ENERJİNİZİN ÇALINMASINA İZİN VERMEYİN !

12742651_1095067857190203_7183859655800063663_n[1]

Çevrene pozitif enerji yayan biriysen eğer daha dikkatli olacaksın.
Kafalarında yarattıkları saçma bir dünyayı senin kafana geçirerek enerjini çalmalarına izin vermeyeceksin.
Hayatta sadece sorunları olduğunu düşünenleri anlamak zorunda bırakmayacaksın kendini.
Hayatın gerçek bir mucize olduğunu, şiir gibi güzellikleri bağrında taşıdığını, hayatın her insana bir şekilde gülümsediğini anlamayanlarla uğraşmayacaksın.
İlişkilerinde sadece sorunlarını dile getiren, yaşadıkları onca güzelliği yok sayan insanlara bir dakikanı bile ayırmayacaksın.
Hakkında hiç bir şey bilmedikleri halde konuşmaya kalkanları susturacaksın.
Değerinin farkında olmayanlardan uzak duracaksın. Değerini bilerek yok saymaya çalışanlara ise haddini bildireceksin.
Fındık kabuğunu doldurmayan işlerle boğuşmanı sağlamaya çalışan insanları sileceksin defterinden.
Gülüşlerini çalmaya kalkanları çıkaracaksın hayatından.
İlişkileri bir yük haline getirenleri uzaklaştıracaksın yanından ve ilişkinin mutluluk getirmesi gerektiğini yazacaksın kafana.

Velhasıl, onca yılını vererek ışıl ışıl bir enerji deposuna çevirdiğin beynini düşünerek, beyinsizlere ezdirmeyeceksin kendini..

(Frank Sinatra )

Kaynak: Nur Demirin sayfasından alınmıştır

ENERJİNİZİ DOĞRU KULLANMAYI ÖĞRENİN

gökyüzü[1]

 

Beyin öyle bir güçtür ki..

Kafadan geçen her düşüncenin Allah katında bir talep olduğuna inanıyorum iyi şey ister güzel şeyler düşünürseniz cevabı aynen öyle gelir ,
Ama hep korku ve kuşkuyla yaşarsanız aynen bunları da çağırırsınız.

Trafik kazasından korkan insanlar hep kazaya uğrarlar. Eğer siz korkuyla yola çıkar ve hep bunu beyninizde kurgulayıp etrafa negatif enerji yayarsanız mutlaka şoföre kaza yaptırırsınız ama arabayı siz kullanıyorsanız ve böyle korkularınız varsa eğer sakın araba kullanmayın…

Çocuğuna aşırı korumalı ana ve babalarının çocuklarına hep bir şeyler olur yani biri bir taş atsa bile gelir sizin çocuğunuzun kafasını bulur o zaman siz şunu düşünürsünüz onu kollayıp korumasam hep başına olumsuz şeyler geliyor
Neden acaba ? Bu tıpkı (yumurtamı tavuktan çıkar, yoksa tavuk mu)’yu andırmıyor mu?

Öyle mutsuz bir toplum olduk ki birbirimize günaydın diyemiyoruz, bir araya geldiğimizde hep olumsuz olaylar konuşuyoruz, biri bize nasılsın dese iyiyim demeye korkar olduk, işler nasıl deseler, derhal şikayet etmeye ve her şeyin kötü ve daha da kötüye gittiğini söylüyoruz, hastalıklarımızdan ve ölümlerden bahsediyoruz yni dostlarla da sohbetin güzelliği , keyfi kalmadı.Hep para olmadığından yakınıyoruz sanki bunu soran bizden para isteyecekmiş gibi.Aynen devam edin, neyi YOK diyorsanız, onu YOK etmeye devam edin, sürekli şikayet edip etrafa olumsuz ve zavallı görünerek her şeyin bereketini kaçırın, ayrıcada bu kadar mızırdanma sonunda dostlarınızı da kaçırdığınızı fark
edeceksiniz.

Hep hastayım diyen insanlar mutlaka hasta olurlar beyin şartlanmaya görsün hangi hastalıktan korkup, çağırıyorsanız size onu getirir.

Sürekli param yok deyen insanlar paralarının bereketini öyle kaçırırlar ki bir gün gelir birde bakarlar gerçekten paraları bitmiş ama bu bitiş ani çıkan hesapta olmayan mecburi harcamalarda olabilir, sağlığa harcanması gereken miktarlar da olabilir.

Allah zaten verilen nimetlere şükretmesini bilmeyen kullarından bu nimetleri bir müddet sonra almaya başlar.

Çevrenize bakın örneklerni çok göreceksiniz.

Gelin bundan sonra Nasılsın diyenlere
ÇOK İYİYİM ÇOK ŞÜKÜR demekle işe başlayın…….
Öyle bir toplum olduk ki karşımızdakini yargılamaktan sevmeye zaman bulamıyoruz.

Oysa her yaşta sevgiye ihtiyacımız var. Sevgi sunulmazsa sevgi değildir. Neyi severseniz sevin ama içinizde yoğun sevgi duyguları olsun. Birisine sevginizi söylediğinizde hareketlerle bunu pekiştirdiğinizde ona öyle güzel bir enerji yollarsınız ki, onun mutluluğunun enerji şeklinde size geri dönüşünden aldığınız pozitifi başka hiçbir şeyde bulamazsınız.

Yeni bebeği olmuş bir anne eğer sıkıntıları varsa veya olumsuz bir kişiliğe sahipse lütfen en olumlu olduğunda bebeğini kucağına alıp onu çıplak tenine deydirs! in. Eğer bebeklerinizin huzurlu ve sağlıklı birbebek olmasını istiyorsanız onu sakin kavgasız gürültüsüz ve pozitif bir ortamda büyütmeye çalışın.
ve bilin ki çok çabuk büyüyorlar. Bazı anne ve babalar çocuklarını çok sevdikleri halde bunu ifade edemez ve gösteremezler.
Neden ?
Ne zaman göstereceksiniz?
Tanrı’nın verdiği bu armağana sevgiyi en güzel şekilde göstermemiz bir şükür ve teşekkür değil mi ?

Beyin öyle bir güçtür ki , insan beyin gücünü kullanarak isterse kendini felç de edebilir, öldürebilir de, kanserini de yenebilir. Yeter ki beynini şartlandırabilsin. Beynimizde yaklaşık 13 milyar civarında sinir hücresi vardır. Her bir hücre yaklaşık 7.3 kilo voltluk enerji açığa çıkarır. Pratikte mümkün değil ama teorikte beyindeki tüm sinir! hücrelerinin aynı anda enerjilerini saldığını varsayalım, yaklaşık 350 milyon kilo voltluk bir enerji açığa çıkar ki bu da büyük bir metropolün tüm elektrik ihtiyacını karşılayacak güce sahiptir. Size tıp kitaplarına girmiş bir olayı anlatmak istiyorum,

Et taşımaya yarayan soğutuculu bir tren, temizlenmek için bir istasyonda duruyor. İşçiler vagonları temizlemeye başlıyorlar, işçinin biri bir vagonu temizlerken diğer işçi o vagonu boş sanıp kapısını dışardan kilitliyor. Biraz sonra tren hareket ediyor, ve bir durak sonra et almak üzere bir istasyonda duruyor. Kapalı kalan işçinin vagon kapısı açıldığında işçinin donarak öldüğü görülüyor. Fakat bir bakıyorlar ki, vagonun ısısı normal ısıda yani dondurucuya geçirilmemiş. Ama kapalı kalan işçi bunu bilmediği, donarak öleceğini sandığı için beyin aynen donmanın şartlarını hazırlayarak, donmanın tüm belirtilerek göstererek vücudunu buna uyduruyor.

Yani beyninizi olumlu şeylere kanalize edin .Bazı insanlar vardır, hep konuşurken daha yaşasam 1-2 s! ene daha yaşarım diye konuşup sık sık bunu tekrar ederler ve kendilerine adeta bir ölüm zamanı belirlerler. Ben bu laftan çok korkarım ,eğer bunu inanarak söylerlerse beyinlerini öyle bir şartlarlar ki , öyle bir kurgularlar ki gerçekten dedikleri zamanda ölürler. Bu yüzden kaç yaşında olursanız olun hep bir hedefiniz ve hayalleriniz olsun ki uzun yaşayabilesiniz.

İnsan hayal ettiği müddetçe yaşarmış. Ne doğru bir laf değil mi?

Dün bitti. Dünün tekrarı yok aynı rüyalar gibi.
Yarın, hiç bilmiyoruz, iyi şeylerde olabilir kötü de .

Ama şu anımı biliyorum,ayağım kırık bu yazıyı yazıyorum ama eşim yanımda çocuklarım sağ ve ben bu yüzden dünyanın en mutlu insanıyım ve yarınımı da bilmediğim için bu anımı en iyi, en keyifli ve en pozitif şekilde değerlendiririm. Bilmediğim bir geleceği düşünerek de bu anımı zehir edemem.
Siz de böyle ! yapın ve hayatınızı birbirine karıştırmamak kaydıyla 3’e bölün.

Dün, bugün,yarın diye…

Biz ani stresleri çok severiz.Çünki ani streste vücutta Adrenokortikotrop hormon (ACTH) artar vehafıza, algılama, enerji süper olur.Yani bu hormon strese karşı vücudun bir sigortasıdır. Ama siz bu stresi kısır döngüye çevirirseniz yani sürekli beyninizde kurarsanız, hep bunu düşünürseniz, gelen olumlu şeylerin hepsi geri gider.

Yani unutkanlıklar, enerji kayıpları, isteksizlikler, migren, mide-bağırsak şikayetleri, uykusuzluklar, beyin tümörler, tansiyon ]iniş-çıkışları, vücudun muhtelif yerlerinde uyuşmalar, mutsuzluk, hatta depresyon ,kalple ilgili şikayetler ve kansere zemin hazırlamış olursunuz. Bunları kendinize niye reva göreceksiniz ki ?
Akıllı, kontrollü ve olumlu olmak yeterli.

Eğer büyük bir strese girdiyseniz kendinize hobiler bulun, yani kafanızı dağıtın.Başka işlere kanalize olun ki stres yaratan faktörün etkisi azalsın veya sevdiğiniz, sizi mutlu eden şeylerle uğraşın. Reiki öğrenin. Bunları da yapamıyorsanız dua edin, duaların insanlarda yarattıkları mistik etki onların pozitiflenmesini sağlar. Ben evde sokakta bile hep iyilik diler ve hayır için dua ederim.

* Prof. Yıldız Batırbaygil alıntı

HANGİ BESİN NEYE FAYDALI?

12821530_794394397372031_3379542587790237416_n[1]

Besinlerin sağlık açısından vazgeçilmez öğeler olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama bazı besinler var ki, tıpkı vücudumuzdaki organlara benzemekte ve bu sebeple benzediği organa daha çok fayda sağlamakta. Pek çok insan buna inanmayabilir, ama aşağıdaki makalemizi okuduğunuz zaman, siz de bize hak vereceksiniz.

👉 Armut : Armut şekil olarak kadın rahmine benzemektedir.. Bu sebeple de rahmim hastalıklarından koruyucu özelliği bulunmaktadır.

👉 Havuç: Havucu dilimlediğiniz zaman insan gözüne benzer. Bilimsel araştırmalar havucun gözlerin kan akışını ve işlevini iyileştirdiğini göstermiştir.

👉 Domates: Domateste de tıpkı kalpte olduğu gibi, dört odacık vardır ve kırmızı renklidir. Bütün araştırmalar domatesin kalp ve kan için faydalı olduğunu göstermektedir.

👉 Üzüm salkımı: Üzüm salkımına dikkatli bakarsanız salkım hali ile kalp şekline benzer. Tane olarak da her bir üzüm tanesi, kan hücresi gibi görünür. Yapılan araştırmalar, üzümün ciddi kalp ve kan canlandırıcı bir gıda olduğunu göstermiştir.

👉 Ceviz : küçük bir beyin görünümündedir. Ve beyin fonksiyonlar için faydalıdır.

👉 Fasulye : böbrek görünümündedir ve böbrek fonksiyonlarını iyileştirir.

👉 Sap kereviz, Çin Lahanası ve Rhubarb (bizde yok): Bu üç sebze, kemiklere benzer. Bu gıdalar kemikler için faydalıdır, sodyum oranları eşit ve %23 dür. Gıdanızda yeterli sodyom yok ise vücut kemiklerden çeker ve kemikler zayıflar. Bu gıdalar iskeletinize faydalıdır.

👉 Patlıcan, Avokado ve Armut : Bu meyveler,kadınların rahim -rahim sağlığı ve fonksiyonlarını hedefler. Görünümleri bu organa benzerler. Araştırmalar kadınların haftada bir avokado yemeleri halinde hormonları dengelediğini, istenmeyen doğum sonrası kilolarını azalttığını ve serviks (rahim) kanserini önlediğini göstermiştir.

👉 İncir: Tohum doludur ve ağaçta ikili olarak asılarak büyür. İncir sperm sayısını ve hareketliliğini arttırır ayrıca erkek kısırlığını önler.

👉 Tatlı Patates : Şekil olarak pankreasa benzeyen patates, şeker hastaları için özellikle faydalı bir besindir. Şeker hastalarında glisemik indeksi dengeler.

👉 Zeytin: Zeytin pek çok derde devadır. Ama özellikle, yumurtalıkların sağlığına ve fonksiyonuna yardımcı olur.

👉 Greyfurt, Portakal ve Diğer Narenciye Meyveleri : Hepsi de şekil itibari ile,kadın göğüsüne benzer ve bunların sağlığına ve lenfin hareketine yardımcı olur.

👉 Soğan: Soğanın görüntüsü, vücut hücreleri görünümündedir. Bütün vücut hücrelerinden atık maddelerin temizlenmesine yardım eder. Hatta gözlerin epitel katlarını yıkayan gözyaşlarına bile sebep olur. Soğan doğramaktan nefret eden ve soğan doğrarken ağlamak istemeyen okurlarımıza duyurulur.

SEVDİKLERİNİZ İÇİN MUTLAKA PAYLAŞIN..!

Kaynak: sağlık haberleri

Bir zamanlar birbirlerine aşık iki genç vardı

11220803_1215179581833342_128451111347005485_n[1]

Dut Ağacı Ve Yaprakları

Bir zamanlar birbirlerine aşık iki genç vardı.Kızın adı Tispe,delikanlının ki ise Piremus idi. Bunlar yan yana evlerde otururlardı.Birlikte büyüdüler ve çocukluklarından beri birbirlerine karşı aşk beslediler. fakat aileleri görüşmelerini istemezler birbirlerine uygun olmadıklarını düşünürlerdi. Oysa onlar birbirlerini ölesiye seviyorlardı. İki evin arasında gizli bir çatlak vardı, aileleri bunu bilmezler onlarda geceleri burada buluşur o aradan birbirlerine seslerini duyurur aşklarını dile getirirlerdi.

Bir gece ormandaki ağacın altında buluşmaya karar verdiler.Tispe ağaca Piremus’dan önce varmıştı. Gittiğinde avını yeni yemiş ağzından kanlar akan kocaman bir aslanla karşı karşıya geldi. Korkarak bir mağaraya doğru koşmaya başladı. Farkında olmadan yolda boynundaki eşarbını düşürmüştü. O sırada Piremus geldi gördükleri karşısında donup kalmıştı. Kocaman aslan ağzında kanlarla birlikte
biricik sevgilisi Tispe’nin eşarbını parçalıyordu. O an aklına gelen ilk ve tek şey aslanın Tispe’yi öldürerek yediğiydi. Tispe’siz yaşayamazdı. Aklından geçen sadece aşkı uğruna canına kıymaktı. Belinden hançerini çıkardı ve göğsüne sapladı. Kanlar içinde cansız bedeni yere düştü.Tispe ise korkusunu bir kenara atıp bir an önce
aşkını görmek için mağaradan çıkmaya karar vermişti. Ağacın altına geldiğinde o korkunç sahneyle yüzleşti.Piremus’un cansız vücudu yerdeydi ve elinde Tispe’nin düşürdüğü eşarbını tutuyordu. İlk önce genç kız olanlar karşısında ağlamaktan
hiçbir şeyi anlayamamıştı. Ama eşarbı ve uzaklaşan aslanı görünce anladı. Bir an mağarada düşündüğü o korkunç şey başına gelmişti. Ve onun öldüğünü düşünen Piremus aşkı uğruna canına kıymıştı. Tispe bir an bile düşünmeden hançeri aldı ve göğsüne götürdü. Onların aşkı ölesiye bir aşktı ve ölüm bile onları ayıramazdı. Eğer Piremus aşkı uğruna ölümü göze aldıysa o da hiç çekinmeden canına kıyabilirdi ve
hançeri sapladı. Birden vücudu Piremus’un bedeninin üstüne yığıldı.

O anda tanrılar bu yüce aşkı ölümsüzleştirmek istediler ve bu çiftin üstünde duran ağacı bunların aşkına adadılar. Piremus’un kanını bu ağacın meyvelerine, Tispe’nin gözyaşlarını ise ağacın yapraklarına verdiler.

O günden beri kara dut ağacının meyvesinin çıkmayan lekesini, (Piremus’un kan lekesini), dut ağacının yaprakları,(Tispe’nin gözyaşları) temizler..

Bilir misiniz dut ağacının meyvesinin lekesi çıkmaz ama elinize ağacın yaprağını alır ovuşturursanız lekenin çıktığını göreceksiniz.

Kaynak: Charlotte Gabay’ın Facebook Sayfasndan Alınmştır

Erik PESTİLİ Tam Bir Enerji Deposu…

25a6aErik-Pestili-500-GR_1432_1[1]

 

EriK Pestilinin  Faydaları:

Erik vücuda güç ve enerji verir. Beden ve zihin yorgunluğunu giderir.

Sinirleri sakinleştirir. Kansızlığa iyi gelir. Erik sindirim sistemine de faydalıdır.

İştah açıcıdır. Hazmı kolaylaştırır. İdrar söktürücüdür ve kabızlığı giderir.

Bağışıklık sistemimizi de güçlendirmektedir.

Vücudumuzun dokuları ile hücrelerinin yenileme ve güçlenmesine katkı sağlamaktadır.

Vücuttaki zararlı maddeleri dışarı atmaya yardımcı olarak böbrekleri dinlendirir.

Romatizmaya iyi gelir.

Östrojen seviyesini dengelediği için özellikle Menopoz dönemindeki kadınlar için yardımcıdır.

alıntı

.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Hediyem Tabi Ki Melekler…

12524116_896913553754961_2958386149092061849_n[1]

Kadınlar gününde kendime beni koruyup kollayan ve şans getiren meleklerden alıyorum… Nerden mi tabi ki Işıl iPEKÇİ’den 0536 508 19 73…

Burçlara Göre Hayalinizdeki Ev… Yaşadığınız ev, karakterinizi yansıtır. İşte burçlara göre ev tercihleri:

_CEF0568[1]

Koç burcu
Ateş grubundan olan Koç burcu güvenliği olan aydınlık ve ferah evleri tercih eder. Yaratıcı alanlar tam onlara göredir. Ateş kırmızısı ve narçiçeği rengi uğurlu renkleridir.
Deklarasyonda, eski ve yeniyi bir arada yaşatırlar. Kendilerini yaşam alanlarında rahat hissetmeleri gerekir ve bu alanı ateşli renk patlamalarıyla yuva haline getirirler Pozitifliğiniz ve tarzınız farklı dekorasyonlar denemenize neden olsa da yatak odanızın enerjisi şömine önleridir.

Boğa Burcu
Müziğin merkezde olduğu canlılığın içinde sade bir yaşam alanı Boğa burçlarının tercihidir. Özellikle denize ve doğaya yakın olmak amacıyla balkon tercih etmelidirler… Boğa evinde karşınıza sık sık deri koltuk ve kadife kumaşlar çıkar.
Beyaz ve siyah rengini seven Boğa burçları evlerinde bu renge sıklıkla yer verirler. Kitapları için mütevazı bir kitaplık mutlaka bulunacaktır.. Misafiri çok seven bu Burçlar fazla koltukla odayı boğmak yerine minderlerle dekorasyonu tamamlayabilir. Ayrıca evini daha çok benimsemesi için taze çiçekler hoşuna gider. Mutfak dekorasyonu da özen gösterdikleri bir konudur.

İkizler Burcu
İkizler burçları modern tasarımları olan evleri tercih ederler. Evlerinde lüksü ve rahatlığı arayan Geniş alanlarda yaşamayı seven İkizler evlerinde cam öğeleri kullanmayı sever. Büyük kapılardan, geniş pencerelerden hoşlanır. Son moda olanı tercih ederken tasarım konusunda harika bir zevke sahiptir.
Modernizeyi seven modern tasarımları takip eden burç, aynı şekilde son model elektronik cihazlardan da haberdardır. Yaşadıkları alanda ferahlık isterler Metal objeler, sarı ve tonlarındaki modern duvar aksesuarları hoşlarına gider. Capcanlı bir burç olan ikizlerin evi de kendisi gibi bu enerjiyi tamamen yansıtır. Ruh haline göre sık sık dekorasyonunu değiştirir.

Yengeç Burcu
Evlerine âşık olan Yengeçler, evine en meraklı burçturlar. Bahçe katı, ahşap evler duygusal Yengeç burcunun yaşamayı tercih edeceği bir evdir. Klasik ve modernin birleştiği tasarımlar tam Yengeç burcuna göredir. Evini gösteri aracı olarak değil, kabuğuna çekilebileceği bir mekân haline getirmek için dekore eder.
Beyaz, gümüş ve gri renklerini dairelerinin her köşesinde kullanırlar. Denizi çok sevdikleri için deniz manzaralı evler tercih ederler. Ve… Yatak odaları ruhlarını dinlendirmek için kullandıkları bir sığınaktır. su sesiyle huzur bulan yengeçler için küçük bir fıskiye ve mumlar yatak odanızı vazgeçilmez kılar.

Aslan Burcu
Kaliteli yaşamayı seven Aslan burçları lüks ve komşuları olan büyük evleri seçer. Aslan burcu için ev kendisiyle gurur duyabileceği atmosferlerden biridir. Masraftan kaçınmaz ve hem kaliteli hem ihtişamlı eşyalarla evi süsler. Altın ve kırmızı renklerini evlerinde görebileceğiniz burcun evi tamamen konforlu tasarımlardan oluşur. Dekorasyon zevki biraz pahalıdır. Lüks kumaşlardan, deri koltuklardan ve abartılı mobilyalardan hoşlanır. Misafirlerinin beğenilerini kazanmak amacıyla evi en iyi şekilde dekore eder.
Görkemli bir hayat tarzı benimseyen aslan burçları tabii ki yatak odaları ve duvarlarda büyük aynalar aslan burçlarına uygun noktalardır. Turuncu, sarı, kırmızı ve mor aslan burcunun dekorasyonunun ana renkleridir.

Başak burcu
Mükemmelliği hayatının her aşamasında arayan Başak burçları ev seçimlerinde de buna dikkat ederler. Rahat yaşayabilecekleri geniş ve modern tasarımlar onların ilgisini çeker. Evlerinde ahşap dokuları görmekten hoşlanırlar. Az ama öz eşyası vardır. Doğayı sever ve duvarlarında odayı boğmayacak ölçüde doğa fotoğrafları ya da tabloları kullanabilirler.
Doğal sabunlar ve doğal kokular evin havasını değiştirecektir. Sentetik ürünlerden olabildiğince uzak dururlar. Zarif bir zevki vardır. Kitaplıkla uyumlu bir karyola başı ve yatak odasındaki bej gibi renkler başak burcunun dekorasyon dünyasında önemlidir.

Terazi Burcu
Konut seçiminde kendileri için en uygun evi uzun değerlendirmeler sonunda bulan Terazi burcu her imkâna kolaylıkla ulaşabileceği residence daireleri tercih eder. Dengedeki hayatlarını evlerine taşımak isteyen bu burçlar dekorasyonda da ne istediğini iyi bilirler. Uçuk yeşil, mavi ve sarının tonlarından döşenmiş mobilyalar onları çeker. Bakır ve kurşundan yapılmış aksesuarlar onların dekorasyona düşkünlüklerinin göstergesidir. Sanki doğuştan dekoratördürler.
Uzun, alçak ve rahat koltuklar vazgeçemedikleri mobilyalardandır. Sanata çok düşkündürler. Bu yüzden de oturma odalarında tablolara, el dokuma halılara ve estetik değeri olan duvar saatlerine rastlayabilirsiniz. Belli başlı bir renkleri yoktur. Dikkat ettikleri tek nokta uyumun gerçekleşmiş olmasıdır.

Akrep Burcu
Bu burcun insanları geniş balkonu, geniş salonlu evleri tercih eder. Akrep burçlarının evlerinde antika köşeleri ve farklı tasarım edilmiş odalar bulunur. Gizemli mizaçlarını evlerinde gizleyen akrep burçlarına en uygun renk kırmızıdır. Kırmızı ve kırmızının tüm tonlarından meydana gelen döşemeler akrep burcu insanını çeker. Işığın biraz düşük biraz romantik olmasından hoşlanırlar. Tarçın kokulu bir mum akrep burcu için dekorasyonun vazgeçilmezlerindendir. Karamsar tabloları da eksik etmez.
Keyif yapmayı da sevdiğinden duvar süsleri ve resimlere geniş yer verir evinin dekorasyonunda. Cinselliğe egzotizme önem veren akrep yatak odası dekorasyonunda karanlık tablolarla, kısık aydınlatmalarla hemen dikkat çeker.

Yay Burcu Yay burcu insanı özgürlüğüne çok dükündür. Farklı olmayı sever. Geniş daireler Yay burçlarına göredir. Residence konseptinde kolaylıkla ulaşabileceği spor salonları ve alışveriş merkezleri ilgisini çeker. Renkleri, aksesuarları her alanda kullanmayı seven evine enerji katan yaylar Sıradanlıktan kaçınır ve her zaman ferah ve özgündür. Özellikle kendi yarattığı objelere evini dekore ederken yer verebilir.
Gezdiği gördüğü yerlerden kalan hatıraları, okuduğu kitapları ya da yaptığı çılgınca şeylerle ilgili eşyaları sergilemeyi sever. Gökkuşağının renklerine hayran olan yay rengârenk büyük minderlerle modern bir yatak odası dekore edebilir.

Oğlak Burcu
Teknolojiye meraklı olan burç için en ideal konut akıllı evlerdir. Akıllı ev teknolojisiyle tasarlanmış evlerinde huzur bulan Oğlak burcu İşte ciddiyeti ve mükemmeliyetçiliğiyle evinde çalışma odasına özen gösterir. Öncelikle hesap yapar, kafalarında biçimlendirirler ve en son içlerine gerçekten sinerse o obje bir oğlağın evine girmeye hak kazanır.
En iyisine sahip olma isteği nedeniyle dekorasyonda daha sade ve gelenekçidirler. Her şey dayanıklı ve ahenkli olmalıdır. Daha çok gücü simgeleyen deri bir sandalye ya da leopar desenli bir halı, yatak örtüsü oğlakların kişiliğini yatak odalarına da taşıyacaktır.

Kova Burcu
Merkezi konumda yer alan modern evleri tercih ederler. Yenilik ve değişiklikten yana olan Dâhilerin ve yaratıcı insanların burcu olan kova burcu bunu evine de yansıtır. Geleceği evlerine taşıyan kova burçları Rahat bir dekorasyonu tercih ederler ve ellerine gelen türdeki şeylerden hoşlanmazlar. Bazen tek bir rengin farklı tonlarıyla da tüm evlerini döşeyebilirler. Kural dışı bir dekorasyoncudurlar. Aynı zamanda içsel bir rahatlama için sürrealist biblo ve tablolar kovaların işine yarayacaktır.
Kova burcunun yatak odasında mütemadiyen ilgi çekici, göz alıcı detaylar bulunur. Yatak örtüsünden perdesine kadar kova burçları farklı olmalıdır. Zaten onun işi şaşırtmaktır. Gümüş rengi ve mavi tonları dekorasyonda burcuna huzur verir.

Balık Burcu
Yeni tasarımlar deniz manzaralı geniş evlere ilgi duyan Balık burçları konforunu en üst seviyede tutar. Onun için huzurlu olabileceği yer evdir. İşte hayal gücünü rahatlık ve sadelik için evine yansıtan balık burçları için Evlerindeki huzur her alana yayılmıştır. Dekorasyonu düşlere dayalı bir estetik anlayışını merkez alarak oluşturur. Balığın oturma odasında sıklıkla deniz temalı objelere rastlamanız mümkündür. Bu burç için yatak odası yani kişisel mekân çok önemlidir.
Düş gücünü ve sanatsal yönünü burada açığa çıkaracaktır.O yüzden yatak odasının balığın yaratıcılığını yansıtabileceği sıcak bir mekân olarak dekore edilmesi gerekmektedir. Kendisini iyi hissedeceği posterler ve eşyalar yatak odasında kullanılabilir. Su yeşili ve mavisi, beyaza kaçan soluk sarı onun dünyasının renkleridir.

kaynak: e-kolay

TIRNAKLARINIZ SAĞLIĞINIZLA İLGİ GÖSTERGELER OLDUĞUNU BİLİYORMUYDUNUZ?

tırnak[1]

Tırnaklarınızın sağlığınızla ilgili uyarı verdiğini biliyor muydunuz?

Solgun tırnaklar Sağlıklı bir tırnak genelinde pembe, dibine doğru ise beyazımsı pembe renkte olmalıdır. Eğer tırnaklarınız solgun veya diğer renklerdeyse sağlığınızla ilgili sinyal veriyorlar demektir. Yeşil renk bakteriyel enfeksiyon göstergesidir. Kırmızı çizgiler kalp sorunlarını, mavimsi tırnaklar kandaki düşük oksijen seviyesini, beyaz renk karaciğer rahatsızlığını ve koyu renk çizgiler ise kalp hastalıkları ve yaşlanmayı işaret eder.

Kalın tırnaklar Çok kalın tırnaklar doğal değildir. Normalden daha kalın tırnaklar akciğer rahatsızlığı, mantar enfeksiyonu, tiroid ve dolaşım sistemi hastalıklarına dair uyarı verir.

Çatlak tırnaklar Çatlak tırnaklar genellikle katmanlar halinde dökülen tırnaklardır. Tırnaklarınız sık sık çatlıyorsa folik asit ve C vitamini eksikliği söz konusu olabilir. Ayrıca kronik yanlış beslenme habercisi de olabilir.

Kaşık tırnak Bu tırnaklar dahili rahatsızlıklara bağlı olarak iç bükey bir şekilde kıvrılır ve kaşığa benzer bir hal alır.n Genellikle demir eksikliği, hemokromatozis, kalp rahatsızlığı ve hipotiroid habercisi olduğu söylenebilir.

Çöküntülü tırnaklar Tırnaklarınızda görülen minik çöküntüler veya noktasal delikler tırnaklarınıza iyi bakmadığınızın göstergesi olabilir. Ancak sedef, çinko eksikliği veya Alopecia areata isimli saç dökülmesine neden olan bir otoimmün rahatsızlığın belirtisi de olabilir.
Dalgalı tırnaklar Tırnaklar doğaları gereği pürüzsüz yüzeylerdir. Eğer belirgin dalgalanmalar söz konusu ise demir eksikliği, arterit veya lupus hastalığının belirtisi olabilir.
Kuru, kırılan tırnaklar Tırnaklarınız sık sık kırılıyorsa hormon seviyelerinizi kontrol ettirmeniz önerilmektedir. Tiroid veya mantar hastalığının habercisi olabilir.
Yumru tırnaklar Eğer tırnaklarınızın etrafındaki deri şişiyorsa akciğer rahatsızlığı, enflamatuvar bağırsak hastalıkları veya karaciğer rahatsızlıklarının belirtisi olabilir.
* Alıntı

Iguassu Şelalerin’de Macuco Safari Kaçmaz…

Pınar ‘la (dünya tatlısı, içi dışı bir, kafa yapımız aynı, pırıl pırıl, canpare arkadaşımla) Vip turizmin Arjantin- Brezilya turuna katıldık ve uzun çok uzun çok çok uzun uçtuk ve Arjantin’e ( Buenos Aires) vardık. Fakat ben yazıma Buenos Aires’ten ayrılıp İguassu şelalelerine vardığımız bölümden başlamak istiyorum. Neden mi? Çünkü iguassu şelaleleri benim için turun tepe noktası da o yüzden…

Şelaleleri anlatmaya başlamadan önce gezi arkadaşlarımı tanıtmasam haklarını yemiş olurum. İnanılmaz uyumlu, inanılmaz eğlenceli bir tur oldu. Sinan ağbi bizim eğlence kaynağımız, foto ve gezi filmimizden sorumlu bakanımız oldu eşi Özden sıcaklığıyla, güzelliğiyle bizi büyüledi, Mat ailesi ( Özellikle ailenin hanımı Demet birtane bi insan, ayrıca Özdenle reiki eğitimlerime gelerek ayrıca beni mutlu ettiler) samimiyeti ve içtenliğiyle kalbimizde taht kurdu, romantik dörtlü (iki ayrı çift senelerdir arkadaş, kocaman çocukları var hala el ele kol kola göz gözeler) aşka inancımızı tazeledi, Banu tango aşkını ve yalnız gezmenin mümkün olduğunu gösterdi, Bahire hanım sevgiyle bakan gözleriyle ve yumuşaklığıyla hepimizi büyüledi, rehberimiz Kıvanç Demirel geziyi inanılmaz rahat hale getirdi diğer turdaşlarımızla yapılan sohbetler de her zaman besleyici oldu neyse lafı daha fazla uzatmadan turu anlatmaya geçiyorum J))

İguassu şelalerini görmeyi dört gözle bekliyordum ama bir yandan da beklentini abartma sonra aşağı çakılırsın diyordum kendime. Neyse ıguassu (yerel guarini dilinde büyük su anlamına geliyor) şelalelerine geldik, rehberimiz Kıvanç Demirel mayolarımızın, havlumuzun, yedek kıyafetlerimizin olduğu küçük bir çanta hazırlamamızı söyledi ve otobüsümüzden inip yağmur ormanlarının içinde jeeplerimizle ilerlemeye başladık. Kaplan, aslan görür müyüz diye bekledik ama görmedik. Yerel rehberimiz telefonunu çıkarıp daha önceki turların birinde çektiği kaplan resimlerini gösterip hepimizi imrendirmeyi başardı neyse sonunda iguassu şelalerini gezebileceğimiz başlangıç noktasına geldik.

Iguassu şelalerine doğru hızlıca yürümeye başladık, rehberimiz Kıvanç Demirel yavaş yürüyün bu tecrübeyi sonuna kadar içinizi çekin diye uyarınca tempoyu düşürdük. Kelebeklerin, çeşit çeşit ağaçların, kuşların, kuatilerin ( yöreye özge rakuna benzer çok sevimli bir hayvan) çevremizi sardığı keyifli bir yürüyüşten sonra 300 şelaleden oluşan Iguassu tüm heybetiyle bizi karşıladı. Sağa sola koşturup, videolar çekmeye, selfieler yapmaya başladık. Bazen de sadece bakıp eşsizliğin tadını çıkardık. Yürüyüşe devam ettikçe şelalere daha da yaklaşmaya başladık, sağdan soldan çeşitli açılardan yüzlerce foto çektik. Şelaleri gezerken en uç kısımda yağmurluk ihtiyacını Sinan ağbi tüm neşesi ve takılmasıyla karşıladıJ)) Bizden habersiz fotolar çekti valla onlardan kısa bir film yapılmasını hala bekliyoruz. Sinan ağbi mesajı aldın mıJ))

En uçta yağmurlukta giymeyebilirsin tabi ama şelale o kadar hızlı aşağı iniyor ve sen ona o kadar yakınsın ki, şaç, baş, üst, ayakkabı her şey ıslanıyor. Yağmurluk bi nebze üstünü koruyor. Korumasa bile hava o kadar sıcak ki hemen kuruyorsun.

Şelale o kadar gümbürdeyerek akıyor ki, seyretmesi ve bakması büyük keyif ama bir noktadan sonra şelaleye sus artık demen geliyorJ Ama o susmuyor J

Ve şelale gezmesinden sonra Macuco Safari turuna katılıp katılmayacağımızı soruyor rehberimiz Kıvanç Demirel, birkaç kararsız var grupta, bu eşsiz deneyimi kaçırırsanız çok pişman olursunuz diyerek onları da ikna ediyor ve tüm grup topluca safariye doğru yola çıkıyoruz.

Mayolarımızı ve can yeleklerimizi giydikten sonra Pınarla beraber botun arkalarında yerimizi alıyoruz ve şelalelere doğru olan yolculuğumuzun tadını çıkarıyoruz. Bir yandan da ne olacak nasıl şelalelerin altına gireceğiz diye de merak ediyoruz. Ve fazla beklememize gerek kalmadan kendimizi daha az akan bir şelalenin altında buluyoruz. Duygu aynen şu: ”gözlerimi açamıyorum, ellerimle gözüme siper yapayım ne oluyo göreyim, foto çekiliyor nasıl poz vereyim, ve çok zevkkliiii,  hadi bir daha şelalenin altına girip çıkalım” şeklinde. Ve tekrar girip çıkıyoruz. Pınar’la kollarımızı açıp gözlerimizi kapayıp bol bol foto çektiriyoruz. Ve bu mutluluk anı hiç bitmesin istiyoruz. En az yedi sekiz kez şelalenin altında ıslandıktan sonra çığlık atarak, içimizde birikmiş her şeyi temizleyerek iskeleye varıyor ve bottan iniyoruz.

Üstümüzü değiştirmeye giderken kuatilerin çok olduğu bir bölgeden geçiyoruz ve bol bol foto çekiyoruz. Rehberimiz aman okşamayın ısırırlar uyarısı yaptığı için mesafemizi de koruyoruz. Yalnız nasıl şımarıklar anlatamam. Çantaları yemek zannedip çantalara doğru sürekli hamle yapıyorlar. Biz de bu durumu foto çekmek için kullanıyoruz.

Üstümüzü değştirp hediyelik bölümüne giriyoruz. Buradan aldığımız hediyeliklerin buradaki yaşamı korumaya gittiğini öğrenince daha da rahat alışveriş yapıyoruz. Buraya ait magnetler, terlik, tsört alıp durumu biraz abartıyorum. Pınar çantaya asmalık kuati alıyor, önce buna burun kıvaran ben bir sonraki durakta hemen aynısından alıyorumJ))

Burası bize çok yarıyor. Hepimiz ışıl ışılız, hepimiz mutluyuz otelimize doğru yola çıkıyoruz…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Not: Brezilya- Arjantin 2016 Şubat Gezisi Bölüm 1

12728905_889530061159977_2693080064793291366_n[1]

Iguassu Şelalerin’de Macuco Safari Kaçmaz…

Pınar ‘la (dünya tatlısı, içi dışı bir, kafa yapımız aynı, pırıl pırıl arkadaşımla) Vip turizmin Arjantin- Brezilya turuna katıldık ve uzun çok uzun çok çok uzun uçtuk ve Arjantin’e ( Buenos Aires) vardık. Fakat ben yazıma Buenos Aires’ten ayrılıp İguassu şelalelerine vardığımız bölümden başlamak istiyorum. Neden mi? Çünkü iguassu şelaleleri benim için turun tepe noktası da o yüzden…

Şelaleleri anlatmaya başlamadan önce gezi arkadaşlarımı tanıtmasam haklarını yemiş olurum. İnanılmaz uyumlu, inanılmaz eğlenceli bir tur oldu. Sinan ağbi bizim eğlence kaynağımız, foto ve gezi filmimizden sorumlu bakanımız oldu eşi Özden sıcaklığıyla, güzelliğiyle bizi büyüledi, Mat ailesi ( Özellikle ailenin hanımı Demet birtane bi insan, ayrıca Özdenle reiki eğitimlerime gelerek ayrıca beni mutlu ettiler) samimiyeti ve içtenliğiyle kalbimizde taht kurdu, romantik dörtlü (iki ayrı çift senelerdir arkadaş, kocaman çocukları var hala el ele kol kola göz gözeler) aşka inancımızı tazeledi, Banu tango aşkını ve yalnız gezmenin mümkün olduğunu gösterdi, Bahire hanım sevgiyle bakan gözleriyle ve yumuşaklığıyla hepimizi büyüledi, rehberimiz Kıvanç Demirel geziyi inanılmaz rahat hale getirdi diğer turdaşlarımızla yapılan sohbetler de her zaman besleyici oldu neyse lafı daha fazla uzatmadan turu anlatmaya geçiyorum J))

İguassu şelalerini görmeyi dört gözle bekliyordum ama bir yandan da beklentini abartma sonra aşağı çakılırsın diyordum kendime. Neyse ıguassu (yerel guarini dilinde büyük su anlamına geliyor) şelalelerine geldik, rehberimiz Kıvanç Demirel mayolarımızın, havlumuzun, yedek kıyafetlerimizin olduğu küçük bir çanta hazırlamamızı söyledi ve otobüsümüzden inip yağmur ormanlarının içinde jeeplerimizle ilerlemeye başladık. Kaplan, aslan görür müyüz diye bekledik ama görmedik. Yerel rehberimiz telefonunu çıkarıp daha önceki turların birinde çektiği kaplan resimlerini gösterip hepimizi imrendirmeyi başardı neyse sonunda iguassu şelalerini gezebileceğimiz başlangıç noktasına geldik.

Iguassu şelalerine doğru hızlıca yürümeye başladık, rehberimiz Kıvanç Demirel yavaş yürüyün bu tecrübeyi sonuna kadar içinizi çekin diye uyarınca tempoyu düşürdük. Kelebeklerin, çeşit çeşit ağaçların, kuşların, kuatilerin ( yöreye özge rakuna benzer çok sevimli bir hayvan) çevremizi sardığı keyifli bir yürüyüşten sonra 300 şelaleden oluşan Iguassu tüm heybetiyle bizi karşıladı. Sağa sola koşturup, videolar çekmeye, selfieler yapmaya başladık. Bazen de sadece bakıp eşsizliğin tadını çıkardık. Yürüyüşe devam ettikçe şelalere daha da yaklaşmaya başladık, sağdan soldan çeşitli açılardan yüzlerce foto çektik. Şelaleri gezerken en uç kısımda yağmurluk ihtiyacını Sinan ağbi tüm neşesi ve takılmasıyla karşıladıJ)) Bizden habersiz fotolar çekti valla onlardan kısa bir film yapılmasını hala bekliyoruz. Sinan ağbi mesajı aldın mıJ))

En uçta yağmurlukta giymeyebilirsin tabi ama şelale o kadar hızlı aşağı iniyor ve sen ona o kadar yakınsın ki, şaç, baş, üst, ayakkabı her şey ıslanıyor. Yağmurluk bi nebze üstünü koruyor. Korumasa bile hava o kadar sıcak ki hemen kuruyorsun.

Şelale o kadar gümbürdeyerek akıyor ki, seyretmesi ve bakması büyük keyif ama bir noktadan sonra şelaleye sus artık demen geliyorJ Ama o susmuyor J

Ve şelale gezmesinden sonra Macuco Safari turuna katılıp katılmayacağımızı soruyor rehberimiz Kıvanç Demirel, birkaç kararsız var grupta, bu eşsiz deneyimi kaçırırsanız çok pişman olursunuz diyerek onları da ikna ediyor ve tüm grup topluca safariye doğru yola çıkıyoruz.

Mayolarımızı ve can yeleklerimizi giydikten sonra Pınarla beraber botun arkalarında yerimizi alıyoruz ve şelalelere doğru olan yolculuğumuzun tadını çıkarıyoruz. Bir yandan da ne olacak nasıl şelalelerin altına gireceğiz diye de merak ediyoruz. Ve fazla beklememize gerek kalmadan kendimizi daha az akan bir şelalenin altında buluyoruz. Duygu aynen şu: ”gözlerimi açamıyorum, ellerimle gözüme siper yapayım ne oluyo göreyim, foto çekiliyor nasıl poz vereyim, ve çok zevkkliiii,  hadi bir daha şelalenin altına girip çıkalım” şeklinde. Ve tekrar girip çıkıyoruz. Pınar’la kollarımızı açıp gözlerimizi kapayıp bol bol foto çektiriyoruz. Ve bu mutluluk anı hiç bitmesin istiyoruz. En az yedi sekiz kez şelalenin altında ıslandıktan sonra çığlık atarak, içimizde birikmiş her şeyi temizleyerek iskeleye varıyor ve bottan iniyoruz.

Üstümüzü değiştirmeye giderken kuatilerin çok olduğu bir bölgeden geçiyoruz ve bol bol foto çekiyoruz. Rehberimiz aman okşamayın ısırırlar uyarısı yaptığı için mesafemizi de koruyoruz. Yalnız nasıl şımarıklar anlatamam. Çantaları yemek zannedip çantalara doğru sürekli hamle yapıyorlar. Biz de bu durumu foto çekmek için kullanıyoruz.

Üstümüzü değştirp hediyelik bölümüne giriyoruz. Buradan aldığımız hediyeliklerin buradaki yaşamı korumaya gittiğini öğrenince daha da rahat alışveriş yapıyoruz. Buraya ait magnetler, terlik, tsört alıp durumu biraz abartıyorum. Pınar çantaya asmalık kuati alıyor, önce buna burun kıvaran ben bir sonraki durakta hemen aynısından alıyorumJ))

Burası bize çok yarıyor. Hepimiz ışıl ışılız, hepimiz mutluyuz otelimize doğru yola çıkıyoruz…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Not: Brezilya- Arjantin 2016 Şubat Gezisi Bölüm 1

12728905_889530061159977_2693080064793291366_n[1]

 

 

 

KENDİNİZİ CANLANDIRMANIN 14 MUHTEŞEM YOLU…

Ozdeyis_net_resimli_ozlu_sozler_e-motivasyon.net_umutluluk_motivasyon_sozleri-520x245[1]

Motivasyon, mutlu ve başarılı olmak için hayati önem taşır. Aşağıdaki ipuçları, kendi kendinizi motive etmenize ve bunu sürdürebilmenize yardımcı olacaktır. Bunlar, pratik ve sonuca yönelik tavsiyelerdir. Uygulamadığınız sürece, genel kültürden öteye geçmeyeceklerdir.

HİKAYENİZİ YAZIN
Temiz bir kağıda bir iki paragraf olacak şekilde arzu ettiğiniz geleceğin hikayesini yazın. Gelecekte yapmakta olduğunuz şeyi, yaşadığınız yeri ve sahip olduklarınızı yazın. Bu sizi, hem şimdi hem de gelecekte motive edecektir.

GELECEĞİ GÖZÜNÜZDE CANLANDIRIN
Gözlerinizi kapatın ve kendinizi gelecekte ne yapıyor olarak görmek istiyorsanız, onu yaparken canlandırın. Sağlıklı bir şekilde koşuyorsunuz, bahçenizdeki çiçekler ile ilgileniyorsunuz ya da çalışıyorsunuz. Örneğin, hayaliniz küçük bir işyeri açmaksa, kendinizi açılış gününde, müşterileriniz ve çalışanlarınız ile selamlaşırken hayal edin. Böylece, hayallerinizi somutlaştırabilirsiniz.
.
BÜYÜK DÜŞÜNÜN
Geleceğiniz ile ilgili büyük düşünmekten korkmayın. Bu, kısa süreli başarısızlıklarınıza katlanmanızı kolaylaştıracaktır. Engeller, sizi durduramayacaktır. Çünkü, sizin gözleriniz büyük hedefe kilitlenmiş olacaktır. Uzun bir zamandan sonra sevdiğinize kavuşacağınızı düşünün, onu tren garından almaya giderken, bardaktan boşalırcasına yağan, sizi sırılsıklam eden yağmur, rahatsız eder mi?

KENDİNİZİ EĞİTİN
Hedef ya da hayaliniz ile ilgili her şeyi öğrenin, okuyun, konuşun, dinleyin ve deneyin. Eğer bir yazar olmak istiyorsanız, ders alın, kitaplar okuyun, yazın, diğer yazarlar ile konuşun, atölye çalışmalarına katılın.

DÜZENLİ OLUN
Temiz, düzenli ve iyi organize edilmiş bir ev, ofis ve hayat, motive edilmiş akıl için olmazsa olmaz niteliği taşımaktadır. Fiziksel dağınıklık, zihinsel dağınıklığa neden olur. Düzenli bir hayatınız olsun, böylece kendinizi her gün daha da zinde hissedeceksiniz. Örneğin, gece yatma, sabah kalkma saatiniz düzenli olsun. Mutlaka kahvaltı edin ve sabah en az yarım saat yürüyüş yapın.

GÖNÜLLÜ ÇALIŞMALARA KATILIN
Gönüllü olarak başka insanlara yardım edin. Bunu yaptığınızda, diğer insanları mutlu etmenin ne kadar tatmin edici bir şey olduğunu fark edeceksiniz. Haftasonları, eşinizle birlikte Çocuk Esirgeme Kurumu’na gitmek iyi bir fikir olabilir.

KENDİ MOTİVASYONUNUZ İLE BAŞKALARINI MOTİVE EDİN
En iyi öğrenme yöntemi, öğretmektir. Çocuklarınızın motive olmalarına, arkadaşlarınızın daha etkili hedefler belirlemelerine, eşinizin kişisel hayallerine ulaşmasına yardımcı olun. Onlara yardımcı olduğunuz zamanlarda, aslında kendinize de yardım ediyor olacaksınız.

ÇOCUKLAR İLE ZAMAN GEÇİRİN
Çocuklar ile zaman geçirmek size perspektif kazandıracaktır. İşteki yada özel hayatınızdaki sıkıntı yada endişeler, çocuklarınız ile oynadığınızda eriyip gider. Çocuklar her şeye basit yollu bakarlar ve bunu öğrenmek bile bizim için kar sayılır.

KENDİNİZE BİR MODEL BULUN
Kendisinden bir şeyler öğrenebileceğiniz rol model seçin. Bu kişi, sizin saygı duyduğunuz ve kendisi gibi olmak istediğiniz birisi olmalıdır. Saygı duyduğunuz bir insanı örnek aldığınızsa, tekerleği yeniden icat etmeniz gerekmeyecektir.
Eğer çevrenizde böyle bir kişi yoksa, ünlü bir lideri, sanatçıyı yada bilim adamını da rol model olarak alabilirsiniz. Kendisi ve yaptıkları hakkında tüm bilgileri edinerek, hedeflerinize ulaşmak için kullanabilirsiniz.

BAŞARI HİKAYELERİNİ OKUYUN
Etrafınızdaki insanların başarı hikayelerini okuyun. Günlük gazetelerde bile size ilham verebilecek, motive edecek ve harekete geçirecek düzinelerce küçük başarı hikayeleri var. Kütüphaneler, sıradan insanların sıra dışı hikayelerini anlatan biyografi ve otobiyografileri ile dolu. Hepsi, sizi başarıya ulaştırmak için raflarda heyecanla bekliyorlar.
MÜZİK DİNLEYİN
Müzik sakinleştirir, heyecanlandırır, hüzünlendirir ve hatta motive edebilir. Koşu yaparken Rocky’nin film müziğini dinlemek, müziği motivatör olarak kullanmaya en güzel örnektir. Sizi motive edecek şarkıları belirleyin ve ihtiyacınız olduğu durumlarda onlardan yararlanın.
MOTİVE EDİCİ ALINTILARI OKUYUN
Gerek internette, gerekse kitaplarda size ilham verecek ve motive edecek binlerce alıntı bulunuyor. İnternette dolaşın ve aranın çiçeklerden bal topladığı gibi bilgileri toplayın.
Bunlar işinize çok yaracaktır, çünkü hepimizin hayatı yorumlama şeklimiz farklıdır. Hayata farklı açılardan bakmanızı sağlayacak hikayeler bile çok işinizi görecektir.

SAĞLIKLI BESLENİN
Mutlu bir yaşam için, sağlıklı beslenme çok önemlidir. İyi bir diyet, sizin vücut sisteminiz için gerekli olacak tüm besin, vitamin ve mineralleri içerir. Fazlası zaten zararlı olacaktır. Ne demişler, “sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur”. Vücudunuz ve motivasyonunuz için sağlıklı beslenin. Sigara ve alkolden uzak durun

SÜREKLİ ÖĞRENİN
En önemli ders bu. Etrafınızdaki dünya hakkında sürekli öğrenmeye devam edin ve asla durmayın. Sizi ilgilendiren şeyler hakkında okuyun, dinleyin ve öğrenin. Mesela, sorulan bir soruya “bilmiyorum” demenin tadını çıkarın, sonra hemen öğrenin. Meraklı olun. Biliyorsunuz, merak ilmin hocasıdır.

alıntıdır.

Suzan Yıldırımın sayfasından alınmıştır

Spotlihght Filmi Çok Gerçekçi

spotlight-izle-621[1]

Oscar adaylarını da , ödüllerini de, kırmızı  halı kıyafetlerini de kısaca her bi şeyini severim bu oscarın. Baktım en iyi film ödülü almış Spotlight dün akşam koşa koşa gittim.

Yorumuma gelince konusu da, olaylar da çok gerçekçi ve sıkmadan işlenmiş. Gidilesi ve izlenilesi bir film…

Notum: 7

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Kontrol Edebildeklerim…

10390165_1195219987173124_6292402132950092801_n[1]

Benim Sözlerim, Davranışlarım, Fikirlerim, Oyunlarım, Hareketlerim, Çabam, Hatalarım, Tavırlarım…

Gül Göktaşş