 

Doğanızda olmayan bir özellik olmayabilir fakat kendine güveniyormuş gibi davranmak ve örneğin işe bile öyle gitmek, bir süre sonra gerçekten öyle hissetmenize yardımcı olacaktır.
4. İyi odaklanabilmek.

Bugünün teknolojisiyle artık yaptığımız bir işe odaklanmak çok zor hal gelebiliyor. Telefonumuza gelen bildirimler bizi çok önemli bir işimiz olsa da mutlaka telefona bakmamıza zorluyor. Hatta öyle ki, bazı ülkelerde partilerde veya iş yemeklerinde telefonlar bir yığın halinde masanın ortasına bırakılıyor. Kim dayanamaz ve telefona bakarsa btün hesabı o ödüyor. İnsanlar böyleçözümler üreterek bulundukları anda kalmaya çalışıyorlar. İyi odaklanabilmek mutlu insanların sahip olduğu önemli bir özellik.

5. Sorunları pratik bir şekilde çözebilmek.

Pratik çözümler her sorunu kolayca atlamanıza yardımcı olur. İş başvurularında dahi bu özelliğin karşı tarafta bulunmasına önem verirler. Eğer böyle bir özelliğe sahipseniz çevreniz tarafında aranan ve güvenilen bir kimse olmanız çok olasıdır. Bu size mutlu hissettirecektir.
6. Doğal ve samimi olmak.

Bazı insanlar öz güvenli görünmek için ciddi ve soğuk davranırlar. Fakat böyle insanlar diğer insanlar üzerinde sevimsiz bir intiba bırakır. İçinden geldiği gibi davranan samimi ve sıcak insanlar daha kolay arkadaş edinirler ve iş görüşmelerinde karşı tarafta iyi bir intiba oluştururlar. Kendinizi rahat bırakın ve hayatın tadına varın.
7. Zor durumların üstesinden kolayca gelebilmek ve stresle başa çıkabilmek.

10 yılınızı verdiğiniz işinizi kaybettiğinizi düşünün. Dünyanın başınıza yıkılışını mı seyredersiniz yoksa yeni fırsatlar yakalamak için uğraşır mısınız? Herkes böyle zor zamanlar yaşar. Hayat her zaman istediğimiz yönde akmaz. Bunlarla barışmalı ve kendinizi toparlamalısınız. Hayat böyle bir şey ve her zaman zor durumlar olacak. Mutlaka pozitif olmaya kendinizi şartlayın. Negatif düşüncelerle moralinizi bozmayın.
8. Hızlı karar vermek.

Kişisel gelişim üzerinde yazılan makalelerde sürekli vurgulanan şeyler vardır. Bunlardan biri de hızlı karar verenlerin kazanan olduğu, yavaş karar verenlerin ise kaybettiğidir. Eğer karar vermeniz günler hatta haftalar alıyorsa, hızlı karar verenlerin gerisinde olmanıza şaşırmayın.
9. Öğrenmeye istekli olmak.

Hiçbir şey öğrenmeseydiniz bu günlere gelebilir miydiniz? Sadece okumak veya izlemek değil, yaşadığımız tecrübeler ve olaylar dahi bize birçok şey öğretir. Ama eğer yaşadığınız olaylardan ders çıkarmayı bilmiyorsanız kendinize bir şeyler katamazsınız. Genç ve mutlu kalmak için öğrenmekten vazgeçmeyin. Okuyun, araştırın. Her gün yeni bir bilgi öğrenmeye kendinizi alıştırın.
10. Verimli iletişimler kurmak.

İletişim kurma becerisi size iş hayatında, arkadaş ilişkilerinizde hatta aile ilişkilerinizde bile yardımcı olur. Ne kadar etkileyici konuştuğunuz ve ne kadar etkili bir kaleme sahip olduğunuz kendinizi temsil ettiğiniz alanlarda büyük bir öneme sahiptir. Tabii ki konuşmak kadar iyi bir dinleyici olmak da büyük bir artıdır.
11. İkna etme kabiliyetine sahip olmak.

Bu özelliğe sahip olmak için doğuştan gelen yeteneklere sahip olmanıza gerek yok. Aksine bu herkesin geliştirebileceği bir özellik. Politikacıları düşünün. Bu kişiler konuşma sanatı ve ikna etme becerisi kazanmak için eğitim almış insanlardan oluşurlar. Hayattaki rolünüz ne olursa olsun, eğer ikna etme konusunda uzmansanız iletişim kurarak halledebileceğiniz işleri başarmak sizin için daha kolay olacaktır.
12. Yenilikçi ve yaratıcı olmak.

Bill Gates, Elon Musk gibi dünyanın en başarılı insanları ve daha niceleri genç yaşlardan itibaren kendi alanlarında en iyileriydiler. Çünkü hayal güçleri sınırsızdı ve yenilikçilerdi. Bu özellikler onlara rakiplerinden üstün olma önceliğini verdi. Siz de aynını yapabilirsiniz. İhtiyacınız olan tek şey sınırlarınızı kaldırmak ve daha farklı düşünebilmek.

kaynak: filoji

Geleneksel Afrika tıbbında yüzlerce yıldır yaygın olarak kullanılan aloe vera her haliyle şifa kaynağı.

aloe-vera-suyu-ile-saglikli-yasam[1]

Geleneksel Afrika tıbbında yüzlerce yıldır yaygın olarak kullanılan aloe vera her haliyle şifa kaynağı. Mucize bitkinin suyu da boyundan büyük işler başararak, neredeyse her derde deva oluyor.
1)Vücudun alkali dengesini sağlıyor

pH değeri bozulmuş bir vücut, hastalıklara sebep olan pek çok bakterinin ve virüsün yaşam alanı haline döner. Alkali bakımından yüksek gıdalar tüketmek, vücudun kaybettiği dengeyi bulmasına yardımcı olur. Aloe vera yüzlerce yıldır kullanılan en etkili dengeleyicilerden birisidir.
2)Kaybedilen suyun telafisinde önemli bir kaynak

Aloe vera, su yoğunluğu yüksek bir bitki olmasından dolayı vücudun kaybettiği sıvıyı kısa sürede telafi eder. Su dengesi, gün içinde kendi kendine arınma yapan vücudun bu işlevi yerine getirebilmesi için son derece önemlidir. Yoğun su kaybedilen dönemlerden sonra aloe vera suyu tüketmek, bedeninizi arıtan karaciğer ve böbrek gibi organların daha kolay çalışmasını sağlar. pH dengesini sağlayan aloe vera, spor ve egzersizlerden sonra kaslarda birikerek kramplara neden olan laktik asidin vücutta birikmesini önler. Bu yüzden spordan sonra enerji içeceklerini yerine aloe veraya yönelmek sizi rahatlatacaktır.
3)Detoks dönemlerinde imdada yetişiyor

Biriken zararlı kimyasalların ve serbest ajanların vücuttan atılması için detoks şart! Detoks dönemlerinde çok yoğun mesai yapan karaciğere yardımcı olmak için tüketebileceğiniz başlıca gıda aloe vera suyu.
4)Kabızlığın çaresi aloe vera suyu

Aloe vera suyu içmek bağırsaklarınızdaki su miktarının artmasına yardım eder. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, bağırsak ortamındaki su miktarı yüksek olan kişiler, diğerlerine oranla daha kolay boşaltım yapıyor. Düzenli kabızlık yaşayanların günlük olarak aloe vera suyu tüketmesi önerilirken, bağırsak florasını dengelemek isteyenler de mutlaka bu mucizevi içeceğe başvurmalı.
5)Aloe vera suyu akne oluşumunu önlüyor

Vücudun her köşesini nemlendiren aloe vera tabii ki cildinizi de es geçmiyor. Aloe vera suyu, cildi nemlendirerek akne ve sivilce oluşumunu en aza indiriyor. Zengin bir vitamin ve antioksidan kaynağı olan aloe vera güneşin cildinizde meydana getirdiği tahribatı önlemek için de birebir. Aloe vera, ultraviyole ışınlarının ciltte bıraktığı olumsuz etkileri bertaraf eder. Tam da mevsiminde, yerine ulaşan bir öneri.
6)Vitamin bombası

Aloe vera suyu, beslenmenizi ihmal ettiğiniz yoğun dönemlerde hem vücudunuzu hem de günü kurtaracak. İçerdiği B, C, E vitaminleri ve folik asit oranıyla aloe vera suyu sizi zinde ve sağlıklı tutacak. Aloe vera, aynı zamanda B-12 vitamini içeren tek bitkidir. Hayvansal gıdalarla arası iyi olmayan veganların bir yere not etmesi gereken önemli bir bilgi!
7)Gastrit ve ülser gibi mide şikayetlerini azaltıyor

Midedeki asit seviyesini kontrol altına alan aloe vera bu etkisiyle gastrit ve ülser hastalarının da imdadına yetişiyor. Gastrit ve ülserin büyümesini engelleyen Asya mucizesi aynı zamanda mide ekşimesini de ortadan kaldırıyor.
8)Ve tabii ki güzellik!

Neticede aloe verayı yıllarca bu işlerde kullandık. Aloe vera suyu, etkili bir makyaj temizleyici olarak her daim kadınların hizmetinde. Yaz gelmiş, plajlar dolup taşarken, fazla bronzlaşanlar için de aloe vera suyu yardıma koşuyor. Yanık bölgelere uygulanacak aloe vera suyu, acıyı ve yanma hissini alırken, yanığı hafifletir.

Kaynak: mynet

Kadınların bilmesi gereken 25 şey,

Women-holding-hands[1]
1. Unutma, sen değerlisin.
Çalışsan da çalışmasan da…
Ünlü olsan da olmasan da…
O erkek seni istese de istemese de…
Sen sen olduğun için bi’tanesin.
2. Kadın olmanın tadını çıkartmalısın.
Biraz şefkat, biraz anaçlık, biraz dişilik,
biraz seksilik, bolca zeka ve altıncı his…
Sen şahanesin..
3. Göbeğin çıktı diye, 36 bedenden çok uzaksın diye,
saçların o reklamlardaki kız gibi dalgalanmıyor diye eksik değilsin.
4. Kendine güvenin en büyük silahındır
ve o en derinlerinden gelen ışıl ışıl gülümsemen tabii ki.
5. Biliyorum adettendir ama sonuca varamadığın,
sadece bünyeni hırpaladığın o konuyu 50 kere konuşmana,
tartışmana gerek yok.
Olmuyorsa, üstünü çizip devam etmelisin.
6. Yaptıklarından suçluluk duyarak vakit kaybetmemelisin.
Yapamadıklarını listeleyip isteklerini gözden geçirmek suretiyle
adımlar atarsan daha mutlu olabilirsin.
7. Evlilik hiçbir şeyin kesin çözümü değildir
sana öğretilmiş hiçbir mecburiyet alın yazın değildir.
Kocan tek çıkışın, hayat zaferin değildir.
8. Uzaklarda arama sakın; en büyük mutluluk sendedir.
9. Aşkından gebersen de sınırlarını bilmelisin.
Sınır neresidir? Sana saygısızlık yaptığı yerdir.
Buna asla izin verme.
10. Sen kendine ne değer biçersen, sen kendine nasıl davranırsan;
herkes sana öyle davranır.
Asla ama asla kendini küçümseme.
11. Evde oturup derdine yanma.
Kaderini birine, bir kuruma, bir konuma bağlama.
Kaderin senin ellerinde, bunu sakın atlama!
12. Eski sevgili adı üstünde ‘eski’dir…
Senin yeni dünyanı bulandırmasına izin verme.
13. Yeniden seveceksin, çok da sevileceksin.
Kimse son değil, bunu bileceksin.
14. Dünyanın kanunu bu; düşündüğünü çekersin.
Allah rızası için kurup durma, senaryolar yazma!
15. Sevgilini çok sevmelisin.
Öyle herkese ‘sevgili’ dememelisin.
Fakat çok sevmen demek,
kendini ayaklar altına alman demek değildir.
Bir kadın gerekirse, severken de gidebilir değil mi?
16. Her şeyin şık olsun.
Ruhun, bedenin, kıyafetin, sevişin, terk edişin, dostluğun, sevgililiğin… Kadınlık şıklık demektir.
17. Başka kadınları kafana takmaktan vazgeç!
Onlar sen olamaz, sen de onlar…
Her kadın kendine özeldir, her kadın dibine kadar özeldir.
18. Kız arkadaşların önemlidir,
en kıymetlilerindir ama onları seçmeyi bileceksin.
Kadın kadının kurdudur, bir kenara not edeceksin.
Sadece kötü gününde değil, başarında,
mutluluğunda da yanında olan,
yüreğini ortaya koyan arkadaşlarından asla vazgeçmeyeceksin.
19. Erkekler çocuktur. Nokta!
Çocuğunu hem sevecek hem kızacak,
icap ederse küsecek, cezasını vereceksin.!
20. Seni bırakıp gidebilenin arkasından gözyaşı dökmeyeceksin.
Aramazsa aramasın be!
21. Sevginin, aşkın ne demek olduğunu anlamayan bir adamın
vizesini keseceksin.
22. Sen renklisin, sen beceriklisin,
sen erkeğin mutlu olma sebebisin, sen başlangıçsın,
sen sonsun…
Mecbursun, bunu fark edeceksin!
23. Her şey bir karar vermene bakar.
Sabır bazen gerekli, bazen gereksizdir. Ayrımı yapabilmelisin.
24. Yapamayacağın şey yok.
Gidemeyeceğin yer yok. Sana kapalı olabilecek kapı yok!
Şu an silkelenip kendine geleceksin!
25. Tekrar söylüyorum, kafana kazı istiyorum,
SEN ÖZELSİN,
SEN BİR TANESİN,
ÖNCE KENDİ DEĞERİNİ BİLECEKSİN…
*alıntı

Ruhsal enerji merkezleri ve çakralar

Cakra1[1]

 

Varlığımızın bilincini keşif için çıktığımız ruhsal yolculuk, bütün yolculuklar gibi; kimi zaman keyifli, kimi zaman ilginç kimi zaman da zorlu geçecek. Kısaca olması gerektiği gibi…

Ruhsal coğrafyanıza yolculuğa çıkmaya ne dersiniz?
Yeni yerler görmenin büyüsü, farklı deneyimler yaşamanın heyecanı ve kendinizi bu ödüllendirmeyle şımartmanızdan duyduğunuz mutluluk… Zaten tüm bunlar seyahatlerin çıkılma amacı ve kaçınılmaz sonu değil midir? Kabul edin; yaptığınız hiçbir yolculuğun dönüşünde yine aynı kişi olarak kalmazsınız.
Sabıra Sabır Elde Var Mutluluk
İnsan neden var olduğunu, nasıl var olduğundan daha fazla sorgular. Oysaki nasıl kısmı , insana yaşamı boyunca kılavuzluk eder. Varlık mahiyetini kavramak istedikçe, öğrenip geliştirdikçe ancak o zaman neden kısmına verecek oldukça fazla cevap bulabilir. Aslında tam da bu nokta için tüm çabamız: İnsanlığa bu bilinci kazandırabilmek… Böylelikle hayat, insanların kendi içlerinde ve dışlarında daha yaşanır hale gelecek.

Bu yazımda da sizin bilinmeyenlerinizi ya da bildiğiniz halde gündelik yaşam karmaşalarının arasında dikkatinizden kaçan bilgileri hayatınıza aktarmaya devam edeceğim.

Ruhsal enerjiler ve çakralar
Etrafınızı saran enerji kıyafetimizden geçen yazımda bahsetmiştim. Peki, bu kozmik giysimizin düğmelerini merek ediyor musunuz? Vücudumuzda 7 önemli çakra bulunur. Her bedende titreşim frekansları farklılık gösterir. Erkekte sağa doğru olan enerji merkezinin dönüşü, kadında sol tarafa doğrudur. Bu merkezler tıpkı birer anten gibi davranarak bizim çevremizle, doğayla ve evrenle bağlantımızı sağlar.
Yaratılmış en ayrıcalıklı canlı insandır. Çünkü içinde muazzam şifreler barındırır.
1. Çakra (Kök Enerji Merkezi)
Yeri: Makat ile cinsel organlar arasında bulunur.
Rengi: Parlak kırmızı tonlarıdır.
Taşı: Kırmızı lal ya da mercan.
Etki Alanı: Koku alma duyusu, omurga yapımız, prostat, diş tırnak gibi sert dokularımız ve kan yapımız.
Görevi: Vücudun ısı potansiyelini düzenler. Yaşam gücü ve bağlılık dengelerini kurmaya yardımcı olur.
Düzensiz Çalışması Durumundaki Rahatsızlıklar: Kısırlık, şişmanlık, kabızlık, mutsuz ve umutsuz bir manevi hayat. Ayrıca halsizlik ve yorgunluk görülür.
Koruma ve Faydalanma Yolları: Güneşin batışını ya da doğuşunu seyredin. Giysi, takı ve aksesuarlarınızda kırmızı tonlara daha çok yer verin.
Kokusu: Karanfil ya da sedir.
2. Çakra (Hara Enerji Merkezi)
Yeri: Kuyruk sokumu ve göbeğin altındaki bölgede bulunur.
Rengi: Turuncu tonlarıdır.
Taşı: Akik ve aytaşı.
Etki Alanı: Tat alma duyusu, anne sütü, böbrek üstü bezleri, adet akıntısı ve organik sıvılar.
Görevi: Kadın ve erkeğin üreme merkezleri bu bölgededir. İletişim kurma, tatmin genel ifade ile fiziksel, ruhsal, zihinsel olarak haz alıp vermeyi sağlar.
Düzensiz Çalışması Durumundaki Rahatsızlıklar: Böbrek ve mesane yolu rahatsızlıkları, psikolojik ve bedensel tatminsizlik bunun yanı sıra bağışıklık sisteminde zayıflık görülür.
Koruma ve Faydalanma Yolları: Turuncu lamba ışığında her gün 10 dakika dinlenin, dolunayı izleyin, su kenarlarında yürüyüşler yapın, turuncu renkte sebze ve meyve tüketin.
Kokusu: Sandal ağacı veya ylang ylang.
3. Çakra (Karın Enerji Merkezi)
Yeri: Göbeğin yaklaşık iki parmak altında bulunur.
Rengi: Sarı tonlarıdır.
Taşı: Topaz ve amper.
Etki Alanı: Görme duyusu, sindirim sistemi ve sinir sistemini kapsar.
Görevi: Yağ, protein, karbonhidrat sindiriminde yardımcı olur, vücuttaki şeker ve insülin dengesini ayarlar ayrıca insanlarla olan ilişkilerin kontrolünü sağlar, heyecan, kızgınlık, korku, sevgi gibi titreşimleri düzenler.
Düzensiz Çalışması Durumundaki Rahatsızlıklar: Stres ve beraberinde duygusal problemler yaşanmasına sebep olur. Azim, hırs, özgürlük, ego gibi manevi unsurlarda denge sorunları görülür.
Koruma ve Faydalanma Yolları: Güneş ışığını seyredin. Altın, çinko gibi metalleri üzerinizde bulundurun. Kıyafetlerinizde sarı renge ağırlık verin. Sarı renk çiçekler yetiştirip belirli sürelerde seyredin. Sarı renk besinleri özellikle tüketin.
Kokusu: Biberiye ya da lavanta.
4. Çakra (Kalp Enerji Merkezi)
Fiziki enerjileri ruhsal enerjilere nasıl dönüştürür?
Yeri: Göğüs boşluğunda, kalbin tam hizasında bulunur.
Rengi: Yeşil tonlarıdır.
Taşı: Kuvars, yeşil akik veya zümrüt.
Etki Alanı: Dokunma duyusu, kalp, solunum ve dolaşım sistemleri ile mide sinirlerini kapsar.
Görevi: Bağışıklık hücrelerinin üretildiği timüs bezi bu bölgede olduğundan dolayı, vücudun kan ve lenf sistemini içine alarak bağışıklık sistemini güçlendirir. Fiziki enerjileri ruhsal enerjilere dönüştürür. Hayata bağlılık enerjisini arttırır. Bu bölgedeki enerji saflığı, kişinin hem kendisine hem de çevresine şifa verebilme yeteneğini geliştirebilir.
Düzensiz Çalışması Durumundaki Rahatsızlıklar: Deri ve dokunma duyusu ile bağlantılı olduğundan dolayı cilt hastalıklarına yol açabilir. Buradaki herhangi bir enerji dengesizliği genel beden sağlığı için olumsuz etki eder.
Koruma ve Faydalanma Yolları: Kaldığınız ortamda yeşil bitki bulundurun. Yeşil renkle aydınlatılmış alanda 5–10 dakika boyunca dinlenin. Kır gezintilerine çıkın. Yeşil renk ile meditasyon yapın.
Kokusu: Gül yağı.
5. Çakra (Boğaz Enerji Merkezi)
Yeri: Boyunla boğaz arasındaki çukurda, boyun omurunun hizasındadır.
Rengi: Mavi tonlarıdır.
Taşı: Akuamarin ve turkuaz.
Etki Alanı: İşitme duyusu, boğaz, boyun, sesler, broşlar, troit ve paratroit bezleri, yemek ve soluk boruları ile ayrıca kollarımızı kapsar.
Görevi: Hücrelerin kalsiyum dengelerini ayarlar. Kişisel ihtiyaçlar ile ilgili sorumluluk alabilmeyi sağlar. Ruhi ve genetik dengemizi kurar.
Düzensiz Çalışması Durumundaki Rahatsızlıklar: Konuşma yeteneğimizin merkezi konumunda olduğu için kulak, ağız ve seslerdeki herhangi bir sorun iletişim eksikliğine neden olur. Duygu ve düşünceler topluluk içerisinde rahat ifade edilemez. Konuşurken kekelemekte yine bu merkezdeki bir problemden kaynaklanır.
Koruma ve Faydalanma Yolları: Gündüz gökyüzünü seyredin. Mavi renk giysiler giyin. Mavi taşlardan takı ya da aksesuarlar kullanın. Mavi ışık ile aydınlatılmış ortamda 10 dakika dinlenin.
Kokusu: Ada çayı ya da okaliptüs.
3. Göz çakrasının düzensiz çalışması ruhsal hastalıklara sebep olur.
6. Çakra (Üçüncü Göz Enerji Merkezi)
Yeri: Alnın ortasında, burun köprüsü üzerindedir.
Rengi: Lacivert tonlarıdır.
Taşı: Mavi safir ya da sodalit.
Etki Alanı: Algılama duyusu başta olmak üzere, sinüsler, beyin, beyincik ve sinir merkezini kapsar.
Görevi: Hipofiz bezinin etkisi ile diğer organlarla bağlantıyı sağlayan sistemi düzenler. Hafızayı güçlendirir, yaratıcı fikirlerin oluşmasında etkilidir. Sezgi gücünü arttırır. Anlama yeteneğine derin boyutlar kazandırır.
Düzensiz Çalışması Durumundaki Rahatsızlıklar: Başta depresyon gibi ruhsal hastalıklara neden olur. Zihin fonksiyonlarının düzensiz çalışmasından dolayı unutkanlık artabilir. Stres, bıkkınlık, gerçeği idrak etme zorlukları yaşanabilir. Bu çakranın tıkanması ya da ters yönde dönmeye başlaması, bireyin olumsuz fikirler üretmesine neden olur.
Koruma ve Faydalanma Yolları: Gece gökyüzünü seyredin. Bulunduğunuz ortamda özellikle iş yerinizde lacivert tonlarında objeler bulundurun. Yine bu renkte giysi giyin veya giyim aksesuarlarınızda kullanın.
Kokusu: Nane ya da yasemin.
7. Çakra (Taç Enerji Merkezi)
Yeri: Başın tam tepesinde yer alır.
Rengi: Beyaz veya mor tonlarıdır.
Taşı: Ametist ve kaya kristali.
Etki Alanı: Özellikle epifiz bezi yardımı ile başta tüm zihin faaliyetleri ile fizik ve duygu bütünlüğünü kapsar. Henüz daha nelere etki ettiği tam olarak bilinmemektedir. Titreşimi en yüksek çakradır.
Görevi: Evrensel alandan gelen kozmik enerjiyi çekip diğer enerji merkezlerinden geçerek, kök enerji merkezine ulaşır ve bedendeki tüm olumsuzlukları ortadan kaldırabilir. Bu merkez sayesinde kozmik çevre ile iletişim kurarız. Manevi hislerimizi geliştirip, varlığımıza bir mana yükleyebiliriz.
Düzensiz Çalışması Durumundaki Rahatsızlar: Bu merkez sağlıksız ise, tüm çakralar düzensiz çalışır. Kişi duygusuz, amaçsız hissiyatlar besler. Çeşitli hastalıklara yakalanabilir. Hatta insan kendi varlığını sonlandıracak olumsuz duygu ve davranışlara sürüklenebilir.
Koruma ve Faydalanma Yolları: Yaşam alanlarınızda beyaz renge daha çok yer açın. Sessizliği dinleyin. Beyaz çiçekler yetiştirin. Takı ve kıyafetlerinizde beyaz rengi bolca kullanın. Ayrıca mor renkli gıdalar tüketin ve mor ışıkta dinlenin. Tabiatı seyretmekte bu enerji merkezini güçlendirmek için oldukça faydalıdır.
Kokusu: Lotus ya da reyhan.
Çakraları teşhis metotları neler?
Enerji merkezlerimizdeki tıkanıklıkları gidermek ya da ters işleyişleri ortadan kaldırıp, enerjiyi düzenli ve verimli kullanabilmek aslında oldukça kolaydır. Bedendeki enerji dağılımı ve bunların evrenle alışverişini dengeleyecek kişi yine sizsiniz. Hiçbir yan etkisi bulunmamakla birlikten güzel yanı ise buna inansanız da inanmasanız da öneri ve metotları uyguladıkça fayda görüp, içinizde ve dışınızda bir şeylerin eskisinden farklı olduğunu hissedeceksiniz.

Her gün sayısız iş ve işlem yapan elleriniz mucizevi bir dedektördür, desem şaşırır mıydınız? Avuç içlerinizi enerji merkezlerinizin üzerine tuttuğunuzda hem elinizin iç kısmında hem de tutulan çakranın etrafında yayılan titreşimleri hissedeceksiniz. Nasıl mı? Elinizi 15cm. civarı bedeninize yakın tutarak ve çalışacağınız çakra üzerine geldiğinizde onu temsil eden rengi düşünüp, halkalar oluşturarak döndüğünü imgeleyerek… Enerji merkezlerinizin faaliyet raporunu düzenli olarak isteyin ki, yaşamdan daha fazla verim alın.
Olumsuz enerjilerden korunma metodu olarak da ellerinizi kenetleyebilirsiniz. Böylece enerji akışını kesip bloke eder ve bundan etkilenmemiş olursunuz.
Bir diğer metot da sarkaçlı saat kullanılarak uygulanan metottur. Beyaz kuvars kristalinden yapılmış sarkaç, elektromanyetik alanlara karşı daha hassas olduğundan özellikle yeni başlayanlar için faydalı bir tekniktir. Sarkacı, öndeki ya da sırttaki enerji merkezlerinin yaklaşık 15cm. kadar üzerinde sabit tutun ve zihninizi tamamen boşaltın. Odaklanın, enerjiniz bırakın sarkaca doğru aksın. Buna inanarak ve isteyerek yapmayı en azından deneyin. Bir süre sonra sarkaç sallanmaya başlayacaktır. Dönüş yönüne göre de merkezin açık ya da kapalı olduğunu öğreneceksiniz.
Kristaller konusuna gelince…
Asıl maddesi toprak olan cam kristallerle, tıpkı sarkaçlarda kullanılan teknik kullanılarak enerji merkezleri uyarılabilir. Özellikle sivri uçlarından yayılan enerji, kapalı olan merkezleri açmakta en güvenilir metottur. Bu konuya ilerleyen zamanlarda daha kapsamlı olarak yer vereceğim şimdilik bu kadar değinmemiz yeterli.
Görüldüğü gibi sadece deriyle ambalajlanmış bir bedenden ibaret değiliz. O ışıl ışıl bakan gözleriniz, aşık olduğunda bir şelale gibi coşup kabaran yüreğiniz, bir yerden bir yere her defasında anlamsız bir telaşla sürüklediğiniz ayaklarınız, ısrarla kendinizin ve çevrenizin sesini duymamak için tıkadığınız kulaklarınız yalnızca olması gerektiği için mi var? Peki, ne için var? Nelere cevap için, neyi sorgulamak için, ne kadar anlamak için var?

Her sabah uyandığınızda; “kahretsin, yine her şey aynı” diyerek değil, hala sahip olduklarınıza ve olmadıklarınıza ulaşabilmek için de gereken ruh, zihin ve beden bütünlüğünüzün tümünün yerinde olduğuna şükran duyarak güne başlayın.
Korkmayın bu polyannacılık değil. Bildiğim kadarıyla ben de bir sevgi kelebeği değilim. Ancak hep gerçekçi düşünerek bir süre sonra mantığın hep hayal gücünü daralttığını ve bir yerden sonra zihnimi sınırladığını gördüm. İşte bu yüzden diyorum ki; sahip olamadığınız şeyleri elde etmek için daha önce yapmadığınız şeyleri deneyimleyin.
Nasıl ki Evren, görünenin ötesinde yüzyıllardır bir gizemse hala, bizler de O’nun bir parçasıysak eğer, formülümüz bu kadar kolay, anlaşılır ve tanımlanmış olmamalı. Çevrenizden değil, kendinizden başlayın denklem oluşturmaya… Denklemlerinizi çözümledikçe, her biri mucizevi yöntemleriniz olacak her tıkanmışlığınızda… Ancak adım adım, derin nefesler alarak, her acaba nızda durup dinlenerek ve her keşfettiğinizin heyecanını özümseyerek ilerleyin.
Gerçekçi olmak gerekirse aslında sabırsız varlıklarız.
Çoğu kez şimdi değilse ne zaman? diye direttiğimiz olur. Bu hoşnutsuzluk enerjisinden tamamen sıyrılmamız oldukça güç. Ancak en aza indirgeyebiliriz. Evren maddi ve manevi hazineleri bize sunmak için hep doğru zamanı bekler. Kendi iç disiplinini oluşturamamış bir insanın her istediğini gözü kapalı elde ettiğini bir düşünsenize… Bu hem birey için sağlıksız hem de toplum için büyük bir adaletsizlik olurdu. İşte bu yüzden biraz daha denge, biraz daha düzen ve sabır diyoruz. Beyin hazır değilse gözler görmez, ruh hissetmez. Varlık bilincinizin oluşumu zamanla boyut kazanır. Bu oluşuma da sabır ekleyerek destek vermelisiniz.
Fiziksel ve ruhsal bütünlüğünüzü bir sonraki yolculukta da aramızda görmek, beni ve Evren’i inanın mutlu edecektir.
Kaynaklar:
*Prof. Dr. Ahmet Maranki-Elmas Maranki (2008) Kozmik Bilim ve Bilinçle: Yaşam Enerjisi, Mozaik Yayınları, 78.Basım, İstanbul
*Aykut Oğut (2009) Evrenden Torpilim Var, Dharma Yayınları, İstanbul
*Sanaya Roman (1995) Ruhsal Büyüme, Akaşa Yayınları (Çevirmen: Jale Gizer Gürsoy)

“Biz birbirimizi hiç başkalarının önünde zor duruma düşürmeyiz.

images[4]

 

Evvel zaman içinde Memleketin birinde 90 yaşlarında fakat çok dinç ve genç görünümlü bir adam yaşarmış?
Çevresinde bulunan herkes ona çok özenir ve sorarlarmış.

“bu gençliğin sırrı nedir” diye.
İhtiyar delikanlı güler geçermiş her soruldukça bu soruya.

Ama sorular sık ve soranlar çoğalınca cevap vermek vacip olmuş sanki.
Düşünmüş nasıl anlatırım bu sırrımı kolayca
herkese. Sonra karar vermiş tüm meraklıları yemeğe davet etmeye evine.
“Bu davette size sırrımı açıklayacağım” demiş.

Herkes merakla davete gelmiş.Yemekler yenilmiş, içilmiş, sohbetler edilmiş vakit iyice gecikmiş.

Ama gençlik sırrı ile ilgili tek kelam edilmemiş.

Herkes konu ne zaman açılacak diye merak ederken adamcağız huri gibi sevimli hanımına seslenmiş.

“Hatun , şu kilerden bir karpuz getirirmisin bize sana zahmet!..”

Hanım hemen doğrulmuş kilere giderek kaş ile göz arasında gidip bir karpuz getirmiş.

Adamcağız şöyle eliyle bir vurmuş tık tık diye sonra da :

” Bu olmamış hanım, güzel çıkmayacak, başka
getirir misin bir zahmet” demiş.

Hanım onu götürmüş bir tane daha getirmiş. Adam onu da bir yoklamış yine beğenmemiş.

“Hanım sana yine zahmet olacak ama bu da olmamış başka bir tane getirir misin” demiş.
Başka istemiş?. Bu böylece dört sefer daha tekrarlanmış .

Dedemiz beşincide karpuzu beğenmiş ve karpuz kesilmiş, misafirlere ikram edilmiş?. Herkes karpuzunu afiyetle yerken bizim dedecik sormuş.

“Eeeee?. Arkadaşlar işte benim gençliğimin sırrı burada anladınız mı??” Herkes birbirinin yüzüne bakmış.Kimse bişey anlamamış..

“Aman dede demişler nerde? Anlamadık biz bu sırrı!”
Dedecik gülmüş.
“Efendiler” demiş
“O gördüğünüz karpuz kilerde bir tanecikti, tekti. Ben hanıma git de başka getir dedikçe o kilere gidip geliyor aynı karpuzu getiriyordu. Bir kere bile (aman be adam, delimisin nesin şu tek karpuzu ne
taşıtttırıyorsun bana defalarca.) demedi. Beni sizin önünüzde mahcup duruma düşürmedi. İşte bütün bu gençliğimi hanımıma borçluyum.”

“Biz birbirimizi hiç başkalarının önünde zor
duruma düşürmeyiz. Aile içindeki hiçbir şeyi dışarıya yansıtmayız. Hep birbirimize destek olur, dert ortağı olur, yardım ederiz. Birbirimizle ilgili olan problemleri yine birbirimize anlatırız. İyi kötü her olayı da birlikte paylaşırız.”
demiş.

Hayatınız seçtiğiniz kadındır..

Zevkli bir kadına rastlarsanız,ZEVKİNİZ,

bilgili bir kadına rastlarsanız BİLGİNİZ,

zeki bir kadına rastlarsanız ZEKANIZ gelişir.

Hayat kat kattır.

Babil’in Asma Bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir ve bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür.

Ve bugün durduğunuz teras , seyrettiğiniz manzara, gördüğünüz hayat yanınızdaki kadının terası, manzarası ve hayatıdır.

Hayatınız seçtiğiniz kadındır.

OKUDUYSAN BEĞEN BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞ !

CAN YÜCEL