Arşivler

21 Ağustos Güneş Tutulmasıyla Beraber Hayatınızdan Silmeniz Gerekenler…

astroloji-1-eylul-basak-burcunda-gunes-tutulmasi[1]

 

HAYATINDAN SİL GİTSİN✔
1- Sen aramayı, yazmayı bıraktığın an bakarsın ki o aramıyor, yazmıyor. Bütün ilişkiyi sen devam ettiriyorsun,
Sil gitsin✔
2- Bir insandan bir şey öğrenemiyorsan, o insan gereksizdir.
Sil gitsin✔
3- Başkalarının sırlarını sana anlatan senin sırlarını da başkalarına anlatır.
Sil gitsin✔
4- Tartışmayı bilmeyen, dinlemeyen, kendi fikrini dayatan insanla konuşacak bir şeyin yok.
Sil gitsin✔
5- “Yoğunum” kelimesini ağzına sakız etmiş, sürekli zamansızlıktan dem vuranı Sil gitsin✔
Unutma!. Zaman hiçbir zaman bulunmaz, yaratılır…
6- “Ben buyum” deyip sıyrılan insanla asla anlaşamayacaksın.
Sil gitsin✔
7- Saatlerce kendi derdini anlatıp durur, bencillikten burnunun ucunu görmez.
Sil gitsin✔
8- Ne yaparsan yap gülmez. Bazıları mutsuzluktan beslenir.
Sil gitsin✔
9- Senden alır, alır, alır…. vermeye gelince beklentisiz sevgiden dem vurur.
Sil gitsin✔
Değer veriyorsan değer görmelisin. Aksi aptallıktır…
10- Kendi yapamadığı için senin başarılarını küçümser. Hatta dürüstlük adı altında kıskançlığını kusar. Sıkma canını, onun derdi kendi acizliğiyle.
Sil gitsin✔
11- Hayallerini dinlemeyenleri, acını ve mutluluğunu paylaşmayanları,
Sil gitsin

En çok kendine gülmeli insan hayatta

19092954_471508806525636_938369066856092036_o[1]

 

En çok kendine gülmeli insan hayatta
Bakıp bakıp da değil içten içten…
Kendi varlığını sevmeli ..
Tümüyle kabullenip. Kalbini acmali korkmadan, cesaretle.
Güneş her gün yeniden doğuyor. Ve birçok insan henüz uykudayken oluyor bu
O yüzden uyanık olmalı hayata
Kelimelerin bile ifade edemeyeceği kadar net bir uyanıklık
Ve içten.. Samimi. Gerçek.
Uzun yıllar önce çok sevdiğim bir dostum
Büyük kadınların soyundan gelmişsin sen
söyleyemediğin şarkıların seni büyütecek ve bunları şimdi değil 35 yaşına geldiğinde anlayacaksın demişti. Anliyorum.
Hayatımda aldığım en güzel iltifattı bu. Sonra..
Senede bir kez daha önce gitmediğiniz bir yere gidin demiş Dalia Lama da, aylik yapiyorum dedigini..
Ruhuma dinginlik, bakışıma başkalık veriyor bu..
An da kalamadığım zamanlarda “an”da kalmamı sağlıyor. Yorgunlugun bile farkina varmami.
Şimdi de olmanın anlık dürtülerle yaşamak olmadığını, ev huzurunu, kiymet bilmeleri pekiştiriyor.
Bol bol okumamı sonra.
Düşünmemi ve düşünmemeyi bilmeyi…
Zihnim kendi kendine kaldıkça, beni esir almadıkça sırtım da dikleşmeye başladı bir de.
Hepsi aynı anda oldu.
Sen ne isen dünyan da o oluyor bir anda.
Mucizelere inanırsan onlar da kendilerini teslim ediyorlar sana.
Rastlantıların çok da öyle tesadüf olmadığını anladıkça önündeki yollar yepyeni kıvrımlar açıyor sana. Yeter ki gorebil sanslarini..
Karanlık yanlarını kabul ettikçe içindeki parıldayan yıldızları görebiliyorsun
Bazı şeyleri ruhunla yaptığında, derin bir nehir akıp gidiyormuş senden.
Tazelik, aydınlık ve derin bir mutluluk en büyük belirtileri bu ışığın.
Hafiflemek için derinleşmek gerekiyor hayatta.
Tüm duyguları dibine kadar yaşamak
Onların esiri olmadan…
Gerçek cümleleri, gerçek zamanlarda kurmak
Öylesine değil…
O an neredeysen orada olmak, geçmişte değil.
Yolunu çizmek ama plan yapmamak gelecek kaygısıyla
Hayatın akışına teslim olmak ama savrulmamak mesajı yanlış anlayıp . Aciyi da yasamak huznu de. Kacmadan hicbir duygudan ancak
Derinden bir hisle hiçbir yükü taşımadan varolmak
Gozyaslarinin tadini bilince yasamda, gulmek de baska olur cunku. Kiymet bilirsin. Her şey yüzeyde olursa tüm pislikler sırtına biner insanın
Boğazına düğümlenir.
Hayaller mutluluklar sevinçler duygular paylaşımlar azalır
Tüketilir hepsi…
Bunları bilerek, farkındalıkla yeni şeyler öğrenmek.
Bir olmak, bütün olmak kendinle.
İşte böyle geçti şimdiye kadarki yaşamım. Kimi zaman bir çırpıda…
Şimdilerdeyse bir ayı bir yılmış gibi dolu yaşayarak.
Zaman mevhumunu ortadan kaldırarak
Gülerek, kahkahalarla büyük büyük… ne cok fedakar ne cok bencil olarak. Dengede. Alışkanlıklardan hafiften vazgeçip de yeni yelkenler açmak okyanuslara..kalbin sesinin zihnin sesinden daha gür cikmasi her daim.
Yeni yaşımın ilk günü. VE bizim ne kadar yaşadığımızı yıllar değil deneyimlerimiz belirliyor
Yüzeylerde, sığ denizlerde yüzmenin bütününüzü tatmin edemeyeceği kadar
geniş bir kalbiniz olmasını dilerim…
. iste tum bu hislerin bulundugu sayili anlar icin bile yasam harika bir yer.

Kaynak: Ezgi Demir.

Kendinizi nasıl topraklayacaksınız? Topraklama Kordonu Yaratmak…

002[1]

Kendinizi nasıl topraklayacaksınız? Sırtı dik bir sandalyeye kollarınızı ve bacaklarınızı çaprazlamadan oturun. Ayak tabanlarınız düz olarak yere bassın. Yapabiliyorsanız kafanızın içindeki odaya girin. Sağ elinizi karnınıza, kasık kemiğinin biraz üstüne; sol elinizi de tam kuyruk sokumunun bitimine koyun. Yapabiliyorsanız gözlerinizi açık tutun ve leğen kemiğinizin içindeki bölümde her iki elinizin arasında yuvarlak bir enerji merkezi olduğunu hayal edin. Çakra sistemini biliyorsanız bu merkezin sizin birinci çakranız olduğunu da bileceksiniz. Bu merkez genellikle 7 ila 12 cm çapında bir disk olarak resmedilir. Disk öne doğru bakar ve görülebilir renkli enerji içinde döner. Rengi kırmızı olmalıdır

 

Bu sımsıkı çapalanmış enerji diski her zaman bedenimizdedir. Bu enerji merkezi siz doğmadan önceden beri oradadır. Sürekli ve tükenmez bir kaynak olan bu enerjinin işlevi sizi beslemek ve size hizmet etmektir. Kafanızın içinde kalın. Enerjinin bu çakra içinde döndüğünü hayalinizde canlandırın ve bu enerjinin dümdüz aşağı doğru hareket eden bir borusu ya da bir kordonu olduğunu görün. Bu kordon çakranızla aynı çapta ya da bir parça daha ince olabilir. Canlı bir renkte enli bir topraklama kordonu hayal etmek daha kolay olabilir. Çakranızı bedeninize sıkıca çapalanmış olarak imgeleyin ve kordonun genital bölgeden çıkarak sandalyeyi geçip yere girdiğini düşünün. Kordonunuzu yaratmak için tükenmez bir enerji kaynağınız olduğunu bilmelisiniz. Birinci çakranızı tüketmiyorsunuz, sadece içinizdeki hiç bitmeyecek olan enerjiyi gezegenin merkezine yönlendiriyorsunuz. Nefes almaya devam edin ve eğer başarabiliyorsanız kafanızın içindeki odada kalarak gevşeyin.

Topraklama kordonunuzun daha da aşağılara inerek bulunduğunuz binanın temelini; binanın altındaki toprak katmanlarını delip geçtiğini ve gezegenin merkezine ulaştığını görün. Hala kafanızın içindeki odada mısınız, yoksa kordona yapışıp gezegenin merkezine doğru gittiniz mi? Kordonu takip etmeniz gerekmiyor. Odanızın içinde kalın ve kordonu gözünüzde canlandırarak kumanda edin. Kordonunuz size itaat edecektir. Kordonunuz gezegenin merkezine ulaştığında onu sıkıca bir yere bağlayın. Kordonu ucunda çapa bulunan bir zincir olarak; kökleri gezegenin merkezine dolanan bir ağaç olarak; kaynağı hiç tükenmeden merkeze akan bir şelale olarak; fişini gezegenin merkezine taktığınız bir elektrik kablosu olarak ya da size göre en uygunu neyse o olarak düşünebilirsiniz. Bedeninizin ağırlık merkezi (leğen kemiğiniz) ile gezegenin ağırlık merkezi arasındaki güçlü bağı ve diğer uçtaki sağlam bağlantıyı hissedin.

İsminizi kordondan aşağıya doğru üç kere söyleyin ya da etrafında dönen enerjide yazılı olarak görün. İşte ilk topraklama kordonunuz! Odanızın içinde kalmaya ve kendinizi topraklamaya alıştığınızda kordonunuzu yok edin. Atın, bırakın ya da yakın; bir şekilde yok olmasını sağlayın. Ne isterseniz onu yapın ve ondan kurtulun. Tamamen ortadan kaybolmasını sağlayın. Siz yaptınız siz yok edebilirsiniz. Bırakın yok olsun, şimdi. Neden mi? Çünkü manevi bilgi ve iletişim dünyası uzun zamandır ya fazla büyütülmüş ya da küçük görülmüştür. Enerji ile ilk kez çalışmaya başlayan kişiler dengelerini kaybedebilirler. Bazıları ölmüş akrabalarının ortaya çıkacağını ya da Tanrı’nın onlara bağıracağını filan düşünürler. Saçmalık. Sadece kendi enerjinizle ve kendi bedeninizle çalışacaksınız. Hepsi bu kadar. Size şunu hatırlatayım; bizim kültürümüzde, yani Batı kültüründe ruhu araştıracak ne dil ne de bağlam var. Çakra bir Doğu Hint sözcüğüdür Batı’da böyle bir kavram bile yoktur! Yani sonuç olarak Batı düşüncesi ruh ile ilgili spiritüel bir araştırmaya başlar başlamaz bir yığın zırvalık ve korkuyla dolu Pandora’nın Kutusu açılıverir.

Kendinizi bu tepkisel, cahilce maneviyat korkusundan soyutlayın. Enerjinizin ve enerji yaratımlarınızın tek efendisi sizsiniz; bunu sakın unutmayın. Enerji araçlarınız size aittir; mükemmel değillerse, doğru renkte ya da doğru büyüklükte değillerse o zaman onları yok edip her şeye yeniden başlayabilirsiniz. Yetki sahibi sizsiniz. Kendi yarattığınız her şeyi yok edebilirsiniz ve yeniden başlayabilirsiniz. Patron sizsiniz.

Kaynak: Spritüeller

 

Ne isterseniz onu değil, Neyseniz onu çekersiniz!

enerji-titresim-seviyesini-yukseltmek[1]

Evrende her şey enerji. Enerji titreşerek salınır ve var olan her varlığın bir frekansı var.
Aynı şekilde bedenimizdeki her organın her hücrenin de kendine göre bir frekansı var.

Fiziksel çevremizden gelen tüm olumsuz frekanslar hücresel parçalanmaya ve düşüşe neden olduğu için hücreyi kendi doğal frekansına yükseltecek şeyleri öğrenip uygularsak daha kaliteli ve sağlıklı bir yaşama sahip olabiliriz.

Yaşayan her varlığı sağlıklı tutan var olan yaşam gücümüz.
Sahip olduğunuz enerjiyi temizler dengeler ve arınırsanız yaşam enerjiniz de yükselir.

Buna Çinde ve Japonyada “ki”
Hindistan ve Tibet’te “prana”
Sufizm de “Baraka” denir.
Ki zayıflarsa hastalıklar ortaya çıkar, tamamen bittiğinde ise varlık ölür!

Peki Frekans nasıl yükseltilir?
En çok sorulan sorulardan biridir. Aşağıda maddeler halinde yazmaya çalışacağım.
Aura temizliği, Olumlamalar, Olumlu duygu ve düşünceler, Dualar, Meditasyon,
(Namaz da bence bi şekilde meditasyon ve ben namaz kılarım daha çok)

Bir kere en başta ruh halimizi pozitife çevirmeliyiz. Öfke endişe ve korku gibi duygular frekansın aşağıda olduğunun en büyük göstergesidir. Ve frekansı 12 mhz düşürür.

Bunun için kendinize sık sık kendimi nasıl hissediyorum diye sorabilirsiniz.. Huzurlu, sakin, öfkeli, kızgın? Kendinize dürüst olun.

Derin bir nefes alıp verin – bunu 3 defa tekrarlayın.

“Hayatının akışına güveniyorum, her ne oluyorsa benim hayrıma her şey yolunda ve her şey tam olması gerektiği gibi ”

Bedeninizdeki tıkanmış enerjileri serbest bırakın.

Farkında olarak ya da olmayarak kendimde yarattığım tüm engellemeleri iptal ediyorum. Farkında olarak ya da olmayarak kendime koyduğum tüm blokeleri kaldırıyorum. Geçmişi, geçmişimdeki herkesi ve kendimi sevgiyle affediyorum ve serbest bırakıyorum.

Lütfen bunu kulağınızın duyacağı şekilde kendinize inanarak söyleyin.
İnsanları da yargılamayı bırakın lütfen. Herkes kendi hayatını ve kendi seçimlerini yaşıyor.
Sevgi dolu, hoş görülü ve şükür enerjisi içinde olmaya çalışın çünkü bunlar yüksek frekanslı düşünce halleridir.

Ayrıca Zihninizi kendinize dair kötü inanç ve düşüncelerle doldurarak gezdiğinizde etrafınıza sürekli ben değersizim mesajı yayacağınız için doğru insan ve kişileri de çekmeniz mümkün değildir. Sevilmek istiyorsanız önce kendinizden nefret etmekten vazgeçin.

Auranıza yapışmış negatif enerjileri temizlemek. Gün içerisinde dışarıdan sürekli negatif enerjiye maruz kalıyoruz.

 

Düzenli aralıklarla aura temizliği yapılması gereklidir.
Duşta bir kase içine biraz sirke koyup su ile karıştırıyorsunuz. Ve başınızdan aşağı döküyorsunuz. Hepsi bu! Aynı uygulamayı Kaya tuzu ile de yapabilirsiniz. Bu defa sirke yerine tuz ile suyu karıştırıyorsunuz.

Ayrıca Adaçayı enerjiyi temizlemenin en etkili yollarından bir diğeri.
Adaçayı titreşimi çok yüksek bir bitki, yakıldğı yani tütsü yapıldığı ortamda tüm negatif etkileri alandan uzaklaştırır enerji bedeninizi de temizler.

Olumsuz enerjileri bir kap içerisine koyacağınız tuz ile toplayabilir ve bunu mutlaka 15 günde- en fazla ayda lavaboya dökerek yenisini koyabilirsiniz.

Bu tuz kaplarını salonunuza, yatak başucunda komidinin üstüne, yatağın altına koyabilirsiniz.

Yatak demişken de ne yazık ki yatağımızda üzerimizdeki ve çevremizdeki olumlu olmayan enerjiyi emen noktalardan biri. Özellikle altını sık sık tozdan arındırmak ve eşyalarla doldurmamak gereklidir. Yatak altına doldurulmuş eşyalar, özellikle eski eşyalar bütün gece sahip olduğu titreşimi yayar, Vücudun enerji alanı sürekli bu enerjilerle boğuşur, ertesi gün bize gerekli olan enerji burada harcar.

Renklerin enerjisi de çok önemlidir, biliyorum bir çoğunuz koyu renkleri çok seviyor. Bende çok seviyorum, sarışın olduğum için siyah rengini kendime daha çok yakıştırıyorum mesela ve giyimimde çok fazla kullanıyorum. Ama ben işin tekniğini bildiğim için başka renklerin enerjisi ile de bilahare çalışıyorum ve telafi ediyorum Oysa bilmeyen biri sürekli siyah ve kahve gibi renklerle hayat enerjisini düşürebilir. Çünkü koyu renklerin frekansları çok düşüktür.

Canlı tonlar ve ve özellikle pembe rengi sevgi enerjisi çok yüksek bir renktir. Ev dekorasyonunda ve kıyafetlerinizde canlı ve pastel renklerin enerjisinden destek alın. Koyu renk giydiğinizde bile örneğin kahve ağırlıklı bir kıyafete turkuaz fular katarak enerjiyi dengeleyebilirsiniz. Yada kahverengi koltuklarınız varsa yine turkuaz objeler gibi..

Bunun dışında esanslar özellikle gül frekansı çok yüksek bir bitkidir. 320 mhz.
Ondan sonra önerebileceğim bir bitki lavantadır 118 mhz,
Nane 78 mhz ve fesleğen 52 mhz gelir..

Bu bitkilere dokunmak, koklamak varsa yağını sürmek frekansınızı artırır. Hatta lavantayı kaynatıp bulunduğunuz odaya koyun buharı odada yayılsın bu bile ortamın huzurunu artıracaktır. Bu arada lavanta gerek kokusu gerek rengi gerek faydaları benim ennn sevdiğim bitkidir ve o kadar çok bahsettim ki artık takipçiler lavanta görünce sizi hatırlıyoruz derler hep

Müzik! Havadaki titreşimi enerjiyi hareket ettirmek için yardımcı olan bir başka şey MÜZİK!
Dinlediğiniz şarkılar. Ahhh, hemde ne kadar etkiliyor frekansınızı biliyor musunuz

Çok tecrübe etmişsinizdir gayet normalken radyoda çalan acılı bir şarkıyla birden efkar bastığını.. İşte hooop düştü frekan

Sadece sözler değil müziğin temposu yaydığı frekans.
Ses frekanslarının etkisi şimdi değil çok uzun yıllar önce keşfedilmişti. Akıl hastanelerinde hastalar müzikle tedavi edildiğini duymuş muydunuz?

Mesela bunun bir örneği Amasya’da bimarhane de eskiden böyle bir uygulama varmış. Yapılan araştırmalara göre o dönemde hastalara burçlarına göre farklı makamlar dinletirlermiş mesela bu makamlardan Uşşak makamının gut hastalığı, uykusuzluk ve ayak ağrısı tedavisine, buselik makamı baş ağrısına, Hüseyni makamının kalp ve ciğerde oluşan iltihaplar ile mide rahatsızlıklarına, rast makamının felce, Irak makamının ateşli hastalıkların tedavisine iyi geldiğini okudum..

Ve en son olarak frekansı yükselten en önemli şeylerden birisi de DUA. MEDİTASYON. ve ESMA Çalışmalarıdır.

Bu da 15  mhz kadar yükseltiyor. Mesela Arapça çok zengin bir ses frekansına sahip olduğu için duaları Arapçasından okumak çok daha fazla etki gösterdiğiniz biliyor muydunuz. Bir yerde okumuştum Arapça dualar incelendiğinde kelimelerin yan yana gelişi insanın üzerinde çok olumlu etki bırakacak şekilde düzenlenmiş olduğu ortaya çıkmış..
Ya Rafi enerjiyi yükselten esmalardan birisidir.

Bu arada son olarak; çok önemli bir bulgu ise frekansı yüksek bir kişinin beraberinde pek çok kişiyi de dengelediği araştırmalarla ortaya çıkmış

Buna göre sevgiyi gerçek anlamda yaşayan bir kişi 750 bin insanın yaydığı düşük enerjiyi dengeliyor.

Yine yapılan araştırmalardan çıkan sonuca göre frekans seviyesi 200 ‘ün altında olan bir kişi de aynı şekilde çevresindeki insanların enerjisini de aşağıya çekiyor!

Dolayısıyla eğer bunu başarmakta zorlanıyorsanız enerjisi yüksek insanların yanında olmaya çalışın. Onların bu ışığı ve enerjisi size de yansıyacaktır.

Yaydığınız frekansa dikkat edin çünkü;

NE İSTERSENİZ ONU DEĞİL, NEYSENİZ ONU ÇEKERSİNİZ!

Kaynak:milliyet.com.tr

Yazar:Nur Demir

 

Başarılı kişiler, negatif enerji yayan insanlardan nasıl korunuyor?

basarili_insan_3_a3678e65-2759-4c23-ad99-376364484c54[1]

Çevreye negatif enerji yayarak verdiği olumsuzluklarla zararlı olarak nitelendirdiğimiz insanların bir kısmı yaptıklarının farkında değilken, diğer bir kısım ise bilinçli olarak kaos yaratıp insanları kızdırmaktan büyük zevk alır. Fakat sonuç olarak, her şekilde gereksiz bir karmaşa ve en kötüsü de, stres yaratırlar. Travis Bradberry’nin paylaştığı negatif enerji yayan ve olumsuzluk yaratan bu tarz zararlı insanlarla baş etme yollarını Uplifers olarak sizlere sunuyoruz.

Araştırmalar, stresin beyin üzerinde kalıcı ve olumsuz bir etki yarattığını gösteriyor. Birkaç gün bile strese maruz kalmak, beynin mantık ve hafızadan sorumlu, önemli bir bölümü olan hipokampüsteki sinirlerin etkinliğini azaltıyor. Haftalar boyu yaşanan stres, beyin hücrelerinin birbirleriyle olan iletişimlerini hasara uğratırken, aylar süren stres ise, nöronları geri dönüşü olmayan bir şekilde yok ediyor. Stres, başarınızı ciddi anlamda tehdit ediyor; kontrolden çıktığında, beyniniz ve performansınız bundan büyük zarar görüyor. Peki başarılı insanların bu konudaki taktikleri nelerdir?
Özellikle her şeyden şikayet eden, zararlı insanlarla aralarına sınır koyarlar
Her şeyden şikayet eden negatif insanlar, sorunlara odaklandıkları için çözüm bulmada başarısız olurlar. Kendilerini daha iyi hissetmek için, herkesin onlar gibi mutsuz olmasını isterler. İnsanlar genelde kaba ya da duyarsız gözükmemek adına, bu insanların şikayetlerini dinlemek zorunda kalır. Fakat insanlara anlayışlı davranmakla, onların olumsuz duygularla dolu dünyasında çakılı kalmak arasında ince bir çizgi vardır.
Bu durumdan kurtulmak için, bir takım sınırlar koymanız ve gerektiğinde uzak durabilmeniz yeterlidir. Şöyle düşünün: Bütün gün sigara içen birinin yanında oturup, dumanını solur musunuz? Her şeyden şikayet eden insanlardan da bu şekilde uzak durmanız gerekir. Sınır koymanın en iyi yolu, şikayet eden insana, bu problemi nasıl çözmeyi düşündüğünü sormaktır. Bu soru karşısında ya susacak ya da sohbeti daha verimli bir yönde devam ettirecektir.
Çatışmaları zararsız atlatırlar
Başarılı insanlar, duygularını okuyabilir ve ona göre doğru hamleler yapabilirler. Bir anlaşmazlık anında, kontrol edilemeyen duygular sizi istemediğiniz yollara sürükleyerek, ciddi anlamda zarar görecek şekilde davranmanıza neden olurlar. O yüzden, zararlı insanlarla aranızda bir anlaşmazlık çıktığında, savaş vermenin en mantıklı yolunu seçip, kendinizi zamanı geldiğinde savunmalısınız.
Mantıksız durumların üstesinden gelirler
Zararlı insanların davranışları o kadar mantıksızdır ki, sizi kolayca çileden çıkarabilirler. Fakat bu konuda dikkatli olmak lazım; kendinizi duygularınızın kontrolüne bırakıp, onların oyununa gelmeyin.
Karşınızdaki insan ne kadar mantıksız olursa, sizin de bu işin üstesinden gelmeniz aslında o kadar kolay olur. Böyle durumlarda, konuyla aranıza duygusal olarak bir mesafe koyun ve o kişiyle etkileşiminize, sanki bir bilim projesiymiş gibi yaklaşın. Duygusal karmaşaya değil, sadece gerçeklere göre hareket etmelisiniz.
Duygularının farkında olurlar
Duygusal bir mesafeyi korumak, farkındalık gerektirir. Damarınıza basan bir insanı, ne yaptığının farkında olmazsanız, durduramazsınız. Bazen, işin içinden çıkmanın en iyi yolunu bulmak için, durup düşünmeniz gerekir. Kafanızı toplayıp en iyi hamleyi yapmak için kendinize zaman tanıyın.
Kimsenin keyiflerini kaçırmasına izin vermezler
Tatmin ve keyif alma duygularınız, diğer insanların düşüncelerine bağlıysa, kendi mutluluğunuzu kontrol edemiyorsunuz demektir. Duygusal olarak zeki insanlar yaptıkları bir şeyden mutluluk duyduklarında, kimsenin fikirlerinin ya da art niyetli yorumlarının keyiflerini kaçırmasına izin vermezler.

 

Başkalarının sizin hakkınızda düşündükleri konusunda tamamen kayıtsız kalmak imkansız olsa da, kendinizi kimseyle karşılaştırmak zorunda değilsiniz. Ayrıca başkalarının fikirlerine ihtiyatlı yaklaşmanız gerekir. Bu sayede, kendinize verdiğiniz değer başkalarına bağlı olmadığından, zararlı insanların dedikleri ya da yaptıkları sizi etkileyemez.

Unutmazlar
Duygusal zekaya sahip insanlar kolay affeder ama bu, her şeyi unuttukları anlamına gelmez. Affetmek, hata yapan kişiye ikinci bir şans vermek demek değildir; daha çok, yola devam edebilmek için olumsuz durumları arkada bırakmayı amaçlar. Başarılı insanlar, başkalarının hataları yüzünden bir açmaza düşmek istemedikleri için, olan biteni arkada bırakıp, gelecekte de zarar görmemek adına kendilerini korurlar.
Kendileri hakkında olumsuz düşünmezler
Bazen, diğer insanların olumsuzlukları sizi de ele geçirir. İnsanların size davranış biçimleri karşısında kendinizi kötü hissetmeniz normal, fakat bunu aşmak ya da olumsuz duyguları daha da güçlendirmek, tamamen size bağlı. Kendiniz hakkında olumsuz düşüncelere kapılmanız, sizi zayıf düşürür, içinden çıkılması güç bir duruma sürükler. Üstelik çoğu zaman bu düşünceler, gerçeği yansıtmazlar. Dolayısıyla, her ne pahasına olursa olsun, kendi kendinizi kötülemekten uzak durun.
Sorunlara değil, çözümlere odaklanırlar

Dikkatinizi verdiğiniz yer, duygusal durumunuzu da belirler. Eğer karşılaştığınız sorunlara yoğunlaşırsanız, olumsuz hisleri ve stresi daha da uzatırsınız. Pozitif duygular yaratıp stresi azaltacak bir kişisel verimlilik hissiyatı oluşturmak için, içinde bulunduğunuz şartları daha iyi bir duruma sokacak eylemlere odaklanmalısınız.

Zararlı insanların sizi ne kadar zora soktuklarını düşünüp bu noktada takılı kalırsanız, gücü ele geçirmelerine neden olursunuz. Yapmanız gereken şey, bu konuyla nasıl baş edeceğinize odaklanmanızdır. Bu sayede kontrolü elde tutmak konusunda daha becerikli olur ve onlarla olan etkileşiminizde yaşadığınız stresi azaltırsınız.
Aldıkları kafein miktarına dikkat ederler
Kafein almak, adrenalin salgılamayı tetikler. Dolayısıyla bir tehditle karşılaştığınızda, ya kaçmanıza ya da sert bir şekilde tepki vermenize neden olur. Bu mekanizma, anında tepki verebilmek için, mantıklı düşünmenizi engeller. Eğer ormanda bir ayı tarafından kovalanıyorsanız bu iyi bir durum olabilir, fakat koridorda kızgın bir iş arkadaşınızla karşılaştığınızda, bu refleks pek de sizin lehinize olmaz.
Uykularını alırlar
Stres seviyenizi kontrol edebilme ve duygusal zekanızı artırmada, uyku çok önemli bir rol oynar. Uyuduğunuzda, beyniniz deyim yerindeyse şarj olur. Gün içinde yaşadıklarınıza şöyle bir göz atıp, gerekli olanları saklar, gereksizleri yok eder. Bu sayede zihniniz açık bir şekilde uyanırsınız. Eğer uykunuzu yeterince almazsanız, öz denetim, dikkat ve hafıza kapasiteniz azalır. Bununla birlikte uykusuzluk, stres hormonlarının seviyesini de arttırır. İyi bir gece uykusu sayesinde, zararlı insanlarla olan iletişiminizde daha pozitif, yaratıcı ve proaktif olursunuz.
Sonuç olarak, zorlayıcı insanlarla etkileşime girdiğinizde, yukarıda bahsettiğimiz stres azaltan yöntemleri kullanırsanız, beyniniz stresle daha etkin bir şekilde baş etmek konusunda antrenmanlı olur. Bu sayede gergin durumların olumsuz sonuçlarını daha az hissedersiniz.

Kaynak: uplifers

 

 

 

 

 

21 AĞUSTOS 2017 tarihinde gerçekleşecek Güneş Tutulmasında; insanlığa barış, şifa, harmoni, anlayış, bolluk ve birlik getirmek

goddess[1]

 

21 AĞUSTOS 2017 tarihinde gerçekleşecek Güneş Tutulmasında; insanlığa barış, şifa, harmoni, anlayış, bolluk ve birlik getirmek için tüm Dünya ile aynı anda, 21:11 TSİ’da; din, dil, ırk demeden herkesi meditasyona/duamıza davet ediyoruz.

Hepimiz yaşamlarımızın gittikçe zorlaştığını görüyoruz. Terörizm, savaşlar, açlık, hastalıklar ve maddi sıkıntılarla yorulduk. İşte insanlık olarak hep beraber güzel bir gelecek için dua etme fırsatımız! Güneş tutulması esnasında Galaktik Merkezden gelen enerjiler maksimum olacak ve bizler bu enerjilerle insanlık ve Dünyamız için istediğimiz geleceği yaratabiliriz.

Hadi tüm Dünya ile aynı anda! Dünya insanlarının kutlamalar yaptığı ve sevinç içinde herkesin dilediği gibi yaşadığı mutlu bir gelecek yaratmak için! 21 Ağustos 2017’de 21:11’de!

 

Meditasyon Görsellemeleri:

1. Rahat bilinç durumuna geçmek için kendi tekniğinizi kullanın.

2. Bu meditasyonu, Dünya gezegeni ve sakinleri için harmoni ve birlik getirme sürecini hızlandırmak için bir araç olarak kullanma niyetinizi söyleyin.

3. Galaktik Merkez Güneşinden bir ışık sütunu çıktığını, bunun Güneş Sistemimizdeki tüm Işık Varlıklarından, tutulan Güneş’ten ve Ay’dan ve sonra da bedeninizden geçerek Dünya merkezine gittiğini görselleyin. Başka bir Işık Sütununun Dünya merkezinden çıkarak bedeninizden geçtiğini ve gökyüzüne yükselip galaksimizdeki ve Güneş Sistemimizdeki tüm Işık varlıklarına doğru yükseldiğini canlandırın. Şimdi aynı anda aşağıya ve yukarıya akan iki Işık sütunu üzerinde oturuyorsunuz. Bu Işık sütunlarını birkaç dakika aktif tutun.

4. Şimdi yumuşak pembe şifa veren dişil bir enerji görselleyin. Bu dişil enerjinin gezegendeki herkesin geçmiş travmalarını iyileştirdiğini;barış, harmoni, anlayış, bolluk ve birlik getirdiğini canlandırın. Bu yumuşak pembe ışığın tüm Dünya insanlarının zihinlerini ve kalplerini iyileştirdiğini görselleyin. Tüm Işık İşçilerinin, Işık Savaşçılarının ve gerçekleri arayanların Yeni Dünyanın kurulmasında birlik içinde çalıştığını görselleyin. Dünya insanlarının kutlamalar yaptığını ve sevinç içinde herkesin dilediği gibi yaşamayı özgürce seçtiği yeni realitenin yaratılmasına katkıda bulunduklarını hayal edin.

HAYDİ ABBAS…

maxresdefault

HAYDİ ABBAS…
Cahit Sıtkı askerliğini yedeksubay olarak yapmak üzere birliğine gider.
O yıllarda yedeksubay sayısı az olduğundan her yedeksubaya emir eri verilmektedir. Birliğine gittiğinde bölük yazıcısından künye defterini ister. Sırayla isimlere bakmaktadır ki bir isim dikkatini çeker. Abbas oğlu Abbas..
Sakat çolak eli yüzünden çürüğe ayrılmış biridir Abbas.. Talim bitiminde askerin yanına gönderilmesini ister. Öğle saatlerinde kapı çalınır. Karşısındaki civan mert yiğit biri selam çakıp;
– Abbas oğlu Abbas, Emret komutan!.. der..
Aralarında şöyle bir konuşma geçer;
– Nerelisin?
– Memleket Mardin, kaza Midyat komutan.
– Sen benim emir erim olurmusun?
– Sen bilir komutan!.
Askere eşyalarını toplamasını ister ve kendi evinin altındaki boş yere taşınmasını ister. Zamanla askerin zekiliği sıcakkanlılığından etkilenir. Abbas her sabah erkenden kalkar, Cahit Sıtkı’ya kahvaltı hazırlar. Öğle yemeğini sormadan hazırlar. Tüm ihtiyaçlarını karşıdan bir istek gelmeden düşünüp yerine getirir. Düzenli olarak Cahit Sıtkı’nın kıyafetlerini ütüler hazırlar ve evin temizliğini yapar..
Akşamları olunca Cahit Sıtkı’nın sevdiği yemek ve mezeleri hazırlar..
Zamanla aralarında komutan asker ilişkisinden daha güçlü bir dostluk bağı oluşur. Bu saf ve temiz Anadolu çocuğundaki sadakat ve temiz yürekten etkilenmiştir Cahit Sıtkı.. Zaman zaman karşısına alıp dertleşir ve bu Anadolu çocuğunun ruhundaki gizli şeyleri keşfeder..
Akşamları rakı sofrası kurup en güzel kızartma ve mezeleri hazırlar Abbas.. Aralarındaki duygu bağları güçlenir.
Böyle bir keyif akşamında alkollü Cahit Sıtkı sorar;
– Sen İstanbul’u bilir misin Abbas?
– Bilir komutanım..
– Orda bir Beşiktaş var bilir misin?
– Bilir komutan!. Ben orda acemi birlikteydim. .
– Orda benim bir sevgilim var.. Sen O’nu kaçırıp bana getirir misin?
– Elbet komutan!
Sabah olur Cahit Sıtkı bakar ki Abbas yeni asker kıyafetleri giymiş, traş olmuş, hazırlanmış. Cahit Sıtkı sorar;
– Hayırdır Abbas neden böyle hazırlık yaptın?
– Ben istanbula gidecek komutan!..
– Ne yapacaksın sen İstanbulda?
– Sen söyledi bana.. Ben gidecek, sana Sevgiliyi getirecek!..
Gözlerindeki hüznü ve gözyaşlarını gizlemek istercesine arkasını dönüp kapıyı çarpar ve çıkıp gider Cahit Sıtkı..
Fakat bu mert askerin, yüreği sevgi dolu Anadolu çocuğunun samimiyeti ve sıcaklığından duygulanır..
Akşam olur.. Ağaç altında rakı sofrası kurdurur ve Abbası karşısına oturtur.. Birlikte yer içerler ve Cahit Sıtkı o meşhur şiirini kaleme döker..
“Haydi Abbas, vakit tamam..
Akşam diyordun, işte oldu akşam..
Kur bakalım çilingir soframızı..
Dinsin artık bu kalp ağrısı..
Şu ağacın gölgesinde olsun,
Tam kenarında havuzun.
Aya haber sal, çıksın bu gece..
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumana,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit;
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş’tan.
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan..
Taştan Tülay

ZEHİRLİ DÜŞÜNCELERİ DÖNÜŞTÜRMENİN 10 YOLU!

CiUHGSSUoAA5w1J[1]

 

 

ZEHİRLİ DÜŞÜNCELERİ DÖNÜŞTÜRMENİN 10 YOLU!
Öfkenin veya korkunun bir odanın havasını elektriklendirebilme tarzını hissetmişseniz, Sandra Ingerman’ın “zehirli düşünceler” sözüyle neyi kastettiğini anlayacaksınız. Bir aile terapisti ve şaman olan yazar, düşüncelerimizin ve duygularımızın zihinsel ve fiziksel esenliğimizi etkileyen görünmeyen ama hissedilir bir enerji yaydığına inanıyor “Zehirli Düşüncelere Şifa Vermek: Kişisel Dönüşüm için Sade Araçlar” adlı kitabında “psişik yumruklar”ın fiziksel şiddet kadar gerçek olduğunu yazıyor.
Bu makalede, kendinizi negatif düşüncelerden korumak ve pozitif enerji yaymayı öğrenmek için Sandra Ingerman’ın önerdiği on basit yolu okuyacaksınız:
Bir gece, etkileyici bir rüya gördüm. Çalışma arkadaşlarımdan oluşan bir grupta, bir su soğutucusunun etrafında ayakta durmaktaydım. Aramızdaki konuşmalar samimiydi ama çalışanlardan bazısının diğerlerine psişik/görünmez “yumruklar” attıklarını fark ettim. Yumruk yiyen kişiye “İyi misin?” diyor ve diğerine dönüp “Ne yaptığını gördün mü?” diye soruyordum. İnsanların davranışları bakımından böyle bilinçsiz olması beni şoke etmişti.
Rüyam, görünmeyen etkileşimlerin gücünü göstermişti. İnsanların nasıl davrandıklarını gözlemlediğimizde herhangi bir düşmanlık yok gibi görünebilir. Bizi dinlemekte olan kişinin yüzünde bir gülümseme görebiliriz. Ama görünmeyen düzeyde neler olmaktadır? Konuşmamız veya mevcudiyetimiz aracılığıyla karşımızdaki kişide hangi hisleri tetiklemekteyiz?
Ruh dediğimiz görünmeyen bir boyuta; “tenimizin ötesindeki asıl kimliğimiz” dediğim bir unsura sahibiz. Bu yanımızı göremeyiz ama beden ve zihin ile birlikte bu yan bütün varlığımızı oluşturmaktadır. Fiziksel dünyada başkalarıyla ne zaman etkileşime geçsek, görünmeyen bir enerji alışverişi de gerçekleşir.
Başkalarının davranışlarını tarif etmek için kullandığımız bazı yaygın ifadelerden bazıları:
Çok buyurgan.
Kişisel alanımı işgal ediyor.
Adeta dayak yedim.
Düşünce tekmelenmiş.
Sırtımdan bıçakladı.
Bakışları hançer gibiydi.
Tavrıyla grubu adeta esir aldı.
Oda, patlamaya hazır bir enerjiyle doldu.
Bir öneride bulunayım dedim, vuruldum.
Şiddet enerjisi görünmeyen, psişik düzeyde eyleme geçer ama hem fiziksel sağlığı ve hem de psikolojik esenliğimize etki yapar. Enerji, somuttur. Negatif enerjiyle dolu bir ortamda yaşadığımızda veya çalıştığımızda kendimizi ya fiziksel veya psikolojik düzeyde iyi hissetmeyiz.
Yerli kültürlerin hepsi, öfke gibi negatif bir enerjiyi yollamak ile bunu yalnızca ifade etmek arasındaki farkı anlamaktadırlar. Biri öfkesini “zehirli ok” gibi yollamaksızın ifade ederse o kişi öfke hissini tanıyıp kabul etmektedir; bu durumda, öfkenin bir başkasına zarar verebilecek hiçbir kuvveti veya hareketi yoktur. Olanları yalnızca görünür düzeyde tanıyıp kabullendiğimiz kültürümüzde, farkındalığın bu diğer düzeyini inkar etmekte ve bu nedenle, sebep olduğumuz hasarı fark etmeksizin, bilinçsizce “zehirli oklar” atmaktayız.
Duygular taşımanın ve duyguları ifade etmenin insanlık halinin bir parçası olduğunu anlamamız önemlidir. Yürütülen araştırmalardan biliyoruz ki duygularımızı ifade etmediğimizde hastalıklar oluşabilmektedir.
Ruhsal öğretiler, dış dünyamızın; bilincimizin iç durumunun bir yansıması olduğunu, binlerce yıldır öğretmekteler.
Çevre kirliliğine ve günümüzde dünyanın durumuna baktığımızda, içsel dünyamızın bir yansımasını görmekteyiz. Dünyayı değiştirmek istiyorsak kendimizi değiştirme niyetimize odaklanmamız gerekir.
Ruhsal uygulamalar ile çevreyi iyileştirmek ve dünyaya barış getirmek için yapılan dışsal çalışmalar arasında bir köprü oluşturmamızın zamanıdır.
Ruhsal öğretilerin hepsi, fiziksel düzeyde tezahür etmeden önce her şeyin ruhsal düzeyde tezahür ettiğini öğretmektedir. Ruhsal uygulamaları yaşamlarımıza sokmakla, kişisel ve gezegensel değişimi yaratma gücüne hepimizin sahip olabiliriz.
Dünyada nasıl biri olduğunuzu dönüştürmek yoluyla barışın gerçek ifadesi olabilmeniz mümkün. İşte, bunu yapmanın 10 basit yolu:
Kalbinizden Nefes Alıp Verin
Nefes alıp vermek, enerjiyi dönüştürmenin en basit yollarından biridir. Bu alıştırmayı, gün boyunca yapabilirsiniz: Ellerinizi kalbinizin üstüne koyun ve nefes alıp verirken kalbinizin hareketini hissedin. Bu, sakinleştiricidir ve dünyaya sevgi, huzur ve uyum enerjisi yollar.
Aynaya Bakın
Mücadele gerektiren bir duruma tepki vermeden önce bir aynadaki yansımanıza bakarak duygu ayarı yapın. Hiç kimse kendini zehirli bir tarzda hareket ederken görmek istemez. Size aptalca gelebilir ama bu düşüncenin sizi durdurmasına izin vermeyin. Kendimizi fazla ciddiye almak, negatif düşüncenin nedenlerinden biridir.
İfade Edin; Yollamayın
Stres, daha sonra pişman olabileceğimiz tarzda davranmamıza yol açabilir. Sorunlu duygulara sahip olmak normaldir ve hislerinizi tanıyıp kabullenmek önemlidir. Yalnızca enerjiyi kendinize, başkalarına ve dünyaya bir “zehirli ok” gibi göndermemeye dikkat ediniz.
Sevdiğiniz Birinin Yüzünü Düşünün
Duygularınızın ardındaki enerji tüm canlılara yayılır. Duygularınızın ardındaki enerji tüm canlı varlıklara yayılır. Sizin için sorunlu olan duyguları tetikleyen biriyle karşılaştıysanız, sevdiğiniz birini düşünün ve, size meydan okuyan kişinin siması yerine sevdiğiniz kişinin simasını koymaya çalışın. Örneğin, bir küçük yavru kedinin siması veya sevdiğiniz bir çiçeğin imgesi ile de çalışabilirsiniz.
Sözlerinize Dikkat Edin
Düşünceleriniz ve duygularınız gibi sözleriniz de içinde yaşadığımız dünyayı ve deneyimlerinizi değiştirme gücüne sahiptir. Bu, yüksek sesle başkalarına söylediğiniz sözler kadar sessizce kendinize söyledikleriniz için de geçerlidir. Kendinize iyi bir insan olmadığınızı söylemekteyseniz bu gerçekliği tezahür ettirmeye başlarsınız. Zihninizi olumlu sözcüklerle doldurun ki hayatınız da olumlu yönde açılıp genişlesin. “Abrakadabra” kelimesi, Arami dilinde “Konuştuğum üzere yaratacağım” anlamına gelen “Abraq ad habra” cümlesidir. Çocukken, ne anlama geldiğini bilmeksizin, kimbilir ne kadar sık söylemişizdir bu cümleyi.
Başkalarında Tanrısallığı Görün
Istırap çektiğini algıladığınız kişilere acımayınız; bu, onları yalnızca daha da derin bir ıstıraba sevk eder. İnsanları kendi ilahi ışıkları ve kusursuzlukları içinde gördüğünüzde, zorluklarıyla başa çıkmak için ihtiyaçları olan kuvveti onlara vermeye yardımcı olursunuz. Algılamanın gerçekliğinizi yarattığını unutmayın.
Doğayla Bağlantı Kurun
Bizler doğanın birer parçasıyız. Stres durumunda olduğumuzda doğanın temel unsurlarından –toprak, hava, su ve ateş (güneşteki gibi)– beslenmemiz kesilir ve gerçekten hastalanabiliriz. Doğa, en büyük şifacıdır. Sık sık zaman yaratıp doğal dünya ile bağlantıya geçin.
Suyla İyileşin
Suyun yaşam gücü acılarınızı yıkayıp götürebilir ve en basit faaliyetlerin bile şifa verici bir etkisi vardır. Ellerinizi yıkarken, duş alırken veya yağmur altında ıslanırken negatif enerjinin sizden uzaklaştığını ve ışığa dönüştüğünü imgeleyin.
Kendinizi Işıkla Koruyun
Birinin size psişik açıdan saldırdığını veya enerjetik açıdan düşmanca davrandığını hissederseniz, etrafınızı saran koruyucu bir ışık imgeleyin. Bazıları bunu beyaz bir enerji alanı olarak düşünmektedir; ben ise şeffaf ve mavi bir yumurtanın içinde olmak şeklinde imgeliyorum. Size uygun rengi bulmaya çalışın. Bu sizi, size doğru yollanan zararlı enerjilerden koruyacaktır.
Sevgiyle Yanıt Verin
Başkalarından gelen negatif ve zehirli enerjilerin alıcısı olmanız gerekmez. Sevgiyle almak istemediğiniz enerjiyi geri çevirebilirsiniz. Sevgiyle yanıt vermek ise bir saldırı pozisyonu almanızı ve daha çok negatif enerji yaratmanızı önleyecektir. Şifa veren tek şey sevgidir.
Kaynak: Sandra Ingerman

….“yaşamak için güzel bir gün” …..

resized_13146-57d6edbdekranalintisi[1]

 

 

Kızılderililerin meşhur sözüdür belki bilirsiniz:
…….“yaşamak için güzel bir gün” …..
diyerek her sabah çadırdan çıkarak güne başlarlar. Yıl 365 gün b…u lafı duyan beyazlar, Kızılderililerin güneşte, karda, yağmurda ve güzel havada hep aynı sözü söylemeleri gariplerine gider. Ve bir gün Kızılderililere sorarlar. Hadi güzel havaları anladık ama “her gün de güzel bir gün olmaz ki” diye itiraz ederler. Kızılderililer gülerek
…..“yaşamak isteyen kişi için her gün güzel bir gündür”

Her Güçlü Kadının Mutlaka İzlemesi Gereken 12 Film

dua-et-sev[1]

 

1. Coco Chanel’den Önce (Coco Before Chanel)

Audrey Tautou’yla hayat bulan, moda dünyasının fenomeni Gabrielle “Coco” Chanel’in gerçek yaşam hikayesi: Coco Before Chanel. Yetimhanede başlayıp, kabare şarkıcılığına uzanan daha sonra da dünyanın en önemli modacısı olma yolunda ilerleyen, masal gibi bir hayat. Gerçek adı Gabriella Chanel olan Coco Chanel’in Paris’e taşınmadan ve ünlü olmadan önceki yaşamından kesitleri sergileniyor.

2. Marilyn İle Bir Hafta

23 yaşında genç bir delikanlı olan Colin Clark, Oxford’da okuduğu bölümü terk ederek, sinema sektörüne girer ve kendisine o sırada çekimlerine başlanan ‘The Prince and the Showgirl” adlı filmde asistan olarak yer bulur. Asistan Colin’in gözünden Marilyn Monroe’nun İngiltere’de geçen bir haftasını konu alan film iki genç insan arasında yaşanan karşı konulmaz yasak çekimi bir kez daha beyazperdeye taşıyor.
3. Where The Heart Is

 

Novalee (Nathalie Portman) 17 yaşında hamile bir genç kızdır. Erkek arkadaşıyla birlikte yeni bir hayata başlamak için California’ya doğru yola çıkmıştır. Ancak erkek arkadaşı Willie onu Oklahamo’da bir Wal Mart dükkanında terk eder. Hiç bir mesleği, yeteneği olmayan ve beş parasız ortada kalan Novalee gizlice dükkanda yaşamaya başlar.
4. Dua Et Sev (Eat Pray Love)

Senaryosu Ryan Murphy’ye ait olan ve yazar Elizabeth Gilbert’ın kendi hayat deneyiminden yola çıkarak yazdığı Eat, Pray, Love kitabından uyarlanan filmde Julia Roberts, ABD’nin bu popüler yazarını canlandırıyor. Roberts’a filmde, The Visitors ile Oscar’a aday olan Richard Jenkins eşlik edecek. Film, hayatta herşeye sahip olan ama bir türlü tam bir mutluluğa erişemeyen Elizabeth’in acılı bir boşanma ve depresyonun ardından kendini keşfetme sürecini anlatıyor.

5. Frida

Film, sanat tarihinin sıradışı insanlarından biri olan Frida Kahlo’nun hayatını anlatıyor. Frida’nın meşhur aşkı, bir kadın düşkünü olan Diego, Frida’ya ‘kendini farklı kadınlarla birlikte olmaktan alıkoyamayacağını, ama özünde sadece O’nu seveceğini’ söylemiş ve Frida tarafından anlayışla karşılanmıştır. Ancak zamanla ilişkileri problemli bir hal almaya başlar.
6. Erin Brockovich

Parası, işi ve geleceğe dair hiçbir umudu olmayan Erin Brockovich, çok zor bir durumdadır. Hiç suçu olmadığı bir araba kazasına karışan Erin, bir anda kendisini daha da kötü olayların içinde bulur. Hiçbir seçeneği kalmayan Erin, avukatı Ed Masry’nin (Albert Finney) hukuk bürosunda çalışmak için onu ikna eder. Burada çalışırken gayrimenkul dosyalarındaki bazı tıbbi kayıtlara rastlar. Kafası karışan Erin, aradaki bağlantıyı sorgulamaya başlar. Bu konuyu araştırmak için Ed’i ikna eden Erin, yöre halkının kullandığı suyun kirli olduğunu, bu gerçeğin onlardan saklandığını ve bu sebeple orada yaşayan insanların birtakım ciddi hastalıklara yakalandıklarını öğrenir.
7. Tek Başına (North Country)

Tüm Dünyayı Sarsan ilk Cinsel Taciz Davası! Josey Aimes’in tek isteği, masasına yemek koyabilmesini ve çocuklarına iyi bakabilmesini sağlayacak iyi bir iştir. Ancak karşılaştığı şey tehdit, aşağılama, taciz, küçümseme ve saldırı olur. Son derece duygusuz olan patronu tüm bu yaşadıklarını bir erkek gibi karşılamasını beklemektedir. Ancak bunun yerine Josey yaşadıklarını bir insan gibi karşılar ve karşı savaş açar.
8. Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada)

New York moda dünyasının göz alıcı karmaşasında , 0 bedenli muhteşem kadınlar içindeyken saçınızın kötü olduğu bir gün iş hayatınızın sonu olabilir. İşte Runway Dergisi bu inanılmaz cehennemin tam ortasıdır. Miranda Priestly (Meryl Streep) ise moda dünyasının en güçlü kadını Runway’in korku salan kraliçesi kendisine bir asistan alacaktır. Milyonlarca kızın hayatını verebileceği bir iş ise sıradan bir NewYork’lu olan Andy Sachs (Anne Hathaway) için göz kırpmaktadır. Yapacağı iş kesinlikle kendisine saygısı olmayan insanların yapabileceği türden, yaşamı bırakıp çalışmaya dayalı bir tür Miranda köleliğidir.
9. Mona Lisa Gülüşü (Mona Lisa Smile)

Katherine Ann Watson (Julia Roberts), 1953 yılında sanat tarihi öğretmeni olarak California’dan New England’da bulunan Wellesley Kız Koleji’ne gelir. Dönem savaş sonrasıdır. En başarılı ve en iyi öğrenciler bu okulda okusalar da, okul ve kasaba oldukça muhafazakârdır. Öğrencilerine, yürüyecekleri yolun onlara gösterilmiş olan değil, kendilerinin seçecekleri yol olduğunu anlatmaya çalışan Watson, güçlü bir muhalefetle karşılaşacaktır.
10. Milyonluk Bebek (Million Dollar Baby)

Frankie Dunn ringlerde yaşadığı yıllar boyunca müthiş dövüşçüler yetiştirmiştir. Öğrencisi olan boksörlere öğrettiği en önemli ders ise kendi hayatı için de temel kabul ettiği, herşeyin üzerinde kendini korumaktır. Onu kızından soğutan ve uzak tutan acı deneyimi yüzünden uzun zamandır hiç kimse ile yakın olmamaya çalışmaktadır. Tek arkadaşı Scrap, onun spor salonuna göz kulak olmakta ve kaba dış görünümünün altında 23 yıldır yakasını bırakmayan bir affedilme beklentisi olduğunu bilmektedir ve bir gün Maggie Fitzgerald spor salonuna gelir ve bu yetenekli kız sayesinde işler değişmeye başlar.
11. Kaldırım Serçesi (La Vie en Rose)

Edith Piaf’ın 1959’da New York’da verdiği konser sahnesi ile başlayan film, Fransız şarkıcı Piaf’ın, 40’lı yaşlarına odaklanıyor. 1915 yılında dünyaya gelen Piaf, babasının çalıştığı sirk sayesinde küçüklüğünden itibaren pek çok yer dolaştı. O dönemlerde, en yakın arkadaşı Mômone (Sylvie Testud) ile sokaklarda şarkı söyleyerek para kazanıyordu. Bu sırada bir kabare işleten Leplée (Gérard Depardieu) tarafından keşfedildi ve kısa sürede, onu meşhur edecek çevre içine girdi. “A Very Long Engagement” (Kayıp Nişanlı), adlı filmden tanıdığımız Cotillard, Piaf’ın gençlik yıllarından, 47 yaşında ölümüne kadar olan süreyi büyük başarıyla canlandırıyor. Genç yaşta yakalandığı hastalık ve bağımlılıkların, henüz 40 yaşındayken onu 70 yaşında bir kadın haline dönüştürdüğü, yürüme, konuşma ve şarkı söyleme yetisini kaybettiği süreci tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor. Filmde, Piaf’ın büyük aşk yaşadığı ve 1949 yılında bir uçak kazasında hayatını kaybeden boks şampiyonu Marcel Cedan’ın (Jean-Pierre Martins) da önemli bir yeri var.
12. Gia

Angelina Jolie ‘nin ‘’Canlandırırken kendime en yakın hissettiğim rol, Gia’dır,’’ diye bahsettiği film, Amerika’nın ilk top modeli olan Gia Marie Carangi’nin 17 yaşından başlayarak 1986 yılındaki ölümüne kadar geçen süredeki zorlu hayat hikayesi anlatıyor.

Kaynak: filoji

Her Gün Kendinize Hatırlatmanız Gereken 10 Cümle

resized_13146-57d6edbdekranalintisi[1]

 

 

Daha enerjik ve yüksek moralli bir gün geçirmek için, buradaki öğütlere kulak verin…
1.”Bunu Yapabilirim.”
Bu cümle olumlu olduğu gibi, aynı zamanda da sizi bir durum karşısında harekete geçirmekte etkili. Kendinizi, karşılaştığınız durum karşısında kısıtlı hissetmemelisiniz, istediğinizi elde etmek için var olan imkanları kullanmalısınız.

2.”Ben İyi Bir İnsanım.”
Bu cümle; sizin ne kadar müthiş ve harika bir insan olduğunuzu gösteriyor. Hepimizin içinde iyi özelliklerimizi bize gösteren bağlarımız var. Fakat bazen bunu kendimize hatırlatmamız gerekebilir. Unutmayın ki, hepimiz pozitif bir etki bırakmak için dünyada varız.

3.”İhtiyacım Olduğu Zamanlarda Yardım İsteyebilirim.”
Kendi sınırlarınızı iyi bildiğiniz için; hedefinize ulaşırken zorlanabileceğinizin farkındasınızdır. Bu yüzden zorlandığınız zamanlarda mutlaka yardım isteyin. Yardım istemek sizin güçsüz olduğunuzu değil, hedefinize ulaşmak konusunda ne kadar tutkulu olduğunuzu gösterir.
4.”Geleceğimden Ve Başıma Gelecek Güzel Olaylardan Ben Sorumluyum.”
Başınıza gelecek olan güzel şeylerden sadece siz sorumlusunuz. Başkalarının geleceğinizi yönlendirmelerine izin vermeyin. Ne geçmişe bağlı yaşamalısınız ne de başkalarının fikirlerinin sizi şekillendirmesine izin vermelisiniz.

5.”Hayat Devam Ediyor.”
Başınıza ne gelmiş olursa olsun, iyi veya kötü, tecrübelerinizden ders çıkarıp hayatınıza devam etmelisiniz. Yaşadıklarınızın sizi etkilemesine izin vermemelisiniz. Bu yüzden önünüze bakın ve kendinizi hep geliştirin.
6.”Kendimi Kabulleniyorum.”
Üstünüze çok gitmeyin. Kendinizi olduğunuz gibi kabullenin. Herkes gibi sizin de kusurlarınız var ve hata yapıyor olmanız normal. Fakat bu kendinizi geliştirmek için yeterli değil. Değerinizi bilin çünkü bu şekilde dünya da değerinizi biliyor olacak.

7.”Geçmişte Güzel Başarılar Elde Ettim.”
Geçmişteki başarılarınızı hatırlamak sizi, gelecekteki projeleriniz için motive edecektir. Nasıl bir işe giriştiğinizin bir önemi yok, geçmişteki başarılarınız gelecekteki başarılarınızın sadece bir habercisi.
8.”Bugün Kendimi Tebrik Edeceğim.”
Bugün sizin gününüz. Dışarı çıktığınızda kutlamak için mutlaka bir sebebiniz olacaktır fakat her şeyden önce kendinizle ilgili bir kutlama sebebi bulmalısınız.

9.”Bir Şey İçin Mücadele Etmek, Değerli Olduğunu Gösterir.”
Mücadele etmek, sizin için bunaltıcı olmamalı. İyi başarılar, kolayca elde edilmezler. Güçlü olun ve hedefiniz için elinizden geleni yapın. Bu cümleyi kendinize hatırlatın ve karşınıza çıkabilecek engellere rağmen mücadele etmekten vazgeçmeyin.
10.”Hayat Dolu Ve Mutlu Hissediyorum.”
Bu cümle kendinizi nasıl gördüğünüzü çok güzel anlatıyor. Eğer kendinizi sağlıklı bir insan olarak görüyorsanız, bu yaşamınıza da mutlaka yansıyacaktır. Bu yüzden her zaman için zihninize ve bedeninize iyi bakmalısınız. Ruh ve beden sağlığınızdan daha önemli hiçbir şey yok!
Kaynak: Filoji.com

Niyet Enerjisini Yükseltmek için 5 Adım

reiki-yasam-enerjisi-sifa-vermeye-zorlar1[1]
Bir şey önce niyetle başlar. Biz niyet ettiğimiz ve hayal ettiğimiz şeyleri kendimize çekeriz. Niyet etmek, bu yüzden çok önemlidir. Neyi düşünürsek onu yaşarız sözü gerçekten doğrudur. Pek çok insanın niyetlerini tam olarak yükseltemedikleri için niyetlerine ulaşamazlar. Peki, niyet enerjisini yükseltmek için ne yapmalıyız.
1. Adım
Niyetinizi belirleyin. Hayal gücünüzü devreye sokmadığınız müddetçe niyetiniz devreye girmez. Niyetiniz bir araba almak ise mutlaka araba ile ilgili hayaller kurmak niyetinizi yükseltecektir. Bir niyeti belli zamanlarda imajine etmek ve niyetinizi güçlendirmek çok önemlidir. Kısaca niyetinize odaklanın ve niyetinizi hayal edin.
2. Adım
Niyetinizi olmuş gibi hissedin. Bu hissiyatı yakalamak için niyetiniz gerçekleştiğinde duygusal olarak ne hissedeceğinizi yaşayın. Hayalinizi niyetinize göre canlandırın. Bunu kolaylaştırmak için bilinçaltınızı devreye sokabilirsiniz. Şu soruları kendinize sorun ve kesinlikle cevaplamayın.
Niyetim gerçekleştiğinde ne hissederim?
Niyetim beni gerçekten ne kadar mutlu eder?
Niyetim gerçekleşirken hayatım nasıl değişir?
Bu soruları sorduğunuzda niyetiniz için hayal gücünüz devreye girecektir.
3. Adım
Dua edin veya olumlama yapın. Dindar bir insansanız, dua etmek niyet için çok iyidir. Dua ile niyetinizi yükseltebilirsiniz. Olumlama da yapabilirsiniz. Niyetinizi söyledikten sonra olumlu cümleler ile niyetinizi söyleyin. Mesela niyetiniz sağlıksa “Sağlığım çok iyi ve her geçen gün daha iyi oluyorum” diyebilirsiniz. Dua ve olumlamayı aynı anda yapabilirsiniz.
4. Adım
Niyetiniz için bir pano oluşturun. Niyetiniz ile ilgili bir resim çizip niyetinizi kağıda dökebilirsiniz. Niyetinizi yükseltecek harika bir yöntemdir. Mesela ev almak istiyorsanız. Bir ev çizip çevresine evinizin özelliklerini ve istediklerinizi yazın. Ya da hayalinizdeki evin resmini yapıştırın. Bu niyetinizi yükseltecektir.
5. Adım
Niyet enerjisini yükselttikten sonra yapmanız gereken serbest bırakmaktır. Bu basit yöntemle niyetinizi enerji bağlantılarına gönderin. 5 Derin nefes alıp verdikten sonra şu cümleyi söyleyin. “Niyetimi serbest bırakıyorum” 5 kere bu cümleyi söyleyin ve belli bir süre yapın. Göreceksiniz serbest bıraktıktan sonra niyetiniz yükselecektir.

kAYNAK: sPRİTÜELLER

Eğer Hasta Olmak İstemiyorsan Duygularını Anlat:

CiUHGSSUoAA5w1J[1]

Olduğundan Farklı Yaşama:
Eğer Hasta Olmak İstemiyorsan Duygularını anlat:
* Saklanan veya baskılanan heyecan ve duygular; gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar
* Zamanla, duyguların bastırılması kansere dönüşür.Öyleyse, sırlarımızı, hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız!
* Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir!
Karar Vermelisin:
* Kararsız kişi güvensiz, endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık, sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır.* İnsanlık tarihi kararlardan oluşur
* Karar vermek, diğerlerinin kazanması için vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi kesinlikle bilmektir
* Kararsız kişiler mide rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunlarının kurbanıdırlar.
Olduğundan Farklı Yaşama:
* Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Ayağı kilden olan bronz bir heykeldir.
* Aldatıcı görünerek yaşamak kadar sağlık için kötü bir şey yoktur.Kaderleri ilaç, hastane ve acıdır.
Kabullen:
* Reddedicilik ve kendine saygı eksikliği, kendimizi kendimize yabancılaştırır
* Kendimizle barışık olmak sağlıklı yaşamın anahtarıdır.Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar.
* Eleştirileri kabullen. Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir.
Çözümler Bul:
* Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler.
* Karanlığı kovmak için kibrit yakmalı. Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir.
Biz ne düşünüyorsak oyuz:
* Olumsuz düşünce, hastalığa dönüşen negatif enerji üretir.
Güven:
* Güvenmeyen kişi iletişim kuramaz, açık değildir, derin ve sağlam ilişkiler geliştiremez, gerçek arkadaşlıkları nasıl kurabileceğini bilemez. Güven olmadan, bir ilişki de olamaz.
Güvensizlik sendeki inancın azlığıdır.
Hayatı Üzgün Yaşama:
Mizah. Kahkaha. Huzur. Mutluluk. Bunlar sağlığa güç verir ve daha uzun bir yaşam getirir.
* Mutlu kişi yaşadığı çevresini geliştirir.
“İyi mizah bizi doktorun elinden korur”.
* Mutluluk sağlık ve terapidir.
Dr. Dráuzio Varella

Bu 6 Durumla Sık Karşılaşıyorsanız Zeka Seviyeniz Sandığınızdan Daha Yüksek Olabilir

dusunen-kadin[1]

 

Çoğumuz zeki insanları, doğuştan mükemmel yeteneklere sahip süper insanlar olarak görürüz. Oysa gerçek tamamen farklıdır. Sanılanın aksine zeki insanlar diğer insanlara oranla daha fazla sosyal problemle uğraşırlar ve hepsinde de öte kişi ne kadar akıllı olursa olsun, günün sonunda yatağa girdiğinde sadece sıradan bir “insandır.”
Aşağıda sıralanan problemlerden bir kaçı gün içerisinde sizin de başınıza geliyorsa, sandığınızdan daha zeki olma ihtimaliniz bir hayli yüksektir.

1. Gündelik Sıradan Konuşmalar Sizi Daraltıyorsa
Gündelik şeyler hakkında sıradan konuşmalara dahil olmak size oldukça zor geliyor olabilir. Çünkü beyniniz büyük fikirlerle boğulmuş durumda. İlginizi çeken şeyler çoğunlukla bilim, sanat, felsefe, teknoloji gibi konularla ilgiliyken, sizin için dün televizyonda yayınlanan yarışma veya diziyi konuşmak pekte ilgi çekici olmayabilir. İnsanların birbirleriyle uyum sağlamak için kabul ettiği bu tarz şeyler üzerinde konuşmak size vaktinizi harcıyormuş gibi hissetirebilir. Bir amaca hitap etmediğini düşündüğünüz bu konuşmalara dahil olmamayı seçmenizden dolayı az arkadaş sahip olmanız oldukça olasıdır.

2. Konuştuğunuzdan Daha Çok Düşünüyorsanız
Beyniniz sürekli olarak karşılaştığınız problemlerin ve durumların en iyi çözümlerini aramak üzerine çalışıyorsa, muhtemelen konu üzerindeki fikrinizi beyan etmeniz ya da bir sonuca varmanız ortalama zeka seviyesine sahip kişilerden daha uzun sürüyor olabilir. Hatta kimi zaman, verdiğiniz cevabın sorunun tam çözümü olmadığını düşündüğüzde veya söyleyeceğiniz şeyin konuşulan konuya dişe dokunur bir katkı yapmayacağını düşündüğünüzde, hiç konuşmazsınız. Diğer insanlar akıllarına gelen her düşünceyi ortaya saçıp, laf ve fikir kirliliği yaratmaktan hiç çekinmemeleri sizi çok şaşırtıyor olabilir. Ancak şunu unutmayın ki , siz laf kalabalığı yapmamak için sessiz kalsanız dahi diğer insanlar sizi içine kapanız olmakla yaftalamaktan çekinmeyeceklerdir.

 

3. İşiniz Veya Okulunuz Size Sıradan Geliyorsa
Beyninizin yeni ve daha büyük fikirlere yelken açma düşüncesi ile farklı ve yaratıcı projeler kurgulayıp duruyorsa sahip olduğunuz işiniz veya okulunuz gözünüze sıradan ve sıkıcı gelebilir. Çünkü sahip olduğunuz yaratıcılığınız dosya yetiştirmek, belge düzenlemek ya da ödev yapmak gibi gündelik ve sıradan işleri olduğundan daha sıkıcı hale getirmektedir. Sahip olduğunuz yaratıcı düşünme biçiminden ortaya çıkan bu enerjiyi böylesi sıradan işlerle harcamak, size kendinizi kötü hissettirerek, özünde basit olan bu işleri gözünüzde büyütmenize yol açabilir.

 

4. Bazı Zamanlar “Eylem Felci” Yaşıyorsanız
Daha önce bir işin veya gerçekleştirilecek eylemin her türlü detayını düşünüp, yol şemalarını çıkarıp, ince eleyip sık dokuduktan sonra harekete geçme konusunda bir türlü adım atamadığınız oldu mu? Eğer yüksek bir zeka seviyesine sahipseniz eylem felci olarak anılan bu olayla karşılaşma ihtimaliniz oldukça yüksektir. Genellikle çok detaycı ve fazla düşünen kişilerde görülen bu bozukluğun en rahatsız edici yönü ise dışarıdan duruma şahit olan diğer bireylerin olayı basitçe tembellik olarak adlandırması.  Oysa eylem felci tembelliğin tam tersi olarak, gereğinden fazla düşünme yüzünden ortaya çıkmaktadır.

5. Diğer İnsanlar Sizi Farklı Görüyor İse
Toplumsal davranışınız konusunda kendinizi diğer insanlardan daha sorumlu görme eğiliminiz sizin diğer insanlar tarafından sosyal olarak yeteneksiz ya da kısaca “farklı” biri olarak nitelendirilmenize yok açabilir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi insanlar etraflarında kendilerini daha az zeki hissettiren birilerinin olmasında hoşlanmadıklarından, bu tarz insanlarla vakit geçirmeyi pek tercih etmezler. Bu sebeple genellikle geniş arkadaş gruplarına dahil olmanız pek olası değildir.

6. Aşık Olmak Size Oldukça Zor Geliyor İse
Bunun nedeni aşk arayışınızın diğer insanlara oranla daha talepkar olmasıdır. Diğer insanlar anlık heyecanlarla ilişkilere oldukça rahat bir biçimde kendilerini atarken, siz çok daha temkinli ve analitik olduğunuz için, umduğunuz aşkı bulma olasılığınızın daha düşüktür.