Dünyayı Tek Başımıza Değiştirebileceğimizi Kanıtlayan Bir Deney: 100. Maymun Fenomeni…

100maymun-600x361[1]

Belki de sadece sizin düşünce yapınızı ve davranışlarınızı değiştirmeniz, bir kelebeğin kanat çırpması gibi dünya çapında pozitif bir fırtınaya sebep olabilir.

Değişim zordur. Bir toplumun düşünce yapısını ve davranış biçimlerini değiştirmesi ve geliştirmesi çok daha zordur. Özellikle son zamanlarda dünya çapında başımıza gelen kötü olaylar, pozitif yönde değişimler gerektiğinin en büyük göstergesi olmuştur.

Yaşanan terör olaylarından, küresel ısınmaya kadar değişmesini umduğumuz birçok olumsuzluk var. Fakat böyle bir zamanda bile olumsuzluklara karşı bir şeyler yapmaya çalışan insanların sayısı çok az. Özellikle de hiçbir şey yapmayan insanlarla kıyasladığımızda.

Peki insanlar neden bir şey yapmıyor ve neden sadece iyi şeyler olmasını umarak bekliyor? Çünkü birçok kişi “Benim çabalarım mı küresel ısınmayı durduracak?”, “Benim oyum mu bir şeyleri değiştirecek?” düşüncesiyle yaşıyor.

Bu yazımızda, “Böyle düşünen insanlar bir araya gelse bakın kaç kişi eder, bir şeyler değiştirilebilir” konusuna girmeyeceğiz.

Bu yazımızda, sadece bir kişinin davranışlarında gerçekleştireceği değişimin, dünyadaki ortak bilinci nasıl geliştirebileceğine değineceğiz.

İşte Doktor Lawrence Blair ve Lyall Watson’ın 30 yıl boyunca maymunları gözlemleyerek gerçekleştirdikleri deney: 100. Maymun Fenomeni

1. Pasifik Okyanusu’ndaki adalarda, türü Macaca Fuscata olan maymunlar yaşıyor. Pasifik Okyanusu’nda bulunan birçok ada, bu maymunlara ev sahipliği yapıyor.

2. Bilim insanları Koshima Adası’ndaki maymunlar için tatlı patatesler bıraktı.1952 yılında Koshima Adası’na gelen bilim insanları, maymunlar beslensin diye adadaki kumların üstüne tatlı patatesler bıraktı.

3. Maymunlar kumlu olmasından rahatsız olsa da patatesleri yemeye başladı.Tatlı patatesleri yemekten hoşlanan maymunların tek derdi kumlardı. Üzerindeki kumlardan hiç haz etmeseler de maymunlar bu tatlı patatesleri yemeye devam etti.

4. Bir gün İmo adlı genç bir maymun patatesleri yıkamayı akıl etti.18 aylık dişi bir maymun İmo, kumlara karşı bir çözüm yolu buldu. Kuma bulanmış tatlı patatesleri yakında bulunan su birikintisinde yıkamaya başladı.

5. İmo’nun önce annesine öğrettiği bu yöntemi, diğer maymunlar da kullanmaya başladı.İmo patatesleri yıkayarak kumlardan kurtulabileceklerini önce annesine öğretti. Daha sonra İmo’nun arkadaşları da bu yöntemi öğrenip kendi annelerine öğretti. Maymunlar arasında giderek yaygınlaşmaya başlayan bu eyleme, gözlemci bilim adamları da şahit oldu.

6. Fakat bazı maymunlar patatesleri kumlu yemeye devam etti.6 yıl sonra (1952 ve 1958) genç maymunların hemen hepsi patateslerini yıkayarak yemeye başladı. Bu davranış biçimini, çocuklarını taklit eden ve yeni şeyler öğrenmeye açık maymunlar da öğrendi. Fakat bazı yetişkin maymunlar, kendinden küçük ve sosyal statüsü aşağıda olan maymunların onlara bir şey öğretemeyeceğini düşündüğü için patatesleri kumlu şekilde yemeye devam etti.

7. 1958 yılında sadece bir maymunun daha patatesini yıkaması bir anda her şeyi değiştirdi.6 yılın sonunda, 1958 yılında çok garip bir şey oldu. Adada bulunan maymunların bir kısmı patateslerini yıkayarak yerken (mesela 99 tanesi), bir maymun daha patatesini yıkamaya başladı. Yüzüncü maymun da bunu yaptığı an her şey değişti.

8. 100. maymundan sonra, o akşam adadaki her maymun patatesleri yıkamaya başladı.Sadece bir maymunun daha aynı davranış biçimini benimsemesi, bir anda adadaki hemen hemen her maymunun patatesleri yıkamasına sebep oldu. 100. maymunun bu davranışı tetik görevi gördü ve yaşlı maymunlar dahil hepsi kumları temizlemek için patatesleri yıkamaya başladı.

9. Asıl şaşırtıcı olay ise diğer adalarda yaşanmaya başladı.Bilim insanları deney yaptıkları Koshima Adası’yla doğrudan bir bağlantısı olmayan diğer adalarda da garip bir durum fark etti. Diğer adalardaki maymun kolonileri, aynı anda patateslerini yıkamaya başladı.

10. Ve Yüzüncü Maymun Fenomeni doğdu

Yeni bir davranış tarzı ve düşünce, toplumdaki bireylerin belirli bir oranı tarafından kabul edildiği anda, mesafenin önemi olmaksızın bu yenilik zihinden zihne aktarılabildiği görüldü.

11. Toplum bilincinin yükselmesinde en önemli nokta Kritik Sayı’ya ulaşmaktı.Yeni bir düşünce toplumda sadece belirli kişiler tarafından biliniyorsa, bu yenilik sadece onları ilgilendirir ve büyük bir değişime yol açmaz. Fakat bilen kişiler kritik sayıya ulaşırlarsa, toplumdaki ortak bilinç biranda değişime uğrar. Bu davranış biçimi ya da düşünce şekli, herkes tarafından uygulanır ve düşünülür

12. Farklı deneyler hep aynı sonuca çıktı: Niceliğin niteliğe dönüşmesi

Doktor Lawrence Blair ve Lyall Watson’ın ortaya çıkarılan bu fenomenle ilgili farklı deneyler de yapıldı. Bu deneylerin hepsi yine aynı kapıya, yani kritik sayıya çıktı. Kritik sayıya ulaştıktan sonra nicelik niteliğe dönüştü ve ortak bilinç biranda değişti.

13. Yüzüncü maymun belki de sizsiniz

Son zamanlarda dünyada çok kötü olaylar yaşanmasına karşın, bunlara dur demeye çalışan insanların sayısı yeterli olmuyor. Toplumun çoğu “Bir kişiyle mi değişecek?” yanılgısı yüzünden bir şey yapmamaya devam ediyor.

Belki de sadece sizin düşünce yapınızı ve davranışlarınızı değiştirmeniz, bir kelebeğin kanat çırpması gibi dünya çapında pozitif bir fırtınaya sebep olabilir.

Kaynak: liste liste

Reiki 1. Seviye 2 Nisan Ctesi (14.00-18.00) SON BİR KİŞİ

944314_920429661403350_4437319030190561048_n[1]

REIKI ŞİFA ENERJİSİNİ HERKES ÖĞRENMELİ…

Öğrenilmesi ve uygulanması çok kolay olup herkesin uygulayabileceği bir iyileştirme metodudur. Reiki uygulayabilmek için uzun süren meditasyonlar yapmak, farklı deneyimlere, tecrübelere ya da özel yeteneklere sahip olmak gerekmez.

Eğer yaşam enerjiniz düşükse veya dolaşımında bir tutukluk varsa hastalıklara daha açık olursunuz. Enerjiniz yüksek olduğunda ve rahatça aktığında; daha az hastalanır ve sağlığınızı uzun süre koruyabilirsiniz. O yüzden reiki enerjisini öğrenmek ve kendine düzenli uygulayarak enerjiyi yükseltmek hastalıklardan korunmak için çok önemlidir.

Reiki, vücuttaki sağlığın, uyumun ve dengenin düzenlenmesini sağlar.

Stresli olduğunuzda derin bir rahatlama sağlar.

Şefkat ve sevgi duygularını geliştirir. Uygulama sırasında en çok ortaya çıkan duygu: huzur, rahatlama ve güvendir.

Ruhsal gelişimdeki pozitif etkisi, uygulamadan sonra karşılaşacağınız sorunlara daha derin bir bakış açısı kazanmanızı sağlar. Yaşamınızda doğru kararlar almak için gereken farkındalığa ulaşmanızda yararlıdır.

Reiki 1 Aşama Eğitimi Neleri İçerir?

Reiki Nedir?

Reiki İlkeleri Nelerdir?

Reiki Nasıl Şifa Verir?

Hastalıkların Bize Anlatmak İstedikleri Nelerdir?

Çakraların Anlatımı

Temel El Pozisyonlarının Gösterimi

Reiki 1 Uyumlama

Kendimize Reiki Uygulaması

Başkalarına Reiki Uygulaması

Reiki Bizi Negatif Enerjiden Nasıl Korur

Evi, İşi, Arabayı Negatif Enerjiden Arındırma

Ödev

Seminer çıkışı reiki müzikleri cd’si dökümantasyon ve sertifika verilmektedir

Rez. Tel. 0536 798 68 68 Anette

NAZARA KARŞI TUZ

Heart shaped cake of salt

İnanç, insanoğlunun yarattığı kültürün bir parçası olup, kişilerin günlük yaşamını, davranışlarını etkileyen ve başkalarından öğrenme yoluyla kazandıkları düşüncelerdir. İnancın edinilmesinde, kişinin deneme yoluna sapması, geçerliğini kendi yaşamında geçen bir olayla tanıması gerekli değildir. Tamamıyla toplumsal ve kültürel bir ürün olan nazar inancı da kültürümüzde yaygın olup, nazarla ilgili nazar değmeden önce korunma amaçlı ve nazar değdikten sonra kötü durumları ya da hastalığı iyileştirme amaçlı pek çok pratik bulunmaktadır.

Hiçbir insan, içinde bulunduğu kültürden bağımsız davranamaz.

Nazar Nedir?

Arapça ‘nazar’ kelimesi , ‘bakış’anlamına gelir. Türkçe’de de ‘nazar’ kimi insanların bakışlarındaki zararlı güç ve bu nitelikleriyle, bir kişiye, bir hayvana ya da bir nesneye bakmakla, canlı üzerinde hastalık, sakatlık, ölüm, nesne üzerinde kırılma gibi olumsuz etkinin meydana gelmesidir. Nazar sadece insanlara özgü bir olay olmayıp, mal mülk, hayvan, toprak, ağaç, çiçek, eşya ve evler de nazara uğrayabilir. Herhangi zararlı bir olay, böyle bir sebebe yüklendiği zaman ‘nazar değdi’, ‘nazara uğradı’, ‘göz değdi’, ‘nazara geldi’, ‘göze geldi’, ‘göz aldı’vb. deyimler kullanılır. Nazar toplumsal ve kültürel bir üründür. Bugün olduğu gibi tarihi devirlerde de mevcuttur. Nazar inancını Neolitik çağlara kadar götürmek mümkündür. Balta şeklinde yapılmış olan nazarlıklar, (amuletler) Girit’te , Aşağı Mısır’da, Malta’da , Kuzey Fransa’da ve Britanya’da Bronz çağında bulunmuştur. Eski çağlardan itibaren Batı’da ve Doğu’da büyünün ve nazarın kötü etkilerine inanış ve tedbir alma bilgisi kökleşmiştir. Uğursuz gözden çıkan fenalığı defetmek için kullanılan el şeklinde muskalar, Mısırlılar, Fenikeliler, Yunanlılar, Romalılar tarafından kullanılmıştır. Nazar inancı tarihi devirlerde olduğu gibi, bugün de mevcuttur.

Nazar değdikten sonra kötü durumları ya da hastalıkları sağaltmak amacıyla;

1) Kurşun Dökme

2) Üzerlik Otu Yakma

3) Tuz Patlatma- Tuz Kavurma

4) Tuz Gömdürme

5) Tuz ve Üzerlik Otunu Birlikte Yakma

6) Üzerlik Otu ile Çitlenbik Ağacından Alınan Parçaları Birlikte Yakma

7) Üzerlik Otu ile Üç Yol Ağzından Alınan Çöp ve Eşikten Koparılmış Tahta Parçasını Birlikte Yakma

8) Nazarı Değdiği Bilinen Kişinin Evinden Bir Tahta Parçası Alıp Yakma

9) Nazar Duası Okuma

10) Nazar Duası Okutma

11) Bıçak Basma- Bıçak Atma

12) Çekiye (uzunca eşarp, tülbent) İğne Bastırma

13) Çekiyi Bakma

14) Köz Söndürme

15) Yumurta Kırma

gibi pratikler yapılmaktadır. Sağlık yönünden inanmalar daha çok nazar kırma işlevini yerine getirir. Nazar kırma olayını da daha çok ocak tabir edilen kişiler gerçekleştirir. Bir ocak ölmeden ya da bu işleri bırakmadan önce ‘ El Verme’ denilen olayı gerçekleştirir. Nazar kırma ağırlıklı olarak kadınlar tarafından yapılır, özellikle kadınların büyü, sihir esrarını iyi bildiği düşünülür. “Türkiye Kültür Haritası Projesi” çerçevesinde, gidilen illerin köylerinde yapılan çalışmalar nazar inancının günümüzde geçerliliğini yaygın şekilde koruduğuna işaret etmektedir.

Tuz Kavurma 1:

Önce tavaya bir avuç tuz konulur, tuz genellikle iri taneli tuzdur, ancak sofra tuzu da kullanılır. Tava, içindeki tuzla birlikte ateşe konulur. Ateşe konulun tuz patlamaya başlar. Bu arada nazar değen kişinin başına bir tülbent örtülür. Daha sonra nazar değen kişinin başının üzerine içi su dolu bir çanak tutulur. Patlatılan tuz bu suyun içine dökülür. Bu işlemlerden sonra nazar değen kişiye bu sudan bir yudum içirilir, ya da biraz yalatılır. El ve ayak tırnaklarına ve alnına bu sudan sürülür. Daha sonra, avlunun bir kenarına, ayak basmayacak bir yere tuzlu su dökülür.

Tuz Kavurma 2:

İri tuz, bakır bir kapta kavrulur. Ateşte kaynamakta olan suya dökülür. İçine ayrıca 7 buğday tanesi, birkaç tane metal para, soğan kabuğu ve iğne atılır. Bunlar bir süre birlikte kaynatıldıktan sonra, su soğuyunca nazar değen kişinin; 3 kere başına, 3 kere karın kursağına, 3 kere bacaklarına dökülür. Bu işlemler 9-10 kez tekrarlanır. Bu işlemden önce nazar değen kişi, damağını kaldırır. Suyun kalanı nazar değen kişinin koltuk altına, ayaklarının altına ve kucağına dökülür. Böylece nazar değen kişinin nazarı üstünden atılmış olur.

Tuz Öveteleme:

Gerekli malzeme sadece tuzdur . Nazar değdiğine inanılan kişi tuz öveteleme işini yapacak kişinin karşısına oturur. Tuz övetelecek kişi avucuna bir miktar tuz alır. Avuca alınan tuz, nazar değen kişinin başının üzerinde dairesel hareketlerle dolaştırılır. Bu işlem yapılırken 3 kez İhlas, 1 kez de Fatiha suresi, tuz öveteleme işini yapan kişi tarafından okunur. Bu işlemler bittikten sonra üzerine okunulan tuz, üzerine basılmayacak bir yere atılır.

Tuz Gömdürme:

Bu işi sadece bir kadın yapmaktadır. Rahatsızlığı olan kişi, tuz gömdürmek için bu kadını evini çağırır. Tuz gömecek olan kadın, hastayı karşısına alır ve diri tuz tanelerini eline alıp ‘Fatiai’ suresini okur. Okunan tuz kor halindeki ateşe gömülür. Gömülen tuz patlamaya başlar. Tuzun patlamasıyla kişiye değen nazar dağılmış olur. Tuz gömdüren kişi erkekse takkesini, kadınsa yazmasını üzerindeki nazar dağılsın diye ateşe silkeler. Tuz patladıktan sonra ateşten biraz kül alınarak suya konur ve nazar değen kişi bu sudan üç yudum içer ve abdest alır. Geriye kalan su evin dört köşesine serpilir.

Kaynak: Tuz perisi

Özlem soylu Çetinkaya-hayalhanesi