Yaşam üzerine fazla geldigi zaman onu zorlama

18cf96e6-6541-42a7-911a-8e24eaa8de9e-1[1]

Yaşam üzerine fazla geldigi zaman onu zorlama, biraz duraksa, neler olup bittigine anlam verme. Mutlaka yanlış bir şey oldu ve düşüncelerin ile dileklerin aynı orantıda degildi ve varlıgın ile buluşamadı. Sorun yok, sadece bekle.

Güneş doğacaktir, çimler yeşerecektir, çiçekler açacaktir, rüzgar esecektir ve yagmur yagacaktir,zorlamaya gerek yoktur,olmasi gereken kendiliğinden olur!

Izlemene devam et,sahitlik güzeldir,hem olayin dışındasındır hem de içinde, o bir dengedir, o anlamlidir,şahit ol,tanik ol ,olan ile bütünleş, güzellik olanlarin içinden filizlenecektir; zorlamaya gerek yoktur, olmasi gereken kendiliginden olur!..

Hayat üç buçukla dört arasindadir… Ya üç buçuk atarsin, ya da dört dörtlük yaşarsin…

NEYZEN TEVFIK

Hangi Karının Tüyleri Bunlar…

12038478_10153640388114699_8044123032543636288_n[1]

3 ADIMDA İLİŞKİLERİNİZİ İYİLEŞTİRİN

444101-3-4-15bb3[1]

Herhangi bir ilişkiyi iyileştirmek adına geliştirdiğim bir yöntemi paylaşmak istiyorum. Bu üç aşamalık sürecin en iyi yanı kendi kendinize yapıyor olmanız. Başka bir insanın aktif bir şekilde olaya dahil olması gerekmiyor. Yani olay tamamen sizde.

Bir ilişkiyi iyileştirmek için en önemli şey, ilişkilerin ardında yatan dinamikleri anlamaktır. İlişkilerdeki kopukluklar, iki kişinin farklı olması veya anlaşamaması gibi sorunlar yüzünden oluşmaz. İnsanların anlaşabilmesi için, sürekli olarak aynı fikirde olmaları veya benzer olmaları gerekmez. Sorunlar bir tarafın yada iki tarafın da yargılaması sonucu oluşur. İlişkilerin sorunlarının esas sebebi “yargılamaktır”. Yargı olmadan, ilişkiler gelişir ve büyür. Yargılamayı bıraktığınızda ise ilişkiler iyileşir.

Yargılamak ilişkilere neden zarar verir? Yargılandığımızı hissetmek, bizde bir reddedilme duygusu uyandırır. Bu yüzden ya kendimizi kaparız yada kendimizi korumak adına karşımızdakini geri yargılarız. Ama bu iki reaksiyon da araya mesafe ve uyuşmazlık sokar.

Yargılayan taraf biz olduğumuzda ise, diğer tarafı sırf kendi yargımızı haklı çıkarmak adına uzaklaştırırız. Yargınızda haklı olmanız veya gerçekten daha iyisini bilmeniz, aslında hiç önemli değil. Yargılamak bir arkadaşı, sevgiliyi, partnerinizi, ailenizi, çalışanınızı veya çocuğunuzu “yabancılaştırmanın” en iyi yoludur.

Yargılamamızı sevgi adına veya birini önemseme adına bile yapıyor olsak, bu hala yargılamaktır, ve her zaman niyetlendiğimizin zıddını bize verecektir. Eğer birini kaybetmek istiyorsanız, onları yargılayın.

Birini hem sevip, hemde yargılayamazsınız.

Birilerini yargılamayı bırakmanız ilişkinin iyileşmesine katkı sağlayacaktır, ama tüm hikaye bu değil. Bu iyileştirme sürecinde ufak birşey daha var. Eğer aşşağıdaki üç adımı takip ederseniz, herhangi bir ilişkiyi iyileştirecek güce erişebilirsiniz.

Birinci adım. Kendini -yargılama için bir tedavi

Bütün dünya senin bilincinin ve bilinçaltı inanışlarının bir yansıması, Bu sebepten, biri seni yargılıyorsa, onun bu yargısı, senin aslında kendi kendine yaptığın bir yargılamanın yansımasıdır. Kendi kendini yargılarken, bir başkasından seni yargılamayı bırakmasını isteyemezsin. Buradaki esas nokta, karşı tarafın seni nasıl yargıladığını tespit etmen, ve kendi içine dönüp kendini nasıl bir benzerlikle yargıladığını bulman olacaktır. Karşılığı direk olarak aynısı olmayabilir, ama bağlantıya odaklanmaya çalışın. Doğru tespiti yaptığınız anda, kendi kendini yargılama döngüsünden bilinçli bir şekilde çıkarsınız.

Bunu kimseyle paylaşmanıza gerek yok, tamamen iç dünyanızda yaptığınız bir hesaplaşma. Kendi kendizini yargılamayı bıraktığınız an farkı anlayacaksınız, çünkü karşı taraf da sizi daha fazla kabullenerek sizi yansıtacaktır. Eğer karşı taraf, yine sizi yargılamaya devam ediyorsa, tekrar içinize dönün ve kalan yargı parçacıklarını da temizleyin.

İkinci adım. Karşı taraf hakkındaki yargılarınızı iyileştirin.

Arkadaşınızı, eşinizi, ailenizi veya çocuğunuzu nasıl yargılıyorsunuz? Şunu unutmayın, yargılamayı birini önemsemeyle karıştırmayın. Umursamak yargılamak değildir. Karşı tarafın hayatında ne oluyorsa olsun, yargılamaya hakkınız yok. Bu kişiyi nelerle yargıladığınız hakkında tek tek maddelerden oluşan bir liste yapabilirsiniz, ve yargılarınızdan vazgeçebilirsiniz. Aynı şekilde, kendinizi nasıl yargıladığınıza da bir bakın, ve o yargıları da bırakın.

İşin aslı, ne kadar bilge olursanız olun, veya karşınızdaki kişiyi ne kadar iyi tanırsanız tanıyın, onun için neyin daha iyi olduğunu bilemezsiniz.

Eğer birini umursuyorsanız ve yardım etmek istiyorsanız, yapacağınız en iyi şey onu desteklemek olacaktır, gerçekten dinlemek, kendisine doğru soruları sormasını sağlamak olacaktır. Bu şekilde daha güçlü kararlar verecektir. Eğer algısı güçlü biriyseniz, onun kendi yolunu açacak soruları ona önerebilirsiniz.

Size sorulmadıysa, tavsiye vermeyin hatta sorulduysa bile, cevabınızda yargı unsurları olmaması konusunda çok dikkatli olun. Eğer yargılarsanız, kendinizi yabancılaştırırısınız, ve yabancılaştığınızda fark yaratma şansınızı kaybedersiniz.

Eğer pozitif bir etkiniz olsun istiyorsanız, büyük bir örnek oluştun. Kendi inançlarınızla bir bütün oluşturun ve bu hareketinizle bir model olun ama vaaz çekmeyin veya başkalarının işine karışmayın. Çünkü diğer taraf bunu yargı olarak deneyimleyecektir ve mesajınız hedeflediğiniz etkiye uğrama yolunda başarısız olacaktır.

Bu yazı ilişkiler ve iyileşmek üzerine, ufak çocuklar bile yargıya negatif, cesaretlendirmeye ise pozitif bir yanıt verecektir.

Yargısız daha güçlü bir aile olabilirsiniz, çocuğunuzu aktif bir şekilde yönlendirebilirsiniz.

Üçüncü adım: Karşı tarafı Kusursuz ve bütün olarak görün

Onun hakkında sevdiğiniz şeylerin listesini yapın. Gün içinde sadece bunlara odaklanın. Dikkatinizi sevmediğiniz yanlarına yada sorunlara vermeyin. Sadece sevdiğiniz şeylere odaklanın. Bu biraz zor olabilir, özellikle de aranızda sorunlar varken, ama devamlı bir şekilde pozitife odaklanıp, negatifi bıraktığınız sürece, bir şeyler değişmeye başlayacaktır- tamamen size kalmış.

Karşı taraf değişecektir çünkü onu görme şekliniz değişecektir. İşin güzel yanı ona hiçbirşey söylemek zorunda olmamanız. Tek yapmanız gereken sessiz sakin pozitife odaklanmak. Siz karşınızdakinin ve ilişkinin değişiminin farkında olurken, onun için herşey çok net olacaktır. Zihinsel ve duygusal açıdan partnerinizin, ailenizin, arkadaşınızın veya çocuğunuzun pozitif yanlarına uyumlanırken, aslında bu kişinin ve bu ilişkinin daha iyi bir versiyonunu çağırıyorsunuz.

Yargıları, mantık değerlendirmelerini ve haklı çıkarma çabalarını bir yana bırakabilirseniz, ilişkinizin bütün sorumluluğunu ve karşı taraf üzerindeki etkinizi üzerinize alabilirsiniz. Böylece, sadece ilişkiyi iyileştircek güce sahip olmazsınız, ilişkinizi hayal edebildiğiniz en iyi haline getirebilirsiniz.

Birini değiştirmek istiyorsanız, onlarda görmek istediğiniz değişim olmalısınız.

Yargılamak çok yanıltıcı olabilir, çünkü çoğu zaman bunu nasıl yaptığımızı bilmeyiz, ama bize yapıldığı her anda hissederiz. Eğer biri size negatif bir tepki veriyorsa, durun ve kendinize bakın, nerede yargılıyor olabilirsiniz? Fiile dökemiyorsanız bile, enerjiniz her zaman düşüncelerinizi ve hislerinizi yansıtacaktır.

İyileşme Süreci Zaman ve Sabır Gerektirir

Şunu unutmayın, yargının sizden (içinizden) çıkmasıyla, dış dünyada bir yansıma olarak gerçekleşmesi arasında her zaman bir vakit aralığı vardır. Yani süreçte sabırlı olmak iyi bir fikir olabilir.

Bu da karşı tarafın hala daha size karşı eleştirel ve uyumsuz olduğu anlamına gelebilir- ona deneyiminde izin verin, ve akışınıza devam edin. Ne kadar vakte mi ihtiyacınız var? Ne kadar gerekiyorsa. Buna bir sınır koymaya çalışmak, sadece işleri uzatır veya sizi hedefinizden alıkoyar. Eğer kendinizi ve karşı tarafı sevdiğiniz akışta kalmaya kararlıysanız, er yada geç büyük bir değişim gerçekleşecektir.

İlk başlarda aranızda daha az gerginlik ve daha önce ortada olmayan bir saydamlık hissedeceksiniz.

Başarınızın ilk adımlarına direk atlamayın, sevmeye, sorumlu kalmaya ve onu cesaretlendirmeye devam edin. Bazen yolda iniş çıkışlar olacaktır, bu sebeple işler tam gelişirken ufak sorunlar çıktığında tepki vermeyin, sadece bu üç adıma odaklanın, ve herşeyin yeniden kusursuzlaşmasını sağlayın.

Eğer akışta kalırsanız, başarı kaçınılmazdır, ama eğer yargılamanızın eski yönlerine dönerseniz, ilişki yine bozulacak, ve başladığınız yere döneceksiniz. Eğer bu olmaya başlarsa yeniden başlayın.

İyileşme adına bu üç adım, sınır koymayacağınız anlamına gelmez. Eğer biri sizi yargılıyorsa, saygılı bir şekilde ona ” pardon ama beni yargılama hakkına sahip değilsin” diyebilirsiniz ve eğer yargılamaya devam ederse ” beni yargıladığını duyabiliyorum” da diyebilirsiniz. Bu sizin tarafınıza bir sınır koyacaktır ve karşı taraf size nasıl davranacağıyla ilgili bir bilgi almış olacaktır. Hareketlerinizin, isteklerinizle uyum içinde olmasına özen gösterin.

İlişkilerdeki bu iyileşme süreci, büyük bir spirituel olgunluk gerektirir. Bunun çalışması için, kendinizi “gurur” dan cehaletten ve kendini üstün görmekten kurtarmanız gerekli. Dış dünyayı suçlamayı bırakıp, her ilişkiniz için gereken sorumluluğu almanız gerekli. Diğerlerinin uyanmasına, sorumluluk almasına, özür dilemesine veya birşeyleri farklı yapmasına gerek yok. Sadece senin bu geçişe ihtiyacın var. Sevdiklerinde görmek istediğin değişim sen olmalısın.

Dünya üzerindeki herhangi iki kişi, yargılamayı bir yana bırakıp, saf şükran duygusuyla bile birbirlerine sarılsalar muhteşem bir ilişkileri olur.

Kaynak: Wakeup-World

Çocuğunuzun Selvi Boylu Olmasını İstiyorsanız Bu Besinlerden Yedirin…

susam-cocuklarin-boyunu-uzatiyor--3308035[1]

Her anne babanın çocuklarının uzun boylu olmasını istediğini belirten Uzman Diyetisyen Serkan Tutar, “Bunu gerçekleştirmenin bir yolu da besinlerden geçiyor. Küçükken tüketeceği gıdalardan biri olan susam da ileri de onları selvi boylu yapıyor” dedi.

Uzman Diyetisyen Serkan Tutar, her geçen gün sağlıklı beslenme bilincinin artması, insanların kendilerini daha fazla önemsemesi ve sağlıklarına dikkat etmeleri nedeni ile insan ömrünün arttığını belirterek, “İnsanların besine daha kolay ulaşabilmesi sağlıklı besin seçimi alternatiflerini arttırmış ve daha uzun boylu bir toplum meydana getirmiştir. Daha uzun boylu olmak daha yüksek kas yapısına sahip olmak anlamına gelmekle birlikte bunun ergenlik döneminde en önemli destekleyicisi de spordur. Boyu uzatan besinlerin temeli kalsiyum minerali ve D vitaminine dayanmaktadır. Eğer ergenlik dönemindeki çocuklar bu vitamin ve minerali yeteri düzeyde alıyorlarsa mümkün olduğunca uzun boya sahip olacaklarını unutmamalıdır. Anne ve babalarında bu konuya özen göstermesi gereklidir.” diye konuştu.

ÇOCUKLARIN BOYLARININ DAHA UZUN OLMASI İÇİN…
Uzman Diyetisyen Serkan Tutar, çocukların boylarının uzun olması için şu önerilerde bulundu;

Süt ve ürünleri: Kalsiyum mineralinin temeli süt ve süt ürünleridir. Özellikle kemik ve diş gelişimi için gerekli olan kalsiyum ihtiyacının tamamını alabilmek için süt, yoğurt, ayran, peynir ve cacık gibi besinlerin ergenlik dönemindeki çocuklarınızın beslenme programında bulunması önemlidir. Gün içerisinde 2 su bardağı süt, 1 su bardağı yoğurdu kesinlikle çocuklarınıza tükettirin. Ayrıca bunlara ek olarak sabah kahvaltısında peynir çeşitlerinin bulunması, ana yemeklerle birlikte ayran tüketilmesi kalsiyum alımını destekler.

Susam: Kalsiyum içeriği en yüksek olan besinlerden biriside susamdır. Direk olarak tüketilmeyen susam genellikle simit, börek ve bazı poğaça çeşitlerine eklenip çocuklarınıza tükettirebilirsiniz. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus ise susam içeriğinde yüksek yağ bulunmasıdır. Bu yağ sürekli tüketilmesi koşulu ile çocuklarınızın kilo almasına da neden olabilir.

Çedar Peyniri: Tüm peynir çeşitleri içerisinde kalsiyum bulunmasına karşın çedar peynirini bu gruptan ayrı tutmak gereklidir. Çünkü 100 gr çedar peynirinde 720 mg kalsiyum bulunmaktadır. Çok fazla evlerimizde tercih edilen bir peynir çeşidi olmamasına karşın çocuklarınızın ergenlik döneminde mutfaklarımızda bu peynire yer ayrılmalıdır.

Kuruyemişler: Çocukların keyifle tükettikleri besinlerin başında gelen kuruyemişlerde kalsiyum içeriği yüksek olan besinlerdendir. Eğer çocuklarınız yeteri kadar süt ve ürünleri tüketmiyorlarsa bunlara destek olarak fındık, fıstık, badem veya ceviz gibi kuruyemişlerle destek yapılması önemlidir. Gün içerisinde ortalama 1 avuç dolusu kuruyemiş tüketilmesi daha uzun boylu bir gelecek için önemlidir.

Çocuklarda boy uzamasını sağlayan asıl etmen kalsiyum ve D vitamininin birlikte alınmasıdır. Bu iki besin öğesi boy uzamasında birlikte başrol oynamaktadır. Yukarıda bahsettiğimiz zengin kalsiyum kaynaklarının yanına, D vitamini içeriği yüksek olan gıdaları tüketilmelidir. Balık yağı kalsiyum emilimini desteklerken, D vitamininden zenginleştirilmiş olan süt, peynir ve yumurta da tercih edilebilir. D vitamininin en zengin kaynağı güneş ışığıdır. Güneşten yeteri kadar yararlanamayan bireylerde istenilen düzeyde boy uzaması sağlanamaz. Ayrıca C vitamini içeriği yüksek olan besinlerde kalsiyum vücuttaki kalsiyum emilimini arttırmaktadır.

Yağ içeriği yüksek olan besinler, çok fazla miktarda posa alınması ve çinko içeriği yüksek olan gıdalar vücuttaki kalsiyum emilim düzeyini düşürmektedir. Bu nedenle tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli düzeyde alınması önemlidir.”

Eski Çin Tıbbına Göre Vücutta Çıkan Sivilceler Hastalıkların Habercisi… Mutlaka Okuyun…

sivilceler[1]

Araştırmalarımız sonucu oldukça çarpıcı bilgiler elde ettik. Eski Çin tıbbı ve modern tıptan bir takım araştırmalardan faydalanarak vücudun farklı bölgelerinde oluşan sivilce ve aknelerin farklı problemlere tekabül ettiğini gördük.

1. Bölge – Boyun:

Aşırı şeker tüketimi, stres ve böbrek üstü besleri (hormonların) aşırı salgılanması sonucu boyun bölgenizde sivilce oluşumu gözlenir. Gömleğinizin yakası sıkıyorsa yada saçlarınızbu bölgeye temas ediyorsa yine boyunda sivilce oluşumuna neden olabilir.

2. ve 3. Bölge – Omuzlar:

Aşırı stres altında olduğunuzda, hassas ve kırılgan bir yapınız varsa omuzlarda sivilce ve akneler gözlenebilir. Ayrıca çantanızın askısının omzunuza temas etmediğinden emin olun.

4. Bölge :

Göğsünüzde oluşan sivilce ve akneler dengesiz ve yetersiz beslenmeden yada aşırı baharatlı yiyecekler, çok soğuk içecekler gibi sindirime etki edebilecek beslenme alışkanlıkları göğüs bölgenizde sivilce ve aknelere neden olur. Ayrıca hava almayan polyester ve naylon giysilerden kaçının.

5. ve 6. Bölge :

Kalın bir deriyle muhafaza edilen kolların iç bölgelerinde oluşan akneler dolaşım yetersizliğinden ve bölgedeki ölü hücrelerin çokluğundan kaynaklanabilir. Salisitik asit içeren nemlendirilerle aknelerin önüne geçebilirsiniz. Problem devam ederse vitamin yetersizliğiniz olabilir.

7. Bölge : 

Karında bulunan az miktarda yağ bezesi, yüksek kan şekeri yada sıkı kıyafetlerden dolayı bu bölgede sivilcelere maruz kalıyor olabilirsiniz.

8. Bölge :

Tıraş yada ağda sırasında meydana gelebilecek kıl dönmelerinden kaynaklı sivilcelenmeler olabildiği gibi yüksek nemli olan yetersiz hijyen ve bazı ciddi siğillerden akne oluşumu gözlenebilir. Rutubet ve nem oranı yüksek olduğundan zor ve ağrılı sivilcelerdir.

9. ve 10. Bölge – Üst Bacaklar :

Uyluk ve üst bacaklarda akne genellikle kullanılan vücut losyonları, duş jelleri, yumuşatıcı ve şampuanlara bir tepki olarak ortaya çıkıyor. Ağda, tıraş sonucu oluşabilecek kıl dönmeleri de bu bölgede aknelere sebep olabiliyor. Salisilik asit (BHA) ve glikolik asit (AHA) içeren nemlendiriciler tedavi edicidir.

11. ve 12. Bölge :

Sırt bölgesi alerji, aşırı terleme, kullanılan şampuan ve jeller, dar giysiler gibi etkenlerin sonucu en yaygın akne oluşan bölgedir. Ayrıca yetersiz uyku ve yüksek kalorili besinler sonucu sırtta sivilce oluşumları gözlenmiştir.

13. ve 14. Bölge :

Kalça bölgesindeki sivilcelere coğunlukla dar hava almyan kirli çamaşırlar, yetersiz ve dengeli beslenme, soğuk içecekler sebep olmaktadır. Nemlendiri, temiz ve pamuklu iç çamaşırları ve düzgün beslenme bu probleminizi çözmeye yardım edecektir.

Bu bilgiler pratik ve muhtemel çözümleri içermektedir ancak ciddi tedbirler için dermatolog ve doktorunuzu ihmal etmeyiniz. Kaynak :ajanajanda.com

kaynak: şifa evreni

Off Çok Pis Laf Soktu Haa!!!

En-komik-aldatma-karikaturleri-_1397681026[1]

Yeniden Dünyaya Gelsen, Ne Olmak İstersin?

10976_687830781287742_765498423739867636_n[1]

Üç Adımda Dünyayı Kurtarmak

10696217_10152283940460738_349043585866239423_n[1]

1.Soğan, patates, sarımsak gibi el altında ne varsa zeytinyağında az çevir. Ne varsa evde, yani pırasa varsa o da olur, az havuç, belki biraz kerevizin kırpıntısı… Ne varsa o! Bırak kokusu sarsın mutfağı, çok değil, bir 5-6 dakika alır…

2.Varsa sebze suyun onu da kat, yoksa su da olur (aman ne olur bulyon kullanma!). Havuç salatası yaparken artan köşe, ayıklanan kabakların kabukları, maydanozların sağı vs, hepsi bir kaynayıp lezzetini verince suya, ona kısaca sebze suyu deniyor! Buzluğa atmak yeter, herşeye muazzam lezzet veriyor! Üstelik sağlıklı, üstelik ekonomik!

3. Mercimek, bakla, pirinç gibi kıyıda köşede kalmış ”çabuk pişen”leri kat. İnsanın kilerinde ”ne pilav olur ne yemek” kadar bir bakliyat ve hububatla yapamayacağı çorba, besleyemeyeceği masa yok.

Evde ne varsa onunla pişen bir tas çorba dünyayı kurtarır.

Kaynak: fikir sahibi damaklar

KARBONATIN AYAKLARINIZA İNANILMAZ MUCİZESİ

986_2_t[1]
Kuru, sert ve çatlamış topuklar özellikle ayakkabılarımızın içinde rahatsız etmektedir. Karbonat ile ayaklarınızı hem yumuşacık hem de rahatlamış olarak ucuz ama çok etkili bir yöntemdir. Özellikle bütün gün ayakta olanlar için bir kurtarıcı niteliğindedir. Aynı zaman da ayaklarınıza pedikür yaparak ölü deriyi kaldırır.
 
Karbonatın Ayaklarınıza İnanılmaz Mucizesi
 
3 yemek kaşığı karbonat ile 4-5 litre sıcak suyu bir kap içerisinde karıştırınız. Karbonat eriyince ayaklarınızı içine koyun ve 15-20 dakika kadar bekletin. Çıkarttıktan sonra ise vazelin yada nemlendirici sürerek poşet ile ayaklarınızı sarınız. Ayrıca Nemlendirici yerine Wicks yada soğan koyarsanız iltihabı ve arılarınızı da atmış olursunuz. Özellikle kadınlar da oluşan idrar yolu iltihabı tedavisinde de kalıcı çözüm üretir ve sabah kalktığımızda yumuşacık ve rahatlamış ayaklara sahip olacaksınız.
 
kaynak: sonsuzşifa facebook sayfası

BUGÜN YARGILAMAYACAĞIM

fft20_mf200190[1]

Bugün yargılamayacağım….
Hiç kendinize bir gün, yanlızca tek bir gün boyunca hiç kimseyi yargılamama ve herkesi olduğu gibi kabul etme fırsatı verdiniz mi?

Çoğumuz bunu yapmanın çok zor olduğunu düşünürüz.

Birisini yargılamadan, bırakalım koca bir günü birkaç dakika geçirmek bile pek ender raslanan bir durumdur.

Üzerinde azıcık düşünürsek, ne kadar sık kendimizi ve başkalarını yargıladığımızı fark ederek dehşete kapılırız.

Yargılayıcı olmaya son vermenin olanaksız olduğunu bile düşündüğümüz olur.

Oysa gerekli olan yargılayıcı olmaktan vazgeçmeye istekli olmak ve mükemmeliyetçilik anlayışından uzak durmaktır.

Çoğumuz dar görüşlülük diyebileceğimiz bir kusuru vardır; insanları bir bütün olarak göremeyiz.

Karşımızdaki insanını tek bir özelliğine takılır ve bu yalıtılmış özelliği de hatalı buluruz.

Buna şaşırmamalı; hepimiz yapıcı eleştiri adı altında tebdili kıyafet etmiş yanlış buluculuğu öne çıkaran okul ve ev ortamlarında yetiştirildik.

Kendimiz, aynı hatayı eşlerimiz, çocuklarımız, arkadaşlarımız ve hatta tesadüfen tanıştığımız insanlara karşı işlerken yakaladığımızda, zihnimizi yatıştırmanın, düşüncelerimizi tahlil etmenin ve yanlış buluculuğun geçmiş deneyimlerimizin sonuçlarından kaynaklandığını bilince çıkarmanın pek çok yararı olurdu.

Geçmişten kalma kötü bir alışkanlık olan başkalarını değerlendirmek ve karşı değerlendirmeyi davet etmek, en iyi koşullarda şartlı sevgiyi, kötüsünde ise korkuya yol açar.

Sevgi kaşifliği kararımızı pekiştirdiğimizde insanların iyi yanları üzerinde yoğunlaşmak ve zaaflarını bağışlamak kolaylaşacaktır.

Ancak bu anlayışı kendimiz dahil herkese eşit olarak uygulamalıyız ki istisnasız bütün insanları ve kendimizi sevgiyle görmeyi başaralım.

Yargılamamak, korkudan kurtulmanın ve sevgiyi hissetmenin başka bir yoludur.

Başkalarını yargılamamayı ve oldukları gibi kabul etmeyi öğrendiğinizde, kendimizi de olduğumuz gibi kabul etmeyi öğrenmiş oluruz.

Düşündüğümüz, söylediğimiz ya da yaptığımız her şey bir bumerang gibi bize geri döner.

Yargılarımız, eleştiri, hiddet ve diğer saldırı biçimleri halini aldığında bize geri döner.

Yargıda bulunmaktan kaçındığımızda ve insanlara yanlızca sevgiyle yaklaştığımızda geriye gelen de sevgi olur.

* Gerald JAMPOLSKY

kaynak: sonsuz şifa facebook sayfası

YENİDEN “SIFIRDAN BAŞLAMAK” İÇİN, BANA IŞIĞI GÖSTER” GÜNLÜK DUA

1941-kizilderili-kadin-1024x767[1]

Mary Magdalene

Michelle Manders kanalıyla; Ocak ve Şubat 2012

Tüm Hakları Saklıdır & Copyright Michelle Manders

Bu yazı, berraklık, şifa ve huzur arayan insanları desteklemek için sahibi Michelle Manders ve The Palace of Peace tarafından ücretsiz olarak yayınlanmaktadır. Bu nedenle, Bütünlük Yasasının onurlandırılmasını takdirle karşılıyoruz ve hiç bir insanın, grubun, organizasyonun veya herhangi türde oluşumun herhangi bir durumda bu dökümanın herhangi bir kısmını değiştirmemesini ve kişisel maddi kazanç için kısmen veya tamamıyla yayınlamamasını istiyoruz. Websitemizdeki indirilebilir tam yazının linkini alıntı yapabilirsiniz.

www.palaceofpeace.net

Lütfen bu bilgiyi okumanın üzerinizde bir etkisi olacağını not edin, çünkü bilgi zamansızdır. Enerjisel olarak Mesajı Veren Varlığa bağlanırsınız ve benzer bir işlem sizde de gerçekleşir, bu güçlüdür. Canlı kanallığın verildiği zaman çizgileri ile ilgili çok fazla kaygılanmayın. İlahi Planınıza, Zamanlamanıza & Amacınıza uygun olarak benzer bir işlemden geçersiniz.

Günaydın Anne/Baba Tanrı, Üstatlar ve Melekler. Ay Ana, Güneş Baba ve benimle ve benim vasıtamla çalışan gezegenler.

Bilincimi Anne/Baba Tanrı ile ve Yeni Dünyamınızın Yüksek Bilincinin Yeni Izgarası ile uyumluyorum.

Bilgeliğin, sevginin, gerçeğin, bilginin ve inayetin En Yüksek Düzenleri tarafından korunmak, rehberlik almak, ilham alman ve motive edilmek istiyorum.

Bilincimin yaratıcı gücün, koşulsuz sevginin ve bana ışığı gösteren, aynı zamanda hakikat ve sevgi olan genişlemiş farkındalığın Yüksek Kaynakları ile mükemmel şekilde uyumlanmış kalmasına niyet ediyorum. Ayrıca sevgi tanımımın farkında olmaya ve her seviyede ve her şekilde tüm ilişkilerde ışığı yansıtan ışığın güçlü yaşam kalitesini deneyimleyebilmeye ve ifade edebilmeye niyet ediyorum.

Bilinçli aydınlanma yolculuğumu sağlamak ve daha büyük kendini – bilme ve iyileşme yolculuğumu desteklemek amacıyla, Anne/Baba Tanrıdan bana rehberlik yapmasını, beni korumasını ve her anda yapmaya gereksinim duyduğum her şeyi bana ifşa etmesini istiyorum.

Sevgi, bilgelik, hakikat ve ışığın güçlerini almak için kalbimi ve zihnimi açıyorum, ruhumu açıyorum ve bu güçlerin varlığımı doldurmasına izin veriyorum.

Tüm kaygılarımı, korkularımı ve mücadele ettiğim her şeyi, şu anda beni kucaklayan bu güçlü enerjiye teslim ediyorum.

Enerjilerini enerji alanım ile birleştirmeleri için İnayet, Güç ve Koşulsuz Sevginin kutsal Elohim’ine izin veriyorum.

Saflık, pozitiflik, sebat ve pozitif güç olan İhtişamlı BEN’İM Varlığını çağırıyorum ve bu enerjinin her zaman enerji alanım ile bir olmasına niyet ediyorum.

Seçmiş olduğum bu yeni yaşamda sıfırdan başlarken, enerjilerini benim enerjim ile uyumlamaları için Işığın Görkemli Başmeleklerini ve Solar Başmelekleri davet ediyorum ve onların korumalarını istiyorum ve geçmiş hayatımın üzerine yükselmek ve merkezlenmiş ve odaklanmış kalmak için bana rehberlik yapmalarına, yönlendirmelerine, ilham vermelerine ve motive etmelerine izin veriyorum; yüzleşmeye ve ilerlemeye hazır olduğum salıverme fırsatlarını getirecek olan içimdeki Zaman Kodunu açan anıları tutuşturuyorum.

Koruyucu Meleğimi çağırıyorum ve Koruyucu Meleğim ile aramızdaki tüm iletişim kanallarının geçmiş yaşamımdan, henüz arkamda bıraktığım yaşamımdan gelen, tüm negatif, kısıtlayıcı ve kendini sabote edici filtrelerden temizlenmesini istiyorum. Bu yeni enerji bedenine adım atarken, etrafımda gerçekleşen kısıtlama ve baskılamaya neden olan her şeyin daha fazla parçalanması şeklinde, yaşamımda hızlanmış değişimleri bekliyorum.

Otantik (Özgün) Işık Benliğimin tam özünü, varlığını ve gücünü çağırıyorum ve kendimin bu parçasına bilinçsiz, bilinçaltı ve bilinçli benliklerim ile birleşmesi için tam izin veriyorum.

Taze, erdemli, güçlenmiş ve pozitif perspektif ile sıfırdan başlayabilmem için, çağırmış olduğum güç ve ışığın tüm bu veçhelerine, bu yeni yolculukta anılar şeklinde beni izlemiş olan geçmiş yaşamımdan gelen şeyleri salıvermeye gereksinim duyduğum her şeyi mükemmel, uyumlu ve mucizevi şekillerde inayet ile ifşa etmesine izin veriyorum.

Varlığımı açıyorum ve kendi içimde ve Cennet alemlerinde var olan en büyük ışık, sevgi, hakikat ve bilgelik kuvvetlerinin ihtişamlı gücünü çağırıyorum ve bu enerjiyi varlığıma getiriyorum ve onun benimle bir olmasını istiyorum. Bu enerjiyi topluyorum ve sahip olduğum her motivasyonu teşvik etmek için kullanıyorum.

Koruyucu Meleğimi ve Şifa meleğimi çağırıyorum. Üstat Benliğimi, Otantik Benliğimi, Mesih Benliğimi ve görkemli BEN’İM Varlığımı çağırıyorum.

Ruhumun, Koruyucu Meleğimin, yüksek benliğimin düşüncelerime, sözlerime ve eylemlerime rehberlik yapmasını, içsel ışığımı kucaklamama ve şimdi içsel ışığımla çalışmama yardım etmelerini ve yapmam gereken eylemlerin parçası olarak cesaret, sabır, disiplin ve sebat ile bana yardımcı olmalarını istiyorum.

Ayrıca Ruhumun, Koruyucu Meleğimin, yüksek benliğimin başkaları ile etkileşim kurmak ve bunu güven duygusu ve kolaylıkla yapmak için irademi kuvvetlendirmelerini istiyorum. Berrak şekilde ve kolaylıkla konuşmak için rehberlik almayı istiyorum.

Yalnızca ilahi planımın en yüksek iradesi ile, ruhumun, yaşamımın en büyük hayrı ile uyumlu olan şeyleri deneyimlememi sağlamaya yardımcı olun. Bunların, cesaretimi, sınır koyma yeteneğimi kuvvetlendirmek açısından öğrenmem gereken dersin bir parçası olup olmadığını veya en yüksek hayrım için ya da ilgili herkesin en yüksek hayrı için olan bir şey olup olmadığını kendi içimde duyumsamama yardımcı olun.

Dünya Ana, lütfen tüm ihtiyaçlarımı tezahür ettirebilmem için beni toprakla.

Zaman, lütfen beni destekle ve ruhumun en yüksek iradesi ile  ve yaşamımın ilahi planının iradesi ile uyumlu olan şeylerin hepsini tamamlayabilmem için kalbimin ritmine ilerle.

Teşekkür ederim!

Telif Hakkı Uyarısı – Güven ve Bütünlük Yasalarını onurlandırmanızı ve bu bilginin hiç bir kısmının para kazanmak için kullanılamayacağını, değiştirilemeyeceğini, tercüme edilemeyeceğini, yeniden üretilemeyeceğini, dijital olarak kaydedilemeyeceğini, kısmen ya da bütün olarak silinemeyeceğini bilmenizi istiyoruz. The Palace of Peace mesajlar için tercümanlar atadı ve bu insanlardan başkası tarafından tercüme yapılamaz. Bu mesajı başka bir dilde okumak isterseniz veya bu materyali kendi dilinize tercüme etmek isterseniz, lütfen michelle.palaceofpeace@gmail.com adresine yazın. Bu bilgi her zaman Michelle Manders’in fikri mülkiyetinde kalır.

(Çeviri: Saffet Güler)

kaynak: sonsuz şifa facebook sayfası

Burcunuza Özel Tavsiyeler… Aman Kaçırmayın…

imagesZ59L34C3

KOÇ:

Maceracı ve girişimci ruhunuzu açığa çıkaracak yeniliklerde bulunun.
Geçerliliğini çoktan yitirmiş kurallarla kendinizi hapsetmeyin
Yeni ve keşfedilmemiş alanlarda söz sahibi olmaya çalışın.
Başkalarının izini takip etmeyin
Hedef belirlerken büyük düşünmeye çalışın.
Asla küçük tepelerin kaşifi değil, zirvelerin sahibi olun.
Bağımsızlığınızdan asla ödün vermeyin.
Sizi zincirlemelerine müsaade etmeyin
Cesaretli olun, ideallerinizi gerçekleştirmekten asla yorulmayın.
İlgi duyduğunuz bir alanda muhakkak söz sahibi olmaya çalışın.
Öfkenize yenik düşmeyin.
Diplomatik davranın.
İstekleriniz için mücadeleci olun.
Çabuk pes etmeyin.
En büyük savunmanın, en güçlü saldırıyla mümkün olduğunu unutmayın.
Akılcı davranın. Gücünüzü nerde kullanmanız gerektiğini bilin
Yeteneklerinizden şüphe etmeyin. Bilakis ortaya koymak için azimli olun.
Amaçlarınız için tarih belirleyin. Şu tarihe kadar bunu başaracağım diye kendinize söz verin.
Önsezilerinize ve içgüdülerinize güvenin.
Asla, sıradan olanı istemeyin. Herşeyin en kaliteli olanını kendinize layık görün.

BOĞA:

Kendi değerinizin mutlaka farkında olun.
Hayatın eğlenceli yanlarından istifade edin.
Affedici ve kararlı olun.
Doğanın kendi içindeki dengesine inanın.
Geçmiş kararlarınızı sorgulamayın.
İnatçı davranmayın.
Hayatı sürekli planlamaya çalışmayın.
Değişime karşı çıkmayın. Yenilikçi düşünün.
Girişimci olmaktan kesinlikle vazgeçmeyin.
Cazibenizi, karizmanızı nerede kullanmanız gerektiğini iyi tespit edin.
En ufak bir detayı gözden kaçırmayın. Gözlemci olun.
Karmaşık meseleleri, tutarlılık gücünüzle çözmeye çalışın.
Esnek düşünmeyi bilin veya böyle düşünen kişilerle beraber olun.
Rahat davranın. Pratik olun ve başka fikirlere kulak verin.
Yenilikleri sıkı takip edin. Teknolojinin tüm nimetlerinden yararlanın.
Bir şey canınızı sıkıyorsa, bunu dile getirmekten kaçınmayın.
Yardım istemekten çekinmeyin. İstiyorum benim olmalı demeyi unutmayın.
Mücadeleci ve hırslı olun.
Herşeyi alıştığınız şekilde yapmak yerine, farklı yollar deneyerek gerçekleştirin.
Enerjinizi düşürebilecek, sizi ağırlaştıracak herşeyden uzak durmaya çalışın.

İKİZLER:

Meraklılık duygunuzu mutlaka ön planda tutun. Bu sizi başarıya götürür.
Sezgilerinize güvenin. Kendinize inanmaktan asla vazgeçmeyin.
Çevrenizle iletişiminizi güçlü tutun, kendinizi ifade etmekten kaçınmayın.
Sabırsızlık göstermeyin. Kararlı olun.
Karar verirken, incelemelerde bulunmayı ihmal etmeyin.
Konuşmak kadar dinlemeyi de mutlaka bilin.
Düşüncelerinizi ifade ederken, ılımlı davranmaya özen gösterin.
Yeni fikirlere ve deneyimlere açık olun.
Esprili ifade tarzınızı yerine göre kullanmayı bilin.
Bir konuda karar verirken, derinlemesine düşünün.
Bildiklerinizi diğer insanlarla paylaşmayı unutmayın.
En az bir yabancı dil mutlaka öğrenin.
Yazma, araştırma, güçlü irtibatlarda bulunma yeteneğinizi ön planda tutun.
Kimsenin sizi etkilemesine ve kandırmasına izin vermeyin.
Her türlü tartışmada sakin kalmayı bilin.
Sürekli fikir değiştirmeyin. Belli bir amacınız olsun. Hedefinize kitlenin.
Teknolojik aletleri, iletişim araçlarını kullanmayı ihmal etmeyin.
Acele tavırlar içinde olmayın. Fazla vesveseli davranmayın.
Para konusunda düzensiz, uçarı ve dağınık olmayın. Hesabınızı iyi yapın.
Fazla uykusuz ve aç kalmamaya dikkat edin. Sigaradan uzak durun.

YENGEÇ:

Çekingen davranmayınız. Girişimci olmaya çalışınız.
Herhangi bir durumda, olayları gerçekçi bir şekilde görmeye çalışınız.
Endişeli durumlardan uzak kalmak için etrafınıza duvar örmeyiniz.
Dış dünyaya açılmaktan korkmayınız. Öncü gücünüzü ön planda tutunuz.
Endişe, vesvese ve aşırı hassasiyet ve alınganlıktan uzak durunuz.
İlişkilerde terk edilme korkusu taşımayınız. Sizinle olmak ayrıcalıktır bunu unutmayınız.
Çocukça davranmayınız. Çıkarlarınızın farkında olunuz.
Hayata dar gözlüklerle bakmayınız. Bağımsızlık duygusunu ön planda tutunuz.
Aşırı sahiplenici olmayınız. Koruma ve kollama güdünüz belli sınırda tutunuz.
Gereken yerlerde mantığınızla duygularınızı dengeli kullanmaya çalışınız.
Sezgileriniz son derece güçlüdür. İnsan ilişkilerinde bu gücünüze güveniniz.
İçedönük olmayınız. Yeri geldiğinde sizi üzen, kızdıran şeyleri dile getiriniz.
Sevginizi, şefkat duygunuz, yardım severliliğinizi kimsenin hoyrat kullanmasına izin vermeyiniz.
Yakın çevrenizin sözlerinden, hareketlerinden etkilenmeyiniz. Kendi kararlarınızı kendiniz veriniz.
İlişkilerinizde vermek kadar, almayı da unutmayınız. Yeri geldiğinde bencil olmayı biliniz.
Sırf huzursuzluk çıkmasın diye, sizi üzmelerine izin vermeyiniz.
Kabuğunuzdan sıyrılınız, mutlu olmak için gerektiğinde risk almayı biliniz.
Ailenizi, ileride kuracağınız yuvanızın üstünde otorite olarak görmeyiniz. Kendi yuvanızı kendiniz idare ediniz.
Pozitif insanlarla beraber olunuz. Dertli tasalı, negatif düşünen kişilerden uzak durunuz.
Geleceğinizi kuramamak, zor durumda kalacağınızı düşünmeyiniz. Siz güçlü bir insansınız. İsterseniz yoktan varedebilirsiniz.

ASLAN:

Sürekli pohpohlanmayı, alkışlanmayı, ilgiyi uyandırmayı beklemeyiniz. Yeri geldiğinde size karşı çıkacaklardır. Esnek düşünmeye çalışınız.
Yaratıcılık gücünüzü ön planda tutunuz.
Yenilikçi düşününüz. Girişimci olunuz. Cesaretinizi, güven duygunuzu asla kaybetmeyiniz.
Verici ve cömert olmayı sürdürünüz. Çünkü siz burçlar kuşağının kral ve kraliçesisiniz.
Sizi onaylamasalar bile, doğru bildiğiniz yolda ilerleyiniz.
Dünyanın sizin etrafınızda dönmediğini görseniz de, yılmayınız. Amacınızı gerçekleştirmek için kararlı olunuz.
Kibir, gurur ve inattan uzak durunuz.
Her yeni günü neşeyle, iyimserlikle karşılayınız.
Yeteneklerinizi muhakkak değerlendirmeye çalışınız. Eğitiminizi sürdürünüz.
Spontan ve rahat davranınız. Unutmayın siz bir Aslansınız.
Zevklerinize aşırı derecede takılı kalmayınız. Aşırı olan herşeyden uzak durunuz.
Sonunu göremediğiniz hiçbir olgunun içinde yer almayınız.
Tecrübe ve bilgi birikimlerinizin farkında olunuz. Bunları muhakkak değerlendiriniz.
İrade gücünüzden yararlanmayı ihmal etmeyin.
Gerektiğinde risk almayı bilin.
Çalışmak kadar, hayatın eğlenceli yanlarının da keyfini çıkarmayı bilin. Tabii ki dozunda.
Tutkularınızda aşırıya kaçmayın.
İsteklerinizin olması için dramatik şovlar sergilemeyin.
Özgüven duygusu bir Aslan için son derece önemlidir. Ne şartta olursanız olun, bunu kaybetmeyin.
Kalbinizin arzularını dinlemeyin unutmayın.

BAŞAK:

Katılımcıdan olmaktan, kendinizi ifade etmekten çekinmeyin.
Hayatın sırf çalışmak olmadığını bilin, kendinize zaman ayırmayı unutmayın.
Ne geçmiş ne gelecek, önce bulunduğunuz anın önemli olduğunu unutmayın.
Başkalarının size ihtiyacı olduğunu unutmayın, fakat kendinizden de taviz vermeyin.
Ilımlı, şefkatli davranın. Hiç kimsenin mükemmel olmayacağını bilin.
Aşırı kuruntulu, vesveseli, aşırı analizci davranmayın. Yani aşırılıklardan uzak durun.
Detaylar önemlidir. Fakat bunu aşırısı rahatsız edicidir. Kendinizi yormayın.
Bir şirkette üst yönetimde olmayı hedefleyin. Siz yeteneklisiniz ve yükselebilirsiniz. Bunu unutmayın.
Bir insan hakkında hemen karar vermeyin. Enine boyuna inceleyin. Eleştirici gözle bakmamaya çalışın.
Mükemmel olmak zorunda değilsiniz. Bunun için kendinizi tedirgin etmeyin.
Eğer koşullarınız hoşuna gitmiyorsa, bunu değiştirmek için çaba sarfedin.
Son söylenecek sözü, baştan söylemeyin.
Hangi işi yapıyor olursanız olun, o konuda ustalaşın.
Sağlığınız en değerli hazinenizdir. Kendinizi yorgun düşürene kadar çalışmayın.
Kazanmak için, ileri görüşlü ve pratik olun. Hedefinize kararlılıkla ilerleyin.
Sorumluluk duygunuz ile aşk ilişkiniz arasındaki dengeyi ve zamanı iyi ayarlayınız.
Affedici olmayı, uyumlu davranmayı ihmal etmeyin.
Parasız kalmaktan korkmayın, çünkü siz kazanmayı bilecek kadar zekisiniz.
Başkalarının sizden daha yetenekli olduğunu düşünmeyiniz. Çünkü bu doğru değildir.
Hata yapmaktan korkmayın. Çünkü siz bir insansınız. Hata yaptığınızda kendinize boş yere yüklenmeyin.

TERAZİ:

Nezaket, diplomasi, denge ve adil düşünmekten vazgeçmeyiniz.
Sorunların üstünü örtmeyiniz, sıcağı sıcağına çözmeye çalışınız.
Ortaklaşa hareket etmekten çekinmeyiniz. İşbirliğini önemseyiniz.
Yeni ilgi alanları ve yeni arkadaşlar edinmeye devam ediniz.
Dengeli, bütünlük içinde hareket etmeye, paylaşımcı davranmaya devam ediniz.
İlişkilerde sabırlı olunuz. Sorumluluklarınızı asla ihmal etmeyiniz.
Tek başına ilerlemek, özgürlük iyidir. Ama günün birinde bir cana ihtiyacınız olacağını unutmayınız. Bizlik kavramından uzak durmayınız.
Ne zaman kararsızlık duysanız, gerçeği ve adaletin sesine kulak veriniz. O size doğru seçeneği bulmanızda yol gösterecektir.
Ne zaman kendinizi kapana kısılmış gibi hissederseniz, dünyaya açılın ve sosyal olmaya çalışın. İnsanlarla bir arada olmak sizi besleyecektir.
İlişkilerde sınırlarınızı iyi belirleyin.
Giyim tarzınızla, davranışlarınızla kendinize has bir vizyon yaratmayı ihmal etmeyin.
Kendinizle gurur duymayı bilin. Çünkü yöneticiniz Venüs sizi diğerlerinden farklı bir şeklide taçlandırmıştır.
Asla sıradan olmayın. Bulunduğunuz ortamın kalitesine, birlikte olduğunuz insanın kişilik özelliklerine dikkat ediniz.
Başkalarını yüceltmek uğruna, bay ve bayan iyi olmaya çalışmayın.
Kendinizi başkalarının gözüyle değerlendirmeyin. Önemli olan sizin kendiniz hakkında ne düşündüğünüzdür.
İş veya özel hayatınızdaki ilişkilerde uyumlu olmak uğruna, sıkıntılarını dile getirmekten çekinmeyin. Eğer bir şey size uymuyorsa bunu mutlaka belirtin.
Size kötülük edenlere aynı şekilde karşılık vermeye çalışmayın.
İnsanları bir birlik etrafında toplayabilen üstün bir kişi olduğunuzu unutmayınız.
Haksızlıklar karşısında doğal zarafetinizle mücadele edin. Karşılık vermeden destek olmayı bilin.
Hangi durum olursa olsun, başkalarının fikirlerini ve bakış açıları sormayı ihmal etmeyin.

AKREP:

Değişim ve gelişimden yana düşünmeyi asla ihmal etmeyiniz.
Olaylar ve insanlar karşısında esnek düşünmeye ve uyumlu davranmaya çalışınız.
Maddi ve manevi yenilenme gücünün anahtarı elinizdedir. Bu nedenle şanslı olduğunuzu biliniz. Hayattan umudunuzu asla kesmeyiniz.
Başkalarının işine size sorulmadıkça karışmayınız. İçinde bulundukları özel durumları öğrenmeye çalışmayınız.
Sabırsız davranmayınız, yargılamalarda bulunmayınız.
Birisini sevmediyseniz, kafayı bu kişiye taktıysanız, ağzıyla kuş tutsa size yaranamayacaktır. Lütfen bu huyunuzdan vazgeçiniz.
Hedeflerinizi öz disiplin duygunuz sayesinde gerçekleştirebilirsiniz. Bu gücünüzü daima ön planda tutunuz.
Yapıcı değişimlerden yana olunuz.
Sizi durgunlaştıran veya enerjinizi düşüren herşeyden uzak durunuz. Siz aktif olmalısınız.
İntikam duygunuzu lütfen dizginleyiniz. Çünkü bu duygu gelişiminizin önünde duran tek engeldir.
İşleriniz ne kadar kötüye gitse de, güç ve kararlılık ateşini içinizde asla söndürmeyiniz. Bu güçle karanlıkları aydınlığa çevirebilirsiniz.
Elinizdeki kaynakları doğru alanlarda kullanmayı bilen bir burcun insanısınız. Bu gücünüzden yararlanmak için, gizli yeteneklerinizi açığa çıkarmayı deneyiniz.
Herhangi bir şeye inanmadan önce sağlıklı bir şekilde sorgulamayı unutmayınız.
Başarılması ne kadar zor olsa da, amacınıza odaklanınız. Bu odaklanma her işin altından başarıyla kalkmanızı sağlayıcıdır.
İhtiyacınız olmayan, geçerliliğini yitirmiş kişi veya olaylar üstünde zaman kaybetmeyiniz.
Hırs ve aşırı tutkularınıza yenilmeyiniz.
Aşk hayatınızda aşırı sahiplenici, kıskanç ve saplantılı davranmayınız.
İsteklerinizi elde etmek için karşınızdaki kişiyi bunaltmayınız, cinsellikte ölçüyü kaçırmayınız.
Gücünüzü toplamak ve yenilenmek için, kendinize zaman ayırmayı unutmayınız. Ne durumda olursanız olun, yalnız geçirilen zaman dilimleri size çok iyi gelecektir.

YAY:

Dünyayı keşfetmekten, yeniliklerde bulunmaktan, hayatınızın anlamını aramaktan asla vazgeçmeyiniz.
Öğretmekten, öğrenmekten, araştırmaktan, bilgilenmekten uzak durmayınız. Dünyanın size ihtiyacı olduğunu biliniz.
Yüksek hedefler belirleyiniz. Bu hedeflere ulaşmak için azimli ve kararlı davranınız. Bu sizi dağılmaktan koruyabilir.
Amaçlarınızı belirlediğinizde, ben bunu hallederim demeyi unutmayınız. Çünkü bunu hakikaten başarabilecek kadar güçlüsünüz.
Burcunuz inanç, merhamet, yükselme, genişleme, maneviyat, şans, bilgelik ışığıyla donatılmıştır. Bunların bilincinde olarak güvenle ilerleyiniz.
Büyük düşününüz. Fırsatların ayağınıza gelmesini beklemenize gerek yok. Çünkü siz fırsatları kendiniz yaratabilecek kadar akıllısınız.
Sezgilerinize güveniniz. Onlar sizi yanıltmayacaktır.
Sabırlı olunuz. Çünkü sabır, bilgeliğe giden yolda size rehberdir, ışıktır.
Başkalarının görüşlerine önem veriniz. Çünkü bunları bilirseniz, yanlışları hakkında onları uyarabilirsiniz.
Uzun yolları, uzak ülkeleri, diyarları keşfetmeye hazır olunuz. Belki uzun sürer ama size o kadar çok şey kazandırır kil.
Kısa yoldan zengin olma hayallerine kapılmayınız. Sizin yolunuz uzundur ama kalıcıdır.
Olayları ve durumları sadece kendi bakışınıza göre ele almayınız. Farklı görüşlere tahammül etmeyi unutmayınız.
Sözlerinizi muhakkak tutunuz. Gücünüzü aşan sözler vermemeye çalışınız.
Aşırı abartılı ve coşkulu hareketlerden kaçınınız. Ölçülü olmayı unutmayınız.
Soylu ve asaletli bir insan olduğunuzu unutmayınız. Her daim genç görüneceğinizi biliniz.
Kutsal değerlerinize önem veriniz. Maneviyatınız sizi bir çok kötülükten koruyabilir.
Her zaman bir yedek planınız olsun. Sıkıştığınızda bunu kullanarak sonuca ulaşabilirsiniz.
Eğitim hayatınıza özel önem veriniz. Sonuna kadar gidiniz. Çünkü sizlerin bilgisine insanlığın ihtiyacı vardır.
Açık ve dobra bir kişisiniz. Fakat sözlerinizi tartmadan, iyice düşünmeden sarfetmemeye özen gösteriniz. Çünkü farkında olmadan birilerini kırabilirsiniz.
Eleştirilere açık olunuz. Bunlar gelişiminiz için son derece önemlidir.

OĞLAK:

Evren size sabır, disiplin, sorumluluk, güven olgusunun anahtarlarını vermiştir. Bunlarla her türlü sorunu çözebilir, her kapalı kapıyı açabilirsiniz.
Yakın ilişkilerinizde duygularınızı ve sıkıntılarınızı saklamayınız.
Problemlerinizi ılımlı ve olgun tavırlar içinde çözmeye çalışınız.
Herşeyden kendinizi sorumlu tutmayınız. Başkalarıyla ilgilenirken kendinizi ihmal etmeyiniz.
Sosyal ilişkilerinizi önemseyiniz. Hayatın sadece çalışmaktan ibaret olmadığını biliniz.
Dürüst davranmanız gereken yerlerde, sırf birileri üzülecek diye içinizdekilerini saklamayınız.
Yetenekleriniz konusundaki mütevaziliğinizi koruyunuz. Bunun sizi yücelttiğini biliniz.
Sabırlı davranmaya devam ediniz. Çünkü eninde sonunda ödüllendirileceğinizi biliniz.
Çok çalışmak tabi ki iyidir. Fakat bir gün yaşlandığınızda keyfini süremediğiniz günlerin acısını çekmemek için eğlenmeyi de ihmal etmeyiniz.
Engellerinizin sizi başarıya götüren en önemli itekleyici güç olduğunu unutmayınız.
Güven duygunuzun sarsıldığını hissettiğinizde kendinizi inadına ödüllendiriniz.
Asla karamsar düşünmeyiniz. Zirveye çıkarken minik taşlara çarpabilirsiniz. Ama siz yine de oraya varabilecek güce sahipsiniz.
Büyük zaferlerin sahibi olarak, kendinize olan saygınızı daima ön planda tutunuz.
Soğukkanlılığınızı koruyunuz. Bu sizi her türlü başarıda ön sıralarda tutacaktır.
Başkaları tarafından takdir edilmeyi nasıl bekliyorsanız, siz de diğerlerini başarılarından dolayı kutlayınız.
Sosyal ortamlarda kendinizi, başarılarınızı ve yeteneklerinizi göz önüne alarak ifade etmekten çekinmeyiniz.
Hedefinizi büyük düşününüz. Geleceği parlak olmayan bir yerde bulunmak yerine büyük bir işletmede çalışmayı tercih edin.
Kendi kaderinizi ve kimliğinizi şekillendirmeye çalışırken, toplumsal şartlanmaların esiri olmayınız.
Doğal yapınızla uyuşmayan hiçbir fikri, insanı, şartı ve durumları kabul etmeyiniz.
Hiçbir zaman yaşlanmayacağınızı biliniz. Siz şarap gibi, yıllar geçtikçe daha karizmatik ve daha çekici ve güzel olabileceksiniz. Bu burcunuza verilmiş doğal bir şanstır.

KOVA:

Değişimden korkmayınız. Standart kalıplara bağlı kalmayınız. Orijinal düşüncelerinizi hayata geçirmekten vazgeçmeyiniz.
Gelecek planlarınızı, amaçlarınızı size uygun ortamlarda, sizinle aynı yolda ilerleyebilecek kişilerle paylaşmaya çalışınız.
Özgürlüğünüzü kimsenin tekeline bırakmayınız. Sürüye boyun eğmeyiniz.
Modern düşününüz. Kişisel hedeflerinize saygı gösteren insanlarla bir arada olmaya çalışınız.
Duygularınızı asla ihmal etmeyiniz. Mesafeli ve soğuk olmayınız.
Hedefe varmak veya herhangi bir eylemde bulunmak için, başkalarının onay vermesini beklemeyiniz.
Çevrenizde olan biteni görmezlikten gelmeyiniz. Sabit fikirli olmayınız. Daha geniş gözlüklerle hayata bakmaya çalışınız.
Sizler buluşçu, hayatı kolaylaştırabilen sıradışı, yaratıcı kişilersiniz. Bu özellikler size armağandır. Bu özelliklerinizi ifade etmekten kaçınmayınız.
Sizler üstün bir sezgi gücüne sahipsiniz. Baktığınız her insanın nasıl biri olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz.
Sizler dünyayı yaşanabilir hale getiren, mantık, tarafsızlık, zeka ve barışçıl özellikleriyle donatılmış özel kişilersiniz. Kesinlikle gücünüzü hafife almayınız ve umutsuzluğa kapılmayınız.
Bulunduğunuz alanı yenileştiriniz. Hayatınızda rutinliğe yer vermeyiniz. Siz gelişimci bir burcun insanısınız. Sınırların ötesinde düşünmeye çalışınız.
Gerçek anlamda özgür olmak için, öncelikle bireyliğinizin farkında olmanız gerektiğini biliniz.
Diğerlerinden sizi ayıran farklılıklarınızın, gelişiminizin önünü aydınlatan ışık olduğunu unutmayınız. Sıradan şeylerle yetinmeyiniz.
Yenilikleri özellikle teknolojik gelişmeleri iyi takip ediniz.
Zor durumda olduğunuzda yardım istemekten çekinmeyiniz. Bunun gereksiz ve küçültücü bir şey olduğunu düşünmeyiniz.
Kova burcu, umutlar ve rüyaların, arzuların ve dostlukların burcudur. Yaşamınız boyunca ideallerinizin peşinde koşmaktan ve bunları gerçekleştirmekten vazgeçmeyiniz.
Bulunduğunuz alanda en yüksek konuma gelebilmek için, yenilikleri takip ediniz. Siz bu yenilikleri herkesten daha çabuk öğrenebilir, uygulayabilir, diğerlerinin sizi takip etmesini sağlayabilirsiniz.
Bütün mucize, inanmakta gizlidir. Sezgilerinize kulak veriniz. İç sesiniz nerde ne yapmanız gerektiğini size söyleyen bir rehberdir. Bu ses, zirveye daha kolay çıkabilmenizi sağlayıcıdır.
Daha önce hiç düşünülmemiş olanları keşfetmeye çalışabilir veya eski bir oluşuma yeni yöntemlerle hız kazandırabilirsiniz. Sonrasında ise bunları uygulayabilirsiniz. İşte siz bütün bunları yapabilecek kadar sıradışı bir kişisiniz.
Eş seçerken, farklılıklarınıza saygı duyacak, özgürlüğünüzü denetim altında tutmayacak, sizinle arkadaşça paylaşımlarda bulunacak, üzerinizde denetim uygulamayacak kişileri tercih ediniz. Böylece mutlu bir ilişki yaşayabilirsiniz.

BALIK:

Bilinmeyenlerin gizli anahtarı sizdedir. Siz diğerlerinden daha çabuk ve önce olacaklarını sezinleyebilirsiniz. Ne zaman sıkılsanız ve darda kalsanız bu anahtar size kilitli olan güzelliklerin kapısını açacaktır.
Kendini aşma ve farkındalıklarınızı ortaya koymaktan çekinmeyin.
Yaşamın iniş ve çıkışları sizi yıldırmasın. Endişelerin sizi teslim almasına izin vermeyiniz.
Kafanız karışık olduğunda plan yapmaktan kaçının. Aşırı duyarlılık yanlış kararlar vermenize neden olabilir.
Çıkarlarınızı korumayı unutmayın. Kimsenin iyi niyetinizi kullanmasına göz yummayın.
Gerçekler ortadaysa, görmezlikten gelmeyin. Eğer ilişkinizde sorunlar varsa bunları çözüme kavuşturmak yerine boşver demeyin. Siz mutlu olmaya layıksınız.
Yetersizlik duygusunun sizi esir almasına izin vermeyin. Çünkü sizde herşeyle başedebilecek kadar zengin bir ruh alemi var.
Geri çekilmeyin, pes etmeyin, kararlı olun. Hiçbir şeyin sizi yıldırmasına izin vermeyin. Siz güçlüsünüz bunu unutmayın.
Aşkta kendinizi düşünmekten vazgeçmeyin. Bir ilişki ya eşit şartlarda yaşanmalı veya böyle yaşanması için düzenlemelerde bulunulmalıdır mantığından uzaklaşmayın.
Planlı olmaya çalışın. Bu sizi dağılmaktan koruyacaktır.
Bir durumla baş edemiyorsanız vazgeçmeyin. Farklı yollar ve yöntemler deneyerek konunun üzerine gitmeye çalışın.
İsteklerinizi ertelemeyin. Eğer bir şey sizi mutlu edecekse, ruhunuz huzurlu olacaksa, önünüze engeller çıksa da bunları elde etmekten vazgeçmeyin.
Sırlarınızı çok güvenmedikçe kimseyle paylaşmayın.
Sizi hiçbir kişinin, duygunun ve durumun hapsetmesine, haklarınızı elinizden almasına, sizi yönetmesine izin vermeyin. Siz Jüpiterin güçlü çocuklarısınız. İnancınızla her güçlüğün altından kalkabilir, selamete erebilirsiniz.
Bazen ter dökerek binbir emek vererek oluşturduğunuz şeyler yıkılsa dahi, bunların çok daha güçlüsünü ve çok daha güzelini yapabilecek kadar kuvvetli olduğunuzu biliniz.
Çok bunaldığınızda geriye çekilerek dinleniniz. Ruhunuzu arındırmak için kendinizce aktivitelerde bulununuz. Bu toparlanmanızı ve daha güçlü bir şekilde hayata sarılmanızı sağlayacaktır.
Kurban durumuna düşmeyin. Yeri geldiğinde hayır demeyi unutmayın.
Eğer fırsat bulursanız, duygularınızı kağıda dökün. İnsanlarla paylaşın. Sanatsal aktivitelerde bulunun, mistizmle uğraşın. Şifacı yanlarınız olduğunu bilin.
Sizi uyuşturan, hayata küstüren, enerjinizi zayıflatan, negatif insanlardan uzak durun.
Her yaşanan olumsuz deneyimin, sizi yeni ve harika bir gelişmeye hazırladığını düşünün. Hatta şöyle diyeceğinizi duyar gibiyim. İyi ki o tecrübeyi yaşamışım, yoksa şimdi bu güzelliğe kavuşamayacaktım.

* Alıntı

KAYNAK: SONSUZ ŞİFA

GÜNDE 5 BASİT ŞEY YAPIN HAYATINIZ DEĞİŞSİN.

95486977535[1]

İngiltere’de 400’den fazla bilim insanı araştırmaları sonunda ‘günde beş basit şey’ yapıldığında insanların daha sağlıklı bir ruh haline sahip olduklarını buldu. İsterseniz bu listeden başlayabilirsiniz:

Günde beş basit şey…

1. Her gün insanlarla iletişim halinde olun  Güçlü aile ve arkadaşlık bağları duygusal destek ve mental uyarılma sağlar.

2. Her gün mutlaka bir fiziksel aktivite yapın  Fiziksel aktivite fit olmanızı sağlayarak genel sağlığınıza ve mutluluğunuza katkıda bulunur.

3. Kendinizi ifade etmenin yollarını bulun  Örneğin bahçeyle uğraşmak etrafınızdaki dünyayla iletişime girmeye yardımcı olur. Ya da şiir okumak duygularınızın farkına varmanıza yardımcı olur.

4. Her gün yeni bir şey öğrenmeye çalışın

Örneğin yeni bir dil veya yemek pişirmeyi öğrenmek için zaman ayırın. Hayat boyunca devam eden öğrenme hem zekanızı keskin tutmaya yarar hem de eğlencelidir.

5. Başkalarına yardım edin
Yardım kuruluşlarına arkadaşlarınıza ailenize veya yabancılara yardım edin. Vermenin kendi başına bir ödül olduğunu göreceksiniz.

KAYNAK: SONSUZ ŞİFA

Avucunuzu Açmayı Denediniz Mi?

99d029a9[1]

Asya’da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır: Bir Hindistan cevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır. Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı büyüklüktedir. Yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. Maymun tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır. Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz. Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner, ama kaçamaz. Aslında bu maymunu tutsak eden hiçbir şey yoktur. Onu sadece, kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey, elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.

Bizleri de tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Tüm yapmamız gereken; elimizi açıp benliğimizi, bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır! Bu örnekle benzeştirirsek; ben, sahip olduğumuzu düşündüğümüz her şeyin bizim için birer tuzak olduğunu fark etmediğimizi düşünüyorum:

-Çoğunlukla konuşmaktan fazla bir özelliğini kullanmadığımız son model cep telefonlarına sahip olmak,

-Ortalama 15 m2´sini kullandığımız ama kullandığımız alandan 10-20 kat büyük evlere sahip olmak,

-Belki bir kez giydikten sonra çok uzun sure dolabımızın bir köşesinde unuttuğumuz günün modasına uygun giysilere sahip olmak, -Okumadığımız kitaplara sahip olmak,

-Asla kadranın gösterdiği sürate ulaşamayacağımız en süratli arabaya sahip olmak,

-Bize günde 3-5 kez zamanı, başkalarına sürekli zenginliğimizi gösteren kol saatlerine sahip olmak,

-Sağlığımıza, düzenimize, beynimize korkunç zararlar verse bile envai çeşit
içkilerin bulunduğu gösterişli, dekoratif bir mini bara sahip olmak,

-Vakit bulup gidilemeyen, gidilse bile dinlendirmekten çok uzak; tabiri caizse yorgunluktan haşatımızı çıkaracak deniz kenarına yakın bir yazlık, bir dinlence evine sahip olmak,

-Vaktimize, nakdimize, aklımıza, çenemize zarar verse bile bir futbol takımı taraftarlığına sahip olmak,

-Faizi, getirisi zarara ugramasın diye kıyıp harcanamasa bile bol sıfirlı bir banka defterine sahip olmak,

-Oturmadığımız koltuk takımları, izlemediğimiz dev ekran televizyonlar; kullanmadığımız, faydalanmadığımız daha nelere sahip olmak…

Ya da sahip olduğumuzu sanmak…

-Sadece çevre olsun diye bulunduğumuz ortamlar ve arkadaşlıklar!

O maymun gibi; avucumuzda tuttuğumuz sürece (faydalanamasak bile) sahip olduğumuzu sanmıyor muyuz?

Ve ancak parmaklarımızı gevşetip bunlardan vazgeçtiğimiz zaman gerçekten özgür olup tüm yeteneklerimizi kullanabilir hale gelmeyecek miyiz?

Aslında biz bu dünyaya sahip olmaya değil, şahit olmaya gelmişiz. Ah bunu bir anlayabilsek…

Kaynak: Kozmik Rehberler

* Medine Gül

Ho’oponopono Yöntemi: Seni seviyorum, Özür dilerim , Lütfen beni affet, Teşekkür ederim

Ho’oponopono Yöntemini son zamanlarda sıkça duymaya başladık, birçoklarımıza göre telaffuzu zor gelen bir cümle ama kazandırdıkları ve kattığı değerler bir mucize.

Joe Vitale’nin  Dr.Ihaleakala Hew Len’den öğrenerek Zero Limit kitabında anlattığı şekliyle aktarıyorum.
Bu yöntem; karşımızdaki insanın yaşadığı duyduğumuz öğrendiğimiz anda bizim sorunumuz olarak algılayıp kendi içimizde bundan arınarak karşımızdakini de arındırma yolunu öğretiyor. Sadece insanlar değil her şeyi arındırıp temizlemenin yoludur bu. Tüm bilinen ya da bilinmeyen negatif enerjileri, pozitif olanla değiştirerek arındırır. Bunun içinde sevgi yi kullanır. 4 temel kalıp vardır.
 seni seviyorum
özür dilerim
lütfen beni affet
teşekkür ederim
 cümlelerinden oluşur. Uygulamada çok kolay ve kısa sürede de sonuç veriyor.
 Hayatındaki herhangi bir şeyi değiştirmek istediğinde bakacağın tek bir yer var: kendi için. 2 yıl önce, Hawaii’de, bir koğuş dolusu akıl hastası suçluyu onları hiç görmeden tedavi eden bir terapist olduğunu duymuştum. Terapist, hastaların dosyalarını incelemiş ve sonrasında kendisinin bu kişilerin hastalıklarını nasıl yarattığını görmek için kendi içine bakmış. Kendisi geliştikçe, hastalar da gelişme göstermiş. Bu hikâyeyi ilk duyduğumda bunun bir şehir efsanesi olduğunu düşünmüştüm.

Biri, kendini iyileştirerek başkalarını nasıl iyileştirebilirdi ki? Bu kişi bilge bir kişi olsa bile akıl hastası suçluları nasıl iyileştirebilirdi? Anlamamıştım. Mantıksızdı. Ve hikâyeyi unutup gittim.

Ta ki hikayeyi bir yol sonra yeniden duyana kadar. Terapistin ho’oponopono adında bir Hawaii iyileştirme yöntemi kullandığını duydum. Daha önce bu yöntemi duymamıştım. Hikayeyi yeniden unutup gitmek istemiyordum. Anlatılanlar tümüyle doğruysa, hakkında daha fazla şey öğrenmeliydim. Şu ana kadar “sorumluluk” kelimesinin anlamını, yaptıklarımdan ve düşündüklerimden sorumlu olduğum şeklinde anlardım. Daha ötesinden değil. Ve çoğu insanın da böyle düşündüğünü sanıyorum. Biz yaptıklarımızdan sorumluyuz, başkalarının yaptıklarından değil. Birçok akıl hastasını iyileştiren Hawaiili terapist bana sorumluluğun ne demek olduğu konusunda yeni bir bakış açısı kazandırdı. Adı Dr. Ihaleakala Hew Len. İlk telefon görüşmemiz yaklaşık bir saat sürdü. Ona hikayenin tamamını bana anlatıp anlatamayacağını sordum. Bunun üzerine Len Hawaii Eyalet Hastanesi’nde dört sene boyunca çalıştığını söyledi. Ve hikayesini anlattı.
Akıl hastası suçluların bulunduğu koğuş oldukça tehlikeliymiş. Terapistler bir ay içinde istifa ediyorlarmış. Hastane personeli sıkça hastalık izni alıyormuş ya da istifa ediyormuş. Hastalar tarafından saldırıya uğrama korkusundan dolayı, koğuşta sırtlarını duvara çevirerek yürüyorlarmış. Kısacası burası yaşamak, çalışmak ya da ziyaret etmek için hoş bir yer değilmiş. Dr. Len bana hastaları hiç görmediğini anlattı. Ofisinde oturup hastaların dosyalarını incelemiş.
Hastaların dosyalarına bakarken kendi üzerinde çalışmış. Ve kendi üzerinde çalıştıkça hastalar iyileşmeye başlamış.
“Birkaç ay sonra, daha önceden ellerli kelepçeli dolaşan hastalara serbestçe dolaşmaları için izin verilmeye başlandı,” dedi bana. “Ağır ilaç tedavilerine maruz kalan hastalar ilaç tedavilerini bıraktılar. Serbest bırakılmaları konusunda hiç ihtimal olmayanlar serbest kaldı.” Şaşkınlık içindeydim…
“Sadece bu kadar değil,” diye devam etti. “Ve personel işe gelmekten hoşlanmaya başladı. İşe gelmeme ve sıkça olan işten ayrılmalar bitti. Personel ihtiyaçtan daha fazla sayıda olmaya başladı, çünkü hastalar serbest bırakılıyordu. Personelin yapacak bir işi kalmamıştı. Bugün, bu koğuş kapalı.”
 Ve işte en önemli soru: “Bu insanların değişimine sebep olacak ne yaptın?” dedim
“Onları yaratan kendi parçamı iyileştirdim sadece,” dedi. Anlamadım…
Dr. Len hayatından sorumlu olmanın, hayatındaki her şeyden sorumlu olmak olduğunu söyledi -aslında basit, çünkü her şey senin hayatında oluyor. Tam manasıyla, tüm dünya senin yaratımın.
“Hmmm… Kolay sindirilebilir bir şey değil. “
Söylediklerinden ve yaptıklarından sorumlu olmakla, hayatındaki tüm insanların söylediklerinden ve yaptıklarından sorumlu olmak farklıdır. Gerçek şu ki eğer hayatının sorumluluğunu alıyorsan hayatında gördüğün, işittiğin, tattığın, dokunduğun ya da herhangi bir şekilde deneyimlediğin her şey senin sorumluluğun altındadır.
Çünkü hepsi senin hayatında olmaktadır. Terör eylemleri, ülke yöneticileri, ülkenin mali durumu ve hoşuna gitmeyen diğer şeyler, hepsi şifalanmak üzere sana geliyor. Onlar aslında yoklar… Onlar sadece iç dünyanın birer yansıması…
Sorun onlarda değil, sende. Onları değiştirmek istiyorsan, kendini değiştirmelisin.
Bunu kabul etmeyi ve hayata geçirmeyi bir kenara bırak, kavramak bile kolay değil; biliyorum.
Suçlamak sorumluluk almaktan kolaydır. Fakat Dr. Len’le konuştukça onun kendisini nasıl iyileştirdiğini ve ho’opnopono yönteminin kendini sevmek anlamına geldiğini kavramaya başladım.
Hayatının gelişmesini istiyorsan, onu iyileştirmelisin. Eğer birini iyileştirmek istiyorsan -akıl hastası bir suçlu bile olabilir bu- bunu ancak kendini iyileştirerek yapabilirsin.
Dr. Len’e kendisini nasıl iyileştirdiğini sordum. Hastaların dosyalarına bakarken ne yapmıştı?
“Sadece, tekrar ve tekrar ‘özür dilerim’ ve ‘seni seviyorum’ dedim,” dedi.
Bu kadar mı?
Bu kadar.
Sonuç olarak, kendini sevmek kendini geliştirmenin en önemli yoludur ve kendini geliştirdikçe dünyan gelişir.
Bu konu hakkında bir örnek vermeme izin verin:
Bir gün biri bana beni üzen bir e-posta gönderdi. Eskiden olsa, bu konu üzerindeki çalışmamı, zayıf duygusal noktalarımı araştırarak ya da hoş olmayan bu e-postayı gönderen kişinin bunu neden yapmış olabileceğini bulmaya çalışarak yapardım. Bu sefer, Dr. Len’in yöntemini kullanmaya karar verdim. İçimden “Özür dilerim” ve “Seni seviyorum,” dedim. Bu dediklerimi özellikle bir kişiye yönelik söylemedim. Sadece, dış koşulları yaratan içimdeki parçamı iyileştirmesi için, sevginin ruhunu yardıma çağırdım. Bir saat sonra aynı kişiden bir e-posta daha aldım. Önceki e-posta için özür diliyordu. Bu özür için herhangi özel bir eylemde bulunmamıştım. Ona herhangi bir şey yazmamıştım. “Seni seviyorum” diyerek içimdeki, o kişiyi yaratan parçamı iyileştirmiştim.
Daha sonra Dr. Len tarafından düzenlenen bir ho’oponopono workshopuna katıldım. 70 yaşında, saygıdeğer yaşlıca bir şaman. Ve bir münzevi gibi. Çekim Yasası Sırrı adlı kitabımla ilgili güzel şeyler söyledi. Kendimi geliştirirsem, kitaplarımın titreşiminin artacağını ve okuyucuların bunu hissedeceklerini söyledi. Kısacası, kendimi geliştirirsem okuyucularım da gelişecekti.
“Şu anda piyasada, dış dünyada olan kitaplar hakkında ne dersin?” diye sordum.
“Onlar orada değiller,”dedi. Bilgeliği aklımı karıştırmıştı. “Onlar hala içinde.”
Dış dünya diye bir şey yok.
Bu gelişkin tekniği hak ettiği derinlikte anlatabilmek için bir kitap yazmak gerekir ama kısaca şunu söyleyebiliriz.
Hayatındaki herhangi bir şeyi değiştirmek istediğinde bakacağın tek bir yer var: kendi için.
“İçine baktığında, bunu sevgiyle yap.”
1.Ne olduğuna dair hiçbir fikriniz yok.
İçinizde ve etrafınızda olan her şeyin, bilinçli ya da bilinçsiz, farkında olmanıza imkan yoktur. Bedeniniz ve aklınız şu anda çalışmaktadır ve bunun farkında değildir. Ve havada, radyo dalgalarından düşünce formlarına kadar görünmeyen sayısız sinyal bulunmaktadır ve sizler bunların hiç birini bilinçli olarak algılamazsınız. Gerçeği söylemek gerekirse, tam şu anda kendi gerçeğinizi yaratmaktasınız ama bu olay bilinçli bilginiz ya da kontrolünüzün dışında, bilinçsizce olmaktadır. Bu nedenle istediğiniz kadar olumlu düşünün gene de yaralanırsınız. Yaratıcı olan bilinçli zihniniz değildir.
2. Her şeyi kontrolünüz altında tutamazsınız
Elbette ki olan her şeyden haberiniz olmadığı için, onları kontrol edemezsiniz. Dünyaya emredebileceğinizi düşünmek egosal bir hatadır. Şu anda dünyada neler olduğunun çoğunu egonuz göremediğine göre, sizin için en iyisine egonuzun karar vermesine izin vermek hiç de bilgece olmaz. Seçim sizin elinizde, ama kontrol değil. Ne deneyimle meyi tercih edeceğinize karar vermek için bilinçli zihninizi kullanabilirsiniz, ama onu ifade edip edemeyeceğinizi ya da bunu nasıl ve ne zaman yapacağınızı kendi haline bırakmalısınız. Teslimiyet anahtardır.
3. Yolunuza her ne çıkarsa onu iyileştirebilirsiniz.
Yaşamınızda önünüze çıkan her şey, oraya nasıl geldiğine bakmaksızın, iyileştirmek içindir, çünkü şu anda sizin radarınızdadır. Buradaki varsayım, eğer onu hissedebiliyorsanız, onu iyileştirebilirsiniz de. Eğer onu bir başkasında görebiliyorsanız ve bu sizi rahatsız ediyorsa, o zaman iyileştirmek için oradadır demektir. Ya da Oprah’ın bir keresinde söylemiş olduğu gibi, “Eğer onu fark edebiliyorsanız, ona sahipsinizdir.” Onun neden hayatınızda olduğuna ya da oraya nasıl geldiğine dair hiçbir fikriniz olmayabilir, ama artık farkında olduğunuza göre, onu serbest bırakabilirsiniz. Karşılaştığınız şeyleri ne kadar iyileştirirseniz, tercih ettiklerinizi ifade etmede o kadar net olursunuz, zira başka şeyleri kullanmak için gereken enerjiyi serbest bırakmış olursunuz.
4. Tüm deneyimlerinizden %100 sorumlusunuz.
Hayatınızda başınıza gelenler sizin suçunuz değildir, ama sizin sorumluluğunuzdadır. Kişisel sorumluluk kavramı söylediğiniz, yaptığınız ya da düşündüğünüzün ötesindedir. Hayatınızda yer alan diğer herkesin dediklerini, yaptıklarını ve düşündüklerini de içerir. Yaşamınıza meydana gelen her şeyin sorumluluğunu tamamen alırsanız, o zaman herhangi bir kişi bir sorunu su yüzüne çıkardığında, o sizin de sorununuz olur. Bu üçüncü ilkeye bağlanır, yani yolunuza çıkan her şeyi iyileştirebilirsiniz. Kısacası, şu anki gerçeğiniz için hiç kimseyi ya da hiçbir şeyi suçlayamazsınız. Tüm yapabileceğiniz onun sorumluluğunu almak, yani onu kabul etmek, ona sahip çıkmak ve onu sevmektir. Karşılaştığınız şeyleri ne kadar çok iyileştirirseniz kaynak ile o kadar uyumlu olursunuz.
5. Sıfır limite iletiniz “seni seviyorum” cümlesini söylemektir.
Sizi her şeyin ötesindeki huzura, iyileştirmeden ifade etmeye götürecek bilet sadece “seni seviyorum” cümlesidir. Bu cümleyi Tanrı’ya söylemek içinizdeki her şeyi temizler ve böylece şu anın mucizesini yaşayabilirsiniz: sıfır limiti. Amaç her şeyi sevmek. Fazla kiloyu, bağımlılığı, sorunlu çocuğu ya da konuyu, eşi sevin; hepsini sevin. Sevgi sıkışıp kalmış enerjiyi değiştirir ve serbest bırakır. “Seni seviyorum” demek Tanrıya deneyimleme dileğinizin gerçekleşmesidir.
6. İlham niyetten daha önemlidir.
Niyet zihnin oyuncağıdır; esinlenme Tanrı’dan bir bildirimdir. Bir an gelir, yalvarmak ve beklemek yerine teslim eder ve dinlemeye başlarsınız. Niyet egonun sınırlı görüşünü temel alarak hayatı kontrol etmeye çalışmaktır; esinlenme ise Tanrı’dan gelen mesajı almak ve buna göre hareket etmektir. Niyetler işe yarar ve sonuç verir; esinlenme ise işe yarar ve mucizeler getirir. Hangisini tercih edersiniz?
Zero Limit – Joe Vitale, Dr.Ihaleakala Hew Len