Archive | 12 Mart 2016

Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bileni anlar

35520_2[1]

 

Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne ve…rip:

“Oğlum” der, “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.

Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar. İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve “Şunu kaça alırsınız?” diye sorar.

Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir; sonra: “Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın” der.

İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.

Üçüncü defa bir semerciye gider: Semerci nesneye şöyle bir bakar, “Bu” der “benim semerlere iyi süs olur. Bundan “kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm.”

En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar.

“Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden buldun?” diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. “Buna kaç lira istiyorsun?”

Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?”

“Ne istiyorsan veririm.”

Öğrenci, “Hayır veremem.” diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:

“Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.”

Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.

Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler..

Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır.

Bilge sorar:

“Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?”

Öğrenci: “Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık” diye cevap verir.

Bilge hoca çok kısa cevap verir:

“Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bileni anlar ve onun değeri bilenin yanında kıymetlidir.”

Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır.

Mesele kuyumcuyu bulmaktadır…

Biten Kötü İlişkilerin Ardından “Aydınlanmış Kadınlardan” Duyduğumuz 19 Öz Eleştiri

56e1518c4ea54b6b624f99c0[1]

Kötü ilişkilerden çıkmış kadınların ilişkilere bakış açıları her zaman diğerlerinden daha gerçekçi oluyor. Hayatının bir döneminde kötü bir deneyim edinmiş olanların hayat ve ilişkilere dair çok sağlam tespitleri var. Dünya zor bir yer, kadınlar için çok daha zor bir yer. Kendini kazanmak için zorlu bir yoldan geçen bütün kadınlara saygıyla.

1.Karşıma çıkan ilk insana şans verdim.

2.Dış görünüşüne aldandım.

3.Onu değiştirebileceğimi düşündüm.

4.Aynı hatayı 158. kez yaptığında bile özürünü kabul ettim.

5.Büyümesini bekledim. Zamanla olgunlaşacak dedim.

6.Beni ilk aldattığında bir daha yapmaz sandım.

7.Her seferinde beni kandırmasına izin verdim.

8.Kendimden çok onu düşündüm. O iyi olsun istedim.

9.Adi bir şerefsiz olabilir ama beni seviyor diye düşündüm.

10.Bana her küfür ettiğinde “sinirden ne dediğini bilmiyor” dedim.

11.Bana ilk vurduğunda onu terk etmedim.

12.Özünde iyi bir insan olduğuna dair kendimi kandırıp durdum.

13.İstediği gibi olursam beni daha çok sever sandım.

14.Saçlarımı onun istediği gibi yaptım. Onun sevdiği kıyafetleri giydim.

15.Şikayetlerime “abartıyorsun” dediğinde ona inandım.

16.Bana karşı özensizleştiğinde, bunun uzun süren ilişkiden kaynaklandığını düşündüm.

17.Başkalarına yaptıklarını bana yapmaz diye düşündüm.

18.Onu kaybedersem, yapayalnız kalırım diye korktum.

19.Tek başıma da ayakta kalabileceğimi hiç düşünmedim.

kaynak: asosyo.com

AÇLIĞIN BEYİN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

açlıkbeyin[1]

TDDP yorumu: Açlığın beyin üzerindeki olumlu etkileri ve ilaç sanayisinin bu olumlu etkileri niçin görmezden geldiği ile ilgili olarak Doç. Dr. Mark Mattson’un yaptığı bir TEDx konuşması üzerine collective evolution web sitesinde yayınlanan bir makalenin özet çevirisini aşağıda bulabilirsiniz: .

Dr. Mark Mattson’a göre üç öğün yemek ve arada atıştırmalarla geçen “alışıla geldik beslenme şekli” gerekli değil…

Aç kalırsak ölür müyüz?

Son yıllarda yapılan açlık, oruç, fasılalı orucun etkilerini inceleyen bilimadamları vücudun ve beynin aç kalma durumuna mükemmel adapte olduğunu gösteriyor.

Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan ve geçen haziran ayında yayımlanan araştırma sonuçlarına göre oruç tutmak vücudun hücrelere “yenilenme” mesajı vermesini sağlıyor. Öncelikle vücut enerji tasarrufu yapma yönünde bazı hamleler yapıyor. Vücudumuz besin çokluğunda büyüme, besin azlığında veya yokluğunda ise büyümeyi durdurarak onarım moduna geçiyor. Mesela açlıkta, vücut halihazırda bulunan zarar görmüş ve yaşlanmış bağışıklık sistemine ait hücreleri parçalıyor. Böylece buradan enerji elde ediliyor. Diğer bir yandan hücrelerimizde zarar görmüş DNA’lar onarılmaya başlıyor. Bu da dolaylı olarak DNA’sı bozuk hücrelerin kontrolsüz bölünmesi sonucu oluşan kanseri önlüyor. Beyinde ise, açlık yeni beyin hücrelerinin üremesine, protein sentezini arttırarak varolan beyin hücrelerinin büyümesine ve hücrelerin birbiri ile bağlantısının güçlenmesine sebep oluyor. Bunlar aslında hafızanın güçlenmesi ve yaşlılıkta ortaya çıkan beyin hastalıklarının ortaya çıkmasını engellemesi açısından önemli.

Peki açlık sonrası vücuda tekrar besin girince ne oluyor? Açlık ile aktifleşen kök hücrelerinden yeni bağışıklık hücreleri üretiliyor ve böylece eski ve yıpranmış hücelerin yerini yeni hücreler alıyor ve bağışıklık sistemimiz güçleniyor.

Aç kalmak kolay mı?

5:2 diyeti

Açlık için önerilen bir yöntem haftada iki günü az yemek yiyerek geçirmek. 7 günlük bir program düşünüldüğünde ilk 2 gün normal öğünlerimizi yiyoruz, sonra 3. gün sadece 500-600 kalori civarı tüketiyoruz. 4. gün normal, 5. gün yine 500-600 kalori ve 6. ve 7. günler yine normal yiyoruz. 500-600 kalori tüketilen günler yağ ve proteini yüksek (mesela yumurta), karbonhidratı az besinler yemek önemli. Daha öncede söylediğimiz gibi karbonhidratlar çabuk enerji sağlasa da çabuk tüketilir ve açlık hissiyatı hemen baş gösterir.

Fasılalı Oruç

İkinci bir yöntem ise sadece sabah 11 ile akşam 7 arası yemek yemektir. Bu yöntemin diğer bir adı da fasılalı oruçtur. Otuz yaşını geçmiş, sportif bir yaşantısı olmayan kişiler için aslında 2 öğün yeterlidir. 11’den sonra geç bir kahvaltı yada direk öğlen yemeği, ardından da erken bir akşam yemeği şeklinde 2 öğün yemek yenebilir. Akşam 7’den sabah 11’e kadar yaklaşık 16 saat vücuda besin girmemesinden dolayı oluşan açlık sayesinde vücuda “yenilenme” mesajı verilebilecektir.

Oruç tuttuk tamam, ama ne yediğim ne kadar önemli?

Ne yediğimizi seçer ve az yersek az tüketiriz. .

Az yiyip, yediklerimizde seçici olursak, bağışıklığımız güçlenir ve daha az hastalanırız.

Yaşamak için yemek yemek tabii ki şart. Kanser, Alzheimer, Parkinson, kalp rahatsızlıkları, sindirim bozuklukları, fazla kilolar gün gelip kapımızı çalmadan yemek yeme alışkanlıklarımızı en baştan tekrar sorgulamamız gerekiyor. Yemek yerken ağzımıza koyduğumuz her lokmanın bize mi yoksa başka kar odaklarına mı faydalı olduğunu düşünmek ve ona göre hareket etmek için hala vaktimiz var.

Afiyet olsun 🙂

TDDP Yorumu: TDDP facebook grubunda orijinal yazının paylaşılmasının ardından bu yazıyı kendi deneyimleriyle birleştirerek ve özetleyerek çeviren TDDP takipçisi Dinçer Özoran’a teşekkür ederiz.

Orijinal kaynak: http://www.collective-evolution.com/2015/12/11/neuroscientist-shows-what-fasting-does-to-your-brain-why-big-pharma-wont-study-it/

Bu makale: http://www.tddp.org/acligin-beyin-uzerindeki-etkileri/

kayna: tddp.org

Eski Çağlardan İtibaren Yoğurt Hastalıkların Tedavisinde Kullanılmış…

e4bc324540fb5eeb2bc4a742fd611837[1]

Yoğurt çok eski çağlardan itibaren hastalıklarda tedavi amaçlı kullanılmış ve sağlıklı yaşam için vazgeçilmez besin olarak tanımlanmıştır. Yoğurdu sağlık açısından bu kadar önemli kılan şüphesiz içerdiği besin maddeleri ve farklı elementlerdir.

Yoğurt özellikle kemik ve iskelet sağlığına iyi gelen besinleri fazla miktarda içermektedir. Bu besinlerin başında C ve B 12 vitaminleri gelir. Bunun yanında kemik sağlığına iyi gelen potasyum, sodtum, kalsiyum, demir ve namganez içermektedir. Ayrıca vücut sağlığı için çok önemli olan omega-4 ve omega-4 yağlarını içerir.

Özellikle evde yapılan yoğurtlar sağlık açısından daha faydalıdır. Fabrikalarda üretilen yoğurtlar bir takım prosedürden geçtiği için bazı vitamin ve minerallerin değerlerini kaybetmektedirler.

İşte günün her saati yoğurt tüketmeyi ihmal etmemeniz gereken 10 önemli sebep…

1 – KİLO VERMEYE YARDIMCI OLUR

Yapılan bir çok bilimsel araştırma yoğurdun kilo vermeye yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. Yoğurdun içerdiği kalsiyum ve amino asitler bünyede bulunan fazla yağları yakarlar. Bunun yanında kasları kuvvetlendirir. Bununla birlikte gereksiz yağların dışarı atılmasında yağ hücrelerine katkıda bulunurlar.

2 – KAN ŞEKERİNİ DENGELER

Yapılan araştırmalarda, ekşimemiş ve kaymağı alınmış yoğurt yiyen kişilerin kan şekerlerinin düzene girdiği bildirilmiştir. Ayrıca yoğurt bağırsaklardan geçişi de yavaş olan bir yiyecek olduğundan yedikten sonra kan şekerine yansıması da çok yavaş olur. Yemeklerinizin yanında bu nedenle yoğurt sade, kaymağı alınmış ve ekşimemiş şekilde yenilmelidir.

3 – DİŞ SAĞLIĞI İÇİN FAYDALIDIR

Marmara Üniversitesinde yapılan bir araştırma sonucu, yoğurdun diş mineleri için çok faydalı bir besin kaynağı olduğunu ortaya koymuştur. Bunun yanında yoğurdun bol miktarda içerdiği laktik asitler diş etlerini korumada önemli görevler üstlenmektedirler. Günlük olarak tüketilen bir kase yoğurt dişs ve dişe bağlı hastalıklara yakalanmaz riskinizi azaltır.

4 – TOK HİSSETTİRİR

Washington Üniversitesi’nde açlık, tokluk ve sonraki öğünde tüketilen kalori miktarıyla ilgili bir çalışma yapıldı. Bireylere; yoğurt, şeftali aromalı içecek ve şeftali suyu, ara öğün olarak verildi. Yoğurt tüketenlerde diğerlerine oranla daha yüksek tokluk geliştiği görüldü. Yoğurt gibi proteini yüksek besinler, düşük proteinli gıdalara göre her zaman daha doyurucudur.

5 – ANTİBİYOTİK KULLANANLARDA PANZEHİR ETKİSİ YARATIR

Ne zaman antibiyotik kullanmak zorunda kalırsanız, yoğurdun günlük beslenmenizde daha önemli hale geldiğini aklınızdan çıkarmamalısınız. Antibiyotikler, hastalık etmeni olan zararlı bakterilerin vücutta yok olmasını sağlarken bağırsaklarda yararlı bakterilerin de ölmesine neden olur. Eğer antibiyotik kullanımına bağlı yararlı bakterilerin bağırsakta korunmasını istiyorsanız, antibiyotik içtikten sonra yoğurt tüketmeyi ihmal etmemelisiniz.

6 – CİLT İÇİN DE ÇOK FAYDALI

Yoğurdun cilt sağlığına bir çok faydası vardır. İçediği çok farklı ve zengin miktardaki bileşen ve besinler cilt sağlığını korur ve cilt hücrelerinin yenilenmesine, onarılmasına yardımcı olur. İçeriğindeki çinko ve laktik asit sayesinde gözenekleri açar, cildi ölü hücrelerden temizler ve cilde sağlıklı bir parlaklık sağlar. Ayrıca cilde meydana gelen çizgilerin ve tahrişlerin ortadan kalmasında etkili olabilir.

7 – YÜKSEK TANSİYONU ÖNLEYEBİLİR

Günlük olarak tüketmemiz gereken tuz miktarını aşmanız durumunda hipertansiyon, böbrek ve kalp hastalıklarına yakalanma ihtimalimiz yükselir. Yüksek tansiyonda bir çok hastalığın ana sebebidir. Özellikle kalp sağlığını ciddi anlamda tehdit eder. Bu yüzden günlük bir kase yoğurt tüketimi hipertansiyonu engeller ve dolaylı olarak bu genel vücut sağlığını korur.

8 – SOĞUK ALGINLIĞINDAN KORUR

Bu konuyla alakalı yapılan bir çok bilimsel çalışma yoğurdun soğuk algınlıklarını önlediğini ortaya koymuştur. Günlük düzenli olarak tüketilen bir miktar yoğurt hücrelerin mikroplarla savaşmasını kolaylaştırır. Ayrıca yoğurdun kan hücrelerini güçlendirme özelliği vardır. Yoğurdun hücreleri güçlendirmesi genel anlamda bağışıklık sisteminin faydasınadır. Güçlü bağışıklık sistemi kış aylarında soğuk algınlığından kaynaklanan hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

9 – B VİTAMİNLERİNİN ÜRETİMİNİ TETİKLER

Vücudumuz çok az vitamini kendisi üretir. Bağırsaklarda olan bu biyolojik olay sadece B grubu vitaminlerinden bazıları ve K vitamini için geçerlidir. B grubu vitaminlerinin; vücudun enerji dengesi, sinir sistemi iletimi ve bağışıklık sistemi hastalıklarından korunmak için önemli yeri olduğundan besinlerle alınması şarttır. Ancak yoğurdun sihirli bir etkisi bulunur. Düzenli yoğurt yiyenler, bağırsaklarında B grubu vitaminlerini üretmeye başlar. Bu etkinin olabilmesi için yoğurdu suyu ile beraber tüketmelisiniz. Bu nedenle süzme yoğurt değil normal yoğurt yemelisiniz.

10 – KADINLARA FAYDASI BÜYÜK

Kadın sağlığında da yoğurt önemli bir yere sahiptir. Yoğurtta bulunan laktobasiller, vajinada candida üremesini önleyerek bu mikroba bağlı vajinit oluşumunu önler. Düzenli yoğurt yiyen kadınların vajinal sağlıklarının daha iyi olduğu araştırmarla desteklenmektedir.

kaynak: tarım pusulası

Kan Şekerini Düzenlemenin Doğal Yolları

nopal-suyu[1]

 

Tarçın tüketmek vücudun insüline olan hassasiyetini geliştirir, vücudu kan şekerini düzenlemek için insüline daha az bağımlı yapar.
Kan Şekerini Düzenlemenin Doğal Yolları

Yüksek kan şekeri olan insanlar sürekli bunu kontrol altına almak için yollar bulmalıdır. Bu durum, dikkat edilmezse, ölümle bile sonuçlanabilir. Sağlıklı bir insanın kan şekeri desilitre başına 80 ila 100 miligram arasında olmalıdır. Vücuttaki glukoz seviyeleri insülin hormonu ile düzenlenir. Bu hormonun ana görevi kan şekerini düzenlemektir. Ama diyabeti olan insanlar bu hormonu yeterince üretemez veya ona karşı direnç geliştirirler, böylece de yüksek kan şekerini kontrol altına alamazlar.

Diyabet hastaları doğru bir yöntemle tedavi olmalıdırlar, ancak aşağıdaki önerileri ve doğal tarifleri uygulayarak da kan şekerinin düşmesini sağlayarak tedaviye destek olabilirler.

Düzenli egzersiz yapın

Kandaki şeker oranı vücut için benzin gibidir, ve ne kadar fiziksel egzersiz yaparsanız o kadar fazla benzininiz olur. Düzenli egzersiz yüksek kan şekeri ile savaşmak için çok faydalıdır ve ayrıca hastaların ihtiyaç duyduğu insülin miktarını da azaltmaya yardımcı olur. İyi bir seçenek güne 20-30 dakika düzenli egzersiz yaparak başlamaktır.

Karbonhidrat tüketimini azaltın

Her tür yiyecek vücuda karbonhidrat verir ve sonuçta kanda biriktirilen glikoz oranını arttırır. Yüksek kan şekeri ile savaşmak ve bundan korunmak için, karbonhidrat zengini gıdaları daha az tüketmenizi öneriyoruz.

Protein alımını arttırın

somon
Balık, tavuk göğsü gibi beyaz etleri tüketmek karbonhidratın kanda glikoza dönüşmesini önler ve vücudun kan şekerini düzenlemesini kolaylaştırır.

Öğünlerinizi gün içine dağıtın

Yüksek kan şekeri olan kişiler her iki üç saatte bir sağlıklı gıdalar tüketmelidir. Bu çok önemlidir çünkü bu sağlık problemi sık sık kan şekerinin düşmesine neden olur, bu da kişinin sürekli şeker istemesine sebep olabilir.

Rahatlama teknikleri üzerine çalışın

yoga-reiki
Sürekli stres altındaysanız, karaciğeriniz kan dolaşım sisteminize glikojen bırakıyor olabilir. Glikojen vücudun ikinci glikoz deposudur ve kan şekerini hemen arttırır. Eğer mümkünse gün içinde stresle savaşmak için rahatlama ve meditasyon teknikleri uygulayın.

Her gün düzenli reiki yapmak enerjinizi düzenleyip sizi rahatlatacaktır…

Tarçın

Bir çok çalışma tarçının diyabet ve yüksek kan şekeri oranlarına iyi geldiğini ortaya koydu. Bu baharatı aktarlarda, süpermarketlerde kolayca bulabilirsiniz. Vücudun insülin hassasiyetini arttırır. Bunun sayesinde, zamanla kan şekerini düzenlemesi için bu hormona daha az bağımlı olacaksınız.

Nopal kaktüsü

nopal
Konu ile ilgili çalışmalar nopal kaktüsünün kandaki yüksek glikoz oranlarını düşürdüğünü ortaya koydu. Bu kaktüs çok fazla lif ve diğer yararlı maddeler içerir ve vücudun şekeri metabolize etmesini kontrol eder, normal seviyelerde tutar. Bu yüzden diyabet hastaları için idealdir.

Sarımsak

Yüksek kan şekeri yaşayan kişilerin diyetine eklemesi gereken bir diğer gıda ise sarımsaktır. Düzenli sarımsak tüketimi Tip 1 ve Tip 2 diyabet hastalarında kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olur. Peki nasıl? Nopal kaktüsü gibi vücudun glikozu metabolize etmesine yardımcı olur ve içinde insülinle benzer tepkiler yaratan maddeler içerir.

Soğan

soğan
Sudan Gezira Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar gün içinde çiğ yenen 100 gram soğanın Tip 1 ve Tip 2 diyabet hastalarında kan şekerini düşürdüğünü ortaya koydu. Bunun sebebi soğandaki flavanoid ve sülfür.

kaynak: sağlığa bir adım

Sağlıklı Çiftlerin 10 Alışkanlığı

1-aşk[1]

 

Bundan çok bahsedilmese de el ele tutuşmak memnuniyet hissini arttırarak çiftlerin mutluluğunu korumasına yardımcı olur.

İki kişinin, zor zamanlarda bile birbirlerine olan sevgi ve saygıyı koruduklarında daha mutlu oldukları söylenir. İlişkiler asla kolay değildir ve uzun sürmeleri veya bir ömür sürmeleri için çok emek gerektirirler.

Bir çiftin mutluluğunu koruyabilmesi için sihirli bir formül olmasa da uluslararası konuşmacı, danışman ve psikiyatrist Mark Goulston, mutlu çiftlerin 10 alışkanlığını Psychology Today ile paylaştı ve bir ilişkideki taraflar arasındaki bağları güçlendiren alışkanlıklardan bahsetti.

Yatmaya aynı zamanda gidin

İlişkinin daha başlarındayken yatağa beraber gidip, günün sonundaki o özel vakti birbiriniz ile paylaşmak istemeniz çok normaldir. Yıllar geçse de bu alışkanlığı korumak güçlü bir ilişkinin ve mutluluğun anahtarlarından bir tanesidir.

Goulston, yatmaya beraber gittiğinizde oluşan cilt temasının ve aranızda geçen diyalogların hem çiftin iletişimini geliştirdiğini hem de cinsel arzunun korunmasını sağladığını söylüyor.

2-mutlu-çift

Ortak ilgi alanlarına odaklanın

Bir çift yeni tanıştıklarında ortak çok az ilgi alanları olduğunu fark edebilir. Bu onların iyi bir ikili olmadığı anlamına gelmez, tam aksine bu ikisi için de klasik rutinlerinin dışına çıkıp, beraber yeni şeyler denemek ve yapmak için harika bir fırsat olabilir.

Yine de ilişkinin karşı tarafa çok bağlı bir hal almaması için, tarafların birbirlerinin kişisel alanlarına saygı duyup tek başlarına yaptıkları aktivitelere de devam etmesi çok önemlidir.

El ele tutuşarak yürümek

Genelde önemi göz ardı edilse de, el ele tutuşarak yürümek bir çift arasında eşsiz bir bağ oluşturabilir. El ele tutuşmak memnuniyet hissini arttırarak çiftlerin mutluluğunu korumasına yardımcı olur.

Goulston çiftlerin, bir kişi önde ve diğer kişi daha yavaş yürüdüğü veya bir şeye bakmak için durduğu için arkada kalmasındansa yan yana ve el ele tutuşarak yürümelerini öneriyor.

3-el-ele-tutuşmak

Güvenmeyi ve affetmeyi öğrenin

Bir çiftin birlikteliği tartışmalar, anlaşmazlıklar, kavgalar, yanlış anlaşılmalar, öfke ve o anda bir çözümü yokmuş gibi görünen diğer etkenler yüzünden sekteye uğrayabilir.

Bu durumların mutluluğunuzu etkilemesini önlemek için birbirinizle konuşmayı; ileride pişman olacağınız bir şeyler veya kırıcı bir şeyler söylemeden önce negatif duygularınızı kontrol altına almayı öğrenmelisiniz.

Çift olarak özelliklerinize odaklanın

Sürekli olarak karşınızdaki kişinin yetersizliklerini veya eksikliklerini ortaya sermek sağlıklı bir hareket değildir ve ilişkinizi yok eder.

Birer birey olarak birbirinizin özelliklerine odaklanmak ve olabildiğince bunları ortaya çıkarmak önemlidir. Eğer gözleriniz ilişkinizin ve karşınızdaki kişinin olumlu özellikleri üstünde olursa, ilişkiniz pozitif enerji ile dolu olur ve gereksiz tartışmalardan kaçınabilirsiniz.

Bağınızı güçlendirmek için sarılın

Kucaklaşmanın ve sarılmanın gücü inanılmazdır, özellikle de çiftler arasında. Uzmanımıza göre “cilt güzel dokunuşları” (sevgi), “kötü dokunuşları” (suistimal) ve “dokunulmamayı” (ihmal) hatırlar.

Mutlu ilişkiler bol miktarda, yorucu bir günün sonunda, uzun süre ayrı kaldıktan sonra veya hiç beklenmedik bir anda ortaya çıkan “güzel dokunuş” içerir.

4-çocuklar

Her sabah “seni seviyorum” ve “günaydın” demek

Güne mümkün olan en iyi şekilde başlamak ve sabır ve sevgi gibi duyguları uyandırmak için her sabah bu iki kalıbı tekrar etmelisiniz. Her şeyin hareketlerle desteklenmesi gerekse de, bu kelimeler size güç ve cesaret verecektir. Ayrıca her sabah birbirinize olan sevginizi de pekiştirmiş olacaksınız.

İyi geceler diyin

Aynı şekilde “iyi geceler” demek günü çok güzel bir şekilde bitirmenize yardımcı olacaktır. Bu şekilde, ne kadar yorgun olursanız olun veya gününüz ne kadar zorlu geçmiş olursa olsun, aklınızdaki sorunları bir kenara bırakıp karşınızdaki kişi için en iyi şeyi dilediğinizi gösterecektir.

Gün içerisinde aramak

Goulston, gün içerisindeki telefonlar veya mesajlaşmalar karşınızdaki kişiyi “kontrol” etme halini almadığı sürece, çiftin fiziksel olarak görüşemeseler de birbirlerine yakın hissetmesini sağladığını söylüyor.

5-telefon-konuşması

Çift olarak görülmekten gurur duyun

Mutlu çiftler birlikteliklerini sosyal ortamlarda ve toplum içinde gösterir. Çiftler, çevredekileri rahatsız etmeden el ele tutuşabilir, birbirlerine sarılabilir veya başka bir şekilde dünyaya aralarındaki özel bağı gösterebilirler.

kaynak: sağlığa bir adım

Ve kendi ruhunu kendin süsle.

cropped-473863__little-bird-on-a-spring-branch_p1.jpg

Bir süre sonra
Bir eli tutmakla bir ruhu zincirlemek arasındaki
İnce farkı öğrenirsin.
Ve aşkın yaşlanmak
Birlikte olmanın da güvende olmak
Anlamına gelmediğini öğrenirsin.
Ve öpücüklerin sözleşme
Ve hediyelerin de vaad olmadığını öğrenmeye
Başlarsın
Ve yenilgileri
Başın dik ve gözlerin açık karşılamaya başlarsın
bir çocuğun üzüntüsüyle değil, bir yetişkinin
zerafeti ile,
ve herşeyi bugünü düşünerek yapmayı da öğrenirsin
çünkü yarın ile ilgili herşey belirsizdir.
Bir süre sonra güneş ışığının yakıcı olduğunu
Öğrenirsin
Eğer fazla maruz kalırsan
Bu yüzden,
Başka birisinin sana çiçek getirmesini beklemeden
Kendi bahçeni yarat
Ve kendi ruhunu kendin süsle.
Ve göreceksin ki dayanıklısın…
Ve kuvvetlisin,
Ve değerlisin.

Veronica A Shoffstall

Herkes öldürebilir sevdiğini…

12809762_10209118147658706_2580674002468603340_n[1]

 

Kulak verin sözlerime iyice,
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!

Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimileri yaşlı iken öldürür;
Şehvetli ellerle öldürür kimi
Kimi altından ellerle öldürür;
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.

Kimi aşk kısadır, kimi uzundur,
Kimi satar kimi de satın alır;
Kimi gözyaşı döker öldürürken,
Kimi kılı kıpırdamadan öldürür;
ÇünKü Herkes öldürebilir sevdiğini
Ama herkes öldürdü diye ölmez.