Arşivler

Sizi Zihinsel Olarak Güçlendirecek Ve Kendinize Olan Sevginizi Tazeleyecek 12 Söz

fashion-1048726_640-1024x623[1]

 

1. Hayat size; aynı anda hem bir başyapıt hem de ilerleme kaydedici bir eser olmanız için izin verir.

2. Kendi hikayemizin sahibi olmak ve bu süreç boyunca kendimizi sevmek, şimdiye kadar yaptığımız en cesur şeydir.

3. Kendinizle gurur duyun ve başkasının sizi nasıl gördüğünden utanmayın.

4. Kendin ol. Orijinallik, bir kopyadan çok daha iyidir.

5. Hayatınızı değiştirecek bir kişiyi arıyorsanız; aynaya bir göz atın.

6. Kendinizi hafife almayı bırakın.

7. Kendini sevmek bencillik değildir; kendinizi nasıl seveceğinizi öğrenene kadar bir başkasını gerçekten sevemezsiniz.

8. Kendinizi her geçen gün yapılacak işler listesinin en üstüne koyun ve gerisi yerinde olacaktır.

9. Başkalarına ilham vermek için mükemmel olmanız gerekmez. Başkalarının, kusurlarınızla nasıl baş ettiğinizden esinlenmesine izin verin.

10. Kimsenin olmadığı zamanda kendinize inanmanız gerekir. Bu sizi bir kazanan yapar.

11. Gerçek zorluk, kendiniz hakkında nasıl düşündüğünüzün üstesinden gelmektir.

12. Başkasının beni nasıl hissettiğine bakmaksızın, bugün kendimi sevmeyi seçeceğim.

http://filoji.com/sizi-zihinsel-olarak-guclendirecek-ve-kendinize-olan-sevginizi-tazeleyecek-12-soz/

Acele Etmeyin! Doğru Kişiyle Tanışıncaya Kadar Tek Kalın

bride-2153886_640[1]

 

Bekarsanız ve asla birini bulamayacağınız konusunda endişeleniyorsanız, bu yazı kesinlikle sizin için.
Kimse mükemmel değildir, bunu çok iyi biliyor olabilirsiniz. Fakat bu, size acı çektirecek biri ile beraber olmanız gerektiği anlamına gelmez. Daha da önemlisi, mükemmel olmadığınız için bu kimseye razı olmanız gerektiği anlamına gelmez. Kimse mükemmel değildir, ancak zaten mükemmelliğin aşkla ilgisi yoktur!

Sizin için doğru kişiyi bulmak beklemeye değer. Yaşamın amacı sadece birisini bulmak değildir, yalnız değilsiniz.
Hayatta, karşılaştığınız her insanın orada olmak için bazı kozmik sebepleri vardır. Bazı insanlar hayat dersleri vermeye başlar, bazıları savunmasız kalbinizi güçlendirir. Buna rağmen, hayatınıza varmaya ve hiç kimsenin yapamayacağı gibi size mutluluk vermeye muktedir olan bir kişi vardır. Beklemeye değer olan kişi bu kişidir. Siz değerli birisiniz ve doğru olanı karşılamayı hakediyorsunuz.
Doğru kişi geldiğinde, size aşağıdaki deneyimleri getirecektir:
1. Geçmişten kalan acıları iyileştirir ve unutturur.

2. Gerçek bir aşkın karışıklık ya da acı olmadan ne olduğunu gösterir.

3. Özel hayatınızda ve ilişkinizde kendinizi güvende hissetmenizi sağlar.

4. Kendinizden başka birine nasıl güvenileceğini öğretir.

5. Size saygı duyar ve kimsenin daha önce size gelmediği gibi size iyi gelir.

6. Korku veya şüphe bulutları olmaksızın sizin için nasıl hissettiğini tam olarak söyler.

7. Sizi ailesine tanıtır ve onun bir parçası hissettirir.

8. Onun gözlerine baktığınızda gelecek 50 yılınızı gördüğünüzü hissedersiniz.

9. Size her “Seni Seviyorum” deyişinde, nasıl sevildiğinizi hissedersiniz.

10. En yakın arkadaşınız, dostunuz, aileniz ve zamanla her şeyiniz olur.

filoji.com/acele-etmeyin-dogru-kisiyle-tanisincaya-kadar-tek-kalin/

Mucizeleri Hayatınıza Çekmek İçin Artık Uygulamanız Gereken 20 Şey

mucize-kadin[1]

 

 

1. Erken uyan…
2. Hoşgörülü ol…

3. Kendi yolunu çiz…
Kendini, kendin için ara. Başkalarının senin için yol çizmelerine izin verme. Bu senin ve yalnız senin yolun. Başkaları seninle beraber yürüyebilir ama senin için yürüyemez.

4. Düşünceli ve kibar ol…
5. Yeryüzüne saygı duy…
Bu yeryüzünde var olan her şeye saygı duy. Bu bir insan bir hayvan veya bitki olabilir.
6. Senin olmayanı sahiplenme..!
Senin olmayan bir şeyi alma.
7. İfade özgürlüğü tanı…
Başka insanların düşüncelerine, dileklerine ve sözlerine değer ver. Sözünü kesme, dalga geçme veya taklit etme. Her kesin kendini istediği gibi ifade etmesine izin ver.
8. Dedikodu yapma…
Başkaları hakkında kötü konuşma. Evrene bıraktığın olumsuz enerjiler, bir kaç kat artarak seni yine bulur.
9. Affet…
Herkes hata yapar ve her hata affedilebilir.
10. Olumlu düşün…
Kötü düşünceler aklın, bedenin ve ruhun hastalanmasına yol açar. Olumlu düşünce egzersizleri yap.
11. Doğanın parçası ol..
Doğa bizim için var olmaz, bizim bir parçamızdır ve bizde onun parçasıyız hayvanları sev ve koru.
12. Çocuklara sevgi ver…
Çocuklar geleceğimizin tohumlarıdır. Kalplerinde sevgiyi yeşert, onları erdemle ve hayat dersleriyle sula. Büyüdüklerinde, yeterince gelişebilmeleri için onlara alan tanı.
13. Kalp kırma…
Başkalarının kalbini kırmaktan kaçın. Yarattığın acının zehri bir gün sana geri döner.
14. Dürüst ol…
Her zaman gerçekten yana ol. Dürüstlük evrenimizde insan iradesinin bir sınavıdır.
15. Sağlığına özen göster…
Kendini dengede tut.Zihnini güçlendirmek için vücudunu da güçlendir.
16. Sorumluluk al…
17. Kişisel alanlara saygı suy…
İnsanların kişisel alanlarına ve gizlilik taleplerine saygı duy. Kimsenin kişisel eşyasına dokunma.
18. Kendine adil davran…
Kendine adil davran. Kendini besleyemezsen, başkalarını da besleyemezsin. Önce kendine yardım et.
19. Başka inançlara saygı duy… Herkesin inancına ve inanışına saygı duy.
20. İyiliği paylaş…

Kaderinin güzelliklerini başkalarıyla da paylaş. Gönüllü olarak iyilik yap.ozaman mücizelerle dolu bir hayatın olur.

http://filoji.com/mucizeleri-hayatiniza-cekmek-icin-artik-uygulamaniz-gereken-20-sey/

Konfüçyus’un eşlerin birlikte mutlu bir hayat sürmeleri için 14 öğüdü var.

1c24a2fca3ca2f9e9c5e0d55e6d0d905[2]

Konfüçyus’un eşlerin birlikte mutlu bir hayat sürmeleri için 14 öğüdü var.

 

1- Tedavi edilemez derecede romantik olun.
2- Birlikte kitap okuyun, elele tutuşun ve birlikte düzenli yürüyüşlere çıkın.
3- Gülümsemeler bulaşıcıdır. Ona da bulaştırın.

4- Güvenilir bir sırdaş olun ve onu hiç kimseye şikayet etmeyin.

5- Onun en sevdiği çiçeği, rengi, müziği, şiiri ve yazarı bilin.
6- Ona, beklemediği hoş sürprizler yapın. Hiçbir neden yokken de kart ya da küçük aşk notları yollayın.

7- Birbiriniz için özel ve gizli takma adlar bulun.
8- Aşk, birlikte saçmalamaktır. Arada bir, birlikte sonuna kadar saçmalayın.
9- Kimin haklı olduğunu tartışmayın, neyin doğru olduğuna karar verin. Her tartışma sonunda barış anlaşmasını bir öpücükle imzalayın.

10- Sevdiğinizi yalnızca onun duyabileceği biçimde eleştirin. Övgünüzü ise bütün dünyaya duyurun.
11- Bedeninize iyi bakın. Daima sağlıklı ve dinç olmayı hem kendinize hem de ona borç bilin.
12- Bir kucaklaşmadan ilk ayrılan siz olmayın.
13- Eş seçmek kitap seçmeye benzer, iyi tasarlanmış bir kapak ve cilt ilginizi çekebilir. İceriği sağlam olmadıkça sonunu getirmek zordur.
14- Aşk için evlenin. Hem eşinizin hem de kendinizin en iyi arkadaşı olun..

Zor Zamanlar Geçirenler İçin Cesaret Verici 13 Söz

woman-1245817_640[1]

 

1. Hedefine ulaşmak için her türlü zorluğa katlanabiliyorsan, başaramayacağın hiçbir şey yoktur.

2. Seni acıtan şey, seni koruyan ve güçlendiren şeydir. Karanlık senin mumun olsun.

3. Geçmekte olduğunuz ve size zorluk veren her şey, sizi aslında en çok istediğiniz şeye hazırlamaktadır.

4. Fırtınanız ne kadar büyükse gökkuşağınız o kadar parlak olacaktır.

5. Hayat ne kadar kötü olursa olsun, her gün uyanırsınız ve bu yüzden hâlâ bir “cana” sahip olduğunuz için sevinin.

6. Her zaman hislerinizden daha güçlü olun. Siz onların efendisisiniz, onlar sizin değil.

7. Şu anda sizi aşağıya çekmek isteyen her şeyin üzerinde yükselme gücünüz var, sadece tırmanmanız gerektiğini unutmayın.

8. Krizleri fırsata çevirmeyi öğrenin. Başınıza gelen her kötü şeyde, üzülüp köşeye çekilmek yerine durumu analiz edip kendinize güvenin. Her zaman bir çıkar yol vardır.

9. Tüm acıların kökünde sevgi vardır.

10. İnanın! Kendinize, yaşam enerjinize, başarabileceğinize bir şeye inanın sadece. Hiçbir şey bulamıyorsanız, sizi bu dünyaya getiren anne-babanızın sevgisine inanın!

11. Acı verici deneyimler olarak görünen şeyler aslında kılık değiştirmiş tecrübelerdir. Üzerine biraz kafa yorduğunuzda onlardan ne de çok dersler çıkardığınızı görebilirsiniz.

12. Hatırla! Kötü şeylerin başlamasından önce sen kimdin? O kişi olmak ve ışıltını yeniden kazanmak sadece senin elinde.

http://filoji.com/zor-zamanlar-gecirenler-icin-cesaret-verici-13-soz/

HAYATINIZDA MUCİZELER OLSUN İSTER MİSİNİZ?

1466683679663[1]
Bu yazıda Harvard Üniversitesi’nde yapılan araştırmaları ve mucizelerinizi gerçekleştirmenin yöntemlerini bulacaksınız. Zihniniz siz farkına varmadan sizi dilediğiniz yöne doğru yöneltir. Kimi zaman bir davranışı niye yaptığınızı, ya da bir kararı neden aldığınızı bilemezsiniz. İşte o zaman bilin ki bilinçaltınız devrededir.
Biliyor musunuz hepimizin içinde bir başka ben vardır. Kimi zaman bizimle konuşur ama biz içimizden gelen bu sesin söylediklerini, kimi zaman duymaz kimi zaman da diğer sıradan düşüncelerimizden ayırt edemeyiz. Oysa bu ses sihirlidir adeta, eğer onu duyabilirsek hayatımızda pek çok imkânsız görülen hayalimizi gerçekleştirebiliriz.
Bu yazıda bu hayallerimizden “gerçekleşmesi imkânsız amaçlar” olarak bahsedeceğiz. Yani GİA diyeceğiz kısaca.
Martha Beck 13 yaşındaydı. Evlerinin salonunda ev ödevini yapıyor, ebeveynleri ise eski püskü televizyonu izliyorlardı. Ekranda kapalı bir spor salonunda koşan bir gencin görüntüsü belirdi. Martha başını kaldırdı, televizyondaki görüntüye baktı ve kendisini yüksek sesle “Ben bu okula gideceğim” derken buldu.
Televizyondaki spiker devam etti. Gösterilen okul ABD’nin en ünlü ve prestijli üniversitesi olan Harvard’dı. O anda Martha’nın kalbi duracak gibi oldu. Utah’ın küçük bir kasabasında yaşayan bir genç kız için Harvard’a gitmek gerçekleşmesi imkânsız bir amaçtı. Ne Martha’nın ailesinin onu bu okulda okutacak kadar parası vardı ne de genç kız bu okulu kazanacak kadar akıllı olduğuna inanıyordu.
Ancak Martha kendi içinden gelen bu sesin farklı olduğunu hissetti. Bu ses sanki onun dışından bir yerlerden gelmiş ve ona gelecekte neler olacağını söylemişti.
Aradan 20 yıl geçtikten sonra Martha Beck iki Harvard diplomasına sahip ünlü bir yazar, psikolog ve araştırmacıydı.
Martha yaşadığı bu deneyimden sonra, GİA’ların herkes için geçerli olabileceğini anlamıştı. Bu konuda bilimsel çalışmalarda yer aldı. İnsanların başlarına geleceği hissedebilmek gibi bir özelliği vardı. Bu durum deneylerle ispatlanmıştı.
Bu deneylerin birinde, deneklere üzeri kapalı resimler veriliyordu. Resimlerin bazılarında güzel görüntüler yer alırken bazılarında ise insanı rahatsız edecek kadar vahşi görüntüler vardı. Denekler kötü olan resimleri açmadan birkaç saniye önce bunu hissediyor ve buna bağlı olarak kan basınçları ve nabızları artıyordu.
Martha Beck her insanda bulunan bu özelliğin keşfedilip kullanılması için bilimsel yöntemler geliştirdi.
Evet şimdi bu yöntemleri öğrenmenin sırası sizde… Ne dersiniz içinizdeki büyülü sesi duymaya hazır mısınız ?
Öyleyse denemeye başlayalım.
Öncelikle bilmelisiniz ki GİA’lar normal düşüncelere benzeseler de aralarındaki benzerlik bir kediyle bir Sibirya kurdu arasındaki kadardır. Ne yazık ki üst beynimizin bu düşünceleri avlama yeteneği yoktur. Ama GİA’lar gelir ve sizi bulurlar.
İşte mucizelerinizi çağırmanın yöntemleri; sonuçları görünce kendiniz de şaşıracaksınız.
İlk alıştırma; Önce boş bir kağıt ve kalem alın. Kalemi dominant elinize alarak cevabını bilmek istediğiniz soruları yazın. Ancak bunu yaparken dominant olan elinizi kullanmanız önemlidir. Yani sağ elinizi kullanıyorsanız, sağ elinizle, solak iseniz sol elinizle yazmalısınız.
Kendinize soracağınız sorular şöyle olsun:
– Neler hissediyorsun?
– Neye ihtiyacın var?
– Hayattan ne istiyorsun?
Bu ve benzer soruları yazdıktan sonra kalemi diğer elinize alın ve cevapları diğer elinizle yazmaya çalışın. Kargacık burgacık olması hiç önemli değil.
Beyniniz alışık olmadığı elinizi kullanmaya çalışmakla o kadar meşgul olacak ki, o güne kadar kendi kendinize hiç söylemediğiniz şeyleri bulacaksınız o kağıtta.
Yazmaya devam edin. Sonra yazdıklarınızı okuyun, gerçekleşmesinin imkânsız olduğuna inandığınız hayallerinizi, kargacık burgacık yazılarınızın arasında bulacaksınız. Bugüne kadar kendinize itiraf bile edemediğiniz arzular ve geleceğe dair önsezilerinizi kargacık burgacık yazılarınızın arasında görünce şaşıracaksınız.
Kalbinizden gelecek sesi duymaya çalışın.
İkinci olarak kendinize sakin ve sessiz bir ortam yaratın. Rahat bir koltuğa yerleşin ve gözlerinizi kapayın. Tarihin değişmiş olduğunu hayal edin. Aynı ayın aynı günündesiniz ama tarih 2020, 2025 veya 2030. Seçtiğiniz yılda kaç yaşında olacağınızı hayal edin. En yakın arkadaşınız kaç yaşında ? çocuklarınız, eşiniz kaç yaşındalar, neredeler ? Hayal ettiğiniz tarihi iyice benimsemeye çalışın. Gözlerinizi kapalı tutarak, yüksek sesle içinde bulunduğunuz şartları tasvir edin. Neredesiniz ? Dış görünüşünüz nasıl ?
Bulunduğunuz ortam sıcak mı soğuk mu ?
Şimdi içinde bulunduğunuz durumu bozmadan hayatınızı tasvir edin. Hayatınızdaki en önemli şey ne? Neyle meşgul oluyorsunuz? Yanınızda kimler var?
Bu deneyimi yaşarken lütfen hayal kurup bazı şeyleri uydurmaya çalışmayın! Burada önemli olan hayal gücünüzü zorlamak değil, bilinç altınızı serbest bırakıp geleceğinizi dışarıdan bir film gibi izlemeye çalışmak. Siz geleceğinizi kurgulamaya çalışmayın bırakın görüntüler kendiliğinden belirsin.
Eğer ilk denemede hayatınız gözünüzün önünde belirmezse ümitsizliğe kapılmayın, GİA’larınız sizden saklanabilirler. Ama merak etmeyin siz bir kere çağırdıktan sonra bilinçaltınız, gelecekle ilgili ‘olanaksız görülen ama gerçekleşecek’ hayallerinizi size gösterecektir. Belki dişinizi fırçalarken, belki araba kullanırken, ama mutlaka gösterecektir.
Olanaksız görülen ama gerçekleşecek olan hayallerinizle ilgili önseziler, diğer düşüncelerden farklıdır. Öncelikle onu ‘siz uydurmazsınız’ onlar adeta dışarıdan bir yerden gelir gibi beyninizin içinde beliriverirler. Duyduğunuz ses kendinize ait değildir sanki. Ve o ana, fiziksel tepkiler eşlik eder, kan basıncınız yükselir, ani bir heyecan duyarsınız. Kalbiniz çarpmaya başlar. Yüreğiniz sizden önce kaderini tanımıştır.
Üçüncü olarak gerçekleşmesini istediğiniz arzularınızı bir kağıda yazın. Ama tüm detaylarıyla yazmanız önemlidir. Çünkü yazma eylemini beynimiz emir olarak algılar ve çevrenizde sizi amacınıza ulaştırabilecek detayları algılamaya başlar. Hayallerinizi ve gerçekleşmesi imkansız görünen amaçlarınızı yazmaya başladığınız zaman beyniniz sizi ona ulaştıracak fırsatları bir olta gibi yakalamaya başlar. Aksi halde bu fırsatların kapınızı çaldığını fark edemeyebilirsiniz. Bazen de zihniniz siz farkına varmadan sizi dilediğiniz yöne doğru yöneltir. Kimi zaman bir davranışı niye yaptığınızı, ya da bir kararı neden aldığınızı bilemezsiniz. İşte o zaman bilin ki bilinçaltınız devrededir.
Martha Beck bu yöntemleri yalnızca kendi üzerinde değil, kendisine gelen hastalarında da denedi. Sonuç şaşırtıcıydı. Bu kişiler hayatlarında ‘mucize’ olarak adlandırdıkları, gerçekleşmesi imkansız görünen amaçlarına ulaşıyorlardı.
Martha Beck bu konudaki bilimsel çalışmalarını ve deneyimlerini ‘Kendi Kutup Yıldızınızı Bulmak’ (FINDING YOUR OWN NORTH STAR) adlı kitapta anlatınca, çalışması kısa zamanda ABD’de en çok satanlar listesine girdi.
Dileğim sizin de kendi kutup yıldızınızı bulmanız…
Unutmayın; Schiller’in dediği gibi ‘Kalbin atışı, kaderin sesidir’.

Uyumadan Önce Söylemeniz Gereken 5 Güçlü Olumlama

251862_426932107346988_1821668946_n[1]

Olumlamalar; bilinçaltına giden en kolay yollardır. Bir olumlama cümlesini sürekli uyguladığımızda işe yarar. Bunu şöyle düşünebilirsiniz sağlıklı dişler için her gün dişlerinizi fırçalamalısınız. Sağlıklı ve mutlu bir zihin içinde her gün olumlama yapmalısınız.

Bilinçaltımız her türlü düşünceyi kayıt eden büyük bir yapıdır. Pozitif düşünceler bilinçaltımızı etkiler. Bilinçaltımız ise duygularımızı ve yaşamımızı etkiler. Olumlu olarak düşünmek için belli olumlama cümlelerini kullanabilirsiniz. Bu 5 olumlama cümlesini her akşam uygulamanızı tavsiye ederiz.

Olumlama Cümleleri;
1.Olumlama;  Bugün her şeyi en iyi şekilde yaptım.
Gün boyu yaşadığınız tüm negatifi pozitife çekecektir.

2.olumlama; Bugün dinlenmeyi ve huzurla uyumayı hak ediyorum.
Yaşadığınız stresten uzaklaşmanızı sağlayacaktır.

3. Olumlama; Bütün işleri sevgiyle ve güzellikle yoluna koydum.
Enerjinizi ve zihninizi sevgiye odaklamak için bir cümle.

4. Olumlama; Bugün harika şekilde bitti şimdi uykunun güzelliğine kendimi bırakıyorum.
Kabullenme ve affetme için bilinçaltına gönderilen güzel bir cümle.

5. Olumlama; Yarın huzurlu mutlu ve enerjik olarak uyanacağım.

Güzel bir gün için temennide bulunmak olumlu hissetmemize ve pozitifi çekmemize yardımcı olur.

Kaynak: Sritüeller

Buddha’ya Göre Gerçek Dostunuzu Seçmeden Önce Bakmanız Gereken 4 Özellik

buda-12[1]

 

Çocukken karşımıza çıkan herkesle arkadaş olabilirdik. Bir çocukla adını bile bilmeden sahildeki kumlarda oynardık. Buna alışmak zor olsa da, büyürken herkesle anlaşamadığımızı anladık. İnsan seçmek, bazı özelliklerine göre onları ayırmak hep suç gibi göründü ama öyle değildi. Tabii ki insanların dili, dini, ırkı değil. İnsanlarda ayırmamız gereken başka özellikler var, bunu yapmak zorundayız. Kendini seven her insan bunu yapmalı. Kendine iyi gelmeyen, huzursuzluk yaratan, zarar veren kimseye katlanmamalı. Kendine değer veren herkes hayatına alacağı insanı seçmeli. Yoksa hayatının sonuna kadar bu insanları bir kambur gibi sırtınızda taşırsınız.
Buddha, her zamanki yol gösterici sözleriyle bu konuya değiniyor. Bazen fark etmiyorsunuz ve yıllar iyi sandığınız kötü dostlarınızla geçiveriyor. Bu yüzden Buddha’nın “bir arkadaşta olması gereken 4 özellik” temalı söylemlerini dikkate almanızı öneririz.

1. Her zaman yardımınıza koşabilecek kişi şu 4 özelliğiyle hemen tanınır: siz savunmasız kaldığınızda sizi korur, korktuğunuzda sığınak olur, bir şeye ihtiyacınız olduğunda daha fazlasını verebilmek için elinden geleni yapar ve karşılık beklemez.

2. Hayatınızda kalıcı olabilecek arkadaşlar şu 4 özelliğiyle tanımlanır: size sırlarını anlatır, anlattıklarınızı kendi sırrı gibi saklar, her zaman sizin yanınızdadır ve fedakarlık yapmaktan kaçınmaz.

3. Size yol gösterecek nitelikte bir dost şu 4 özelliğiyle tanımlanır: yanlış yapmamanız için sizi uyarır, yaşamınıza katkı sağlayacak davranışlarda bulunmanız için rehberlik eder, bilmeniz gereken her şeyi söyler, her koşulda size destek olur.

4. Şefkatli bir arkadaş şu 4 özelliğiyle tanımlanır: talihsizlik yaşadığınızda sizinle birlikte üzülür, başarılarınız için sevinir, diğerlerinin sizin hakkınızda kötü şeyler söylemesine izin vermez, sizin iyi yönlerinizi diğer tüm insanlarla paylaşır.

http://filoji.com/buddhaya-gore-gercek-dostunuzu-secmeden-once-bakmaniz-gereken-4-ozellik/

Dolunay dileğim :)

23130934_2041675649397937_3081326956391775325_n[1]
Yüce Allah’ım, bu dolunay enerjisiyle beraber hayatımda, bilinçaltımda, zihnimde, yüreğimde, bütünümde ve yaşadığım mekanlarda bulunan ve bana iyi gelmeyen ve bana kendimi iyi hissettirmeyen her şeyi sevgiyle bırakmayı seçiyorum!
Ben egom başta olmak üzere …….( boşluğu siz doldurun ve aklınıza gelen genel, özel her şeyi; duygu, düşünce, olay, kişileri düşünebilirsiniz) tüm bunların hepsini sevgiyle bırakıyorum! Çünkü biliyorum ki, sevgiyle bıraktığım tüm olumsuzlukların yeri tam da istediğim şeylerle sevgiyle ve kolaylıkla dolacak!
Kendimde ya da hayatımda farkedemediğim başka olumsuzluklar varsa, bunları da ilahi olan ve meleklerimin beni şifalandıran ve beni destekleyen enerjisine sevgiyle bırakıyorum ki, hepsi şifa olarak bana geri dönsün, hayatıma yansısın!
Öyle de oldu!
İstedigim tüm güzellikler için şimdiden şükürler olsun!
Işık Sarsın Sizi🙏 Sevgiyle…

Kaynak: Işık Sarsın Sizi

Dünya’nın En Mutlu Ülkesinden İthal : Hygge Felsefesi

hygee-observer[1]

 

Nedir bu “Hygge”?
🇩🇰 H Y G G E 🇩🇰 (huge, höge, hoga vb gibi okunuyor) tam net bi’ tanımı olmayan bu Danca kavram şöyle anlatılıyor : “samimi ortamlar yaratma sanatı” , “ruhun sıcacık hissetmesi”, “tüm dert, sıkıntı ve sinir bozucu şeylerden uzak olma durumu”, “rahatlatıcı ve mutluluk veren şeylerden keyif alma” , “en sevdiklerinle birlikte olma durumu”.. vb vb.. Hemen hemen her sene dünyanın en mutlu ülkesi seçilen Danimarka’da hygee baya önemli bir kavram.
Hygge’ye ulaşmayı sağlayan şeyler ise Dan dostlarımıza göre aşırı basit.. Sevdiklerimizle ev buluşması, doğada olmak, sıcacık bi içecek, fırından yeni çıkmış kurabiye, mumlarla aydınlatılmış bi ortam, rahat ve minimal mobilyalar 🛋, sıcak şarap, yün çoraplar ve rahat ev giysileri .. vb vb.

Kopenhag’da yer alan Mutluluk Araştırma Enstitüsü’ne (valla uydurmuyorum böyle bir oluşum var buyrunuz linki) kaliteli bir şekilde hygge ruh haline girmek için 10 maddelik bir manifesto var.

Hygge Manifestosu
1)Atmosfer – ışıkları kısın veya kapatın. mumlarla bol bol “doğal ışık” yaratın
2)Anda Kalmak – anda kalma felsefesi “mindfulnes” trend olmadan evvel Dan dostlarımız bu işi çözmüş. Hygge yaşamak için ekranlara bakmamak, yaşanan ana odaklanmak ön koşul.
3)Küçük Keyifler – kahve, çikolata, minnoş tatlılar… yaramaz şeyler hygge felsefesinin olmazsa olmazı. Bu arada sanırım ilklimle alakalı Avrupa kıtasında kuzeye gidildikçe yıllık tüketilen şeker miktarı da artıyor. Şu haberden de detaylarını okuyabileceğiniz gibi: Danlar ortalama Avrupalıların tam 2 katı şeker tüketiyor. Ancak şeker tüketim birincileri daha da kuzeydeki dostları Fin’ler. 🙂
4)Eşitlik – geldik benim enn sevdiğim maddeye… Sevdiklerinizle toplaştınız, ağız tadı ile hygge olacaksınız. Öyle ev sahibi – misafircilik oynamak yok. Herkes her işin ucundan tutacak. O sofra birlikte hazırlanacak, birlikte toplanacak. Kimse ev sahibinin misafir ağırlama yeteneklerini değerlendirmeyecek. Herkes eşit, kimse ev sahibi veya misafir değil. Oh misss.
5)Minnettarlık – küçük, büyük farketmek elimizdeki şeylere müteşekkir olma durumu. O anda elimizde tuttuğumuz bi kupa sıcak çay da olur, kucağında oturduğumuz sevgilimiz de. Haydi sahip olduğumuz irili ufaklı güzellikleri sıralayıp şükür edelim. Zaten bunu yapana karada ölüm yok, mutsuz olmaz.
6)Uyum – kendini kanıtlama, yarışma olmadan çevre ile uyum içinde olma durumu. Yani ego yapmak, övünmek, gösteriş yapmak yok diyorlar kibarca.
7)Rahatlık – rahat koltuklar, giysiler, zorlamamak ve kendini salıvermek ön koşul.
8)Ateşkes – hygge ortamında olaylar, gerginlikler yok. “No more drama in my life” diyorlar. Siyaset, din gibi gerginlik çıkabilecek konuların hygge ortamında yeri yok.
9)Birliktelik – bu içtiğimiz bir kahve de olabilir, yanımızdaki sevdiklerimiz de olabilir. Tamamen “birlikte” ve mutlu hissetme hali.
10)Sığınak – hyggelig duruma erişmek için güvende hissetmek, tehlikeden korunduğu bilmek şart.

Bana Hygge Şeylerle Gel…
Hygge felsefesini aşağı yukarı anlayıp sevdiysek hygge’a ulaşmak için öneriler listesi paylaşmak isterim 🙂
1)Hyggekrog – yani Türkçe meali ile “hygge köşesi“.. Evde olur, iş yerinde olur kendinize özel bir köşe yaratıp burada zamanı durdurun. Anın tadını çıkarın ve keyif alın. Genelde cam önleri, mutfakta kaynamakta olan cisimlere yakın yerler, fırından gelen kokuların çekim alanı gibi öneriler var. Benim “hyggekrog”um salonun tam ortasında serdiğim mavi yoga matımın üstü. kalp kalp kalp.
2)İmkanlar el veriyorsa şömine : veya doğada yakacağınız ateş: çünkü yanan odun sesi ve kokusu son derece hygge
3)Mumlar & Mumlar & Mumlar : mum tüketiminde dünya 1. olan Dan dostlarımızın bir bildiği var. Mum yakılan ortamda bir sıcaklık, gerginlik azalması oluşuveriyor..
4)Doğada Olmak
5)Kitaplar
6)Çikolata ve Harika Tatlılar
7)Battaniye ve Yün Çoraplar
8)DIY Projeler: yemek yapmak, reçel yapmak, dolaplarınız için dizilim sistemleri geliştirmek… hepsi de çook hyggelit.
9)Deftere Yazı Yazmak: kağıt ve kalemle haşır neşir olmak terapi etkisi yapıyor. Benim favorim düzenli günlük tutmak.
10)Popcorn ve Seri Şekilde Dizi İzleme: netflix’te sevdiğiniz diziyi açıp, rahat giysiler, yün çoraplar ve sevdiğinizle paylaşılacak koca bir kase popcorn (misal karamelli yer fıstıklı).. ohh orama da hygge, şuralarıma da hygge
11)Tıngır Mıngır Yavaşça Pişen Şeyler: fırında kek olur, 6 saat pişen türlü olur, kuzu eti olur.. evi kokuya ve huzura boğacak her hangi bir şey olsun yeter.
12)Bitkiler ve Bahçe İşleri ile Uğraşma – iş veya dış alanda farketmez..
13)Güzel Zamanları Anıp Nostalji Yapmak – keyifli zamanlara ait eski fotolar, günlük notları, biletler vb şeylere bakmak
Şimdi söz sizde. Sevdik mi bu hygge işini? Kendimizde dener miyiz? Özellikle önümüzdeki kış mevsimi için hygge önerileriniz nelerdir? Mutlaka yorum bırakın! Kocaman sevgiler & hyggelit dilekler.. 🙂

http://zeynepcansoylu.com/dunyanin-en-mutlu-ulkesinden-ithal-hygge-felsefesi/

Güçlü Bir Kadında Mutlaka Bulunan 6 Özellik

guclu-kadin-ozellikleri[1]

Kim, sırtını güvendiği bir omuza yaslama imkanı varken, omuz omuza carpışmaya ya da sıcacık bir kucakta huzur bulabilecekken kendini ateşlere atmaya gönüllü olur?Gördüğünüz o güçlü kadınların kaçı yaradılıştan güçlü, kaçı hayatın içinde tek başına dimdik olmaya mecbur bırakılmıştır acaba?

Onları en kalabalık ortamlarda bile çabucak tanırsınız. Bakışları ve duruşları kendinden emindir. Yüzlerinde hüzünlü bir gülümseme, bazen de tüm acılara inat kahkahaları vardır. Sorumluluk, insana kudretli olma zorunluluğunu da yanında getirir. Sorumluluklarını bilen güçlü kadınlar kolay kolay bu özelliği kazanmamışlardır.
1. Yaşadıkları zor günler yeniden ayağa kalkmaları için onları cesaretlendirmiştir.
Herkesin kendini bulmasında, şuan ki benliğine kavuşmasında yaşadıklarının payı büyüktür. Özellikle yaşadığımız zorlu günler bize aslında hayatımızı nasıl şekillendirmemiz gerektiğiyle ilgili bir çok uyarı yaparlar. Bazı kadınlar yaşadıkları acılar karşısında pes ederler ve teslim olurlar. Karşı koymak yerine kendilerinden ödün verirler. Fakat güçlü kadınlar, bu zorlu günlerin onlar için aydınlığa açılan bir kapı olduğunu bilirler.

Yaşadıkları problemler ne kadar zorlu ve acılıysa o kadar büyük bir cesaretle ayağa kalkarlar. Bu zor günlerin kendi hayatlarını kontrol altına almak için bir dönüm noktası olduğunu bilirler. Yeni hayatlarına açılan kapıya ulaşmak için o zor yolları aşmaları gerektiğinin bilincindedirler.
2. Etraflarındaki her şeyin farkındadırlar.
Güçlü kadınlar çevrelerinde ne konuşulduğunun,neyin ima edildiğinin, bakışların farkındadırlar ama genelde bunu belli etmezler. Yalan söylenildiğinin, kendisine kur yapıldığının, çok sevildiğinin de farkındadır. Hisleriyle karşısındaki kişiyi okurlar ve ona göre davranırlar. Bu bazen dezavantaj olabilir onlar için çünkü karşısındaki insanın niyetini anlarlar ve hayal kırıklığına uğrarlar. Fakat güvenilir insanları da tanımaları uzun sürmez. Böylelikle hayatlarında kalıcı ve sağlam insanlara yer açarlar.

3. Kötü bir gün geçirseler de kendilerini salmazlar.
Bazı kadınlar zayıflıklarını anlatmasalar da, duruşlarıyla ya da görünümleriyle belli ederler. Güçlü kadınlar ise ne olursa olsun o gün her zamanki gibi dik duruşuyla evlerinden çıkıp işlerine giderler. Aynaya baktıklarında kendilerinden cesaret alırlar. Her kadın güçlü olmak zorunda veya öyle görünmek zorunda değildir fakat bu kadınlar düşüncelerinin ve hislerinin karşısındaki kişi tarafından okunmasını istemezler. Çünkü yaşadıkları yüzünden tam olarak güvenemezler ve kendilerini böyle koruyacaklarını düşünürler.

4.  Çabuk kaynaşamasalar da tanıştıkça ne kadar şefkatli ve sıcacık olduklarını anlarsınız.
Girdikleri her ortamda herkesle kaynaşıp, her şeyini anlatmaya başlayan kadınlardan değillerdir. Sert mizaçlı görünürler. Ama sevgisiz değillerdir. Soğuk görünürler ama amaçları ortamdaki insanları koklamaktır. Onları hisleriyle tartarlar ve genelde yanılmazlar.

Tanıdıktan sonra duvarlarını yıkarlar ve onların herkese göstermediği taraflarıyla karşılaşırsınız. Bitmeyen bir sevgileri, şefkatli kolları vardır. Size güvendikleri takdirde sevgilerini hissettirmekten çekinmezler. Olgun ve güçlü her birey gibi sevgilerini göstermenin bir zayıflık olduğunu düşünmezler. Sevildikçe daha fazla sahiplenirler. Mutlu ve güçlü bir kadın kadar size iyi hissettirecek biri yoktur!
5. Kendi değerlerini kendileri biçerler.
Güçlü kadınlar başka insanlar üzerinden kendilerini değerlendirmezler. Karşılarındaki erkeğin onları ne kadar sevdiği veya arkadaşlarının onları ne kadar önemsediğine göre kendilerini yargılamazlar.

Başkalarının düşüncelerine saygı gösterirler, fakat inandıklarını başkalarının düşüncelerine göre değiştirmezler. Bunun öz benliklerine hakaret olduğunu bilirler. Kendi inşa ettikleri bir öz güvenleri vardır ve kendilerinden emindirler. Bu yüzden kendilerini severler ve başka bir erkeğin kendilerini seveceği zamanı bekleyerek kendilerini harap etmezler.
6. Yalnız vakit geçirmeyi severler.
Yalnızlık kendi ruhlarını doyurmaları için eşsiz bir fırsattır. Yalnızlığı kendilerine katacakları yeni şeyler için bir fırsat olarak görürler. Yalnızlıktan korkmazlar hatta en güçlü hissettikleri an yalnız oldukları anlardır. Yalnız kalmamak için arkadaş edinmezler. Kendilerine bir şey katacaklarını bildikleri insanlarla arkadaş olmayı tercih ederler.

Yalnızken yapacakları her şey onlara iyi gelir. Güzel bir yemek yemek, dışarıda sakince bir kahve içmek, sadece oturup insanları seyretmek bile onlara iyi gelir. Anın tadını en iyi onlar çıkarırlar. Gerçek olan dün veya yarın değildir çünkü. Tek gerçek yaşadığımız bu andır.

http://filoji.com/guclu-bir-kadinda-mutlaka-bulunan-6-ozellik/

Yalnızlığı Seven İnsan Farklıdır: Yalnız İnsanların 7 Özelliği

iyi-dostlar[1]

 

1. Sadakat onlar için en önemli şeydir.
Buradaki nokta, içine kapanık insanların çok fazla insanla takılmaması. İşte bu yüzden onlar için çok az insan oldukça önemlidir. Zaten hayatına çok az insan alabilen yalnız insanların bir ilişkideki en önemli dayanakları güven ve sadakattir. Bundan dolayı ilişkilerinde çok sadıklardır, mutlu ve tamahkar olmaya değer verirler. Sadakat yalnızlığı seven bir insan için en önemli değerdir. Asla bu konuda taviz vermezler ve onları aldatmanızı veya yalan söylemenizi kesinlikle affetmezler.

 

2. Yeni şeyler yapmayı severler.
İnsanlar genellikle yalnızlığı seven kişilerin hayatlarını çok katı bir şekilde yaşamayı seçtiğini ve kendilerini buna mahkum ettiklerini düşünürler. Bu da dolaylı olarak yalnızlığı seven insanların yeni şeyleri sevmediği düşüncesini doğuruyor. Oysa ki, gerçeğin bununla hiç alakası yok. Aksine yalnız insanlar tıpkı dışa dönük insanlar gibi yeni şeyler yapmayı severler.

Ancak diğer insanların aksine yaptığı şeylerde herkesin dikkatini çekmek gibi bir niyetleri olmaz. Hobilerini, zevklerini, eğlencelerini kendilerini mutlu etmek için yerine getirdiklerinden, bunları diğer insanların gözüne sokmak gibi bir dertleri de olmaz. Bu sebeple sosyal medya platformlarına bakıldığında sıkıcı bir hayat sürüyorlarmış gibi görünebilirler ancak bu kesinlikle doğru değildir.
3. Sakin ve kendilerinden eminlerdir.
Bazı insanlar, yalnızlığı seven kişilerin endişeli olduklarından dolayı çok fazla konuşmadıklarını sanarlar. Bir kez daha bu kesinlikle doğru değildir. Bu insanlar aslında çok sakin ve kendine güvenen insanlardır. İstemedikleri için çok fazla konuşmazlar ve diğer insanlarla çok vakit geçirmezler.

4. Yalnızken rahatlardır.
Birçok insan, yalnız insanların mutsuz olduklarını ve yapacak bir şeyleri olmadığı için zamanlarını kendi kendilerine geçirmeyi tercih ettiklerini düşünür. Aslında durum tam tersidir. Bu insanlar mecbur kaldıkları için değil, yalnızlığı sevdikleri için tek takılmaktlar. Böyle bir hayat seçtikleri için pişman değiller çünkü böyle olmak onlara keyif vermekte. Zamanlarını kendilerini geliştirmeye harcayan bu insanların yapacak daha iyi bir iş bulamadıkları için yalnızlığı seçtiğini düşünmek yersizdir.

5. Zamana değer verirler.
Yalnız vakit geçiren insanlar zamanın değerini iyi bilirler ve işte tam da bu yüzden zamanlarını yalnız veya 1-2 kişi ile geçirirler. Ancak kendilerine bir şeyler katan ve iç görüsü yüksek bir arkadaş bulduklarında onunlada vakit geçirip, sohbet edip, yeni şeyler öğrenmekten hoşlanırlar. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, bu kişiler yapayalnız değillerdir, sadece çok az kişiyle arkadaşlık kurarlar ve bu kişiler genellikle kendini geliştirmiş, bilgili ve iç dünyası gelişmiş kişilerdir.

 

6. Kişisel alan anlayışları güçlüdür.
Evet, içine kapanık insanların neyin kişisel neyin ortak olduğu konusunda titizlik gösterirler. Kimsenin kendi özel sahalarına girmesine izin vermezler. Özel hayatları hakkında gereksiz konuşmazlar ve diğer insanların özel hayatı hakkında çok konuşan insanlardan haz etmezler. Hangi durumda olursa olsunlar ‘’özel’’ ve ‘’genel’’ şeylerin arasındaki ayrımın daima iyi yaparlar. Bu sebeple yalnızlığı seven insanlar çok büyük çoğunlukla ahlaki anlayışı yüksek insanlardan oluşur.

7. Aslında arkadaşları vardır ancak sayısını bilerek az tutarlar.
Yalnız insanların, büyük bir çoğunluğu aslında, her zaman arayabilecekleri ve sohbet edebilecekleri arkadaşlara sahiptirler. Ancak diğer insanlardan farklı olarak bu kişilerin sayısı genelde 2’yi geçmez ve her zaman onlarla vakit geçirmek gibi bir dertleri yoktur.

Çünkü bu insanlar yapay ve yüzeysel dostluklara tamah etmezler, onlar için 1 kişiyle kuracakları samimi dostluk, 10 kişiyle yüzeysel olarak kuracakları yapay dostluktan kat kat daha önemlidir ve dostluklarında, karşılarındaki kişinin zeki ve içten olmasına önem verirler. Gereksiz alınan veya fikir alışverişi yapamadıklar kimselerle dost olamazlar.

http://filoji.com/yalnizligi-seven-insan-farklidir-yalniz-insanlarin-7-ozelligi/

Dedikodusunu Yaptığınız İnsanların Sizden Daha Mutlu Olmasının 9 Nedeni

fft99_mf2567728[1]

 

Hepimizin gün içinde merak ettiği birçok şey olur. Bazı zamanlar en çok merak ettiğimiz ve hakkında saatlerce konuştuğumuz konular başkalarının davranışları, yaptıkları veya hayatları olabiliyor. O an güzel gelse bile kısa süreli biz haz yaşamaktan öteye götürmez kimseyi başkaları hakkında konuşmak.

Dedikodusu yapılan insanlar kendi hayatlarını yaşarken, dedikodu yapanlar onların hayatlarını konuşmakla meşgul. İşte dedikodusunu yaptığınız kişilerin sizden daha mutlu olmasının nedenleri:

1. Zamanlarını başkaları hakkında konuşarak harcamazlar:

“Büyük insanlar fikirleri, orta insanlar olayları, küçük insanlar diğer insanları konuşur.” Sözünü muhtemelen duymuşsunuzdur.

Dedikodusunu yaptığınız kişi işte o insanlardan biri. Kendisiyle meşgul ve işini yapıyor. Kendisini geliştiriyor ve mutlu.

2. Etraflarında Dedikoducu İnsanları Barındırmazlar:

Mutluluğumuz ve iyi olmamız çoğunlukla etrafımızdaki insanların kim olduğuyla ilgilidir. Eğer etrafınız dedikoducularla doluysa, kendinizi çok fazla geliştiremezsiniz. Dedikodu zehirlidir. Eğer dedikodusunu yaptığınız kişinin sizin veya başka birisinin dedikodusunu yaptığını duymuyorsanız, muhtemelen yapacak daha iyi işleri olduğu içindir. Eğer çok fazla dedikodu yapıyorsanız kendinize dönüp bir bakın ve mutlu olup olmadığınızı sorgulayın.

3. Taraf Tutmazlar:

İnsanlar dedikodu yaptıklarında taraf tutmaya da başlarlar. Bir fikre veya inanca hep birlikte bağlanırlar. Sonuçta yaptıklarına tepki gösterilince veya zorluklarla karşılaşınca grup olarak “ne cesaretle bizi zorluyorlar” reaksiyonu olur ve bu da aşırı mutsuzluğa sebep olur.

Ama bunun yerine dedikodu ile vakit kaybetmeyi bırakıp duyduğunuz her şeye inanmaz ve dedikodulara kulak asmazsanız çok daha mutlu olabilirsiniz.

4. Yeni Şeyler Öğrenirler ve Kendilerini Geliştirirler:

Dedikodu sizi hiçbir yere götürmez. Dedikodudan hiçbir şey öğrenemezsiniz. Size yargılayıcı ve önyargılı olmayı öğretmekten başka size hiçbir şey kazandırmaz.

Peki ya dedikodusunu yaptığınız kişi? Dedikodu yapmadığı için insanları yargılamaz haklarında önyargılı hükümler vermez. Daha üretken ve yeni bir şeyler öğrenmekle meşgul olur. Kendisini geliştirir ve kendisini geliştiren diğer insanlar gibi daha mutlu olur.

5. Yalan Söylememenin Haklı Gururunu Yaşarlar:

Dedikoducular sürekli yalan söylerler. Gerçeği eğip bükerler ve olayları olduğundan büyük ve önemli gibi göstermek için abartırlar. Yalancılar ise hiçbir zaman mutlu olamazlar.

Dedikodusunu yaptığınız kişinin sizden daha mutlu olmasının sebeplerinden biri de yalan söylemek yerine insanlarla anlamlı konuşmalar yapıyor olması. Onların başkaları hakkında yalan yanlış abartılmış bilgilere ihtiyacı yoktur bunlarla vakit kaybetmezler.

6. Arkadaşlarına Güvenirler:

Dedikoducu insanların çevresindeki insanlar da kendileri gibi dedikoducu olurlar genelde. Aklınızdaki “Acaba benim arkamdan da konuşuyor mu?” düşüncesi sizi yer bitirir. Güvenin yok olması ise mutsuzluğa yol açar.

Dedikodu yapmayan insanların ise böyle bir endişesi olmaz. Arkadaşlarının dedikodu için değil, kendisine yakınlık duydukları için yanlarında olduğunu bilir. Eğer saygı duyulan bir insansanız, başkaları sizden sadece iyilikle bahseder.

7. İş Yerinde Huzurlu Vakit Geçirirler:

Ofis dedikoduları her iş yerinin zehridir. Çalışanlar ve iş arkadaşları dedikodu yapmaya devam ederken zehri de yayarlar.

Dedikodu yapmayan insanlar ise bu zehirden etkilenmez ve işlerine odaklanırlar ve daha mutlu olurlar.

8. Başkalarına Karşı Yardımsever ve Kibar Olurlar:

İnsanlar dedikodu yaptıklarında, dedikodusu yapılan kişi hakkında önyargılar ve yanlış tutumlar geliştirirler. Bu önyargı ve yanlış tutumlar yüzünden diğerlerine kötü davranırlar. Kötü davranmak ise kişinin ruh halini olumsuz etkileyerek onu mutsuz eder. Sonuçta dedikodu yapan insanlar içten içe acı çekerler.

Bir düşünün: Eğer iyi ve yardımsever bir insansanız, siz de mutlu olursunuz. Aklı başında hiçbir insan iyi, nazik ve yardımsever olduğu için mutsuz olmaz. Hatta bazen mutlu olmanın en kolay yolu başkalarına yardım etmektir.

9. Saygı Duyulan Kişiler Olurlar:

Dedikoducu insanlar asla saygı görmezler. Hatta nasıl saygı göstereceklerini de bilmezler. Çevrelerindeki kişiler bir gün kendilerinin de dedikodusunu yapacaklarını düşündüklerinden onlara asla güvenmezler.

Saygı duyulan biri olduğunuzda ise insanların sizin hakkınızda iyi şeylerden başka söyleyecekleri bir şey yoktur. Size güvenirler sizden kötülük beklemezler.

Kaynak: pickthebrain

Hayatınızı Yoluna Sokmak İçin Bilim Tarafından Onaylanmış 6 Eski İnanış

kadin3-758x505[1]
Dünya düz olmayabilir veya kainatın merkezi de olmayabilir, fakat bu eski zamanlarda yaşayan entelektüellerin her şeyi yanlış bildiği anlamına gelmez. Hatta bilim insanları son yıllarda, antik zamanda yaşamış olan bilgeler tarafından köklenen inanışların ve birçok öğretinin -deneysel olarak kanıtlanmamış da olsa- geçerliliğini kabul ediyor.
İşte bilim dünyasının da onayladığı antik çağlardan kalma 6 inanış ve uygulama;

1-İnsanlara yardım etmek daha sağlıklı bir birey olmanızı sağlar.

Yunan filozofların “Daha iyi bir hayat nasıl yaşanır?”, sorusunun cevabı için bitmek bilmeyen varsayımları olmuştur. Bunun cevabını bulmak için arayışlar içerisine giren antik yunan filozofları, bir toplum içerisinde diğer insanlara yardım etmenin kurulacak bir sevgi ortamı oluşturduğu ve sosyal anlamda ilişkileri arttırdığını savunmuşlardır.
2-Akupunktur vücudunuzun enerjisini dengeler.

Geleneksel bir Çin metodu olan akupunktur, yaşayan her canlıdaki enerjinin eşit derecede yayılmasını sağladığı görüşüne dayanıyor. Bu enerji akışına ister inanın, ister inanmayın Archiver of Internal Medicine‘de yayımlanan bir çalışmaya göre bu eski teknik, kronik vücut ağrılarından yakınan, migreni olan insanların şikayetlerine çözüm niteliğinde. Özellikle ilaç kullanmadan iyileşmek isteyenler, kesinlikle bu yönteme bir şans vermeli.

Not: Reiki şifa enerjisi ya da Access bar da ruhsal ve zihinsel hastalıkların çözümlenmesinde destektir…

3-Sağlıklı bir şekilde büyümek, ileride güçlü bir zihin sağlığına sahip olmak için çevremizdeki destek çok önemli.

Büyüdüğümüzde bize en lazım olan şey sağlıklı bir zihindir. İş hayatımızda, aşk hayatımızda, aile yaşantımızda, arkadaşlarımızla olan ilişkilerimizde, sorunlarla baş edebilmede bizi ileriye götürecek olan şey zihnimizdir. Dolayısıyla, ergenlik çağı özellikle öncesinde güçlü bir karakter inşa edilen bir birey, karşılaştığı sorunların üstesinden gelme ve bireysel anlamda bağımsız olma konusunda sıkıntı çekmeyecektir. Bir bireyin yetişkin olduğunda sağlıklı bir şekilde kendi hayatına devam edebilmesi için huzurlu bir aile ortamında yetişmesi, güven duygusuna sahip olması, sevmeyi çevresindekilerden öğrenmiş olması önemlidir. Evet sevmek bir duygudur. İçgüdüsel olarak bazı durumlarda sevgiyle tepki veririz. Fakat çevresinden sevgi görmeden büyüyen bir kişi, yetişkin olduğunda ve aşk hayatında bocalayabilir. Çünkü sevgisini nasıl göstereceğini bilemez. Çocuklarınıza ne olursa olsun, o güven ortamını sağlayın. Sizin de kolay bir hayatınız olmayabilir ama onlar huzurlu bir ortamda yetişmeyi hak ediyorlar.

4-Değiştiremeyeceğiniz şeyleri kabullenmek çektiğiniz acıyı azaltır.

Bazen kabulleniş kendiniz adına yapacağınız en güzel şeydir. Bu hayatta herkesin kemikleşmiş sorunları vardır. Sizin de var öyle değil mi? Kurtulmak için birçok yol denediniz. Çabaladınız fakat olmuyor. Bir türlü yoluna girmedi hiçbir şey. Gerçekten elinizden gelen her şeyi yaptığınızı düşünüyorsanız, artık dinlenmenin vakti gelmiş demektir. Arkanıza yaslanın ve yükünüzü yere bırakın. Üstünüze düşeni yaptınız. Bazı şeylerin sadece öylece hayatınızda durması gerekiyordur. Bırakın orada dursun ama siz artık kalbinizi yormayın. O kabullenmenin verdiği rahatlığı hissettiğinizde kendinize bunca zaman ne kadar eziyet ettiğinizi fark edeceksiniz.

5- Dengede kalmak ve duyguların esiri olmamak hayatınızı anlamlı kılar.

Duygusal yönden duyarlı olmak elbette kötü bir şey değil. Sadece hayatınızı duygularınızın yönetmesi vereceğiniz kararlarda, hayatınıza giren insanları seçmede size yanlış seçimler yaptırabilir. Hayatınızın kontrolünü elinize almanız için yapmanız gereken dengede kalmaktır. İnsan aslında içinde vahşi bir yaratıkla birlikte yaşar. Onu eğitmek yalnızca sizin elinizdedir. Öfkelendiğinizde ateş, sevdiğinizde akıntıya karışan bir dalga olmak zorunda değilsiniz. Sadece dengede kalmayı deneyin. İç huzurunuzu ancak böyle sağlayabilirsiniz.
6-Fiziksel rahatsızlıklar zihin sağlığıyla doğrudan orantılıdır.

Eski Mısır’da yaşayan insanlara göre mental ve fiziksel hastalıklar aynı anlamı taşıyorlardı. Günümüzdeki insanlar ise mental bir hastalığa sahip insanları ciddiye almama eğilimindeler. Aslında “beyinde bitiyor her şey” saçmalık ve klişe halini almış olsa da, siz öyle düşünmeyin. Ruhunuz da hastalandığında dinlenmek ve kendinize zaman vermek için uzanmak, uyumak istersiniz. Tıpkı grip olduğunuzda yaptığınız gibi. Ruhunuzun da bedeniniz gibi vitamine ihtiyacı vardır. Sizi yoran, ruhunuzu sıkan her neyse bir an önce bunu düzeltmeye çalışın. Bu hayat sizin ve istediğiniz gibi yaşanmayı hak ediyor.
Kaynak:http://filoji.com/hayatinizi-yoluna-sokmak-icin-bilim-tarafindan-onaylanmis-6-eski-inanis/

YAŞADIKLARIMIZ BİZİ BİZE AYNALAR…

2451884-yansima[1]
Ayna ayna söyle bana, neler oluyor iç dünyamda…
Yaşadığımız her olay ve akabinde hissettiğimiz duygu durumu bize aynadır gerçekten. Önemli olan ne yaşadığımız değil, yaşadıklarımızdan ders alıp alamadığımızdır. Farkındalığımızın oluşmasıdır.
Bütün olaylar bize farkındalığımızın artması için gelir öğretir ve gider.
Kendi kitabımızı okuyabilmemiz için iç dünyamızın farkına varmamız gerekir.
———
“Kendi kitabını oku;
bugün, hesap sorucu olarak nefsin sana yeter.” (isra 14)
———
*Her durum bize gerçekte neyi yansıtır?
*Bize nasıl bir mesajı verir. ?
*Ne öğrenmemiz gerektiğini nasıl anlarız?
*Yaşadığımız bizi rahatsız eden durumlardan nasıl kurtuluruz. ?
——
Bazı zamanlar birebir yaşattıklarımızı deneyimlerken, bazen zıddımızla, bazen idda etttiklerimizin ispatıyla, bazen kınadıklarımızın başımıza gelmesiyle ve çoğu zamanda geçmişten getirdiğimiz katılaşmış inançlarımızla ayna olur olaylar ve insanlar bize.

İmtihan der geçeriz ama imtihanın cevabı verilene kadar benzer olaylar ve bizi zorlayan insanlar etrafımızdan gitmezler. Yaşadığımız her olaya bakış açımız her zaman iç dünyamızdan dışa doğru bir bakışla olursa gerçekte olayların bize neyi aynaladığını fark edebiliriz ancak.
——
AYNA OLAYLAR
*Bazen bizim başkalarına yaşattıklarımızı kendimiz birebir yaşarız.
Empati yetimizi geliştirmek ve bize yapılmasından hoşlanmayacağımız şeyleri
başkalarına yaşatmamak için…
*Bazen yaşadıklarımızın zıddını deneyimleleriz başkalarıyla.
Nasıl birisi olmadığımızı görmek ve onların kabalıkları veya zariflikleri karşısında kendinize örnek yada ibret alabilmek adına…
*Bazen başkalarının yaşadıklarıyla ilgili yargıladığımız durumları kendimiz yaşarız. Kınadığımız durumları kendimiz yaşayarak ne kadar zorlandığımızı fark etmek ve başkalarını kınamamayı öğrenebilmek adına…
*Bazen kendimizle ilgili idda ettiğimiz durumların ispatı için yaşadıklarımız vardır. Örneğin; İyi olmaya çalıştıkça kötü insanları çekmemizin nedeni de budur. Kötü olmasaydı senin iyi biri olduğunun ispatı olmayacaktı asla. Kötüler senin iyi olma vasfına değer katarlar. İdareci olma iddamız idare edilecek kişileri bize çeker vb.
*Bazen de inandığımız ve altını çizdiğimiz şeylerin üstünü çizebilmek için olaylar çıkar karşımıza… Bize artık yeter dedirtecek duruma getirene kadar yaşarız bu tür durumları.
Örneğin;
*Kendinin değersiz olduğuna inananlar, kendine değersizlik duygusunu yaşatan olayların içinde bulur kendini. Kendini kullanılmış ve ezik hisseder sürekli. Kurban rolünü oynarlar. Birilerinden kazık yer, en yakınlarının yalanını yakalar. iftiraya uğrar vb.
Kendi değerini farkettiği anda tüm bu zincir kırılır ve yerini daha huzurlu bir yaşam şekline bırakır.
*Sevilmediğine inanan birisi, birileri tarafında terk edilir yada terk eder sürekli.
Kendini sevmeye başlayıp kendine sevilme hakkı verdiği anda kişi aslında sevilmediğini düşünürken hakkınca sevemediğini anlar ve sevmeye başlar. Kaderi değişir.
*Yoksunluk inancı olan birisinin elinde para durmaz.Parayı kullanamaz gereksiz harcar. Bu inancını fark ettiği anda bilinç kendini yeni düşünceye
uyumlar.
—–
Tüm bu yaşadığımız ve bizi rahatsız eden durumlar bizim içsel kodlarımıza aynalık yapar. Hayat bizim yaşattıklarımızı, yargılarımızı, iddialarımızı ve İnançlarımızı birileri aracılığıyla veya bir dize olaylarla karşımıza çıkarıp kendimizi görmemiz için öğrenmemiz gereken şeyleri işaret eder.. Ve hepsi birer mesaj içerir. Kendi kitabımızı okuyabilmemiz ve yeniden
yapılandırabilmemiz için. Mesajı doğru algılayabilirsek çözümleriz. Ama anlayamadıysak bir köşeye (bilinçaltına) atar unuturuz bir süreliğine.
O çözülmeyen mesajlar çözülünceye kadar belli zamanlarda yeniden yeniden karşımıza çıkar. Her bilinç durumu yükseleceğinde yada benzer bir olay yaşandığında mesaj yeniden gelir önümüze ve her seferinde daha da şiddetle
sarsar bizi.
Çözene kadar, artık yeter dedirtmeyen, vazgeçemediğimiz, korktuğumuz, tutunduğumuz dalları elimizden alana kadar ve çözdürene kadar uğraştırır bizi..
Bilincimiz yükseldikçe çözümlemekte kolaylaşır olayları. Önümüze gelen mesajları daha kolay deşifre eder ve öğrenmeye başlarız… Öğrendikten sonra aynı durumların tekrarı söz konusu olmaz.
Kaybettiğimizi sandığımız bütün dallar bize tekrar geri verilir. Ama bu sefer onlar bizim tutunmak zorunda hissettiğimiz dallarımız değil, tutmak istediğimizde kullanacağımız araçlarımız olur.
Fakat bazen öyle katılaşmış çekirdek inançlarımız vardır ki onu yıkmak dağları devirmekten daha zordur. Tüm yaşamımız aslında bu devirilmesi zor gibi olan 0-6 yaş arasında oluşmuş çekirdek inanç etrafında oluşur ve kaderimiz olur. Sanki o inançtan vazgeçersek bütün hayatımız alt üst olacakmış gibi hissederiz. Bildiğimiz kötüyü bilemediğimiz iyiye tercih eder hayatımızı mutsuz ve huzursuz geçirmenin adına da kader deriz.

Kıyamet demek insanın ayağa kalkışı kendini fark edişidir. Kıyamet günü dağlar yerinden oynayacak dediği işte kendi katılaşmış inançlarımızın yerle bir olacağı anlamına gelir.

Gök yarıldığı, yıldızlar dağıl­dığı, denizler kaynaştığı, kabirlerin içi dışa çıktığı zaman, insa­noğlu ne
yaptığını ve ne yapacağını görür.” (İnfitar, 82/1-5)

Hayat okulundan mezun olup kendimize gelebilmemiz için tüm imtihan-larımızın doğru cevaplarını vermemiz gerekiyor. Sınıf atlasak bile alttan ders bıraktıysak hayat asla affetmiyor ve onu tekrar önümüze koyuyor çöz diye…
Rabbim imhihanlarımızı kolaylaştırsın…
Kendimize gelmemiz nasip olsun inş.
Aydanur HIRA 20.10.2015