Arşivler

HOTİÇ ‘in hikayesini bilir misiniz ??

anette inselberg hotiç yerli malı yurdun malı
Balkan Savaşları…
Osmanlı, 500 yıllık topraklarından çıkmak zorunda kaldı. 1.5 milyon Türk yollara düştü…
Saraybosnalı Ali Haciç, hamile eşi ve beş çocuğu bu göçmenlerden idi…
Çileli yolculuğun son durağı Manisa oldu…
Salih Haciç bu zorlu göç yolunda, trende dünyaya geldi! Sekiz yaşında ayakkabı kunduracısının yanına çırak verildi. İzmir’deki dört yıllık askerliğinde mesleğini ilerletti; subaylara ayakkabı yaptı.
O artık zanaatkar idi. Mesleğini ilerletmek için 1936 yılında İstanbul’a göç etti. Eminönü’nden Beyazıt’a çıkan Mercan’da küçük ayakkabı atölyesi açtı. Yıl, 1938 idi.
Kadın ve erkek ayakkabısı yapıp sattığı 35 metrekarelik dükkanına “Hotiç” adını koydu. Dört yıl önce çıkan soyadı kanunuyla “Hotiç” soyadını almıştı çünkü…
Salih Hotiç, Fatma Remziye ile evlendi; ikisi kız altı çocukları oldu. Fatih semtindeki Bosna Apartmanı’nda çocuklar derinin kunduranın içinde büyüdü. Büyüdükçe hepsi babalarına yardım etti; mesleği çocukken öğrendiler. Kimi zaman -Serdar Hotiç gibi- falçatayla parmağını keserek…
Çocukların tatilleri köprü altında, semt pazarlarında terlik satarak geçti.
Zaman zamanı kovaladı…
Çocuklar büyüdü…
Babaları Salih Hotiç, “halk tipi” el işi ayakkabı yapıyordu…
Altı çocuktan “dört numara” Serdar işin başına geçti; ve “modern” ayakkabı yapmak için İtalya’dan teknoloji getirdi; büyük atölye ve tasarım ekibi kurdu. Üretim teknolojisini, el işçiliğinin kalitesiyle birleştirdi…
1979’da Bağdat Caddesi’ne ikinci mağazayı açtılar. Ardından Caddebostan mağazası geldi…
Yıl, 1987. Serdar Hotiç, farklı sektörlerde iş yapan Mehmet, Ahmet ve Sermet’e “beraber olalım” çağrısı yaptı. (Örneğin Mehmet Hotiç, Altınyıldız’ın genel müdürlüğünü yapıp “Network” ve “Fabrika” markalarının yaratılmasına katkıda bulundu.)
Kardeşlerin birleşmesiyle Hotiç daha da büyüdü. Hotiç Ayakkabı Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ni kurdular.
İlk ayakkabı ihracatını Saraybosna ve Üsküp’e gönderdiklerinde Salih Hotiç gözyaşlarını tutamadı…
Hotiç kısa sürede ihracatını yedi katına çıkardı.
Türkiye’den dünyaya çıkan ilk ayakkabı markamız oldu.
Zamanla -Moğolistan’dan İsviçre’ye- dokuzu yabancı ülkede 160 mağazaya ulaştı.
ABD dahil onlarca ülkeye ayakkabı satmaya başladı.
Tüm satın almalarını yurt içindeki tedarikçi partnerlerinden yaparak, Türk ayakkabı ve çanta üretiminin gücünü de arkasına aldılar.
Binlerce çalışanları oldu. Senede 150 bin çift ayakkabı üretmeye başladılar.
Ne yazık ki:
İlk darbeyi 2001 krizinde yediler. Dört gayrimenkullerini satarak atlattılar.
Türk ekonomisindeki kriz kasırgası hiç bitmedi ki…
Krizi 2001 yılında atlatmayı başaran Hotiç bu yıl yine yaşamaya başladı:
– Türk Lirası’nın aşırı değer kaybetmesi…
– Piyasadaki nakit sıkıntısı…
– Faiz politikası…
Birçok perakendeci gibi dünya markası Hotiç’in de ticari faaliyetini etkiledi; kısa vadeli ödeme sıkıntısına düştü.
Lider ayakkabı, çanta, aksesuar markası Hotiç, 80 yaşında konkordato ilan etti. Yani…
Yeni piyasa koşullarına uyum sağlamak, mevcut ödeme yapısında sürdürülebilir değişikliklere gitmek, bazı tedbirler almak ve yasal süreçleri devreye koymak için yeni yapılandırma sürecini başlattı…
Umarım… Bayileri, tedarikçileri ve çalışanlarıyla Hotiç ailesi elbirliğiyle bu zorlu dönemi geride bırakır.
Gelelim asıl konuya; neden Hotiç’i yazdım:
Bundan üç yıl önce Hotiç Paris’te mağaza açmak istedi. Bir binayı beğendiler ve tam el sıkışacakken yerel yönetim izin vermedi. Dediler ki:
– “Bu sokakta bir başka ayakkabı mağazası var; onun cirosunu düşürebilirsiniz, ticaretini etkileyebilirsiniz; siz başka sokakta mağaza bulun!”
Demek istediğim bu:
Serbest piyasa koca yalandır.
Devlet pazarda yer almalıdır. Almakla kalmayıp milli-yerli markalarımıza zor dönemlerinde yardımcı olmalıdır…
Hotiç 80 yılda dünya markası oldu. Bir devlet, “ne halleri varsa görsün” diyemez. Derse, Türkiye üretimini büyütemez.
Şirketlerin daha sağlam ve kararlı adımlar atmasına yardımcı olmak zorundadır devlet…
Sadece devlet mi?
Peki sen değerli vatandaş!
Milli bir değerin yok olmasını sadece seyredecek misin? İstanbul’a döndüğümde hemen bir Hotiç mağazasına gidip ayakkabı alacağım. Yerli markamızı taşıdığım için gurur duyacağım…
Siz de gidin bir ayakkabı, bir çanta ya da bir aksesuar alınız. Hotiç’i azgın krize yem yapmayınız!
Sadece Hotiç değil…
Artık… Tüm yerli markalarımızı satın alınız. Aldığınız için kendinizle gurur duyunuz; yerli malı yurdun malı! Yurtseverlik böyle zor zamanlarda belli olur arkadaş!
Soner Yalçın

“Meksika ve El Salvador’da yaşayan Nahua yerlilerine ait bir dua bu”.Öyle özgürleştirici, öyle güzel bir metin ki Türkçe’si de böyleymiş:

anette inselberg yerli duası anne babamı bağışlıyorum

 

“Meksika ve El Salvador’da yaşayan Nahua yerlilerine ait bir dua bu”.Öyle özgürleştirici, öyle güzel bir metin ki Türkçe’si de böyleymiş:
“Annemi ve babamı; bilmeyerek yaptıkları hataların sorumluluğundan ve suçluluğundan azat ediyorum…
Çocuklarımı, beni gururlandırmaları gereği inancından azat ediyorum ki; sadece kendi kalplerinin onlara seslendiği yöne doğru rahatlıkla gidebilsinler.
Eşimi; beni tamamlaması mecburiyetinden azat ediyorum. Ben eksik değilim; çevremdeki her canlıdan, her an yeni bir şey öğreniyorum.
Ailemin atalarına ve büyük ebeveynlerime; benim şu anda hayatta olmamı sağlayacak şekilde var oldukları için teşekkür ediyorum. Onları geçmiş hatalarından, tamamlanmamış arzularından azat ediyorum. Her birinin, zamanın ve koşulların gerektirdiği en doğru şekilde davranmaya gayret ettiğinin farkındayım. Onları seviyor ve onurlandırıyorum.
Kimseden saklayacak bir şeyim olmadığı gibi kimseye bir borcum da yok. Kendim, olduğum gibiyim.
Kalbimin bilgeliğini izleyerek ve kendime dürüst olarak yaşam yolumu yürürken huzurumu ve mutluluğumu gölgeleyebilecek olan görünen ya da görünmeyen tüm bağların sorumluluklarından kendimi azat ediyorum.
Kendi huzurum ve mutluluğum yegâne sorumluluğumdur.
Ötekilerin beklentilerini karşılamak üzere yüklendiğim tüm rollerimi bırakıyorum.
Kendimi onaylıyorum ve kendime saygı duyuyorum.
Benim ve senin içimizdeki yüceliği selamlıyorum ve hatırlatıyorum: Biz özgürüz.”
(Damla Çeliktaban’ın 4.4.2018’deki Habertürk’teki köşe yazısından

Sosyal medya bu kişilik testini konuşuyor… Hangi kare sizi daha çok korkutuyor?

anette inselberg hayatında neden korkuyorsun

Birinci kareyi seçtiyseniz bu duygusallık aradığınız anlamına geliyor. Ayrıca yalnızlık, hayal kırıklığı gibi duygulardan hala korkuyorsunuz.

İkinci kareyi seçtiyseniz bu duygusal bir yolculuk başlatmanız gerektiği anlamına geliyor. Bu tüneldeki karanlık su aklınızdaki karanlığı simgeliyor ve bu da temizlemeye ihtiyacı olduğu anlamına geliyor.

Üçüncü kareyi seçtiyseniz can sıkıntısını sembolize ediyor. Birilerinin gelip sizi kurtaracağını bekliyorsunuz.

Dördüncü kareyi seçtiyseniz ailenizde ve iş yerinizde rahat hisseden kişi olabilirsiniz, ancak hayatınızda istediğiniz şeyden emin olmanız lazım. Seçimlerinizin doğruluğundan korktuğunuzu gösteriyor

Beşinci kareyi seçtiyseniz bu, analitik düşünme becerilerine sahip güçlü ve zeki bir kişi olduğunuz anlamına geliyor. Başınıza bir şey gelirse diye sürekli koktuğunuzu gösteriyor

Altıncı kareyi seçtiyseniz Cömert sadık ve iyi kalpli bir insansınız. Sevdiğiniz insanları korumak ve ihtiyaç duydukları her şeyi sağlamak istiyorsunuz.  Onların adına sürekli korktuğunuzu simgeliyor

Yedinci kareyi tercih ettiyseniz sevinç ve heyecanla dolu bir yaşam için açlık çekiyorsunuz.

Sekizinci kareyi seçtiyseniz  bu karanlık alana girdiğinizde geride bırakmak zorunda kalacağınız şeyler olduğunu düşündüğünüz ve bundan korktuğunuz anlamına geliyor. Kapı parlak mavi gökyüzünün rengini simgeliyor.

Kaynak: msn

Bir kadın giderek mutsuzlaşan ve sessizleşen alzheimer hastası anneannesi için oyuncak bebek almış

Anette İnselberg bebek mutluluk

Dün facebookta denk geldiğim bir paylaşımda, bir kadın giderek mutsuzlaşan ve sessizleşen alzheimer hastası anneannesi için oyuncak bebek almış ve yaşlı kadın da o bebeği, kendi çocuğu gibi benimseyip, sevmeye, okşamaya hatta ona şarkılar söylemeye başlamış ve giderek daha mutlu olduğunu gözlemlemişler. Bugün ben de aynısını, altı yıl önce alzheimer hastalığına yakalanan ve bizimle birlikte yaşayan anneanneme eski oyuncak bebeğim Can’ı vererek denedim ve sonuç o da dahil hepimizi çok mutlu etti. Şu saate kadar onu pışpışladı, onunla konuştu, şarkılar söyledi, ‘taş gibi olmuş yüzü, üşümüş bu çocuk’ diye benim bebeklik örtülerimi ona sardı.
Daha da güzeli, uzun zamandır kullanmayı unuttuğu kelimelerden birkaçını gayet düzgün cümleler içerisinde söyledi. Bugün çok daha fazla güldü, bizimle şakalaştı. Bebeğin saçını çektiğim için bana çok kızdı. Daha sonra bebeğin adını Fatma koyduk, kendi isminin konulduğunu öğrenince çok daha hoşuna gitti. O sarı fatma ben de kara fatma mıyım diye kendi kendine defalarca güldü.
Kısacası bizim için tümüyle eskilerden bir gün olmasa da birkaç sene önceki haline benzer ufak güzel anları yaşadı ve yaşattı.
Yine zorluğu devam ediyor ancak bu küçük keşfimiz tüm o zor anların arasında gülebileceğimiz ve gerçekten safça sevinebileceğimiz o anları yarattı.
Lütfen siz de alzheimer hastasına bakan yakınlarınız varsa bu bilgiyi onlarla paylaşın, birçok yabancı bakım merkezinde bu yöntem uygulanıyor ve cesaretlerini, bilgilerini, becerilerini, kendilerine ait ne varsa yitirmeye başladıkları bu süreçte hiçbir şey yapmadan güler yüzüyle onlara bakan bir bebeğin yüzünü görmek onların bizim anlayamayacağımız kadar mutlu olmalarını sağlıyor.
İpek Gürgüç

İşte mutlu insanların farklı yaptığı 10 şey;

anette inselberg mutlu insanlar

 

Uplifers olarak “Mutluluk nedir?” sorusu üzerine biraz düşündük ve mutlu insanları farklı kılan 10 şeyi sizler için derledik.
İşte mutlu insanların farklı yaptığı 10 şey;
1. Hayatı dengeli yaşarlar

Mutlu insanların ortak özelliklerinin en başında, sahip oldukları şeylerle yetinmeleri ve endişe, stres gibi duygular yaratabilecek durumlar üzerine zaman harcamamaları yer alır. Mutsuz insanlar ise bunun tam tersi bir hayat tarzını benimsemişlerdir; sahip olmadıkları şeyler üzerine gereksiz yere düşünür ve çok zaman harcarlar. Mutlu insanlar hayatlarını dengeli yaşarlar ve aile, arkadaşlar, kariyer, sağlık, din gibi kendileri için önemli olan konular dışında pek fazla şeye kafa yormazlar.
2. Çevrelerindeki insanlara önem verirler

Mutlu insanlar karşılarındaki insanlara saygı duyarlar. Çevrelerindeki insanların duyguları ve düşünceleri konusunda her zaman hassastırlar. Çoğu zaman da bu davranışlarının karşılığını saygı duydukları insanlardan alırlar.
3. Küçük şeyleri kafalarına takmazlar

Mutlu insanları mutsuz insanlardan ayıran belki de en önemli özellik “boşvermek”tir. Bazen ne kadar iyi bir insan olursanız olun kötü durumlarla karşılaşabilirsiniz. Mutlu insanlar bu durumun farkında olan ve tatsız durumların hayatlarının akışına engel olmasına izin vermeyen insanlardır. Mutsuz insanlar ise bu tarz durumlarla karşılaştıklarında genellikle üzüntü, suçluluk, sinirlenme gibi duygularla kendilerini hırpalarlar.
4. Yaptıkları her şeyin sorumluluğunu kendi üstlerine alırlar

Mutlu insanlar mükemmel insanlar değillerdir ve kendileri de bunun farkındadırlar. Başarısızlıklarına bahaneler bulmak yerine kabullenmeyi seçerler. Hatalarından dersler çıkarıp, bu dersleri kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak şekilde kullanırlar. Mutsuz insanlar ise yaptıkları hataları genellikle başkalarına yıkmaya ve bahaneler üretmeye yatkındırlar.
5. Çevrelerinde mutlu insanlar barındırırlar

Mutlu insanların önemli bir özelliği de sürekli kendileri gibi insanlarla zaman geçirmeleridir. Mutsuz insanlar ise genellikle negatif enerjilerini etraflarındaki insanlara da yansıttıkları için sürekli mutsuz ve gergin ortamlarda bulunmak zorunda kalırlar. Bu nedenle kendinizi üzgün, mutsuz ve çaresiz hissettiğiniz durumlarda sizi mutlu edebileceğine inandığınız arkadaşlarınızı ya da aile üyelerini aramanız, size pozitif enerji olarak geri yansıyabilir.
6. Kendilerine ve çevrelerindeki insanlara karşı dürüsttürler

Mutlu insanlar genelde güven ve dürüstlük gibi değerlere sahiptirler. Karşılarındaki insanda olumsuz bir imaj yaratabileceklerini bile bile doğruları söylemekten asla vazgeçmezler ve size objektif geri dönüşlerde bulunurlar. Ayrıca, kendileri için yapılan dürüst ve açık eleştirileri de saygı ve hoşgörüyle karşılarlar.
7. Mutlu olduklarını belli ederler

Bu, mutlu ve mutsuz insanları ayırt etmede kullandığımız en basit ancak en emin olduğumuz özelliklerden biridir. Çok mutlu olduğunu bildiğiniz bir arkadaşınızı düşünün. Kafanızda beliren resim büyük bir ihtimalle gülen, kahkaha atan ve mutlu olduğu her hareketinden belli olan bir portre. Diğer taraftan, mutsuz olan insanlara baktığımızda karşımıza çıkan tablo; genelde ciddi, özgüveni düşük ve gülmeyen yüzlerdir.
8. Tutkuludurlar

Mutlu insanların bir diğer ortak özelliği de hayatı tutkulu yaşamaları ve bu tutkularını hep yükseklerde tutmak için çabalamalarıdır. Mutlu insanlar genelde aradıkları şeyleri hayatlarının bir yerinde ya da bir döneminde bulan ve daima sevdikleri şeyleri yaparak zaman geçiren bireylerdir.
9. Engellerden fırsatlar yaratırlar

Mutlu insanlar genelde hayatın onlara sunduğu zorlukları kabul eden ve bu zorlukları kendilerini geliştirmek için fırsata çeviren insanlardır. Olumsuzluklardan olumlu durumlar yaratırlar ve her zaman bardağın dolu tarafına odaklanırlar. Kendi kontrolleri dışında gelişen olaylara takılıp kalmak yerine, problem yaratan durumlara yaratıcı çözümler bulmakla uğraşırlar.
10. Anı yaşarlar

Mutsuz insanlar geçmişlerine takılı kalıp gelecek hakkındaki endişeleriyle zaman harcarken, mutlu insanlar içinde bulundukları anın tadını çıkarmakla meşguldürler. İçinde bulundukları anın değerini bilirler ve o anı mümkün olabildiğince kendi mutlulukları doğrultusunda dolu dolu yaşamaya çalışırlar.
Bu yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, daha mutlu bir hayata ilk adımı atmalarına katkıda bulunabilirsiniz

Psikologlar Seçimlerinizin Baskın Kişiliğinizi Ortaya Çıkardığını Söylüyorlar.Seçmiş Olduğunuz Bir Ağaç Karakterinizle İlğili Bir Çok Şeyi Açığa Çıkarabilir.

anette inselberg ağaç kişilik test

1.Romantik
Bu ağacı seçen insanlar dünyanın en romantik insanlarıdır. Onlar, dünyayla bir sevgi ve bakım alanından etkileşim kurmaya inanan iyimserlerdir. Ruh eşlerine gerçek inananlardandır ve çoğu zaman bekârlık ile ciddi ilişkileri tercih ederler, ancak bu bazen rahatlık için ikinci en iyi yerleşme anlamına gelir. Bazen aşk tarafından körleştirilebilirler, bu da bazen onlardan yararlanmalarına izin verebilir.

2.Yenilikçi
Bu ağacı seçen kişiler yaratıcı türlerdir. Bununla birlikte, bu mutlaka, sanatsal ya da müzikal olarak eğimli oldukları anlamına gelmez. Bu kategoriye giren insanlar, yaratıcılıklarını bilim veya girişimcilik gibi başka yollarda da kullanabilir. Yenilikçi düşünenlerdir ve başkalarının göremeyeceği sorunlara eşsiz çözümler üretebilirler.

3.Teşvik Edici
Bu ağaca seçen insanlar, genellikle anne ya da baba rolünü üstlenen destekleyici insanlardır. Bu nedenle, genellikle çocuklar veya hayvanlar ile çok iyi anlaşırlar. Arkadaşları her zaman onları rahatlatmaları ya da ağlayabilecekleri bir omuz için onlara gelir. Psikolog, hemşire ya da bakıcı rolü üstlenmekten zevk alıyorlar.

4.Dürüst
Bu ağacı seçen insanlar, akıllarından geçeni konuşmaktan asla korkmazlar. Oyun oynamayı başaran kişilerdir, hızlı bir şekilde bu noktaya ulaşmak isterler. Arkadaşları tarafından, arkadaşlarının duymak istediği bir şey olmasa bile, dürüst fikirleri için sayılabilirler. Bu insanlar bazen kaba olmakla karıştırılabilir, ancak bu onların niyetleri değildir. Sadece olduğu gibi söylemeyi severler.

5.Enerjik
Bu ağacı seçen insanlar yüksek enerji seviyelerine sahip olma eğilimindedir. Oldukça konuşkan, sosyal ve çok çeşitli aktiviteler yapmaktan zevk alırlar. Bu kişilerin genellikle etrafında oturup kendinizi hiçbir şey yapmadan bulamayacaksınız. Herzaman aktif olmayı tercih ederler, bu bir çeşit fiziksel aktivite ya da zihinsel uyarılmayı gerektirmesi anlamına gelir.

6.Kaprisli
Bu ağacı seçen insanlar tuhaf ve kaprisli olma eğilimindedir. İnsanların kendilerine çizdikleri çocuksu bir duygusu var. Dünyaya huşu ve şaşkınlıkla bakıyorlar ve birçok insan bu sevgiyi buluyor. Bununla birlikte, kaprisli eğilimleri bazen onları bir şekilde naif olmaya yönlendiriyor.

7.Güvenilir
Bu ağacı seçen insanlar neredeyse her zaman hesaba katılabilir. Sözlerine sadık kalan ve taahhütlerine sadık kalabilecekleri güvenilir insanlardır. Bunun ötesinde, kendilerinden beklenenin üzerinde ve ötesinde gitmek de sıklıkla mutlu olurlar. Önemsedikleri biri için fazladan çaba sarfederler. Bu sayede, sağlam arkadaşlıklar yaratma ve sürdürme konusunda iyiler.

8.Benzersiz
Bu ağacı seçen insanlar kesinlikle bir kalabalığın içinde öne çıkmaktan korkmuyorlar. Diğer insanların ne düşündüklerine bakılmaksızın kendi kurallarına göre yaşarlar. Hem düşünce hem de görünüşte benzersiz olmanın keyfini çıkarırlar ve kendi deneyimlerinin yanı sıra diğer insanlara karşı yaklaşımlarında da her zaman özgün ve gerçek olurlar.

9.Sabırlı
Bu ağacı seçen insanlar oldukça sabırlıdır. Durumların veya insanların onlara ulaşmasına izin vermezler, aksine yaşam akışına girerler. Her şeyin bir zaman ve mekana sahip olduğunu fark eder ve bu nedenle zor durumlara sakin bir anlayışla yaklaşırlar. Bu kategoriye giren insanlara, herhangi bir duruma getirdikleri kolaylık ile nitelenen çok fazla şey lazım.

Kaynak: baykush

Kendi kendine yetebiliyorken, bir şeyleri kolaylıkla yapabiliyorken bir gün yapamamak çok zor…

anette inselberg kendine yetmek yapabiliyorken yap sev coş dans et

 

“Kendi kendine yetebiliyorken, bir şeyleri kolaylıkla yapabiliyorken bir gün yapamamak çok zor… Bunun içindir ki; gözleriniz görebiliyorken etrafınıza daha dikkatli bakın, okumak istediğiniz kitapları okuyun, elleriniz kalem tutuyorken resim yapın, dizleriniz, eklemleriniz, kalbiniz sağlam iken spor yapın, iki ayağınızın üzerinde durabiliyorken dans edin, sağlıkla nefes alabiliyorken derin derin nefes alın, hâlâ ses çıkarabiliyorken bağıra bağıra şarkı söyleyin ve hâlâ içinizden geçirdiğiniz cümleleri ses haline getirebiliyorken sevdiklerinize onları ne kadar sevdiğinizi söyleyin, yoksa inanın bana kimsenin yardımı olmadan yattığınız yerden doğrulmak, sağdan sola kendi kendinize dönebilmek bile büyük bir nimet…!” ❤ /alnt

Beyninizi güçlendirmenin sekiz yolu

anette inselberg beyni güçlendirme yolları

 

Zihniniz bulutlu mu?
Birinin ismini dilinizin ucuna geliyor da hatırlayamıyor musunuz? Ya da mutfağa gidip ne yapmaya gittiğinizi unuttuğunuz oluyor mu?
Sık sık yaşla birlikte hafızanın ve sebep sonuç ilişkisi kurma, tepki verme gibi diğer zihinsel fonksiyonların zayıfladığını duyarız. Ama hâlâ umut var. Çünkü beyin bazı yöntemlerle yeniden yapılandırılabiliyor.
Beyninizi güçlendirmek istiyorsanız işte bir dizi tavsiye ve egzersiz teknikleri:

1. Fiziksel egzersiz beynin büyümesini sağlar

Egzersiz bedeni de beyni de geliştiriyor
Fiziksel egzersiz yapmanın beynimizi büyüttüğü doğru.

Egzersiz sinir kavşaklarının sayısını artırır, böylece beyinde daha fazla irtibat noktası yaratır ve yeni hücreler oluşmasına katkıda bulunur.
Kalp-damar sağlığının iyi olması aynı zamanda beyninize daha fazla oksijen gitmesi ve zararlı toksinlerin daha hızlı atılması anlamına da gelir.
Egzersizinizi dışarda yapmak daha da faydalı çünkü böylelikle bir de güneşten ek D vitamini alma gibi bir avantaj sağlıyorsunuz.
Tavsiye: Egzersizi yeni bir yeri görmek tanımak, yeni şeyler yapmak veya fikir alışverişi ile bir araya getirmeye çalışın. Böylelikle oluşan yeni hücrelerin sağlam devreler kurması ihtimalini artıracaksınız.
Diyelim bahçe işleri yapmayı seviyorsunuz. Bunu mümkünse komşularınızla, ailenizden birileri ya da arkadaşlarınızla birlikte yapmayı deneyin. Yürüyüşe yalnız çıkmak yerine mümkünse grup olarak ya da ikili çıkın.
En önemlisi egzersizi zevk alacağınız şekilde yapmaya dikkat edin. Egzersizin ve sosyal iletişimin beyin üzerindeki etkisi bu katılım arzusuyla iyice güçleniyor.

2. Hareket halindeyken ezberleme tekniği

Bahçe işleri fiziksel olduğu kadar zihinsel olarak da çok yararlı ve size düşünme imkanı da veriyor
Araştırmalarla kanıtlanmış ve aktörlerin epeydir kullandığı bir teknik bu. Bir metni hareket halindeyken ezberlemeye çalışırsanız, bilgi zihninizde çok daha kalıcı olabiliyor.
Tavsiye: Diyelim bir sunum yapmanız, bir sınava hazırlanmanız ya da yapacağınız işi zihninizde iyice yerine oturtmanız gerekiyor. Düşüncelerinizi kafanızda yürürken ya da dans ederken çevirmeyi deneyin.
3. Doğru beslenmenin hayati önemi

Sağlıklı kafa için sağlıklı bağırsaklar gerekli
Yediklerimizin ortalama beşte birini şeker oluşturuyor ve enerjinin doğrudan beyne gitmesi, beynin işleyişini tamamen glikoz düzeyine bağlı kılıyor.
Eğer şeker tüketiminizi kontrol edemezseniz, zihniniz çok daha karışık olacaktır.
Sevdiğiniz şeyleri yediğinizde beynin ödül bölgesi zevk almamızı sağlayan dopamin adlı bir kimyasal madde salgılıyor.
Ama bir yandan beynin ödül bölgelerini memnun edecek şeyleri yerken, bir yandan da bağırsaklarınızı sağlıklı tutacak gıdalar almalısınız.
İnsanın bağırsaklarında beyinle bağlantılı ortalama yüz trilyonu aşkın mikrop bulunuyor. Bunların dengesi beynin sağlığı için hayati önem taşıyor.
Bağırsaklara bu yüzden sık sık “ikinci beyin” denir. Çeşitli ve sağlıklı yiyeceklerle beslendiğinizde bu mikroplar dengelenir ve beyniniz de sağlıklı olur.
Tavsiye: Beyin hücrelerinin yapı maddesi yağdır. O yüzden yediklerinizin bir miktar yağ da içermesi beslenme için hayati önem taşır. Özellikle de fındık, fıstık, çekirdekler, avokado ve balıktaki yağ sağlıklı yağlardır. Ayrıca biberiye ve zerdeçalın da beyin sağlığı için faydalı olduğu biliniyor.
Yemekten zevk almak, sosyal ortamlarda yemek zevkini paylaşmak da yediğiniz şeylerin beyne faydasını güçlendirir.
4. Şalteri indirip herşeyden uzaklaşmanın sırrı

Dinlenme zihnin bazı işlevlerini yerine getirebilmesi için şart
Biraz stres, insanın acil durumlara tepki gösterme refleksini koruması açısından gerekli. Kortizol adlı hormonun salgılanmasına yol açar. Bu da fazla olmamak kaydıyla bize enerji verir dikkatimizi toplamamızı sağlar.
Fakat uzun süren endişe ve yüksek düzeyde stres beyinde tam tersine, zehir etkisi yapıyor.
Bu nedenle zaman zaman, deyim yerindeyse şalteri indirip, beynin bu kısmını dinlendirmek çok önemli ve bunu yaptığınızda aslında beynin farklı bir bölgesini çalıştırmış oluyorsunuz.
Beynimizde “kendi halinde çalışma ağları” diyebileceğimiz bir ağ var. Bu fonksiyon sayesinde gündüz vakti hayallere dalabiliyoruz ve bu fonksiyon hafızayı muhafaza bakımından çok önemli.
Dış dünyayla zihinsel ilişkimizi kestiğimizde beynin bu fonksiyonunun işleri devralıp yürütmesini sağlamış oluyoruz.
Öyleyse bir daha işyerinde hayallere dalmış olarak yakalanırsanız, beyninizin çok hayati bazı bölgelerini çalıştırdığınızı söyleyerek kendinizi savunabilirsiniz!
Tavsiye: Eğer gevşemek ve şalteri indirmekte zorlanıyorsanız, meditasyon veya farkındalık temelli teknikler deneyerek stres düzeyinizi daha sağlıklı ölçülere düşürmeyi deneyebilirsiniz.
5. Daha önce hiç denemediğiniz şeyler yapmak

Yeni bir şey öğrenmek beyinde yeni nöronal yollar açar
Beyninizi geliştirmekte kilit önemde bir yöntem, onu yeni şeyler yapmaya ya da öğrenmeye yönelterek sınamaktır.
Bir sanat dalında kursa yazılmak ya da yeni bir dil öğrenmek beyninizin esnekliğini artıracaktır.
Tavsiye: İnternette arkadaşlarınız ya da ailenizle yarışacağınız bir oyun bulun.
Bu hem sizi sınayacak, hem de başkalarıyla yarışmak bir sosyal iletişim olarak beynin gelişimine ayrıca katkı sağlayacaktır.
6. Müzik beynin gıdasıdır

müzik dinleyip danseden kadın
Müziğin beyne çok özel bir etkisi olduğuna işaret eden bulgular var.
Müzik dinleyen ya da müzik yapan birinin beynine baktığınızda neredeyse beynin bütününün aktif olduğunu görüyorsunuz.
Müzik genel olarak kavrayışı artırıcı etki yapabiliyor ve müzik hafızası da demans gibi beyin hastalıklarında genellikle en son kaybedilen bilgi oluyor.
Tavsiye: Bir koroya katılın ya da en sevdiğiniz grubun konserine hemen bir bilet alın.
7. Yatakta sınava hazırlık

Sıkı bir şekilde çalışıp üstüne iyi bir uyku çekin
Gündüz saatlerinde yeni bir şey öğrendiyseniz, beyninizde bir sinir hücresiyle bir diğeri arasında bağlantı oluşuyor.
Uyuduğunuz zaman bu bağlantı kuvvetlenip iyice yerleşiyor ve öğrendiğiniz şey hafızanın bir parçası haline geliyor.
Bu nedenle uyku hafızanın devamı bakımından gerçekten çok önemli.
Örneğin bir kişiye sabahtan, bir kişiye de uyumadan hemen önce ezberlemesi için birer liste verin. Ertesi gün sorduğunuzda, uyumadan hemen önce ezberleyen çok daha iyi hatırlayacaktır.
Tavsiye: İmtihana hazırlanıyorsanız, muhtemel soruların cevaplarını uyumadan önce bir daha çalışın, üzerine uyuyun.
Eğer bir travma geçirdiyseniz ya da kötü bir anınız varsa bunu uyumadan hemen önce düşünmemeye çalışın. Düşünürseniz bu kötü anı ya da travmatik olayın anısı ve onun yol açtığı olumsuz duygular, hafızanıza daha derin bir şekilde nakşolunacaktır.
Aynı sebeple geceleri korku filmi seyretmekten de kaçının!
Onun yerine o gün öğrendiğiniz ya da yaşadığınız olumlu şeyleri düşünerek uyuyun.
8. Doğru uyanma

Giderek kuvvetlenen ışıkla uyanmak beynin performansını güçlendirir
Uyumanın ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. 5 saatten az uyursanız zihinsel yetileriniz zayıflar, 10 saatten fazla uyursanız da sersemleşmiş hissedersiniz.
Fakat uykudan sonra gün boyu zihinsel işlevlerinizi en iyi kullanmanızı sağlayacak bir şey de nasıl uyandığınız.
En ideali karanlık bir odada uyuyup yavaş yavaş artan bir ışıkla uyanmak.
Bu ışık giderek kapalı göz kapaklarınızdan sızarak beyni bir anlamda hazırlar ve daha fazla kortizol salgılarız.
Uyandığınız anda vücudunuzdaki kortizol hormonu miktarı, beyninizin o gün nasıl çalışacağı üzerinde belirleyici olur.
Tavsiye: Doğal bir şekilde uyanmanızı sağlayacak, güneşin doğuşu gibi parklaklığı yavaş yavaş artan bir ışık edinin.
Tabii uykusu ağır olanlar işe geç kalmamak için ışığın yanısıra yine sesli alarm da kullanmak zorunda kalabilir!

Kaynak: msn.com

Bu Test Kişiliğinizle Alakalı Tüm Sırları Ortaya Çıkartacak! Resimde Ne Görüyorsunuz?

anette inselberg kişilik testi
Sonuçlar kendi içinde büyük bir oranda doğruyu yansıtmaktadır. Bu çok basit bir test! İçinde birden fazla resim olan bir görüntü var ve siz içinden bir tanesini seçiyorsunuz. Bunun sonucunda da kişiliğiniz hakkında bir teşhis konuluyor ve geleceğiniz hakkında tavsiye veriliyor! Bu testi çözen çoğu kişi test sonuçlarının doğruluğunu onaylıyor!
Kendinizi tanıdığınızı düşünüyor musunuz? O kadar da emin olmayın. Bazen farkında bile olmadığımız belirli kişilik özelliklerimiz vardır ya da kendimizle alakalı bu özellikleri fark etmekte istemiyor olabiliriz. Bu testle kişiliğinizdeki gizli yanları keşfedeceksiniz!
Bir insanın kişiliğiyle alakalı sonsuza kadar konuşabilirsiniz. Bu tür testler, günlük hayatta fark edilmesi zor olan gizli gerçekleri ortaya çıkartmada yardımcı olur. Bu resme baktığınızda ilk olarak ne gördüğünüzü hiç tereddüt etmeden söyleyin.
Eğer gördüğünüz bir…
Şamdansa
Dünyaya çok geniş bir pencereden bakarsınız. Planlarınız her zaman çok gösterişlidir ancak detayları ve nüansları sıklıkla unutursunuz. Koca yürekli ve nazik bir insansınızdır. Genellikle diğer insanlar tarafından kullanılırsınız, bu yüzden gelecekte sorun yaşamamak için tetikte olmalısınız ve arkadaşlarınızı dikkatli bir şekilde seçin.

Kadınsa
Çok zeki ve duygusal birisinizdir. Hayatınızı idealleştirmeye meyillisinizdir ve bazen etrafınızdaki şeylere ya da gerçek dünyaya dikkat etmesiniz. Bulutların üzerinde yaşarsınız. Bu bir yandan iyi bir şeydir çünkü dünyada kalan birkaç romantikten biride sizsinizdir. Diğer yandan, tüm bu romantikliğin ardında kalan gerçek dünyadaki karmaşıklıkları ve hayal kırıklıklarını unutursunuz. En azından arada sırada gerçek dünyaya dönmeyi unutmayın, yoksa hayat sizin için hiç durmadan devam eden ve üzerinden atlamak zorunda kaldığınız engelli bir yarışa dönüşür.

Erkekse
Çok sakin bir insansınızdır. Sizinle birlikte olan herkes samimidir ve sanki taş bir duvarın arkasında gibi güvenli hisseder. Kısa ve öz konuşursunuz, düşünceli ve yaratıcısınızdır. Sinirlenmeniz zordur ancak kendinizi geliştirmeniz gereken bir konu vardır ki bu da size yakın olan insanlara yeter kadar özen göstermediğinizdir. Bu durumu düzeltmek için sevdiğiniz insanlar söz konusu olduğunda en ufak ilgi alakayı bile gösterin ve böylece hem onlar hem de siz mutlu bir hayat yaşayın.

Alevse

Diğer insanlara benzemezsiniz. Düşünce yapınız standartlardan farklıdır. Kendi dünya görüşünüz vardır ve size yakın olan insanlar sizi anlamakta bazen zorluk çeker. Bu önemli değildir. Ana fikir kendinizi değiştirmemektir! Özgüveninizi aynı şekilde korumanız, hatta geliştirmeniz gerekir. Böylece her şey daha iyi bir hal alacaktır.
Testi beğendiniz mi? Sonuçlara katılıyor musunuz? Testi arkadaşlarınızla paylaşın.
Kaynak : filoji

Hayat bir “kendin yap” tasarımıdır

anette inselberg hayatın senin sorumlulugundur

 

Hayat bir “kendin yap” tasarımıdır
Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. …Patronuna işten ayrılarak artık ailesi ve torunlarıyla zaman geçirmek istediğini söyler.

Bunun karşılığında patronu marangozdan son bir isteği olduğunu ve ondan son kez bir ev yapmasını istediğini söyler.
Marangoz kabul eder ve işe girişir. Fakat gönlü artik işte olmadığı için baştan savma işçilik ve kalitesiz malzeme kullanarak evi bitirir. İşini bitirdiğinde işveren, evi gözden geçirmek için gelir. Dış kapının anahtarını marangoza uzatır. “Bu ev senin” der, “sana benden hediye”. Marangoz şoka girer. Bu nasıl olur diye düşünür. Bu son diye bir an önce bitirmek için yaptığı evin kendisinin olduğunu öğrenince çok utanır. Bu evin kendi evim olduğunu bilseydim hiç böyle yapar mıydım diye düşünür ve o anda yaptığı hatanın farkına varır. Bir başkası için yaptığı iş aslında kendi kullanacağı standartların çok altındadır.
Evet kendi hayatınızda da marangoz sizsiniz. Her gün bir çivi çakar, bir tahta koyar ya da bir duvar dikersiniz. Hayat bir “kendin yap” tasarımıdır” Başkaları için yaptığınızı düşündüğünüz olumlu ya da olumsuz herşey sizin kendi evinizi inşa eder. Oturduğunuz evin güzelliği de, çirkinliği de sizin eserinizdir.

Bir Hint masalına göre;

anette inselberg hint masalı korku

 

Bir Hint masalına göre;
Kedi korkusundan, endişe içinde yaşayan bir fare vardır. Büyücü bu fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür.Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya baslar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya baslar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür..
Ve der ki ;
“Sen cesaretsiz ve korkak hayvansın. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardim edemem.”
Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda şöyle diyor :
“İnsanların çogu sevmekten korkuyor,kaybetmekten korktuğu için.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Yaslanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için.”

Şu andan itibaren korku yüzünden kendimi engellediğim kaçtığım her durumu serbest bırakıyorum ve şifalanmaya niyet ediyorum. A.İ.

Mutlu Olmak İçin Neler Yapmalı

anette inselberg mutluluk hormonları

 

1)Serotonin nasıl hissettirir: Neşeli, canlı, zinde
Serotonin eksikliğinde nasıl hissederiz: Depresif, karamsar, öfkeli
Serotonini yükseltmek için: Egzersiz yapın, güneş ışınlarından faydalanın, triptofan içeren gıdaları tüketin (yumurta, çikolata,peynir), düzenli uyuyun
2)Dopamin nasıl hissettirir: Keyifli, hayata bağlı, kendine güvenli
Dopamin eksikliğinde nasıl hissederiz: Üşengeç, unutkan, canı sıkkın
Dopamini yükseltmek için: Mutlu eden hobiler edinin, müzik dinleyin, c vitamini tüketin, tirozin içeren gıdalar tüketin (muz,salatalık)
3)Oksitosin nasıl hissettirir: Sevgi dolu, şefkatli, cömert ve paylaşımcı
Oksitosin eksikliğinde nasıl hissederiz: Yalnız, sevgisiz, huzursuz
Oksitosini yükseltmek için: Masaj yaptırın, hayal kurun,evcil hayvan besleyin, sevdiklerinize sarılın
4) Endorfin nasıl hissettirir: Neşeli, rahat, pozitif
Endorfin eksikliğinde ne hissederiz: Stresli, gergin, isteksiz
Endorfini yükseltmek için ne yapmalıyız: Acı biber yiyin, aşık olun, düzenli yürüyüş yapın, sizi güldüren videolar seyredin

alıntı bingülce yoga

Göz Yogası:Bu mucize teknik görme gücünü artırıyor, göz çevresini rahatlatıyor, ayrıca baş ağrılarını dindiriyor.

anette inselberg göz yogası

 

Bugünden itibaren 21 gün yapmaya niyet ediyorum.
Göz Yogası
Bu mucize teknik görme gücünü artırıyor, göz çevresini rahatlatıyor, ayrıca baş ağrılarını dindiriyor.
Günün büyük bölümü masa başında, bilgisayarın karşısında geçiyor. Öyle ki, yoğunluktan bazen gözlerimizi kırpmayı bile unuttuğumuz oluyor. Oysa bu gözlerimize yapacağımız en büyük kötülük.
Sürekli sabit bir noktaya baktığımız zaman gözümüzün uzak yakın fokuslama ayarı bozulur, bulanık ve çift görmeler başlayabilir. Sabit nokta konsantrasyonu sonucunda göz kırpmayı unutmaktan dolayı bir çok göz rahatsızlığı oluşur.
-Göz Kırpmazsak Ne Olur
Gözlerimizi temizlemek ve göz retinasını nemlendirmek için gözlerimizi kırparız. Göz küremizin dışa bakan bölümü, gün boyunca sürekli olarak etraftaki toz partiküllerine maruz kalır. Göz kapaklarımız her kapandığında, gözyaşı bezlerimizden salgılanan tuzlu salgı, gözümüzü bir anlamda dezenfekte eder.
Normal olarak, 4-6 saniyede bir gözlerimizi kırparak, bu olağan temizliği gerçekleştiririz. Ancak gözlerimizde hassasiyete neden olan herhangi bir koşul söz konusuysa, örneğin dumanlı bir ortamdaysak veya gözümüze bir şey kaçmışsa, gözün kendini bir an önce temizleyebilmesi için, daha sık göz kırpabiliyoruz. Göz kırpmamız sayesinde, gözlerimizin kurumasını da önlemiş oluyoruz.
Modernizmin götürüsü olan yakın mesafeye sürekli bakma alışkanlığımızın oluşturduğu birçok rahatsızlığı boş vakitlerimizde Göz Yogası yaparak düzeltebiliriz
-Dİnlenme Esnasında Göz Yogası
1. Çalışma
-Gözlerinizi rahatlatın
Bunun için göz kapaklarını biraz rahat bırakmanız gerekecek. Peki bu nasıl olacak?
Avuç içlerinizi birbirine sürterek ısıtın, sonra göz kapaklarınızın üzerine koyun. Gözlerinizi saat yönünde hareket ettirin. Ardından gözlerinizle havada yatay bir 8 rakamı çizmeye çalışın. Bir egzersizden diğerine geçerken, gözlerinizi dinlendirmek için ısıttığınız avuç içlerinizi göz kapaklarınızın üzerine koymayı ihmal etmeyin.
2. Çalışma
-Başparmağınıza fokuslanın
Burnunuzun ucuna yaklaştırdığınız başparmağınızı görmeye çalışın. Belki bakışınız net bir şekilde olamayacak ama önemli değil.
Yoga, göz egzersizlerinde de denemeye çok önem veriyor. Birkaç deneme sonrasında daha iyi olacaksınız. Bu egzersiz sırasında tam 6 kasımız çalışıyor. ınanılmaz ama vücut enerjisinin yüzde 25’i görme sürecinde görev alıyor.
3. Çalışma
-Tazelenmiş bakışlar…
Göz yogasının ardından gözlerinizde bir yorgunluk hissedebilirsiniz. Ama bakışlarınızın eskisinden daha zinde olduğunu fark edeceksiniz.
Tabii göz yogası da tıpkı vücut yogası seansında olduğu gibi bir bitişi hak ediyor. Evdeyseniz, gözlerinizi lavanta kokulu bir yastıkla kapatabilir ve 10 dakika dinlendirebilirsiniz. Bürodaysanız ensenize yapacağınız küçük dokunuşlarla rahatlayabilirsiniz.
-Trataka / Göz Yogası Çalışmasının Temel Hatları
Sanskrit dilinde Trataka’ nın kelime anlamına baktığımızda ona, dik bakış, dikkatli bakış gibi anlamlar yükleyebileceğimizi görürüz. Bu ismi ve bu isim altında toplanmış çalışmaları kısaca tarif edecek olursak ” Kişinin bir nesne ya da düşünce üzerinde bakışlarını ve dikkatini sabit tutmasıdır. ”
Trataka / Göz Yogası çalışmasının temel hatlarını aşağıda bulabilirsiniz. Trataka en temel konsantrasyon çalışmalarından biridir ve meditasyon heveslisi olan herkesin düzenli olarak her gün yapması tavsiye edilir.
1-) Başlangıç Mantrası:
Om Sahanavavatu,
Sahanou bhunaktu
Saha viryam karavavahai
Tejasvinavadhitamastu
Ma vidvişavahai
Om Şanti, Şanti, Şanti
Anlamı:
Om. (Evren) Hepimizi korusun,
Hepimizi beslesin.
Birlikte büyük bir enerji ile çalışalım.
Çalışmamız aydınlatıcı olsun ve meyve versin.
Birbirimizden nefret etmeyelim.
Om, huzur, huzur, huzur.
2-) Göz çalışmaları:
a. Göz kürelerinin yukarı-aşağı hareketi: toplamda 10 kez tekrar edilecektir.
b. Dinlenme: Basit avuçlama
c. Göz kürelerinin sağa ve sola hareketi: toplamda 10 kez tekrar edilecektir.
d. Dinlenme: Basit avuçlama
e. Göz kürelerinin döngüsel hareketi
i. Önce, saat yönünde 10 tur
ii. Dinlenme: Bas-bırak avuçlama
iii. Sonra, saat yönünün aksine 10 tur
iv. Dinlenme: Bas-bırak avuçlama
3-) Mum ışığı konsantrasyonu:
a. Mum alevine odaklanma: Alevin tamamına gözümüzü kırpmadan 30-60 saniye arası konsantre oluyoruz. Özellikle çok fazla zorlamıyoruz, tersine bakışlarımız rahat ve gevşek olmalı. Sakin ama kararlı bir şekilde direkt olarak mum alevine bakıyoruz.
b. Dinlenme: Bas-bırak avuçlama
c. Fitilin ucuna yoğun odaklanma: Şimdi fitilin uç kısmına bakıyoruz. Yine tamamen konsantreyiz ama bakışlarımız yine rahat ve gevşek.
d. Dinlenme: Sabit baskılı avuçlama
e. Odaklanmama:
i. Önce alevin tamamına odaklanalım.
ii. Sonra kademesel olarak, odaklanmadan genel olarak aleve bakalım. Böylece alevin çevresindeki görüntünün değiştiğini, hatta alevin çevresindeki hareyi, aurayı gördüğümüzü fark edelim. Yaklaşık 1 dakika bu şekilde kalalım.
iii. Tekrar dikkatimizi yoğun odaklanma ile aleve bir kaç saniye yönlendirelim.
iv. Şimdi gözlerimizi kapatalım ve kapalı gözlerimizin gerisinde mum alevinin aynı şekilde canlandığını görelim.
f. Dinlenme: Basit avuçlama – 5 tur Brahmari ile (dişi arı sesi çıkar)
4-) Sessizlik: 5 dakika derin sessizlik
5-) Kapanış Mantrası
Om asato ma sat gamaya
Tamaso ma jyotirgamaya
Mrtyor ma amrtangamaya
Om şanti, şanti, şanti.
Anlamı:
Om. Hepimiz gerçek olmayandan gerçek olana,
karanlıktan ışığa,
ölümlülükten ölümsüzlüğe (doğru gidelim)
Om Huzur, Huzur, Huzur.
-Mum ışığı: Mutlaka sabit bir aleve, göz hizasında bakmak gereklidir.
-Göz çalışmaları: Bu çalışmalar esnasında, başımız hiç oynamıyor. Sadece göz kürelerimiz hareket ediyor.
-Mum ışığı konsantrasyonu: Bu çalışmaları yaparken yüz kaslarımız gevşek ve yüzümüzde yumuşak bir ifade olmalı. Ayrıca gözlerimizi aşırı zorlayacak herhangi bir çalışma içine girmememiz gerekmekte. Bu çalışmalarda gözlerimizi açtığımız zaman direkt olarak mum ışığına bakmıyoruz, bunun yerine gözlerimizi yeri takip ederek yavaşça yukarı kaldırıyoruz.
-Avuçlama: Avuç içleri tam göz kürelerimizi içine alacak büyüklüğe sahiptir. Avuçlama sırasında ellerimizi hafifçe bükeceğiz. Gözlerimizi ellerimizle kapattığımızda, ellerimiz gözlerimize değmemekte ve ellerimiz göz çevresini tamamen kapatmakta yani gözümüzü açtığımızda tamamen karanlık görmemiz gerekmektedir.
Derlenmiştir..

SEVGİYİ Tuşlarla mı Yazıyorsunuz?

anette inselberg sevgi

Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?
Hiç vaktiniz yok, …”Fast live”, “Fast food”, “Fast music”, “Fast love”…

Dikte ettirilen “yükselen değerler”, “in” ler, “out” lar…
Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi.
… Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar,
Size sesleniyorum!

Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini?
Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını?
İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza?

Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?
Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir?
Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?

Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını?
Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında?
Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda?

Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?

(Müşfik Kenter-) :

Allah muhabbetinizi artırsın dileğinde hem sohbetin, hem sevginin artması temennisi var.

anette inselberg muhabbet

 

Birkaç ay önce eski bir arkadaşım sormuştu, “Sen bu adamı çok sevdin, neden?” diye. “Konuşabiliyoruz, dedim ve bu o kadar müthiş bir şey ki, hiç susmasın, hiç susmayayım istiyorum.” Anlatacak çok şeyimiz varmış birbirimize. Çok çay soğuttuk, çok geç kaldık, uykusuz kaldık, asansörün düğmesine basmayı çok unuttuk konuşacağız diye. Anlat, doğduğun günden itibaren anlat, diye oturtmuştum bir gün karşıma.

Her şeyi dinledim. Çocukluğunu, gençliğini, okul anılarını, akrabalarını, aşklarını, kızgınlıklarını, kırgınlıklarını, hayallerini, pek çok şeyi. Kırklareli’ne gidince akrabaları kendilerini tanıttı ama zaten tanıyordum. Bana onu anlattılar, içimden hep “bunu dinlemiştim Nedim’den” dedim. Konuşabiliyor olmanın ne kadar kıymetli olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Yapılacak ve baş edilecek bir sürü işle bıraktı beni, şimdi sürekli “Nedim’e sorsam ne derdi, ne yapardı” diyorum ve hepsinin cevabı var.

Demek ki konuşmuşuz, demek ki dinlemişim. Bu ramazanda bir yere iftara gittik. Yan masaya genç bir çift oturdu ve iftar boyunca hiç konuşmadılar. Genç adam bir kez “su koy” dedi ve kız ona su doldurdu, o kadar. O masadaki negatif enerji aktı durdu bizim masaya. Göz ucumuzla izledik. Ben bi ara “Hadi gel konuşalım onlarla, biz onlardan büyüğüz, ömürlerini böyle zayi etmesinler” dedim. “Bırak zamanla anlarlar” dedi.

Keşke konuşsaydık, belki daha erken anlarlardı sohbetin kıymetini. Eğer gidip konuşsaydık derdim ki; “açın ağzınızı, gönlünüzü, kalbinizi birbirinize, susmayın. Eski dilde sevginin kelime karşılığı “muhabbet”; her iki anlamıyla da doğru. Allah muhabbetinizi artırsın dileğinde hem sohbetin, hem sevginin artması temennisi var.

O olacak ki, bu da olsun…” Şanslıyım ki bu muhabbeti tatmış, kıymetini bilmişim; bugün hala sesi, sohbeti kulağımda. Yıllar önce öğrenmiştim; Mevlevilikte ölünmez, susulur derler.

O yüzden mezarlıklarının girişine Hamuşân yazarlar; yani “susmuşlar…” Ben biliyorum sevgilim ölmedi, sustu; giderken de bana iç sesini bıraktı; yapmam gereken tek şey bundan sonra yüreğime konuşmak ve oradan gelecek sese kulak vermek…
Oyuncu anne- Şermin Yaşar
alıntı