Archive | 10 Mart 2016

İnsanlara Nasıl Sınır Koyarsınız?

78cf641d3bdc4a648c8af5beed7a6cdc_1299367324-430x215[1]

 

Kim ne derse desin belirgin sınırları olan insanlar hayatlarını çok daha sağlıklı şekilde sürdürürler. Sınır çizmenin kötü bir yanı yoktur ilişkilerinize zarar vermez aksine onları daha güçlü ve belirgin kılar ki bu işinize çok yarar. Peki, sınır çizmek ya da var olan sınırlarınızı belirginleştirmek için ne yapabilirsiniz? İşte cevaplar:
1.“Hayır” demeye başlayın

Hem de hiç vakit kaybetmeden. Gerektiğinde reddedebilme alışkanlığı hayati önem taşır ve ne kadar erken edinirseniz o kadar iyi olur.
2.İçgüdülerinize güvenin

Zihniniz ve bedeniniz uyum içinde çalışır, birbirlerine sinyal gönderirler eğer sizi rahatsız eden içinizi kemiren bir durum yaşıyorsanız onu geri çevirin.
3.İnsanların ne düşündüğünü dert etmeyin

Çünkü dert etseniz de etmeseniz de onlar sürekli bir şeyler düşünecekler. Çevrenizdekilerin hakkınızda ne düşündüğüyle ilgilenmeniz normal ama fazla kapılırsanız sınırlarınızı kaybeder ve onların istediği insan olmaya çabalarsınız.
4.Reddettiğiniz şeyler için özür dilemeyin

Size sunulan her fikri, öneriyi, daveti kabul etmek zorunda değilsiniz. Sizin de yapmak istemediğiniz şeyler olabilir ve bu son derece sağlıklıdır. Reddettiğiniz şeyler için özür dilemeyin, bu davranış karşınızdakine aslında reddetmek istemediğiniz mesajını verebilir.
5.“Hayır” dediğinizde kesin ve emin olun

Silik ve ürkek bir şekilde ‘Hayır’ dediğinizde çevrenize pek de net bir mesaj vermezsiniz. Çevrenize bağıra çağıra, aksi bir şekilde sürekli karşı çıkmanızı söylemiyoruz ama kendinizden emin ve net bir şekilde konuşursanız bu sizin iyiliğinize olur.
6.‘Evet’ sözünüzün açık olmasını sağlayın

Karşınızdaki neye ne kadar onay verdiğinizi bilsin. Öncelikleriniz, kabul ettikleriniz ve etmedikleriniz konusunda açık sözlü davranın ki ilişkileriniz hem belirgin sınırlara sahip olsun

kaynak: hipokampüs

Siz Daha Çok Hangisinin Özelliğini Taşıyorsunuz?

12821620_1572683406380407_5859438932691744138_n[1]

ERİL VE DİŞİ ÖZELLİKLER

ERİL; olma net olmaktır. Kadınsı olan duyguların içinde bir o yana bir bu yana savrulmaz. Bir hedefi vardır. O hedefi belirler, emin adımlarla, cesaretle hedefine gider ve gerçekleştirir. ne istediğini iyi bilir ve arzu ettiği şeyi gerçekleştirir.
DİŞİ; ise duygularının gelgitleri arasında dans eder. Bütün duygular pil gibi zıt kutupludur. Kadın her iki uç arasında dönemsel olarak gider gelir. Bu yüzden kafası net değildir. Bir gün bir şey hayal ediliyorsan diğer ay başka bir hedefe doğru yönlenebilir.

ERİL; Erkek görsel olarak uyarılır. Seyretmeyi sever. Baktığı gördüğü güzellikleri dillendirir över. Onun tadını çıkartır. Çıplak bedenden tahrik olur.
DİŞİ; Kadın ruh tehşircisidir. Görülmeyi, fark edilmeyi, beğenilmeyi, seyretmeyi sever. Bu onun ruhunu yatakta da uyarır. Kadını tahrik eden erkeğin çıplak bedenini görmek yada yakışıklılığı değildir. O yakışıklı erkek tarafından beğenilmek güzel bulunmaktır.

ERİL; Erkek net olduğu için davranışları tutarlıdır. Sözünde durabilir. Zamana sadıktır. Sözleriyle davranışları birbirini tutar.
DİŞİ; Kadın ise tutarsızdır. Fakat kadının özelliği karşısındaki erkekte tutarlılığı aramak ve bulduğunda ona kendini teslim ederek güvenebilmektir.

ERİL; Erkek savaşçıdır. O olana kabul vermekten ziyade, durumu mantığıyla tartmak güvenli yada uygun bulmadığı alanları değiştirmek üzere mücadele verir.
DİŞİ; Kadın olana kabul verir. Bardağın dolu kısmına bakar ve boş kısmı yargılamaz. Burada kabul etmek kendi arzu ve ihtiyaçlarını yok saymak demek değildir. Tam tersine bunu yumuşacık, sevgi dolu ve alt yazılarla söyler. Sevmediği yanları değil sevdiklerini taktir eder. Sevmediklerini eleştirmeden ‘Bunu şu şekilde yapsak daha iyi olabilir.’ olarak ifade eder.

ERİL; Erkek kontrol eder, Duruma hakimdir. Kendine ait alanını korur ve kollar. Bir şeyler hedeflerine uygun yoldan çıkmışsa, kontrolü eline alır ve her şeyi rayına koyar. Kadını da kontrol etmek ister ve onu dış dünyaya karşı korumak ister.
DİŞİ; kadın ise güvenir sırt yaslar. Tam bir teslimiyet içindedir. Hayat güzeldir ve her şey nasıl olsa yolunda gidecektir. Kalbi ile erkeğe göre daha sıkı bir bağ içindedir bundan dolayı kalbine güvenir onunla hareket eder. Sırtını dış dünyadaki savaşan ve hedefine koşan erkeğe yaslar.

ERİL; Erkek bedensel aktivite gerektiren işeri yapar.
DİŞİ; Kadın ise kendine hazır gelen malzemeleri alır mutfağına girer. Pişirir, doyurur, sunar ve bundan da çok büyük zevk alır.

ERİL; Erkek verir, Kadınına servis vermeyi ister. Onun için uğraşmayı, emek harcamayı sever. Yataktada verme, nüfus etme, girme, boşaltma eylemi yapar.
DİŞİ; Kadın alır. Nüfuz edilmeyi, doldurmayı, peşinde koşulmayı, av olmayı sever. Yatakta da penisi ve erkeğini içine alır. Kabul verir.

ERİL; Erkek kadın için bir şeyler yapmayı, onun problemlerini çözmek ister. Problem çözmek onun yeteneklerinden biridir. Özelliklede bedensel kuvvet gerektiren işleri yapmayı sever. Memnun etmeyi ve kadınında memnuniyetle birlikte mutluluk ve coşku uyandırmayı ister. Yani eril yapar ve dişi taktir eder. Duygu belirtir.
DİŞİ; Karın duygusunu belli eder, bunu güzel ve yumuşak tonlarda ifade ederek alır. Aldığını taktir eder, vereni ise onurlandırır. ÖRN: bir kadının soğukta üşürken ‘cekedini bana ver, üşüdüm’ demesi uygun olmaz fakat ‘Hayatım, ben üşüyorum’ dediğinde erkek ceketini çıkarır kadına verir.

ERİL; Erkek özgür olmaktan zevk duyar. Özgür olmalı ve dünyayı fethetmelidir. Ruhunun hediyesini bulmalı, araştırmalı, keşfetmeli eğer aşık olmuşsa, keşfetmelerini kendi kadınınına sunmalıdır.
DİŞİ; Kadın Yerleşik hayatı sever. Sevilmek onun en önemli haz alanıdır. İlgi almalı, prenses muamelesi görmeli doyurulmalıdır.

ERİL; Erkek birşeye zihinsel olarak odaklanma yeteneğine sahiptir. Düşünme ve muhakeme yeteneği gelişmiştir. Her şeye önce mantığı ile yaklaşır. Duygularını kolayca kontrol edebilir.
DİŞİ; Kadın duygusal bedenini daha rahat kullanır. Zihni bulanıktır. Duygularını gösterir. Flört ederken bile duyguları ön plandadır. Eril bu duyguyu alır ve onu memnun etmek için eyleme geçer.

ERİL; Erkek her seferinde tek bir şeye odaklanır.
DİŞİ; Aynı anda pek çok şeyi kafasında çevirebilir.,

ERİL; Erkek dış özellikler, bedensel güzellik, para, güç ile daha çok ilgilenir ve tahrik olur. Bunun sebebi penisinin ve zihininin kalbinden daha önde olmasıdır.
DİŞİ; Kadın manevi güzelliklere önem verir. Gücü dışarda arar ve bunu erkekte bulmak ister.

ERİL; Erkek bireyseldir. Sorununu paylaşmaz. Tek başına çözmek ister. Zaten bulmaca çözmeyi, iz sürmeyi, av peşinde koşmayı, heyecana ve adrenaline meraklıdır. Eğer sorununu kendisi çözmezse, bu onun için bir güçsüzlük göstergesidir.
DİŞİ; Kadın sorunlarını anlatmayı, konuşmayı, kendini ifade etmeyi sever. Bir güce sarılmayı, bir omuzda ağlamayı yada güven ve şefkat hissini yakalamayı ister

kaynak: Dişilik okulu

DÜZENSİZLİĞİN HER TÜRÜ HAYATINIZA KAOSU ÇEKER… FENG SHUİ

12742078_975229929237525_1368950761347316147_n[1]

 

 

Evimiz .ruhumuzun .‪aynasıdır‬ .‪Ruh‬ sağlığı ve yaşanılan mekan arasındaki sıkı ilişki, ruh sağlığı alanında çalışanlar tarafından iyi bilinir Obsesif kişilerin evleri çamaşır suyu kokar ya da eşyalar simetrik şekilde dururlar, doğal olan ve akan hiçbirşey yoktur Depresyondaki insanların ruh hali de evlerine yansır, hiç bir şeyin yeri değişmez, bakımsız ve kasvetlidir

“Evin, bedenindir” der Osho “Evine nasıl baktığından, kendine nasıl davrandığını görmen mümkündür” Düzensizliğin her türü, hayatımıza kaosu çeker

Feng Shui: Feng “Rüzgar”; Shui “Su” demektir ve Çinlilerin sağlıklı yaşam için yerleşim sanatıdır Yeni bir ev alırken, bozuk enerjili bir evi düzenlerken, yeni bir eşya alırken, sağlıklı ve huzurlu yaşam için kullanılır

Bu sanatta önemli olanlar:

Temizlik, düzen, .‪sadelik‬, 5 temel elementin ve renklerin bizim enerjimizle ve birbirleriyle uyumu, son olarak da eşyaların bize enerji olarak uyumdur

Feng Shui’ de 5 Element:

Evimizde 5 element uyum içinde olmaldır .‪Toprak‬, metal‬, ‪su‬, ağaç‬, ateş‬ Eğer bu elementlerden biri fazlaysa ya da azsa o evde sorun vardır Elementler için her odanızı kontrol edebilir ve sonrasında gerekli düzenlemeleri yapabilirsiniz

Toprak elementi:

Seramik eşyalar, kare ve dikdörtgen formlar, sarının tonları, manzara resimleri Sadakat, sorumluluk, sabır ve dengeyi temsil eder

Metal Elementi:

Paslanmaz çelik, bakır, gümüş, aliminyum, mermer granit eşyalar, doğal kristaller, beyaz ve metalik gri, daire ve oval şekiller Maddi başarıyı ve düşünce netliğini ifade eder

Su Elementi:

Su ile ilgili her türlü dekor (resim dahil), akvaryumlar, cam, ayna vb eşyalar, asimetrik şekiller, siyah, koyu mavi, gri Bilgelik ve duyguları ifade eder

Ağaç Elementi:

Ahşap olan herşey (masa, sandalye), yeşilin her tonu, bitkiler ve bitki resimleri (perde, örtü de dahil) Aile bağlarını, yeni fikirleri ve yeni başlangıçları temsil eder

Ateş elementi:

Lambalar, mum, şömine, tütsü, yün, kürk, tüylü halılar, üçgen, piramit, koni, kırmızının her tonu Ün, şöhret, başarıyı temsil eder

Günümüz insanının bir hatası, evinde “metal” elementini fazla kullanmasıdır Metal; soğukluk, kavga, ağız bozukluğu ve duygusuzluk getirir Bilgisayar, televizyon, cep telefonu, elektromanyetik alan saçan herşey metal elementidir

Ateş, metali eritir Bu nedenle ateş enerjisi içeren kırmızı renk, mum, tütsü, üçgen ya da koni şekiller, insan ve hayvan resmi içeren sanat eserleri, kürk, yumuşak halı vb eşyalar, metal enerjisini yumuşatır İşiniz bittiğinde, elektromanyetik alan yaratan metalleri mutlaka kapatın ya da üzerlerine bir örtü örtün (annelerimiz boşuna TV örtüsü koymazlardı)

Ya da eğer bir evde kıskançlık, öfke, tutku ve tutarsızlık varsa bu “ateş” elementinin fazla kullanıldığı anlamına gelir Ateşi ise, su yumuşatır Bu şekilde enerjileri dengelemek mümkündür

Feng Shui Materyalleri:

Bambu ya da metal çanlar, kristaller (kesinlikle temiz olmalılar), akvaryum ya da su içeren cam materyaller (su ve balık, para demektir, ama temiz tutulmazlarsa para gider) Bagua aynası (Sekizgen ayna), bambu flütler, mumlar, tütsüler, doğru renk ve açıda aydınlatma gereçleri

Bunun dışında sizin ruhunuza huzur verecek tablolar (asla Dali ya da Van Gogh değil, kesinlikle canlı bitkiler (Feng Shuide ölü enerji olduğu için kurutulmuş bitki kullanılmaz), temiz tutulan biblolar

Ama bunlar belirli şekillerde yerleştirilmelidir Ve her eşyayı elinize alarak şöyle sormalısınız:

BU ASLINDA NEYİ SEMBOLİZE EDİYOR?

HAYATIMA ENERJİ OLARAK KATKISI YA DA GÖTÜRÜSÜ NEDİR?

Feng Shui Önerileri:

1 Gereksiz tüm eşyaları atın Asla kırık, çatlak, bozuk eşya bulundurmayın Ya tamir edin ya da atın gitsin

2 Sizde olumsuz anısı olan ya da size hüzün, kızgınlık vb negatif duygular veren tüm eşyalarınızı atın (giysiler dahil)

3 Ocak ve mutfak .‪#‎bereket‬ sembolüdür Burası düzensiz ve pisse, asla iki yakanız bir araya gelmez Ocağın tüm gözlerini kullanın

4 Kristal, çan, gümüş, cam eşya ve aynalar, pencereler negatif enerji tutarlar Bu nedenle temiz olmalı ya da sık sık yıkanmalıdırlar

5 Mutfakta, bereket sembolü yiyecek resimleri, bakliyattan cam şişeler kullanın Buzdolabı üzerine asla kendi fotonuzu koymayın Hele ki mutfak pisse hiç Bu sizin duygularınızın donmasıyla eş anlamlıdır

6 Klozet kapağınızı, banyo kapılarınızı kapalı tutun Su elemeti para demektir ve paranın akıp gitmesini istemeyiz Banyo ve tuvaletiniz pisse, evde akan enerji “ölüdür” Ruhsal rahatlık ve huzur beklemeyin Akan ve bozuk musluklar da paranın akması ya da gelişinin tıkanması demektir

7 Evinizin eşyaları keskin değil, yumuşak olsunlar Keskin dikdörtgen bir yemek masası yerine, yuvarlak ya da oval seçin Yatağınız ise hiç metal içermesin

Bazı Hatalar:

Aşksızlıktan şikayet ediyorsunuz Ama evinizde hala eski eşinizin fotoları baş köşede duruyorsa, ya da eşyaları hala bir yerlerde saklıysa, bu yeni bir aşka izin yok anlamındadır

Ya da kapınızın girişine koskoca aslan kafası koyduysanız, aslında gayet tehditkar bir hava yaratıyorsunuz ve evinize misafir gelmemesinin sebebi bu olabilir mi? Buna karşın bir köpek biblosu, sizi hırsızlardan koruyacaktır

Çin’de, sevilmeyen komşularla Feng Shui savaşları yapıldığı söylenir Onlar savaş materyalleri olan kılıç, silah vb keskin madeleri ya da metalleri, karşı evin göreceği şekilde koyarlar Bunlara “zehirli ok” derler Zehirli ok hissettiğiniz insanlarla aranıza “ağaç elementi” koyun Bu okları işyerinizde de hissedebilirsiniz, bir canlı salon bitkisi (iyi bakılmak şartıyla) idealdir

Son Söz: Mekanınızı temizlediğinizde, gereksiz olanları attığınızda ve eşyaları sade ve basit şekilde yerleştirdiğinizde, aşk, iş ve maddi yaşamınız yoluna girecek ve hem ruhsal hem fiziksel olarak kesinlikle daha uyumlu olacaksınız Bunun için pahalı eşyalara gerek yok

T Roosvelt’in dediği gibi:

“ELİNDE OLANLARLA, BULUNDUĞUN YERDE, ELİNDEN GELENİ YAP”

* Alıntı

Neden mi mutsusuz?

12814087_10154032659118556_7210515943347195904_n[1]

Artık sohbetler derinlemesine değil.

Ne arkadaşlık, ne dostluk, ne evlilik ne de kurumsallık, ne akrabalık ne de komşuluk…

Dışından bakarsan fotoğraf güzel, içine bakarsan yalnızlık çığlıkları…

İnsan sohbetin derinine, duygunun zirvesine, samimiyetin içine ulaşamadıkça

Her yerde poz vermeye devam edecek.

Bu yüzden sevmek yerine eğlenmek, saymak yerine geçiştirmek istiyoruz.

Mutlu olamıyoruz, çünkü sohbetlerimiz içimize işlemiyor.

Dışımızı süslüyor…

Boğaz Ağrısı İçin 12 Doğal Çözüm

boğaz-ağrısı[1]

Boğaz ağrısı çok rahatsız edicidir ve verdiği sıkıntı nedeniyle adeta başka bir şeyi düşünmenizi engeller. Yutkunurken veya hatta nefes alırken şiddetli bir ağrı hissettiğinizde genel sağlığınız kötüleşir. Bu ağrı bir soğuk algınlığının, örneğin boğaz anjininin başlangıcı olabilir. Boğaz ağrınızı hızlı ve etkili bir şekilde iyileştirmek için aşağıdaki doğal çözümleri göz önünde bulundurabilirsiniz.

Boğaz Ağrısı için En İyi Ev Tedavileri Nelerdir?

Gerekli malzemeleri bulmak kolaydır ve birçoğu zaten evde mevcuttur. Bunlar evinizde olmasa bile marketten kolayca temin edebileceğiniz malzemelerdir.

Kırmızı Biber

1/8 çorba kaşığı kırmızı biberi 1/2 fincan sıcak suyla karıştırıp günde birkaç kez gargara yapın. Kullandığınız kırmızı biber miktarına dikkat edin, çünkü bu oldukça kuvvetli ve acıdır.

Tuz

Bir fincan sıcak suya bir çay kaşığı tuz ekleyin ve bununla saat başı gargara yapın.

Elma Sirkesi

2 çorba kaşığı elma sirkesini bir fincan sıcak suyla karıştırın. Bunun biraz soğumasına izin verin ve saatte bir kere gargara yapın.

Zencefil Çayı

zencefil3

Bunun etkili olabilmesi için taze ve öğütülmüş olması gerekir. Her fincan kaynar su başına 3 çay kaşığı zencefil ekleyin. Bunu 5 dakika bekletin ve bir poşet çay veya bir çorba kaşığı bal ekleyin.

Kekik Çayı

Bu dem sayesinde boğaz ağrısını neredeyse hemen hafifletebilirsiniz. Bunu her bir fincan kaynar su başına 1 yemek kaşığı kuru kekik kullanarak hazırlayabilirsiniz. Bunu süzün, soğumaya bırakın ve gargara yapın.

Bal ve Limon Çayı

bal

Bu çay en popüler seçeneklerden biridir ve hazırlaması oldukça kolaydır. Bu sadece bir fincan kaynar su başına iki çorba kaşığı bal ve bir limonun suyunu gerektirir. Bu karışıma sıradan bir poşet çay ekledikten sonra bir süre soğumasına izin verin ve yavaş yavaş için. Bu boğaz ağrınızı hemen yatıştıracaktır.

Meyan Kökü Çayı

Bu çayı her bir fincan su başına bir veya iki adet meyan kökü parçası kullanarak hazırlayıp yudumlayın. Bir diğer fikir, meyan kökü içeren çay poşetleri hazırlamak, hatta kökün tükürüğünüzle karışmasını sağlamak için bir miktar çiğnemektir. Bu boğazınıza iyi gelecektir. Bunu kullanırken dikkati olmanız önerilir, çünkü çok fazla tüketmeniz durumunda kan basıncını yükseltebilir. Hamile kadınlar veya hipertansiyondan muzdarip olan insanlar için önerilmez.

Karanfil

karanfil

Yutkunurken hissettiğiniz ağrıyı yatıştırmak için birkaç adet karanfil çiğneyebilirsiniz. Karanfil ayrıca hemen hemen her tür enfeksiyonla mücadele etmeye yardımcı olacağı için, bununla gargara da yapabilirsiniz. Karanfili diyet ürünleri satan dükkânlardan ufak torbalar şeklinde kolayca temin edebilirsiniz.

Karbonat ve Tuz

kabartma-tozu-6

Yarım çorba kaşığı karbonatla yarım çorba kaşığı tuzu yarım fincan ılık suda karıştırın. Bu karışımla günde birkaç kez gargara yapın.

Papatya Çayı

Diğer özelliklerinin yanı sıra, bu çay boğaz ağrısına da iyi gelir. Bu sizi rahatlatır, mide ağrılarına iyi gelir ve sizi soğuk günlerde ısıtır.

Oksijenli Su

Boğaz enfeksiyonuyla mücadele edebilmek için, %3 hidrojen peroksit ile gargara yapın. Eğer bunun tadı size çok kötü gelirse, eşit miktarda suyla seyreltebilirsiniz.

Boğaz Ağrısı için Diğer Ev Tedavileri
•Bir fincan su başına üç adet limon yaprağını 10 dakika süresince kaynatın. Ardından ateşi kısın ve bir çorba kaşığı bal ekleyin. Bunu soğutmadan yavaş yavaş için. Suyla veya balla karışık limon suyuyla günde beş kere gargara yapabilirsiniz. Limonun dişlerinizin üzerinde etkiye sahip olması nedeniyle bu karışımı kullandıktan sonra dişlerinizi fırçalamayı ihmal etmeyin.
•Bir çorba kaşığı papatya yaprağı ve iki fincan kaynar suyla bir bandaj hazırlayın. Bunun için yaprakları suya koyup birkaç dakika pişirin ve bir bezle çıkarın. Bezi iyice sıkın ve soğuyana kadar boynunuza uygulayın. Bunu günde birkaç defa tekrarlayın.
•1 çorba kaşığı saf arı balı, 1 fincan nar, 1 fincan az yağlı yoğurt, yarım fincan yaban mersini ve bir buçuk fincan dilimlenmiş muz kullanarak bir karışım hazırlayın. Homojen bir karışım elde edene kadar bütün malzemeleri blendırda karıştırın ve karışımı günde iki kere için.
•Ilık suya az bir miktar viski katın ve gerektikçe gargara yapın.
•1 adet soğan dilimleyin ve bunu yarım litre suya katın. Üç çorba kaşığı şeker ekleyin ve bunu 12 saat bekletin. Her iki saatte bir, boğazınızın ağrısı geçene kadar bir fincan için.
•2 adet havuç, 4 adet kereviz sapı, 1 diş sarımsak ve 1/4 rezeneyle bir sebze suyu hazırlayın. Bunu blendırda iyice karıştırın ve günde iki kere için.
•25 gram çilek, 700 mililitre su ve 30 gram çilek yaprağını 15 dakika kaynatın. 1 çorba kaşığı bal ekleyin. Bunu süzün ve kapalı bir şişe içerisinde buzdolabına koyun. Her 45 dakikada bir gargara yapın.
•Bir avuç maydanoz, bir adet soğan ve bir diş sarımsağı yıkayın ve dilimleyin. Karışım homojen bir macun kıvamına ulaşana kadar blendırdan geçirin ve günde bir bardak için.

Kaynak: Sağlığa bir adım

TERS KUTUPLAŞMAYI DENGELEYEN TEKNİKLER

12743664_1147465008621458_2317065273572395509_n[1]

 

Bedenimizde dolaşan iki enerji vardır yin/yang veya dişi/erkek veya pozitif/negatif enerjilerden beslenir ve kendini iyileştirir. Bunlardan bir tanesi dengesiz olduğunda hastalık vücudumuzda kendini göstermeye başlar. Bu iki enerjileri bedenimizde dengeleme egzersizlerinden birkaçını size sunabilirim, uyguladıkça içinizdeki enerjilerin dengelendiğiniz hissedeceksiniz.
1- Yürüyüşler yaparak;
2- Her iki elinizle, önce kullandığınız sonra az kullandığınız elinizle “yatay 8” ve “X” çizebilirsiniz;
3- Meditasyon:
Rahat olabileceğiniz bir yere oturun ve gözlerinizi kapatarak rahatlayın. Derin nefes alıp sadece nefesinize odaklanın. Hayal gücünüzü kullanarak başınızın tepesinden içinize doğru Beyaz Işık aktığını ve bedeninizin tam ortasından bir tüp varmış gibi aşağıya Kök Çarkanıza doğru Işığın aktığını görün, sonra Beyaz Işığı alın ve Kök Çakranızdan alın ve başınızın tepesine Taç Çakraya doğru yöneltin. Beyaz Işığın bedeninizden dengelendiğinizi hissedene kadar birkaç kez dolaştırın;
4- EQ-IQ dengelemesi:
Mantık sizin için ön plandaysa, duygular arka planda kalır ve dengelenmesi için hayal kurabilirisiniz, müzik dinleyin, resim yapın, çocuklarla oynayın. Duygusal davranıyor ve mantık sizin için arka planda kalıyorsa dengelemek için zeka ile ilgili, matematik, sayısal, rakkamlar, yıldızları sayabilirsiniz, koyunları sayabilirisiniz….
5- Masaj yaptırmak, tüm vücudunuza masaj yaptırmak kutuplaşmayı dengeleyenlerden;
6- Meridyen terapisi: vücudumuzda olan yin ve yang meridyenlerin üzerinde çalışıldığında vücut dengelenir.
Siz bunları hayatınızda uyguladıkça içinizdeki dişi/erkek, yin/yang, pozitif/negatif enerjiler dengelenmeye başlayacaktır. Önemli olan bunları birkaç kez uygulamak değil, hayatınızda her gün bunları yaptıkça Siz iyileşeceksiniz.

7-Ilık duş alarak

8-Bol su içerek

9-Düzenli reiki yaparak

Kaynak: Bütünsel Sağlık Koçu Nermin Doğruoğlu

TESADÜF DİYE BİR ŞEY YOKTUR.

473863__little-bird-on-a-spring-branch_p[1]

 

TESADÜF DİYE BİR ŞEY YOKTUR. Yaşadığımız her deneyimin ve hayatta karşımıza çıkan her insanın, bize bir mesajı vardır. Özellikle sorunumuz olduğunda, yanıtları bize verecek insanlarla karşılaşırız. Rastlantı yoktur. Ama bu rastlantılara nasıl yanıt vereceğimizi, bize iletilen mesajları algılayabilme kapasitemiz belirler. Yolumuza çıkan biriyle yaptığımız sohbet, o anki sorularımıza yanıt vermiyor görünebilir ama bu, yaptığımız sohbetin bir mesaj taşımadığı anlamina gelmez. Sadece, biz o mesajı alamamışızdır.
2. NEDEN YAŞADIĞINI CEVAPLA… İkinci bilgi, gerçeklerin ve kendinin farkındalığı üzerine kurulmuştur. Neden yaşıyorsun?
3. EVRENDE TEK VE SAF BİR ENERJİ VARDIR. Bu bilgi, yaşama yepyeni bir bakış açısı getirmektedir. Modern fizik, evreni, tek ve nötr bir enerji olarak tanımlamakta ve bu enerjinin her nasılsa düşüncelerimize yanıt verdiğini söylemektedir. Yani, insanoğlunun yalvarmasına gerek olmaksızın, eğer gerekli istenci gösterirse ona yanıt veren bir enerji…
4. TÜM EVREN ENERJİDEN İBARETTİR VE ENERJİ GÖRÜLEBİLİR. Ne var ki, hepsinin türü değişiktir. İşte bu yüzden bazı yerler enerjiyi diğer yerlerden daha fazla artırır. Bu, senin uyumuna baglidir. Önce enerji alanlarini görmeye başla. Bunun için dikkatini çevreye yönelt. Nesnelerin ve insanların güzelliklerini, eşsizliklerini takdir edince, enerji alıyorsun; hislerin sevgi düzeyine yükselince, gönüllü olarak enerjini geri veriyorsun. Bu mistik bir deneyimdir.
Bu durum ne yazık ki uzun süre korunamaz. Bilinci normal düzeyde olan bir insanla konuşmaya çabalayınca ya da halâ çatışmaların sürdüğü bir dünyada yaşamaya çalışınca, bu durumdan sıyrılır ve tekrar eski düzeyimize döneriz. Bundan kurtulabilmek için, hissettiklerimizi yeniden, yeniden tekrar etmeliyiz. Çünkü rastlantıları sağlayan bu enerjidir ve rastlantılar sürekli bir temele dayanan, yeni bir düzeyi gerçekleştirmemize yardımcı olurlar.
5. İNSANLARIN, DİĞERLERİNİN DÜŞÜNCELERİNE HÜKMEDEREK ENERJİLERİNİ ÇALMA EĞİLİMLERİ VARDIR. Enerjimizin kesildigini hissettiğimiz zaman, hepimiz aynı şeyi yaparız. İnsanları ve durumlari kontrol ederek enerjinin bize doğru akışını sağlamak için dramalar yaratırız. Şayet kendimize dikkatle bakıp, enerjiyi yönlendirmek için neler yaptığımızı keşfetmezsek, hiçbir ilerleme olmaz.
MESAFELİ DRAMA: Esrarengiz ve gizemli bir görünüm kazanır, kendi kendine ihtiyatlı davrandığını söyler ama aslında bu dramanın içine başkasını çekip, kendisine ilgi göstermesini ümit eder. Birisini bu dramanın içine çekince de, açık davranmaz ve gerçek duygularını anlamaları için karşındakileri zorlar. Onlar bu kişinin gerçek duygularını anlamaya çabalarken, fazlasiyla ilgi gösterip, tüm enerjilerini ona yollarlar. NE DENLİ ESRARENGİZ DAVRANIP, NE DENLİ İLGİLERİNİ ÇEKERSE, O KADAR ENERJİ ÇALAR.
SORGULAYICI DRAMA: Sorularıyla insanları eşeleyip, diğerlerinin yaşantılarındaki yanlışları ortaya çıkarıp eleştirir. Eger istedikleri kişiyi bu dramanın içine çekebilirse, diğerleri, sorgucunun karsisinda kendilerini suçlu hisseder ve sorgucunun dikkatini çekecek hatalar yapmamak için, onun düşündükleri ile ilgilenmeye başlarlar. Sorgucu, bu saygı sayesinde gereksinim duydugu enerjiyi sağlar.
KORKUTUCU DRAMA: Şayet biri sözle, fizik gücüyle ya da statüsüyle başkaları üzerinde tehdit yaratıyorsa, diğerleri başlarına kötü bir iş geleceği korkusuna kapilir, ona ilgi gösterip enerjilerini verirler.
ACINDIRICI DRAMA: Birisi, başına gelenlerden diğerlerinin sorumlu olduğunu açıkça olmasa da vurgular ve ona yardım edilmediği takdirde kötülüklerin başına gelmeye devam edecegini söylerse, sağladığı ilgiyle enerji çeker.
Burada dikkat edilmesi gereken konu, dramaların, karşı dramaları yarattığıdır. Örneğin mesafeli drama uygulayan bir kişi, karşısında sorgucu drama oynayan kişiyi yaratır.
6. GEÇMİŞİ BERRAKLAŞTIR, ÇOCUKLUĞUNUN DRAMALARINI TEKRAR ETME!
Geçmişi berraklaştırmak, çocukluğumuzda öğrendiğimiz bu dramaları kontrol etmekle başlar. Dramaların farkıda ol. Bunlardan bir kez kurtulduğnda, kendini daha yüksek seviyedeki evrimsel kimliğinde bulursun. Doğru enerji ile her doluşta hayatı daha ileriye götürecek bir rastlantı eydana gelir ve bu düzeydeki enerji içselleştirilir.
7. AKLINA ANİDEN GELEN DÜŞÜNCELERE DİKKAT ET! Ani düşünceler, bize rehberlik etme maksadıyla aklımıza gelirler. O zaman, NEDEN? diye sormalıyız. Yaşam sorunumla bunun ne ilgisi var? Gözlemci durumuna geçince, her şeyi kontrol etme gereksiniminden de kurtuluruz ve bu bizi evrimin akışının içine sokar. Bu noktada olumsuz düşünceler aklımıza gelirse, 7. bilgi, “korku imajları belirir belirmez engellenmelidir, ardından da aklımıza iyi düşünceler getirmeliyiz” der. Eğer olumlu imajlardan sonra olumsuz imajlar belirirse, yine de bunları ciddiye almak gereklidir. Örneğin, aklına aniden araba kazası geçireceğin gelmişse ve biri seni arabayla bir yere götürmeyi teklif ederse, reddetmelisin.
8. DİĞERLERİYLE KURDUĞUN İLİŞKİLERDE ENERJİNİ DOĞRU KULLAN! Sekizinci bilgi diğerleriyle kurulacak ilişkilerde enerjiyi kullanmanin yolunu gösteriyor. Özellikle çocukların hatalarını sürekli düzeltmenin, onların enerjilerini tüketmek olduğunu ve bu durumun onlarda kontrol dramaları yarattığını söylüyor.
AŞK İLİŞKİLERİ ENERJİ EMİCİLERE DÖNÜŞMESİN!: Aşık oldugunda, iki kişi bilinçsiz olarak enerjilerini birbirlerine verirler ve mutluluk ve neşe inanilmaz derecede artar, titreşimler yükselir. Ne yazık ki, insanlar kısa sürede birbirlerinden gelen bu enerjiye bağlanırlar ve evrenden sağladıkları enerjiyi keserler.
Oysa, iki kişinin birbirine verecek yeterli enerjisi yoktur. Bir süre sonra birbirlerine enerji vermeye son verip, diğerinin enerjisini elde etmeye çalışır ve çocukluk dramalarının içine düşerler. Ve sonuçta ilişki giderek yozlaşır ve güç mücadelesine dönüsür. Aslında bu durumdan tam olarak kurtulmayı öğreninceye kadar alfabedeki C harfi gibiyizdir. Karşı cinsten kolay etkileniriz, onun yarım kalmış dairesi gelip bizimkiyle birleşir. Birbirimize enerji akıtmaya başlarız, gerçekte ise kendi dışında diğer yarısını arayan bir başka insanla birleşmiş oluruz. KARŞIT CİNSTEN BİRİNE BAĞIMLI OLMAMIZIN NEDENİ, KARŞIT CİNSİN ENERJİSİNİ ELDE ETMEK İSTEMEMİZDİR.
ÖNCE TEK BAŞINA OLMAYI ÖĞREN! İçimizdeki kaynaktan aldığımız mistik enerjinin, hem erkek hem de dişi yönü vardir. Ama bu bütünleşme zaman alir. Eğer olgunlaşmadan eril yada dişil enerjimizin artması için, bir başka insan ile bağlantı kurarsak, evrensel kaynağın akışını durdururuz. Önce daireyi kendimiz bütünlemeliyiz. Bu zaman alır ve ancak bunu sağladıktan sonra yüksek ilişackiler kurabiliriz. Böylece, bütünleşmiş bir insanla romantik ilişki kurduğumuzda, bu tür bir ilişki bizim bireysel gelişimimizi engellemez. Bu tür ilişkilerde bağımlı olma eğilimi yoktur. Çünkü bu insanlarin ikisi de gelecek mesajlari beklemektedirler. Bir aşk deneyime ilk başlarken, ilişkinin ilk günlerinde duyulan iyilik ve keyfin tadını, tek başına olduğun zaman çıkarmalı, onu içine almalısın. Bundan sonra gelişmeye başlarsın ve kendine uygun romantik ilişkiler sana kendiliğinden bir şekilde ulaşır.
9. ENERJİ DÜZEYİNİ ARTTIR! Dokuzuncu bilgi der ki; enerji düzeyimiz arttıkça vücudumuzdaki atomların titreşimlerinin düzeyi de artar. Kısacası, ruhumuzu arındırıp hafifleriz. Her zaman enerji dolu ol ve sevgi konumunda kal. Bir kez sevgi konumunu elde ettin mi, hiç bir şey ve hiç kimse sendeki enerjiyi çekip alamaz. Aslında, senden taşan enerjinin yarattığı akıntı, aynı oranda enerjiyi senin içine çeker.
Ja
Teşekkürler Bihin Edige

BİR AY BOYUNCA GÜNDE İKİ TANE LEKELİ MUZ YERSENİZ NE OLUR

12794452_10153998135579169_6448993803472982453_n[1]

Muzun vücuda faydaları açık. Ancak normal muzdan ziyade tamamen olgunlaşmış ve üzeri lekeli muzları yemek daha da faydalı.
1. Tansiyonun düşmesini sağlar
Muzların tansiyonu düşürmesinin ve seni felç veya kalp krizi geçirmekten korumasının sebebi az sodyum ve çok potasyum içermesidir. Sağlıklı bir kalbin meyvesidir.
2. Mide ekşimesine karşı tedavi
Muzu doğal bir antiasit, asit bağlama maddesi olarak görünebilir. Bir muz bile mide ekşimesine faydalı olabilir ve böylece semptomları azaltabilir.
3. Demir kaynağı
Kansızlık demir içeren bir beslenme ile tedavi edilebilir ve muz demir içerir. Kırmızı kan hücreleri ve hemoglobin oluşturmakta yardımcı olur ve vücudundan akan kanı güçlendirir.
4. Enerji sağlar
Eğer spor salonuna veya herhangi bir yere gidip spor yapmak istiyorsan öncesi bir veya iki muz yemen faydalı olabilir. Bir veya iki saat süre boyunca daha enerjik olmanı sağlayacak. Yani sporunu bitirmek için yeterli olan bir süre.
5. Mide için iyiler
Mide urları çekenler bazı besinlerden uzak durmaları önerilir. Besleyici meyve olsa bile, ağrılara sebep olması veya çıbanlara zarar vermesine sebep olabilir. Mide urları çeken insanlar muzu yumuşak ve hafif olmalarından dolayı sorunsuz yiyebilir. Hatta muzun lapa gibi olması mide duvarını asitler ve diğer yanılmalardan korur.
6. Depresyona karşı yardımcı olur
Muzun depresyona karşı iyi gelmesinin sebebi yüksek düzeyde triptofan içermesi ve bunun vücutta serotine dönüşmesi ile açıklanır. Serotin ise insanı daha mutlu ve daha dengeli hale getirir ve genelde moralini daha yüksek tutar.
7. Kabızlığı önler
Muz yeterli miktarda safra maddesi içerir ve bu nedenle barsak hareketliliğini sürekli kalmasını destekler. Böylece doğal bir şekilde kabızlığa karşı korur.
8. Sinirleri sakinleştirir
Bazı şeyler senin zaman zaman stresli olmanı veya moralinin bozulmasını sağlar. Muz yemeği hiç düşündün mü? Şeker seviyeni düzenlemene yardımcı olabilir ve içerdiği B vitamini ile sinirlerini sakinleştirebilir. Sonuç daha rahat bir kişiliğe sahip olmandır.
9. Vücut sıcaklığını kontrol eder
Dışarısı çok sıcak ise eğer, muzun vücudunun sıcaklığını düzeltmesini unutmayın. Vücudun ateş nedeniyle sıcaklamış ise muzun bu sıcaklığı düşürebildiği de doğrudur.
Cumhuriyet

Şekeri Bırakın Gençleşin…

şeker-kübü[1]

Şeker tüketimi, karın bölgesinde yağ birikimine neden olabilir. Şekerin karaciğer üzerindeki etkisinin alkolün bıraktığı etki ile benzer olduğu düşünülmektedir.
Şekeri Bırakınca Hayatınızda Değişecek 7 Durum

Son birkaç yıldır uzmanlar bizi şekerin sağlığımız üzerindeki tehlikeleri hakkında uyarmaktadırlar. Şeker; tip-2 diyabet, kalp rahatsızlıkları ve obezitenin temel nedenidir.

Şekerin kendisi tam anlamıyla zararlı değilse de, aşırı tüketilmemesi gerekir; özellikle de rafine şeker, ki bu da sıklıkla marketlerde karşılaştığımız ve sürekli tükettiğimiz şeklidir.

Şeker, meyvelerde bulunan doğal hali ile tüketildiğinde sağlığımız için zararlı değildir; ancak aşırı miktarda tüketilmemelidir. Sağlık uzmanlarını endişelendiren konu, çoğu insanın beslenmesinde rafine şekerin bulunmasıdır. Rafine şeker, kimyasal işlemlere tabi tutulur ve kokain kadar bağımlılık yaratıcı olabilir.

Hayatınızdan şekeri tamamen çıkarmak imkansız gibi görünebilir. Çünkü besinlere katmak için rafine şeklinde satılmasının yanı sıra, şekerlemeler, ekmek, işlenmiş gıdalar, soslar ve diğer birçok seri üretilen gıdaların içinde de şeker bulunur.

Buna rağmen, doktorlar ve beslenme uzmanları, şekerin vücudumuza çok ciddi sağlık tehditleri oluşturduğunu, ve daha da önemlisi bu durumdan nasıl sakınabileceğimizi üzerine basa basa anlatmaktadırlar.

Diyetinizden şekeri çıkarmak, sağlığınızı yaşam kalitenizi ciddi anlamda arttıracak şekilde etkileyecektir. Aşağıda, bugün hayatınızdan şekeri çıkarmak için 7 önemli neden bulacaksınız.

Daha tok hissedersiniz

Şeker, yemek yedikten sonra doyma hissini sağlayan leptin adı verilen hormonu bastırır. Bunun sonucunda yemeye devam etmekten kendinizi alıkoyamazsınız.

Şekeri bıraktıktan sonra vücut iştahı düzenlemeye başlar ve artık gıdalar daha çok tokluk hissi yaratmaya başlar. Bu da daha az kalorili yiyecek ve daha az tatlı tüketmek anlamına gelir.

Kalbinizi korursunuz

kalp

Bol şeker içeren yüksek glisemik indeksli bir beslenme ve kalp hastalıklarının oluşma riskinde artış birbiriyle bağlantılıdır.

Şekerden kaçınmak, kalbi korumanın ve trigliseritleri kontrol altına almanın bir yoludur. Trigliseritler şekerden gelen ekstra kalorilerin depolandoğo yağ türüdür ve iyi kolesterolün vücudumuzdaki etkilerini azaltırlar.


Bu yazımızı okumayı unutmayın: Kalp Sağlığınız İçin Sarımsak Çorbası

Karın yağları azalır

Şeker; vitamin, mineral ve lif yönünden yoksun, çok yüksek kalorili bir gıdadır. Bu yüksek kalorili, besin değeri düşük gıda, vücudumuzda kolayca yağ birikimine ve ilerleyen dönemlerde ise obeziteye dahi yol açabilmektedir.

Endokrin Topluluğunda (Endocrine Society) yayınlanan bir çalışmada; şeker tüketiminin, mide etrafında ve vücudun bel kısmında yağ birikimine neden olduğu ortaya konmuştur.

Karaciğerinizi korursunuz

karaciğerNature dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre; aşırı şeker tüketimi tıpkı alkolde olduğu gibi karaciğeri olumsuz yönde etkiler.

Şekerden kaçınmak, karaciğerin işlevlerinin düzenli bir şekilde devam etmesine katkıda bulunarak bu organın yorulmasının önüne geçer.

Böbrek taşı oluşumu engellenir

Diğer zararların yanında göz ardı edilen bir şey de, şekerli içecekler ve rafine şekerlerin böbrek taşı oluşumu riskini %25 oranında arttırmakta olduğudur. Daha kötüsü ise tükettiğimiz şekerli meşrubatların bu riski %33 gibi ciddi bir oranda arttırabilir düzeyde olmasıdır.

Bu riski önlemek için bu içecekleri tüketmeyi bırakıp doğal meyve suları veya su gibi daha sağlıklı içecekleri tercih etmek gerekmektedir.

Beyninizi korursunuz

beyin

Kanıtları çok kesin olmamakla beraber, bazı çalışmalar kan şekerindeki ani değişimlerin hafızayı etkileyen beyin hasarının nedenlerinden olabileceğini bulmuştur. Bu çalışmalarda sorunun kaynağının kontrolsüz kan şekeri seviyeleri olduğu tespit edildi; ancak şekerin doğrudan bir etkisi bulunamadı.

Ancak, çok fazla şeker tüketiminin, kan şekerinin yükselmesinin temel nedeni olduğu yaygın olarak bilinmektedir.


Beyin sağlığınızla ilgili daha fazla bilgi edinmek ister misiniz? Bu yazımızı okuyun: Beyin Sağlığı için İpuçları ve Tavsiyeler

Cildinizi genç görünümlü tutarsınız

Şeker tüketmek glikasyon adı verilen bir süreci çalıştırır; bu da cildinizdeki elastin ve kolajenin hasarına neden olur.

Şekeri hayatınızdan çıkarmak cildinizin genç görünümünü koruyacak ve yaşlanmanın erken belirtilerini engelleyecektir.

Kaynak: sağlığa bir adım