Nelerin Üstesinden Geldim…

100743001_2921509394628690_1280064330548641792_n[1]

Venüs 28 Nisan’da en parlak hale gelecek!

5ea6805fadcdeb12c007f30e[1]

 

Venüs 28 Nisan’da en parlak hale gelecek!

Son zamanlarda birbiri ardına yaşanan gök olayları arasında Süper Ay’dan sonra yeni bir olay daha yakın bir zamanda yaşanacak. 28 Nisan Salı günü gökyüzünde Ay’dan sonra en parlak cisim olan Venüs, ışıldayacak ve kendi çapında en parlak haline bürünecek.
Dünya’ya benzerliği ile bilinen ve ikiz gezegen olarak da isimlendirilen Venüs, aynı ay gibi kendine ulaşan Güneş ışınlarını yansıtıyor. Bu sayede Ay’dan sonra en parlak gökcismi konumunda.
Venüs, geçtiğimiz pazar günü 26 Nisan tarihinde Ay’ın yanında görülmeye başladı. Bir süre boyunca Ay ile çok yakın olan ve rahat bir şekilde görülen Venüs yarın yani 28 Nisan tarihinde bugüne kadarki en parlak görüntüsüne kavuşacak.

Venüs 28 Nisan’da Jüpiter’den dokuz kat ve en parlak yıldız olan Sirius’tan ise 20 kat daha parlak olacak. Venüs mayıs ayına kadar en parlak görüntüsünde kalacak.

Kaynak: milliyet

Telefon Numaranızın Son Üç Hanesine Göre…

92258837_2920081998045280_6952072410220724224_n[1]

Adminle Otogarda Uyuduk…:)

Ben, biz olduğumuz zaman ben olurum…

90551247_1141991552814263_5431491023492612096_n[1]

Kıştan Sonra Baharı Verdiğin Gibi…

90618176_558705401666301_3036387422658101248_n[1]

Önce tedbir sonra takdir…

90178575_240671603763422_4642138204139421696_n[1]

Dostlarıma Duam…

89516748_193016918790035_258333121689157632_n[1]

Kazancınız bol ve bereketli olsun

Geleceğiniz sağlık ve sıhhatli olsun

Yolunuz açık gönlünüz pak olsun

Her gününüz huzurlu ve şen olsun

Yüreğiniz ferah ilhamınız bol olsun

Rabbim yar ve yardımcınız olsun

Yaptığınız tüm dualar kabul olsun…

İlk Gördüğün Üç Kelime Mart Ayı İçin Sana Gelsin…

89352694_730781197328658_8242072340154810368_n[1]

10 Soruda Gustav Mahler

images[4]
.’Trajediyle uçarılığın bir arada olduğu’ besteleri, ancak 1950’lerden sonra anlaşılmış ve Mahler hak ettiği ilgiyi görmeye başlamıştı

1. Nasıl bİr aİlede büyüdü?
Gustav Mahler 1860 yılının 7 Temmuz günü, Bohemya’nın Kalischt köyünde doğar. Aile, Gustav’ın doğumundan hemen sonra, Almanca konuşulan İglau’ya taşınır. Baba Bernhard başarılı bir müteşebbis, anne Marie ise tam 14 çocuk doğuracak, çilekeş bir kadındır. Baba Bernhard, karısına karşı kaba tavırları ve otoritesiyle, küçük Gustav’ın üzerinde olumsuz etkiler bırakır.

2. Eserlerİne damga vuran bando müzİğİyle ne zaman tanıştı?
Çocukluğunun geçtiği İglau’daki askeri alayın bandosunun çaldığı marşların etkisi, Mahler’in sonraki yıllarda besteleyeceği senfonik eserlerde bariz biçimde görülecektir. İglau sokaklarından geçen bandoyu her duyuşunda, elindeki küçük akordiyonla evlerinden fırlayıp askerlerin arkasına takılan Gustav tüm askeri marşları daha o yıllarda ezberine alır.

3. Karİyer basamaklarını nasıl tırmandı?
Viyana Konservatuvarı’nda piyano ve şeflik eğitimi aldıktan sonra, o dönemde adet olduğu üzere, küçük opera orkestralarını yöneterek deneyim kazanma yoluna gider. 1880’den itibaren sırasıyla Hall, Laibach, Olmütz, Kassel operalarında çalışır. 1885-97 yılları arasında Prag, Leipzig Budapeşte, Hamburg gibi daha önemli operaları yönettikten sonra 37 yaşında, Brahms’ın desteğiyle Viyana Saray Operası’nın başına geçer.

4. Karİyerİnİn zİrvesİne hangİ şehİrde çıktı?
Viyana Operası’na önce orkestra şefi olarak giren Mahler kısa sürede tüm dizginleri eline alıp kurumda bir numaralı adam olur. Repertuvarı ve şancıları seçen, pek çok temsilde orkestrayı bizzat yöneten, rejisörlük yapan bu ‘inatçı Yahudi’ görevde kaldığı 10 yıl boyunca elde ettiği tüm başarılara rağmen, Viyana’nın had safhadaki antisemitik basını ve entelijansiyasına kendini kabul ettiremez. Mahler’in bu göreve gelebilmek için 10 yıl önce dininden vazgeçip Katolikliğe geçmiş olması bile kendisine duyulan tepkiyi dindirmez. Ama ırkçı yaklaşımlar bir yana, Mahler’in dâhi bir müzisyen olduğu ve Viyana Operası’nı rakipsiz konuma taşıdığı üzerinde herkes hemfikirdir.

5. Son yıllarını nasıl geçİrdİ?
1907 yılı, Mahler’in yaşamında dönüm noktasıdır. O yıl Viyana Operası’nın başından ayrılır, kızı Maria 5 yaşında difteriye kurban gider, kendisinin de ciddi bir kalp rahatsızlığı taşıdığı ortaya çıkar. Huzuru yeni dünyada bulma ümidiyle 1907 yılında New York’a taşınan Mahler burada önce Metropolitan Operası, ardından New York Filarmoni Orkestrası’nı yönetir. Viyana Operası’nda kendi elleriyle yarattığı kusursuz işleyen makineyi Met’e taşımasının -biraz da Toscanini faktörü yüzünden- olanaksız olduğunu görünce burayla ilişkisini kesip Filarmoni’ye yönelir. Ne var ki dört yıllık New York macerası, hastalığının ilerlemesiyle yarım kalır. Viyana’ya dönen Mahler 18 Mayıs 1911 tarihinde Löw Sanatoryumu’nda yaşama veda eder ve Grinzing Mezarlığı’na gömülür.

6. Freud Mahler’e neden terapİ uyguladı?
Yaşamının son 10 yılına damga vuran Alma Schindler’le 1901’de tanışıp bir yıl sonra evlenen Mahler karısına ‘evinin kadını’ olmasını şart koşar. Mahler’e boyun eğen Alma müzik eğitimini ve çok yetenekli olduğu şarkı besteciliğini bırakır. 1910 yılında genç mimar Walter Gropius’un Alma’ya âşık olmasıyla bunalıma giren Mahler çareyi Sigmund Freud’dan ‘ayaküstü terapi’ almakta bulur. Freud, Hollanda’nın Leiden kentinde (‘Leiden’in Türkçe karşılığının, Mahler’in müziğini anlatırken sıklıkla başvurulan ‘acı çekmek’ olması, kaderin cilvesi olarak da tanımlanır) buluştuğu Mahler’in ‘ödipus kompleksi’ne sahip olduğunu ortaya çıkarır. Mahler bunu, küçüklüğünde babasının kötü davrandığı annesine yönelik duyduğu düşkünlük olarak açıklar. Freud’a aktardığı bir çocukluk anısında, evdeki kavgalardan kurtulmak için kendini attığı sokakta rastladığı çalgıcının söylediği halk şarkılarının üzerinde derin izler bıraktığını söyler. Müzikbilimciler, Mahler’in müziğinin her anına sinmiş ‘trajediyle uçarılığın bir arada oluşu’nu bestecinin bu deneyimine bağlarlar.

7. Mahler eserlerİnİ ne zaman bestelerdİ?
Ailesini geçindirebilmek için, para getirmeyen bestecilik yerine orkestra şefliğine ağırlık veren Mahler’in, anıtsal senfonilerini hep yaz aylarında bestelediği için adı ‘yaz bestecisi’ne çıkar. Steinbach, Maiernigg ve Toblach’da bulunan sayfiye evlerinde daima küçük bir kulübe bulunur ve kendine ayırabildiği yaz mevsimleri boyunca bu kulübelere kapanıp devasa eserlerini yaratır.

8. Hangİ eserlerİ ne tür özellİkler taşır?
Sonuncusunu tamamlayamadığı 10 senfonisi birbirinden çok farklı dünyalara sahiptir. Herkesin favorisi olan ‘Titan’ başlıklı 1. Senfoni, kıyamet günündeki ‘diriliş’i tasvir eden 2. Senfoni, 100 dakikayı bulan süresiyle en uzun eseri olan 3. Senfoni, cenneti tasvir eden soprano solistiyle 4. Senfoni, Visconti’nin ‘Venedik’te Ölüm filminin baş aktörü sayılan meşhur ‘Adagietto’ bölümünü içeren 5. Senfoni, kaderin darbelerini simgeleyen çekiç vuruşlarına yer verdiği ‘Trajik’ lakaplı 6. Senfoni, tuhaf yapısından dolayı en anlaşılmaz bulunan 7. Senfoni, ilk icrası 1000 kişi tarafından yapıldığı için ‘Binler Senfonisi’ diye bilinen 8. Senfoni, yer yer kromatik diliyle İkinci Viyana Okulu’nu müjdeleyen 9. Senfoni… ‘Yeryüzü Şarkısı’ adlı şarkılı senfonisi, ‘Çocuğun Sihirli Av Borusu’, ‘Çocuk Ölümü Şarkıları’, ‘Bir Gezginin Şarkıları’ adlı vokal dizileri de bugün tutkuyla dinlenen eserleri arasında yer alır.

9. Hangİ bestecİden ne öğrendİ?
Deryck Cooke’a göre Mahler, Beethoven’in 9. Senfoni’sinden senfoniye koro ve vokal solistler yerleştirmeyi, Beethoven’in Pastoral Senfoni’si ve Berlioz’un ‘Fantastik Senfoni’sinden alışıldık dört bölümlü yerine gerekirse beş bölümlü senfoni yazmayı, Wagner’den ifade gücünü artırmak için orkestrayı genişletme özgürlüğünü, Wagner ve Bruckner’den güçlü tonlar elde edebilmek için bakır nefesli çalgılara ayrıcalıklı yer vermeyi öğrendi.

10. Eserlerİ neden uzun yıllar İlgİ görmedİ?
Mahler’in ciddi sanat müziğiyle sokağın müziğini, trajediyle askeri marşları, Bohemya halk danslarını, Çigan ve klezmer müziklerini birbirine son derece özgün biçimde doladığı devasa senfonileri, ne yaşadığı yıllarda ne de ölümünün ardından geçen 30 yıl içinde anlaşılabildi. Kitlelerin Mahler’in müziğini özellikle 1950’lerden itibaren keşfedip ona tutkuyla bağlanmasının en bariz nedenleri olarak, bu eserlerin, 20’nci yüzyılın türlü bunalım ve nevrozlarla malul insanının küçüklü büyüklü trajediler karşısında içine düştüğü çaresizlik ve acı çekişin, endüstri toplumlarının bireyleri ittiği yalnızlık, tekinsizlik, şüphecilik gibi duyguların kusursuz sanatsal dışavurumları olduğu gerçeği üzerinde durulur.

Hangi Sayıyı Görüyorsun?

87936131_3053669051344307_6707152587361091584_o[1]

“Performansın divası” olarak anılan Abramović’in “Akış/Flux” sergisi 26 Nisan’a kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde izleyicilerini ağırlayacak.

maxresdefault[2]

 

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) ve Akbank Sanat, dünyaca ünlü performans sanatçısı Marina Abramović’in ve kendi kurduğu Marina Abramović Institute’ün (MAI) Türkiye’deki ilk sergisini açtı. “Performansın divası” olarak anılan Abramović’in “Akış/Flux” sergisi 26 Nisan’a kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde izleyicilerini ağırlayacak.
Serginin açılışında kısa bir konuşma yapan Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Nazan Ölçer şunları söyledi: “Bu sergide biz bildiğimiz her şeyi bir kenara bıraktık. Marina Abromovic’in sanatıyla, hayatıyla, performanslarıyla bildiğimiz her şeyi unuttuk. Bu sergide, bu kadar çağdaş sanattan söz edilen bu şehirde herkes için öğrenilecek şeyler var. Bu sergi için müzedeki her şeyi değiştirdik. Abromovich sergisi için müzemiz olağan düzenindeki gibi saat 10’da değil, 12’de açılacak. Her açılışta non-stop 8 saatlik performanslar sergilenecek. Ruhumuzla yüzleşmek, ruhumuzu dinlemek için Hindistan’a gitmeye gerek yok.”
‘Her seferinde farklı bir performans’
Marina Abramović de sanatçıların günde sekiz saat performans sergileyeceklerini belirterek, seyirci desteğinin önemine ve performansın farklılığına vurgu yaptı. Performansta 12 Türkiyeli sanatçının yer altığını ifade eden Abramović, “Her geldiğinizde performansta farklı bir şey görmelisiniz. Bu gösteri duvara asılan bir resim veya bir heykel gibi sabit değil. Sürekli değişken, dönüşken ve farklı bir gösteri” dedi.

Sergi; Abramović’in performanslarının dokümantasyonlarının yer aldığı kapsamlı bir retrospektifi, açık çağrıya cevap veren ve projeye davet edilen sanatçılarla MAI ortaklığında geliştirilen canlı performansları, sanatçının halka yönelik oluşturduğu egzersizlerin deneyimleneceği Marina Abramović Metodu bölümünü ve Akbank Sanat’ın bağlantılı olarak ev sahipliği yapacağı belgesel gösterimi ile video galeriyi kapsıyor.

Aslan Gibi Kadınsın…

84819615_2654120504700915_7889843317750366208_n[1]

Balıkçı Adem ile Yaren Leylek’in 6 yıllık dostluğu!

balikci-adem-ile-leylek-yaren-in-6-yillik-dostlugu-86008-59d5e842ef36a[1]
Uluabat Gölü kenarındaki Eskikaraağaç Köyü’nde yaşayan balıkçı ile leyleğin 6 yıldır süren dostluğu ilgi çekiyor. Her sabah balıkçının kayığına konan leylek, payına düşen balıkları alıp yavrularının yanına gidiyor.

Bursa’nın Uluabat Gölü kenarındaki Eskikaraağaç Köyü’nde yaşayan balıkçı ile leyleğin 6 yıldır süren dostluğu görenleri şaşırtıyor.
İlkbaharda, Avrupa Leylek Köyleri Birliğine üye Bursa’nın Karacabey ilçesi Eskikarağaç Köyü’ne gelen leylek, burada yaşayan 64 yaşındaki balıkçı Adem Yılmaz’ı nerede olursa olsun buluyor. Leylek, göle açılan balıkçının kayığına konarak onun ikram ettiği balıkları havada kapıyor.
Leylek ile kurduğu iletişim ilgi çeken Adem Yılmaz, yaklaşık 10 yıldır Uluabat Gölü’nde balıkçılık yaptığını söyledi.
6 yıl önce göle ağları bıraktığında kayığına bir leylek konduğunu anlatan Adem Yılmaz, “Leyleği görünce şaşırdım. Çünkü daha önce leylekler kayıklara hiç konmuyordu. Karnının aç olduğunu hissettim ve balıkları ağlardan çıkarıp leyleğe atmaya başladım. Sonra leylek her sabah kayığıma gelmeye başladı.” dedi.
Leyleklerin yılın belli dönemlerinde Eskikaraağaç’a gelerek yuva yaptığını ve burada yavruladığını belirten Yılmaz, adını “Yaren” koyduğu leyleğin Eskikaraağaç’a geldiği zaman nerede olursa olsun kendisini bulduğunu dile getirerek, şunları söyledi:
“Yaren, buraya geldiği zaman ben 10 kilometre açıkta olsam bile beni buluyor. Beni tanıyor yani. Diğer kayıklara binmiyor, sadece benim kayığıma biniyor. Burada 50-60 civarında leylek yuvası var. Diğer leyleklerin hiçbiri kayıklara binmiyor. Leylek sadece benim kayığıma geliyor. Her yıl geldiğinde leyleği tanıyorum. Aramızda samimiyet ve sevgi var. O beni, ben de onu tanıyorum. Nerede olursam olayım beni bulur.”
“Başkalarından ürküyor”
Leyleğin kendini sevdirmediğini ve ona çok yaklaştığında kaçtığını vurgulayan Yılmaz, “Yarım metre yaklaştığım zaman kendini geri çekiyor ve uçarak uzaklaşıyor. Ürktüğü için uçuyor, tekrar yine kayığa konuyor.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, leyleklerin Eskikaraağaç’a geldiği zaman yuvalarını hazırladığını ve sonra yumurtlama dönemine geçtiğini aktararak, şöyle devam etti:
“Belli bir süre yavrular yumurtadan çıkıyor ve leylekler de yavrularını beslemek zorunda olduğu için yiyecek arayışına giriyor. Bu leylek de bana alışkın olduğu için sabahları göle açıldığımda gelip kayığıma konuyor ve 30-40 balık yiyor. Sonra da gidip yavrularını doyuruyor. Daha sonra tekrar kayığa gelip bir daha balık yiyor. Tekrar ona balık atıyorum, onları da yiyor. Burada 4-5 ay duruyorlar. Gidene kadar leylek hep benim yanımda. Nerede olursam olayım beni ve kayığımı tanıyor. Aramızdaki dostluk 6 yıldır sürüyor. Gölün ortasında bile olsam gelip kayığıma konuyor. Başkalarından ürküyor hayvan, bir tek bana alışkın. Leylek sevimli ve evcil bir hayvan. Hisli bir hayvan. Ben çok seviyorum. ‘Yaren’ dediğim zaman bana bakıyor.”
“Her göç döneminde yolunu gözlüyorum”
Her göç döneminde Yaren’in yolunu gözlediğini dile getiren Yılmaz, şunları anlattı:
“Alıştık birbirimize. Maalesef bir aya kadar Afrika tarafına göç edecekler. Gidecekleri için üzülüyorum. Göç ettikten sonra da gelmesi için sürekli onu bekliyorum. Balık sezonu zamanı leyleğin gelme zamanı. Ankara’ya bir akrabamı ziyarete gitmiştim. Orada havada leylekleri gördüm. ‘İçlerinde acaba benim leyleğim de var mı?’ diye düşündüm. O derece bekliyorum gelmesini. Leyleğin dört yavrusu oldu bu sene. Yavruları büyüdü, uçmaya başladı. Yavruları şu anda gelmiyor. Belki biraz daha büyüdükten sonra onlar da gelebilir gölün kenarına.”

Kaynak: bursaport

Japonca’da Doğduğun Günün Anlamı Ne?

82338088_10157321817529608_6329927203186278400_n[1]

Moskova Metrosunda Gezmeli…