Arşivler

19 Nisan Dolunayında Şans, Neşe, Huzur ve Bolluk Getiren Tılsımlar Sizlerle… Aslı Tel. 0541 242 23

anette inselberg tılsımlar

 

Tılsımlar
Bildiğimiz gibi yeryüzünde insanlık tarihi kadar eskidir tılsımlar.
Kimi uğur getirsin, bazısı korunma sağlasın diyerek yapılıp taşınmışlar, bir kısım da güç vermesi, işleri kolaylaştırması için kullanılmışlardır.
İnsanlar rahatlıkla üzerlerinde taşıyabilmek için tılsımları kolyeler, yüzükler, küpeler olarak hazırlamışlar, hatta giydikleri gömleklere, yattıkları şiltelere, savaşlara giderken zırhlarına işlemişler yüzyıllar boyunca.
Farklı durumlar için, enerjisine inandıkları değişik malzemelerden türlü türlü tılsımlar üretmiş insanoğlu. Bazen bir melek ya da çiçek kullanmışlar, farklı dinlere mensuplar sembollerini, Tanrı’nın isimlerini, ilkler gökyüzündeki yıldızları doğanın içinde birlikte yaşadıklarını tılsım olarak işlemişler hayatlarına…
Taşların üzerine yontmuşlar, değerli metallerle bezemişler, kimi zaman belirli ritüellerle elden ele, bir jenerasyondan diğerine aktarmışlardır tılsımları.
Şimdiye kadar gördüğünüz gibi AGd’sign olarak tasarımlarımızda bolluk bereket şans koruma niyetiyle hayatın içinden gelen sembolleri farklı kültürlerdeki öğretileri birleştirdik.
Ve, ne mutlu bize!
Sizden gelen mesajlarda, maillerde gördük ki hayatlarımıza nice pozitif yansımalar olmuş.
İlginize teşekkürler.
Sevgiler…
Aslı ve Murat…
Not :Çok yakın arkadaşlarım olan Aslı ve Murat çiftinden bu tılsımları almak isteyenler için iletişim bilgilerini paylaşıyorum.
http://www.agdsign.com
http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324
Chokurei Kolye 80.-₺
Gümüş Mineli Melek Kolye 140.-₺
Gümüş YaFettah Kolye 110.-₺
Gümüş ElVedud Kolye 110.-₺
Gümüş Mineli Merkabah Kolye 140.-₺
Fiyatlara KDV Kargo dahildir.

05.04. Yeni Ayında Ne Takalım Diyenlere Cevabım Elbette El Fettah Olacak…

47580776_1924636954318014_8512277335565664256_n1[1]

 

Evett bahar tüm coşkusuyla bana şans getirsin, rahmet ve rızk kapılarımı açsın, her türlü sorunum kolaylıkla çözülsün diyorsanız el Fettah kolye ya da bileklik takmalısınız.

Hepimizin sonsuz mucizevi kapıların açılması dileklerimle
Anette İnselberg
Not :El-Fettâh: Kullarına rahmet kanadını açan ve her türlü müşküllerini çözüp kolaylaştırandır. Her türlü sıkıntıyı gideren rahmet, rızık kapısı açan odur.
Not: El Fettahı Murat ve Aslı çiftinden almak isteyenler için iletişim adresini paylaşıyorum…
http://www.agdsign.com
http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324
Kolyeler sırasıyla:
Zincirli kolyeler 80₺
İpli kolyeler 60₺
KDV Kargo dahil.
Kolyeler pirinç üzerine altın kaplama olup, ömürboyu garanti veriyoruz.
Altın ve gümüş kolye ve bileklik ücretleri:
Hepsinin hammaddesi 925Ayar gümüş üzerine rodyum ve altın kaplama olarak hazırlandı bu ürünler.
925Ayar Rodyum Kaplama Gümüş Ya Fettah Kolye Gümüş Zincirde 110₺ KDV Kargo Dahil
925Ayar Altın Kaplama Gümüş Ya Fettah Kolye Altın Kaplama Gümüş Zincirde 110₺ KDV Kargo Dahil
925Ayar Rodyum Kaplama Gümüş Ya Fettah Bileklik 75₺ KDV Kargo Dahil
925Ayar Altın Kaplama Gümüş Ya Fettah Bileklik 75₺ KDV Kargo Dahil

Neleri Geride Bırakmalısınız, Neler Öğrenmelisiniz, Neden Vazgeçip, Nasıl İlişkiler Kurmalısınız?! Kuzey Ay Düğümünü Bulun…

anette inselberg kuzey ay düğümü
Geçmiş Yaşaminızda Kim Olduğunuzu Ve Bugünkü Hayatınızda Nelerle Karşılaşacağınızı Anlatıyor. Yapmanız Gereken, ‘kuzey Ay Düğümü’nüzün Hangi Burçta Olduğunu Bulmak Ve Dünyaya Ne Öğrenmeye Geldiğinizi Anlamak.

Ancak Astrolojinin Çok Karmaşık Başka Etkenleri Var. Bunlardan Biri De Ay Düğümleri: Karma Yani Geçmiş Yaamlardaki Deneyimlerinizle Bugün Yaşayacaklarınız Arasındaki İlişkiyi Anlatır.

Haritanızdaki Kuzey Ay Düğümü Bu Dünyaya Neyi Öğrenmek İçin Geldiğinizi Açıklar. Neleri Geride Bırakmalısınız, Neler Öğrenmelisiniz, Neden Vazgeçip, Nasıl İlişkiler Kurmalısınız?!
Kuzey Ay Düğümünüzü Nasıl Bulacaksınız? Doğduğunuz Tarihe Bakarak Hangi ‘kuzey Ay Düğümü’nde Olduğunuzu Bulabilirsiniz.
· 29 Aralık 1928- 7 Temmuz 1930 Boğa
· 8 Temmuz 1930- 28 Aralık 1931 Koç
· 29 Aralık 1931-24 Haziran 1933 Balık
· 25 Haziran 1933- 8 Mart 1935 Kova
· 9 Mart 1935-14 Eylül 1936 Oğlak
· 15 Eylül 1936-3 Mart 1938 Yay
· 4 Mart 1938- 12 Eylül 1939 Akrep
· 13 Eylül 1939- 24 Mayıs 1941 Terazi
· 25 Mayıs 1941- 21 Kasım 1942 Ba$ak
· 22 Kasım 1942-11 Mayıs 1944 Aslan
· 12 Mayıs 1944- 13 Aralık 1945 Yengeç
· 14 Aralık 1945- 2 Ağustos 1947 İkizler
· 3 Ağustos 1947- 26 Ocak 1949 Boğa
· 27 Ocak 1949- 26 Temmuz 1950 Koç
· 27 Temmuz 1950-28 Mart 1952 Balık
· 29 Mart 1952-9 Ekim 1953 Kova
· 10 Ekim 1953-2 Nisan 1955 Oğlak
· 3 Nisan 1955-4 Ekim 1956 Yay
· 5 Ekim 1956- 16 Haziran 1958 Akrep
· 17 Haziran 1958- 15 Aralık 1959 Terazi
· 16 Aralık 1959- 10 Haziran 1961 Ba$ak
· 11 Haziran 1961- 23 Aralık 1962 Aslan
· 24 Aralık 1962- 25 Ağustos 1964 Yengeç
· 26 Ağustos 1964- 19 $ubat 1966 İkizler
· 20 $ubat 1966- 19 Ağustos 1967 Boğa
· 20 Ağustos 1967-19 Nisan 1969 Koç
· 20 Nisan 1969-2 Kasım 1970 Balık
· 3 Kasım 1970-27 Nisan 1972 Kova
· 28 Nisan 1972-27 Ekim 1973 Oğlak
· 28 Ekim 1973-10 Temmuz 1975 Yay
· 11 Temmuz 1975-7 Ocak 1977 Akrep
· 8 Ocak 1977-5 Temmuz 1978 Terazi
· 6 Temmuz 1978- 12 Ocak 1980 Ba$ak
· 13 Ocak 1980- 24 Eylül 1981 Aslan
· 25 Eylül 1981- 16 Mart 1983 Yengeç
· 17 Mart 1983-11 Eylül 1984 İkizler
· 12 Eylül 1984- 6 Nisan 1986 Boğa
· 7 Nisan 1986- 2 Aralık 1987 Koç
· 3 Aralık 1987- 22 Mayıs 1989 Balık
· 23 Mayıs 1989-18 Kasım 1990 Kova
· 19 Kasım 1990-1 Ağustos 1992 Oğlak
· 2 Ağustos 1992-1 şubat 1994 Yay
· 2 şubat 1994-31 Temmuz 1995 Akrep
· 1 Ağustos 1995-25 Ocak 1997 Terazi
· 26 Ocak 1997- 20 Ekim 1998 Başak
· 21 Ekim 1998-9 Nisan 2000 Aslan
· 10 Nisan 2000-12 Ekim 2001 Yengeç
· 13 Ekim 2001-13 Nisan 2003 İkizler
· 14 Nisan 2003-25 Aralık 2004 Boğa
· 26 Aralık 2004-21 Ağustos 2006 Koç
· 22 Ağusstos 2006- 2 Nisan 2008 Balık
3 Nisan 2008- 24 Ekim 2009 Kova
· 25 Ekim 2009- 6 Temmuz 2011 Oğlak
· 7 Temmuz 2011- 8 Şubat 2013 Yay
· 8 Şubat 2013- 8 Ağustos 2014 Akrep
· 9 Ağustos 2014 -20 Şubat 2016 Terazi
21 Şubat 2016 -16 Eylül 2017 Başak
17 Eylül 2017- 2 Nisan 2019 Aslan
3 Nisan 2019- 24 Eylül 2020 Yengeç
·
KOÇ
Kuzey Ay Düğümü Koç Geliştirmesi Gerekenler: Bağımsızlık, Kendinin Farkında Olmak, Kendi İtilimlerine Güvenmek, Cesaret, Kendini Ruhen Beslemek.
Terk Etmesi Gerekenler: Kendini Başkalarının Gözüyle Görmek, Adalete Saplantılı Bağlılık, Kısasa Kısas Zihniyeti, Fazlasıyla Fedakar Olmak.
Geçmişte Nasıldı: Sahne Arkasındaki Kişiydi. İyi Bir Yardımcı, Sekreter, Diplomat Ve Hizmetçiydi. Pek Çok Reenkarnasyonunda Başkalarını Destekleme Uğruna Kendi Kimlik Duygusunu Oluşturamadığından,

Bu Yaşamda, Başkalarının Gözünde Ne Olduğuna Aldırmadan Kim Olduğuna Bakması Gerekir.
Şimdi Ne Yapmalı: Kendini Disipline Sokmalı, Kendi Merkezini Ölüşşturmalı, Hissettiğini Söylemeli, Kararlarını Ertelememeli Ve Bağlanma Korkusunu Yenmeli. Her Zaman Her şey İyiymiş Gibi Davranmamalı, Öfke, Hiddet Gibi Duygularının Farkına Varmalı, Liderlik Yapmalı. İdeal Ve Kendini Adamış Bir Partner Bulmak İçin Bitmez Arayışını Bırakıp, Önce Kendisinin Kim Olduğunu İyice Tanımalı.
BOĞA
Kuzey Ay Düğümü Boğa Geli$tirmesi Gerekenler: Sabır, Sadakat, Beş Duyudan Zevk Almak, Bağışlamak, şukretmek, Sebat, Bedensel Zevkleri Tecrübe Etmek. Terk Etmesi Gerekenler: Sabırsızlık, Yargılama Eğilimi, Saplantılı-zorlayıcı Eğilimler, Aşırı Tepki Göstermek, Kendini Krizlere Sokmak.
Geçmişte Nasıldı: Geçmiş Yaşamında Nüfuzlu Kişilerin Yanındaydı. şef Danışmanı, Başkan Yardımcısı Ya Da Generalin Sırdaşıydı. Psİkiyatr, Büyücü, Danişman Ya Da Hekimdi. Tüm Gücünü Daha Kudretli Olan Sırdaşı İçin Kullanmıştı.

Şimdi Ne Yapmalı: Aşırı Tepki Göstermemeli, Güvenlik Ağı Olmadan Tehlikelere Atılmamalı, Başkalarının Onayını Kazanabilmek İçin Başarabileceğinden Yüksek Riske Girmemeli, Çalışanlarını Her An İşlerini Kaybetme Tehlikesiyle Baş Başa Bırakarak Gücünü Kötüye Kullanmamalı, Kıskanç Olmamalı. İlişkilerde Cinsel Tükenmeye Yol Açacak ‘hızlı Trafik’ten Kaçınmalı; Seksi, Bir şey Elde Etmek İçin Kullanmamalı.
İKİZLER
Kuzey Ay Düğümü İkizler Geliştirmesi Gerekenler: Sağlıklı Merak, Sorular Sormak, Ölçülülük, Mantık, Başkalarını Bilerek Neelendirmek, Yeni Fikir Ve Deneyimlere Açık Olmak, Fikirlerini Tehditkâr Bir Biçimde İfade Etmemek, Bir Durumun İki Yanını Görmek.
Terk Etmesi Gerekenler: Kendi Haklılığından Emin Olmak, Soğuk Davranmak, Dinlemeden Başkalarının Ne Duşündüğünü Bildiğini Varsaymak, Düşüncesiz Spontanelik, Sezgiyle Hareket Etmek, Geçmiş Deneyimlere Dayanarak Bugünkü Durumlara Peşin Hükümle Cevap Vermek.
Geçmişte Nasıldı: O, Hindistan’da Gerçeği Arayan Bir Sadu, Çölde Bir Munzevi, Bir Göçebe, Gerçeği Aramak İçin Vahşi Doğaya Giden Bir Yalnız, Bir Filozof Kraldı. şimdi Gerçeğini Paylaşmak, Topluma Yeniden Katılmak İçin Geldi.
Şimdi Ne Yapmalı: Geçmişte Bir Munzevi Olduğundan, Konuşma İhtiyacında Ama Başkalarını Dinlemeyi, Fikir Almayı Unutmamalı. Yavaşlamayı, Sabırlı Olmayı Öğrenmeli, Kökten Çözümler Yerine Küçük Ve Geçici Çözümlerin Olduğunu Öğrenmeli. Sırf Çeşitlilik, Deneyim Uğruna Cinsel İlişkiye Girmemeli. Mutlu Olabileceği Partner, Fiziksel Olduğu Kadar Zihinsel Olarak Da Anlaştığı Biridir.
YENGEÇ
Kuzey Ay Düğümü Yengeç Geliştirmesi Gerekenler: Empati, Alçakgönüllülük, İnsanları Zihinsel, Duygusal Ve Fiziksel Olarak Desteklemek, Kendi Temelini Ve Güvenliğini Oluşturmak.
Terk Etmesi Gerekenler: Kontrol Etme İhtiyacı, Süreci İhmal Edip Hedefe Odaklanmak, Yakın İlişkilerde Duygu Ve Korkularını Saklamak, Dürüst Bir şey Yerine Toplumsal Olarak Kabul Görenleri Yapmak.

Geçmişte Nasıldı: Geçmiş Yaşamında Katı Kurallara Bağlı Dini Cemaatlerde Yaşamıştı. İçgüdülerini, Cinsel Arzularını Ve Fiziksel İhtiyaçlarını Bastırmıştı. Kamusal Otorite, Toplumsal Düzen, Feodal Lord, Politikacı, İş Adamı Ve Patron Olarak Görev Yaptı. Geçmişte Halkın İlgisi Vardı, Hâlâ İzleyicilerini Arıyor.
Şimdi Ne Yapmalı: Kabul Ve Tasdik Edilme Arayışından Kaçınmalı. Kontrol Duygusu Onun İçin Bir Tuzak. Duygularını Bastırmaya Çalışmak Da… Aşırı Ciddi Tavrı, İstemeden De Olsa Onu Yaklaşılmaz Yapar. Ona Yardım Edenlere Nesne Muamelesi Yapmamalı, Ya$ami Ve Kendisini Daha Az Ciddiye Almalı, Oyunbaz Ve Neşeli Olmalı.
ASLAN
Kuzey Ay Düğümü Aslan Geliştirmesi Gerekenler: Bireysellik, İrade, Coşku, Özgüven, Risk Almak, Yaşamı Bir Oyun Olarak Görmek, Yaşamdan Zevk Almak, Eğlenmek.
Terk Etmesi Gerekenler: Ait Olmak İçin Baskılara Boyun Eğmek, Eyleme Geçmek İçin Başkaşının İteklemesini Beklemek, Hayalcilik, Yüzleşmelerden Kaçmak.
Geçmişte Nasıldı: Geçmiş Yaşamında Bilim Adamı, Gözlemci, İnsancıl Davaları Desteklemek Uğruna Kendini Feda Eden Kişiydi. Geçmiş Yaşamda İçindeki Çocuğun Canlılık Enerjisini Yitirmişti.
Şimdi Ne Yapmalı: Aşırı Derecede Onaylanmaya İhtiyaç Duymamalı. Akıcı Düşünmeli, Bilimsel Yaklaşımın Sınırlarını Aşıp Daha Yaratıcı Olmalı, Evrenin Ona Hayallerini Gerçekleştirmesi İçin Sunduklarını Kabul Etmeli. Deneyim Yolundan Gitmeli, İlişkiye Girdiğinde İdeal Eş Rolünü Oynamaktan Vazgeçmeli, Gerçek Bağlanmayı Kabul Ederek Çocuklarla Vakit Geçirmeli.
BAŞAK
Kuzey Ay Düğümü Başak Geliştirmesi Gerekenler: Katılım, Kaosa Düzen Getirmek, şimdiye Odaklanmak, Korkulara Rağmen Riskler Almak, şefkatli Davranmak, Başkalarına Hizmet Etmek, Ilımlılık.
Terk Etmesi Gerekenler: Plan Yapmaktan Kaçınmak, Gerçeklerden Kaçış Ve Bağımlılık Eğilimleri (uyu$turucu Maddeler, Alkol, Aşırı Uyku, Hayal Kurma), Aşırı Duyarlılık, Aşırıcılık, Geri Çekilmek, Yetersizlik Duygusu.

Geçmişte Nasıldı: Geçmiş Yaşamda Egosunun Dağılmasını Yaşamiştı. Eğer Bu Dağılma Alkol Ve Uyuşturucu Gibi şeylerle Gerçekleşmişse, Bu Yaşamda Da Bağımlılık Eğilimleri Gösterebilir. şimdi Hizmet Etme Zamanı.
Şimdi Ne Yapmalı: Sürekli şefkat, Dikkat Ve Anlayış Görmek İsteyerek Dipsiz Bir Kuyuya Dalmamalı. Özgüvenini Geliştirmeli. Geçmiş Yaşamında Daha Az Dünyevi Olduğundan Ve Bu Yaşamında Deneyerek Öğrenmek Süreçlerinden Geçmeli. Aşırı İçe Odaklanma Eğilimini Bırakıp, Dışarıya Odaklanmalı. Ilımlı Olmalı. Romantik İlişkilerde Daha Gerçekçi Olmayı Denemeli.
TERAZİ
Kuzey Ay Düğümü Terazi Geliştirmesi Gerekenler: İ$birliği, Diplomasi, Davranış İnceliği, Bencil Olmamak Ve Karşılık Beklemeden Destek Vermek, Paylaşmak, Her İki Tarafın Da Kazançlı Çıktığı Durumlar Yaratmak.
Terk Etmesi Gerekenler: Düşünmeden Fevri Davranmak, Kendini Öne Sürmek, Başkalarının İhtiyaçlarının Farkında Olmamak, Ben Merkezcilik, Öfke Patlamaları, Başkalarının Kendisi Gibi Olmasında Direnmek.
Geçmişte Nasıldı: Savaşçıydı. Hep Tetikteydi. şimdi Abartılı Bir Hayatta Kalma Dürtüsüne Sahip. Başkalarıyla Olmayı, Sevmeyi İster Ama Bunu Nasıl Yapacağını Bilemez. Benlik Duygusuna SımsIkı Sarılır Çünkü Savaşın Her An Başlayacağından Endişe Eder. Oysa şimdi Savaşçı Enkarnasyonunda Değildir.
Şimdi Ne Yapmalı: Sert Ve Disiplinli Olmaktan Kaçınmalı, İnsanların Bireysel Farklılıklarının Önemini Kavramalı. Hep Kendinin Kazandığı Ve Karşıdakinin Kaybettiği Durumlar Yaratmamalı. Hızlı Karar Vermemeli. Narsistik Eğilimlerini Bırakmalı. Özellikle Aşkta “önce Ben” Tavrını Bırakmalı. Aldığından Çok Vermeye Çalışmalı, Misilleme Yapmamalı, Partnerini Rakip Olarak Görmemeli.
AKREP
Kuzey Ay Düğümü Akrep Geliştirmesi Gerekenler: Düşük Enerjiye Neden Olacak şeyleri, Yararsız Mal-mülkü Bırakmak, Sahip Olma Zorunluluğu Olmadan Nesnelerden Keyif Almak, Başkalarının Desteğini Kabul Etmek (fikirler, Para, Fırsatlar)
Terk Etmesi Gerekenler: Statükoya Bağlılık, Mülkiyetçilik, Sahip Olmakla Aşırı İlgilenmek, Bedensel Arzulara Saplanıp Kalmak, Değişime Direnmek, Başka Bir Yol Olmasına Karşın Her şeyi Tekrar Tekrar Aynı (zor) Biçimde Yapmak.

Geçmişte Nasıldı: Bu İnsan Sanki Dünyaya Düzinelerce Giysiyle Geldi. Geçmiş Yükleri De Beraberinde Getirdi. Onun İçin Zor Olan şey Bırakmak. Ama Mal-mülk, Geçmiş Yaşam Değerlerine Mantıksız Bağlılık Onu Durgunlaştırır. Geçmiş Yaşamında Çok Çalışkandı, Toprak Sahibi Ya Da Usta Bir İnşaatçıydı. Geçmiş Yaşamında Zengindi Ve Maddi Konforu Hedeflerdi.
Şimdi Ne Yapmalı: Dar Görüşlere Direnmeli, Özellikle De Kendininkilere. Bedensel Zevklere Ve Maddi şeylere Aşırı Düşkün Olmamalı. Yardım Kabul Etmeli. Parayla İlgili Kriz Durumundan Kurtulmalı, Biriktirme Saplantısını Aşmalı. Aşk İlişkisinde Beğenilmeyeceği Duygusunu Yenmeli, Risk Almalı. Fiziksel Gereksinimler Kadar Ruhsal Gereksinimlerin De Önemini Anlamalı.
YAY
Kuzey Ay Düğümü Yay Geliştirmesi Gerekenler: Olacakları Önceden Bilme Yeteneğine Ve Görünmez Rehberliğe Güvenmek, Spontane Olmak, Bir Özgürlük Ve Serüven Duygusu Geliştirmek, Sansürsüz Açık Sözlü İletişim, Doğada Zaman Geçirmek.
Terk Etmesi Gerekenler: İnsanların Düşündükleri Konusunda Sonradan Fikir Yürütmek, Kararsızlık, İnsanların Duymak İstediklerini Söylemek, Sezgisel Bilişi Mantıkla Geçersiz Yapmak, Dedikodu Yapmak, Sabırsızlıkla Yanıt İstemek.
Geçmi$te Nasıldı: Bu İnsan Birçok Yaşamını Öğretmen, Yazar, Hatip Ve Satıcı Olarak Geçirdi. Başkalarının Düşüncelerini Anlama Pozisyonundaydı. Bu Yaşama Herkesin Bakış Acısını Görebilme Yeteneğiyle Geldi
Şimdi Ne Yapmalı: Karar Verirken Sezgisini Kullanmalı. Geçmişinin Aksine Bu Karmada Mantıksız Olma Hakkına Sahiptir, Sezgisel Bili$iyle Temasını Geli$tirmesi Gerekir. İnsanlara Gereğinden Çok Açıklamalar Yapmamalı. Tartışmalara Girmemeli. Bu Enkarnasyonda Onun Kaderi, Dünyaya şifa Verici Gerçeği, İyimserliği Ve İmanı Bırakmak. Ara Sıra Yalnız Doğaya Gitmeli. Aşkı Ve Seksi Bir Serüven Olarak Görmeli.
OĞLAK
Kuzey Ay Düğümü Oğlak Geliştirmesi Gerekenler: Kendine Hakim Olmak, Özsaygı, Hedefleri Yönetmek, Geçmişi Bırakmak, Kendine İlgi Göstermek, Sorunları Akla Uygun Yaklaşımlarla Çözmek, Vaatleri Ve Sözleri Yerine Getirmek.
Terk Etmesi Gerekenler: Bağımlılık, Kapris, Nedensiz Huysuzluk, Kendini Korkuyla Sınırlamak, şimdiki Andan Kaçmak İçin Geçmişi Kullanmak, Kendini Tecrit Etmek, Evde Çok Zaman Geçirmek, Kişisel Risk Almaktan Kaçınmak.

Geçmişte Nasıldı: Birçok Yaşamı Aile Reisi Olarak Geçirdi. Klanıyla Tamamen Özdeşleşmişti. Geçmişte Ev, Yuva Her şeyiydi. Yediriliyor, Giydiriliyor, Bakılıyor, Korunuyordu. Bu Karmaya Bağımlılık Gereksinimleriyle Geldi. şimdi Bağımlılıklardan Kurtulup ‘sorumlu Yöneticilik’ Yapma Durumunda.
Şimdi Ne Yapmalı: İnsanların Ruh Hallerini Yönetmekten Vazgeçmeli, Çevresindekilerin Hissettikleri şeyi Hissetmelerine İzin Vermeli. Reddedilme Korkusuyla Hareket Etmemeli, Vazgeçmeyi Öğrenmeli, Çocuk Gibi Davranma Dürtüsünden Kurtulup, Yetişkin Olup Sorumluluk Almalı. Bağımlılıkla Gelen Karmalardan Ötürü Güçlü Partnere İhtiyaç Duyar. O Nedenle Geçimini Sağlayacak, Onu Evde Tutmak İsteyen Birini Seçer Ve Böyle Hareket Ettiğinde İlişki Bozulur.
KOVA
Kuzey Ay Düğümü Kova Geliştirmesi Gerekenler: Dostluk İçin Arzu Duymak, İnsancıl Davaları Savunmak, Eşitliğin Farkındalığı, Başkalarıyla Belirli Rollerden (bahçıvan, Sevgili, Doktor) Ayrı Olarak, Bireyler Olarak İli$ki Kurmak, Gruplara Aktif Katılım.
Terk Etmesi Gerekenler: İstediği şeyi Elde Etmekte Israr Etmek, Sırf Otorite Kullanmak İçin Değişiklikler Yapmak, Risk Almaya Bağımlılık, İnatçılık, Aşırı Tutku, Aşırılığa Kaçmak, Melodramatik Eğilimler, Onaylanmaya Aşırı İhtiyaç Duyma.
Geçmişte Nasıldı: Geçmiş Yaşamda Kral, Kraliçe Ya Da Sanatçıydı. Özel Olmaya Alışmıştı. şimdi Eşitlik Ve Ait Olma Duygusunu Yeniden Kazanmak İçin, Kendine Verilen Aşırı Enerjiyi Başkalarına Vermeli Ve Gücünü İnsancıl Davaları Desteklemekte Kullanmalı.
Şimdi Ne Yapmalı: Bu Kişi Geçmiş Karmasının Etkisiyle Bir Aşk İlişkişinde Çok Risk Alır, Hemen İlişkiye Atlamak İster. Tutkuyu Koru Körüne İzlediğinde, Kaybeder. Onun Başlıca Dersi Aşırı Aktif Egosunu, İnsanlığın Tekamülüne Katkıda Bulunacak Bir Araca Dönüştürmek. Yaratıcılığını Sadece Un Kazanmak İçin Devreye Sokarsa Başarısız Olur. Kişisellikten Uzaklaşmalı, Objektif Olmalı. İlişkilerde Eşitlik Göz Etmeli.
BALIK
GELİŞTİRMESİ GEREKENLER: Yargılayıcı olmamak, şefkat, meditasyon ve iç gözlem yoluyla zihni özgürleştirmek, ruhsal yola odaklanmak, evrenle bağlantıyı kabul ve tasdik etmek, değişimi hoş karşılamak.
TERK ETMESİ GEREKENLER: Aşırı endişe tepkileri, analizciliği abartmak, saplantılı kaygı, ayrıntıların önemine kafayı takmak, eleştirici ilk tepkiler, hata bulmak, başkalarını haksız çıkarmak, esnek olmamak.
GEÇMİŞTE NASILDI: Fiziksel şifacıydı. Birçok farklı kültürde cerrah, doktor ya da hemşireydi. Bunlar işini doğru yapmasını gerektiren pozisyonlardı. Bu karmada o her şeyi kusursuz yapmak ister ve bir aciliyet duygusu hisseder.
ŞİMDİ NE YAPMALI: Hayalini başkalarına sunan harika bir ressam, zanaatkâr, oyuncu ya da müzisyen olmaya eğilimli. Sürekli yanıtlar peşinde koşmamalı, mükemmeliyetçi tutumunu bırakmalı. Değişimi, hayatın akışına kendini bırakmayı öğrenmeli. Duygusal yaşamında açıklığı öğrenmeli.

Kaynak: derki.com-astroloji

21 Mart Ekinoksunda Bolluk Bereket Şans Getiren Tılsımlar Sizlerle… Aslı Tel. 0541 242 23

Untitled (2)

 

 

Tılsımlar

Bildiğimiz gibi yeryüzünde insanlık tarihi kadar eskidir tılsımlar.

Kimi uğur getirsin, bazısı korunma sağlasın diyerek yapılıp taşınmışlar, bir kısım da güç vermesi, işleri kolaylaştırması için kullanılmışlardır.

İnsanlar rahatlıkla üzerlerinde taşıyabilmek için tılsımları kolyeler, yüzükler, küpeler olarak hazırlamışlar, hatta giydikleri gömleklere, yattıkları şiltelere, savaşlara giderken zırhlarına işlemişler yüzyıllar boyunca.

Farklı durumlar için, enerjisine inandıkları değişik malzemelerden türlü türlü tılsımlar üretmiş insanoğlu. Bazen bir melek ya da çiçek kullanmışlar, farklı dinlere mensuplar sembollerini, Tanrı’nın isimlerini, ilkler gökyüzündeki yıldızları doğanın içinde birlikte yaşadıklarını tılsım olarak işlemişler hayatlarına…

Taşların üzerine yontmuşlar, değerli metallerle bezemişler, kimi zaman belirli ritüellerle elden ele, bir jenerasyondan diğerine aktarmışlardır tılsımları.

Şimdiye kadar gördüğünüz gibi AGd’sign olarak tasarımlarımızda bolluk bereket şans koruma niyetiyle hayatın içinden gelen sembolleri farklı kültürlerdeki öğretileri birleştirdik.

Ve, ne mutlu bize!
Sizden gelen mesajlarda, maillerde gördük ki hayatlarımıza nice pozitif yansımalar olmuş.
İlginize teşekkürler.
Sevgiler…

Aslı ve Murat…

Not :Çok yakın arkadaşlarım olan Aslı ve Murat çiftinden bu tılsımları almak isteyenler için iletişim bilgilerini paylaşıyorum.

http://www.agdsign.com
http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324

Chokurei Kolye 80.-₺
Gümüş Mineli Melek Kolye 140.-₺
Gümüş YaFettah Kolye 110.-₺
Gümüş ElVedud Kolye 110.-₺
Gümüş Mineli Merkabah Kolye 140.-₺
Fiyatlara KDV Kargo dahildir.
Gümüş YaFettah Bileklik 75.-₺

Henri Matisse’nin En Önemli 20 Eseri ve Hayatı

Henri-Émile-Benoît Matisse 31 Aralık 1869’da Kuzey Fransa’nın Le Cateau-Cambrésis bölgesinde orta sınıftan mütevazı bir tohum tüccarının ilk oğlu olarak dünyaya geldi.

Belçika sınırındaki Bohain-en-Vermandois bölgesinde büyüyen sanatçı, 1887 yılında Paris’e giderek hukuk tahsil etmeye başladı ve 1888’de mezun olarak baro sınavını verdi. Ancak 1889 yılında aniden apandisitinin patlaması üzerine ameliyat edilmesinin ardından uzun nekahat sürecinde bir vakit geçirme aracı olarak annesinin hediye ettiği resim malzemeleri vasıtasıyla resim sanatıyla tanıştı.

anette inselberg matisse
Woman Reading, 1894
Sanatçı bu tanışmayı bir çeşit cennet olarak tanımlar. “Elime boya kutusunu aldığım ilk andan itibaren, bunun benim yaşamımın amacı olduğunu anladım.” der. Matisse’nin annesinin, resim malzemelerini hediye ederken oğluna sanatın kurallarını değil, kendi hislerini dinleyerek resim yapması konusundaki tavsiyesi ise ressamın tüm sanat yaşamını ve üslubunu belirleyecektir. Çoğu erken dönem çalışmalarına koyu tonlar hakim ve bu eserlerde kasvetli bir hava dikkat çekmektedir.
Babasının tüm itirazlarına rağmen 1895’te Güzel Sanatlar Okulu’nun (École des Beaux-Art) sınavını kazanarak Gustave Moreau’nun atölyesinde çalışmaya başlar. Bu dönemde ilk başlarda geleneksel Flaman üslubunda ölüdoğa, manzara ve klasik ustalardan kopyalar yapan Matisse teknik bir yetkinliğe ulaşmaya başlasa da özgün bir üsluptan uzaktı.

Henri-Matisse-The-Dinner-Table-1897[1]
The Dinner Table, 1897
1897’de ressam John Peter Russell’ı ziyaret etmek üzere Belle Île adasına seyahat eden Matisse, böylelikle ard izlenimcilikle tanışır. Matisse bu dönemden “Russell benim öğretmenim oldu ve bana renk teorisini açıkladı” sözleriyle bahsedecektir.

Henri-Matisse-Farms-In-Brittany[1]

Farms In Brittany, Belle Île, 1897
Ressamın sevgilisi ve modeli Caroline Joblau’dan olan ilk çocuğu Marguerite 1894’te dünyaya gelir, anlaşamayan çift bir süre sonra yollarını ayırır. Ekim 1897’de Amélie Noellie Parayre ile gittiği bir düğünde tanışır. Matisse’nin aksine Amélie’nin ailesi Paris’in elit kesimi içinde etkili olan zengin ve entelektüel bir burjuva ailesidir. Amélie halasına ve erkek kardeşlerine ait bir moda evinde şapka tasarımı yapar. Ocak 1898’de evlenirler. Matisse’in önceki ilişkisinden olan kızı Marguerite’i kendi çocuğu gibi benimseyen Amélie’nin 1899’da Jean ve 1900 yılında Pierre isimli oğulları dünyaya gelir. Matisse’nin Yeşil Çizgi dahil birçok eserine modellik eder, asistanlığını da yapar.
1899’da Vollard’ın galerisinden bir Rodin büstü, küçük bir Gauguin resmi, bir Van Gogh deseni ve ona göre çok önemli olan Cezanne’nin Yıkananlar resmini alır. Bu sanatçılar Matisse’nin o yıllarda üzerinde durduğu değişik sanat türlerini kaynaştırma konusundaki çalışmalarına kılavuzluk ederler. Geleneksel ustaların etkisinden çabuk çıkan ressam kısa süre sonra çağdaş sanatı ve özellikle de izlenimci sanatçıları etüd etmeye başlar. Bu dönemde sürekli yeni denemeler ve araştırmalar içinde olan ve özellikle Cezanne’nin resminde kurduğu kompozisyon yapısı, ölüdoğayı renk satıhlarının bir tasavvuruna dönüştürme anlayışı ve renk kullanımı Matisse’nin sanatında yankısını bulmuştur. Sanatçı “Modern sanat içinde en çok Cezanne’ye borçluyum” diyerek bu etkiyi dile getirmektedir. Bu yıllarda sanatçının resimleri arayış içinde olup belli bir yönelim göstermemektedir. Bu dönemde sanatçı heykel dersleri almaya başlar.
1901 yılında ilk sergisini açan Matisse, karısının ailesinin yaşadığı bir skandal ve ardından gelen iflas yüzünden maddi ve manevi sıkıntı içinde geçen iki yılın ardından karamsar bir döneme girer. 1903 yılına gelindiğinde neredeyse resmi bırakma noktasına gelmiştir. Bu yıllarda Henri-Edmond Cross ve Paul Signac’ın Noktacı (Pointilist) resim tekniği ile tanışır. Yan yana konulmuş saf renk tuşları ile yoğun bir renk titreşimi oluşturmak suretiyle güçlü bir görsel etki yaratmaya çalışan bu ressamların üslubunu daha kalın fırçalar kullanarak kendine uyarlayan Matisse 1904’e değin bu teknikle resimler yapar.

Henri-Matisse-Femme-Au-Chapeau-1905[1]

Femme Au Chapeau, 1905
Görülmemiş renklere boyanmış çehresiyle ilk sergilendiğinde Parislileri şaşırtır Henri Matisse’nin ünlü Şapkalı Kadın resmi. Resim oldukça zarif bir biçimde oturmuş bir kadını (Matisse’nin eşi Amélie) gösteriyordu. Kadının başında resmi bir toplantı için belki fazla gösterişli olmakla birlikte, yaşadıkları yere göre hiç de aykırı sayılmayacak bir şapka var. Yüzündeki mavi-yeşil çizgiler, gölgeler ya da konturlar ise sertti. Ayrıca fırça darbelerinde de aldırışsız bir savrukluk görülür.

 

La Raya Verde, 1905
Yeşil Çizgi tablosu Matisse’nin kişisel üslubunu anlatması nedeniyle ayrı bir yere sahiptir. Çağının en cesur ve yenilikçi portrelerinden Matisse’nin başyapıtlarından biri olarak kabul edilen tablonun asıl adı her ne kadar Madam Matisse Portresi ise de Yeşil Çizgi (La Raya Verde) olarak tanınmaktadır. Tablo sanatçının eşi Amélie Noellie Parayre’yi tasvir eder ve eserlerinin büyük bir kısmına eşi Amélie modellik edecektir.
Çok cesur bir renk kullanımı ile gerçekleştirilmiş olan portreye ismini veren Madam Matisse’nin alnı ve burnunu tanımlayan, yeşil renkle yapılmış geniş ve güçlü fırça darbesidir. Portrede ressam, biçimi tanımlamak için yalnız renge başvurmuştur. Amélie’nin oval yüzü yeşil hat ile ikiye ayrılır ve mor tonlardaki topuzlu saçı, birbiri ile mücadele eden üç renkli bir çerçeveye karşı öne çıkar. Yüzün sağ yanı yeşil tonların parlaklığını tekrarlarken sol yanında leylak ve turuncu tonlar Amélie’nin elbisesinin renklerini yansıtır. Amélie’nin yüzünün eksenini oluşturan yeşil çizgi, suni bir gölge hattı işlevi görerek, çehreyi geleneksel portrecilik tarzına uygun biçimde aydınlık ve karanlık iki alana ayırmaktadır. Ancak Matisse bunu soğuk ve sıcak renkler olarak renksel bir ayrıma dönüştürmüştür. Yüzün sol tarafındaki yeşiller resmin sağında arka plandaki yeşil renk ile bir simetri yaratırken resmin sağ yandaki pembe tonlar ise figürün solundaki leylak ve turuncu ile benzer bir ilişki kurmaktadır. Yeşil Çizgi portresi cesur renk kullanımından dramatik fırça tuşlarına, kompozisyon kuruluşundan duygusal ifadeciliğe değin Matisse’in üslubunun ve sanat anlayışının bir açıklaması gibidir.

Henri-Matisse-The-Reader-Marguerite-Matisse-1906[1]

The Reader, Marguerite Matisse (kızı), 1906
1905’te Paris Sonbahar Salonu’nda Yeşil Çizgi resminin de olduğu bir sergiye katılır. Resimler halkın ve eleştirmenlerin tepkisini çeker. Eleştirmen Louis Vauxcelles bir yazısında onları sınırsız renk kullanmaları nedeniyle les Fauves (vahşiler, barbarlar), yani Fovizm olarak adlandırır. Zamanla bu ifade akımın adı olarak kullanılmaya başlanır. Bu üsluptaki en önemli öğeler, renk, çizgi ve biçimdir. Bunların içindeki en önemli unsur ise renktir. Matisse’ye göre renk, ressam tarafından duyulmuş olan görünüşü seyredene nakletmekle zorunludur. Matisse, bütün Fovistler gibi yoğunlaştırılmış renkleri seviyor ve çeşitli renk değerlerini öylesine dengeliyordu ki, hiçbir renk değeri diğerine zarar vermiyordu. Ancak 1906’dan itibaren Fovist hareket çözülmeye başladı. Bu yıllarda Matisse, avangart sanatın önderlerinden biri haline gelir. Yine bu çevrenin önemli bir ismi olan, kendinden 12 yaş küçük Pablo Picasso ile dostlukları ve rekabetleri ise yaşamları boyunca sürer.

Henri-Matisse-The-Joy-of-Love-1906[1]

The Joy of Love, 1906
Genellikle yaptığı en güzel fovist resim kabul edilen bu eseri karşısında arkadaşı ressam Signac bile Matisse’nin yanlış yönde ilerlediğini düşünür. Rakibi olarak görülen Picasso bu resme yanıt olarak Avignonlu Kızlar tablosunu yapar. Hem Matisse’nin Yaşama Sevinci resmine hem de Picasso’nun Avignonlu Kızlar resmine esin veren resim ise Cezanne’nin Yıkananlar resmidir. Mekan tasarımında Doğu resim sanatının etkileri görülmektedir. Resmin merkezinde uzanmış iki figür, önlerindeki kaval çalan figürden daha büyük resmedilmiştir. Bu, Batı resminin perspektif kurallarına uymayan bir çizim tarzıdır. Merkezdeki figürlerin sağında kaval çalmakta olan bir küçük figürle karşılaşılmaktadır. Bu figür, Yunan mitolojisinin kır tanrısı Pan’dır. Bir Doğu hareminden çekip çıkardığı figürlerin yanına Batı resminin önemli bir figürünü yerleştirerek iki farklı sanat anlayışını, iki farklı dünyayı birleştirmiştir sanatçı. Aşkın, müziğin ve dansın neşesini tablonun renkleri ve ritmik şekillerine aktaran bu resim, yapıldığı zaman, döneminin en radikal resmi olarak kabul edilmiştir.

Henri-Matisse-The-Red-Room-1908[1]

The Red Room, 1908
Ressam buna dekoratif levha demiştir ve Moskovalı koleksiyoner Sergei Shchukin’in yemek salonu için yapmıştır. Matisse arka plan rengi olarak alışılmadık bir biçimde ana renklerden olan kırmızıyı kullanmıştır, bu rengi tuvalin yüzeyine yayarak mekanı oluşturmuştur. Böylece ortaya çıkan yeni mekanda derinlik ilizyonu yaratıp, gerçekte iki boyutlu olmaması gereken mekanın, iki boyutlu olarak algılanmasını sağlamaktadır. Ayrıca kırmızı renk üzerine uygulanmış kıvrımlı mavi motiflerin, hem duvar yüzeyinde hem de masada devam etmesi, bu iki boyutluluğu vurgulamaktadır. Resmin sol alt yanında görülen sandalye, tüm bu oryantalist/süslemeci tasarımın içinde, bir başka saf renk olan sarı ile kendini göstermektedir.

Henri-Matisse-Dans[1]

Dance, 1910
Resim Moskovalı koleksiyoner Sergei Shchukin tarafından sipariş edilmiştir. Resimde gerçek kişiler yok, semboller tasvir edilmiş. Bu resmin kaynakları kimi ritüellerde korunmuş olduğu varsayılan pagan zamanların halk danslarına uzanmaktadır. Pagan Baküs şenliklerinin coşkusu, kırmızı, mavi ve yeşilin son derece güçlü armonisiyle somutlaştırılmıştır. Burada kırmızı insanoğlunu, yeşil yeryüzünü ve mavi evreni simgelemektedir. Yine renklerle oluşturulmuş iki boyutlu bir mekandan söz etmek mümkündür. Derinlik ton farklılıklarıyla verilmektedir. Hareket halindeki kadınlar, oluşturdukları halkada sanki sonsuza dek dönecekmiş izlenimi vermektedirler. Kadın figürlerine dikkat edildiğinde öndeki figürün arkaik betimlenişi, kadınların çıplak oluşu, zaman dışılığı ve evrenselliği de vurgulamaktadır. Evrenin ve doğanın ritminin insanoğlunun bilinçaltında uyandırdığı duyguyu anlatmaktadır bu resim. Beş figürde yapılan deformasyonla tüm kullanılan ritimlerin gücü ve tutkulu canlılığı ifade edilmiştir. Bu hareketler vahşi yaşam enerjisi taşımakta ve kırmızı renk, içinde sakladığı heyecan, sıcaklık ve kızgınlıkla bu enerjinin sembolü olarak kullanılmaktadır. Özellikle ayak ve başların hareketleriyle, kıvrılan bacaklarla bu enerji izleyiciye aktarılmaktadır .

Henri-Matisse-The-Painters-Family-1911[1]

The Painter’s Family, 1911
Matisse bu resimde oğulları Jean ve Pierre, oyuna dalmış kızı Marguerite ve eşi Amélie’ye yer vermiştir. Eşi ve iki oğlu kanepelerin, duvar kağıdının ve en önemlisi yerdeki halının süslemeci-motifsel kalabalığı içinde neredeyse kaybolmaktadırlar. Figürler ve mekan arasındaki gerilim içinde, sanatçının oğulları, kızı ve eşi geniş İran halısıyla egemenlik yarışına girmişlerdir. İran halısı koltuklara, kanepelere ve duvara yayılarak egemen olmaktadır. Ressam figürlerin bedenlerini yok ederek, kişilerin elbiselerini vurgulamıştır. Yüzlerinde ise farklılıkları değil, benzerlikleri resmetmiş, aynı ten rengi, aynı yüz hatlarını kullanmıştır. Sanatçı figürleri yalnızca üzerlerinde kullandığı renklerle görünür kılmıştır. Oğullarının giysilerindeki kırmızı ve eşinin elbisesinin siyah gibi… Ressam bu resminde İran halı ve minyatürlerinden etkilenişini açıkça ortaya koymuştur.
1906’da sanat koleksiyoncusu Shchukin’in daveti ile Moskova’ya giden ve onun daha sonra müzeye dönüştürülen evini ziyaret eden Matisse, resimlerin yanı sıra kilimler ve diğer oryantal eşyalardan da çok etkilenmiştir. Bu etki onun kompozisyonlarında derin izler bırakmıştır. Moskova ziyaretinden sonra Fas’a gider. “Fas seyahati bana resimsel anlamda gerekli geçişi yapmam için yardımcı oldu. Fovizm’in canlı ama sınırlı teorisini uygulasaydım, doğayla bugün olduğundan daha hızlı kontak kuramazdım.” diyerek İslam Sanatı’nın kendi dekoratizmini oluşturmada ne denli rol oynadığını belirtmiştir. Matisse’nin 1908 ve sonrası yaptığı çoğu çalışmasında halı ve kilimlerde kullanılan katışıksız renk kullanımını ve dekoratif etkisini görmekteyiz.

Henri-Matisse-Zorah[1]

Zorah, 1912
Faslı modelin adı Zorah’tır. Resmi yaptıktan sonra ona Fatma, melez kız adını vermiştir. Resminde model mavi, krem ve yeşil renklerde bir elbise giymiş ve saçlarını örtüyle kapatmıştır. Mavi, mor renkte bir halıya diz çökmüştür. Türk terlik takımı tuvalin bir tarafında dikey bir çizgiyle vurgulanmıştır. Sade güçlü diegonal yapı resmin sol yukarısındadır. Bu form mavi yeşil alanla, beyaz küçük üçgen arasındadır. Bu yapı resmin plansız gibi görünen etkisini ortadan kaldırmaktadır. Türbanlı, uzun parlak yeşil elbiseli kız yeşil bir arka planda durmaktadır. Yüzündeki özellikler ve hatlar birkaç basit vuruşla sınırlandırılmıştır. Sağ el bir eşya üzerinde durmaktadır. Zaman ve yer detayı belirtisinden uzaktır. Bu modelle çalışırken modelin erkek kardeşi sorun çıkarmıştır. Daha sonra bu modelin bir hayat kadını olduğunu öğrenmiştir. Bu da onu oldukça sarsmıştır.

Henri-Matisse-Interior-At-Nice-1920[1]

Interior At Nice, 1920
Sık sık dünyanın çeşitli köşelerine seyahatlere çıkan sanatçı 1917’den itibaren Fransız Riviera’sına taşındı. Bu dönemde üslubunda bir rahatlama ve yumuşama görülmeye başlanır. Canlı renklerin ince akıcı biçimde uygulandığı yerel sahneler bu dönem eserlerinin konusudur.

Henri-Matisse-Odalisque-Au-Fauteuil-Noir-1942[1]

Odalisque Au Fauteuil Noir, 1942
Matisse’nin Sultan Abdülaziz’in soyundan gelen ve güzelliğiyle tanınan 1923 İstanbul doğumlu Nermin Sultan’ı resmettiği bir tablosu Nermin Sultan tabloya konuk olduğunda çocukluğunu ve genç kızlığını geçirdiği anneannesi Naime Sultan’la beraber Güney Fransa’da, Nice’te kalmaktaydı. Matisse’nin ilk kez 1940’ta sokakta görüp, esmer çehresinden etkilendiği Nermin Sultan, daha sonra ressam tarafından en sevdiği modellerinden biri olarak anılacaktı. Tam ismiyle Nezahat Nermin Hamide Şefkat nam-ı diğer Nermin Sultan, tabloya bu dönemde model olmayı kabul etti. Odalisque Au Fauteuil Noir (Siyah koltuktaki cariye olarak çevrilebilir) adını taşıyan tablo, 1942’nin Ocak ayında, Nermin Sultan’ın şimdilerde Matisse Müzesi olarak bilinen Matisse’nin Nice’teki evine komşu olduğu dönemde resmedildi. Nermin Sultan’ın verdiği pozun bir fotoğrafla da belgelendiği biliniyor.
Henri Matisse’in yaşamının bu dönemindeki en önemli olaylardan biri ise 1939 yılında, ressamın asistanı ile olan ilişkisi sonucu, 41 yıllık eşi Amélie Noellie Matisse-Parayre ile boşanmasıdır. Yıllarca en büyük yardımcısı, ilham kaynağı ve eserlerinin başlıca modeli olan eşinden ayrılmasının ardından Matisse kendini dış dünyadan tamamen izole etmiş ve ölümüne değin nadiren evinden dışarı çıkmıştır.
1941’de bir bağırsak ameliyatı geçiren ressam bu tarihten itibaren tekerlekli sandalye kullanmaya başladı. Ancak tüm bunlar resim yapmasını engelleyemeyecekti. 1947 yılında Cannes yakınındaki küçük bir şapel olan Saint-Marie du Rosaire de Vence Kilisesi’nin dekorasyonu işini üstlendi ve 1951’e değin bu işle meşgul oldu. 1952’de doğduğu şehre kendi adına bir müze açan sanatçı yaşamının son yıllarını tuval üzerine kolaj çalışmaları yaparak geçirdi.

 

Large Red Interior, 1948
Fransız ressam Henri Matisse, 1940’lardan itibaren, renkli kağıtlardan kestiği parçalardan oluşturduğu kompozisyonlarla yeni bir teknik geliştirir. Ömrünün son altı yılında ortaya çıkardığı eserlerde bu tekniği kullanır. Matisse, başlangıçta tasarım, maket ya da kitap ve dergi kapağı olarak geliştirdiği tekniği, yeni baskılarda renkler korunabildiği için boyaya tercih etti ve daha sonra bu eserler resimlerdeki kompozisyon özelliğini de kazanmaya başladı.

Henri-Matisse-Large-Composition-With-Masks-1952[1]

 
Large Composition With Masks, 1952

Henri-Matisse-Blue-Nude[1]

Blue Nude, 1951
Henri Matisse 3 Kasım 1954’te Nice’te geçirdiği bir kalp krizi sonucu 84 yaşında hayata gözlerini yumdu. Sanatçı Nice yakınındaki Monastère Notre Dame de Cimiez mezarlığında toprağa verildi.

2019 yılının Göbeklitepe yılı ilan edilmesinin ardından gözler eserin bulunduğu Şanlıurfa’ya çevrildi.

2019 yılının Göbeklitepe yılı ilan edilmesinin ardından gözler eserin bulunduğu Şanlıurfa’ya çevrildi. . İşte Göbeklitepe hakkında merak edilenler… (Fotoğraflar: Anadolu Ajansı)

ANETTE İNSELBERG GÖBEKLİTEPE
“2019 yılını Göbeklitepe yılı olarak ilan ediyoruz. Sadce Göbeklitepe yılı ilan ederken onunla kalmayacağız Gaziantep, Mardin, Adıyaman da bu işin içerisinde olacak. 5 ilimiz bu işinde içinde olacak şekilde bölgeyi ayağa kaldıracağız. Bu kadim yerleşim alanı tüm dünyanın dikkatini çekecek özelliktedir” diyerek geçtiğimiz günlerde 2019 yılının Göbeklitepe Yılı ilan edildiğini duyuran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Göbeklitepe’nin resmi açılışını yaptı.
Göbeklitepe geçtiğimiz temmuz ayında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı. Burası “insanlık mirası” kavramının adeta ete kemiğe büründüğü yer çünkü insanlık kültür ateşini burada yaktı.
Doğuş Grubu’nun 20 yıllığına ana sponsoru olduğu Göbeklitepe’nin daha iyi korunması için geçtiğimiz aylarda çatı koruması ve seyir terası inşa edilmişti. Tarihi alanda neolitik döneme ait boyları 6 metreyi buylan yabani hayvan figürlü dikili taşlar ve tapınak kalıntıları yer alıyor.

Yazar Yonca Eldener ise ‘Göbeklitepe Muhafızı’ kitabında, UNESCO Dünya Mirası listesine giren Göbeklitepe hakkında bilmeniz gerekenleri yazdı.
GÖBEKLİTEPE NEDİR?

ANETTE GÖBEKLİTEPE

Arkeologlar bu alanın avcı erkeklerin şölenler düzenlendiği sezonluk bir toplanma yeri olduğunu söylüyor. Avcıların neden bir araya geldiklerine dair fikirler ise çeşitli. Düşman kabilelerin barış yapmak için burada şölenler düzenlediklerini söyleyenler var. Bazıları dikilitaşların avcıların atalarını sembolize ettiğini düşünüyor. Kimileri de sembollerin takımyıldızlarıyla ilişkili olduğunu düşünüyor. Göbeklitepe’yi uzaylıların veya Atlantisvari çok gelişmiş bir medeniyetin yaptığını düşünenler hiç de az değil.

ANETTE TEPE
Dijital çağa gelebilmemiz için sanayi devriminden geçtik ancak ondan da önce geçtiğimiz ilk basamak kültürel devrimdi. Anadolu ise Taş Çağı’nda yaşanan gelişmeler ile bu kültürel devrimin kalbinde duruyor. Taş Çağı bize her ne kadar günümüzle ilgisi olmayan çok eski devirler gibi gelse de aslında bizi bugünkü toplumsal ve zihinsel yapıya taşıyan kavramların tohumları bu dönemde atıldı. Tarıma, üretime ve yerleşik hayata bu çağda geçtik ve ardından kentler, devletler, imparatorluklar ve karmaşık toplumsal kurumlar geldi. Anadolu bu noktada medeniyetin neredeyse kilit taşı rolünde. Bunu tescilleyen ise Göbeklitepe’nin bulunması oldu.

GÖBEKLİTEPE’DE NELER OLDU VEYA OLMUŞ OLABİLİR?

Öncelikle şehirden önce tapınakların geldiğini öğrendik ve şaşırdık. Kalabalık toplulukların bir araya gelmesindeki birleştirici gücün inanç ve şölen eksenli olabileceğini konuşmaya başladık. Çok küçük gruplar halinde gezen avcı-toplayıcılar, kalabalıklar halinde -sezonsal olarak- burada toplanmaya ve şölenler yapmaya başlamışlar gözüküyor. İnşa ettikleri tapınaklar avcı-toplayıcılardan beklenmedik düzeyde bir organizasyon yeteneği, örgütlenme kapasitesi, soyut düşünme becerisi gerektiriyor. Karşımıza sanıldığı gibi ilkel değil, aksine son derece karmaşık topluluklar olarak çıktılar.

Gerçekten de bu tapınakları yapmak için kalabalık bir işgücü, işgücünün organizasyonu, denetimi ve inşaat ustalığı gerekiyor. Bu durumda Göbeklitepe’de devam eden inşaatlar uzmanlaşmanın ve hiyerarşinin önünü açmış olabilir. Uzmanlaşma, bazı avcılar için -en azından inşaatlar süresince- artık karnını doyurmak için avlanmanın ötesinde bir meslek sahibi olmak demek. Kalabalık grupların denetimi ve organizasyonu ise yönetici sınıfına doğru büyük bir adım atılması… Avcı, çiftçi, sanayici, yazılımcı zincirini küçücük bir bitki tetikliyor; buğday…

ANETTE İNSELBERG BUĞDAY

Göbeklitepe’nin tetiklemiş olabileceği değişimler bununla da sınırlı kalmıyor. Kalabalık şantiye çalışanlarını doyurmak için kalıcı bir besin kaynağı arayışına girilmiş ve tarımın keşfi tetiklenmiş olabilir. Dünyada ilk kez evcilleştirilen 2 buğday türü Urfa’da bulunuyor. Sapiens’in yazarı Harari’ye göre aslında biz buğdayı değil, buğday bizi evcilleştirdi. Resme böyle bakınca o buğday çok şeye kadir çünkü insanlığı tamamen dönüştürüyor; avcı, çiftçi, sanayici, yazılımcı zincirini küçücük bir bitki tetikliyor. Ve Göbeklitepe’de düzenli olarak şölenler düzenleniyor olabilir çünkü kazılarda onlarca hayvan kemiği bulundu. Yani medeniyetimizi bu şölenler etrafında kurmuş olabiliriz. Bu şölenlerin sosyal birleştiriciliği kadar bazı hırslı kişilerin öne çıkma çabasıyla eşitsizliğin temelleri atılmış olabilir. Ve kabartmalardaki süsleme olmadığı dile getirilen semboller hiyeroglifler gibi resim yazısının atası olabilir. Ne sıra dışı değil mi?

GÖBEKLİTEPE NASIL BULUNDU?

Göbeklitepe’nin bulunuş hikayesi 1986’da tarlanın sahibi Şavak Yıldız’ın iki kireçtaşı heykel bulup müzeye götürmesiyle başlıyor. Benzeri olmadığı için ne olduğu anlaşılamayan heykeller uzun süre depoda bekliyor. Ta ki Urfa’daki başka bir taş çağı yerleşimini kazan iki arkeolog depoya eser teslim etmek için gelene kadar.

Bu iki arkeolog Nevali Çori adlı taş çağı yerleşimi baraj suları altında kalmadan kurtarma kazısı yapan ekiptenler. Burada hem eşsiz heykeller hem de ilk defa T başlı bir tapınak bulunduğu için tecrübeliler ve depodaki heykeller hemen ilgilerini çekiyor. Ve Göbeklitepe neresi aramaya başlıyorlar.

Klaus Schmidt heykellerin bulunduğu alanda bir süre sonra kazılara başlıyor. 2 yıl sonra nihayet tapınaklara ulaşılıyor ancak arkeologlar tarafından değil. Tarla sahibi alanın diğer bir köşesinde tarlasını sürmek için taşları temizlemeye çalışırken büyük bir taşa rastlıyor. Yerinden oynatamadığı taşı geldiğinde Schmidt’e gösteriyor. Alman arkeolog yerde gömülü taşın Nevali Çori’den aşina olduğu tapınaklara ait T başlı bir dikilitaşın ucu olduğunu hemen anlıyor.

GÖBEKLİTEPE TAPINAKLARI NEYE BENZİYOR?

Yüz yılın en heyecan verici arkeolojik buluntusu gün yüzüne çıkarıldığından beri tüm dünyada ilginin odağı. Göbeklitepe heyecan verici çünkü 12 bin yıllık yaşı ve Taş Çağı için gerçekten de çok büyük olan boyutları ile benzersiz. Toprak altında radarla tespit edilenler dahil 20 kadar tapınak bulunuyor. Dairesel formda büyük yapılardan kare şeklinde olan küçük yapılara kadar burası bir tapınak kompleksi. Tapınakların merkezinde iki büyük dikilitaş bulunuyor. Çevresinde ise on kadar dikilitaş daha var ve alçak çevre duvarına yerleştirilmişler. Üzerleri yırtıcıların ağırlıkta olduğu enfes hayvan kabartmaları ile bezeli.

Ziyarete açık bölümde tapınakları daire şeklinde ahşap bir yol çevreliyor . Yukarıdan tamamen kazılmış 4 tapınak görülebiliyor. Bu tapınaklar A, B, C ve D tapınakları olarak adlandırılmışlar. A tapınağında yılan, B de tilki, C de yaban domuzu ve D de kuş ve yılan kabartmaları yoğunlukta. Bu tapınakların farklı klanlara ait olup olmadığı önemli bir soru. Tapınakların en büyüğü ve süslüsü olan D tapınağının ortasındaki iki dikilitaş hemen dikkat çekiyor. Üzerinde kolları, incecik parmakları, süslü önlüğü ve T şeklinde başı ile bu ululuğu vurgulanmış bir insanı tasvir ediyor. Diğer dikilitaşların yüzü saygıyla merkezdekilere dönük. Bizim yüzümüz de saygıyla taşlara…

ANETTE İNSELBERG TAPINAK

Çünkü bu tapınakların yapıldıkları dönemde henüz ne hayvan evcilleştirilmiş ne yerleşik hayata geçilmiş ne de tarım yapılıyor. Göbeklitepe’yi inşa edenler, tarih kitaplarından bildiğimiz uzun saçlı, taş baltalı avcı-toplayıcılar. Ellerinde sadece obsidiyen ve çakıl taşları var ve dikilitaşların üzerlerine çeşitli hayvanlar, hatta soyut semboller işlemişler. Dahası 5-6 ton ağırlıkta ve 5,5 metreye varan uzunluktaki dikilitaşları civardaki taş ocaklarından taşımış ve ana kayadan şekillendirilmiş kaidenin tam ortasına dimdik yerleştirmişler. Bu gerçekten de akıl almaz…

Yazar Yonca Eldener ise Göbeklitepe Muhafızı kitabında, UNESCO Dünya Mirası listesine giren Göbeklitepe hakkında bilmeniz gerekenleri yazdı

Tirit çorbasından Ciğer kebabına, Göbeklitepe’den Balıklıgöl’e 10 maddede Şanlıurfa

2019 yılının Göbeklitepe yılı ilan edilmesinin ardından gözler eserin bulunduğu Şanlıurfa’ya çevrildi. Yerli ve yabancı birçok turisti ağırlayan Göbeklitepe’ye bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan da ziyarette bulunarak resmi açılışını yapacak. Güneydoğu’yu keşfe çıkanların vazgeçilmez duraklarından Şanlıurfa, sayıları bini bulan efsaneleri, tatlıyla acıyı harmanlayan geniş mutfağı ve verimli ovalarıyla meşhur. Peygamberler şehri olarak bilinen Şanlıurfa’nın aslında Babil’den Hitit’e, Pers’ten Roma’ya uzanan muhteşem bir tarihi var. Tam bir uygarlıklar beşiği Urfa’ya yolunuzu düşürmenize neden olacak yüzlerce neden var ama biz 10 tanesini sizin için seçtik. İşte Şanlıurfa hakkında bilmeniZ gerekenler…

1- GÖBEKLİTEPE

ANETTE İNSELBERG GÖBEKLİTEPE

Keşfi 1963 yılına dayanan Göbeklitepe 12 bin yıllık bir geçmişe sahip. İnşası M.Ö 10000 yılına uzanan Göbeklitepe tarihteki en eski ve en büyük ibadet merkezi olarak biliniyor.
GÖBEKLİTEPE, UNESCO DÜNYA MİRASI KALICI LİSTESİ’NE ALINDI
Göbeklitepe İngiltere’de bulunan Stonehenge’den 7 bin Mısır piramitlerinden ise 7500 yıl daha eski. Ayrıca yerleşik hayata geçişi temsil eden buğdayın atasına da Göbeklitepe eteklerinde rastlanmış.
Neolitik döneme ait Göbeklitepe’de kazılar 80 dönüme yayılan bir alanda devam ediyor. Bölgede şu ana kadar 20 tapınak tespit edildi ancak yalnızca 6 tapınak gün ışığına çıkartılabildi.
2- BALIKLIGÖL

ANETTE İNSELBERG BALIKLI GÖL

Urfa peygamberler kenti olarak biliniyor. Geçmişi 12 bin yıllık tarihe sahip kentte Âdem, Eyyüp, İbrahim, Şuayip ve İlyas peygamberlerin yaşadığına inanılıyor.
Bu nedenle kentte çok sayıda kutsal kabul edilen mekan var. Balıklıgöl ise Urfa’nın en önemli simgelerinden biri. Kutsal kabul edilen balıklarını ve Rizvaniye Camii’nin suyun üstüne düşen muhteşem aksini izlemenin mistik bir büyüsü var. Bulunduğu yerde iki göl, Aynzeliha ve Halil-Ür Rahman yer alıyor.

İnanışa göre Nemrut’un putlarına savaş açıp tektanrı inancını yaymaya uğraşan İbrahim Peygamber’in ateşe atıldığı yer bir göle dönüşmüş, odunlar da balık olmuş. Peygamber de hemen yanındaki bir gül bahçesine düşmüş. Hz. İbrahim’in hemen arkasından kendini ateşe atan Nemrut’un kızı Zeliha’nın düştüğü yerde bir başka göl olup Aynzeliha adını almış.

3- YÖRESEL ŞANLIURFA MUTFAĞI

Urfa 12 bin yıllık bir şehir ve bu uzun geçmişi boyunca pekçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Kentin içindeki sinagog, kilise ve camiler bu kültürel geçmiş konusunda ipuçları taşıyor.
DAMAK ÇATLATAN LEZZET: KEME KEBABI

Urfa’nın çok dinli ve kültürlü yapısı mutfağına da yansımış. Arap tiriti, yahudi köftesi, kürt mezesi ve lebeni, bu geniş yelpazaden örnekler.

ANETTE İNSELBERG YÖRESEL YEMEK

Urfa’nın adıyla özdeşleşmiş çiğ köfte, kentin adını verdiği kebabı, müthiş lahmacunu kentin en bilinen yemekleri.

İsot başta olmak üzere birçok baharat, bulgur ve salça ise Urfa mutfağının vazgeçilmez malzemeleri. Özellikle yiyeceklerde doğallığın peşinde olanlar için söyleyelim volkanik Karacadağ toprağında yetişen pirinç ise bir baş yapıt.

Tatlılar ise muhteşem. Unutmadan söylemek lazım. Gaziantep’in medarı iftarı baklavanın tüm malzemeleri Urfa’dan yetişiyor. Hatta fıstık bile.

4- URFA KAHVALTILARI

Urfalılar güne güçlü bir kahvaltıyla başlıyor. En gözde kahvaltı ise sabah erken saatlerden itibaren baştan çıkarıcı kokusu ile gel gel yapan ciğer kebap. Şanlıurfa’da sabah namazının ardından hummalı bir gün başlıyor. Ciğerciler de erken saatlerde gün doğmadan işbaşı yapıyor, güneş batana kadar devam ediyorlar. Güneş ile ciğer bir arada olmuyor.

Bu nedenle ciğer sabahları kahvaltıda ve akşam saatlerinde yeniyor. Urfa’da ciğer; soğan, maydanoz ve biber doğranıp dürüm yapılarak ayran eşliğinde yeniyor. Ciğer dürümü içine başka bir malzeme katmadan yiyenler de az değil. Onlara göre soğan ciğerin tadını bozuyor.

Ciğer kebap istemeyenler için ise tirit çorbası var. Kuzu gerdanı eti, kemik ve ilik ile pişirilip içine lavaş ekmegi katılarak servis ediliyor. İsteyenler bu kuvvetli çorbayı sarımsaklı yoğurt ile tüketiyor. Evlerde ise fırından yeni çıkmış tırnaklı pide ve közde pişmiş acı isot biberi en çok tercih edilen kahvaltılık.

Evlerde ise fırından yeni çıkmış tırnaklı pide ve közde pişmiş acı isot biberi en çok tercih edilen kahvaltılık.

5- URFA SOKAKLARINDA KAYBOLMAK

ANETTE İNSELBERG URFA

Her tarafından tarih fışkıran Şanlıurfa, taş duvarlar, kemerler, camiler ve kalesi ile mistik bir şehir. Her biri birbirine bağlı dar sokaklara sahip bu şehir, ziyaretçilerine merak içinde etrafa bakınarak zamanı unutturmayı ve kaybolmayı vaadiyor.

Eski şehir ile birlikte çarşı içindeki Gümrük Han, Hüseyniye Çarşısı’ndaki bakırcılar, Kazzaz Han’da şal ve yöresel kıyafet satan dükkanlar, Sipahi Çarşısı’ndaki kilimciler ve eskiciler ziyaret edilmesi gereken mekanlar.

6- CEVAHİR HAN’DA YEMEK
ANETTE İNSELBERG CEVAHİR HAN
Cevahir Han, Şanlıurfa’da tarihi dokuyu koklayarak, lezzetli bir yemek yemek istiyorum diyenlere önerebileceğimiz tek adres.

İpek yolunda ticaret yapan kervanların duraklarından biri olan büyük bir han içine kurulu bu restoranda sıra geceleri de düzenleniyor.

7- HALFETİ VE TEKNE TURU

ANETTE İNSELBERG HALFETİ

Halfeti, Cittaslow yani Sakin Şehir ünvanını alan nadir yerlerden.

Bir diğer özelliği de, tüm dünyada siyah gülün yetişebildiği tek yer olması. Bu güller tomurcuk şeklinde ve daha fazla büyümüyor. En önemli özelliği ise, dalından koparılıp başka bir yere götürüldüğünde rengi değişiyor, tohumu alınıp başka topraklarda yetiştirildiğinde siyah gül vermiyor.

Halfeti’de yapılacak en etkileyici şeylerden biri tekne turu. Birecik barajı ile sular altında kalan köyleri tekne ile gezmek ve sessizliğin tadını çıkartmak ömrü uzatıyor. Halfeti’den tekneyle yarım saat uzaklıkta yer alan Rumkale ise sıradışı bir zenginlik. Kalede Roma, Bizans ve Haçlıların izleri var. Ermenilerin en üst düzey ruhani liderleri 1200’lü yıllarda burada yaşamış.

8- HARRAN VE KONİK EVLERİ

ANETTE İNSELBERG HARAN VE KONİK EVLER

Harran geçmişte, dünyanın ilk üniversitelerinden birine ev sahipliği yapan bir ilim merkeziymiş. Günümüzde bu geçmişi ortaya çıkaracak kazılar devam ediyor ama Moğolların yıkımına uğrayan üniversiteden geriye pek az şey kalmış.

Yine de müthiş kulesi ve Efes’i andıran antik şehir görülmesi gereken noktalardan biri.

Harran’daki bir başka ilgi çekici yapı ise Konik Evler.

Arı kovanı ya da karınca yuvasını andıran evler; Fransa’daki Avignon ve İtalya’daki Alberobello’nun kubbeli evlerine benziyor.

Bu taştan örülüp çamurla kaplanan evler doğal klimaya sahip; yazın serin, kışın sıcaklar.

9- SIRA GECELERİ

ANETTE İNSELBERG SIRA GECESİ

Sıra gecesi geleneği esnafın uzun kış geceleri hem eğlenmek hem de dertleşmek için bir araya gelmesi ile başlamış. Esnaf her cuma gecesi sırayla bir evde toplanır, önce yemek yer, dertleşir sonra hep birlikte türkü söylenirmiş.

Yemek servisini toplanılan evin kadınları yaptığı için alkol tüketilmezmiş. Çiğ köfte ise bir nevi zorunluluk sebebiyle sıra gecelerinin değişmezi olmuş. Sıra başkanı, evlerinde kendilerini ağırlayacak tüm esnafın arasında ekonomik durumu en zayıf olana göre ortak bir menü yaptırır, her evde aynı yemekler ikram edilirmiş.

10- KENTİN TARİHİ ESERLERİ VE ARKEOLOJİ MÜZESİ

ANETTE İNSELBERG ARKEOLOJİ MÜZESİ

Şanlıurfa Türkiye’nin en fazla arkeolojik kazı yapılan şehri. Şanlıurfa’daki arkeoloji müzesi Türkiye’nin en büyük müzelerinden biri. Müzede 74 bin eser bulunuyor.

Bu eserlerin büyük bölümü kazılardan çıkarılmış, bir kısmını da yöre halkı tesadüfen bulup bağışlamış. Giriş katındaki ilk salon Asur, Babil ve Hitit çağlarına ait taş eserlere ayrılmış. Neolitik, Kalkolitik, Eski Tunç dönemlerine ait çok önemli buluntular sergileniyor.

Balıklıgöl’ün yanı başında yer alan Halepli Bahçe’deki Amazon mozaikleri de görülmeyi hakediyor. Üç bin yıl önce, Ege’den Karadeniz’e ve Anadolu’nun içlerine uzanan kültür havzasında erkek egemenliğine karşı duran savaşçı kadınların av sahnesi mozaiği çok etkileyici.

Halepli Bahçe Mozaikleri; tekniği, sanatı ve Fırat Nehri’nin orijinal taşlarından yapılması gibi nedenlerle dünyanın en kıymetli mozaikleri arasında.

(Cengizhan KOCAHAN – cengizhan.kocahan@ntv.com.tr)

Baharın Yavaş Yavaş Yaklaştığı Bu Mart Yeni Ayında El Fettah Kolye ve Bileklerle Şansı Yakalayın…

ANETTE İNSELBERG EL FETTAH RIZK KAPILARI

 

Evett baharın yavaş yavaş kendini hissettirmeye başladı bu bahar ayında şans gelsin, rahmet ve rızk kapılarım açılsın, her türlü sorunum kolaylıkla çözülsün diyorsanız el Fettah kolye ya da bileklik takmalısınız.
Ayrıca sevdiklerime ne almalıyım derdine düştüyseniz bundan daha anlamlı bir hediye düşünemiyorum.Hepimizin sonsuz mucizevi kapıların açılması dileklerimle
Anette İnselbegr
Not :El-Fettâh: Kullarına rahmet kanadını açan ve her türlü müşküllerini çözüp kolaylaştırandır. Her türlü sıkıntıyı gideren rahmet, rızık kapısı açan odu
Not: El Fettahı Murat ve Aslı çiftinden almak isteyenler için iletişim adresini paylaşıyorum…
http://www.agdsign.com
http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324
Kolyeler sırasıyla:
Zincirli kolyeler 80₺
İpli kolyeler 60₺
KDV Kargo dahil.
Kolyeler pirinç üzerine altın kaplama olup, ömürboyu garanti veriyoruz.
Altın ve gümüş kolye ve bileklik ücretleri:
Hepsinin hammaddesi 925Ayar gümüş üzerine rodyum ve altın kaplama olarak hazırlandı bu ürünler.
925Ayar Rodyum Kaplama Gümüş Ya Fettah Kolye Gümüş Zincirde 110₺ KDV Kargo Dahil
925Ayar Altın Kaplama Gümüş Ya Fettah Kolye Altın Kaplama Gümüş Zincirde 110₺ KDV Kargo Dahil
925Ayar Rodyum Kaplama Gümüş Ya Fettah Bileklik 75₺ KDV Kargo Dahil
925Ayar Altın Kaplama Gümüş Ya Fettah Bileklik 75₺ KDV Kargo Dahil