Archive | 11 Şubat 2018

Carl Jung’un insan psikolojisi üzerine yapmış olduğu harika tespitler

5[1]
Freud ile birlikte psikanalitik kuramının öncülerinden olan ve aynı zamanda Freud’un öğrenciliğini de yapmış olan Carl Jung, Freud’un teorilerine karşı sergilediği eleştirisel tavrı nedeniyle bir müddet sonra yollarını ayırdı. Kendi fikirlerinin peşinden giden Jung; falcılık, telepati, dinsel simgeler ve düşler gibi bilimin kuşkuyla baktığı alanlara yönelmiş ve bu yüzden çok fazla eleştiri almıştır.
“İnsanın zorluklara ihtiyacı vardır; onlar sağlık için gereklidir.”

“İnsan anlamadığı kişiyi bir aptal olarak görmeye meyyaldir”

“Bir şeyi kabul edene kadar onu değiştiremeyiz. Suçlamak özgürleştirmez, tahakküm eder.”

“Uzay yolculukları yalnızca bir kaçıştan, insanın kendisinden kaçmasından ibarettir, çünkü Mars’a ya da Ay’a gitmek insanın kendi varlığına nüfuz etmesinden daha kolaydır.”

“Siz bilinçaltınızı bilince dönüştürene kadar, o sizin hayatınızı yönlendirecek ve siz ona kader diyeceksiniz.”

“Kendi karanlığınızı bilmek, başkalarının karanlığıyla başa çıkmanın en iyi yöntemidir.”

“İnsanın bilinçdışı aklı, bilinçli akıl kör ve güçsüz olduğu zaman bile doğruyu görür.”
“Ben başıma gelen şeylerin toplamı değilim, ben olmayı seçtiğim şeyim”

Kaynak: vikilist

Yüzümdeki gülümsemeyle fotoğrafımı çek, sevgiline gönder…

27788775_10155500506006799_2810095900671527215_o[2]

 

14 subat yaklaşıyor
kadın, erkek, evli, bekârsın…
panik içinde ne alacağını düşünmeye başladın…
bu 14 şubat’ta sevgilini şaşırt ve ‘’bana’’ hediye al
gül, çiçek, takı gibi, ne alacağını hiç düşünme
bir markete, mağazaya, bakkala gir
doyuran, ısıtan temel ihtiyaçlar al
pırlanta almışsın gibi sevindiğimi göreceksin
bana nasıl ulaşacağını bilmeyenler için tarif edeyim
geçen gün bir çocuk görmüştün ya arabana yüzünü yapıştırıp bir şeyler söyleyen… işte o benim.
her gün önünden geçtiğin harabe bir gece kondu var ya… ben orada oturuyorum.
hani geçende, karton yığınlarında uzanmış bir adam vardı ya… o adam benim
sırtımda bebeğimle gecen gün çöpünüzü karıştıran kara kuru bir kadın vardı ya… işte o kadın benim
bak.. gel hediyeni ver
yüzümdeki gülümsemeyle fotoğrafımı çek, sevgiline gönder
bence bi düşün

not: bu fikri beğenirsen benim gibi kopyalarak paylaşabilirsin__

Her şeye ara verip kendiniz için bir şeyler yapmanızın zamanı gelmedi mi?

kalp-merdivenleri[1]

 

Her şeye ara verip kendiniz için bir şeyler yapmanızın zamanı gelmedi mi?
İşte kendiniz için yapmanız gereken yedi şey…

  1. Senin için doğru insanlarla görüş… Gülümseyen, anlayışlı, mutluluk veren
  2. Anı kaçırmadan yaşamaya başla…Şimdi buradasın, nefes al, huzuru hisset
  3. Mutluluğunu ön plana al… Ancak sen mutlu olursan mutlu edebilirsin
  4. Kendine karşı dürüst olmaya başla… Sana doğru gelmeyen şeyi hayatından çıkart
  5. Problemlerinle yüzleş ve çözüm üret… Nasıl pozitif bir çıkış bulabilirim
  6. Kendine karşı nazik ol… Kendini yargılamaktan vazgeç, kendini küçümsemekten vazgeç, kendini sev
  7. Yeni ilişkiler kurmaya açık ol… Yürümeyen ilişkilere tutunma çabandan vazgeç
  8. Kaynak: mistik yol

İnsanların Yüz İfadelerini Taklit Ederek Ne Hissettiklerini Anlayabilir Miyiz?

insanlarin-yuz-ifadelerini-taklit-ederek-ne-hissettiklerini-anlayabilir-miyiz-bizsiziz.com_[1]

 

“Birisinin ne kadar bilge ya da ne kadar aptal, ne kadar iyi ya da ne kadar kötü olduğunu ya da ne düşündüğünü anlamak istediğimde yüz ifademi olabildiğince onunkine benzetirim ve ardından zihnimde ya da kalbimde, bu ifadeye uygun düşen hangi duygu ve düşünceler ortaya çıkacak diye beklerim.” –Edgar Allan Poe, “Purloined Mektubu”

 

Poe’nun bir kısa öyküsünden yaptığımız yukarıdaki alıntı, tahmin oyunlarını kazanmak için empatik becerilerini kullanan akıllı bir öğrenciye atıfta bulunmaktadır. Bu, aynı zamanda 2015 yılında Trends in Cognitive Sciences‘da yayımlanan ve yüz ifadelerini taklit etmenin duyguları okuyabilmemize nasıl yardımcı olduğunu ortaya koyan bir araştırma makalesinin de epigrafıdır.

 

Poe’nun kısa öyküsündeki bu öğrencinin stratejisi, aslında bizlerin de etkileşim içerisinde olduğumuz insanlara dair bilinçsiz olarak uyguladığımız, işe yarar bir yöntemdir. Başkalarının yüz ifadelerini taklit ediyoruz ve araştırma makalesi, aynı yüz ifadelerini yaptığımızda bu hareketlerin aynı duyguları yaşamamıza yardımcı olduğunu ortaya koyuyor. Bu sensorimotor uyarım, diğer kişinin ne hissediyor olabileceğini anlamamıza yardımcı oluyor. Bu nedenle, mimikleri taklit etmek, başkalarının duygularını okumamıza olanak sağlıyor.

 

Öte yandan, bu durumun tersi de doğru olabilir. Bazı deliller, taklit yetisindeki zayıflamanın, duyguları anlama yetimizi azalttığını gösteriyor. Örneğin, Basic and Applied Social Psychology ‘de yayımlanan bir araştırmada, erkek bebeklerin emzik emme sürelerinin uzaması, bu çocukların büyüdüğünde ağızla ilgili duygusal ifadeleri ve nihayetinde de başkalarının yüz ifadelerini taklit etmede daha az başarılı olduklarını ortaya koydu. (Aynı etki kız çocuklarında gözlemlenmedi.) PLoS One‘da 2014 yılında yayımlanan bir başka araştırmada da, şeffaf diş düzeltici ve koruyucu (ifadeleri taklit edebilmeyi engeller) kullanan üniversite öğrencilerinin, bu koruyucuyu kullanmayan öğrencilere kıyasla gerçek ve sahte gülüşleri birbirinden ayırt etmede daha başarısız oldukları ortaya koyuldu.

 

Nasıl Olur?

 

Yüzümüze yansıttığımız ifadeler içeride ne hissettiklerimizdir. Peki süreci tersine çevirsek? Yani, yüzümüzü bir ifadeye soksak, bu ifade ile ilgili duyguları içeride hissedebilir miyiz? Bu durum mümkün görünüyor. Örneğin, kendinizi gülmeye zorlarsanız, daha iyi hissedebilirsiniz. Yüz felci yaşayan insanlarda, ağızın köşelerini kaldırmayı ve hareket ettirmeyi sağlayan elmacık kemiği (zigomatik) kasının hareketsizlik derecesi kişinin depresyon olasılığını güçlendirir.

 

İşte bu yüzden, başka bir insanın çehresini taklit ettiğimizde, duygularla ilişkili aynı iç bağlantı bizde de aktif hale gelir ve aynı zamanda bu duyguları da –en azından kendimize has versiyonlarını– taklit ederiz.

 

Gülümsemenin; neden mutlulukla ya da asık suratlılığın neden üzüntü ile ilişkilendirildiğini merak ediyor olabilirsiniz. Bunun nedeni, pek çok ifadenin o kadar da evrensel olmamasıdır. Bu ifadeler öğrenme ve kültür tarafından şekillendirilmiş kısa, incelikli ve kişiye özgü yüz jestleridir. Farklı duygular, tutumlar ve niyetler; kaş pozisyonundaki, kafa eğikliğindeki ya da dudak hareketindeki hafif bir değişimle ifade edilebilir. Taklit yoluyla, bu duygusal ifadeleri isimlendirmeden veya onları düşünmeden bile anlayabiliriz.

 

Öte yandan, duyguları anlamak için yüz taklidi yapmak mutlak suretle gerekli değildir. Örneğin, yüz ifadelerine ilişkin bilgiyi engelleyen, yüz kaslarındaki bir zayıflık ya da felç durumu olan Moebius sendromuna sahip insanlar, hala diğer insanların duygularını okuyabiliyor. Bilim insanları, bir başkasının ifadelerinin zihinsel işlemesi sürecinde ilk olarak yüz taklidinin mi yoksa duygusal tanımlamanın mı önce geldiği konusunda tam olarak bir sonuca varmış değiller. Bir hipoteze göre, taklidin duyguları tetiklemesinden ziyade, yüz taklidi bir başkasının duygusal tanımlamasının yansımasıdır. Yani bu hipoteze göre, yüz taklidi birincil değil ikincildir. Öte yandan, motor ve mental tepkilerin birbirini ortaklaşa etkiliyor olması da mümkündür.

 

Taklit Ettiğimiz Şey Ne Gördüğümüzü Etkileyebilir

 

Taklit yetisi; yalnızca daha soyut ve empatetik hisler şeklinde, duygusal algıyı değil, aynı zamanda görsel algıyı da etkileyebilir. Ağustos 2016’da Psychonomic bulletin & review‘de yayımlanan bir araştırmada, yüz hareketlerini engelleyen jel bazlı bir yüz maskesi takan katılımcıların, duygusal ifadelerde küçük değişiklikler gösteren fotoğrafları ayırt etmede güçlük yaşadıkları ortaya koyuldu. Yapılan çalışmada, katılımcılara öfkeliden üzgüne doğru bir süreklilik içeren tek bir fotoğraf gösterildi. Ardından katılımcılara, birisi henüz gördükleri, diğeri de geçiş sürecini içeren iki fotoğraf gösterildi ve henüz gördükleri fotoğrafın hangisi olduğunu belirlemeleri istendi. Jel bazlı maske takan katılımcıların, jel maskesi takmayan kontrol grubuna kıyasla fotoğrafları ayırt etmede daha az başarılı oldukları görüldü. Bu da bir ifadeyi taklit etmenin onu tam anlamıyla görmede önemli olduğunu ortaya koyuyor.

 

Nasıl Deneyebilirsiniz?

 

Hemen şimdi yüz ifadelerini taklit etmeyi deneyeceğiniz bir karşılıklı konuşma için heyecanlanıyorsanız, bir hatırlatmada bulunmamız gerekiyor. Birisi sizi dinlerken onun mimiklerini taklit ederek konuşmaya çalışmak oldukça zordur. Çünkü karşılıklı konuşmalar kendi taklit sistemlerini içerir, yüz ifadelerinin taklidine ilişkin bu dinamikler kendinizin konuşmacı olmadığı durumlara daha kolay uygulanabilir. Örneğin, daha önce tanımadığınız birisiyle karşılaştığınızda deneyin.

 

Birisi size gülümsüyorsa, bu durum onun yaklaşılabilir ve tehlikeli olmadığını ve/veya size benzer bir kategorinin üyesi olduğunun göstergesidir. Buradaki en önemli nokta, “Bu bir yaklaşılabilir gülümseme türü.” genel etiketlemesi yapmamanızdır. Çünkü farklı bir gülümseme türü sizi geri de itebilir. Bu tarz bir duygusal anlama, dilini bilmediğiniz bir ülkede özellikle işe yarar olabilir. Eğer başkalarıyla konuşma anlamında iletişim kurabilme yetisinden yoksun olduğunuz bir ülkedeyseniz, kişinin yüz ifadelerini taklit etmek size gerçekten de incelikli veriler sunar. Ancak, “Tamam güldü, o halde arkadaş olabiliriz.” de dememelisiniz. Çünkü bunu yapmanın biraz ahmakça bir davranış olacağını da biliyorsunuzdur. Bunun yerine, taklit ettiğiniz gülümsemenin anlamına göre davranışlarınızı ayarlamalısınız.

 

Peki, yazımızın girişinde alıntıladığımız Poe kısa öyküsündeki gibi, insanlar başkalarını bilinçli bir şekilde taklit etme yeteneklerini geliştirerek, kendi duygusal kavrayışlarını geliştirmeyi öğrenebilir mi?

 

Poe’dan yaptığımız alıntıda bilinçli yapılan bir eylemden bahsediliyor. Kişi, bunu bilinçli yapmayı deneyebilir, ancak bizler genellikle otomatik ve kasıt içermeyen biçimde yaptığımız için bu durum biraz zor görünüyor. Kendiliğinden olan ve kasıt içeren ifadeler, beynin farklı alanlarının çalışmasını gerektirir, dolayısıyla, bilinçli ve bilinçsiz yapılan taklidin etkileri muhtemelen aynı olmayacaktır.

 

Bu yazının kaynağı: BilimFili.com”İnsanların Yüz İfadelerini Taklit Ederek Ne Hissettiklerini Anlayabilir Miyiz? ”

 

https://bilimfili.com/insanlarin-yuz-ifadelerini-taklit-ederek-ne-hissettiklerini-anlayabilir-miyiz/

 

Uzun Boyunlu Kadın Figürleriyle Amedeo Modigliani’nin Tablolarından Seçmeler…

“Bir senin gözlerin var zaten daha yok
Ya bu başını alıp gidiş boynundaki
Modigliani oğlu Modigliani” (Cemal Süreya)
Amedeo Modigliani, 12 Temmuz 1884’te İtalya’nın Livorno kentinde doğdu. Yahudi ailesinin en küçük oğlu olan Modigliani, ressamın doğumundan kısa süre önce iflas eden bir işadamı olan Flaminio Modigliani ve eşi Eugenia Garsin’in dördüncü çocuğu olarak fakir bir hayata gözlerini açtı. Daha on yaşında iken tüberküloza yakalanan Modigliani hayatı boyunca sürecek olan hastalığı ile yaşayacaktı. İlk öğretmeni ve kendisini sanata yönlendiren de kültürlü bir kadın olan annesiydi.

14 yaşında annesi onu Laverno’daki usta ressam olan Guglielmo Micheli’nin sanat okuluna kaydetti. Hocası Micheli, Macchiaioli adı verilen ve Fransız izlenimcilerine yakın, renge ve manzaraya ağırlık veren yerel bir İtalyan resim akımına dahildi. Modigliani burada 1898’den 1900’e değin çalıştı. Bir yandan Rönesans sanatının tesiri, diğer yanda Leutrac ve Giovanni Boldini gibi ressamların üsluplarının etkileri ilk dönem çalışmalarını derinden etkiledi.

the-tuscan-road[1]

The Tuscan Road, 1899
1901 de önce Floransa’ya ve 1903 yılında da Venedik’e taşınan ve Istituto di Belle Arti’ye kaydolan Modigliani burada ilk kez haşhaş içmeye başladı. Ömrü boyunca arttırarak sürdürecektir bu aşırı yaşam tarzını. Paris’te Montmartre’ye yerleşti ve bir stüdyo kiraladı. Modigliani gösterişli giysileri ve tavırları ile fakirliğini bohemlik örtüsü altına gizlemeye çalıştı. Bu dönemde Picasso, Utrillo, Jean Cocteau ve Soutine gibi sanatçılarla tanıştı.

lamazone[1]

L’Amazone, 1909
Modigliani, yakın arkadaşı ve doktoru Paul Alexandre’nin Barones sevgilisi Marguerite de Hasse de Villers’in portresini yaptı. Kadını beyaz gömlek, siyah bir kravat, siyah pantolon, siyah şapka ve siyah eldivenleri, sarı ceketiyle, erkeksi kıyafetlerle tasvir etmesine rağmen duruşuyla son derece feminen bir kadın görünümü vermiştir. Ceketin sarısı resimde belirgin bir şekilde öne çıkarılmış, çıkık elmacık kemikleri, uzun çenesi, yüzüne göre küçük ve büzülmüş gibi duran dudakları, kısılmış gözleri ve yay biçimli kaşlarıyla daha sonraki yıllarda tasvir edeceği kadınlardan bir hayli farklıdır.
Çok miktarda alkol, haşhaş ve absent kullanmaya, kadınlarla günübirlik ilişkiler yaşamaya başladı. Kadınlar onu dayanılmaz şekilde çekici bulurken, ressamın kendi de kadınlara hayrandı. Bu nedenle, kadın portreleri ve nü çalışmalarının eserlerinin merkezinde olması şaşırtıcı değildir.

the-cellist[1]

The Cellist, 1909
Çello Çalan Adam tablosundaki çizgi, renk ve fırça darbesini aşmakta ve artık Modigliani’nin özgün tekniğini göstermektedir. Paris’te yaşadığı dönem boyunca ciğerleri kötüledikçe ve uyuşturucu ve alkol bağımlılığı sağlığını bozdukça defalarca annesinin yanına gidecektir. Aynı yıl tanıştığı heykeltıraş Brancusi vasıtasıyla Afrika heykelleri ve maskları ile tanışan Modigliani 1913’e değin bu yönde de çalışmalar yaptı.
Her şey senin için: Gün boyunca dualarım,
Uyuşturan ateşi uykusuz gecelerin;
Şiirlerimin beyaz sürüsü,
Ve mavi yangını gözlerimin..
Hiç kimse daha yakın olmadı bana,
Hiç kimse böylesine üzmedi beni,
Acıya salıp gidenler bile,
Okşayıp bırakanlar bile hatta.
Anna Akhmatova, 1915

portrait-of-beatrice-hastings[1]

Portrait of Beatrice Hastings, 1915
(1914 yılında tanıştığı ve iki yıl boyunca fırtınalı bir aşk yaşadığı İngiliz kadın şair ve yazar Beatrice Hastings)

madam-pompadour[1]

 

Madam Pompadour, 1915
Modigliani zaman zaman Paris sokaklarında izlediği kişilerin portre çizimleri yaptı. Konunun bir taş duvar önünde çizilmiş olması, gerçek ve kusursuz görüntüsü arasında uyumsuzluk olduğunu göstermektedir. Yüzün hacmi, yanakların kırmızılaştırılmış cepheden düzlükleriyle, farklılık yaratan beyaz, uzun çizgilerle sağlanmıştır. Yüzün sol kenarını çevreleyen kenar çizgisinin çenenin altında kaybolması ustaca yapılmıştır. Sağ kenarda çene ve boyun arasındaki boşluk küçük bir ışık ve gölge farklılığı alanı ile verilmiştir. Kübizmin etkisi sadece kolajda değil, yüzün her iki yanında, başın biraz dönük olmasına rağmen aynı biçimde yansıtılmasında görülmektedir.
Resimlerini karakteristik bir şemaya indirgemesi, Chaim Soutine ve Blaise Cendrars’ın portrelerinde görülebileceği gibi modellerinin kişiliklerini resme yansıtmasına engel olmamıştır. Modigliani ‘‘Aradığım gerçek değil, gerçeküstü de değil sadece bilinçaltı. Beni sadece insan ilgilendiriyor çünkü yüzü doğadaki en ulvi şey.’’ der.

woman-with-a-black-tie[1]

 

Woman With A Black Tie, 1917
Modigliani’nin çizgiyi kontrollü kullanımı, kadının başının üstünden sağ yanağına, oradan da sağ omzu ve kolu boyunca inen çizgide belirgindir. Ritmik eğriler uçuşan kravata paraleldir. Bu resimde bir zarafet ve soyluluk havası vardır, geri planın işlenişi de buna katkıda bulunmaktadır. Resimdeki arka plan, resmin tümünde aynı şekil ve ustalıkla birleştirilerek uygulanmış neredeyse tamamen soyut bir alandır. Figürün beyaz ve siyah renk tonlarına yumuşak fırça darbeleriyle sürülmüş parlak renkler karşıt tonlar oluşturmaktadır. Bu karşıtlık resmin hemen hemen ortasında bulunan çok parlak bir alanla, kadının kırmızı dudaklarıyla daha da belirginleştirilmiştir. Modelin zarafeti, kesin çizgilerden şeklin gevşek görüntüsüne geçilerek daha iyi anlatılmıştır. Oval başın sert çizgileri daha sonra gövdenin oynak çizgilerine, kravatın uçlarının ince çizimine ve bluzun alt kısmına açılır.

jeanne-hebuterne-5[1]

 

Modigliani’nin son aşkı Jeanne Hébuterne “Ruhunu görebildiğimde, gözlerini de çizeceğim.” dediği kadındır. 1917’de sanatçı Jeanne Hébuterne ile de şair arkadaşı Zborovski’nin evinde tanışır. Ancak Jeanne’nin koyu Katolik ailesi Modigliani Yahudi olduğundan ilişkilerine karşı çıkar, ancak onlar birlikteliklerine devam eder ve 1918’de Jeanne Modigliani adlı tek kızları doğar.

jeanne-hebuterne[1]

Portrait of Jeanne Hébuterne, 1917

madame-georges-van-muyden[1]

Madame Georges van Muyden, 1917

jeanne-hebuterne-3[1]

Jeanne Hébuterne (with a scarf), 1919

self-portrait[1]

Self Portrait, 1919
Bu çalışmasında başın hafifçe yukarı kalkması ve yüz çizgileri diğer portrelerine benzemektedir. Fakat teknik değişiktir. Yanak kemiğinde ve çene çizgisinde görülen keskin olağan kenar çizgisi, yüz çizgilerinde ve saçlarında daha az çizgisel bir yaklaşımla ele alınmıştır. Resim empresyonist tekniği anımsatmaktadır. Renk, ışığı zapteden ve yansıtan kırık darbelerle ince olarak uygulanmıştır. Figür Modigliani’nin insan vücuduna verdiği plastik görünümden yoksundur. Arkası ve çevresinde boşluk yok gibidir, aldatıcı görüntüye yardım ederek perspektif yaratan iskemle aynı etkiyi vermemektedir.

jeanne-hebuterne-4[1]

Portrait of Jeanne Hébuterne, 1919
1920 yılbaşı gecesinden sonra hastalandı, 4 gün evden çıkmazlar. Ressam olan bir komşuları, meraklanıp gittiğinde, Modigliani’yi bitkin şekilde Hébuterne’e yaslanmış, çaresiz yatar şekilde bulur, doktor çağrılır. İleri derecede tüberküloz menejit olduğu ortaya çıkar. 24 Ocak 1920 tarihinde henüz 35 yaşındayken hayata gözlerini yumdu.
Amadeo Modigliani Paris’in neredeyse tüm sanat çevresinin katıldığı büyük bir cenaze töreniyle toprağa verildi. Dokuz aylık hamile olan eşi Jeanne Hébuterne ertesi gün ailesinin evinin 5. kat penceresinden atlayarak intihar etti. Öfkesi dinmemiş olan Hébuterne ailesinin nihayet 1930 yılında Jeanne’ın mezarının Modigliani’nin yanına taşınmasına izin vermesine dek ayrı mezarlıklarda yattılar. Modigliani’nin mezar taşında “Mutluluk ve şöhret anında ölüm tarafından yakalandı”, Hébuterne’ninkinde ise “Sıradışı fedakarlığa dek sadık bir eş” yazmaktadır. Kızlarını, Modigliani’nin kız kardeşi büyütür. Anne ve babasını 15 aylıkken kaybeden kızları Jeanne Modigliani 1958 yılında Modigliani: Man and Myth adında babasını anlatan bir kitap yazmıştır.

Kaynak: leblebi tozu