Arşivler

Test: Size En Hayret Verici Gelen Görsel Hangisi? Bakış Açınızı Ve Bilinçaltınızı Ortaya Döken Test

hayret-uyandiriyor[1]

 

İki resim arasında kaldıysanız, iki görsele de ait yorumları okumanızı tavsiye ediyoruz.

Eğer 1 numaralı resmi seçtiyseniz;

Seçtiğiniz bu görsel “kuzey ışıkları” denen fenomeninin fotoğrafıdır. Siz doğayı seven, doğaya saygı duyan birisiniz. Bitkilere ve hayvanlara karşı sevecen bir ilgi beslemeniz mümkündür. Hayvanlara kötü davranılmasından asla hoşlanmıyor bu tarz insanları korkunç buluyorsunuz. Ayrıca aynı duyarlılığı bitkilere karşıda besliyor olabilirsiniz. Genel olarak doğaya saygılı ve ondan etkilenen birisiniz.
Eğer 2 numaralı resmi seçtiyseniz;

Siz araştırmaya, okumaya, yazmaya kısacası eğitime ve gelişime önem veren birisiniz. İnsanın kendini geliştirmesi ve kendine bir şeyler katmak için çabalamasını saygın bir uğraş olarak görüyorsunuz. Kitap okumaktan, internette araştırma yapmaktan veya kendinizi geliştirecek diğer uğraşlardan keyif aldığınızı söylemek hiçte yanlış olmaz. İnsan teknolojisinin ve gelişimin zirve noktalarından biri olan Ay’a inişi seçmeniz bunu kanıtlar nitelikte.
Eğer 3 numarayı seçtiyseniz;

Eğer bu görseli seçtiyseniz, siz ruhani tarafı kuvvetli ve duygusal birisiniz. Saygılı olmaya, şükretmeye ve insani bağları güçlü kılan diğer şeylere minnettar olmaya çalışıyorsunuz. Bu özellikleriniz sizi etrafınca sevilen biri haline getiriyor. İnsanoğlunun ve yaratılışın en büyük mucizelerinden biri olan yeni doğmuş bir bebeği seçmeniz bunu işaret ediyor.

Eğer 4 numarayı seçtiyseniz;

4 numaralı resim sizde en çok hayret uyandıran görsel ise bu, yeni yerler görmekten, yeni kültürler tanıyarak kendinize bir şeyler katmaktan hoşlandığınız anlamına gelir. Başka ülkeler ve kültürler hakkında araştırmalar yapıyor olmanız gayet olasıdır. Diğer insanlar normal tatilin hayalini kurarken, siz farklı yerleri gezme ve keşfetme isteğiyle dolup taşıyor olabilirsiniz. Ayrıca yeni insanlarla tanışmaktan da keyif alıyor olabilirsiniz.
5 numaralı görseli seçtiyseniz;

Bu görseli en hayret verici resim olarak seçtiyseniz, siz gerçekten zeki ve entelektüelsiniz. Birbirinden farklı resimler arasında gayet basit duran bu elektronik devreyi seçmeniz bir mantık ve zeka insanı olduğunuzun kanıtıdır. Size göre hayret verici olan ve şaşılması gereken şeyler insanın beyin gücü ile başardıkları ve zeka ile gelebildiği noktadır. Bu sebeple eğitime ve kendinizi geliştirmeye ekstra önem veriyor olabilirsiniz.

http://filoji.com/test-size-en-hayret-verici-gelen-gorsel-hangisi-bakis-acinizi-ve-bilincaltinizi-ortaya-doken-test/

Sağ ve sol beyin testi: Beyninizde hangi lobu daha iyi kullanıyorsunuz?

sag-ve-sol-beyin-testi-beyinde-hangi-lobu-daha-iyi-kullaniyorsunuz[1]

Beynimizdeki sağ ve sol lobun hangisi baskın ise kişi hayatında o özellikleri ön plana çıkarır. Beyninizin hangi lobunu daha iyi kullandığınızı biliyor musunuz? Sağ beyin mi sol beyin misiniz?

İnsan beyni, doğuştan genetik kodlar ile birlikte aile, çevre ve sonradan edinilen bilgilerin yani eğitimin katkılarıyla da şekillenir. Kişilerin meslek seçimlerinde, doğuştan gelen yapısal özelliklerin rolü oldukça büyüktür.

Bu konuda genetik kodlar ile birlikte ailelerin çocukları yönlendirmesi de büyük önem taşıyor. Beyin çocuklarda meslek seçimlerini nasıl etkiliyor? Çocukları bu konuda nasıl yönlendirmek gerekiyor? Siz beyninizin hangi lobunu daha iyi kullandığınızı biliyor musunuz?
Beyinde sağ ve sol yarımkürelerin farklı görevler üstlenir. Bu anlamda sol beynin, sağ beyinden daha önemli görevler üstlendiği söylenebilir. Aşağıdaki 8 soruluk testi yaparak beyninizin hangi lobunu daha iyi kullandığınızı öğrenebilirsiniz.
Sağ ve sol beyin testi
1- Okuldayken hangi dersleri daha çok severdiniz?
a) Türkçe, resim, sosyal vb.
b) Fenle ilgili olanları.
2- Hangi tip sporları yapmaktan hoşlanırsınız?
a) Takım sporlarını.
b) Tek başına yapılan sporları.
3- Gördüğünüz rüyaları hangi sıklıkta hatırlarsınız?
a) Çoğunlukla hatırlarım.
b) Ender olarak hatırlarım.
4-Ellerinizi ve mimiklerinizi konuşurken ne sıklıkta kullanırsınız?
a) Çok kullanırım.
b) Çok az kullanırım.
5- İki elinizin parmaklarını birbirine geçirerek kapatın. Hangi elinizin başparmağı üstte kalıyor?
a) Sağ.
b) Sol.
6- Şu an saatin kaç olduğunu tahmin edin, şimdi saate bakın, yanılma payınız ne kadar?
a) On dakikadan fazla.
b) On dakikadan az.
7- Aşağıdakilerden hangisini daha kolay hatırlarsınız?
a) İnsanların yüzlerini.
b) İnsanların isimlerini.
8- İki gözünü açık tutarak elinizdeki kalemi, bir cam kenarı veya kapı kenarı ile hizalayın. Önce sol gözünüzü, sonra sağ gözünüzü kapatın. Hangi gözünüzü kapatınca kalem daha az oynuyor?
a) Sağ gözümü kapatınca.
b) Sol gözümü kapatınca.
Değerlendirme:
A‘ların sayısı fazla ise sağ beyin daha gelişmiştir.
B‘lerin sayısı fazla ise sol beyin daha gelişmiştir.
Eğer A’lar ile B’ler aynı sayıda ise, her iki beyin yarımküresi de iyi kullanılıyor demektir.
Beynin doğuştan gelen özelliklerinin meslek üzerindeki etkisi
Beynin sağ ve sol yarımküreleri bilgiyi farklı şekilde işler. Genelde her çocuk, beyninin bir tarafını ağırlıklı olarak kullanır. Fakat düşünme ve öğrenme işlemleri her iki tarafta dengeli olarak kullanıldığında gerçek verimine ulaşır. Bu nedenle çocuklarda daha az kullanılan beyin tarafı, eğitim ve kişisel gelişim ile güçlendirilmelidir. Beyin yarımküreleri arasındaki bağlantıları gelişmemiş çocuklar, beyinlerine ne kadar bilgi depolamış olursa olsun; düşünce, muhakeme ve akıl yürütme becerilerini yeterince geliştiremez.
Sol yarım küre mantıksal taraf (IQ) sağ yarım küre ise duygusal zeka olarak tanımlanıyor. Birisi analiz yapıyor, diğeri sentez. Biri taraf ayrıntılara da dikkat ederken diğer taraf bütünü de algılıyor.
Elbette her iki taraf da birbiri ile iletişimde ve birbirini tamamlıyor. Burada önemli olan nokta ‘nerelerde kötü kullanıyoruz ve nasıl geliştirebiliriz?’ sorularına cevap bulmaktır.
Sağ beyin estetik zeka, sol beyin duygu durum merkezi görevlerini üstleniyor
Sağ beyin özellikle boyut ve hacim değerlendirmelerinde ön plana çıkar, bilgiyi şekil ve hayal gücü ile işlemede önemli görevler üstlenir. Çocukların ileriki yaşlarda mimari ve mühendislik yetenekleri için sağ beyne ihtiyaçları vardır. Buna karşılık matematik işlemleri için de sol beyine ihtiyaç duyulur. Ünlü mimar ve mühendislerin sağ beyinlerinin çok gelişmiş olduklarını söylenebilir. Aynı şekilde müzikle uğraşan, müzik icra eden ya da enstrüman çalan müzisyenlerde de sağ beyin iyi gelişmiştir. Şairlerde ve ressamlarda da sağ beyin özellikleri baskın durumdadır. Bu nedenle sağ beyin fonksiyonları iyi olmayan çocuklardan iyi şair ya da besteci çıkmayabilir.
Korpus kallosumu gelişen çocuklar, liderlik vasıflarıyla öne çıkıyor
Korpus kallosum ne kadar iyi gelişmiş ise, çocukların yeteneklerini sergilemesi ve beynini bir bütün olarak en üst seviyede kullanabilme ihtimali de o kadar artar. Eğer bir çocukta korpus kallosum iyi gelişmemişse, sağ ve sol beyinden hangisi baskın ise kişi o özellikleri ön plana çıkarır.
Toplumda lider kişilerin, beynini bütünsel olarak iyi kullanmayı beceren kişilerdir ve bu kişilerde korpus kallosum iyi gelişmiştir. Dolayısı ile çocuklarda korpus kallosumun yeterli gelişmesi, lider olma vasıflarını olumlu yönde etkiler.
Beyinde yarım kürelerin kullanım oranları, yetenekleri etkiliyor
Günlük hayatında sol elini kullanan ve solak olan çocukların sağ beyinleri baskın durumdadır. Eğer çocuk sağ elini kullanıyorsa o zaman da sol yarımküresi baskındır. Aslında hem sağ hem de sol yarımküre matematikle ilgilenir, ancak sağ daha çok matematiğin geometri, sol ise cebirsel bölümünde etkilidir.
Bazı çocuklar doğuştan sağ beyin hakimiyetli olup, sol ellerini baskın kullandıkları halde, anne baba baskısıyla bir takım yeteneklerini sağ elleriyle yapmaya eğitilebilir. Örneğin solak bir çocuk, ailesi tarafından sağ eli ile yazmaya yönlendirilebilir. Bu çocuklar, kalemi ya da kaşığı sağ elleriyle kullansalar da güç kullanmayı gerektiren durumlarda asıl yetenekli oldukları sol ellerini tercih eder. Dolayısıyla bu çocukların sağ beyinleri baskın olduğu halde, bazı yetenekler için beynin sol tarafını da randımanlı kullanabilmeleri mümkün olur. Her iki beyin yarımküresini de yerine göre kullanmayı öğrenen çocukların liderlik vasıfları güçlenir.
Çocukların yeteneklerine paralel olarak yönlendirilmesi gerekiyor
Sağ elini kullanan çocuklarda sol beyin özellikleri, sol elini kullananlarda ise sağ beyin özellikleri baskın olduğundan; solak olan bir çocuğun, mimarlığa ya da güzel sanatlara yönlendirilmesi gerekir. Bu çocuğun fen ya da konuşma becerisi gerektiren avukatlık veya pazarlama gibi bir meslekle uğraşması hata olabilir. Çünkü sol yarımküre konuşma becerilerinde rol oynar. Dolayısıyla solak olanlardan iyi avukat ya da pazarlamacı çıkmayabilir. Eğer solak bir kişi hukuk mesleğini seçmişse bu kişi, avukatlığı değil; estetik muhakeme yeteneğini yönelten sağ yarımküreden dolayı, hakimliği tercih etmelidir. Böyle bir karar anında, sağ elini kullananların avukatlığı, sol elini kullananların ise hakimliği seçmeleri gerektiği söylenebilir.

Günümüzde eğitim sistemi çocukların sol beyin özelliklerini geliştirmeye yöneliktir ve matematik, fen, mantık ve dil becerilerine ağırlık verilir. Çocuklar muhakeme, hayal gücü ve estetik bakış açısından yoksun yetişir. Oysa sosyal zekayı oluşturan unsurlar, çocukların gelecekteki mesleki başarıları açısından oldukça önemlidir. Çocukları sağ sol el kullanımlarına ve sağ ya da sol beyin özelliklerine bakmaksızın bir eğitim sistemine zorlamak, onların yetenekli olmadıkları alanlara kaymalarına, böylece asıl başarılı olacakları ve severek yapacakları mesleklerden uzaklaşmalarına neden olur. Bu anlamda ilköğretimde rehberlik ve danışmanlık birimlerine çok iş düşmektedir.

Çocuk sağ ve sol beyin özelliklerine göre, asıl yetenekli olduğu alanlara yönlendirilmelidir. Buna ek olarak, örneğin sağ beyin özellikleri baskın olduğu için matematik dersinde istenen düzeyde olmayan çocuğa, psikolojik problemlere neden olabileceğinden, yüksek not için baskı yapılmamalıdır.

https://indigodergisi.com/2016/10/sag-ve-sol-beyin-testi-beyinde-hangi-lobu-daha-iyi-kullaniyorsunuz/

BİLL GATES DÜNYANIN EN İYİ 10 ÖĞRETMENİNİ AÇIKLADI! O ÖĞRETMENLERDEN BİRİ SAMSUN’DA

3680[1]

Bill Gates’in açıkladığı dünyanın en iyi ilk 10 öğretmeni arasında Samsun’dan Ayvacık ilçesinde anaokulu müdürlüğü yapan Nurten Akkuş girdi. Dünyanın En İyi 10 öğretmeni arasına giren Nurten Akkuş, bu başarısı ile Küresel Öğretmen Ödülüne aday gösterilen ilk Türk öğretmen oldu.

Bill Gates, The Global Teacher Prize ödülüne aday gösterilen dünyanın en iyi 10 öğretmenini açıklarken, Samsun’un Ayvacık ilçesinde anaokulu müdürlüğü yapan Nurten Akkuş’un ilk 10 öğretmen arasında gösterilmesi büyük sevinç yarattı.

Samsun’un Ayvacık ilçesinde anaokulu müdürlüğü yapan Nurten Akkuş, uluslararası bir vakıf tarafından organize edilen “Küresel Öğretmen Ödülü Komitesi”nin (The Global Teacher Prize) 2018 yılı için seçtiği “En iyi 10 öğretmen” arasında yer almanın gururunu yaşıyor.

Ayvacık Anaokulu Müdürü Akkuş’un 8 yıl önce okulunda başlattığı “Baba Bana Bir Masal Anlat” Projesi, Türkiye genelindeki 45 ilde uygulanır hale geldi. Nurten Akkuş’un yine köy okulundaki çocukların oyuncak ihtiyacını karşılamak için hazırladığı Oyuncak Kumbarası Projesi de Türkiye’de birçok ödül kazandı. Bu proje de 43 ilde uygulanarak, köy okullarındaki çocukların oyuncakla tanışmasını sağladı.

Hazırladığı projelerle dikkati çeken 11 yıllık öğretmen Akkuş, Hint asıllı iş adamı Sunny Varkey’in eğitim alanında projeler geliştirmek amacıyla kurduğu ve onursal başkanlığını eski ABD Başkanı Bill Clinton’ın üstlendiği Varkey GEMS Foundation tarafından organize edilen “Küresel Öğretmen Ödülü Komitesi”nin 2018 yılı için seçtiği “En iyi 10 öğretmen” arasında yer almayı başardı.

 

Daha önce de “En iyi 50 öğretmen” arasında yer alan Nurten Akkuş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Vakfın, 17-18 Mart tarihlerinde Dubai’de düzenleyeceği törenle ödülünü alacağını söyledi.

 

Bu başarıyı yakalayan ilk Türk öğretmen olduğuna dikkati çeken Akkuş, “En iyi 50 öğretmen arasına zaten girmiştim, sonrasında o 50 öğretmenin içinde yeniden bir değerlendirme yapıldı. Dünya genelinde araştırma yapıldı. İngiltere’den gelen bir yönetmen tarafından kısa film çekildi. Geçen hafta son değerlendirmeler yapıldı ve bugün açıklandı. Dünyanın en iyi 10 öğretmeni duyuruldu. En iyi 10’a giren ilk ve tek Türk öğretmen olarak bir tarih yazdık aslında. Çok mutlu ve gururluyum.” dedi.

Şu an ilk 10’a seçilen tüm öğretmenlerin birinciliğe aday olduğunu, ödül töreninde birincinin seçileceğini ifade eden Akkuş, velilerden, çevresinden ve dünyanın birçok yerinden tebrikler aldığını sözlerine ekledi.

Kaynak: samsun kenthaber

Burcuna Göre Bir Kadının Hoşlandığı Erkekte Çekici Bulduğu Özellikler

Burçlar kişilik özelliklerimizi olduğu kadar ilişkilerimizi de etkiliyor. Bazı insanlar burçlara inanmasa da astrolojiye bir şans verirseniz sizi şaşırtabilir. Burçlara göre kadınların özelliklerinden yola çıkarak ilişkilerinde nelerden hoşlandıklarını nelere asla tahammül edemediklerini listeledik. Erkeklerin bu listeden birkaç tüyo almasında fayda var😍
Koç

Koç burcu kadını hareketli, konuşkan ve girişimcidir. Akıl verilmesinden ve nasihat dinlemekten hoşlanmazlar. Bu yüzden karşısındaki erkekten korunmayı ve gözetilmeyi beklemezler. Onunla birlikte olmak isteyen erkeğin güçlü olmasını ister. Fazla romantiklikten hoşlanmazlar. Onların hoşuna gidecek şeyler genelde heyecanlı ve adrenalin dolu aktivitelerdir. Sportif ve enerjik erkeklerden etkilenirler. Birlikte yeni şeyler keşfedebileceği erkeklerle birlikte olmak isterler.

Boğa boga-kadın© K Dijital Medya A.S. tarafından sağlanmıştır boga-kadın

Sakin ve otoriter olan Boğa burcu kadınları girdikleri ortamda dikkat çekerler. Ayrıca maddi rahatlığa önem verirler. Bu açıdan bir erkekten önce aşk ve sevgi isterler, ikinci planda ise para vardır. İyi bir yaşam için paranın gerekliliğine inanırlar. Kendisi gibi çalışkan erkeklerden hoşlanırlar. Doğayı ve hayvanları seven erkeklerden de hoşlanırlar.

 

İkizler

İkizler kadınları neşeli, enerjik ve hareketlilerdir. Sürekli bir değişkenlik içindedirler. Bu nedenle uzun süre bir erkekle birlikte olmaları zordur. Kıskanç erkeklerle birlikte olmaları zordur. Zeki ve kültürlü erkeklerden hoşlanırlar. Ruhları her yaşta enerjik ve genç olduğundan orta yaşlarına geldiklerinde genç erkeklerle birlikte olabilirler. Gezgin erkeklerden hoşlanırlar ve flört etmeyi severler.

Yengeç

Yengeç kadınları evcimen, sıcak kanlı ve dürüst olurlar. Evcimen olma özelliklerinden dolayı karşısındaki erkekten çocuklarına iyi bir baba olmasını ve kendisine de bir baba gibi rehberlik etmesini beklerler. Ailesine ve evlerine düşkün oldukları için sevdiği kişiyle evinde vakit geçirmeyi ve ağırlamayı severler. Problemlerini çözebilen güçlü bir yapıya sahip olsalar da öneri almaktan hoşlanırlar. İhmal edilmeye tahammülleri yoktur, böyle bir durumda karşısındaki erkekten uzaklaşabilir.

Aslan

Aslan kadınları güçlü, kendine güvenen, cesur ve dürüst olurlar. Bu yüzden karşısındaki erkekten önce saygı beklerler. Eleştirilmeyi sevmezler. Sürekli iltifat beklerler. Mütevazilikten pek hoşlanmazlar, bu yüzden onu küçük mekanlar yerine gösterişli mekanlara götürmenizden hoşlanırlar. Çekingen ve romantik erkekler yerine mükemmelliyetçi ve başarılı erkeklerden hoşlanırlar.

Başak

Başak burcu kadını sorumluluk sahibidir. Hırslı, idealist ve detaycıdır. Özellikle detaycılığı nedeniyle sürekli karşısındaki erkeği çözmeye çalışır. Bir erkeği çözümlemesi ne kadar uzun sürerse ilişki de o kadar uzun sürer. Zeki erkeklerden hoşlanırlar. Seveceği erkeğin şefkatli ve sevecen olması da önemlidir.

Terazi

Cazibeli ve estetik olan terazi kadınları iyi huylu ve sohbeti hoş insanlar olurlar. Bu nedenle ilişkilerinde de uyum isterler. Karşısındaki erkeğin her yönüyle -boy, kilo, aile yapısı, eğitimi, karakteri- kendiyle uyumlu olmasını bekler. Maç vb. şeyler izleyen erkeklerin bağırıp çağırmasından konuşurken kabalaşan erkeklerden hoşlanmayabilirler. Eğer karşısındaki erkeğin kendine uyduğundan eminse evlenmek için hiç tereddüt etmezler. Sanatçı ruhlu erkekleri sever ve etkilenirler.

Akrep

Akrep burcu kadınının ne yaparsa yapsın engel olamadığı bir özelliği vardır; kıskançlık. Bu yüzden karşısındaki erkekten bekleyeceği ilk şey güvendir. Onunla birlikteyken huzurlu ve güvende hissetmek ister. Geleceğini planlamayı seven akrep burcu kadınları ihaneti asla kabul edemezler ve sonucunda intikam almaktan çekinmezler. Onu anlayan ve tutkularına karşılık verebilen erkeklerden hoşlanırlar.

Yay Kültürlü ve alımlı yay kadınları hassas ve kırılgan olurlar. Kültürlü olmaları eğlence ve gezmeye olan meraklarıyla birleşince yabancı erkeklerden hoşlanmaları hiç de zor değildir. Sportif erkeklerden hoşlanırlar. Kısıtlanmaktan nefret ederler, bu nedenle kıskanç ve kısıtlayan erkeklerle asla birlikte olamazlar. Özgürlüğü kısıtlandığı anda hiçbir erkek onun için vazgeçilmez değildir.

Oğlak

Neşeli, evcimen, çalışkan ve dürüst oğlak burcu kadınları için güçlü olmak önemlidir. Karamsar bir ruh hali vardır ve kendine duvarlar örmeyi sever. Bu yüzden hoşlandığı erkeğe duygularını belli etmesi uzun sürebilir. Karşısındaki erkek acele ederse kaçar ve kabuğuna çekilir. Uzun süreli ilişkiler ister. Gerçekçidir, hayalperest değildir. Sıcak kanlı, komik ve sorumluluk sahibi erkeklerden hoşlanırlar. Ani kararları ve planları sevmezler.

Kova

Özgürlüğüne düşkün, kararlı ve becerili kova kadınları çalışkanlardır. Giriştikleri her işte başarılı olmak isterler. Kısıtlanmaktan nefret ederler. Bu yüzden tutucu ve kıskanç erkeklerle olamazlar. Romantik erkeklerden çok maceracı erkeklerden hoşlanırlar. Hoşlandıkları erkekle önce arkadaş olmak isterler. Nerede, ne zaman ne yapacağı hiç belli olmaz ama çok çabuk aşık olabilirler. Aşık oldukları hızda bıkma ihtimalleri de yüksektir.

Balık

Tuttuğunu koparan, hırslı ve sempatik balık burcu kadınlarının sezgileri kuvvetlidir. Aynı zamanda oldukça romantik, duygusal ve hassas olurlar. Tüm bu yönleriyle yardıma ihtiyacı olan erkeklere asla dayanamazlar ve bu erkeklere aşık olmaları muhtemeldir. Sevdiği erkeğin hatalarını affeder ve kaprislerine göz yumar. Tüm bunlara rağmen karşılığında kabalık görürse sevdiği erkekten hızla uzaklaşabilir

kaynak: msnyasam

 

 

Kendine Yakın Hissettiğin Bir Resmi Seç ve Kişiliğini Keşfet

6883136-1[1]

 

Birinci Resmi Seçtiysen: Bir balık olmayı seçtiniz. Yaşadığınız ortamın özgür olmasını istersiniz. Unutkan bir yapıya sahipsiniz.Hayatınızda bu sorunlara yol açabilir.Sabah erken kalkmayı seviyorsunuz.

İkinci Resmi Seçtiysen: En zor durumlarda çözümü bulmaktasınız. pratiksiniz. Hayat mücadeliniz de, iş hayatınızda başarılı olmanız doğal bir sonuçtur.

Üçüncü Resmi Seçtiysen: Bir hortum olmayı seçtiniz. Asil ve güçlü duruşunuz var. Gücünüzü insanları bir araya getirerek alıyorsunuz. Siz baskın kişiliğe sahip olduğunuz iş hayatında patron olmaktan, Aile hayatında sizin sözünüzün geçmesinden yanasınız.

Dördüncü Resmi Seçtiysen: Bir ağaç yaprağını seçtiniz. Yeşili, doğayı seviyorsunuz. Yaşamınızda patron değil işçi olmaktan yanasınız. Tek başına kararları nadiren alıyor, farklı fikirlere açıksınız.

Beşinci Resmi Seçtiysen: Bir güneş gibisiniz. Yönetilen değil, yöneten olmayı seviyorsunuz. İş hayatında başarısızlıktan hiç hoşlanmıyorsunuz. Karanlığı, kötü insanları sevmiyorsunuz.

Altınci Resmi Seçtiysen: Denizde bir dalga olmayı seçtiniz. Engelleri aşmak adına ardı ardına girişimde bulunmayı seviyor, pes etmiyorsunuz. İnatçısınız. Maviyi seven, deniz tutkunusunuz.

Yedinci Resmi Seçtiysen: Maalesef kararsız ve içine kapanık bir kişiliğe sahipsiniz. Bir işi yaparken sonuca gitmekte zorlanıyorsunuz. Kararlarınız net olmalı , tek bir yolu denedikten sonra diğer yolları seçmelisiniz. Farklı yolları denemek size zaman ve enerji kaybettiriyor.

Sekizinci Resmi Seçtiysen: Bir kuş kanadını seçtiniz. Özgürlüğü seviyorsunuz. Çalışkansınız yalnız tek başına değil birininde yanınızda olması şart. Ekip ruhuyla başarılı olursunuz.

Dokuzuncu Resmi Seçtiysen: Siz dudak ve kalp kıvrımını seçerek Aşkı seçtiniz. Hayatınız aşk üzerine kurulu. Karşı cinsin aşk ve sevgi üzerine istediği her özelliğe sahipsiniz. Bu yeteneğinizi kullanmak sizin elinizde.

Görsel Karakter Analizi: Bu Bir Erkek Mi Yoksa Bir Kadın Mı?

kadin-mi-yoksa-erkek-mi-test[1]

 

Aşağıdaki resmi detaylıca incelediğinizde ilk bakışta bir erkek mi görüyorsunuz yoksa bir kadın mı?

Eğer bir kadınsanız ve ilk önce bir kadın gördüyseniz:
Gelecekte olacak bazı büyüleyici olaylara hazır olun. Resimdeki kadın yukarı doğru bakıyor ve siz de öylesiniz! Karamsar düşünceler size çok uzak. Gökyüzü hala orda ve siz içinizdeki yıldızları sayacak o gücü hiç kaybetmemeye niyetlisiniz. Olumlu tavrınız ve kalbinizde tuttuğunuz umutlar etrafınızdaki herkesi olumlu yönde etkileyebilir. pozitif enerjiniz size güzellikler getirmeye başlıyor. Ayrıca, kendinizden ve kişiliğinizden memnun ve mutlu olduğunuz; içsel benliğinizle temas halinde olduğunuz anlamına gelir. Dahası, bu bir güven ve özgürlük işaretidir.

Eğer bir kadınsanız ve ilk önce bir erkek gördüyseniz:
Bu durum eğer yalnızsanız sizin olgunluğunuza uygun ve sizi taşıyabilecek bir partner bulma arzunuzu gösterir ya da zaten bir eşiniz varsa onunla olan bağlantınızı kanıtlar. Tutkulu bir kadınsınız ve eşinize sahip çıkma içgüdünüz var ve bu çoğu kadında az bulunan iyi bir şey. Sadakat sizin temel aldığınız en önemli noktalardan bir diğeridir. Resimdeki adam, aşk hayatınızda yakında olacak sağlıklı değişiklikleri temsil ediyor. Kısacası siz eşini sahiplenen bir aşk kadınısınız. Hatta çoğu kez vücudunuz kıvrımlarından, konuşma ve yürüyüş şekliniz bile bunu belli ediyor.
Eğer bir erkekseniz ve ilk önce bir kadın gördüyseniz:
Bu zihninizin sürekli karşı cins üzerinde sabit kalmasıdır. Belki de zihninizde umursadığınız belirli bir kadın var ve umutsuzca sürekli onunla doğrulama yapmaya çalışıyorsunuzdur. Her iki durumda da, şu bir gerçek ki, siz sevdiğiniz kadını gerçekten yücelten ve sadık bir erkeksiniz. Ayrıca geçmişte bir kadın tarafından kalbiniz kırılmış olabilir. Buna rağmen o kişiye mutluluklar dileyebilecek olgunluğa sahipsiniz. Korumacı bir yapınız olmasına ve zaman zaman sert bir erkek görüntüsü çizmenize rağmen yeri geldiğinde oldukça kibar ve romantik biri olabiliyorsunuz.
Eğer bir erkekseniz ve ilk önce bir erkek gördüyseniz:

Bu durum arkadaşlık bağlarına verdiğiniz önemi vurgular. Sizin için hayatta en önemli alanlardan biri arkadaşlık bağlarıdır. Ancak bunu sadece uzak arkadaşlarınız olarak algılamayın. Örneğin, kardeşiniz, kuzeniniz ya da kendinize yakın gördüğünüz bir aile ferdiyle olan arkadaşlık bağlarınız sizin için oldukça önemlidir. Eğer bir kardeşiniz varsa onun için gözünüzü kırpmadan kendinizi feda edebilirsiniz. Çoğu zaman sakin birisiniz. Ancak sevdiklerinizden birinin zarar gördüğü durumlarda içinizden bambaşka bir insan çıkıveriyor. Ancak bu denli değer verdiğiniz insanları mutlaka iyi seçmelisiniz. Sizin bu tavrınızı keşfeden bazı kişiler, bu özelliğinizi suistimal etmeye ve sizi kullanmaya çalışıyor olabilir!

http://filoji.com/gorsel-karakter-analizi-bu-bir-erkek-mi-yoksa-bir-kadin-mi/

 

 

Tuvalet Kağıdını Nasıl Astığınıza Dikkat Ettiniz Mi? Yapılan Son Araştırmaya Göre Tercihiniz Karakterinizi Ele Veriyor!

tuvalet-kagidi-testi[1]

 

Modern tipte tuvalet kağıtlarının icadından beri süre gelen ve çoğu kez pek önemsenmeyen tatlı bir tartışma konusudur bu; “Tuvalet kağıdını alttan asmak mı, üsten asmak mı doğru?” Hatta aynı ev içerisinde bireyler arasında bile farklı fikirlere sahip kişiler çıkar ve tuvalet kağıdı her bir aile bireyinin tuvalet kullanımından sonra değişir. Ancak bu önemsiz probleme de el atmakta geçikmeyen bilim adamlarına göre bu sorun aslında gözüktüğünden daha önemli ve faydalı olabilir.

 

Tuvalet kağıdını asma şeklinin bireyin davranış şekli ve kişilik özellikleri ile ilgili ipuçları verebileceğini düşünen Dr. Gilda Carle “Tuvalet kağıdı kişilik testi” başlığı altında iki bin katılımcı üzerinde bir test yaptı. Bu testte kişilerin tuvalet kağıdını asma tercihi öğrenildikten sonra, katılımcılara hayat görüşleri, günlük ilişkilerdeki davranış şekilleri ve duygusal durumlarıyla ilgili birçok farklı soru yöneltildi. Bireylerin verdikleri yanıtlar ışığında, şaşırtıcı bir benzerlik oranıyla, tuvalet kağıdı asma şekliyle, kişilik özellikleri arasında paralellik olduğu ortaya çıktı.

Dr. Gilda Carle’nin elde ettiği verilere göre, tuvalet kağıdını üstten asmayı tercih edenler :

Dominant karaktere sahip kişiler. Canlı, konuşkan, sohbet etmeyi ve insanları yönlendirmeyi seven, iş ve özel hayatında atılgan olan kimselerin büyük çoğunluğu tuvalet kağıdını üstten alabilecekleri şekilde asmayı tercih ediyor. Bu kişiler insani insani ilişkilerde kendilerine güvendiklerini dile getiriyor.
Araştırmaya göre tuvalet kağıdı alttan alabilecekleri şekilde asmayı tercih eden kişilerse,

Daha duygusal, zıtlaşmalardan hoşlanmayan, sorumluluklarını ciddiye alan ve sayı olarak az arkadaşla daha mutlu olduklarını dile getiren kişiler. Bu kişiler insani ilişkilerde, güven bağını arıyor ve ancak bu bağı kurdukları kişilerle yakın olabiliyor.

 

Peki ancak iki kategoriyede girmeyen ve her seferinde farklı tercihte bulunduklarını dile getiren kişiler? Araştırmaya göre, iki gruba da dahil olmayan bu kesimin en belirgin kişilik özelliği esnek ve uyumlu olmaları. Katı kuralları olmayan ve karşılaştıkları durumlara göre çözümler üretebilen kişilerin bir çoğu bu grupta kendine yer buluyor.

Tabi ki, kesin olarak kişilik tespiti tuvalet kağıdını asma şeklinden ortaya çıkabilecek kadar kolay bir başlık değil ancak bilimin psikoloji ve davranışbilim aracılığıyla insanların en ufak alışkanlıklarından dahi tutarlı çıkarımlarda bulunabilmesi, bilimin günlük hayatla iç içe olduğunun kanıtı olarak karşımıza çıkarak bizleri şaşırtmaya devam ediyor.

http://filoji.com/tuvalet-kagidini-nasil-astiginiza-dikkat-ettiniz-mi-yapilan-son-arastirmaya-gore-tercihiniz-karakterinizi-ele-veriyor/

Yüzümdeki gülümsemeyle fotoğrafımı çek, sevgiline gönder…

27788775_10155500506006799_2810095900671527215_o[2]

 

14 subat yaklaşıyor
kadın, erkek, evli, bekârsın…
panik içinde ne alacağını düşünmeye başladın…
bu 14 şubat’ta sevgilini şaşırt ve ‘’bana’’ hediye al
gül, çiçek, takı gibi, ne alacağını hiç düşünme
bir markete, mağazaya, bakkala gir
doyuran, ısıtan temel ihtiyaçlar al
pırlanta almışsın gibi sevindiğimi göreceksin
bana nasıl ulaşacağını bilmeyenler için tarif edeyim
geçen gün bir çocuk görmüştün ya arabana yüzünü yapıştırıp bir şeyler söyleyen… işte o benim.
her gün önünden geçtiğin harabe bir gece kondu var ya… ben orada oturuyorum.
hani geçende, karton yığınlarında uzanmış bir adam vardı ya… o adam benim
sırtımda bebeğimle gecen gün çöpünüzü karıştıran kara kuru bir kadın vardı ya… işte o kadın benim
bak.. gel hediyeni ver
yüzümdeki gülümsemeyle fotoğrafımı çek, sevgiline gönder
bence bi düşün

not: bu fikri beğenirsen benim gibi kopyalarak paylaşabilirsin__

İnsanların Yüz İfadelerini Taklit Ederek Ne Hissettiklerini Anlayabilir Miyiz?

insanlarin-yuz-ifadelerini-taklit-ederek-ne-hissettiklerini-anlayabilir-miyiz-bizsiziz.com_[1]

 

“Birisinin ne kadar bilge ya da ne kadar aptal, ne kadar iyi ya da ne kadar kötü olduğunu ya da ne düşündüğünü anlamak istediğimde yüz ifademi olabildiğince onunkine benzetirim ve ardından zihnimde ya da kalbimde, bu ifadeye uygun düşen hangi duygu ve düşünceler ortaya çıkacak diye beklerim.” –Edgar Allan Poe, “Purloined Mektubu”

 

Poe’nun bir kısa öyküsünden yaptığımız yukarıdaki alıntı, tahmin oyunlarını kazanmak için empatik becerilerini kullanan akıllı bir öğrenciye atıfta bulunmaktadır. Bu, aynı zamanda 2015 yılında Trends in Cognitive Sciences‘da yayımlanan ve yüz ifadelerini taklit etmenin duyguları okuyabilmemize nasıl yardımcı olduğunu ortaya koyan bir araştırma makalesinin de epigrafıdır.

 

Poe’nun kısa öyküsündeki bu öğrencinin stratejisi, aslında bizlerin de etkileşim içerisinde olduğumuz insanlara dair bilinçsiz olarak uyguladığımız, işe yarar bir yöntemdir. Başkalarının yüz ifadelerini taklit ediyoruz ve araştırma makalesi, aynı yüz ifadelerini yaptığımızda bu hareketlerin aynı duyguları yaşamamıza yardımcı olduğunu ortaya koyuyor. Bu sensorimotor uyarım, diğer kişinin ne hissediyor olabileceğini anlamamıza yardımcı oluyor. Bu nedenle, mimikleri taklit etmek, başkalarının duygularını okumamıza olanak sağlıyor.

 

Öte yandan, bu durumun tersi de doğru olabilir. Bazı deliller, taklit yetisindeki zayıflamanın, duyguları anlama yetimizi azalttığını gösteriyor. Örneğin, Basic and Applied Social Psychology ‘de yayımlanan bir araştırmada, erkek bebeklerin emzik emme sürelerinin uzaması, bu çocukların büyüdüğünde ağızla ilgili duygusal ifadeleri ve nihayetinde de başkalarının yüz ifadelerini taklit etmede daha az başarılı olduklarını ortaya koydu. (Aynı etki kız çocuklarında gözlemlenmedi.) PLoS One‘da 2014 yılında yayımlanan bir başka araştırmada da, şeffaf diş düzeltici ve koruyucu (ifadeleri taklit edebilmeyi engeller) kullanan üniversite öğrencilerinin, bu koruyucuyu kullanmayan öğrencilere kıyasla gerçek ve sahte gülüşleri birbirinden ayırt etmede daha başarısız oldukları ortaya koyuldu.

 

Nasıl Olur?

 

Yüzümüze yansıttığımız ifadeler içeride ne hissettiklerimizdir. Peki süreci tersine çevirsek? Yani, yüzümüzü bir ifadeye soksak, bu ifade ile ilgili duyguları içeride hissedebilir miyiz? Bu durum mümkün görünüyor. Örneğin, kendinizi gülmeye zorlarsanız, daha iyi hissedebilirsiniz. Yüz felci yaşayan insanlarda, ağızın köşelerini kaldırmayı ve hareket ettirmeyi sağlayan elmacık kemiği (zigomatik) kasının hareketsizlik derecesi kişinin depresyon olasılığını güçlendirir.

 

İşte bu yüzden, başka bir insanın çehresini taklit ettiğimizde, duygularla ilişkili aynı iç bağlantı bizde de aktif hale gelir ve aynı zamanda bu duyguları da –en azından kendimize has versiyonlarını– taklit ederiz.

 

Gülümsemenin; neden mutlulukla ya da asık suratlılığın neden üzüntü ile ilişkilendirildiğini merak ediyor olabilirsiniz. Bunun nedeni, pek çok ifadenin o kadar da evrensel olmamasıdır. Bu ifadeler öğrenme ve kültür tarafından şekillendirilmiş kısa, incelikli ve kişiye özgü yüz jestleridir. Farklı duygular, tutumlar ve niyetler; kaş pozisyonundaki, kafa eğikliğindeki ya da dudak hareketindeki hafif bir değişimle ifade edilebilir. Taklit yoluyla, bu duygusal ifadeleri isimlendirmeden veya onları düşünmeden bile anlayabiliriz.

 

Öte yandan, duyguları anlamak için yüz taklidi yapmak mutlak suretle gerekli değildir. Örneğin, yüz ifadelerine ilişkin bilgiyi engelleyen, yüz kaslarındaki bir zayıflık ya da felç durumu olan Moebius sendromuna sahip insanlar, hala diğer insanların duygularını okuyabiliyor. Bilim insanları, bir başkasının ifadelerinin zihinsel işlemesi sürecinde ilk olarak yüz taklidinin mi yoksa duygusal tanımlamanın mı önce geldiği konusunda tam olarak bir sonuca varmış değiller. Bir hipoteze göre, taklidin duyguları tetiklemesinden ziyade, yüz taklidi bir başkasının duygusal tanımlamasının yansımasıdır. Yani bu hipoteze göre, yüz taklidi birincil değil ikincildir. Öte yandan, motor ve mental tepkilerin birbirini ortaklaşa etkiliyor olması da mümkündür.

 

Taklit Ettiğimiz Şey Ne Gördüğümüzü Etkileyebilir

 

Taklit yetisi; yalnızca daha soyut ve empatetik hisler şeklinde, duygusal algıyı değil, aynı zamanda görsel algıyı da etkileyebilir. Ağustos 2016’da Psychonomic bulletin & review‘de yayımlanan bir araştırmada, yüz hareketlerini engelleyen jel bazlı bir yüz maskesi takan katılımcıların, duygusal ifadelerde küçük değişiklikler gösteren fotoğrafları ayırt etmede güçlük yaşadıkları ortaya koyuldu. Yapılan çalışmada, katılımcılara öfkeliden üzgüne doğru bir süreklilik içeren tek bir fotoğraf gösterildi. Ardından katılımcılara, birisi henüz gördükleri, diğeri de geçiş sürecini içeren iki fotoğraf gösterildi ve henüz gördükleri fotoğrafın hangisi olduğunu belirlemeleri istendi. Jel bazlı maske takan katılımcıların, jel maskesi takmayan kontrol grubuna kıyasla fotoğrafları ayırt etmede daha az başarılı oldukları görüldü. Bu da bir ifadeyi taklit etmenin onu tam anlamıyla görmede önemli olduğunu ortaya koyuyor.

 

Nasıl Deneyebilirsiniz?

 

Hemen şimdi yüz ifadelerini taklit etmeyi deneyeceğiniz bir karşılıklı konuşma için heyecanlanıyorsanız, bir hatırlatmada bulunmamız gerekiyor. Birisi sizi dinlerken onun mimiklerini taklit ederek konuşmaya çalışmak oldukça zordur. Çünkü karşılıklı konuşmalar kendi taklit sistemlerini içerir, yüz ifadelerinin taklidine ilişkin bu dinamikler kendinizin konuşmacı olmadığı durumlara daha kolay uygulanabilir. Örneğin, daha önce tanımadığınız birisiyle karşılaştığınızda deneyin.

 

Birisi size gülümsüyorsa, bu durum onun yaklaşılabilir ve tehlikeli olmadığını ve/veya size benzer bir kategorinin üyesi olduğunun göstergesidir. Buradaki en önemli nokta, “Bu bir yaklaşılabilir gülümseme türü.” genel etiketlemesi yapmamanızdır. Çünkü farklı bir gülümseme türü sizi geri de itebilir. Bu tarz bir duygusal anlama, dilini bilmediğiniz bir ülkede özellikle işe yarar olabilir. Eğer başkalarıyla konuşma anlamında iletişim kurabilme yetisinden yoksun olduğunuz bir ülkedeyseniz, kişinin yüz ifadelerini taklit etmek size gerçekten de incelikli veriler sunar. Ancak, “Tamam güldü, o halde arkadaş olabiliriz.” de dememelisiniz. Çünkü bunu yapmanın biraz ahmakça bir davranış olacağını da biliyorsunuzdur. Bunun yerine, taklit ettiğiniz gülümsemenin anlamına göre davranışlarınızı ayarlamalısınız.

 

Peki, yazımızın girişinde alıntıladığımız Poe kısa öyküsündeki gibi, insanlar başkalarını bilinçli bir şekilde taklit etme yeteneklerini geliştirerek, kendi duygusal kavrayışlarını geliştirmeyi öğrenebilir mi?

 

Poe’dan yaptığımız alıntıda bilinçli yapılan bir eylemden bahsediliyor. Kişi, bunu bilinçli yapmayı deneyebilir, ancak bizler genellikle otomatik ve kasıt içermeyen biçimde yaptığımız için bu durum biraz zor görünüyor. Kendiliğinden olan ve kasıt içeren ifadeler, beynin farklı alanlarının çalışmasını gerektirir, dolayısıyla, bilinçli ve bilinçsiz yapılan taklidin etkileri muhtemelen aynı olmayacaktır.

 

Bu yazının kaynağı: BilimFili.com”İnsanların Yüz İfadelerini Taklit Ederek Ne Hissettiklerini Anlayabilir Miyiz? ”

 

https://bilimfili.com/insanlarin-yuz-ifadelerini-taklit-ederek-ne-hissettiklerini-anlayabilir-miyiz/

 

Uzun Boyunlu Kadın Figürleriyle Amedeo Modigliani’nin Tablolarından Seçmeler…

“Bir senin gözlerin var zaten daha yok
Ya bu başını alıp gidiş boynundaki
Modigliani oğlu Modigliani” (Cemal Süreya)
Amedeo Modigliani, 12 Temmuz 1884’te İtalya’nın Livorno kentinde doğdu. Yahudi ailesinin en küçük oğlu olan Modigliani, ressamın doğumundan kısa süre önce iflas eden bir işadamı olan Flaminio Modigliani ve eşi Eugenia Garsin’in dördüncü çocuğu olarak fakir bir hayata gözlerini açtı. Daha on yaşında iken tüberküloza yakalanan Modigliani hayatı boyunca sürecek olan hastalığı ile yaşayacaktı. İlk öğretmeni ve kendisini sanata yönlendiren de kültürlü bir kadın olan annesiydi.

14 yaşında annesi onu Laverno’daki usta ressam olan Guglielmo Micheli’nin sanat okuluna kaydetti. Hocası Micheli, Macchiaioli adı verilen ve Fransız izlenimcilerine yakın, renge ve manzaraya ağırlık veren yerel bir İtalyan resim akımına dahildi. Modigliani burada 1898’den 1900’e değin çalıştı. Bir yandan Rönesans sanatının tesiri, diğer yanda Leutrac ve Giovanni Boldini gibi ressamların üsluplarının etkileri ilk dönem çalışmalarını derinden etkiledi.

the-tuscan-road[1]

The Tuscan Road, 1899
1901 de önce Floransa’ya ve 1903 yılında da Venedik’e taşınan ve Istituto di Belle Arti’ye kaydolan Modigliani burada ilk kez haşhaş içmeye başladı. Ömrü boyunca arttırarak sürdürecektir bu aşırı yaşam tarzını. Paris’te Montmartre’ye yerleşti ve bir stüdyo kiraladı. Modigliani gösterişli giysileri ve tavırları ile fakirliğini bohemlik örtüsü altına gizlemeye çalıştı. Bu dönemde Picasso, Utrillo, Jean Cocteau ve Soutine gibi sanatçılarla tanıştı.

lamazone[1]

L’Amazone, 1909
Modigliani, yakın arkadaşı ve doktoru Paul Alexandre’nin Barones sevgilisi Marguerite de Hasse de Villers’in portresini yaptı. Kadını beyaz gömlek, siyah bir kravat, siyah pantolon, siyah şapka ve siyah eldivenleri, sarı ceketiyle, erkeksi kıyafetlerle tasvir etmesine rağmen duruşuyla son derece feminen bir kadın görünümü vermiştir. Ceketin sarısı resimde belirgin bir şekilde öne çıkarılmış, çıkık elmacık kemikleri, uzun çenesi, yüzüne göre küçük ve büzülmüş gibi duran dudakları, kısılmış gözleri ve yay biçimli kaşlarıyla daha sonraki yıllarda tasvir edeceği kadınlardan bir hayli farklıdır.
Çok miktarda alkol, haşhaş ve absent kullanmaya, kadınlarla günübirlik ilişkiler yaşamaya başladı. Kadınlar onu dayanılmaz şekilde çekici bulurken, ressamın kendi de kadınlara hayrandı. Bu nedenle, kadın portreleri ve nü çalışmalarının eserlerinin merkezinde olması şaşırtıcı değildir.

the-cellist[1]

The Cellist, 1909
Çello Çalan Adam tablosundaki çizgi, renk ve fırça darbesini aşmakta ve artık Modigliani’nin özgün tekniğini göstermektedir. Paris’te yaşadığı dönem boyunca ciğerleri kötüledikçe ve uyuşturucu ve alkol bağımlılığı sağlığını bozdukça defalarca annesinin yanına gidecektir. Aynı yıl tanıştığı heykeltıraş Brancusi vasıtasıyla Afrika heykelleri ve maskları ile tanışan Modigliani 1913’e değin bu yönde de çalışmalar yaptı.
Her şey senin için: Gün boyunca dualarım,
Uyuşturan ateşi uykusuz gecelerin;
Şiirlerimin beyaz sürüsü,
Ve mavi yangını gözlerimin..
Hiç kimse daha yakın olmadı bana,
Hiç kimse böylesine üzmedi beni,
Acıya salıp gidenler bile,
Okşayıp bırakanlar bile hatta.
Anna Akhmatova, 1915

portrait-of-beatrice-hastings[1]

Portrait of Beatrice Hastings, 1915
(1914 yılında tanıştığı ve iki yıl boyunca fırtınalı bir aşk yaşadığı İngiliz kadın şair ve yazar Beatrice Hastings)

madam-pompadour[1]

 

Madam Pompadour, 1915
Modigliani zaman zaman Paris sokaklarında izlediği kişilerin portre çizimleri yaptı. Konunun bir taş duvar önünde çizilmiş olması, gerçek ve kusursuz görüntüsü arasında uyumsuzluk olduğunu göstermektedir. Yüzün hacmi, yanakların kırmızılaştırılmış cepheden düzlükleriyle, farklılık yaratan beyaz, uzun çizgilerle sağlanmıştır. Yüzün sol kenarını çevreleyen kenar çizgisinin çenenin altında kaybolması ustaca yapılmıştır. Sağ kenarda çene ve boyun arasındaki boşluk küçük bir ışık ve gölge farklılığı alanı ile verilmiştir. Kübizmin etkisi sadece kolajda değil, yüzün her iki yanında, başın biraz dönük olmasına rağmen aynı biçimde yansıtılmasında görülmektedir.
Resimlerini karakteristik bir şemaya indirgemesi, Chaim Soutine ve Blaise Cendrars’ın portrelerinde görülebileceği gibi modellerinin kişiliklerini resme yansıtmasına engel olmamıştır. Modigliani ‘‘Aradığım gerçek değil, gerçeküstü de değil sadece bilinçaltı. Beni sadece insan ilgilendiriyor çünkü yüzü doğadaki en ulvi şey.’’ der.

woman-with-a-black-tie[1]

 

Woman With A Black Tie, 1917
Modigliani’nin çizgiyi kontrollü kullanımı, kadının başının üstünden sağ yanağına, oradan da sağ omzu ve kolu boyunca inen çizgide belirgindir. Ritmik eğriler uçuşan kravata paraleldir. Bu resimde bir zarafet ve soyluluk havası vardır, geri planın işlenişi de buna katkıda bulunmaktadır. Resimdeki arka plan, resmin tümünde aynı şekil ve ustalıkla birleştirilerek uygulanmış neredeyse tamamen soyut bir alandır. Figürün beyaz ve siyah renk tonlarına yumuşak fırça darbeleriyle sürülmüş parlak renkler karşıt tonlar oluşturmaktadır. Bu karşıtlık resmin hemen hemen ortasında bulunan çok parlak bir alanla, kadının kırmızı dudaklarıyla daha da belirginleştirilmiştir. Modelin zarafeti, kesin çizgilerden şeklin gevşek görüntüsüne geçilerek daha iyi anlatılmıştır. Oval başın sert çizgileri daha sonra gövdenin oynak çizgilerine, kravatın uçlarının ince çizimine ve bluzun alt kısmına açılır.

jeanne-hebuterne-5[1]

 

Modigliani’nin son aşkı Jeanne Hébuterne “Ruhunu görebildiğimde, gözlerini de çizeceğim.” dediği kadındır. 1917’de sanatçı Jeanne Hébuterne ile de şair arkadaşı Zborovski’nin evinde tanışır. Ancak Jeanne’nin koyu Katolik ailesi Modigliani Yahudi olduğundan ilişkilerine karşı çıkar, ancak onlar birlikteliklerine devam eder ve 1918’de Jeanne Modigliani adlı tek kızları doğar.

jeanne-hebuterne[1]

Portrait of Jeanne Hébuterne, 1917

madame-georges-van-muyden[1]

Madame Georges van Muyden, 1917

jeanne-hebuterne-3[1]

Jeanne Hébuterne (with a scarf), 1919

self-portrait[1]

Self Portrait, 1919
Bu çalışmasında başın hafifçe yukarı kalkması ve yüz çizgileri diğer portrelerine benzemektedir. Fakat teknik değişiktir. Yanak kemiğinde ve çene çizgisinde görülen keskin olağan kenar çizgisi, yüz çizgilerinde ve saçlarında daha az çizgisel bir yaklaşımla ele alınmıştır. Resim empresyonist tekniği anımsatmaktadır. Renk, ışığı zapteden ve yansıtan kırık darbelerle ince olarak uygulanmıştır. Figür Modigliani’nin insan vücuduna verdiği plastik görünümden yoksundur. Arkası ve çevresinde boşluk yok gibidir, aldatıcı görüntüye yardım ederek perspektif yaratan iskemle aynı etkiyi vermemektedir.

jeanne-hebuterne-4[1]

Portrait of Jeanne Hébuterne, 1919
1920 yılbaşı gecesinden sonra hastalandı, 4 gün evden çıkmazlar. Ressam olan bir komşuları, meraklanıp gittiğinde, Modigliani’yi bitkin şekilde Hébuterne’e yaslanmış, çaresiz yatar şekilde bulur, doktor çağrılır. İleri derecede tüberküloz menejit olduğu ortaya çıkar. 24 Ocak 1920 tarihinde henüz 35 yaşındayken hayata gözlerini yumdu.
Amadeo Modigliani Paris’in neredeyse tüm sanat çevresinin katıldığı büyük bir cenaze töreniyle toprağa verildi. Dokuz aylık hamile olan eşi Jeanne Hébuterne ertesi gün ailesinin evinin 5. kat penceresinden atlayarak intihar etti. Öfkesi dinmemiş olan Hébuterne ailesinin nihayet 1930 yılında Jeanne’ın mezarının Modigliani’nin yanına taşınmasına izin vermesine dek ayrı mezarlıklarda yattılar. Modigliani’nin mezar taşında “Mutluluk ve şöhret anında ölüm tarafından yakalandı”, Hébuterne’ninkinde ise “Sıradışı fedakarlığa dek sadık bir eş” yazmaktadır. Kızlarını, Modigliani’nin kız kardeşi büyütür. Anne ve babasını 15 aylıkken kaybeden kızları Jeanne Modigliani 1958 yılında Modigliani: Man and Myth adında babasını anlatan bir kitap yazmıştır.

Kaynak: leblebi tozu

30 Yıldır Baktığı Ağaç Belediye Tarafından Kesilen Yaşlı Adamın İnanılmaz İntikamı

yasli-adam-ve-agac[1]

 

Redondo Beach, Kaliforniya’da yaşayan yaşlı adamın düzenli olarak baktığı ağacı köklerinin kaldırımın üzerine çıkması sebebiyle, belediye tarafından kesilmesine karşı aldığı inanılmaz intikam belediye başkanına gönderdiği mektup ile ortaya çıktı;
“Merhaba sayın belediye reisi. Bugün bu mektupla size ölüm, yeniden doğmak ve intikam üzerine bir hikaye anlatacağım… 3 yıl önce bugün, Sizin başkanlık yaptığınız Redondo şehir konseyi, evimin önünde büyüyen ve 30 yaşında olan ağacı kesme kararı aldı. Bunun tek sebebi ağacın köklerinin kaldırımın üzerine çıkmaya başlamasıydı. Gerçek bir sorun bile değil… Tüm bunların üzerine, ağacın bakımını düzenli olarak ben yaptığım ve evimin önünde olmasında dolayı, ağaç kesim masraflarını da “yasa gereği” bana ödettiniz.

 

O ağaca gerçekten bir aile bireyi gibi bakmıştım. Gerektiğinde gübreledim, zararlılardan korunması için ilaçlar verdim. Bir fideyken dik durabilmesi için ona destek yaptım. Zamanla büyüdü ve çok güçlü bir ağaç oldu. Evladı kendi ayakları üzerinde durmaya başlayan bir baba gibi gururluydum. Ben bu dünyadan ayrıldıktan sonra bile, arkamda benden kalan canlı ve yaşayan bir hatıra bırakmanın verdiği mutlulukla hayatımın son yıllarını geçiriyordum. Ancak sizler belli belirsiz bir bahaneyle, çocuğum gibi gördüğüm, ağacımı öldürdünüz. Bununla da yetinmeyip, cellatının ücretini dahi bana ödettiniz. Başkan, Steve Aspel, 3 yıl önce siz benim evladımı öldürdünüz…
Ve bugün intikam zamanı!

Siz ağacımı kestikten 5 ay sonra, yani bundan 2 yıl 7 ay önce, şehrin belediye yetkisi altındaki çeşitli yerlerine, 45 adet Redwood Kaliforniya çamı ve 82 dev sekoya ektim. Bilmiyor olabilirsiniz, ancak ektiğim bu ağaçların özelliği dev boyutlarda olmaları ve boy atmaya başlamadan önce toprağa sıkı sıkı kök salmaları. Yani siz bu mektubu okuduğunuz sırada, dışarıdan küçük gözüken o ağaçlar toprağa doğru 10 metre kök saldılar bile. Önümüzdeki, aylar içerisinde ise mevsimleri geldiği için akıl almaz bir hızla uzamaya başlayacaklar ve boyları 70 metreye dayanacak…

Siz o gün görmezden gelebileceğiniz bir sorunu, kendinize görev edinip ağacımı kesmiştiniz. Bugün ise, belediye denetimi altında olan yerlerde 100’e yakın dev ağaç büyümekte ve bu ağaçlar benim ağacım gibi kolayca sökebileceğiniz ağaçlardan değil… Bunu yapmaya kalksanız bile, her birinin kökünden sökmek size bir servete mal olacaktır…

İyi günler, sayın belediye başkanı… Sadece kökü kaldırıma çıktı bahanesiyle kestiğiniz o ağacın, bugün 100 ağaç olarak geri döndüğünü size iletmek için bu mektubu yazıyorum ve hayatımın son günlerinde size ağaç dolu bir şehir bırakıyorum. İşte benim intikamım…”

http://filoji.com/30-yildir-baktigi-agac-belediye-tarafindan-kesilen-yasli-adamin-inanilmaz-intikami/

Resmin İçinde Gördüğünüz İlk Hayvan Ne? Ruh Eşiniz Olan Hayvanı Ve Anlamını Öğrenin!

filoji-hayvan-testi[1]

 

Değişen ve modernleşen dünya düzeni ile birlikte artık nüfusun büyük bir çoğunluğu şehirlerde doğadan ve hayvanlardan uzak bir hayat sürse dahi, doğayla ve hayvanlarla olan bağımız ve bu bağı bir şekilde sürdürme isteğimiz hep baki kalmaktadır. Bu yüzden, bir çoğumuz evimizde, bahçemizde, mahallemizde hayvan beslemekte, bitki bulundurmakta, doğayla ve hayvanlarla olan ilişkimizi elimizden geldiğince sürdürmeye çalışmaktayız.

 

Her hayvanı canlı olmasından ötürü sevmekle beraber, bazı hayvanların size diğerlerinden daha hoş geldiğini farketmişsinizdir. Bununla bağıntılı olarak eski kızılderili inancıda dahil birçok şamanik inançta insanların bir ruh hayvanı olduğu inancı bulunmaktaydı. Filoji.com olarak Fabiosa’dan sizler için türkçeleştirdiğimiz bu ufak görsel test size ruh hayvanınızı ve kişilik özelliklerinizi ortaya çıkarmanız bakımından eğlenceli bir yolla yardımcı olmayı hedeflemekte.
Tek yapmanız gereken şey aşağıdaki çok katmanlı resme bakarak ilk gözünüze çarpan hayvanı belirlemek ve açıklamasını okumak. Görmeyi dilediğiniz hayvanı değil, ilk gördüğünüz hayvanı seçmelisiniz. Hazırsanız başlayalım!
Aşağıdaki resimde ilk olarak hangi hayvanı görüyorsunuz?

Not: Bu testin öncelikli olarak eğlence amaçlı olduğunu unutmayın.

GÜVERCİN Gördüyseniz;

Barış, umut ve bağın temsilcisi olan güvercini gördüyseniz gerçekten azınlıktasınız. Temiz kalpli, asla insanların kötülüğünü düşünmeyen ve doğruluk ve iyilik için çaba sarfeden, bunlara sözde değil yürekten inanan insanlarsınız. Ruh hayvanı güvercin olan insanların azınlık olmasının sebebi bu kişilerin örnek insanlar olması ve ruhani yönlerinin kuvvetli olmasından kaynaklıdır. Affedici ve sevgi dolu kimliğinizle dünyanın ihtiyacı olan ancak herkesin üstünlük yarışına girdiği dünyada kıymeti bilinemeyen insanlarsınız.
KELEBEK gördüyseniz;

Kelebek güzellik ve zerafetin sembolüdür. Eğer kelebeği seçtiyseniz, her anı doyasıya yaşamayı seven, girdiği her ortamda sevilen ve keyif veren, kalbinin attığı yerde olmayı isteyen farklı bir bireysiniz. Ayrıca bu auranız sayesinde diğer insanlarıda kendinize çekebiliyor, insanları etrafınızda toplayabiliyorsunuz. Bu enerjinizi bozmaz ve şansınızla birleştirebilirseniz zengin ve keyif dolu bir hayata yelken açmanız gayet olasıdır.
KARTAL gördüyseniz;

Kartal özgür ruhu, asiliği ve yalnızlığı temsil eder. Ancak tüm bunların yanında kartal yırtıcıdır da. Yani kendini savunmak için kimseye ihtiyaç duymaz. Eğer kartalı seçtiyseniz, kendi hayat görüşüne göre yaşayan, diğerlerine boyun eğmeyen, karşılaştığı her düşünceyi kendi süzgecinden geçiren güçlü ve gururlu birisiniz. Size kimsenin liderlik yapmasından hoşlanmıyorsunuz. Ancak potansiyelinizi ortaya çıkarabilmek ve yükselebilmek için az da olsa uyum sağlamalısınız. Unutmayın kartallar yüksek uçar!

KÖPEK gördüyseniz;

Ruh hayvanı köpek olanlar en saygın kategorideki kimselerdir. İlk olarak köpek gördüyseniz, gerçekten de azınlıktasınız. Köpek aile, arkadaşlık bağlarının, sadakatin ve sahiplenmenin temsilcisidir. Köpek gören azınlıktaysanız, kendine yakın gördüğü insanlara sahip çıkan, onları koruyan ve diğer insanların güvenle sırtını yasladığı kişilerdensiniz. Çocuklarla ve diğer hayvanlarla aranızda garip bir bağ olmasıda muhtemeldir. Siz farkında olmasanız bile koruyucu tavrınız etrafınızdaki insanlara huzur verir.
KURT gördüyseniz;

Kurt, yırtıcılığın, gizliliğin ve biraz da yalnızlığın sembolüdür. Kurtlar sürüler halinde yaşar ve diğer sürülerle savaşırlar. Eğer kurtu seçtiyseniz, yakın çevrenizde belli başlı kişilerle gayet iyi anlaşırken, diğer insanlara karşı daha mesafeli olmanız olasıdır. Bu sebeple diğer insanlarla hemen samimi olmuyor, hayatınıza belli başlı kimseleri alıyorsunuz. Hatta bazen tek bir arkadaşınız olmadan dahi uzun süre yalnız kalmayı tercih edebiliyorsunuz. Çünkü kurt yalnız kalmamak için çakalla dost olmaz!
PEYGAMBER DEVESİ gördüyseniz;

Peygamber devesi hemen her kültürde kutsal ve bilge bir hayvan olarak kendine yer edinmiştir. Peygamber devesi ruh hayvanı olan kişiler bilgi dolu, sürekli öğrenen ve kendi başına vakit geçirmekten hoşlanan kişilerdir. Ayrıca bu insanların ruhani yönüde güçlü olur. Hem zeki hem de ruhani olmasıyla diğer tüm insanlardan farklılık gösterirler. Bu yüzden diğer insanların onları anlaması çok zordur. Sürekli araştıran, öğrenen bu insanların hemen her konuda bir fikri ve bilgisi mevcuttur. Bir süre sonra gizli ilimlere ve evrenin sırlarına merak salmalarıda gayet mümkündür.

109 Yaşındaki Kadın Uzun Ve Sağlıklı Yaşamanın Sırrını Açıkladı

109-yasindaki-kadin-0[1]

 

Antik çağlardan bu yana insanoğlu yaşam süresini uzatabilmek için birçok farklı yol ve yöntemi deniyor. Tabi ki doğal olarak ölüm kaçınılmaz bir son ancak şu da bir gerçek ki, farklı yaklaşımlar ve önlemlerle yaşam süresini kayda değer miktarda arttırmak gayet mümkün.
Uzun yaşamanın sırrı ne?
Bu soruya birçok bilim insanı farklı yanıt versede, hiçbirinin verdiği yanıt uzun yaşamayı başarmış birinin verdiği tavsiyelerden daha etkileyici olamıyor. İskoçya’nın en yaşlı kadını ünvanını elinde bulunduran 109 yaşındaki Jessie Gallan’a göre formül gayet basit; “Hergün yulaf ye ve erkeklerden uzak dur!”

Jessie Gallan, İngiliz Daily Mail gazetesinin kendisiyle yaptığı röportajda, uzun yaşamını neye borçlu olduğunu soran muhabirlere şöyle cevap veriyor; “Hergün mutlaka yürür ve eklemlerimin sabit kalmasını engelleyecek egzersizler yaparım. Ayrıca hergün dolu bir tabak yulaf yemeyi asla ihmal etmem. Ancak bana gerçekten neden bu kadar uzun yaşadığımı sorarsanız, bence bunun tek sebebi erkeklerden uzak durmam. Yüz yılı aşkın yaşamımda şunu gördüm ki, erkekler her zaman getirdikleri faydadan çok zarara yol açıyorlar…”

Gallan’a şöyle devam ediyor. “Erkekleri ve evliliği hayatın merkezine koymak yerine, gerçekten zevk aldığınız şeylerin peşinden koşun. Daima yanınızda olan aileniz ve güvendiğiniz birkaç arkadaşla, kendi istediklerinizin peşinden gitmenin insana yaşattığı mutluluk sandığınızdan çok daha tatmin edici.”

Verdiği tüm tavsiyelerin yanında, Jessie Gallan espri anlayışını asla kaybetmemesinin de, uzun bir yaşama sahip olmasında büyük rol oynadığını düşünüyor. “Gerçekten zor bir hayatım oldu. 13 yaşından bu yana çalışıyorum. Ancak karşılaştığım tüm zorluklara bir oyunmuş gibi gülümsemeyi ve onlarla dalga geçmeyi asla ihmal etmedim.” şeklinde hayata bakış açısını özetliyor.

Erkeklerden uzak durmanın gerçektende uzun bir hayatın anahtarı olup olmadığı bilimsel olarak tabiki kesin değil. Ancak kesin olan bir şey var ki, o da bu yöntemin 109 yaşındaki Jessie Gallan için işe yaramış olduğu…

Sağlıkla Kalın!

http://filoji.com/109-yasindaki-kadin-uzun-ve-saglikli-yasamanin-sirrini-acikladi/