Arşivler

Dünyanın Önde Gelen Psikiyatristlerinden Hayatınızı 180 Derece Değiştirebilecek 15 Taktik

1915[1]

 

1. Başkaları için yaşamak yerine kendiniz için yaşayın. Aksi takdirde kendi istediklerinizi değil, başkalarının istediklerini yapmış olursunuz.

2. Yapacaklarınızı iyi planlayın. Mutluluk için endişelenmeyin. Eğer eylemleriniz doğru planlanmışsa, mutluluk peşinizden gelecektir.
3. İnsanlar hayatlarından birbirlerini atmazlar. Sadece bir kısmı daha hızı ilerlerken bazıları onlara yetişemezler.

4. Olgunlaşmış veya olgunlaşmamış insanlar bilgisiz değildir. Tüm insanlar bilgiye sahiptir. Fark, bu bilginin uygulanmasında yatmaktadır. Olgunlaşmış insanlar bilgiyi nasıl uygulayacaklarını bilirler, ancak olgunlaşmamış olanlar bunu bilmezler.
5. Mantık cinsiyete bağlı değildir. Erkek mantığı ile kadın mantığı arasında bir fark olduğunu düşünmek mantıksızdır.
6. Herkesi memnun etmek mümkün değildir. Eğer bunun için çok çabalıyorsanız, hemen durdurun kendinizi ya da büyük bir başarısızlığı kucaklamaya hazır olun.

7. Kitaplar sığ bir insandan çok daha iyi arkadaşlardır. Kitaplar ile vakit geçirmek daha çok ödüllendirici ve eğlencelidir.
8. Kendinize en büyük düşman sizsiniz. Çevrenizdeki herkesten daha çok zarar verebilirsiniz. Yani, önce kendinizle yüzleşin.

9. Eğer kendinizle barışık olursanız, başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğünü düşünmezsiniz.

10. Arkadaşlarınla konuşmak iyidir. Ancak düşmanlarınızla konuşmak, sizin dezavantajlarınızdan haberdar olmanızı sağlar. Arkadaşlarınızdan öğrenemediğiniz birçok şeyi onlardan öğrenebilirsiniz.
11. Maruz kaldığınız hakaret ve eleştiriler size geri adım attırabilir. Yapmanız gereken şey ise onlara kesinlikle kulak asmayın. Yapmak istediğinizi başardığınızda, otomatik olarak yok olacaklar.
12. Meraklı olmak sorun değil. Asıl olan burnunuza sahip çıkmak. Yani başkalarının hayatlarından uzak durması daha iyi olacaktır. Bunun yerine bilim, felsefe ve hayatı anlamaya zaman ve enerjinize yatırım yapmak sizin için çok iyi olacaktır.

13. Yalnızlık büyümemize yardımcı olur. Eğer aşkı deneyimledikten sonra karşılaşırsanız, umutsuzluğa kapılmayın, sakin olun ve bunu olumlu bir şekilde yaşayın. Bu duygusal ve ruhsal olarak evrim geçireceğiniz anlamına gelir.

 

14. Mutluluk paylaştıkça çoğalır. Daha mutlu olmak için bilginizi ve sevginizi arkadaşlarınızla paylaşın.

15. Hayat nefret etmek ve kin besleme için çok kısa. Zamanınızı bunlarla öldürmeyin.

HASTANE HASTANE GEZMEMEK İÇİN….

upload_article__420_260_bahar-disari-1[1]
”1. D VİT DÜZEYİNİZI 70 E YÜKSELTİN
2. B12 DÜZEYİNİ 700 E YÜKSELTİN
3. MAGNEZYUM DESTEĞİ ALIN
4. GÜNDE 30 DK EGSERSİZ VEYA YÜRÜYÜŞ YAPIN
5. GÜNDE 1 TATLI KAŞİĞI ÇÖREK OTU YAĞI TÜKETİN
6. GLUTEN TÜKETMEYİN

7.BOL SU İÇİN
SAĞLAMIM DEMEYİN, KANDA D VİT 3 VE B12 DÜZEYİNİZİ ÖLÇTÜREREK İŞE BAŞLAYIN, KENDİ DOKTORUNUZ SİZ OLUN, YAKINLARINIZIN DOKTORU OLUN, HASTALIKLARDAN KORUNMAYI ÖĞRENİN. ”
Prof.Dr.M.Emin Sakarya

Hayatımızdaki Bazı İnsanlarla Tanışmamızın Kozmik Nedenleri

subconscious_mind_control[1]

 

Bazı insanların neden hayatlarımıza girdiğine ve neden yollarımızı başkalarıyla paylaştığımıza dair farklı inançları vardır. Bazıları, iletişim kurduğunuz süre içinde birinin neden hayatına girdiğini tanımlayabileceğinizi düşünüyor.Her ne kadar uzun vadede elde ettiğimiz özgül etkiyi deşifre edemesek de.Diğerleri hiçbir şeyin tesadüfen gerçekleşmediğine inanır.

Ruhsal eşzamanlılık fikri, yaşamdaki her şeyinyansıtıldığı görüşünü desteklemektedir. Bir şeye gerçekten inanıyorsanız, uygun şekilde yansıyacaktır. Örneğin, dürüstçe insanlara yardım edebileceğinizi düşündüğünüzde, bunu yapmanıza yardımcı olabilecek insanlara ve yardıma ihtiyacı olan insanlara rastlarsınız.

Herkesin hayatımıza ve aldığımız kararlara özel bir etkisi vardır. Belirli bir kişiyle etkileşimde bulunmanızın bir nedeni olduğunu unutmayın. Bu nedenle, tanıştığınız kişileri hafife almayın ve aşağıdaki ipuçlarıyla
yorumlamaya çalışın.

1.Hatırlatmalar
Hepimizin sonunda gerçeklik yapmak istediğimizamaç ve hedefleri vardır. Ama bu sürekli çaba gerektirir ve bazen hayat engel olur, bu yüzden onları bir kenara koymaya eğilimliyiz. Şey, evren bu insanlara yardım yolluyor, en başta neyi başarmak istediğimizihatırlamak için.

2.Büyümeyi Teşvik Edin
Hayatta, birkaç yeniden doğuşu yaşayabiliriz, deriden düşen bir yılan gibi. Ama ne zaman eski benliğimizi geride bıraksak … … bir şey ya da bir başkası tarafından yola çıkmamız gerekiyor. Zaman zaman, bir iç aktivatör olacak, ama daha sık değil, bir dış teşvik süreci başlatacaktır.

Evren “yeter” diyor. Sizi uyandırıp, kaderinde olduğunuz geleceği şekillendirmede aktif bir katkıda bulunacak kişileri gönderiyor.

3.Yer Tutucular
Bunlar hayat değiştirmekten ziyade, geçip giden bir role sahip insanlardır. Varlıkları çok kısa olsa da, toplu taşımanın yanında oturduğunuz ya da sırada beklerken konuştuğunuz bir kişi gibi, hayatımıza hâlâ biraz yük katıyorlar.

Alarm saatleri
Yaşamda, kendinin farkında olmadan hareket ettiğin bir duruma düştüğün dönemler vardır. Kendi rutininiz ve konfor bölgenizin kurbanı, yavaş yavaş yeni fırsatlardan habersiz oluyorsunuz. Evren “Yeterlidir” diyorsa. Sizi uyandıran insanlara gönderir ve sizi geleceği şekillendirmek için aktif bir katılımcı olmanızı sağlar.

Engeller
Hayatın inişleri ve çıkışları vardır. Ne zaman darmadağın bir dönemdeyseniz, evren yolunuza giden herhangi bir engelden geçmek için motivasyonunuzu harekete geçirir. Genellikle geçici bir varlığı vardır, ama sadece sizi ayağa kaldırıp tekrar koşmaya yetecek kadar.

Partner
En yakın arkadaş, aile üyesi ya da ruh eşiniz, genellikle yaşamlarımız üzerinde kalıcı ve önemli bir etkiye sahip insanlar kategorisine girer. Bu insanlar değerli bir nadirliktir ve sadece bizi yönlendirmez, aynı zamanda yaşam yolculuğumuzda her şeye katılır ve paylaşırlar.

Bu hikaye enerjimizi yaşamdan keyif alıcı ve hep çözüm üretici bakış açıları yakalamaya yönelmemizi öğretir.

judo_dibuix[1]

Japonya’da küçük bir çocuk geçirdiği bir kaza ile sol kolunu kaybetmişti . Yaşıtları okul bahçesinde koşup oynarken mahsun sessiz oturup onları seyrettiğini gören ailesi ve öğretmenleri çok üzülüyorlar aralarında ne yapabileceklerini konuşuyorlardı. Okula yeni tayin olan judo öğretmeni biraz düşündükten sonra çocuğun yanına giderek onu okulun judo takımına davet etti. Bu şaşırtıcı teklif karşısında ne yanıt verebileceğini bilmeyen çocuk Japon terbiyesi ile teşekkür etti ama öğretmene olanca nezaketi ile arkadaşlarının önünde komik ve aciz görünmek istemediğini belirtti. Öğretmen sorunun nedenini anlamamış gibi “yeterince gayret gösterir dersleri takip edersen başarmaman için neden yok “ yanıtını verdi.
İlk dersten itibaren öğretmen bu öğrenci ile özel olarak ilgilenmeye başladı. Her ders başladığında önce bir kaç ısınma hareketi yaptırıyor sonra da öğrencisine belirli tek bir hareketi öğretiyordu. Dersler boyunca sadece o tek hareketi çalıştılar. Çocuk “başka hareket öğrenmeyecek miyim?” Diye sorduğunda öğretmen “sence o hareketi yeterince öğrendin mi ki başka hareket öğrenmek istiyorsun?” diye soru ile yanıt veriyor ve o hareketi çalıştırmaya devam ediyordu .
Bölge okulları arasında turnuva için takım seçmeleri o yıl okulda yapılmadı. Öğretmen herkesin şaşkın karşılamasına karşın okulu temsil etme görevini tek kollu çocuğa verdi. Okulu tek kez olsun bir maça çıkmamış tek bir hareketten başka hiç bir hareket bilmeyen tek kollu bir öğrenci temsil edecekti. Okul idaresi ve veliler çocuğu incitmemek için sustular.
Turnuva gelip çattığında ringe çıkarken çocuk öğretmenine “Ben sadece tek bir hareket biliyorum!” dedi. Öğretmen de; “O tek hareket sana yeter!” diye cevap verdi.
Gerçekten de ilk maçta çocuk o tek hareketle maçı aldı bir üst tura geçti. Daha sonraki bütün karşılaşmaları da herkesin şaşkın bakışlarına karşın o tek hareket ile kazandı ve finale kaldı. Finalde de yılların şampiyonunu aynı hareketle yendi ve kupayı aldı.
Çocuk sevinç içinde idi ama olanları hiç anlamamıştı. Kupayı aldığında öğretmeninin önünde saygı ile eğildi ve sordu “Bu nasıl oldu hocam?” Öğretmen gülümseyerek yanıt verdi “ Senin yaptığın o hareketten kurtulmanın tek bir yolu var ve hiç biri onu yapamazdı. O hamleden kurtulmak için senin sol elini tutmaları gerekiyordu”
——————–
Bu bilinen öykünün ne anlatmak istediği çok açık. Çoğumuz sahip olmadıklarımıza , eksiklerimize, yolumuzdaki engellere kafayı takar başarısızlığı ve beceriksizliği kendi kendimize yaşamımıza davet ederiz. Oysa olanaklar en az engeller kadar vardır. Beceremeyeceğimizi düşünmemize sebep de, başarabilmenin yolunu bize bulduran da bizim kendi bakış açımızdır. Franz Kafka şunu demiş; “Do not waste your time looking for an obstacle – maybe there is none.” (zamanını hep engel aramakla geçirme, belki de engel yoktur)
Bakış açısı gerçekten önemlidir. Bana göre yalnız karakter/kültür vsr de etkin değil, bu konuda insan kendini terbiye edebilir. Örneğin kalkış saatini bilmediğiniz bir otobüse binmek için terminale gittiğimizde bir önceki otobüsün az önce kalktığını görmüş isek üzülüp hayıflanmak yerine bir sonraki otobüse erken geldiğimiz için sevinmeyi pekala kendimize öğretebiliriz.* Ve Japonya’da küçük bir çocuk geçirdiği bir kaza ile sol kolunu kaybetmişti . Yaşıtları okul bahçesinde koşup oynarken mahsun sessiz oturup onları seyrettiğini gören ailesi ve öğretmenleri çok üzülüyorlar aralarında ne yapabileceklerini konuşuyorlardı. Okula yeni tayin olan judo öğretmeni biraz düşündükten sonra çocuğun yanına giderek onu okulun judo takımına davet etti. Bu şaşırtıcı teklif karşısında ne yanıt verebileceğini bilmeyen çocuk Japon terbiyesi ile teşekkür etti ama öğretmene olanca nezaketi ile arkadaşlarının önünde komik ve aciz görünmek istemediğini belirtti. Öğretmen sorunun nedenini anlamamış gibi “yeterince gayret gösterir dersleri takip edersen başarmaman için neden yok “ yanıtını verdi.
İlk dersten itibaren öğretmen bu öğrenci ile özel olarak ilgilenmeye başladı. Her ders başladığında önce bir kaç ısınma hareketi yaptırıyor sonra da öğrencisine belirli tek bir hareketi öğretiyordu. Dersler boyunca sadece o tek hareketi çalıştılar. Çocuk “başka hareket öğrenmeyecek miyim?” Diye sorduğunda öğretmen “sence o hareketi yeterince öğrendin mi ki başka hareket öğrenmek istiyorsun?” diye soru ile yanıt veriyor ve o hareketi çalıştırmaya devam ediyordu .
Bölge okulları arasında turnuva için takım seçmeleri o yıl okulda yapılmadı. Öğretmen herkesin şaşkın karşılamasına karşın okulu temsil etme görevini tek kollu çocuğa verdi. Okulu tek kez olsun bir maça çıkmamış tek bir hareketten başka hiç bir hareket bilmeyen tek kollu bir öğrenci temsil edecekti. Okul idaresi ve veliler çocuğu incitmemek için sustular.
Turnuva gelip çattığında ringe çıkarken çocuk öğretmenine “Ben sadece tek bir hareket biliyorum!” dedi. Öğretmen de; “O tek hareket sana yeter!” diye cevap verdi.
Gerçekten de ilk maçta çocuk o tek hareketle maçı aldı bir üst tura geçti. Daha sonraki bütün karşılaşmaları da herkesin şaşkın bakışlarına karşın o tek hareket ile kazandı ve finale kaldı. Finalde de yılların şampiyonunu aynı hareketle yendi ve kupayı aldı.
Çocuk sevinç içinde idi ama olanları hiç anlamamıştı. Kupayı aldığında öğretmeninin önünde saygı ile eğildi ve sordu “Bu nasıl oldu hocam?” Öğretmen gülümseyerek yanıt verdi “ Senin yaptığın o hareketten kurtulmanın tek bir yolu var ve hiç biri onu yapamazdı. O hamleden kurtulmak için senin sol elini tutmaları gerekiyordu”
——————–
Bu bilinen öykünün ne anlatmak istediği çok açık. Çoğumuz sahip olmadıklarımıza , eksiklerimize, yolumuzdaki engellere kafayı takar başarısızlığı ve beceriksizliği kendi kendimize yaşamımıza davet ederiz. Oysa olanaklar en az engeller kadar vardır. Beceremeyeceğimizi düşünmemize sebep de, başarabilmenin yolunu bize bulduran da bizim kendi bakış açımızdır. Franz Kafka şunu demiş; “Do not waste your time looking for an obstacle – maybe there is none.” (zamanını hep engel aramakla geçirme, belki de engel yoktur)
Bakış açısı gerçekten önemlidir. Bana göre yalnız karakter/kültür vsr de etkin değil, bu konuda insan kendini terbiye edebilir. Örneğin kalkış saatini bilmediğiniz bir otobüse binmek için terminale gittiğimizde bir önceki otobüsün az önce kalktığını görmüş isek üzülüp hayıflanmak yerine bir sonraki otobüse erken geldiğimiz için sevinmeyi pekala kendimize öğretebiliriz.* Ve bu bakış açısı giderek bizi hem olumlu bir insan yapar hem de bize enerjimizi yaşamdan keyif alıcı ve giderek hep çözüm üretici bakış açıları yakalamaya yönelmemizi öğretir.
Akıllı kişi, gelişmelerin ve etrafındaki insanlar dahil her şeyin sunduğu fırsatları ve renkleri fark etmeye yönelik düşünebilen insandır.
(Naso)
Akıllı kişi, gelişmelerin ve etrafındaki insanlar dahil her şeyin sunduğu fırsatları ve renkleri fark etmeye yönelik düşünebilen insandır.
(Naso)

Kendinizi gergin mi hissediyorsunuz? Hemen kalkın, size en yakın yerdeki ağacı seyretmeye başlayın

ruyada_cam-agaci_gormek_472347[1]

 

AĞAÇ VE STRES
Kendinizi gergin mi hissediyorsunuz? Hemen kalkın, size en yakın yerdeki ağacı seyretmeye başlayın. Eğer yakınınızda çam ağacı varsa daha da şanslısınız. Stres atmak için çamın üzerine yok.”
Bu sözlerin sahibi, ağaçların insan üzerindeki etkileri konusunda araştırmalar yapan, Teksas Üniversitesi’nden Profesör Roger Ulrich.
Profesör Roger Ulrich’in araştırmalarına göre ağaçları seyretmek, üç-beş dakika bir ağaca bakmak, insana sinir ilacı almışçasına rahatlatıcı etki yapıyor.
Ağaçlık yollardan geçerek işlerine giden kişiler, daha sakin ve rahat olarak işlerine başlıyorlar.
Prof. Ulrich, sinirleri gevşetici etkisi açısından çam ağacını özellikle öneriyor. Araştırmalara göre çam ağacının stresi azaltıcı etkisi öteki ağaçlardan çok daha fazla.
Görüntüsünün, insanlara güzel duygular ve pozitif düşünce aşıladığı belirtiliyor. Üzerinde durulan bir diğer ağaç da çınar. Bol yapraklı çınar ağacını beş dakika seyretmek kişiyi rahatlatıyor ve stresten kurtarıyor.
Profesör Roger Ulrich, ağaçlı yerlere uzak olanlar ve ofis ortamında çalışanlar için de, bilgisayar ekranında ağaçlı manzaralar ve ağaçlar arasında sanal gezinti filmleri öneriyor.Bu konudaki açıklaması ise şöyle:
Gerçek ağaç olmayan ortamlar için bilgisayardaki ağaç resimleri ve filmleri aynı etkiyi yapabiliyor. Ağaçlara bakmak, dallarını seyretmek, rüzgarda uçuşan yaprakları izlemek stresten kurtulmak için en kestirme yol. Hatta pencereden üç-beş dakika bile ağaçlara bakmak, incecik dalları uçlarına dek izlemek ayrı bir sinir ilacı. Özellikle yüksek tansiyonluların ‘ağaçlı’ rahatlamayla tansiyonları normale iniyor. Kaslar gevşiyor ve insan dinlendiğini, ferahladığını, stresini belli oranda üzerinden attığını hissediyor….treehuggererkul

Resimde Gözüne Çarpan İlk Nesneye Göre Duygusal Durumunu Analiz Ediyoruz!

1-40[1]
Bilinçaltımız çok fazla gizem taşıyor. Bizi rahatsız eden şeyleri ve gizli arzularımızı bize gösterebilir. Araştırmacılar, çevremizin ruh sağlığımızı ve duygusal durumumuzu etkilediğini kanıtlamıştır.

Bilinçaltımız çok fazla gizem taşıyor. Bizi rahatsız eden şeyleri ve gizli arzularımızı bize gösterebilir. Araştırmacılar, çevremizin ruh sağlığımızı ve duygusal durumumuzu etkilediğini kanıtlamıştır.
Diyelim ki bu odanın içindesin. Şimdi etrafına bak, dikkatini çeken bir nesne seç ve karakterin hakkındaki sonuçları gör.

Salıncak: Salıncak, duygusal durumları ve arzuları sembolize eder. Bu, biraz saplantın veya bağımlılığın olduğu anlamına gelir.

Peluş Bebek: Bebek, çocukluğunuzla olan bağlantınızı temsil eder. Büyümek istemiyor ve olduğunuzdan daha genç görünmeye çalışıyorsunuz.

Açık Boya Kutusu: Açık boya kutusu, duygularınızı ifade etme ve kendinizi kanıtlama isteğinizi gösterir.

Kapalı Boya Kutusu: Kapalı boya kutusu, etrafınızdakilerden gizlemeye çalıştığınız saldırganlık, endişe ve güvensizliği simgeler. Sosyalleşmekten kaçışınız, diğer insanlarla olan sorunlarınızın sebebidir.

Bisiklet: Bisiklet, iç dengenizi ve değişim isteğinizi temsil eder.

Elma Sepeti: Elma sepeti, derin bilginizi, bilgeliğinizi, kişisel hedeflerinize ulaşmanızı ve mutluluğunuzu ifade eder.

Çiviler: Çiviler, hem kendinize hem de başka insanlara karşı şiddeti temsil eder. Bu, problemli bir duygusal durumun işaretidir.

Kask: Kask, cesaret ve savaşçı ruhun simgesidir. Aynı zamanda bir şeye karar vermekte zorlanmayı da sembolize eder.

Kitaplar: Kitaplar bilgi isteğinizi sembolize eder ve yaşamın anlamını bulmaya çalıştığınız bir işareti olabilir.

Çekiç: Bir çekiç, şiddetin simgesi ve zorla bir şey elde etme arzusudur. Aynı zamanda iç çatışmanın da bir işareti olabilir.

Maskeler: Maskeler, başkalarına karşı tutumumuzu gösterir. Olumlu ya da olumsuz duygularımızı temsil eder.

Resim: Resim, zihnin açıklığını gösterir.

Tekerlek: Tekerlek, yakınlarınızla aranızdaki dostluğu simgeler. Ayrıca, hayatınızda herhangi bir şeyi değiştirmek istemediğinizin işareti olabilir.

Sosis: Sosis, sağlığınızla bağlantılıdır. Genellikle gizli sağlık sorunları olan kişiler bu maddeyi seçer.

Parmaklıklar: Bu nesneyi seçtiyseniz, muhtemelen yalnızsınız. Parmaklıklar, anksiyete ve depresyonun bir simgesi olabilir.

Merdiven: Merdiven, hedeflerinize ulaşma arzunuzu ve bunun için harcadığınız çabayı sembolize eder. Kırık basamaklar ise, hayallerinizi kovalarken karşılaştığınız engellerdir.
Kutular: Kutular kişiliğinizi temsil eder. Diğer insanlardan bir şey saklayabilirsiniz. Neyi sakladığınızı en iyi siz biliyorsunuz.

Süpürge: Süpürge, sevdiğiniz kişi ile daha yakın ve samimi bir ilişkiye sahip olma arzunuzu gösterir.

Kırık Sandalye: Kırık sandalyeyi seçmeniz, stresli, yorgun ve kararsız biri olduğunuzu gösterir. Dinlenmeniz gerektiği anlamına gelir.

Kırık Ayna: Ayna kendimizi nasıl gördüğümüzü simgeler. Fakat kırık olduğu için, ruhunuzu parçalayan bir iç mücadelenin işareti olabilir. Özetle, kendiniz hakkında kötü hissediyorsunuz.

Kerpeten: Bu nesne ise, baskının sembolüdür. Bir seçim yapmak ve önemli bir karar vermek zorundasınız.

Saat:  Geçmiş zamanda sizi üze olayların hala etkisindesiniz ama merak etmeyin yakında feraha kavuşacaksınız

Unutmayın! Duygusal durumunuzu daha olumlu bir bakış açısıyla değiştirmek sizin elinizde!

Kaynak: brightside

Ait Olduğunuz Kan Grubuna Göre Kişiliğinizin Baskın Özelliklerini Öğrenin

kan-grupları-kisilikleri[1]

 

Kan grubunuz kişiliğinizi ve kişiliğinizin hem parlak hem de karanlık yönleri ortaya çıkarabilir. Kan gruplarının yansıttıkları özelliklere ve hangilerinin birbirleriyle uyumlu olduklarına bakalım.

 

A Grubu
Görünüşte sakin durmalarına rağmen, o kadar yüksek standartları(mükemmelliyetçi) vardır ki içlerinde sinir buklelerini taşırlar. Kan grupları içerisinde en sanatsal olanı A grubudur. Utangaç olabilirler ancak vicdanlı, güvenilir ve hassas insanlardır.

B Grubu
Hedef merkezli ve güçlü iradeli insanlardır. Bir işe başlarlar ve bitirene kadar devam ederler. Sorumluluk bilinçleri çok yüksektir, verdikleri sözü tutmak için ellerinden geleni yaparlar. B grubu, kan grupları arasında en bireyci kesimi kesimi oluşturur ve hayatta kendi yollarını çizmeleri ile bilinirler.

AB Grubu
AB grubu kan gruplarının bölünmüş kişilikleridir. Hem utangaç hem dışa dönük, hem ürkek hem de güvenli olabilirler. Sorumluluk sahibi olmalarına rağmen çok fazla sorumluluk onlarda sıkıntıya yol açar. Güvenilir insanlardır ve başkalarına yardım etmeyi severler.

0 Grubu
0 grubundan olan insanlar dışa dönüktür ve çok sosyallerdir. Başladıkları şeyleri genelde bitirme konusunda zaman zaman sıkıntılar yaşasalar bile yeni şeyleri deneyecek cesaretleri vardır ve öncü kişiliklerdir. Yaratıcı ve popülerdirler. Genellikle lafını sakınmayan ve girdikleri ortamlarda ilgi çeken kişiler olarak bilinirler.

Kan grupları arasındaki uyumluluk:
A – A ve AB ile uyumludur.
B – B ve AB ile uyumludur.
AB – AB, A, B ve 0 ile uyumludur.
0 – 0 ve AB ile uyumludur.
Kan gruplarının iyi ve kötü özellikleri
A Grubu
İyi özellikleri: Koruyucu, içine kapanık, sessiz, sabırlı ve dakik. Mükemmelliyetçi.
Kötü özellikleri: Takıntılı, inatçı, utangaç, gergin
Bu kan grubuna sahip bazı ünlüler: George Bush, Britney Spears, Adolf Hitler, Jet Li

 

B Grubu
İyi özellikleri: Yaratıcı, tutkulu, hayvanları seven, iyimser, rahat ve bireyci.
Kötü özellikleri: Unutkan, sorumsuz ve benmerkezci.
Bu kan grubuna sahip bazı ünlüler: Akira Kurosawa, Jack Nicholson, Pavarotti, Leonardo DiCaprio

AB Grubu
İyi özellikleri: Karizmatik, kontrollü, rasyonel, içedönük ve empatik
Kötü özellikleri: Soğuk, hassas, kararsız ve affetmez
Bu kan grubuna sahip bazı ünlüler: John Kennedy, Marilyn Monroe, Thomas Edison

 

0 Grubu
İyi özellikleri: Hırslı, atletik, dinç ve özgüvenli. Doğuştan liderler
Kötü özellikleri: Kibirli, gösteriş meraklısı, duygusuz, merhametsiz
Bu kan grubuna sahip bazı ünlüler: Al Capone, Mikhail Gorbachov, 2. Kraliçe Elizabeth, John Lennon, Elvis Presley

Beyin Kimyanızı Kontrol Edin: Dopamin Seviyenizi Yükselterek Strese Son Verecek 6 Yöntem

yemek-yapan-kadın[1]

 

Dopamin, beyinde bulunan ana kimyasal maddedir. Dopamin seviyenizi doğal yollarla uyararak arttırmayı öğrenirseniz; depresyon, kaygı bozukluğu (anksiyete), apati ve korku gibi sizi aşağı çeken etkenlerden kurtulabilirsiniz. Beyninizdeki bu nöron sağlıklı bir şekilde uyarıldığında, etkilerine inanamayacaksınız.
Dopamin, bazı davranışlar ve duygular sonucu tetiklenir ve bunu bir ödül gibi algılayan vücudumuz bu ödülü kazanmak için aynı davranışları tekrarlar. Bu sebeple bazı insanlar uyarıcı maddelere bağımlı olmaya başlarlar. Dopamin seviyeleri doğal yollarla artmadığı için, bu ihtiyacı birtakım kimyasal maddelerle karşılamaya çalışırlar ve bağımlı olurlar.

 

Dopamin bizi sadece mutlu etmekten daha fazlasını yapar. Kas hareketlerimizi düzenler, bilişsel fonksiyonlarımızı geliştirir, odaklanmamıza yardımcı olur, karar mekanizmamıza katkı sağlar, problemleri değerlendirmemizi ve onları çözüme ulaştırmamızda etkilidir ve prolaktin seviyesini düzenler.
Psikolojik rahatsızlıkların, hatta basit bir stresin bile artık hastalığa dönüştüğü bu son dönemlerde dopamin hakkında bilinçlenen insanlar giderek artıyor. Dopamin seviyesi düştüğünde depresyona, mutsuzluğa, kafa karışıklığına, negatif düşünmeye hatta aynı konu üzerinde düşünüp durmaya daha eğilimli oluruz ve diğer duygusal engellerle baş başa kalma oranımız artar.
Bu birkaç doğal yolla dopamin seviyenizi arttırabilir ve hayata daha pozitif bakmaya başlayabilirsiniz.
1. Egzersiz yapın.

Egzersiz yapmak beyindeki dopamin D2 reseptörlerini harekete geçirir. Serotonin seviyesini ve vücuttaki diğer endorfinleri yükseltir. Düzenli egzersiz yapmak depresyonu önler, stresi azaltır ve zihni güçlendirir. Bunların yanında fiziksel olarak da daha güçlü hissetmenize yardımcı olur.
2. Dopamin seviyesini arttıran yiyecekleri tüketin.

Bir amino asit olan tirozin içeren yiyeceklerden tüketerek, dopamin seviyenizi arttırabilirsiniz. İçerisinde tirozin bulunan yiyeceklere örnek olarak;
Yumurta
Yeşil çay
Süt
Karpuz
Kahve
Badem
Muz
Bitter Çikolata
Yoğurt
3. Detoks yapın.

Toksinleri vücuttan atmanın bilinen en kolay yolu düzenli detoks yapmaktır. Vücudunuzda biriken toksinler dopamin üretimini olumsuz olarak etkiler. Detoks yapmanız için birçok seçeneğiniz var. Yeşil sebzelerden elde edilen suları tüketmek, aktif karbon alımı hatta yoga yapmak birkaç detoks örneği olarak verilebilir. Vücudunuzun toksin oranının düşük olması, dopamin seviyenizi arttırmanıza yardımcı olacaktır.
4. Sizi hareketece geçirecek müzikler dinleyin.

 

Dopamin seviyenizi arttırmanın en kolay ve en hızlı yollarından biri de müzik dinlemektir. Müzik duygularınızı harekete geçirerek sizi zirveye taşır ve canlı hissetmenize yardımcı olur. Müzik Paleolitik Çağlar’dan beri insanı etkisi altına alabilen muazzam bir güce sahiptir. Her gün sizi daha iyi hissettireceğini düşündüğünüz listenizden bir şarkı dinlemeyi ihmal etmeyin.
5. Yaratıcılığınızı geliştirin.

Yaratıcı olduğunuzu ifade etmek için sanat yapmak zorunda değilsiniz. Bir senfoni yazmak, resim çizmek zorunda da değilsiniz. Basitçe, yaratıcılığı tetikleyen her türlü aktivite dopamin seviyesini yükseltmeye yardımcı olur. Dans etmek, şiir yazmak, yeni bir yemek yapmak beyniniz açısından yeni ödüller kazanmanızın yolunu açar ve dopamin seviyenizi arttırır.
6. Meditasyon yapın.

 

Meditasyon yapmak çoğu insana birtakım karışık hareketlerden oluşan kareografiler ve figürlerden ibaret olan bir etkinlik olarak görünür. Fakat evde basitçe kendi meditasyonunuzu yapabilirsiniz. Çünkü meditasyonun temel mantığında önemli olan şey doğru nefes alabilmek ve birkaç dakikalığına hiçbir şey düşünmeden, sadece nefesinize odaklanmaktır. Nefes alış-verişlerinize odaklanmayı başarabilirseniz, beyninizi düşüncelerden arındırarak dinlendirirsiniz. Çünkü beyin birkaç odadan oluşan eviniz gibidir. Eviniz dağıldığında bulmanız gereken hiçbir şeyi bulamazsınız ve bulamadıkça da etrafı daha fazla dağıtır, yorulursunuz. Beynimizde çözüme ulaşılması zor olan, canımızı sıkan sorunları çevirip durmayı çok sever. Oysa oturup birkaç dakika dinlenmek, sonrasında bulmak istediğiniz eşyaları daha kolay ve sakin bir şekilde bulmanızı sağlar.

KARMİK BAĞ VE KORDON KESME MEDİTASYONU

18034153_1176860949103178_5717524924112542717_n2[1]

Karma, bizim duygusal tarihimizdir. Karma, geçmiş yaşamlarımızın hikayesidir. Ve bizler bu yaşamımızda bu hikayenin ana kahramanlarıyız.
Diğer insanlarla olan ilişkilerimizde geçmişte yaşadığımız korkular, acılar, eleştiriler, kırgınlıklar öfkeler, olumsuz deneyimler, bizimle o kişiler arasında görünmez karmik bir bağ oluşturur. Ve bizler ne olursa olsun deneyimlediğimiz olaylardan ders çıkararak şimdinin ve yarının yaşam temellerini sağlam atmalıyız. Bu geçmiş yaşam derslerinden farkında olmadan yüklendiğimiz ağrıyı, acıyı temizleyerek ruhumuzu iyileştirmeliyiz.
Bir saat önce yaşadığınız olayda ya da kavga ettiğiniz kişiyle aranızda oluşan durumu geleceğinize taşımadan temizlerseniz yaşanan negatif duygu karmik bağ yaratmaz ve yolunuza sağlıklı bir şekilde devam edebilirsiniz.
Karmik bağları şifalandırma çalışması ile sadece insanlarla değil, yaşanmış olumsuz duygu ve olaylarla da bağlarımızı şifalandırmış oluruz. Eğer bir ilişki için bu çalışmayı yapıyorsanız ilişkinizin biteceğini veya zarar göreceğini ve o kişinin sizden uzaklaşacağını düşünebilirsiniz. Oysa bu çalışma ile ilişkiniz sorunlardan temizlenecektir. Karmik bağ çalışması, biten ilişkinizi de şifalandırır ve bir sonraki ilişkilerinize daha sağlıklı adımlar atmanızı sağlar.
Şimdi karmik bağ ve kordon kesme meditasyonuna başlayalım:
1- TOPRAKLANMA
Önce oturun. Ayaklarınız birbirine paralel ve yere bassın. Gözlerini kapat. Diyafram nefesi al. Şimdi gövdenin bir ağaç olduğunu hayal et. Hangi ağaç olabilirsin? Çam, akasya, köknar… Gövdenin kalınlığı ne kadar? Ve şimdi omurganının bitiminden aşağı doğru kökler uzuyor ve ayaklarının altından dünya anaya, toprağın en derin katmanına doğru uzuyor. Köklerin toprağa bağlandı, şimdi toprağın kokusunu içine çek… Derin nefes al.
Şimdi gövdene bak. Omurganıın altından başlayarak gövdenden ve kollarından dallar uzuyor, uzuyor ve uçsuz bucaksız evrene doğru yükseliyor. Derin nefes al. Dallarınıza bakın. Çiçek var mı? Varsa ne renk açmışlar. Pembe, kırmızı, turuncu, sarı…
Toprak Ana’ya sevgi ile bağlı olduğunu hatırla, onunla kucaklaş ve verdiği nimetler için şükranını sunun.
2- ŞİMDİ UZANIN
Gözlerini kapat. Derin nefes al ve ver. Şimdi karşına O’nu getir. Eğer vefat etmişse onu bir ışık olarak da hayal edebilirsiniz.
İkinizde karşılılı ayaktasınız ve birbirinizin gözlerinin içine bakıyorsunuz. Ona hangi duygularla bakıyorsun? Kızgın, öfkeli, hüzünlü, acıyarak ya da gözlerin yaşlandı mı? Ya o sana hangi duygularla bakıyor? Ona yeni bir ilişki önerebilir ya da ilişkinizi sonlandırabilirsiniz. Bunu kalbinizden gelen sözlerle ifade edin. ‘Bana yaşattığın tüm deneyimler için teşekkür ederim. Bundan böyle özgür iradem ile seçimlerimi yapmak istiyorum. İkimizin de yeni deneyimlere açılabilmesi için aramızdaki karmik bağın sonlandırılmasını talep ve rica ediyorum…‘ Ve o kişinin başı ile talebinizi onayladığını hayal edin. Artık bağlarınızı kesebilirsin. Elinde altın bir makas tutuyorsun. Makas ne kadar büyük?
…Ve şimdi KÖK ÇAKRANA odaklan. Senin kök çakran ile onun kök çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi SAKRAL ÇAKRANA odaklan. Senin sakral çakran ile onun sakral çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi GÖBEK ÇAKRANA odaklan. Senin göbek çakran ile onun göbek çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi KALP ÇAKRANA odaklan. Senin kalp çakran ile onun kalp çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi BOĞAZ ÇAKRANA odaklan. Senin boğaz çakran ile onun boğaz çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi 3. GÖZ ÇAKRANA odaklan. Senin 3. göz çakran ile onun 3. göz çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi TAÇ ÇAKRASINA odaklan. Senin taç çakran ile onun taç çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
Şimdi mor bir alev görüyorsun. Mor alev ne kadar yüksek? Mor alevin yanışını gör, etrafa verdiği sıcaklığı hisset. Şimdi yerde üstüste yığılmış olan kablolara bak. Ve onları nazikçe topla, eline al ve şu an yanmakta olan mor alevin içine nazikçe ve sevgiyle at. Kordon bağlarının yanışını gör ve yanarken çıkardıkları sesi duy. Derin bir nefes al ve onlarla son kez vedalaş.
3- KENDİNE GERİ DÖNME
Şimdi bedeninize geri dönün. Bedeninizi baştan aşağıya tarayın. Bedeninizde sadece sevgi bağlarınızı göreceksiniz, ailenize, işinize, yapmayı sevdiğiniz şeylere, arkadaşlarınıza olan sevginiz kaldı diğer tüm bağlar yok oldu. Şimdi sevgili Başmelek Zadkiel‘i çağır ve ondan bedenini mor bir alevle enerji alanını yakarak dezenfekte etmesini iste. Hazır olduğunda kalbinize odaklanın. Başmelek Zadkiel’e, Toprak Ana’ya, meleklerinize, yüksek benliğinize ve tabii ki Tanrı’ya teşekkür edin.
NOTLAR: Geçmişte söylemiş olduğunuz ve pişmanlık duyduğunuz sözlerin bağları boğaz çakranızda, tiroit bezinin olduğu yerde olabilir, üçüncü gözde önceki hayatlarınızdan kalma bağlar, göbek çakranızda kendinizi güçsüz ve çaresiz hissetmekle ilgili bağlar, alt belinizde maddi sorunlar, alt karında yaratıcılık, üreme, cinsellikle ilgili sorunlar, kök çakrada hayatta kalma sorunları, ensenizde ve omuzlarınızın üzerinde taşıdığınız ağır yüklerle ilgili bağlar, kalbinizden çıkan kalp kırıklığı, kendinizi sevememenizle ilgili bağlar olması olasıdır.
“Karma çoğu kez başka bir insana zarar veya acı verdiğimiz ve de kendi irade özgürlüğümüzü dayatmak için onun irade özgürlüğünü ihlal ettiğimizde meydana gelmektedir. Aslında irade özgürlüğünün doğru kullanılışı (sadece) kendimiz için değil, olaya dahil olan herkes için en iyi olanı arayıp bulmakla ilgilidir. Başkalarına çektirdiğimiz acıyı biz çekmek zorunda kaldığımızda ise, ruh düzeyinde, bu eylemimizin ne kadar yanlış olduğunu ve böyle bir şeyi bir daha asla yapmayacağımızı anlamaya başlarız. Bu, ruh varlığının gelişme yollarından biridir.” Uzlaşmanın İyileştirici Gücü – Jan Erik Sigdell
Kaynak :enerji çemberi.com

KARMİK BAĞ VE KORDON KESME MEDİTASYONU

kordon-22[1]

 

Karma, bizim duygusal tarihimizdir. Karma, geçmiş yaşamlarımızın hikayesidir. Ve bizler bu yaşamımızda bu hikayenin ana kahramanlarıyız.
Diğer insanlarla olan ilişkilerimizde geçmişte yaşadığımız korkular, acılar, eleştiriler, kırgınlıklar öfkeler, olumsuz deneyimler, bizimle o kişiler arasında görünmez karmik bir bağ oluşturur. Ve bizler ne olursa olsun deneyimlediğimiz olaylardan ders çıkararak şimdinin ve yarının yaşam temellerini sağlam atmalıyız. Bu geçmiş yaşam derslerinden farkında olmadan yüklendiğimiz ağrıyı, acıyı temizleyerek ruhumuzu iyileştirmeliyiz.
Bir saat önce yaşadığınız olayda ya da kavga ettiğiniz kişiyle aranızda oluşan durumu geleceğinize taşımadan temizlerseniz yaşanan negatif duygu karmik bağ yaratmaz ve yolunuza sağlıklı bir şekilde devam edebilirsiniz.
Karmik bağları şifalandırma çalışması ile sadece insanlarla değil, yaşanmış olumsuz duygu ve olaylarla da bağlarımızı şifalandırmış oluruz. Eğer bir ilişki için bu çalışmayı yapıyorsanız ilişkinizin biteceğini veya zarar göreceğini ve o kişinin sizden uzaklaşacağını düşünebilirsiniz. Oysa bu çalışma ile ilişkiniz sorunlardan temizlenecektir. Karmik bağ çalışması, biten ilişkinizi de şifalandırır ve bir sonraki ilişkilerinize daha sağlıklı adımlar atmanızı sağlar.
Şimdi karmik bağ ve kordon kesme meditasyonuna başlayalım:
1- TOPRAKLANMA
Önce oturun. Ayaklarınız birbirine paralel ve yere bassın. Gözlerini kapat. Diyafram nefesi al. Şimdi gövdenin bir ağaç olduğunu hayal et. Hangi ağaç olabilirsin? Çam, akasya, köknar… Gövdenin kalınlığı ne kadar? Ve şimdi omurganının bitiminden aşağı doğru kökler uzuyor ve ayaklarının altından dünya anaya, toprağın en derin katmanına doğru uzuyor. Köklerin toprağa bağlandı, şimdi toprağın kokusunu içine çek… Derin nefes al.
Şimdi gövdene bak. Omurganıın altından başlayarak gövdenden ve kollarından dallar uzuyor, uzuyor ve uçsuz bucaksız evrene doğru yükseliyor. Derin nefes al. Dallarınıza bakın. Çiçek var mı? Varsa ne renk açmışlar. Pembe, kırmızı, turuncu, sarı…
Toprak Ana’ya sevgi ile bağlı olduğunu hatırla, onunla kucaklaş ve verdiği nimetler için şükranını sunun.
2- ŞİMDİ UZANIN
Gözlerini kapat. Derin nefes al ve ver. Şimdi karşına O’nu getir. Eğer vefat etmişse onu bir ışık olarak da hayal edebilirsiniz.
İkinizde karşılılı ayaktasınız ve birbirinizin gözlerinin içine bakıyorsunuz. Ona hangi duygularla bakıyorsun? Kızgın, öfkeli, hüzünlü, acıyarak ya da gözlerin yaşlandı mı? Ya o sana hangi duygularla bakıyor? Ona yeni bir ilişki önerebilir ya da ilişkinizi sonlandırabilirsiniz. Bunu kalbinizden gelen sözlerle ifade edin. ‘Bana yaşattığın tüm deneyimler için teşekkür ederim. Bundan böyle özgür iradem ile seçimlerimi yapmak istiyorum. İkimizin de yeni deneyimlere açılabilmesi için aramızdaki karmik bağın sonlandırılmasını talep ve rica ediyorum…‘ Ve o kişinin başı ile talebinizi onayladığını hayal edin. Artık bağlarınızı kesebilirsin. Elinde altın bir makas tutuyorsun. Makas ne kadar büyük?
…Ve şimdi KÖK ÇAKRANA odaklan. Senin kök çakran ile onun kök çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi SAKRAL ÇAKRANA odaklan. Senin sakral çakran ile onun sakral çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi GÖBEK ÇAKRANA odaklan. Senin göbek çakran ile onun göbek çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi KALP ÇAKRANA odaklan. Senin kalp çakran ile onun kalp çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi BOĞAZ ÇAKRANA odaklan. Senin boğaz çakran ile onun boğaz çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi 3. GÖZ ÇAKRANA odaklan. Senin 3. göz çakran ile onun 3. göz çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi TAÇ ÇAKRASINA odaklan. Senin taç çakran ile onun taç çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
Şimdi mor bir alev görüyorsun. Mor alev ne kadar yüksek? Mor alevin yanışını gör, etrafa verdiği sıcaklığı hisset. Şimdi yerde üstüste yığılmış olan kablolara bak. Ve onları nazikçe topla, eline al ve şu an yanmakta olan mor alevin içine nazikçe ve sevgiyle at. Kordon bağlarının yanışını gör ve yanarken çıkardıkları sesi duy. Derin bir nefes al ve onlarla son kez vedalaş.
3- KENDİNE GERİ DÖNME
Şimdi bedeninize geri dönün. Bedeninizi baştan aşağıya tarayın. Bedeninizde sadece sevgi bağlarınızı göreceksiniz, ailenize, işinize, yapmayı sevdiğiniz şeylere, arkadaşlarınıza olan sevginiz kaldı diğer tüm bağlar yok oldu. Şimdi sevgili Başmelek Zadkiel‘i çağır ve ondan bedenini mor bir alevle enerji alanını yakarak dezenfekte etmesini iste. Hazır olduğunda kalbinize odaklanın. Başmelek Zadkiel’e, Toprak Ana’ya, meleklerinize, yüksek benliğinize ve tabii ki Tanrı’ya teşekkür edin.
NOTLAR: Geçmişte söylemiş olduğunuz ve pişmanlık duyduğunuz sözlerin bağları boğaz çakranızda, tiroit bezinin olduğu yerde olabilir, üçüncü gözde önceki hayatlarınızdan kalma bağlar, göbek çakranızda kendinizi güçsüz ve çaresiz hissetmekle ilgili bağlar, alt belinizde maddi sorunlar, alt karında yaratıcılık, üreme, cinsellikle ilgili sorunlar, kök çakrada hayatta kalma sorunları, ensenizde ve omuzlarınızın üzerinde taşıdığınız ağır yüklerle ilgili bağlar, kalbinizden çıkan kalp kırıklığı, kendinizi sevememenizle ilgili bağlar olması olasıdır.
“Karma çoğu kez başka bir insana zarar veya acı verdiğimiz ve de kendi irade özgürlüğümüzü dayatmak için onun irade özgürlüğünü ihlal ettiğimizde meydana gelmektedir. Aslında irade özgürlüğünün doğru kullanılışı (sadece) kendimiz için değil, olaya dahil olan herkes için en iyi olanı arayıp bulmakla ilgilidir. Başkalarına çektirdiğimiz acıyı biz çekmek zorunda kaldığımızda ise, ruh düzeyinde, bu eylemimizin ne kadar yanlış olduğunu ve böyle bir şeyi bir daha asla yapmayacağımızı anlamaya başlarız. Bu, ruh varlığının gelişme yollarından biridir.” Uzlaşmanın İyileştirici Gücü – Jan Erik Sigdell

Kaynak :enerji çemberi.com

Gözyaşlarıma hakim olamadan okuduğum bir yazı😥😥

33072711_10156498061486392_5989443769580126208_n[1]

 

Gözyaşlarıma hakim olamadan okuduğum bir yazı😥😥
Bana, “sen de kimsin?” der gibi baktığınızı hissediyorum. Ben İsmail`in babannesiyim. Seksen yaşında, parkinson hastası bir kadınım. Sabah yediden gece yarısına kadar, belli saatlerde kullanmam gereken bir çok ilaç var. Alzheimerle karıştırılır hastalığım. Unutkan biri değilim fakat bakışlarım donuk olur bazen, ağzım sıkça kurur, sesim cılız çıkar ve ha deyince yürüyemem; bir durdum mu bir iki saat durduğum oluyor son zamanlarda!
Tam üç yıl oldu torunumu yitireli. Halsizlikten ve vücudundaki ağrılardan şikayet edip, tetkikler sonucunda kendisine kanser teşhisi konulduktan iki ay sonra mektuplarımı yollayamayacağım bir yere gitti…
Mektuplar yazıyorum İsmail`e; bazen uydurma da olsa iyi haberler veriyorum kendimle ilgili ve beraber çekildiğimiz fotoğrafın başucunda okuyorum mektuplarımı ona. İsmail`e yazdığım son mektubu okuyacağım size; onun da sizinle paylaşmamı isteyeceğinden emin olarak.
İsmail,
Pır pır ediyor kalbim bu mektubu yazarken. Pikapta yine Zeki Müren plağı çalıyor tahmin edeceğin gibi. Sana teşekkür etmek istiyorum; odanda, kendi başına kaldığında rock dinleyen sen, benimle sanat müziği plakları dinledin ve bir kez olsun sitem bile etmedin bana.
Babannesiyle sanat müziği plakları dinleyen ve kış için kurutma hazırlayan yirmi üç yaşındaki gencecik bir adamın nefesi nasıl tükenir, gözü nasıl kapanıverir diye çok düşündüm ve küçük bir sebep buldum kendimce.
Hatırlıyor musun İsmail, bir sabah, kahvaltıda, “Şimdi Uzaklardasın” şarkısını söylüyordu Zeki Müren. Sen bana demiştin ki, “babanne, bu akşam seni rock bara götüreyim mi?” “Deli deli konuşma, benim ne işim olur öyle yerlerde!” diye çıkışmıştım sana. Gülümsemiştin… “Çok isterim bana eşlik etmeni” demiştin de, yine azarlamıştım seni.
Odanda, senden kalan hatıralara usulca dokunurken, gittiğin rock bara ait kartviziti gördüm geçen gün. Varlığında fark edemediğim önyargılarımı, tutuculuğumu yokluğunda fark edebilmek acıtıyor içimi… Evden zar zor çıkabilen ben, bayram günüymüş gibi giyinip kuşandım dün akşam, taksi çağırdım ve zemin katta oturmama rağmen, evin kapısından çıkıp da taksiye binene kadar sanırım on beş dakika geçti. Şöför bey de, kapıcımız da bana yardım etmek istedi fakat kabul etmedim bunu. Dün akşama dair sana anlatacağım her şeyi tek başıma becerdim!
Dilim dönmedi rock barın adına;Türkçe ve İngilizce karışımı bir adı vardı ve adresi de ezberleyemediğim için doğrudan kartviziti uzattım şöför beye, “kartvizitte yazılı yere gideceğiz” dedim. Şaşkınlıkla baktı adam, “ne yapacaksınız orada?” diye sordu. “Rock dinlemek istiyorum” dedim. Normal karşılamayacağını tahmin ediyordum zaten bu durumu! Neyse, başka bir şey demedi ve yol boyu Ferdi Tayfur dinleyerek ulaştık mekana. Zar zor indim taksiden yardım teklifini reddederek. Baston da işe yaramıyor artık; sanırım yürüteç kullanmalıyım. Birkaç basamak çıkmam gerekiyordu bardan içeri girmem için. Korktum İsmail; çok korktum basamakları ağır ağır çıkarken…
İçeri girdiğimde loş bir ışık, beynimi delercesine bir elektro gitar sesi, başlarını bir o yana, bir bu yana sallayan gencecik insanlar ve bir çok bira şişesi…İlk hissettiğim, gözlemlediğim bunlardı. Kapıda kalakaldım… “İsmail, neredesin?”dedim…”Babannen geldi İsmail” dedim…Bir anda bir çok bakış yöneldi üzerime. Gençlerden biri, “ohaa, gelene bak!” dedi. Bir başkası, “hanginizin ninesi lan bu?” dedi; gülüşmeler, alaylar, beni süzmeler…Bir barmen geldi yanıma, “teyze, yanlış geldin sen; koluna gireyim de çıkartayım seni” dedi. “Hayır” dedim, “doğru geldim, rock dinleyeceğim” Güldü, “yapma teyze, burası sana göre değil!” dedi. Kolumdan tuttu.”Bırak beni” dedim. Sesimi duyuramıyorum da; hem müzik, hem de biliyorsun, sesim bazen çok cılız çıkıyor hastalıktan ötürü. Anlamadı, birkaç kez dedim “bırak beni” diye. Bıraktı…Gözüm seni aradı İsmail… Yadırganacağımı biliyordum fakat içine girmeyince anlayamıyor insan. Öyle çok iğnelediler ki, öyle çok alay ettiler ki benimle… Ve birden müzik kesildi. Solist kadının bana doğru geldiğini gördüm. Hışımla geliyordu benden yana, korktum, elimle yüzümü kapadım…Öyle bir bağırdı ki, “insan mısınız be, ne istiyorsunuz teyzemden!” diye. O bağırdıkça, o kızdıkça nasıl rahatladım biliyor musun İsmail! Fakat elim yüzümdeydi hala ve gözlerimi kapamıştım…”Korkma teyzem” dedi kadın. Elimi çekti yüzümden. “Hadi aç gözlerini teyzem” dedi. Açtım…Kimseden çıt çıkmıyordu. “Hoş geldin, ben Pınar” dedi gülümseyerek. “Hoş buldum kızım” dedim. “Nereye oturmak istersin söyle, doluysa bile boşaltırız!” dedi. Baktım masalara öylece, bütün masalar doluydu ve herkes bana bakıyordu, “Boşver bu şerefsizleri, gel seni sahneye çıkartayım, yanımda otur” dedi. “Yok kızım, sağol, oturt beni bir köşeye” dedim. Duymadı beni. Tekrarladım yine birkaç kez. Bir genç adam çıkıştı Pınar`a, “sen kime şerefsiz diyorsun!” dedi. Bir masadan bira şişesi aldı Pınar, çarptı masaya, ikiye bölündü şişe, bira masaya döküldü olduğu gibi. “Pislik herif, fırlatayım mı bunu yüzüne !” dedi. “Sakin ol be, tamam, yok bir sorun “derken, bu sefer adam kapamıştı eliyle kendi yüzünü. Beraber sahneye çıktık Pınar`la. “Teyzem, seni zor duyuyorum, dur bir yaka mikrofonu takayım sana “ dedi. Yanımdan ayrılmasıyla gelmesi bir oldu sanki. Bluzumun üst kısmına küçük bir mikrofon taktı. “Herkes adına özür dilerim senden, misafirimizsin teyzem, rahat ol benim yanımda” dedi. “Teşekkür ederim kızım” dedim. Korkum geçti iyice. “Biliyorum beni yadırgadınız” dedim. “Seni kim yadırgadıysa, bir parça delikanlıysa söylesin yüzüme!” dedi Pınar. Kimseden ses seda yok! “İsmail çok gelirmiş buraya; hem kendim için, hem de onun için geldim” dedim. “İsmail kim?” diye sordu. “Torunum” dedim, “üç yıl önce vefat etti” dedim…”Başın sağolsun teyzem” dedi, “ben bir aydır sahne alıyorum burada” dedi. “Beni getirmek istemişti buraya da ben istememiştim” dedim. Helal olsun İsmail`e!” dedi. Sarıldı bana. “Helal olsun sana da teyzem, geldin işte” dedi. Elimi öptü…Birden alkış sesleri koptu kıyamet gibi! Benimle alay edenler bile alkışladı beni. “Soft rock sever misin?” diye sordu bana. “Sen söyle kızım, dinlerim ben” dedim. Yine gülüşmeler; ama kaba saba değil öyle. Gülümsedi Pınar. “İsmail için söylüyorum teyzem” dedi. Konuşur gibi, hatta mırıldanır gibi, sakin sakin söylemeye başladı şarkısını.
Karalara büründük
Kıyılara varmalı
Bizi mahvetti şehir
Artık mavilenmeli
Bir gemiye binelim
Derya deniz gezelim
Zaman,mekan silinsin
Kendimizden geçelim
Bir parça incelik beklediğimiz
Bir parça mutluluk dilediğimiz
Bir parça özgürlük istediğimiz
Bir parça da sevda düşlediğimiz
El yazımızla yazmalı artık…
Yıprandık be yıprandık
Buralardan göçmeli
Dünya üç günlük dünya
Artık yenilenmeli
Bir buluta girelim
Yağmur olup düşelim
Yeryüzüne değil de
Yar yüzüne değelim
Bir parça incelik beklediğimiz… diye süren bir güzelim şarkı…
“Sevdin mi teyzem?” dedi Pınar. “Ne rocktı bu?” dedim, “Soft rock teyzem” dedi. “Güftesi, bestesi kimin?” dedim. “Ben kendi şarkılarımı söylüyorum teyzem” dedi. “Aferin sana kızım” dedim. Orkestra, Pınar, gençler, barmenler, herkes beni sahiplenmişti; böyle hissettim bir anda. Birkaç şarkı daha söyledi Pınar. Hepsi çok güzeldi. Ah İsmail, hayatta olaydın bu kızla evlenmeni çok isterdim!
“Şimdi, benimki gibi bir mikrofon vereceğim sana teyzem” dedi Pınar. Şaşırdım. “Beraber bir şarkı söyleyeceğiz” dedi. “Ben söyleyemem kızım, sesim çıkmıyor zaten” dedim. Duymazlıktan geldi beni. Tutuşturdu elime bir mikrofon. “Söyle teyzem, ben eşlik ederim sana “ dedi. Utandım…”Ben sanat müziği severim “dedim. “Söyle be, sanat müziği söylesin teyzem “dedi. Seni düşündüm İsmail…Boğazım düğüm düğüm oldu… Birden alkış sesleri…Baktım gencecik canlara, her biri İsmail`di sanki, her birinde seni gördüm…
“Şimdi uzaklardasın, gönül hicranla doldu…”
Sesime Pınar`ın sesi eklendi, Pınar`ın sesine bardaki gençlerin sesi eklendi, onların sesine senin sesin eklendi İsmail…
“Hiç ayrılamam derken kavuşmak hayal oldu…”
Ağladım İsmail; ben ağladım, Pınar ağladı, gencecik çocuklar ağladı… Sarıldılar bana İsmail, öptüler elimi, saçımı okşadılar, babanneni çok sevdiler İsmail…
Pınar, kendisi bıraktı beni eve dün gece. Bende kaldı, ona baktıkça seni yad ettim. Kahvaltımı hazırladı bu sabah; kahvaltıda soft rock şarkılar dinledik beraber… Bana “babanne” dedi… Çok mutlu oldum ben…
Babannesiyle sanat müziği plakları dinleyen ve kış için kurutma hazırlayan yirmi üç yaşındaki gencecik bir adamın nefesi nasıl tükenir, gözü nasıl kapanıverir diye çok düşündüm ve küçük bir sebep buldum kendimce.
Senin ruhunda sanat müziğinden de, rocktan da,bütün müziklerden de çok ayrı bir müzik vardı; evrenin müziği vardı senin ruhunda. Ruhunda böyle bir müzik olanlar, ruhundaki müzikle yaşamı, doğayı, evreni hissedenler öyle nadir, öyle naif ki, senin gibi çekiliveriyor canları bu dünyadan.
Benim seçimlerime, yaşam tarzıma, dinlediğim müziğe hep saygılı oldun sen fakat ben beceremedim bunu. Senin ruhunda hissettiğin müzik öyle sarıp sarmalayıcı, öyle barışçıl ve evrensel ki, ben, müziği, duyduğum ve duyulabilen müziklerden ibaret sanmışım bunca yıldır.
Senden özür diliyorum İsmail; ruhundaki müzikle, ruhundaki yaşamla, doğayla, evrenle yaşayan ve yaşamış bütün canlardan özür diliyorum. Beni affet sevgili torunum, beni affedin canlar…
Bana, “sen de kimsin?” der gibi baktığınızı hissediyorum. Ben İsmail`in babannesiyim. Seksen yaşında, parkinson hastası bir kadınım. Kalan ömrümü ruhumda dirilen müzikle geçireceğim.
Seksen yaşında öğrendim müziğin evrensel olduğunu; bana ne mutlu ki, huzur içinde öleceğim…
Ergür ALTAN

Başınıza gelmesinden korktuğunuz en kötü şeye değil, başınıza gelmesini istediğiniz en iyi şeye odaklanın.

hqdefault[1]

 

Beynin en tehlikeli yanı, “TERS çaba” kuralına göre çalıştığı anlardır. Başınıza gelmesinden en çok korktuğunuz şeye odaklanırsanız, beyin onu size çeker, korktuğunuzu başınıza getirir!

Buna ters çaba kuralı denir. Bataklıktan çıkmaya çalıştıkça, dibe gömülmeye benzer. Beyin odaklanılan hedef için çalışır, hedef olumsuz olsa bile onu gerçekleştirmek için çalışır! Topluluk önünde konuşma yaparken “acaba heyecanlanacak mıyım” diye düşünürseniz, korkunuz olmasın, heyecanlanacaksınız!

Korkunuza değil, konunuza odaklanın. Başınıza gelmesinden korktuğunuz en kötü şeye değil, başınıza gelmesini istediğiniz en iyi şeye odaklanın. Unutmayın kafanızda en çok neyi düşünürseniz, hayatınızda onu çoğaltırsınız.

Bu 10 İşaretten En Az 5’ine Sahipseniz Artık Hayatınızla İlgili Harekete Geçmeniz Gerekiyor

model-2614569_640-3[1]

 

 

Nedenini sorgulamadan ve bize neler olduğunu anlamaksızın hayatımızı sık sık yönlendiririz. Durumunuzdan ve hayatınızdan kaygılı hissediyor ya da memnunsuzluk yaşıyorsanız; hayatınızda bir değişiklik yapmanın zamanı gelmiş demektir. Aşağıdaki listede sıralanan maddelere göz gezdirin. Eğer 5 tanesinden fazlasıyla eşleşiyorsanız, harekete geçme zamanı gelmiş demektir.

Yapmanız gereken şey tespit ettiğiniz özellikleri bir kağıda not almak. Ardından tespit ettiğiniz bu problemin çözümü için kafa yormalısınız. Örneğin “Hergün erken kalkmak” size gereğinden fazla kötü hissettiriyorsa, bunun çözümü olarak sabahları kendinize bir rutin oluşturmalısınız. Örneğin, kalkıp sabah haberlerini açın, kendinize kahvaltı hazırlayın ve çay-kahve yapın. İnanın 1 saat daha az uyuyarak bunları yaptığınızda, daha az uyumuş olmanıza rağmen gün içerisinde önceki günlere kıyasla çok daha zinde ve hayat dolu hissedeceksiniz. Kısacası hayatı katlanılası bir şey olarak görmenin ötesine geçmelisiniz.
İşte size sinyaller veren 10 büyük işaret:

1
Hayatınızın tamamlanmamış bir iş olduğunu hissediyorsunuz.

Yarım ve eksik bir iş tat vermez. Bir şey anlamaz ve doyuma ulaşmazsınız. Belki geçmişte gerçekleştiremediğiniz bir iş ve fikriniz hala içten içe sizi kemirmekte ve belki de bunu göz ardı etmenin verdiği huzursuzluk sizi mutsuz etmekte.Yeni arzuları açık tutun ve gerekirse yeni tutkular uyandırın. Hedefiniz sizin amacınızdır ve hedefini gömmüş bir insan ne kadar inkar ederse etsin mutsuzdur. Henüz hedefinizie ulaşmadıysanız ona doğru çalışmanız gerekiyor. Pes etmeyin!
2
Gelecek hakkında önsezileriniz ve süreklilik gösteren korkularınız var.

Hiçbirimiz aslında korkularımız ve hayat şüphelerimiz olmadan, her zaman ayaklarımızın üzerinde durarak yaşayamayız. Fakat sürekli bir korku ve endişe durumu hayatınıza sağlıklı bir şekilde devam etmenizi engeller. Bu sebeple bu tarz endişeleri göz ardı etmeyi bırakmalı ve harekete geçmelisiniz.
3
Her gün erken kalkmak ve çalışmak size gereğinden fazla kötü hissettiriyorsa.

Tipik olarak, çoğu insan her sabah erken uyanmayı biraz zor ve acı bulur. Ancak tipik sabah huzursuzluğunun sizde normalden fazla stres uyandırdığını düşünüyor, yorgun, bitik ve hatta boğulmuş hissediyorsanız bu bir problem belirtisidir. Profesyonel yardıma ihtiyacınız olabilir. İş değişikliğine gitmeyi tercih edebilirsiniz. Hayatın döngüsünde bir şekilde çalışmak zorunda kalıyoruz. Fakat işinizin size uygunluğunu bir nebze de olsa kontrol altında tutmaya çalışmalısınız.
4
Geçmiş ve gelecek hakkında çok fazla düşünüyorsanız.

Anı yaşamaktan geri kalıyorsunuz. Geçmişiniz ve henüz yaşamadığınız geleceğiniz sizi sarmış durumda olabilir. Ancak bu etkiden çıkın ve içinde bulunduğunuz anda verimli şeyler yapmaya çalışın. Birçok insan gelecekte daha iyi bir hayat yaşamanın hayaliyle yaşıyor. Hayal kurmak iyi bir şey olabilir, ancak iş açısından hiçbir şey yapmamakla meşgul olmak bir uyarı işareti olabilir.
5
Saçlarınız dökülüyorsa…

Genetik faktörler dışında yaşanılan bir dökülme sorununuz aslında birçok sıkıntı çektiğinize işaret ediyor olabilir. Yaşadığınız hayat şeklinin bu duruma sebep oluyor olması gayet büyük bir ihtimaldir. Stres altında kalmak modern hayatın bir parçası haline geldi. Ama eğer düzenli olarak modunuz düşükse ve başkaları da size bunu söylüyorsa, o zaman elinizde büyük bir sorun mevcut.

 

6
Başkalarını kıskanmaya başladığınızı farkediyorsanız.

Memnunsuzluğun en büyük belirtisi ve sonucu kıskançlıktır. Çoğumuz için, kıskançlık başkalarının biriktirdiği başarılarla hiçbir ilgisi olmayan bir hoşnutsuzluk işaretidir. Aynı zamanda hayatınızdan mutlu olmadığınızın ve başarı sağlamanız gerektiğinin bir işaretidir.
7
Yorgunsanız ve genellikle mutsuz bir şekilde uyanıyorsanız.

Her sabah yorgun bir şekilde uyandığınızda, hayatınızda mutsuzluk işaretleri göstermeye başlıyorsunuz demektir. Bu durum aynı zamanda, düzgün bir şekilde dinlenemediğiniz ve yaşamdaki çekişmeniz, ilerlemeniz konusunda endişe duyduğunuz anlamına geliyor. Ayrıca yaşam mücadelesinden bıkmış ve kaybetmeyi kabul etmeye hazır bir hale gelmiş olabilirsiniz. O zaman dikkat edilmesi gereken asıl sorun budur! Çünkü bu yaşam enerjinizin de tükendiği anlamına gelir.
8
Can sıkıcı biri haline gelme korkusu yaşıyorsanız.

Bu sizin kendinizden de sıkıldığınızı gösterir. Eğer daha iyi hissetmek istiyorsanız, hayatınızdaki bir şeylerin değişmesi gerekir.Bedeninizi ve zihninizi dinleyin. Sizi mutlu edecek ve kendinizi daha çok sevebileceğiniz işler yapın.
9
Dedikodudan eskisi kadar rahatsız olmuyorsanız.

Kendi hayatınızda ilginizi çeken şeyler olmadığından; başkalarının hayatına ve yaptıklarına yöneldiniz. Fazlasıyla verimsiz ve boş zamanınız var. Başkalarının hayatlarına müdahale eden bu davranış, sizin kendi menfaatiniz için zararlıdır. Dedikodulara girmekten kaçının ve kendi hayatınızla ilgili konuşulacak şeyler yapmaya çalışın.
10
Kolayca sinirleniyorsanız.

Eğer sinir bozucu bir hale geldiğinize ve olumsuzluğun sizi çevrelediğine inanıyorsanız, stresinizden ve sizi mutsuz eden şeylerden acilen kurtulmalısınız. Aksi takdirde çevrenizde pek bir kimse kalmayabilir. ALINTI

Bu duyguları dönüştürmek için REİKİ, ACCESS BAR BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ VEYA KENDİNİ SEV HAYATINI İYİLEŞTİR seminerlerime bekliyorum…

REZ.TEL.ANETTE 0536 798 68 68

Negatif Enerjiye Maruz Kalmış Aura…

aura-kotu-enerji-758x398[1]

Hayatta hepimize belli durumlar ve ilişkiler cazip gelir. Bu şeyler mıknatıslı gibidir ve bizi çekerler. Hepimizin hayatta alması gereken dersler vardır ve bize cazip gelen insanlar aslında bize hayat serüvenimizde yardımcı olacak insanlardır.

 

Yolumuzda olan her şeyi yaşamamız gereklidir ancak kendimizi toksik enerjilerden arındırabileceğimizden de emin olmalıyız. Aslında kendimiz ile ne kadar temasta olursak o kadar çok kendimizi arındırmaya ihtiyacımız vardır. Çünkü bu karanlık enerjilere karşı çok hassasızdır. Ne kadar anlayışlı olursanız o kadar çok insanları kendinize çekebileceğinizi fark edebilirsiniz. Bu yüzden kendinizle daha fazla duygusal yük taşırsınız.

 

Mistik bir ortam yaratın.
Çeşitli kültürlerde de bilindiği üzere, tütsüler aracılığıyla yaratılan ortamdan kaynaklı huşu hissi, sizi kötü enerjilerden arındıracak ve enerji seviyenizi oldukça fazla yükseltecek bir aktivitedir. Kaliteli bir tütsü aracılığıyla, kısık ışıkta oturun ve gündelik hayatla ilgili her şeyi geride bıraktığınızı hayal ederek kendinize saklı bir an yaratarak kendinizle vakit geçirin. 15 dakika gibi kısa bir sürenin ardından dahi kendinizi yenilenmiş hissedeceksiniz.

 

Aromatik yağlar
Aromatik yağlar kendinizi bitkin ve tükenmiş hissettiğiniz anlarda sizi mutlu hissettirir. Vücudunuzun ve bulunduğunuz ortamdaki kokunun enerji seviyeniz üzerindeki etkileri oldukça yüksektir. Aromatik yağlar sizi kötü enerjiden arındırır ve beyninizin yaydığı dalga frekansını yükseltmeye yardımcı olur. En iyi aromatik yağlardan bazıları gül yağı, sandal ağacı yağı, nane yağı ve lavanta yağıdır. Duş sonrası vücudunuza bu yağlardan sürebilirsiniz.

Meditasyon
Meditasyon hafızamızı güçlendiren, odaklanma yeteneğimizi arttıran birçok şeyle bağlantılıdır. Gündelik hayatta yüksek konsantrasyon sağlayabilen bireyler meditasyonun yarattığı enerji sarmalından iyi faydalanabilen kişilerdir. Meditasyon sizi gerçek enerji kaynağınızla bir araya getirir. Meditasyon çeşitlerinin en pratiği olarak bilinen “mindfulness” ile ilgili daha fazla bilgi almak için aşağıdaki yazımıza göz atabilirsiniz;

İyileştirici olumlamalar yapın;
Basit gibi görünen bu cümleler aslında, oldukça güçlü silahlardır;

1. Tevazunun öneminin farkındayım. Kendi kendime yeterliyim.
2. Mutluluk saçan, güzel ve güçlü biriyim, tutkulu bir hayatın tadını çıkarıyorum.
3. Kendimi her şeyimle kabul ediyorum. Hem güçlü yönlerimin hem de zayıf noktalarımın farkındayım.
4. Sevgi hayattaki her şeyin cevabıdır, koşulsuz şartsız severim ve sevilirim.
5. Düşüncelerim pozitiftir ve kendimi doğru ve açık bir şekilde ifade edebiliyorum.
6. Akıllıyım ve hayatın gerektirdiklerinin farkındayım.
7. Evrense enerjiyle bir bütün halindeyim.

Affetmeyi öğrenin
Affetmeyi öğrenmek sizin cömertlik yolunda ilerlediğinizin en önemli işaretlerinden biridir. Yüksek enerjinin geçtiği psikoloji öğretileri, affetmeyi ve öğrenmeyi destekler. Affetmeyi öğrenmek, uğraşmak zorunda kaldığımız şeylerin gerçeğini göz ardı etmez. Affetmek bir zayıflık göstergesi değildir aksine doğruluk ve cesaret ister. Yalnızca affetmek ve sevgi o hasretini çektiğimiz huzuru getirir. Hintli bilge Meher Baba’nın da dediği gibi ‘’gerçek sevgi korkaklar için değildir’’.

Günlük tutun
Tarihte sözü geçen çoğu insan hayatlarının detaylı günlüklerini tutmuşlardır. Günlük onlara iki şeyi vermiştir: gelecek kuşaklar için kalıcı bir kaynak ve yazan kişiye içini dökme fırsatı. İhtiyacınız olmadığını düşünseniz dahi, günlük tutmak size hemen tadını çıkarabileceğiniz birçok şey sunar. Sizi daha pratik yapabilir ve yaratıcılığınızı dizginleyebilirsiniz. Belki düzenli yazarak içinizi dökme fırsatı yakalayacaksınız. Tüm bunlar günlük tutmaya değecek şeyler.

 

Doğada vakit geçirin
Doğada vakit geçirmenin hem fiziksel hem de zihinsel olarak birçok katkı yaptığı birçok araştırmada kanıtlanmıştır. Michigan Üniversitesi’nde yapılan araştırma doğanın zihinsel yorgunluk ve stres üzerine etkisini araştırmıştır. Bu araştırmada doğada olmanın bizi rahatlattığı, hafızamızı geliştirdiği, dikkatimizi arttırdığı ve kavrayışımızı arttırdığı ortaya çıkarılmıştır. Böylesine basit bir olayın psikolojimiz üzerinde bu denli büyük etkisi olması sizce de inanılmaz değil mi?

 

Sınırlarınızı belirleyin
Hangi durumların size daha rahat geldiğine karar verdiğinizde isteklerinizi, ihtiyaçlarınızı ve kendinize nasıl daha iyi bakabileceğinizi öğrenirsiniz. Ve daha sonradan kendinizden emin bir şekilde kararlar vereceksiniz ve enerjinizi size hayat veren bu şeylere doğru çevireceksiniz.

Reiki Yapın

Reiki sevgi ve şifa enerjisi olup, günlük 20 dakikalık bir çalışmayla her türlü negatif enerjiden korunur hale gelirsiniz. Özellikle 1.sembol tam bu durum için yaratılmıştır.

Daha fazla bilgi için beni arayabilirsiniz. Anette 0536 798 68 68

 

Hayatının Anahtarı Sensin…

Hayatının Anahtarı Sensin, Daha mutlu bir yaşamın anahtarı

hayatin-anahtari-sensin[1]

 

 

Bu yazı tamamen senin için yazıldı. “Sana özel” çünkü sen özelsin. Bunun farkında değilsin belki ama bu hayatın anahtarı sensin. Seni anlatmak için bu yazıyı yazıyorum. Sadece seni…

Gördüğümüz ve görülen her şey rüya içinde rüyadır. Edgar Allan Poe
Seni tanımlayan binlerce cümle arasında en önemli olanı kendini bilmektir. Kendini bilen insan hayatın akışında bir o yana bir bu yana savrulmaz. Çünkü o bir yaprak değildir. O ağacın kendisidir.
Farkındalık burada çok önemlidir. Şöyle düşünmelisin. Otomatik pilotta mıyım? Buna cevabım kesinlikle evet olurdu. Farkındalık bir süreçtir. Anı yaşamak ve şimdiye ulaşmak önemlidir. Neden şimdi ki zamanda değiliz peki? Çünkü çoğumuz geçmişin gürültüsü ve geleceğin kaygıları ile boğuşuyoruz.
Hayatın anahtarı sensin ve bu yazı senin kendi iç dünyandaki yolculuğa başlaman için bir tetikleyici. Çoğu zaman gerginsin. Çoğu zaman stres altındasın. Bunu sana yapanın dünya olduğunu söylüyorsun. Aslında bunu sana yapan sensin.
Evet sen kendin yapıyorsun. En küçük olaydan en büyük olaya hayatını gergin tutuyorsun. Farkında değilsin ve bu aslında gerçek cevap. Farkında olmadığın için bu kadar stresli ve öfkelisin.
Neyin farkına varacağım.
Şimdiki zamanın ki sen farkında olmadığın sürece o gelip geçecek. Sonunda zamanın kalmayacak
Stresinin asıl kaynağının ki; onu besleyen korkuları yaratan senin iç dünyandır.
Kendi yeteneklerinin. Çoğu kişi gibi sende asıl yeteneklerinin farkında bile değilsin.
İstek ve hayallerinin. İşte bunun farkındayım diyorsun ama ne yazık ki o hayaller egonun yanılsaması gerçek hayallerin ve isteklerini hiç bilmiyorsun bile.
Sana tek söyleyebileceğim kapılarını açacak anahtar sensin. Memnun olmadığın herşeyi değiştirecek olan sensin. Kaygılarını yenecek olan sensin. Diğer her şey sen ile mümkün. Sen farkına varmadıkça ve orada olmadıkça hiç bir şey gerçekleşmeyecek.

Bu hayatta kendinin kurtarıcısı ol. İnan önce kendini kurtarmadan başkalarına yardım edemezsin…