Bir Şaman öğretisi şöyle der:

23319003_10155659790105498_360532835756379289_n1[1]

 

Bir Şaman öğretisi şöyle der:
Doğada hiçbir şey kendisi için yaşamaz…
Nehirler kendi suyunu içemez.
Ağaçlar kendi meyvelerini yiyemez.
Güneş kendisi için ısıtmaz.
Ay kendisi için parlamaz.
Çiçekler kendileri için kokmaz.
Toprak kendisi için doğurmaz.
Rüzgar kendisi için esmez.
Bulutlar kendi yağmurlarından ıslanmaz.
Doğanın anayasasında ilk madde şudur:
Her şey birbiri için yaşar!
Birbiri için yaşamak, doğanın kanunudur…
Eski çağlarda yürürlükte olan bir anlayıştı bu.
Bütünlüğü anlatırdı, özü iki cümleydi:
“Ben, biz olduğumuz zaman ben olurum.”
“Ben, ben olduğum için sen, sensin.”
Kam Davulu

Japonca’da Doğduğun Günün Anlamı Ne?

82338088_10157321817529608_6329927203186278400_n[1]

Şubat 2020 Dönüşüm Seminerleri…

şubat 2020

EY CAN!

49f38467ea322fe323fd1c2a0a8660c4[1]

 

EY CAN!
Kazandıkça bölüşemiyorsan ELİNİ sorgula.
Konuştukça kırıcı oluyorsan DİLİNI sorgula. Yürüdükçe menzilden çıkıyorsan YOLUNU sorgula. Ömür geçtikçe yerinde sayıyorsan GÜNÜNÜ sorgula. Sevildikçe vefasızlaşıyorsan GÖNLÜNÜ sorgula. Hangi hâlde olursan ol SONUNU sorgula…!
RUMİ

Seni Affettim…

82164547_483753582188655_3031753436413558784_n[1]

Aydınlık Günlere İnan…

82557503_168853741056156_2851479541442936832_n[1]

2020 ”Altın Ağacı” Ritüeli…

 

 

Evet 2020 ye girdik hatta Ocak ayını yarıladık bile. 2020 ‘nin enerjisiyle bir olmak hizalanmak ve uyumlanmak için harika bir ritüelim var. Bu ritüeli istediğiniz zaman yapabilirsiniz. (Perşembe yapmanızı daha çok tavsiye ederim.)
Ritüel malzemeleri
Yeşil karton
Turuncu mum ve altlığı
Bir tutam adaçayı tütsü yapmak için
Tütsü yapmak için 5 adet kibrit ve tütsü kabı
Altın ağacı çıktısı (kendiniz de çizebilirsiniz)
7 adet bir liralık madeni para
3 adet 500 kuruşluk madeni para
Turuncu ve yeşil fiyonk ya da ip
Tüy
Kavanoz
Bir tutam ıhlamur, çörek otu, ada çayı ve şeker
Bir paket çikolata
Beyaz kağıt
Turuncu yazan kalem
Kavanoz
Kibrit
Anahtar şeklinde kolye ucu (ya da sevdiğiniz bir uç)
Turuncu bir taş (sevdiğiniz bir başka taşda olabilir ya da çizebilirsiniz)
Ritüelin Yapılışı
Gündüzden ritüel alanının hazırlıyorsunuz. Akşam dokuzdan sonra turuncu mumu yakarak ritüeli başlatıyorsunuz.
Yeşil kartonun üzerine turuncu yazan kalemle ‘’2020 ‘ye uyumlanıyorum’’ yazıyorsunuz.
Kasenin içindeki ada çaylarını yakıp ritüel alanının üzerinde soldan sağa doğru üç kere çevirdikten sonra sırayla kibritleri yakmaya başlıyoruz.
Kibritleri yakarken şu sözleri söylüyoruz’ geçmiş senelerden üzerimde, bedenimde, ruhumda, bilinçaltımda, dna’mda, çakralarımda, enerjitik bedenimde beni sınırlayan, üzen ve acı çektiren tüm anı olay kişilerle negatif enerjitik bağımı kesiyorum, kesiyorum, kesiyorum”
Arkasından anahtar kolyeyi( ya da sevdiğiniz bir takıyı) sol elimize alıp kalp bölgemize götürüyoruz ve şu sözleri söylüyoruz ” 2020 enerjileriyle bir ve bütün olmayı, uyumlanmayı ve hizalanmayı seçiyorum. 2020’nin tüm kapılarımı açmasını seçiyorum. Beklediğim ve beklemediğim her türlü kaynaktan bolluğun ve bereketin aşkın başarının ve sağlığın hayatıma dolmasını seçiyorum. 2020 enerjilerine uyumlanmayı seçiyorum.2020′ nin tüm kapılarımı açmasını seçiyorum”deyin ve anahtar kolyeyi ( ya da sevdiğiniz bir takıyı) ağacın üstüne geri bırakın.
Beyaz kağıdı ve turuncu kalemi önünüze alın ve aklınıza gelen tüm dileklerinizi yazıyorsunuz ve dileklerinizin arkasına ”2020 ENERJİSİYLE UYUMLANDIM VE DİLEKLERİMİN OLMASINI SEÇİYORUM” yazıyorsunuz. Örnek olarak ”2020 eylül ayında harika bir araba alıyorum, üstü açılır ve mavi renkte ve sevdiklerimle harika gezilere gidiyorum 2020 enerjisiyle uyumlandım ve dileklerimin olmasını seçiyorum” gibi…
Dilekleri yazdığımız kağıtları katlayıp kavanozun içine atıyorsunuz, kuş tüyünü, ıhlamuru, şekeri, çörek otunu, kullanılmamış ada çayını, turuncu taşı (ya da sevdiğiniz bir taşı), altı adet bir lirayı ve 500 kuruşluk madeni paraları kavanozun içine atıyorsunuz. Yeşil ve turuncu iple ya da fiyonkla kavanozu bağlarken ” 2020 enerjilerine uyumlanıyorum, hizalanıyorum bir ve bütün oluyorum. 2020 dileklerimin olmasını seçiyorum, seçiyorum, seçiyorum” diyorsunuz ve ertesi gün size uyan bir zamana kadar ritüel alanına dokunmuyorsunuz.
Mum sönene kadar bekliyorsunuz. (başka odada bekleyebilirsiniz)
Ertesi gün sevdiğiniz takıyı ya da anahtar kolyeyi takıyorsunuz ve yedi gün boyunca hiç çıkarmıyorsunuz. Takıyı takarken ” 2020 enerjilerine bir olmayı uyumlanmayı dengelenmeyi ve hizalanmayı seçiyorum. 2020 dileklerimin omasını seçiyorum” diyorsunuz.
Yedinci bir lirayı cüzdanınıza koyuyorsunuz ve ocak sonuna kadar saklıyorsunuz. Sonra kullanabilirsiniz.
Yeşil ve tutuncu fiyonkla bağladığınız ”2020 uyumlanma kavanozunuzu” mutfakta (kapıdan girerken) sol tarafa koyuyorsunuz. Orada istediğiniz kadar tutuyorsunuz sonra içindeki malzemeleri kullanıp ritüeli tekrarlayabilirsiniz.
Mumdan arta kalanları ve tütsü yaptığınız ada çayından kalanları evin dışındaki bir toprağa gömüyorsunuz. Kibritleri çöpe atıyorsunuz.
Kartonu, takıyı ve altın ağacı çıktısını daha sonra kullanabilirsiniz.
Çikolatayı ev halkı yiyebilir ya da etrafa dağıtabilirsiniz.
Şifa olsun,
Anette İnselberg

”2020 Uyumlanma Kavanozu” Ritüeli

Evet 2020 ye girdik hatta Ocak ayını yarıladık bile. 2020 ‘nin enerjisiyle bir olmak hizalanmak ve uyumlanmak için harika bir ritüelim var. Bunu ritüeli istediğiniz zaman yapabilirsiniz. (Perşembe yapmanızı daha çok tavsiye ederim.)

Ritüel malzemeleri

Yeşil karton

Turuncu mum ve altlığı

Bir tutam adaçayı tütsü yapmak için

Tütsü yapmak için 5 adet kibrit ve tütsü kabı

Altın ağacı çıktısı (kendiniz de çizebilirsiniz)

7 adet bir liralık madeni para

3 adet 500 kuruşluk madeni para

Turuncu ve yeşil fiyonk ya da ip

Tüy

Kavanoz

Bir tutam ıhlamur, çörek otu, ada çayı ve şeker

Bir paket çikolata

Beyaz kağıt

Turuncu yazan kalem

Kavanoz

Kibrit

Anahtar şeklinde kolye ucu (ya da sevdiğiniz bir uç)

Turuncu bir taş (sevdiğiniz bir başka taşda olabilir ya da çizebilirsiniz)

Ritüelin Yapılışı

Gündüzden ritüel alanının hazırlıyorsunuz. Akşam dokuzdan sonra turuncu mumu yakarak ritüeli başlatıyorsunuz.

Kasenin içindeki ada çaylarını yakıp ritüel alanının üzerinde soldan sağa doğru üç kere çevirdikten sonra sırayla kibritleri yakmaya başlıyoruz.

Kibritleri yakarken şu sözleri söylüyoruz’ geçmiş senelerden üzerimde, bedenimde, ruhumda, bilinçaltımda, dna’mda, çakralarımda, enerjitik bedenimde  beni sınırlayan, üzen ve acı çektiren tüm anı olay kişilerle negatif enerjitik bağımı kesiyorum, kesiyorum, kesiyorum”

Arkasından anahtar kolyeyi( ya da sevdiğiniz bir takıyı) sol elimize alıp kalp bölgemize götürüyoruz ve şu sözleri söylüyoruz ” 2020 enerjileriyle bir ve bütün olmayı, uyumlanmayı ve hizalanmayı seçiyorum. 2020’nin tüm kapılarımı açmasını seçiyorum. Beklediğim ve beklemediğim her türlü kaynaktan bolluğun ve bereketin aşkın başarının ve sağlığın hayatıma dolmasını seçiyorum. 2020 enerjilerine uyumlanmayı seçiyorum.2020′ nin tüm kapılarımı açmasını seçiyorum”deyin ve anahtar kolyeyi ( ya da sevdiğiniz bir takıyı) ağacın üstüne geri bırakın.

Beyaz kağıdı ve turuncu kalemi önünüze alın ve aklınıza gelen tüm dileklerinizi yazıyorsunuz ve dileklerinizin arkasına  ”2020 ENERJİSİYLE UYUMLANDIM VE DİLEKLERİMİN OLMASINI SEÇİYORUM” yazıyorsunuz. Örnek olarak ”2020 eylül ayında harika bir araba alıyorum, üstü açılır ve mavi renkte ve sevdiklerimle harika gezilere gidiyorum 2020 enerjisiyle uyumlandım ve dileklerimin olmasını seçiyorum” gibi…

Dilekleri yazdığımız kağıtları katlayıp kavanozun içine atıyorsunuz, kuş tüyünü, ıhlamuru, şekeri, çörek otunu, kullanılmamış ada çayını, turuncu taşı (ya da sevdiğiniz bir taşı), altı adet bir lirayı ve 500 kuruşluk madeni paraları kavanozun içine atıyorsunuz. Yeşil ve turuncu iple ya da fiyonkla kavanozu bağlarken ” 2020 enerjilerine uyumlanıyorum, hizalanıyorum bir ve bütün oluyorum. 2020 dileklerimin olmasını seçiyorum, seçiyorum, seçiyorum” diyorsunuz ve ertesi gün size uyan bir zamana kadar ritüel alanına dokunmuyorsunuz.

Mum sönene kadar bekliyorsunuz. (başka odada bekleyebilirsiniz)

Ertesi gün sevdiğiniz takıyı ya da anahtar kolyeyi takıyorsunuz ve yedi gün boyunca hiç çıkarmıyorsunuz. Takıyı takarken ” 2020 enerjilerine bir olmayı uyumlanmayı dengelenmeyi ve hizalanmayı seçiyorum. 2020 dileklerimin omasını seçiyorum” diyorsunuz.

Yedinci bir lirayı cüzdanınıza koyuyorsunuz ve ocak sonuna kadar saklıyorsunuz. Sonra kullanabilirsiniz.

Yeşil ve tutuncu fiyonkla bağladığınız ”2020 uyumlanma kavanozunuzu” mutfakta (kapıdan girerken) sol tarafa koyuyorsunuz. Orada istediğiniz kadar tutuyorsunuz sonra içindeki malzemeleri kullanıp ritüeli tekrarlayabilirsiniz.

Mumdan arta kalanları ve tütsü yaptığınız ada çayından kalanları evin dışındaki bir toprağa gömüyorsunuz. Kibritleri çöpe atıyorsunuz.

Kartonu, takıyı ve altın ağacı çıktısını daha sonra kullanabilirsiniz.

Çikolatayı ev halkı yiyorsunuz.

Şifa olsun,

Anette İnselberg

Çok Karışığım…

Hele Şükür Delirebildin Ayfer…

2020 Enerjisiyle Bir ve Bütün Olmayı ve Hizalanmayı Seçiyorum Ritüeli

53813300_2055522307894074_3333118806103949312_n[1]

2020 Enerjisiyle Bir ve Bütün Olmayı ve Hizalanmayı Seçiyorum Ritüeli
Aşağıdaki yazıyı 7 gün boyunca bir bardak suya okuyup içiyorsunuz ve 2020 enerjisiyle bir ve bütün olup mucizeleri kucaklıyorsunuz. Yaşasın…
‘’Bugünden itibaren 2020 enerjisiyle bir ve bütün olmayı ve hizalanmayı seçiyorum.
Eskiye ait işime yaramayan tüm bakış açılarımı ve olumsuzları gönderiyorum, etkisizleştiriyorum ve iptal ediyorum.
Geçmiş yaşamlardan ve atalarımdan aldığım işime yaramayan tüm anlaşmaları, sözleşmeleri ve yeminleri iptal ediyorum, etkisizleştiriyorum ve gönderiyorum.
Boşalan yerlere 2020’yle bir olma ENERJİSİNİ KOŞULSUZ SAF SEVGİYİ, NEŞEYİ, BOLLUĞU, BEREKETİ, KARŞILIKLI AŞKI, SAĞLIĞI, BAŞARIYI, DİLEKLERİMİN KABULUNU yerleştiriyorum hizalıyorum.
Beni sınırlandıran, kısıtlayan, engelleyen ve mutsuzluğuma sebep olan tüm bilinçaltı kayıtlarımı dönüştürüyorum ve şifalıyorum ve 2020 enerjisiyle BİR VE BÜTÜN OLMAYI SEÇİYORUM.
Tüm bedenim, ruhum, benliğim, zihnim, dnalarım ve rnalarım, çakralarım ve organlarım, hücrelerim, duygu ve düşüncelerimin 2020 enerjisiyle bir ve bütün olmasını ve 2020 enerjisiyle hizalanmasını seçiyorum.
2020 enerjisiyle bir ve bütünüm böylece yollarım açılıyor, bolluk ve bereket bana koşuyor, kısmetim açılıyor, güzel haberler bana yağıyor.
2020 senesini en güzel senem yapmayı seçiyorum…’’
Anette İnselberg/Her Şey Değişir

Eski bir Hitit duası

81940633_1460778834096347_1426132113836474368_n[2]

 

Eski bir Hitit duası
Tanrım, beni yavaşlat.
Aklımı sakinleştirerek, kalbimi dinlendir.
Zamanın sonsuzluğunu göstererek, bu telaşlı hızımı dengele.
Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükunetini ver.
Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği, belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.
Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol.
Anlık ze…vkleri yaşayabilme sanatını öğret.
Bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzelbir köpek ya da kedi okşayabilmek için durmayı, güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret.
Hergün bana kaplumbağa ve tavşan masalını anlat.
Hatırlat ki, yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yaşamda hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim.
Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla.
Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması, yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır.
Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et.
Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlam olarak yükseleyim.
Ve hepsinden önemlisi…
Tanrım bana, değiştirebileceğim şeylerideğiştirmek için cesaret, değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmek için sabır, ikisi arasındaki farkı bilmek için akıl ve beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak dostlar ver.
Eski bir Hitit Duası. (MÖ 2000)
Alınti
Görsel; Andrew Gonzales

Burhan Doğançay…

 
Türk ressam Burhan Doğançay 1929 yılında, tanınmış ressam ve harita subayı Adil Doğançay’ın oğlu olarak İstanbul’da dünyaya geldi. Sanat eğitimini ilk olarak babasından ve tanınmış ressam Arif Kaptan’dan aldı. Babasının teşvikiyle başlayan resim çalışmaları, Ankara Üniversitesi’nde aldığı hukuk eğitiminin ve 1955’te Paris’te bitirdiği ekonomi doktorasının önüne geçerek sanat serüveninin başlangıcı oldu. Bir yandan akademik eğitimi devam ederken, diğer yandan resim çalışmalarını hiç aksatmadan sürdürdü.
Paris’teki öğrencilik yıllarında La Grande Chaumiere’de resim çalışmalarına katıldı. Doktorasını bitirip Ankara’ya döndüğünde Sanat Sevenler Kulübü’nde babasıyla ortak sergiler açtı. 1961’de 22. Devlet Resim ve Heykel Sergisi’ne beş resmi kabul edildi. 1962 yılımda New York’a gitti.
1964 yılında Guggenheim müzesi müdürü Thomas Messer’in sanatçının yapıtlarından birini müze koleksiyonuna alması, sanatçının bu zorlu mücadeleden galip geleceğine olan inancını daha da pekiştirdi.
New York duvarlarıyla başlayacak önemli esin kaynağı olan ‘’Duvarlar’’ serisine de aynı yıllarda başladı. Çünkü duvarlar, hızla geçip giden yaşamın ardında kalan ‘’her şey’’ i yansıtıyordu. 1975 yılında buradan yola çıkan sanatçı, 114 ülkeyi kapsayacak olan ‘’ Dünya Duvarları’’ fotoğraf projesine başladı. 1982’de bu projenin ürünlerini, Paris’te Georges Pompidou da ‘’Fısıldayan Duvarlar’’ adı altında ilk kez sergiledi.
1983’te Fransa’nın ünlü halı merkezi Aubusson’dan sanatçının tasarımları duvar halısı olarak dokunmaya başlandı. 1986’da büyük bir onarım geçiren Brooklyn Köprüsü’nün 19 adet büyük boy fotoğrafı New York kentinin 100.yıl kutlamalarında (1998) JFK Uluslararası Havaalanı’nda iki yıla yakın bir süre sergilendi.
Daha sonra bu fotoğraflar ‘’Walls of the World’’ adı altında kitap olarak yayınlandı. 2001 yılında Dr. Nejat Eczacıbaşı Vakfı desteği ile ilk Retrospektif Sergisi’ni İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda gerçekleştirdi. 2003 Haziran ayında sanatçının, ‘’Hat Sanatına Saygı’’ isimli çalışması Brüksel’deki yeni Avrupa Parlamentosu binasına asıldı.
Burhan Doğançay İstanbul’da tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi’nde hayatını kaybetti. 84 yaşında olan Burhan Doğançay, 18 Ocak 2013 Cuma günü Teşvikiye Camii’nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından kendi vasiyeti üzerine 19 Ocak Cumartesi günü Bodrum Turgutreis’te bulunan Karabağ Mezarlığı’nda defnedildi.

Kaynak: İstanbul sanatevi

Umut Tazeleyen Filmler: Kırmızı Balon

kirmizi_balon[1]

 

Öyle alelade, dünyevi bir balon gibi değil bu. Kıpkırmızı, pasparlak, kocaman, gerçek olamayacak kadar güzel bir balon. Paris’in sokakları, binaları, arabalar, insanların kıyafetleri, her yer ve her şey, öyle karanlık ve soluk renklerle kaplı ki, o fonun önünde daha da kızarıyor, parlıyor, başka bir dünyadan geldiği hissi iyice artıyor…
Ayça Çiftçi
Bu yazı Altyazı’nın 179. sayısında yayımlanmıştır.
Hafif eprimiş, içliğe benzer eşofman takımının altına giydiği kösele ayakkabıları, elinde tuttuğu ciddi mi ciddi okul çantası, küçücük boyuyla Pascal o kadar tatlı ki… Çocukluğa dair bir sürü duyguyu geri çağıran, biraz da iç burkan bir tatlılık. Okula giderken yolda bir balon buluyor ama öyle alelade, dünyevi bir balon gibi değil bu; kıpkırmızı, pasparlak, kocaman, gerçek olamayacak kadar güzel bir balon. Paris’in sokakları, binaları, arabalar, insanların kıyafetleri, her yer ve her şey, öyle karanlık ve soluk renklerle kaplı ki, o fonun önünde daha da kızarıyor, parlıyor, başka bir dünyadan geldiği hissi iyice artıyor. Sonradan zaten anlıyoruz ki bu balonun canı var. Pascal nereye giderse onun arkasından uçup peşinden gidiyor. Bu özgür balon ip zoruyla değil, kendi iradesiyle Pascal’in yanında geziyor.
Sonrası bir tür imkânsız aşk hikâyesi. Herkese ve her şeye rağmen birbirlerinden vazgeçmeyen Pascal ile kırmızı balonun, önlerine çıkan engelleri bir bir aşmalarının hikâyesi. Okulda, evde, kilisede, hiçbir yerde kabul görmüyor kırmızı balon. Dışarıdan bakınca hepsi de birbirinden kasvetli görünen bu mekânların hiçbirinin içini görmüyoruz. Pascal ve kırmızı balonla birlikte dışarıda, sokaklarda dolanıyoruz film boyunca. O kasvetli binalardan dışlandıkça özgürleşiyoruz. Ama tek engel yetişkinler değil; Pascal’den büyük bir grup çocuk balonun peşine düşüyor. Ele geçiremeyince sapanlarla taş atıp yaralıyorlar balonu; yavaş yavaş sönüşünü/ölüşünü izlediğimiz balon artık uçamaz hâle geldiğinde çocuklardan biri onu ayağıyla ezip son noktayı koyuyor. Bu acıklı sahne filmin finali değil ama; kırmızı balonun ölümünün ardından kentin her yerinden renk renk balonlar iplerinden kurtulup özgürce uçmaya başlıyorlar. Pascal’in yanına gelip onun etrafını sarıyor, onu kucaklıyorlar, sonra tek vücut olup Pascal’i de yanlarına katıp uçmaya başlıyorlar. Pascal Paris semalarında rengârenk bir balon bulutuna tutunmuş uçarken bitiyor film.
Bir ‘çocuk filmi’ mi bu? Basit öykü yapısıyla bilindik çocuk masallarının bir örneği belki ama tarifi zor bir derinliği var. Bir kere, çocukluğun yitirilmiş bir cennet olmadığını hissettiren, hatırlatan bir ağırlığı var. Çocukluk çok ama çok zor. Sonra, o fantastik kırmızı balonun sokaklarında gezindiği Paris’in, neo-realist bir gözle resmedilmiş bir savaş sonrası Paris’i olmasının verdiği bir tuhaf his de var. Bir ‘çocuk filmi’ne fazla gelecek gerçekçiliği ve karanlığı yüzünden/sayesinde mi acaba, filmin mutlu sonuna burun kıvıramıyor insan.
Böylesi masalların böyle mutlu sonlarında, iyimser bir kadercilik gizli. Cennet anlatılarındakine benzer bir vaat. Anlatılan o hikâyenin mutlu sonla bitmesinin ötesinde o tür hikâyelerin hep mutlu sonla biteceğinin, o insanların mutlu olmasının ötesinde o tür insanların sonunda hep mutlu olacağının muştusu. Bir tür ilahi adalet fikri. Dinî inançlarından arınmış bünyeleri bile heyecanlandıran, içten söküp atması zor bir inanç. Adalet ihtiyacı.
(Le Ballon Rouge, 1956)
Yön: Albert Lamorisse

Kaynak: altyazı sinema dergisi

Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir…

81825095_1457878337719730_1497390122402840576_n[1]

 

Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir…
Torino’da 1889’da hayatının dönüm noktasına yürüdüğünü bilmeyen Nietzsche, şehri dolaşırken bir faytoncunun atını kırbaçladığını görür. At o kadar yorgundur ki kırbaç darbelerine tepki veremez halde yere çökmüştür. Nietzsche, koşarak atın yanına gider, boynuna sarılır, ağlayarak ata bir şeyler söyler, bilincini yitirir ve bayılır. Bayılmadan önce ata “Anne, senden özür dilerim” veya “Anne, ben bir aptalım” dediği rivayet edilir. Bu olaydan sonra tam on yıl kimseyle konuşmaz ,dengesiz davranışları artar, akıl hastanesine yatırılır ama asla eskisi gibi olamaz. ️
Dostoyevski benzer bir olayı Suç ve Ceza’da Raskolnikov’un uykularını kaçıran en büyük kabusu olarak bir çocuğun çaresizliğiyle anlatır. Raskolnikov küçük bir çocuktur. Bir arabacı yorgun yürüyemeyecek halde ki atını; hiç acımadan, çekemeyeceği kadar insanla dolu arabayı çekmesi için kırbaçlar ve yanındakiler de onunla birlikte ellerine geçen her şeyle ata vururlar. Küçük bir çocuk olan Raskolnikov ata sarılır, ağlar yardım ister ama kimse ona yardım etmez. En sonunda arabacı herkesin gözü önünde atı vahşice öldürür.Yaptığından kendisi ve onunla birlikte olanlar büyük keyif alırlar.
Milan Kundera Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği kitabında Nietzsche’nin olayını şöyle değerlendirir.
“Gerçek insan iyiliği, ancak karşısındaki güçsüz bir yaratıksa bütün saflığıyla özgürce ortaya çıkabilir. İnsan soyunun gerçek ahlaki sınavı, temel sınavı (iyice derinlere gömülmüş gözlerden uzak sınavı) onun merhametine bırakılmış olanlara davranışlarında gizlidir: Hayvanlara…Ve işte bu açıdan insan soyu temel bir yenilgi yaşamıştır.O kadar temel bir yenilgi ki, bütün öteki yenilgiler kaynağını bundan almaktadır.”
Nietzsche ve Dostoyevski, insanların anlam veremedikleri merhametsizliği karşısında çaresiz kalıp, insanlardan uzak durmayı tercih etmişler..
Goethe bu çaresizliği şöyle tanımlar:
Dünya Hassas Kalpler İçin Bir Cehennemdir..!