Beyin Kimyanızı Kontrol Edin: Dopamin Seviyenizi Yükselterek Strese Son Verecek 6 Yöntem

gülümseme-1024x683[1]

 

Dopamin, beyinde bulunan ana kimyasal maddedir. Dopamin seviyenizi doğal yollarla uyararak arttırmayı öğrenirseniz; depresyon, kaygı bozukluğu (anksiyete), apati ve korku gibi sizi aşağı çeken etkenlerden kurtulabilirsiniz. Beyninizdeki bu nöron sağlıklı bir şekilde uyarıldığında, etkilerine inanamayacaksınız.
Dopamin, bazı davranışlar ve duygular sonucu tetiklenir ve bunu bir ödül gibi algılayan vücudumuz bu ödülü kazanmak için aynı davranışları tekrarlar. Bu sebeple bazı insanlar uyarıcı maddelere bağımlı olmaya başlarlar. Dopamin seviyeleri doğal yollarla artmadığı için, bu ihtiyacı birtakım kimyasal maddelerle karşılamaya çalışırlar ve bağımlı olurlar.

 

Dopamin bizi sadece mutlu etmekten daha fazlasını yapar. Kas hareketlerimizi düzenler, bilişsel fonksiyonlarımızı geliştirir, odaklanmamıza yardımcı olur, karar mekanizmamıza katkı sağlar, problemleri değerlendirmemizi ve onları çözüme ulaştırmamızda etkilidir ve prolaktin seviyesini düzenler.
Psikolojik rahatsızlıkların, hatta basit bir stresin bile artık hastalığa dönüştüğü bu son dönemlerde dopamin hakkında bilinçlenen insanlar giderek artıyor. Dopamin seviyesi düştüğünde depresyona, mutsuzluğa, kafa karışıklığına, negatif düşünmeye hatta aynı konu üzerinde düşünüp durmaya daha eğilimli oluruz ve diğer duygusal engellerle baş başa kalma oranımız artar.
Bu birkaç doğal yolla dopamin seviyenizi arttırabilir ve hayata daha pozitif bakmaya başlayabilirsiniz.
1. Egzersiz yapın.

Egzersiz yapmak beyindeki dopamin D2 reseptörlerini harekete geçirir. Serotonin seviyesini ve vücuttaki diğer endorfinleri yükseltir. Düzenli egzersiz yapmak depresyonu önler, stresi azaltır ve zihni güçlendirir. Bunların yanında fiziksel olarak da daha güçlü hissetmenize yardımcı olur.
2. Dopamin seviyesini arttıran yiyecekleri tüketin.

Bir amino asit olan tirozin içeren yiyeceklerden tüketerek, dopamin seviyenizi arttırabilirsiniz. İçerisinde tirozin bulunan yiyeceklere örnek olarak;
Yumurta
Yeşil çay
Süt
Karpuz
Kahve
Badem
Muz
Bitter Çikolata
Yoğurt
3. Detoks yapın.

Toksinleri vücuttan atmanın bilinen en kolay yolu düzenli detoks yapmaktır. Vücudunuzda biriken toksinler dopamin üretimini olumsuz olarak etkiler. Detoks yapmanız için birçok seçeneğiniz var. Yeşil sebzelerden elde edilen suları tüketmek, aktif karbon alımı hatta yoga yapmak birkaç detoks örneği olarak verilebilir. Vücudunuzun toksin oranının düşük olması, dopamin seviyenizi arttırmanıza yardımcı olacaktır.
4. Sizi hareketece geçirecek müzikler dinleyin.

Dopamin seviyenizi arttırmanın en kolay ve en hızlı yollarından biri de müzik dinlemektir. Müzik duygularınızı harekete geçirerek sizi zirveye taşır ve canlı hissetmenize yardımcı olur. Müzik Paleolitik Çağlar’dan beri insanı etkisi altına alabilen muazzam bir güce sahiptir. Her gün sizi daha iyi hissettireceğini düşündüğünüz listenizden bir şarkı dinlemeyi ihmal etmeyin.
5. Yaratıcılığınızı geliştirin.

Yaratıcı olduğunuzu ifade etmek için sanat yapmak zorunda değilsiniz. Bir senfoni yazmak, resim çizmek zorunda da değilsiniz. Basitçe, yaratıcılığı tetikleyen her türlü aktivite dopamin seviyesini yükseltmeye yardımcı olur. Dans etmek, şiir yazmak, yeni bir yemek yapmak beyniniz açısından yeni ödüller kazanmanızın yolunu açar ve dopamin seviyenizi arttırır.
6. Meditasyon yapın.

 

Meditasyon yapmak çoğu insana birtakım karışık hareketlerden oluşan kareografiler ve figürlerden ibaret olan bir etkinlik olarak görünür. Fakat evde basitçe kendi meditasyonunuzu yapabilirsiniz. Çünkü meditasyonun temel mantığında önemli olan şey doğru nefes alabilmek ve birkaç dakikalığına hiçbir şey düşünmeden, sadece nefesinize odaklanmaktır. Nefes alış-verişlerinize odaklanmayı başarabilirseniz, beyninizi düşüncelerden arındırarak dinlendirirsiniz. Çünkü beyin birkaç odadan oluşan eviniz gibidir. Eviniz dağıldığında bulmanız gereken hiçbir şeyi bulamazsınız ve bulamadıkça da etrafı daha fazla dağıtır, yorulursunuz. Beynimizde çözüme ulaşılması zor olan, canımızı sıkan sorunları çevirip durmayı çok sever. Oysa oturup birkaç dakika dinlenmek, sonrasında bulmak istediğiniz eşyaları daha kolay ve sakin bir şekilde bulmanızı sağlar.

http://filoji.com/beyin-kimyanizi-kontrol-edin-dopamin-seviyenizi-yukselterek-strese-son-verecek-6-yontem/

BAKIŞ AÇINIZI DEĞİŞTİRDİĞİNİZDE, İNSANLAR NASIL DEĞİŞİR

bakışaçısı[1]
Olayların gidişatından hoşlanmıyor olabilirsiniz. Mutluluğunuz üzerinde güç sahibi olanlarla aynı fikirde olmayabilirsiniz.
Ancak burada yaşamın çok önemli bir sırrı bulunmaktadır:
Yaşamınızda düşündüğünüzden çok daha fazla etki gücünüz mevcuttur.
Gandhi bu etki gücüne Gerçeğin Gücü – Sevginin Gücü – Ruhun Gücü demiştir.
Gerçeği ve diğer insanların içinde bulunan iyiliği ortaya çıkarabilme gücü sizin doğanızda vardır.
İnsanlara olan bakış açınızı değiştirdiğinizde onların kalplerini ve zihinlerini de değiştirebilme gücüne erişebilirsiniz.
Nobel Fizik ödülü almış olan Max Planck şöyle demiştir: “Olaylara bakış açınızı değiştirdiğinizde baktığınız olaylar değişir.”
Yapılan bilimsel çalışmalarda bir öğretmene sınıftaki bir öğrencinin zeka seviyesinin yüksek olduğu söylendiğinde o öğrencinin öğretmenin beklentisini karşılayabilmek için zeka seviyesinin arttığı belirlenmiştir.
İnsanlardan en iyisini beklemek onların içindeki en iyiyi açığa çıkaracaktır.
Aynı zamanda tam tersi de doğrudur. İnsanlardan en kötü şeyi beklemek onlardaki en kötüyü açığa çıkaracaktır.
Bilincinizin gözlediğiniz insanlardaki en iyiyi ya da en kötüyü ortaya çıkarabilme gücü vardır – arada mesafe olsa bile…
Arkadaşlarımız, ailemiz, çocuklarımız, çalışma arkadaşlarımız, yöneticilerimiz. Onlarla ilgili bakış açılarımızda kalbimizi ve zihnimizi değiştirdiğimizde her birinin kalbini ve zihnini değiştirebilme gücüne erişmiş oluruz.
Hepimizin içinde karanlık vardır – ama aynı zamanda Işık da vardır –
Ve her an yaptığımız her seçimde bilincimiz üzerinde karanlığın mı yoksa ışığın mı hüküm süreceğini seçme olanağımız bulunmaktadır.
Diğerlerinde tanık olduğunuz her şey sizin gözlem gücünüzle güçlenmektedir.
Herhangi bir kişideki en kötüyü aradığınızda – zihninizde yanlış yere yerleştirdiğinizde – onlardaki en iyiyi görmeyi reddettiğinizde – en kötü ruhsal saldırıyı yapmış oluyorsunuz – çünkü onlardaki Işığı bulabilme kabiliyetine karşı şahitlik etmiş oluyorsunuz, onlardaki karanlığa tanıklık etmiş oluyorsunuz ve onlardaki karanlığın kalpleri ve zihinleri üzerine güç kazanmasına tanıklık etmiş oluyorsunuz.
Düşmanca davranan bir kalabalık, düşmanca davranan biri, düşmanca davranan bir sevgili – sizi aşağılayan birinin yıkıcı gücünü hissetmişsinizdir.
Olaylara bu şekilde bakarak teslim olmayın!
Diğerlerindeki Işığa tanıklık edin!
Tartışmasız ilahi ışık her erkek, kadın ve çocuğun kalplerinde parlamaktadır – sadece açığa çıkmayı beklemektedir.
Birinin içindeki ilahi ışığı çağırdığınızda onların bilinçlerindeki ışığın da güçlenerek galip gelmesini sağlamış olursunuz.
İlahi tanıklığınızın gücü diğer insanların zihinlerindeki gerçeği de ortaya çıkarır.
Kalplerindeki sevgiyi ortaya çıkarır.
Ruhlarındaki zarafet ve güzelliği de ortaya çıkarır.
İlahi tanıklık şiddetsizliğin (pasif direnişin) en güçlü şeklidir, çünkü şiddetin kaynağını şifalandırır – düşmanlarınızı dosta çevirir – onların berbat ve yanlış olduklarını düşündüğünüzde bile.
Işığı göremediğiniz yerlerde siz kendi ışığınız olun.
Kendi içinizdeki ilahi kıvılcımı ortaya çıkarın – ve onu size karşı gelenlerin içinde de ortaya çıkması için çağırın.
Kalbinizdeki ilahi kıvılcım bilincinizin parlayan ışığı aracılığıyla diğerlerindeki o kıvılcımı da ateşler.
Buna tanıklık edin.
Bunu güçlendirin.
Bunun için ısrar edin.
Kendi içimdeki gerçek senin içindeki gerçeği çağırır –
çünkü sadece bunun için tanıklık edeceğim.
Sadece bunu görmek için kararlıyım.
Sadece buna şahitlik edeceğim.
Alıntı

Moğolistan’daki Saklı Dukha Kabilesinin Gerçek Olamayacak Kadar Büyülü Hikayesi Ve 14 Fotoğraf

dukha-kabilesi-1[1]

 

İnsanlık modern çağın getirileriyle beraber eski yaşayış biçiminden neredeyse tamamen kopmuş durumda. Ancak hala yerkürenin çeşitli bölgelerinde saklı kalmış birkaç topluluk, atalarından miras kalan yaşayış biçimlerini ve kültürlerini devam ettiriyor. Moğolistan’ın göçebe kabilelerinden Dukhaların yaptığı şey de tam olarak bu.

dukha-kabilesi-2[1]

 

Dukhalar Mogolistan’ın aynı bölgesinde asırlardır, yaşayış biçimlerini hiç değiştirmeden hayatta kalmaya devam ediyorlar. Onları özel kılan şey ise, vahşi hayvanlarla aralarındaki inanılmaz bağ.

dukha-kabilesi-3[1]

Hatta hayvanlarla kurdukları bu bağ o kadar köklü ve derin ki, birçok fotoğraf karesi adeta kurgulanmış fantastik bir film sahnesi gibi büyülü.

dukha-kabilesi-4[1]

Fotoğrafçı Hamid Sardar-Afkhami birkaç günlüğüne bu saklı kabilenin arasına karışarak, onların gündelik yaşamlarını kayıt altına almayı başardı.

dukha-kabilesi-5[1]

Dukhalar ile ilgili en çarpıcı şey ise, doğal ortamlarında oldukça vahşi olan ve evcilleşmesi mümkün gözükmeyen, Ren geyikleri ile kurdukları inanılmaz bağ. Öyle ki, Dukhalar, Ren geyiklerini at misali taşımacılık için dahi kullanabiliyorlar.

dukha-kabilesi-6[1]

Çocuklar daha küçük yaşlardan itibaren, ren geyikleri ve diğer hayvanlar ile nasıl iletişim kurulması gerektiği konusunda eğitiliyor ve hayvanlara saygı duymaları sağlanıyor.

dukha-kabilesi-7[1]

Saygı ve sevgiyle yaklaşılan vahşi ren geyikleri, zamanla en savunmasız insan yavrusuna dahi kibar davranan sevecen bir canlıya dönüşüyor ve insanları kendi türündenmişcesine benimsiyor.

dukha-kabilesi-9[1]

Dukhalar, bölgede “Tsaatan”lar olarak biliniyorlar. Bu kendi dillerinde tam olarak “ren geyiği sürenler” anlamına geliyor.

dukha-kabilesi-10[1]

Ancak bu kabilenin soyu giderek azalıyor. Bugünlerde sadece 44 Dukha ailesi kaldı. Toplam sayıları ise 200 ila 400 arası olarak tahmin ediliyor.

dukha-kabilesi-11[1]

 

Son yıllarda, bazı turist gruplarının keşfiyle onlar için yeni gelir kapılarıda açılmış. Turistler, onların ritüellerini ve yaşayış biçimlerini görebilmek için, bölgeye turlar düzenlemeye başlamışlar bile.

dukha-kabilesi-12[1]

Şamanizm inancını hala sürdüren topluluğun, hayvanlarla olan ilişkisi sadece ren geyikleriyle sınırlı değil. Bu kabilede, başka hiçbir toplulukta görülemeyecek biçimde köpek değil “kurt” eğitiliyor.

mogolistan-1[1]

Normalde birbirlerine düşman, av ve avcı olarak bölgede bulunan kurtlar ve ren geyikleri, Dukhaların eğitimleriyle bir arada yaşamayı öğrenmişler ve yan yana sorunsuz bir şekilde bulunabiliyorlar. Öyle ki, Dukhalar kendi topluluklarını kurtlar, geyikler, kartallar, ayılar ve insanlardan oluşan bir sürü gibi görüyor.

mogolistan-dukha[1]

Evet dukhaların hayvanlarla ilişkileri sadece ren geyiği ve kurtlar değil çevredeki neredeyse tüm hayvanları kapsıyor. Altın kartalları da Dukhalarla beraber avcılık yapabiliyorlar.

dukha-kabilesi-8[1]

Dukhalar hayvanlarla aralarında ruhani bir bağ olduğuna inanıyor. Örneğin ayılar başka insanlara karşı saldırgan tutum sergileyebilirken, Dukha kabilesinden birine karşı oldukça itaatkar ve nazik olabiliyor.

mogolistan-1[1]

 

Neredeyse tamamen unutulmuş bu Moğol kabilesi, hayvanlarla kurdukları bu derin bağla, bizlere insanoğlu olarak aslında hala doğanın bir parçası olduğumuz gerçeğini tekrar hatırlatıyor…

http://filoji.com/mogolistandaki-sakli-dukha-kabilesinin-gercek-olamayacak-kadar-buyulu-hikayesi-ve-14-fotograf/

MUTLAKA OKUYUN TEŞEKKÜRLER 😍

28471634_2045911072320447_8602354530568184694_n[1]
Kadın her gece uyumadan dua eder ve Allah’a şükrederdi. Bir gece uyumadan şöyle bir şükür duası etti:
Allah’ım! Şükürler olsun ki sabaha kadar kocamın horultusunu duyuyorum. Demek ki o yaşıyor.
Allah’ım! Şükürler olsun ki kızım bulaşıkları yıkadığı için her gün şikayet ediyor. Demek ki o evdedir ve sokaklarda gezmiyor.
Allah’ım! Şükürler olsun ki vergi veriyorum. Demek ki bir mesleğim ve gelirim var ve işsiz değilim.
Allah’ım! Şükürler olsun ki giydiklerim bana dar geliyor. Demek ki yemek için yeterince yemeğim var.
Allah’ım! Şükürler olsun ki gün bitiminde aşırı yorgunum. Demek ki henüz zor işleri yapabilmekteyim.
Allah’ım! Şükürler olsun ki yerleri ve pencereleri silip temizlemekteyim. Demek ki bir evim var.
Allah’ım! Şükürler olsun ki bazen hastalanmaktayım. Demek ki zamanımın çoğunda sağlıklıyım.
Allah’ım! Şükürler olsun ki aldığım hediyelerle param azalıyor. Demek ki kendilerine hediye alabilecek sevgili yakınlarım ve dostlarım var.
Allah’ım! Şükürler olsun ki her sabah saat sesiyle uyanıyorum . Demek ki henüz yaşamaktayım.
GERÇEKTEN ŞÜKRETMEMİZ GEREKEN VE ŞÜKRETMESİNİ UNUTTUĞUMUZ NE KADAR NİMET VAR.
ALLAH’IM! VERDİĞİN TÜM NİMETLERE ŞÜKÜRLER OLSUN🥀🍂🌾

Burcunuza Göre 2018 Yılında Nasıl Hareket Etmelisiniz? – Burcunuzun 2018 Tavsiyesini Öğrenin!

2018-burçlar-1024x538[1]

Bu yıl hayatınıza büyük şans getirirken, size mutlaka öğrenmeniz gereken bir ders de verecek.
Burcunuza göre karşılaşacağınız sorunlar ve almanız gereken dersler;

1. Koç (21 Mart – 19 Nisan)

Bir koç burcu olarak, hırslı ve çok çalışkan olmanız bakımından dikkat çekersiniz. Bu özellikleriniz sayesinde kariyer yaşamınızda alacağınız geri dönüşler genellikle olumlu olacaktır. Kariyerinizde elde ettiğiniz başarıların ilişkilerinize olan etkisini de hissedeceksiniz. Bu esnada kendinizi sadece kariyerinize odaklamamalı ve hayatın sadece mesleğinizden ibaret olmadığını anlamanız gerekir. Kariyerinizde ilerlemek isterken, hırslı yapınız sizi çok fazla çalışmaya zorlayabilir ve sevdiğiniz insanları ihmal edebilirsiniz. Bu yıl sizi sosyal hayatınız ve iş yaşantınız arasındaki denge kurmak konusunda zorlayabilir. İlişkileriniz için de vakit ayırmaya özen gösterin.
2. Boğa (20 Nisan – 21 Mayıs)

Bu yıl boğaların biraz sakin kalmaları gerekiyor. Bir boğa burcu insanı iflah olmaz şekilde inatçıdır. Bir anlaşmazlık esnasında sakin kalabilmeleri asla mümkün değildir ve çatışmaya asla son vermezler. Bu yıl biraz durulmaya ve bir anlaşmazlık içerisinde olduğunuz zaman karşılaştığınız konuları uzatmadan bir son vermeye çabalayın. Anlayışlı ve barışçıl olabilirseniz, arkadaşlarınızın ve çevrenizin gözünde yükseleceksiniz.
3. İkizler (22 Mayıs – 21 Haziran)

İkizler burcu olarak insanların etrafınızda olmasından hoşlanıyorsunuz. Üstelik bu özelliğiniz yüzünden size iyi gelmeyen ilişkilere dahi ısrarla tutunmaya çalışan bir yapı sergiliyor olabilirsiniz. Bu yıl size iyi gelmeyen insanlardan kurtulmanın tam sırası. Artık gemileri yakmanın vakti geldi de geçiyor bile. Değerinizi bilmediğini düşündüğünüz insanları hayatınızdan çıkarmaktan korkmayın.
4. Yengeç (22 Temmuz – 22 Ağustos)

Uzun zamandır düşündüğünüz bir tatil fikri varsa, bu yıl harekete geçmenin tam zamanı. Bu yıl yengeç burçlarını korunaklı bölgelerinden dışarı adım atmaları için zorlayacak. Hayatı kaçırıyormuş ve doya doya yaşayamıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Rahatınızdan vazgeçin ve hayatınızın tadını çıkarmak için omzunuzdaki yüklerden kurtulup yola koyulun. Bu yıl ihtiyacınız olan tek şeyin bu olduğunu anlayacaksınız.
5. Aslan (23 Ağustos – 22 Eylül)

Bu yıl kendinize olan güveniniz açısından birtakım sıkıntılarla karşı karşıya kalabilirsiniz. Başkalarının fikirleri sizin için daha önemli hale gelebilir. Fakat bu yıl vermeniz gereken en önemli sınav, başkalarının onayına ihtiyaç duymadan kendi seçimlerinizin peşinden cesur bir şekilde gidebilmeniz olacak. Söz konusu kendi hayatınızsa ipleri elinize almalı ve dışarıdaki sesleri olabildiğince duymamalısınız.
6. Başak (23 Ağustos – 22 Eylül)

Bu yıl başaklar hayata ve insanlara karşı realistik ve sorgulayıcı bir tutum sergileyecekler. İnsanlardan birtakım beklentileriniz var ve istediğiniz geri dönüşleri almadığınız takdirde hayal kırıklığı yaşıyorsunuz. Bu yüzden bu yıl beklentilerinizin karşılığını alamayacağınız bir yıl olabilir. Almanız gereken ders beklentilerinizi düşük tutmanız olacaktır.
7. Terazi (23 Eylül – 22 Ekim)

Düşünceli ve özverili yapınızdan ötürü kendinizi ihmal ediyorsunuz. Bu yıl almanız gereken en büyük ders kendinizi hayatınızın merkezine koymanız olacaktır. Kendinizi ihmal etmeyin ve önceliği kendinize vermekten çekinmeyin. Etrafınızdaki insanları mutlu ederken kendiniz için yeterli enerjiyi sağlayamıyorsunuz.

8. Akrep (23 Ekim – 22 Kasım)

Uzun zamandır yaşadığınız iç çatışmalara son vermek için en doğru yıl bu yıl olabilir. İçinizde biriktirdiğiniz öfkeler sizin yolunuzda engeller oluşturuyor. Bazı insanlara karşı içinizde kin besliyor olabilirsiniz. Buna son vermeniz bu yıl hayatınızda olumlu değişikliklere yol açacak. Kendinizi öfkenize kaptırmamaya gayret edin. Sadece akışa güvenin.
9. Yay (23 Kasım – 21 Aralık)

Bu yıl bir Yay burcu olarak problemlerinizle yüzleşmeyi öğrenmeniz gerekiyor. Gezginci ve seyahat etmeyi seven bir ruhunuz var. Aylak aylak dolaşmak en sevdiğiniz şeylerden biri. Fakat gerçek şu ki, yaptığınız kaçamaklar aslından sorunlardan kolayca kaçmanıza yardımcı oluyor. Bunun farkında olduğunuz için sürekli uzaklaşmak istiyorsunuz. Kendinize daha fazla güvenmeniz gereken bir yıl. Yolunuza çıkan tüm engellerden ancak böyle kurtulabilirsiniz.
10. Oğlak (22 Aralık – 20 Ocak)

Bu yıl öğrenmeniz gereken en önemli şey yaşınız kaç olursa olsun kendi hayatınızla ilgili detayların farkına varmak. Bir şeylerin değişmesi gerektiğini biliyor ancak bununla ilgili harekete geçmiyorsunuz. Sizi mutlu edecekse, bazı şeylere son verme cesaretini göstermelisiniz. Eğer mutluluğu yakalamak istiyorsanız, bu yıl hayatınızda değişiklikler yapmaktan korkmamanız gerekiyor.
11. Kova (21 Ocak – 18 Şubat)

Sevdiğiniz insanlara sevildiklerini hissettirmek için çaba göstermeniz gereken bir yıl olacak. Bir Kova burcu olarak, hayatın sadece mantığınız üzerine kurulu olmadığını öğrenmelisiniz. Hayat, insanlarla duygusal bağlar kurabilmenin verdiği güven duygusuyla daha huzurlu hissettirir. Daha mutlu bir hayat yaşamak istiyorsanız duygularınızı ifade etmekten çekinmeyin.
12. Balık (10 Şubat – 20 Mart)

Bu yıl paranoyalarınızı azaltmanız gereken bir yıl. Bir balık olarak, tanıştığınız herkesle ilgili birtakım şüpheler barındırmaya eğilimlisinizdir. Dünyadaki herkesin sizin canınızı yakmaya çalıştığına inanabilirsiniz. Fakat size zarar veren bu düşüncelerinizden kurtulmanın sırası geldi. Geçmişte birçok kez yaralanmış olmanız size yaklaşmaya çalışan herkesin kötü olduğu anlamına gelmez. İnsanların içindeki iyilikleri görmeye çalışın. Çünkü kimse kusursuz değildir.

http://filoji.com/burcunuza-gore-2018-yilinda-nasil-hareket-etmelisiniz-burcunuzun-2018-tavsiyesini-ogrenin/

Kanseri ve astımı düzenli kullanıldığında yok ediyor…

27750912_436050133475818_7302015482209178399_n[1]

Ünlü İslam Bilgini İbn-i Sina’nın mucize tarifi… Öyle bir tarif ki, kanseri ve astımı bile düzenli kullandığınız da yok ediyor…

Kuru İncir’i yıkayıp suyunu sızdırın ve kuşbaşı doğrayıp, hakiki zeytinyağıyla bir kavanoza doldurup kapağını sıkıca kapatın.

3-5 gün kavanozu karanlık bir yerde bekletip sabah-akşam aç karnına yiyin.

Ve İbn-i Sina şöyle diyordu: ” Ben nice umutsuz vakalar gördüm Cenab-ı Hak, bu vesileyle şifa verdi…

GÜLMENİN MUCİZEVİ YARARLARI

fdd3dea7-0ede-4736-8939-ccf85afde491[1]

 

“Gülünce gözlerinin içi gülüyor…
Kendimi senden alamıyorum…” Ülkü Aker’in şarkı sözleri…
İnsanla ve insan duygu düşünce ve davranış sistemiyle ilgilenen bütün uzmanlar, gülmenin faydalarını bedensel, zihinsel ve ruhsal açıdan merak eder ve bu konu üzerinde yoğunlaşırlar.
Sinir,öfke,korku vb.. olumsuz duyguların insan bedeninde yarattığı gerilim ve streslerin bağışıklık sistemini zayıflatarak, hastalıkların saldırılarına açık hale getirdiği bilinir. Olumsuz duyguların gerilim ve baskıları bağışıklık sistemini baskılayarak, fiziksel ve psikolojik zayıflamaya neden olur.
Daha uzun ve mutlu ve sağlıklı yaşamın önemli parametrelerinden birisidir; gülmek. Yapılan araştırmalarda da gülen insanların gülmeyen, asık suratlı ve gergin insanlardan daha uzun yaşadığı sonuçlarına varılmıştır.
Yapılan araştırmalarda çocukların günde ortalama 400 kere güldüğünü, buna karşın yetişkinlerde bu oranın 17 kere olduğu saptanmış. İngiliz bilim adamlarının yaptığı araştırmada ise bir içten kahkahanın ürettiği seratonini 25 bin dolarlık çikolata ile yapabiliyor insan. Bir kahkaha= 25 bin dolar…
Gülmek haz veren eylemler içinde. Gülmenin yarar ve faydaları sınırsız. Bilinen bazıları:
• Bağışıklık sistemini güçlendirir
• Kalbi güçlendirir
• Soğuk algınlığından korur
• Şeker hastalığına karşı korur
• Tansiyonun dengede kalmasını sağlar
• Vücuttaki ağrıların azalmasına neden olur
• Mutlu hissettirir
• Saldırgan ve sinirli olmayı engeller
• Fiziksel olarak iyi hissetmenizi sağlar
• Sindirime yardımcı olur
• Kötü huylu tümörlerle mücadele eder
• Tümör, kanser ve virüslerle savaşan antikor hücrelerini artırması
• Psikolojik tedavi yöntemi olarak kullanılması.
• Kasları rahatlattığı için insana dinginlik ve ferahlık vermesi
• Stresi yok eder
• Strese bağlı olan sorunları ortadan kaldırmaya yardımcı olur
• Stressiz bir hayat yaşamanızı sağlar
• Olumlu ve pozitif düşünme modunda tutar
• Cinsel yaşamın daha iyi olmasını sağlar
• Beyini sakinleştirip, oksijen miktarını ve kan basıncını düzenlemesi
• Sindirim için faydalıdır
• Şeker hastalığında yararlı etkileri bulunmaktadır.
• Vücuda endorfin yani mutluluk hormonu salgılatır
• Bedene adeta spor yaptırır. Bedenin üst kısmındaki tüm kasları, iskeleti, sinirleri ve iç organlarınızı çalıştırır.
• Başarıyı olumlu yönde etkileyen motivasyonu sağlar
• İletişimlerde çevreye ve kendine güvenmeyi geliştirir
• İnsanlarla kolay iletişim kurmayı sağlar
Gülmek için insanın yüzünde 15 kadar kası kullanması gerekirken, somurtmak için 40 kadar kas kullanmak gereklidir. Hangisi daha kolay! Buna siz karar verin… Faruk Acarsoy

UZUN ÖMÜRLÜ VE SAĞLIKLI YAŞAMANIN REÇETESİ.🤗

462624-3-4-bf01f[1]

1) Günde 7 ceviz
2-3 ay boyunca günde 7 ceviz yemek obezite riskinizi düşürür. Haftada 5 gün çiğ kuruyemiş tüketmek yaşam sürenizi 3 yıl uzatabilir!
2) Yatağa bir saat erken girin
7 saatin altında uykunuzdan kaybettiğiniz her saat kalp krizi ve felç riskinizin 16 kat artması anlamına gelir. Ama geceleri bir saat erken uyumak yaşam sürenizi uzatır.
3) Günde en az 20 kahkaha
Kahkaha atmak bağışıklık sistemimizi güçlendirir ve kalori yakmamıza yardımcı olarak yaşam süremizi uzatır. Sık sık kahkaha atarak yaşamınızı uzun tutun.
4) Yüzde 80 doymak yeter
Eğer %80 doyduğunuzda yemeyi bırakırsanız vücudunuzda hücrelerinizi yaşlanma hasarına karşı koruyan bir metabolizma gelişir ve daha az yaşlanırsınız.
5) Mor besinleri tüketin
Yabanmersini, nar, kırmızı şarap gibi mor tonlarındaki besinleri tüketerek nöronlarınızı koruyabilir ve beyninize giden kan akışını arttırabilirsiniz.

6) Haftada 3 orgazm
Yapılan yeni araştırmalar haftada 3 kez orgazm olmanın 12 yıla kadar daha genç görünmemize yardımcı olabileceğini gösteriyor.

NASIL AFFEDEBİLİRİZ.? 🤗⚘

ruhveakilsagligi1[1]
1. Önce acıyı travmayı kabul etmek ve yüzleşmeye kendimizi hazır hissetmek.
2. Kendimizi tanımak bu süreç icarsında bir yandan kendimizi affetmeye de başlamak.
3. Basamak: sınırlarımızı çizmek. Kendimize güvende hissettiğimiz bir alan yaratmak… Yani “Tamam. Bugüne kadar yaptığın yanlıştı. Kötüydü. Bana acı verdi. Ama artık dur. Bundan sonra buna izin vermiyorum.” diyebilmek ve bu sınırı koymaya karar vermek.
4. Kendi duygusal tepkilerimizle yüzleşmek. Değişecek olan Diğer insan değil, biziz. Yanı beklenti ondan değil kendimizden.
5. Öfkemizi kullanacağız… Önce kendi öfke ve çaresizlik hislerimizi fark edeceğiz. Öfke enerjimizle sınırlarımızı yeniden belirleyeceğiz.
6. Affetmenin kısa yolu sınırlı tarifeleri yoktur. Bir süreçtir sabır gerekir. Herkes için farklı yaşanır.
7. Objektif olarak bize acı veren durumla yüzleştiğimiz zaman derin bir mutsuzluk ve yoğun bir öfke korku hislerinden sonra gerçek uyanış baslar ve yeniden sevme gücünü kazanma sansını elde ederiz.
8. Bütün bunları yapmadan affetmeye çalışmak sağlıklı ve yararlı olamaz. Eğer biz bir cesaret yüzleşmezsek travma kendini değişik kılıflarda obje değiştirerek yine karsımıza çıkarak tekrarlayacaktır. Bazen de ” marazı ask” kılıfı altında çıkacaktır karsımıza. Marazı ask çocuklukta yarım kalmış öfke ve obsesyonun erişkinlikte yeniden yaratılmış halidir.
9. Duygularımız bilinçaltımızın tercümanıdır. Duygularımızı dinlemeyi anlamayı öğrenmeliyiz ve duygularımızın rehberliğini izin vermeliyiz. Acılarımızı dolu dolu yasamadan yapılan affedişler gerçek affediş değildir, affettiğimizi söyleriz ama acı bilinçaltına gömülür hiç olmadık yerde hiç olmadık şekillerde farklı objelere yansımalarla patlamalar yasarız. Bu da bize zarar verir.
10. Affettikçe bir zamanlar gözümüze canavar gibi görünen insanın gittikçe boyutu gözümüzde küçülür… Bizi bilinçli kırmaya çalışan ya da kotu niyetli davranan zarar veren kişi zaten kendi yarattığı cehennemi yasamaktadır. Zaten yaşamında mutlu olsa kendiyle barışık olsa hiç bunları yapar mı? Başkalarına zarar verme güçsüzlerin sevecenlik affedicilik güçlülerin işidir.
11. Çocukluk döneminin travmalarıyla yüzleşmek çok önemlidir Yoksa eşimizle olan yaşantımızda patronumuzla ilişkilerimizde hemen aynı sorunlar karsımıza çıkıverir. Örn: Çocuğunu sevgiyle boğan kontrolcü ebeveyn kendi doğrularını empoze etmeye çalışan mükemmeliyetçi ebeveyn babaların yönettiği yaşamlar sevgi nefret ilişkisi yaratabilir. Bunları bastırmaya çalışırsak ruhsal gelişimin yolunu tıkarız… Derken önce ruh hastalanır. Sonra beden.
12. Gerçek affediş zarar veren kişi için ” Sen kendi öfkeni kusuyordun ama bu bana zarar veriyordu. Artık bana zarar veremezsin. İzin vermiyorum. Bitti. Artık benim üzerimde hiçbir gücün yok. Ben özgürüm.” diyebilmek hissedebilmek ve karar vermektir.
13. Öfke enerjisinin görevi bize yeniden sınırlarımızı belirlemek gücünü vermektir. Onun için ikisi aynı süreç içerisinde yaşanır.
14. Acıyı ilaçlarla uyutmaya ve gömmeye çalışmak bir tedavi yolu değildir. Kendimize yönelik işlediğimiz bir suçtur. İlaç tedavi etmez sadece semptomları geçici olarak bastırır. Kökten iyileşme ancak farkındalıkla ve kendini derinden tanıma süreciyle olur. Bedensel hastalıklar da duyguların hastalığıdır. Tedavisi yine duyguların açığa cıkmış enerjisi ile sağlanır.
15. Duyguları ifade etmek bastırmaktan daha sağlıklıdır. Ama ideal yol duygularımızı rehber alarak onları kanalize edebilmektir. Duygularımızı bastırırsak kendimize zarar veririz. İfade edersek karsı taraf incinebilir. Ama kanalız eder yanı yüzleşerek sınırlarımızı net bir şekilde çizersek bu zarara izin vermemiş oluruz.
16. Affettiğimizi nerden anlarız? Artık o insandan korkmuyorsak özellikle de onun da iyileşmesi için duacı isek basına kotu bir şey gelsin ya da mutsuz olsun beklentisinde değilsek ve o kişiyi kendisiyle baş başa bırakabiliyorsak o kişinin adı geçtiğinde artık yüreğimizde acı hissetmiyorsak bilelim ki affetmişiz. Lütfen bunu fark ettiğimiz gün kendimizi kutlayalım. Ama unutmayalım ki bu bir süreçtir. Yas sürecidir. Zaman ve sabır gerekir. Zoru başarmaktır.
17. Affetmek kimseye yaptığımız bir iyilik ya da yücelik halı değildir. Sadece kendi ruhumuzu tedavi etme ve iyileştirme sürecidir.
PEKI AFFETMEZSEK NE OLUR?
Sürekli bir güçsüzlük acizlik duygusu içinde oluruz. Kendimizi sık kurban ilan edebiliriz. Çaresizlik yakınmalarımız hep değişik objeler aracılığıyla gündeme gelir. Zira tüm onları yapan “kotu kişi ” olacağı için biz otomatik olarak “iyi kişi” konumunda oluruz.
Affetmediğimiz surece içimizde derinlerde devamlı bir haddini bildirme arzusu intikam duygusu gurur kıskançlık pişmanlık kendimizi hep hakli gösterme çabası zannedilen bir reddedilmişliğin incinmişliği sevgisizlik affedemeyeceğine inanma obur kişinin mutluluğunu istememe gibi negatif duygular içersinde olunur.
Veeee tüm bunların sonucunda:
Hayır deme zorluğu yanı kendi bireysel sınırlarını koyamama
farkında olmadan kendini cezalandırma ( Çünkü bu duygular arzular ve hırslar bilincin derinliklerinde “suçluluk hisleri” yaratacaktır ve bilinçaltı ” suçlular cezalandırılmalıdır” komutu verecektir..
Güzelliklerden mahrumiyet ve utanç,
Zarar verici ilişkiler,
Dürtüsel zarar verici davranışlar
Bağımlılıklar
Kazalar
Hastalıklar
Depresyon
Yabancılaşma yalnızlık,
Büyüyememe
Risk alamama
Mutlu aile kuramama
Başkalarının hayatlarını yaşama vs olacaktır
Hiç bir şey için geç değildir.

Bu taşların hangisini seni kendisine çekiyor

5fdc304bc4337b9f8cc9b8c389190df4_800x420[1]

1 )Jasper taşı parlayan kırmızı rengi ile mizahı temsil eder ve Balık ile Koç burcunun koruyucu taşıdır. Ayrıca romantiği temsil eder ve taşıyıcının iyi ruhunu etkiler. O uzun ve memnun edici bir hayatı vaat ediyor. Sen çok enerjiksin ve enerjini başka insanlara da aktarabiliyorsun. Ayrıca insanları çok iyi bir şekilde çözersin ve iyi ile kötüyü çok çabuk birbirinden ayırabiliyorsun.

2 )Malakit göze çarpan yeşil rengi ile macera isteğini temsil eder ve Oğlak ile Kova burcun koruyucu taşıdır. Ayrıca hayat sevinci anlamına gelir ve bu taşı taşıyan insanın güçlü kalbini daha da güçlendirir. Sen romantik birisin ve başkaları ile yoğun ilişkiler ve duygular yaşamayı seversin. Sen kararları vermeden çok iyi düşünürsün ve böylece serin akla sahip olursun.

3) Lapis Lazuli taşı gök mavisi ile sadıklığı temsil eder ve Boğa ile İkizlerin koruma taşıdır. Ayrıca kozmopolitliğin anlamına gelir ve taşıyıcının iyimserliğini etkiliyor. Buna ek olarak taşıyıcının çekici biri olmasını sağlıyor ve tüm gözleri üzerine çekiyor. Ayrıca hayatının her anını dolu dolu yaşamak istiyorsun ve her durumdan maksimin eğlenceyi sağlamak gibi bir hedefin vardır.

4 )Sitrin güneş gibi parlayan sarı rengi ile tutarlı olmayı temsil eder ve Akrep ile Yay burcunun koruyucu taşıdır. Ayrıca taşıyıcısının ışıltısını arttırır ve doğal güzelliğine güzellik katar. Topladığı enerji ile taşıyıcısını hele geceleri kötü ruhlardan korur. Ayrıca zamanına çok önem verirsin. Attığın her adımda hayatta ilerlemeye önem verirsin. Böylece gün ve gün kendini daha çok geliştiriyorsun ve iyi yolda olduğunu hissettirir.

5) Pirit güçlü gümüş rengi ile empati gücünü temsil ediyor ve Başak ile Terazi burcun koruyucu taşıdır. Pirit ayrıca hastalıkları önlemek ile bilinir, sağlıklı bir yaşam için katkıda bulunur ve böylece taşıyıcının genel refahını arttırır. Buna ek olarak yaratıcı birisin ve sürekli yeni fikirler yaratırsın. Bu fikirleri oluşturarak huzur buluyorsun ve yeni projeler için daha çok güç topluyorsun.

6 )Kaplangözü parlak altın rengi ile neşeyi temsil ediyor ve Yengeç ile Aslan burcunun koruyucu taşıdır. Çoğu zaman taşıyıcının başka insanların gözündeki değerini arttırıyor ve güzelliğini muazzam bir anlamda arttırır. Ayrıca anılarını onur içinde tutan bir insansın. Geçmiş zamanı çok iyi hatırlıyorsun ve çocukluğunda geçirdiğin o güzel günler için tekrar tekrar seviniyorsun.

 

YAŞAMDA İSTEKLERİNİZE ULAŞMANIN SIRRI NEDİR?

28277098_1716511521739951_2471515962821682680_n[1]

 

 

YAŞAMDA İSTEKLERİNİZE ULAŞMANIN SIRRI NEDİR?
✍🏻Evrende boşluk yoktur, yani bir şey doluyken onun yerine hiç bir zaman başka bir şeyin gelmesi mümkün değildir.
✔️Örneğin; aşık olmak istersiniz fakat hayatınızdan çıkaramadığınız, iyi kötü giden bir ilişkiniz vardır. Onu bitirmeden başka bir duyguya, aşka, sevgiye tam anlamıyla sahip olmanız mümkün değildir. Tam tersi kafa karışıklığı içinde başlamaya çalıştığınız ilişki bu frekansla asla sağlıklı olmayacaktır. Önce geçmişteki ilişkiyi ruhen ve zihnen hayatınızdan çıkarmalısınız. Bir şeyi bırakarak başka bir şeyi hayatınıza çekebilirsiniz. Giden bir şeyin yerine her zaman yenisi gelir ve kapanan her kapı yeni bir kapının açılacağının müjdecisidir.😉
Fakat bırakmayı bilmez, geçmişte olandan medet umar, duygusal bağı koparmaz, beklerseniz hep orada kalır adeta arafta yaşarsınız.
🌪Siz bıraktım vazgeçtim desenizde zihninizden çıkarmadığınız sürece, o şeyin enerjisi hayatınızda varolmaya devam eder. Ve asla yeniye yer açılmaz. Eğer yaşamınıza yeni olana yer açmak istiyorsanız geçmişi zihninizden temizleyip göndermelisiniz.
YAŞAMIN ALMA VERME DENGESİ;
Parasızlıktan, bereketsizlikten ve para akışının kesilmesinden bahsediyorsanız alma verme dengenizi sorgulayın.
✔️Gardırobunuzu, mutfağınızı, çantalarınızı, ayakkabılarınızı kullanmadıklarınızı ihtiyacı olanlarla paylaşıyor musununuz?
👉🏻Hayvanlara sevgi gösteriyor yiyecek ve su veriyor musunuz?
👉🏻İnsanlara trafikte yol veriyor musunuz?
👉🏻Arabanızla işe giderken, komşularınıza veya otobüs duraklarında durup aynı yöne gidecek olanları aracınıza davet ediyor musunuz?
👉🏻Başkaları için dua ediyor musunuz? 👉🏻İnsanlara hoşgörülü olabiliyor musunuz?
👉🏻Borçlarınıza sadık kalıp zamanında ödemeye gayret ediyor musunuz?
Yaşamınızı sadece kendiniz odaklı bencilce yaşayarak idame ettirmek bedenen ve ruhen hayatî fonksiyonlarınızı durdurur. Yaşamı anlamsız bulur ve zevk alamaz duruma gelirsiniz. Evrende sen-ben ayrımı yoktur. Evren tektir ve bütündür. Bütünlüğü bozduğunuz an, sizde bir anlamda yaşamdan diskalifiye olursunuz. Evrende isteklerinize sahip olmanın en güçlü sırrı bu’dur. //Gülşah Kocatepe