Gümüş Suyu; antibiyotiğe ihtiyaç duyulan ve antibiyotiğin yetersiz kaldığı hemen tüm alanlarda aktif olarak kullanılır.

gumussuyu-[1]

 

Kolloidal Gümüş Suyu Nedir ”
Gümüş Suyu; antibiyotiğe ihtiyaç duyulan ve antibiyotiğin yetersiz kaldığı hemen tüm alanlarda aktif olarak kullanılır. Ancak antibiyotikten farkı; tamamen doğal bir karışım olmasıdır. her türlü yan etkiye uzaklığı ve metabolizmada herhangi bir zararlı etkiye sahip olmamasıdır. ” Gümüş Suyu” oral yolla alındığı zaman; 7dakika içinde etkisini göstermeye başlar. Basitçe söylemek gerekirse kolloidal gümüş suyu, gümüş parçacıklarının saf su içerisinde homojen olarak dağılmış halidir. Çözülen gümüş partikülleri aynı elektrik yüküne sahip oldukları için birbirini iterler. Bu sayede çözücü içerisinde tamamen homojen olarak dağılmış olur. Gümüş partiküllerinin aynı elektrik yüküne sahip olup birbirini itmesi ve homojen olarak dağılması, vücutta yığılma yapmamasına olanak sağlar. Belli bir süre dolaşım sisteminde görevlerini tamamladıktan sonra sindirim sistemi yoluyla dışarı atılırlar. Hem homojen olup birbirine temas etmemesi, hem de sindirim sistemi yoluyla kolaylıkla atılabilmesi özelliklerinden dolayı, kolloidal gümüş suyu hiçbir yan etkiye ve kalıcı olumsuz bir etkiye sahip değildir.AŞAĞIDAKİ AÇIKLAMALAR KOLLOİDAL GÜMÜŞ SUYUNUN LİTERATÜRDEKİ BİLGİLERİ BAZ ALINARAK YAZILMIŞTIR.
Kolloidal gümüş suyu bağışıklık sistemini güçlendiren doğal bir üründür. Laboratuvar ortamında yapılan deneyler sonucu 650 ye yakın bakteri, virüs mikrop ve mantarı yok ettiği kanıtlanmıştır
“Gümüş Suyu”, yan etkiden tamamen uzak; antibiyotik etkiye sahip bir terkiptir. İnsanoğlunun yüzyıllardır bildiği ve terapi maksatlı kullandığı gümüş suyu; 1939’lu yıllarda antibiyotik ilaçları üreten firmaların baskısı yüzünden yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış; hatta çeşitli ülkelerde birtakım yasaklamalarla hak etmediği bir değerlendirmeye maruz bırakılmıştır. Ama hakettiği değeri 1990 yılında tekrar kazanmış ve insanoğlu birçok hastalıkta gümüş suyunu kullanmaya başlamış.
Hangi Hastalıklara İyi Gelir
Gümüş Suyu;
1-) Sivilceler
2-) Sorunlu Benler 3-)
Açık Yaralar
4-) Ayak Mantarları
5-) Sedef Hastalığı
6-) Uçuklar (herpes)
7-) Bademcik İltihabı Grip
9-) Soğuk Algınlığı
10-) Diş Ağrısı, Diş Kanaması ve Çürükler
11-) Ağız Enfeksiyonları ve Diş İltihapları
12-) Göz Enfeksiyonları
13-) Diğer Enfeksiyonlar
14-) Sistit
15-) Romatizmal Hastalıklar
16-) Eklem Ağrıları
17-) Diabet (Şeker)
18-) Ağız Kokusu
19-) Akciğer İltihabı
20-) Sinüzit
21-) Ağız Pamukçuğu
22-) Her Türlü Yanık
23-) İsilik
24-) İdrar Yolu İltihabı
25-) Rahim İltihabı
26-) Genital Mantarlar
27-) Yumurtalık İltihabı
28-) Prostat
29-) Kesik ve Açık Yaralar
30-) Temre
31-) Cilt Alerjileri
32-) Kulak-Burun-Boğaz İltihapları
33-) Göz Kapağı Enfeksiyonu
34-) Çıbanlar
35-) Güneş Çarpması
36-) Kızamık
37-) Kabakulak
38-) Sivrisinek ve Arı sokmaları
39-) Kene vb. Isırmaları
40-) Saç Dökülmeleri
41-) Kemoterapi Sonrası Bağışıklık Sistemini Desteklemede
42-) Kanser, AİDS terapilerinde Destek Unsuru Olarak
43-) Açık yaralar
44-) Ülser ve Gastrit
45-) Bağırsak Rahatsızlıkları ve Hazımsızlık
46-) İshal
47-) Hepatit
48-) Siroz50-) Parazit ve Asalaklar
51-) Kuş Gribi ve Sars terapisi
52-) Ahır ve Kümes Hayvanlarının Hastalıklarına karşı etkin olarak kullanılmaktadır.
“Gümüş Suyu” bir ilaç değildir. Tamamen doğal bir terkip olup, yan etkisi olmadığı için herkesçe kullanılabilir. “Gümüş Suyu” kullanıldığı sürece; sarımsak ve alkolden uzak durulmalıdır

MUTLAKA OKUMALISIN !

0fe3004b1043e734923167e6c1036c89[1]

 

MUTLAKA OKUMALISIN !
Adamın biri bir gün bahçesinde otururken Hayvan dışkısından top yapan bir böceği görmüş, böcek pisliği ayakları ile yuvarlayarak giderken içinden şöyle geçirmiş:
– Ey Allahım! Her şeyi çok güzel çok hoş yaratmışsın da, şu böceği sırf pislikle uğraşsın diye mi yarattın?
Aradan bir kaç ay geçmiş adam umarsız bir hastalığa yakalanmış.
Derdine kimseler çare bulamamış.
En sonunda bilge bir doktor ”Bak demiş bazen bahçelerde gezen bir böcek olur ayakları ile pislik yuvarlar işte o yuvarladığı pisliklerden 40 gün boyunca aralıksız yiyeceksin” demiş.
Adam 40 gün boyunca o pislikleri yemiş ve iyileşmiş. Aradan yıllar geçmiş aynı adam gemiye binmiş ve denizin ortasında çok büyük fırtınaya yakalanmışlar. Herkes bağırıp, çağırıp, ağlaşırken bu adam bacak bacak üstüne atıp sakince çayını yudumluyomuş.
Birileri dayanamamış sormuş. “Biz yana yakıla dua edip bağırıp çağırıyoruz sendeki bu rahatlık ne be adam ?!.”
Adam şöyle cevap vermiş
– KURBAN OLDUĞUMUN BİR KERE İŞİNE KARIŞTIM BANA KIRK GÜN BOK YEDİRDİ, İSTER YÜZDÜRÜR, İSTER BATIRIR BEN KARIŞMAM KARDEŞİM.

% 1000 Doğru… Resme Baktığında İlk Ne Görüyorsun…

17156251_736267549865761_4203541179228662890_n[1]

Bu test % 1000  Doğru… Resme Baktığında İlk Ne Görüyorsun… Biliçaltı arkadaki şekilleri seçer ben de bu testi bilinçaltını okumak için hazırladım o yüzden arkadaki az görünen şekillerin yorumları var. Öndeki ağaç, kuş, vazo gibi şekillerin anlamları yok cancanlar…

ADAM GÖRENLER: Ailenin, arkadaşların, sevgilinin, çocukların tüm sorunlarını çözmeyi kendine görev edinmişsin. Hep güçlü olmak üzere kendini yetiştirmişsin. Ama bu günlerde artık biraz dinlenmeye ihtiyaç duyuyorsun. Hayatın da alma- verme dengesi çok bozulmuş. Sevgiyle alıp kabul etme, ihtiyacın olduğunda yardım talep edebilme senin başarman gereken sınavlarından biri… Kendini artık affet ve kollarınla kendine sarıl iyi ki varım de…

KADINI GÖRENLER: Dişi yanın beni ortaya çıkar diye bağırıyor, süslen püslen sokağa çık. Kendine masaj hediye et. Bedenini olduğun gibi kendini olduğun gibi kabul et. Aynaya bakıp ben çok güzelim de. Dişi enerjini ortaya çıkarmak, rahatça ifade edebilmek senin sınavlarından biri. Hep anne, hep iyi dost, hep görev insanı olmak zorunda değilsin. Biraz da hayata neşeyle bak, yüzüne kocaman bir gülümseme yerleştir…

KAPLANI GÖRENLER: İş hayatın, para durumun şu aralar çok sıkışık. Kafan da sürekli hesap-kitap yapıyorsun ve sen bunu yaptıkça enerjin daha da düşüyor.Eğlenerek, sevdiğin işi yaparak para kazanılacağını anlaman bu hayatla ilgili en büyük sınavlarından biri. Doğada bol yürüyüş yap, kendini biraz akışa bırakıp her türlü hayırlı kaynaktan bana bolluk bereket gelir tekerlemesini tekrarla…

MAYMUNU GÖRENLER: Başkalarının fikirleri, görüşleri, onaylamaları senin üzerine çok etkili olmuş. Kendi yapmak istediklerini elalem ne der diye hep ertelemişsin. Ruhun boğulmuş ve sen giderek daha mutsuz olmuşsun, içine kapanmışsın. Artık kendini onaylamanın zamanı geldi… Artık çevrene ördüğün hapishaneden çıkma zamanı geldi… Senin bu hayattaki sınavın kim ne derse desin ben kendi doğrularımla yaşayacağım diyebilmek… Unutma hayattaki en önemli şey aynaya baktığında bu hayatı iyi yaşadım aferin bana diyebilmek…

Hepimize ilham ve şifa olmasını dilediğim ufak bir test,

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Göbeklitepe’de M.Ö. 10950 yılında Dünya’ya çarpan göktaşlarını anlatan taş tabletler bulundu –

 

Araştırmacılar, Türkiye’de bir tapınakta bir taş tablette bulunan antik sembolleri tercüme ettiler ve 13.000 yıl önce gerçekleşen yıkıcı bir kuyrukluyıldız hikayesinden bahsettiğini anladılar.

Olayı o zamanki Güneş Sisteminin bilgisayar simülasyonlarıyla canlandıran araştırmacılar, oymaların, MÖ 10 bin 950 civarında meydana gelen ve bir mini buz çağını başlatan kuyrukluyıldız yağmurunu tarif edebileceğini düşünüyor.

1.000 yıl süren bu mini buzul çağı insanlık için önemli bir dönem olarak kabul ediliyor çünkü tarımın ve ilk Neolitik uygarlıkların ortaya çıktığı bu zaman aynı zamanda yünlü mamutun yok oluşuyla da bağlantılı.

Bu buzul çağı kapsamlı olarak incelenmiş olsa da, dönemi tetikleyen şeyin tam olarak ne olduğu belli değil. Bir kuyrukluyıldız saldırısı önde gelen hipotezlerden biridir, ancak bilim insanları o dönemin kuyruk yıldızlarının fiziksel kanıtlarını bulamamıştır.

İngiltere’deki Edinburgh Üniversitesi’nden bir ekip, dünyanın en eski tapınağı olan Gobekli Tepe’nin güneyinde bulunan bu oymaların, bir kuyruklu yıldızın bu buzul çağını tetiklediğine dair yeni kanıtlar gösterdiğini söylüyor.

Sembollerin tercümesi, Gobekli Tepe’nin, kabul edildiği gibi sadece başka bir tapınak olmadığını da gösteriyor – aynı zamanda eski bir gözlemevi olabilir.

Gobekli Tepe’nin 9.000 BCE – Stonehenge’den yaklaşık 6.000 yıl önce inşa edildiği düşünülüyor – ancak sütun üzerindeki semboller olaydan yaklaşık 2.000 yıl öncesine dayanıyor.

Oymalar, Vulture Stone (aşağıda resimde) olarak bilinen bir sütun üzerinde bulundu. Taşın üzerinde gördüğünüz gibi birçok hayvan mevcut. Yıllarca bilim adamları bu hayvanları çözmeye çalıştılar. Ancak son ekibin keşfine göre hayvanlar takımyıldızlarına karşılık geliyor ve Dünya’ya çarpan bir yıldız kümesini de gösteriyor.

Taş üzerindeki bir kafasız adamın da kuyrukluyıldız etkisinden sonra insan felaketini ve hayat kaybını simgelediği düşünülmektedir.


Bilim adamlarının oluşturduğu gökyüzü simülasyonlarına göre milattan önce 10950 yılında gökyüzü bu şekildeydi:

Oymalar, binlerce yıldır Gobekli Tepe halkının bakımının izlerini taşıyor ve bu da anlattıklarının uygarlığa uzun süreli etkileri olabileceğini gösteriyor.

Kaynak: superileri

DOLMUŞU İCAT EDEN ADAM: İşte bize ait bir buluş …

18118995_1183447118449283_6652802558942245895_n[1]
1929 ekonomik krizi patladığında tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kepenkler bir bir kapanıyor, esnaf gibi taksicilerde kara kara düşünüyordu. Cağaloğlu’nda lokanta işleten Aşçı Halit ise turistlerle ahbaplık kurdukça taksiciliğe de başlamıştı fakat o da kriz döneminde kontak açmadan evinin yolunu tutuyordu.
Daimi müşterisi Musevi bir işadamı işlerin bozulduğunu ve artık taksiye binemeyeceğini söyleyince Aşçı Halit, aynı yöne giden dört müşteriye saatin yazdığı ücreti paylaştırmayı önerdi. Bu önerinin kabul edilmesiyle Nişantaşı – Eminönü dolmuş seferleri de başlamış oldu. Üstelik Aşçı Halit günlük servisini yaptıktan sonra boş yatmak yerine, Karaköy İskelesi’nin önüne gelip “5 kuruşa Taksim” diye bağırarak müşteri avına çıkıyordu. Aşçı Halit, Türkiye’de dolmuşçuluğun resmi başlangıcına imza atmıştı. Onu diğer şoförler ve hatlar arasında gidip gelen yüzlerce dolmuş izledi. Basit ama yenilikçi ve parlak bir fikir sonucu dolmuş doğmuş, dolmuşlar dolmuştu…..

Bu Detoksla Karaciğerinizi, Böbreklerinizi 10 Yaş Gençleştirin…

karaciger-genclestirme-728x410[1]

 

Detoks limonatası
Kış güzel bir mevsim olsa da, aynı zamanda bağışıklık sistemimizin dayak yemesi bu zamana denk gelir.
Ve bu tarif kış sonu tarifi olup size özel hazırlandı.
Detoks limonata işini o kadar iyi yapmasının nedeni güçlü malzemelerin bileşimi olmasıdır.
Bu maddelerin kombine gücü, sindirime yardımcı olurken iltihaplanmayı azaltmak için de çalışır. Her ikisinde de antioksidanlar ve bir dizi başka yararlar içerir. Ancak farkı  görmeniz için, kendiniz denemek zorunda kalacaksınız.
Malzemeler
-Zencefil bir parça rendelenmiş
-1 fincan sıcak su
– limonun bir kısmı
-1 tatlı kaşığı bal
-4-5 adet karanfil
Tarif
İlk olarak, limonun yarısını kesip suyunu sıkın. Sadece bir limona ihtiyacınız olmasına rağmen daha fazla fayda için daha fazla limon suyu ilave etmekten çekinmeyin.

Daha sonra bir çay kaşığı bal ekleyin (yine de, tatlı ve ekşi dengeyi sağlamak için biraz daha eklemek size kalmış). Bundan sonra karanfili ekleyip karışımı birlikte karıştırın.
Son olarak, bir bardak sıcak su ekleyin ve içeceği bir dilim limon ile süsleyin. Uygun bir sıcaklığa soğumasını bekledikten sonra arkanıza yaslanın ve tadını çıkarın!
1 hafta boyunca her gün için. Faydaları sizi şaşırtacak.

Kaynak: Kadında Yaşam

Kuğunun Sarışı Görmeye Değer…

18057756_951532024997807_8806374563592316047_n[2]

Dolaşmaya gittiği bölgede, tel örgülere takılan ve yaralanan bir kuğuya rastlayan adam, yardım etmek için kuğuyu kucağına alınca bu tepkiyle karşılaşmış.

Sıkı sıkı sarılan kuğunun muayenesi de adamın kucağında gerçekleşmiş…

Buraların yabancısı biri geldiğinde, ışığı yanan bir ev bulsun diye bekliyoruz…

18157634_1758799977764549_9172705886475009028_n[1]

 

Bir doktorun “Elazığ’daki ilk gün anısı” ❤
Tıp fakültesini yeni bitirmiş, pratisyen hekim olarak ilk görev yaptığım yere, Elazığ’a bağlı bir beldenin sağlık ocağına gitmiştim. Gençtim, bekârdım. Küçük bir beldeydi gittiğim yer. İlk gece bir eve misafir olmuştum. Tren istasyonunun hemen yanında bir evdi. Akşam yemeğinden sonra çaylarımız gelmiş, sohbetler edilmişti. Üzerimde yol yorgunluğu, geldiğim yeni yerin yabancılığı vardı. Saatler ilerliyor, ağır bir uyku beni içine çekiyordu. Ev sahibine bir şey de diyemiyordum. Bir müddet daha geçti; yine bir hareket yoktu. Evin büyüğü olan Hacıanneye sıkılarak:
– Anneciğim, sizin buralarda kaçta yatılıyor ? dedim.
Hacı anne:
– Evlâdım treni bekliyoruz. Az sonra tren gelecek, onu bekliyoruz dedi.
Merak ettim, tekrar sordum:
– Trenden sizin bir yakınınız mı inecek ?
Hacı anne:
– Hayır evlâdım, beklediğimiz trende bir tanıdığımız yok. Ancak burası uzak bir yer. Trenden buraların yabancısı birileri inebilir. Bu saatte, yakınlarda,ışığı yanan bir ev bulmazsa, sokakta kalır. Buraların yabancısı biri geldiğinde, ışığı yanan bir ev bulsun diye bekliyoruz…