Hipertansiyonla Savaşta En İyi Yöntemler…

complications-of-hypertension[1]

Yüksek kan basıncı olarak da bilinen arteriyel hipertansiyon; kişinin sistolik basınç değerlerinin 140 mm Hg veya daha yüksek ve diastolik basınç değerlerinin 90 mm Hg veya daha yüksek olmasıdır. Hipertansiyon hastalarının, kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riski daha fazla olur.

Kalp hastalıkları dünyadaki hastalık ve ölümlerin başlıca sebebi olduğu için, mümkün olduğunca kısa sürede tedavi edilmeleri çok önemlidir. Şimdi sizlere üç ana nokta ile riski nasıl azaltacağınızı göstereceğiz ve bazı ilaçlar ve ipuçlarından bahsedeceğiz.

Olası Sebepleri

Hipertansiyonun bütün potansiyel sebepleri henüz bilinmese de, genetik durumlardan dolayı oluşabileceği ve yaşam tarzından büyük ölçüde etkilendiği kanıtlanmıştır:

  • Aşırı tuz ve tuzlu gıda tüketimi
  • Obezite
  • Stres ve duygusal yükler
  • Hareketsiz yaşam tarzı
  • Amin içeren gıdaların (tuzlanmış peynir, bira ve şarküteri ürünleri) aşırı tüketimi

Birçok durumda, özellikle de yalnızca diastolik basınç yüksek olduğunda, bu durum karaciğer yetmezliğine yol açabilir. Böyle bir durumda; böbreklerimize iyi bakmalı, sebze ve meyve yönünden zengin bir beslenme programı uygulamalı ve ayrıca uygun miktarda C vitamini içeren besinler tüketmeliyiz.

Semptomlar

Yüksek kan basıncı ile ilgili asıl sorun, birçok durumda hiçbir semptom görülmemesidir, bu da çok büyük bir risk oluşturabilir. Görülebilecek bazı semptomlar şunlardır:

  • Baş ağrısı
  • Baş dönmesi
  • Nefes alıp vermede güçlük
  • Göğüs ağrısı
  • Kulak çınlaması ve uğultusu
  • Burun kanaması
  • Bulanık görme
  • Aşırı terleme

Bu semptomlardan birine sahipseniz veya yüksek kan basıncınızın olduğundan şüpheleniyorsanız, en yakın hastaneye veya eczaneye giderek kan basıncınızı ölçtürebilirsiniz ve/veya en yakın zamanda doktora gitmelisiniz.

Sarımsak

Sarımsak, kanı zararlı maddelerden arındırma ve bağırsakları temizleme gibi pek çok tedavide kullanılabilen mükemmel, şifalı bir besindir. Yüksek kan basıncında ise sarımsak, kan damarlarını ve arterleri genişletici görev görür.

Pek çok kişi sarımsağın faydalarını bilir ve her sabah çiğ sarımsak tüketir. Daha lezzetli olması için tost ekmeğine sürebilir, üzerine biraz zeytinyağı ekleyebilirsiniz.

Diğer bir seçenek olarak da, Tibet sarımsak kürünü deneyebilirsiniz.

Sarımsağın kokusuna ve tadına karşı hassas olanlar ise, sarımsak yağı veya sarımsak kapsülü alabilir.

garlic

Limon

Limondan kesinlikle bahsetmemiz gerekir. Asidik bir meyve olmasına rağmen, diğer narenciye meyvelerinden farklı olarak, mideye indiğinde asitleri etkisiz hale getirme özelliği vardır. Ayrıca C vitamini bakımından zengin, harika bir kan temizleyicidir. Yüksek kan basıncına olan faydası ise, sertleşmiş kan damarlarının yumuşamasına ve daha esnek olmasına yardımcı olmasıdır. Üstelik limon, kalp yetmezliğini önlemeye yardımcı olabilen B vitamininden bol miktarda içerir.

Enginar

Enginarın idrar sökücü özelliği vardır. Fazla sıvıyı vücuttan atarak arteriyel tansiyonu düşürür. Yüksek kan basıncı için doğal bir ilaç olarak kabul edilir. Bu bitki ayrıca, arteriyel hipertansiyonu düşüren potasyumdan yüksek miktarda içerir. Sindirime yardımcı olur ve böbrekleri korur.

Enginar bulduğunuzda, soteleyerek veya fırında pişirerek düzenli olarak tüketmenizi tavsiye ediyoruz. Sezonu olmadığında enginar konservesini veya doğal enginar özünü tercih edebilirsiniz.

artichoke-foodiesathome

Diğer Tavsiyeler

  • Kollarınızı sıcak suda, ayaklarınızı ılık-serin suda yıkayın.
  • İdrar sökücü ilaç kullanıyorsanız, hassasiyet ve gerginliğin artmaması için ayrıca potasyum takviyesi almanız veya potasyum içeren yiyecekler (domates, et/balık suyu, muz, smoothieler vb.) tüketmeniz faydalı olacaktır.
  • Egzersiz yapmak önemlidir. Haftada en az üç kez, günde 30-45 dakika enerjik bir şekilde yürümenizi, koşmanızı, bisiklet sürmenizi veya yüzmenizi öneriyoruz.
  • Size yardımcı olabilecek bazı takviyeler var: Koenzim Q10, B5 Vitamini, C Vitamini ve E Vitamini.
  • Kahve, zencefil, çay, mate çayı, meyan kökü ve tütün ürünlerinden uzak durmanızı öneriyoruz. Düzenli olarak tüketildiğinde bu maddeler kan basıncını yükseltir.
  • kaynak: sağlığa bir adım

On Kapıdan Birini Seçin Kişiliğini Keşfedin…

numaralandirilmis-kapilar[1]

Daha önce “On Kapı Kişilik Testi”ni duydunuz mu? Bu test on kapı arasından birini seçerek kişilik çeşidinizi keşfetmenize yardımcı oluyor. İşe, yukarıdaki alternatiflerden bir kapı seçerek başlayın ve takip eden makalede kişiliğiniz hakkında daha fazla bilgi edinin.

Niçin Kapılar?

Bu testin ardındaki sembolizm gerçekten şaşırtıcı. Belki henüz farkında değilsiniz ancak, hayatlarımızdaki her adımda bir kapıdan geçmek zorundayız. Bugüne kadar kaç kapıdan geçtiğinizi, kaçını çaldığınızı ve geleceğinize giden yolda kaç kapı açtığınızı hiç düşündünüz mü?

Kapılar heryerdeler; evimizde iken kapılar bizler için güvenlik sembolleridirler, bir ziyarete gittiğimizdeyse kapılar bizi karşılamak için yine oradadırlar. İşlevleri her zaman aynı olsa da (içeriye girmenize izin vermek, veya vermemek), kapılar değişik ölçü, şekil, materyal, model ve tasarımdadırlar.

Bir ev inşa edilirken, dış kapı, evi tamamlayıcı son bir dokunuş olarak düşünülür. Ahşap olsun, cam veya alüminyum olsun kapılar; önümüzde açılırlar ve bizleri farklı bir dünyanın içerisine alırlar.

İstenilen şeye ulaşma imkanı verilmemek anlamına gelen “kapılar yüzüne kapanmak” deyimini mutlaka duymuşsunuzdur. Veya herhangi bir konuda ilişkiyi kesmeden anlaşma ortamını sürdürmeye çalışmak anlamına gelen “kapıları açık tutmak” deyimini…

Kişiliğinizi ortaya çıkaracak olan şey, bir kapıdan daha iyi ne olabilir ki? Yukarıdaki resimde numaralandırılmış kapılardan birini seçin. Seçiminizi, sevdiğiniz renge veya sayıya göre yapmayın, sadece bütünüyle gözünüze ilk takılan kapıyı seçin. Sonra aşağıdaki analizleri okuyun ve seçtiğiniz kapıya ait kişilik özellikleri ile kendinizi kıyaslayın.

On Kapı, On Farklı Kişilik

Bir Numaralı Kapı

Bu kapı, turkuaz renkte, çift kanatlı, hem içeriyi, hem de dışarıyı görebilmenize olanak tanıyan bir kapı. Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, her şeyin açıkta, görünülebilir olmasından hoşlanan, tam bir eğlence insanısınız demektir. Siz, duygularını gizlemeyen, ve hayat ile ilgili problemleri basit bir yaklaşımla ele alan bir kişiliksiniz. Hayatın sunduğu küçük hazları minnettarlıkla karşılayan, seyahat etmekten ve yeni kültürler tanımaktan hoşlanan bir yapınız var. Her zaman diğerleri için en iyisini istersiniz ve konuklarınız için rahat bir atmosfer oluşturmaktan sizi hiçbir şey alıkoyamaz.

İki Numaralı Kapı

Koyu görünümüyle siyah bir kapı. Kolu kenarında yer alan ve gözetleme deliği bulunmayan bir kapı. Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, bunun sebebi; sizin sade, lükse düşkün olmayan, her zaman veren ve yaptıkları ile gurur duyan ancak daha ileri gitmekle ilgili sorun yaşayan bir yapıda olmanızdır. Unutmamalısınız ki; hayatta, bir kere bile olsa, biraz renkli olmaktan ve hayatın size sunacağı aksiyonlar ile -pozitif olmasa dahi- deneyimlerden zarar gelmez.

Üç Numaralı Kapı

Eğer bu çarpıcı, turuncu renkte, stil sahibi tokmağı ve mandalı olan kapıyı seçtiyseniz, gittiği her yerde ilgiyi üzerinde toplayan, orijinal ve ilginç bir kişiliğiniz var demektir. Tanıştığınız herkes üzerinde unutulamaz bir etki bırakan, ve birçok şeyi yapmakta oldukça başarılı olan bir insansınız. Sanattan hoşlanırsınız ve hemen hemen hiçbir şeyden bir şeyler üretebilirsiniz. Bu kişilikteki insanlar, dünya ile her zaman bağı bulunmayan fanteziler içinde yaşamaya eğilimlidirler ve bir baloncuğun içinde yaşıyor olduklarını çoğu zaman farkedemezler.

Dört Numaralı Kapı

Koyu yeşil renkte, antika dizaynlı, üzerinde birçok kilidi bulunan bir kapı. Bu kapıyı seçen insanlar; müzik, edebiyat, resim veya heykel gibi sanat dallarına yatkın kişiliklerdir. Bazen açık ve arkadaş canlısı biri olabilirken, bazense kapalı ve kendine has bir yaşam tarzı güdebilirler. Bu kapıyı seçenlerdenseniz, kendi düşüncelerinizi ve problemlerinizi kendinize saklama eğilimindesinizdir. Diğerlerinin sizi bir kaya gibi sağlam görmesini istersiniz çünkü.

Beş Numaralı Kapı

Dikkat çekici, mor renkli, üstünde küçük bir penceresi bulunan bir kapı. Bu kapıyı mı seçtiniz? Eğer öyleyse, kendinizi bir yere, bir gruba dahil hissetmeyi önemsiyorsunuz demektir. Ortaya birçok şey koyuyor, yaratıcı olabilmenize olanak tanıyacak şeyler yapıyorsunuz, ancak çoğu zaman bunlarla öylesine meşgulsünüz ki, çevrenizde olup bitenlerin farkında olamayabiliyorsunuz. Bazen biraz rahat olmakta, rutinden sıyrılmakta fayda var. Aktivitelerle doldurulmamış bir gün, boşa geçirilmiş bir gün demek değildir.

Altı Numaralı Kapı

Kırmızı renkte, altın detaylı; gözetleme deliği, tokmağı ve posta yuvası bulunan bir kapı. Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, kendinizden oldukça eminsiniz. Detaylar konusunda şaşırtıcı derecede yetenekli bir bakış açısına sahipsiniz. Nasıl göründüğünüzü ve diğerlerinin sizi nasıl gördüklerini önemsiyorsunuz, ancak işin özünde tam bir facia gibi hissediyorsunuz. Dikkatli olun çünkü kendinize zarar verebilecek bir eğiliminiz olabilir. Diğerleri size nasıl bakarlarsa baksınlar, hakkınızda ne düşünürlerse düşünsünler; kendiniz için yaşamanız gerektiğini hatırlayın, başkaları için değil.

Yedi Numaralı Kapı

Beyaz, sade, ahşaptan yapılmış, detaysız ve biraz da yıpranmış bir kapı. Bu kapıyı seçen insanlar, sade, minimalist ve her zaman yapacak önemli işleri olan kişiliklerdir. Kendilerini diğerlerine adamışlardır. Oldukça duygusaldırlar ve etraflarını duygulara hitap eden objelerle doldurmuşlardır. Aile ve arkadaşları, olmazsa olmazlarıdır. Hallerinden memnun ve sağlam kişiliktedirler. Onlara tavsiye; hayatlarındaki formaliteleri biraz değiştirme fırsatından faydalanmaları.

Sekiz Numaralı Kapı

Kapı kolu ve tokmağı ihtiyatla renklendirilmiş, modern, mavi bir kapı. Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, eğlenceli ve şakacı, yüreği sonsuza dek genç kalacak birisiniz demektir. Kendinize karşı güven problemleri yaşıyor ve hayatınızın belirli alanlarına dair kaygılar besliyorsunuz. Biraz dağınık, gururlu ve kendisini daha fazla sevmesi gereken bir yapıdasınız. Yanıtı, kendinizi özgürce ifade etmekte bulabilirsiniz.

Dokuz Numaralı Kapı

Açık yeşil renkte, oldukça ağırbaşlı bir kapı. Biraz yıpranmış; en göze çarpan özelliği, ekipmanlarının, kendi ölçülerine göre biraz büyük olması olan bir kapı. Bu kapıyı seçenlerin kişiliklerinin ardında yatan; her zaman nesnelerin nasıl işlediklerine dikkat eden ve muazzam bir problem çözme yeteneğine sahip kişiliklerde olmalarıdır. Bunlar, oldukça pratik insanlardır. Temel olana bağlı, karmaşadan uzak, sade yaşamlar sürerler. Kolayca memnun olurlar ve başkalarına yardım etmekten, onlar için bir şeyler yapmaktan memnuniyet duyarlar. Bu tarz insanların, hayatlarında, kendi hayret ve merak sezgilerine daha fazla yer açmaları gerekir.

On Numaralı Kapı

Ahşaptan yapılmış, doğal dokunuşlarla tamamlanmış geniş bir kapı. Üst kısmında dört küçük penceresi bulunmakta. Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, bütünlük ve istikrara önem veriyor olmalısınız. Ayrıca, en küçük detaylardaki kaliteden dahi keyif alıyorsunuz. Her zaman ne istediğini bilen ve hayatı güvenli yaşamaktan hoşlanan birisiniz. Sevmediğiniz bir işte çalışıyorsanız, yaratıcılığınızı arka plana itebilirsiniz. Şunu hatırlamakta fayda var; hayatınızdaki problemler sizin ve kimse onları çözmekle yükümlü değil.

kaynak: sağlığa bir adım

Bugün hepimiz için dua ettim

10408799_10152905303927014_686361189421216421_n[2]

DUA

Bugün hepimiz için dua ettim İki elimi açtım gökyüzüne Tüm sevgileri diledim Olmayacak şeylere Âmin dedim Değil mi ki iste dedi yukarıdaki Ben herşeyi gönülden diledim

Bugün hepimiz için dua ettim Yeni doğmuş bebek kadar masum Henüz kirlenmemiş yürek kadar saf Yeniden başlamayı diledim Herşey baştan olsun istedim.

Bugün hepimiz için dua ettim İnandığımız yüreklerden yalan görmek istemedim Madem ki sevmişiz yürekten Karşılık diledim beklemeden Sevse de olur sevmese de Ben onu sevmişsem derinden

Bugün hepimiz için dua ettim Açlık nedir bilmeden Yaşasın istedim insanlar Elde avuçta ne varsa Paylaşsın tüm canlılar Bolluk artsın soframızda Bozulmasın hiç ağzımızdaki tatlar

Bugün hepimiz için dua ettim Savaşları olmayan bir dünyada Barış içinde yaşamak için İnsanlığa merhamet diledim Yüreğimdekini kaybetmeden Bu güzel hayatı yaşayabilmek için

Bugün şükrettim ben Tanrı’ya Verdiği tüm nimetler için Vermediği içinde Kabul olsun ettiğimiz dualar Söyleyelim hep birlikte bir âmin Ancak çalışmaktır herşeye zemin

09/09/2014 Betül Zavaro

Cebinde iki not taşıyacaksın… Birinde: DÜNYANIN MERKEZİ SENSİN. Diğerinde BİR HİÇSİN” yazacak…

gokkusagi[1]

Cebinde iki not taşıyacaksın.. .

Birinde: DÜNYANIN MERKEZİ SENSİN. Diğerinde BİR HİÇSİN” yazacak…

Kendini bulunmaz Hint kumaşı sanmaya başladığında ikincisini, Yaşadığın hayattan Zevk almamaya başladığında ise birinci notu okuyacaksın…

HAYAT SEVİNCE GÜZEL… ÖNCE KENDİNİ.. SONRA HERKESİ.

Çocukların Hayata Önyargıyla Bakmasına Sebep Olan Masallardan 17 Mesaj

Masallar küçük yaşlarda kafamızda bir sürü yargı oluşutuyor. Ailemiz ve bize anlattıklarından hareketle davranışlarımız şekillenmeye başlıyor. Peki, çocukken sürekli dinlediğimiz masallardaki önyargılar ne olacak? Hayata böyle bakınca daha pembe bir dünya olduğuna emin miyiz?

1. Tüm prensesler güzeldir!

Tüm prensesler güzeldir!
Kendini çirkin bulan kız çocukları, büyük bir bunalıma girebilir. Tehlikenin farkında mısınız?

2. Ve tüm prensler yakışıklıdır!

Ve tüm prensler yakışıklıdır!

Beyaz atlı prens olma hayalini her çocuk kurabilir mi?

3. Üvey anneler her zaman kötüdür!

Üvey anneler her zaman kötüdür!

Anne-babaların boşanma oranın böyle yükseldiği bir devirde, çocuğa masallarla bunu aşılamak da ne doğru bir şey…

4. Ve o kötü üvey anneler ya babanızın ölümüne sebep olur ya da babanız bu kötülüklere engel dahi olamaz.

Ve o kötü üvey anneler ya babanızın ölümüne sebep olur ya da babanız bu kötülüklere engel dahi olamaz.

Buyrun yeni bir travmaya… Babam ölecek mi? Beni korumayacak mı?

5. Uzun boylu bir kadın, kısa boylu bir adamla olamaz.

Uzun boylu bir kadın, kısa boylu bir adamla olamaz.

Bu nasıl katı bir kuraldır? Yedi cüclerden biri neden prensesi öpemiyor da, illa uzun boylu yakışıklı prens geliyor?

6. Çirkin kadınların kötü cadı olma ihtimali yüksektir.

Çirkin kadınların kötü cadı olma ihtimali yüksektir.

Şimdi çocuklar çirkin buldukları herkesi cadı mı sansınlar? Güzel kadının içinde bir cadı yatamaz mı?

7. Güzel kadınların saçı uzun olur.

Güzel kadınların saçı uzun olur.

Bütün güzel masal kahramanları neden uzun saçlı? Kısa saçlı kadınlar prenses olamaz mı mesela?

8. Ebeveyninin izin verdiği saatten sonra dışarıda olursan, başına kötü şeyler gelir.

Ebeveyninin izin verdiği saatten sonra dışarıda olursan, başına kötü şeyler gelir.

Gece 12’de bal kabağına dönme sendromunu kim yaşamadı ki?

9. Her zaman iyiler kazanır!

Her zaman iyiler kazanır!
Çocuk kendini kötü göremez. O zaman her zaman kazanmayı bekler. Başına da hiç kötülük gelmeyeceğini düşünür. E, bu çocuk kötülükle karşılaşınca ne olacak peki?

10. Senden daha fakir ya da daha zengin biriyle birlikte olamazsın.

Senden daha fakir ya da daha zengin biriyle birlikte olamazsın.

Olursun da, onun böyle süper bir gücü, inanılmaz bir cesareti, dağları delmesi falan gerekir…

11. Tanımadığın insanlar kötüdür.

Tanımadığın insanlar kötüdür.

Tanımadığın insandan bir şey alırsan, başına kesinlikle kötü bir şey gelir. Ne yani, elmayı veren cadı değil de, tatlı yaşlı bir nine olamayacak mı şimdi?

12. Fakirsen, ölürsün.

Fakirsen, ölürsün.

Kibritçi Kız’ı çocuklarımıza anlatmak isteriz elbette. Peki ya bu travma ne olacak?

13. Diğerlerinden farklıysan dışlanırsın.

Diğerlerinden farklıysan dışlanırsın.
Sonu nasıl biterse bitsin, o çocuk farklı olanı dışlayanları öğrenerek büyüyecek. Peki, kendini farklı gördüğü an hissettiği korku?

14. Fakirsen, fakir kalırsın; zengin olamazsın.

Fakirsen, fakir kalırsın; zengin olamazsın.
Prens ve Dilenci masalını anlatıp, fakir olan çocukların zihnini neden kirletelim?

15. Yeni bir yol denersen seni kurtlar kapar.

Yeni bir yol denersen seni kurtlar kapar.

Kırmızı Başlıklı Kız’da çok iyi ögeler var kabul. Ama masal dünyasında yaşayan çocukların, yeni şeyler denemesini engellemek doğru mu?

16. Kötüler mutlaka cezalandırılır!

Kötüler mutlaka cezalandırılır!

Cezasız kalan kötülerle yüzleşmeyecek mi bu çocuklar? Dünya o kadar adil değil…

17. Size iyilik yapanlar, aslında kuyunuzu kazıyor olabilir.

Size iyilik yapanlar, aslında kuyunuzu kazıyor olabilir.
Kral Çıplak’la büyüyen çocuk, nasıl etrafındakilere güvenecek?
onedio

Burda Üçkağıtçı Ziya Yatıyor…

12043224_10153050185152014_6967274099151525389_n[1]

Git Beni Babamdan İste

12046922_10153050299122014_1640816432689795442_n[1]

Gökyüzündeki Ağır-Abiler’in ‘’en asık suratlısı’’ Satürn 18 Eylül itibariyle Yay’a dönüp, 20 Aralık 2017’ye kadar bu burçta yolculuğunu sürdürecek…

kahve[1]

KOÇ ve Yükselen KOÇ: Akrep burcundan geçerken Koçları alışmakta zorluk çektikleri değişimler, kaynak kısıtlamaları ve (sevdiklerini/sağlıklarını/güçlerini) kaybetme korkuları sınayan Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken hayata bakışlarını ve ileri dönük planlarını güncellemelerine neden olacak. Bu süreçte, düşünce sisteminizde kalıcı değişiklikler olduğunu farkedeceksiniz. Ya hayallerinizi ya da onları gerçekleştirmek için kullandığınız yöntemleri elden geçireceksiniz. En fazla zorlanacağınız konu ise ”gizli güvensizlik” faktörünü aşmak olacaktır. Koç zora düşmüş, yitirmiş, güçsüz kalmış olmayı en zor sindirebilen burçlardan biridir. Son birkaç yılın deneyimlerini derse çevirememiş olan Koç’ların, kendilerine ve hayata karşı çocukça bir güvensizlik geliştirmiş ve adım atmaktan ürkmeye başlamaları mümkündür. Ama tutarlı ve sabırlı davranmanız halinde, güven duygunuz yeniden pekişecektir. Unutmayın; Hayatın adaletini ve güvenirliğini, genelde akışın beklentimize uyması ile ölçeriz. Oysa ”büyümemizin” ölçüsü hayatın akışına saygı duymak ve uyum göstermek ile paraleldir.

BOĞA ve Yükselen BOĞA: Akrep burcundan geçerken Boğaları gönül ve iş ortaklıkları sınayan Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken kontrolleri dışındaki değişimlere ayak uydurmalarına neden olacak. Kontrol takıntısı ve kalıcılık arayışı ile bilinen Boğa Burcu için sağlam bir sınav olacağına şüphe yok 😉 Bu dönemde bazı mal ve kaynakları elden çıkartıp elde ettiklerini yeni bir düzen kurmak ya da borçlarını kapatmak için kullanabilirler. Ama bol keseden harcamak yerine, kontrollü ve tok gözlü olmaları, beklentilerini makul tutmaları gereken bir dönemdir. Aile yapılarında, yaşam standardı anlayışlarında bazı değişimler olabilir. Sağlık önlemleri almaları veya erteledikleri tedavileri görmeleri de gerekebilir. Bu devrede beklentilerini doyurmak için risk alma arzuları ile kaybetme korkuları arasında kalmaları mümkündür. Unutmayın; Hayatın yaşamaya değer ve doyurucu olması, bize sonsuz kaynaklara sahip olmak ve onları sınırsızca kullanmak gibi gelir. Oysa ”hoşnutluk” kaynaklarımızı verimli kullanarak ve şükretmeyi bilerek varılan bir doygunluk halidir.

İKİZLER ve Yükselen İKİZLER: Akrep burcundan geçerken İkizleri hayat standartlarını korumak için her zamankinden fazla uğraşmaya ya da çok rahat etmedikleri koşullarda çalışmaya mecbur eden ve fiziksel kondisyonlarını / yeme içme biçimlerini elden geçirmeye yönlendiren Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken iş ve hayat arkadaşlıklarına yeni bir gözle bakmalarına neden olacak. Kişisel hareket alanlarına verdikleri önem kadar güçlü ilişki ağları ile de bilinen İkizler Burcunu, ilişkilerdeki tavırlarını ve beklentilerini değiştirecekleri bir süreç bekliyor. 2.5 yıllık devre içinde, maddi ya da manevi ortaklıklar kurduğunuz kişilerle karşılıklı güveninizi, ilişkilerin size katkılarını ve getirdiği yaptırımları sorgulayacaksınız. Evlilik ya da boşanma kararı alabilirsiniz. İkili ilişkilere bakış açınız ya da ilişkide olduğunuz insanların tutumları ve beklentileri tamamen değişebilir.  Ticari işbirliklerinizi elden geçirmek durumunda kalabilirsiniz. Unutmayın; Özgürlük size ”istediğinizi yapmak” gibi gelebilir. Oysa sadık kalmak da bir açıdan bakınca zaaflarından özgürleşmektir. Ve bazen sizi hayatta tutan, çevrenizdeki insanların sadakatidir.

YENGEÇ ve Yükselen YENGEÇ: Akrep burcundan geçerken Yengeçleri ”mutluluk anlayışları, üretken olma ve hayat enerjilerini kullanma şekilleri”  konusunda eğiten Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken hayat standartlarına ve çalışma biçimlerine yeni bir gözle bakmalarına neden olacak. Konfor alanlarına verdikleri önem ile bilinen Yengeç Burcunu, ”kaliteli bir yaşam”, ”iyi bir iş” ve ”huzurlu ve sağlıklı bir hayat” kavramlarını değiştirecekleri bir süreç bekliyor. 2.5 yıllık devre içinde, hayattan beklediklerinizi elde etmek için ne yaptığınızı sorgulayacaksınız. Kaygılı ve güvensiz hissettiğiniz için hem kendinizi hem de yaşadığınız ortamı fazlasıyla eleştirmeniz ve yargılamanız mümkündür. Bu süreçte iş ortamınızı ya da çalışma biçiminizi değiştirme kararı alabilirsiniz. Günlük alışkanlıklarınızı yeni oluşan koşullara göre değiştirmeniz, yeme/içme alışkanlıklarınızı ise sağlık gereksinimlerinize göre düzenlemeniz gerekebilir. Bedensel olarak da, davranış modeli olarak da daha kontrollü ve disiplinli olacaksınız. Unutmayın; Huzur size ”zorluk çekmemek” gibi gelebilir. Oysa zor gibi görünen koşullarla baş edebildiğinizi görmek size dirayet ve içten gelen bir güven hissi kazandıracaktır.

ASLAN ve Yükselen ASLAN: Akrep burcundan geçerken Aslanları ”sabır, güvenlik ve aidiyet anlayışları”  konusunda eğiten Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken ”mutluluk anlayışlarına ve üretkenlik şekillerine” yeni bir gözle bakmalarına neden olacak. Coşkulu bir hayat sürmeye, popüler bir insan olmaya verdikleri önem ile bilinen Aslan Burcunu, ”varolmanın anlamına ve üretken olmaya dair” düşüncelerini değiştirecekleri bir süreç bekliyor. 2.5 yıllık devre içinde, genel olarak hayatınızın hızını biraz kesmeye karar verebilir, enerjinizi boşa harcamak yerine somut bir üretime odaklamak isteyebilirsiniz. Aşk ilişkilerinde yaklaşımınız daha mesafeli ya da tutarlı olabilir. Çocuk sahibi olmayan Aslanlar bu devrede karar alabilir ya da bir başkasının sorumluluğunu üstlenmek yoluyla çocukluktan çıkmayı kabullenebilirler. Bu süreçte enerjinizi odakladığınız alanlar ve kullanma biçiminiz dönüşecektir. Unutmayın; Hayatın anlamı ”anlık güdülerine göre yaşamak ve kendi mutluluğunu her şeyin önüne almak” gibi görünebilir. Oysa bir amaca kendini adamak kadar hayata değer katan ve kendimizi anlamlı hissettiren bir şey yoktur.

BAŞAK ve Yükselen BAŞAK: Akrep burcundan geçerken Başakları ”iletişim biçimleri ve yakınlık kurma anlayışları” konusunda eğiten Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken ”güvenlik, aidiyet ve düzen” anlayışlarına yeni bir gözle bakmalarına neden olacak. Aile ilişkilerinde ve özel hayatlarında hakimiyeti ellerinde tutmaya ve kuralları koyan kişi olmaya verdikleri önem ile bilinen Başak Burcunu, ”hayatı çekip çevirmeye dair” düşüncelerini değiştirecekleri bir süreç bekliyor. Bu dönemde üzerinize yeni sorumluluklar alabilir ve bu sorumlulukların size kişisel hakimiyet ya da güven duygusu kadar ”yük” de getirdiğini idrak edebilirsiniz. Ailenizin yapısında farklılıklar olabilir. Aile büyüklerinizle ilgilenmeniz gerekebilir. Evlenmek ya da boşanmak gibi, kişisel statünüzde değişiklik getiren adımlar atabilirsiniz. Bu dönemde, ait ve sahip olmak kadar sınır koymayı ve son vermeyi de öğreneceksiniz. Unutmayın; Alan değil veren olmak daima güç sağlar. Ama onay ya da saygı görmek için veren kişi de, en az alan kadar bağımlıdır. Eğer başkalarını hoşnut etmek için değil vicdanınızı hoşnut etmek için verirseniz, hem özgür, hem duruma hakim hem de yararlı biri olursunuz.

TERAZİ ve Yükselen TERAZİ: Akrep burcundan geçerken Terazileri ”değer anlayışları ve öncelikleri” konusunda eğiten Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken ”yakınlık kurma biçimlerine ve iletişim anlayışlarına” yeni bir gözle bakmalarına neden olacak. Teraziler, sözleri ve davranışları ile insanlara ayar vermeyi önemserler 🙂 İlişki yönetimi onların hayatlarının merkezindedir. Ama vaatkar olmanın da, beklentili olmanın da bir sınırını koymak gereken zamanlar vardır! Bazen insan başkalarını işine karıştırmadan başının çaresine bakmayı, bazen de başkalarının taleplerine göre değil kendi tercihlerine göre davranmayı öğrenmelidir. Önümüzdeki 2.5 yıl içinde çevrenizi ihtiyaçlarınıza göre daraltacak, sözlerinizi seçerek kullanacak, gerektiği kadar yapıp, gerektiği kadar vereceksiniz. Gücünüzü ilişkileriniz kadar kendinizi de yönetmekten alacaksınız. Bu süreçte, konfor alanınızı korumak için ne kadar fedakarlık yapabileceğinizi kendinize sık sık soracaksınız. Unutmayın; İnsan insana muhtaçtır. Ama kendine yetmeyi bilmeyen insan başkasına da yararlı olamaz ve kendine sınır çizemeyen insan, ”ben” derken ne kastettiğini bilmez.

AKREP ve Yükselen AKREP: Üzerlerinden geçerken Akrepleri ”kendilerini baştan yaratmak” konusunda eğiten Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken ”değer anlayışlarına ve maddi / manevi önceliklerine” yeni bir gözle bakmalarına neden olacak. Akrepler daralmayı sevmezler! İhtiyaç duyabileceklerini düşündükleri her şeyi ellerini altında bulabilmek ve canlarının çektiğini yapabilmek isterler. Önümüzdeki 2.5 yıl içinde ihtiyaçlarınızı kaynaklarınıza göre daraltacak, paranızı, vaktinizi, yeteneklerinizi ”önceliklerinizi dikkate alarak” kullanacaksınız. Yeni bir işe başlamanız, çalışma ya da para kazanma biçiminizde meydana gelecek değişimlere uyum sağlamak için uğraşmanız mümkündür. Konumunuzu korumak için eski yöntemlerin yeterli olmadığını fark edeceksiniz. Bu süreçte ”sevilmeme/önemsenmeme kaygınız” tavan yapsa da kendinizi suni dramalara kaptırmayın 😉 Talep ve sunum biçiminizi elden geçirin. Kendinizi, ”risk alarak ve tehdit oluşturarak” değil, ”güven duyup güven vererek” önemli hissedin. Unutmayın; Değeri zaman içinde değişmeyen hiç bir şey yoktur… Ama öz-değerlerini zaman içinde koruyan insanlar vardır.

YAY ve Yükselen YAY: Akrep’ten geçerken, Yayları ”iç dünyalarını keşfetmek” konusunda eğiten Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken ”benlik tanımlarına ve sınırlarına” yeni bir gözle bakmalarına neden olacak. Yaylar sınırlanmayı sevmezler… Ama sınır yoksa tanım da yoktur! Ve tanımlanamayan hiç bir şeyin elle tutulur bir anlam ya da değer sahibi olması mümkün değildir. Dolasıyla, Yaylar önümüzdeki 2.5 yıl içerisinde ne olmak istiyorlar öyle davranmayı, ne bulmak istiyorlarsa öyle olmayı öğrenecekler. Yalnız manen değil, vücut olarak da güçlenmeye ve fazlalıklarınızdan kurtulmaya yöneleceğinizi müjdelemem lazım 🙂 Satürn’ün en iyi yanı insanı her türlü FİT yapmasıdır. Davranış modelinizin yeni sınırlarını çizerken, bir yandan da güvenlik sınırlarınızı aştığınızı ve güçlü hissetmek için ‘normalde” davrandığınız gibi davranamayacağınızı da göreceksiniz. İş ve özel hayatınızda gelişme sağlamak için, önce kendi tavrınızı elden geçireceksiniz. Unutmayın; Özgürlük, sınırlara saygı ile mümkündür… Ve kendini kontrol altına almayı bilen birini hiç kimse kontrol edemez 😉

OĞLAK ve Yükselen OĞLAK: Akrep’ten geçerken, Oğlakları ”insanlar ve olaylara uygun mesafede durmak” konusunda eğiten Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken ”manevi dünyaya, hayatın elle tutulamayan boyutuna, aynada gördükleri yüzün arka planına” yeni bir gözle bakmalarına neden olacak. Oğlaklar belirsiz sularda yüzmeyi sevmezler… Ama davranış modellerimiz ve seçimlerimiz, kendimize dahi itiraf etmediğimiz birçok eğilim ve bastırıldığı için farklı  yollardan kendini ortaya koyan gizli motivasyonlar ile şekillenir! İçimizde sakladığımız ”zayıf, suçlanmaktan korkan, hayata endişeyle bakan” çocuğu tanımadan, kendimizi tanımamız mümkün değildir. Oğlaklar için, kendilerine itiraf etmedikleri zaaflar ile baş etme zamanıdır. Bu süreçte, ne yapmaları gerektiğine ”alıştıkları yöntemlerle” karar veremedikleri durumlar olabilir. Yön bulmak için, hayatın görülen ve dokunulan dünyadan daha derin bir anlamı olduğuna dair güvenlerini ve bu boyuta teslim olma/direnme eğilimlerini elden geçirmeleri gerekecektir. Unutmayın; Bir insanın kendisi için yapacağı en iyi ilk şey, gölgesi ile yüzleşmek, ikincisi de hayat yolu ile barışmaktır. Varoluş amacına uygun yaşamayı bütün kalbiyle isteyip bu yola teslim olan kişi bir kurban değil, bir görevlidir.

KOVA ve Yükselen KOVA: Akrep’ten geçerken, Kovaları ”sorumluluk anlayışı ve statü kaygısı” konusunda eğiten Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken ”hayatın akışı içinde karşılarına çıkan insanlar, olaylar ve olasılıklara” yeni bir gözle bakmalarına neden olacak. Kovalar meraklı kişiliklerdir. Zira ”aslında risk sevmezler.” Kendi seçtikleri risklerin üzerine gidip, kendi istedikleri alanlarda hayata ve insanlara meydan okumaya kalkışmalarının nedeni, seçmedikleri ve kontrol edemedikleri bir müdahaleye, habersizce yakalanmama arzularıdır 🙂 Ama hayatın ve insanların üzerine bu kadar gitmeye gerek var mıdır? Ya da, insanın diğer insanlarla ve hayatla ilişkisi hep ”baş etmek” kıvamında mı şekillenmelidir? Önümüzdeki 2.5 yıl boyunca, çaresizliği ya da etkisizliği değersizlik ile eş anlamlı görmemeyi öğrenmeniz gerekir. Bu süreç insanları ve olayları manipüle etmeyi seven Kovaları, hayata müdahale etmek yerine gözlemek, dengeyi bozmak yerine dengede kalmak, kendi tercihlerini dayatmak yerine olaylara ve insanlara uygun mesafede durmak konularında eğitecektir. Unutmayın; en büyük risk, hayat değil insanın kendisidir 😉

BALIK ve Yükselen BALIK: Akrep’ten geçerken, Balıkları ”hayat planlarını” elden geçirmek zorunda bırakan Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken ”sorumluluk ve statü anlayışlarına” yeni bir gözle bakmalarına neden olacak. Balıklar olaylara hakim olmaya değil, akıştan etkilenmeden bildiklerini okumaya odaklıdırlar 😉 Her Balık, belirsiz suların özgürlükle eş anlamlı olduğunu ve sınırı çizilip adı konulmuş her durumun, başta insanın kendisini sıkıntıya sokacağını bilir. Ama bazen inisiyatif kullanmak, yön çizmek, kendimize ve bize yönelik beklentilere bir isim ve sınır koymak, eh tabi sonra da bunun gereğini yapmak gerekir :))) Önümüzdeki 2.5 yıl boyunca Balıklar kendilerine ”Ben Kimim?” sorusunu soracak ve yaptıkları tanımın hakkını vermek konusunda çaba göstereceklerdir. Kendinizi bir eleman, bir yönetici, bir eş ya da bir ebeveyn olarak ispat etmeniz beklenecek, beklentilere uygun olmadığınız durumlarda onay almanız da, kendinizden hoşnut olmanız da zorlaşacak, ve bir noktada kendinize ”neden böyle bir duruşu tercih ettiğinizi” sormanız gerekecektir. Unutmayın; kendimize saygı duyabilmek için bazen rahatımızdan bazen de başkalarının gözündeki yerimizden fedakarlık etmemiz ve her iki durumda da sorumluluğu üstümüze almamız gerekir.

kaynak:  junoastrology.com sayfasıdır

Kürk Mantolu Madonna’dan: Bir Vazgeçiş Öyküsünün Başkahramanı Raif Efendi’den 17 Alıntı

Raif Efendi.. 

Bazılarına göre korkak. Hatta o kadar ki Maria’nın bahtsızlığı böyle bir adamı sevmek, Raif’in şansı Maria gibi bir kadın tarafından sevilmek derler..

Bazılarına göre ise yaşadığı doyumsuz saadeti bozmak istemeyen bir aşık.. Korkar çünkü, hadiselere, sevgiye, aşka, hatıralarında bile dokunmaya ürkecek kadar kıymet verir..

Raif Efendi..

1. Esas olan yalnızlıktır..

Esas olan yalnızlıktır..

”Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hala kabul edemiyor musunuz? Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar; ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar.”

2. Ruhlar birbiriyle kucaklaşmak için..

Ruhlar birbiriyle kucaklaşmak için..

”Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ancak birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gidecekti. Bir ruh ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu… Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk. O zaman bütün tereddütler, hicaplar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbiriyle kucaklaşmak için, her şeyi çiğneyerek, birbirine koşuyordu..”

3. Körler gibi.. Rastgele..

Körler gibi.. Rastgele..

“İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.”

4. İnsanlar birbirlerini ne kadar iyi anlıyorlardı..

İnsanlar birbirlerini ne kadar iyi anlıyorlardı..

Hızlı hızlı otele döndüm. Kahvenin gramofonu ve Suriyeli kadının şarkısı kesilmişti. Arkadaşım yatağına uzanmış kitap okuyordu. Bana yandan bir göz attı:

“Ne o, çapkınlıktan mı geliyorsun?” dedi.

İnsanlar birbirlerini ne kadar iyi anlıyorlardı… Bir de ben bu halimle kalkıp başka bir insanin kafasının içini tahlil etmek, onun düz veya karışık ruhunu görmek istiyordum. Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insani hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!.. Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçındığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz?

5. Boğulacak kadar yalnızım..

Boğulacak kadar yalnızım..

”Berlin’de yalnızsınız değil mi?” dedi.

”Ne gibi?”

”Yani… Yalnız işte… Kimsesiz… Ruhen yalnız… Nasıl söyleyeyim… Öyle bir haliniz var ki…”

”Anlıyorum, anlıyorum… Tamamen yalnızım… Ama Berlin’de değil… Bütün dünyada yalnızım… Küçükten beri…”

”Ben de yalnızım…” dedi. Bu sefer benim ellerimi kendi avuçlarının içine alarak: ”Boğulacak kadar yalnızım…” diye devam etti, ”Hasta bir köpek kadar yalnız…”

6. İnsan ömrü doğumdan ölüme kadar tek bir yoldan ibarettir..

İnsan ömrü doğumdan ölüme kadar tek bir yoldan ibarettir..

“Yılbaşının da sence hiçbir hususiyeti yok mudur?” diye sordum.

“Hayır” dedi, “senenin diğer günlerinden ne farkı var sanki? Tabiat onu herhangi bir şekilde ayırmış mı? Ömrümüzden bir sene geçtiğini göstermesi bile o kadar mühim değil: Çünkü ömrümüzü senelere ayırmak da insanların uydurması… İnsan ömrü doğumdan ölüme kadar tek bir yoldan ibarettir ve bunu üzerinde yapılan her taksimat sunidir…”

7. ‘Aşk’ daha güzel nasıl anlatılabilir ki?

'Aşk' daha güzel nasıl anlatılabilir ki?

“Şimdi aramızda noksan olan şeyin ne olduğunu biliyorum.” dedi. “Bu eksiklik sana değil, bana ait…bende inanmak noksanmış… Beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanmadığım için sana aşık olmadığı zannediyormuşum… Bunu şimdi anlıyorum. Demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar…. Ama şimdi inanıyorum… Sen beni inandırdın. Seni seviyorum. Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum… Seni istiyorum…İçimde müthiş bir arzu var… Bir iyi olsam!”

8. Çoçukluğumdan beri ilk defa..

Çoçukluğumdan beri ilk defa..

“…Çocukluğumdan beri belki ilk defa olarak, hayatımın sebepsizliğini ve boşluğunu düşünerek içim ezilmeden, “bugün de geçti işte… ve bütün günlerim hep böyle geçecek, sonra da ne olacak sanki, demeden uykuya daldım..”

9. Aşk, mukavemet edilemez bir istektir!

Aşk, mukavemet edilemez bir istektir!

”Benim beklediğim aşk başka!’ dedi. ‘O, bütün mantıkların dışında, tarifi imkansız ve mahiyeti bilinmeyen bir şey. Sevmek ve hoşlanmak başka, istemek, bütün ruhuyla, bütün vücuduyla, her şeyiyle istemek başka… Aşk bence bu istemektir. Mukavemet edilmez bir istemek!”

10. Unutamamak..

Unutamamak..

“Bir akşam eve dönerken mahallenin bakkalına uğramış, öteberi almıştım. Tam kapıdan çıkacağım sırada, karşı evin bir odasında kira ile oturan bekarın radyosu Weber’in Oberon operası uvertürünü çalmaya başladı. Az daha elimdeki paketleri yere düşürecektim. Maria ile beraber gittiğimiz birkaç operadan biri de buydu ve onun Weber’e hususi bir muhabbeti olduğunu biliyordum; yolda hep onun uvertürünü ıslıkla çalardı. Kendisinden daha dün ayrılmış gibi taze bir hasret duydum. Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde “bu öyle olmayabilirdi!” düşüncesi yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır.”

11. Her zaman bir şeyler noksandır..

Her zaman bir şeyler noksandır..

“Bir şey noksandı, fakat bu neydi? Evden çıktıktan sonra bir şey unuttuğunu fark ederek duraklayan, fakat unuttuğunun ne olduğunu bir türlü bulamayarak hafızasını ve ceplerini araştıran, nihayet, ümidini kesince, aklı geride, ileri gitmek istemeyen adımlarla yoluna devam eden bir insan gibi üzüntülüydüm.”

12. Bizim mantığımızla hayatın mantığı asla birbirine uymuyor..

Bizim mantığımızla hayatın mantığı asla birbirine uymuyor..

”Bir kadın, tren penceresinden dışarı bakabilir, bu sırada gözüne bir kömür parçası kaçar, o ehemmiyet vermeden bunu ovuşturur ve bu minimini hadise dünyanın en güzel gözlerinden birini kör edebilirdi. Göz mü mühim, kömür parçası mı? Asıl hayat teferruattan ibarettir. Bizim mantığımızla hayatın mantığı asla birbirine uymuyor.”

13. Merhamet nedir?

Merhamet nedir?

“…Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğunu zannetmektir ki, ne kendimizi bu kadar büyük, ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur…”

14. Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir.

Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir.
”İçinde hakikaten sevmek kabiliyeti olan bir insan hiçbir zaman bu sevgiyi bir kişiye inhisar ettiremez ve kimseden de böyle yapmasını bekleyemez. Ne kadar çok insanı seversek, asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz. Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir.”

15. ”Beni hayatımda hiç, hiç kimse sevmemişti.”

''Beni hayatımda hiç, hiç kimse sevmemişti.''

“Ona hakikaten dargın değildim; asla kızmıyordum. Sadece müteessirdim. ‘Bunun böyle olması lazımdı’ diyordum. Demek ki beni bir türlü sevemiyordu. Hakkı vardı. Beni hayatımda hiç, hiç kimse sevmemişti.”

16. Bazen birileri sizin için herkes olur..

Bazen birileri sizin için herkes olur..

“Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı. Çünkü o, benim için bütün insanlığın timsaliydi.”

17. Hayat..

Hayat..

”Hayat ancak bir kere oynanan bir kumardır, ben onu kaybettim.”

kaynak: onedio

Bayramda İstanbul’da Kalanlar Üzülmeyin: İstanbul’da Az Bilinen Cennet Gibi 14 Yer

1. Atatürk Arboretumu

Atatürk Arboretumu
Atatürk Arboretumu, Sarıyer’de, Belgrad Ormanı’nın güneydoğusunda, 345 hektarlık alana kurulmuştur. Arboretumda 1500’ü aşkın bitki türü vardır. Arboretum’un doğa güzelliği, farklı bitki türleri ve gölü sizi mest edecektir.

2. Aydos Tepesi

Aydos Tepesi
Kartal, Pendik, Sultanbeyli ve Sancaktepe ilçelerinde bulunan Aydos Tepesi 537 metrelik tepe yüksekliği ile İstanbul‘un en yüksek tepesidir. Ayrıca, İstanbul’un en güzel ormanlarındandır. Böylesi güzel bir atmosferde piknik yapabilir, kuş cıvıltılarıyla birlikte kafanızı dinleyebilirsiniz.

3. Aynalıkavak Kasrı

Aynalıkavak Kasrı
Aynalıkavak kasrı, İstanbul‘un Hasköy, Beyoğlu kıyısında bulunur. Bahçesi özellikle ilkbaharda muhteşemdir. Alt katında, klasik türk müziği aletlerinin sergisi yapılır. Doğayı, tarihi ve yeşillikler içinde kahvaltı yapmayı sevenlerin mutlaka görmesi gereken yerlerin başında gelir.

4. Ayvat Bendi

Ayvat Bendi

Göktürk – Kemerburgaz – Bahçeköy yolu üzerinde bulunmaktadır. İstanbul‘un içinde fakat tüm karmaşadan uzak bu yeşil alan, sizi saatlerce dinlendirecek. Bisiklet parkurunda bisiklet sürebilir, piknik yapabilirsiniz.

5. Beykoz Riva

Beykoz Riva

Riva Beykoz ilçesine bağlı bir mahalledir. Yaz aylarında İstanbul’da denize girilecek yerlerdendir. Tüm mevsimlerde gidilip görülmesi gereken yerlerden biridir. İçinde birçok plaj, mesire ve kamp alanı vardır.

6. Baltalimanı Japon Bahçesi

Baltalimanı Japon Bahçesi
Japon bahçesi, adından da anlaşılacağı gibi Baltalimanı, Sarıyer’dedir. Türk ve Japon halklarının kardeşlik duygularını pekiştirmesi, her iki ulusun kültürel iletişimi gerçekleştirmesi ve birbirlerini daha iyi tanıyabilmeleri adına planlanmıştır.

7. Çilingöz

Çilingöz

Çatalca’nın içinde, yaklaşık 1 – 1,5 saatlik uzaklıkta olan, mükemmel bir denizin bulunduğu ve havasının çok temiz olduğu bir kamp alanıdır. Denize girip, doğayla haşır neşir olabilirsiniz.

8. Durusu Gölü

Durusu Gölü

İstanbul’un kuzey-batısında, kente yaklaşık 40–50 km. uzaklıktadır. Sazlıklarda yuva yapan karabataklara, yaban ördeklerine ve pelikanlara rastlayabilirsiniz. Durusu Gölü’ne gitmişken, yine aynı isimli Durusu Köyü’nü de gezmenizi tavsiye ederiz.

9. Dönüşüm Manastırı

Dönüşüm Manastırı

Dönüşüm Manastırı, Kınalıada’nın Manastır Tepesinde’dir. Bizans’a ait bir manastır kalıntısının üstüne yapıldığı biliniyor. Manzarası muhteşem, tarihi kalıntıları görülmeye değerdir. Dönüşüm Manastırı’nda oksijene de doyacaksınız.

10. Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi
Botanik ressamlığı, bahçevanlık gibi kursların bulunduğu muazzam güzelliklerin olduğu bir bahçedir. Zamanla kendi ekosistemini yaratmış, birçok hayvan türüne ev sahipliği yapıyordur. Mutlaka gidilmesi gereken yerlerdendir.

11. Polonezköy

Polonezköy

Polonezköy, İstanbul‘un Beykoz ilçesinde yer alan, eski adı “Adampol” olan Polonyalı köyüdür. Doğası çok güzeldir. Yemyeşildir bir alana sahiptir. Piknik yapmak, hamak keyfi yapmak için idealdir.

12. Sardala Koyu

Sardala Koyu

Sardala Koyu, bir doğa harikası denebilecek güzellikte, kayalarla çevrili, denizi ılık ve güzel, görülmesi gereken yerlerdendir. Ağva’ya 15 km uzaklıktadır.

13. Tekfur Sarayı

Tekfur Sarayı

Tekfur Sarayı, Fatih ilçesi sınırları içerisinde kalan Edirnekapı semtinde; kara surlarına bitişik olarak inşa edilmiş, konum olarak Edirnekapı ve Eğrikapı arasında kalan kalın duvarlı bir saraydır. Tarih severlerin mutlaka gezip görmesi gereken yerlerden.

14. Madam Martha Koyu

Madam Martha Koyu
Burgazada’nın en güzel koylarındandır Madam Martha Koyu. Yeşille mavinin birbirine karıştığı, hem doğanın hem de denizin çok güzel olduğu bir koydur. Günbatımı izlemek için idealdir.
kaynak: onedio

Ekmek Mayasıyla 2 Ayda Değişime Hazır Olun…!!!

12009693_499757693524181_9207478215033935706_n[1]

Son yıllarda, bitki kökenli doğal malzemelerin kullanımı arttı. Bunun nedeni doğal kozmetiğin gücünün farkına varılması. Bu kez bir doğal güzellik mazemesinden söz edeceğim ki, denediğinizde çok yönlü değişime tanık olacaksınız.

Ekmek mayası cildi pürüzsüz hale getirmek için çok elverişli bir madde. Kırışıklıkların oluşumunu önlemek için maskesini kullanın. Çünkü B1, B2, B6 ve B12, amino asitler ve fosfor, potasyum, çinko, demir, manganez, kalsiyum, magnezyum olmak üzere birçok mineral içeren ekmek mayası cildi yeniler, korur.

Maya, kuru, yıpranmış cilt ve saçlar için de mükemmeldir. Aynı zamanda zayıf ve kırılgan tırnakları güclendirir. Eğer hasarlı, çizgili cilde ve yıpranmış tene sahipseniz, maya maskeleri 2 ay içinde bu sorunları giderir. Ana malzemesi maya olan çeşitli maskelerin nasıl hazırlanacağının tarifini verdim. Haftada 2 kez uygulayın. Yalnız kullanmadan önce cildinizin iyice temizlenmesi gerekir.

Maya ve süt 3 yemek kaşığı sütü biraz ılıtın ve 1 paket mayayı ekleyin ve kremsi karışım elde edince yüz ve boyuna uygulayın 15-20 dakika bekletin. Daha sonra ılık su ile durulayın,

Maya, bal ve zeytinyağı 1 şeker kaşığı zeytinyağını ılıtın. Maya ve 1 çorba kaığı balı karışırın. Zeytinyağını ilave edin. Elde edilen bulamacı yüzünüze sürün. Maske sertleşince, parmaklarınız yardımıyla çıkarın ve ılık suyla yüzünüzü yıkayın.

Maya, süt, keten tohumu ve badem yağı 1 paket mayaya bir tutam ezilmiş keten tohumu ve 3-4 damla badem yağı, biraz da süt ekleyin, karıştırın. Hemen, katılaşmadan yüzünüze sürün. 15-20 dakika sonra yıkayın.

Maya ve şeker Mayaya şeker ilave edince hergün kullandığınız yüz kremleri gibi bir krem elde edeceksiniz. Bir küp mayayla bir çorba kaşığı şekeri karıştırın, iyice çırpın. Yaklaşık 15 dakika yüzünüzde bekletin.

Maya ve buğday tohumu yağı 2 çay kaşığı buğday tohumu yağı ve 1 yumurta sarısını, 1 paket maya ile karıştırın. Maskeden sonra ılık su ile durulayın.

El kremine maya takviyesi El kreminize 1 taze maya katın iyice karıştırın. Ellerinize sürün ve yarım saat bekletin.

Mayanın gençlik mucizesine düzeni kullanımının ardından 2 ay sonra tanık olacaksınız.

Birini ne kadar çok aşağılar yahut dışlarsan, onun durumuna düşme ihtimalin o kadar artar.

opera-on-Shams-Tabrizi[1]

Kimsenin aleyhine konuşma, uzaktan atıp tutma, insanları kem dille yargılama, bil ki yanılırsın…
Bildiklerini unut.
Gel al eline bir silgi, şu yeni başlayan güne bilgilerini silmekle başla.
Zanlarını, yargılarını, önyargılarını ve dahi bütün genellemelerini koy bir çuvala ve hepten terk et…

Gıybet etme sakın, bil ki dedikodu denilen şey mıknatıs gibi kötü enerji çeker.
Kimsenin aleyhine konuşma, uzaktan atıp tutma, insanları kem dille yargılama, bil ki yanılırsın.
Birini ne kadar çok aşağılar yahut dışlarsan, onun durumuna düşme ihtimalin o kadar artar.
Kainatın matematiğidir.
Bir koyar, bir alır insan.
Bilmeden kendi hesabını dürer
Hiçbir konuda emin olma Kendini ayrıcalıklı sayma.
Konumuna ya da mevkine, ismine veya şöhretine güvenme.
Şu hayatta tüm zahiri kisveler sabun köpüğünden ibarettir.
Nazlı nazlı yükselir köpük, derken pat diye sönüverir. Her zaman başkalarından öğrenmeye açık ol.
En iyi bildiğin konularda bile köşeli düşünme, büyük konuşma.
Cümlenin sonuna nokta değil, ünlem değil, virgül yahut üç nokta koy.
Açık bir kapı bırak daima.
Ne kadar bilsen de hiç bir zaman yeterince bilemeyeceğini unutma. Tevazudan şaşma.
Ancak o zaman kurtulabilirsin bilginin cehaletinden.
“Bildiklerini Unut” diyor Dost!

Şemsi Tebrizi

ATALARIMDAN GENETİK OLARAK GETİRDİĞİM: BÜTÜN KONTRATLARIMI İPTAL EDİYORUM.

 butterflies_and_hurricanes[1]
Bu bedende iken ettiğim, ve genetik soyumdaki herhangi birine ait olan bütün yeminleri ve bütün  kontratları iptal ediyorum :
Şimdi bu yeminlerin ve kontratların geçmiş, şimdi ve gelecekte tüm zamanlarda, tüm boyutlarda ve tüm mekanlarda  tüm paralel realitelerde, paralel evrenlerde, alternatif realitelerde, alternatif evrenlerde, tüm gezegen sistemlerinde, tüm kaynak sistemlerde, tüm boyutlarda ve Boşlukta geçersiz ve hükümsüz olduğunu ilan ediyorum.
Ruh, lütfen bu yeminler & kontratlar ile ilişkili olan tüm yapıları, araçları, varlıkları, alışkanlıkları veya etkileri salıver. Bunu yaparken ulu ve ilahi varlıklar, melekler, yedinci boyut ve yukarısındaki yükselmiş üstatlar buna eşilk ediyor ve şifalanıyorum.
Kaynak: sonsuz şifa
Cavit Çağ

Wahe Guru: Karanlıktan Aydınlığa Çıkma Meditasyonu…

meditasyon-kisisel-crop[1]

2. Enerji Merkezimiz (Svadisthana)  ilgili bir meditasyon… 

Svadisthana’nın gölge duygularından biri de suçluluk duygusudur. Bu meditasyonla suçluluk duygunuzdan kurtulabilirsiniz. Aynı zamanda korku ve nevrozları da iyileştirir. Kendinizi zor durumda hissettiğinizde sizi bu durumdan alıp çıkarır ve bütün zorlukları sonsuzluğa teslim eder.

İçsel barışınızı sağlamak için Üstat Yogi Bhajan tarafından öğretilen ve 12 adımda yapılan bir meditasyondur.

Evet her zaman ki gibi sırtımız dik olacak şekilde bir yere oturalım: Eğer yerde rahat oturabiliyorsak bağdaş kurabiliriz / dizlerimizin üzerine oturabiliriz veya sandalyede oturabiliriz. Önemli olan rahat oturmanız ve sırtınız dik olmasıdır. Çok hafif çenemizi içe doğru çekiyoruz. Buna “Boyun Kilidi” veya “Çene Kilidi” denir.

Bütün dünyada Kundalini Yoga ve Meditasyon’a başlarken özel bir mantra söylenir:

ONG NAMO GUROO DAYV NAMO (Selam olsun içimdeki sonsuz ve kutsal bilgeliğe) (Okunuşu: “Ong namo guru deyv namo)

Mantramızı 3 kere monoton bir sesle söyledikten sonra meditasyonumuza başlayabiliriz.

  1. Göz kapaklarınız onda bir oranında açık kalsın. Kirpiklerinizin arasından burnunuzun ucuna odaklanın. Bütün meditasyon boyunca burnunuzdan derin nefesler alıp-verin.
  2. Sessizce “Wahe Guru” mantrasını söyleyeceğiz. Bu bir tür Tanrı’ya sesleniş. “Guru bizi karanlıktan aydınlığa çıkaran her şey. “Wa” derken zihninizi sağ gözünüze yönlendirin. “He” derken zihninizi sol gözünüze yönlendirin ve “Guru” derken de zihninizi burnunuzun ucuna yönlendirin.
  3. Başınıza gelen kendinizi kötü hissettiğiniz bir olayı düşünün
  4. İkinci adımda anlatıldığı gibi “Wahe Guru” deyin.
  5. Bu olayda hissettiklerinizi düşünün ve kişiselleştirin
  6. Tekrar ikinci adımda anlatıldığı gibi “Wahe Guru” deyin.
  7. Aklınıza gelen olayda rolleri tersine çevirin.
  8. Diğer insan olup onun açısından da olaya bakın
  9. Tekrar ikinci adımda anlatıldığı gibi “Wahe Guru” deyin.
  10. Diğer insanı ve kendinizi affedin.
  11. Tekrar ikinci adımda anlatıldığı gibi “Wahe Guru” deyin.
  12. Olayı serbest bırakın ve evrene yollayın.

Bu meditasyonu akşam yaparsanız günün bütün suçluluk duygusunu da evrene yollarsınız.

Meditasyonu bitirirken de monoton bir sesle uzun bir SAT NAM (Ben Gerçeğim, Ben o gerçek olanım) deriz.

SAAAAAAAAAAAT   NAAAAM………..

Kaynak: Özlem  Ataman

ŞÜKÜR OLUMLAMASI

tumblr_nkwnorX9Z01tt9npso1_1280[1]
Şimdi şükrediyorum.Yaşadığım her şey için.Özellikle de başlangıçta kötü sandığım her şey için.Gözyaşlarım , korkularım için. Onların benim tarafımdan yaratıldığını kabul ediyorum. Onları kucaklıyorum. Onlar benim gelişmem… ve kendimi farketmem için kullandığım araçlardı. Yanlışlarımı ve doğrularımı kucaklıyorum. Yaptıklarımı ve yapmadıklarımı.. Onlardan gerekli dersi çıkardım. Şimdi ancak beni gerçekten iyi hissettiricek duygu ve düşünceleri seçiyorum. Bütün yaşadıklarım arasından deneyimin özünü ve anlamını alıyor, bilgeliğini alıyor ve ağırlıklarını bırakıyorum..

Yaşadığım her anı kutsuyorum.Bunlar için kendimi kutluyorum. O , beni her zaman en iyi yerde barındırdı ve en iyi şekilde korudu. Şimdi ben özümdeki o olağanüstü parlaklığı fark ediyorum.Gücümü fark ediyorum ve kullanıyorum. Onlar sayesinde , geçmişde yaptığım yanlışlıklar ve deneyimler sayesinde bu anlayışa erdim. Allah’a teşekkür ediyorum bana bu imkanı verdiği için. Seçtiğim özgürce ve seçimlerin sonuçlarını yaşadım kahramanca. İnsan olmanın onurunu yaşadım.Hayatı yanlız başıma, doğru ve yanlışın açık ve net olarak orada olmadığı bir yerde denedim.

Düşe kalka öğrendim.Ağlaya güle. Kah korktum yerimde çakılı kaldı , kah birilerinden medet umdum ,kah başkalarının dümen suyunda yaşadım. Olsun ! Onlar benim hayattımdı.. Bütün bunları denemeye hakkım vardı ben de denedim.. Hiçbir bahanenin ve mazeretin arkasına saklanmadan ortaya çıkıp sorumluluğumu kabul ediyorum. Kimseyi kınamıyor, suçlamıyorum ve kızmıyorum. Kucaklıyorum bütün deneyimlerimi.. “Keşke” demiyorum , “ama! ” demiyorum. Sadece “evet !” diyorum.

MELYA BOZAN