Arşivler

Mutluluk Hormonları Nelerdir? Ve Nasıl Yükseltilir?

mutluluk-hormonlari[1]

1)Seratonin

2)Dopamin

3)Oksitosin

4)Endorfin

 

1)Serotonin nasıl hissettirir: Neşeli, canlı, zinde

Serotonin eksikliğinde nasıl hissederiz: Depresif, karamsar, öfkeli

Serotonini yükseltmek için: Egzersiz yapın, güneş ışınlarından faydalanın, triptofan içeren gıdaları tüketin (yumurta, çikolata,peynir), düzenli uyuyun

2)Dopamin nasıl hissettirir: Keyifli, hayata bağlı, kendine güvenli

Dopamin eksikliğinde nasıl hissederiz: Üşengeç, unutkan, canı sıkkın

Dopamini yükseltmek için:  Mutlu eden hobiler edinin, müzik dinleyin, c vitamini tüketin, tirozin içeren gıdalar tüketin (muz,salatalık)

3)Oksitosin nasıl hissettirir: Sevgi dolu, şefkatli, cömert ve paylaşımcı

Oksitosin eksikliğinde nasıl hissederiz: Yalnız, sevgisiz, huzursuz

Oksitosini yükseltmek için: Masaj yaptırın, hayal kurun,evcil hayvan besleyin, sevdiklerinize sarılım

4) Endorfin nasıl hissettirir: Neşeli, rahat, pozitif

Endorfin eksikliğinde ne hissederiz: Stresli, gergin, isteksiz

Endorfini yükseltmek için ne yapmalıyız: Acı biber yiyin, aşık olun, düzenli yürüyüş yapın, sizi güldüren videolar seyredin

Kaynak: şifa bul

 

 

 

Hastalıkların Zihinsel Sebepleri…

17103451_1843340322593845_4623149547662142925_n[1]

 

 

**Mideniz agriyorsa; olan herseyin bizim hayrimiza oldugunu bilip sevgiyle hazmedin!
**Boynunuz agriyorsa; olaylara farkli acilardan bakip pozitif taraflarini gormeye calisin, inadi birakin!!!!
**Beliniz agriyorsa; paraya tu, kaka demekten vazgecin!!!
**Ayak ve bacaklar agriyorsa: sol taraf icin; gecmisle baglarinizi koparip gecmiste yasamaktan vazgecin! Sag taraf icin; gelecekten korkmayin, kendi geleceginize guvenin!!!
**Basiniz agriyorsa; degersizlik duygusundan vazgecin, kendinizi onemseyin!!!
**Geceleri uykunuzda dislerinizi gicirdatiyorsaniz; ofkelerinizden kurtulun!!!
**Goz bozuklugu ve agrilari varsa; gormeniz gereken birseyi inatla gormek istemiyorsunuzdur, gormeyi secin!!!
**Kulak agrilari ve duyma bozuklugu icin; inatla kendinizi etrafin seslerine kapatmayin, duymayi secin, o seslerden size mesaj var!!!
**Regl agrilariniz varsa; disiliginizi ve size sundugu avantajlari sevgi ile kabul edin!!!
**Sirtiniz agriyorsa; sucluluk duygusundan vazgecin!!!
**Omuzlariniz agriyorsa; baskalarinin yuklerini, sorumluluklarini tasimaktan vazgecin!!!
**Bogaziniz agriyorsa; kendinizi sevgiyle ifade etmeyi secin, cekingenlikten vazgecin!!!
**Alerjiniz varsa; kendi gucunuzu reddetmeyi birakin. Kime alerjiniz oldugunu dusunun!!!
**Dis agrilariniz varsa; kararsizliginizi birakin!!!
**Bagirsaklarda problem varsa; ihtiyac duymadiginiz seyleri atmanin zamani geldide geciyor!!!
**Kalbiniz agriyorsa; SEVIN!

Güne nasıl başlarsanız bütün gününüz öyle geçecektir O yüzden günü moralle başlamak çok önemlidir İşte mutlu bir gün için size bazı önemli sırlar:

1912170_429075807232111_3248197638145997769_n[1]

 

 

Güne nasıl başlarsanız bütün gününüz öyle geçecektir O yüzden günü moralle başlamak çok önemlidir İşte mutlu bir gün için size bazı önemli sırlar:
* Sabah henüz yataktan kalkmadan (uyandığınız an) dudaklarınıza bir gülümseme gönderin
* Her gün kendiniz için olumlu onaylamalarla uyanmayı alışkanlık haline getirmeye gayret gösterin Örneğin şöyle söyleyebilirsiniz: “Bugünüm aydın olsun”
* Pencerenin önüne gelin ve dışarıya (doğaya bakarak) nefes alıp vermeye başlayın Bu “nefes egzersizleri”ni, nefesinizi izleyerek gerçekleştirin Bunu birkaç kez tekrarlayın
* Sabahleyin eğer kendinizi çok ağır ve hareket edemeyecek kadar yorgun
hissediyorsanız mutlaka egzersizle başlayın güne Ya da enerjinizi sağlamak için bol vitaminli bir kahvaltı hazırlayın Güne enerjik başlarsanız bütün gün öyle geçer Bunu için şu sözü aklınızdan geçirin: “Hiç kimse içindeki coşkuyu kaybetmiş bir insan kadar yaşlı olamaz!”
* Sabahleyin evde ve işte karşılaştığınız insanlara gülümsemeye çalışın Bu sizin için zorsa kendinizi zorlayın Çünkü bedenin de buna ihtiyacı var Gülümsediğiniz zaman kendinizi daha iyi hissedeceğinizi biliyor musunuz? Ancak gülümsemenize canlılık katın, gözlerinizle de gülümsemeye çalışın Bunun aksine kaşlarınızı çattığınız zaman da olumsuz duygularla örülü bir çemberin bedeninizi saracağını
*Her gün birisi ya da bir şey için iyi olduğuna inandığınız bir davranışta bulunun Örneğin “Seni seviyorum” deyin ya da ona çiçek alın İhtiyacı olan birine iyilik yapın Ancak asla “Ben yaptım”, “Ben gittim!”, “Ben hallettim!” gibi sözleri kullanmayın
* İnsan zayıf yanlarıyla da insandır Güçsüzlüklerinizle barış yaptığınız zaman her şey daha kolaylaşacaktır
*Alıntı..

HEMEN BENCE GEREKLİ MUTLULUK ŞARTLARINI VERELİM…..

552048_10150690720774106_1067270201_n[1]

 

 

HEMEN BENCE GEREKLİ MUTLULUK ŞARTLARINI VERELİM…..
Mutlu olmak zor mu ? Nefes almak bir mutluluk değil mi?
1- Asla demeyiniz ( asla asla demeyiniz )
2- ”ama” ve ”fakat” demeyiniz!
3- ”farketmez” derseniz yalan söylemiş olursunuz, her şey fark eder.
4- Hiç bir cümlenizin fiili ” mış, miş ”veya ”lar, ler ”veya ”mişler,mışlar”veya ”larmış,lermiş” le bitmesin,
bunlar sizin bilmediğiniz ve görmediğiniz ,başkasının anlattığı eylemledir ve bunlara göre hareket hem size hem karşınızdakine zarar verir.
5- Başkasının yerine düşünmeyin !!
6- Başkasının yerine karar vermeyin !!
7- Bencilce yaşayın,zaten insan bencildir ve kendisi için yaşar,aksini söyleyip veya düşünüp kendinizi kandırmayın,böylece kim olduğunuzu ve nerede olduğunuzu bilirsiniz. Başkalarına daha az zarar vermiş olursunuz.
8- Pozitif düşünce ile yaklaşın konulara (yapacağım,başaracağım gibi), ama bu Pollyanna’cılık olmasın
9- Asla vazgeçmeyin
10- Geçmişi yargılamayın, bir şey kazanamazsınız sadece tecrübe olarak faydalanın ve mutsuzsanız tekrar etmeyin !
11- Mutlu olmak ve ilerlemek için yaşanan şeyleri tekrar yaşamayın,yaşanmışlardan faydalanın (ateşin el yaktığını öğrenmek için elinizi ateşe sokmaya gerek yok,etrafınıza bakmak ve okumak yeterlidir)
12- Kendinize ve etrafınızdakilere – insanlara güvenin onları sevin!
13- Genelleme yapmayınız! (bütün erkeler veya kadınlar gibi)
14- Siz hissetiğinizi yaşayın ,varsın dünya beğenmesin siz beğeniyorsanız yeterlidir.
15- Bir anı yaşamak için yıllar harcamak başarısızlıktır, başarı bir anda yılları yaşayabilmektir.
16- Ben hep veriyorum, almıyorum demeyin,sadece verirseniz,vermeyi bilmediğinizden o hiç bir yere gitmez.
Almasını bilmeyen veremez, vermesini bilmeyen alamaz, ağlamasını bilmeyen gerçekten gülemez, üzülmesini bilmeyen sevinemez.Her şeyin dengesi vardır.
17- Ve karar verin, şu an sizinde yeni bir hayata başlama anınız olsun !!
Çok mu zor bunları uygulamak,bakın bunları yazın ve uygulayın hayatınızın hemen değiştiğini göreceksiniz.
_____ALINTI_____

Bugün çok özel bir gün.Hem Ekinoks, hem de Dünya’mızın Galaktik / Evrensel enerjiyle hizalandığı gün.

190320171559531412602[1]

 

 

Bugün çok özel bir gün.
Hem Ekinoks, hem de Dünya’mızın Galaktik / Evrensel enerjiyle hizalandığı gün.
Ekinoks Güneş’in Koç burcuna geçtiği, Astrolojik takvimin başladığı ilk gündür. Dünya yaşamının başlangıcını ifade eder. Gece ve Gündüz eşittir.
Eşitleme ve Hizalanma aynı güne gelmesi tesadüf olabilir mi ?
Bir çoğumuz artık biliyor ki; Tesadüf diye birşey yoktur.
Peki bu eşzamanlılık bize nasıl bir işaret veriyor olabilir..
Eşitleme, Dünya yaşamında 3B ile deneyimlediğimiz düaliteden kaynaklanır.
Ying-Yang, Eril-Dişil, Geçmiş-Gelecek, İyi-Kötü, Yanlış-Doğru, Vermek-Almak, Pozitif-Negatif..
Ay bugün Yay burcunda transitine devam ederken; Satürn ile partil kavuşum oluşturuyor.
Ay 27˚ 30’ Yay’da
Satürn 27˚ 33’ Yay’da
Ay, yaratıcı kaynağın üzerimize yansıması ile bizde duygu ve davranışları oluşturur. İçgüdüsel, henüz öğrenilmemiş davranışlarımızdır.
Dünya, bu yansımanın oluştuğu mekan..
Ve üzerinde yaşayan biz insanlar, düalite dünyasında sınırsız simülasyonları gerçekleştirenler..
Satürn, Ruhun Dünya yaşamını Zaman ve Mekan kullanarak, maddesel yanı; Sınırları, kuralları, baskıları, yaptırımları.. ile kısıtlanmasıdır.
Ve burada bulunduğumuz boyutu aşmamız, tekamülümüz için gerekli deneyimleri oluşturur.
Satürn çemberlidir. “Feleğin çemberinden geçmek” tam da budur. Bu zorlu deneyimlerden geçtiğinizde dönüp kendinize baktığınız AN olgunlaşmış bir birey görürsünüz..
Mundan Astroloji’de Ay, halk.. Satürn, yasalar, kanunlar, baskılar, yönetimler, yöneticiler, erk sahibi olanlardır.
Evrenden mesaj var bize; Ey insanlar ! yaşadığınız Dünya bir yandan BÜTÜNün Merkezi, Galaktik / Evrensel enerji ile hizalanırken..
Size her zamankinden biraz daha fazla iş düşüyor.
Deneyim ve farkındalıklarınızla simülasyonları genişletmek, varyasyonlar yaratmak, kombinasyonlar oluşturmak.. için kolları sıvayın..
Eskiden Yeniye geçiş var..
Hızlı tekamül süreçleri ve boyut sıçramaları bizi bekliyor.
Güneş, Koç burcuna girdiğinde ilk karşılaşacağı Venüs Rx, Merkür..
İkili ilişkiler, Aşk, Para piyasaları,, ulaşım ve iletişim..
Konularımız Yay burcu özelliği yurtdışı, yasalar, uluslararası ticaret-ilişkiler-sözleşmeler, yüksek eğitim, akademisyenler, astroloji, din, felsefe, yabancılar, ithalat-ihracat..
Ve arkasından Uranüs Koç, başkaldırıyı, isyanı, faşizan baskıyı, askeri ya da silahlı gücü.. getiriyor.
Dünya insanları olarak, önümüzdeki günlerde zorlu ve sıkı deneyimlerin zaman dilimine adım atıyoruz.
Şimdi hizalanma ve eşitlenme zamanıdır.
Fazla olan taraflarınızı törpüleyin..
Yay UMUTtur da..
Umut; Kapitalist ve emperyalist sistemin yarattığı baskı, zulüm, savaş..la ortaya çıkar.

Kaynak: Nur Özdemir
” Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. ”
Şems-i Tebrizi.
Sevgi ve Aşkla

Burnundan kıl aldırmayanların başı çok ağrır…

vintage_grooming_0_0[1]

 

 

Zengin yaşlı bir adam bir sabah müthiş bir baş ağrısıyla uyanır, İlaç alır, geçmez. Bir iki gün bekler, ağrı devam eder. Doktor çağrılır. Doktor muayene eder, ağrının sebebini anlayamaz sadece ağrı kesiciler verip, gider. Fakat adamın baş ağrısı geçeceğine daha da artarak sürer. Baş ağrısının yanında gözleri de yaşarmaya baslar. Başka doktorlar çağrılır. Adam ağrıyı kesene servet vaat eder. Ama doktorların hiçbiri ağrıyı kesemediği gibi sebebini de bulamaz.
Baş ağrısından geceleri de uyuyamayan adam iyice kötüleşmiştir. Baş ağrısı ve devamlı gözyaşları hayatı çekilmez kılmıştır. Tedavi için yurtdışına da giderler, hastanede uzun bir süre kalır, çeşitli testler yaparlar bir türlü doktorlar teşhis koyamaz.
Memleketine evine dönmesini orada dinlenmesini daha doğrusu son günlerini evinde geçirmesi tavsiye edilir. Zengin adam ne yapalım kaderimiz böyleymiş deyip çaresiz evine döner.
Bir gün, yaşlı adam kendini iyi hissetsin diye eski berberi çağrılır. Berber yataktan kalkamayan yaşlı adamı tıraş ederken, adamcağız derdini anlatır ve ölümü beklediğini söyler. Berber bir an düşünür ve der ki;
– Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın.
Adamın burnunu kontrol eder;
– Hah işte! Kıl dönmüş. Sorun değil ben hallederim.
Deyip yaşlı adamın şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker. Ev halkı yaşlı adamın müthiş çığlığıyla odaya koşar. Berber canı çok yanmış olan yaşlı adamın elinden zor alınır ve cımbızın ucunda tuttuğu yirmi santimlik kılla evden kovulur.
Adamın burnu kanlar içindedir. Pansumanlar yapılır, adam yatıştırılıp tekrar yatağına yatırılır. Ertesi sabah yaşlı adam aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır. Gözlerinin yaşarması geçmiştir. Baş ağrısından ise eser kalmamıştır. Dönen kılın sinire değip gittikçe uzayarak dayanılmaz ıstıraplara yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfeder. Çözümün bu kadar basit olabileceği kimsenin aklına gelmemiştir. Sapasağlam ayağa kalkan yaşlı adam, vaadini yerine getir. Berberi çağırtır ve ona bir servet bağışlar…
Burnundan kıl aldırmayanların başı çok ağrır…

PARAYLA İLGİLİ KÖR İNANÇLARINIZI TANIYIP ONLARDAN KURTULUN

imagesYLDY4UJ3

Bu yazıda bereketin size akmasını durduran şeyin ne olduğunu ve artan yüksek miktarlardaki parayı almaya nasıl açık olabileceğinizi öğrenebilirsiniz.
1. Parayla ilgili engelleyen inançlarınızı tanımlayın
Eğer paranın hayatınıza serbestçe akmasına izin vermiyorsanız, bu her zaman parayla ilgili engelleyen inançlarınız olduğu anlamına gelir.
Bilinçaltınıza ailenizden ve öğretmenlerinizden sıkça tekrar edilmiş kalıpları alırsınız ve böylece bunlar inanca dönüşürler.
Çocukken anne babanızın, öğretmenlerinizin ve diğer otorite figürlerinin hep doğru olduğunu düşündünüz ve böylece fikirlerinin geçerliliğini sorgulamadınız ve hepsini gerçek saydınız. Sıkça tekrar edilen görüş ve kalıpları bilinçaltına aldınız ve hayat deneyiminiz de sahip olduğunuz inançların yansıması haline dönüştü.
Bu tarz inançları tanımlayabilmek için çocukken anne babanızın parayla ilgili hangi görüşlere sahip olduğunu hatırlamanız gerekir. Varlıklı insanları eleştirirler miydi? Genellikle almaya güçlerinin olmadığını mı tekrar ederlerdi? Borçlardan ve bozuk maddi durumdan mı bahsederlerdi? Bütün bunlar bilinçaltınızın derinliklerinde bulunan muhtemel engelleyen inançlar olabilir.
Bu inançları bulup çıkartmak zaman alabilir ancak bu zamana değer. Finansal durumunuz buna bağlıdır. Bunları bir kez açığa çıkardığınızda paranın hayatınıza serbestçe akmasını da sağlayacaksınız.
Sıkça tekrar edilen ifadeleri hatırladığınızda bunları yazın ve yüksek sesle okuyun. Okuduğunuz ifadeye cevap olarak karnınızda negatif bir his oluşuyorsa bu sahip olduğunuz engelleyen bir inancı açığa çıkardığınızı gösterir.
Şimdi bu engelleyen inancı düşünmeye çalışın. Bu inanca sahip olmanın faydası var mı? Bu inancın bereketin akışını engellediğini ve işe yaramaz olduğunu anlamaya çalışın.
Sahip olduğunuz bu inancın başlangıçta size ait olmadığını anlamanız gerekir. O yalnızca anne babanıza veya öğretmenlerinize ait sıkça duyduğunuz bir görüştü ve sonuç olarak bilinçaltınız onu kabul etti.
Anne babanızın sizin yalnızca iyiliğini istediğini anlamalısınız. Onlar da anne babalarından böyle görmüşlerdi ve o yüzden size doğru bir şey öğrettiklerini zannettiler. Bu tarz ifadelerin size zarar vereceğinin farkına varamadılar.
Anne babanızı maddi bereket konusundaki bilgi eksikliğinden dolayı tamamen bağışlamalısınız. Öğretebilecekleri en iyi şeyi öğrettiler o yüzden onlardan aldığınız tüm güzel dersler için takdir edici olun ve çok iyi olmayan dersler için de anlayış gösterin.
Anne babanızı tamamen bağışlayıp onların kıymetini bildiğinizde kısıtlayan inancı da sonsuza dek çözmüş olacaksınız. Şimdi yapacağınız tek şey bereket ile ilgili pozitif bir olumlama söylemek.
Bu olumlamalar şöyle olabilir:Para hayatıma kolayca ve sıkça akıyor.
Farklı kaynaklardan artan miktarlarda para kazanıyorum.
Her gün para kazanma fırsatları ile karşılaşıyorum.
Para kazanmak benim için çok kolay.

Ben şimdi paramı akıllıca kazanıyor, biriktiriyor, harcıyor ve yatırıma dönüştürüyorum.
Parayı bollukla kazanmayı hak ediyorum.
Bir mıknatıs gibi parayı çekiyorum.
Hayatımın işini yaparak büyüyor ve gelişiyorum.
Hayal ettiğimden daha fazla sevgi, mutluluk ve paranın hayatıma girmesine izin veriyorum.
Hem para kazanıp hem de kendimi eğlendirmeyi hak ediyorum.
Tüm dünyanın parasını ve kendi paramı onurlandırıyorum.
Para benim dostumdur.
Para yaşamımda özgürce ve sürekli dolaşıyor.
2. Para akışı tıkanıklıkları için evinizi kontrol edin.
Giriş kapısında, yüzünüzü kapıya dönmüş olarak durduğunuzda evin sol karşı köşesinde ne olduğunu kontrol edin.
Eğer eviniz yoksa ve bir kiralık bir odada yaşıyorsanız, yine aynı şey geçerlidir. Kapıda durun ve içeriye bakarken sol karşı köşede ne olduğuna bakın. Bu köşenin ne içerdiğine bakın.
O köşede bir dağınıklık görüyorsanız orayı mümkün olduğunca çabuk temizlemelisiniz. Para bölgesindeki dağınıklık para akışını tıkar.
Bu bölgeye koyacağınız bazı para sembolleri ile burayı güçlendirin. Bu semboller (Çin paraları, içi para dolu bir kap gibi) geleneksel bereket sembolleri veya size özel semboller olabilir.
Bozuk veya tam çalışmayan şeyleri tamir edin. Böyle şeyler de para akışını tıkar.
Para bölgesi aynı zamanda hayal panonuzu veya maddi olarak arzuladığınız şeylerin resmini koyabileceğiniz harika bir yerdir.
Buraya yeşil veya mor renkli şeyler koyun. Mor çiçekler olabilir veya mor ve yeşil resimler. Yeşil gelişmeyi, mor bereketi sembolize eder. İkisi beraber artan bereketi sembolize eder.
3. Kullandığınız dile dikkat edin
Hiçbir zaman yoklukla ilgili konuşmamalısınız, hangi gerekçe ile olursa olsun. Bu konuda şaka bile yapmamalısınız. Yokluktan bahsettiğinizde yokluğu düşünürsünüz ve yokluğun zihinsel bir görüntüsünü yaratırsınız. Ve sonuç olarak da yokluğa sahip olursunuz.
Maddi durumunuzdan yalnızca olumlu şekilde bahsedin. Eğer paranız yoksa, paranın hayatınıza gelmekte olduğunu ve ihtiyacınız olduğunda paranızın hep olduğunu söyleyin.
Başta yalan gibi görünebilir ancak zamanla bereketle ilgili bu pozitif ifadelere alışacaksınız ve hayatınızda artan bir para akışı deneyimleyeceksiniz.
4. Seçici odaklanmayı uygulayın
Yoklukla ilgili sembollere ve görüntülere bakmayın çünkü yokluk hayatınıza yansır. Daima bolluk bereket ile ilgili sembollere bakın.
Bahçedeki çiçeklerin bereketine, gökyüzündeki yıldızların bolluğuna, lüks arabalara veya zengin insanlara odaklanın. Birçok bereket sembolü vardır. Bu sembollere sürekli olarak odaklandığınızda, yüksek bir titreşim yaymaya başlayacaksınız ve bu da size daha bol para akışını açacak.
Yoklukla ilgili sembolleri tamamen göz ardı edin. Onlara hiç dikkat etmeyin ve bu şekilde yokluğu hayatınıza davet etmemiş olacaksınız. Genel olarak, hayatınızda görmek istediğiniz şeye odaklanın.
5. Bolluk içindeki insanların arasında olun
Eğer tüm arkadaşlarınız parasızsa sizin de maddi zorluklar yaşıyor olmanız sürpriz olmaz. Yalnızca varlıklı en azından borcu olmayan insanların arasında olun. Bu tanıma uyan hiçbir arkadaşınız ya da akrabanız yoksa, maddi durumunuzu yoluna koyana kadar yalnız kalın. Böylece maddi bolluk içindeki kişileri çekmeye başlayacaksınız.
Parasız insanları dışlamak istemeyebilirsiniz ancak parasızlıktan şikayet ederek size verdiği zararları düşünün. Zihninize yokluğun resimlerini işliyorlar ve bu da sizin gerçeğiniz olarak hayatınıza yansıyor.
Sizin için hangisinin daha önemli olduğunu düşünün. Varlıklı olmak ve kendinizi özgürleştirmek mi yoksa şikayet eden arkadaşlarla nefret ettiğiniz bir işe yapışıp kalmak mı? Bu tamamen sizin seçiminiz.
6. Çevrenizde daha fazla para kanıtı yaratın
Sahip olduğunuz tüm ucuz şeylerden kurtulun ve sadece kaliteli olanları bırakın. Sıkça alışverişe gitmemelisiniz çünkü böylece yokluk enerjisi yayan birçok ucuz şey alabilirsiniz. Az alın ancak zenginliği sembolize eden daha kaliteli ürünler alın.
Yüksek fiyatlı eşyalara sıcak bakmıyorsanız bu fikrinizi değiştirme zamanı. Bu o ürünlerin ne olduğuyla ilgili değil, onların değeri, fikri ve markası ile ilgili. Siz bir zenginlik sembolü alıyorsunuz. Bu eşyalara sıcak bakmıyorsanız, onlar sizin için hiçbir zaman alınabilir olmazlar.
7. Bereket titreşimine geçin
Titreşiminizi yükseltin ki bereketle aynı titreşimde olabilin. Yalnızca pozitif şeylere ve bereket sembollerine odaklanın, olumlu konuşun ve hiçbir zaman nefret, kıskançlık, güçsüzlük gibi düşüncelerin içine girmeyin, çünkü bunlar negatif görüntüleri hayatınıza çekerler.
8. Para konusunda kendinizi iyi hissedin
Birisi para konusunu gündeme getirdiğinde, kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Duymaya istekli misiniz, hevesli misiniz, heyecanlı mısınız? Ya da korku, endişe, kafa karışıklığı ve acizlik mi hissediyorsunuz? Bunlar finansal çekim noktanızı gösteren çok farklı titreşimlerdir.
“Kara gün” için para biriktirmemelisiniz çünkü böyle yaparak paraya doğru çok negatif (korku ve acizlik içeren) enerji yönlendirirsiniz. Bunun yerine parayı fırsatlar için bir kenara ayırın. Böylece yeni fırsatlara açık olursunuz ve onları almaya hazır olduğunuz için onlar da size daha çabuk ulaşırlar.
Paraya daha saygılı ve pozitif bir tutum içinde olmaya çalışın, böylece kısa zamanda hayatınıza para akışını yaratmaya başlayacaksınız. Paraya böyle bir tutum içinde olmak size zor geliyorsa; bu durum, konu hakkında hâlâ engelleyen bazı inançlara sahip olduğunuzu gösterir. Bu tarz inançları bulmak ve yok etmek için bu yazıdaki ilk maddeyi yeniden gözden geçirin.
9. Paraya saygıyla davranın
Yolda yerde para görürseniz alın, parayı cüzdanınıza özenle yerleştirin, parayı çantanıza veya cebinize tıkıştırmayın. Paraya saygılı olun ve böylece para sizi izlesin.
Faturalarınızı zamanında ödeyin. Borç aldığınız parayı ödemezseniz, bundan dolayı başka para alamazsınız. Parayı bir yerlerde saklarsanız, bu sahip olacağınız tüm para olur.
Parayı sevgi, mutluluk ve inançla verirseniz, o zaman para akışını açarsınız.
10. Para bağışlayın
Yardım kuruluşlarına, ihtiyacı olanlara ve iyiliğe vesile olacak şeylere para verin. Bu para size on katıyla geri döner. Bu evrensel bir kuraldır.
Paraya ve hayatınızdaki diğer iyi şeylere şükredin çünkü ne kadar şükür içinde olursanız doğası aynı olan şeyler hayatınıza akmaya başlar.
11. Sabırlı olun
Bereket sürecinin tadını çıkarın çünkü yakında zengin olacaksınız. Ancak hâlâ paranızın olmadığının kanıtlarına bakar durursanız emin olun ki para hayatınıza daha yavaş akacak.
Henüz hiç kanıtı olmasa bile, paranın hayatınıza akacağına dair inançlı olun. Paranın yokluğunu gözardı edin ve tüm enerjinizi paranın geldiğine dair inancınıza odaklayın – ve gelir.
Sonuç
Bu para akışını sağlayacak 11 teknik, finansal olarak daha büyük bolluk içinde olmanıza yardım edecek. Bütün teknikleri veya aklınıza yatanları deneyebilirsiniz. İnanç ve heyecanla uygularsanız muhakkak işe yararlar.
Ancak negatif bir tutumla uygulamaya başlarsanız, işe yaramaz çünkü negatif enerji bu tekniklerin faydalarıyla uyumlu değildir.
O yüzden, bu adımlar üzerinde güvenle ve pozitif olarak çalışın ve kısa zamanda gelen paranın tadını çıkarın.
Çeviri: Hakan Arabacıoğlu

Ünlü Filozof Lao Tzu’nun Kötü Günlerinizde Size Güç Verebilecek Enfes Bir Öyküsü

laotzu-696x386[1]
köyün birinde bir yaşlı adam varmış. çok fakirmiş ama kral bile onu kıskanırmış. öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, kral bu at için ihtiyara büyük bir servet teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. “bu at, sadece bir at değil benim için; bir dost. insan dostunu satar mı?” demiş. bir sabah kalkmışlar ki, at yok. köylü ihtiyarın başına toplanmış: “seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. şimdi ne paran var, ne de atın” demişler.
ihtiyar: “karar vermek için acele etmeyin” demiş. “sadece at kayıp” deyin, “çünkü gerçek bu. ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? bunu henüz bilmiyoruz. çünkü bu olay henüz bir başlangıç. arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.”
köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler. aradan 15 gün geçmiş ve at bir gece ansızın dönmüş. meğer çalınmamış, dağlara gitmiş. dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. bunu gören köylüler toplanıp ithiyara gidip özür dilemişler. “babalık” demişler, “sen haklı çıktın. atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var.”
“karar vermek için gene acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar. “sadece atın geri döndüğünü söyleyin. bilinen gerçek sadece bu. ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz.”
köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler ancak içlerinden “bu ihtiyar sahiden saf” diye geçirmişler. bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. evin geçimini sağlayan oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. köylüler gene gelmişler ihtiyara. “bir kez daha haklı çıktın” demişler. “bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. oysa sana bakacak başkası da yok. şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın” demişler. ihtiyar “siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz” diye cevap vermiş.

“o kadar acele etmeyin. oğlum bacağını kırdı. gerçek bu. ötesi sizin verdiğiniz karar. ama acaba ne kadar doğru. hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağını asla bilemezsiniz”
birkaç hafta sonra düşmanlar hanedanlığa çok büyük bir ordu ile saldırmış. kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere gönderme emrini vermiş. köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. köyü matem sarmış. çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş.
köylüler, gene ihtiyara gelmişler. “gene haklı olduğun kanıtlandı” demişler. “oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer…”
“siz erken karar vermeye devam edin” demiş, ihtiyar. “oysa ne olacağını kimseler bilemez. bilinen bir tek gerçek var. benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece allah biliyor.”
lao tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış:
“acele karar vermeyin. hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. karar; aklın durması halidir. karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. buna rağmen akıl, insanı daima karara zorlar. oysa gezi asla sona ermez. bir yol biterken yenisi başlar. bir kapı kapanırken, başkası açılır. bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.”

kaynak: biliyomuydun

Hayatınızı 20 Adımda Güzelleştirin…

Pinkin_8[1]
Bir parça sessizlik taşıyın: Bütün dikkatinizi sessizliğe yöneltin. Tabii bunun için önce sessiz bir köşe seçmeniz gerekiyor. Sonra konsantre olun. Sessizliğin size geldiğini anlayacaksınız, onu dinleyin. Sonra da bu sessizliği gittiğiniz her yere götürün.
Zaman harcayın: Çok çalışan insanlar hiçbir zaman eğlenceli aktivitelerle vakit geçirmezler. Fakat, çok çalışan insanlar için eğlenceli geçirilen zaman, harcanmış vakit sayılmaktan çok uzaktır.
Nefesinizi dinleyin: Nefesinizin sesine konsantre olduğunuzda, soluk alıp verdiğinizi gerçekten duyduğunuzda, kendinizi son derece huzurlu hissedeceksiniz. Bunun için derin soluklar alın. Ve bir çiçeği kokladığınızı hayal ederek nefesi içinize çekin.
Vakti gelince endişelenin: Endişelerin çoğu gelecekle ilgilidir. Birçoğu asla gerçekleşmeyecek olayların etrafında dönüp durur. Bu nedenle yaşadığınız zamana konsantre olun. Böylece “gelecek”, kendi başının çaresine bakacaktır.
Nane için: Eğer daha uyarıcı olan kahve veya siyah çay içmeyi tercih ediyorsanız, sakinleşmeyi unutun, boşa harcanan zaman demektir. Ya da nane çayı gibi bitkisel çayları tercih ederek sakinleşmeye yardımcı olun.
Hassas ayakkabılar giyin: Herhangi bir refleksolojist size gerçek rahatlamanın ayaklardan başladığını söyleyecektir. Açıkça görülüyor ki, rahat ayakkabılar giymek, hiç ayakkabı giymemiş olmak kadar rahatlatıcıdır.
Her şeyin içinde en iyiyi arayın: İnsanlarda ve olaylarda en iyiyi aramayı alışkanlık haline getirin. Bu basit yaklaşımın sizi sakinliğe götürecek iyimserlik ve pozitiflik yarattığını anlayacaksınız.
Tara ve tarat: Birinin saçlarını taramak için vakit ayırın. Daha iyisi, kendi saçlarınızı tarayın veya başkasına taratın. Yavaşça, metotlu ve uzunca. (Taramak birkaç sakinleştirici akupresür noktaya temas ederek mesaj etkisi yaratır ve tekrarlanması daha çok işe yarar.)
İnsan olduğunuzu düşünün: Kusursuz ve mükemmel olmayı başkalarına bırakın. Ne olduğunuzu, kim olduğunuzu düşünün ve bulunduğunuz halden mutlu olun, sonuç olarak daha rahat olacaksınız.
Çocukları izleyin ve ders alın: Çocuklardan sakinlik (huzur!) dersi alın Onların her anlarını, nasıl sadece ve sadece o anın zevki için yaşadıklarını seyredin. Kendinizin de böyle olabileceğinizi düşünün.
Sakin düşünün: Sakin düşüncelere sahip olun. Sakin manzaralar hayal edin, sakin sesleri anımsayın ve ne hissedeceksiniz tahmin edin, bakalım. En iyisi tahminle vakit geçirmeyip hemen uygulamaya başlamak. En iyisi de bir deniz kenarında engin suları seyretmek. Denizin olmadığı yerde gökyüzünün derinliklerine bakabilirsiniz.
Portakal çiçeği spreyleyin: Bir bardak maden suyuna 3 damla portakal çiçeği yağı ekleyin ve rahatlama ihtiyacı hissettiğinizde etrafa bir sprey ile sıkın.
Beyaz giyinin: Giydiğiniz giysilerin nasıl hissettiğiniz yönünde ciddi etkileri vardır. Bedeninizi sıkmayan rahat giysiler, doğal kumaşlar ve açık renkler hep sakinleştirir. Bu yüzden yogiler hep beyaz giyerler.Sahip olmak ile yaşamak arasındaki farkı tanıyın.
Bebek gibi uyuyun: Uykunuzu engelleyen her şey kahve, kola, alkol sakin olabilme yeteneğinizi engeller. Bunları içmek yerine ihtiyacınız olduğu kadar uyuyabilmek için gereken ne ise onu yapın.
Gülümseyin: Gülümsemek yüzünüzdeki başlıca bütün kasları gevşetir. Aynı zamanda kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olacak müthiş bir etki yaratır.
Daha az nefes alın: Oldukça rahatlamış bir insan dakikada sadece 5-8 defa nefes alır. Nefesinizi bukadar düşürdüğünüzde çabucak rahatlayıp gevşeyeceksiniz.
Güzellik saçın: Hayatta nereye giderseniz gidin, ne yaparsanız yapın, bir parça güzellik katmak için gayret edin veya zaten varolan güzelliği geliştirin.
Biraz gözyaşı dökün: Ağlamanın hem duygusal, hem de fiziksel rahatlatıcı bir yanı vardır.
Günbatımını hayal edin: Günbatımları bazen hüzünlü olmalarına rağmen her zaman huzurludurlar. Ve pembe olanları daha da huzur yüklüdür.Cumartesi olduğunu hayal edin.
Değişin: Gergin durumlarla başa çıkmanın iki yolu vardır, ya onları değiştirirsiniz ya da onlara bakış açınızı değiştirirsiniz. Bakış açınızı değiştirmek daha zordur, fakat kişiyi aydınlatır.Kol saatinizi satın:İşte, en çarpıcı sakinleştirici. Hiç saatinizi çıkarttığınız zaman ne kadar sakinleştiğinize dikkat ettiniz mi? Zaman zaman saatinizi çıkartın ve zamanın baskılarından kurtulun.
FORUM SİTESİ spritüeller

Kusurlarımı seviyorum !

991

 

 

Hoplaya zıplaya yürümeyi.. Olur olmaz yerde kahkahalar atmayı …
Canım sıkıldığında avaz avaz bağırmayı …
Bazen herşeyi yüzüme gözüme bulaştırmayı …
Sosyalliğimi ..
Kızınca küsmeyi .. Sinirimi sonuna kadar çıkarmayı …
Heycanlarımı seviyorum …
Normal olmamayı seviyorummmm…
Sadece canımın istediği şeyleri yapmayı …
Gezmeyi, dolaşmayı, yağmurda yürümeyi..
Çalışkanlığımı… Mücadeleciliğimi…
İnsanları sevmeyi,onlara değer vermeyi… Yani hayatı seviyorum …
İYiki varım ..
İyiki ben benim !
Ne mutlu ki mükemmel değilim.. Ben benim!
Benden bitane daha yok !
Seven sevsin, sevmeyen kendini sevsin !

alıntı

Zekalarına Hayran Bıraktıran Kişilere Odaklanmış Hepsi Birbirinden Güzel 19 Film –

Hepimiz bu tarz filmleri izlerken onlar gibi üstün zekalı olmak istiyoruz ama yaşadıkları sorunları görünce pek de kolay hayatları olmadığını görebiliyoruz. Bu tarz karakterleri işleyen birçok film var ama direkt o karaktere odaklanan ve onun hayatına derinlemesine bakmamızı sağlayan o kadar da çok değil. Sizin için, normalin de üstünde zekalara sahip kişilerin anlatıldığı en güzel 19 filmi derledik.

IMDb puanları baz alınarak sıralanmış ve film bilgileri Beyazperde‘den derlenmiştir.

19. Mucize (1996) 6.4

Mucize (1996)  6.4

 

Phenomenon

Araba tamirciliğiyle hayatını idame ettiren, sıradan bir adam olan George Malley’in, bu gösterişsiz hayatı, 37 yaşına bastığı günün sabahında, gökyüzünde gördüğü bir ışık parıltısıyla kökünden değişir. Bu andan sonra mucizevi bir şekilde değişim gösteren genç adam artık, yığınla bilgiyi hafızasında barındırırken yaratıcı fikirler üretebilen olağanüstü bir zekaya ve yakın zamanda meydana gelebilecek olayları tahmin edebilecek seviyede telekinezik güçlere sahip olan bir adama dönüşür. Bu özelliği yakın çevresinden hükümete kadar herkesin dikkatini çekecek, kendisinden türlü şekillerde faydalanmaya çalışanlar olacaktır.

18. Lucy (2014) 6.4

Lucy (2014) 6.4

 

Lucy 

Tayvan’ın başkenti Taipei’nin suça batmış yeraltı dünyası sokak çeteleri, mafya ve işbirlikçi polisler tarafından yönetilirken en aktif ticaret, uyuşturucu ağı üzerinden yürütülür. Eğlenmeyi seven, sıradan bir genç kadın olan Lucy, birkaç gece beraber takıldığı Richard yüzünden kendisini bir anda en azılı uyuşturucu şebekelerinin birinin içine düşmüş bulur. Vücudunun içine kurye olması için yerleştirilen yeni bir tür sentetik uyuşturucu, beklenmedik bir şekilde Lucy’nin vücuduna nüfuz edip kanına karışmaya başlayınca mucizevi bir durumla yüzleşir. Lucy’in damarlarında dolaşan kimyasallar, ona insanüstü yetenekler kazandırmıştır! Artık akıl okuma, telekinezi ve acıyı hissetmeme gibi güçlere sahip olan genç kadın beyinin tüm algı kapılarını sonuna kadar açacaktır…

17. Harika Çocuk (1995) 6.5

Harika Çocuk (1995)  6.5

 

Powder

Jeremy ‘Powder’ Reed, kendi halinde, albino hastalığı olan bir çocuktur. Ancak diğer çocuklara hiç benzemeyen, tuhaf bir yanı vardır. Bu da kendisinin son derece mistik ve süper güçlere sahip olmasıdır. Bu yetenekleri, içerisinde yaşadığı sıradan toplumun düzenini toptan sarsacak düzeydedir.

16. Küçük Adam Tate (1991) 6.6

Küçük Adam Tate (1991)  6.6

 

Little Man Tate

Dede (Jodie Foster) tek başına oğlu Fred’i (Adam Hann-Byrd) büyütmeye çalışıyor. Bir anda, oğlunun aslında bir dahi olduğunu keşfeden Dede, Fred’in hakettiği her şeye sahip olmasını, tüm eğitim imkanlarının kendisine sunulmasını istiyor. Dede, aynı zamanda oğlunu kötü niyetli insanlardan da korumak zorunda.

15. Şah Mat (2014) 7.0

Şah Mat (2014)  7.0

 

Pawn Sacrifice

Soğuk Savaş döneminde geçen filmde, Bobby Fischer Amerika’nın satranç alanında görmüş olduğu en büyük yetenektir. 1972 Dünya Satranç Şampiyonası gelip çatar ve Fischer ile Rus şampiyon Boris Spassky arasındaki epik maç böylece başlamış olur. Ruslar o döneme kadar satrancı domine eden taraftır ancak ilk kez Amerika’nın satranç masasında Rusya‘ya karşı galip gelmesi ihtimali doğmuştur. Bu zorlu maçın heyecanı medyanın da etkisiyle yayılmaya devam ederken Fischer tüm dünyanın ona karşı bir komplo girişiminde bulunacağı paranoyasını yaşamaya başlar…

14. Sonsuzluk Teorisi (2015) 7.2

Sonsuzluk Teorisi (2015)  7.2

 

The Man Who Knew Infinity

Hindistan’ın Madras kentinde yoksulluk içinde büyüyen Srinivasa Ramanujan Iyengar, Birinci Dünya Savaşı sırasında Cambridge Üniversitesi’ne giriş hakkı kazanır. Profesör G. H. Hardy rehberliğinde, Iyengar matematiksel teorinin öncülerinden olacaktır. Filmde gerçekte yaşamış olan matematikçi Srinivasa Ramanujan Iyengar’ın gerçek hikayesi anlatılıyor.

13. Hesaplaşma (2016) 7.4

Hesaplaşma (2016)  7.4

 

The Accountant 

Christian Wolff dahi denebilecek bir matematik uzmanıdır. İnsanlardan çok rakamlarla içli dışlı olan karakter normal bir muhasebe uzmanı gibi görünse de aslında dünyanın en tehlikeli suç örgütleri için freelance olarak çalışmaktadır. Hazine Bakanlığı’nın Suç Yürütme Birimi kendisini araştırmaya başladığında dikkat çekmemek için sıradan gördüğü tehlikesiz bir müşteriyle anlaşan uzman, robotik şirketinde çalışan muhasebe uzmanı kısa bir sürede müşterisinin o kadar da sıradan bir problemi olmadığını fark eder. Christian hesaplarda keşfettiği milyonlarca dolar tutan tutarsızlık üzerine çalıştıkça başına açılan tehlike de büyümeye başlar…

12. Limit Yok (2011) 7.4

Limit Yok (2011)  7.4

 

Limitless

Yaşamı pek de parlak olmayan Eddie, New York’ta düzensiz bir hayat yaşayan ve pek de başarılı sayılmayacak bir yazardır. Kız arkadaşından ayrıldığı bir gün yolda eski bir arkadaşıyla tanışan Eddie’nin hayatı tamamen değişecektir. Eski arkadaşından aldığı bir hap, Eddie’nin beyninin tam kapasite çalışmasını sağlıyordur. Bu ilaç sayesinde eski dünyası değişen, hayata farklı bir gözle bakmaya başlayan Eddie paraya, çekiciliğe ve yüksek bir zekaya sahip olur. Ama aradan çok zaman geçmez, bu yüksek gücün yan etkilerinin ortaya çıkması gecikmez…

11. K-PAX (2001) 7.4

K-PAX (2001) 7.4

 

K-PAX

Prot isimli esrarengiz bir adam, tuhaf tavırları nedeniyle bir psikiyatri kliniğinde stabilize hale getirilmeye çalışılmaktadır. Prot, K-PAX isimli bir gezegenden geldiğini iddia etmekte ve doktorların tüm karşı çıkışlarına rağmen sunduğu bu geçmişinde diretmektedir. Onunla ilgilenen doktor olan Mark Powell ise bu adamın sadece kendisini değil, diğer insanları da anlattığı hikayelerle etkilediğini fark eder. Prot’un tüm anlattıkları insanların kafasını günden güne biraz daha kurcalamaya başlayacaktır.

10. Masum Hamleler (1993) 7.5

Masum Hamleler (1993)  7.5

 

Searching for Bobby Fischer

Büyük Satranç Şampiyonu Bobby Fischer’in yolundan giden satranç ustası minik bir dahi’ nin azim ve kararlılık dolu hayat hikayesi.

9. Pi (1998) 7.5

Pi (1998) 7.5

 

Pi 

Max, çılgın olduğu kadar dahi bir matematik meraklısıdır. Matematiğe ve özelikle de pi sayısına karşı oluşturduğu takıntısı, onun tüm hayatının gidişatını belirlemektedir. Max, on yıldan beri tüm doğanın ölçülebilir bir kodlanma sistematiğine sahip olduğunu fark etmiştir. Artık tek amacı doğanın bu büyük sırrını çözmektedir. Max, elindeki verilerle karşısındaki problemin çözümüne kalkışır. Ancak adım adım vardığı sonuç, onu problemin tam da ortasındaki değişken yapacaktır. Max’ın vardığı nokta, dünyayı temellerinden sarsacak kadar yenilikçidir. Max, bu sonuçları saklamalıdır.

8. Sherlock Holmes (2009) 7.6

Sherlock Holmes (2009) 7.6

 

Sherlock Holmes

Bu dinamik yeni uyarlamada, Holmes ve cesur ortağı Watson, birbirinden tehlikeli maceralara gözlerini karartıp dalıyorlar. Dövüş tekniklerini, efsanevi zekası gibi silah olarak kullanan Holmes, bu serüvende ülkesini tahrip edebilecek ölümcül bir komployu aydınlatmak için yeni bir düşman ile savaşmak zorundadır.

7. Her Şeyin Teorisi (2014) 7.7

Her Şeyin Teorisi (2014) 7.7

 

The Theory of Everything

Film, modern bilim ve teknoloji tarihini değiştiren İngiliz fizikçi ve teorisyen Stephen Hawking’in hayatını ve karısı Jane Hawking ile olan ilişkisini, üniversite döneminden itibaren ele alıyor. Stephen Hawking Cambridge Üniversitesi’nin dehasıyla dikkat çeken bir öğrencisiyken 1965 ve 1991 yılları arasında evli kalacağı Jane Wilde ile tanışır. İkisinin mutlu birlikteliği, Hawking’e henüz 21 yaşındayken teşhisi konulan hastalıkla başka bir boyut kazanır. Tüm olasılıklara meydan okuyan çift evlenip çocuk sahibi olurlar. Yıllar Hawking’in hastalığını daha da şiddetlendirir ve sonunda ilişkilerinin sınırlarını zorlayan bir noktaya sürükler.

6. Benim Adım Khan (2010) 8.0

Benim Adım Khan (2010)  8.0

 

My Name Is Khan

Asperger hastalığı taşıyan Hindistan asıllı Müslüman bir adam, ABD başkanı ile konuşmak ve derdini anlatmak için ciddi bir yolculuğa koyulacaktır. Bunun için tüm ülkeyi baştan başa geçmeyi göze almıştır. Yönetmenliğini Karan Johar‘ın üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda ise Shah Rukh Khan, Kajol ve Sheetal Menon yer alıyor.

5. Yağmur Adam (1988) 8.0

Yağmur Adam (1988)  8.0

 

Rain Man

Filmde Los Angeles’ta maddiyate dayalı bir hayat süren fırlama Charlie ile değişik bir hastalığa sahip Raymond’un dramatik ama aynı zamanda komik de olabilen serüvenleri anlatılıyor. Serseri Charlie, yıllardır uzak kaldığı babasının ölümü üzerine 3 milyon dolarlık mirastan yararlanacağını düşünerek hayaller kurar. Oysa kendisine sadece 1949 model bir Buick bırakan babası, servetin tamamını Charlie’nin daha önce varlığından haberdar olmadığı ağabeyi Raymond’a bırakmıştır. Önemli bir ayrıntı ise, Raymond’un bakıma muhtaç, otistik bir dahi olmasıdır! Maddiyatçı Charlie mirasın en azından bir kısmından vazgeçmek niyetinde değildir. Bunun için Raymond’u kaldığı klinikten kaçırıp ülke çapında bir seyahate çıkarır. Yol boyunca ağabeyinin yaşamı zorlaştıran alışkanlıklarıyla çileden çıksa da otistik adamın matematik ve hafızalama konusundaki insanüstü yeteneği karşısında bol bol hayrete düşer. Nihayetinde Las Vegas’taki kumarhanelerde bu az bulunan kabiliyetten yararlanarak hile yapmaya bile çalışır. Yol boyunca Charlie, sadece Raymond’u değil, geçmişinin bir parçasını ve belki de kendini keşfetme fırsatı da bulacaktır.

4. Yapay Oyun (2014) 8.1

Yapay Oyun (2014)  8.1

 

The Imitation Game

II. Dünya Savaşı Nazi Almanyası’nın hâkimiyetinde birden çok cephede çok çetin biçimde devam etmektedir. İngiliz İstihbaratı tüm yoğun çabalarına ve yüzlerce kişiyi çalıştırmasına rağmen Almanların kullandığı Enigma şifreleme sistemini çözmeyi başaramamıştır. Almanların çok gizli bir biçimde şifrelediği bu yazışmalar, İngilizlere ve müttefiklerine çok ağır kayıplara mal olmuştur. Çözüm olarak İngiliz hükumeti Deniz Kuvvetleri Komutanlığı çatısı altında ülkenin en iyi şifre çözen beyinlerini ve kriptoloji uzmanlarını toplar. Bu isimlerden biri de farklı çalışmalarıyla tanınan ve kendi yöntemlerinden ödün vermeyen genç profesör Alan Turing’dir. Turing’in ekibe katılması dengeleri alt üst edecek ama o güne kadar hiç denememiş büyük çaplı bir girişimin de kapısını aralayacaktır.

3. Akıl Oyunları (2001) 8.2

Akıl Oyunları (2001)  8.2

 

A Beautiful Mind

John Forbes Nash azandığı bir bursla Princeton Üniversitesi’nde öğrenim görmeye başlar. Bu süreçte parlak zekasını her daim hissettiren ve çevresindekilerle uyum sorunu yaşayan dahi Nash, inanılmaz bir teoriyi ortaya sürüp kanıtlama aşamasına kadar gelir. Böylece matematik çevrelerince ününü yayan dahi adam zamanla şizofrenik belirtilerle mücadele etmeye başlar. Nash artık kendi kurgusal gerçekliklerinden oluşturduğu dünyasıyla asıl gerçekleri ayırt edemeyecek bir aşamaya gelir.

2. Can Dostum (1997) 8.3

Can Dostum (1997)  8.3

 

Good Will Hunting

Will Hunting genel iq’nun çok çok üzerinde bir zeka seviyesine sahip, MIT’de temizlikçi olarak çalışan genç bir çocuktur. Temizlik yaptığı akşamlardan birinde, bir sınıfın tahtasında yazılı olan bir matematik sorusuna denk gelir. Çözülmesi neredeyse imkansız olan bu problemi rahatlıkla çözen Will, sessizce ortadan kaybolur. Kısa zaman içerisinde problemi yazan profesör tarafından keşfedilen Will bu başarısını diğer sorularda da sürdürecektir. Ancak bir kavga sebebiyle hapis cezasına çarptırılan gencin, bu beladan kurtulabilmek için profesöre ihtiyacı vardır.

1. Temple Grandin (2010) 8.4

Temple Grandin (2010) 8.4

 

Temple Grandin 

Temple Grandin, adını taşıyan TV filmi başlar başlamaz karşımıza çıkıyor ve “Merhaba, ben Temple Grandin’im!” diye kendini tanıtıyor. Biraz tedirgin, fazlasıyla heyecanlı, tıpkı kahramanın kendisi gibi. Temple hep sorunlu bir çocuk olmuş. Daha otizm kelimesi yeni yeni telaffuz edilirken hastalığının yalnızca kendisinin değil, çevresindekilerin de hayatını zorlaştırdığı bir çocukluk geçirmiş. Dört yaşına kadar konuşamamış. Okula gittiğinde uyum sağlayamamış. Çünkü, annesinin de dediği gibi, diğerlerinden bir eksiği yok, ama onlardan farklı.

Kaynak: Liste liste

Bilimin Açıklayamadığı Gerçek “Olağanüstü Güçlere” Sahip 6 İnsan

maxresdefault[1]

 

 

Gözü kapalıyken saniyeler içinde şaheser çizenler, yalnızca bir bilgisayarın hesaplayabileceği sayıları hesaplayanlar veya hayatlarındaki her ayrıntıyı günü gününe ve saati saatine hatırlayan sıradan insanlar… Hangi türden olursa olsun özel yeteneklere sahip insanlara toplumda sıkça rastlandığı söylenebilir. Ancak özel yetenekler bu insanların yaptıklarıyla sınırlı değil. Sonuçları her zaman tanındık akademik camiada yankılanmasa da, bilim dünyası yıllardır bu yetenekleri araştırıyor. Aşağıda bir an için durup önceden bildiklerinizi tekrar gözden geçirmenize sebep olacak türden örneklere yer verdik.
Ingo Swann ve Uzaktan İzleme
Uzaktan izleme, yüz binlerce kilometre uzakta bulunan bir coğrafi konumu fiziksel olarak orada bulunmadan tarif edebilme yetisidir. Bu yetiye sahip olan birçok insan vardır. Bunun yanı sıra bu durumun doğruluğu da kanıtlanmıştır. CIA ve NSA (ABD Ulusal Güvenlik Ajansı), Stanford Üniversitesi ile birlikte uzaktan izleme konusunu da kapsayan parapsikolojik olgular üzerine 20 yıldan fazla süren bir araştırma yürütmüştür.
Yapılan deneylerde, birden fazla kişi ayrı odalarda bulunan birbirinden farklı objeleri gerçekte o mekânlarda bulunmadıkları halde tarif edebilmişlerdir.
Bu eylem bilincinizi fiziksel olarak bulunduğunuz konumdan uzakta olan bir yere ışınlamaya benzemektedir.
Journal Scientific Exploration’da yayınlanan bir yazıya göre araştırmanın katılımcılarından biri olan Ingo Swann, Jüpiter’i ve o zamanlar bilim insanlarının varlığını henüz bilmediği Jüpiter’in etrafındaki halkayı başarılı bir şekilde tarif edebilmiştir. Ingo, bununla da kalmayıp ayı uzaktan izleme ve parapsikoloji kapsamındaki diğer anormal durumlar hakkında yazmaya devam etmiştir.
İstihbarat teşkilatlarının uzaktan izleme olgusundan faydalandığı doğrudur. Bu yüzden bu programa büyük miktarlarda para yatırmışlar ve zaman harcamışlardır. Acaba kim bilir bu konuda gizli tutulan daha ne gibi bilgiler var?
Uri Geller ve Psikokinezi
Bir diğer güzel örnek ise uzay mühendisi ve fizikçi olan Jack Houck’ın çalışmalarından gelmektedir. Houck, Albay J.B. Alexander ile psikokinezinin (objeleri zihin gücüyle hareket ettirme yetisi) geçerliliğini test etmek için bir takım deneyler düzenlemiştir. Bu deneylerde katılımcılara çeşitli metal objeler kullanarak psikokinetik güçlerini nasıl harekete geçirecekleri öğretilmiştir. Katılımcılar hiçbir fiziksel güç uygulamadan metal objeleri tamamıyla bükmeyi başarmışlardır.
Ayrıca çoğunluğu çocuklardan olan bir grup insanın da fiziksel objeleri “telekinezi” yoluyla bir yerden başka bir yere ışınlayabildikleri aktarılmıştır.
Bu konuda göze çarpan isimlerden biri de medyum Uri Geller’dir. Geller, Amerikan Kongre Binası’ndaki konuşması sırasında hiçbir güç uygulamadan bir kaşığın yukarı doğru bükülmesine sebep olmuştur. Söz konusu kaşık, Geller onu yerine koyup konuşmasına devam ettiği sırada da bükülmeye devam etmiştir.
Bunun bir numara olduğunu düşünseniz ve Uri Geller vakasının geçerliliğini sorgulasanız dahi bilincin maddesel dünyamızı gözle görülebilecek biçimde etkileyebileceğine duyulan inanç, bilim dünyasında, en azından bazı bilim insanları tarafından çoktan kabul edilmiştir.
Kuantum fiziğindeki Çift yarık deneyi bu konudaki iyi örneklerden biridir. Bilim bu tür olguları gözlemleyebilse de bunları henüz yeterince açıklayamamaktadır. Uzayın, birbirinden ayrı cisimler bulundurduğu illüzyonunu yaratan bir yapı olduğu tezi üzerine kurulan kuantum dolanıklığı terimiyle bu durumun belki de bir ilişkisi vardır.
Stephen Wiltshire
3 yaşında otizm teşhisi konulan Stephen Wiltshire, detaylı şehir manzaraları çizen bir sanatçıdır. Wiltshire, saniyeler içinde hatasız bir biçimde gözlemlediği şehir manzaralarını eksiksiz olarak kâğıda aktarabilmesiyle tanınmaktadır.
Aşağıdaki videoda Wiltshire, hafızasında tuttuğu Singapur şehrinin siluetini kâğıda işte böyle aktarmaktadır.
Wim Hof namı diğer “Iceman”
Wim Hof, meditasyon yoluyla neredeyse iki saat boyunca vücut ısısını koruyarak buzda kalmayı başarmış ve birçok bilim insanının dikkatini çekmiştir. Bu olay bilincin, vücudumuzun belirli durumlara ve hastalıklara verdiği tepkilerde ne kadar önemli bir rol oynadığını gösteren ve sayısı gittikçe artan kanıtlardan yalnızca biridir.
Wim, böylesine sert bir koşulda vücut ısısını korumayı başarmasının yanı sıra Everest Dağı’na şortla tırmanmış, yüksek irtifa hastalığına direnmiş ve Namib Çölü’nde hiç su içmeden bir maraton tamamlamıştır. Ayrıca bir laboratuvar düzeneğiyle, otonom sinir sistemi ve bağışıklık sistemini isteği doğrultusunda kontrol altında tutabildiği kanıtlanmıştır.
Bu insanın başardığı neredeyse her şey çoğu kişi tarafından imkansız olarak görülmekteydi. Aşağıda ilgilenenler için VICE News tarafından Wim hakkında hazırlanan bir belgesel yer almaktadır.

Budist Rahipler
Harvard Tıp profesörü Herbert Benson ve araştırma ekibi 1980’lerde ücra manastırlara yaptıkları ziyaret sırasında Himalaya Dağları’nda yaşayan, Tummo adlı bir yoga tekniğiyle el ve ayak parmaklarının ısısını 17 dereceye kadar yükseltebilen bir rahibi araştırmışlardır. Rahiplerin böylesine bir ısıyı nasıl ürettikleri hala bilinmemektedir.
Yapılan çalışmalar bununla da sınırlı değildir. Araştırmacılar Hindistan Sikkim’deki ileri düzeydeki meditasyoncular üzerinde de çalışmalar yürütmüşlerdir. Bulgular araştırmacıları hayrete düşürmüştür: Bu rahipler metabolizmalarını yüzde 64 oranında yavaşlatabilmektedirler.
1985 yılında Harvard araştırma ekibi soğuk ve nemli çarşafları yalnızca vücut ısılarıyla kurutan rahipleri videoya kaydetmiştir. Ayrıca birçok rahip kış gecelerini 4500 metre yüksekliğindeki Himalayalar’da geçirebilmektedir.
Peki gerçekten de yoga ve meditasyon gibi yöntemlerle içimizde bulunan olağanüstü zihinsel güçlerimizi açığa çıkarabilir miyiz?
“Olağanüstü” güçlere sahip budistler ve dünyanın diğer yerlerindeki rahipler konusunda epeyce kaynak bulunmaktadır.
Konuyla ilgili daha fazla okumak istiyorsanız Institute of Noetic Sciences’ın ileri gelen bilim insanlarından biri olan Dr. Dean Radin’in “Supernormal: Science, Yogo, and the Evidence for Extraordinary Psychic Abilities” adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim.
Daniel Tammet
2004 yılında Daniel Tammet, 5 saat 9 dakika içinde matematik sabiti Pi sayısını (3.141…),  hatasız bir şekilde ezberden 22,414 haneli ondalık basamaklarına ayırınca bütün gözler ona çevrildi. Bu olay Oxford’daki Bilim Tarihi Müzesi’nde gerçekleşmiş ve bir Avrupa rekoru olarak tarihe geçmiştir.
Tammet’a, aynı yıl birçok karmaşık zihinsel görevi yerine getirebildiğinden ve “normal” bir insanın sahip olamayacağı öğrenme becerilerine sahip olduğundan “ileri derece otistik savant sendromu” teşhisi konulmuştur.
Bu durum “otistik” insanlarda yaygın olarak görülürken, Daniel dâhi ve dâhi olmayan zekâlar arasındaki farkın tıp dünyası tarafından abartıldığını vurgulamaktadır. Ona göre sahip olduğu olağanüstü yeteneklerin sebebi genetik bir tuhaflık değil, yoğun ve karmaşık bir çağrışımsal düşünme ve varsayma yapısına sahip olmasıdır. Otistik düşünme biçimi ise hepimizin hayal kurarken veya cinas ya da metaforlara başvururken kullandığı düşünme biçiminin yalnızca uç versiyonudur.

Yazı: Arjun Walia kollektif kosmos

GENLER BİZİ ETKİLEMİYOR, BİZ GENLERİMİZİ ETKİLİYORUZ….

17190658_10210045036576467_3122994971965998591_n[1]
GENLERİN ifadesini sınırsızca değiştirebilirsiniz. Evet yanlış duymadınız Dr. Bruce Lipton sanıldığının aksine genlerin bizi etkilemediği,zihnimizin genlerimizi yönlendirdiği savını ortaya koyuyor.
Pek çoğumuz genlerin hayatımızı kontrol ettiğine inanıyor. Ama farkına varamadığımız şey ise, genlerin çıktısını biz değiştiriyoruz.
Yani tamamen sağlıklıyken, zihnimiz kansere neden olabilir. Zihnimiz her hastalığa neden olabilir. Diyabet yada onun gibi başka birşeye.
İlginç olan ise, olayın diğer yüzü: Bazı insanlar bize gerçekten hatalı genler ile geliyorlar ve ne oluyor bilin bakalım… Zihinleri ile o genleri yeniden yazarak normal hale getirebiliyorlar.
Dr. Bruce Lipton
Dr. Bruce Lipton bilimsel hayatına hücre Biyoloğu olarak başladı. 1973 yılında Wisconsin üniversitesi Tıp anatomi bölümüne başlamadan once Doktorasını Charlottesville’de bulunan Virginia üniversitesinden aldı.
Dr. Lipton’un klonlanmış insan hücresi kullanarak müsküler distrofi hakkında yaptığı araştırmalar hücre davranışını etkileyen moleküllerin mekanizmasına odaklıydı.
Dr. Lipton ve Dr. Ed Shultz tarafından geliştirilmiş olan deneysel hücre transplantasyonu tekniği ‘’Journal of Science’’ da ve sonrasında ‘’human genetic engineer’’ insan genetik mühendisliği olarak kitap şeklinde yayınlandı.
1982 yılında Dr. Lipton Kuantum Fiziği prensiplerini ve hücrenin bilgiyi işleyiş sistemi ile nasıl içselleşmiş olabileceği konusunu incelemeye başladı.
Hücre zarı üzerinde yaptığı atılımcı çalışmaları sonunda ki buluşları, hücrenin dış katmanının organik bir kompüter çipinin homologu, yani hücrenin beyni olduğunu açıkladı.
Stanford üniversitesinde 1987 ve 1992 yılları arasında yaptığı araştırmalar ile çevrenin hücre zarının aracılığı ile etkilediğini ve böylece hücreleri kapatıp açarak hücrenin davranışını ve psikolojisini kontrol ettiğini keşfetti.
Hayatın genler tarafından kontrol edildiği inancı olan yerleşik bilimsel görüşlerin zıttı buluşları, bugün yapılmış en önemli çalışma alanlarından biri kabul edilen epigenetik bilimini ortaya çıkardı.
Bu çalışmalardan çıkan iki temel bilimsel yayında moleküllerin zihin ve bedenle olan bağlantısını tanımlıyor.
Daha sonra yapılan bir çok başka araştırma ile bilim adamları tarafından hazırlanan bir çok belge onun kavramlarını ve fikirlerini destekledi.
Dr. Lipton’un bilimsel tutumu kendi şahsi hayatını da değiştirdi. Onun hücre biyolojisi anlayışı, zihnin bedensel işlevleri nasıl kontrol etiğinin mekanizmasını açığa çıkardı ve sonsuz bir ruhun var olduğunu vurguladı.
Dr. Bruce Lipton’ın İNANCIN BİYOLOJİSİ kitabının temelde verdiği mesaj şu:
“Genlerimizin kurbanı değiliz. Genlerimizi düşüncelerimizle ve inançlarımızla değiştirme gücüne sahibiz.
İnançlarımız, doğru ya da yanlış, olumlu ya da olumsuz bile olsa genetik aktivitemizi ve genetik kodlarımızı etkiliyor.
Hastalığı da sağlığı da yaratan bizim bilinçli ve bilinçaltı inançlarımızdır.
Genlerimizin kurbanı olduğumuza inanırsak ilaç firmalarının kurbanı oluruz.
İlaç firmaları destekli yapılan bilimsel (!) araştırmalara göre gazetelerde her gün bir hastalığın genetik olduğu haberi yer alıyor.
Sadece son birkaç ayda gazetelerde yer alan sağlık haberlerine göre işte bize sunulan bilgiler:
Depresyon genetik, kanser genetik, uykusuzluk genetik, şeker hastalığı genetik, obezite genetik, alışveriş bağımlılığı genetik, baş ağrısı ve migren genetik….
Neredeyse her şey genetik ve bizim bu hastalıklara “yakalanmak” konusunda hiç suçumuz olmadığı gibi onları değiştirme gücüne de sahip değiliz.
Tek çözüm ilaçla tedavi.
Hem de ömür boyu alınması gereken ilaçlarla.
Eğer bir ilacı ömür boyu almamız gerekiyorsa hangi tedaviden söz ediliyor acaba?
Tedavi ile iyileşmenin aynı anlama gelmediği ortada.
Oysa genler kendilerini aktive etme yeteneğine sahip değil. Aktive olması için çevresel etki (uyarı) gerekiyor.
Çevresel etkilere düşünce ve inançlarımız da dâhil.
Yani genlerimizde olan kanser, 35 yıl uykuda kalıp, -tıpkı babamda yaptığı gibi- 35 yaşına geldiğimde bir gün uyanıp da, hadi bari harekete geçip bu bedende kanser yaratayım, demiyor.
Ailenizden gelen genetik mirası değiştirebilirsiniz.
Bilincimizi sağlıklı inançlar yaratmak konusunda yeniden programlayabiliriz. Bu da bedenimiz ve hayatımız üzerinde olağanüstü pozitif etkiler yaratır.
Gerçekten iyileşmek ve sağlıklı olmak istiyorsanız önce sağlığınızı engelleyen inançlardan özgürleşmeniz gerekiyor.
Lipton’a göre hücre zarı, programlanabilen bilgisayar çipine benziyor.
Bu ne anlama geliyor?
Ailemizdeki “genetik” hastalıkların kurbanı olmak yerine bilinçli düşünce ve duygularla bedenimize farklı mesajlar verebilme gücüne sahibiz.
Hücrelerimizin bilinci var ve bu bilinç zihnimiz tarafından yönetilebiliyor. Korku ve stres, hücrelerin kendisini yenilemesini önlüyor.
Ülkedeki tüm fabrikaların tam randımanla çalıştığını ve ürettiğini düşünün. Ama bir anda sirenler çalıyor. Savaşın başladığı, herkesin acilen sığınaklara saklanması gerektiği anonsu yapılıyor. Fabrikalarda çalışan işçi kalır mı?
Üretim durur ve herkes önce kendini koruma telaşına düşer. Savaş uzun sürerse ve sığınaktaki erzaklar biterse hastalıklar ve ölümler de artar değil mi?
İşte korkularımız ve stres, hücrelerimizi “Kendini koruma modu”na sokuyor ve hücre kendini yenilemek ve üretmek için harcayacağı enerjiyi kendini korumaya harcıyor.
Hücreler yenilenemeyince, bir süre sonra yaşlanmaya ve ölmeye başlıyorlar; tabii o hücrelerin oluşturduğu beden de. Oysa sağlıklı düşünce ve duyguların yarattığı ortamda hücrelerin faaliyeti sağlığa ve bütünselliğe yönelik olur.
Toplumda herkesin kendi sağlığının sorumluluğunu alacak bilince sahip olduğunu hayal edin.
Bilinçaltımızı yeniden programlamayı herkesin öğrendiğini hayal edin.
Bunlar günümüzde öğrenilebilen şeyler
Bunun için toplumsal bilincin ve medya gücünün dışına çıkarak düşünmeye başlamamız gerekiyor.
Bu kolay mı? Değil.
Değer mi? Fazlasıyla.
Sağlığı korumak, hastalıkları iyileştirmekten çok daha ucuz, kolay ve sağlıklıdır.”/Sadiye Buharalı Kahramanoğlu’ndan….

YÜKSEK TİTREŞİMLİ BİR İNSAN OLMANIN 9 YOLU

17202695_1846250962302781_4599418798672032274_n[1]
Yüksek titreşim yayan her şey yüksek enerjileri kendine çağırır. Yüksek titreşimli insanlar şanslılardır. Bazı insanlar otobüsü hiç bir zaman kaçırmazlar. Her işleri yolunda gider. Düşündükleri şeyler gerçekleşir. Buna ruhsal açıdan bakarsak o insanların enerji seviyeleri ve yaydıkları enerjileri yüksektir. Pek çok ünlü kişinin bu kadar ünlü olmasının bir nedeni de yüksek titreşim yaymalarıdır.
1- Kendini sevmek ve harika bir insan olduğunu kabul etmen gerekir.
Bunu kabul etmek zor mu? Kendini sevmek… Önemsemen gereken ilk şey sensin ve sen harika bir insansın. Bunu düşünmeye başladığında titreşimin yükselecektir.
2- Kendini eşsiz olarak kabul etmen ve kendini yüceltmen gerekir.
Eşsizsin. Çünkü hepimiz tamamen birbirinden farklı yönleri olan insanlarız. Buna inanmak için parmak izine veya göz retinasına dikkatlice bak. 7 milyar insan yaşıyor ve senin parmak izin hepsinden farklı…
3- Şansına ve kaderine güvenmen gerekir.
Titreşimini yükseltmek için her gün şu olumlamayı yapmalısın. Şans yıldızım her gün yükseliyor. Kaderime güveniyorum.
4- Gülümsemen ve insanlara içindeki güzelliği hissettirmen gerekir.
Gülümsemek harikadır. Sen gülümsediğinde iç dünyan dahil tüm evren gülümser. Titreşimini arttıracak harika bir güçtür.
5- Kendine inanman ve hayallerini takip etmen gerekir.
Kendine inan ve güven… Hayallerinin peşinden koş… Çünkü o hayalleri boşuna kurmadın onlar sana verilmiş harika yol haritalarıdır.
6- Hayata aşık olman gerekir.
Hayat bir şiir ise sen onun şairisin. Onu sev ve ona tutkuyla sarıl. Hayatı sevdiğinde onu güzelleştirmek için tüm bilincin ve bilinçaltın çalışmaya başlayacaktır.
7- Evrenin enerjisine uyum sağlaman gerekir.
Evren bir rezonans ile titreşim yayar. Evrenin enerjisine odaklanmak için onu dinlemen gerekir. O tüm çevrendeki titreşimi değiştirecek harika bir güçtür. Onu dinlemek için sessizleşmeli ve 10 dakikanı kendine ayırmalısın.
8- Güzelliklere ve pozitife odaklanman gerekir.
Yüksek enerji ve titreşim pozitif enerjiden oluşur. Negatif enerji düşük bir titreşim yayar ve seni enerjisiz bırakır. Depresyondayken titreşimin çok düşüktür. Pozitif iken ise tüm dünya ile dans edersin.
9- Muhteşem bir geleceğin olduğuna inanman gerekir.
Hayatının harika olacağına dair inancını kaybettiğin gün negatif enerjiye kapılırsın. Enerjin düşer. Bunu yaptığında ise titreşimini en alt seviyeye indirirsin. Geleceğine ve güzel şeylerin geleceğine dair olan inancını yükselt. Enerjin ve titreşimin yükselsin. Alıntı.
Timur Fenerci

Ve tabi ki reiki sevgi ve şifa enerjisini her gün kendinize uygularsanız da enerjiniz çok yükselir… Anette İnselberg ‎

”AKLIM BAŞIMDAN GİTTİ, NASIL GERİ GETİREBİLİRİM!” DİYORSANIZ BU HAFTA BUNLARI YAPIN:

55eb457ff018fbb8f8b66a98[1]

 

 

Aklımı nasıl başıma getirebilirim diyorsanız bu hafta bunları yapın:
•İnsan beyninin ayaktayken yaklaşık %10 daha fazla çalıştığı düşünülmektedir. Önemli kararlarınızı alırken kapalı alandaysanız volta atmayı deneyin.
•İnsan beyni açık havada, kapalı alana göre çok daha yüksek performansla çalışır. + beyin açık havada ve ayaktayken daha iyi çalışır

•Yürürken kolları sallamak beynin daha iyi çalışmasını sağlıyor.
•Yabancı dil öğrenmek beyni güçlendiriyor. En azından her gün yeni bir kelime öğrenerek kullanabilirsiniz. Alışveriş ve telefon numaralarını ezberlemeyi deneyebilirsiniz.
•Zihinsel jimnastik yapın. Bunun için başta sudoku olmak üzere diğer akıl oyunları oynayın Ör: Satranç.
•Zihinsel rutinlerinizi kırın yani bir gün evinize uzun yoldan gidin yada cep telefonunuzu sağ değil de sol elinizle kullanın bu bir televizyon kumandası da olabilir.
•Beyninizi kaliteli cümlelerle besleyin ör: özdeyişler
•Her gün güzel bir resme bakmayı deneyin. Beyninizi “güzel” görüntüler ile besleyin.
•Günde aklımızdan 60 bin ile 80 bin arasında düşünce geçer.Bu düşünceler ne hakkındaysa hayatımızda ona göre şekil alır. Bu yüzden olumlu düşünün.
•Bir konu hakkında düşünürken, nasıl düşündüğünüzde gözlemleyin. Bu beyninizin kalitesini artırır.
•İyi bir uyku kaliteli bir beyin için şarttır. Einstein’ın günde 10 saatten fazla uyduğu biliniyor.
•Bol ve temiz oksijen beyin için çok yararlıdır. Şimdi pencerenizin camını açık ve kendinize temiz oksijen ısmarlayın.
•Farklı düşünce tarzı olan insanlar ile konusun. Ör : çocuklarla vakit geçirin.Sizden farklı
düşünen insanlar ile konuşun.
•Kullanılmayan Organ körelir. Sürekli televizyon izleyerek beyninizi düşük viteste kullanmayın.
•Beynin en tehlikeli yanı ters tepki etkisidir yani bir
şeyden ne kadar korkarsanız o şey başınıza gelir. O yüzden korkunuza değil konunuza odaklanın.
•“Beyninize çöp girerse beyninizden çöp çıkar” Beyninize gereksiz şeyleri almayın.
Beyin diyeti yapın.
Reklam

•Beyninizi yoran en önemli şey monotonluktur. Hayatınızı ne kadar çok renklendirirseniz, beyninizi o kadar neşelendirirsiniz.
•Ders çalışırken kısa aralar vererek çalışın.
•Beyin tıkandığında varsayımlarla akıl yürütür. Kararsız kaldığınız anlarda “…………… benim yerimde olsaydı ne yapardı?” diye düşünebilirsiniz.
•Beyninize sizi başarıya ulaştıracak sorular sorun Ör: Hayatta gelebileceğim en iyi yerde miyim? gibi..
•Dr.Davit Schwartz‘a göre: “Bir şeyin imkansız olduğuna inanırsanız aklınız bunun neden imkansız olduğunu arama başlar. Ama bir şeyin yapılabileceğine inandığınızda, aklınız onu yapmak üzere çözüm bulmanıza yardım etmek için çalışmaya başlar“
•Kitap okumak güçlü bir beyin jimnastiğidir.
•Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Bu yüzden spor yapın, fazla kilolarınızı atmaya çalışın ve SU İÇİN. Unutmayın beynin %78′i sudur.
alıntı