Archive | Mart 2016

Dünyayı Tek Başımıza Değiştirebileceğimizi Kanıtlayan Bir Deney: 100. Maymun Fenomeni…

100maymun-600x361[1]

Belki de sadece sizin düşünce yapınızı ve davranışlarınızı değiştirmeniz, bir kelebeğin kanat çırpması gibi dünya çapında pozitif bir fırtınaya sebep olabilir.

Değişim zordur. Bir toplumun düşünce yapısını ve davranış biçimlerini değiştirmesi ve geliştirmesi çok daha zordur. Özellikle son zamanlarda dünya çapında başımıza gelen kötü olaylar, pozitif yönde değişimler gerektiğinin en büyük göstergesi olmuştur.

Yaşanan terör olaylarından, küresel ısınmaya kadar değişmesini umduğumuz birçok olumsuzluk var. Fakat böyle bir zamanda bile olumsuzluklara karşı bir şeyler yapmaya çalışan insanların sayısı çok az. Özellikle de hiçbir şey yapmayan insanlarla kıyasladığımızda.

Peki insanlar neden bir şey yapmıyor ve neden sadece iyi şeyler olmasını umarak bekliyor? Çünkü birçok kişi “Benim çabalarım mı küresel ısınmayı durduracak?”, “Benim oyum mu bir şeyleri değiştirecek?” düşüncesiyle yaşıyor.

Bu yazımızda, “Böyle düşünen insanlar bir araya gelse bakın kaç kişi eder, bir şeyler değiştirilebilir” konusuna girmeyeceğiz.

Bu yazımızda, sadece bir kişinin davranışlarında gerçekleştireceği değişimin, dünyadaki ortak bilinci nasıl geliştirebileceğine değineceğiz.

İşte Doktor Lawrence Blair ve Lyall Watson’ın 30 yıl boyunca maymunları gözlemleyerek gerçekleştirdikleri deney: 100. Maymun Fenomeni

1. Pasifik Okyanusu’ndaki adalarda, türü Macaca Fuscata olan maymunlar yaşıyor. Pasifik Okyanusu’nda bulunan birçok ada, bu maymunlara ev sahipliği yapıyor.

2. Bilim insanları Koshima Adası’ndaki maymunlar için tatlı patatesler bıraktı.1952 yılında Koshima Adası’na gelen bilim insanları, maymunlar beslensin diye adadaki kumların üstüne tatlı patatesler bıraktı.

3. Maymunlar kumlu olmasından rahatsız olsa da patatesleri yemeye başladı.Tatlı patatesleri yemekten hoşlanan maymunların tek derdi kumlardı. Üzerindeki kumlardan hiç haz etmeseler de maymunlar bu tatlı patatesleri yemeye devam etti.

4. Bir gün İmo adlı genç bir maymun patatesleri yıkamayı akıl etti.18 aylık dişi bir maymun İmo, kumlara karşı bir çözüm yolu buldu. Kuma bulanmış tatlı patatesleri yakında bulunan su birikintisinde yıkamaya başladı.

5. İmo’nun önce annesine öğrettiği bu yöntemi, diğer maymunlar da kullanmaya başladı.İmo patatesleri yıkayarak kumlardan kurtulabileceklerini önce annesine öğretti. Daha sonra İmo’nun arkadaşları da bu yöntemi öğrenip kendi annelerine öğretti. Maymunlar arasında giderek yaygınlaşmaya başlayan bu eyleme, gözlemci bilim adamları da şahit oldu.

6. Fakat bazı maymunlar patatesleri kumlu yemeye devam etti.6 yıl sonra (1952 ve 1958) genç maymunların hemen hepsi patateslerini yıkayarak yemeye başladı. Bu davranış biçimini, çocuklarını taklit eden ve yeni şeyler öğrenmeye açık maymunlar da öğrendi. Fakat bazı yetişkin maymunlar, kendinden küçük ve sosyal statüsü aşağıda olan maymunların onlara bir şey öğretemeyeceğini düşündüğü için patatesleri kumlu şekilde yemeye devam etti.

7. 1958 yılında sadece bir maymunun daha patatesini yıkaması bir anda her şeyi değiştirdi.6 yılın sonunda, 1958 yılında çok garip bir şey oldu. Adada bulunan maymunların bir kısmı patateslerini yıkayarak yerken (mesela 99 tanesi), bir maymun daha patatesini yıkamaya başladı. Yüzüncü maymun da bunu yaptığı an her şey değişti.

8. 100. maymundan sonra, o akşam adadaki her maymun patatesleri yıkamaya başladı.Sadece bir maymunun daha aynı davranış biçimini benimsemesi, bir anda adadaki hemen hemen her maymunun patatesleri yıkamasına sebep oldu. 100. maymunun bu davranışı tetik görevi gördü ve yaşlı maymunlar dahil hepsi kumları temizlemek için patatesleri yıkamaya başladı.

9. Asıl şaşırtıcı olay ise diğer adalarda yaşanmaya başladı.Bilim insanları deney yaptıkları Koshima Adası’yla doğrudan bir bağlantısı olmayan diğer adalarda da garip bir durum fark etti. Diğer adalardaki maymun kolonileri, aynı anda patateslerini yıkamaya başladı.

10. Ve Yüzüncü Maymun Fenomeni doğdu

Yeni bir davranış tarzı ve düşünce, toplumdaki bireylerin belirli bir oranı tarafından kabul edildiği anda, mesafenin önemi olmaksızın bu yenilik zihinden zihne aktarılabildiği görüldü.

11. Toplum bilincinin yükselmesinde en önemli nokta Kritik Sayı’ya ulaşmaktı.Yeni bir düşünce toplumda sadece belirli kişiler tarafından biliniyorsa, bu yenilik sadece onları ilgilendirir ve büyük bir değişime yol açmaz. Fakat bilen kişiler kritik sayıya ulaşırlarsa, toplumdaki ortak bilinç biranda değişime uğrar. Bu davranış biçimi ya da düşünce şekli, herkes tarafından uygulanır ve düşünülür

12. Farklı deneyler hep aynı sonuca çıktı: Niceliğin niteliğe dönüşmesi

Doktor Lawrence Blair ve Lyall Watson’ın ortaya çıkarılan bu fenomenle ilgili farklı deneyler de yapıldı. Bu deneylerin hepsi yine aynı kapıya, yani kritik sayıya çıktı. Kritik sayıya ulaştıktan sonra nicelik niteliğe dönüştü ve ortak bilinç biranda değişti.

13. Yüzüncü maymun belki de sizsiniz

Son zamanlarda dünyada çok kötü olaylar yaşanmasına karşın, bunlara dur demeye çalışan insanların sayısı yeterli olmuyor. Toplumun çoğu “Bir kişiyle mi değişecek?” yanılgısı yüzünden bir şey yapmamaya devam ediyor.

Belki de sadece sizin düşünce yapınızı ve davranışlarınızı değiştirmeniz, bir kelebeğin kanat çırpması gibi dünya çapında pozitif bir fırtınaya sebep olabilir.

Kaynak: liste liste

Reiki 1. Seviye 2 Nisan Ctesi (14.00-18.00) SON BİR KİŞİ

944314_920429661403350_4437319030190561048_n[1]

REIKI ŞİFA ENERJİSİNİ HERKES ÖĞRENMELİ…

Öğrenilmesi ve uygulanması çok kolay olup herkesin uygulayabileceği bir iyileştirme metodudur. Reiki uygulayabilmek için uzun süren meditasyonlar yapmak, farklı deneyimlere, tecrübelere ya da özel yeteneklere sahip olmak gerekmez.

Eğer yaşam enerjiniz düşükse veya dolaşımında bir tutukluk varsa hastalıklara daha açık olursunuz. Enerjiniz yüksek olduğunda ve rahatça aktığında; daha az hastalanır ve sağlığınızı uzun süre koruyabilirsiniz. O yüzden reiki enerjisini öğrenmek ve kendine düzenli uygulayarak enerjiyi yükseltmek hastalıklardan korunmak için çok önemlidir.

Reiki, vücuttaki sağlığın, uyumun ve dengenin düzenlenmesini sağlar.

Stresli olduğunuzda derin bir rahatlama sağlar.

Şefkat ve sevgi duygularını geliştirir. Uygulama sırasında en çok ortaya çıkan duygu: huzur, rahatlama ve güvendir.

Ruhsal gelişimdeki pozitif etkisi, uygulamadan sonra karşılaşacağınız sorunlara daha derin bir bakış açısı kazanmanızı sağlar. Yaşamınızda doğru kararlar almak için gereken farkındalığa ulaşmanızda yararlıdır.

Reiki 1 Aşama Eğitimi Neleri İçerir?

Reiki Nedir?

Reiki İlkeleri Nelerdir?

Reiki Nasıl Şifa Verir?

Hastalıkların Bize Anlatmak İstedikleri Nelerdir?

Çakraların Anlatımı

Temel El Pozisyonlarının Gösterimi

Reiki 1 Uyumlama

Kendimize Reiki Uygulaması

Başkalarına Reiki Uygulaması

Reiki Bizi Negatif Enerjiden Nasıl Korur

Evi, İşi, Arabayı Negatif Enerjiden Arındırma

Ödev

Seminer çıkışı reiki müzikleri cd’si dökümantasyon ve sertifika verilmektedir

Rez. Tel. 0536 798 68 68 Anette

NAZARA KARŞI TUZ

Heart shaped cake of salt

İnanç, insanoğlunun yarattığı kültürün bir parçası olup, kişilerin günlük yaşamını, davranışlarını etkileyen ve başkalarından öğrenme yoluyla kazandıkları düşüncelerdir. İnancın edinilmesinde, kişinin deneme yoluna sapması, geçerliğini kendi yaşamında geçen bir olayla tanıması gerekli değildir. Tamamıyla toplumsal ve kültürel bir ürün olan nazar inancı da kültürümüzde yaygın olup, nazarla ilgili nazar değmeden önce korunma amaçlı ve nazar değdikten sonra kötü durumları ya da hastalığı iyileştirme amaçlı pek çok pratik bulunmaktadır.

Hiçbir insan, içinde bulunduğu kültürden bağımsız davranamaz.

Nazar Nedir?

Arapça ‘nazar’ kelimesi , ‘bakış’anlamına gelir. Türkçe’de de ‘nazar’ kimi insanların bakışlarındaki zararlı güç ve bu nitelikleriyle, bir kişiye, bir hayvana ya da bir nesneye bakmakla, canlı üzerinde hastalık, sakatlık, ölüm, nesne üzerinde kırılma gibi olumsuz etkinin meydana gelmesidir. Nazar sadece insanlara özgü bir olay olmayıp, mal mülk, hayvan, toprak, ağaç, çiçek, eşya ve evler de nazara uğrayabilir. Herhangi zararlı bir olay, böyle bir sebebe yüklendiği zaman ‘nazar değdi’, ‘nazara uğradı’, ‘göz değdi’, ‘nazara geldi’, ‘göze geldi’, ‘göz aldı’vb. deyimler kullanılır. Nazar toplumsal ve kültürel bir üründür. Bugün olduğu gibi tarihi devirlerde de mevcuttur. Nazar inancını Neolitik çağlara kadar götürmek mümkündür. Balta şeklinde yapılmış olan nazarlıklar, (amuletler) Girit’te , Aşağı Mısır’da, Malta’da , Kuzey Fransa’da ve Britanya’da Bronz çağında bulunmuştur. Eski çağlardan itibaren Batı’da ve Doğu’da büyünün ve nazarın kötü etkilerine inanış ve tedbir alma bilgisi kökleşmiştir. Uğursuz gözden çıkan fenalığı defetmek için kullanılan el şeklinde muskalar, Mısırlılar, Fenikeliler, Yunanlılar, Romalılar tarafından kullanılmıştır. Nazar inancı tarihi devirlerde olduğu gibi, bugün de mevcuttur.

Nazar değdikten sonra kötü durumları ya da hastalıkları sağaltmak amacıyla;

1) Kurşun Dökme

2) Üzerlik Otu Yakma

3) Tuz Patlatma- Tuz Kavurma

4) Tuz Gömdürme

5) Tuz ve Üzerlik Otunu Birlikte Yakma

6) Üzerlik Otu ile Çitlenbik Ağacından Alınan Parçaları Birlikte Yakma

7) Üzerlik Otu ile Üç Yol Ağzından Alınan Çöp ve Eşikten Koparılmış Tahta Parçasını Birlikte Yakma

8) Nazarı Değdiği Bilinen Kişinin Evinden Bir Tahta Parçası Alıp Yakma

9) Nazar Duası Okuma

10) Nazar Duası Okutma

11) Bıçak Basma- Bıçak Atma

12) Çekiye (uzunca eşarp, tülbent) İğne Bastırma

13) Çekiyi Bakma

14) Köz Söndürme

15) Yumurta Kırma

gibi pratikler yapılmaktadır. Sağlık yönünden inanmalar daha çok nazar kırma işlevini yerine getirir. Nazar kırma olayını da daha çok ocak tabir edilen kişiler gerçekleştirir. Bir ocak ölmeden ya da bu işleri bırakmadan önce ‘ El Verme’ denilen olayı gerçekleştirir. Nazar kırma ağırlıklı olarak kadınlar tarafından yapılır, özellikle kadınların büyü, sihir esrarını iyi bildiği düşünülür. “Türkiye Kültür Haritası Projesi” çerçevesinde, gidilen illerin köylerinde yapılan çalışmalar nazar inancının günümüzde geçerliliğini yaygın şekilde koruduğuna işaret etmektedir.

Tuz Kavurma 1:

Önce tavaya bir avuç tuz konulur, tuz genellikle iri taneli tuzdur, ancak sofra tuzu da kullanılır. Tava, içindeki tuzla birlikte ateşe konulur. Ateşe konulun tuz patlamaya başlar. Bu arada nazar değen kişinin başına bir tülbent örtülür. Daha sonra nazar değen kişinin başının üzerine içi su dolu bir çanak tutulur. Patlatılan tuz bu suyun içine dökülür. Bu işlemlerden sonra nazar değen kişiye bu sudan bir yudum içirilir, ya da biraz yalatılır. El ve ayak tırnaklarına ve alnına bu sudan sürülür. Daha sonra, avlunun bir kenarına, ayak basmayacak bir yere tuzlu su dökülür.

Tuz Kavurma 2:

İri tuz, bakır bir kapta kavrulur. Ateşte kaynamakta olan suya dökülür. İçine ayrıca 7 buğday tanesi, birkaç tane metal para, soğan kabuğu ve iğne atılır. Bunlar bir süre birlikte kaynatıldıktan sonra, su soğuyunca nazar değen kişinin; 3 kere başına, 3 kere karın kursağına, 3 kere bacaklarına dökülür. Bu işlemler 9-10 kez tekrarlanır. Bu işlemden önce nazar değen kişi, damağını kaldırır. Suyun kalanı nazar değen kişinin koltuk altına, ayaklarının altına ve kucağına dökülür. Böylece nazar değen kişinin nazarı üstünden atılmış olur.

Tuz Öveteleme:

Gerekli malzeme sadece tuzdur . Nazar değdiğine inanılan kişi tuz öveteleme işini yapacak kişinin karşısına oturur. Tuz övetelecek kişi avucuna bir miktar tuz alır. Avuca alınan tuz, nazar değen kişinin başının üzerinde dairesel hareketlerle dolaştırılır. Bu işlem yapılırken 3 kez İhlas, 1 kez de Fatiha suresi, tuz öveteleme işini yapan kişi tarafından okunur. Bu işlemler bittikten sonra üzerine okunulan tuz, üzerine basılmayacak bir yere atılır.

Tuz Gömdürme:

Bu işi sadece bir kadın yapmaktadır. Rahatsızlığı olan kişi, tuz gömdürmek için bu kadını evini çağırır. Tuz gömecek olan kadın, hastayı karşısına alır ve diri tuz tanelerini eline alıp ‘Fatiai’ suresini okur. Okunan tuz kor halindeki ateşe gömülür. Gömülen tuz patlamaya başlar. Tuzun patlamasıyla kişiye değen nazar dağılmış olur. Tuz gömdüren kişi erkekse takkesini, kadınsa yazmasını üzerindeki nazar dağılsın diye ateşe silkeler. Tuz patladıktan sonra ateşten biraz kül alınarak suya konur ve nazar değen kişi bu sudan üç yudum içer ve abdest alır. Geriye kalan su evin dört köşesine serpilir.

Kaynak: Tuz perisi

Özlem soylu Çetinkaya-hayalhanesi

OLUMSUZ BİR İLİŞKİ BİTTİĞİ ZAMAN MUTLAKA MEKAN TEMİZLİĞİ YAPIN

 

Spa candle stone ice oil bamboo

Birçoğumuz evlerimizde veya işyerimizde negatif enerjiden etkileniyoruz. Bu tür problemlerde işe yarayacak bazı yararlı teknikler:

1) Evlerimizde veya çevremizdeki insanlar, örneğin: sigara içenler, uyuşturucu, hap kullananlar, alkol bağımlıları, yüksek derecede duygusal enerji yoğunluğu olanlar veya kaotik cinsel enerji kullananlar:

a) Etrafımızdaki negatif olan aile üyeleri,

b) Negatif olan iş arkadaşları,

c) Negatif olan işimiz veya uğraşımız – yüksek baskı olan işyerleri,

d) Yüksek derecede duygusal kin, düşmanlık olan yerlerde çalışmak; örneğin itfaiye, polis teşkilatı, tıp departmanı, huzur evi, hapishane, hatta yüksek okul. Para ile ilişkili olan işyerleri veya korkuların, üzüntülerin, acıların, ıstırap çeken bireylerin, aşırı öfkenin olduğu yerler.

Temizleme teknikleri kullansak bile, bu enerjiyi her gün evimize getiriyoruz. Bu tür enerji elbiselerimize, deri eşyalarımıza, takılarımıza, saçımıza yapışabilir.

Toplumumuzda, kutsal mekanlarımızda, mağazalarda, marketlerde, okulda olan bitenleri ve iş kayıpları, iş yerlerinin kapanması, suç, yoksulluk gibi çevreyi etkileyebilen şeyleri bilme gereksinimi var. Bu durumlar sahip olduğumuz şeylere veya kim olduğumuza yerleştirilebilen birçok yansıtmalar yaratabilir. Kıskanç olan bireyler var mı? Kendi işinize mi sahipsiniz ve yönettiğiniz çok insan var mı? Başka insanların yansıtmaları enerjiye sahiptir. Bu enerji evimizi veya içinde yaşadığımız alanı etkileyebilir.

Ayrıca evinize yakın olabilen elektrik hatlarına, trafolara veya diğer yüksek enerji iletkenlerine bakın. Bu tür enerjiyi taşıyabilecek dereler veya mezarlıklar var mı? Uçakların başınızın üzerinden uçtuğu bir hava alanı var mı? Büyük şehirler yoğun nüfustan uzakta olan bölgelerden daha fazla zorlayıcı olur.

Evimizdeki enerji hangi türde olursa olsun bize çekilir. Örneğin, evde çoğu zaman bir sürü cinsel düşünceleri olan bir genç varsa, onun odası başka mekanlara bindirilebilen/örtüşebilen enerji taşıyabilir. Onun okulunun, sınıf arkadaşlarının veya arkadaşlarının enerjisi de kendi mekanının dışında zarar veriyor olabilir. Eski enerji kalıpları evde, apartmanda veya çevrede yaşayan herkesi etkileyebilir.

Hasta olan veya iyi hissetmeyen ve bizimle yaşayan insanlar da evimizin enerjisini etkiler. İklimin, tatillerin, dolunayın, okula geri dönmenin, negatif veya korkutucu televizyon yayınlarının enerjisi – hepsi bizi etkileyebilir.

Evimizde enerjiyi tutabilen eşyalar ve alanlar vardır – mobilyalar (eski ve antik ya da bize başkalarının verdiği mobilyalar), fotoğraflar veya hatta resimler; eski plakları, eski kitapları, kullanılmayan eşyaları koyduğumuz temizlenmesi gereken alanlar; eski yastıklar, yatak takımları, eski minderler. Tüm bu eşyalar ve alanlar temizleyerek ve eşyaların yerini değiştirerek, dağınıklığı toparlayarak kolayca arındırılabilir. Eğer evde bir birey veya hayvan öldüyse, onun yatak takımını ya iyice yıkayın ya da atın. Kuş tüyü yastıklar ve yatak takımları özellikle enerji taşıyabilir – ebediyen.

Anlaşabileceğimiz bir şey: Eğer kendimizi, evimizi, iş yerimizi temizlersek ve etrafımızdaki dinamiklerin farkında olursak, etrafımızdaki enerji değişebilir ve evlerimizde birikmez. Yaşadığımız mekanlarda enerji akışını sürdürmek isteriz. Enerji ne kadar eski ise veya enerji ne kadar ‘yapışık’ ise, etkilenmemiz o kadar kolay olur.

Evlerimizde ve işyerlerimizdeki alanları temizlemenin birçok yolu vardır:

1) Kilimleri, halıları yıkayın ve mobilyaları, kumaşları ve perdeleri iyice temizleyin.

2) Duvarları boyamak enerjiyi temizlemek için etkilidir.

3) Mobilyaları aynı odada başka yerlere taşıyın (bir iki santim bile fark ettirir),

4) Pencere eşiklerine küçük olsa bile aynalar yerleştirilebilir,

5) Dağınık, karışık olan veya son bir yılda temizlenmemiş olan alanları temizlemek,

6) Her ay kristalleri ve taşları temizleyin – işyerinizdeki kristalleri her hafta temizleyin.

7) Bitkiler ve canlı olan şeyleriniz olsun – bunlar alandaki enerjiyi dengelemeye yardım eder.

8) Taktığınız takıları her gün temizleyin, gözlüklerinizi de temizleyin.

9) Size iyi hissettirmeyen takıları takmayın, örneğin, temizlemeden annenizin yüzüğünü takmayın.

10) Müzik sesi ve titreşimi enerjiyi hareket ettirmek için yardımcı olur.

11) Feng Shui teknikleri kullanmak da iyidir.

Eğer bir ilişkiniz olduysa veya mekanınızı paylaştığınız biri olduysa ve bu ilişki sona erdiyse:

1) Yatak odasındaki mobilyaların yerlerini değiştirin.

2) Yatak takımlarını değiştirin veya temizleyin; yastıkları değiştirin veya yerini değiştirin.

3) Duvarlara veya pencere eşiklerine aynalar koyun.

4) En azından duvarın birini boyayın.

Bu basit bilgileri kullanarak, eğer mekanınızı paylaşan kişi hala sizi düşünüyor veya sizinle ilgili fanteziler kuruyorsa, yatak odanız onların yansıtmalarından etkilenmez. Bu küçük değişiklikler eski enerjiyi özgürleştirebilir. Bu nedenle herhangi bir yansıtma taşıyamazlar. Aynı adımlar evdeki diğer odalara da uygulanabilir.

Eğer bir apartmanda yaşıyorsak ve alt katta ve yan dairelerde yaşayan insanlar varsa, 30 cm x 30 cm’lik bir ayna kullanmak faydalı olur. Ayna duvara doğru baksın, belki daireler arasındaki duvardaki şifoniyerin/rafların arkasına veya diğer mobilyaların arkasına konulabilir. Yatağın altına da bir ayna konulabilir, ayna aşağı bakar şekilde. Ayna yoksa, alüminyum veya yansıtıcı yüzeyi olan herhangi bir şey de kullanılabilir. Enerjiyi veya yansıtmaları yansıtan herhangi bir şey, onları kaynağına veya uzağa geri gönderir. Evimizdeki mekanları temizlerken, sadece duvarlara kadar gitmeliyiz. Kendi dairemizin duvarlarının ötesine gitmek, kendi mekanımızın dışına çıkmak başka birilerinin mekanını işgal etmek olur.

Güvenli olan bir yere sahip olmak çok önemlidir – hiçbir şeyin ellenmeyeceği ve hiç kimsenin izniniz olmadan giremeyeceği size ait olan bir yer. Bu yer kendiniz ile koşulsuz olarak olabileceğiniz ve dinlenebileceğiniz bir yerdir.

Hatırlayın, evimizde olup bitenler bizi etkiler. Enerjinin bizi nasıl etkilediğini izlemek çok önemlidir. Stres seviyelerini kontrol etmeyi öğrenin, çünkü bu negatif enerjinin işgal edebileceği yerdir. Gerçekten iyi olmayan – örneğin alkol, uyuşturucu, sigara – şeyleri kullanırken her zaman ölçülü olun. Bunlar araçtır, yardımcı değil. Yaptığınız şeylerden tamamen keyif alın, herhangi bir şeyi aşırı yapmaya gerek yok. Kendinize kızmadan veya yargılamadan kötü alışkanlıkları dengelemenin başka yollarını arayın. Bağımlılık yaratan enerji insanlara ve olaylara uzanır – geçmişimizi temsil eden ve yoğun duyguya neden olan herhangi bir şey.

Duygularınızı aynı seviyede – ne yüksek ne de düşük – tutmak için elinizden geleni yapın.

Bizi yargılayan insanlar, bizi enerjisel olarak kendi fikirlerinde veya korkularında tutmaya çalışır. Yüksek strese neden olan ilişkilerin değiştirilmesi gerekebilir. Eğer biriyle ilgili kötü hissediyorsak, o ilişkiyi değiştirmeyi düşünmeliyiz. İnkar etmek sadece daha fazla probleme neden olur.

Bize zarar vermemesi için dışsal enerjiyi değiştirdikten sonra, duygusal enerjiyle çalışabiliriz.

* Ken Page

Kabak Çekirdeği Her Şeye İyi Geliyor…

12919658_1014263725307295_1028445274192868141_n[1]

 

● Kabak çekirdeğinde bol miktarda fosfor, magnezyum, manganez, demir ve bakır bulunur.
● Kötü kolesterol seviyesini düşüren bileşikler içerir.
● Depresyona iyi gelen ve uyku kalitesini arttıran kabak çekirdekleri mutluluk hissi verir.
● Çinko açısından zengin olduğundan kemik erimesine karşı vücudu korur.
● E vitamini içerir ve bu sayede cildi güzelleştirir.
● 100 gramında 30 gram protein bulunur.
● Araştırmalar kabak çekirdeğinin böbrek taşı oluşumunu engellediğini göstermektedir.
● Pek çok kültür kabak çekirdeğini parazitlere karşı kullanmıştır.
● Kabak çekirdeği yağı prostat büyümesi sonucu görülen idrar zorluğuna iyi gelir.
● K vitamini deposudur

Sana Özel, İhtiyacına Göre Yoga Yapmak İstiyorsan Buraya…


Svitlana’yla ortak bir arkadaşımız sayesinde tanıştık, hemen kaynaştık ve sohbete daldık (Muhteşem Yüzyıl’daki Hürrem Sultan’ın türkçesiyle konuşmasına da ayrıca bayıldım). Yoga hocası olduğunu öğrenince de hemen bir randevu aldım ve ders saatini heyecanla beklemeye başladım.
Beni son derece güleryüzlü karşıladı, mumlarımızı tütsülerimizi yaktık ve çalışmaya başladık. Birebir bana özel bir yoga seansı yaptık ve bu çalışmaya bayıldım. Duruş çalıştık, nefes çalıştık, özel yoga aletiyle ters köprü çalıştık, kasları uzattık. Yani vücudumun ve benim neye ihtiyacımız varsa onu yaptık.
Size de bu muhteşem insandan tek veya 2 – 3 kişilik yoga seansı almanızı öneririm.
Bir kaç satırla Svitlana kendini şöyle özetledi, onu da sizlerle paylaşmak istiyorum:
“2009 yılında yogayla tanıştım ve çok kısa bir zaman içinde yogayı bir hayat tarzı olarak benimsedim.
2013 yılında 200 saatlik Hatha Yoga Uzmanlık Programı’nı Ukrayna’da bitirdim. 2015 yılında ise Türkiye’de Hindu uzman Rishi Romeo Nath ile 200 saatlik Yoga Alliance” onaylı Yoga Terai Uzmanlık Programı’nı tamamladım.
Sizin ihtiyaçlarınıza ve seviyenizie göre, farklı rahatsızlıklara iyi gelecek çalışmalar hazırlayıp güzel enerjiyle sizlerle paylaşmaya niyetliyim.”

Svitlana tel: 0533 668 57 89 (www.yoga-jaya.net)

 

Hayatınızı ayrıntılarla israf ediyorsunuz… Basitleştirin, basitleştirin.”

image4-1024x681[1]

Hayatınızı ayrıntılarla israf ediyorsunuz… Basitleştirin, basitleştirin.” Henry David Thoreau …

Zen alışkanlıklarında, sadeleşmekten çok sık söz ederiz. Sahip olunan ne varsa –mal, mülk, eşya, ıvır zıvır, dağınıklık- sadeleştirmek ve ihtiyaç duyulan ne varsa sadeleştirmek. Peki televizyonun fişini çekip de kendinizle baş başa kaldığınızda ne yapacaksınız? Sadeleşmenin en yanlış anlaşılan kısmı budur: Sadeleşmenin her şeyden el ayak çekip bir boşluğun ortasına yerleşmek olduğu düşünülür. Sadeleşmenin bizi sıkıcı, eğlenceden yoksun bir hayata mahkum edeceği zannedilir. Amaç asla bu değil ki!

Sadeleşmenin gerçek maksadı ve ilk kuralı elzem olanı tanımlamaktır; gerçekte neyi sevdiğini, senin için asıl neyin önemli olduğunu bulmandır. Sonra da dikkatini dağıtan başka ne varsa hayatından çıkarırsın, sadece gerçekten önemli olanlara odaklanırsın. Hayatımızda o kadar inanılmaz bir kalabalık var ki; kendi eşyalarımızdan, her gün çeşitli vesilelerle uğradığımız bilgi bombardımanına ve maruz kaldığımız duygusal ve görsel karmaşaya kadar korkunç bir kalabalıkta yaşıyoruz. Sonuç mu? Kendimizi, gerçekte bizim için hiçbir anlamı olmayan bir yığın işi yaparken buluyoruz. Sokrates der ki, “Sorgulanmayan hayat, yaşanmaya değmez.” Her koşulda, hayatımızı sadeleştirmek istiyorsak önce hayatımızı sorgulamamız gerekecek, daha doğrusu iyice bir incelememiz. Hayatta benim için gerçekten önemli olan ve hayatıma değer katan ne var? Bu sorunun cevabını biliyorsanız, sadeleşmeniz çok kolaylaşır.

Elzem olanı nasıl bulacağımıza bir bakalım; neyi seviyoruz, neyi önemsiyoruz, bunlar sadeleşmemize yardım eder:

1- Benim için en önemli şey ne? Ne yapmaktan hoşlanıyorum? Herkes kendi cevabını verecek. Bana göre çok basit cevabı: ben karımla ve çocuklarımla olmayı seviyorum, yazmayı seviyorum, okumayı seviyorum, başkalarına yardım etmeyi seviyorum. Belki siz bisiklete binmeyi seviyorsunuzdur ya da müzik dinlemeyi ya da başka herhangi bir şeyi. Önce bu sorunun cevabını bulun.

2- Hayatımda sürekliliği olan şeyler neler; her ay, her hafta, her gün yaptığım ne var ve bunların hangisi benim için gerçekten önemli? Akşamları çocuklarla bara takılıyorsanız ve sizin için o kadar da önemli bir eylem değilse, sizin için asıl önemli olan şeyi yapmanıza engel oluyor demektir. Demek ki bara takılmak sadeleştirmeye aday olabilir. Bu bakış açısıyla yaptığınız her şeyi inceleyin.

3-Eşyalar: Aynı soruyu sahip olduğunuz bütün eşyalar için de sorabilirsiniz. Onları gerçekten seviyor musunuz? Hepsi de gerçekten elzem mi? Tıkanırsanız, düşüncenizi netleştirecek şu soruyu sorun: Evim yanarsa, yeniden almak isteyeceğim birkaç şey ne olurdu? Geri kalanından kurtulun gitsin. Çünkü hayatınızda kalabalık ediyorlar ve stres yaratıyorlar.

4-Başka her şey: Aynı kavramı hayatınızdaki başka her şeye uygulayabilirsiniz; işiniz, her gün okuduğunuz gazeteler, izlediğiniz diziler, hayatınızdaki insanlar. Hangisi elzem, hangisini seviyorsunuz, hangisine önem veriyorsunuz, bulun ve geri kalanından kurtulun. Sadeleşmek bomboş bir hayat yaşamak demek değildir. Yaşanacak alan yaratmak demektir. Leo Babauta

Yüzünüz Sağlığınızı Nasıl Yansıtır?

images[7]

 

Bazen yüzümüzde sivilceler ve kızarıklıklarla çeşitli değişiklikler yaşarız, bu bazen iç organlarımızın düzenli işlemediğini gösterir.

Yüzünüzdeki çeşitli değişimler vücudunuzda bir şeylerin doğru gitmediğine işaret ediyor olabilir. Bu değişikliklerin bazıları hormonal değişiklikler, aşırı iklimlere maruz kalmak, farklı ilaçları kullanmak, bazı yiyecekler ve diğer faktörlerden kaynaklanabilir. Bazı çalışmalar bu değişiklerinin bazen belli bir nedenden dolayı oluşmadığını ortaya koyuyor, ama bazı durumlarda da sağlığınız için uyarıcı olabilirler.

Eğer sivilce ve kızarıklıklara neden olabilecek aybaşı döneminde değilsek veya başka faktörlere maruz kalmamışsak, başka nedenlerden dolayı konuya dikkat etmeliyiz. Yüzümüzün bir harita olduğunu düşünürsek, olası problemleri ve nasıl tedavi edeceğimizi bulabiliriz. Aşağıda yüzünüzün vücutta olanları anlatan 14 bölgesinden bahsedeceğiz. Numaralarla işaretlenmiş bu bölgelere bakın ve problemi anlamaya çalışın.

1 ve 2. bölgeler etkilenmişse: Sindirim problemleri

Eğer 1 ve 2 numaralı bölgelerdeki sivilce, akne ve lekeleri fark ettiyseniz, sindirim sisteminiz düzenli işlemiyor olabilir. Bu problemi düzeltmek için abur cubur ve aşırı yağlı yiyecekler yemeyi bırakmalısınız. Ayrıca aşırı tuzdan kaçınmalı ve daha fazla su tüketmelisiniz.

3. bölge etkilenmişse: Karaciğer

Eğer değişimler gösteren bölge 3 numaralı bölge ise, karaciğerinizin düzgün işlememe olasılığı var. Bu sağlığa zararlı toksinlerin ve maddelerin tüketilmesinden kaynaklanır. Yapmanız gereken alkol, abur cubur ve laktoz tüketmemektir. Ve meyve ve sebze tüketiminizi arttırmalısınız, ve onları özellikle çiğ tüketmelisiniz. Ayrıca doğal bir karaciğer temizliği yapmakta da yarar var.

4 ve 5. bölgeler etkilenmişse: Böbrekler

Gözlerinizin kontürlerinde oluşan her şey -göz altı morlukları da dahil olmak üzere- susuzluk ve böbrek işlevsizliğinden kaynaklanıyor olabilir. Bu yüzden en iyisi su tüketimini arttırmak, tuzdan uzak durmak ve idrar söktürücü daha fazla yiyecek tüketmektir.

6. bölge etkilenmişse: Kalp

Bu bölge sivilce ve siyah noktaların en çok görüldüğü yerlerdir. Ancak birden belirdiklerinde ve bunlardan kurtulmak zor olduğunda bir kalp sorununa işaret ediyor olabilir. Bu problemle savaşmak için diyetinizden yağlı ve sodyum içeren zararlı yiyecekleri çıkarmalısınız. Ayrıca baharatlı yiyeceklerden de uzak durmalısınız. Bunlar yerine omega-3 yağ asitleri tüketiminizi arttırın. Özellikle bitki temelli olanları.

7 ve 8. bölgeler etkilenmişse: Böbrekler

Yine önceki gibi böbrekler kötü işliyor olabilir. Bunun nedeni ise vücutta atık birikimi, su tutulumu ve dehidrasyon olabilir. Bu durumu düzeltmek için bol bol su için; kahveden, gazlı yiyeceklerden ve alkolden kaçının.

9 ve 10. bölgeler etkilenmişse: Solunum yolu sistemleri

Bu bölgeler bir şekilde alerji veya astım gibi solunum yolu sistemlerine işaret ediyor olabilir. Bu bölge lekeler için hassastır ve hatta sigara içmek gibi kötü alışkanlıklardan etkilenir. Bunu düzeltmek için sigara içmeyi bırakın, taze yiyecek tüketimini arttırın ve şeker tüketimini azaltın.

11 ve 12. bölgeler etkilenmişse: Hormonlar

Bu bölgedeki değişiklikler genelde adet dönemindeki hormonal değişikliklerden kaynaklanır. Bunlar kaçınılmaz olsa da, sağlıklı bir diyet, egzersiz, yeterli uyku, bol su içmek, yüzünüzü bol bol yıkamak ve rahatsız edici yiyeceklerden uzaklaşmak iyi gelecektir.

13. bölge etkilenmişse: Mide

Yüzün bu bölgesi zayıf sindirime işaret eder, bağırsaklarınız düzenli çalışmıyor ve kabızlık çekiyor olabilirsiniz. Bu problemle savaşmak için bol bol lif tüketin. Bunu meyve, sebze ve tahıllarda bulabilirsiniz.

14. bölge etkilenmişse: Stres

Eğer yüzünüzün bu bölgesinde bir düzensizlik fark ederseniz, vücudunuzun dinlenmeye ve zamana ihtiyacı olabilir. Stres ciddi sağlık problemlerine yol açabilir ve ilgilenmezseniz durum daha da kötüleşebilir. Bu problemle savaşmak için dinlenmenizi, uyumanızı, şekerleme yapmanızı ve daha çok su içmenizi öneriyoruz.

Unutmayın!

Yüzünüzde sivilce ve kızarıklık gibi düzensizliklerin olmasının bir çok nedeni olabilir. Yukarıda bahsedilen nedenler bunlardan bazıları olabilir. Bu yüzden en doğrusu yüzünüzdeki problemin nedenini ortaya çıkarmak ve uygun tedavi yöntemini bulmak için doktorunuza başvurmaktır.

Doğum gününüze bakarak tek kelimelik karakter analizinizi öğrenebilirsiniz…

manolya-nedir-resmi[1]

KOÇ (21 Mart – 19 Nisan)

21 Mart Berrak
22 Mart Doğrucu
23 Mart Meraklı
24 Mart Sade
25 Mart Dinamik
26 Mart Güvenilir
27 Mart Başlatıcı
28 Mart Masum
29 Mart Gözlemci
30 Mart Uzlaşmaz
31 Mart İnatçı
1 Nisan Ağırbaşlı
2 Nisan İdealist
3 Nisan Dayanıklı
4 Nisan Kararlı
5 Nisan İş bitirici
6 Nisan Deneyci
7 Nisan Coşkulu
8 Nisan Vicdanlı
9 Nisan Ölçüsüz
10 Nisan Gözüpek
11 Nisan Politik
12 Nisan Sosyal
13 Nisan Kutsal
14 Nisan Gelenekçi
15 Nisan İnsancıl
16 Nisan Komik
17 Nisan Ciddi
18 Nisan Savunmacı
19 Nisan İradeli

BOĞA (20 Nisan – 20 Mayıs)

20 Nisan Mücadeleci
21 Nisan Sorumlu
22 Nisan Sağlam
23 Nisan Ürkek
24 Nisan Korumacı
25 Nisan Maddeci
26 Nisan Terbiyeli
27 Nisan Yeterli
28 Nisan Sadık
29 Nisan Hüzünlü
30 Nisan Vazifeşinas
1 Mayıs Alaycı
2 Mayıs İnceleyici
3 Mayıs İletişimci
4 Mayıs Dadı
5 Mayıs Külyutmaz
6 Mayıs Fantastik
7 Mayıs Düşkün
8 Mayıs Dobra
9 Mayıs Mert
10 Mayıs Yalnız
11 Mayıs Gezgin
12 Mayıs Bağımsız
13 Mayıs Çekici
14 Mayıs Taşkın
15 Mayıs Hayalci
16 Mayıs Becerikli
17 Mayıs Çetin
18 Mayıs Hareketli
19 Mayıs İknacı
20 Mayıs Dışavurumcu

İKİZLER (21 Mayıs – 21 Haziran)

21 Mayıs Yaratıcı
22 Mayıs Destansı
23 Mayıs Aktarıcı
24 Mayıs Görkemli
25 Mayıs Cüretkar
26 Mayıs Anaç
27 Mayıs Fedakar
28 Mayıs Fevri
29 Mayıs Acar
30 Mayıs Çevik
31 Mayıs Kırıcı
1 Haziran Gözde
2 Haziran Çözücü
3 Haziran Edalı
4 Haziran Eleştirici
5 Haziran Öncü
6 Haziran Hayalperest
7 Haziran Eğlendiren
8 Haziran Etkili
9 Haziran Israrcı
10 Haziran Yanar döner
11 Haziran Göçebe
12 Haziran İyimser
13 Haziran Maceraperest
14 Haziran Fırtınalı
15 Haziran Ayartıcı
16 Haziran Paragöz
17 Haziran Sanatçı
18 Haziran Cimri
19 Haziran Kışkırtıcı
20 Haziran Cazibeli
21 Haziran Keyifli

YENGEÇ (22 Haziran – 22 Temmuz)

22 Haziran Alkışçı
23 Haziran Büyüleyici
24 Haziran Sihirbaz
25 Haziran Yenilikçi
26 Haziran Dirençli
27 Haziran Savunmacı
28 Haziran Duygusal
29 Haziran Havai
30 Haziran Güdümlü
1 Temmuz Kopmuş
2 Temmuz Baygın
3 Temmuz Vefalı
4 Temmuz Temsilci
5 Temmuz Şovmen
6 Temmuz Arzulu
7 Temmuz Teşhirci
8 Temmuz Pragmatik
9 Temmuz Şaşkın
10 Temmuz Dengesiz
11 Temmuz Dikkafalı
12 Temmuz İnandırıcı
13 Temmuz Fırsatçı
14 Temmuz Abartıcı
15 Temmuz Baştan çıkaran
16 Temmuz Gergin
17 Temmuz Profesyonel
18 Temmuz İçten
19 Temmuz Mekanik
20 Temmuz İstikrarsız
21 Temmuz Trajikomik
22 Temmuz Dalgalı

ASLAN (23 Temmuz – 23 Ağustos)

23 Temmuz İş bitirici
24 Temmuz Değişken
25 Temmuz Kahraman
26 Temmuz Müjdeci
27 Temmuz Kararlı
28 Temmuz Şampiyon
29 Temmuz Gelenekçi
30 Temmuz Somut
31 Temmuz İnsancıl
1 Ağustos Özgün
2 Ağustos Çok yönlü
3 Ağustos Sorgulayıcı
4 Ağustos Rehber
5 Ağustos Soğukkanlı
6 Ağustos Eşsiz
7 Ağustos Temiz yüzlü
8 Ağustos Numaracı
9 Ağustos Hisli
10 Ağustos Kadife sesli
11 Ağustos Onaylayıcı
12 Ağustos Muhafazakâr
13 Ağustos Tuhaf
14 Ağustos Kopyacı
15 Ağustos Emredici
16 Ağustos Hararetli
17 Ağustos Öfkeli
18 Ağustos Dayanıklı
19 Ağustos Şaşırtıcı
20 Ağustos Gizemli
21 Ağustos Dışa dönük
22 Ağustos Deneyimli
23 Ağustos Kusursuz

BAŞAK (24 Ağustos – 22 Eylül)

24 Ağustos Cinfikirli
25 Ağustos Kontrolsüz
26 Ağustos Yardımsever
27 Ağustos Sosyal
28 Ağustos Dilbaz
29 Ağustos Yapıcı
30 Ağustos Sert
31 Ağustos Gösterişçi
1 Eylül Mantıklı
2 Eylül İşkolik
3 Eylül Başına buyruk
4 Eylül İnşa eden
5 Eylül Hükümdar
6 Eylül Kaderci
7 Eylül Başarılı
8 Eylül Titiz
9 Eylül Talepkar
10 Eylül Azimli
11 Eylül Dramatik
12 Eylül Savaşçı
13 Eylül İhtiraslı
14 Eylül Kavrayışlı
15 Eylül Yönetici
16 Eylül Coşkun
17 Eylül Azimli
18 Eylül Ketum
19 Eylül İyi görünümlü
20 Eylül Amir
21 Eylül Zevkli
22 Eylül Yorulmak bilmez

TERAZİ (23 Eylül – 22 Ekim)

23 Eylül Güncel 24 Eylül Avare
25 Eylül Taşlamacı
26 Eylül Sabırlı
27 Eylül Hırslı
28 Eylül Kalp kıran
29 Eylül Tepkisel
30 Eylül Gafçı
1 Ekim İz sürücü
2 Ekim Sivri
3 Ekim Modacı
4 Ekim Düzelmez
5 Ekim İlkeli
6 Ekim Bohem
7 Ekim Muhalefet
8 Ekim Romantik
9 Ekim Cüretkar
10 Ekim Ekonomik
11 Ekim Rahat
12 Ekim Edalı
13 Ekim Zor
14 Ekim Ilımlı
15 Ekim Oyuncu
16 Ekim Yargıç
17 Ekim Dengeli
18 Ekim Lider
19 Ekim Pırıltılı
20 Ekim Modern
21 Ekim Benzersiz
22 Ekim Cazibeli

AKREP (23 Ekim – 21 Kasım)

23 Ekim Çelişkili
24 Ekim Detaycı
25 Ekim Saf
26 Ekim Organizatör
27 Ekim Mesafeli
28 Ekim Araştırmacı
29 Ekim Yenilikçi
30 Ekim İleriyi gören
31 Ekim Pür dikkat
1 Kasım Saldırgan
2 Kasım Dönüştüren
3 Kasım Dünyevi
4 Kasım Kışkırtan
5 Kasım Gerçekçi
6 Kasım Enerjik
7 Kasım Kaşif
8 Kasım Çılgın
9 Kasım Cezbedici
10 Kasım Değişken
11 Kasım Gizli
12 Kasım Karizmatik
13 Kasım Yorumcu
14 Kasım Soruşturmacı
15 Kasım Rastlantısal
16 Kasım Patron
17 Kasım Köprü
18 Kasım Huysuz
19 Kasım Yorumcu
20 Kasım Kafası karışık
21 Kasım Şık

YAY (22 Kasım – 21 Aralık)

22 Kasım Liberal
23 Kasım Saygısız
24 Kasım Neşeli
25 Kasım Çabalayan
26 Kasım Özel
27 Kasım Heyecanlı
28 Kasım Çapkın
29 Kasım Öneren
30 Kasım Saldıran
1 Aralık Şen
2 Aralık Vurdumduymaz
3 Aralık Hünerli
4 Aralık Metanetli
5 Aralık Emin
6 Aralık Seçici
7 Aralık Benmerkezci
8 Aralık Terk edilmiş
9 Aralık Süslü
10 Aralık Arzulu
11 Aralık Yoğun
12 Aralık Narsist
13 Aralık Marifetli
14 Aralık Gösterişli
15 Aralık Olgun
16 Aralık Uçuk
17 Aralık Kimyager
18 Aralık İri
19 Aralık Bakıcı
20 Aralık Doğuran
21 Aralık Muamma

OĞLAK (22 Aralık – Ocak)

22 Aralık Enerjik
23 Aralık Sarsıcı
24 Aralık Karmaşık
25 Aralık Doğal
26 Aralık Yılmaz
27 Aralık Yardımcı
28 Aralık Çokbilmiş
29 Aralık Üstün
30 Aralık Az ve öz
31 Aralık Estetik
1 Ocak Düzenleyici
2 Ocak Bencil
3 Ocak Yoğun
4 Ocak Formülcü
5 Ocak Kendini onaran
6 Ocak İçerikli
7 Ocak Sıradışı
8 Ocak Fenomen
9 Ocak Hevesli
10 Ocak Görünmez
11 Ocak Değerli
12 Ocak Vahşi
13 Ocak Seyyar
14 Ocak Kaynaşan
15 Ocak Çaresiz
16 Ocak Ergin
17 Ocak Ağırsiklet
18 Ocak Çocuksu
19 Ocak Hayalperest

KOVA (20 Ocak – 18 Şubat)

20 Ocak Başıboş
21 Ocak Lider
22 Ocak Bocalayan
23 Ocak Kişilikli
24 Ocak Ulaşılmaz
25 Ocak Kaderci
26 Ocak Faal
27 Ocak Gelişmiş
28 Ocak Dayanılmaz
29 Ocak Kavgacı
30 Ocak Mükellef
31 Ocak Şair
1 Şubat Gönüllü
2 Şubat Kaliteli
3 Şubat Hakiki
4 Şubat Bükülmez
5 Şubat Hatip
6 Şubat Popüler
7 Şubat Ütopik
8 Şubat Müneccim
9 Şubat Canlı
10 Şubat Yürekten
11 Şubat Rahat
12 Şubat Birleştirici
13 Şubat Çevik
14 Şubat Hazır cevap
15 Şubat Mucit
16 Şubat Animatör
17 Şubat Sebatkâr
18 Şubat Dahi

BALIK (20 Şubat – 20 Mart)

19 Şubat Kâşif
20 Şubat İzlenimci
21 Şubat Candan
22 Şubat Evrensel
23 Şubat Tutarlı
24 Şubat Verici
25 Şubat Bahaneci
26 Şubat Uyandıran
27 Şubat Hakiki
28 Şubat Hoşlanılan
29 Şubat Delikanlı
1 Mart Sanatçı
2 Mart Tutsak
3 Mart Tasarımcı
4 Mart Soyut
5 Mart Cennet cehennem
6 Mart Güzel
7 Mart Somut
8 Mart Aykırı
9 Mart Astronot
10 Mart Psikolog
11 Mart Cesur
12 Mart Atak
13 Mart Kaçınılmaz
14 Mart Görece
15 Mart Çok bilmiş
16 Mart Esin
17 Mart Havai
18 Mart Kararsız
19 Mart Israrcı
20 Mart Oyunbaz

Hastalıklar frekans ayarlarının bozulmasından kaynaklanır

frekans[1]

Dr. Sarıyıldız insan bedeninin frekanslardan oluştuğunu belirterek, olumsuz duygu ve düşüncelerin organların titreşimini bozduğunu iddia ediyor. Sarıyıldız, frekans ayarlarıyla oynayarak hastalıkların iyileştirilebileceğini belirtiyor.

Biyofizikçi Alman doktor Fritz Albert Popp, bütün canlı hücrelerin ışık saçtığı ve ışığın kaynağının DNA olduğuna dair bir makale yayınlamıştı. Makaleye göre DNA birden çok frekans yayınlıyordu. Dr. Raymond Rife ise belli frekansları kullanarak virüs ve bakterilerin yok edilebildiğini bulmuştu. Nikola Tesla insan vücudunun yaydığı frekansları, dış frekanslardan yalıtabildiğimizde hastalıklara karşı büyük bir direnç geliştireceğimizi savunuyordu. İsveçli radyolog Bjorn Nordenstrom, bir tümörün içine bir elektrot yerleştirip doğru akım verildiğinde tümörün eridiğini test etmişti. Dr. Robert O. Becker ise “The Body Electric” adlı kitabında insan vücudunun elektriksel frekanslarını ortaya koydu. Araştırmalar her canlının bir frekansa sahip olduğunu ve dahası hepimizin çevremizdeki frekanslardan etkilendiğini gösteriyor. Amerikalı doktor Bruce Tainio insanların ve gıdaların biyofrekanslarını ölçmüştü. Buna göre sağlıklı bir insan vücudunun 62-68 MHz’lik bir frekans aralığı var. Hastalık ve rahatsızlıklar 58 MHz’de baş gösteriyor.

Dua insan frekansını 15 MHz yükseltiyor

Araştırmalarda olumsuz ve olumlu düşüncelerin vücut frekanslarımız üzerindeki etkisi de incelendi. Olumsuz düşüncelerin insan frekansını 12 MHz kadar düşürdüğü, olumlu düşüncelerin frekansı 10 MHz kadar yükselttiği tespit edildi. Dua da frekansı 15 MHz kadar yükseltiyor. Esans yağlar da kişinin frekansını yükseltmede önemli bir rol oynuyor. Gül yağı ve günlük gibi yüksek frekanslı esanslar ruhsal dengeyi sağlayabiliyor.

Ancak iç ve dış etkenler zaman içerisinde frekans ayarlarımızı bozarak hücresel yıkıma sebebiyet veriyor. Neyse ki frekans ayarlarımızı düzeltmek artık mümkün. Konuyla ilgili kullanılan son teknolojiyi, hastalık frekanslarını, duygu ve düşüncelerin titreşimimizi nasıl bozabildiğini konuşmak üzere İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız ile bir araya geldik.

Hastalıklar duygu ve düşüncelerde başlar

Son kitabınız “Anormal Kitap” dahil hemen tüm kitaplarınızda hastalıklara en temelinde duygu ve düşüncelerimizin yol açtığını söylüyorsunuz. Hangi duygu ve düşünceler hangi hastalığı tetikliyor?

Kurban hissetme, sevilmeye layık olmadığını düşünme ve değersiz hissetme gibi duygu ve düşünceler uzun süre aşılamadığında bedenselleşerek hastalık haline geliyor. Örneğin kendini ifade etme sorunu yaşayan, kendini yeterince dışa vuramayan insanlarda tiroid hastalıkları sık görülür. Hayata dair olumsuz kodları çok olan insanlarda migren görülür. Sevildiğine inanmayanlarda, sevilmeye layık olmadığını düşünenlerde, sevgi açlığı olanlarda kalp hastalıkları yaygındır. Hayatta kendini kurban rolünde hisseden, hayatından hoşnutsuz olanlarda mide ve barsak sorunları görülür, öfkesini içine atanlarda hassas barsak sendromu, geleceğe ait güvensiz hisseden ve ilerleme korkusu duyanlarda hareket sistemi hastalıkları olur. Yani bel, bacak, diz ve kalça ağrıları yaşar. Toksik duygular, acı veren duygular böbrek sorunlarına yol açar. Mesela iyi insanlar çabuk ölür diyoruz ya, bunun nedeni iyi insanların kendilerini yeteri kadar ifade edememeleridir.

İyiler erken ölür, çünkü…

Bu nasıl ölüme yol açar?

Kime iyi dersiniz, gerektiğinde yanınızda olan, yardım eden yani veren insana iyi dersiniz. Vere vere kendine kalmayan insana… Bu insanlarda sonunda enerji bedeninde çatlaklar oluşur ve kalp hastalıklarından erken yaşta ölürler.

Ama fedakarlık inancımıza göre güzel bir şey…

Elbette öyle ama eğer karşılık beklemiyorsanız. Eğer “sevilmeye layık değilim” duygusundan dolayı, sevilmek için, iyi insan desinler diye verici bir insan haline geldiyseniz o zaman hep kaybeden olursunuz. Verdiğinizi geri alamazsınız. Ama karşılıksız verirseniz daha da yücelirsiniz.

Tekrar düşüncelere gelecek olursak, düşünceler sağlığımızı nasıl etkileyebiliyor? Bilimsel bir tarafı var mı bu iddianın?

Bilimsel olarak ispatlanmıştır ki maddenin yüzde 99.9’u boşluktur, kuantum alanıdır. Biz de aslında boşluktan oluşuyoruz. Geri kalan 0,1’lik partikül alanı. Yani biz aslında titreşim enerjisiyiz. Düşünceler ise, enerjinin en ince titreşimi olduğu için enerji bedenimizin dış bölgelerindedir. Bu nedenle olumsuz düşünceler devam ettikçe en dış katmandaki enerji akış bozukluğu her seferinde bir kat alta geçer. Bunu elmanın üzerindeki çürük gibi düşünebilirsiniz. Zamanla elmanın içine doğru yayılır. Sadece duygu ve düşünceler değil, dış faktörler, kimyasallar, katkı maddeleri, teknoloji ve gıdalar da bedenimizin yaydığı titreşimleri bozabiliyor. Her organ, her doku aslında sağlıklı olduğunda belli bir frekansta titreşiyor. Bu titreşimlerin bozulması sonucu hastalıklar oluşuyor. Bu titreşimleri olması gereken standart frekansına getirdiğimizde iyileşme süreci başlıyor.

kaynak:İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız,

Titreşimleri yükseltmek için Reiki  ve Access bar bilinçaltı temizliği seminerlerime, meditasyonla ve nefesle mandala atölyeme gelebilirsiniz. Rez tel: 0536 798 6868 Anette

Kalp Damar Tıkanıklığı için Maydanoz Sarımsak Limon

kalp-damar-tikanikligi-sarimsak-limon-maydanoz-728x410[1]

 

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’nun tarifini verdiği bu kür kalp ve damar sağlığı için çok faydalı. Bu kürü kalp damar tıkanıklığına karşı mutlaka uygulayın. İçerisinde maydanoz, sarımsak, limon ve su gibi evimizde kolaylıkla bulunan malzemelerle hazırlayacağınız bu karışım kalp ve damar sağlığınızı koruyacak.

Tarifini vereceğimiz maydanoz limon sarımsak kürü yılda 1-2 defa uygulamanız kalp ve damar sağlığınız için yeterli olacaktır. İşte maydanoz, limon ve sarımsaktan oluşan bu karışımın faydaları:

Maydanoz – Limon – Sarımsak Kürünün Faydaları:
•Kalp damarlarının içten yağ bağlamasını önler.
•Kalp damarlarında plak oluşumunu önler.
•Kalbi besleyen damarların daralmasını ve tıkanmasını önleyicidir.
•Kan dolaşımını güçlendirir.
•Kalp damarlarını açar.
•Kalp damar tıkanıklığını tedavi edicidir.

Malzemeler:
•1 diş sarımsak
•10-12 tane taze maydanoz
•2 yemek kaşığı taze sıkılmış limonun suyu
•Yarım su bardağı klorsuz su

Not: Sarımsakların kahverengileşmemiş olmasına dikkat etmelisiniz. Ayrıca maydanozlar yeşili ve taze olmalıdır. Sararmış maydanozu kullanmayınız.

Damar Tıkanıklığına Karşı Maydanoz – Limon – Sarımsak Kürü Nasıl Hazırlanır?

Kalp ve damar tıkanıklığını karşı kullanacağınız bu karışımı hazırlarken bir mutfak robotu veya blender’ a ihtiyacınız olacak. İlk olarak maydanozları saplarıyla birlikte bir kaç parçaya ayırarak robota atın. Üzerine limon suyunu ilave edin. Sarımsağı bıçakla doğrayarak karışımın içerisine ilave edin. Ardından yarım bardak suyu da ilave ettikten sonra robotunuzu çalıştırın. Yaklaşık olarak 1 -1 buçuk dakika robotunuzu çalıştırın. Hazırladığınız bu karışımı kahvaltıdan yaklaşık 20 dakika önce aç karnına için. Damar tıkanıklığına karşı müthiş bir tedavi edici özelliğe sahiptir.

Bu kürün uygulama şekli günden güne farklılık göstermektedir. Küre başladığınız ilk 3 gün sarımsaklı olarak, ikinci 3 gün sarımsaksız ve son 3 gün ise yine sarımsaklı olarak uygulanır. 9 gün uyguladıktan sonra 3 gün ara verin. 3 gün ara verdikten sonra tekrar 9 gün aynı şekilde uygulayın ve kürü sonlandırın.

Maydanoz Limon Sarımsak Kürünün Zararı Var Mıdır?

Eğer düşük tansiyona sahipseniz bu kür tansiyonu bir miktar düşürebilmektedir. Bu sebeple düşük tansiyonlu olanların damar tıkanıklığı kürünü uygularken dikkat etmesi gerekir.