Öpecektim Lan Seni, Prens Yapacaktım…

Penguenler Çiftleşmek İçin Senede Bir Kez Güney Kutbuna Giderler…

Bilmem Belki Biraz Çapkınlık Yaparım…

Ne?! Damızlık Mı Oldun?! Allah Belanı Versin Soner!

“bir şeyden kurtulmaya çalışırken başka bir şeye tutunmaya çalışma; kendi ayaklarının üzerine düş.”

 

 

“bir şeyden kurtulmaya çalışırken başka bir şeye tutunmaya çalışma;
kendi ayaklarının üzerine düş.”
— Mehmet Deveci

Musallat Oldu Bu Da…

Masaya neler koysam acaba?

 
Rüzgarı koydum, mavi rengi koydum, azcık yağmur damlası koydum…
Dere kenarında oturmayı koydum, teslimiyeti koydum…
Temizlik yapmayı koydum, büyük yapraklı ağaçları koydum, yeşil tesbihimi koydum,
Bütün kapıları açan bir anahtar koydum, çayımı koydum, çukulata koydum…
Neşeyi, paylaşımı, dostluğu koydum…
Pamuk şekeri koydum, sayılardan sekizi, yemeklerden patlıcanı koydum…
Biraz empati ve hoşgörü koydum, sevgi koydum, yeşil biber koydum,
Izgara mısır koydum, ahtapot salatası koydum…
Saflığı koydum, kitap okumayı koydum, Mozart’ı, Beethoven’i koydum, Maccu pichuyu koydum, mavi tükenmez kalemimi koydum…
Heyecan koydum, ebru sanatını koydum…
Masa da masaymış ha…
Bana mısın demedi:)))
Edip Cansever’e Saygılarımla…

Su taşıyan karınca, “olsun” demiş. “Hiç olmazsa safımız belli olur.”

Bir karınca ağzında küçücük bir damla su ile koşa koşa gidiyormuş. Hem de boyu göklere varan cehennemi ateşe doğru. Gökte uçan ve gagasında ateşe atmak üzere bir dal parçası taşıyan bir kartal onun bu telaşını görüp sormuş hemen yanına yanaşıp: “Bu acelen niye? Nereye böyle?”

Ağzında bir damla su taşıyan karınca o bir damlayı ellerinin arasına alıp, “Duymadın mı” demiş. “Nemrud, İbrahim Peygamber’i ateşte yakacakmış. İşte ateşin olduğu yere su götürüyorum.”

Bu sözleri duyan kartal kendini tutamayarak uluorta kahkahalarla gülmeye başlamış. “Sen şu ateşe dönüp yüzünü hiç bakmadın mı?” diye sormuş. “Ne kadar büyük. Senin bir damla suyun ona ne yapabilir ki?”

Su taşıyan karınca, “olsun” demiş. “Hiç olmazsa safımız belli olur.”

Kim Demiş Ki Kediyle Köpek Dost Olamaz…

Every day – at the same time – she waits for him. Sometimes she barks to call him. He comes; they rub and greet each other and they go for a walk. They have done this for 5 years and no, they don’t belong to the same owners. The owners didn’t know until neighbors seeing them together so frequently commented to the cat’s owner, who then followed the dog home which was a distance away – not in a house close or next door. How it started no one knows.

Wouldn’t it be great to have friends like this – always?

Please Share

Çin Bambu ağacının yetişmesi kaç yılı alır?

Çinliler bu ağacı şöyle yetiştirir:

… Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir.

Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. Tohum yeniden sulanıp gübrelenir.
Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez.
Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir.
Fakat inatçı tohum bu yılda da filiz vermez.
Çinliler büyük bir sabırla beşinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler.

Ve nihayet beşinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır.

Akla gelen ilk soru şudur :Çin bambu ağacı 27 metre boyuna altı hafta da mi Yoksa beş yılda mı ulaşmıştır?
Bu sorunun cevabı tabii ki beş yıldır.

Eyvah sorunumu çalmışlar…


Sabah uyandınız ve gördünüz ki , o hep şikayetçi olduğunuz sorununuz artık yok. Mucizevi bir şeklide yok olmuş …Gitmiş…Uçmuş…Pufff… Şimdi düşünün bakalım hayatınızda ne eksilir, neyi kaybedersiniz?
Bir …çoğumuza garip gelse de, insan bazen şikayetçi olduğu, rahatsız olduğu , kurtulmak istediğini söylediği olumsuz durumları hayatında tutmak ve sürdürmek istiyor olabilir.Bunu isteyen bilinçli zihin değildir. Çünkü o hep “doğruyu” bilir ve söyler… Sağlıklı olmak lazım, başarılı olmak lazım, düzenli olmak lazım, zengin olmak lazım… lazım…lazım…lazım… Sorarız : Peki neden olmuyor ? Zihnimiz buna da en güzel ve akıllıca cevapları verir. Bu durumu haklı gösterecek. bir yığın nedeni bulup buluşturur, analiz eder, sentezler, toplar, çıkarır, böler ve o kadar güzel bir rapor hazırlar ki itirazsız kabul ederiz. Oysa ki ” olumsuz” diye tanımladığımız durumu yaratan bilinçaltımızda saklı duran İNANÇ KODLARIMIZDIR. Herhangi bir zaman diliminde ve herhangi bir olay sonucunda yazdığımız kodlar.
Siz çok sevgi dolu bir insan olduğunuzu düşünüyor ve biliyorsunuz. İnsanlara karşılık beklemeden sevgi sunuyorsunuz, özverilisiniz, kimseyi kırmıyor incitmiyorsunuz… Ama aşk, arkadaşlık, iş ilişkilerinizde aldatılıyor, değer verilmiyorsunuz.Üzülüyor, kırılıyor ve bilinçli zihninizle kararlar alıyorsunuz. Artık beni sevecek ve değerimi bilecek insanları hayatımda istiyorum diyorsunuz. Ama yine olmuyor, yine aldatılıyorsunuz. Bunun asıl nedeni derinlerde bir yerlerde “sevilmeye layık olmadığınız” inancı olabilir mi acaba?
Veya kilo vermeye çalışıyorsunuz. Onlarca yöntem denediniz. Bazıları gerçekten işe yaradı ama kalıcı olamadı.Yoruldunuz, sıkıldınız, vazgeçtiniz…. Peki acaba siz kilolu olmayı daha güvenli ve sağlıklı buluyor olabilir misiniz? Örneğin: Kilolu olursam çekici olmam ve karşı cinsten zarar görmem… zayıflık hastalık belirtisidir, kilolu olursam sağlıklı olurum… kilolu insanlar çok sempatiktir ve çok sevilirler gibi inançlara sahip olabilir misiniz ? Veya anneniz veya babanız sizi çocukken tombul kızım / oğlum diye sevdiyse onun sevgisini sürdürmesi için kilolu kalmayı istiyor olabilir misiniz ?
Bu örnekler yaşamın her alanı ile ilgili çoğaltılabilir. İş, dostluk, aile, sevgi, aşk, başarı, huzur, sağlık, zenginlik…
Arık biliyoruz ki kurtulmaya çalıştığımız her olumsuz durumun altında yatan gerçek inanç kalıbımızı değiştirmediğimiz sürece, kurtulmak için gösterdiğimiz çabalar boşa gidecek veya başarsak bile ömrü sabun köpüğü kadar olacaktır.
İnanç kalıbımızı GÖRMEK + KABUL ETMEK + SALIVERMEK olumsuz durumdan kurtulmamızın formülü. Formülü uygulamanın onlarca yolu var. Yeter ki biz gerçekle karşılaşmaya hazır olalım, yel değirmenleri ile savaşmaktan vazgeçme kararını alalım.
Şimdi, sizi mutsuz eden, kurtulmak istediğiniz bir durumu düşünün. Ve hayal edin… Yarın sabah uyandığınızda ” O DURUM ” artık sizin hayatınızdan tamamen çıkmışsa , siz “NEYİ KAYBEDERSİNİZ”.
Ayşenur Hakime Özkan

If an alien in a galaxy 65 milion light years away is looking at us through a telescope right now, then they are looking at dinosaurs…

YERÇEKİMLİ KARANFİL

 
Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına  veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elde…n ele.
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.
Edip CANSEVER

ÖNCE KENDİN!


Kimi istersen onu sec ama önce kendini sec ! kendin icin yasa, kendin icin sev, kendin icin asik ol. kendini begen ve kendini dinle her zaman. ancak o zaman bulabilirsin mutlulugun formülünü. Düsün ki cok seviyorsun dans etmeyi. ruhunu doyuruyorsun ve hayatinin vazgecilmezleri arasinda.
öyleyse dans et, durma. kimsenin seni engellemesine izin verme. … sirf baskalari mutlu olacak diye oturma sandalyeye. kalk ve ilerle pistin ortasina, sonra yorulana dek dans et.”ne derler”diye düsünme. birak konussunlar.
sen mutlu olacaksin ya gerisinin önemi yok! Kendini yollara mi vurmak istiyorsun, bin ilk otobüse. nereye gittigine bile bakma. cik yola. bir haber ver yeter. nereye gittigini soranlara “kendime gidiyorum”de. kes dünyayla iletisimini no’lur?
bir mola yerinde pilav üstü kuru yerken alacagin tadi düsün. kayboluslar insana kendini buldurur bazen. geride kalanlari unutma elbette ama onlar da beklemeyi bilsinler. cok mu begendin vitrindeki giysiyi, al o zaman. cok mini, cok frapan çok renkli, cok sakil mi diyecekler birak desinler.
sen kendine yakistiriyorsun ya bu yeter. “bu da nereden cikti diyenlere “kendim icin, kendime aldim” deyiver gitsin. Korkma ic bu gece. sarhos olmak istiyorsan ol. bul siselerin dibini. Kim kötü düsünürse düsünsün. ic ve basla sarki söylemeye. bagira, cagira söyle hemde. sen egleniyorsun ya … kendi besteni kendin yap. kendi sözünü kendin yaz söyle.
“bu sarki da nereden cikti ” diyenlere “kendime yazdim”de. “kendim icin söylüyorum”de…. Ne yaparsan, kendin icin yap, kendini eglendir önce. sen mutlu ol ki; senin mutlulugun baskalarini da mutlu etsin. mutsuzken kimseyi mutlu edemezsin unutma! ve sakin herkesi birden mutlu etmeye calisma. Çünkü olmazlar.
SEN MUTLUYSAN BU HERKESE YETER….!!!

BAŞKALARINI KENDİNDEN ÖNCE TUTMANIN SAKINCALARI…

 

 

Bunu çokça yapan insanlar fedakarlık yapan insanlardır.Fedakarlık yapanlar kendi değerinin farkına varamayanlardır ki bu bir çok sorunu da beraberinde getiren bir şeydir. Önce kişi kendi değerini bilmeli sonra diğerleriyle ilgilenmelidir. Başkalarının ihtiyaçlarını ön planda tutup kendi içinde mutsuz olmamak adına mecburiyetlere mahkum etmemeliyiz kendimizi..

Serap Özger