ALLAH’IM BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:

BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:
Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da sevdikçe, doldursun sarsın çevremi. Hatta düşmanlarımı da sevebileyim

BANA ÖYLE BİR GÜÇ VER Kİ:
Herkesten daha çok çalışabileyim, tutsak düşmeyeyim doğanın koşullarına, eşim ve çocuklarımı da mutlu et ki, mutluluğu başkalarına da götürebileyim

BANA ÖYLE BİR SAĞLIK VER Kİ:
Düşünebileyim, konuşabileyim…

BANA ÖYLE BİR ERDEM VER Kİ:
İbadet edebileyim, iyilik etmeyi ve sevinçten buğulanmış gözlerle, teşekkür edenlere; bir şey yapmadım, anımsamıyorum diyebileyim

BANA ÖYLE BİR YETENEK VER Kİ:
İyi eş, baba, anne, iyi komşu, iyi arkadaş, iyi vatandaş olabileyim

BANA ÖYLE BİR UMUT VER Kİ:
Bugüne kadar yapmış olduğum hatalar için karamsarlığa düşmeyeyim, herşeyden aklanmış olarak yaşama yeniden başlamak üzere bağışlanabileceğimi bileyim

BANA ÖYLE BİR ANLAYIŞ VER Kİ:
düşünebildiğim, yargılayabildiğim, inandığım, varolduğum şu anda bu sözleri söyleyebildiğim için şükredebileyim

BANA ÖYLE BİR TALİH VER Kİ :
Yıllar sonra beni hatırlayanlar “herkese iyilik eden, tüm insanları seven, o düzeyde de sevilen bir kişiydi ” diye konuşsunlar ve ben de huzur içinde
olabileyim

BANA ÖYLE BİR İRADE VER Kİ:
Birgün yenilip, içimdeki şeytanın kurallarına doğru yönelirsem; bu bir düşünce ise düşüncemi, bu bir adım ise ayağımı, bu bir uzanma ise
elimi durdurabileyim

BANA ÖYLE BİR SABIR VER Kİ:
Sükûneti bulayım, durabileyim, düşünebileyim..

AMİN

alıntı

Hep beraber “Merkaba” ritüelini yapıyoruz…

ENDİŞE BİTTİĞİNDE SAĞLIK BİR ANDA DÜZELİR…

Eğer sürekli hastalık yada nefret, kızgınlık ve olumsuzluk düşünceleri taşırsanız, bedeniniz bu düşünceleri fiziksel boyuta dönüştürecektir. Endişe, nefretten sonra insanın kendisine ölümcül zarar verdiği en kötü zihin aktivitesidir…
Endişe, nefret, korku, anksiyete, acı çekme, sabırsızlık, hırs, tamah, anlayışsızlık, yargılama ve suçlama gibi ürünleriyle birlikte bedene, hücresel boyutta saldırır. Bu koşullarda sağlıklı bedene sahi…p olmak imkansızdır.
Endişenin hiçbir anlamı, amacı yoktur. Ziyan edilmiş mental enerjidir. Endişe aynı zamanda bedene müthiş zarar veren biyokimyasal reaksiyon yaratır. Hazımsızlıktan, kalp krizine kadar her türlü hastalığa neden olur.
ENDİŞE BİTTİĞİNDE SAĞLIK BİR ANDA DÜZELİR…

Güneş, ay ve dünyanın peş peşe dizilmesiyle oluşan “Kanlı Ay” tutulması gecesinde hep beraber “Ay Tutulması” ritüelini yapıyoruz…

Hep beraber “Aynayla Alacakları Al” ve “Uçurtma” ritüellerini yapıp “Gerçekten İstiyor Musun?” kitabımdaki 24-20 Mayıs haftası ritüellerinin üstünden geçiyoruz…

Zümrüdü Anka Kuşu Efsanesi

Masallarda duyduğumuz ve efsanelerini dinlediğimiz canlı türü diye başlasak ne denli doğru olur bilinmez.Ancak bu efsanenin farklı kültürlerde ve farklı milletlerde muhakkak yer aldığını belirtmek isterim. Nam-ı diğer Zümrüd-ü Anka… Arap kültüründe Anka adı ile anılan bu efsane Türkler tarafından Zümrüd-ü Anka olarak tanımlanmıştır. Farklı kültürlerde yer alan bu efsane araştırmacıların bile böyle bir türün varlığının gerçekte var olduğunu düşünmelerine yol açmıştır.

Örnek olarak eski Yunan mitolojisinde kalın tüylü ver kartaldan biraz büyük olarak yer almış ve onun varlığına inanılmıştır.Oldukça uzun ömürlü ve herkesin göremeyeceği onu görenlerin ise mutluluğa uzanacağı söylentileri alıp başını gitmiştir.Birçok sanatsal figüre ve hikayeye konu olan Anka Kuşunun hikayesi farklı kültürlerde aynı şekilde yorumlanmıştır.

Anka Kuşu,ölümünün yaklaştığını hissetmeye başladığı an kendisine kuru dallardan bir yuva inşa etmeye başlar ve bunu ne olduğu bilinmeyen bir zamkla sıvar.

Daha sonra yuvanın içinde ölümünü bekler ve şu şekilde bekler; güneş ışınlarının kuru dalları yakarak yuva içinde ölmeyi.Yanarak ölür ve efsaneye göre küllerinden doğar yavru bir Anka Kuşu olarak bu yüzden Hristiyanlık dahil birçok dinde yeniden varoluş,diriliş sembolü olarak benimsenmiştir. En çok bilinen efsaneyi sizlere anlatmak isterim,Anka Kuşu rivayete göre bilgi ağacının dallarında yaşar ve her şeyi o bilirmiş.Kuşlar dünyasında ters giden her şeye Anka’nın çözüm bulacağına inanılırmış.Bir an gelir Anka ortalıkta görünmez olur,diğer kuşlar onu aramak için yola koyulurlar. Ona ulaşmak zorludur hatta o Kaf Dağının tepesindedir oraya varmak için de zorlu vadiler ve tepeler aşmak gerekir.

Birbirinden farklı ve zorlu vadiler:
– İstek
– Aşk
– Marifet
– Hayret
– Tevhid
– Yokluk Vadileri.

Hep birlikte yola çıkan kuşlar zaman geçtikçe birer birer vazgeçmişler ve dökülmeye başlamışlar. Kaf Dağına vardıklarında 30 kuş kalmış geriye sonunda bu sırrı sözcükler dile getirmiş ve Farsça ”Si” 30 demek ”Murg” ise kuş yani Simurg(Anka Kuşu) 30 kuş demek o 30 kuş anlamış ki hepsi Simurg…

Masallara,şiirlere,şarkılara hatta beyaz perdeye konuk olan Anka Kuşu bir dönemin yeniden var oluş,diriliş sembolü rivayette anlatıyor ki kimse Anka’yı uzakta aramasın sabreden ve emek veren herkes aslında kendi Anka Kuşunu yaratıyor.

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;

papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş(oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış):

Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış;
baykuş yıkıntılarını özlemiş,
balıkçıl kuşu bataklığını.

Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.
Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi ‘şaşkınlık’ ve sonuncusu Yedinci Vadi ‘yokoluş’ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş… Kaf Dağı na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.

Simurg un yuvasını bulunca ögrenmişler ki;

‘SİMURG ANKA – Otuz Kuş’ demekmiş.
Onların hepsi Simurg muş. Her biri de Simurg muş.
Simurg Anka yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.

ANKA SEMBOLÜ (Küllerinden yeniden Doğan Zümrüt- ü Anka Kuşu)

Yeniden dirilişin ve ölümsüzlüğün ya da ateşle ölerek ardından yeniden doğmanın evrensel sembolüdür. Anka, kendini feda ederek ölen efsanevi bir kuştur. Yaklaşık olarak kartal …boyutlarında mitsel bir kuştur ve sülün, balıkçıl kuşu, Bennu kuşu gibi kuşlarla ortak niteliklere sahip olduğu çeşitli kaynaklarca belirtilir.    Efsaneye göre Anka, öldükten sonra üç gün ölü kalır (bu ayın karanlık zamanıdır) ve üçüncü gün kendi küllerinden yeniden yükselir. Bu ay sembolizmidir ama Anka evrensel olarak güneş sembolüdür çünkü o bir Ateş Kuşudur ve İlahi Asaleti, eşi olmayanı temsil eder. Aynı zamanda nezaketi de temsil eder çünkü aydınlattığı hiçbirşeyi ezmez ve çiğ’den başka hiçbirşeyle beslenmez. Anka, tüm Cennet Bahçelerinde “Gül” ile ilişkilendirilir. Bazı kaynaklara göre Sufi Feridettin Attar bu kuştan “kendini aramanın” sembolü olarak bahseder.


Anka aynı zamanda efsanevi balıkçıl kuşudur. Ateş sembolüyle ilişkilendirilen kuşun ismi de köken olarak Yunancadaki kırmızı kelimesinden gelir. Anka Kuşu’nun kökeni ise Eski Mısır’daki kutsal Bennu’dur. Balıkçıl kuşunun ilksel çamurdan tezahür eden tepeyi aydınlatan ilk yaratık olduğu söylenir. Bennu Kuşu ise Heliopolis’te Güneş-Tanrı’nın tezahürü olarak kabul edilirdi. Kuşun sadece her 500 yılda bir ortaya çıktığı kabul edilirdi. Antik çağ mitologları kuşla ilgili ilave bazı detaylar eklemişlerdir; örneğin Anka kuşu diğer ülkelere uçar, güzel kokulu otlar toplar ve onları tekrar Heliopolis’e getirirdi. Onları sunağa doldurur ve tutuşturur ve kendini bu ateşte yakar, küle döner ve üç gün sonra da bu küllerden yeniden doğardı. Sonradan eklenen bazı bilgilerde ise kuşun altın ya da çok renkli tüylerinin olduğu yeralmıştır.


Efsaneye göre Anka Kuşu, ölümün kendisine yaklaştığını gördüğünde kendisine güzel kokulu odundan ve reçineden bir yuva yapar ve onun tamamen güneşin ışınlarına maruz kalmasını sağlayarak kendisiyle birlikte alev alıp yanmasına, kül olmasına neden olur. Bir diğer Anka kuşu ise kemiğinin iliklerinden doğar. Türk tradisyonlarında buna Kerkes Kuşu adı verilir ve Kerkes Kuşu 49 sayısı ile ilişkilendirilir. Pers Tradisyonunda ise ismi Simurg’dur. Bütün tradisyonlarda periyodik olarak yıkımı ve yeniden doğumu sembolize eder. Wirth’e göre efsanevi kuş, hepimizin kendi içinde sakladığı ve her an yaşamamızı ve değişim adını verdiğimiz kısmi ölümün üstesinden gelmemizi sağladığı bir Ankanın sembolüdür.
Simyada: Evrensel hayatın yeniden doğumunu ve bir işleyişin başarılı olarak tamamlanmasını ya da başka bir deyişle Büyük Eser’in tamamlanmasını ve yeniden yaratılmayı sembolize eder. Anka, Simyanın temel maddesi olan zincifre ile ilişkilendirilir. Bazı yazılı metinlerde Güney Kutbu’nda bir mağarada doğmuş olduğu sanılan zincifre kırmızısı bir Anka’dan sözedilir. Bu canlı “Zincifre Dağı’nın Ankası” olarak bilinir. Aztek, Maya ve Toltek Sembolizminde: Güneşle ilişkili bir semboldür, kutsamanın, mutluluğun sembolüdür. O, Quetzalcoatl’ın arkadaşı Quetzal’dır.


Çin Sembolizminde: Zincifre kuşudur, ateş unsuru ile ilişkilidir. Dört spiritüel feda sembolünden ya da dört Kutsal Yaratıktan biridir ve tıpkı ilişkilendirildiği ejderha veya ky-lin gibi, o da hem yin ve hem de yang’tır. Eril feng olduğu zaman o yang’dır, güneşle ilişkilidir ve ateş kuşudur. Kralın sembolü olarak ejderhayla birlikte tasvir edildiğinde ise Anka dişil hale gelir, kraliçe olur ve ikisi birlikte krallık gücünü temsil ederler. Dişil yanıyla luan adı verilen Anka güzelliği sembolize eder. Duyguların hassaslığını ve huzuru temsil eder. Aynı zamanda düğünün sembolüdür çünkü ayrılmaz arkadaşlığı temsil eder ve bu sadece evli çiftler için değil, düalite gerçekliğindeki evrenin tüm yin-yang dayanışması için böyledir.    Anka aynı zamanda, ejderha ve ky-lin gibi çeşitli elementlerden yapılmıştır, ve bu elementler tüm kozmosu simgelerler: Bir horozun başına (güneş), ayın hilal haline benzeyen kırlangıcın sırtına sahiptir. Kanatları rüzgardır, kuyruğu ağaçları ve çiçekleri temsil eder, ayakları ise dünyayı. Beş erdemi temsil eden beş rengi vardır. Rengi göze hoş gelir, ibiği dürüstlüğü, dili içtenliği anlatır, sesi melodileri seslendirir… Bir Anka kuşunun görülmesi her yerde çok uğurlu sayılırdı ve huzur, yardımseverlik prensibiydi ya da bir büyük Bilge’nin görüleceğinin işaretiydi. Bir çift Anka, Kral ile Bilge’nin birleşimini işaret eder.   

Bazı kaynaklara göre Meru Dağı’nın arkasındaki cennette ölümsüzleri şarkıları ve danslarıyla eğlendiren Feng ve dişi Anka olarak beyaz luan bulunur. Hıristiyanlıkta: Hıristiyanlığa göre, ölümsüz ruhun ve yeniden doğuşun sembolü olan Anka, İsa’nın acısının ateşinde yanıp küle döner ve üçüncü günde yeniden dirilir. Ölüme karşı zafer kazanmanın, imanın ve sadakatin sembolüdür. Hıristiyan ikonografisinde Anka kuşu genelde pelikanla birlikte gösterilir çünkü simyacılara göre o ilksel maddenin felsefe taşı olma yolundaki (materia prima) yıkımını ve yeniden oluşumunu sembolize eder.


Mısırda: Güneş kuşu olan Bennu kuşuyla aynı kabul edilir. Güneşle ilişkili olduğundan yeniden dirilişin, ölümsüzlüğün sembolüdür ve Ra ile ilişkilendirilir. Kadim zamanlarda Nil’in yükselmesinin ön işareti olan Sirius’un helyak yükselişinin de sembolü olarak ortaya konulmuştur. Japon Sembolizminde: Güneşin, doğruluğun, sadakatin, itaatin sembolüdür.
Yahudi Tradisyonunda: Anka kuşuna milcham denir ve onun ölümsüzlüğü şöyle açıklanır: Havva bilgi ağacının meyvesini yiyerek günah işlediğinde dünyanın diğer yaratıklarının günahsızlığını kıskanmıştır. Onları birer birer ayartarak sakıncalı meyvadan yemelerini sağlamıştır. Yalnızca Milcham kuşu onu reddetmiş ve Tanrı da ödül olarak ölüm meleğine bu itaatkar kuşun canını sonsuza dek bağışlamasını emretmiştir. Milcham’a etrafı duvarlarla çevrili bir kent verilmiş ve onun içinde rahatsız edilmeden bin yıl yaşaması sağlanmıştır. Bin yıl onun ömür süresidir ve bu süre geçtiğinde yuvasında bir yangın çıkar ve oradaki kuşları yakar. Sadece tek bir yumurta sağlam kalır ve bu yumurtadan bir yavru kuş çıkar, ve Milcham böyelikle yaşamaya devam eder. Bir diğer hikayeye göre ise Milcham bin yaşına geldiğinde bedeni kırış kırış olur ve kanatlarının tüyleri dökülür, dolayısıyla bu haliyle adeta bir yavru kuşa dönmüştür. Ne var ki tüyleri yeniden büyür ve bir kartal gibi gökyüzünde süzülür ve ölüm ona asla gelmez.


Yeni Ruhçuluk’ta: Simurg sembolü ruhsal aydınlanmayı, insanın kendini bilmesini, uyanışını, yani nefsaniyetini alt edip içindeki vicdan ve sezgi kanalına yönelmesini, şuurlanmasını, idraklenmesini ifade eder. iç simyada buna “büyük eser” denir

.Kaynakça · SALT, Alparslan; Semboller; RM Yayınları; İstanbul 2006. · BIEDERMANN, Hans; Dictionary of Symbols-Cultural Icons&The Meanings Behind Them; Meridian Printing;   New York 1994. · EBERHARD, Wolfram; Çin Simgeleri Sözlüğü; Kabalcı Yayınları; İstanbul 2000. · CIRLOT, J. E. ; A Dictionary of Symbols; Dover Publications; New York 2002. · COOPER, J.C.; An Illustrated Encyclopedia of Traditional Symbols; Thames&Hudson ; Slovenia, 2008. Yayına Hazırlayan: Astroset Semboller Araştırma Grubu Yayın Tarihi: 13.Eylül.2012

Hep Beraber “Dişi Enerji Artır & Dengele” Meditasyonunu ve “Kısmet Aç” Ritüelini Yapıyoruz…

Hep Beraber “Dişi Enerji Artır & Dengele” Meditasyonunu ve “Kısmet Aç” Ritüelini Yapıyoruz BÖLÜM – 2…

Hep birlikte “Dişi Enerji Artırma & Dengeleme” meditasyonunu ve “Kısmet Aç” ritüellini yapıyoruz – BÖLÜM 1…

Esas Sızı Nerede?

Aşağıdaki resme bakın ve size göre daha mutlu olan suratı seçin… Sol beyniniz mi baskın yoksa sağ beyniniz mi?

Eğer A’yı seçtiyseniz sol-beyinsiniz
Beynin sol tarafının daha çok mantık, dil ve analitik düşünme gibi görevleri üstlendiği düşünülmektedir. Sol beynin şu alanlarda daha başarılı olduğu söylenir:
Dil
Mantık
Eleştirel düşünme
Sayılar
Muhakeme
Eğer B’yi seçtiyseniz sağ beyinsiniz
Sol beyin- sağ beyin baskınlığı teorisine göre beynin sağ tarafı ifade etmekte ve yaratıcılıkta başarılıdır. Sağ beyinle ilişkisi olduğu düşünülen bazı popüler yetenekler ise şunlardır:
Yüz tanıma
Duyguları gösterme
Müzik
Duyguları anlama
Renk
Hayalgücü
Sezgi
Yaratıcılık

Efsane “Su Tuz Sirke” ritüelini grup enerjisinden faydalanmak için hep beraber yapıyoruz…

Hep birlikte “Kuğu” ve “Uçurtma” ritüellerini yapıp “Gerçekten İstiyor Musun?” kitabımdaki 17-23 haftası ritüellerin üstünden geçiyoruz…

1- Bu dünyada hiçbir şey kalıcı değildir, endişelendiğimiz şeyler bile

Charlie Chaplin seyircilere bir şaka yapar ve herkes gülmeye başlar. Charlie aynı şakayı tekrar yapar ve bu sefer birkaç kişi güler. Aynı şakayı bir kez daha yapar ve bu sefer kimse gülmez. Sonra bu harika sözleri söyler: ”aynı şakaya defalarca gülemiyorsunuz. O zaman neden aynı şey için tekrar tekrar ağlıyorsunuz?”.

Yani hayatın her anının tadını çıkarın. Charlie Chaplin’in kalbe dokunan en önemli 3 sözünü paylaşmak için güzel bir gün.

1- Bu dünyada hiçbir şey kalıcı değildir, endişelendiğimiz şeyler bile

2-Yağmurda yürümeyi severim çünkü gözyaşlarımı kimse göremez

3-Hayatta en boş geçirdiğimiz günümüz gülmediğimiz gündür. Gülümsemeye devam edin…