Arşivler

Günün En Manidar Yazısı…

sorumluluk_yaratim_ry-300x256[1]

 

Tanrı eşeği yarattı ve ona dedi ki: “sen bir eşeksin. Sabahtan akşama kadar yorulmadan, yakınmadan çalışacaksın ve ağır yükleri sırtında taşıyacaksın. Ot yiyeceksin az akıllı olacaksın ve 50 yıl yaşayacaksın”.Eşek cevap verdi: “50 sene böyle bir hayat için çok çok fazla, lütfen bana 20 yıldan fazla verme!” ve öyle oldu…

Sonra tanrı köpeği yarattı ve ona dedi ki: “Sen bir köpeksin. İnsanların mallarını koruyacaksın, onların en yakın dostu olacaksın. Geriye kalan artıkları yiyeceksin ve 25 yıl yaşayacaksın.” Köpek cevap verdi: “Tanrım, 25 yıl böyle yaşamak çok fazla. Bana 10 yıl ver yeter” ve öyle oldu…

Daha sonra Tanrı maymunu yarattı ve dedi ki : “Sen bir maymunsun. Ağaçtan ağaca salınacak ve bir aptal gibi davranacaksın. İnsanları eğlendireceksin ve 20 yıl yaşayacaksın”. Maymun cevap verdi : “20 sene dünyanın palyaçosu olarak yaşamak çok fazla. Bana 10 seneden fazla verme”. Ve böyle oldu…

En sonunda Tanrı insanı yarattı ve ona dedi ki : “Sen bir insansın. Dünyada yaşayacak tek rasyonel düşünen canlı olacaksın. Diğer yaratılmışlara zekanı kullanarak hükmedeceksin. Dünyayı yöneteceksin ve 20 yıl yaşayacaksın.” İnsan cevap verdi : “Tanrım, insan olmak için 20 yıl yetmez. Lütfen bana eşekten artan 30 yılı, köpekten artan 15 yılı ve maymununun 10 yılını ver. “Tanı bunu kabul etti ve insan 20 yıl insan olarak yaşadı sonra evlendi ve 30 sene eşek olarak sabahtan akşama kadar çalıştı ve ağır yükler taşıdı. Sonra çocukları oldu ve 15 yıl köpek gibi yaşadı, evi korudu, aileden artanları yedi. Sonra ilerleyen yaşında 10 yıl maymun olarak yaşadı. Aptal gibi davrandı ve torunlarını eğlendirdi. Bu güne kadar böyle geldi…

Zeka Geliştirme Yöntemleri Nelerdir? Hangi Egzersizler Beyni Geliştirir?

Daha zeki olmak gayet mümkün ve bu durum herkes tarafından bilinen, araştırmalarla da kanıtlanan bir gerçek. Peki, daha başarılı ve mutlu bir hayat için beyin nasıl geliştirilebilir? Gelin, zeka geliştirme yöntemleri nelerdir, hangi egzersizler beyni geliştirir sorularının cevaplarını aşağıda bir bir inceleyelim.

Evet, istisnasız hepimiz daha zeki olmanın yollarını arar, konuyla ilgili bir şeyler duyduğumuzda hemen kulaklarımızı kabartırız. Çünkü ne kadar zeki olsak da daha aktif çalışan bir beyne sahip olma düşüncesine karşı koyamayız. Hem nasıl koyabiliriz ki? Daha doğrusu, neden koyalım! Sonuçta; daha kıvrak bir zeka ile isteklerimize çok daha kolay bir şekilde ulaşabiliriz.

Öğrendiklerimizi unutmaz, çok daha kolay öğrenmeye başlar, sorunlara hızlı ve akıllıca çözümler bulur, işleri daha kısa süre içerisinde halleder, daha çok insanın sevgisini, saygısını kazanır, başarılı kariyer hedefine daha kolay ulaşır ve daha pek çok farklı noktada diğerlerine açık ara fark atabiliriz. İşte bu nedenlerden dolayı da zeka geliştirme yöntemleri nelerdir, hangi egzersizler beyni geliştirir bu konunun üzerinde özenle durmalıyız diye düşünüyorum.

Neticede; beyin de diğer organlarımız gibi geliştirilip, güçlendirilebiliyor. Yani her ne kadar karmaşık bir yapıya sahip olduğu düşünülse de beyin de çalıştırıldıkça aktif hale gelen bir parçamız. Nasıl ki daha çok kullandığımız kolumuz, diğerine oranla güçlü oluyor! Nasıl ki spor yaptıkça vücuttaki kas ağırlığı artıyor, işte aynı şekilde beyin de egzersiz yaptıkça gelişip güçleniyor. Gelin; her anlamda başarınızı arttırmak için aşağıdaki zeka geliştirme yöntemlerinden siz de faydalanın. İnanın bana, birkaç tanesini günlük alışkanlığınız haline getirmek bile beyninizde şimşekler çakmasını sağlayacaktır.

İşte zeka geliştirme yöntemleri nelerdir, beyni geliştirmek için hangi egzersizler yapılmalıdır diyenlere cevaplar:

İyi Bir Haber Takipçisi Olun!

İyi Bir Haber Takipçisi Olun!Evet, iyi bir haber takipçisi olmalısınız. Sabah kahvaltınızı ederken ya da işe giderken haberleri okuyabilir ya da dinleyebilirsiniz. Bu yöntem hem dünyadan haberdar olmanızı sağlayacak hem yeni bilgiler edinmenize yarayacak hem de öğrendiğiniz haberi kendi kendinize yorumlayarak sizi düşünmeye teşvik edecektir. İşte bu nedenle haberleri takip etmelisiniz. Ama bunu yaparken tek bir kaynağa bağlı kalmamaya da özen göstermelisiniz.

Sabah Uyandığınız Andan İtibaren Başlayarak Gün Boyu Su İçin!

Sabah Uyandığınız Andan İtibaren Başlayarak Gün Boyu Su İçin!Aç karnına su içmenin sağlığa ne kadar faydalı olduğunu duymuşsunuzdur. Ama bu eylem yalnızca vücut için değil aynı zamanda % 75’i sudan oluşan beyin için de faydalı ve gereklidir. İşte bu nedenle, bedeninize ihtiyacı olan şeyi vermeli ve sağlıklı beyin fonksiyonları için uyandığınız andan itibaren 30 dakika içerisinde 2 bardak su içmeyi alışkanlık haline getirmelisiniz.

Uykunuza Dikkat Edin!

Uykunuza Dikkat Edin!Zeka geliştirme yöntemlerini mi merak ediyorsunuz? O zaman cevaplarınızdan bir tanesi de kesinlikle uyku! Çünkü uyku bedenden ziyade beynin dinlenmesi için gerekli olan bir eylemdir. Uyku evresinde beyin bir nevi şarj ediliyor ve yeni bilgiler için kendini hazırlıyor. Hatta bu noktada size Rochester Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırmadan bahsetmek istiyorum.

Araştırmada fareler kullanılmış ve uyku sırasında beynin sol tarafında bir hareketlilik saptanmış. Fare uyanıkken ise aynı hareketliliğe rastlanmamış. Ve ekibin başındaki doktor bu durumu; uyanıkken beynin bürün bilgileri tarayıp elden geçirdiğini, uyku evresindeyken ise bu taramanın sonunda kirliliğe neden olan gereksiz bilgilerin silindiğini öne sürerek açıklamış. Kısacası; düzenli ve yeterli uyku sağlıklı bir beyin için şart. Buradan kaliteli bir uyku için yapılması gerekenler hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

Az ya da Çok! Her Gün Biraz Kitap Okuyun!

Az ya da Çok! Her Gün Biraz Kitap Okuyun!Yeni şeyler öğrenmenizi sağlayan, farklı dünyaların kapılarını aralayan, dakikalar içerisinde sizi yepyeni insanlarla yeni hayatlarla tanıştıran kitap okuma aktivitesi de zeka geliştirme yöntemleri arasında. Hatta bir tek kitap da değil! İster roman, ister dergi, isterseniz de ansiklopedi. Kısacası okuyun, bu beyni geliştirmek için eğlenceli ve etkili bir egzersiz niteliğindedir. Her gün yarım saatinizi okumak için ayırmayı prensip haline getirin. Zaten kısa süre içerisinde bu alışkanlığı edinecek, bir şeyler okumadan geçirdiğiniz günlerde kendinizi eksik hissetmeye başlayacaksınız.

Her Gün Azıcık Kestirin!

Her Gün Azıcık Kestirin!Şekerleme yapmanın beyin sağlığına iyi geldiği yapılan araştırmalarla da desteklenmekte. Siz de her gün 15-20 dakika şekerleme yaparak, beyninizin daha aktif çalışmasını sağlayabilir, günün geri kalanına daha kıvrak bir zekayla devam edebilirsiniz. Tıpkı her gün şekerleme yapmayı adet edinmiş Leonardo da Vinci, Thomas Edison, Winston Churchill, John F. Kennedy gibi siz de öğlen saatlerinde hem gözlerinizi hem de beyninizi dinlendirmelisiniz.

Boş Beleş İşlerle Uğraşmayın!

Boş Beleş İşlerle Uğraşmayın!Zekanızı geliştirmenin yollarını arıyorsanız, zamanınızı ve enerjinizi çalmaktan başka bir işe yaramayan boş beleş işlerden vazgeçmeyi öğrenmelisiniz. Mesela; dedikodu yapmayı bırakmalısınız. Boş insanlarla zaman geçirmeyi kesmelisiniz. Sosyal medya mecralarında insanların paylaşımlarını inceleyerek saatlerinizi harcamamalısınız. Ya da akşamlarınızı vaktinizi saçma sapan televizyon dizileri izleyerek geçirmemelisiniz. Bunun yerine televizyon izlemekten daha faydalı aktiviteler hakkında bilgi sahibi olmayı denemelisiniz.

Beyin Yakan – Kafa Açan Filmler İzleyin!

Beyin Yakan-Kafa Açan Filmler İzleyin!Hani şu senaryolarıyla bizi bizden alan! “Şimdi bunun sonunda ne oldu, e o zaman katil kimdi, nasıl hepsi bir rüya mıydı…” gibi tepkiler verdiğimiz, anlamak için gerçekten kafa patlattığımız filmlerden bahsediyorum. Bu öneriyi de beyninize iyi gelecek bir egzersiz olarak düşünebilirsiniz. Hatta bugünden tezi yok, aşağıdaki listeyi inceleyerek, beyin yakan filmlerle nöronlarınızı çılgınlar gibi dans ettirebilirsiniz.

Motosiklet Kullanın!

Motosiklet Kullanın!Motosiklet kullanmak ve zeka mı? Evet evet! Tam olarak bunu söylüyorum. Kişiyi genç hissettirmesinin yanı sıra motosiklet kullanmak beyin fonksiyonlarına da iyi geliyor. Yapılan araştırmalar uzun yıllar motosiklet kullananların Alzheimer gibi hastalıklara yakalanmadığını ve beyin fonksiyonlarının diğerlerinden çok daha iyi olduğunu öne sürüyor.

Örgü Örün!

Örgü Örün!Örgü örmek beynin birçok bölgesinin aynı anda uyarılmasını sağlayan bir eylem. Ayrıca aynı hareketleri ritmik bir şekilde tekrarladığınız için örgü örmek beyninizde bir nevi meditasyon yapmışsınız gibi etki yaratıyor. Yani yarından tezi yok, alın elinize şişinizi, tığınızı, ipinizi, bu zeka geliştirme yöntemini siz de kullanmaya başlayın.

Müzik Dinleyin! Enstrüman Çalın!

Müzik Dinleyin! Enstrüman Çalın!Yapılan pek çok farklı araştırma müzik dinlemenin hafızayı güçlendirdiğini ve odaklanma kabiliyetini arttırdığını gösteriyor. Hem bir tek dinlemek de değil! Bir enstrüman çalmak, ritim tutmak, beste yapmak, şarkı söylemek de beyin sağlığı açısından faydalı aktiviteler. Hatta bu noktada size; seviyorsanız yabancı müzik dinlemenizi ve şarkıların sözlerini anlayıp ezberlemeye çalışmanızı önerebilirim.

Yeni Şeyler Deneyin!

Yeni Şeyler Deneyin!Yeni şeyler ne demeyin! Çünkü birisi için yeni olan bir şey, bir diğeri için aynı niteliği taşımayabilir. İşte bu nedenle, hayatınızı ve alışkanlıklarınızı düşünerek ne gibi yenilikler yapabileceğinizi düşünmeye başlayın. Ne bileyim; hiç tanımadığınız insanlara selam verin. Durakta beklerken yanınıza oturan yabancıyla muhabbet etmeyi deneyin. İşe yürüyerek gidin. Veya arada sırada toplu taşıma araçları kullanın.

Zeki İnsanlarla Arkadaşlık Yapın!

Zeki İnsanlarla Arkadaşlık Yapın!Arkadaş grubunuzun içindeki en zeki kişi olmak adına “zekası yüksek” olmayan kişilerle takılmayın. Her zaman kendinizden daha zeki olanlarla arkadaşlık etmeye, bu nitelikte insanlarla bağlantılar kurmaya çalışın. Emin olun, beyniniz için diğer seçeneğe göre çok daha faydalı bir şey yapmış olacaksınız. Peki, zeki insanlarla arkadaşlık kurmanın yolunu mu merak ediyorsunuz? Buradan yeni insanlarla tanışmak için kullanabileceğiniz etkili taktikler nelermiş, öğrenebilirsiniz.

Günlük Rutinlerinizi Farklı Şekillerde Yapın!

Günlük Rutinlerinizi Farklı Şekillerde Yapın!Çünkü alışkanlıklar beyninizde yer etmiş bağlantıların pasif bir şekilde kullanılması anlamına gelmektedir. İşte bu nedenle; günlük rutininizi farklı biçimlerde yapmayı öğrenmelisiniz. Örneğin; işe giderken her zaman kullandığınız güzergah yerine farklı yolları kullanın. Ya da kapı açmak, diş fırçalamak, su bardağı tutmak gibi işleri baskın olmayan elinizle yapmaya çalışın. Böylece daha güçlü bir beyin için yapılması gereken 6 küçük egzersizden birini yapmış olacaksınız.

Sosyalleşin!

Sosyalleşin!Daha çok insanla etkileşime girin. Çünkü gün içerisinde kaç kişiyle bağlantı kurarsanız, beyniniz de bu durumla doğru orantılı olarak aktif hale geliyor. Bu öneri sayesinde zeka türlerinden biri olan sosyal zekanızı geliştirebilirsiniz. Daha çok empati yaparak, insanların duygularını hissetmeye çalışarak ve bu gibi şeyler üzerine kafa yorarak, daha zeki bir insan olabilirsiniz.

Oyun Oynayın!

Oyun Oynayın!Boş beleş işlerle uğraşmaktan çok daha iyi bir yöntem değil mi? Ama tabii bu öneriden olumlu sonuç alabilmek için zeka geliştirici oyunları tercih etmelisiniz. Kelime oyunları, problem çözme odaklı oyunlar gibi.

Daha Çok Seyahat Edin!

Daha Çok Seyahat Edin!Alın size, bir taşla birden fazla kuş vurma deyimini tastamam karşılayacak altın niteliğinde bir öneri! Evet, seyahat edin diyorum. Böylece hem yeni yerler görmüş olacak hem yeni insanlarla tanışacak hem de yeni lezzetler tadacaksınız. Ve hem kişisel gelişiminiz hem de beyniniz için iyi bir şey yapmış olacaksınız.

Yeni Bir Dil Öğrenin!

Yeni Bir Dil Öğrenin!Yabancı bir dil öğrenmek de etkili zeka geliştirme yöntemleri arasında! Bu şekilde beyninizin yeni nöron bağlantıları kurmasını sağlayacak ve onu daha etkin bir şekilde çalışması için teşvik edeceksiniz. Ayrıca öğrendiğiniz yeni dilin faydasını, hem kariyeriniz hem de özel yaşantınızda pek çok farklı yönden göreceğinizden emin olabilirsiniz. Buradan yabancı dil öğrenmek için dikkat etmeniz gereken şeylere ulaşabilirsiniz.

Hareket Edin!

Hareket Edin!Yani spor yapmanızı öneriyorum. Çünkü sağlam kafa gerçekten sağlam vücutta bulunuyor. Ayrıca yapılan pek çok araştırma da hareket etmenin beyin fonksiyonları açısından faydalı olduğunu kanıtlıyor. Zira hareket ettiğinizde bedeninizdeki kan akışı hızlanıyor ve beyin normale göre çok daha aktif hale gelerek zekanız gelişiyor.

Bulmaca Çözün!

Bulmaca Çözün!Klişe belki ama zeka geliştirme yöntemleri arasında akla ilk gelenler arasında olduğu da apaçık ortada duran bir gerçek. Düzenli olarak bulmaca çözdüğünüzde hem beyninizi çalıştırmış oluyor hem de bunama gibi birçok zihinsel hastalığa yakalanma riskinizi azaltmış oluyorsunuz. Yani bulmaca çözme alışkanlığınız yoksa bir an önce bu alışkanlığı edinmenizi öneririm.

Kahvaltıyı Atlamayın!

Kahvaltıyı Atlamayın!Kahvaltıyı atlamamanız hem zihinsel hem de fiziksel sağlığınız için gerekli bir adım. Kaldı ki kahvaltının günün en önemli öğünü olduğunu biliyor olmalısınız. İşte bu nedenle siz siz olun, kahvaltıyı sakın ola atlamayın. Çünkü günün ilk öğünü, odaklanma kabiliyeti, hafıza, yaratıcılık gibi beyin fonksiyonlarınız için olmazsa olmaz bir gereklilik.

Yeşil Çay Tüketin!

Yeşil Çay Tüketin!Bildiğiniz gibi yeşil çay da kahve gibi kafein içeriyor. Ve yapılan araştırmalar, yeşil çay içenlerin içmeyenlere göre daha aktif beyinlere sahip olduğunu gösteriyor. Konsantrasyon, dikkat ve muhakeme gücünü arttıran yeşil çay, gerginliği de azaltarak kişinin daha açık bir zihinle düşünebilmesine yardımcı oluyor. Beyin hücresi ölümlerini de engellediği söylenen yeşil çayı, işte tüm bu nedenlerden dolayı favori içecekleriniz arasına eklemelisiniz derim.

Her Gün 3 Yeni Şey Öğrenmeyi Adet Edinin!

Her Gün 3 Yeni Şey Öğrenmeyi Adet Edinin!Her gün 3 yeni şey dedim belki ama dilerseniz siz bunu 5 yapın. Ama her gün yeni bir şeyler öğrenmeyi kesinlikle alışkanlığınız haline getirin. Beyninizi geliştirmek için bu egzersizi de günlük yapılacaklarınız arasına koyun. Kafanızı yastığınıza koyduğunuzda, “bugün şunu şunu öğrendim” diyebilin.

SONUÇ:

Görmüş olduğunuz gibi bu zeka geliştirme yöntemleri hemen herkes tarafından uygulanabilecek nitelikteler. Sonuçta; hem eğlenceli hem de faydalı olan bu yöntemler sayesinde beyin egzersizleri yapabilir, çok daha kıvrak bir zekayla başarınızı arttırabilirsiniz. Sadece azıcık uğraşmalı ve zamanınızı birazcık da beyninizi geliştirip güçlendirmek için harcamalısınız.

Paratic

Yaşınız 40 Olunca Anlayacağınız 15 Şey

Yaşınız 40 Olunca Anlayacağınız 15 Şey

Kırk yaşına basınca, bir çok şeyi tekrar düşünür ve bir çok soru sorarsınız kendinize. İstediğim hayatı yaşadım mı? Mutlu muyum? Hayallerimi gerçeğe dönüştürdüm mü? Ve belki de bu soruların cevapları, sizi bir orta yaş krizine doğru sürükler. Bu yaşlar, düşünme, gerekirse değişme ve olmak istediğiniz insan olup olamadığınızı keşfetme zamanıdır.

Yaşınız kırk olunca, herhangi bir kriz yaşamanız gerekmez. Akılcı bir şekilde hareket etmek, hayatın her anını eğlenerek ve gerçekten hissederek yaşamak, her bir saniyenin vazgeçilmez bir hazine olduğunun farkına varmak ve şu hayata sadece bir kez geldiğinizi hatırlamak ve anlamak için harika bir zaman dilimidir kırklı yaşlar. Kırk yaşına basmak, aynı zamanda birçok değişikliği de beraberinde getirir. Artık hayatınızın bu evresine ulaştığınız zaman, olağandışı durumlar meydana gelebilir. 

Kendinize olan saygınız artar

Kırk yaşınıza geldiğinizde, kusurlarınızın ve erdemlerinizin ne olduğunu zaten biliyorsunuzdur, zaten kendinizi olduğunuz gibi kabul etmiş ve kendinize nasıl değer vereceğinizi öğrenmişsinizdir. Hem hata yaparken hem de doğru bir iş yaptığınız zaman, ağladığınızda ya da güldüğünüzde kendinizi sevmeyi öğrendiniz. Artık kendinizden eminsiniz ve bunu başkalarının görebileceğini de biliyorsunuz. Böylece dünyayla uyum içinde yaşarsınız.

“Hayatımız, kendi değişim süreçlerimize göre küçülür ve büyür.”

– Anaïs Nin

Zararlı insanlardan uzak durursunuz

Size zarar verecek, enerjinizi alıp götürecek, yanlarında olmaktan pek de hoşlanmayacağınız insanları nasıl fark edeceğinizi zaten anlamışsınızdır. Başkalarını değiştirmede ısrarcı davranmazsınız; sadece onları olduğu gibi kabul eder ve yaşamınıza olumlu katkıda bulunan insanları yanı başınızda tutarsınız.

Bedeninizi kabul edersiniz

Çok güzelsiniz, kusurlarınız bile cezbedici, yıllar boyu süren güvensizlik duygunuz artık yok çünkü hepimizin kusurları var ve bu kusurlar da benliğimizin birer parçası. Sizi seven ve sizi takdir eden insanlar, sizi olduğunuz gibi beğenecek ve sizi değiştirmeye çalışmayacaklardır. Bunu biliyor ve bedeniniz ve ruhunuzla beraber huzur içinde yaşıyorsunuz.

Hayatınızın istediğiniz gibi olup olmadığını yeniden düşünürsünüz

Kırk yaşınıza vardığınızda, her zaman istediğiniz hayatı yaşayıp yaşamadığınızı düşünür ve eğer istediğiniz hayat bu değilse, hayal ettiğiniz her ne varsa gerçekleştirmek için gerekli olan tüm değişiklikleri yerine getirmek için tam zamanı olduğunun farkına varırsınız. Şimdi bu değişimin mümkün olduğunu ve istediğiniz şey ne ise, onun için savaşabileceğinizi biliyorsunuz.

Başkalarının sizinle ilgili ne düşündüğünü pek umursamazsınız

Artık başkalarının sizinle ilgili düşüncelerinin ve söylediklerinin bir önemi olmaz, çünkü kendinize ve kendi düşüncelerinize değer vermeyi öğrendiniz. Başkalarının yaşama bakış açıları, sizin hayatınızı yönlendiremez. Bunun yerine, sizi yönlendiren tek şey, kendi değerleriniz ve hayatı algılama biçiminiz olur.

Sizi sevmeyen kişilerden kurtulmayı öğrenirsiniz

Sizi kimin sevmediğini anlamayı öğrendiniz. Sizi arayıp sormayan insanların, sizi özlemeyen insanların ve gerçekten ihtiyacınız olduğunda yanınızda olmayan insanların artık sizi sevmediğinin farkına vardınız. Ve eğer birinin sizi sevmediğini biliyorsanız, siz de onları hayatınızda istemezsiniz ve gitmelerine izin verirsiniz.

“Zamanla, birisinin elini tutmakla, ruhuna zincir vurmak arasındaki ince farkı öğreniyorsunuz.”

– Jorge Luis Borges

Gerçek dostların kim olduğunu anlarsınız

Kırk yıllık hayatınız boyunca, birçok farklı arkadaş grubunuz oldu. Bazıları hayatınızdan kopmuşken, bazıları hala hayatınızdadır. Kimileri yaşamınıza daha yeni girmişken, kimilerini ise yıllardır tanıyorsunuzdur. Ve elbette, artık arkadaşlarınızın kim olduğunu, hem iyi hem de kötü günlerinizde kimin yanınızda yer aldığını biliyorsunuz. Onlar her zaman sizin yanınızda kalıp, size koşulsuz destek veren dostlarınızdır.

Neredeyse hiçbir şey sizi utandırmaz

Kırk yaşınıza geldiğinizde, sizi geçmişte komik duruma düşüren olaylara artık gülüp geçersiniz, çünkü artık geçmişte yaptıklarınız için utanç duymazsınız. Başkalarının ne düşündüğünü, ne söylediğini ya da ne yaptığını umursamazsınız. Eğer söyleyecek aşırı uçta bir şeyiniz varsa, söylersiniz. Eğer kendinize güleceksiniz, güler geçersiniz.

Hayallerinizi gerçeğe dönüştürmeye çalışırsınız

Hala gerçekleştiremediğiniz rüyaların hangileri olduğunu ve onları gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğinizin sadece bir irade meselesi olduğunu biliyorsunuz. Dolayısıyla 40 yaşınıza geldiğinizde, bu rüyaları gerçekleştirmeye çalışırsınız. Bir eylem planı yaparsınız, gerçekleştirirsiniz ve adım adım rüyalarınızın gerçeğe dönüştüğünü görürsünüz.

Düşündüğünüzü söylersiniz

İçinizde tuttuğunuz sürece kendinizi kötü hissedeceğiniz için, düşündüğünüz her ne varsa söylemeyi öğrendiniz. Ama aynı zamanda söylediklerinizi uygun bir biçimde, nazikçe ve saygılı olarak da ifade etmeyi kavradınız. Fikriniz önemlidir ve diğer insanların da bunu bilmesi gerekir.

Şu anın değerini öğrenirsiniz

Yaşadığınız her anı parmaklarınızın ucunda hissedip, içinize çektiniz. Çocuğunuzun gülümsemesinden, bir arkadaşınızın sırdaşlığından, eşinizin sizi kucaklayışından heyecanlara kapıldınız. İçinde bulunduğunuz anı doya doya yaşamayı öğrendiğiniz için, her anın altın değerinde olduğunu artık biliyorsunuz.

“Sanki güneş dolu bir pencere gibi, insanın bir parçası olmak istediği ruhlar vardır.”

– Federico Garcia Lorca

Neredeyse her sorunun bir çözümü olduğunu bilirsiniz

Eğer bir sorunun çözümü varsa, onu arar, bulur ve uygularsınız. Eğer çözüm yoksa, endişelenmezsiniz, çünkü yapabileceğiniz bir şey olmadığını bilirsiniz. “İmkansız” kelimesinin sizin için farklı bir anlamı vardır, çünkü hayat, çok az şeyin imkansız olduğunu göstermiştir. Tek yapmanız gereken, sorunlarınızı çözmek için daha yaratıcı olmaktır.

Kendinize gülersiniz

Söylediğiniz ve düşündüğünüz şeylere, bazen de yaptığınız gülünç işlere, tuhaflıklarınıza ve hayata bakış açınıza gülersiniz. En iyi haliniz, yüzünüzde bir gülümseme olduğu zamandır. Gülümsemek, kendinizi kabullenmenin ve sahip olduğunuz karakterden zevk almanın en iyi yoludur.

Cinsellikten zevk alırsınız

Cinsellik hakkında sahip olduğunuz önyargılar artık geride kaldı. Cinselliğin sadece bir yatakta yatmaktan ibaret olmadığını, bir bakış, bir öpücük, bir mesaj ve sonsuza kadar süren bir zevk anı olduğunu öğrendiğiniz için, artık onun tadını çıkarmayı biliyorsunuz. Artık sizin için cinsellik, tüm renkleri ile tamamen eğlendiğiniz bir olay haline gelmiştir.

Hayatınızın en güzel aşamasında olduğunuzun farkındasınızdır

Kırk yaşınıza geldiğinizde, harika hissettiğinizi, kendinizi sevdiğinizi, kusurlarınıza güldüğünüzü, hayallerinizi gerçeğe dönüştürebileceğinizi, cinselliğin harika bir şey olduğunu, hayatınızda ne olmak istiyorsanız olabileceğinizi ve en nihayetinde hayatınızın en güzel aşamasında olduğunuzu fark edersiniz.- Aklınızı KeşfedinAklınızı Keşfedin

Karşınızda Beyin Dalgalarıyla Suyu Kontrol Eden İnanılmaz Sanatçı

This-Amazing-Artist-Uses-Emotional-Brain-Waves-To-Manipulate-Water[1]

 

Duygusal beyin dalgalarıyla suyu kontrol eden sanatçı görenleri hayrete düşürüyor.

Güney Koreli sanatçı Lisa Park, yepyeni bir sanat türüyle karşımıza çıktı. İcra ettiği sanatla, “beyin gücü” kelimelerine edebi bir anlam yüklüyor.

Park, “güzel düşünme” anlamına gelen Eunoia adlı performans sanatında, 48 duygudan ilham alarak tasarladığı ve bedeniyle iletilen beyin dalgalarını algılayıp onlara tepki veren 48 çanak dolusu su kullanıyor.

Kendini gerçek zamanlı beyin dalgalarını algılayan ve ses olarak yansıtan bir sensör olan EEG’ye (elektroensefalografi ) bağlayan Park, farklı çanaklar içerisindeki sularda, küçük dalgalar oluşturarak eşsiz bir sanat yaratıyor.

Büyüleyici sanatçı, duygularını, suyun hareketini değiştiren hoparlörlerle görselleştiriyor. Bu sayede kendisini ve duygularını görsel-işitsel olarak temsil eden örnekler yaratıyor.

The Creators Project isimli Youtube kanalına konuk olan Lisa Park, “Bu görünmez enerjiyi ve duyguları somut bir hale getirecek yollar ararken EEG kulaklığı gibi biyosensörlerle çalışmaya başladım” diyerek bu sanatın çıkış noktasını anlattı.  “Öfke, hüzün, mutluluk gibi duyguları yaşadığımda içimde olanlara inanırım. İnsan bedeninin %60’ını oluşturan su, içimde titreşim ve enerji yaratıyor. Ben de içimde olanları temsil edecek bir sanat eseri yaratmak istedim.”

 “Kendinizi ve duygularınızı daha net anladığınızda, onlara daha da hayran olursunuz.” – Baruch Spinoza

Video: Lisa Park, Beyin Dalgalarıyla Suyu Kontrol Ediyor

Park, bu videoda gördüğünüz üzere duygusal mücadelelerini gözlerimizin önüne sunuyor. Bu performansı, duygularıyla nasıl baş ettiğini anlatıyor. Sanatçı sakinleştikçe, daha da az ses titreşimi oluşuyor.

Siz de inanılmaz sanatçı Lisa Park ve onun sanatından etkilendiyseniz, bu muhteşem videoyu aileniz ve arkadaşlarınızla paylaşmayı unutmayın!

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.

Çeviren: Ceren Ürkmeztürk | Kolektif Kozmos

Yolculuk Kılavuzu

hayatta-dogru-yolda-olmak-iskelede-kadin[1]
1] Yol bir dönüm noktasıyla, yol ayrımıyla başlar. Oradayken durup hangi yönü takip edeceğinizi düşünebilirsiniz. Fakat düşünmekle çok zaman harcamayın, yoksa o noktayı asla bırakamazsınız. İlk adımınızı attığınız andan itibaren, o dönüm noktasını, yol ayrımını sonsuza kadar unutun yoksa kendinize daima şu faydasız soruyla eziyet edersiniz: “Acaba doğru yolu mu seçtim?”
2] Yol sonsuza kadar sürmez. Yolda bir süre seyahat etmek bir nimettir, fakat bir gün yolun sonu gelecektir, bu nedenle onu her an bırakmaya daima hazırlıklı olun. Hiçbir şeye çok alışmayın. Ne mutluluk sarhoşu olduğunuz saatlere, ne de her şeyin çok zor göründüğü ve gelişimin çok yavaş olduğu, bitmeyecekmiş gibi görünen günlere. Er ya da geç bir meleğin ortaya çıkacağını ve yolculuğunuzun bir sona varacağını unutmayın.
3] Yolunuzu onurlandırın. Bu sizin seçiminizdi, sizin kararınızdı. Ayak bastığınız toprağa saygı duyarsanız, toprak da sizin ayaklarınıza saygı duyacaktır. Her zaman yolunuzu muhafaza etmek ve sürdürmek için en iyisi ne ise onu yapın, yol da sizin için aynısını yapacaktır.
4] İyi donanımlı olun. Küçük bir tırmık, kürek ve çakı taşıyın. Çakıların kuru yapraklar için bir işe yaramayacağını, tırmıkların ise köklü bitkiler için bir işe yaramayacağını anlayın. Her ânınızda, hangi aleti kullanacağınızı iyi bilin.
5] Yol hem ileri, hem geri gider. Bazen geri dönmeniz gerekir çünkü ya bir şey kaybolmuştur ya da iletmeniz gereken bir mesaj cebinizde unutulmuştur. İyi bakılmış bir yol size büyük zorluklar çıkarmadan geriye dönme imkânı verir.
6] Etrafınızdakilerden önce yolunuzla ilgilenin. Yol kenarındaki kuru yapraklar, ya da başkalarının kendi yollarıyla nasıl ilgilendiği sizin dikkatinizi dağıtmasın. Enerjinizi sizin adımlarınızı kabul eden toprağın bakımı ve muhafazası için kullanın.
7] Sabırlı olun. Bazen yabani otları ayıklamak ve aniden bastıran yağmur sonrası oluşan çukurları kapamak gibi, aynı görevler tekrarlanmak zorundadır. Bu durumun sizi rahatsız etmesine izin vermeyin – bu yolculuğun bir parçasıdır.
8] Yollar kesişir. İnsanlar havanın nasıl olduğunu söyleyebilir. Nasihatleri dinleyin ve kendi kararınızı verin. Size emanet edilen yol için yalnızca siz sorumlusunuz.
9] Doğa kendi kurallarını izler. Böylece, sonbaharın ani değişimleri, kışın kaygan buzu, baharın baştan çıkarıcı çiçekleri, yazın harareti ve yağmurları için hazırlıklı olmak zorundasınız. Her mevsimin tadını çıkarın, ve karakteristik özelliklerinden şikayetçi olmayın.
10] Yolunuzu kendinizin aynası hâline getirin. Hiçbir şekilde başkalarının kendi yollarıyla ilgilenme biçimlerinin sizi etkilemesine izin vermeyin. Dinleyeceğiniz bir ruhunuz ve ruhunuzun söylediklerini size anlatacak kuşlar var. Hikâyelerinizin çevrenizeki herkes ve her şey için güzel ve keyifli olmasını sağlayın. Her şeyden önce, yolculuğunuz esnasında ruhunuzun anlattığı hikâyelerin yolun her bir ânında yankılanmasına izin verin.
Paulo Coelho

Kederden oradan oraya savrulduğum, mutsuzluk girdaplarına sürüklendiğim zamanları yavaş yavaş aşarken şunu fark ettim birden.

17098239_10212452259922927_3680003659367526096_n[1]

 

 

Kederden oradan oraya savrulduğum, mutsuzluk girdaplarına sürüklendiğim zamanları yavaş yavaş aşarken şunu fark ettim birden. Bütün bunlar güçlü bir yaşama sevinci ile ilgili… İçindeki yaşama tutkusu olmasa ufacık şeylerle böyle yıkılmazsın zaten… Yani hayatı bu kadar sevmesen onun sana verdiği üzüntülere niye bu kadar isyan edesin ki? En sevdiklerinden gelen küçücük bir düşüncesizlik nasıl da yaralar insanı. Bir başkasından gelse belki de aldırmayacağın bir davranış, çok sevdiğin biri yapınca bir ihanet gibi algılanabiliyor.
Yaşama sevinci dünyayı ve insanları sevmekle ilgili biraz da. Bazen çiçek açmış bir ağaç bile insanın yerlerde sürüklenen moralini yükseltebiliyor. Hiçbir şeyin fayda etmediği bir eşik, bir zehirlenme hali vardır tabii ki. Böylesi dönemlerde, dünyanın en güzel manzaralarına bakarken bile yalnızca içinin karanlığını görebilir insan. Bu ruh hali içinde upuzun tren yolculukları anımsarım. Cam kenarında oturan kadının her şeyin önüne geçen karanlığı karşısında şahane manzaraların hüzün coğrafyalarına dönüştüğü zamanlardı bunlar. Yine de bir umut vardır her zaman. İçi ne kadar buruk olursa olsun doğanın kibirsiz yalınlığı iyileştirebilir insanı.Bu keder hiç bitmeyecek sanırken bir sabah uyanırsın ve dünyanın genişliği karşısında anlamsız görünür seni üzen… Denize doğru bakarsın, gökyüzüyle bakışırsın ve bunun dışındaki her şey silikleşir. Mutsuzluk için sayısız gerekçe vardır kuşkusuz ama tek bir mutluluk nedeni bütün bunları gölgede bırakır bir an. Güneşle ışıl ışıl yanan sulara dalar, doğanın kollarına bırakırsın kendini… Ne kadar yalındır her şey gök kubbenin altında.En karanlık zamanlarda bir yerlerde açmış böyle bir çiçek olabilir mi diye bakarım hep.
Bazen içindeki çığlık öylesine güçlüdür ki geri plandaki güzel melodiyi işitemezsin. Aslında en ulaşılmaz sandığın ne denli yakındadır bilemezsin. Seni üzen, utanç veren bir durum kahkahalarla gülünebilecek bir şeydir bazen… Birden bir güzel insan ayna tutar sana. Utancının içindeki masum kahkahayı keşfeder. Gözyaşların kahkahalara karışır. Bir içten kucaklayış gerginliğini alıp götürür. En karanlık anında bazen bir melek gelip seni kollarına alır ve başka bir dünyaya uçurur. Çok olmuştur bu ama bazen nasıl da imkânsız görünür. Yaşadıklarına dair kurduğun anlatılar, kelimelerin karanlık örgütlenişi perişan eder seni. Dışarıya çıkıp göremezsin halinin ne denli saçma olduğunu. Sorunu görüp çözümünü oluşturmak yerine içinde debelenip durursun.
Her şey, her yanlışlık insana dairdir. Kendine kızdığın durumların ardında senin biricik tarihin, onun biriktirdiği kırılmalar gizlidir. Bunları en iyi sen bilebilirsin. Bilmek yeterli değildir tabii… Keder geriye dönüp yaşananları değiştirememektedir daha çok da… İnsan olmak bununla ilgilidir sonuçta. Düşe kalka ilerlersin kalbin açtığı çetrefilli yollarda.
Suçluluk duyguların, mutluluğu hak etmediğine dair bir örtük algıya dönüşür bazen. Oysa doğal insanlık halleridir yaşanan… Masum değilizdir belki ama hayat da izin vermemiştir zaten buna…
Öyle zamanlar vardır ki nutku tutulur insanın. Kendini anlatamaz bir türlü… Kırılıp dökülmüştür içindeki harfler, düzgün cümleler kuramaz onlardan.
Oysa bir gerilim filmindeki gibi tırmanmıştır olay; sayısız ayrıntı açıklar son dehşet sahnesini.
İki ya da daha fazla taraf vardır bütün uzlaşmazlıklarda. Küslüğün şiddeti canını yakar insanın ama elinde değildir onu değiştirmek. Hayat, kopuşlarla, bölünmelerle, aşılmaz duvarlarla, geçilmez nefret kaleleriyle doludur.
Bir çocuk kalbi taşıyanlar bağışlamaya hazırdır ancak. Bazen hayat böylesi kalpleri öylesine paramparça eder ki sadece gözlerde mahzun bir bakış kalır geriye. Anlatabilmek ister insan içinden geçenleri, bütün olup biteni, olanca içtenliğiyle… Yaşantı çoğu kez böylesi bir saydamlaşmaya izin vermez ama. Bir bahçenin sessizliğinde ağaçlarla, çiçeklerle paylaşırsın sen de bunu, bir kıyıda denizin dalgalarına fısıldarsın ancak. Kederini alıp gider doğa… Nasıl da hafiflediğine sen bile şaşarsın. Kendini de başkalarını da bağışlarsın. Boşlukta uçuşan bir melodi gibi dönersin geriye…:) 🙂 🙂

Çekim Yasası…Başkasının iyi şansına sevindiğinizde onların iyi şansı size yapışır…

17190419_10155086334639419_6144651427689198310_n[1]

Başkasının iyi şansına sevindiğinizde onların iyi şansı size yapışır…

Başka bir insandaki bir şeyi beğendiğiniz de ya da takdir ettiğiniz de o özellikleri kendinize yapıştırırsınız.

Ama biri hakkında olumsuz düşünür ya da konuşursanız o olumsuzlukları da kendinize yapıştırırsınız ve hepsini hayatınıza alırsınız.

Hayatın anlamı: İkigai’mizi bulma yolculuğu

ikigai-mizi-bulma-yolculugu-nedir-e1485198241796[1]

 

Yaşama sebebi veya tutkusu olarak çevirisi yapılan ikigai kelimesini Japonlar “sabah uyandığınızda sizi yataktan çıkaran şey” diye çeviriyor.

Sodexo’nun yaşam kalitesini yükselten tavsiyeleri paylaşmak için oluşturduğu “İyi Yaşa” platformunda önerilerde bulunan Kişisel Gelişim Uzmanı ve Yaşam Koçu Mehmet Y. Özel, “Bir tarih kitabını okurken karşıma “ikigai” diye bir kelime ve sayfanın altında da çok kısa bir açıklaması çıktı.
Japonca kökenli bu kelimeyi biraz araştırdığımda “iki”; yaşam, hayat anlamına gelirken, “gai” ise etki, sebep, yarar anlamına geliyor. Bu iki küçük kelimenin yan yana gelmesinden ortaya “yaşama sebebi” diye derin bir anlam çıkıyor.”

Mehmet Özel, sözlerine şöyle devam etti: Aslında bu kelime bize yaşama dair heyecanımızı ve tutkumuzu nasıl oluşturduğumuzu anlatıyor.
İsmini aldığı otantik yerleşim Tokyonun 800 mil güneyinde Okinawa takım adaları (tam 161 tane) en uzun sağlıklı yaşam beklentisine sahip insan nüfusunu barındırıyor.
Bitkisel ağırlıklı besleniyorlar ve ortalama yüz sene üzerinde yaşıyorlar. Ne yediklerinden ziyade daha da önemli olanı nasıl yedikleri. Fazla yememek için farklı yöntemler geliştirmişler, küçük tabaklar kullanma, yemeği masada değil de tezgahta servis etme gibi.
Uzun ve sağlıklı yaşam beklentisinde dünya birincisi olan bu insanların hayatlarında daha da önemli olan bir fark da emeklilik anlamına gelen herhangi bir kelimelerinin mevcut olmaması, aksine hayatlarına anlam ve enerji katan “İkigai” kelimesi var.

Japonlara göre her bir bireyin farklı bir ikigai’si var. Bunu bulması için bireyin uzun ve derin bir iç yolculuğa çıkması gerekiyor. İçe doğru hem de bireyin kendisinden doğru bir yolculuk sandığınızdan daha zorlu olsa da bu anlamlı yolculuğun sonunda bir ışık var.
İşte yolun sonunda o ışığa ulaştığımızda varoluş sebebimizi, yaşam gayemizi, nasıl bir insan olduğumuzu veya aslında kim olmadığımızı, yani kendimize özgü “ikigai”mizi bulacağız. Bulduktan sonra da yaşama daha güçlü sarılıyor, enerjimizi daha bir yukarılara çıkarıyor olacağız.
“İkigai”mizi bulma yolculuğuna çıktığımızda bize bu dört element aslında birbirinden anlamlı dört farklı soru rehberlik edecek:
Neyi seviyorum? (Tutkumuz)
Dünyanın neye ihtiyacı var? (Misyonunuz)
İyi olduğum şeyler neler? (Ustalıklarımız)
Neyden ötürü ücret alıyorum? (Uğraşlarımız)
Bu dört farklı sorunun ardından yanıtlarımızın kesişim noktası ise bizim ikigai’mizi, yaşam gayemizi çok sade ve bir o kadar güçlü bir şekilde anlatıyor.
Hayatın asıl anlamı yani sır da tam burada :
Gayemizin, iyi yaşamak adına bize anlattıklarının adını koyup hakkını daha çok verebilmek.
Hayattaki duruşumuz ve yaptıklarımızla, yakın veya uzak fark etmez, çevremize bir fayda sağlıyorsak gerçekten bir “ikigai”miz yani yaşama dair bir tutkumuz var demektir. Böylesine bir yaşam gayesini, yaşadıklarımızdan daha çok keyif alma ve yaşamımıza daha çok anlam katma olarak da tanımlayabiliriz.
Yaşamımızı mutlu olmak, güçlü olmak ya da başarılı olmak temeline oturtmuş olabiliriz. Anlamlı bir hayatımızın olması ise bunların her birinden ve hepsinden çok daha güçlü bir tutku katıyor yaşamdaki adımlarımıza. Gayesi güçlü olanların niyetleri de güçlüdür, sırf bu yüzden de eylemleri bir o kadar olumluya dönüşür.

İç veya dış parazitlerle uğraşmayıp, iyi yaşamaya odaklanmanın en önemli adımlarından birisi yaşama gayemizi yani “İkigai”mizi bıkmadan usanmadan düşünmektir. Bulması ne kadar zor olursa olsun yaşatması, bize değer katması o kadar güçlü olacaktır.
İyi yaşamanın birçok sırrı mevcut, en önemli tılsımı ise yarınları beklemek değil, bugün güçlü yaşam tutkusu ile var olmaya devam etmektir. Böylesine bir varoluş ise hayallerimizi gerçekleştirmek yolculuğunda bize çok daha fazla cesaret ve güç verecektir.

Kaynak: indigo dergisi

BİLİNCİN YÜKSELDİKÇE NELER OLUR?

Bilinç-Yükseldikçe-Ne-Olur[1]

 

 

Bilinci henüz senin kadar yükselmemiş olanların konuşmaları sana eski tadı vermemeye başlar.
Kendin gibi olan insanları arar ve onlarla bir şekilde karşılaşmaya yeni dostluklar oluşturmaya başlarsın.
Sana söylenen şeyleri olduğu gibi doğru kabul etmek yerine sorgulamaya başlarsın.
Korkuların azalır.
Eskiden zoraki yaptığın şeyleri artık yapmaya mecbur hissetmezsin.
Kendini çok daha rahat ifade etmeye başlarsın.
İstemediğin şeylere rahatça “Hayır” diyebilirsin.
Tek başına kalmaktan keyif almaya başlarsın.
Hayatta gerçekten yaşamak istediğin gibi yaşayıp yaşamadığını sorgulamaya başlarsın.
Gerçekten ne yapmak sana heyecan veriyorsa onun peşine düşersin.
Olumsuzluklar seni eskisi kadar üzmez olur.
Kötü giden şeylere dertlenmek yerine çözüm bulmaya odaklı olursun.
Etrafta sıkıntı veren şeyler seni etkilemez.
Gelecek için kaygılanmazsın.
Başına kötü bir şey geldiğinde eskiden olduğu kadar üzülmezsin.
Birisi sana hakaret ettiğinde, bağırdığında etkilenmez ve aynı şekilde tepki verme ihtiyacı duymazsın.
Birisi seni haksız yere suçladığında kendini savunma ihtiyacı
duymazsın.
İltifatlar da seni eskisi gibi etkilemez.
Onaylanma ve takdir edilme ihtiyacı hissetmezsin.
Birilerine bir şeyleri ispat etme isteğin ve çaban biter.
Seni rahatsız eden zihin konuşmaları gitgide azalır ve zor duyulur hale gelir.
Öfke ya da üzüntü gibi duygular ara sıra gelir ama senin üzerindeki etkileri dakikalar içinde geçer üzerine yapışmaz ve seni günlerce rahatsız edemezler.
Reklam

Diğer insanların zenginliğini kıskanmazsın.
İnsanların senin hakkında ne düşüneceklerini umursamazsın.
İnsanları kategorilere ayırmazsın ve herkese aynı davranırsın.
Yapılan hataları çok çabuk affedersin.
Dışarıda ne olursa olsun içinde sebepsiz bir sevinç olur.
Her yerde ve herkesin yanında kendin gibi olursun.
Herkesin içinde aynı Öz’ün parçası olduğunu fark etmeye başlarsın.
Dünya bir oyun alanı gibi gelmeye başlar.
İçinde sürekli hissettiğin huzuru kimse bozamaz.
Sevgiyle
Önce İnsan
Özlem Hatipoğlu

Babaannem derdi ki;Mutlu isen mutlu görün, değilsen zorlamanın bir alemi yok kızım…

images1

 

Babaannem derdi ki;
Mutlu isen mutlu görün, değilsen zorlamanın bir alemi yok kızım…
Kimseyi yaşadıklarına inandırmak zorunda değilsin. Birileri üzülecek diye, sürekli gülmek zorunda da değilsin. Bir kere taşımaya kalktın mı kimse inmek istemeyecektir sırtından, yorulmaya dahi hakkın olmayacaktır. Seversin, layık görülmezsin sevmeye, gitmeye kalkarsın, kaçan olursun. Hep hazırda olmanı beklerler ama, kimsenin ayağına dolanan olmamalısın…
Her zorluğun altından tek başına kalkmaya çalışma kızım, bırak herkes üzerine düşeni yapsın. Taşkın sel olma, duru, hatta kimsenin ha deyince gelemeyeceği, bulamayacağı dağ gölü ol. Gerçekten ulaşmak isteyen sana dokunsun…
Evet içinde dağları delecek, çölleri aşacak gücün var, ama sen ne Ferhat’sın ne Mecnun. Sen Ferhat’ın sevdiği Şirin, Mecnun’un yandığı Leyla’sın kızım…
Ve şunu söylemekten çekinme;
Çok yorgunum, ”yardıma ihtiyacım var”…

Dilin Kadar Varsın…

bilgi-toplumunda-kulturel-sistem-cem-cengiz-yilmaz1

 

 

Adamın biri babadan yadigâr antik ipek bir halısı varmış. Satmaya karar vermiş. Ona göstermiş buna göstermiş, ama kimse talip olmamış. Sonunda zengin birini bulmuş ve ona götürmüş.
Zengin halıya bir bakmış ve sormuş, kaç para? Adam cevap vermiş 100 altın. Zengin tereddüt etmeden tamam demiş ve çıkartıp 100 altın vermiş.
Adam sevinmiş. O sırada zengin sormuş bu halının kaç para ettiğini biliyor musun? Adam cevap vermiş hayır bayım. Zengin devam etmiş en az 3000 altın eder. Adam susmuş. Zengin sormuş, niye 100 altına verdin? Adam biraz düşünmüş ve cevap vermiş, bayım bağışlayın ama benim bildiğim en büyük rakam 100!
Şimdi aklıma Ludwig Wittgenstein geldi “Dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır.” Dilin anlam zenginliği ve anlam derinliği gelişmedikçe o dil ile yapılan iş sayısı sınırlı kalacaktır.
Konuşma dili 150-200 kelime/dakika ve okuma dili 200-250 kelime/ dakika iken, düşünme dili 1300-1800 kelime/dakika düzeyindedir. Bu yüzden yeterince sözcük, anlam, kavram ve düşünsel bağlantıya sahip olmayan zihin kısır döngüde çıkmazları yaşayacaktır.
Bu durumda, 200 kelime ile düşünen, 2000 kelime ile düşüneni anlamayacaktır.
Parafı şöyle bitirmek isterim:“Dilin kadar varsın.”
Anooshirvan Miandji

Enerjinizi Düşüren 10 Etken

10387207_207470459591617_2796015493279605712_n1

 

 

Umutsuzluk içine düşeriz. Çevremizdeki herkes gibi asık suratlı olur ve emeklilik yıllarını beklemeye başlarız. Hayallerimizi kaybeder ve çocukluk enerjimize veda ederiz. Üçüncü sayfa haberlerini okur ve bunlar bizim başımıza gelmedi diye seviniriz. Sonunda ise enerjimizi kaybeder ve hayallerimize veda ederiz. Hadi gelin enerjimizi bağlayan bu etkenleri değiştirelim. Gülüşümüze ve enerjik yıllarımıza tekrar kavuşalım.

Kendinizi suçlamayı bırakın.
Her sabah kendime kızıyorum. Başaramadığım şeyler beni bu hale getirdi veya şunları yapabilseydim daha iyi olacaktı. Şöyle yapsaydım harika bir hayatım olacaktı. Aynaya bakın ve kendinize sen harika bir insansın ve seni suçlamıyorum deyin. Geçmiş hatalarınızı affedin ve geçmişin yükünü artık sırtınızdan indirin.

Başkalarını mutlu etmeye çalışmayın.
Tüm enerjinizi size değer vermeyen ve sizi önemsemeyen insanlar için harcamayı bırakın. Sizi seven insanlara odaklanın. Ailenize ve sizi sadece siz olduğunuz için sevenlere. Enerjiniz bağlanıyor çünkü hayatınızın odağını yanlış kişiler için harcıyorsunuz. Tüm hayat enerjinizi size değer vermeyen insanlar için harcıyorsunuz. Onları kendi yollarına bırakın.

Kendinize inanın.
Çoktan vazgeçtim hayallerimden diyorsanız büyük bir hata yapıyorsunuz. Siz hayatınızı değiştirecek yegane kişisiniz. Enerjiniz bağlanıyor çünkü inanmadığınız şeyler yapıyorsunuz. İstemediğiniz bir işte çalışıyorsunuz. İstemediğiniz halde tüm enerjnizi o işe vermek zorunda kalıyorsunuz. Mutsuzluğunuzun ve enerjinizin bağlanmasının sebebi işte budur.

Çocukluk enerjinizi koruyun.
Bir çocuk gibi saf ve huzurlu düşünün. Enerjinizi bağlayan en büyük etkenlerden biri de budur. Çok fazla hesap yapmayın. Hayatın getirdikleri ile mutlu olun.

Aklınızı sessizleştirin.
Zihninizi susturun ve huzur o anda sizi bulacaktır. Huzurlu bir ruh ile bağlanan tüm enerji açılacaktır.

Ağzınızdan çıkana dikkat edin.
Tutamayacağınız sözler vermeyin. Kimsenin arkasından konuşmayın ve kınamayın. Unutmayın kınadığınız şey başınıza gelir ve o şekilde sınanırsınız. Hayatını kanunu bu. Ağzınızdan çıkan yanlış sözler size negatif enerji olarak geri döner.

Olumsuz düşünmekten vazgeçin.
Kafanızda kurduğunuz olası geleceklerin hiç biri olmayacak çünkü sizin için en doğru gelecek seçildi. Siz bir bedeni deneyimleyen ruhlarsınız. Siz enerjisiniz. Hayatınızı negatife değil pozitife yönlendirin. Unutmayın akıl her zaman negatifi düşünmeyi tercih eder.

Kaygıyı bırakın.
Gelecek kaygısı duyarak enerjinizi bağlıyorsunuz. Eğer kaderiniz içinde güzel bir sabah varsa kimse sizden onu alamaz. Ama bu sabahı berbat etmek istiyorsanız kimse size engel olamaz. Kötü veya İyi yoktur. Sadece denge vardır. Akışı kontrol edemezsin. Ama akışa uyarsan zaten gitmen gereken yere seni götürecektir.

Neden sonuç ilişkisinden kurtulun.
Her şeyin bir nedeni ve sonucu vardır. Ama hayatın asıl amacı deneyimlemektir. Yaşadığınız sonuçlardan kimseyi suçlamayın ve özellikle de kendinizi suçlamayın.

Gülen neşeli insanlar ile bir arada olun.
İki hasta varmış ikisine de aynı teşhis koyulmuş ve ameliyata alınacaklarmış. Hastalardan biri öleceğine inanıyor ve sürekli söyleniyormuş. Diğeri ise gülüyor ve hayatının daha iyi olacağına inanıyormuş. İkisi arkadaş olmuşlar. Önce karamsar olan günlerce anlatmış ne kadar tehlikeli bir ameliyata gireceklerini ve kurtulma şanslarının ne kadar zor olacağını. Neşeli hasta ise onun anlatmaları her bittiğinde komik bir anısını anlatıyor ve gülüyorlarmış. Sonunda ne mi olmuş karamsar hasta da bırakmış ameliyatı filan o da yaşadığı anıları anlatmaya başlamış. Ameliyat gününde ikisi de gülerek ve neşeli girmiş ameliyata. Sağlıklı bir şekilde çıkmışlar ameliyattan.

Hepimiz biraz karamsar hasta gibiyiz. Ölümü düşünmediğimizi iddia ediyor ama çok düşünüyoruz. Kafayı takıyor ve çevremizi, kendimizi mutsuz ediyoruz. Sizce o neşeli hasta olmak zor mu bu kadar? Siz karamsarsanız bile çevrenizde neşeli insanlar olsun. Onlar sizi o girdaptan kurtaracaklardır.
Bilgeye sormuşlar. Akıllı ile Aptal arasındaki en büyük fark nedir diye.

Kaynak: Bilgi Erdemdir

Not: Ve tabi ki kendinize reiki yaparak düşen enerjinizi her daim yükseltebilirsiniz….A.I.