Arşivler

EY CAN !

hz-mevlana1
Kazandıkça bölüşemiyorsan ELİNİ sorgula.
Konuştukça kırıcı oluyorsan DİLİNİ sorgula.
Yürüdükçe menzilden çıkıyorsan YOLUNU sorgula.
Ömür geçtikçe yerinde sayıyorsan GÜNÜNÜ sorgula.
Sevildikçe vefasızlaşıyorsan GÖNLÜNÜ sorgula.
Hangi hâlde olursan ol, SONUNU sorgula…!

Mevlana

Bilardo Topları

73561
Ayrıldığımız gündü.
Mutfaktaydık, buzdolabının yanında, kapısı açıktı,
Her şey bambaşka görünüyordu yüzüne vuran o soğuk ışıkta
“Biliyor musun” dedin.
“Sen neye benziyorsun biliyor musun?”
Epeydir aradığın bir şeyi bulmuş olmanın hem sevinç,
Hem keder veren gizli bir an için bulandırmıştı yüzündeki tedirginliği, kırgınlığı.
Sis ışığa çıkmıştı.
Sonra yavaşça çevirip başını yüzüme baktın kuyuya düşmeye benzeyen derin bir korkuyla.
“Neye?” dedim, yan yanayken yaşadığımız ayrılığın adını sorar gibi, “Neye?”
“Bilardo toplarına.”
“Neden?” dedim.
“Yazgını hep başkalarının ıstakalarının insafına bırakıyorsun da ondan…”
Bir uçurum gibi derinleşen sessizlik o an başlamıştı bile bizi birbirimizden uzaklaştırmaya.
Beni terk etmeden önce yaptığın son konuşma oldu bu.
Sonra iki arkadaşım geldi, birinin omzunda ağladım, hangisiydi şimdi hatırlamıyorum.
Sonra birlikte başka bir kente gittik,
Anlarsın ayrılığın ilk günlerinde o eve katlanamazdım,
Sonra ben başka aşklara,
Sonra başka evlerin duvarlarına başka takvimler astım.
Şimdi ne zaman birinden ayrılsam ıstakaların sesi patlıyor kulaklarımda
Ardından bilardo topları dağılıyor dört bir yana
Seni hatırlıyorum o soğuk ışıkta bir daha
Bir daha
Bir daha
Murathan Mungan

CHARLIE CHAPLIN’IN 16 Nisan 1959 YILINDA 70.DOĞUMGÜNÜNDE YAZDIĞI YAZI…

s-5adf8c9945512d67cae0f958098c16cad92c3cd11
Kendimi gerçekten sevmeye başladığımda,
Anladım ki,
Duygusal acılar ve keder, bir uyarıydı bana,
Kendi gerçeğime karşı yaşadığımı anımsatan.
Biliyorum, bugün buna “özgün olmak” diyorlar.
Kendimi gerçekten sevmeye başladığımda,
Zamanı gelmediğini,
Ve o kişinin hazır olmadığını bildiğin halde onu,
İsteğimizi yapmaya zorlamanın,
O insan kendim de olsam,
Ne kadar utanç verici olduğu anladım.
Bugün buna, “kendine saygı duymak” dendiğini biliyorum.
Kendimi gerçekten sevmeye başladığımda,
Başkalarının hayatına özenmekten vazgeçtim,
Ve önüme çıkan zorlukların,
Olgunlaşmam için aşmam gereken engeller olduğunu fark edebildim.
Günümüzde buna, “bilgelik” dendiğini biliyorum.
Kendimi gerçekten sevmeye başladığımda,
Her zaman, her fırsatta,
Doğru zamanda, doğru yerde bulunduğumu anladım.
O andan itibaren de huzura erdim.
Bugün buna, “varoluşa saygı” dendiğini biliyorum.
Kendimi gerçekten sevmeye başladığımda,
Kendime ayırmam gereken zamanı başka şeylere harcamaktan,
Geleceğe ilişkin büyük projeler yapmaktan vazgeçtim.
Bugün artık yalnızca bana keyif ve mutluluk veren,
Sevdiğim ve hoşuma giden işleri,
Kendime özgü yol, yordam ve tempoyla yapıyorum.
Günümüzde buna, “kendine karşı dürüstlük” dendiğini biliyorum.
Kendimi gerçekten sevmeye başladığımda,
Sağlıklı olmayan her şeyden kurtardım kendimi.
Yemeklerden, insanlardan, nesnelerden, durumlardan,
Hepsinden önce de beni benden koparıp diplere çeken şeylerden.
Başlangıçta buna “sağlıklı bencillik” diyordum,
Bugün biliyorum ki, bu “kendini sevmek”tir.
Kendimi gerçekten sevmeye başladığımda,
Vazgeçtim,
Her zaman kendi haklılığıma inanmaktan,
Daha az yanılmaya başladım böylece.
Bugün anladım buna “sade olmak” dendiğini.
Kendimi gerçekten sevmeye başladığımda,
Düşüncelerimin beni zavallı ve hasta edebileceğini fark ettim,
Buna karşın yüreğimin gücünü yardıma çağırdığımda,
Aklım değerli bir ortak kazandı.
Bu ilişkiye bugün “yürek bilgeliği” diyorum.
Kendimizle ya da başkalarıyla tartışmaktan,
Çatışmaktan ve sorun yaşamaktan korkmamalıyız,
Çünkü yıldızlar bile bazen birbiriyle çarpışır,
Ve yeni dünyalar oluşur.
Bugün bunun “YAŞAMAK” olduğunu biliyorum!

Şamanlardan bize hayat ile ilgili 30 öğüt

samanlardan-hayata-dair-30-ilginc-ogut11
1. Yolda yürürken bulduğun bir kuş tüyünü eve getir, bir vazoya koyabilir, asabilir yada rafta bulundurabilirsin.Bu cennetten sana gelmiş güçlü bir tılsımdır. Bu tarz ruhlardan size verilen işaretleri farketmelisiniz.
2. Nehirlerden taş topla. Büyük güç ve enerjileri vardır.
3. Tüm gücünle diğer insanlara yardım etmeye çalış.Eğer mutluluk veremiyorsan en azından zarar verme.
4. Zorluklar birer formalitedir. Ciddi zorluklar, daha ciddi olsalar bile hala formaliteden ibarettir. Gökyüzü oradadır, bazen bulutlarla kapanmış olsa bile bazen biraz çaba göstererek, mesela bir uçağa binerek aynı mavi gökyüzüne ulaşmak mümkündür. Herkese barış!
5. Bir hayale ulaşmak için bazen tüm gereken bir adım atmaktır. Zorluklardan korkmayın, her zaman vardırlar ve olacaktırlar. Hepinize amaçlarınız doğrultusunda temiz yollar!
6. Ahlaki olarak önceliğiniz başka birine zarar vermemek olmalıdır. Bu prensip oldukça güçlü olmalıdır. Sadece şöyle düşünün: “Hiçbir zaman hiç kimseye zarar vermeyeceğim.”
7. Canlılar için bir mutluluk kaynağı olabilirseniz siz kendiniz en mutlu olursunuz. Ve başkalarına acı çektirirseniz siz kendiniz de acı çekersiniz. Düşünün!
8. Günde en az bir saat sessizliğe zaman ayırın. Buna en az iletişime olduğu kadar ihtiyacınız var.
9. Sevebilme yeteneği Dünya üzerindeki en önemli yetenektir. Herkesi sevmeyi öğrenin, düşmanlarınızı bile.
10. Akarsulara çöp atmayın. Asla! Suyun ruhu çok sinirlenebilir. Ruhu yatıştırmak için ekmek, süt yada para atabilirsiniz.
11. Genelde geçmişimizi “altın çağ” yada “altın günler” olarak adlandırırız. Bu bir hatadır. Hayatımızda yaşanan her an tam olarak altın çağdır.
12. Mükemmel bir din ya da inanç yoktur. Kötü bir din de yoktur. Tanrı bir tanedir.İstediğinize dua edebilirsiniz ancak şu emirleri unutmayın: dürüst yaşa, atalarına saygı göster, ve sev.
13. Eğer Dünya’yı değiştirmeyi amaçlıyorsan önce kendini değiştir. Aşkın ve keyfin enerjilerini öğren. Bunlar bir insanın kilit anlarıdır. Gülümsemek, kahkaha ve keyif almanın çok büyük güçleri vardır. Bunu bir defa öğrendikten sonra kendinize sevginin kapısını açacaksınız.
14. Oldukça güzel bir deyiş vardır: Veren eli kısıtlı görme. Eğer mümkünse zayıf ve ihtiyacı olanlara para ver. Miktarı önemli değil ancak vermiş olmak önemlidir.
15. Hayat çok kısadır. Bunu gözyaşları, kavgalar, küfür ve alkol ile çarçur etme. İyi şeyler yapabilir, çocuk yetiştirir, dinlenir ve daha fazla mutluluk verici şeyler yapabilirsiniz.
16. Eğer sevdikleriniz size suçlu olmadığınız bir şey için kızdılarsa onlara sıkıca sarılın, ve onlar yatışıncaya kadar onları bırakmayın.
17. Ruhunuzda bir sıkıntı bir tükenmişlik hissediyorsanız şarkı söyleyin. Kalbiniz hangi şarkıyı söylemek istiyorsa. Bazen o da konuşabilmek ister.
18. Her zaman hatırla: Doğru din, doğru inanç ya da en becerikli şu veya bu inancın din adamı yoktur. Tanrı birdir. Tanrı dağın tepesindedir. Farklı din ve inançlar bu tepeye ulaşmanın farklı yollarını sunarlar. Kime istersen dua et, ancak bil ki senin asıl amacın günahsız olmak değil, tanrı’ya ulaşmaktır.
19. Eğer bir şey yapmaya karar verdiysen kendinden şüphe etme. Korku seni kendinden ve doğru yoldan saptırmaya çalışacak. Çünkü bu kötülüğün ana silahıdır. Eğer ilk defada başaramadıysan ümidini kaybetme. Her küçük zafer seni daha büyüğüne yaklaştırır.
20. Hayatta çok önemli bir şeyi hatırla. Herkes hakettiğini bulur. Problemlerin ruhuna ve düşüncelerine girmesine izin verme böylelikle problemler vücuduna da ulaşamaz.
21. Hayat sana yüzünü ya da başka bir tarafını çevirmiş olabilir. Ancak sadece çok az kimse aslında hayatı çevirenin gerçekte kendisi olduğunu anlıyabilir.Diğerleri hakkındaki tüm kötü düşünceleriniz size geri dönecektir. Kıskançlık da en sonunda size geri gelecektir. Buna neden ihtiyacınız var? Sakin ve ölçülü yaşayın. Kıskanç olmak iyi bir şey değildir ve hiç gerek de yoktur. Bu adamın büyük bir arabası varsa bu onun yüzünü daha güzel yapmayacaktır. Altın aslında kirli bir metaldir. Kıskanç olmaya ihtiyaç yoktur. Daha fazla gülümseyin ve yabancılar da size gülümseyecektir, hem de sevdikleriniz ve tüm hayatınızla beraber!
22. Size saygı gösterilmesini istiyorsanız başkalarına saygı gösterin. İyilik için iyilik, kötülük içinse bu kötülüğü yoksaymak yapılacak en doğru şeydir. Sizi kötü yapmaya çalışan biri onu yoksaydığınız için kendini gerçekte daha kötü hissedecektir.
23. İçmeyin. Hiç içmeyin! Alkol vücudu, beyni ve ruhu öldürür. Ben yıllardır içmiyorum. Eğer şamansanız veya ruhsal bir insansanız içerek bir süre sonra tüm güçlerinizi bitireceksiniz ve ruhlar sizi cezalandıracaktır. Alkol gerçekten de öldürür, aptalca şeyler yapmayın. Rahatlamak için hamama gidin, eğlence için şarkı söyleyin, iletişim ve ortak bir dil bulabilmek için çay için, ve bir kadını daha iyi tanımak için ona şeker verin!
24. Asla pişmanlık duyma! Ne olursa olsun bu ruhların isteğiyle olur ve bu her zaman en iyisidir.
25. Hayvanlara benzeyen taşları özel bir tören olmadan yerden almayın. Aksi takdirde çok ciddi bir nazara maruz kalırsınız. Eğer böyle bir taş bulduysanız ve yanınıza almak istiyorsanız bulunduğunuz yerin ruh efendisine başvurun ve ona bir teklifte bulunun, ardından bu taşı yerde beyaz bir bezle kaplayın ve böyle alın.
26. Güzel bir müziği dinleyerek kendinizi gün içerisinde aldığınız negatif enerjiden arındırırsınız. Müzik meditasyon gibidir. Sizi kendinize ve hayata geri getirebilir.
27. Kalbinizde her hangi bir baskı olmadan rahat nefes alabilmek için, ağlamayı öğrenin.
28. Eğer durum sizin çözemeyeceğiniz bir hal aldıysa ve hiçbir çıkış yoksa elinizi yukarı kaldırın. Ve elinizi sertçe aşağı indirirken “zıkkımın köküne git” deyin. Çok güzel bir deyiş vardır: Sizi yeyip yutmuş olsalar bile en azından 2 çıkış yolunuz vardır.
29. Kadınlar alışveriş yaparken ailelerinin önlerindeki günlerdeki mutluluğunu satın alırlar. Her bir taze, güzel, olgun ve güzel kokan meyve bu ailede mutlu ve sakin bir hayattır. Erkek, kendi tarafından kadına para sağlamalıdır. Böylece kadın en iyi kalitedeki ürünleri seçebilir. Yiyeceğe harcanan paradan kısan bir aile fakirleşir ve mutsuzlaşır. Bu kısıntı aslında sevdiklerinin mutluluğundan kısılır.
30. Kendinizi yanlış ya da birşey hakkında üzülüyorken bulursanız, vücudunuzu düzgün ve akıcı hareketlerle bir dans formunda hareket ettirin. Kötü enerjinizi yoluna sokup zihninizi çektiğiniz acıdan arındıracaksınız..

Kaynak: Yaşam Sahnesi

Tolstoy’un İnsani Değerler Üzerine Verdiği 12 Önemli Tavsiye

1.) “Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan insansın…”

2.) “Hayatta unutamayacağımız en büyük pişmanlık, pişman olurum diye yapmadıklarımızdır.”

3.) “Herkes insanlığın kötüye gittiğini düşünüyor, ama hiçkimse kendisinin kötüye gittiğini düşünmüyor.”

4. “Şikayet ettiğiniz yaşam, belki de başkasının hayalidir.”

5.) “Bozulduğu zaman insandan daha korkunç bir yaratık yoktur.”

6.) “İnsanlar nasıl konuşulması gerektiğinin dersini alırlar, ama en büyük ilim; nasıl ve ne zaman susması gerektiğini bilmektir.”

7.) “Kimseyi küçümseyecek kadar büyük değilsin… Çünkü gün gelir; Küçümsediğin her şey için önemsediğin bir bedel ödersin.”

8.) “İnsanların çoğu onu yapıyor diye, yanlış, yanlış olmaktan çıkmaz.”

9.) “İnsanlar daima yanıldılar ve yanılacaklar; hem de her şeyden çok, doğru olduğunu sandıkları şeyde.”

10.) “Hepimiz kaybettiğimiz ya da ulaşamadığımız herşey için zamanı suçlarız…
Ama zaman konuşacak olsa, hepimiz utanırız.”

11.) “Sevdiğin insanları kaybetmeye alıştığın zaman; Hayatı önemsememeye başlıyorsun.”

12.) “Kendi mutluluğundan başka hedefi olmayan insan en kötü insandır.”

| Müthis Psikoloji

UNUTMA, BİLGE İNSAN HAYATI YAŞAYANDIR.

saglikli-yasam1

 

 

Kural 1: Asla kendinden şüphe etme… Sen ne hissediyorsan o her zaman doğrudur. Dünyadaki bütün insanlar toplansa ve sana aksini söylese bile senin hissettiklerin senin için doğrudur. Onlar farklı hissedebilir, farklı düşünebilir ama bu senin hissettiklerinin yanlış olduğunu göstermez, sadece onlardan farklı olduğunu gösterir.
Kural 2: Asla farklı olduğun için utanma. Eğer çevrende senin gibi düşünen, seni anlayan insanlar yoksa, o zaman çirkin ördek yavrusu hikayesini hatırla… Muhtemelen sen yanlış yerde, yanlış insanlarla birlikte olduğun için seni anlamıyorlardır. O halde hedefin ait olduğun yeri bulmak olmalıdır. Asla muhteşem bir kuğu olduğun gerçeğini unutma ve ordek olmak için uğraşma.
Kural 3: Geçmişte yaptıkların için pişmanlık duyma ve özür dileme…. Yaşadıklarının senin için önemli bir ders olduğunu kendine hatırlat. Bu tecrübe ile aldığın bilgiyi özenle incele, olayda yaptığın hataları ve yeniden ayni durumda olsan nasıl davranacağını iyice düşün ve gelecek olaylar için kendini hazırla. Kırılan vazo tamir edilemez ama gelecekte başka vazoların kırılması önlenebilir
Kural 4: Mümkün olduğunca kimsenin senin adına karar vermesine izin verme ama başkalarının haklı olabileceğini de unutma. Bu hayat senin ve istediğin gibi yaşamaya hakkın var, fakat başkalarını dinle ve onların bakış açısını anlamaya çalış.
Kural 5: İnsanlarla ilişkilerinde asla kendi ihtiyaçlarıniıikinci plana atma ve kendini hayallerle kandırma. Her zaman ama her zaman önce sen gelmelisin. Asla başka insanlar üzülmesin diye kendini üzmeyi tercih etme. Sen kaldırabiliyorsan, onlarda kaldırabilir. Karşındaki insan senin mutluluğunu düşümüyorsa ve senin üzülmene yol açıyorsa, o zaman o insan sana deger vermiyor demektir. Bu kişileri değiştireceğini yada sana zamanla önem vereceğini düşünme.
Kural 6: Asla kaybetmekten korkarak, sırf inanmak istediğin için karşındaki insanın sevgi sözcüklerine inanma. Sevgi insanin kalbindedir, gözlerindedir, davranışlarındadır, ses tonundadır, sana verdiği önemde ve değerdedir, senin için yaptığı fedakarlıklardadır. İnsanlar çok kısa zamanda sevgi sözcüklerini umarsızca dağıtmaya başlarlar. Bunları dinle ama gerçek sevgiyi karşındakinin davranışlarina bakarak bul. İnanmak istediğin için değil gerçek olduğu için karşındaki insanın sözlerine inan…
Kural 7: Her zaman ama her zaman, mutlaka kalbini dinle. Hayatta senin için neyin doğru olduğunu bir tek içindeki ses söyleyebilir. Dolayısıyla içindeki sesle konusmayı öğren. Her gün kendinle kalmak icin zaman ayır ve kalbini dinle. Başka şekilde hissetmek için ikna etmeye değil, gerçekten ne hissettiğini bulabilmek için dinlemeye çalış. Bazen içindeki ses sana çok zor geleni yapmanı söyleyebilir yada duymak istemediklerini söyleyebilir… Korkma… ve içindeki sesi dinlemeye devam et…
Kural 8: Her zaman ama her zaman, mutlaka kendine iyi davran.
Kendini sev, şefkatle yaklaş. Yanlış yaptığında acımasızca kendini eleştirip üzme… Aksine başını okşa, kendini kucakla ve her şeyin geçeceğini söyle. Üzgün olduğunda, kığıldığında, acı çektiğinde, mutsuz hissettiğinde kendine özen göster, tıpkı hasta bakar gibi kendine bakım uygula. Yapmaktan hoşlandığın aktivitelerle meşgul ol ve bu durumdan çıkarak kimsenin seni incitmesine, üzmesine izin vermeyeceğini göster.
Kural 9: Hayatta her şeyin bir bedeli oldugunu asla unutma ve bedel ödemek istemediğin için kendini boşlukta bırakma. Örnegin bir insanı incitmişsen, ödeyeceğin bedel o insanın güvenini yitirmektir. Eğer seni sevmeyen biriyle birlikteysen, yalnız kalmaktan korkup ilişkide kalma, çünkü kalmanın bedeli sevgisiz bir hapiste yaşamaktır. Eğer farklı olmaktan korkuyorsan ve başka insanları taklit edip onlar gibi olmaya çalışıyorsan, ödeyeceğin bedel kendine olan saygını yitirmek olacaktır. Diğer taraftan bazen kendin gibi olmanın bedelinin de yalnız kalmak olduğunu unutma. O halde yaşamda her zaman bir bedel ödeyeceğini hatırla. Bir adım atmadan önce mutlaka ödeyeceğin bedeli bil ve kazanacaklarına değip değmedine bakarak kararlarını ver.
Kural 10: İnsanlara karşı nazik ve sevecen ol, ne olursa olsun asla bir başka insanı kırmak için konuşma, bilinçli olarak üzmeye çalışma ve kendi acını hafifletmek için bir başkasını yaralama.
Kural 11: Hayatta en büyük dostun sen olabileceğin gibi hayattaki en büyük düşmanın gene sen olabilirsin. Seçimini yap ve kendin için dostu mu yoksa düşmanı mi olacağına karar ver. Yaşamdaki tüm acıları atlatabilirsin, her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin, istersen kötü alışkanlıklarını birakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin. İstersen kendine yeni bir hayat kurabilirsin. Eğer kendinin dostu olabilirsen….
Kural 12: Asla tecrübe kazanmaktan kaçma… Ne kadar zor olursa olsun, yeniden ayağa kalk ve yola devam et. Hayatı öğrenmek için o tecrübelere ihtiyacın var. Kalbin aşk acısı ile yaralanmış ise, sonsuza kadar kendini aşka kapatma. Ruhun insanların acımasızlığı ile incinmiş ise, hayata küsüp kendini karanlık bir dünyada yaşamaya zorlama. Bedenin çok büyük acılar çekmişse, kendini uyuşturup bırakma. Unutma bilge insan hayatı yaşayandır.
Alıntı

HAYAT, havaya attığımız 5 topla oynanan bir oyundur.

istop_12372611

 

 

HAYAT, havaya attığımız 5 topla oynanan bir oyundur.
Bu toplardan sadece bir tanesi lastiktir, diğer toplar ise camdandır.
Bu toplar;
*işimizi*,
*ailemizi*,
*sağlığımızı*,
*dostlarımızı * ve
*benliğimizi temsil etmektedir.
Bu 5 top içinde bir tek İŞİMİZ lastik toptur.
Onu düşürürsek zıplatabiliriz.
Ancak diğer 4 top camdan yapıldığından, düşerse kırılırlar ve yerlerine konulamazlar.
Bunu fark etmeli ve hayatımızı bu dengeye göre kurmalıyız.
Oysa hepimiz,
O lastik topu tutabilmek uğruna, diğerlerini kırıp dökeriz.
Dostlarınızı çantada keklik sanmayın.
Sıkıca sarılın onlara, tıpkı hayata sarıldığınız gibi.
Çünkü onlarsız hayat anlamsızdır.
Hayatı çok hızlı koşmayın.
Nereden geldiğinizi ve nereye gittiğinizi unutmayın.
Hayatın bir yarış değil, her saniyesinin tadı çıkarılması gereken güzel bir yolculuk olduğunu aklınızdan çıkarmayın.”
Üzeyir Garih

Not: Selim Sırın facebook sayfasından alınmıştır

Karl Marx’ın Eşine Mektubu…

jenny-von-westphalen-marx-ve-karl-marx1
Yürekten sevdiğim,
Sana yine yazıyorum çünkü yalnızım ve çünkü kafamın içinde seninle konuşurken senin bunu bilmiyor, ya da karşılık veremiyor olmana katlanamıyorum.
Kısa süreli ayrılıklar iyi oluyor, çünkü hep bir arada olunca her şey ayırt edilmeyecek kadar birbirine benzemeye başlıyor. Yan yana durduklarında kuleler bile cüceleşirken, alelade ve ufak tefek şeyler yakından bakınca kocamanlarmış. Küçük tedirginlikler onlara yola açan nesneler göz önünden kaldırıldığında yok olabilir. Yan yanalık dolayasıyla sıradanlaşan tutkularsa mesafenin büyümesine yeniden büyüyüp doğal boyutlarına dönerler. Aşkımda öyle…
Zamanın aşkımı tıpkı güneş ve yağmurun bitkileri büyüttüğü gibi büyütmüş olduğunu anlamam için senin bir an, sırf rüyada bile olsa, benden koparılman yetiyor. Senden ayrılır ayrılmaz sana olan aşkım bütün gerçekliğiyle kendini gösteriyor: O, ruhumun bütün enerjisiyle yüreğimin bütün kişiliğini bir araya getiren bir dev. Böylece yeniden insan olduğumu hissediyorum çünkü içim tutkuyla doluyor. Araştırma ve çağdaş eğitimin bizi kucağına attığı belirsizlikler ve bütün nesnel ve çzel izlenimlerimde kusur bulmaya iten kuşkuculuk bizi küçük, zayıf ve mızmız kılıyor. Ama aşk Feurbachvari insana aşk değil, metabolizmaya aşk değil, proletaryaya aşk değil, sevdiğine aşk, yani sana aşk, insanı yeniden insanlaştırıyor…
Dünyada çok dişi var, kimileri de çok güzel ama ben, her bir hattı, hatta her bir kırışığı bana hayatımın en büyük ve en tatlı anılarını hatırlatan bir yüzü bir daha nerede bulabilirim? Senin tatlı çehrene sonu gelmez acılarımı, yeri doldurulmaz kayıplarımı bile okuyabilir ve senin tatlı yüzünü öptüğümde acıyı öperim.
Hoşçakal canım. Seni ve çocukları binlerce kere öperim.
Senin, Karl
Manchester, 21 Haziran 1865

“Dile benden ne dilersen” diye soran krala dilenci gülerek…

dilenci_teknoloji_bobiler1

 

 

 

Hikayeye göre bir kral, sabah gezintisi sırasında bir dilenciye rastlar. “Dile benden ne dilersen” diye soran krala dilenci gülerek, “sanki benim her dileğimi gerçekleştirebilecekmiş gibi soruyorsunuz” der. Kral bu cevaba şaşırır ve sohbet ilerler. “Pek tabii her dediğini yerine getirebilirim. Sen söyle bakalım, ne istiyorsun?” “Söz vermeden önce iki kez düşünün kralım” der. Dilenci sıradan bir dilenci değildir.
Kral ısrar eder. “Ne istersen iste sana verebilirim. Ben güçlü bir kralım. Yerine getiremeyeceğim hiçbir dileğin olamaz” der. Bunun üzerine dilenci, elindeki kâseyi krala uzatır ve “bu kâseyi herhangi bir şeyle doldurabilir misiniz?” diye sorar. Kral bir kahkaha atar ve vezirine kâseyi altınla doldurmasını emreder. Kâse dolup taşmakta ama sonrasında hemen boşalmaktadır. Altınlar, buhar olup uçmaktadır sanki. Kralın onuru kırılır.
Bir dilencinin kâsesini dolduramadığı ülkede kulaktan kulağa yayılır. Giderek pırlantalar, elmaslar, yakutlar akıtılır kâseye. Ne var ki kâsenin dibi yoktur sanki. Dolup taşmasına rağmen kâse sürekli olarak boş kalmaktadır. Kral yenik düşmüştür. Dilenciye yakarır: “Tamam, tamam sen kazandın”. “Dileğini yerine getiremedim ama lütfen bana kâsenin neden yapılmış olduğunu söyle” der. “Çok basit” diye yanıtlar dilenci. “İnsan hırsından yapılmıştır.
Yani insanın arzu ve isteklerinden. Doymak bilmez oluşu bundandır. Bu gerçeği bir kez kavrarsan yaşantın değişir. İstek dediğin nedir ki! İstek ulaşılana kadar, belli bir süre heyecan veren bir duygudur. Örneğin bir iş istersin… Bir araba… Ev… Eş… Bir başka şey!.. Tek tek her birini elde ettiğinde, her şey anlamını yitirir. Neden? Çünkü beynin, aklın onları dışlar. İş senin, araba da garajdadır ve artık istek uyandırmamaktadır. Heyecan, onu elde ettiğinde sönüp gitmiştir.
Gene boşluğa düşer, yeni bir istek yaratmak zorunda kalırsın. İstek doyumsuzluk uyandırır ve giderek bir ’dilenci’ olursun. Bir istekten bir diğerine çırpınıp durursun. Amacına ulaşır ulaşmaz bir yenisini yaratırsın. İsteğin bu yönünü kavradığında yaşamının dönüm noktasındasın demektir. Bu durum ancak seni mutlu edecek şeyleri dışarıda değil, kendi içinde aradığın zaman gerçekleşir. Ve gerçek tatmine ve mutluluğa ancak o zaman erişirsin” der. Gelelim hikayenin verdiği derslere: Kral bile olsanız bir dilenciden bile öğrenebileceğiniz çok önemli yaşam dersleri olabilir.
Gerçek mutluluk insanın içinde ve kendisinin elindedir. Mutluluğu ve başarıyı yakalayamayanlar, hatayı başka yerde değil kendi içlerinde aramalıdırlar. Bir şeyi elde etme hırsı değil, elde ettikten sonra da onu istemeğe devam edebilme becerisi yaşamı anlamlı kılar. Bir kralın dilenciye, bir dilencinin de krala dönüşmesi an meselesidir. Yaşam, dilenmek için çok kısa, dilenci olmak içinse çok uzundur…

HO’OPONOPONO İYİLEŞTİRME YÖNTEMİ UYGULAMASI

Ho'oponopono v1:_

 

Dr. Len’e kendisini iyileştirmekle ilgili ne yaptığını sordum. O hastaların dosyalarına baktığı zaman tam olarak yaptığı neydi?
“Üzgünüm, ve tekrar tekrar “seni seviyorum” diyorum”, dedi
**
Senin gibi biri bana geldiği zaman, İlahi Olan’a, “Lütfen, ……….’da bu acıya neden olan benim içimdeki devam etmekte olan şey neyse, onu nasıl çıkarıp atacağımı bana anlat”. Ve acınız gidene kadar veya siz durmamı isteyene kadar bana verilen bilgiyi uyguluyorum.
**
Herhangi bir problemi çözmek istiyorsanız, kendiniz üzerinde çalışın. Eğer başka biriyle probleminiz varsa, kendinize şöyle sorun, “Bu kişinin canımı sıkmasına neden olan içimdeki şey nedir?”. İnsanlar yaşamınıza sadece sizin canınızı sıkmak için çıkagelirler! Eğer bunu biliyorsanız, herhangi bir durumu kaldırabilirsiniz ve orada salıverebilirsiniz. Basittir: “Olan şeyler için üzgünüm. Lütfen beni bağışla.”
– Benim ve o kişi için probleme neden olan içimdeki hatalı düşünceler için üzgünüm; lütfen beni bağışla”
**
Herkesin düşüncelerinden toksik enerjileri iptal etmek için uygulayabileceği bir düşünce temizleme aleti; Zihinsel olarak düşünün;
“Işığın Düğmesini benim ve ailemin, akrabalarımın, yakınlarımın ve atalarımın düşüncelerine açıyorum”…
Bu aletin kullanılabileceği zamanların sayısının sınırı yoktur. Alet, Zihninizi bölen, kendinizin, ailenizin, akrabalarınızın ve atalarınızın toksik düşüncelerini temizlemek içim Sevgiye bir ricadır.
“Üzgünüm. Problem olarak tezahür eden içimde süregiden her ne ise lütfen beni bunun için bağışla.” Sevgi bunu siler ve düzeltir.
İşte size kendinizi fark ettiğiniz herhangi bir şeyden iyileştirmede kanıtlanmış iki ho’oponopono uygulaması. Başkasında gördüğünüz her şeyin içinizde de olduğunu unutmayın, dolayısıyla bütün iyileştirme olayı kendinizi iyileştirmektir. Bu yöntemi sizden başka kimse uygulayamaz.
“İlahi Yaratıcı, tek olan baba, anne, oğul … Eğer yaradılışımızın başlangıcından şu ana kadar, ben, ailem, yakınlarım ve atalarım sana, ailene, yakınlarına karşı düşüncelerde, sözlerde, eylemlerde ve hareketlerde suç işlediysek/kırdıysak, bağışlamanı diliyoruz … Bunun temizlenmesine, arınmasına, salıverilmesine, tüm negatif anıların, blokların, enerjilerin ve titreşimlerin kesilmesine, silinmesine izin ver ve bu istenmeyen enerjileri saf ışığa dönüştür …. Ve oldu”
Bu rica (dua) ho’oponopono olarak adlandırılır ve her dinde rastlanabilir, çünkü “her inançta, suç işlediklerimiz için bağışlama istediğimiz bir bölüm vardır… Ancak bunun ötesine gideriz … aile, yakınlar ve atalar… bazı problemler, muhtemelen başka bir yüzyılda birisinin başını baltayla kesen bir büyükbabadan kaynaklanır. Atmayı istediğimiz şey “saf ışığa” dönüştürülür, çünkü aksi taktirde attığımız çöple “atmosferi kirletirdik”. Ancak saf ışık olarak, kirliliğe neden olmaz.”
“Ve oldu” dendiğinde, dönüşüm gerçekleşir, ve “bilgisayar depolanan çöpü otomatik olarak siler…
***
İkinci olarak, Dr. Hew Len’in iyileştirme şekli öncelikle “Özür dilerim” ve “Lütfen beni affet” demektir. Bunu bir şeyin – ne olduğunu bilmediğiniz bir şey – beden/zihin sisteminize girmiş olduğunu kabul etmek için söylersiniz. Oraya nasıl girdiği hakkında hiçbir fikriniz yoktur. Bilmek zorunda değilsiniz. Eğer fazla kilolu iseniz, sizi bu hale getiren programa yakalanmışsınızdır sadece. “Özür dilerim” derken, Tanrı’ya içinizden size getirmiş olduğu şey için af dilediğinizi söylüyorsunuz. Tanrı’dan sizi affetmesini istemiyorsunuz; Tanrı’dan sizin kendinizi affetmeniz için size yardım etmesini istiyorsunuz.
Bundan sonra, “Teşekkür ederim” ve “seni seviyorum” dersiniz. “Teşekkür ederim dediğiniz zaman, minnettarlığınızı ifade etmiş oluyorsunuz. Sorunun onunla ilgili olan her şeyin mutlak iyiliği için çözüleceği inancınızı gösteriyorsunuz. “Seni seviyorum” tıkanık enerjinin akmasını sağlar. Sizi Tanrı’ya bağlar. Sıfır konumu saf sevgi ve sıfır limiti olduğu için, sevginizi ifade ederek o konuma gelmeye başlıyorsunuz.
Bundan sonra olacaklar Tanrı’ya kalmıştır. Bir şekilde harekete geçmeniz konusunda içinize bir esinlenme doğabilir. Bu her neyse, onu yapın. Yapacağınız hareketten emin değilseniz, aynı iyileştirme metodunu kafa karışıklığınız için uygulayın. Net olduğunuzda, ne yapmanız gerektiğini bileceksiniz.
Bu, güncelleştirilmiş ho’oponopono iyileştirme yöntemlerinin basitleştirilmiş bir versiyonudur.
*Zero Limit; Joe Vitale – Dr. Ihaleakala Hew Len

Sıkıntılı ve tıkalı ilişki ve durumları çözmek için kullanabileceğiniz muhteşem bir Morrnah’ın Duası…

hqdefault1

Ruhum, yüksek benliğim, lütfen………………………………….. hislerimin, düşüncelerimin kaynağını bul. Varlığımın, bu kaynakla bağlantılı olan her bir seviyesini, katmanını, bölgesini, veçhesini al, analiz et ve Yaradanın hakikatiyle çöz.

Tüm zaman, boyut, mekanlar ve sonsuzluk boyunca işle.

Kaynakla bağlantılı olan her bir etkinliğini ve eklentisini şifalandır. Ta ki, Yaratanın iradesine göre, An’da kalabilene dek devam et. Işıkla ve hakikatle dolane dek…

Yaratanın huzuru ve sevgisi, yanlış algılarımı bağışla. Bu hislerime, düşüncelerime katkı olan herkesi, her yeri, durumu ve etkinliği bağışla.

Açılan boşlukla İlahi ışıkla dolsun, ve öyledir.

Hakan çeliğin çevirisi ve eklemeleriyle birlikte…

Not: Morrnah Kimdir?

Ho’oponopono, geleneksel bir Hawai bilgelik yöntemi. Kişisel sorumluluğu üstlenmek, grup içerisinde herşeyi açıkça ve saygıyla tartışmak, karşılıklı hoşgörü bağışlamayı içeren bir yöntem,
kadim hali ile. 80’li yıllarda, Morrnah Nalamaku Simeona, bu yöntemi kolaylaştırıyor, ve bireyin kendi kendine tek başına uygulayabileceği hale getiriyor.

Yaşadığımız mekanların enerjilerini temizlemek için pratik yöntemler olduğunu biliyor muydunuz?

c168d8f85bb14b0890e6be27f4a1d4901

 

 

Yaşadığımız mekanların enerjilerini temizlemek için pratik yöntemler olduğunu biliyor muydunuz?
İLKBAHAR TEMİZLİĞİ
Baharla birlikte büyük temizlik gelenektir. Isınan havalarla kıyı kenar temizliği bazıları için bir yaşam sevinci bazıları içinse sıkıcı bir iştir. Hoşa gitsin veya gitmesin boyalar cilalar bu mevsimde yapılır perdeler halılar elden geçirilir.
Temizlik çokça önem verdiğimiz bir konudur; eller sıklıkla yıkanır, çamaşırlar mutfağımız, banyomuz ter temiz olmalı, yiyecekler mikropsuz, hastaneler steril olmalı. Bütün bunları yaparak tertemiz olduğumuzu sandık yıllarca! Bütün steril ve hijyenik temizlik kurallarıçok gerekli olup YETERSİZDİR. Çünkü bedenimiz için yaptığımız bir hatayıçevremiz içinde yapmaktayızdır. Nasıl fizik beden için yaptığımız iyi ve dengeli beslenme, uyku, spor ve diğerleri gerekli ancak yeterli değilse çevremiz için yaptığımız temizlikte yeterli değildir… Çevremizde bir enerjidir ve enerji temizliğine ihtiyacı vardır. Tozların biriktiği köşelerde, olumlu olmayan enerjilerde birikir. Yatak kanepe gibi altlarına kolayca ulaşılamayan yerlerde durağan enerjiler toplanır. Odalarda yapılan tartışma ve kırıcı hatta şiddetin titreşimi gidip duvarlara, mobilyalara yapışır, daha doğrusu her şey çevresinde olup biteni bir CD kaydı gibi kaydeder hem de yüzyıllarda kalacak şeklide…
Hani eski büyükler der ya “Şunun bir dili olsa da konuşsa” diye… Zaten büyük anneler babalar bazı bilgilerin kırıntılarım hatırlıyordu! Bugün ‘batıl’ dediğimiz her olgu irdelendiğinde çok altlarından “kozmik bilgilerin” olağan kabul edildiği dönemlerin masalımsı mirası, biraz özünden kaybetmiş olsa da atalar boyunca özellikle de Türklerin şamanik geçmişidir. Safranbolu’da adeta bir feng shui harikası olan evler, ne işe yardığını tam bilemediğimiz ama evlerimize hediye gelen gümüş ters aynalar, mavi boncuklar, artık unutulmuş enerji biliminin izleridir.
Şöyle bir çevrenize bakın, şimdi bulunduğunuz odada daha önce kimler yaşadı? Neler yaptılar? Eşyalar yenimi? Nerden geldiler? Hele antikalar? Başucunuzda elektrik kabloları ve prizler var mı? Bunların enerji alanlarımıza büyük etkisi vardır.
Evimiz, iş yerimiz veya enerjisini temizlemek istediğimiz mekânda adaçayı tütsüsü ile başlamak en İyisidir. Adaçayı titreşimi çok yüksek bir bitkidir. Fesleğen, kekik, okaliptüs, nane gibi şifacılıkta kullanılır. Yüksek titreşimi nedeniyle bulunduğu yerdeki düşük titreşimi uzaklaştırır. Adaçayı yapraklarını ateşe dayanıklı bir kapta yakın, biraz zor yanar ancak alev alması gerekmez. Alev aldıktan sonra söndürün ve tütmeye başladıktan sonra evinizde isterseniz uygunsa iş yerinizde de yapabilirsiniz. Özellikle ilk taşınılan yerde yapılması tavsiyedir, daha önce orda yaşanmış, etrafta kalmış olumlu olmayan enerjilerin temizlenmesi için. Tozların biriktiği yerler pusulanız olsun; odaların köşeleri, yatakların altı ve hatta dolapların içi…
Bir sonraki önerim Reiki bilenler içindir; Reiki 2 seviyesindekiler odaların köşelerine Reiki güç sembolünüçizerek Reiki enerjisi verebilirler. Yatağınızın üstüne, kristal ve Ametist taşlarınıza Reiki güç sembolünüçizin Reiki’yi evin her alanında kullanabilirsiniz.
Taşlardan söz etmişken, taşlar özel bir bilgi gerektirir. Kristallerle iyice bilgilendikten sonra çalışın, ancak ametist her evde bulunması faydalı, olumlu olmayan enerjileri toplayan bir taştır. Ancak birçok kişi taşları temizlemeyi unutmaktadır. Hiçbir taşı temizlemeden üzerinizde taşımayın evinizde bulundurmayın. Ametist olumlu olmayan enerjileri toplar, toplar ve doygunluk noktasına gelince bu enerjisi yaymaya başlar ve taşlar hasta edici olabilirler. Bir taşı satın aldığınızda içinde kaya tuzu katılmış su bulunan bir kapla taşıyın, tuzlu su onu temizler ve götüreceğiniz yere kadar izole eder. Taşlar için en garantili temizlik onları 24 saat toprağa gömmektir, toprak altında kalan taşüstündeki enerjiyi boşaltır. Toprak bulamadığınız bir yerde ise taş o kadar süre kaya tuzlu suda kalsın ve daha sonra adaçayı ile tütsüleyin. Yakın çevremizde temiz bir ametist bize yardımcı olur ancak sıklıkla temizlenmek şartıyla…
Olumlu olmayan enerjileri toplamak için küçük bir kap İçinde tuz da işe yarar, yatak başucu veya yatağın altındaki bir kap tuz, hareket etmeden uzun süre kaldığımız yatağımızda, üzerimizdeki ve çevremizdeki olumlu olmayan enerjiyi emer, tabi yine sıkça değiştirilmek şartıyla. Söz yataklardan açılmışken, yatakların altının boş, Chi enerjisinin serbestçe akabileceği şekilde olması gerekir. Yatak altına doldurulmuş eşyalar, özellikle eski eşyalar bütün gece yayın yaparlar, savunmasız uykudaki vücudun enerji alanı sürekli bu enerjilerle boğuşur, ertesi gün bize gerekli olan depolanacak enerji yatakla savaşmak için harcanır. Yatak ne kadar hafif ve sade ise bizde o kadar rahat uyuruz. Enerjisi arındırılmamış antika yataklar geçmişle bir tangodur, hem de başkalarının hayatı…
Düşük titreşimler olumlu olmayandır; korku, endişe, kin, nefret. Bunlar bizim insani düşük titreşimlerimizdir. Diğer düşük titreşimlere manyetik alan oluşturur. Yüksek titreşim dinginlik, hoşgörü ve neşedir, diğer yüksek titreşimleri barındırır.
Mekânda su ile yapılan temizliğe sirke karıştırmak, yine büyük annelerden eski bir gelenek, faydalı bir arındırmadır. Evdeki kuru çiçekleri, artık yaşam enerjisi taşımadıkları, ölü bir enerji taşıdıkları için atmak gerektiğini biliyoruz. Ölü olan her şey durağan bir enerjiyle çevrilidir. Bunu ilk öğrendiğimde atmak zorunda olduğum kurutulmuş ortancalar çok üzülmüştüm…
Evde, ofiste kullanılmayan ve ne zaman kullanacağımızı bilmediğimiz her şey durağan enerji tutar. Atabilir veya başkasına verebilirisiniz. Japonların ne kadar sade evleri olduğunu biliriz. Ne kadar az eşya o kadar az kafa karışıklığı… Gazeteler, birikmiş dergiler, fi tarihinden kalmış işe yaramaz her çer çöp… Atın gitsin… Zihnimizdeki ağırlıkta onlarla birlikte gitsin… Henüz enerjilerini ölçemediğiniz objeler, majik kitap ve garip bilinmeyen konularla ilgili malzemeleri evinize sokmayın… Evinizde tartışma yapmayın, şiddet içeren filmleri seyretmeyin, olan biten, söylenen her şeyin enerjisinin evinize kaydolduğunu unutmayın…
Mekânlarda spritüel olarak yapılabilecek en çok sevdiğim çalışma ise Başmelek Mikael’i davet etmektir. Birçok insan korunma ve arınma için baş melek enerjisi ile çalışıyor. Ben her gün evime Başmelek Mikaeli çağırıp kendi sözlerimle şöyle diyorum; “Ulu yaradanın izni ve ismiyle Başmelek Mikaeli davet ediyorum” Başmelek Mikaeli devamlıçağıranlar onu zaman içinde hisseder ancak bir şey hissetmeniz gerekmez, güvenmek yeterlidir. “Bütünün ve benim en yüksek hayrıma olacak şekilde lütfen “odamı” “evimi” olumlu olmayan enerjilerden arındırmanı rica ediyorum.”
“Lütfen yatağımı ve beni koru bunu yaptığın için teşekkür ederim.”
Bu sembolik cümleye saygıçerçevesinde diğer arınma dileklerinizi de katılabilir. Mum ışığını hiç unutmayın. Mum ışığı sadece romantik bir ışık değil enerji temizleyen hoş bir ışıktır. Evinizde her akşam havalandırmaya dikkat ederek bir mum yakabilirsiniz. Yanında hoş kokulu bir tütsü hoş olmayanları kaçırır. Müzikte enerjiyi temizler, özellikle lir sesi meleksi bir titreşim olarak kabul edilir. Alışık olduğunuz, güvendiğiniz dualarda yüksek titreşimli olduklarından, özellikle yüksek sesle olduğunda alçak titreşimli olan enerjiyi uzaklaştırır. Eviniz için daha fazlasını yapmak isterseniz bir uzmana başvurun. Bazı mekânlarda jeopatik etkiler olabilir. Bunların enerji yükseltici yağların ve bazen de minerallerle dengelenmesi gerekebilir. Bütün bu saydıklarımdan anlaşılacağı gibi her şey titreşir. Bazıları yüksek, bazıları düşük. Enerji yasası; Yüksek titreşim alçak titreşimi iter. Titreşimini yüksek olduğunu bildiğimiz her şeyi düşük titreşimi uzaklaştırmak için kullanabiliriz. Bildiğimiz ve güvendiğimiz şekilde amatörce yapılabilen mekân temizliğinden sonra yine isteyenlere ‘altın ışık ‘ tarifimi veriyorum. Ben evimi altın ışıkla yüklüyorum.
İsteyenler şu şekilde yapabilir;
Sol elimi açıyorum, gökyüzüne dönük.
“Ulu Yaradanın izni ve ismiyle, ALTIN IŞIK enerjisini istiyorum!”
Sol elime gökyüzünden altın bir ışık iniyor, imgeliyorum.
“Hoş geldin ALTIN IŞIK” selamlıyorum.
Altın ışık avuç içimden içeri giriyor, kolumdan dirseğime doğru ve oradan sol omzuma sırtımdan dolaşıp sağ koluma ve sağ elimin avucuna içine geliyor; bir altın ışık huzmesi olarak çıkıyor. Sol elim gökten bir alıcı sağ elim verici gibi avucumdan çıkan altın ışığı yönlendiriyorum. Odaların köşelerine “altın ışık buraya ak” Yatağıma “Altın ışık yatağımı altın ışıkla doldur” Odalara “Altın Işık bu odayı doldur”
Mekânın her yerini altın ışıkla dolduruyorum.
İmgeledim, altın ışık her yere geldi.
Altın ışığı yaralara destekleyici bir şifa olarak da kullanıyorum…
Bu kadar kolay olması size inandırıcı gelmiyorsa “zor” olanı seçmeye devam edebilirsiniz. Einstein’ın ünlü “imgeleme gücü bilgiden daha önemlidir” sözü bana her zaman rehberdir. Seçeneklerle dolu hür iradenin var olduğu bir boyutta yaşıyoruz. Ne olacağını, nerde yaşayacağımızı biz seçiyoruz. Patron biziz! Bu bilgilerde kolay ve altın ışıklı olanı seçenler için. Ra-Sheeba enerjisi de güçlü bir enerji ve özellikle olumlu olmayan ağır enerjilere etkin olduğu için tavsiye de ederim.
Reklam

Siz bilmiyorsanız bilen bir arkadaşınızdan yardım alabilirsiniz.
Sevgi ve Işıkla
chi dergisi mart 2007 sayısından alıntıdır…

Önce Kendinize İnanın

ozguvenli-kadin-660x330_1_11

Kişisel güveninizi geliştirmek için öncelikle ‘eşsiz’ olduğunuza inanın. Herkes hata yapar. Ayrıca hatasını görüp, kabul eden ve bunu esprili biçimde çevresindekilere belli eden insanlar, ‘kusursuz’ tiplerden çok daha sempati toplar. Hatasını görüp, söyleyebilen insanın içsel gücü fazladır. Tam tersine hatasından utanıp gizlemeye, saklamaya çalışan insan ise, içsel olarak gittikçe zayıf düşer ve kendinden uzaklaşır. Siz de bugüne dek yaptığınız hataları ve bunlara ne tepki verdiğinizi düşünün! Hatalarınızı saklamaya mı çalıştınız, yoksa alenen söyleyebildiniz mi? Eğer saklama huyunuz varsa, kendinizi değiştirmek için fazla baskı altına girmeyin. İnsanın kendini eğitmesi annenin çocuğuna verdiği sabırlı eğitimle çok benzerdir.
HAYIR’I ÖĞRENİN
Gerekli veya gereksiz yere söylediğiniz her ‘evet’ kelimesinin altında, mükemmele ulaşma hırsı vardır. Kişi özellikle beğenilen bir arkadaş, mükemmel bir anne veya harika bir eş olma duygusuyla, karşısından gelen her öneriye veya isteğe ‘evet’ deyiverir. Oysa, her isteğe evet derseniz, kendinize olan saygı ve güveni yitirir, yaşamınızı tamamen başkaları üzerine inşa etmiş olursunuz. Bu yüzden kendinizi ‘hayır’ sözüne alıştırın.
İSKTEN KAÇMAYIN
Kendine olan güvenini sağlamlaştırmak isteyen bir kişinin, riskli olaylara da atılması gerekir. Bunun için öncelikle kendinizi motive etmeyi öğrenmelisiniz. Bu esnada yanlış yapma korkusunu taşımayı, başaramayacağınıza inanmayı ise, kendinize yasaklayın. Not defterinize şu ana kadar başarmış olduğunuz ve takdir aldığınız işleri kaydedin. Bunları okuyarak kendinizle gurur duyun, hatta biraz böbürlenin. Bundan sonraki beklentilerinizde ve gireceğiniz işlerde de aynı başarıyı elde edebilirsiniz.
PAYLAŞMAK ŞART
Görevlerinizi başkalarıyla paylaşın! şu ana kadar hiçbir görevinizi başkasından rica etmemişseniz ve başkasının almayacağını düşünüyorsanız, sonucu öğrenmenin bir tek yolu var Onlara paylaşmayı önerin! Yakınınızda olan insanlar görevi kabul etmezlerse, kullanılıyor olduğunuzun farkına varırsınız. Bu durumda ise, tavır koymak en doğru davranışlardan biridir. Eğer yine sesinizi çıkartmazsanız, psikolojik açıdan daha fazla çöker, kendinizi hırpalanmış hissedersiniz

alıntı

Estetik olmadan gençleşin. Gençlik bahşeden 5 Tibet ritüeli –

BEŞ TİBET RİTÜELİTibet lamalarının gençlik ve canlılık iksiri olan beş Tibet ritüeli herkes tarafından kolayca yapılabilecek yüksek enerjili egzersizlerdir. Çok kısa bir zaman diliminde uygulanabilen bu egzersizler yeni başlayanlarda dahi mucizevi etkisini hissettirir.

 

BEŞ RİTÜEL NASIL ETKİLİ OLUYOR?

Beş Ritüel evrensel enerjinin vücudumuza girmesini, prana yani chi (yaşam) enerjisinin yedi çakramızdan serbestçe akışını ve beden ve usumuzu canlandırmasını sağlar. Endocrine bezelerini harekete geçirerek hormonal salgılamamızı düzenler. Daha önce de belirtildiği gibi kardiyovasküler, sinir, sindirim ve solunum sistemlerimizin doğru çalışmasını sağlar.

Tibet’in Gençlik Pınarı hareketleri veya Tibet ritüel (Tibetan Rites) adıyla dünyaya yayılan ancak bildiğimiz anlamda dinsel ayinle hiç bir ilgisi olmayan bu 5 hareketin düzenli yapılması durumunda kişiye sağladığı yararlar arasında şunlar sayılıyor: Daha genç bir görünüm, ciltte ve saçlarda canlanma, kırlaşmış saçlarda yeniden koyulaşma, düzenli ve sağlıklı bir uyku, sabahları dinç ve canlı uyanmak, bel kemiği, eklem problemleri gibi ciddi romatizmal rahatsızlıklardan ve ağrılardan kurtulmak, hafızada güçlenme, fazla kiloların verilmesi, göz bozukluklarında düzelme, fiziksel güçte artış, duygusal ve zihinsel sağlık, uyum ve yüksek enerji…

“5 ritüel” Egzersiz Programı’na Başlarken

1. İlk hafta, o da nispeten sağlıklı ve formdaysanız, her bir hareketi yalnızca 3’er kez yapın.
2. Hareketsiz ve kiloluysanız veya sağlık problemleriniz varsa, hareketlere sadece 1’er kere yaparak başlamalısınız. Yaparken bir zorlanma hissederseniz veya ağır bir takım ilaçlar kullanıyorsanız başlamadan mutlaka doktorunuza danışın.
3. Kendinizi kaçar kere yaparken rahat hissediyorsanız, başlangıç olarak o kadar yapın. Bu da ilk hafta her bir egzersizi birer kere yapmak olabilir. İkinci hafta 2 kere, üçüncü hafta 3’er kere olarak arttırabilirsiniz.
4. Her bir egzersizi en fazla 21 kere yapmalısınız. İleride programınızı yoğunlaştırmak isterseniz, hareketleri daha hızlı bir tempoyla yapmayı deneyebilirsiniz, ancak sayısını kesinlikle arttırmayın. Her bir egzersizi 21 kereden fazla tekrarlamak, chakra‘larınızı olumsuz etkileyeceğinden, bedeninizde dengesizlikler yaratabilir.
5. Bir süredir hareketsiz kaldıysanız, “5 Ayin” egzersiz programına her gün mümkünse yarım saat yürüyerek hazırlanın.
6. Tam olmasını istiyorsanız, “5 Ayin”i yaşamınıza katarken, şekersiz ve az yağlı bir diyet sürdürmenizin de büyük katkısı olacağını bilmelisiniz. Ayrıca sindirimi zor besinleri de günlük diyetinizden çıkartın.
7. Azami yarar görmek için hareketlerin mümkünse sabahları kahvaltıdan önce yapılması öneriliyor. Ancak bu mümkün değilse günün herhangi bir saati olabilir.

Tibet’in Gençlik Pınarı egzersizleri için normalde önerilen ilk hafta her hareketi 1’er ya da 3’er kere tekrarlayarak başlamak ve her hafta 2’şer arttırarak kendinizi hiç bir şekilde zorlamadan bir kaç hafta veya ay içinde 21’e ulaşmak. Başlarda eğer üst üste bir kaç kere tekrarlamak sizi yoruyorsa, 3 kere yapıp, dinlenip sonra bir 3 daha yapabilirsiniz. Burada (ve her tür egzersizde) unutulmaması gereken en önemli şey, kendinizi hiç bir şekilde zorlamamanız gerektiğidir. Ve bu hareketleri aradan aylar, yıllar bile geçse 21’er kereden fazla yapmayacaksınız.

* Bu hareketleri zorlanmadan uygulayabilecekseniz, ilk olarak her hareketi 3’er kere tekrarlayarak başlayın. (Eğer bir sağlık sorunu veya kilo gibi hareketleri rahat yapmanızı engelleyecek bir durumunuz varsa, yukarıda sıraladığım maddelere bir göz atın.)
* İlk hafta 5 hareketi de 3’er kere tekrarladıktan sonra (yine, kendinizi hazır hissediyorsanız) ikinci hafta tekrarları 2 arttırın, yani ikinci haftanızda her bir hareketi 7’şer kez tekrarlayın. Bu şekilde her hareketi 21 kez tekrarlıyor duruma gelene kadar her hafta hareketleri önceki haftadan 2 kez fazla tekrarlayarak ilerleyin. İlk hafta 3’er kez, ikinci hafta 5’er kez, üçüncü hafta 7’şer kez…
* Her hafta 2’şer kez artırarak her hareketi 21 kez yapar duruma geldikten sonra artık arttırmaları bırakıyorsunuz ve (umarız) hayat boyu 21 kere tekrarlamaya devam ediyorsunuz.
* Hareketleri her gün düzenli yapmayı beceremezseniz ve ara vermek zorunda kalırsanız, yeniden en baştaki gibi 3’er kez yaparak ve zamanla yine aynı şekilde arttırmak üzere en baştan başlamalısınız.
* Fazla beklemenize gerek yok, hareketlerin ilk etkilerini çok kısa sürede görmeye başlayacaksınız, bu da muhtemelen motivasyonunuzu daha da arttıracak.
* Tibet’in Gençlik Pınarı egzersizlerinin işe yaraması için hareketleri uygularken doğru nefes alıp vermeyi kesinlikle unutmamalısınız. Kolay Gelsin!

1. RİTÜEL
Kollarınızı omuzlarınızın hizasından yere yatay durumda açarak dik durun. Başınız hafifçe dönene kadar saat yönünde kollarınız açık dönün. Dönüşlerinizin sayısını yavaşça 1’den 21’e kadar arttırın.

Nefes alıp verme: Dönüşlerinizi yaparken karnınızdan derin bir şekilde nefes alıp verin.
Faydaları: Dolaşımı geliştirerek varisli damarlar, osteoporoz ve bas ağrılarına iyi geliyor. Her gün yapmak tüm bedeni gençleştiren bir süreci başlatabilir.

2. RİTÜEL
Sırtüstü olarak yere yatın. Kollarınızı, avuçiçleriniz yere bakar şekilde, parmaklar kapalı, iki yanınıza uzatın. Çenenizi göğsünüze gömecek şekilde başınızı yerden kaldırın. Bunu yaparken bacaklarınızı, dizlerinizi kırmadan dümdüz yukarı kaldırın. Hatta mümkünse başınıza doğru çekin. Bu arada dizleri kırmamalısınız. Sonra yine ağır ağır dizlerinizi kırmadan bacaklarınızı ve başınızı yere doğru indirin. Kaslarınızı gevşettikten sonra yeniden harekete başlayın.
Nefes: Başınızı ve bacaklarınızı kaldırırken derince nefes alın, indirirken verin.
Faydaları: Tiroit bezi, böbreküstü bezleri, böbrekler, sindirim organları ve prostat ile rahmi de içine alacak şekilde cinsel organlar ve bezler üzerinde onarıcı bir etkisi var. Arterit, osteoporoz, düzensiz regller, menopoz semptomları, sindirim ve bağırsak sorunları, sırt ağrısı, bacak ve boyunlardaki sertliğe iyi geliyor.

3.RİTÜEL
Bedeniniz dik duracak şekilde dizlerinizin üzerine oturun. Ellerinizi baldır kaslarınızın üzerine yerleştirin. Çeneniz göğsünüze değecek şekilde başınızı ve boynunuzu öne doğru sarkıtın. Ardından bel kemiğinizi mümkün olduğunca geriye doğru yaylandıracak şekilde başınızı ve boynunuzu geriye doğru sarkıtın. Bu egzersiz boyunca ayaklarınız yere dik, ayak parmaklarınız kıvrık durmalı. Geriye doğru yaylandıkça el ve kollarınızla baldırlarınızdan güç alacaksınız. Mümkün olduğunca geriye doğru yaylandıktan sonra bedeninizi doğrultun ve harekete baştan başlayın.
Nefes: Omurganızı yaylandırırken karnınızdan derin bir nefes alıp, doğrulurken nefesinizi verin.
Faydaları: İkinci gibi üçüncü de tiroit bezlerini, böbreküstü bezleri, böbrekleri, sindirim sistemi organlarını ve prostat ile rahmi de içine alarak cinsel organları gençleştiriyor. Menopoza girmiş ve düzensiz veya tembel regl dönemleri geçirme eğilimindeki kadınlar için özellikle iyi.

4. RİTÜEL
Ayaklarınız arasında biraz mesafe bırakıp bacaklarınızı dümdüz öne uzatarak yere oturun. Gövdesiniz dik dururken, ellerinizi avuç içleriniz yere bakacak şekilde kalçalarınızın iki yanına koyun. Çeneniz göğsünüze değecek şekilde, başınızı öne doğru sarkıtın, ardından başınızı mümkün olduğunca geriye doğru sarkıtırken kollarınızdan kuvvet alarak kalçalarınızı havaya kaldırın. Gövdeniz havada, kollarınız dimdik, dizleriniz 90 derece kırılmış dururken bedeninizdeki tüm kasların kasıldığını hissedin. Başlangıçtaki oturur pozisyona dönerken kaslarınızı da gevşetin. Tekrarlamadan önce biraz dinlenin.
Nefes: Gövdenizi kaldırırken derin bir nefes alın, kaslarınızı sıkarken nefesinizi tutun, yere inerken nefesinizi bırakın.
Faydaları: Tiroit bezi, sindirim sistemi, prostat ile rahmi de içine alacak şekilde cinsel organları ve bezleri dolaşım ve lenfatik akış üzerinde canlılık veren bir etkisi var. Karın bölgesini, uylukları, kolları ve omuzları güçlendirir. Eğer sinüs tıkanıklığınız varsa bu hareketin burun deliklerinizi açtığını da fark edebilirsiniz.

5. RİTÜEL
Yüzükoyun yere uzanın. Hareket boyunca yere koyduğunuz ellerinizden ve ayak parmaklarınızdan güç alacaksınız. Gövdeniz bir sarkma pozisyonu alacak şekilde kollarınız yere dik dururken, omurganızı öne doğru yaylandırarak başlayın. Bir yandan da başınızı mümkün olduğunca geriye doğru sarkıtın. Ardından ayaklarınızı yere tam basarak kalçanızı yukarıya doğru çekin, bedeniniz ters bir V şeklinde dururken çenenizi de göğsünüze doğru çekin. Sonra tekrar kalçanızı yere doğru sarkıtıp sırtınızı yaylandırın.
Nefes: Bedeninizi yukarı doğru çekerken derin bir nefes alın, aşağı inerken nefesinizi bırakın.
Faydaları: bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkisi olan dolaşım ve lenfatik akışın geliştirilmesine yardımcı olur. Derin soluk alıp vermeyi, enerji ve canlılığı uyarır. Diğer hareketlerde olduğu gibi özellikle menopoz ve düzensiz regl dönemleri semptomlarını hafifletiyor.

Not: Yukarıdaki şemalar ve bilgiler Lifeevents.org adlı siteden alınmıştır

“GÖZLERİN ÇOCUK KALMIŞ”

3-yas-cocuk-psikolojisi-1200x4801

 
Nazım Hikmet’in, 1935 yılının Nisan ayında bir çocukluk arkadaşı çıkar karşısına. Saçlarına ak düşmüş, ağzının kenarlarında kırışıklıklar olan, otuzunu geçtiği ilk bakışta belli olan arkadaşının değişmeyen tek yeri, şaire göre gözleridir. Nazım Hikmet, Akşam gazetesinde “Orhan Selim” imzasıyla kaleme aldığı yazısında, arkadaşıyla olan ayaküstü sohbeti yazar:
“Ne iyi, dedim, çocukluğunun büyük bir parçasını kaybetmemişsin. Gözlerin çocuk kalmış.”
Bu sözler karşısında, bir frengi dispanserinde başdoktor olan arkadaşının neler söylediğini de şöyle aktarır: “Onu kaybettiğim gün yok olurum, dedi. Çocukluk, gövdemizi, beynimizin birçok yanlarını, yılların akışıyla ağır ağır bırakır. Tıpkı toprak bir kaptan suyun sızması gibi, çocukluk bizden sızar. Son barındığı yer gözlerimizdir. Gözlerim çocuk kalmışsa, bu ilk bakışta görülebiliyorsa ne mutlu bana. En korktuğum, en çekindiğim adamlar, gözlerinde bile bir damla çocukluk ışığı kalmamış olanlarıdır.”
(Sunay Akın-Hayal Kahramanları)