Archive | 17 Mart 2016

Olgunluk.

dsc8305-copy[1]
20 li yaşlara kadar iyilikle kötülüğün ülkesi, kalın sınır çizgileriyle ayrılıyor birbirinden. Sıkı dostları ve düşmanları oluyor insanın. Onları ölesiye seviyor ya da ölesiye nefret ediyor onlardan.
30 larında yalanı hakikatten ayırt etmeye başlıyor. İyi sandıklarının hıyanetiyle tanışıyor, sırtında dost işi hançer darbeleriyle; ve en kötü zannettiği şefkatle imdadına yetişiveriyor.
Zaman kanatlanıp da 40 ına yaklaştığında insan, iyiyi kötüden ayıran hudut çizgilerini birbirine karıştırıyor. İyilere nakşolmuş kötüyü ve kötülerin içindeki iyiliği de keşfediyor ademoğlu. Anlıyor ki,
iyi insan/kötü insan yok; insanın içinde iyilik ve kötülük var, kötüyle iyi panzehiri değil birbirinin; kankardeşi.
İyilerle kötüler çekiştirmiyor ipi. İyilik ve kötülükten örülmüş ibrişimin kendisi.

Bunu anlayınca şaşmıyorsun nefretin birden şehvete dönüşmesine; acı girdaplarının içinde hazzın raksetmesine. Tevazuyla gurur, haysiyetsizlikle onur el ele yürüyor. İnsan, şuuraltındaki isyankarla sahtekarı, günahkarla tövbekarı birarada farkediyor. Benim, hükmeden ve boyun eğen, zulmeden ve acı çeken. Bunca şiddet kadar onca merhamet de benim eserim. Minneti nefrete, korkuyu cesarete, zaferi hezimete bulayan benim. Kundak bezime tıpatıp benziyor kefenim,
hayatım muhteşem ve sefil, mağrur ve rezil, hayasız ve asil.
Ben, hem örs hem çekicim.
İşte bu keşif kolaylaştırıyor yaşamı.. Anlıyorsun ki toplumlar gibi insanlar dakanlı iç savaşlarına borçlu ilerlemesini..
O zaman , iyileri kötülerden ayırmak gibi nafile bir uğraşı bırakıp -başta kendin olmak üzere- insanların içindeki iyiliğin peşine düşüyorsun; kıymet bilmeyi ve -yine başta kendin olmak üzere- herkesi hoş görmeyi öğreniyorsun.
Tükendikçe pahalanıyor zaman; günler azaldıkça uzuyor. Saçların gibi, seyreldikçe değerleniyor dostların. Günahları ve zaaflarıyla da övünüyor insanlar; sevapları ve zaferleri kadar.
Önemli değil kaç kez yenildiğin; önemli olan, kaç yenilgiden sonra yeniden doğrulabildiğin.
Bu paramparça ruhlardan, çelişkili duygulardan, çatışmanın açtığı yaralardan mucizevi bir ahenk çıkıyor ortaya
ki olgunluk diyorlar adına…

Alıntı

Pazar Akşamından Beri Yaptığım Barış Meditasyonu… Bu akşam 21.00 de Hep Beraber Yapalım

IMG_0418

 

Cancanlar,

Biliyorsunuz bu akşam  (17 Mart Perşembe 2016) 1. Reiki Festivali düzenliyorum. Festivalin içinde küçük oyunlar, barış meditasyonu ve bol reiki çalışmaları olacak…

Festivale herkesin gelemeyeceği malum, ama fiziki olarak bir arada olamasak da akşam 21.00 de bizimle aynı saate barış meditasyonunu yaparsanız çok mutlu olurum… Böylece yapacağımız çalışmanın etkisi kat be kat artar.

Çalışmayı oturarak, ya da yatarak yapabilirsiniz, mum ve tütsü yakıp yakmamak tamamen size kalmış.

Aynı şekilde reiki müziği açmak veya açmamak da size bağlı…

Bütün bu hazırlıkları bitirdikten sonra yatağa yatın, ya da iskemlenize oturun ve gözlerinizi kapatın.

Ve burnunuzdan nefis alıp nefes vermeye başlayın.

Nefes alın, nefes verin. Nefes alın verin. Nefes alın nefes verin bırakın düşünceler gelip geçsin. Onlara takılmayın. Nefes alıp vermeye devam edin.

Şimdi nefes alırken ülkemizdeki öfkeyi içinize alın ve içinizde onu dönüştürerek sevgi olarak dışarı verin. Bunu beş kez yapın…

Şimdi nefes alırken ülkemizdeki hırsı içinize alın ve içinizde onu dönüştürerek barış olarak dışarı verin. Bunu beş kez yapın…

Şimdi nefes alırken ülkemizdeki açgözlülüğü içinize alın ve onu dönüştürerek huzur olarak dışarı verin. Bunu beş kez yapın…

Şimdi nefes alırken ülkemizdeki tüm acıları içinize alın ve onu dönüştürerek şifa olarak dışarı verin. Bunu beş kez yapın…

Beş kez burnunuzdan nefes alın verin.

Ve şimdi bunları söyleyerek burnunuzdan nefes alıp vermeye devam edin: Allah’ım ülkemize sevgiyi, barışı, huzuru ve şifayı getirmek için bizlere yardım et. Bu çalışmamıza yardımcı ol. Bizi sevginle KUCAKLA. SENİ ÇOK SEVİYORUZ….

Şimdi nefes alırken ülkemize yaydığımız sevgiyi, barışı, huzuru, şifayı içimize alıyoruz tüm hücrelerimizde tüm organlarımızda ezdiriyoruz ve dışarıya çoğaltarak veriyoruz. Bunu 7 kez yap.

Ve hazır olduğunda gözlerini YAVAŞ YAVAŞ aç,

BİZLERİN VE BÜTÜNÜN HAYRINA OLSUN İNŞALLAH…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Not: Lütfen bunu mümkün olduğu kadar yapalım…

Çinlilerden yüzük parmağımızla ilgili ilginç bir hikaye…

 

10606061_1112784952085795_5700786596195041858_n[1]

 

Başparmak, anne-babanızı,
İşaret parmağı, kardeşlerinizi,
Orta parmak, sizi,
Dördüncü parmak (yani yüzük parmağı), hayat arkadaşınızı,
Ve serçe parmak, çocuklarınızı temsil eder.

İlk önce avuçlarınızı birbirine bakacak şekilde açın. Orta parmakları bükün ve sırt sırta birleştirin. Daha sonra kalan dört parmağınızı da şekildeki gibi açıp, uç uca getirin.

Şimdi, anne babanızı temsil eden başparmaklarınızı ayırmaya çalışın… Açılacaktır, çünkü anne babanız sizinle birlikte ömür boyu yaşamayacaktır. Er ya da geç onlardan ayrılmak zorundasınız.

Baş parmaklarınızı önceki gibi birleştirip, kardeşlerinizi temsil eden işaret parmaklarınızı ayırın. Onlar da ayrılacaktır, çünkü kardeşleriniz kendi ailelerini kurup, ayrı bir hayat seçer.

İşaret parmaklarınızı birleştirip, çocuklarınızı temsil eden serçe parmaklarınızı ayırın. Onlar da ayrılıcak, çünkü çocuklar da evlenir ve bir gün kendi hayatlarını kurar.

Son olarak serçe parmaklarınızı birleştirip, eşlerinizi temsil eden yüzük parmaklarınızı ayırmaya çalışın. Ayıramadığınızı görünce şaşıracaksınız. Çünkü karı-kocalar hayat boyu bir arada yaşarlar.
İyi günde ve kötü günde..

__________ALINTI__________

ÜLKEMİZ İÇİN BARIŞ MEDİTASYONU

IMG_0418

Cancanlar,

Biliyorsunuz bu akşam 1. Reiki Festivali düzenliyorum. Festivalin içinde küçük oyunlar, barış meditasyonu  ve bol reiki çalışmaları olacak…

Festivale herkesin gelemeyeceği malum, ama fiziki olarak  bir arada olamasak da akşam 21.00 de bizimle aynı saate barış meditasyonunu yaparsanız çok mutlu olurum… Böylece yapacağımız çalışmanın etkisi kat be kat artar.

Çalışmayı oturarak, ya da yatarak yapabilirsiniz, mum ve tütsü yakıp yakmamak tamamen size kalmış.

Aynı şekilde reiki müziği açmak veya açmamak da size bağlı…

Bütün bu hazırlıkları bitirdikten sonra yatağa yatın, ya da iskemlenize oturun ve gözlerinizi kapatın.

Ve burnunuzdan nefis alıp nefes vermeye başlayın.

Nefes alın, nefes verin. Nefes alın verin. Nefes alın nefes verin bırakın düşünceler gelip geçsin. Onlara takılmayın. Nefes alıp vermeye devam edin.

Şimdi nefes alırken ülkemizdeki öfkeyi içinize alın ve içinizde onu dönüştürerek sevgi olarak dışarı verin. Bunu beş kez yapın…

Şimdi nefes alırken ülkemizdeki hırsı içinize alın ve içinizde onu dönüştürerek barış olarak dışarı verin. Bunu beş kez yapın…

Şimdi nefes alırken ülkemizdeki açgözlülüğü içinize alın ve onu dönüştürerek huzur olarak  dışarı verin. Bunu beş kez yapın…

Şimdi nefes alırken ülkemizdeki tüm acıları içinize alın ve onu dönüştürerek şifa olarak dışarı verin. Bunu beş kez yapın…

Beş kez burnunuzdan nefes alın verin.

Ve şimdi bunları söyleyerek burnunuzdan nefes alıp vermeye devam edin: Allah’ım ülkemize sevgiyi, barışı, huzuru ve şifayı getirmek için bizlere yardım et. Bu çalışmamıza yardımcı ol. Bizi sevginle KUCAKLA. SENİ ÇOK SEVİYORUZ….

Şimdi nefes alırken ülkemize yaydığımız sevgiyi, barışı, huzuru, şifayı içimize alıyoruz tüm hücrelerimizde tüm organlarımızda ezdiriyoruz ve dışarıya çoğaltarak veriyoruz. Bunu 7 kez yap.

Ve hazır olduğunda gözlerini YAVAŞ YAVAŞ aç,

BİZLERİN VE BÜTÜNÜN HAYRINA OLSUN İNŞALLAH…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Not: Lütfen bunu mümkün olduğu kadar yapalım…

 

KENDİNİZDEN VAZGEÇTİĞİNİZDE BEDENİNİZDE NELER OLUR?

4194_degersizlikduygusu-300x152[1]
Her şey Midenizle başlar, kabullenemediğiniz sorunlar ilk başta Mide’nize vurur, Birilerine yararlı olma, onlara elinizden geleni yardım etme düşüncesiyle kendinizde vazgeçersiniz. Kendinize değil de başkalarına yararlı olma ihtiyacı, “o kişiler, ben olmadan yaşayamaz” düşüncesi sizi yiyip bitirir ise, bu düşünce ve duygu sizde değişmediği sürece mide amelyatı olsanız da iyileşemezsiniz.
Yardım etme ihtiyacını hissettiğiniz insanın, siz olmadan yaşayamaz düşüncesi size ait, ya onun sizin yardımınıza ihtiyacı var mı?
Ve sonraki adım ise….
Şekerli yiyeceklere açlık duyduğunuzda, endişeli düşünceler ürettiğinizde, kendinizi dış dünyaya kapattığınızda, kendinizi kaybolmuş hissettiğinizde, sürekli doyumsuzluk yaşadığınızda, fazla uyuyorsanız, kendinizi depresif hissettiğinizde ve unutkanlık başladıysa DİKKAT!!!
Beyniniz mutluluk hormonu üretemiyor, çünkü üretmesi için hiç bir neden göremiyor ve hayattan zevk alamaz olursunuz. Genç yaşta bunu yaşarsanız Diyabet1 neden olabilir, orta yaş üzeri ise Diyabet2 ye neden olabilir.
Artık kendinize dönmeve iyileştirme zamanı.
KAHKAHA atabileceğiniz bir durumu düşünün, sizi mutlu eden anılarınızı düşünün veya size mutluluk verecek anılar yaratın, ki beyniniz yeniden mutluluk hormonlarınızı üretsin ve Hayata yeniden katılın, katılın ki YAŞAYIN! Sizi ne mutlu ediyorsa onu yapın, bırakın “başkaları ne der” düşüncesini.
Not: Resimde gördüğünüz Dalak/Pankreas bölgenize devamlı ovma veya hafif vuruşlar yapabilirsiniz. Doğru yeri bulabilmek için ilk ovmanızda veya vuruşunuzda acı hissetmeniz gerekiyor, çünkü orada birikmiş toksinler vardır ve siz oraya her işlem yaptığınızda oradan atılacaklardır ve zamanla o acı hissiniz yok olacaktır.
Hayattan tat almayı kestiğinizde bir sonraki zarar görecek organınız ise KALP’tir

Kaynak: Bütünsel Sağlık Koçu Nermin Doğruoğlu

55kopuk_Pankreaslage[1]

KALP DAMAR TIKANIKLIĞINA KARŞI… “YILDA 2 DEFA MUTLAKA UYGULAYIN”

10300654_10153965037303232_1781265248262519636_n[1]

 

Kalp Damar Tıkanıklığı için Maydanoz Sarımsak Limon

Kalp Damar Tıkanıklığı için Maydanoz Sarımsak Limon
Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’nun tarifini verdiği bu kür kalp ve damar sağlığı için çok faydalı. Bu kürü kalp damar tıkanıklığına karşı mutlaka uygulayın. İçerisinde maydanoz, sarımsak, limon ve su gibi evimizde kolaylıkla bulunan malzemelerle hazırlayacağınız bu karışım kalp ve damar sağlığınızı koruyacak.
Tarifini vereceğimiz maydanoz limon sarımsak kürü yılda 1-2 defa uygulamanız kalp ve damar sağlığınız için yeterli olacaktır. İşte maydanoz, limon ve sarımsaktan oluşan bu karışımın faydaları:

Maydanoz – Limon – Sarımsak Kürünün Faydaları:

Kalp damarlarının içten yağ bağlamasını önler.
Kalp damarlarında plak oluşumunu önler.
Kalbi besleyen damarların daralmasını ve tıkanmasını önleyicidir.
Kan dolaşımını güçlendirir.
Kalp damarlarını açar.
Kalp damar tıkanıklığını tedavi edicidir.
Malzemeler:

1 diş sarımsak
10-12 tane taze maydanoz
2 yemek kaşığı taze sıkılmış limonun suyu
Yarım su bardağı klorsuz su

Not: Sarımsakların kahverengileşmemiş olmasına dikkat etmelisiniz. Ayrıca maydanozlar yeşili ve taze olmalıdır. Sararmış maydanozu kullanmayınız.

Damar Tıkanıklığına Karşı Maydanoz – Limon – Sarımsak Kürü Nasıl Hazırlanır?

Kalp ve damar tıkanıklığını karşı kullanacağınız bu karışımı hazırlarken bir mutfak robotu veya blender’ a ihtiyacınız olacak. İlk olarak maydanozları saplarıyla birlikte bir kaç parçaya ayırarak robota atın. Üzerine limon suyunu ilave edin. Sarımsağı bıçakla doğrayarak karışımın içerisine ilave edin. Ardından yarım bardak suyu da ilave ettikten sonra robotunuzu çalıştırın. Yaklaşık olarak 1 -1 buçuk dakika robotunuzu çalıştırın. Hazırladığınız bu karışımı kahvaltıdan yaklaşık 20 dakika önce aç karnına için. Damar tıkanıklığına karşı müthiş bir tedavi edici özelliğe sahiptir.

Bu kürün uygulama şekli günden güne farklılık göstermektedir. Küre başladığınız ilk 3 gün sarımsaklı olarak, ikinci 3 gün sarımsaksız ve son 3 gün ise yine sarımsaklı olarak uygulanır. 9 gün uyguladıktan sonra 3 gün ara verin. 3 gün ara verdikten sonra tekrar 9 gün aynı şekilde uygulayın ve kürü sonlandırın.

Maydanoz Limon Sarımsak Kürünün Zararı Var Mıdır?
Eğer düşük tansiyona sahipseniz bu kür tansiyonu bir miktar düşürebilmektedir. Bu sebeple düşük tansiyonlu olanların damar tıkanıklığı kürünü uygularken dikkat etmesi gerekir.

alıntı

Cevizin kalbe faydaları nelerdir, 5 Tane Ceviz Yiyin ve 4 Saat Bekleyin: Bakın Kalbinize Ne Yapıyor?

ceviz-yiyin[1]

Yeni yapılan bir araştırma bir avuç ceviz yemenin kalp krizini hızla önlediğini gösteriyor. Düzenli olarak ceviz yemek ya da ceviz yağı içmek, riski yüksek oranda düşürüyor ve sizi kalp krizine karşı düzenli olarak koruyor. Araştırmada insanlar bir avuç ceviz yedikten 4 saat sonra, kan damarlarının esnekliğinde ve kolesterol seviyelerinde iyi kan akışına yardımcı olacak düzeyde bir gelişme kaydedildi.

Cevizin ve ceviz yağının kalbe faydalarını ortaya koyan araştırmanın sonucu; bunların düzenli tüketiminin bizi kardiyovasküler hastalıklardan koruduğu yönündeydi.

Pennsylvania’da Penn State University’nin beslenme profesörü Dr.Penny Kris Eterton, “Ve sadece bir avuç ceviz ya daceviz yağını haftada 4 gün tüketerek kalp krizi riskini anlamlı bir şekilde azaltabilirsiniz.” diyor.

Bu çalışmada özellikle; daha sağlıklı olabilmeniz için her gün ihtiyacınız olan porsiyon belirlendi. Sadece 3 yemek kaşığı (51 g) ceviz yağını içerseniz kan damarlarınızın kondisyonunu 4 saat içinde geliştirmiş oluyorsunuz.

Ceviz yağının özellikle endotelyal hücrelerin sağlamlığı için çok faydalı olduğu kanıtlandı. Bu hücreler kan damarlarını hizalıyor ve damarların esnekliğinde önemli bir rol oynuyor.

Cevizin Faydaları Nelerdir?

Cevizin faydalarına geçmeden önce ceviz içinde bulunan hangi bileşenlerin faydalı olduğu konusunda kısa bilgi vereyim. Bir omega 3 yağ asidi türü olan alfa-linolenik asit, temel E vitamini türü olan ve pek çok bitki tohumunda bulunan gama-tokoferol, son olarak kolesterol benzeri bir molekül olan ve kolesterol plakalarının damar çeperlerinden temizlenmesini sağlayan fitosteroller cevizin sağlığa bu kadar faydalı bir yemiş olmasını sağlıyor.

Kalp ve Damar Sağlığına Faydaları: Penn State, Tufts Üniversitesi ve Pennsylvania Üniversitesi’nden araştırmacıların ortak olarak yaptığı çalışmaya göre düzenli olarak ceviz yemek kolesterolü önemli miktarda düşürüyor. Cevizin bu etkisi iyi kolesterol olarak bilinen “HDL” kolesterol seviyesini yükseltmesinden kaynaklanıyor. HDL kolesterol, damarlarda birikmeye başlayan kötü kolesterol plakalarını temizleyerek vücuttan atılmasına yardımcı oluyor. Aynı araştırmaya göre 1 tatlı kaşığı ceviz yağı tüketmek kolesterolün kısa bir süre içinde düşmesine yardımcı oluyor.

Cevizin Diğer Faydaları

Kemiklere Faydaları: Ceviz, özellikle ilerleyen yaşlarda görülen kemik zayıflamasını ve kemiklerde yaşnan mineral kaybını yavaşlatan yiyecekler arasında yer alıyor.

Kilo Verme: Cevizin yüksek kalorili olduğu ve yüksek oranda yağ içerdiği düşünüldüğünde kilo vermeye yardımcı olması biraz şaşırtıcı gelebilir ancak günde 3-4 adet ceviz yemek tokluk hissini uzatarak, öğün aralarında daha fazla kalorili atıştırmalıkların önünü kesiyor.

Hafıza: Bu konuda yapılan araştırmaların sayısı henüz yetersiz olmakla birlikte mevcut araştırmalar cevizin hafızayı güçlendirdiği ve bilişsel fonksiyona katkıda bulunduğunu ortaya koyuyor.

Cevizin Besin Değeri

28 gram, yaklaşık olarak 7 adet dış kabuğu soyulmuş ceviz;
•185 kaloridir
•Kolesterol içermez
•Günlük besin lifi ihtiyacının %8’ini karşılar (2gr)
•Günlük kalsiyum ihtiyacının %3’ünü karşılar
•Günlük demir ihtiyacının %5’ini karşılar
•Günlük tiamin ihtiyacının %6’sını karşılar (0,01mg)
•Günlük folat ihtiyacının %7’sini karşılar (27,7mcg)
•Günlük magnezyum ihtiyacının %11’ini karşılar (44,6mg)
•Günlük fosfor ihtiyacının %10’unu karşılar (97,8mg)
•Günlük çinko ihtiyacının %6’sını karşılar (0,9mg)
•Günlük bakır ihtiyacının %22’sini karşılar (0,4mg)
•Günlük manganez ihtiyacının %48’ini karşılar (1mg)
•Günlük selenyum ihtiyacının %2’sini karşılar (1,4mcg)

Aynı miktarda ceviz (7 adet) yaklaşık 2500mg omega 3 ve 11000mg omega 6 yağ asidi içermektedir.

Not: Bu makale, bilgi vermek amaçlı hazırlanmıştır. Herhangi bir sağlık sorununu tedavi etmeyi garanti etmez. Bir ilaç, tedavi ya da destek için önce uzmanınıza danışmanız gerekir.

bayanlarbilir.com/cevizin-kalbe-faydalari-1508

Ayaklarımız Sağlığımız Hakkında Neler Söylüyor

2454_ayak_haritasi[1]

 

Ayaklarımız ve Sağlığımızla Bağlantıları

Sağlık sorunlarını kontrol etmenin en kolay yollarından biri de değişiklik olup olmadığına bakmak için dikkatlice ayakları incelemektir. Örneğin:

•Ayaklar ve ayak parmaklarında iyi bir dolaşım ve kan akışını işaret eden, çeşitli yoğunlukta kılcal damarlar bulunur. Bu kılcal damar sayısı azaldığı ve bazı durumlarda neredeyse yok olduğu zaman, bu durum yetersiz dolaşımın habercisi olabilir. Buna ayak kalıbımıza uymayan ayakkabılar veya dar çoraplar sebep olabilir.
•Ayak ağrısının ani ve sık yaşanması besin yetersizliği, susuz kalma veya yetersiz dolaşımı işaret edebilir. Sebeplerine bakmak ve uygun tedaviyi uygulamak önem taşır.
•Ayak krampları aktif insanlarda veya sporcularda görülüyorsa, yeteri kadar su içmemek muhtemel sebep olabilir. Bu durum en kısa süre içinde tedavi edilmeli ve aktif zamanlarda daha çok su içerek ve günlük önerilen miktarda su içmeye here zaman dikkat ederek çözülebilir. Susuz kalmak bu durumdan sorumlu değilse, o zaman muhtemel diğer sebepleri potasyum, kalsiyum veya magnezyum gibi besin maddeleri eksikliğidir.
•Bir şeylerin ters gittiğinin diğer bir işareti de hiçbir zaman geçmeyen yaralardır. Bu diyabet işareti olabilir; çünkü diyabet hastalarının uzuvlarında bulunan sinirlerinde kalıcı hasar bulunur ve bu sebeple yara ve ülserlerinin iyileşmesi daha uzun sürer.
•Sürekli üşüyen ayaklar da tiroidinizin düzgün çalışmadığının işareti olabilir ve hipertiroidizm söz konusu olabilir. Üşüyen ayakların diğer bir sebebi de yetersiz dolaşımdır. Bunun tam sebebini tespit etmek için doktorunuza danışmalısınız.
•Şiş ayaklar genelde düzgün çalışmayan böbrekler ve ödemin sonucudur. Belli ilaçlar da ikincil bir yan etki olarak şiş ayaklara sebep olabilir.

Sakın unutmayın!

Ayaklarınızdaki değişikliklere dikkat etmek ve gerektiğinde doktorunuza görünmek büyük önem taşır; çünkü bu değişiklikler potansiyel bir sağlık sorununa işaret edebilirler. Hepimizin bildiği gibi, pişman olmaktansa temkinli olmak daha iyidir. Ayaklarınıza veya vücudunuza dikkat edin; size bir şeylerin yolunda gitmediğini haber veriyor olabilirler.

Hayatıma Hareketi Nasıl Kattığımı Paylaşmak İstiyorum… Belki Size De Faydam Olur…

IMG_0418

 

Biliyorsunuz hareket etmek çok ama çok önemli. Ben de bunu biliyorum ya gittim spor salonuna yazıldım (bu olay yedi-sekiz sene evvel oluyor) baştan da verdim paraları bi güzel. İlk derse gittim (kendimi nasıl tebrik ediyorum nasıl takdir ediyorum anlatamam). Ders çok keyifli geçti duşumu aldım eve geldim. Evde ‘’bu kadar spor yaptım çok kalori yakmışımdır’’ diyerek bi güzel çikolata ziyafeti yaptım. Neyse iki gün sonar tekrar spora gitmem gerekiyor, ben gitmemek için nasıl bin dereden bin su getiriyorum anlatam. Anlayacağınız o derse gitmedim.
Sonraki derslerde de durum şöyle oldu; ‘’hava soğuk, bacağım ağrıyor, bugün gitmek istemiyorum diğer derse giderim, zaten o son hareket hiç bana göre değildi’’ derken derken birdaha hiç gitmedim. Ve verdiğim paralar da bir güzel yandı.
Bu tecrübeye rağmen akıllanmadım ve üç sene önce evime yakın açılan bir spor salonuna bakmaya gittim; gayet güzel bir mekan, kişisel hocan var, aletler yıkılıyo, tamam dedim buraya gelinir. Yaşasın. Bir hızla ucuza gelsin diye dönemlik paket program aldım ve eve döndüm. Ve sonra oraya da bir daha ayak basmadım. Hayır yanlış okumadınız spor salonunu gittim, gördüm, hocayla tanıştım, parayı kredi kartından çektirdim eve döndüm ve bir daha oraya hiç gitmedim. Bir süre sonra üyeliğimi iptal etmek için bile oraya gitmedim telefonla aradım ve üyelikten zar zor çıktım( tabi ki cezasını ödeyerek)…
Sonra dedim ki Anette bu böyle olmuyor, sen bu maceradan vazgeç. Çünkü gitmeyeceksin. Açık ve net. Çözüme odaklan ve ne yapabileceğine bak dedim. Ve yavaş yavaş şöyle bir sitem geliştirdim. Bakkala, markete, yakın yerlere yürüyerek gidip gelmeye başladım. Bir de yürürken şöyle düşünüyorum oh ne güzel tüm vücuduma şu an sağlık geliyor. (Ayakların altı akupunktur noktaları ya , yürüdükçe onlara da doğal olarak masaj yapmış oluyorsunuz)
Ayrıca alışveriş merkezlerinde, metroda, gittiğim mekanlarda asansör yerine merdiven kullanmaya başladım. Yani hayatımın her alaninı spor salonuna çevirdim.
Böylelikle ister istemez çok hareketli bir yaşamım oldu. Çantama da her zaman su koymaya başladım böylece yürüyüş ve su içmek hayatıma girmiş oldu. Çok da faydasını gördüm.
Size de tavsiyem, hayatınızı yürüyüş odaklı yapmaya bakın. Haftada bir Belgrad’a giderim, sahile gidelim yürüyüş yaparım şeklinde de değil (onu yapıyorsun zaten helal sana da), yani yürüyüşü ayrı bir zaman dilimi olarak görme. Her yere yürüyerek git. Arkadaşlarınla buluşmaya, alışverişine, gazete almaya hep yürüyerek git. Ve merdivenleri hep yürüyerek çık. O yürüyen merdivenler ne kadar zararlı anlatamam. Diz ve bacak kaslarını inanılmaz zayıflatıyor. O yüzden hep merdivenleri yürüyerek in çık. İlk başta yorucu oluyor, kabul. Ama sonra ne kadar iyi geldiğini göreceksin ve keyfin yerine gelecek.
Günlük hayatına kattığın yürüyüşün kısa sürede faydasını görmezsen ben de ne olayım…


Sağlıcakla,
Anette İnselberg