Balıkçı Adem ile Yaren Leylek’in 6 yıllık dostluğu!

balikci-adem-ile-leylek-yaren-in-6-yillik-dostlugu-86008-59d5e842ef36a[1]
Uluabat Gölü kenarındaki Eskikaraağaç Köyü’nde yaşayan balıkçı ile leyleğin 6 yıldır süren dostluğu ilgi çekiyor. Her sabah balıkçının kayığına konan leylek, payına düşen balıkları alıp yavrularının yanına gidiyor.

Bursa’nın Uluabat Gölü kenarındaki Eskikaraağaç Köyü’nde yaşayan balıkçı ile leyleğin 6 yıldır süren dostluğu görenleri şaşırtıyor.
İlkbaharda, Avrupa Leylek Köyleri Birliğine üye Bursa’nın Karacabey ilçesi Eskikarağaç Köyü’ne gelen leylek, burada yaşayan 64 yaşındaki balıkçı Adem Yılmaz’ı nerede olursa olsun buluyor. Leylek, göle açılan balıkçının kayığına konarak onun ikram ettiği balıkları havada kapıyor.
Leylek ile kurduğu iletişim ilgi çeken Adem Yılmaz, yaklaşık 10 yıldır Uluabat Gölü’nde balıkçılık yaptığını söyledi.
6 yıl önce göle ağları bıraktığında kayığına bir leylek konduğunu anlatan Adem Yılmaz, “Leyleği görünce şaşırdım. Çünkü daha önce leylekler kayıklara hiç konmuyordu. Karnının aç olduğunu hissettim ve balıkları ağlardan çıkarıp leyleğe atmaya başladım. Sonra leylek her sabah kayığıma gelmeye başladı.” dedi.
Leyleklerin yılın belli dönemlerinde Eskikaraağaç’a gelerek yuva yaptığını ve burada yavruladığını belirten Yılmaz, adını “Yaren” koyduğu leyleğin Eskikaraağaç’a geldiği zaman nerede olursa olsun kendisini bulduğunu dile getirerek, şunları söyledi:
“Yaren, buraya geldiği zaman ben 10 kilometre açıkta olsam bile beni buluyor. Beni tanıyor yani. Diğer kayıklara binmiyor, sadece benim kayığıma biniyor. Burada 50-60 civarında leylek yuvası var. Diğer leyleklerin hiçbiri kayıklara binmiyor. Leylek sadece benim kayığıma geliyor. Her yıl geldiğinde leyleği tanıyorum. Aramızda samimiyet ve sevgi var. O beni, ben de onu tanıyorum. Nerede olursam olayım beni bulur.”
“Başkalarından ürküyor”
Leyleğin kendini sevdirmediğini ve ona çok yaklaştığında kaçtığını vurgulayan Yılmaz, “Yarım metre yaklaştığım zaman kendini geri çekiyor ve uçarak uzaklaşıyor. Ürktüğü için uçuyor, tekrar yine kayığa konuyor.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, leyleklerin Eskikaraağaç’a geldiği zaman yuvalarını hazırladığını ve sonra yumurtlama dönemine geçtiğini aktararak, şöyle devam etti:
“Belli bir süre yavrular yumurtadan çıkıyor ve leylekler de yavrularını beslemek zorunda olduğu için yiyecek arayışına giriyor. Bu leylek de bana alışkın olduğu için sabahları göle açıldığımda gelip kayığıma konuyor ve 30-40 balık yiyor. Sonra da gidip yavrularını doyuruyor. Daha sonra tekrar kayığa gelip bir daha balık yiyor. Tekrar ona balık atıyorum, onları da yiyor. Burada 4-5 ay duruyorlar. Gidene kadar leylek hep benim yanımda. Nerede olursam olayım beni ve kayığımı tanıyor. Aramızdaki dostluk 6 yıldır sürüyor. Gölün ortasında bile olsam gelip kayığıma konuyor. Başkalarından ürküyor hayvan, bir tek bana alışkın. Leylek sevimli ve evcil bir hayvan. Hisli bir hayvan. Ben çok seviyorum. ‘Yaren’ dediğim zaman bana bakıyor.”
“Her göç döneminde yolunu gözlüyorum”
Her göç döneminde Yaren’in yolunu gözlediğini dile getiren Yılmaz, şunları anlattı:
“Alıştık birbirimize. Maalesef bir aya kadar Afrika tarafına göç edecekler. Gidecekleri için üzülüyorum. Göç ettikten sonra da gelmesi için sürekli onu bekliyorum. Balık sezonu zamanı leyleğin gelme zamanı. Ankara’ya bir akrabamı ziyarete gitmiştim. Orada havada leylekleri gördüm. ‘İçlerinde acaba benim leyleğim de var mı?’ diye düşündüm. O derece bekliyorum gelmesini. Leyleğin dört yavrusu oldu bu sene. Yavruları büyüdü, uçmaya başladı. Yavruları şu anda gelmiyor. Belki biraz daha büyüdükten sonra onlar da gelebilir gölün kenarına.”

Kaynak: bursaport

Japonca’da Doğduğun Günün Anlamı Ne?

82338088_10157321817529608_6329927203186278400_n[1]

Moskova Metrosunda Gezmeli…

Gördüğün İlk Üç Kelime 2020 de Senin Olsun…

80486416_2572631169516516_5498250324399357952_n[1]

UĞRUNA ŞİİRLER YAZILAN VALİ NİN KIZI LAVİNYA

80132465_1434446463396251_3727895260601253888_n[1]
GERÇEK ADI İSE MEVHİBE MEZİYET BEYAT
Özdemir Asaf’ın Lavinia şiirini bilmeyen yoktur. ‘Adını gizleyeceğim sen de bilme Lavinia’ dizeleriyle gönüllerde yer eden bu şiire ilham olan bu gizli kadını hiç merek ettiniz mi? Bu şiirin ortaya çıkış hikayesini irdeleyince içinden muazzam bir aşk hikayesi çıktı.
Rivayete göre; Özdemir Asaf şiiri okurken aşık olduğu kız da salondadır ve şiirin okunma esnasında salondan ayrılır.Özdemir bu duruma hayli içlenir ve asla
duygularını aşikar etmez.
PEKİ KİMDİR BU LAVİNYA ??
Uğruna şiir yazılan bu kadın Mevhibe Meziyet Beyat’tır. Peki kimdir bu unutulmaz şiire ilham veren kadın. Gelin birlikte tanıyalım;
2 Mayıs 1925’te İstanbul’da doğmuş hepimizin Lavinia diye tanıdığı Mevhibe Beyat. Eski bir valinin kızı olan Beyat, Güzel Sanatlar Akademisini bitirdikten sonra resim öğretmenliği ve stilistlik yapmış. O kadar güzel bir kadınmış ki bu sebebten bir çok erkeğin kalbini yakmış.
Ve bunun üzerine bizim ünlü Lavinia’mız oyuncu Öztürk Serengil’le evlenir. Fakat bu evlilik de uzun sürmez.
Mevhibe’nin en yakın arkadaşı Melda Kaptana onun için şöyle söylemiş;
“Öylesine özel ve farklı bir kadındı ki, kitap yazsanız yetmez.”
ve şöyle sorulmuş:
Niçin bütün erkekler âşık oluyordu Mevhibe Beyat”a; sırf güzelliği, albenisi yüzünden mi?
Cevap şu olmuş: “Korkunç bir sezgi gücü vardı Mevhibe”nin.
Yüzünüze bakar bakmaz, sizi tanır, anlar, ruhunuzun en derin köşelerine kadar kavrardı. Küçücük bir bakıştan, mimikten, jestten tüm karakter haritanızı çıkarabilirdi. Özdemir Asaf bu yüzden ona “Öldürmekten daha beter anlıyorsun insanı” demişti. Çok keskin gözleri vardı.
Ben Bir Bizans Bahçesinde Büyüdüm adlı anı kitabının bir yerinde İlhan Selçuk’a 14 Şubat Sevgililer Günü yazısı yazdıran Lavinia ona uzaktan uzağa aşık olan Oktay Akbal’ın bir hikayesindeki Hisya’ydı aynı zamanda. Laleli’de Harikzadegan Apartmanları’nın kapısında buluşup konuşan delikanlıların Violetta’sıydı.
O sıralarda ünlü olan bir tangonun adıydı bu ve delikanlılar, Mevhibe onlara gülümseyerek geçerken ıslıkla bu melodiyi çalardı.
Mevhibe Beyat, Güzel Sanatlar Akademisi”nde okurken mimar arkadaşları ona Gilda diye seslenirdi. Rita Hayworth”un o yıllarda büyük beğeni kazanan “Gilda” filminden mülhem… Kızılkahve rengi, iri dalgalı, parlak ve çok güzel saçları vardı. Adalet Cimcoz da Marilyn Monroe”ya benzettiği için onu “Marlin” diye çağırırdı. Güzelliğini hiç önemsemezdi. Zaten insan sıcaklığı, insanlara anlayarak yaklaşması ve sezgisi, güzelliğinin üstündeydi.”
İşte Özdemir Asaf’ın ünlü Lavinia şiiri;
Sana gitme demeyeceğim. Üşüyorsun ceketimi al. Günün en güzel saatleri bunlar. Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim. Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim, İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim, Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim Sen de bilme, Lavinia.
Mevhibe Hanım belki bu şiirin hiç bir zaman bu şiirin kendisine yazıldığından haberi olmadı. Ama bütün aşıkların yüreğinde çok büyük yer edinen bu şiir sonsuza dek ‘adı gizlenen Lavinia’lara adandı…

Kaynak: Sanata Dair Her Şey

Mimar Sinan‘ın unutulmayan eserlerinde gizlenmiş “BAYKUŞ FİGÜRLERİ”nden birkaçı ve baykuşun hikayesi

 

Mimar Sinan‘ın unutulmayan eserlerinde gizlenmiş “BAYKUŞ FİGÜRLERİ”nden birkaçı ve baykuşun hikayesi
1-Selimiye Camii,
2-Süleymaniye Camii,
3-Mihrimah Sultan Camii,
4-Mimar Sinan Üniversitesi’nin logosu.
Baykuşlar Yunan kültüründe bilgeliğin, eski Mısır’da ise uygarlığın temsilcisiydi.
Dünya tarihindeki birçok kültür ve uygarlıkta farklı anlamları olan baykuşun Anadolu’da ise ölüm habercisi ve uğursuzluk sembolü olduğuna inanılırdı.Oysa baykuşlar sadece eskiden ağır hasta olan evlerde ışıklar genelde sabaha kadar yandığından o evlere ya da ışık alabildikleri elektrik direklerinin yakınlarındaki hanelere konar ve böylece ışıkta avlayabileceği hayvanlar hareketli olduğundan daha net görürdü.Ama evdeki hasta öldüğü zaman da ihale ona kalırdı. “Baykuş kondu, baykuş öttü ondan oldu, ondan öldü” vs vs… İnançlar, hurafeler hep böyle neden aramalar, hayaller ve yakıştırmalar üzerine çıkmamış mıdır zaten?Mimar Sinan, eserlerinde bilgeliğinden mi, sevdiğinden mi yoksa Yunan mitolojisindeki sanat, akıl, barış ve savaş tanrıçası Athena gibi dünyaya indiği zamanlar ölümlülere baykuş olarak görünmek istediğinden mi bilinmez, baykuş formlarını hep işlemiş; bizlere de eserlerindeki bu akılalmaz incelikleri hayranlık ve saygıyla selamlamak kalmıştır.

Kaynak: Sanata Dair Her Şey

Aralık Ayı Sevme Zamanı…

thumbnail[2]

El Vedud esması Allah’ın isimlerinden “Sevmeye, sevilmeye ve sevgiye layık olan ve çıkarsız ve karşılık beklemeksizin mahlukatın arasına sevgi ve barış ihsan eyleyen…”
Aşk ile sevgiyle karşımıza bizi özgürleştirmek adına çıkabilecek tüm zorlukları aşarak uğruna çalıştığımız hedeflerimize kolaylıkla ulaşalım…

Özellikleri ve bazı faydaları:
EL-VEDUD ismininin tesiri çok fazladır. Bu ismi, usulüne uygun olarak zikreden kimsenin gönlu nurla dolar, kalbi genişler ve ferahlar.
Bir yiyecek üzerine (1000) defa okuyup eşiyle birlikte yiyenlerin eşlerine olan sevgileri artar.
Günde(20) kere okuyan kimse, halk arasında fazlasıyla teveccüh ve ilgi görür. Sevilip sayılır, sözüne önem verilir

Çok yakın arkadaşlarım olan Aslı ve Murat çiftinden almak isteyenler için iletişim bilgilerini paylaşıyorum.

http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324

 

 

Ocak 2019 Programı…

OCAK 2020 d

Kasım Yeni Ayında ” El Fettah” Kolye ve Bileklikler Sizin İçin…

47580776_1924636954318014_8512277335565664256_n1[1]

Ya Fettah Kolye ve Bileklikler
Allah’ın isimlerinden “Ya Fettah” Kullarına rahmet kanadını açan ve her türlü müşküllerini çözüp kolaylaştıran manasına gelir. Her türlü sıkıntıyı gideren rahmet, rızık kapısı açan odur. Kapıları açıp yardım eden, zafer ve fetih lütfeden gibi manalara gelir.

Not: Ya Fettah kolye ve bileklikleri Murat ve Aslı çiftinden almak isteyenler için iletişim adresini paylaşıyorum…

Ana Sayfa


http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324

Öksürük İçin…

75361064_474455680086682_6752206454993715200_n[1]

Bu Dolunay El Vedud Takmak İçin Harika…

El Vedud Reklam (13.09.2019) (1)

 

14 Ekim 2019 DOLUNAYI…
Burçların ilki Koç Burcu’nda dolunay hedefler koyup, bunlara uygun planlar yapmak için fevkalade uygun ortamı sağlıyor.
El Vedud esması Allah’ın isimlerinden “Sevmeye, sevilmeye ve sevgiye layık olan ve çıkarsız ve karşılık beklemeksizin mahlukatın arasına sevgi ve barış ihsan eyleyen…”
Aşk ile sevgiyle karşımıza bizi özgürleştirmek adına çıkabilecek tüm zorlukları aşarak uğruna çalıştığımız hedeflerimize kolaylıkla ulaşalım…

Çok yakın arkadaşlarım olan Aslı ve Murat çiftinden almak isteyenler için iletişim bilgilerini paylaşıyorum.

Beauty Shop Home


http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324

Sonbaharın ilk yeni ayında bana şans gelsin, rahmet ve rızk kapılarım açılsın diyenler…

70950943_870163076777742_6262272569102041088_n[1]

Evett herkes tatilini bitirdi, şehirlere dönüldü ve okullar açıldı. Sonbaharın ilk yeni ayında   bana şans gelsin, rahmet ve rızk kapılarım açılsın, her türlü sorunum kolaylıkla çözülsün diyorsanız el Fettah kolye ya da bileklik takmalısınız.

Allah’ın isimlerinden “Ya Fettah” Kullarına rahmet kanadını açan ve her türlü müşküllerini çözüp kolaylaştıran manasına gelir. Her türlü sıkıntıyı gideren rahmet, rızık kapısı açan odur. Kapıları açıp yardım eden, zafer ve fetih lütfeden gibi manalara gelir.

Not: Ya Fettah kolye ve bileklikleri Murat ve Aslı çiftinden almak isteyenler için iletişim adresini paylaşıyorum…

Beauty Shop Home


http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324

Pirinç üzeri altın kaplama kolyeler sırasıyla:
Zincirli kolyeler 80₺
İpli kolyeler 60₺
KDV Kargo dahil.
Kolyeler pirinç üzerine altın kaplama olup, ömürboyu garanti veriyoruz.

Gümüş kolye ve bileklik ücretleri:
Hepsinin hammaddesi 925Ayar gümüş üzerine rodyum ve altın kaplama olarak hazırlandı bu ürünler.
925Ayar Rodyum Kaplama Gümüş Ya Fettah Kolye Gümüş Zincirde 110₺ KDV Kargo Dahil
925Ayar Altın Kaplama Gümüş Ya Fettah Kolye Altın Kaplama Gümüş Zincirde 110₺ KDV Kargo Dahil
925Ayar Rodyum Kaplama Gümüş Ya Fettah İpte Bileklik 75₺ KDV Kargo Dahil
925Ayar Altın Kaplama Gümüş Ya Fettah İpte Bileklik 75₺ KDV Kargo Dahil

Yeni Çağrı Röportaj…

“YÜN” NE BÜYÜK NİMETMİŞ MEĞER

69757577_498728237358259_6139081851806941184_n[1]

 

“YÜN” NE BÜYÜK NİMETMİŞ MEĞER
Koyun, deve, keçi tüyleri YÜN ismini alır.
Hakiki yün koyun yünüdür.
Koyun derken de dişi davar anlaşılır. Koç, yani erkek koyun yünü ile dişi arasında fark vardır.
Dişi koyun yününde olan maddî ve mânevî hassalar diğer yünlerde yoktur.
Koyunların üzerine güneş doğmaz.
Namaz vakti uyanırlar.
Koyun beslemek büyük mânevî bir uğurdur.
Bereketdir… Rızkın bollaşmasını mucip olur.
FAYDALARI SAYMAKLA BİTMEZ
1) Koyun yünü sinyal ve radyasyon emicidir.
Evimizde yoğun kullandığımız, cep telefonu, modem, kumanda gibi elektronik cihazların yaydığı radyasyonu emerek vücudumuza zarar vermesine mani olur yün. Bunun için bilhassa yorgan, yastık ve döşeğimizin koyun yününden olmasına itina göstermeliyiz. Çünkü uyuduğumuz zaman boyunca, cep telefonu ve internet cihazları devamlı sinyal alır verir ve radyasyon üretir. Vücudumuz ve bilhassa da beynimiz bu radyasyondan ciddi zarar görür. Eğer uyku setimiz koyun yününden yapılmış ürünlerden oluşuyorsa bu zarar en aza iner.
2) Koyun yünü dinlendiricidir ve rahat uyku sağlar.
Koyun yününden yapılmış yorgan, yastık ve döşekle uyursanız, sabaha dinlenmiş olarak kalkarsınız. Çünkü koyun yünü, vücutta biriken statik negatif enerjiyi alır. Böylece bedenimizde oluşan yorgunluk ve rehavet üzerimizden kalkmış olur.
Aslında gün boyunca koyun yününün dinlendirici etkisinden faydalanabiliriz. Bunun için evlerimizde, iş yerlerimizde, arabalarımızda koyun yününden yapılmış minderler ve postları kullanabiliriz. Koltuğumuzun, kanepemizin üzerine sererek üstüne oturmamız son derece faydalı olacaktır. Bilhassa yerinde uzun süre oturanlar için bu çok faydalı olacaktır. Ofis çalışanları, işi masada olanlar, uzun yol şöförleri bu hususa dikkat etmeliler.
3) Koyun yünü ısıyı dengeleyicidir.
Soğuğu geçirmez. Koyun yününden yapılan ürünler yazın serin, kışın sıcak tutma hususiyetine sahiptir. Çoğumuz yazın sıcaktan dolayı üzerimize yorgan örtmeden uyumaya çalışır. Ancak yorganımız koyun yünündense rahatlıkla üzerimize örtüp uyuyabiliriz. Çünkü yün nefes alıp verme hususiyetine sahiptir. Isıyı tutmaz.
4) Koyun yünü; yağmuru ve suyu çekmez. Dolayısıyla kolay ıslanmaz, ama ortamdaki fazla nemi emer ve rutubet oranını tabii bir şekilde düzenler.
5) Yün yanmaz. Ateşe, aleve karşı dirençli ve dayanıklıdır.
6) Alerjik değildir ve alerjik ortamların oluşmasına fırsat vermez.
7) Koyun yünü uzun ömürlüdür.
😎 Yün terletmez, teri emer, ter yapmaz.
9) Ağrıları alır. Bir çok romatizma ağrılarına iyi gelir.
10) Bit, pire, karınca, akrep, yılan ve bir çok haşarat yüne yanaşamaz.
11) Yüne cinniler yanaşmazlar.
12) Yün elektriği ref eder. Yünden elektrik cereyanı geçmez, yalıtkandır. Çobanlar kepenek içinde yağmurdan, doludan, kardan, her türlü soğuktan müteessir olmadıkları gibi kepenek içinde iken yıldırım isabet etmez.
13) Birçok mikroplar ve hastalık mikropları yünden kaçarlar. Yalnız yün lifleri içinde “güve” mevcuttur. Dışarıdan gelme değildir. Güveyi yok etmek imkânsızdır. Faaliyete geçmemesi için bir petrol mahsulü olan NAFTALİN kullanmak lazımdır. Naftalin kokusunda faaliyet yapamazlar. Umumiyetle sıcak mevsimlerde faaliyete geçerler, soğukta faaliyetleri durur.
NETİCE
Yün çorap, fânile, gömlek giymeli, yün eldiven takmalı…
Yün kuşak muhakkak kullanılmalı.
Kış yaz saf yün kazak.
Saf yün battaniye kullanılmalı…
Yünden başkasına iltifat edilmemeli.
Sağlığınız, sıhhatiniz için pek lâzımdır.
Ruhî ve mânevî hayatımız için de elzemdir.
Sağlıklı, hayırlı uzun ömür dileklerimizle…

ANTİK ÇAĞIN ÜNLÜ BERGAMA KÜTÜPHANESİ


MISIR VE BERGAMA’NIN KÜTÜPHANE YARIŞI
Antik Çağ’ın en büyük kütüphanesi Mısır’daki İskenderiye Kütüphanesi idi. Ancak kendisini sanatın ve edebiyatın koruyucusu ilan eden Bergama Kralı 1. Attalos ve ondan sonra gelen oğlu II. Eumenes Bergama’da da bir kütüphane kurmuştu.

Zamanla Bergama ve Mısırlılar arasında bir kütüphane rekabeti başlamış, Bergama Kütüphanesi’nin gelişmesini istemeyen Mısırlılar, yine bir çeşit kağıt olan papirüsün Bergama’ya ithalini yasaklamışlardı. Bunun üzerine Bergama’da papirüs yerine geçebilecek herhangi bir maddeyi getirene büyük ödüller verileceği duyuruldu. Krates ve İrodikles parşömen fikrini ortaya attılar. Çok geçmeden, Sardes’li sanatçı Krates, krala keçi derisinden özel bir biçimde hazırlanmış bir örnek getirdi. İstenilen kullanışa elverişliliği görülen bu kağıtlara Bergama kağıdı (Pergaminae Chartae) adı verildi ve sonra tek kelime ile söylenen parşömen haline dönüştü.

Bergamalılar, ölü doğmuş kuzu ve oğlak derilerini işleyerek, o dönem için papirüsten çok daha ileri, ince, kullanışlı ve dayanıklı olan bu özel kağıdı ürettiler. Parşömenden sonra Bergama Kütüphanesi daha da büyüdü ve dünyanın ikinci büyük kütüphanesi ünvanını aldı. Bergama kütüphanesi edebiyat ve sanat hakkında parşömenlere yazılmış 200 bin tomar kitapla doldu. Bergama, İskenderiye karşısında bilim ve sanat bakımından erişmek istediği varlığı sağlamış oldu. II. Eumenes çok sayıda kitabı da parayla satın aldı. Hatta çevre şehirlere gönderdiği askerleri kitaplara zorla el koyup kütüphaneye getiriyordu. Bu yüzden Sardesliler kitapları toprağa gömüp Bergama Kralından kurtarma yolunu seçtiler!

Bergama, M.Ö. 133’de Roma egemenliğine geçtiğinde Romalı bilginler Hellen kültürünü incelemek için aradıkları eşsiz eserleri Bergama kütüphanesinde buldular.
Bergama Kütüphanesi kalıntıları ne zaman bulundu?

Bergama Kütüphanesi’nin yeri 1880 yılında Akropolde yapılan kazılarda Carl Humann ve sonrasında Prof. Conze tarafından ortaya çıkarılmıştır. Böylece I. Attalos tarafından yaptırılan ve M.Ö. 2.yüzyılın başlarında ünlenen kütüphanenin, Athena Tapınağının kuzey koridoru arkasındaki durumu anlaşılmış ve planları çizilmiştir.

BERGAMA KÜTÜPHANESİ PLANI

Athena Tapınağı kuzey koridorunun alt katından geçilebilen kütüphanenin batı kısmında 12x9m boyutlarında büyük oda ve onun yanında daha küçük odalar yapılmıştır. Bunlar arasında da üç sütunlu küçük dar bir salon, onun arkasında da üç oda daha bulunmaktadır. Doğu tarafındaki orta büyüklükteki odaya koridorun ikinci katından geçilmektedir. Kapılar yerine perdelerle birbirinden ayrılmış dört salondan oluşan odada mermer pervazların kalıntıları bulunmuştur.

Daha doğudaki en büyük oda ise 16x13m boyutlarındadır. Koridordan kütüphaneye açılan geçitlerin en büyüğünün burada olduğu kabul edilmektedir.

Taştan altlıklı duvarlardaki bir sıra çivi deliklerine Conze’ye göre altlık üzerine konulan kitap dolaplarını saplamak için yapılan madenden yapılmış çengeller asılıydı.

Kitaplar, güney ve batının nemli havasından korunmak için kuzey ve doğuya konulmuş ve kitapları yine nemden korumak için raflarla duvarlar arasında yarım metrelik boşluklar bırakılmıştır.

BERGAMA KÜTÜPHANESİ HEYKELLERİ

Kuzey duvarının ortasında bulunan büyük kaidenin üzerinde Bergama’nın ve krallığın koruyucusu olan Athena’nın büyük bir heykeli bulunuyordu. Parthenos’taki altın-fildişi heykelinin Hellenistik anlamda bir kopyası olan heykelin etrafında çok güzel bir kadın heykeli ile bir kadın başı da bulunmuştur (Bkz. Fotoğraflar).

Kütüphanede ayrıca destan ozanı Homeros’un, Helen dünyasının en büyük kadın lirik ozanı Lesbos’lu Sapho’nun büstleri, parşomenci filozof Krates ve İrodikos, Halikarnassos’lu tarihçi Herodotos, Miletos’lu lirik müzisyen Timotheos, daha ileride tarih yazarları Meleagros’un oğlu Balakros, Philotas’ın oğlu Apollonios gibi bilginlerin heykel ve büstleri bulunuyordu.

Kütüphanelere heykel koyma geleneği ilk kez Bergama’da ile ortaya çıkmıştır (Bkz. Fotoğraflar bölümünde Sefa Taşkın’ın yazıları).

Bergama Kütüphanesi de, İskenderiye Kütüphanesi gibi çok sayıda bilim adamı yetiştirmişti. Bu maaşlı bilim adamlarından en ünlüsü Stoacı Kratesli Mallos’tu.
İLK KİTAP ŞEKLİNİ BERGAMALILAR GELİŞTİRDİ.

Parşömenin geniş ölçüde kullanımı; yapraklar halinde kesilip, deri iplerle bağlanarak bugün kullandığımız kitapların ilk örnekleri olan Codex’lerin de yolunu açmıştır.

İSKENDERİYE VE BERGAMA KÜTÜPHANE’LERİNİN ORTAK KADERİ

Sezar’ın ölümünden sonra Roma’da başlayan iç savaş sırasında, Bergama da ünlü kütüphanesini yitirdi.
İskenderiye Kütüphanesi’nin yazmaları M.Ö. 47 yılında Sezar’ın İskenderiye’yi işgali sırasında yanarak yok oldu. Bu duruma çok üzülen Mısır Kraliçesi Kleopatra’yı etkilemek isteyen Antonius, M.Ö.41 yılında Bergama Kütüphanesi yazmalarını gemilerle Mısır’a taşıtarak kraliçeye hediye etti. Ancak Bergama Kütüphanesi yazmaları da daha sonraki bir savaş ertesinde yanarak tamamen yok oldu. Böylece insanlık tarihinin bu büyük bilgi depoları, ne yazık ki yine insanoğlu tarafından yok edilerek karanlığa gömüldü.

BERGAMA’DA BUGÜN

Cumhuriyet döneminde açılan kütüphane son yıllarda kapandı. Depo işlevi görmeye başladı. Birkaç yıl önce heyecan uyandıran bir fikir ortaya atılmıştı ama sonuç çıkmadı. Eski Bergama Lisesi binası kütüphaneye dönüşecek ve eski Bergama Kütüphanesinin 200 bin ciltlik kitap sayısına atıfla 201 bin cilt kitap içeren bir dijital kütüphane kurulacaktı.

Haber şöyleydi:
“Bergama’ya 201 bin ciltlik kütüphane..
Anadolu Öğretmen Lisesinin tarihi binası, CD ortamında hazırlanmış 201 bin ciltlik kütüphane ve kent müzesi olarak düzenlenecek. ”

Proje şimdilik temenni olarak kaldı diyebiliriz.