Archive | Nisan 2017

Dört haftaya bölünmüş bir programla hayatınızı güzelleştirmek değiştirmek mümkün

IMG_5896_tonemapped (1024x683)[1]

 

Hayatında her şey yolunda giden insanların sırrı nedir dersiniz? Aslında onlar gibi yaşamak ve hayatınızı daha iyi bir hale getirmek için ihtiyacınız olan tek şey

aylık bir program.

Her şey oldukça basit. Dört haftaya bölünmüş bir programla hayatınızı değiştirmek mümkün! Her hafta verilen üç görevi yerine getirip bunları hayatınızın bir parçası

yapmak her an sizi iyi hissettirecek.

1.Hafta: Zihninizi ve Bedeninizi Arındırın

Güne erken başlamak: Sabahın 6’sında kalkmak, gün içerisinde yeteri kadar boş zaman bulamayanlar için ideal. Herkes hala uyuduğu için asla bulamadığınız o

sessizliği ve huzuru bulabilirsiniz. Dikkatinizi dağıtacak çok az şey olduğu için üzerine yoğunlaşmak istediğiniz işlerin başına bu saatlerde oturabilirsiniz. Gün boyu

zindelik verecek sabah egzersizleri için de en uygun zaman saat altı sularıdır. Tembel hissetmek veya yataktan kalkmak istememek, bir yorgunluk belirtisi değildir.Bu

sadece hayatı yaşamak istemediğinizi gösterir. “Yataktan çıkınca ne olacak ki? Kapkara bir havada metroya bin, akbil doldur, işe git…” diye düşünmektense “bugün

mükemmel olacak” diye düşünmek, sabah kalkmanızı kolaylaştırabilir. Kabul edin ki eğer böyle düşünseydiniz sabah erken kalkmak bir problem haline gelmekten çıkardı.

İşte bu kadar basit! Eğer hayatı dolu dolu yaşamak istiyorsanız, yataktan da hemen çıkacaksınız, o kadar! Bir de diğer tarafından bakalım; eğer yataktan hızlı

çıkarsanız, gün daha hızlı daha dolu geçer!

İyi beslenme: Yaklaşan değişiklikler sizden büyük miktarda enerji çekecektir. Büyük olasılık, şu anda alkol, sigara ve ağır veya sağlıksız yiyeceklerin etkileri

karşısında vücudunuzun işlevselliğini korumak için enerjinizin çoğunu kullanıyorsunuzdur. Hepimizin kendine göre bu tür alışkanlıkları var ama neden onları yenmeyelim

ki? Kendinize uyan bir diyet seçip onu uygulamaya hemen, şu anda başlayabilirsiniz. Alkol, cips, şekerli içecekler, hazır yemekler, abur cubur gibi yiyeceklerin

hiçbiri sağlıklı bir diyette yer almamalı. Bu yüzden bu tür gıdaları tüketmeyi acilen bırakmalısınız. Ayrıca, büyük yemek porsiyonlarından ve yatmadan önce yemek

yemekten kaçınmalısınız. Diyet konuları için bedeninizin sesini dinleyebilir veya bir diyetisyenden yardım alabilirsiniz. Ancak en önemli şey bedeninizi toksinlerle

dolu bir varile çevirmemek. Bunun yerine vücudunuz üzerindeki ağırlığı hafifletip daha sağlıklı ve lezzetli, hafif yemekleri tercih edebilirsiniz. Daha mutlu ve daha

enerjik olacağınızdan hiç şüphem yok.
Spor: Sporu sevin ve sporu kesinlikle zorunlu bir aktivite haline getirin. Şekilli ve sağlıklı bir beden, ruhsal sağlık için de oldukça önemlidir. Yorgun bir

bedeni tekrar işler hale getirmek istiyorsanız, bedenin kendisini işler hale getirmelisiniz! Hangi sporu seviyorsanız ona yönelebilirsiniz. Yoga, koşu ve dans gibi

yüzlerce alternatif arasından seçim yapmak zor olsa da sizi hareketlendirecek. Gün içinde daha çok hareket etmeyi deneyin. Asansör yerine merdivenleri kullanın, spor

salonuna gidip biraz ter atın.

2. Hafta: Özel hayatınızı yoluna sokun

Kişisel alanınızı temizleyin: Her şeyi atın! Her köşeye düzen getirmenin vakti geldi. Uzun zamandır düzenlemediğiniz kitaplığınıza, dolabınıza el atmanın tam

zamanı. Evinizdeki her eşya (çok küçük olanlar bile) oldukça yer kaplamakla birlikte enerjinizi tüketiyor. Eşyalara bu denli bağlı kalmak enerji sarf etmenize değer

mi? Eşyaları çöpe atmaktan veya bağışlamaktan çekinmeyin. Sadece gerçekten ihtiyacınız olan, sizi mutlu eden eşyalarla yaşamayı öğrenin. 1998 yılından kalma oyuncak

ayınıza gerçekten ihtiyacınız var mı? Tereddüt etmeden atın! Eşyalardan kurtulmaya başladığınız anda daha iyi hissedeceksiniz. Hele bir de etrafı süpürüp toz alınca

minimalist yaşamın güzelliklerini göreceksiniz. Bağışlamak, eşyalarınızdan kurtulmanın en güzel yoludur. Yıllardır bir kere bile giymediğiniz kazağınız, bir çocuğun

yüzünde gülümseme yaratabilir.
İşlerinizi rayına sokun: Kaç yıldır İspanyolca öğrenmek istiyordunuz? Konya’daki babaannenizi ne zamandır ziyaret etmiyorsunuz? Peki yeni yıl kararlarınızdan

kaçını gerçekleştirdiniz? Kendinize verdiğiniz sözleri hatırlayın ve onlarla nasıl başa çıkacağınıza karar verin. Daha kendinize verdiğiniz sözleri bile tutamazken,

nasıl başkalarına verdiğiniz sözleri tutabilirsiniz ki?
Sosyal hayatınızdaki gerginliklerden kurtulun: Sizi üzen veya dibe çeken ilişkileri bitirmenin sizce de zamanı gelmedi mi? Sizi olumsuz etkileyen kim varsa

bağlarınızı koparın. Arkaya bakmadan yolunuza devam edebilirsiniz. “Hayır” demeyi öğrenin. Kendinizi nasıl özgür hissediyorsanız öyle davranın. Ailenize karşı her

zaman saygılı ve anlayışlı olun.

3.Hafta: Planlar, amaçlar ve hayaller

Hayallerinizi önce kâğıda sonra gerçeğe dökün: iki haftadır yaptıklarınız sizi nasıl hissettiriyor? Daha mutlu hissediyor musunuz? Cevap hayırsa belki de yapmanız

gereken birkaç şey daha vardır. İşten arta kalan zamanda sorunlarınızı, hayallerinizi düşünmek yerine onları gerçekleştirmek için küçük adımlar atsanız nasıl olur?

Sizi en çok zorlayan, sürekli ertelediğiniz hayaliniz üzerinde çalışmaya başlamanın vakti geldi de geçiyor. Hepsini kâğıda dökün. Hayatınız için bir hikâye yazın ve

başkarakteri siz olun. Ama güzel bir hikâye olsun.
İmkânsız hayallerinizin bir listesini çıkarın: Yapmaktan en çok keyif alacağınız şeylerden biri bu madde olacak. Bunu düzenli bir aktivite haline getirirseniz ne

kadar yaratıcı olduğunuzun farkına varacaksınız. Hep hayalini kurduğunuz, olabildiğince absürt ve asla olmayacak şeylerin bir listesini çıkarın. Mesela dünyayı

yönetmek veya 89 yaşında Everest Dağı’na çıkmak… Kafanızdaki sesi susturun ve hiçbir maddi engeliniz veya zaman kısıtlamanız olmadığını varsayarak hayaller kurun. Ne

yapardınız?
Günlük planlar yapın: Her akşam bir sonraki gün için plan yapın. Kısa veya uzun olmasının hiçbir önemi yok. Yazdığınız sürece herhangi bir plan olabilir ve bunu

akşam yapmanız çok önemli. Yarın hatırlamayacak olsanız bile daha verimli olacağınızdan eminim. Denendi ve onaylandı! Dahası, planınıza şöyle bir bakıp hayatta ne yöne

doğru gittiğinizi sorgulamalısınız. Bir yöne gidiyor musunuz?

4.Hafta:Ufkunuzu genişletin

Daha farklı yaşamayı deneyin: En küçük şeylerin bile büyük bir etkisi olabilir. İşe farklı bir yoldan gitmeyi deneyin. Daha önce hiç gitmediğiniz bir kafeye gidip

bir çay için. Yeni bir spor türü deneyin. Önceden hiç yapmadığınız bir şeyi yapın. Her zaman yaptığınız şeylerle meşgul olurken kendinize “şu an neyi farklı

yapabilirim” diye sorun. Yeni bir şey denemeyi alışkanlık haline getirin. Bu sayede rutininizin dışına çıkar, monotonluktan kurtulursunuz.
Konfor bölgenizin dışına çıkın: Diğer tüm görevleri başarıyla yerine getirdiyseniz, konfor bölgenizin dışına çıkmaya hazırsınız demektir. Ancak bunu bir adım ileri

taşıyıp en büyük korkularınızla yüzleşmeye hazır mısınız? Sadece yüzleşmeye değil, aynı zamanda savaşmaya hazır mısınız? Yükseklikten mi korkuyorsunuz? Hava dalışı

yapın. Patronunuzdan mı korkuyorsunuz? Tek başınıza onun yanına gidip yeni bir proje veya öneri sunun. Yeni insanlarla tanıştığınızda nutkunuz mu tutuluyor? Kimseyi

tanımadığınız bir partiye gitmeye ne dersiniz? Hem de tek başınıza! Böylece yeni arkadaşlarınızla müthiş bir akşam geçirebilirsiniz. Her an yeni şeyler öğrenip

kendinizi bu tür durumlara sokarsanız hiçbir şeyden korkmayan biri haline gelmeniz mümkün!
Biraz ara verin: Çok zor olacağını düşünmüştünüz ama yüzüp yüzüp kuyruğuna geldiniz! Hadi biraz ara verin. Dinlenin. Yalnız dinlenmekten kastım telefonunuzu yanına

almayıp evden çıkarak dışarıda yalnız vakit geçirmeniz. Bu şekilde dürüst bir özeleştiri gerçekleştirebilirsiniz. Geçtiğimiz ay nasıldı? Hayatınızda ne gibi

değişiklikler meydana geldi? Bundan sonra böyle devam etmek istiyor musunuz?

Bu yolculuğun ortasına geldiğinizde (evet ortası, yoksa bittiğini mi sandınız? Bu yol sonsuzluğa kadar gider) sizi bekleyen şeyler, beklentilerinizi aşacak. Tüm bu

görevleri (hem de bu kadar basit görevleri) yerine getirerek onları hayatınızın bir parçası yapmalısınız. Böylece hayatınızdaki huzuru ve kadirliği fark edecek,

tünelin sonundaki ışığı görmeye başlayacaksınız. Biraz iddialı olduğunun farkındayım ama inanın ki hepsi doğru.

Kaynak: Spritüeller

DOĞUM TARİHİNİZE GÖRE HANGİ BİTKİSİNİZ?

anubias-barteri-coffeefolia[1]
Ocak 1- 9 : Isırgan Otu
Ocak 10 – 24 : Ebegümeci
Ocak 25 – 31 : Dereotu
Şubat 1 – 5 : Bildiğimiz ot
Şubat 6 – 14 : Çimen
Şubat 15 – 21 : Maydanoz
Şubat 22 – 28 : Kıvırcık
Mart 1 – 12 : Sarmaşık
Mart 13 – 15 : Dereotu
Mart 16 – 23 : Ebegümeci
Mart 24 – 31 : Bildiğimiz ot
Nisan 1 – 3 : Isırgan Otu
Nisan 4 – 14 : Kıvırcık
Nisan 15 – 26 : Ebegümeci
Nisan 27 – 30 : Maydanoz
Mayıs 1 – 13 : Sarmaşık
Mayıs 14 – 21 : Çimen
Mayıs 22 – 31 : Dereotu
Haziran 1 – 3 : Ebegümeci
Haziran 4 – 14 : Maydanoz
Haziran 15 – 20 : Isırgan Otu
Haziran 21 – 24 : Sarmaşık
Haziran 25 – 30 : Bildiğimiz ot
Temmuz 1 – 9 : Ebegümeci
Temmuz 10 – 15 : Isırgan Otu
Temmuz 16 – 26 : Çimen
Temmuz 27 – 31 : Bildiğimiz ot
Ağustos 1 – 15 : Sarmaşık
Ağustos 16 – 25 : Ebegümeci
Ağustos 26 – 31 : Maydanoz
Eylül 1- 14 : Çimen
Eylül 15 – 27 : Bildiğimiz ot
Eylül 28 – 30 : Isırgan Otu
Ekim 1 – 15 : Sarmaşık
Ekim 16 – 27 : Maydanoz
Ekim 28 – 31 : Kıvırcık
Kasım 1- 16 : Dereotu
Kasım 17 – 30 : Bildiğimiz ot
Aralık 1 – 16 : Isırgan Otu
Aralık 17 – 25 : Sarmaşık
Aralık 26 – 31 : Çimen
Isırgan Otu: Çekici ve popülersiniz. Kolayca arkadaş edinebiliyorsunuz. Kendinden emin tavırlarınızla grup içerisinde liderliğe yakışıyorsunuz. Eğer sizin liderliğinizi kabul etmiyorlarsa uygun bir yöntemle kabul ettiriyorsunuz. Yine de olmazsa simgeniz gibi ısırıyorsunuz 😉
Bildiğimiz Ot: Utangaç ve sevimlisiniz. Tanımadığınız insanlarla konuşmayı sevmez ama arkadaşlarınızla her şeyi paylaşabilirsiniz. Arkadaş seçiminde oldukça dikkatlisiniz. Sevilen birisiniz. Doğayı çok seversiniz, işte o yüzden öylesine bir otsunuz.
Sarmaşık : Yerinde duramayan birisiniz. Her zaman kıpır kıpırsınız. Çok arkadaşınız var ve sosyal yaşamınız çok renkli. Sizi tanıyanlar sizin gibi biri daha olamayacağını düşünüyor. Dikkat çekmeyi çok seviyorsunuz.
Kıvırcık : Esrarengiz birisiniz. Ne zaman nasıl davranacağınız belli olmuyor. Bazen her şeye salata oluyorsunuz. Çoğu şeyden ilk sizin haberiniz oluyor bu yüzden çok ilgi görüyorsunuz.
Ebegümeci: Sessiz sakin ama çok zekisiniz. Dost canlısı, sevilmeyi bekleyen tavırlarınız ilgi çekiyor. Her yerde olmayan, insan sağlığına yararlı bir kişiliğe sahipsiniz. Küçük bir arkadaş grubu size yetiyor. Fazla popüler olmasanız da yakınlarının el üstünde tuttuğu birisiniz.
Dereotu : Siz lider olmak için doğmuşsunuz. Ama yapacak bir şey yok, bazı organizasyonlarda sadece değişik bir tat bırakıyorsunuz o kadar. Sözünü dinleten, dediğini yaptıran birisiniz. Kararlı tavırlarınız çevrenizdekileri etkiliyor. İnsanların arkadaş olmak isteyebileceği birisiniz.
Maydanoz : Uyumlu, her şeye maydanoz olmak buradan gelir, sıcakkanlı birisiniz. Size nasıl davranılmasını istiyorsanız siz de herkese öyle davranıyorsunuz. Sadık ve dürüstsünüz. Yapmacık insanlara ve dedikoduya karşısınız.
Çimen : Çok hassas ve narinsiniz. Kolay aşık oluyorsunuz. Ne çok utangaç ne de çok girişkensiniz. Arkadaşlarınız içerisinde kırılmaması için kollanan birisiniz.

Turşu Suyunun Hiç Tahmin Edemeyeceğiniz 13 Kullanım Alanı

Kendileri turşu kuranlar turşuları bitirdikten sonra turşu suyunu dökerler. Yazıyı okuduktan ve turşu suyunun kullanım alanlarını öğrendikten sonra turşu suyunu dökmekten vazgeçeceksiniz.

Aşağıdakiler sadece tuz kullanılan turşularda işe yarar. Tatlı turşularda ise işe yaramaz.

1- Mide bulantısını geçirir

Turşu suyunda yer alan sirkedeki asit mide bulantınızı geçirir ve daha iyi hissetmenizi sağlar.

2- Sivrisinek ısırıklarına iyi gelir

Sivrisineklerin ısırdıkları bölgeleri kaşımadan edemiyor musunuz? Turşu suyuna pamuğu bandırın ve bölgeye uygulayın. Kaşıntılarınızın geçtiğini göreceksiniz. Kaşıntınız geçtikten sonra bölgeye nemlendirici sürmeyi unutmayın. Aksi halde bölge kuruyabilir.

3- Solan bitkileri canlandırır

Balkonunuzda, evinizde veya bahçenizde solmaya yüz tutmuş bitkileriniz var mı? Hemen turşu suyu ile sulayın.

Turşu suyunda yer alan potasyum bitkiler için çok kıymetli. Ayrıca turşu suyundaki asit, toprağın PH değerini arttırır ve bitkiniz hayata dönmesini sağlar.

4- Kas tutulmasını geçirir

Turşu suyu kas tutulmasına da iyi geliyor.

Turşu suyunda yüksek oranda sodyum ve potasyum bulunur. Yapılan araştırmalarda insanların neden kramp geçirdiği tam olarak kestirilemese de elektrolitlerin eksikliğinden kaynaklandığından şüpheleniliyor. Bu nedenle spor yapmadan hemen önce bir veya iki bardak turşu suyu içmeniz önerilir.

5- Akşamdan kalmışlığı geçirir

Akşamdan kalmışlık birinin başına gelebilecek en kötü şeylerdendir. Eğer bir önceki gün içkiyi fazla kaçırıp sabah hiç de iyi uyanmadıysanız, hemen turşu suyu için. Mucizeler yarattığı söyleniyor.

6- Bakırları parlatır

Hemen hemen herkesin evinde bakırdan yapılma eşyalar vardır. Bakırdan yapılan eşyalar sık sık ilgilenilmediğinde yeşil renge sahip olurlar. Turşu suyuna pamuk bandırın ve bakır eşyanızı cilalayın. Yeni haline siz bile inanamayacaksınız!

7- Yiyeceklerin ömrünü uzatır

Evinizde belli süre içinde tüketmenizin imkânsız olduğu sebzeler var mı? Turşu suyunda bekletirseniz ömrünü bir hafta uzatmış olursunuz. Bir de tadının daha iyi olduğunu göreceksiniz!

Fotoğraf: Pixabay

8- Kokteyllere tat verir

Misafirlerinize turşu suyu ikram etmek biraz tuhaf kaçacaktır. Bir ‘shot’ bardağı votkayla iki ‘shot’ bardağı turşu suyunu karıştırın ve iyice çalkalayın. Daha sonra karşımı kokteyl bardağına dökün. Kokteylimiz hazır!

9- Mide ekşimesine iyi gelir

Bal ile turşu suyunu karıştırıp için. Mide ekşimesine iyi geldiğini göreceksiniz.

Fotoğraf: Maverick2003

10- Yabani otları öldürür

Turşu suyu, yabani otları öldürmekte bir numaradır. İstenmeyen otların üzerine turşu suyu dökün. Bir süre sonra kaybolduklarını ve bir daha çıkmayacaklarını görürsünüz.

Fotoğraf: Pixabay

11- Salataya tat verir

Sirkenin yanında salataya ekleyeceğiniz turşu suyu ve yoğurt, salatanızın tadını mükemmelleştirecektir. Bazıları turşu suyunu eti terbiye etmekte kullandıklarını ve harikalar yarattığını da ifade ediyorlar.

12- Güneş yanıklarını geçirir

Turşu suyuna pamuk bandırıp güneş yanığının olduğu bölgeye uygulayın. Turşu suyunda yer alan sirke yanıklık hissini azaltır.

Fotoğraf: Kelly Sue

13- Farenjiti geçirir

Farenjiti geçirmenin en hızlı ve etkili yöntemi bir bardak turşu suyu içmektir. Turşu suyunun içinde yer alan sirke en az öksürüp şurupları kadar etkilidir. Üstelik tamamen doğaldır!

Fotoğraf: Pixabay

 

Turşu suyunun yararlarından arkadaşlarınıza bahsetmeyi unutmayın!

Kaynak: newsletter

Bazen hayatta tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey yapmamız gereken çabalardır.

kelebek-pupa-koza[1]

 

 

BİR KELEBEK VE ADAM HİKAYESİ
Bir gün adamın biri bir kelebek kozası buldu.
Kozada küçük delikten bir kelebek belirdi…
Adam oturup kelebeğin saatler boyunca bu delikten çıkma çabasını izledi.
Bir ara hareket durdu.
Kelebek delikten çıkmak için çaba harcamaktan vazgeçmiş gibiydi..
Sanki kelebek elinden gelen her şeyi yapmış ve artık yapabileceği bir şey kalmamıştı.
Adam, kelebeğe yardım etmeye karar verdi…
Eline küçük bir makas alıp, kozadaki deliği büyütmeye başladı…
Bu yardım üzerine kelebek kozadan kolayca dışarı çıkıverdi…
Ancak kelebeğin bedeni kuru ve küçücük, kanatları da buruşuktu…
Adam kozadan çıkan kelebeği izlemeye devam etti…
Adam kelebeğin kanatlarının açılıp genişleyeceğini ve bedenini taşıyacak kadar güçleneceğini umuyordu.
Ama adamın beklediklerinin hiç biri olmadı!
Kelebek hiçbir zaman uçamadı.
Kelebek, hayatının geri kalanını kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi.
Adam kelebeğe iyi niyetle yardım etmek istemişti…
… Ancak, kelebeğe iyilik yapayım derken ona çok büyük bir kötülük yapmıştı.
Adamın anlayamadığı bir şey vardı.
Kozanın kısıtlayıcılığı ve buna karşılık kelebeğin daracık bir delikten çıkmak için göstermesi gereken çaba, Allah’ın kelebeğin bedenindeki sıvıyı onun kanatlarına göndermek ve böylece kozadan çıkabildiği anda uçmasını sağlamak için seçtiği bir yol olmasıydı.
Kelebek kozada kalacağı kadar kalamamıştı.
Bazen hayatta tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey yapmamız gereken çabalardır.
Eğer hayatta herhangi bir çaba olmadan ilerlememiz mümkün olsaydı;
O zaman bu kelebek gibi bir anlamda sakat kalırdık.
Olabileceğimiz kadar güçlü olamaz ve asla uçamazdık

SAĞ YANINA YATARAK YATMANIN FAYDALARINI BİLİM KANITLADI

fft17_mf108616[1]
SAĞ YANINA YATARAK YATMANIN FAYDALARINI BİLİM KANITLADI
ABD’de bulunan Stony Brook Üniversitesi’nde uyuma şekli üzerine yapılan araştırmalar “yan yatarak uyumanın” beynin temizlenmesini sağladığı ortaya çıkardı.
Yan yatma pozisyonda sırt üstü veya yüz üstü uyuma şekline göre daha fazla lenf sistemine yardımcı olduğu, bunun da beyinde istenmeyenlerin kimyasalların birikmesine engel olarak Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklara yakalanma ihtimalini azalttığı belirtildi.
Bilim Adamlarının bir çok beyin görüntüsünü incelemeye aldığı ve “Journal of Neuroscience” yayınlanan araştırmada vücudun ikinci dolaşım sistemi olarak tanımlanan lenf sistemi yan yatmak suretiyle rahatladığı ve daha iyi çalıştığı belirtildi. Lenf sistemi vücutta toksinlerin arındırılması, kan dolaşımını kontrol edilmesi ve zararlı bakteri ve virüslerin yok edilmesi gibi görevleri yerine getiriyor

CEVİZDEKİ GİZLİ MUCİZE!!!

18198545_1934721910081676_8243012556494312704_n[1]

 

CEVİZ PERDESİNDEKİ GİZLİ MUCİZE..‼️
Cevizin arasında bulunan perdeleri çöpe atmayın! Ceviz perdeleri görünüm itibari ile akciğere benziyor. Bir tutam ceviz perdesini 1 bardak su ile 2 dakika kaynatarak doğal bir öksürük kesici ve balgam söktürücü elde edebilirsiniz.Özellikle de ilaç almasını istemediğimiz çocuklarımız için mükemmel bir şifa kaynağı..
Demlendiğinde rengi tıpkı normal çay gibi olan ve içimi de gayet güzel olan bu bitki çayını yaş sınırı olmadan çocuklarınıza içirirken bal ile tatlandırabilirsiniz.
SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN CEVİZ TÜKETİN..‼️
[Sağlıklı Beslenme Uzmanı Dr. Dilek Polat]
Sofralarımızda sıkça yer verdiğimiz, tatlılarımızın vazgeçilmez malzemesi ceviz, kabuğuyla, içiyle, hatta perde tabir edilen iç bölümünde yer alan odunsu zarlarıyla pek çok hastalığın tedavisine destek oluyor.
Sağlıklı Beslenme Uzmanı Dr. Dilek Polat, cevizin cilt rahatsızlıklarından saç dökülmesine, tiroit hastalıklarından ağız kokusuna kadar birçok hastalığın tedavisinde kullanılabileceğini belirtti.
Dr. Polat, kalp sağlığı açısından büyük önem taşıyan doymamış yağ asitlerini yüksek düzeyde içeren cevizin, kolesterol birikimini ve damar sertliğini önleyici etkisinin halk arasında artık daha iyi bilindiğini, bu nedenle damak zevkinin yanı sıra, birçok insanın sağlık nedenleriyle ceviz tüketmeye başladığını söyledi.
“Doğanın mucizelerinden” cevizin farklı kullanımının ise iyi bilinmediğini ifade eden Polat, yaş ve kuru ceviz kabuklarının basit işlemlerle çok etkili sonuçlar vereceğini kaydetti.
-GÜÇLÜ VE CANLI SAÇLAR-
Dr. Polat, saç dökülmesine ve saçlarının yeterince canlı olmadığını düşünenlere cevizin kuru ve yaş kabuğunu öneriyor.
Polat, 20 tane cevizin sert kabuğunu 1 litre suda 10-15 dakika kaynatarak elde edilen suyun saç durulamasında kullanılması durumunda, saçların dökülmesinin son bulacağını belirtiyor.
Taze cevizin yeşil kabuğunun az suyla kaynatılması sonucu macun elde edileceğini anlatan Polat, bu macunun da saç maskesi olarak kullanılabileceğini kaydediyor.
-DİNLENME, TİROİD, AĞIZ KOKUSU-
Sağlıklı yaşamak ve beslenmek isteyenlerin mutfaklarından cevizi eksik etmemeleri gerektiğini ifade eden Dr. Polat, şu bilgileri verdi:
“8 tane cevizi bir bardak suda 2 gün bekletin. Günde iki ceviz olmak üzere tüketin ve cevizleri içinde beklettiğiniz suyu da için, 4 günlük kür sonunda ne kadar dinlenmiş hissettiğinize şaşıracaksınız. Cevizin arasında bulunan perdeleri atmıyoruz. 25-30 kadar ceviz perdesini bir litre suda güneş görmeyen bir yerde bir hafta bekletiyoruz. Sabahları aç karnına her gün bir bardak tüketiyoruz, tiroid hastalarına çok yardımcı olacaktır.
Ceviz yaprağını suda kaynatıp biraz zeytinyağı ekleyin. bu karışımla düzenli gargara yapıldığında ağız kokusu sorunu da ortadan kalkacaktır.”
Günde birkaç ceviz tüketmenin sindirim sistemi hastalıkları, öksürük, göğüs ağrıları gibi birçok şikayeti azaltığına işaret eden Dr. Polat, pürüzsüz bir cilt isteyenlerin de yine ceviz kabuğu suyundan yararlanabileceklerini kaydetti.
Sevdikleriniz için mutlaka paylaşın

kAYNAK: SAĞLIK HABERLERİ

Bu Yazıyı Okuduktan sonra çok daha İyi anlayacaksınız kanserin asıl sebebinin kendimiz olduğunu

bu-yaziyi-okuduktan-sonra-cok-daha-iyi-anlayacaksiniz-kanserin-asil-sebebinin-kendimiz-oldugunu-b[1]

 

”Hayatında hep şeker oldu.
Çayı, kahveyi şekersiz içmedin.
Kahvaltıya reçelsiz ve çikolatasız oturmadın.
Beyaz pirinç ve ekmeğin şeker olduğunu unuttun.
İçinde yüksek oranda fruktoz bulunan meyve sularını kiloyla içtin.
İçinde glukoz ve aspartam olan ürünler tükettin.
Kolanın ve gazlı içeceklerin şeker ve zehir karışımı olduğunu bile bile içtin.
Önce insülin direncin başladı sonra şeker hastası oldun ama durmadın.
Palm yağı, margarin ve trans yağ içeren ürünleri kullandın.
tereyağı ve zeytinyağı tüketmedin ki organlarından biri iflas edene kadar bunları yedin.
Paketlenmiş hazır sıvı ve katı tüm ürünlerdeki koruyucu kimyasalların seni kanser edeceğini önemsemedin. salçanı, makarnanı, turşunu hatta, limonu sıkıp limon suyunu bile kendin yapmadın.
hazır almak kolayına geldi.
pazardan nohutunu, fasülyeni bile almadın, bunları konserve satın almak yemek basitti.
Sentetik diş fırçasını bile ağzına soktun. oda yetmedi; bildiğimiz çamaşır deterjanının şeker ve naneyle karıştırılmış şekli olan diş macunu ile hayat boyu diş fırçaladın ve bunun bir kısmını yuttuğunu göz ardı ettin.
bal ve karbonatın dişlerini tartarlardan bile temizlediğini bilmedin ve dişleri de o macunlarla çürüttün.
Çamaşır deterjanının ve yumuşatıcının vücud ısısı ile deri tarafından emildiğini ve deri kanserinin en büyük nedeni olduğunu umursamadın.
çamaşırlarını borax ve karbonat karışımı ile yıkayıp yumuşatıcı gözüne elma sirkesi koyarak muhteşem bir temizlik elde edeceğini umursamadın.
Bulaşık makinesine deterjan ve parlatıcı koyduğunda, o deterjanı ve parlatıcıyı yediğini fark etmedin.
deterjan yerine karbonat, parlatıcı yerine sirke koyarak hem sağlıklı hemde tertemiz bulaşıkların olacağını önemsemedin.
Gidip içerisinde bin tane kimyasal zehir olan o sabunlarla her sabah yüzünü bedenini yıkadın.
her gün bu dahada iyi diye pazarlanan o şampuan duş jeli zehirleriyle saçını yıkadın.
Evini arap sabunu gibi doğal yağlarla üretilmiş bir sabun yerine,temiz olsun diye çamaşır suyuyla sildin.
o su buharlaştıkça soludun akciğer kanseri oldun.
Karıncaları, böcekleri, sinekleri; limon karbonat fesleğen acı biber vb doğal yollarla evinden uzak tutmadın.
bastın böcek zehrini, o ağır kimyasalları soludun ve eşyaların üzerinden ellerinle ağzına soktun.
(o kadar kandırıldınki, böcek zehrine neden böcek ilacı dendiğini bile sormadın)
Yaşamını mahveden büyük şehirde egzost solumaya ve araba kullanmaya devam ettin.
Resmen radyoaktif olan cep telefonunu kulağına 2 saat yapıştırdın. radyoaktif olan wifi vericisini evin içine soktun, radyoaktif olan alıcı bilgisayarıda kucağından indirmedin.
Doğal beslenmeyen hayvanları, sebzeleri, meyveleri ve tahılları yedin.
Kandırıldın ve adına da “doğal beslenme” dedin.
Yiyeceklerini cam ve toprak kaplarda saklamak ve pişirmek yerine çelik ve bilmediğin kaplamalar kaplı kaplarda pişirdin yedin.
en önemlisi mutfağının her yerine plastik, teflon ve alüminyum soktun ve çizildikçe onları yediğini unuttun.
Denize lağım ve fabrika atıkları boşaltırken o denizden çıkan balığı yedin, midyeleri yedin.
Fastfood un her aşamasının zehir ve ölümcül olduğu bas bas bağırılırken sen tepsi kadar pizzaları götürüyordun, 3 katlı burgerleri yuvarlıyordun.
Evine naylon torba, naylon kıyafet, sentetik ayakkabılar terlikler soktun. kıyafetlerinde sadece pamuk, bambu lifi, keten tercih etmedin.
Soba yı attın evine klima soktun. Sürekli üreyen mikropları soludun
Toprağa dokunmuyor ve stresten gülümsemeyi unutuyorsun.
Ve sonuç açık;
Sene 2017 Sokaktaki her 10 kişiden 3 ü kanser.
E ne yapacağım deme bir yerlerden başla!
Lütfen bu haberi paylaşalım özellikle Facebook’ta..

Kaynak: siyahincimiz

Gece yatağımızda sarmaş dolaş, okuyup tartışmak bir kitabı.

18058181_1487372171293736_3128381698653364262_n[2]

 

Aşk, Ne lüks arabalar ne sporlar…
Sadece bisiklete binmek istiyorum seninle, neşeli çığlıklarını duyarak ha düştük ha düşeceğiz diye…
Ünlü bir şarkıcı olup, herkesin beni dinlemesini değil,taşlı bir kıyıda, ateşin önünde, fısıldamak istiyorum şarkımı sana makamlı makamsız..
Lüks lokantalar, vitrinde yemek gibi geliyor bana.İnan arabesk değil, yarim ekmek kaşar üstü kola paylaşmak
istiyorum seninle…
Tüm kitapları okuyup, yazarlarıyla tartışmak değil, Gece yatağımızda sarmaş dolaş, okuyup tartışmak bir kitabı. Senin fikirlerinle benimkilerle yoğurmak, benimkilerle seninkileri…
Bir sır vereyim sana, insanlar bilmiyorlar ama; ruh sevişir bedenden önce.
Geceler bizim.Ne su yatağı, ne mobilya, yatak odasında aşk …
Yer yatağı sıcak gelir hep bana, ve çiçek, aldırma odayı oksijensiz bırakır çiçek diyenlere.
Onlarca yastık istiyorum aşk, yatak odamıza rengarenk, aldırma zevksiz olur diyenlere, Zevkli, içten duygu anlatımıysa, herhangi bir konuda; zevksiz bir şey yapamayız…
O kadar yoğunki duygularım sana….
Ne lüks villalar istiyorum onlarca odalı, ne dev malikane, ne yalı Duvarı olsun yeter metrekaresi önemli değil…
Bak bir sır daha sana, Eşlerin mutluluklarını, huzursuzluklarını, karakterlerini,geçmişlerini bir evin duvarı anlatır.
Bomboşsa duvarlar, ruh yoktur ikisinde de… Sadece yetmiş seksen yıl yasayacaklardır zaten.
Bizim, fotoğraflarımız olacak en sevgili anlarımızda çekilmiş,mutlaka gülerken.
Senin bana, benim sana hediyelerimiz olacak asılan, çirkinde olsa kendi elimiz değmiş resimler, Belki alçı kalpler, belki bir senin bir benim boyalı ellerimizle kaplayacağız duvarımızı rengarenk..
En güzel aşk şiirleri sana olacak
Duvarlarımız yalan söylemeyecek, buram buram yaşam sevgisi kokacak…
İnsanlar mutsuzlar sevgili, her şeye açlar ve doyumsuzlar…
Bense, bir tek seni istiyorum, bir tek seni aşk …
Çünkü, sen benim her şeyimsin aşk, aşkım ….
__________Cennet Şengül__________

Gümüş Suyu; antibiyotiğe ihtiyaç duyulan ve antibiyotiğin yetersiz kaldığı hemen tüm alanlarda aktif olarak kullanılır.

gumussuyu-[1]

 

Kolloidal Gümüş Suyu Nedir ”
Gümüş Suyu; antibiyotiğe ihtiyaç duyulan ve antibiyotiğin yetersiz kaldığı hemen tüm alanlarda aktif olarak kullanılır. Ancak antibiyotikten farkı; tamamen doğal bir karışım olmasıdır. her türlü yan etkiye uzaklığı ve metabolizmada herhangi bir zararlı etkiye sahip olmamasıdır. ” Gümüş Suyu” oral yolla alındığı zaman; 7dakika içinde etkisini göstermeye başlar. Basitçe söylemek gerekirse kolloidal gümüş suyu, gümüş parçacıklarının saf su içerisinde homojen olarak dağılmış halidir. Çözülen gümüş partikülleri aynı elektrik yüküne sahip oldukları için birbirini iterler. Bu sayede çözücü içerisinde tamamen homojen olarak dağılmış olur. Gümüş partiküllerinin aynı elektrik yüküne sahip olup birbirini itmesi ve homojen olarak dağılması, vücutta yığılma yapmamasına olanak sağlar. Belli bir süre dolaşım sisteminde görevlerini tamamladıktan sonra sindirim sistemi yoluyla dışarı atılırlar. Hem homojen olup birbirine temas etmemesi, hem de sindirim sistemi yoluyla kolaylıkla atılabilmesi özelliklerinden dolayı, kolloidal gümüş suyu hiçbir yan etkiye ve kalıcı olumsuz bir etkiye sahip değildir.AŞAĞIDAKİ AÇIKLAMALAR KOLLOİDAL GÜMÜŞ SUYUNUN LİTERATÜRDEKİ BİLGİLERİ BAZ ALINARAK YAZILMIŞTIR.
Kolloidal gümüş suyu bağışıklık sistemini güçlendiren doğal bir üründür. Laboratuvar ortamında yapılan deneyler sonucu 650 ye yakın bakteri, virüs mikrop ve mantarı yok ettiği kanıtlanmıştır
“Gümüş Suyu”, yan etkiden tamamen uzak; antibiyotik etkiye sahip bir terkiptir. İnsanoğlunun yüzyıllardır bildiği ve terapi maksatlı kullandığı gümüş suyu; 1939’lu yıllarda antibiyotik ilaçları üreten firmaların baskısı yüzünden yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış; hatta çeşitli ülkelerde birtakım yasaklamalarla hak etmediği bir değerlendirmeye maruz bırakılmıştır. Ama hakettiği değeri 1990 yılında tekrar kazanmış ve insanoğlu birçok hastalıkta gümüş suyunu kullanmaya başlamış.
Hangi Hastalıklara İyi Gelir
Gümüş Suyu;
1-) Sivilceler
2-) Sorunlu Benler 3-)
Açık Yaralar
4-) Ayak Mantarları
5-) Sedef Hastalığı
6-) Uçuklar (herpes)
7-) Bademcik İltihabı Grip
9-) Soğuk Algınlığı
10-) Diş Ağrısı, Diş Kanaması ve Çürükler
11-) Ağız Enfeksiyonları ve Diş İltihapları
12-) Göz Enfeksiyonları
13-) Diğer Enfeksiyonlar
14-) Sistit
15-) Romatizmal Hastalıklar
16-) Eklem Ağrıları
17-) Diabet (Şeker)
18-) Ağız Kokusu
19-) Akciğer İltihabı
20-) Sinüzit
21-) Ağız Pamukçuğu
22-) Her Türlü Yanık
23-) İsilik
24-) İdrar Yolu İltihabı
25-) Rahim İltihabı
26-) Genital Mantarlar
27-) Yumurtalık İltihabı
28-) Prostat
29-) Kesik ve Açık Yaralar
30-) Temre
31-) Cilt Alerjileri
32-) Kulak-Burun-Boğaz İltihapları
33-) Göz Kapağı Enfeksiyonu
34-) Çıbanlar
35-) Güneş Çarpması
36-) Kızamık
37-) Kabakulak
38-) Sivrisinek ve Arı sokmaları
39-) Kene vb. Isırmaları
40-) Saç Dökülmeleri
41-) Kemoterapi Sonrası Bağışıklık Sistemini Desteklemede
42-) Kanser, AİDS terapilerinde Destek Unsuru Olarak
43-) Açık yaralar
44-) Ülser ve Gastrit
45-) Bağırsak Rahatsızlıkları ve Hazımsızlık
46-) İshal
47-) Hepatit
48-) Siroz50-) Parazit ve Asalaklar
51-) Kuş Gribi ve Sars terapisi
52-) Ahır ve Kümes Hayvanlarının Hastalıklarına karşı etkin olarak kullanılmaktadır.
“Gümüş Suyu” bir ilaç değildir. Tamamen doğal bir terkip olup, yan etkisi olmadığı için herkesçe kullanılabilir. “Gümüş Suyu” kullanıldığı sürece; sarımsak ve alkolden uzak durulmalıdır

MUTLAKA OKUMALISIN !

0fe3004b1043e734923167e6c1036c89[1]

 

MUTLAKA OKUMALISIN !
Adamın biri bir gün bahçesinde otururken Hayvan dışkısından top yapan bir böceği görmüş, böcek pisliği ayakları ile yuvarlayarak giderken içinden şöyle geçirmiş:
– Ey Allahım! Her şeyi çok güzel çok hoş yaratmışsın da, şu böceği sırf pislikle uğraşsın diye mi yarattın?
Aradan bir kaç ay geçmiş adam umarsız bir hastalığa yakalanmış.
Derdine kimseler çare bulamamış.
En sonunda bilge bir doktor ”Bak demiş bazen bahçelerde gezen bir böcek olur ayakları ile pislik yuvarlar işte o yuvarladığı pisliklerden 40 gün boyunca aralıksız yiyeceksin” demiş.
Adam 40 gün boyunca o pislikleri yemiş ve iyileşmiş. Aradan yıllar geçmiş aynı adam gemiye binmiş ve denizin ortasında çok büyük fırtınaya yakalanmışlar. Herkes bağırıp, çağırıp, ağlaşırken bu adam bacak bacak üstüne atıp sakince çayını yudumluyomuş.
Birileri dayanamamış sormuş. “Biz yana yakıla dua edip bağırıp çağırıyoruz sendeki bu rahatlık ne be adam ?!.”
Adam şöyle cevap vermiş
– KURBAN OLDUĞUMUN BİR KERE İŞİNE KARIŞTIM BANA KIRK GÜN BOK YEDİRDİ, İSTER YÜZDÜRÜR, İSTER BATIRIR BEN KARIŞMAM KARDEŞİM.

% 1000 Doğru… Resme Baktığında İlk Ne Görüyorsun…

17156251_736267549865761_4203541179228662890_n[1]

Bu test % 1000  Doğru… Resme Baktığında İlk Ne Görüyorsun… Biliçaltı arkadaki şekilleri seçer ben de bu testi bilinçaltını okumak için hazırladım o yüzden arkadaki az görünen şekillerin yorumları var. Öndeki ağaç, kuş, vazo gibi şekillerin anlamları yok cancanlar…

ADAM GÖRENLER: Ailenin, arkadaşların, sevgilinin, çocukların tüm sorunlarını çözmeyi kendine görev edinmişsin. Hep güçlü olmak üzere kendini yetiştirmişsin. Ama bu günlerde artık biraz dinlenmeye ihtiyaç duyuyorsun. Hayatın da alma- verme dengesi çok bozulmuş. Sevgiyle alıp kabul etme, ihtiyacın olduğunda yardım talep edebilme senin başarman gereken sınavlarından biri… Kendini artık affet ve kollarınla kendine sarıl iyi ki varım de…

KADINI GÖRENLER: Dişi yanın beni ortaya çıkar diye bağırıyor, süslen püslen sokağa çık. Kendine masaj hediye et. Bedenini olduğun gibi kendini olduğun gibi kabul et. Aynaya bakıp ben çok güzelim de. Dişi enerjini ortaya çıkarmak, rahatça ifade edebilmek senin sınavlarından biri. Hep anne, hep iyi dost, hep görev insanı olmak zorunda değilsin. Biraz da hayata neşeyle bak, yüzüne kocaman bir gülümseme yerleştir…

KAPLANI GÖRENLER: İş hayatın, para durumun şu aralar çok sıkışık. Kafan da sürekli hesap-kitap yapıyorsun ve sen bunu yaptıkça enerjin daha da düşüyor.Eğlenerek, sevdiğin işi yaparak para kazanılacağını anlaman bu hayatla ilgili en büyük sınavlarından biri. Doğada bol yürüyüş yap, kendini biraz akışa bırakıp her türlü hayırlı kaynaktan bana bolluk bereket gelir tekerlemesini tekrarla…

MAYMUNU GÖRENLER: Başkalarının fikirleri, görüşleri, onaylamaları senin üzerine çok etkili olmuş. Kendi yapmak istediklerini elalem ne der diye hep ertelemişsin. Ruhun boğulmuş ve sen giderek daha mutsuz olmuşsun, içine kapanmışsın. Artık kendini onaylamanın zamanı geldi… Artık çevrene ördüğün hapishaneden çıkma zamanı geldi… Senin bu hayattaki sınavın kim ne derse desin ben kendi doğrularımla yaşayacağım diyebilmek… Unutma hayattaki en önemli şey aynaya baktığında bu hayatı iyi yaşadım aferin bana diyebilmek…

Hepimize ilham ve şifa olmasını dilediğim ufak bir test,

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Göbeklitepe’de M.Ö. 10950 yılında Dünya’ya çarpan göktaşlarını anlatan taş tabletler bulundu –

 

Araştırmacılar, Türkiye’de bir tapınakta bir taş tablette bulunan antik sembolleri tercüme ettiler ve 13.000 yıl önce gerçekleşen yıkıcı bir kuyrukluyıldız hikayesinden bahsettiğini anladılar.

Olayı o zamanki Güneş Sisteminin bilgisayar simülasyonlarıyla canlandıran araştırmacılar, oymaların, MÖ 10 bin 950 civarında meydana gelen ve bir mini buz çağını başlatan kuyrukluyıldız yağmurunu tarif edebileceğini düşünüyor.

1.000 yıl süren bu mini buzul çağı insanlık için önemli bir dönem olarak kabul ediliyor çünkü tarımın ve ilk Neolitik uygarlıkların ortaya çıktığı bu zaman aynı zamanda yünlü mamutun yok oluşuyla da bağlantılı.

Bu buzul çağı kapsamlı olarak incelenmiş olsa da, dönemi tetikleyen şeyin tam olarak ne olduğu belli değil. Bir kuyrukluyıldız saldırısı önde gelen hipotezlerden biridir, ancak bilim insanları o dönemin kuyruk yıldızlarının fiziksel kanıtlarını bulamamıştır.

İngiltere’deki Edinburgh Üniversitesi’nden bir ekip, dünyanın en eski tapınağı olan Gobekli Tepe’nin güneyinde bulunan bu oymaların, bir kuyruklu yıldızın bu buzul çağını tetiklediğine dair yeni kanıtlar gösterdiğini söylüyor.

Sembollerin tercümesi, Gobekli Tepe’nin, kabul edildiği gibi sadece başka bir tapınak olmadığını da gösteriyor – aynı zamanda eski bir gözlemevi olabilir.

Gobekli Tepe’nin 9.000 BCE – Stonehenge’den yaklaşık 6.000 yıl önce inşa edildiği düşünülüyor – ancak sütun üzerindeki semboller olaydan yaklaşık 2.000 yıl öncesine dayanıyor.

Oymalar, Vulture Stone (aşağıda resimde) olarak bilinen bir sütun üzerinde bulundu. Taşın üzerinde gördüğünüz gibi birçok hayvan mevcut. Yıllarca bilim adamları bu hayvanları çözmeye çalıştılar. Ancak son ekibin keşfine göre hayvanlar takımyıldızlarına karşılık geliyor ve Dünya’ya çarpan bir yıldız kümesini de gösteriyor.

Taş üzerindeki bir kafasız adamın da kuyrukluyıldız etkisinden sonra insan felaketini ve hayat kaybını simgelediği düşünülmektedir.


Bilim adamlarının oluşturduğu gökyüzü simülasyonlarına göre milattan önce 10950 yılında gökyüzü bu şekildeydi:

Oymalar, binlerce yıldır Gobekli Tepe halkının bakımının izlerini taşıyor ve bu da anlattıklarının uygarlığa uzun süreli etkileri olabileceğini gösteriyor.

Kaynak: superileri

DOLMUŞU İCAT EDEN ADAM: İşte bize ait bir buluş …

18118995_1183447118449283_6652802558942245895_n[1]
1929 ekonomik krizi patladığında tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kepenkler bir bir kapanıyor, esnaf gibi taksicilerde kara kara düşünüyordu. Cağaloğlu’nda lokanta işleten Aşçı Halit ise turistlerle ahbaplık kurdukça taksiciliğe de başlamıştı fakat o da kriz döneminde kontak açmadan evinin yolunu tutuyordu.
Daimi müşterisi Musevi bir işadamı işlerin bozulduğunu ve artık taksiye binemeyeceğini söyleyince Aşçı Halit, aynı yöne giden dört müşteriye saatin yazdığı ücreti paylaştırmayı önerdi. Bu önerinin kabul edilmesiyle Nişantaşı – Eminönü dolmuş seferleri de başlamış oldu. Üstelik Aşçı Halit günlük servisini yaptıktan sonra boş yatmak yerine, Karaköy İskelesi’nin önüne gelip “5 kuruşa Taksim” diye bağırarak müşteri avına çıkıyordu. Aşçı Halit, Türkiye’de dolmuşçuluğun resmi başlangıcına imza atmıştı. Onu diğer şoförler ve hatlar arasında gidip gelen yüzlerce dolmuş izledi. Basit ama yenilikçi ve parlak bir fikir sonucu dolmuş doğmuş, dolmuşlar dolmuştu…..