Arşivler

7 Aralık Yeni Ayında Rahmet Ve Rızk Kapılarının Açılması İçin El Fettah…

47580776_1924636954318014_8512277335565664256_n[1]

Evett senenin son yeni ayında bana şans gelsin, rahmet ve rızk kapılarım açılsın, her türlü sorunum kolaylıkla çözülsün diyorsanız el Fettah kolye ya da bileklik takmalısınız.

Ayrıca yeni yılda sevdiklerime ne almalıyım derdine düştüyseniz bundan daha anlamlı bir hediye düşünemiyorum.Ben bir kaç arkadaşıma alıp dağıtmaya başladım bile.

Hepimizin sonsuz mucizevi kapıların açılması dileklerimle

Anette İnselbegr

Not :El-Fettâh: Kullarına rahmet kanadını açan ve her türlü müşküllerini çözüp kolaylaştırandır. Her türlü sıkıntıyı gideren rahmet, rızık kapısı açan odu

Not: El Fettahı  Murat ve Aslı çiftinden almak isteyenler için iletişim adresini paylaşıyorum…
http://www.agdsign.com
http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324
Kolyeler sırasıyla:
Zincirli kolyeler 80₺
İpli kolyeler 60₺
KDV Kargo dahil.
Kolyeler pirinç üzerine altın kaplama olup, ömürboyu garanti veriyoruz.

Altın ve gümüş kolye ve bileklik ücretleri:

Hepsinin hammaddesi 925Ayar gümüş üzerine rodyum ve altın kaplama olarak hazırlandı bu ürünler.
925Ayar Rodyum Kaplama Gümüş Ya Fettah Kolye Gümüş Zincirde 110₺ KDV Kargo Dahil
925Ayar Altın Kaplama Gümüş Ya Fettah Kolye Altın Kaplama Gümüş Zincirde 110₺ KDV Kargo Dahil
925Ayar Rodyum Kaplama Gümüş Ya Fettah Bileklik 75₺ KDV Kargo Dahil
925Ayar Altın Kaplama Gümüş Ya Fettah Bileklik 75₺ KDV Kargo Dahil

11 Kasım sabahı Dünya’ya yayılan gizemli sismik dalga

Jeologlar 11 Kasım’da Hint okyanusundan dünyaya yayılan eşi benzeri görülmemiş sismik bir dalga tespit ettiler.
11 Kasım, dünya üzerinde manevi aleme yönelmiş milyonlarca ‘spiritüel’ insanın heyecanla beklediği bir gündü. Sosyal medyada dolaşan bilgilere göre 11.11 Portalı olarak anılan kozmik enerji geçişi, Dünya’nın manyetik alanına yeni bir kod yükleyecek ve üzerindeki canlıların DNA’sını ve bilinç düzeyini etkileyecekti. Pek çok insan o günü meditasyon ve ibadetle geçirmeye hazırlanmıştı…

11 Kasım, spiritüel toplum için ne kadar anlamlıysa, bilim dünyası için de o kadar sıradan bir gündü… Muhtemelen o sabah kozmik bir enerji portalının açılmasını bekleyen pek fazla bilim insanı yoktu. Öte yandan bazılarının işi, gezegenin kendi enerji hareketlerini izlemekti….

1_Tdr-AavUTdCfbslZHMYGtw[1]
Dünyadaki sismik hareketleri takip eden amatör araştırmacı Pax, o sabah alışılmışın dışında bir durumla karşılaştı.
Saat 09:30 sularında ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu’nun gerçek zamanlı sismograf verilerinde olağanüstü bir hareketlilik farketmişti.
Sismograf, daha önce hiç görmediği türden bir dalga boyu resmediyordu. İçinde DNA’ya benzeyen sarmallar yer alan çok boyutlu bir dalga ortaya çıkıyordu ve tüm dünyayı kat edecek güçteydi…
Üstelik bu dalgayı oluşturabilecek güçte bir sarsıntı gerçekleşmemişti.
Pax, haberi twitter üzerinden duyurdu…

1_NfigYGmr7t0l8-TyQtAh7g[1]
11.11 Dalgasının ilk görüldüğü anlardan biri. Etiyopya’daki sismografların kaydettiği bu grafik sıra dışı bir dalga boyu özelliği taşıyor.
Afrika ile Madagaskar arasındaki Mayotte adası yakınlarında tespit edilen gizemli sinyal, yaklaşık 30 dakika boyunca hiç kesilmedi. Dalgaboyu 17 saniye uzunluğunda olan ve düzenli aralıklarla tekrar eden sinyal, daha sonraları bilim insanları tarafından düşük frekanslı, devasa bir çan sesine benzetilecekti.
İlk verilere göre önce Kenya ve Etiyopya’da hissedilen sinyal sonra her yöne yayılarak Yeni Zelanda’ya kadar uzandı ve okyanusları katederek Hawaii’ye, Kanada kıyılarına kadar ulaştı.
Esrarengiz sinyali fark eden jeologlar ve araştırmacılar alarma geçerek yakaladıkları tüm bilimsel verileri paylaşmaya başladılar.
Bilim dünyasını şaşırtan 11.11 Dalgası, Dr. Maya Wei-haas’ın 28 Kasım’da National Geographic dergisinde yayımlanan makalesiyle bir anda dünya gündemine düştü…
Sinyalin ortaya çıktığı Mayotte adası. Foto: Hemis / Alamy Stock Photo

Kaynağı tespit edilemeyen dalganın yapısı ve formu, konuya hakim olan bilim insanlarını hayrete düşürdü.
Dalgayı ilk inceleyen sismologlardan Jamie Gurney, verileri bölgedeki sismik olaylarla karşılaştırınca bir benzerlik yakalayamadıklarını dile getiriyor ve ekliyor: “Bu yapıda küresel bir sinyal daha önce hiç gözlemlenmiş midir bilmiyorum.”

11.11 Dalgasını hem bilimsel hem de spiritüel anlamda ilgi çekici kılan, sismografta da açıkça görüldüğü üzere estetik ve düzenli bir yapıya sahip olması. Dalganın içinde DNA sarmalını andıran bir form rahatça seçilebiliyor.

1_160cvLCeggALM2YKOIT8-w[1]
Sinyalin Kenya kıyılarında tespit edilen görüntüsü
Tüm dünyayı saracak güçte ama doğal dalgalara benzemiyor
11 Dalgası’nın formu, sismolojide monokromatik olarak adlandırılıyor. Yani tek bir frekanstan oluşuyor. Üstelik 1Hz’in altında çok düşük, pes bir tonu var. Depremlerin yaydığı şok dalgalarıysa karmaşık ve çoğunlukla yüksek frekanslardan oluşuyor. Bu bakımdan 11.11 Dalgası, doğal olarak meydana gelen sismik dalgalara pek benzemiyor.
11.11 Dalgasının tüm dünyayı saracak güçte ortaya çıkmasıysa şaşırtıcı… Normal şartlarda büyük depremlerin yarattığı sismik dalgalar Dünya’nın etrafında birkaç tur atabiliyor. Bunlara Rayleigh dalgaları veya yüzey dalgaları deniyor ve 11.11 Dalgası bu kategoriye giriyor. Şaşırtıcı olansa, 11 Kasım’da bu sismik dalgayı oluşturabilecek güçte hiçbir deprem kaydedilmemiş olması…
Dalganın tespit edildiği Mayotte adası civarı tektonik açıdan hareketli bir bölge. Mayıs ayından bu yana ada civarında sıklıkla yer hareketleri gerçekleşmiş. Ancak son dönemde sarsıntılar azalmış ve 11 Kasım’da bölgeyle ilgili bir hareket kaydedilmemiş. Bir Fransız adası olan Mayotte’u gözlemleyen Fransız Jeolojik Araştırmalar Kurumu yetkilileri, “Kendi istasyonlarımızda ilk kez gördüğümüz türden, yeni ortaya çıkan bir sinyal.” açıklamasında bulunuyor…
Sonuçta bilim insanları, çeşitli hipotezler dışında 11.11 dalgasıyla ilgili kesin bir görüşe varabilmiş değiller. Fakat buluştukları bir nokta var…
11.11 Dalgasının sıra dışı güzelliği
Tüm jeologlar, ses dalgasını yayan bir kaynağın mutlaka bulunması gerektiği konusunda hem fikir. Bazılarıysa kaynak arayışından ayrı olarak, dalganın kendisi ile ilgileniyorlar. İşte onlar için gördükleri estetik, sanatsal boyutta…
Glasgow Universitesi’nden volkanoloji uzmanı Helen Robinson, dalgaların biçimine bakarak “Çok fazla hoşlar! Doğal olmak için fazla mükemmeller”. esprisini yapıyor.
Anlaşıldığı üzere 11.11 Dalgası, yer altında gümbürdeyen kayalardan, patlayan magmalardan kaynaklanmak için fazla ‘zarif’ bir ses.
Columbia Üniversitesi’nin saygın jeologlarından Dr. Göran Ekstrom, sinyalin su altı magma hareketlerinden kaynaklandığını düşünmekle birlikte 11.11 dalgası için “Daha önce böyle bir şey gördüğümü hiç sanmıyorum.” diyor.
11.11 Dalgasının olağanüstü formundan etkilenen akademisyenlerden biri de Université Côte d’Azur öğretim üyesi Jean-Paul Ampuero. “Müzik notaları gibi…” diyor 11.11 dalgasını tarif ederken;
“Bir müzik aleti gibi… Bir müzik aletinin notaları gibi… Ya çok bas ya da çok tiz; enstrümanın boyuna bağlı…”
…diyerek ses dalgasının notasal bir yapıyı andırdığına işaret ediyor.
Bu bir nota ise onu kim çalıyor?
11 Kasım sabahı Dünya’nın derin bir ses banyosuyla yıkandığına kimsenin şüphesi yok. Ancak asıl soru halen gizemini koruyor: Bu sesi çıkaran enstrüman neredeydi ve onu kim çaldı?
Büyük resmi daha iyi görebilmek için 11.11’in anlamı hatırlayalım;
2018 yılının numerolojik değeri 2+0+1+8 = 11 şeklinde hesaplandığı için bu yılın 11 Kasım’ı, yani numerolojik değeri ile 11.11.11, uzun süredir beklenen bir gündü. Sayısız spiritüel kaynağa göre o gün açılacak bir enerji geçidiyle Dünya’nın DNA kodu yenilenmeye başlayacaktı. Bu geçiş gezegendeki tüm canlıların titreşimlerini ve bilincini yükselten bir portal niteliği taşıyacaktı. Adeta bir enstrümanın akort edilmesi gibi Dünya’nın manyetik alanı da yeniden akortlanacak ve üzerindeki varlıklar üst bilinç kademelerine geçişe hazırlanmaya başlayacaktı.
11.11 bu nedenle, “Kozmik Geçiş Kapısı, 5’inci Boyuta Geçiş Köprüsü, İlahi Sevgi Enerjisi, DNA Aktivasyonu” gibi tanımlarla adlandırılıyor.
11 Kasım sabahı dünyayı saran 11.11 Dalgasının açık biçimde DNA formu taşıması ve müzikal bir ahengi bulunması, bu metaforlarla uyumlu görünüyor.
Yine de 11.11 Dalgası’nın bilimsel gizemini açıklayamadığımız gibi, kozmik derinliğini de ancak sezgilerimizle yorumlayabiliyoruz.
Pekala, 11.11 Dalgasını bizler için anlamlı kılan şey ne?
Konunun bilimsel boyutu zaten tüm dünyayı etkisine almaya yetiyor. Haberin yayıldığı bugünlerde Elon Musk dahil pek çok tanınmış kişi konuyla ilgili paylaşımlarda bulunuyor…
Şimdi, dalganın uzaydan mı, yerin altından mı yoksa başka bir alemden mi geldiği düşüncelerini bir kenara bırakalım. Hepimizi ilgilendiren somut bir yönü daha var …
Yaşadığımız çağda ilk kez, milyonlarca insanın önceden beklediği bir tarihte, olmasını umdukları türden bir ‘şey’ o gün gerçekleşiyor.
Milyonlarca insanın gezegene dışarıdan bir enerji akımı gelmesini beklediği bir günde, tüm dünyayı saran bir enerji dalgası tespit ediliyor. Gizemli, sıra dışı, saf ve tesadüfi olmak için fazla kusursuz…
Acaba 11.11 Dalgası, aydınlığı bekleyen herkes için bir uyanış sinyali olacak mı?
KAYNAKLAR: Nat Geo, Wikipedia, Columbia Edu, US Geological Survey, Twitter. Yazının oluşumuna ve içeriğine katkıda bulunan Dilara Kurtoğlu’na teşekkürlerle…
YAZAR HAKKINDA: Şaman rehber Umut Fırat Eroğlu, uzun yıllar Radikal Cumartesi, Milliyet Pazar ve Gaste gazetelerinde düzenli Bilim ve Teknoloji yazıları yazdı. Ruhun Teknolojisi projesiyle spiritüel dünyayı bilim diliyle açıklayan konuşmalar ve atölyeler düzenleyen Umut Fırat, Türkiye’de ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde etkinlikler, buluşmalar gerçekleştiriyor. Shaman Durek’in ‘Uyanış’ adlı kitabının da ortak yazarı olan Umut Fırat; Ormanın Ruhu, Şamanın Uyanışı gibi etkinliklere ev sahipliği yapan Kökler ve Dallar topluluğunun kurucuları arasında.
Instagram: @umutfirate

Bernardo Bertolucci’nin unutulmaz 5 filmi

son imparator bernardo bertelucci anette binselberg

 

20. yüzyılın maestrosu olarak gösterilen İtalyan yönetmen Bernardo Bertolucci 77 yaşında Roma’da yaşamını yitirdi.
Bernardo Bertolucci, sadece İtalyan değil dünya sinemasının da dev yönetmenleri arasında görülüyor, “20. yüzyılın son büyük maestrosu” olarak anılıyordu.
1960’ların başında ilk filmlerini çekmeye başlayan Bertolucci birçok filme imza attı. İşte unutulmaz filmlerinden bazıları…
1) Konformist (1970)
İtalya-Fransa-Batı Almanya ortak yapımı bu politik dramatik filmde Bertolucci hem yönetmen hem de senarist. Faşist ideolojiyi eleştiren filmde, milliyetçilik, ortak hafıza gibi konulara değiniliyor.
Filmin kahramanı Marcello (Jean-Louis Trintignant) İtalyan diktator Mussolini’ye çalışan, sorgulamadan itaat eden bir konformisttir. Balayı için Paris’e gittiğinde ona yeni bir görev verilir. İtalya’da faşizme karşı bir tehlike olarak görülen yaşlı bir profesörü bulup öldürmesi istenir.
Türkiye’de sansüre takılan film, ancak Nisan 1989’da 8. Uluslararası İstanbul Film Festivali kapsamında gösterildi.
2) Paris’te Son Tango (1972)
İtalya-Fransa ortak yapımı filmde, Jeanne (Maria Schneider) evlenmeye hazırlanan Parisli sıradan bir kadındır. Ev ararken Paul (Marlon Brando) adında tuhaf bir Amerikalı adamla karşılaşır.
Yaşça kendisinden büyük olmasına rağmen ondan çok etkilenir. İkili arasında garip bir ilişki başlar. Sürekli beraber olsalar da birbirlerine hayatlarına dair hiçbir şey sormazlar. Aralarındaki kişilik farklılıkları ikisini de dar bir çıkmaza sürükleyecektir.
Paris’te Son Tango, kendi döneminin en erotik eserlerinden biri olarak görülür. Ancak film çekimi sırasında 19 yaşında olan Maria Schneider’in rızası dışında cinsel ilişkiye mecbur bırakıldığı iddiası yönetmene tepki gösterilmesine neden olmuştu.
[Robert De Niro ile Dominique Sanda] Telif hakkıGETTY IMAGES
Image captionRobert De Niro ile Dominique Sanda, 1900 filminin bir sahnesinde

3) 1900 (1976)
İtalya yapımı bu dönemsel tarih filmi Bertolucci’nin memleketi Emilia bölgesinde çekilen film, 20. yüzyılın ilk yarısında İtalya’da yaşanan siyasî kargaşalar içinde iki erkeğin hayat kronolojisini kaydetmektedir.
Filmde bir arkadaşlığın, siyasi olaylar ve ekonomik düzen paralelinde nasıl düşmanlığa dönüşebildiği anlatılır.
İtalya’da ünlü toprak sahiplerinden Berlinghieri ailesinin oğlu Alfredo (Robert De Niro) ve babası çiftçi olan Olmo (Gerard Depardieu) 1900 yılında aynı gün doğarlar.
Alfredo ve Olmo’nun arasındaki ilişki, yaşları büyüdükçe keskinleşen sınıf farklılıkları ve ülke içi ve dışında yaşanan siyasi sorunlar nedeniyle arkadaşlıktan düşmanlığa dönüşür. Savaşa gidip gelen Alfredo, artık solcu Olmo’nun gözünde, yok edilmesi gereken faşist bir lider haline gelmiştir.
Film 1976 Cannes Film Festival’inde gösterilmiş, ama yarışmaya katılmamıştı.
4) Son İmparator (1987)
ABD yapımı film, Çin’deki Qing hanedanlığının son imparatoru Puyi’nin yaşam öyküsünü konu edinir. Bertolucci filmin senaryosunu Mark Peploe ile yazmıştır. Bu filmle Çin hükümeti ilk kez Yasak Şehir’de film çekimine izin vermiştir.
Sinema tarihinin en çok ödül alan, en geniş kadrolu filmlerinin başında gelen Son İmparator destansı bir öyküdür. 2 yaşında tahta çıkan Çin’in son imparatoru Puyi’nin (John Lone) gözünden 60 yılın öyküsü anlatılır.
Filmin çekimi 2,5 yıl sürmüş, 19 binden fazla kişi rol almıştır. Son İmparator, Bertolucci’nin ‘Oryantal Üçlemesi’nin ilk filmidir. Bu seri daha sonraki yıllarda çekeceği Çölde Çay ve Küçük Buda ile tamamlanır.
Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Film dalları da dahil olmak üzere toplam 9 dalda Oscar aldı.
5) Çölde Çay
İngiliz yapımı film, Amerikalı yazar ve besteci Paul Bowles’ın 1949’da yazdığı aynı adlı romanından beyaz perdeye uyarlanmıştır.
New Yorklu Port (John Malkovich) ve karısı Kit (Debra Winger) evliliklerini kurtarmak ve tekdüze ilişkilerine farklı bir heyecan katmak üzere Afrika’ya doğru bir yolculuğa çıkarlar. Arkadaşları George (Campbell Scott) da onlara eşlik etmektedir. Y
olculuk Sahra Çölü’nde son bulduğunda bu üç Amerikalı, kendi hayatlarını kökten değiştirecek olayların içine sürüklenirler.

Kaynak: t24 haber

10 Etkileyici Tablosuyla İstanbul Ressamı Fausto Zonaro

1854’te Podova’da doğar. Fausto Zonaro, mesleki yaşamına inşaatlarda çıraklık yaparak başlamış. Resme ilgisini de işte böyle keşfetmiş.
“Köyüme dönünce hemen bildiklerimi uygulamak istedim. Evimin henüz beyaz kalmış tüm duvarlarını boyamaya giriştim. İşlerim fark edilince de duvar süsleme işleri aldım. Böylece fırçamla ilk paramı kazanmış oldum.”

fausto-zonaro-anne[1]

Fausto Zonaro – Anne
O yılların önde gelen güzel sanatlar akademilerinden biri olan Accademia Cignaroli’ye girdi. Askerlik görevi nedeniyle yarım bıraktığı eğitimini daha sonra Roma Güzel Sanatlar Akademisi’nde tamamladı.

Fausto Zonaro, İtalya’nın değişik şehirlerine geziler yapar. Bu gidiş gelişleri sırasında hep sanatını icra edebileceği, mutlu olacağı bir sanat çevresini ve yaşam şeklini bulmaya çalışır. Bu yıllarda hep huzursuzdur. Bu sıralarda kendisinden resim dersleri almak isteyen, Elisa Pante ile tanışır. Elisa’ya resim dersleri vermekle başlayan ilişkileri, birlikte daha güzel bir yaşam ve sanat ortamı arayışına kadar ilerler.

fausto-zonaro-dolmabahçede-gezinti[1]
Fausto Zonaro – Dolmabahçe’de Gezinti
İstanbul, Fausto Zonaro ve sevgilisi Elisa için tutku haline gelmiştir. Avrupa’da sanatçı olarak kendini ispatlamaktan umutlarının kırıldığı bir sırada son derece girişken bir genç kız olan Elisa, kısa bir süre sonra eşi olacak Fausto Zonaro’dan önce davranır ve İstanbul’a hareket eder. Zonaro da Elisa’dan 2 ay sonra, son derece güç koşullarda, İstanbul’a ulaşır. Pera’ya yerleşirler. Zonaro ilk günlerini hatıratında şöyle anlatır.
“Elisa, sevgili eşim, İstanbul’da yaşama gücümü senin sayende kazandım… Başlangıç yıllarını düşünüyorum da, suluboya tablolar yaparak geçimimizi sağladık. Çerçeve tamirleri yaptık, fotoğraf tab ettik… Fakat bize en yakın ilgiyi gösteren Yüksek Kaldırım’daki Zellich Kitabevi’nin sahibi Bay Zellich’i ve oğullarını asla unutmayacağım. Tablolarımı geniş vitrinine yerleştirmiş ve tanesine 1 lira değer biçmiştik. Tablolarım iyi satıldığından dolayı Bay Zellich benim adıma siparişler almaya başlamış ve ilk satılan dört tablonun parasını hemen vermişti. İstanbul’da ilk kazandığım para bu olmuştu.”

fausto-zonaro-falcı[1]

Fausto Zonaro – Falcı
Zonaro para kazanmak için, Galata Köprüsü’nde turistlere küçük İstanbul tabloları yapar, Elisa da çektiği sokak fotoğraflarını suluboyayla renklendirerek ipek üzerine bastırıp satar.
1892 yılında St. Esprit Kilisesi’nde evlenirler. Bu arada yeni çevre edinirler. Bunlardan biri de Osman Hamdi Bey’dir, dost olurlar.

fausto-zonaro-göksu-sefası[1]
Fausto Zonaro – Göksu Sefası
Zonaro 1896 yılında bir cuma günü Galata Köprüsü’nden geçerken, Ertuğrul Süvari Alayı ile karşılaşır ve alayın heybetinden son derece etkilenir. Köprü üzerindeki bu manzaraya ve beyaz atlara hayran kalır. Her hafta cuma günleri Galata Köprüsü’ne giderek Ertuğrul Süvari Alayı’nın geçişini doyumsuz bir heyecanla seyretmeye başlar. Süvarilerin geçişini bekler, onlar yaklaştıkça portre etüdleri, üniforma ayrıntıları çizer, düğme sayısına varıncaya dek her ayrıntıyı eskizlerine aktarır.
Bir süre sonra öylesine tanıdık bir sima haline gelir ki, çalışırken alay kumandanı ve subaylar onu görünce selamverirler ve tebessümle dostluklarını ifade ederler. Zonaro meşhur Ertuğrul Süvarisi Köprüde tablosunu yapar. Bu tabloyu saraya sunar. Sultan Abdülhamit çok beğenir tabloyu ve 20 altınla beraber Ressam-ı Hazret-i Şehriyari yani Saray Ressamlığı ünvanı verir.

Fausto-Zonaro-Ertuğrul-Süvari-Alayı-Köprüde[1]
Fausto Zonaro – Ertuğrul Süvari Alayı Köprü’de
Yakın dostu Münir Paşa, Ertuğrul Süvari Alayı Köprüde tablosunu çok beğenir. Ama bir sorun vardır. Resimdeki çıplak ayaklı çocuk ile çingene hoşuna gitmez. Zonaro şöyle anlatmıştır:
“Sarayın en nazik ve en cana yakın insanı, aziz dost Münir Paşa’nın huzurundayım… Bakın dedi, Padişah hazretleri yoksulluğu hiç sevmez ve yalınayak dolaşan insanların var olduğunu düşünemez. Bu oğlanı güzelce giydirmenin bir yolu yok mudur?”
Zonaro, resminde böyle değişikliği kabul etmez ve resim padişaha verilir. Aradan epey bir zaman geçer. Fransız Meclis Başkanı M. Paul Deschanel, Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yıldönümünde kendisini ziyarete gelir. Tabloyu beğenince Abdülhamit tabloyu ona hediye eder.
Sarayda duvarda boş kalan yeri doldurmak üzere Sultan Abdülhamid aynı tablonun yeniden yapılmasını talep eder. Zonaro bir süre sonra Ertuğrul Süvari Alayı Köprüde adlı eseri tekrar yapar. Ancak bir takım değişikliklerle… Resmin ilk halinde alayın geçişini izleyen yalın ayaklı bir çocuk ve çingeneler bu kez bu tabloda yoktur. Yerini ise gayet iyi giyinimli İstanbullar ile Zonaro ve eşi yer alır. Belli ki Münir Paşa’nın önceden yaptığı uyarı etkili olmuştur.

fausto-zonaro-sandala-binen-cariyeler[1]

Fausto Zonaro – Sandala Binen Cariyeler
Tulumbacı takımı, Bayram tablosunu hazırlayabilmesi için Zonaro’ya poz veriyor. Sanatçı anılarında şöyle der:
“Davul geliyor, ardından şu ünlü zurnayı çok iyi çalan Ermeni. Oyun başlıyor ve benim yiğitler (tulumbacılar) birer birer kol kola bağlanarak diziliyor, davulun tokmağının vurmasını bekliyorlar. Ve işte yavaş, iyice çoşana kadar devinimi, hızı artan, küçük küçük adımlar, küçük küçük eğilmeler başlıyor… Resim sehpama bir buçuk metrelik güzel, beyaz bir tuval yerleştirdim. Birkaç kez gidip gelip baktım ve hızla kompozisyonuma başladım.”
Sanatçı diğer önemli çalışmalarında olduğu gibi, kendisini fonda, tuvalin sağ köşesine yerleştiriyor.

fausto-zonaro-bayram[1]

Fausto Zonaro – Bayram
Hareket Ordusu’nun komutanlarından Enver Paşa’nın babası Hacı Ahmet her yerde aranmaktadır. Zonaro, dostu Hacı Ahmet’i evinde saklar. 26 Nisan 1909’da Hareket Ordusu şehre girer. Ressam ve Hacı Ahmet, ertesi gün Enver Bey’e gider.
Enver Bey, ressama hem poz verir hem de Sultan’ın üç gün sonra tahttan indirileceğini söyler. Zonaro, bu sırrı padişaha söylememiştir.
Zonaro, II. Meşrutiyetin ilanıyla, Abdülhamid’in tahttan indirilmesinden sonra saray ressamlığı görevinden azledildi. Ev ve atölye olarak kullandığı Akaretler 50 numaralı binada da ancak kirasını ödemek kaydıyla oturabileceği söylendi. İttihatçıların bu tutumundan rahatsız olan Zonaro İtalya’ya dönmeye karar verdi.

fausto-zonaro-enver-paşa-portresi[1]

Fausto Zonaro – Enver Paşa Portresi
1910 yılında önce resimlerini 46 sandığa koyup anlaştığı bir gemi şirketi ile Napoli Limanı’na, oradan da aktarmayla Roma’ya gönderdi. Zonaro’nun Napoli Limanı’nda 12 gün bekleyen resimlerinin pek çoğu kötü hava koşulları yüzünden zarar gördü. Zonaro eşiyle birlikte Orient Ekspres ile İtalya’ya döndü. 1929 yılında San Remo’da ölen Fausto Zonaro, bütün dünyada İstanbul’la ilgili tablolarıyla tanınır.

fausto-zonaro-kayıkta-sefa[1]

Fausto Zonaro – Kayıkta Sefa
Bugüne kadar Zonaro ile ilgili en kapsamlı eser Osmanlı Saray Ressamı Fausto Zonaro – Erol Makzume ve Osman Öndeş tarafından yayımlandı. Yaşamöyküsü ile birlikte 400’ü aşkın resmi ve eşi Elisa Zonaro’nun o yıllarda çektiği 200 kadar fotoğraf yer alıyor. Zonaro ailesi arşivlerini ilk kez bu kitap için tam anlamıyla açtı. Önemli bir kısmı ilk kez yayımlanan onlarca belge ve fotoğrafın da yer aldığı kitaptaki en çarpıcı belge, eşi Elisa Zonaro’nun 1894-1920 arasında bütün resim satışlarını kaydettiği hesap defteri. Bu defterle Zonarolar’ın İstanbul’da kimlere resim sattıkları, saraydan maaşlarını nasıl aldıkları gibi pek çok önemli ayrıntı belgelenmiş oluyor.

fausto-zonaro-boğaz-manzarasında-türk-kadın[1]

Fausto Zonaro – Boğaz Manzarası’nda Türk Kadın

Kaynak: leblebitozu

İstanbul’un 10 Tarihi Apartmanı ve Etkileyici Hikayeleri

İstanbul sokaklarında dolaşmak, sadece farklı medeniyetlerden günümüze ulaşmış tarihi eserler sayesinde değil; bir yüzyıl öncesine ait onlarca tarihi apartman, han, pasaj ve yapı sayesinde daha bir güzel…
Sokaklarda yürürken bize nostalji yaşatan, mimarileriyle gözlerimizi kamaştıran, kimi zaman “keşke burada yaşasaydım” dedirten 10 tarihi apartman sizler için bu yazıda bir araya geldi, her birinin hikayesi fazlasıyla ilgi çekici!
Ragıp Paşa Apartmanı | Taksim

istanbul-eski-apartmanlar-ragip-pasa[1]

Fotoğraf: @beyogluguzeli, instagom.com
II. Abdülhamit döneminin en zengin devlet adamlarından biri, mabeyin başkâtibi olarak görev yapan Eğribozlu Sarıca Ragıp Paşa’ymış. Bu paşa, Beyoğlu’nda üç büyük pasajı yani Afrika Pasajı, Rumeli Pasajı ve Anadolu Pasajı’nın yanı sıra bir de İstiklal Caddesi üzerindeki bu apartmanı yaptırmış. 1900 yılında inşa edilen beş katlı tarihi apartman, caddenin köşelerinden birini tutuyor ve art-nouveau tarzında. Binanın mimarı Mimar Aram Karakaş, Ragıp Paşa Apartmanı’na hareketlilik katan şöyle bir şey düşünmüş: dikkatli bakın, binanın her katındaki pencereler farklı ve hepsi de büyüleyici geometrik süslemelere sahip.
Mısır Apartmanı | Galatasaray

istanbul-eski-apartmanlar-misir-apartmani-768x514[1]

Fotoğraf: gezitta.com
İstanbul’un birçok noktasında rastlayabileceğiniz Mısır esintileri, Galatasaray’daki bu ünlü apartmanı sadece sanatsal ve mimari açıdan etkilemekle kalmıyor, ona adını da veriyor. 1905-1910 yılları arasında inşa edilen ve mimar Hovsep Aznavuryan’ın tasarladığı Mısır Aparmanı, Osmanlı döneminde Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa’nın yeğeni ve sadrazam Sait Halim Paşa’nın kardeşi olan Abbas Halim Paşa tarafından yaptırılmış. II. Abdülhamit ve Atatürk’ün diş hekimi Sami Günzberg’in muayenehanesinin yer aldığı, Mehmet Akif Ersoy’un kısa bir süre yaşadığı ve vefat ettiği yer olarak da bilinen tarihi apartman, bugün hala Beyoğlu’nun en görkemli binalarından biri. Muhteşem İstanbul manzarasıyla binanın terasındaki 360’da İstanbul’da bir akşam yemeği ya da içki içmek için veya halen Mısır Apartmanı’nda kalmayı sürdüren galerileri ziyaret etmek için buraya bir hafta sonu yeniden uğramak şart.
İlginizi çekebilir: Melisina’dan “Mısır Apartmanı: İstiklal’de Saygı Duruşu”
Doğan Apartmanı | Galata

istanbul-eski-apartmanlar-dogan-apartmani[1]

Fotoğraf: Melike Alpay, theMagger
İstanbul’da en sevdiğimiz sokaklardan olan Serdar-ı Ekrem Sokak’ta yer alan, sapsarı ve görkemli bu apartman yani Doğan Apartmanı, belki de eski İstanbul apartmanları arasında en ünlüsü. 1892-1894 yılları arasında Belçika kökenli tüccar ve banker Albert Helbig tarafından mimar Raymondo d’Aranco’ya yaptırılan apartman, bugün de ünlü isimlerin ikamet ettiği bir bina. 52 dairesi, 330 metrekarelik avlusu ve İstanbul’un ayaklar altında olduğu çatı katıyla etkileyici bir adres olan Doğan Apartmanı, adını 1942 yılından itibaren binanın sahibi olan Kazım Taşkent’in küçük yaşta bir çığ kazasında ölen (ve adını Doğan Kardeş dergisine de veren) oğlundan alıyor. Serdar-ı Ekrem Sokak’tan geçerken ağzınız açık kalırsa yalnız olmadığınızı bilin; apartman “Eşkiya” ve “Muhsin Bey” başta olmak üzere bir sürü filmde de arz-ı endam ediyor.
İlginizi çekebilir: Melike Alptay’dan “Doğan Apartmanı: Serdar-ı Ekrem’in Tarihi Sarı Binası”
Kamondo Apartmanı | Galata

istanbul-eski-apartmanlar-kamondo-768x508[1]

Fotoğraf: tas-istanbul.com
Yalnızca Kamondo Apartmanı değil; İstanbul’daki birçok önemli tarihi yapıyı, görkemli binayı ve hatta Kamondo Merdivenleri gibi şehrin sakinlerine bugün hâlâ hizmet eden eserleri yaptırmış bir Sefarad aile olan Kamondo Ailesi’nin hikâyesi de ne yazık ki biraz trajik. Çok sevdikleri ve çok şey kattıkları İstanbul’u, Osmanlı’nın çöküş yıllarında terk ederek Paris’e yerleşen ailenin tüm fertleri II. Dünya Savaşı sırasında Auschwitz’e yollanarak can vermiş. Ailenin Serdar-ı Ekrem Sokak’taki ikametgahı olan Kamondo Apartmanı’nın tam olarak hangi tarihte ve hangi mimar tarafından yapıldığı bilinmese de hakkında bilinen iki önemli bilgi var. Biri, burada mimar Gabriel Tedeschi, padişahın diş hekimi Hantz Von Der Heyde ve sanatçı Abidin Dino’nun da yaşadığı; ikincisi ise ünlü Kamondo Merdivenleri’nin, Avram Kamondo’nun bu apartmandan çıkıp Voyvoda Caddesi’ndeki banka binasına kolayca gidebilmesi için yapıldığı.
Hidivyal Palas | Tünel

istanbul-eski-apartmanlar-hidivyal[1]

Fotoğraf: diken.com.tr
Beyoğlu’ndaki birçok eski apartman otellere dönüşürken, Hıdivyal Palas’ın değişimi biraz tersine işlemiş. 1841 yılında İstanbul’un en lüks otellerinden biri olarak, Hotel d’Angleterre adıyla kapılarını açan Hıdivyal Palas, 1895 yılında el değiştirerek Mısır Oteli, Hıdiv Oteli gibi isimler almış. İlk açıldığı dönemde iki-üç dil bilen personeli, şarapları ve yemekleriyle tarih kitaplarına geçen Boğaz manzaralı Fransız restoranı ve başta Pierre Loti olmak üzere ünlü konuklarıyla ünlenen bu bina, bugün Lebon Pastanesi’ne ve (Beyoğlu’nda sayısı gittikçe azalan esnaf lokantalarından) Armada Restoran’a ev sahipliği yapıyor. Binanın manzarası hakkında bir fikir sahibi olmak için ziyaret edebileceğiniz ilginç bir adres ise üst katlardaki Işık Ozalit!
Botter Apartmanı | Tünel

istanbul-eski-apartmanlar-botter-768x576[1]

Fotoğraf: gezerbocek.blogspot.com
Uzun süredir bakımsız halde kaldıktan sonra birkaç yıldır restorasyon altında olan Botter Apartmanı, art-nouveau tarzında bir tarihi apartman ve aynı zamanda bu tarzda yapılmış İstanbul’un en önemli binalarından da biri. II. Abdülhamit’in terzisi Mösyö Jan Botter tarafından Raymondo d’Aranco’ya yaptırılan Botter Apartmanı; geometrik motifleri, Medusa başları ve bitkisel süslemeleriyle göz kamaştıran bir cepheye sahip. Hollanda kralının terzisi, stilist olarak ün ve para kazanmış Jan Botter; İstanbul’a padişahın terziliğini yapmak üzere ailesiyle birlikte gelmiş ve zenginliğine zenginlik katarak bu beş katlı apartmanı yaptırmış. Alt katı mağaza, birinci kat terzihane, ikinci kat kendi daireleri, üçüncü kat çocuklarının daireleri ve en üst kat da hizmetlilerin daireleri olarak tasarlanmış. Bugünlerde Botter Apartmanı’nın önünden geçerken ahşap paneller yerine ipek abiyeler ve yüz yıl öncesinin “haute couture” örneklerini giyen mankenleri mutlaka görün.
Frej Apartmanı | Şişhane

istanbul-eski-apartmanlar-frej-768x576[1]

Fotoğraf: kamilpark.blogspot.com
İstanbul’da, özellikle de Galata civarındaki apartman furyasının hızlı yükseldiği yıllarda, 1905-1906’da Selim Hanna Frej tarafından yaptırılan binanın mimarı Khyrikiadis. Art-nouveau’nun Alman versiyonu da denilen Jugendstil özellikleri taşıyan binayı yaptıran Frej ailesi; Lübnan asıllı, zengin ve sosyetenin vazgeçilmezi bir aileymiş. Devlete borç verecek, hatta Doğu Akdeniz’deki tüm Osmanlı limanlarını kiralayabilecek güçteki servetlerini, Galata’nın yarısına sahip olan Glavani ailesi ile çocuklarını evlendirerek katbekat arttırmışlar. Yıllarca burada yaşayıp sonunda Nişantaşı modasına uyarak taşınan Frej ailesinden sonra, bina yeni sahibi Sarkuysan’ın genel müdürlük binası olarak hizmet vermiş, şimdi ise otel olmayı bekliyor.
Deniz Palas | Şişhane

istanbul-eski-apartmanlar-deniz-palas-768x508[1]

Fotoğraf: tas-istanbul.com
Şişhane metrosunun Sadi Konuralp Caddesi çıkışının hemen yanında yer alan Deniz Palas, bugün Nejat Eczacıbaşı Binası adıyla İstanbul’un kültür sanat yaşamındaki en önemli kurum olan İKSV’ye ve vakfın konser mekanı Salon’a ev sahipliği yapıyor. 1920’de Mimar Georges Couloutros tarafından, Kirzade Apartmanı adında bir apartman olarak inşa edilen Deniz Palas; art-nouveau stilinin İstanbul’daki örneklerinden biri. Binanın bir başka önemli özelliği, dünyaca ünlü soprano Leyla Gencer’in vasiyetini gerçekleştiren müze-eve mekan sağlaması. Gencer’in tek vasiyeti İstanbul’da bir Leyla Gencer Evi açılmasıymış ve bu 6 Mayıs 2010’da İKSV tarafından gerçekleştirilmiş: Leyla Gencer’in Milano’daki evinin eşyalarıyla döşenen Leyla Gencer Evi, Deniz Palas’ın birinci katında yer alıyor.
Arif Paşa Apartmanı | Elmadağ

istanbul-eski-apartmanlar-arif-pasa-768x576[1]

Fotoğraf: twitter.com/seda_ozen
Cumhuriyet Caddesi’nden Elmadağ Caddesi’ne inildiğinde görebileceğiniz Arif Paşa Apartmanı – ya da bugünkü adıyla Sarıcazade Abdullah, Osmanbey Apartmanı – adını İstanbul’da dört büyük apartman ve büyük köşk yaptırmış olan, Osmanlı’nın son saray doktoru Sarıcazade Arif Paşa tarafından yaptırılmış. 800 metrekarelik, Cenova mimari tarzındaki binada 36 daire ve dükkan, büyük bir avlu ve ayrıca ahırlar bulunuyor. Yapılma amacı ise oldukça ilginç: saraydan ayrılmak zorunda kalan kişilerin, aynı hayatı devam etmelerine imkan sağlamak. Bu nedenle, oldukça yüksek tavanlı dairelere açılan kapılardan, çatı katında bulunan hizmetlilerin odaları birbirlerine bağlı.
Sarıca Arif Paşa Köşkü | Moda

istanbul-eski-apartmanlar-sarica-arif-pasa-768x510[1]

Fotoğraf: gozecicek.wordpress.com
İstanbul’un farklı semtlerine tıpkı Elmadağ’daki bina gibi üç bina daha yaptırmış Arif Paşa. Bunlardan biri Karaköy, biri Florya, biri de Moda’da. Elmadağ’daki apartmanla aynı Rum mimarın imzasını taşıyan Moda’daki Sarıca Arif Paşa Köşkü, bir aile apartmanı olarak tasarlanmış. Bina Roma işlemeleri ile süslü ve bugün halen dünyaca ünlü piyanistimiz, Arif Paşa’nın torunu, Ayşegül Sarıca’nın da yaşadığı yer.
Tarihi apartman denince ilk akla gelen 10 binayı sizler için listeledik, keşif başlasın!
İlginizi çekebilir: “İstanbul Müzeleri: Keşfetmeniz Gereken 20 Müze”
İlginizi çekebilir: “İstanbul’da Sizi Turist Gibi Hissettirecek 10 Yer”
Bu yazı hazırlanırken Turgay Tuna’nın “Taksim’den Tünel’e Adım Adım Beyoğlu” kitabından faydalanılmıştır.

Dolunay Zamanı El Vedud Takmanın Faydaları…

Reklam (22.11.2018)

El -Fettah’ı takmayı ne kadar çok sevdiğimi çevrem bilir. Bir süredir El Fettah’ın yanına bir arkadaş arıyordum ve El- Vedüd gönlüme düştü.  El -Vedüd takıp ferahlamak, huzur duymak, sevilip , sayılmak isteyenler için gökyüzü şu an çok uygun. Söylemesi benden kalbine sorup seçim yapmak sizden.

Şifa olsun,

Anette İnselberg

EL-VEDUD; İtaatkar kullarını çok seven,onlardan razı olan ve çok sevilen.Allah’a itaat etmek ve Onun sevgisini,ilgisini kazanmak,bir sınav için yaratılan insanın en büyük gayesi,en önemli meselesi olmalıdır.Allah kullarını sever ama itaatkar kullarını daha çok sever.İman eden ve imanının gereği olarak,ibadet eden,emir ve yasaklarına uyan kulların daha çok sever.

Özellikleri ve bazı faydaları:

EL-VEDUD ismininin tesiri çok fazladır.Bu ismi,usulüne uygun olarak zikreden kimsenin gönlu nurla dolar,kalbi genişler ve ferahlar.
Bir yiyecek üzerine (1000) defa okuyup eşiyle birlikte yiyenlerin eşlerine olan sevgileri artar.
Günde(20) kere okuyan kimse,halk arasında fazlasıyla teveccüh ve ilgi görür. Sevilip sayılır,sözüne önem verilir.

Not: Murat ve Aslı çiftinden almak isteyenler için iletişim adresini paylaşıyorum…
http://www.agdsign.com
http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324
Kolyeler sırasıyla:

Küçük kolyelerin hammaddesi 925Ayar gümüş üzerine rodyum ve altın kaplama olarak hazırlandı bu ürünler.
925Ayar Rodyum Kaplama Gümüş Ya Vedud Kolye Gümüş Zincirde 110₺ KDV Kargo Dahil
925Ayar Altın Kaplama Gümüş Ya Vedud Kolye Altın Kaplama Gümüş Zincirde 110₺ KDV Kargo Dahil

Büyük Ya Vedud Kolye pirinç üzerine altın kaplamadır. Fiyatı 80₺ KDV kargo Dahil

Akıllı Karga…

46083211_985604354960091_1976537455628648448_n[1]

Fransa’da sigara izmariti toplamak için 6 karganın eğitimi tamamlandı. Kargalar sokaklarda topladıkları izmaritleri bir makineye atıyor, ödül olarak o makineden yiyecek alıyor ve sonra yine izmarit toplamaya devam ediyor…

Renklerin Psikolojisi

46492730_10156730141988416_203783936063569920_o[1]

Sarı: Mutlu, neşeli, sıcak, iyimser, kahkaha

Mor: Gerçeklik, servet, entelektüellik, egzotik, maneviyat, saygınlık, gizem

Kırmızı: Aşk, enerji, heyecan, tutku, cinsellik

Beyaz: Saflık, Masumiyet, temizlik, boşluk duygusu, tarafsızlık

Mavi: Dinginlik, Huzur, Umut, Sadakat, Dürüstlük

Turuncu: Aşk, enerji, Heyecan, Sıcaklık, Konfor

Yeşil: Doğallık, gelişim, sağlık, huzur, ahenk

Siyah: Otorite, güç, katılık, yetenek, düşman, matem

EN SEVDİĞİNİZ MEYVAYA GÖRE KİŞİLİĞİNİZ

en sevdiğin meyve anette inselberg

Eğer en sevdiğiniz meyve PORTAKAL ise…
Sonsuz sabır ve iradeye sahip bir karaktere sahipsiniz. İşlerinizi yavaş ancak derinlemesine inceleyerek yapıyorsunuz; sıkı çalışmaktan da asla yılmıyorsunuz. Çekingen olma ihtimaliniz çok yüksek; ancak güvenilir ve sözünün eri bir arkadaşsınız. Partnerinizi ince eleyip sık dokuyarak seçiyor; ve onu tüm kalbinizle seviyorsunuz. Anlaşmazlıkları ne pahasına olursa olsun engelliyorsunuz.
Eğer en sevdiğiniz meyve ELMA ise…
Savurgan, fevri ve lafını sakınmayan bir insansınız; sert ve öfkeli bir yapınız var. Çok iyi bir organizatör olmasanız da, bu iyi bir lider olmayacağınız anlamına gelmiyor. Hızlı karar verme ve ileriye dönük adımlar atmada çok iyisiniz. Seyahat etmekten hoşlanıyorsunuz. Partnerinizle beraberken gözleriniz ışıldıyor. İçinizdeki yaşama sevincini hiç söndürmüyorsunuz.
Eğer en sevdiğiniz meyve MUZ ise…
Doğuştan sempatik, hoşgörülü ve şefkatli bir yapınız var. Utangaç bir insansınız ve sık sık özgüven eksikliğinizin kurbanı oluyorsunuz. İnsanlar sizin yumuşak yüzlü oluşunuzdan yararlanıyor. Partnerinizin sizi hem ruhsal hem fiziksel olarak çekmesi gerekiyor; ve karşısındakini tanıdıkça seven bir yapıya sahipsiniz. Tabiatınız gereği, ilişkileriniz de uyumlu oluyor.
Eğer en sevdiğiniz meyve KİRAZ ise…
Hayat sizin için çok da insaflı değil. İnişli çıkışlı bir yaşamınız var, özellikle de profesyonel anlamda… Henüz kendiniz için yeterli birikime sahip olmadığınızı, hala küçük meblağlarla uğraştığınızı düşünüyorsunuz. Müthiş bir hayal gücünüz var, yaratıcı çalışmalarda bulunmaktan hoşlanıyorsunuz. İçten ve sadık bir partnersiniz; ancak duygularınızı ifade etmekte zorlanıyorsunuz.
Eğer en sevdiğiniz meyve ÜZÜM ise…
Genel olarak nazik bir insansınız; ancak sık sık ani parlamalarınız da oluyor; fakat çabuk yatışıyorsunuz. Güzel olan herşeyi seviyorsunuz. Sıcak ve sosyal bir insan olmanız sebebiyle çevrenizde popülersiniz. Yaptığınız herşeyden zevk alıyor; aynı coşku ve enerjiyi partnerinizin de paylaşmasını istiyorsunuz. İnsanlar sizinle beraberken sıkılmıyor; çünkü onlara önerecek çok şeyiniz var.
Eğer en sevdiğiniz meyve ŞEFTALİ ise…
Oldukça neşeli bir yapıya sahipsiniz. Yaşamayı seviyorsunuz. Dostluklar hayatınızın vazgeçilmez bir parçası… Olayları büyütmüyor ve çabuk bağışlıyorsunuz. Açıksözlü ve dobra bir insansınız. Bağımsız ve hevesli karakteriniz sizi tuttuğunu koparan bir insan yapıyor. İdeal bir partner ve tutkulu bir aşıksınız; ancak sevginizi diğer insanların gözü önünde göstermekten hoşlanmıyorsunuz.
Eğer en sevdiğiniz meyve AYVA ise…
Mütevazı ve muhafazakar bir kişiliğiniz var. Derinlemesine düşünen ve dikkatli bir yapıya sahip olmanız nedeniyle, hiçbir işi aceleye getirmiyorsunuz. Hırslı bir insansınız; detay ve sayılarla çalışma gerektiren işlerde gayet başarılısınız. İnsanların yanlışlarını anında görebiliyorsunuz. Partnerinizi seçerken, görünüşünden çok zekasına değer veriyorsunuz.
Eğer en sevdiğiniz meyve ARMUT ise…
Aklınıza bir şey koydunuz mu muhakkak başarıyorsunuz; fakat genel olarak değişken ve başladığı işi bitirmekte zorlanan bir yapınız var. Çünkü emeğinizin sonucunu hemen elde etmek veya baştan sonucun ne olacağını bilmek istiyorsunuz. Zihinsel uyarılmalara açıksınız ve fikir bazında tartışmalardan hoşlanıyorsunuz. Çok çabuk arkaşadaşlık kurabilseniz de, ilişkileri devam ettirmekte sorun yaşıyorsunuz.
Eğer en sevdiğiniz meyve İNCİR ise…
Ciddi, düşünceli ve duyarlı bir yapıya sahipsiniz. Sosyalleşmekten hoşlansanız da, belli bir mesafeyi korumaya özen gösteriyorsunuz; kendinize sakladığınız bir alan her zaman olmalı… Açıkgöz, çabuk kavrayan ve cin gibi bir insan olmanız sebebiyle, özellikle iş yaşamında tepeye oynuyorsunuz. İnatçı bir insansınız. Partnerinizde tutkulardan önce beyine bakıyorsunuz.
Eğer en sevdiğiniz meyve KAVUN ise…
Korkusuz bir insansınız; olup biteni, başınıza gelenleri doğal karşılıyor, üstünde durmuyorsunuz. Eğlenceli kişiliğiniz ve cömert yapınız nedeniyle insanlar size çekiliyor. İş yaşamında tuttuğunu koparan bir insansınız; doğru zamanda doğru yerde olmakta ustasınız. Yeni insanlarla tanışmaktan hoşlanıyorsunuz. Karşı cins üzerindeki en etkili silahınız; mizah anlayışınız

Kaynak: fwmail

Kasım yeni ayında ne takmalıyım diyenlere tabi ki Ya Fettah’ı tavsiye ediyorum.

 

Reklam (06.11.2018)

Aslı ve Murat çiftini çok sevdiğimi ve onların Nişantaşı’ndaki dükkanlarından çıkmadığımı artık öğrenmeyen kalmamıştır.

Tüm ürünlerine bayılıyorum ama Ya Fettah’ın benim için anlamı çok başka. Sevdiklerime sık sık bu kolyeyi hediye ettiğimi beni tanıyanlar bilir. Kasım yeni ayında ne takmalıyım diyenlere tabi ki Ya Fettah’ı tavsiye ediyorum.

Üstelik Ya Fettah’ların artık bilezikleri de çıktı dileyene altın ve radyum kaplama gibi seçenekler de mevcut. Söylemesi benden kalbine sorup karar vermesi senden.

Hepinizi kocaman öpüyorum…

Anette İnselberg

Not: Murat ve Aslı çiftinden almak isteyenler için iletişim adresini paylaşıyorum…
http://www.agdsign.com
http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324

Hepsinin hammaddesi 925Ayar gümüş üzerine rodyum ve altın kaplama olarak hazırlandı bu ürünler.

925Ayar Rodyum Kaplama Gümüş Ya Fettah Kolye Gümüş Zincirde 110₺ KDV Kargo Dahil

925Ayar Altın Kaplama Gümüş Ya Fettah Kolye Altın Kaplama Gümüş Zincirde 110₺ KDV Kargo Dahil

925Ayar Rodyum Kaplama Gümüş Ya Fettah Bileklik 75₺ KDV Kargo Dahil

925Ayar Altın Kaplama Gümüş Ya Fettah Bileklik 75₺ KDV Kargo Dahil

Ağrılarınıza Son Verecek Uyuma Teknikleri

anette inselberg uyuma pozisyonları

Ömrümüzün neredeyse yarısını uyuyarak geçiriyoruz.. Hatalı uyku biçimimiz genellikle sağlık sorunlarımızın nedeni olabiliyor ve sağlığımızı son derece olumsuz etkiliyor.
Drsağlık ekibi olarak sağlık sorunlarını belirlemek için nasıl uyumamız gerektiği konusunda uzmanların önerilerini bir araya getirdik.

1)Omuz ağrısı

En iyi uyku duruşu sırt üstü yatmaktır. Başınızın altına ince bir yastık koyun (ortopedik bir yastık sizin için en iyisi olacaktır). Başka bir yastık alın, mideniz üzerine koyun ve sarın. Omuzlarınız şimdi daha doğru ve kararlı durumda olacak.
Sırt üstü uyumayı sevmiyorsanız, yan yatmayı deneyin. Bacaklarınızı hafifçe göğsünüze doğru çekin ve dizlerinizin arasına bir yastık yerleştirin. Omuzun doğal duruşundan uzak olduğu için elinizin başınızın altında kalması önerilmez.

2)Sırt ağrısı

Sırt ağrınız varsa, omurganızın normal şeklini korumak çok önemlidir. Yatağınız aşırı yumuşaksa, şimdi yeni bir yatak almanın zamanı gelmiş olabilir.
Sırt üstü yatmak muhtemelen sizin için en iyi şekil olacaktır. Doğal omurilik eğrilerini düzeltmeye yardımcı olmak ve tendonlarındaki gerginliği azaltmak için dizlerinizin altına bir yastık yerleştirin. Ek destek için sırtınızın altına küçük bir havlu da deneyebilirsiniz.

Eğer yan şekilde uyumak isterseniz fetus (cenin) pozisyonunu almak en iyisidir.
Sırtınızı doğal olarak kemerli tutarak bacaklarınızı hafifçe göğsünüze doğru çekin. Dizlerinizin arasına küçük bir yastık koyun. Bu, belinizi alt sırttan çıkarmanıza yardımcı olabilir.

3)Boyun ağrısı

Sırt ağrısı gibi, uyurken boynunuzun desteklenmesi gerekiyor.
Genelde başınızın altında bir yastıkla sırt üstü yatma ve her kolun altında bir yastık en iyi seçenektir. Boyun sorunları olan insanlar yastıklarını çok dikkatli seçmeli ve ortopedik veya yuvarlak yastıkları tercih etmek en iyisidir.

Yan yatmayı tercih ederseniz yastığınızın fazla yüksek olmadığından emin olun. Çok fazla kalın olmamasına dikkat edin. İdeal olarak, boynunuzun doğru konumda kalmasına yardımcı olmak için yastığınızın yüksekliği bir omzun genişliğiyle eşleşmelidir. Uyurken, bulabileceğiniz en ince yastığı kullanın. Kafanın bir tarafa çevrilmesi boynu zorlayacak şekilde ise hiç uyumamak daha iyi.

4)Uykuya geç dalmak

Telefonları ve bilgisayarları yatmadan önce bırakmak zor olabilir, ancak bırakmalısınız. Uykuya dalmakta sorun yaşıyorsanız bırakmanız gerçekten yardımcı olur. Ekranlardan gelen ışık, uyku-uyanıklık döngülerini etkiler.
Kafein – kahve, enerji içecekleri, soda, siyah çay, çikolata’dan yatmadan en az 6 saat önce bunlardan uzak durun.

Sabah veya öğleden sonra egzersiz yapın. Bu, tüm vücudunuzun hareket içinde olmasını sağlar, kan dolaşımınızı geliştirir ve daha hızlı uykuya dalmanıza yardımcı olur.

5)Deliksiz Bir Uyku İçin

Sık sık gecenin ortasında uyanıyorsanız, uyku moduna geçmeden önce cihazlarınızı kullanmayı bırakmayın, aynı zamanda yatmadan önce alkolden kaçınmalısınız. Alkol, vücudunuzdaki su dengesini bozar ve uyku döngüsünü etkiler.
Ayrıca, odanızın sıcaklığını kontrol edin. İdeal uyku sıcaklığı 20-22 ° С’dir.
Tek Bir Alarm Kurun

Herkes bu sorundan muzdarip gibi görünüyor, ancak çözülmesi çok kolay. Alarmınızı her gün aynı saatte (hatta hafta sonları) ayarlayın. Erken uyanmak isterseniz, akşamın erken saatlerinde uyumanız gerekir. Bu değişmez bir gerçektir.

6)Horlama

Eğer horlamaya meyilli iseniz, sırt üstü yatmadan kaçının. Bu pozisyonda, boğaz dokuları sarkar ve diliniz geriye doğru boğazınıza düşerek hava yolunu daraltır.
Yastığınızı dikkatle seçin. Aşırı yumuşak yastıklar başınızın arkaya eğilmesine ve horlamanın artmasına neden olabilir. Dilinizin nefes borunuza düşmesini önlemek için ekstra bir yastık kullanın veya yatağınızın başını birkaç santim yukarı kaldırın.

Özel egzersizler yapın. Dil ve boğazdaki kasların egzersizleri onları güçlendirmeye ve horlamayı azaltmaya yardımcı olabilir.

7)Bacak ağrısı

Bacak krampları genellikle ayak spazmlarıdır veya sıkışmalardan meydana gelmektedir. Yaşa bakılmaksızın insanların neredeyse % 80’i bu sorundan muzdariptir. Gece bacak krampları, çoğunlukla bazı hastalıklardan, sinir hasarı veya vitamin eksikliği ile ilgilidir. Bu durumu çok sık yaşarsanız, doktorunuzla konuşun.
Bacak kramplarını durdurmanın iyi bir yolu, baldır kasını germek ve güçlendirmektir.
Yatmadan önce yoga yapmayı veya bacaklarınıza masaj yapmayı deneyebilirsiniz. Unutmayın ki iyi sonuçlar elde etmek isterseniz, düzenli egzersiz yapmalısınız.
Diğer sorunlar

Uyku bozukluklarına, yorgunluk ve rahatsızlık verici ayakkabılardan sindirim sistemi veya sinir sistemi sorunlarına kadar pek çok faktör neden olabilir. Sorunun nedenini yalnızca bir doktor belirleyebilir ve tedavi tavsiyelerinde bulunabilir.

Kaynak: drsaglık.net

Dolunayın negatif etkilerini dönüştürmek hayatınıza sevgiyi ve merhameti almak istiyorsanız melek kolyeler tam size göre. TEL: 0541 242 23 24

44675109_939801542886572_6431845084903243776_n[1]

Aslı ve Murat çok sevdiğim bir çift. Nişantaşı’ndaki atölyelerinde çok güzel bilekler ve kolyeler yapıyorlar.

Bu dolunayın negatif etkilerini dönüştürmek hayatınıza sevgiyi ve merhameti almak istiyorsanız melek kolyeler tam size göre…

Melek Damla Asansör Kolye
Sevgi, saflık, merhamet, inanç, korunma ve aydınlanmayı simgeler. Bu sembol ilahi farkındalığı arttırır.

Ulaşabileceğiniz adresler:
http://www.agdsign.com
http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324