Arşivler

Bu Resimde Gözünüze Çarpan İlk Şey Bilinçaltınızda Yatan En Büyük Korkuyu Açığa Çıkarıyor

ilk-dikkatinizi-ceken-ne-kurukafa[1]

 

Korku; potansiyel tehlikeye karşı verdiğimiz doğal bir tepkidir. Zihnimiz tuhaf sembolleri kendisine karşı bir tehlike, tehdit olarak algılamaya meyillidir. Bunun nedeni bilinçaltımızda yatan çözümlenmemiş duygulardır.
Şimdi göreceğiniz resim bilincinizin derinliklerinde yatan, henüz keşfetmediğiniz korkularınızın psikanalitik açıklamasını öğrenmenizi sağlayacak.

Aşağıda gösterilen resim korkunun sembolleri ile bilinçaltınızda ilgili sinyalleri uyandıracak bir bağ kuruyor ve resme baktığınız anda gördüğünüz ilk figür bağıntılı olarak en büyük korkunuzu açığa çıkarıyor.
Bu psikanalitik test çok kolay ve hızlıca çözebileceğiniz şekilde. Yapmanız gereken tek şey üzerinde hiç düşünmeden, resimde gözünüze takılan ilk figürleri bulmak.
Başlayalım…
1. Kuşlar
Eğer resme baktığınızda gördüğünüz ilk şey kuşlar ise, siz kesinlikle özgürlüğüne düşkün birisiniz. Arkadaş çevrenizde kendine özgü ve farklı biri olarak dikkat çekiyor olmanız gayet olası. Sizin korkularınızın kaynağı çoğunlukla özgürlüğünüzün kısıtlanması ve istediklerinizi gerçekleştirememekle alakalı.
Ayrıca kuşların kafaları üzerindeki hareleri (halkalar) onlara ait birer parça olarak gördüyseniz bu sizin dışa pek belli edemeseniz de, oldukça iyilik sever biri olduğunuzu göstermektedir. Bu sebeple bir diğer korkunuz savaş, çatışma ve yıkımlardır. Zaman zaman kendi kendinize ülkenizin ve sevdiklerinizin geleceği üzerine düşünerek endişeleniyor olabilirsiniz. Ayrıca hayvanlarla iyi iletişim kuruyor olma ihtimaliniz hayli yüksektir.
2. Kelebek
Kelebek neredeyse çoğu zaman pozitif anlamlarla bağdaştırılan sembollerden biridir. Kelebek zorluklar sonucunda ulaşılan güzellikleri temsil eder. Fakat kelebek bilinçaltındaki karanlık tarafların derinliklerinde yatan bir korkunun da sembolüdür.
Eğer resimde gördüğünüz ilk şey kelebek olduysa, siz büyük bir ihtimalle çocukluk veya gençlik yıllarınızda hayatta çeşitli alanlarda zorluk çekmiş ve zorlu yollardan geçerek hayatı öğrenmiş ancak şuanda hayata şükretmeyi bilen, olgunlaşmış birisiniz. Tıpkı kelebeğin daha önce bir tırtıl olması gibi sizde şuan ki, halinize erişmeden önce farklı biriydiniz ancak artık özbenliğini geliştirmeye çaba harcayan birisiniz. Bu sebeple bilinçaltınızda bir kaybetme korkusu olabilir. Çok sevdiğiniz bir yakınınızı, bulunduğunuz konumu ya da buna benzer bazı şeyleri kaybetmekten içten içe korkuyorsunuz.

3. Sarkan yapraklar, sarmaşıklar ve çiçekler
Bu tür simgeler eski çağlardan beri güçlü psikolojik semboller olarak değer görürler. Ağaçlar, yapraklar, çiçekler ve meyveler bizim köklerimizi simgeler ve bu bakımdan oldukça derin bir anlam ifade ederler. Yaprak ve dallar ilk olarak dikkat ettiğiniz şey ise doğaya özlem duyan ve doğadan uzak kalmaktan hoşlanmayan bir yapıya sahipsiniz.
Ayrıca eğer bu görselde ilk olarak sarkan ağaç yapraklarını, sarmaşıkları veya çiçekleri gördüyseniz en büyük korkunuz duygusal olarak ikilemde kaldığınız konuyla alakalıdır. Hayatınızda size kendinizi kötü hissettiren birileri olmasına rağmen geçmişin hatrına bu kişileri tamamıyla hayatınızdan çıkarmayı reddediyor ve kimliksel bir karmaşıklık yaşıyor olabilirsiniz. Ancak şu bir gerçek ki, diğer insanları düşündüğünüz kadar kendinizi de düşünüp artık hayatınızın merkezine kendinizi almalısınız.
4. Kurukafa

Eğer diğer hiçbir öğeye takılmadan direkt olarak kurukafayı gördüyseniz, detaylara takılmayan ve büyük resmi görebilen bir yapıya sahipsiniz. Okumayı ve araştırmayı kendine huy edinmiş biri olma ihtimaliniz çok yüksektir. Genellikle kendini geliştirmeyi seven insanlar detaylardan ziyade büyük amaca odaklıdırlar.

Her ne kadar bu yapıya sahip kişiler yalnız vakit geçirmeyi sevseler de, içten içe canlı tuttukları bir korkuları vardır. Bu “ölüm korkusudur.” Ancak çoğu kez bu ölüm korkusu kendi ölümleriyle alakalı olmaktan çok bir sevdikleri veya önem verdikleri birinin ölümüdür. Eğer ilk olarak kurukafa gördüyseniz, içten içe değer verdiğiniz birinin ölümünden oldukça korkuyorsunuz demektir.

http://filoji.com/bu-resimde-gozunuze-carpan-ilk-sey-bilincaltinizda-yatan-en-buyuk-korkuyu-aciga-cikariyor/

Seçtiğin Gökyüzü En Belirgin Özelliğini Söylüyor

gokyuzuuuu[1]

 

1 Numaralı Gökyüzünü Seçtiysen, Senin en belirgin özelliğin: cesur ve mücadeleci olman. İnanılmaz bir vizyona sahip, her daim radikal kararlar alabilen bir insansın. Fikirlerinden asla ödün vermez, inandığın yolda yürümeye devam edersin.
2 Numaralı Gökyüzünü Seçtiysen: Senin en belirgin özelliklerin, dürüst, sözünde duran ve güvenilir olman. Her zaman doğru olanın peşindesin. Yalanla da yalancı insanlarla da işin olmaz.
3 Numaralı Gökyüzünü Seçtiysen: Senin en belirgin özelliğin, azimli ve kararlı olman. Her zaman doğru bildiğin yolda emin adımlarla yürürsün. Hiçbir şey ve hiç kimse seni yolundan edemez.
4 Numaralaı Gökyüzünü Seçtiysen: Senin en belirgin özelliğin, uyumlu olman. Girdiğin her ortama rahatlıkla ayak uydurabilen, etrafındakiler tarafından çok sevilen bir insansın.
5 Numaralı Gökyüzünü Seçtiysen: Senin en belirgin özelliğin, güçlü ve mücadeleci olman. Kolay kolay boyun eğmeyen bir yapın var. Ayrıca doğru ve dürüst bir şekilde yaşamak senin için hayattaki en önemli şey.
6 Numaralı Gökyüzünü Seçtiysen: Senin en belirgin özelliğin, iyimser olman. Hayata her zaman iyi tarafından bakıyorsun, çünkü yaşamın sana verilmiş bir armağan olduğunun farkındasın.
Kaynak: baykush

BURÇLARIN ŞANSLI GÜN VE GECELERİ

a728faaf03d0[1]

 

Koç:Burcunuzun uğurlu günü Salı günüdür,gecesi ise Cuma gecesidir.Bu gün performansınızın güçlü olduğu daha atak ve cesur davranışlarda olabilir, kendinizi başkalarına kabul ettirmede güçlü bir özellik sergileyebilirsiniz.

Boğa:Burcunuzun uğurlu günü Cuma,gecesi Pazartesidir.Bu gün kendinizi güvenceye almak istediğiniz konularda daha rahat hareket edebilir ve yatırımlarınız konusunda daha şanslı olabilirsiniz.

İkizler:Burcunuz için uğurlu kabul edilen gün Çarşamba günü,gecesi Pazar gecesidir. Bu günlerde çevrenizle daha hızlı ve rahat iletişim kurabilir, öğrenmek istediğiniz konularla ilgili çok daha çabuk sonuç alabilirsiniz.

Yengeç:Burcunuzun uğurlu günü Pazartesi,gecesi Salı’dır.Bu günlerde,eviniz ve ailenizle ilgili meseleleri çok daha kolay halledebilir ve yaptığınız çalışmalarla kendinizi ve ailenizi güvencede hissedebilirsiniz.

Aslanazar günü ve gecesi Aslanlar için uğurludur. Pazar günleri yeteneklerinizi ortaya çıkartabileceğiniz çalışmalar içinde olabilir ve alacağınız sonuçlarla herkesin övgü ve takdirini kazanabilirsiniz.
Başak:Sizin için en olumlu gün Cuma,geceniz Çarşamba’dır.Cuma günleri yapacağınız dikkat gerektiren detaylı araştırmalardan güzel sonuçlar alabilir ve mükemmel anlaşmalar yapabilirsiniz.

Terazi:Burcunuz için en uğurlu gün ve gecesi Cuma’dır. Cuma günleri bulunacağınız sosyal ortamlarda son derece başarılı ilişkiler kurabilir etkin konuşmalarınızla çevrenizi etkileyebilirsiniz.

Akrep:Cumartesi günü en olumlu günü, gecesi ise Perşembe’dir.Bu günlerde başkalarını etkilemek ve gücünüzü kanıtlamak istediğiniz tüm konularda başarılı çalışmalar yapabilirsiniz.

Yay:Sizin uğurlu gününüz Perşembe, geceniz Cumartesi’dir. Kendinizi geliştirmek, inançlarınızı sağlamlaştırmak, araştırmalarınızı ve kaynaklarınızı büyütmek istediğiniz her türlü çalışmada Perşembe gününü tercih edebilirsiniz.

Oğlak:Burcunuzun uğurlu günü Cumartesi, gecesi Pazar’dır. Bu günlerde, sizi hedefinize ulaştıracak çalışmalar yapabilir, güçlü iradenizle başarılı sonuçlar alabilirsiniz.

Kovaazartesi günü burcunuzun uğurlu günüdür. Gecesi ise Çarşamba’dır. Bu günlerde yapacağınız organizasyonlarda ve geleceğinizle ilgili çalışmalarda üstün başarılar sergileyebilirsiniz.

Balık:Burcunuzun en şanslı günü Perşembe günüdür, gecesi ise Cuma gecesidir. Hayallerinize kavuşmak için Perşembe günleri harekete geçebilir ve yapacağınız çalışmalarda şansın sizden yana olmasıyla başarılara imzalar atabilirsiniz.

BURÇLARIN GÜN VE GECELERİ

KOÇ BURCUNUN GÜNÜ : SALI GECESİ : CUMA

BOĞA BURCUNUN GÜNÜ : CUMA GECESİ : PAZARTESİ

İKİZLER BURCUNUN GÜNÜ : ÇARŞAMBA GECESİ : PAZAR

YENGEÇ BURCUNUN GÜNÜ : PAZARTESİ GECESİ : SALI

ASLAN BURCUNUN GÜNÜ : PAZAR GECESİ : PAZAR

BAŞAK BURCUNUN GÜNÜ : CUMA GECESİ : ÇARŞAMBA

TERAZİ BURCUNUN GÜNÜ : CUMA GECESI : CUMA

AKREP BURCUNUN GÜNÜ : CUMARTESİ GECESİ : PERŞEMBE

YAY BURCUNUN GÜNÜ : PERŞEMBE GECESİ : CUMARTESİ

OĞLAK BURCUNUN GÜNÜ : CUMARTESİ GECESİ : PAZAR

KOVA BURCUNUN GÜNÜ : PAZARTESİ GECESİ : ÇARŞAMBA

BALIK BURCUNUN GÜNÜ : PERŞEMBE GECESİ : CUMA

KAYNAK: SPRİTÜELLER

Bu Resimdeki Her Birey Farklı Bir Zihin Yapısını Temsil Ediyor: Siz Hangilerini Seçerdiniz?

test[1]

 

Resimde gördüğünüz birbirinden farklı bireylere bir göz atın. Hepsinin pozisyonu ve modu birbirlerinden farklı. Kendinize en yakın gördüğünüz ve olmak istediğiniz bireyi seçin.
Eğer seçtiğiniz bireyleri zihninizde kesinleştirdiyseniz, seçimleriniz sonuçlarını aşağıdan inceleyin;

– Eğer 1, 3,6 veya 7 numaraları figürleri seçtiyseniz, çok kararlı bir insansınız demektir. Zorluklar gözünüzü korkutmuyor hatta sizi teşvik ediyor. Mücadeleci bir ruha sahipsiniz.

– Eğer kendinizi 2, 11, 12, 18, veya 19 numaraları figürlere yakın hissediyorsanız, yardımsever ve dostlarını yüzüstü bırakmaktan hoşlanmayan bir insansınız demektir. Bu karakterleri seçen bireyler genel olarak mutlu kimselerdir.
– Eğer 4 numaralı figürü seçtiyseniz, istediği hedefe ulaşmaya çalışan azimli bir insansınız demektir. Ancak harekete geçme konusunda sıkıntılar yaşıyorsunuz.

– 5 numaralı figürü seçtiyseniz, hayatla bu ara uğraşacak enerjiniz yok demektir. Yalnız kalmak ve düşüncelerinizle vakit geçirmek istiyorsunuz.

– Eğer 9 numaralı figürü seçtiyseniz, insanlarla vakit geçirmeyi seven neşeli birisiniz demektir. Hayatın asıl amacının sevmek ve mutlu olmak olduğunu düşünüyorsunuz.

– 13 veya 21 numaralı figürleri seçtiyseniz, insanlara karşı mesafeli birisiniz demektir. İnsanlarla bir arada olmak sizi o kadar da mutlu etmiyor. Kendi kendinize vakit geçirmekten daha çok zevk alıyorsunuz.

– Eğer 8 numaralı figürü seçtiyseniz, hayalperest bir insansınız demektir. Dünyaya bakış açınız diğer insanlardan oldukça farklı. Kendi vizyonunuz ve görüşleriniz var.

– 10 veya 15 numaralı figürler, halinden memnun mutlu insanları temsil etmektedirler. Bu insanlar sahip oldukları için şükrederler. Hayatlarında dengeyi tutturmuş insanlar çoğunlukla bu karakterleri seçerler.

 

– Eğer 14 numaralı figürü seçtiyseniz, hayatınızın şuanda pek iyi gitmiyor demektir. Duygusal olarak yorgun bir dönemden geçiyorsunuz. İnsanlara güven problemleriyle alakalı sıkıntılarınız olabilir.

– 20 numaralı figürü seçen kişiler, lider olma potansiyeline sahiplerdir. Kendilerinden fazlasıyla emin insanlardır. Mücadelecidirler ve başarı elde etme güdüsüne sahip kimselerdir.

– Eğer 16 numaralı figürü seçtiyseniz, oldukça yardımsever bir kişiliğe sahipsiniz demektir. Hatta öyle ki, çoğu zaman sevdiğiniz kişi için kendinizden dahi feragat edebilirsiniz.

– Eğer onun yerine 17 numaralı figürü seçtiyseniz, size yardım eden ve destek olan bir insan var demektir. Bu insana oldukça fazla güveniyor ve bu güven duygusuyla mutlu bir yaşam sürüyorsunuz.

http://filoji.com/bu-resimdeki-her-birey-farkli-bir-zihin-yapisini-temsil-ediyor-siz-hangilerini-secerdiniz/

Bir Sembol Seçin ve Ruhunuzun İhtiyaç Duyduğu Sözlere Erişin

sembolleerrr-[1]

 
Doğru kaynaktan gelen bilge sözler, tüm bakış açınızı değiştirebilir ve karanlığın içindeki ışığı fark etmenizi sağlayabilir.

Peki, şimdi ruhunuzun ne duymaya ihtiyacı var?
Aşağıda yer alan resimdeki 3 farklı sembolden size hitap edeni seçin. Sizde farkındalık yaratacak o mesaj okur okumaz aklınızda parlamayabilir. Önemli olan, mesajınızı okuduktan sonra, bir süre ruhunuzla baş başa kalıp düşünmek için kendinize zaman tanımanızdır böylece, mesajınız netlik kazanacaktır.

Birinci sembolü seçtiyseniz:

Mali durumunuz, harcamalarınız, yeme alışkanlıklarınız veya ilişkileriniz gibi kontrolünüzden çıktığını düşündüğünüz herhangi bir alandaki konunun ve öz disiplininizin dalgalı bir hal aldığı konuların sorumluluğunu üstlenmenin ve her birini ciddiye almanın zamanı gelmiştir. Bu konuda gri renk şıkkı yoktur. Ya kendinizi motive edip işlerinizi yolunda götürürsünüz ya da hiçbir şey yapamazsınız. Odak, motivasyon ve niyetiniz konusunda kendinize karşı dürüst olun. Söz konusu özfarkındalığınız ve sorumluluğunuz olduğunda, gizlenebileceğiniz herhangi bir yer bulamazsınız. Odak ve hedeflerinizi düzenleyip yoluna koyduktan sonra, hayata karşı daha hafiflemiş ve net hissedeceksiniz.

İkinci sembolü seçtiyseniz:

Ruhunuzun bu günlerde sizden beklentisi, grup aktivitelerine katılmanız ve topluluklarda yer alabileceğiniz görüşmelere dahil olmanız yönündedir. Grup bilincini keşfederken, bütünün hayrı ve iyiliği için tüm yeteneklerinizi ve size bahşedilmiş becerilerinizi paylaşma imkanı bulacaksınız. Işığınız işte tam bu anlarda parlayacak ve gücünüz açığa çıkacaktır. Fırsatların ayağınıza gelmesini beklemeyin. Fırsatlara siz gidin, adım atın ve geleceğinizi düşünerek şimdiden bir şeyleri değiştirmeye başlayın. Etrafınızda harekete geçemediğini ve tutukluk yaşadığını düşündüğünüz insanlara da yardım etseniz sizin için faydalı olur.

Üçüncü sembolü seçtiyseniz:

Nihayet bitiş çizgisine varmadan önce son engeli de aşmaya hazır mısınız? Zaten zorlu birçok engelin üstesinden gelip çok iyi iş çıkardınız, ancak başarmanız gereken tek bir göreviniz kaldı. Şöyle bir durup nefes alsanız diyoruz, nasıl olur? Dinlenmeyi çok da uzatıp koy vermeyin kendinizi yoksa her şeye baştan başlamanız gerekebilir, aman dikkat! Mola verin, nefes alın ve kendinize zaman ayırın. Çok hızlı gittiğiniz zaman, olduğunuz yerde az da olsa durun, açın gözlerinizi, hissedin görebildiğiniz onca varlığı, tadabildiğiniz onca tadı ve sonunda şükür ve hamd edin sahip olduklarınız için… faydasını göreceksiniz.

http://filoji.com/bir-sembol-secin-ve-caresizlikten-daralan-ruhunuzun-ihtiyac-duydugu-sozlere-erisin/

‘Ayla’ Filmine Esin Kaynağı Olmuştu: Kore Gazisi Süleyman Dilbirliği Hayata Veda Etti

 

s-a0748b4430797e98392e9628207aa446bd802fd7[1]

Hayatı Türkiye’nin Oscar adayı “Ayla” filmine konu olan ve öyküsü ile Türkiye’yi gözyaşına boğan Kore gazisi Astsubay Süleyman Dilbirliği, 91 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Dilbirliği, solunum ve böbrek yetmezliği tanılarıyla 12 Kasım’dan bu yana yoğun bakım ünitesinde tedavi görüyordu.

s-7f0fd1f55b28bc7bb10112fb43a23697ce541dad[1]

Hastaneden yapılan açıklamada, “Solunum ve böbrek yetmezliği tanılarıyla hastanemiz yoğun bakım kliniğine 12 Kasım’da yatırılan Dilbirliği, yaklaşık 30 gündür aralıklı organ destek tedavileriyle takip ve tedavi altında tutulmuştur. Ancak hastamızın son bir hafta süresince genel durumunda bozulma görülmüş ve son 24 saat boyunca gelişen organ yetmezliği sonucunda yapılan tüm müdahalelere rağmen gazimiz vefat etmiştir.” ifadelerine yer verildi.

s-f4a83425a0a441e8c636e24e814dcd17b632cc84[1]
Astsubay Süleyman Dilbirliği, Kore Savaşı sırasında ailesini savaşta yitiren 5 yaşındaki bir kız çocuğunu sahiplenerek adını Ayla koymuştu.

Vefatı ile Türkiye’yi yasa boğan Süleyman Dilbirliği’ne sosyal medyadan veda mesajları yağıyor…

s-a7b18a192133484434a3cd996fdd7a2b072cf97f[1]

İşte İstanbul’da bir semte adını veren ‘şaşkın bakkal’

BBGfvEP[2]

85 yıl önce o zamanlar yerleşim yerlerine çok uzak bölgede manav açtığı için “bu bakkal şaşırmış” diye eleştirilen Ahmet Koşar’ın bakkalı, semte ismini vermesinin yanı sıra bölgede telefonun ilk kullanıldığı yerlerden olduğu için “telefonlu manav” olarak da tanınmış. Ahmet Koşar’ın torunu Volkan Koşar, “O dönemde buradan geçen insanlar çok tuhaf karşılıyorlar, ‘Burada kime ne satacak? Bu insan şaşkın, burada hiçbir şey satılamaz’ diyorlar. O dönem çok sakin, yerleşim yok denecek kadar az. Şaşkın bakkalınki işte buradan yürüyen bir hikaye… Rahmetli Barış Manço Şaşkınbakkal’da otururmuş. Ahmet Koşar hiçbir zaman ceketsiz bir yere çıkmaz. Tabii şarkının içinde geçen birçok şey mizansen ama yine de Ahmet Koşar’a ithaf edilmiş ya da Ahmet Koşar örnek alınarak yazılmış bir şarkı” dedi.

Anadolu Yakası’nın en eski semtlerinden Şaşkınbakkal’a ismini veren “şaşkın bakkal” Ahmet Koşar’ın hikayesi, 1932 yılında kıraç toprakların bulunduğu Bağdat Caddesi’nde kiraladığı bahçe içinde sebze-meyve satışıyla başlar.
Yerleşim yerlerine uzak yerde bakkal açan Ahmet ve Mehmet Koşar kardeşler, çevreden ‘Bunlar burada kime ne satacak?’ diye eleştirilirken aynı zamanda ilgi de çekince “Şaşkın Bakkal” ismi yavaş yavaş zihinlere kazınır.
BÖLGEDE TELEFONUN İLK KULLANILDIĞI YER
Aynı zamanda, çekilen telefon hattıyla bölgede telefonun ilk kullanıldığı yer olma özelliğini taşıyan ve bir süre “telefonlu manav” olarak da anılan bakkal, zaman içinde “Şaşkın Bakkal” adını alarak semte adını verir.

“Şaşkın bakkalın” hikayesini anlatan torunu Volkan Koşar, o dönemde esnaflığı, çalışkanlığıyla çevresine örnek olan dedesinin ticaretteki başarısını ilerleterek 1964 yılında Atlantik Sineması’nı kurduğunu, ardından armatörlük ve nakliyecilik yapmaya başladığını anlattı.
Semte ismini veren dedelerinin torunları olarak hala aynı semtte yaşadıklarını dile getiren Koşar, tekstil işinin yanı sıra dedesinin kurduğu nakliyecilik firmasını da yönettiğini söyledi.
Dedesinin hatıralarıyla büyüdüğünü, aile büyüklerinin vizyonu ve başarılarıyla gurur duyduğunu belirten Koşar, dedesi Ahmet Koşar’ın 1914 doğumlu olduğunu, 1928’de Hafız Efendi’nin işlettiği Ethem Efendi’deki bir manavda çırak olarak işe başladığını, 1932’de ise şu an Bağdat Caddesi’nin en bilinen mağazalarından birisinin faaliyet gösterdiği yerde bahçe kiralayarak iş yeri açtığını ifade etti.
O yıllarda yerleşimin yoğun olmadığı Bostancı-Kızıltoprak arasında tek manav olan bakkalın “şaşkın bakkal” diye eleştirildiğini ve zaman içinde öyle tanınmaya başlandığını aktaran Koşar, şöyle devam etti:
“Küçücük bir bahçe kiralıyor ve buraya bir bakkaliye ve bakkaliyenin önüne de birkaç sandık koyarak meyve-sebze satışı yapmaya başlıyor. O sırada Bağdat Caddesi takdir edersiniz ki bu şekilde değil. Önünde tramvay işliyor ve tamamen yazlıkçıların geldiği Suadiye İstasyonu’ndan gelinen bir yer. Suadiye İstasyonu’nda inen insanlar buradan aşağı yürürlerken burayı görüyorlar. O zaman sadece birkaç tane köşk ve Erenköy Kız Lisesi’nin mevcut olduğu bir ortam burası. O dönemde buradan geçen insanlar çok tuhaf karşılıyorlar bu konuyu. Diyorlar ki ‘Burada kime ne satacak’. Bu tür sohbetler oluyor. ‘Bu insan şaşkın, burada hiçbir şey satılamaz’ diyorlar. Kimse yok çünkü, o dönem çok sakin bir yer. Şaşkın bakkalınki işte buradan yürüyen bir hikaye…”

”ANLATTIĞIM ZAMAN HALA KIZLARIM İNANMIYOR”
Zamanla işleri büyüterek bakkalı, 22-23 kişinin çalıştığı, manavdan ziyade küçük bir hal görünümüne kavuşturan dedesi Ahmet Koşar’ın 1969’da kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirten Koşar, şöyle konuştu:
“Hissettiklerimizi çok fazla çocuklarımıza aktaramıyoruz. Çocuklarımıza bunlar çok ütopik, çok uzak gibi geliyor. Ama biz bu durumun aile olarak kendi içimizde haklı gururunu yaşıyoruz. Şaşkınbakkal’dayız demek, semtin adını telaffuz etmek bile çok keyifli. Ama takdir edersiniz ki bunu çok fazla insan bilmiyor. Zaman zaman arkadaş ortamlarında bunlarını anlattığımız zaman benim yaşımdakilere bile çok hikaye gibi geldiği için çocuklarımız çok fazla idrak edemiyorlar ama bizim için çok önemli bir gurur. Burada yaşıyorum ve zaman zaman şaşkın bakkalın yerine yapılan mağazaya geliyoruz. Bunları anlattığım zaman kızlarım hala inanamıyor. ‘Baba gerçekten bu doğru mu? Gerçekten büyük dedemizin hikayesi bu şekilde miydi?’, ‘Bu bina bizim miydi, şaşkın bakkal burada mıydı?’ diye sorguluyorlar. Onlara anlatıyorum, bugüne kadar bu konuyu çok fazla dillendirmedik, gündeme getirmedik ama semte adını vermek çok önemli, aile hatıramızı sıcak tutmak istiyoruz.”
Semte adını veren ailenin evladı olarak ilginç an ve diyaloglara şahit olduğunu vurgulayan Koşar, “Arkadaşlarımızla çok sık buluşan insanlarız. Şaşkınbakkal bizimmiş gibi muamele görüyoruz. O yüzden her zaman diyorlar ki ‘Burası senin, hesap ödememize gerek yok.’ Zaman zaman eğlenceli olaylar yaşanıyor.” dedi.
”BARIŞ MANÇO ŞARKISINDA DEDEMİ ANLATIYOR”
1999 yılında aramızdan ayrılan büyük sanatçı Barış Manço’nun en çok bilinen şarkılarından “Ahmet Bey’in ceketi” şarkısında dedesi Ahmet Koşar’ı anlattığını da öne süren Koşar, şunları söyledi:
“Rahmetli Barış Manço Moda’da oturmadan evvel Şaşkınbakkal’da otururmuş. Ahmet Koşar ve Mehmet Koşar çok sevilen sayılan bir esnaf ve çalışkanlıkları çok takdir edilen kişiler. Barış Manço da o zamanlar çok genç. Kafasında bir Ahmet Koşar imajı var ve Ahmet Koşar hiçbir zaman ceketsiz bir yere çıkmaz. İşinde de özel hayatında da hep bir ceketi varmış. Tabii şarkının içinde geçen birçok şey mizansen ama yine de Ahmet Koşar’a ithaf edilmiş ya da Ahmet Koşar örnek alınarak yazılmış bir şarkı.”
Araştırmacı-Yazar Mustafa Cellek, Ahmet Koşar’ın oğlu, Volkan Koşar’ın babası İhsan Koşar’ın arkadaşı olduğunu, Şaşkınbakkal’ın öyküsünü de İhsan Koşar’dan tesadüf sonucu öğrendiğini belirterek, Şaşkınbakkal’ın hikayesini bir süre araştırdığını dile getirdi.
Cellek, Koşar soyadının bir ayağı kısa olduğu için “Topal Ahmet” olarak da tanınan Ahmet Koşar’ın engeline rağmen işlerini koşar adım yürütmesinden ve çalışkanlığından geldiğini söyledi.
Mustafa Cellek, sözlerini, “Ahmet Koşar, çok çalışkanmış. Çalışkanlığı dışında öngörüsü ve dönem şartlarına göre attığı önemli adımlarla da hafızalara yer etmiş. İstanbul’dan Adalar’a ilk konteynerle su servisi yapan da Ahmet Koşar olmuş, yurtdışına gidip belediye başkanlarıyla görüşerek proje üreten de… Bu nedenle ondan kalan pasaport torunları tarafından hala özenle saklanıyor.” diye tamamladı.

https://www.msn.com/tr-tr/yasam/yeni/işte-istanbulda-bir-semte-adını-veren-şaşkın-bakkal/ar-BBGfjMK?ocid=spartanntp

En Çok Hoşunuza Giden Ve Çekim Hissettiğiniz Kristali Seçin Ve Size Verdiği Pozitif Mesajı Öğrenin!

değnekler

 

Bugün yeni bir gün ve mutlu olmak için birçok fırsatınız var. Fakat birçok insan yapacaklarından ziyade yapamayacaklarına odaklanmakta. Bugün yapacaklarınıza odaklanarak diğer insanlardan daha farklı olmayı deneyin.

Bugünün pozitif mesajınız keşfetmek için bu üç kristal değnekten bir tanesini seçin.
1) Hayatta her şey olur ve her şey değişir

Her şeyin tamamlanmış olduğunu sakın düşünmeyin. Hayatta her şey yarım, her şey değişiyor, her şey uçuyor ve her şey gelişiyor. Hayatta her şeyin bir zamanı ve ritmi olduğunu sakın akıllınızdan çıkarmayın. Acı çekiyor olsanız bile bu durum geçicidir. Sonunda her şey olacağına varacaktır. Bunun olması için ise sabıra ve zamana ihtiyacımız vardır. Bunları elde etmek imkansız görünebilir fakat gerçekte durum asla öyle değil. Gün gelecek ve yaşadığımız bunca acı sadece birer anı olarak hafızalarımız da kalacaktır. Başımıza gelen her şeyin başlangıcı olduğu gibi, bir sonu da vardır. Bu yüzden başınıza kötü bir şey geldiğinde bunun sizi yıpratmasına izin vermeyin. En sonunda rahata kavuştuğunuz da geriye yaslanın ve yaşadıklarınızdan çıkardığınız dersleri gözden geçirin.
2) Hayaller
Hayaller bütün başarıların temellidir. Hiçbir başarı öncesinde hayal kurulmadan elde edilmemiştir. İlk adımınız hayallerinizi başarmak olmalıdır. Yolun sonunu görmüyor olmanız önemli değildir. Siz ilk adımı atın gerisi mutlaka gelecektir. İk adımı atttınız fakat hayalinize ulaşmak için bir şey yaptınız mı? Eğer günlük planınızda hayallerinize ulaşmak için yapılması gereken şeyler yoksa hayallerinize ulaşmak doğal olarak imkansız olacaktır. Başarı ancak planlanarak elde edilir. Eğer günlük planlarınız sizi hayallerinize yaklaştırmıyorsa harekete geçmelisiniz. Fakat gerçek endişeyi eğer hayalleriniz yoksa duymalısınız. Hayallerinizi önceliğiniz olmalıdır ve ufakta olsa her gün mutlaka bir adım uğrunda adımlar attığınız birşeyler olmalı.

3) Huzur

Bu kristal hayatınıza huzur, neşe veya sevgi getirmeyen her şeyi elemeniz gerektiğini söylüyor. Sizi içten içe kemiren, iğneleyen kimselerle artık aranıza mesafe koyarak, kendi benliğinizi önceliğiniz yapmayı öğrenmelisiniz. Mutluluğu yakalamak için birçok zorluğu aşmamız gerekmektedir. Eğer bunu sevgiyle ve kararlıkla yaparsanız önünüzde hiçbir engel duramaz. Bütün negatif düşünceleri bir kenara bırakın ve huzurlu olmaya çalışın. En azından size huzursuzluk verenlerle aranıza bir set çekmeyi bilin. Böyle düşünmeye başladığınızda bütün güzellikler yavaş yavaş önünüzde sıralanmaya başlayacaktır.

http://filoji.com/en-cok-hosunuza-giden-ve-cekim-hissettiginiz-kristali-secin-ve-size-verdigi-pozitif-mesaji-ogrenin/

Önce Beyaz Bölgeyi Mi Yoksa Siyah Bölgeyi Mi Gördün…

beyin-analiz[1]

 

Gözüne İlk Beyaz Bölge Çarpmışsa: Sen sağ beynini daha çok kullanıyorsun!

Sağ beyin bilgiyi bir bütün olarak resimle işler. Tasvir ve semboller kullanır. Sen mükemmel görsel ve müzik yeteneğine sahip bir insansın. Hayal kurmayı çok seven yaratıcı bir yapın var.
Sezgiselsin ve çoğu zaman hislerini takip edersin. Görerek ve duyarak daha çabuk öğrenirsin. . Duygularına çok önem veren, duygusal bir insansın.
Sol beyni baskın insanlara göre daha fazla risk alır, daha az kontrollüsün. Yazarlık, oyunculuk, müzisyenlik gibi yaratıcılığa dayalı alanlar ise kolaylıkla başarılı olacağın alanlardır.

Gözüne İlk Siyah Bölge Çarpmışsa: Sen sol beynini daha çok kullanıyorsun
Sol beyin, konuşma ve dil merkezidir. Sen mükemmel analiz becerisine sahip, mantıklı ve sistematik bir insansın. Ayrıca sen işitsel ve görsel yollarla daha çabuk öğrenirsin.

Duygularını çoğu zaman kontrol eder, az risk alırsın. Disiplin senin için çok önemlidir ve kuralcı bir yapın olduğu söylenebilir.
Detaylara çok önem verir, her konuda eleştirmen olabilirsin. Matematik, fizik, kimya gibi alanlar ise başarılı olacağınız alanlardır.

Kaynak: Baykush.net

CEM YILMAZ’ DAN İNCİLER… : ) ) 👏😄💚

24232787_391534387942162_7522271062850344899_n[1]
HANGİMİZ DEĞİLDİK Kİ… 😍😄
Ben çocukken çok salaktım.
Edip Akbayramın ismini Edi zannederdim.Yani o, benim için Edi Pakbayramdı.
Ablama, Nasıl olup da koca bir günü canın sıkılmadan evde oturarak geçiriyorsun? demiştim. Büyüyünce insanın canı sokakta oynamak istemez ki cevabını vermişti. Uzunca bir süre büyüyüp büyümediğimi anlamak için kendime, Canın sokakta oynamayı istiyor mu? diye sormuştum.
………………………………………………………………….
Sabahları kalktığımda aklımın hala yerinde olup olmadığını anlamak için 2+2, 3+4 gibi toplama işlemleri yapardım. Sonuçlar doğru olunca da çok sevinirdim. Dedemle parka gittiğimiz bir gün TRTciler çekim için oradaydı. Beni oynarken çektiler. Yayın günü bizim aile jeneriğinde gözüktüğüm çocuk programını izlemek için televizyon başına geçti. Kendimi ekranda görünce, Beni niye parkta unuttunuz? diye gözyaşlarına boğulmuştum.
Geri vites kavramım yoktu. Şoför, kolunu koltuğa atıp arkaya
doğru bakınca araba otomatikman geri geri gidiyor zannederdim.Benden büyük kuzenlerim dondurmacıların dondurma külahlarının sivri kısmıyla kulaklarını karıştırdığını söylemişti. İnanmıştım. Hala dakü külahların sivri kısımlarını yemem. Çöpe atarım.Babaannem bir gün gelirse sevdiğim dizilerin olmadığı bir gün gelsin istiyordum.
Abimle Karaoğlancılık oynardık. O Karaoğlan olurdu, beni de Bizans askeri yapardı. Sonra evire çevire döverdi. Çok mühim bir şey yaptığımı sandığım için canım yansa bile hiç sesimi çıkarmazdım. Yeşil ve siyah zeytinin ayrı ağaçlarda yetiştiğini sanırdım. Bulmacalardaki, Annenin erkek kardeşi kısmına dayımın beş harfli ismini sığdırmaya çalışırdım.
Anaokulunda patates baskısı yapmayı öğrenmiştik. O kadar hoşuma gitmişti ki, evde duvarlara, masa örtülerine filan basmıştım. Ancak sanat merakım annemin yeni aldığı beyaz eteğe patatesi yapıştırmamla son bulmuştu. Hem gönlünü almak hem de el koyduğu patateslerime kavuşmak için dahiyane bir fikirle öğretmenimin yanına gittim. Annem yazısını patatese oydurttum. Sevinçle eve gelerek soyundum. Renkli boyalara batırdığım patatesi vücudumun her tarafına bastım. Sonra da annemin karşısına geçtim. Beni o halde görünce ağlamaya başlamıştı.
Madonna ile Maradonayı kardeş zannederdim. Kendi kendime,
Bunların babası ne şanslı be. Bir çocuğu futbolun kralı, biri
müziğin kraliçesi derdim. Birinden özür dilediğim zaman Allahın
bana bir özür vereceğini sanırdım. Sakat olacağımı düşünüp hemen dilediğim özrü geri alırdım.
Kurban Bayramında toplanan derilerden uçak yapıldığını sanırdım. Uçakların dış yüzeyi bu derilerle kaplandığı için Türk Hava Kurumunun topladığını düşünüyordum. Uçak kaçırma filmlerinde silahla ateş edildiğinde ya da a patladığında, Ayyy! Deri delindi! derdim.
“Gil ” diye konuşanları fakir zannederdim. Annem banyodan çıktıktan sonra babamın söylediği, Sıhhatler olsun lafını Saatler olsun diye anlardım. Bunun da, Banyoda amma çok kaldın gibi bir şey demek olduğunu sanıp babamın anneme kızdığını düşünürdüm. Annemin buna karşın niye sadece, Sağol dediğini merak ederdim. Ne kibar kadın, derdim.
Cem Yılmaz

Bedava Göz Kontrolü… Şimdi Söyle Resimdeki Kim…

Göz-kontrolü[1]

 

Resmi orta büyüklükte bilgisayar ekranınızda açıp uzaklaşmayı da deneyebilirsiniz. Bir mesafeden sonra Albert Einstein’i görüyorsanız bile Marilyn’e dönüşecektir. Arkadaşlarınızla karşılaştırdığınızda daha uzaktan Albert Einstein’i görebilenlerin görüşü daha yakından görebilenlere göre daha iyi demektir.

Farklı renkte görünen elbiseden sonra bu da göz yanılması mı peki? Hayır, bu resim aslında her iki resmi de içeriyor yani bir hibrit fotoğraf. Düşük yüzey frekanslı bir resmin yüksek yüzey frekanslı başka bir resimle biraraya getirilmesinden oluşan bu resim, gözünüzün detayları görebilme yeteneği ile beyninizin bunları birleştirebilme yeteneğini kullanarak size iki resimden birini gösteriyor.