Üstün Dökmen’in “Küçük Şeyler” Adlı Kitabından Manası Büyük 10 Alıntı

üstün-dökmen-sözleri[1]

 

 

1)Ekmeğe gösterdiğimiz saygıyı birbirimize göstersek, ne güzel olurdu.
Ben ülkemde yerdeki ekmeğe tekme atıldığını hiç görmedim. Ama yerdeki insana tekme atıldığını çok gördüm. Yerdeki ekmeklere gösterdiğimiz saygıyı birbirimize de göstereceğimiz günlerin gelmesini diliyorum.

 

2)Köy sakinIeri yağmur duasına çıkmışIardı. Bütün köy ahaIisi topIandı. İçIerinden sadece birinde şemsiye vardı. Bu inançtır.

3)İnsanoğlu bilmiyor, bilmediğini de bilmiyor.

4)Allah’ım bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirme gücü ver. Değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmemi sağla, ikisini ayırt edebilmem için de akıl ver.

5)Övgüde, iltifatta mehter adımı gidiyoruz da, olumsuzu söylemekte dörtnalayız.
Siz muhteşem bir evrende yaşayan ve onu beyninde taşıyabilen bir varlıksınız.
Madem böyle muhteşem insanoğlu, o halde niçin böylesine yalnız, mutsuz ve öfkeli…

6)Yaşamınızda ki küçük şeylerde büyük tatlar bulmak sizin sorumluluğunuzdur.

7)Bir Çinli bilgenin sözü: Doğduğun zaman 1’sin,sapsade 1. Zamanla 1’in sağına sıfırlar eklersin; diplomaların olu, unvanların, rollerin, rozetlerin olur, evler, arabalar alırsın. Bunların her biri sıfırdır ama 1’in sağına eklendikçe senin değerin artar. Şu hale gelirsin:
100000000000…0
Bütün bu sıfırların ne zamana kadar değeri vardır? Sen hayatta olduğun sürece. Sen öldün, 1 gitti, 00000000…0 oldu, sıfırların hiçbir anlamı kalmadı. İşte “1” bizim psikolojik rollerimizi, 0’lar sosyal rollerimizi sembolize eder. Bütün 0′ lar gitse de , 1 hala elimizdedir ve onun değerini bilmeliyiz.
8)Varoluşumuzu yaşayamadığımız zaman sahip olduğumuz toplumsal rolleri, giderek öz varlığımızdan üstün tutmaya başlıyoruz!

 

9)Önemli olan,hata yapmamak değil,Yapılan hatalardan ders almak…

10) Bir yakınını kaybedenin yüreğinde o ilk gün kırk mum yanar, sonra her gün bir tanesi söner. Kırkıncı gün tek bir mum kalmıştır yanan; işte o hayat boyu sönmez. Ve insan sadece ölümle kaybetmez sevdiklerini…

Dünyanın En Mutlu İnsanı Olduğu İspatlanan Matthieu Ricard’ın Huzur Reçetesi

mutlu-adam-ricard[1]

 

Dünya’nın en mutlu insanı… Başlığın iddialı olduğunu mu düşünüyorsunuz? Evet bizce de öyle. Mutluluk görecelidir, neye göre dünyanın en mutlu insanı olunuyormuş? Aklınızdan bunlar da geçiyorsa bilin ki biz de o penceredeydik, biraz araştırıncaya kadar.

Matthieu Ricard ilginç bir adam. 20’li yaşlarına kadar Fransa’da yaşamış bir genetik bilimci. Mutsuzluğundan yola çıkarak, mutluluğu sorgulamaya başlıyor ve Fransa’daki güzel yaşantısını bırakıp Hindistan’a ve oradan Himalayalara geçiyor. Şimdi “Eeh oralara gitsem, şehir hayatından, iş stresinden kurtulsam, kendimi doğanın kollarına bıraksam ben de tabii mutlu olurum” diyebilirsiniz ancak Ricard ülkeden ülkeye seminerlere ve yardımlara koşan duyarlı, meşgul de bir insan. 4 ay boyunca yaklaşık 70 ülkeye iş seyahati yapıyor…
Ricard’ın mutluluk hormonlarının seviyesi, yaşadığı himalayalar kadar yükselmiş. Bilimsel deneyin sonucu onun dünyanın en mutlu insanı olduğunu söylüyor. Deneyin nasıl yapıldığını, nasıl bu kadar mutlu olabildiğini ve Ricard’ın mutluluğunuza yazdığı huzur reçetesini merak ediyorsanız buyrunuz…
Matthieu Ricard, Fransa’da Pasteur Enstitüsünde Moleküler Biyoloji okudu. 41 yıl önce Fransa’daki tüm rahat yaşantısını ve bilimsel çalışmalarını bırakıp, kendinde eksik hissettiği huzuru bulmaya Hindistan’a gitti

 

 

Hindistan’da Budizm okudu ve 30 yaşında keşiş oldu. Şimdi ise Nepal’de bir manastırda yaşıyor ve Dalai Lama’ya danışmanlık yapıyor.

Wisconsin Üniversitesi nörologlarından Richard Davidson, uzun zamandır meditasyon yapanların zihnini görünteleyebilmek üzerine bir çalışma başlattı. Matthieu Ricard’ın beyin aktiviteleri inanılmazdı…

Kafasına tam 256 elektrot yerleştirildi ve MR görüntülerine bakıldı. Beynin sol pre-frontal beyin zarında, bugüne kadar kaydedilen en yüksek seviyede faaliyet görülmüş. Mutluluğa dair çok yüksek bir kapasiteye sahip Ricard’ın beyni.
Basitçe şöyle açıklayalım; Bu bölgede değerler +0.3 ile -0.3 arasında ifade ediliyor. Ricard’ın -0.45’in üzerinde. Mutluluk hormonunun gösterildiği alanlar sürekli etkin ve kocaman!

 

 

Daha önce hiçbir Nörolojik testte bu orana rastlanmamış. Ayrıca Ricard’ın beyninde meditasyon sırasında bilinç, dikkat ve hafızadan sorumlu bölgeler de son derece aktif.

Nörolog Richard Davidson bu durumu şöyle açıklıyor;

“Nöroplastisite henüz bebeklik çağında olan bir alan. Biz son 12 yıldır meditasyonun, dikkatin, duygusal dengenin haritasını çıkarmak üzere çalışmalar yürütüyoruz. Toplamda 50,000 kez meditasyon yapmış, yani zihin eğitiminin uzmanı olan bu insanlarla yürüttüğümüz çalışmalarda elde ettiğimiz sonuçlar inanılmaz. Modern zamanlarda belki bizler buna çok fazla vakit ayıramıyoruz ancak günlük 20 dakikalık meditasyonun bile beyin üzerindeki gücü çok büyük.”
Dünya’nın en mutlu insanı Richard Matthieu’nun mutluluk ve huzura yazdığı reçetelerine biraz göz atalım;

-Dış dünyayı kontrol gücünüzün sınırlı, geçici ve hatta aldatıcı olduğunu kabul edin. İçinize bakmaya, orayı kontrol etmeye çalışın.
-Mutluluğu yakalamak istiyorsanız, çaba harcamanız, gelişmeniz gerektiğini kabul edin. Hayat sipariş kataloğu değildir.
-Öfkenizin farkına varırsanız, kendini besleyemez ve varlığını uzun süre sürdüremez, zamanla yok olur. Öfkenizin farkına varmayı alıştırma yaparak öğrenebilirsiniz. Zamanla öfkeye, grip kadar seyrek yakalanırsınız.
-Keyif ile mutluluğu karıştırmayın, keyif insanı yorar, tüketir. Mutluluk öğrenilmesi gereken bir yetenektir. Her insanda bu potansiyel vardır.
Zevk alma durumunu tadını sevdiğiniz bir pastaya benzetiyor. İlk diliminde güzel sonra biraz sıkmaya başlıyor ve en son tamamen tükeniyor isteğiniz. Maddeye bağlı tüm zevklerin sonu aynıdır ve gerçek mutlulukla karıştırılmamalı diyor.

Her şeye sahip olarak mutlu olabileceğini düşünenlerin, kendileri için mutluluğu baştan yıkıcı hale getirdiğini savunuyor. Ricard; “Mutluluğu oluşturan, huzur ve tamamlanma hissidir” diye belirtiyor.

 

En çok da “Bilinçliliğe” dikkat çekiyor. Ne demek istiyor?

“Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir. Bilinçlilik, saf kavramsal bir nitelik olduğu için, değişim için her zaman bir olasılık vardır…Bütün duygular geçicidir. Zihin eğitiminin temeli budur”.
Tüm duyguların tabiatının aynı olduğunu ve genel tek bir panzehirle hepsinden kurtulmanın mümkün olduğunu söylüyor.

Ricard; “Düşüncelerin zihnimize gelmesini durdurmak imkânsızdır ancak etrafınızdaki belirli bir sese ya da nefes alış-verişlerinize odaklanarak onları biraz olsun susturabilir, zihninizi rahatlatıp temizleyebilirsiniz. Zihninizin kölesi olmak zorunda değilsiniz”.
Ve ekliyor; Sağlıklı bir beyin, tıpkı bir ayna gibi olmalıdır. Nasıl bir ayna, farklı yüzleri gösteriyor ancak hiçbiri onun üzerinde yapışıp kalmıyorsa, düşüncelerimiz de zihnimizden aynı şekilde akıp geçmeli. Onların akışını izlemeliyiz; tutunup kalmamalıyız.

-Dikkatinizi özellikle nefes alış-verişleriniz üzerinde yoğunlaştırın. Bir süre sonra düşünceler gelecektir fakat bunu fark ettiğiniz anda tekrar nefesinize odaklanmaya başlayın. Geçmiş ya da gelecek yerine içinde bulunduğunuz âna odaklanmaya çalışın.
-Meditasyon, farkındalık ve duyarlılık yaratmakla ilgilidir. Örneğin anksiyete yaşıyorsanız, bunu durdurmaya çalışmak ve size kaygı veren düşünceleri unutmak mümkün değildir. Ancak duyarlılık ve gözlemcilik geliştirme yeteneği kazandığınızda, kaygınızı da tıpkı dışardaki seslerin akışını izlediğiniz gibi izleyip hissedebilirsiniz.
Meditasyonu ise piyano çalmaya benzetiyor. Her gün belirli bir süre piyano çaldığınızda nasıl bir süre sonra ustalaşmaya başlıyorsanız, meditasyonda da durum aynı bu şekildedir diye belirtiyor.

Matthieu Ricard’ın “Mutluluğa Övgü” isimli kitabı uzun süre bestseller’lar arasındaydı. Buradan reçetesinin tamamına erişebilirsiniz

Mert Kaya Nisan 4, 2017 ListeList Özel

MEKAN PSİKOLOJİSİNİ ETKİLEYEN 10 FAKTÖR

mekan-psikolojisi[1]
Büyük patlamadan insanın gelişimine bugüne kadar çok şey değişti. Bilim insanları bir ağacın dna’sı ile insanın dna’sı arasında çok az fark olduğunu söylüyorlar. Buda aslında hepimizin ortak hammededen yaratıldığının bilimsel kanıtı. Bu ortak hammadde doğanın her parçasında görülsede biz insanlar son üçyüz yıldır göçebe halde yaşarken son yüz yıldır kapalı mekanlardayız. Bizim bağımız, zamanımızın büyük bölümü ve motivasyonumuz özellikle son yüzyılda doğadan değil mekanlarımızdan geliyor.
Bilinçaltının canlı enerjisi gördüğü, algıladığı ve onun hakkında beynin yaptığı yorumlar ve geri bildirimlerle mekanla etkileşim halindedir. Beyin bazı algıladıklarını pozitif bazılarını negatif olarak ikiye ayırır. Mekan eğer ancak doğru tasarlanırsa beyne pozitif geri bildirim gönderir. Mekan hakkında memnuniyet, mekanın beğenilip beğenilmemesi önemli bir faktördür. Diğer önemli faktörleri şu şekilde sıralayabilirim:

1. ENERJİSİ: Herşeyin ama herşeyin bir enerjisi vardır. Mekanlarında enerjileri vardır. Doğum tarihleriyle gelen kişisel enerjileriyle mekandaki insanları farklı farklı etkilerler. Mekan sizin enerjinize uyumlu dekore edilmelidir.
2. RENK: Renk mekanın psikolojisini ve insanı etkileyen çok önemli bir faktördür. Mekanda yaratılmak istenen hareket biçimine ve motivasyona çok dikkat edilmeli ve bilimsel araştırmalara göre amaca uygun renkler kullanılmalıdır.
3. AYDINLATMA: Güneşin maksimum alınması stresi azaltır, mutluluk hormonlarının arttırır. Günışığı almayan mekanlarda günışığına en yakın doğal ışık tercih edilmeli, gece ve gündüz ayarları yapılmalı, aydınlatma aparatları estetik birer aksesuar olmalıdır.
4. TAVANLAR: Yüksek tavanlar özgürlük ve ferahlık hissini arttıtır, yaratıcılığı destekler. Kişilerin psikolojisini destekleyecek yükseklikte tavan yüksekliği bırakılmalıdır.
5. GENİŞLİK: Mekan yeterli genişlikte olmalıdır, fazla dar mekanlar stres yaratır, rahat dolaşım kısıtlanmamalıdır. Mekanda iş yapmak fiziksel olarak kolay olmalıdır.
6. BİTKİLER: Doğal elemanlar, bitkilerin varlığı stresi azaltır, havayı temizler, rahatlama sağlar.
7. DÜZEN: İnsan düzenden hoşlanır, düzen içinde sadelikle yaşayabilmek için detaylar en aza inmiş, karmaşadan uzak, gözü ve bedenini çok yormayacak mekanlar insana iyi gelir.
8. ISI: Mekan ısısı optimum düzeyde iyi ayarlanmalıdır, iyi ısıtılmamış veya soğutulmamış bir mekan insana huzur vermez, olumsuz etkiler.
9. MALZEMELER: Kullanılan malzemelerin soğuk ve sıcak malzemeler olması, ahşap, metal, yumuşak dokular ve kumaşlar konforu etkiler. En doğru malzeme seçimleri yapılmalıdır.
9. SES: Yüksek ses stres kaynağıdır ve konsantrasyon bozukluğuna sebep olur. Özellikle kalabalık mekanlarda tamamen ses yansıtan düz malzemeler kullanmak yerine ses emici yani keçe içeren malzemeler (hali ve kumaş, keçe içeren duvar kağıdı) gibi malzemeler kullanılmalıdır.
10. ESTETİK: Göze beğeniye hitap eden ,güncelleşmiş eskimemiş biçimler formlar ve desenler insana heyecan verir. Modern ve estetik yeni desenler insanları pozitif motive edecektir.

İşte tüm bu faktörlerin dengelenmesi ve iç mekan dekorasyonun amacı budur; yaratıcılık, huzur ve mutluluğu arttırmak… Eğer modunuzu değiştirmek istiyorsaniz işe mekanınızı değiştirerek başlayın…

Sevgilerimle,SİNEM OKTAY
http://www.sinemoktay.com/mekan-psikolojisini-etkileyen-10-faktor/Sinem Oktay

 

Bir limonun kabuğu, limonun içindeki sudan ”10 kat” fazla vitamin barındırır…

27972793_10215959673533242_2706567205614242959_n[1]

Dünya’da en çok israf edilen şeylerden biride suyu sıkılmış limon kabuğudur. Genelde çöpe atılır. Oysaki buzdolabında dondurup, yeri gelince yemeklerde yada içeceğinizde kullanabilirsiniz.

Bir limonun kabuğu, limonun içindeki sudan ”10” kat daha fazla vitamin barındırır..! Bu kabuk kanserli hücreleri öldürmede çok etkilidir. Ve kemoterapiden 5 kat daha güçlüdür…

Karaciğeri ve böbrekleri temizler, strese ve sinir bozukluğuna iyi gelir…

Böyle bir nimeti çöpe atarak ziyan etmeyin…

Lan Nerden Aydınlandım be!

28279101_10156031507017416_5268369274282321338_n[1]

3 Aylık Program (Mart-Nisan-Mayıs) Bir Arada…

Beyin Kimyanızı Kontrol Edin: Dopamin Seviyenizi Yükselterek Strese Son Verecek 6 Yöntem

gülümseme-1024x683[1]

 

Dopamin, beyinde bulunan ana kimyasal maddedir. Dopamin seviyenizi doğal yollarla uyararak arttırmayı öğrenirseniz; depresyon, kaygı bozukluğu (anksiyete), apati ve korku gibi sizi aşağı çeken etkenlerden kurtulabilirsiniz. Beyninizdeki bu nöron sağlıklı bir şekilde uyarıldığında, etkilerine inanamayacaksınız.
Dopamin, bazı davranışlar ve duygular sonucu tetiklenir ve bunu bir ödül gibi algılayan vücudumuz bu ödülü kazanmak için aynı davranışları tekrarlar. Bu sebeple bazı insanlar uyarıcı maddelere bağımlı olmaya başlarlar. Dopamin seviyeleri doğal yollarla artmadığı için, bu ihtiyacı birtakım kimyasal maddelerle karşılamaya çalışırlar ve bağımlı olurlar.

 

Dopamin bizi sadece mutlu etmekten daha fazlasını yapar. Kas hareketlerimizi düzenler, bilişsel fonksiyonlarımızı geliştirir, odaklanmamıza yardımcı olur, karar mekanizmamıza katkı sağlar, problemleri değerlendirmemizi ve onları çözüme ulaştırmamızda etkilidir ve prolaktin seviyesini düzenler.
Psikolojik rahatsızlıkların, hatta basit bir stresin bile artık hastalığa dönüştüğü bu son dönemlerde dopamin hakkında bilinçlenen insanlar giderek artıyor. Dopamin seviyesi düştüğünde depresyona, mutsuzluğa, kafa karışıklığına, negatif düşünmeye hatta aynı konu üzerinde düşünüp durmaya daha eğilimli oluruz ve diğer duygusal engellerle baş başa kalma oranımız artar.
Bu birkaç doğal yolla dopamin seviyenizi arttırabilir ve hayata daha pozitif bakmaya başlayabilirsiniz.
1. Egzersiz yapın.

Egzersiz yapmak beyindeki dopamin D2 reseptörlerini harekete geçirir. Serotonin seviyesini ve vücuttaki diğer endorfinleri yükseltir. Düzenli egzersiz yapmak depresyonu önler, stresi azaltır ve zihni güçlendirir. Bunların yanında fiziksel olarak da daha güçlü hissetmenize yardımcı olur.
2. Dopamin seviyesini arttıran yiyecekleri tüketin.

Bir amino asit olan tirozin içeren yiyeceklerden tüketerek, dopamin seviyenizi arttırabilirsiniz. İçerisinde tirozin bulunan yiyeceklere örnek olarak;
Yumurta
Yeşil çay
Süt
Karpuz
Kahve
Badem
Muz
Bitter Çikolata
Yoğurt
3. Detoks yapın.

Toksinleri vücuttan atmanın bilinen en kolay yolu düzenli detoks yapmaktır. Vücudunuzda biriken toksinler dopamin üretimini olumsuz olarak etkiler. Detoks yapmanız için birçok seçeneğiniz var. Yeşil sebzelerden elde edilen suları tüketmek, aktif karbon alımı hatta yoga yapmak birkaç detoks örneği olarak verilebilir. Vücudunuzun toksin oranının düşük olması, dopamin seviyenizi arttırmanıza yardımcı olacaktır.
4. Sizi hareketece geçirecek müzikler dinleyin.

Dopamin seviyenizi arttırmanın en kolay ve en hızlı yollarından biri de müzik dinlemektir. Müzik duygularınızı harekete geçirerek sizi zirveye taşır ve canlı hissetmenize yardımcı olur. Müzik Paleolitik Çağlar’dan beri insanı etkisi altına alabilen muazzam bir güce sahiptir. Her gün sizi daha iyi hissettireceğini düşündüğünüz listenizden bir şarkı dinlemeyi ihmal etmeyin.
5. Yaratıcılığınızı geliştirin.

Yaratıcı olduğunuzu ifade etmek için sanat yapmak zorunda değilsiniz. Bir senfoni yazmak, resim çizmek zorunda da değilsiniz. Basitçe, yaratıcılığı tetikleyen her türlü aktivite dopamin seviyesini yükseltmeye yardımcı olur. Dans etmek, şiir yazmak, yeni bir yemek yapmak beyniniz açısından yeni ödüller kazanmanızın yolunu açar ve dopamin seviyenizi arttırır.
6. Meditasyon yapın.

 

Meditasyon yapmak çoğu insana birtakım karışık hareketlerden oluşan kareografiler ve figürlerden ibaret olan bir etkinlik olarak görünür. Fakat evde basitçe kendi meditasyonunuzu yapabilirsiniz. Çünkü meditasyonun temel mantığında önemli olan şey doğru nefes alabilmek ve birkaç dakikalığına hiçbir şey düşünmeden, sadece nefesinize odaklanmaktır. Nefes alış-verişlerinize odaklanmayı başarabilirseniz, beyninizi düşüncelerden arındırarak dinlendirirsiniz. Çünkü beyin birkaç odadan oluşan eviniz gibidir. Eviniz dağıldığında bulmanız gereken hiçbir şeyi bulamazsınız ve bulamadıkça da etrafı daha fazla dağıtır, yorulursunuz. Beynimizde çözüme ulaşılması zor olan, canımızı sıkan sorunları çevirip durmayı çok sever. Oysa oturup birkaç dakika dinlenmek, sonrasında bulmak istediğiniz eşyaları daha kolay ve sakin bir şekilde bulmanızı sağlar.

http://filoji.com/beyin-kimyanizi-kontrol-edin-dopamin-seviyenizi-yukselterek-strese-son-verecek-6-yontem/

BAKIŞ AÇINIZI DEĞİŞTİRDİĞİNİZDE, İNSANLAR NASIL DEĞİŞİR

bakışaçısı[1]
Olayların gidişatından hoşlanmıyor olabilirsiniz. Mutluluğunuz üzerinde güç sahibi olanlarla aynı fikirde olmayabilirsiniz.
Ancak burada yaşamın çok önemli bir sırrı bulunmaktadır:
Yaşamınızda düşündüğünüzden çok daha fazla etki gücünüz mevcuttur.
Gandhi bu etki gücüne Gerçeğin Gücü – Sevginin Gücü – Ruhun Gücü demiştir.
Gerçeği ve diğer insanların içinde bulunan iyiliği ortaya çıkarabilme gücü sizin doğanızda vardır.
İnsanlara olan bakış açınızı değiştirdiğinizde onların kalplerini ve zihinlerini de değiştirebilme gücüne erişebilirsiniz.
Nobel Fizik ödülü almış olan Max Planck şöyle demiştir: “Olaylara bakış açınızı değiştirdiğinizde baktığınız olaylar değişir.”
Yapılan bilimsel çalışmalarda bir öğretmene sınıftaki bir öğrencinin zeka seviyesinin yüksek olduğu söylendiğinde o öğrencinin öğretmenin beklentisini karşılayabilmek için zeka seviyesinin arttığı belirlenmiştir.
İnsanlardan en iyisini beklemek onların içindeki en iyiyi açığa çıkaracaktır.
Aynı zamanda tam tersi de doğrudur. İnsanlardan en kötü şeyi beklemek onlardaki en kötüyü açığa çıkaracaktır.
Bilincinizin gözlediğiniz insanlardaki en iyiyi ya da en kötüyü ortaya çıkarabilme gücü vardır – arada mesafe olsa bile…
Arkadaşlarımız, ailemiz, çocuklarımız, çalışma arkadaşlarımız, yöneticilerimiz. Onlarla ilgili bakış açılarımızda kalbimizi ve zihnimizi değiştirdiğimizde her birinin kalbini ve zihnini değiştirebilme gücüne erişmiş oluruz.
Hepimizin içinde karanlık vardır – ama aynı zamanda Işık da vardır –
Ve her an yaptığımız her seçimde bilincimiz üzerinde karanlığın mı yoksa ışığın mı hüküm süreceğini seçme olanağımız bulunmaktadır.
Diğerlerinde tanık olduğunuz her şey sizin gözlem gücünüzle güçlenmektedir.
Herhangi bir kişideki en kötüyü aradığınızda – zihninizde yanlış yere yerleştirdiğinizde – onlardaki en iyiyi görmeyi reddettiğinizde – en kötü ruhsal saldırıyı yapmış oluyorsunuz – çünkü onlardaki Işığı bulabilme kabiliyetine karşı şahitlik etmiş oluyorsunuz, onlardaki karanlığa tanıklık etmiş oluyorsunuz ve onlardaki karanlığın kalpleri ve zihinleri üzerine güç kazanmasına tanıklık etmiş oluyorsunuz.
Düşmanca davranan bir kalabalık, düşmanca davranan biri, düşmanca davranan bir sevgili – sizi aşağılayan birinin yıkıcı gücünü hissetmişsinizdir.
Olaylara bu şekilde bakarak teslim olmayın!
Diğerlerindeki Işığa tanıklık edin!
Tartışmasız ilahi ışık her erkek, kadın ve çocuğun kalplerinde parlamaktadır – sadece açığa çıkmayı beklemektedir.
Birinin içindeki ilahi ışığı çağırdığınızda onların bilinçlerindeki ışığın da güçlenerek galip gelmesini sağlamış olursunuz.
İlahi tanıklığınızın gücü diğer insanların zihinlerindeki gerçeği de ortaya çıkarır.
Kalplerindeki sevgiyi ortaya çıkarır.
Ruhlarındaki zarafet ve güzelliği de ortaya çıkarır.
İlahi tanıklık şiddetsizliğin (pasif direnişin) en güçlü şeklidir, çünkü şiddetin kaynağını şifalandırır – düşmanlarınızı dosta çevirir – onların berbat ve yanlış olduklarını düşündüğünüzde bile.
Işığı göremediğiniz yerlerde siz kendi ışığınız olun.
Kendi içinizdeki ilahi kıvılcımı ortaya çıkarın – ve onu size karşı gelenlerin içinde de ortaya çıkması için çağırın.
Kalbinizdeki ilahi kıvılcım bilincinizin parlayan ışığı aracılığıyla diğerlerindeki o kıvılcımı da ateşler.
Buna tanıklık edin.
Bunu güçlendirin.
Bunun için ısrar edin.
Kendi içimdeki gerçek senin içindeki gerçeği çağırır –
çünkü sadece bunun için tanıklık edeceğim.
Sadece bunu görmek için kararlıyım.
Sadece buna şahitlik edeceğim.
Alıntı

Moğolistan’daki Saklı Dukha Kabilesinin Gerçek Olamayacak Kadar Büyülü Hikayesi Ve 14 Fotoğraf

dukha-kabilesi-1[1]

 

İnsanlık modern çağın getirileriyle beraber eski yaşayış biçiminden neredeyse tamamen kopmuş durumda. Ancak hala yerkürenin çeşitli bölgelerinde saklı kalmış birkaç topluluk, atalarından miras kalan yaşayış biçimlerini ve kültürlerini devam ettiriyor. Moğolistan’ın göçebe kabilelerinden Dukhaların yaptığı şey de tam olarak bu.

dukha-kabilesi-2[1]

 

Dukhalar Mogolistan’ın aynı bölgesinde asırlardır, yaşayış biçimlerini hiç değiştirmeden hayatta kalmaya devam ediyorlar. Onları özel kılan şey ise, vahşi hayvanlarla aralarındaki inanılmaz bağ.

dukha-kabilesi-3[1]

Hatta hayvanlarla kurdukları bu bağ o kadar köklü ve derin ki, birçok fotoğraf karesi adeta kurgulanmış fantastik bir film sahnesi gibi büyülü.

dukha-kabilesi-4[1]

Fotoğrafçı Hamid Sardar-Afkhami birkaç günlüğüne bu saklı kabilenin arasına karışarak, onların gündelik yaşamlarını kayıt altına almayı başardı.

dukha-kabilesi-5[1]

Dukhalar ile ilgili en çarpıcı şey ise, doğal ortamlarında oldukça vahşi olan ve evcilleşmesi mümkün gözükmeyen, Ren geyikleri ile kurdukları inanılmaz bağ. Öyle ki, Dukhalar, Ren geyiklerini at misali taşımacılık için dahi kullanabiliyorlar.

dukha-kabilesi-6[1]

Çocuklar daha küçük yaşlardan itibaren, ren geyikleri ve diğer hayvanlar ile nasıl iletişim kurulması gerektiği konusunda eğitiliyor ve hayvanlara saygı duymaları sağlanıyor.

dukha-kabilesi-7[1]

Saygı ve sevgiyle yaklaşılan vahşi ren geyikleri, zamanla en savunmasız insan yavrusuna dahi kibar davranan sevecen bir canlıya dönüşüyor ve insanları kendi türündenmişcesine benimsiyor.

dukha-kabilesi-9[1]

Dukhalar, bölgede “Tsaatan”lar olarak biliniyorlar. Bu kendi dillerinde tam olarak “ren geyiği sürenler” anlamına geliyor.

dukha-kabilesi-10[1]

Ancak bu kabilenin soyu giderek azalıyor. Bugünlerde sadece 44 Dukha ailesi kaldı. Toplam sayıları ise 200 ila 400 arası olarak tahmin ediliyor.

dukha-kabilesi-11[1]

 

Son yıllarda, bazı turist gruplarının keşfiyle onlar için yeni gelir kapılarıda açılmış. Turistler, onların ritüellerini ve yaşayış biçimlerini görebilmek için, bölgeye turlar düzenlemeye başlamışlar bile.

dukha-kabilesi-12[1]

Şamanizm inancını hala sürdüren topluluğun, hayvanlarla olan ilişkisi sadece ren geyikleriyle sınırlı değil. Bu kabilede, başka hiçbir toplulukta görülemeyecek biçimde köpek değil “kurt” eğitiliyor.

mogolistan-1[1]

Normalde birbirlerine düşman, av ve avcı olarak bölgede bulunan kurtlar ve ren geyikleri, Dukhaların eğitimleriyle bir arada yaşamayı öğrenmişler ve yan yana sorunsuz bir şekilde bulunabiliyorlar. Öyle ki, Dukhalar kendi topluluklarını kurtlar, geyikler, kartallar, ayılar ve insanlardan oluşan bir sürü gibi görüyor.

mogolistan-dukha[1]

Evet dukhaların hayvanlarla ilişkileri sadece ren geyiği ve kurtlar değil çevredeki neredeyse tüm hayvanları kapsıyor. Altın kartalları da Dukhalarla beraber avcılık yapabiliyorlar.

dukha-kabilesi-8[1]

Dukhalar hayvanlarla aralarında ruhani bir bağ olduğuna inanıyor. Örneğin ayılar başka insanlara karşı saldırgan tutum sergileyebilirken, Dukha kabilesinden birine karşı oldukça itaatkar ve nazik olabiliyor.

mogolistan-1[1]

 

Neredeyse tamamen unutulmuş bu Moğol kabilesi, hayvanlarla kurdukları bu derin bağla, bizlere insanoğlu olarak aslında hala doğanın bir parçası olduğumuz gerçeğini tekrar hatırlatıyor…

http://filoji.com/mogolistandaki-sakli-dukha-kabilesinin-gercek-olamayacak-kadar-buyulu-hikayesi-ve-14-fotograf/

MUTLAKA OKUYUN TEŞEKKÜRLER 😍

28471634_2045911072320447_8602354530568184694_n[1]
Kadın her gece uyumadan dua eder ve Allah’a şükrederdi. Bir gece uyumadan şöyle bir şükür duası etti:
Allah’ım! Şükürler olsun ki sabaha kadar kocamın horultusunu duyuyorum. Demek ki o yaşıyor.
Allah’ım! Şükürler olsun ki kızım bulaşıkları yıkadığı için her gün şikayet ediyor. Demek ki o evdedir ve sokaklarda gezmiyor.
Allah’ım! Şükürler olsun ki vergi veriyorum. Demek ki bir mesleğim ve gelirim var ve işsiz değilim.
Allah’ım! Şükürler olsun ki giydiklerim bana dar geliyor. Demek ki yemek için yeterince yemeğim var.
Allah’ım! Şükürler olsun ki gün bitiminde aşırı yorgunum. Demek ki henüz zor işleri yapabilmekteyim.
Allah’ım! Şükürler olsun ki yerleri ve pencereleri silip temizlemekteyim. Demek ki bir evim var.
Allah’ım! Şükürler olsun ki bazen hastalanmaktayım. Demek ki zamanımın çoğunda sağlıklıyım.
Allah’ım! Şükürler olsun ki aldığım hediyelerle param azalıyor. Demek ki kendilerine hediye alabilecek sevgili yakınlarım ve dostlarım var.
Allah’ım! Şükürler olsun ki her sabah saat sesiyle uyanıyorum . Demek ki henüz yaşamaktayım.
GERÇEKTEN ŞÜKRETMEMİZ GEREKEN VE ŞÜKRETMESİNİ UNUTTUĞUMUZ NE KADAR NİMET VAR.
ALLAH’IM! VERDİĞİN TÜM NİMETLERE ŞÜKÜRLER OLSUN🥀🍂🌾

Tam Aydınlanıcam Bi Gülme Geliyor Töbe:)

images[8]

Burcunuza Göre 2018 Yılında Nasıl Hareket Etmelisiniz? – Burcunuzun 2018 Tavsiyesini Öğrenin!

2018-burçlar-1024x538[1]

Bu yıl hayatınıza büyük şans getirirken, size mutlaka öğrenmeniz gereken bir ders de verecek.
Burcunuza göre karşılaşacağınız sorunlar ve almanız gereken dersler;

1. Koç (21 Mart – 19 Nisan)

Bir koç burcu olarak, hırslı ve çok çalışkan olmanız bakımından dikkat çekersiniz. Bu özellikleriniz sayesinde kariyer yaşamınızda alacağınız geri dönüşler genellikle olumlu olacaktır. Kariyerinizde elde ettiğiniz başarıların ilişkilerinize olan etkisini de hissedeceksiniz. Bu esnada kendinizi sadece kariyerinize odaklamamalı ve hayatın sadece mesleğinizden ibaret olmadığını anlamanız gerekir. Kariyerinizde ilerlemek isterken, hırslı yapınız sizi çok fazla çalışmaya zorlayabilir ve sevdiğiniz insanları ihmal edebilirsiniz. Bu yıl sizi sosyal hayatınız ve iş yaşantınız arasındaki denge kurmak konusunda zorlayabilir. İlişkileriniz için de vakit ayırmaya özen gösterin.
2. Boğa (20 Nisan – 21 Mayıs)

Bu yıl boğaların biraz sakin kalmaları gerekiyor. Bir boğa burcu insanı iflah olmaz şekilde inatçıdır. Bir anlaşmazlık esnasında sakin kalabilmeleri asla mümkün değildir ve çatışmaya asla son vermezler. Bu yıl biraz durulmaya ve bir anlaşmazlık içerisinde olduğunuz zaman karşılaştığınız konuları uzatmadan bir son vermeye çabalayın. Anlayışlı ve barışçıl olabilirseniz, arkadaşlarınızın ve çevrenizin gözünde yükseleceksiniz.
3. İkizler (22 Mayıs – 21 Haziran)

İkizler burcu olarak insanların etrafınızda olmasından hoşlanıyorsunuz. Üstelik bu özelliğiniz yüzünden size iyi gelmeyen ilişkilere dahi ısrarla tutunmaya çalışan bir yapı sergiliyor olabilirsiniz. Bu yıl size iyi gelmeyen insanlardan kurtulmanın tam sırası. Artık gemileri yakmanın vakti geldi de geçiyor bile. Değerinizi bilmediğini düşündüğünüz insanları hayatınızdan çıkarmaktan korkmayın.
4. Yengeç (22 Temmuz – 22 Ağustos)

Uzun zamandır düşündüğünüz bir tatil fikri varsa, bu yıl harekete geçmenin tam zamanı. Bu yıl yengeç burçlarını korunaklı bölgelerinden dışarı adım atmaları için zorlayacak. Hayatı kaçırıyormuş ve doya doya yaşayamıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Rahatınızdan vazgeçin ve hayatınızın tadını çıkarmak için omzunuzdaki yüklerden kurtulup yola koyulun. Bu yıl ihtiyacınız olan tek şeyin bu olduğunu anlayacaksınız.
5. Aslan (23 Ağustos – 22 Eylül)

Bu yıl kendinize olan güveniniz açısından birtakım sıkıntılarla karşı karşıya kalabilirsiniz. Başkalarının fikirleri sizin için daha önemli hale gelebilir. Fakat bu yıl vermeniz gereken en önemli sınav, başkalarının onayına ihtiyaç duymadan kendi seçimlerinizin peşinden cesur bir şekilde gidebilmeniz olacak. Söz konusu kendi hayatınızsa ipleri elinize almalı ve dışarıdaki sesleri olabildiğince duymamalısınız.
6. Başak (23 Ağustos – 22 Eylül)

Bu yıl başaklar hayata ve insanlara karşı realistik ve sorgulayıcı bir tutum sergileyecekler. İnsanlardan birtakım beklentileriniz var ve istediğiniz geri dönüşleri almadığınız takdirde hayal kırıklığı yaşıyorsunuz. Bu yüzden bu yıl beklentilerinizin karşılığını alamayacağınız bir yıl olabilir. Almanız gereken ders beklentilerinizi düşük tutmanız olacaktır.
7. Terazi (23 Eylül – 22 Ekim)

Düşünceli ve özverili yapınızdan ötürü kendinizi ihmal ediyorsunuz. Bu yıl almanız gereken en büyük ders kendinizi hayatınızın merkezine koymanız olacaktır. Kendinizi ihmal etmeyin ve önceliği kendinize vermekten çekinmeyin. Etrafınızdaki insanları mutlu ederken kendiniz için yeterli enerjiyi sağlayamıyorsunuz.

8. Akrep (23 Ekim – 22 Kasım)

Uzun zamandır yaşadığınız iç çatışmalara son vermek için en doğru yıl bu yıl olabilir. İçinizde biriktirdiğiniz öfkeler sizin yolunuzda engeller oluşturuyor. Bazı insanlara karşı içinizde kin besliyor olabilirsiniz. Buna son vermeniz bu yıl hayatınızda olumlu değişikliklere yol açacak. Kendinizi öfkenize kaptırmamaya gayret edin. Sadece akışa güvenin.
9. Yay (23 Kasım – 21 Aralık)

Bu yıl bir Yay burcu olarak problemlerinizle yüzleşmeyi öğrenmeniz gerekiyor. Gezginci ve seyahat etmeyi seven bir ruhunuz var. Aylak aylak dolaşmak en sevdiğiniz şeylerden biri. Fakat gerçek şu ki, yaptığınız kaçamaklar aslından sorunlardan kolayca kaçmanıza yardımcı oluyor. Bunun farkında olduğunuz için sürekli uzaklaşmak istiyorsunuz. Kendinize daha fazla güvenmeniz gereken bir yıl. Yolunuza çıkan tüm engellerden ancak böyle kurtulabilirsiniz.
10. Oğlak (22 Aralık – 20 Ocak)

Bu yıl öğrenmeniz gereken en önemli şey yaşınız kaç olursa olsun kendi hayatınızla ilgili detayların farkına varmak. Bir şeylerin değişmesi gerektiğini biliyor ancak bununla ilgili harekete geçmiyorsunuz. Sizi mutlu edecekse, bazı şeylere son verme cesaretini göstermelisiniz. Eğer mutluluğu yakalamak istiyorsanız, bu yıl hayatınızda değişiklikler yapmaktan korkmamanız gerekiyor.
11. Kova (21 Ocak – 18 Şubat)

Sevdiğiniz insanlara sevildiklerini hissettirmek için çaba göstermeniz gereken bir yıl olacak. Bir Kova burcu olarak, hayatın sadece mantığınız üzerine kurulu olmadığını öğrenmelisiniz. Hayat, insanlarla duygusal bağlar kurabilmenin verdiği güven duygusuyla daha huzurlu hissettirir. Daha mutlu bir hayat yaşamak istiyorsanız duygularınızı ifade etmekten çekinmeyin.
12. Balık (10 Şubat – 20 Mart)

Bu yıl paranoyalarınızı azaltmanız gereken bir yıl. Bir balık olarak, tanıştığınız herkesle ilgili birtakım şüpheler barındırmaya eğilimlisinizdir. Dünyadaki herkesin sizin canınızı yakmaya çalıştığına inanabilirsiniz. Fakat size zarar veren bu düşüncelerinizden kurtulmanın sırası geldi. Geçmişte birçok kez yaralanmış olmanız size yaklaşmaya çalışan herkesin kötü olduğu anlamına gelmez. İnsanların içindeki iyilikleri görmeye çalışın. Çünkü kimse kusursuz değildir.

http://filoji.com/burcunuza-gore-2018-yilinda-nasil-hareket-etmelisiniz-burcunuzun-2018-tavsiyesini-ogrenin/

Kanseri ve astımı düzenli kullanıldığında yok ediyor…

27750912_436050133475818_7302015482209178399_n[1]

Ünlü İslam Bilgini İbn-i Sina’nın mucize tarifi… Öyle bir tarif ki, kanseri ve astımı bile düzenli kullandığınız da yok ediyor…

Kuru İncir’i yıkayıp suyunu sızdırın ve kuşbaşı doğrayıp, hakiki zeytinyağıyla bir kavanoza doldurup kapağını sıkıca kapatın.

3-5 gün kavanozu karanlık bir yerde bekletip sabah-akşam aç karnına yiyin.

Ve İbn-i Sina şöyle diyordu: ” Ben nice umutsuz vakalar gördüm Cenab-ı Hak, bu vesileyle şifa verdi…

1915 yılında Charlie Chaplin, gizlice katıldığı ” Charlie Chaplin’e Benzeyenler’ yarışmasında 3. olmuştur…

1915-yılında-charlie-chaplin-gizlice-katıldığı-Charlie-Chapline-benzeyenler-yarışmasında-üçüncü-olmuştur.2[1]

GÜLMENİN MUCİZEVİ YARARLARI

fdd3dea7-0ede-4736-8939-ccf85afde491[1]

 

“Gülünce gözlerinin içi gülüyor…
Kendimi senden alamıyorum…” Ülkü Aker’in şarkı sözleri…
İnsanla ve insan duygu düşünce ve davranış sistemiyle ilgilenen bütün uzmanlar, gülmenin faydalarını bedensel, zihinsel ve ruhsal açıdan merak eder ve bu konu üzerinde yoğunlaşırlar.
Sinir,öfke,korku vb.. olumsuz duyguların insan bedeninde yarattığı gerilim ve streslerin bağışıklık sistemini zayıflatarak, hastalıkların saldırılarına açık hale getirdiği bilinir. Olumsuz duyguların gerilim ve baskıları bağışıklık sistemini baskılayarak, fiziksel ve psikolojik zayıflamaya neden olur.
Daha uzun ve mutlu ve sağlıklı yaşamın önemli parametrelerinden birisidir; gülmek. Yapılan araştırmalarda da gülen insanların gülmeyen, asık suratlı ve gergin insanlardan daha uzun yaşadığı sonuçlarına varılmıştır.
Yapılan araştırmalarda çocukların günde ortalama 400 kere güldüğünü, buna karşın yetişkinlerde bu oranın 17 kere olduğu saptanmış. İngiliz bilim adamlarının yaptığı araştırmada ise bir içten kahkahanın ürettiği seratonini 25 bin dolarlık çikolata ile yapabiliyor insan. Bir kahkaha= 25 bin dolar…
Gülmek haz veren eylemler içinde. Gülmenin yarar ve faydaları sınırsız. Bilinen bazıları:
• Bağışıklık sistemini güçlendirir
• Kalbi güçlendirir
• Soğuk algınlığından korur
• Şeker hastalığına karşı korur
• Tansiyonun dengede kalmasını sağlar
• Vücuttaki ağrıların azalmasına neden olur
• Mutlu hissettirir
• Saldırgan ve sinirli olmayı engeller
• Fiziksel olarak iyi hissetmenizi sağlar
• Sindirime yardımcı olur
• Kötü huylu tümörlerle mücadele eder
• Tümör, kanser ve virüslerle savaşan antikor hücrelerini artırması
• Psikolojik tedavi yöntemi olarak kullanılması.
• Kasları rahatlattığı için insana dinginlik ve ferahlık vermesi
• Stresi yok eder
• Strese bağlı olan sorunları ortadan kaldırmaya yardımcı olur
• Stressiz bir hayat yaşamanızı sağlar
• Olumlu ve pozitif düşünme modunda tutar
• Cinsel yaşamın daha iyi olmasını sağlar
• Beyini sakinleştirip, oksijen miktarını ve kan basıncını düzenlemesi
• Sindirim için faydalıdır
• Şeker hastalığında yararlı etkileri bulunmaktadır.
• Vücuda endorfin yani mutluluk hormonu salgılatır
• Bedene adeta spor yaptırır. Bedenin üst kısmındaki tüm kasları, iskeleti, sinirleri ve iç organlarınızı çalıştırır.
• Başarıyı olumlu yönde etkileyen motivasyonu sağlar
• İletişimlerde çevreye ve kendine güvenmeyi geliştirir
• İnsanlarla kolay iletişim kurmayı sağlar
Gülmek için insanın yüzünde 15 kadar kası kullanması gerekirken, somurtmak için 40 kadar kas kullanmak gereklidir. Hangisi daha kolay! Buna siz karar verin… Faruk Acarsoy