Arşivler

HAYATINIZDAKİ “DUYGUSAL VAMPİR” KİM?

eleştirmek[1]

 

Doktor olarak hastalarımda ilişkilerin, hayattaki en büyük “enerji emiciler” olduğunu gözlemledim. Bazı ilişkiler olumludur ve ruh halinizi olumlu etkilerler. Bazıları ise sizdeki iyimserlik ve huzur duygusunu yok ederler. Ben böyle sizi kurutan insanlara “duygusal vampirler” diyorum. Bu insanlar sadece fiziksel enerjinizi emmekten çok daha fazlasını yapıyorlar. Kötü niyetli olanları size kendinizi değersiz ve sevilemez hissettirebilir. Diğerleri size kendinizi kötü hissettirmek için küçük zararlar verebilirler. Örneğin, “ Birkaç kilo aldığını fark ettim, şekerim” ya da “Çok hassassın!” onların en sevdiği cümlelerdendir. Bir anda sizi güveninizi sarsacak, tehlikeli alanlara doğru sürüklerler.

Enerjinizi korumak için duygusal vampirlerle savaşmak gerekir. “Duygusal Özgürlük” kitabımdan aktaracağım stratejiler, size hayatınızdaki duygusal vampirleri tanımada ve onlarla savaşmada yardımcı olacak.

Bir duygusal vampirle karşılaştığınıza dair işaretler:
• Göz kapaklarınız ağırlaşır ve şekerleme yapma ihtiyacı hissedersiniz.
• Ruh haliniz bir anda düşüşe geçer.
• Sizi rahatlatan, bol karbonatlı yiyecekler yemek istersiniz.
• Kendinizi endişeli, depresif ve olumsuz hissedersiniz.
• Kendinizi eleştirilmiş hissedersiniz.

Duygusal vampir çeşitleri

1. Narsist

Sloganları “Önce ben”dir. Her şey onlar hakkındadır. Abartılmış bir kibirleri vardır, dikkat çekmeye bayılırlar ve beğenilmeye ihtiyaç duyarlar. Tehlikelidirler çünkü empatiden yoksundurlar ve koşulsuz sevme konusunda hiç iyi değillerdir. Eğer bir şeyleri onların istediği gibi yapmazsanız, cezalandırıcı ve soğuk olurlar.

Kendinizi nasıl korursunuz?

Beklentilerinizi gerçekçi tutun. Bu insanlar duygusal anlamda kısıtlı insanlardır. Böyle birine aşık olmamaya çalışın ya da onlardan koşulsuz sevgi beklemeyin. Hiç bir zaman sizin değeriniz onlara bağlıymış gibi düşünmeyin ve onlarla en saklı sırlarınızı paylaşmayın. Onlarla başarılı bir şekilde iletişim kurmak için, bir şeyin onların nasıl yararlı olacağını göstermelisiniz. Eğer zorunlu değilse bu can sıkıcı egosantrikle fazla muhatap olmamak en iyisidir, ama eğer ilişki kaçınılmazsa bu yaklaşım işe yarar.

2. Kurban

Bu vampirler “zavallı ben” tavrıyla sinirlerinizi yıpratırlar. Dünya her zaman onların karşısındadır ve bu da mutsuzluklarının ana sebebidir. Sorunlarına bir çözüm önerdiğinizde her zaman sizi şöyle yanıtlarlar “Evet ama…” Onları arayıp sormaktan vazgeçme ya da onların aramalarını görmezden gelme noktasına gelebilirsiniz. Arkadaş olarak yardım etmek isteyebilirsiniz ama hüzün dolu öyküleri sizi yorabilir.

Kendinizi nasıl korursunuz?

Nazik fakat kesin sınırlar koyun. Kısaca dinleyin ve arkadaşınıza veya akrabanıza “Seni seviyorum ama eğer çözümü tartışmak istemiyorsan, seni ancak beş dakika dinleyebilirim” deyin. Söz konusu iş arkadaşınızsa “Senin için her şeyin iyi olmasını tüm kalbimle dileyeceğim” deyin ve ardından “Umarım anlarsın, yetiştirmem gereken bir iş var ve ben çalışmaya dönmek zorundayım” diye ekleyin. Bunun iyi bir zaman olmadığını belirtmek için vücut dilinizi kullanabilir; göz kontağını keserek veya kollarınızı birbirine kavuşturarak sağlıklı sınırlar koyabilirsiniz.

3. Denetleyici

Bu insanlar takıntılı olarak sizi kontrol etmeye ve nasıl olmanız ve hissetmeniz gerektiğini size dikte etmeye çalışırlar. Her şey hakkında bir fikirleri vardır. Eğer davranışlarınız onların kitabına uygun değilse, duygularınızı geçersiz kılarak sizi kontrol etmeye çalışırlar. Çoğu zaman “Aslında senin neye ihtiyacın var, biliyor musun?” diye cümleye başlarlar. Sonunda hükmedilmiş, küçültülmüş ve değersizleştirilmiş hissedersiniz.

Kendinizi nasıl korursunuz?

Başarının sırrı denetleyici kontrol etmeye çalışmamaktır. Sağlıklı bir şekilde girişken olun, ancak onlara ne yapmaları gerektiğini söylemeyin. Şöyle diyebilirsiniz “Tavsiyene değer veriyorum ama bunu gerçekten benim kendi kendime halletmem gerekiyor.” Güvenli olun ve kurbanı oynamayın.

4. Sürekli konuşan

Bu insanlar sizin hislerinizle ilgili değildirler. Onlar sadece kendileriyle ilgilenirler. Lafa girebilmek için bir boşluk beklersiniz, fakat o an hiç bir zaman gelmez. Ya da bu insanlar size fiziksel olarak o kadar yaklaşırlar ki, neredeyse üstünüzde nefeslerini hissedersiniz. Siz geriye gidersiniz ve onlar size bir adım daha yaklaşır.

Kendinizi nasıl korursunuz?

Bu insanlar sözsüz ipuçlarına cevap vermezler. Yapması zor olabilir, ama sözlerini kesmeli ve konuşmalısınız. 2-3 dakika dinleyin ve sonra kibarca “Sözünü kestiğim için kusura bakma ama, başka insanlarla konuşmam gerekiyor… ya da randevum var… ya da tuvalete gitmem gerekiyor.” Bunlar “Kes sesini, beni deli ediyorsun!” diye bağırmaktan çok daha yapıcı taktiklerdir, aklınızdan geçenler tam olarak bunlar olsa da. Eğer bu bir aile üyesiyse, kibarca “Eğer bana da söz hakkı tanırsan, belki ben de aramızdaki diyaloga bir şeyler ekleyebilirim” diyebilirsiniz. Eğer bu nötr bir şekilde söylersiniz, anlaşılma ihtimaliniz artar.

5. Drama kraliçesi

Bu insanların küçük olayları abartarak onlardan dört başı mamur dramalar çıkarmak konusunda doğal yetenekleri vardır. Hastalarımdan Sarah, işe devamlı geç gelen bir eleman aldığında, bu durumdan muzdaripti. Bir hafta, söz konusu elaman grip oldu ve “neredeyse ölüyordu”. Ardından arabası park yerinden çekildi! Bu çalışan ofisi terk ettiğinde Sarah kendini kullanılmış ve yorgun hissediyordu.

Kendinizi nasıl korursunuz?

Drama kraliçesi, ağırbaşlılıktan nasibini almamıştır. Sakin olun. Derin nefes alın. Bu size onların etkisine girmekten alıkoyacaktır. Kibar fakat kesin sınırlar koyun. Örneğin “Bu işi istiyorsan, zamanında burada olmalısın. Başına gelen talihsizliklerden dolayı üzgünüm, ama iş önce gelir.

İlişkilerinizi geliştirmek ve enerji seviyenizi yükseltmek için, hayatınızda kimlerin sizin enerjinizi emdiği, kimin enerjinizi yükselttiği hakkında bir keşfe çıkmanızı öneririm. Size iyi gelen insanlarla daha çok vakit geçirin ve sizin enerjinizi emenlere karşı sağlıklı sınırlar koyun. Bu hayat kalitenizi artıracaktır.

* Judith Orloff

“Bir ormanda yol ikiye ayrıldı. Ben gittim daha az geçilmişinden, ve bütün farkı yaratan bu oldu işte.” R. Frost

two-roads-in-a-yellow-wood-e1428693755196-620x400[1]

 

 

Kararları özgür irademizle mi veriyoruz? Önümüze çıkan fırsatları neye göre değerlendirip neye göre seçiyoruz? Büyük ihtimalle birazdan okuyacağınız Robert Frost’un 1916’da yazdığı ‘Gidilmeyen Yol’ adlı şiiri, daha önce okuduğunuz Amerikan şiirlerinden daha çok alıntılanmış ve daha çok benimsenmiştir. Ve daha önce sizi tanımayan bir şair tarafından eleştirildiğinizi bu kadar hissetmemişsinizdir. 1876 doğumlu Amerikalı şair Frost, bu şiiriyle insanoğlunun ironik veya trajikomik bir teslimiyete eğilimli olduğunu açıkça ortaya koymuştur.

Çoğu okuyucu, şiirin insanlığın özgür iradeye olan inancını veya alışılmışa karşı bir ayaklanmayı ifade ettiğini düşünür. Fakat, çoğunluğun aksine bu şiir aslında hangi yolun seçilmesi gerektiği hakkındaki kararın tamamen gelişigüzel olduğuyla ilgili. İki karar var. Birini seçtiniz ve bu sayede hayatınızı en güzel anılarla ve insanlarla dolduruyorsunuz veya hayatınız daha önce hiç bu kadar çekilmez olmamıştı. Peki ya diğer kararı seçseydiniz, hayatınızın ne tarafa yön alabileceğini düşünmüş müydünüz? Bu size ait bir özgür irade mi yoksa sıradan bir seçim mi? Karşınıza çıkan bu iki karar her ne kadar birbirinden farklı gözükse de, Robert Frost’un bu şiiri temelde bu iki kararın eşit olduğunu defalarda alaycı bir mizahla adeta yüzümüze çarpıyor. Aslında saatlerce üzerinde düşündüğünüz ve seçmekte zorlandığınız bu kararlar, en az birbiri kadar açık ve aynıdır. Frost’a göre aldığınız bu kararlar, sadece bir hevesle birini diğerine tercih etme durumudur.
Bir kaynağa göre; Frost okuyucuların şiirini yanlış yorumladığının farkındaydı, buna istinaden “O şiir hakkında dikkatli olmalısınız. Hileli, çok hileli bir şiirdir.” cümleleriyle bizleri uyarmıştır.
gidilmeyen yol
sarı bir ormanda ikiye ayrıldı yolum,
ikisinden birden gidemediğim ve yazık ki
tek yolcu olduğum için üzgün, uzun uzun
baktım görene kadar birinci yolun
otlar çalılar arasında kıvrıldığı yeri;
sonra öbürüne gittim, o kadar iyiydi o da,
ve belki çimenlik olduğu, aşınmak istediğinden
gidilmeye daha çok hakkı vardı; oysa
oradan gelip geçenler iki yolu da
eş ölçüde aşındırmıştı hemen hemen,
ve o sabah ikisi de uzanıyordu birbiri gibi
hiçbir adımın karartmadığı yapraklar içinde,
ah, başka bir güne sakladım yolların ilkini!
ama bilerek her yolun yeni bir yol getirdiğini,
merak ettim geri gelecek miyim diye.
iç geçirerek anlatacağım bunu ben,
nice çağlar sonra bir yerde:
bir ormanda yol ikiye ayrıldı, ve ben –
ben gittim daha az geçilmişinden,
ve bütün farkı yaratan bu oldu işte.
Frost her ne kadar insanın kendini yüceltme, hayatın belirsizliklerini somutlaştırma ve yaşamı seçimler yaparak iyi ve kötü sıfatları altına sokma eylemleriyle teselli bulduğunu söylese de şiirde asıl vurguladığı gerçekte neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmenin mümkün olmadığı ve kararlarımızın genellikle gelişigüzel ve bilinçsiz tahminler olduğu bilgisidir.
Frost’un bu şiiri her ne kadar keskin bir şekilde yorumlansa da edebiyatın kişisel görüşlere ve yorumlara açık olma durumu vardır. Sizin bu dizelerde gördüklerinizle bir başkasının gördüğü aynı olmayabilir, olmamalıdır da.
Çevirisi Suphi Aytimur’a ait olan bu şiirin orjinali halini buradan okuyabilirsiniz.
The Road Not Taken
Two roads diverged in a yellow wood,
And sorry I could not travel both
And be one traveler, long I stood
And looked down one as far as I could
To where it bent in the undergrowth;
Then took the other, as just as fair
And having perhaps the better claim,
Because it was grassy and wanted wear;
Though as for that the passing there
Had worn them really about the same,
And both that morning equally lay
In leaves no step had trodden black.
Oh, I kept the first for another day!
Yet knowing how way leads on to way,
I doubted if I should ever come back.
I shall be telling this with a sigh
Somewhere ages and ages hence:
Two roads diverged in a wood, and I —
I took the one less traveled by,
And that has made all the difference.

Kaynak: Matt Blanchard

Cerensu Seber 10 Nisan 2015

16 ŞUBAT KOVA BURCUNDA GÜNEŞ TUTULMASI : KENDİ ÖNÜNDEN ÇEKİL…

aquarius2[1]

16 Şubat 2018 İstanbul saati ile 00:05 de Kova burcunun 27. derecesinde bir Güneş tutulması gerçekleşecek. Ay ve Güneşin Kova burcunda birleşen güçlü enerjisi yaşamlarımızda kuvvetli bitişlerin ve başlangıçların habercisi niteliğinde. Ay ve Güneş tutulmaları yoğun değişim enerjilerini içerisinde barındıran, yaşamlarımızdaki önemli kavşak noktalarına aracılık eden göksel fenomenlerdir. Kadersel olaylarla ilişkilendirilir tutulmalar, bunun da nedeni tutulmaların karmik temalar ile ilişkilendirilen AY Düğümleri ile olan yakın irtibatlarından dolayıdır.
2016 Ağustos ayında Ay Düğümleri ASLAN- KOVA aksına geçmişti. Bu akstaki tutulmaların en sonuncusunu Ocak 2019 da yaşayacağız ve toplamda 9 tutulma gerçekleşecek. Şimdiye dek bugünkü tutulma ile birlikte 6.yı yaşıyoruz ve bu da demek oluyor ki bu serideki tutulma döngüsünün neredeyse yarısını geçmiş durumdayız. Yaklaşık 2 yıldır yaşadığımız doğum haritalarımızdaki Aslan ve Kova burçlarının söz sahibi olduğu alanlarda önemli finaller, başlangıçlar ve de bunlara bağlı değişimler bu yılın sonuna dek neredeyse tamamlanmış olacak. Bu tutulmalar ile ilgili olarak son olarak not düşmek istediğim şey de şu; Kuzey Ay Düğümü yönündeki yani ASLAN burcundaki tutulmalar bizleri ileriye taşıyacak, geliştirecek, geleceğimize dair köprüleri inşaa etmek adına neleri oluşturmamız gerektiğini anlatırken, Güney Ay Düğümü yönünde olan tutulmalar yani KOVA burcunda gerçekleşenler de geleceğimize yol almak adına bırakmamız gereken, adım atarken bastığımız yere dikkat etmemizi zorunlu kılan, belki geçmiş alışkanlıklarımızın artık bize hizmet etmediği gerçeği ile yüzleşmelerimizi anlatacak. Güney Ay Düğümü ilerlemek adına neleri bırakmak, en azından korkularımız yüzünden bi türlü adım atamadığımız ve bu yüzden yerimizde saydığımız konuları, Kuzey Ay Düğümü ise geleceğimize doğru adım attıran gelişim fırsatlarını anlatır astrolojik olarak.
Gelelim bugünkü Kova burcundaki tutulmaya. Tutulma güney ay düğümü yönünde, demek ki bir şeylerin sonuna geldik, bir şeyleri elden çıkarma zamanı. Bir türlü vazgeçemediğimiz ama bu yüzden de iki ileri bi geri gidip geldiğimiz konular finale ulaşmak durumunda. Sorunlu ilişkilerin finali, kadersel ilişkilerin başlangıcı, ailevi konularda yenilenme, kalıcı dönüşümlerin desteklenmesi adına belli davranış kalıplarımızın yıkılmasına ve yenilerinin yaşamımıza girmesine tanık olacağız, zira Güneş tutulmaları kuvvetli yeniaylardır. Her ne yaşıyorsak, nelerle meşgul isek, neleri başarmak istiyor ama bir türlü de adım atamıyorsak işte evren bizleri alıp bir noktaya koyup, artık yolumuza oradan devam etmemizi isteyecek.

KOVA burcu yüksek aklın, yaratıcılığın ama en önemlisi de sezgiler yolu ile evrenle olan iletişimin ifadesidir. Sezgi ve akıl gücü Kova burcunun en baskın özelliğidir. Bakın yukarıdaki fotoğrafa, burada KOVA sembolünde bir dizinin üzerinde elinde küp tutan adam görürsünüz. Burada küpün her iki tarafı da açıktır. Çünkü göklerden akan ilahi bilgi ve sezgiyi kabına dolduran ve bir tarafı ile de bunu yeryüzüne akıtan bir insan formu vardır karşımızda. Evrensel aklın, bilincin Kova burcu ile bağlantısı nasıl ki ayrılmaz bir şekilde iç içe geçmiş ise bugün gerçekleşecek olan Kova burcundaki Güneş tutulmasında da göklerden gelen sezgisel bilginin yeryüzüne olan yansımalarını göreceğiz.
Gökyüzündeki gezegenlerin neredeyse tamamı üzerinde karmanın lordu olarak tanımlanan SATÜRN’ün söz sahibi olması, tutulmanın güney ay düğümü yönünde olması kaderimizle karşılaştığımız bir zaman diliminde olduğumuzu anlatıyor. Her birey nasıl ki eşsiz, benzersiz ve özgün ise doğum haritası da onun bu özgünlüğünü yansıtırcasına ona özeldir. Bu yüzden burç burç şu şöyle etkilenecek, bu böyle etkilenecek demek sığ kalmakla birlikte haritalarınızın KOVA burcunun söz sahibi olduğu alanlar, Kova ve Aslan burcunda gezegenleri, özel noktaları olanlar doğrudan etki altında olacaklar. Sabit burçların diğer ikilisi Boğa ve Akrepler de tutulmanın birincil etkileri altında olacaklar.
Gelelim tutulma anı haritasında göze çarpan yerleşimlere, anın haritasında ufukta Akrep burcunun ilk dereceleri yükseliyor. Yükselen yöneticisi olarak Mars, büyük iyicil Jüpiter ile karşılıklı ağırlamada. Tutulma haritanın 4. evinde yani ailevi konulara, yuva ve yerleşimle ilgili konulara, anne ve babamızla, aile büyüklerimizle ve onların durumları ile konular, kendimizi en güvende hissettiğimiz korunaklı limanlarımıza bir vurgu var. 4. ev haritanın dip noktasıdır ve 10. ev bizim yaşam hedeflerimiz ise 4 ev bu hedeflerimizi, amaçlarımızı neyin üzerine inşaa ediyor oluşumuzdur. En derinlerimizde, herkesten gizlediğimiz “ben” imizde neler olduğunun evidir bu tutulmanın gerçekleştiği ev. Köklerimizdir ve derinliklerimizdir.
Demek ki önümüzdeki aylarda geleceğimize doğru yeni bir temel atma, yıkık dökük kalmış, ilgisiz bıraktığımız yaşam alanlarımızı temizleyip toparlama, gereksiz yüklerden arınma ve sağlam temellere geleceğimizi inşaa etme zamanı. Unutmayın, tutulma Güney Ay Düğümü yönünde ve bir şeylerin bırakılması, hafiflememiz ve sadeleşmemiz isteniyor bizlerden. Geçmiş yaşam kalıplarımız, alışkanlıklarımız, bize hizmet etmeyen en azından gelişim adına yardımcı olmayan fuzuli işleri, bizi eteğimizden tutup tutup aşağı çeken ilişkileri bırakma döneminin tam da içindeyiz artık. Geçmişle hesapların görülüp, geleceğe doğu adımların atılma zamanı şimdi.
Tutulmanın modern yöneticisi Uranüs, KOVA burcundaki Ay- Güneş kavuşumuna ılımlı bir açı yapıyor. Bu açısal ilişki önümüzdeki süreçte ani bitişleri, sürpriz başlangıçları, şaşırtıcı ve şok edici gelişmeleri, henüz netliğe kavuşmamış görmekte zorlandığımız konuları ortaya çıkartabilir.
Astrolojik olarak bir şeyi yapma gücümüz, irade ve kararlılığımız MARS enerjisi ile ilgilidir. Anın haritasında Mars ile Neptün arasında sert bir açı bulunuyor. Neptün hayallerin, ideallerin ve rüyaların gezegenidir ve üst bilince ulaşmış, farkındalıklı bir insan açısından Neptün Nirvana efekti yaratırken, henüz bizler gibi yolda olan yolcular için Neptün efekti kaotik durumlar, hayal kırıklığı, ne yaptığını bilmezlik, kafa karışıklığı bir şeyleri nasıl, niçin ve ne zaman yapma gerekliliğin farkında varmakta zorlanmadır. Mars ile Neptün kare açı yapınca da ortaya hayallerini gerçeğe dökmek adına dürüst, adil, sevgi dolu ve sadece kendisi için değil tüm insanlık için eyleme geçen bir şovalye modeli (Mars Yay burcunda :)) ortaya çıkabilir. Tabi aksi de mümkün, ne dediği, ne yaptığı belli olmayan, bir dediği bir dediğini tutmayan, ukala ve kibirli (Merkür Jüpiter’e kare) hem kafası karışık bi de yetmezmiş gibi kimsenin aklını beğenmeyen, akıl verenlerin aklını küçümseyen, verdiği kararların sonuçlarına katlama cesareti gösteremeyen acayip bi tip de ortaya çıkabilir. Hep derim ve daima da söylemeye devam edeceğim ki; gökyüzünde bir görünüm oluşuyor, bir gezegen bir gezegene belli açılar yapıyor ise bunun daima bir aydınlık bir de gölge yönü vardır. Ne mutlu gölgeleri aydınlatan bilgi ve farkındalığa sahip olabilene, değişim cesaretini gösterebilen cesur ruh kaşiflerine 🙂
Madem ki yeni bir dönem başlıyor yaşamlarımızda, yola çıkıyoruz her birimiz farklı farklı konularda o halde yoldan dönmek, yan çizmek yok. – mış gibi yapmadan, gerçekten değişime direnç göstermeden, kendi ego kalıplarımız ile kendi önümüze engel olmadan ilerlemek durumundayız. Hepimize yaşamlarımızda güçlü ve etkili adımları atabilme cesareti gösterebildiğimiz verimli bir dönem olmasını diliyorum.
Sevgi ve ışıkla, gökyüzü rehberimiz olsun…..
Hülya DEĞER Dip. ASA

https://astrolojininrehberligi.wordpress.com/2018/02/15/16-subat-kova-burcunda-gunes-tutulmasi-kendi-onunden-cekil/

Vücudumuzun Çeşitli Bölgelerindeki Ağrıların Psikolojik Sebeplerini Gösteren 9 Muhteşem Çizim

 

k-300x297[1]

Psycology Today dergisinde yayınlanan bir makaleye göre, insan vücudundaki ağrıların sebepleri sadece fiziksel değildir bunun yanı sıra duygusal sebepleri de olabilir. Mesela stresin çeşitli ağrılara sebep olduğunu hepimiz biliriz. Fiziksel olarak sebebi ortaya koyulamayan bölgesel ağrıların sebebi psikolojik etkenler, travmalar olabilir. Bu çalışma hangi bölgesel ağrının sebebinin hangi duygusal problem olabileciğine dair bir teori.
Psikolog Dr. Susan Babel, insan vücudundaki bölgesel ağrıları, ilginç bir teoriyle ortaya koyuyor. Sadece fiziksel etkenlerin değil psikolojik etkenlerin de bölgesel ağrılara sebep olabileceğine inanıyorsanız bu tavsiyeler tam size göre diyebiliriz. İşte Susan Babel’in ilginç tasarımları…
1.Baş ağrınızın nedeni, sürekli karşınıza çıkan engeller olabilir…

Stresten ve kötü duygulardan arınıp biraz rahatlayın…

w1[1]

2.Boyun ağrınızın nedeni, içinizde biriktirdiğiniz kırgınlıklarınız olabilir.

Ama aslında sizi seven insanlar var.

w2[1]

3.Zor kararlar almak ve gündelik baskılar omuz ağrısına sebep olabilir.

Sorunlarınızı birileriyle paylaşın, yükünüzün hafiflediğini hissedecsiniz.

w3[1]

4. Sırt ağrılarınız takdir edilmeme kaygısından veya sevginizi göstermekten korkmanızdan kaynaklanabilir.

Kalbinizi ve duygularınızı dünyaya açmaktan korkmayın

w4[1]

5. Bel ağrısı, para takıntısı ve kaybetme korkusundan kaynaklanabilir.

Gerçekten sevdiğiniz şeyi yapın, para kendiliğinden gelecek

w5[1]

6.Dirsek ağrıları, gereksiz inatçılıktan kaynaklanıyor olabilir.

Biraz sakinleşin…

w6[1]

7. El ağrıları, yalnızlık duygusundan kaynaklanabilir.

Sosyalleşmekten korkmayın, herhangi biri sizin arkadaşınız olabilir.

w7[1]

8. Ayak bileği ağrısı, hayallerinizi sürekli ertelemenizden kaynaklanıyor olabilir.

Yarışı bir kenara bırakın ve küçük hayallerinizi gerçekliğe dönüştürün.

w8[1]

9. Ayak ağrısı, umutsuzluktan veya harekete geçme isteksizliğinden kaynaklanabilir.

Hayatınızı sevgi ve mutlulukla doldurun…

w9[1]

Kaynak: Birghtside

SARKAÇ (PANDÜL) KULLANIMI

Men-Women-font-b-Amethyst-b-font-font-b-Pendulum-b-font-Stone-Faceted-Pyramid-Healing[1]

 

Sarkacın ucu; kristal, yarı değerli taş veya metal olur. Ahşap olanları da vardır. Sarkacın kullanılmadan önce mutlaka arındırılması ve programlanması gerekir.
Arındırma işlemi
Sarkacın bizim ile uyumlu programlama yapabilmesi için dünya üzerinde var olduğu andan elimize gelene dek geçirdiği evrede toplamış olduğu negatif bilgilerden arındırılması için bu işlem mutlaka yapılmalıdır.
Bulunabildiğince saf alkol alınır. Sarkaç zinciri ile birlikte, tümü alkolün içinde olmak üzere alkole batırılır. Saf alkolde bir saat beklemesi yeterlidir. Mümkün ise deniz tuzu, yok ise normal tuz kullanılır. Alkolden alınan sarkaç tuza koyulur, ve sarkacın her yanı tuz ile ovulur.
Bir mücevher kutusu veya güzel bir torbanın içi ada çayı tütsüsüne tutulur. Sarkaç tuzdan alınıp, soğuk suyun altında iyice yıkandıktan sonra kurulanıp bu kutunun veya torbanın içine konulur.
Sarkacın programlanması
Sarkaç alınıp sakin bir yere çekilinir. Reiki kanalı açılır. Torbadaki taş elimizde veya önümüzdedir. Reiki elimizden akmaya başladıktan sonra, elimize sırası ile 3 ‘2 ‘ 1 sembolleri çizilir. Sarkaç avucumuz ile iyice kapatılır. Konsantre bir biçimde sarkaç ile muhabbet etmeye başlanır. Sarkaca bize göre neyin evet, neyin hayırolduğu iyice anlatılmalıdır. Örneğin: Dikey salınım evet; yatay salınım hayır veya soldan sağa daire şeklinde dönüş evet, sağdan sola daire şeklinde dönüş hayır gibi.
Sarkaç bu şekilde programlandıktan sonra bizim enerji alanımızla tam uyum sağlayabilmesi için yedi gün – yedi gece, gün içerisinde üzerimizde, gece yastığımızın altında olmak üzere bizimle olmalıdır.
Nerede kullanılır
* Çakra kontrolü: Herhangi bir çakrada tıkanıklık olup olmadığını anlamak üzere çakranın üzerinde tutularak bakılır. Evet programımıza uygun salınımda çakra açıktır,(genel olarak saat yönü istikametinde) tersi durumunda kapalıdır.
* Vücuttaki hastalıkların yerini tespit etmede hastalığın nedenlerini bulmada
* Yüksek benliğimizle bağlantı kurarak sorularımıza yanıt almada,bir mekandaki enerji dengesizliklerini tespit etme. Sarkacınızın yüksek benliğinizle irtibata geçip sorduğunuz soruların cevabını vermesi için öncelikle onu programlamalısınız. Yüksek benliğinizle irtibata geçmek için kullanacağınız sarkaçlar kuars kristali olursa daha sağlıklı olur
* Kaybolan bir eşyanın bulunması için kullanılabilir Evin içinde mi kayboldu diye sorulabilir. Evet diyor ise elimizde sarkaçla odaları dolaşabilir, dolaplara tutabilir, burada mı diye sorabiliriz.
* İnsan anatomisi gösteren bir resim alınarak o resmin üzerinde sarkaç çeşitli yerlere tutulmak suretiyle herhangi bir kişinin sağlık sorunu hakkında bilgiler almak üzere sorular sorulabilir.
* Herhangi bir gıda maddesinin veya herhangi bir rengin üzerine tutularak, bunun bizim için yararlı olup olmadığı sorulabilir.
* Bir insanın bizimle ilgili düşüncelerinin pozitif veya negatif mi olduğu yolunda sorular sorulabilir.
* Bir mülk alırken veya kiralarken onun olumlu veya olumsuz mu olduğu, orada huzur bulup bulamıyacağımız, oranın negatif ya da pozitif bir ortam mı olduğunu anlamak üzere sorular sorulabilir.
Dikkat edilmesi gereken hususlar
*Sarkacımızı birinin kullandığı yolunda kuşkuya kapılır isek; sarkacı yeniden arıtmamız ve programlamamız gerekir.
*Sarkaca abuk subuk sorular sorarak kötü ve anlamsız konularla uğraşmamız doğru değildir.
*Aynı soruyu defalarca, değişik cümlelerle sormayıp, sarkaç gerekli ve anlamlı yerlerde kullanılmalıdır.
REİKİ’DE KULLANIM
Sarkacı sol elinize alın ve ona bir müddet sevgi enerjisi verin Reiki bilenler bunu sembolleri kullanarak da yapabilirler. Sarkacınızla kalpten konuşmalı, bir bağ kurmalısınız.”Yüksek benliğimle irtibata geçmeni ve sorularıma yanıt vermeni istiyorum cevabın evetse sağa dön” deyin.Sarkaç çeşitli yönlere hareket eder örneğin sola veya sağa sallanarak yada soldan sağa ve sağdan sola dönerek. Öncelikle bir kağıda sarkacınızın nasıl hareket etmesini istiyorsanız onu çizin ve sarkaca bunu gösterin sola döndüğünde hayır cevabı sağa döndüğünde evet cevabını alacak şekilde programlayabilirsiniz. Bunu yaparken stresli, yorgun, uykusuz ve hasta olmadığınız bir zamanı seçin. Dirseğiniz sert bir zemine dayalı olsun ve elinizi biraz serbest bırakın.Sorunuzu sorduğunuzda duygusuz kalabilirseniz net cevaplar alırsınız.dikkatinizi sarkaca yönlendirirseniz beyin gücünüzle onu yönlendirmiş olursunuz ve almak istediğiniz cevapları sarkaca verdirirsiniz. Bunu yapmayın mümkün olduğunca rahat olun. Bu işlem bir hafta boyunca her gün 5’er dakika tekrarlanmalı sarkaçla ne kadar çok vakit geçirirseniz aranızdaki bağ o kadar güçlenir.
Sarkacınızı çakra temizliğinde kullanacaksanız önce sarkaca sorarak çakranın yerini bulun sağ elle sarkacınızı tutuyorsanız sol eliniz tuzlu suyun içinde olsun çakradaki negatif enerjinin sarkacın ucundan emildiğini kolunuzdan, omuzlarınızdan geçerek sol kolunuzdan geçtiğini imgeleyin ve sol elinizden de negatif enerjiyi tuzlu suya aktarın. Hissedişinize göre sarkaca tekrar sorun çakranın temizlenip temizlenmediğini bu şekilde de çakra temizliği yapılabilir. İşiniz bittiğinde bu tuzlu suyu banyo lavabosuna y ada tuvalete dökün. Böyle bir çalışmayı sarkaç konusunda yeteri kadar çalışma yapmadan direk olarak denemeyin. Önceliği basit çalışmalara verin bu sadece bir bilgi olarak verilmiştir.
SORU SORMADA KULLANIM
Sarkacı zincirinde sallanacak şekilde serbest bırak. Zincirin uzunluğu aşağı yukarı 15-20 cmarasındadır.
Dirseğin masada olmalı ve elin de biraz gevsek şekilde durmalıdır.
Vücudunun üst kısmi ve sırtın dik olmalıdır.
Ayakların masanın altında yan yana durmalıdır, Düz şekilde en iyisidir
Boş elinin acık şekilde masanın üzerinde olmalıdır.
Gergin olmamaya özen göster ve bir kaç kere derin nefes al.
Dikkatinin başka yöne dağılmamasına dikkat et.
Yorgun, hasta, depresif olmamaya özen göster. Eğer psikolojik olarak da duyarlıysan en iyisi sarkacı kullanmamaktır.
Kaynak: Reiki Yaşam

Kaynak:www.ozlemcetinkaya.com

İyi evliliğin bir bedeli var!

ask-mi-sevgi-mi-modaviki-2[1]

 

“Büyük bir sevgi ve heyecanla başlayan ilişkiler neden günün birinde sona eriyor?”
İyi evliliğin bir bedeli var!İyi evliliğin bir bedeli var!Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a göre, evrendeki gizli psikolojik kanunlardan biri olan ‘karşılıklılık’ ilkesi evlilik için de geçerli. “İyi bir evlilik için ciddi bir bedel ödenmesi gerekir” diyen Prof. Dr. Tarhan, “Eşimle nasıl mutlu olurum, birbirimizin ihtiyaçlarını nasıl anlar ve gideririz? sorusu yaşam felsefesi haline gelirse zorluklar aşılacak ve eşler yollarına mutlu bir şekilde devam edecektir ” dedi.
Üsküdar Üniversitesi Rektörü Psikiyatrist Prof.Dr. Nevzat Tarhan, evrende gizli psikolojik kanunlardan birinin ‘karşılıklılık’ ilkesi olduğunu belirterek, bu ilkeye göre hiçbir şeyin bedel ödenmeden o insana ait olamayacağını söyledi. Bunun evlilikler için de geçerli olduğunu dile getiren Tarhan, önemli değerlendirmelerde bulundu:
KARŞILIK ÖDEMEDEN MUTLU EVLİLİK MÜMKÜN DEĞİL!
“İyi para kazanmak için nasıl çok çalışmak gerekirse, iyi bir evlilik için de ciddi bir bedel ödenmesi gerekir. Mutluluğu, karşılığını ödemeden elde etmek, evlilikte de mümkün değildir.
Karşılıklılık ilkesi unutulur, eşler emek vermeden, yorulmadan, çile çekmeden mutlu bir evlilik yaşamak isterlerse, buna ulaşmaları mümkün olmayacaktır. Mutlu evlilikler, yatırım yapılmış, bedel ödenmiş, zorlukları aşmak için tarafların birbirlerini anlamaya çalıştıkları evliliklerdir. Böyle evliliklerde eşler, küçük bir sıkıntıyla karşılaştıklarında, ‘bu kadın ya da adam beni mutlu etmiyor’ diyerek yeni bir arayışa girmezler.”
EVLİLİĞİ GÖTÜREMİYORUM DEĞİL ENGELİ NASIL AŞARIM DENMELİ!
Eşlerin evlilikleri sırasında bir engelle karşılaşmaları halinde “Bu evliliği götüremiyorum” yerine “Bu engeli nasıl aşarım?” diyerek çözüm üretmek için çaba sarf etmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Çiftler bekledikleri mutlulukları yaşayamadıklarında, aynı gemide olduklarını unutmayıp hemen gemiyi terk etme hesabı yapmamalı, kendi kimlik ve kişiliklerini ezdirmeden, evliliği nasıl yürüteceklerini düşünmelidir. Her problemin mutlaka bir çözüm yolu vardır veya bulunabilir” dedi.
KALİTELİ EVLİLİK İÇİN FEDAKARLIK VE ANLAYIŞ ŞART!
Karşılıklı fedakarlık yapmanın evlilik için önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu konuda yaşanmış bir olayı da şu sözlerle aktardı:
EŞİMLE NASIL MUTLU OLURUM YAŞAM FELSEFESİ OLMALI!
“Boşandıktan sonra ikinci evliliğini yapan birinin söylediği sözü hiç unutamam: ‘Yeni eşime olan davranışlarımı düşündüğüm zaman, ona eski eşime yapmadığım fedakarlığı yaptığımı görüyorum. Önceki eşimle birbirimize gereken fedakârlığı gösterebilseydik, sanırım boşanmazdık’. Yâni eski eşine vermediği değeri yeni eşine verdiğini itiraf etmektedir.
Halbuki ilk evliliğinde de bu kadar verici davranabilse ve onu anlayabilseydi fırtına aşılacak, ardından kaliteli bir evlilik ortaya çıkacaktı. İnsan, önüne hoşlanmadığı bir şey çıktığında hemen yolunu değiştiriyorsa, aynı şeyi evlilikte de yapabilir, ufak bir sorunda evliliğini bitirme yoluna gidebilir. Evlilikte, ‘Eşimle nasıl mutlu olurum, birbirimizin ihtiyaçlarını nasıl anlar ve gideririz?’ sorusunun yanıtını aramak yaşam felsefesi haline gelirse, zorluklar aşılacak ve eşler yollarına mutlu bir şekilde devam edecektir.”
BİR İLİŞKİYİ EN ÇOK ALIŞKANLIKLAR YIPRATIYOR
Evliliklerdeki en önemli sorunların monotonluktan kaynaklandığını belirten Prof. Dr. Tarhan, bir ilişkiyi en çok yıpratan şeyin alışkanlık olduğunu söyledi. Tarhan, şöyle devam etti:
“Her evlilik bir müddet sonra alışkanlık haline gelir. Bir şeyin alışkanlık halini almaması için, farklı şekillerde sunulması gerekir. İnsan, eğer ilişkilerini renkli ve çeşitli hale getirebilirse, alışkanlık tehlikesinden kurtulur. Toplumlarda her şeyi klasik yaşayarak mutlu olan insanlar da vardır ama yeni şeyler keşfetmenin de mutluluğu ayrıdır. Evlilikte yaşına uygun davranabilmek önemlidir. Beyne sadece belli zevk alanları öğretilirse, o olmadığı zaman yaşam sebebinin ortadan kalkacağı düşünülür. Meselâ eşler, cinsellikleri zayıfladığında farklı zevk alanları keşfedebilirler.”
SUÇLAYICI OLMAK YERİNE DUYGULARI AÇMAK ÖNEMLİ
Prof. Dr. Tarhan, evliliği ayakta tutan unsurların başında sevgi, saygı ve güven bağlarının olduğunu belirterek aldatmanın evlilik bağlarını zayıflatan hatta ortadan kaldıran bir durum olduğunun da altını çizdi. Aile terapilerinde eşlere, cinsel sadakatin önemi ve kişilerin geçici olarak zevklerini ertelemeleri gerektiğinin vurgulandığını belirten Prof. Dr. Tarhan, bu terapilerde tarafların birbirini suçlaması yerine ‘duyguları açmak’ üzerinde durulduğunu belirterek, şunları söyledi:
EŞİNLE PAYLAŞTIĞINDA MUTLU OLDUĞUN 20 MADDE!
“Çiftlere, ‘eşinle paylaştığın zaman seni mutlu eden yirmi madde sıralar mısın?’ denir. Hastalar ikinci seansa geldiklerinde, çoğu zaman bu yirmi maddeden ancak altı, yedisini yazmış olurlar. Hâlbuki aynı soru evlilikten önce sorulsaydı, yirmi maddeyi kolayca dolduracaklardı.
Terapi esnasında bu paylaşımların sayısı artırılmaya, yirmiler yetmişe, seksene çıkarılmaya çalışılır. Eşler beraber paylaştıkları güzellikleri ve karşı tarafın ihtiyaçlarını yeterince bilmediklerinden, ortaya suçlayıcı, yargılayıcı ve birbirlerinin kusurlarını ön plana çıkarıcı bir tablo çıkar. Onlar, evlilikte karşılaştıkları meseleleri problem haline getirmeden çözmenin yollarını bulamazlar. Karşıdakinin hoşlanmadığı bir konuyu, duyguları yıkan bir biçimde çok sık tartışmak, ruhu acıtan bir şeydir, sizi karşı tarafın gözünde sevimsiz yapar. Çiftler böyle durumlarda birbirlerini mutlu eden alanlardan uzaklaşır.”
NPGRUP

İyi evliliğin bir bedeli var!

imagesB4I6PNFR

 

“Büyük bir sevgi ve heyecanla başlayan ilişkiler neden günün birinde sona eriyor?”

İyi evliliğin bir bedeli var!İyi evliliğin bir bedeli var!Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a göre, evrendeki gizli psikolojik kanunlardan biri olan ‘karşılıklılık’ ilkesi evlilik için de geçerli. “İyi bir evlilik için ciddi bir bedel ödenmesi gerekir” diyen Prof. Dr. Tarhan, “Eşimle nasıl mutlu olurum, birbirimizin ihtiyaçlarını nasıl anlar ve gideririz? sorusu yaşam felsefesi haline gelirse zorluklar aşılacak ve eşler yollarına mutlu bir şekilde devam edecektir ” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Psikiyatrist Prof.Dr. Nevzat Tarhan, evrende gizli psikolojik kanunlardan birinin ‘karşılıklılık’ ilkesi olduğunu belirterek, bu ilkeye göre hiçbir şeyin bedel ödenmeden o insana ait olamayacağını söyledi. Bunun evlilikler için de geçerli olduğunu dile getiren Tarhan, önemli değerlendirmelerde bulundu:

KARŞILIK ÖDEMEDEN MUTLU EVLİLİK MÜMKÜN DEĞİL!

“İyi para kazanmak için nasıl çok çalışmak gerekirse, iyi bir evlilik için de ciddi bir bedel ödenmesi gerekir. Mutluluğu, karşılığını ödemeden elde etmek, evlilikte de mümkün değildir.

Karşılıklılık ilkesi unutulur, eşler emek vermeden, yorulmadan, çile çekmeden mutlu bir evlilik yaşamak isterlerse, buna ulaşmaları mümkün olmayacaktır. Mutlu evlilikler, yatırım yapılmış, bedel ödenmiş, zorlukları aşmak için tarafların birbirlerini anlamaya çalıştıkları evliliklerdir. Böyle evliliklerde eşler, küçük bir sıkıntıyla karşılaştıklarında, ‘bu kadın ya da adam beni mutlu etmiyor’ diyerek yeni bir arayışa girmezler.”

EVLİLİĞİ GÖTÜREMİYORUM DEĞİL ENGELİ NASIL AŞARIM DENMELİ!

Eşlerin evlilikleri sırasında bir engelle karşılaşmaları halinde “Bu evliliği götüremiyorum” yerine “Bu engeli nasıl aşarım?” diyerek çözüm üretmek için çaba sarf etmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Çiftler bekledikleri mutlulukları yaşayamadıklarında, aynı gemide olduklarını unutmayıp hemen gemiyi terk etme hesabı yapmamalı, kendi kimlik ve kişiliklerini ezdirmeden, evliliği nasıl yürüteceklerini düşünmelidir. Her problemin mutlaka bir çözüm yolu vardır veya bulunabilir” dedi.

KALİTELİ EVLİLİK İÇİN FEDAKARLIK VE ANLAYIŞ ŞART!

Karşılıklı fedakarlık yapmanın evlilik için önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu konuda yaşanmış bir olayı da şu sözlerle aktardı:

EŞİMLE NASIL MUTLU OLURUM YAŞAM FELSEFESİ OLMALI!

“Boşandıktan sonra ikinci evliliğini yapan birinin söylediği sözü hiç unutamam: ‘Yeni eşime olan davranışlarımı düşündüğüm zaman, ona eski eşime yapmadığım fedakarlığı yaptığımı görüyorum. Önceki eşimle birbirimize gereken fedakârlığı gösterebilseydik, sanırım boşanmazdık’. Yâni eski eşine vermediği değeri yeni eşine verdiğini itiraf etmektedir.
Halbuki ilk evliliğinde de bu kadar verici davranabilse ve onu anlayabilseydi fırtına aşılacak, ardından kaliteli bir evlilik ortaya çıkacaktı. İnsan, önüne hoşlanmadığı bir şey çıktığında hemen yolunu değiştiriyorsa, aynı şeyi evlilikte de yapabilir, ufak bir sorunda evliliğini bitirme yoluna gidebilir. Evlilikte, ‘Eşimle nasıl mutlu olurum, birbirimizin ihtiyaçlarını nasıl anlar ve gideririz?’ sorusunun yanıtını aramak yaşam felsefesi haline gelirse, zorluklar aşılacak ve eşler yollarına mutlu bir şekilde devam edecektir.”

BİR İLİŞKİYİ EN ÇOK ALIŞKANLIKLAR YIPRATIYOR

Evliliklerdeki en önemli sorunların monotonluktan kaynaklandığını belirten Prof. Dr. Tarhan, bir ilişkiyi en çok yıpratan şeyin alışkanlık olduğunu söyledi. Tarhan, şöyle devam etti:

“Her evlilik bir müddet sonra alışkanlık haline gelir. Bir şeyin alışkanlık halini almaması için, farklı şekillerde sunulması gerekir. İnsan, eğer ilişkilerini renkli ve çeşitli hale getirebilirse, alışkanlık tehlikesinden kurtulur. Toplumlarda her şeyi klasik yaşayarak mutlu olan insanlar da vardır ama yeni şeyler keşfetmenin de mutluluğu ayrıdır. Evlilikte yaşına uygun davranabilmek önemlidir. Beyne sadece belli zevk alanları öğretilirse, o olmadığı zaman yaşam sebebinin ortadan kalkacağı düşünülür. Meselâ eşler, cinsellikleri zayıfladığında farklı zevk alanları keşfedebilirler.”

SUÇLAYICI OLMAK YERİNE DUYGULARI AÇMAK ÖNEMLİ

Prof. Dr. Tarhan, evliliği ayakta tutan unsurların başında sevgi, saygı ve güven bağlarının olduğunu belirterek aldatmanın evlilik bağlarını zayıflatan hatta ortadan kaldıran bir durum olduğunun da altını çizdi. Aile terapilerinde eşlere, cinsel sadakatin önemi ve kişilerin geçici olarak zevklerini ertelemeleri gerektiğinin vurgulandığını belirten Prof. Dr. Tarhan, bu terapilerde tarafların birbirini suçlaması yerine ‘duyguları açmak’ üzerinde durulduğunu belirterek, şunları söyledi:

EŞİNLE PAYLAŞTIĞINDA MUTLU OLDUĞUN 20 MADDE!

“Çiftlere, ‘eşinle paylaştığın zaman seni mutlu eden yirmi madde sıralar mısın?’ denir. Hastalar ikinci seansa geldiklerinde, çoğu zaman bu yirmi maddeden ancak altı, yedisini yazmış olurlar. Hâlbuki aynı soru evlilikten önce sorulsaydı, yirmi maddeyi kolayca dolduracaklardı.

Terapi esnasında bu paylaşımların sayısı artırılmaya, yirmiler yetmişe, seksene çıkarılmaya çalışılır. Eşler beraber paylaştıkları güzellikleri ve karşı tarafın ihtiyaçlarını yeterince bilmediklerinden, ortaya suçlayıcı, yargılayıcı ve birbirlerinin kusurlarını ön plana çıkarıcı bir tablo çıkar. Onlar, evlilikte karşılaştıkları meseleleri problem haline getirmeden çözmenin yollarını bulamazlar. Karşıdakinin hoşlanmadığı bir konuyu, duyguları yıkan bir biçimde çok sık tartışmak, ruhu acıtan bir şeydir, sizi karşı tarafın gözünde sevimsiz yapar. Çiftler böyle durumlarda birbirlerini mutlu eden alanlardan uzaklaşır.”

NPGRUP

Her gün bu önerilerden 5 tanesini hayatınıza koyun, kazanan siz olacaksınız.

mutluluk[1]

  1.  Vücudunuza dar gelen kıyafet giymeyin.

    2. İlaçla yaşamaktan kaçının.
    3. Randevularınızı önceden ayarlayın.
    4. Hafızanıza güvenmeyin; mutlaka yazın.
    5. Aracınızı, bozulmadan servise götürüp bakım yaptırın.
    6. Her kilidin yedek anahtarını yaptırın ve belli yerlerde bulundurun.
    7. Daha sık ‘hayır’ deyin.
    8. Yapacaklarınızı öncelik sırasına sokun.
    9. Zamanınızı israf etmeyin.
    10. Öğle ve akşam yemeklerini basitleştirin.
    11. Kötümser insanlardan uzak durun.
    12. Önemli evrakın birden fazla fotokopisini çektirin.
    13. Evde çalışmayan ne varsa tamir ettirin.
    14. Yapmaktan hoşlanmadığınız işler için yardım isteyin.
    15. İhtiyaçlarınızı önceden belirleyin.
    16. Bir defada yapılması zor büyük işleri, küçük parçalara ayırın.
    17. Etrafı toplayın, dağınıklıktan kurtulun.
    18. Gülümseyin.
    19. Bebekleri gıdıklayın.
    20. Dost bir kediyi veya köpeği okşayın.
    21. Kendinizi, bütün soruların cevabını bilmekle yükümlü hissetmeyin.
    Bazı şeyleri de bilmeyin.
    22. Karşılaştığınız insanlara, onların hoşuna gidecek bir şey söyleyin.
    23. Yağmur yağmasını isteyin; yağınca yağmurda yürüyün.
    24. Arada bir çarşı hamamına gidin.
    25. Kendi kendinize, nerede eski günler, her şey daha güzeldi demekten vazgeçin.
    26. Verdiğiniz kararın ne anlama geldiğini iyi düşünün.
    27. Kendinize güvenin.
    28. Nüktedan olun.
    29. Sizi mutlu edecek bir şey yapmayı yarına bırakmayın.
    30. Hiç tanımadığınız insanlara yürekten bir merhaba deyin.
    31. Eski bir arkadaşlarınızla karşılaşınca ona sıkıca bir sarılın.
    32. Hava açıksa, gece yıldızları seyredin.
    33. Bir şarkıyı ıslıkla çalmayı öğrenin.
    34. Arada bir şiir okuyun.
    35. Kendinize bir demet çiçek alın. Bir çiçek koklayın.
    36. Yardım istem ekten çekinmeyin; alamazsanız üzülmeyin.
    37. Görünüşünüze özen gösterin.
    38. Her şeyi kararında yapın; ifrata kaçmayın.
    39. Nerede gerekiyorsa, orada mutlaka gerekli emniyet tedbirini alın.
    40. Daima daha iyisini yapmaya çalışın, ama mükemmeliyetçi olmayın.
    41. Resim ve heykel sergilerini gezin.
    42. Ayakkabınızı boyatın.
    43. Berbere gidin.
    44. Kendi kendinize bir şarkı mırıldanın.
    45. İyi bir müzik dinleyicisi olun.
    46. Kendi kendinize yetmeyi öğrenin.
    47. Her gün biraz idman yapın; her fırsatta yürüyün.
    48. Dünyanın en yetenekli insanı olmadığınızı kabul edin gerekiyorsa
    elimden ancak bu kadar geliyor deyin.
    49. Yeni moda birkaç şarkınn sözlerini ezberleyin.
    50. İşe erken gidin. 51. İşe her gün aynı yoldan gitmeyin.
    52. Amirinizden izin alıp bazen işten erken çıkın.
    53. Kırlarda dolaşın.
    54. Maça gidip bağırın.
    55. Başkaları dilemeden, siz onlara iyi günler dileyin.
    56. Teşekkür edin.
    57. Arabanıza güzel koku yayan bir alet koyun.
    58. Evde kendi kendinize yemek pişirin, güzel bir sofra kurun, sonra
    da afiyetle yiyin.
    59. Başkalarını adam etmekten vazgeçin.
    60. Severken karşılık beklemeyin.
    61. Sinemada film seyrederken patlamış mısır atıştırın.
    62. Bir ağaç, olmazsa bir çiçek dikin.
    63. Şişmanlamayın .
    64. Hatıra defteri tutun.
    65. Bir hela temizleyin.
    66. Kağıttan bir uçak yapıp uçurun.
    67. Bir derneğe veya kulübe girin, arkadaş edinin, toplantılara katılın..
    68. Mutlaka yeterince uyuyun.
    69. Az konuşun, çok dinleyin.
    70. İş arkadaşlarınıza ve dostlarınıza iltifatı esirgemeyin.
    71. Bir güne yapılacak çok şey tıkıştırmayın.
    72. Acelesiz yaşayın; daha önünüzde yaşanacak çok güzel günler var.
    73. Stresli davranmak, doğuştan gelen değil, sonradan kazanılan kötü
    bir huydur; bunu unutmayın.
    74. Son söz: Öfkeyi, kendinize zevk edinmeyin

    Prof. Dr. İmer OKAR…

 

Hayattaki Yolunuzu Size Söyleyecek Olan Kapıyı Seç

kapi-kisilik-testi1[1]

Aşağıdaki kapıları iyice inceleyip aralarından birini seçtiyseniz, aşağıdaki listeden anlamına bakınız;
1 Numaralı Kapı
Sizin yolunuz özgürlükçü ve size özgüdür. Diğer insanların kısıtlamalarından ve yaftalamalarından hoşlanmıyorsunuz. Ne yaparsanız yapın, kendinize özgü kişiliğinizi ve farkınızı gösteriyorsunuz. Bu uğurda yalnız vakit geçirmekten de geri durmuyorsunuz. Ayrıca aceleci değilsiniz ve varılacak yerden çok yolda öğrenilen şeylerin kıymetli olduğunu düşünüyorsunuz.

2 Numaralı Kapı
Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, siz yalnız bir yolcusunuz. İçgörüsü yüksek, dünya hakkında düşünen, okuyan ve gözlemleyen birisiniz. Kendi düşüncelerinizle gerçeğe ulaşmanın en doğru yol olduğunu düşünüyorsunuz. Ayrıca gereksiz arkadaşlıklardansa, yalnız kalmak size daha mantıklı geliyor. Bu yüzden tek kişinin ancak yürüyebileceği bu orman patikasını seçtiniz. Ancak yakınlık kurduğunuz kişilere karşı da oldukça sevgi dolu ve sadık olduğunuzda yadsınamaz bir gerçek.

3 Numaralı Kapı
Sizin hayat yolunuz oldukça renkli ancak bir o kadar da çetin. Sonbaharın güzellikleri arasında bir manzara açılan bu kapıyı seçmeniz, hayatın tek bir yönden ibaret olmadığının farkında olduğunuzu ve bazı insanların kaçtığı hayat gerçeklerini göğüslediğinizi gösterir. Her kötü olayın iyi bir sonuca varacağına olan inancınız sizi güçlü kılan yegane özelliğinizdir. Bu kapıyı seçenler genellikle hayatlarında belli başlı zorluklar yaşamış kimselerdir.

4 Numaralı Kapı
Gece karanlığında boş bir sokağa açılan bu kapıyı seçmeniz, bilinmeyenden, ıssız olandan ve keşfedilmemiş şeylerden zevk alan araştırmacı ve kendini geliştirmeye hevesli bir ruh olduğunuzu işaret etmektedir. Gittiğiniz yolun kesin bir sonucu olmasa dahi, bu yolda öğrenip kendinize katacaklarınızın sevinci sizi mutlu eder ve bu sebeple hayata karşı güçlü bir yapıya sahipsiniz. İşte tam da bu sebeple listede yer alan tek gece manzarasını seçtiniz.

5 Numaralı Kapı
Temiz ve huzurlu gözüken bu yolu seçmeniz, hayatta bazı sebeplerden ötürü çok mücadeleler verdiğinizi, sizi üzen kişiler ya da olaylar yüzünden artık huzurlu bir gelecek dilediğinizi işaret eder. Geçmişte anlaşılmaz, ikiyüzlü, içten pazarlıklı ve benmerkezci kimselerin karmaşık iç dünyalarından çok çektiğiniz için dingin ve rahatlatıcı bir yolun özlemi içerisindesiniz ve hayatınızı artık buna göre şekillendirmeyi diliyorsunuz.
6 Numaralı Kapı
Karlı ve yalnız bir manzaraya açılan bu kapıyı seçmeniz, yalnız vakit geçirmeye ve kafa dinlemeye olan ihtiyacınızı su yüzüne çıkarmaktadır. Tüm teknolojiden ve iletişim araçlarından uzakta tek başınıza bir fincan kahve veya çay eşliğinde vakit geçirmek gibi sakinleştirici aktiviteler size çok çekici gelebilir. Bunun sebebi insanlardan hoşlanmamanız yada nefret etmeniz değil, tüm seslerden uzak sadece kendinizle baş başa vakit geçirmeye ihtiyaç duyuyor olmanızdır.
Alıntı

MUTLU BİR İLİŞKİNİN ANAYASASI

27750616_10204259630687618_2342022694385845795_n[1]

 
Bu hafta Sevgililer Günü haftasıyken ve her taraf kırmızı kalp, aşk-meşk temalarıyla doluyken, ben de ilişki üzerine bir yazı paylaşmasam olmazdı 🙂
Zaten ilişki konusunun insanın hayatında çok önemli bir yeri var ve koçlukta da en çok çalıştığımız konulardan bir tanesi çünkü insanoğlu paylaştığı sevgiyle büyüyen ve gelişen bir varlık. Hayatımıza giren her yeni nefes bize bir şeyler öğretiyor, bizi zenginleştiriyor.
İlişkilerin yaşamda bu kadar büyük bir yer kaplamasının sebebi de sanıyorum bu.
İlişki konusu üzerinde çalıştığımız danışanlarımdan mutlaka nasıl bir ilişki istedikleri ile ilgili bir liste yapmalarını isterim, sonra tüm maddelerin tek tek üzerinden geçeriz. Herkesin bir ilişkiden beklentisi çok farklı olduğu için hazırladıkları maddeler de çok farklı çıkar.
Peki sana göre, derin ve sağlıklı bir ilişkinin anayasası nedir derseniz, bunlar da benim maddelerim…
KENDİN OLMAK: Bir ilişkide en önemli şeylerden birisi bence bu. Hepimizin hayatla ilgili seçimleri ve tercihleri var. Kendi önemli tercihlerimizden taviz vermek, rahatsız olduğumuz bir durumda sessiz kalmak ve tolere etmek kısa süre için durumu kurtarsa da uzun vadede ilişkiyi içten içe kemiriyor. Çünkü öfkeler ve suçlamalar artıyor. Bu sebeple kısa vadede sorun yaşansa bile kendi değerlerimizi ortaya koymak en doğrusu. Zaten sorun olarak değerlendirilen her durum ilişkiyi derinleştirmek için bir fırsat aslında.
ZİHİN OKUMAYI BIRAKMAK: Zihin okumaya çalışmak çok yaygın bir durum. Biri bir şey söylüyor, sonra biz aslında ne kastettiğini ve altında yatan sebebin ne olduğunu düşünerek geçiriyoruz çoğu zamanımızı. Arkasından da bu tahminlere göre hissedilenler ve verilen tepkiler geliyor. Hani dağ dağa küsmüş dağın haberi olmamış misali. Bunun çok daha kolay bir çözümü var aslında; direk sormak. “Sen böyle yaptın ve ben bir sürü senaryo yarattım. Peki, sen ne kastettin?” İnanın, hem de az yorucu hem de gerçek bir ilişkinin önemli yapı taşlarından birisi.
ALAN TANIMAK/ÖZGÜR BIRAKMAK: Bizim nasıl hayatla ilgili tercihlerimiz varsa, eşimizin/sevgilimizin de aynı şekilde tercihleri var ve bir ilişkide kendimiz olmak bizim için ne kadar önemliyse, onun kendisi olması da bir o kadar önemli. Diğerini değiştirmeye çalışmak yapılabilecek en büyük hata. Bir insan kendisini değiştirmek isterken bile çoğu zaman zorlanırken, hiç değişmek istemeyen başka birisini nasıl değiştirebilir ki zaten?
AYNI YÖNE DOĞRU İLERLEMEK: Yaşam yolunda hepimiz kendi hayallerimize doğru ilerliyoruz. Eğer bu hayaller ortak bir paydada buluşuyorlarsa ne ala, o zaman el ele aynı yolda yürümek pek keyifli. Ama biri sağa doğru gitmek isterken diğeri sola doğru ilerlemek istiyorsa aynı yöne doğru yürümek mümkün değil. Ve bunda yanlış bir durum da yok. Bazen yaşanan tüm güzelliklere teşekkür edip kendi yaşam yolculuğumuzun tadını çıkarmak en hayırlısı.
GÜVENMEK: Bu hayatta güvenilir insanlar da var, güvenilir olmayanlar da. Sizin nasıl bir insanla eşleşeceğiniz veya o kişiyi nasıl deneyimleyeceğiniz ise tamamen sizin inançlarınızla alakalı. Bu yüzden diyeceğim o ki, güvenilir insanlarla beraber olmak istiyorsanız önce insanlara güvenmeyi öğrenmelisiniz.
SEVGİ VE EMEK: Çok klişe kavramlar gibi dursalar da sağlam ve derin bir ilişkinin olmazsa olmazlarından. İlişkinin çimentosu, harcı. Her ilişki zaman içinde değişik evrelerden geçiyor, değişiyor, dönüşüyor, form değiştiriyor. Bu arada sallantılı dönemler de yaşanıyor. Bu dönemden daha güçlü çıkmak için bir ilişkiye emek vermek gerekiyor ve insan bunu ancak gerçekten sevdiği ve değer verdiği birisi için yapıyor.
Dediğim gibi, herkes kendi beklentilerine göre daha çok şey ekleyebilir belki ama yukarıdaki maddeler derin ve sağlıklı bir ilişkinin temelini oluşturuyor bence.
Hepimize hayatımızın her alanında sevgi ve aşk dolu günler diliyorum
Sevgiyle kalın.
Özge Çuhadaroğlu
#Gezgin #Seyyah #Anatolya #Peritozu

Pek çok insanın hayatına dokunmuş, şifa olmuş çok değerli Prof. Dr. Kolsuz Agop aramızdan ayrıldı 😞 ancak bu yaşam hikayesi okundukça, o yaşamaya devam edecek_

27750480_10155509374896799_3197194396900987828_n[1]

pek çok insanın hayatına dokunmuş, şifa olmuş çok değerli bir insan daha aramızdan ayrıldı 😞 ancak bu yaşam hikayesi okundukça, o yaşamaya devam edecek_______ nur içinde uyusun 🙏🏻
Prof. Dr. Agop Kotogyan yani meshur ‘Cildiyeci Kolsuz Agop’, 41 yil hizmet verdigi Istanbul Üniversitesi Cerrahpasa Tip Fakültesi’nden geçtigimiz kasim ayinda emekli oldu. Tesadüf bu ya Agop Hoca, bundan tam 66 yil önce Cerrahpasa’nin dogum kliniginde dünyaya gelmisti. Hastane, evlerine 15 dakika yürüyüs mesafesindeydi.
Dogdugu Samatya semtini diger adi Kocamustafapasa’ yla seven Kotogyan, ‘Dogma büyüme Pasaliyim’ diye övünüyor. Agop Hoca, yillarca hasta baktigi, laboratuvarinda göz nuru döktügü, kimileri simdi namli birer profesör olan ögrencileri, vefali hastalari ve mesai arkadaslarinin katildigi törenle ugurlandi.
Veda eden aslinda azmin, direncin, ölümlerin esiginden dönüp hayata siki siki sarilmanin simgesi, yasayan bir efsaneydi. 30 yil önce mesleginin zirvesine oturmus, masal kahramanina dönüsmüstü. Hayatinin içine girmek zordu. Çünkü gazetecilerden uzak duruyor, doktorlarin artist olmadigini, bilimsel tebligler disinda disariya seslenmenin reklam olabilecegini savunuyordu. Türkiye’de, cinsel yolla bulasan hastaliklar kürsüsünü ilk kuran, çesitli bilim dallarinda bölüm baskanligi yapan, yeni buluslarla çigir açmis bu doktoru albüm sayfalarimiza alabilmek için günlerce ugrastik. Sonunda hatirini kiramayacagi dostlar araya girdi, bize hayatinin kapilarini araladi. Iste gördüklerimiz.
Aslinda bu albüm söyle baslayabilirdi: ‘Bir varmis, bir yokmus. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde Yozgat’in Akdag Madeni Ilçesi’nin Terzili Köyü’nde Kirkor adinda bir çocuk varmis. Küçük Kirkor, kendi halinde yasayip giden yoksul bir ailenin çocuguymus.’ Ama masalsi hayatin içinde gerçegi kaybetmemek için kronolojik sirayla anlatmayi dogru bulduk.
Agop’un babasi Kirkor Kotogyan, 1911 dogumlu. 1915 yilinda, yani Anadolu’daki o büyük kaos döneminde henüz dört yasindayken babasini kaybetmis. Köyünü basan çeteler köydeki tüm erkekleri öldürmüs. Küçük Kirkor’u annesi, onu madendeki magaralara kaçirarak kurtarabilmis. Sonra da bir yakinlarinin yanina siginmislar. Olaylar yatisip saldirilar durunca yanmis, yikilmis, talan edilmis köylerine dönebilmisler.
Kirkor Bey, 25 yasindayken Yozgat’in Igdere Köyü’nde yasayan Makruhi Hanim’la evlenmis. Aile 1938’de Istanbul’a gelmis ve Samatya’ya yerlesmis. Bir yil sonra da ilk çocuklari Agop, Istanbul Üniversitesi Tip Fakültesi’nin Cerrahpasa’daki hastanesinde dogmus. Dünyaya gözlerini açtigi, ilk görüntüleri, ilk sesleri duydugu bu hastane ile ömür boyu sürecek kader birligi de böylece baslamis.
Babasi Kirkor Bey, insaatlarda kalfa olarak çalisir, annesi de Samatya yakinlarinda bir fabrikada isçilik yaparmis.
KOLUNU PRES KAPTI
Çok yoksullarmis. Küçük Agop, Samatya Sahakyan Ermeni Ilkokulu’na basladigi yil, babasi ona bir ceket almis. Bir bahar günü arkadaslariyla Samatya sahilinden denize girip çikmis ve bir bakmis ki ceketin yerinde yeller esiyor. Anasindan bir ton dayak yedigi gibi tam üç yil boyunca da ceketsiz kalmis. ‘Bana yeni bir ceket almalari mümkün degildi. Ekmegi karneyle aliyor, aylarca et ve seker yüzü görmüyorduk’ diye annesinin kötegine hak veriyor simdi.
Küçük Agop, daha ilkokuldayken ise baslamis. Mezun oldugu yil bir gümüs atölyesinde çalisiyormus. Sicak, çok sicak bir yaz günü, gümüs kaliplari plaka haline getirmek için kullanilan presin silindiri is önlügünün kolunu kapmis. Sonra da elinin tamami omuzuna kadar presin altinda un ufak olmus. Hastaneye vardiginda doktorlar, ‘Bu çocuk yasamaz’ demis. Ameliyat olmus, günlerce komada kalmis ve bir gün gözlerini açip hayata yeniden merhaba demis. Kaderin cilvesi bu ya, yine Cerrahpasa Hastanesi’ndeymis.
O yaz sonunda kendisini tamamen toparlamis ama çevresindekilerin aciyarak bakmasi kalbini çok kiriyormus. Bu yüzden kayit yaptirdigi halde okula gitmeyecegini söylemis babasina. Okula gitmemis ama aldigi ders kitaplarini her gün muntazaman okuyarak kendine göre bir tedrisat yapmis. Okulsuz geçen bu yil boyunca hep düsünmüs. O küçük ve artik tek kollu bedeniyle bir meslek sahibi olamayacagina karar vermis. ‘Okumaliyim, her ne pahasina olursa olsun okumaliyim’ demis. Ve dönem baslayinca Kumkapi Bezciyan Ortaokulu’nda egitime geri dönmüs.
Bütün okul hayati boyunca, yazlari ve hafta sonlari çalismaya devam etmis. Tahtakale’de isportacilik yapmis. Konfeksiyon atölyelerinde ilik makinelerinde çalismis. Eve katki olsun diye çalisirken çok sevdigi kiz kardesleri Hripsima ve Maryam’a da küçük hediyeler almayi ihmal etmezmis.
FUTBOL YILLARI
Ortaokulda basarili olmus ama esas zirveyi Galata Getronogan Lisesi’nde yapmis. Her yil okul birincisi olmus, takdirlerle dönmüs evine. Agop Bey, hasta Fenerbahçeli. Tam 26 yildir Fenerbahçe Kulübü üyesi. Basketbolu çok seviyormus. Ama tek kollu oldugu için oynayamamis. ‘Ben de sahada top kostururum’ demis ve lisede futbola baslamis. Oynayamazsin demisler, aldirmamis. Çok da güzel oynamis. Ve hatta, o devrin ünlü takimi Samatya Gençler Kulübü’nün kadrosuna girmeyi basarmis.
1957’de Istanbul Üniversitesi Tip Fakültesi’ni kazaninca dogdugu, yeniden hayata döndügü Cerrahpasa Hastanesi’nde bulmus kendini. Kapisindan içeri girdigi ilk gün ‘Bir zamanlar beni kurtardi bu hastane, simdi nöbet sirasi bende’ diye düsünmüs. Bu dönemde lise ögrencilerine özel dersler vererek okul parasini kazanmaya devam etmis. Ayrica, Cerrahpasa’nin futbol takiminda oynamayi da ihmal etmemis.
1963’te okul birincisi olarak doktorluk diplomasini almis. Bir yil Çapa’nin Deri ve Frengi Hastaliklari Klinigi’nde çalismis. 1964’te Cerrahpasa’daki Dermatoloji Kürsüsü’nde asistan olarak göreve baslamis. Uzmanlik tezinin basligi, ‘Impetigo Herpetiformis Vak’alari Üzerinde Klinik ve Biyosimik Arastirmalar. ‘ Ben basligindan bir sey anlamadim, Agop Hoca açikladi: ‘Uçukla ilgili çok önemli bir çalismaydi.’
1967’de uzman olmus. Cerrahpasa Tip Fakültesi’nde basasistan olarak çalisirken üniversite tarafindan Ekim 1969’da Almanya’ya gönderilmis. Dört ayda Almanca’yi ögrenmis. Hamburg Saar Üniversitesi Dermatoloji Klinigi’nde ünlü dermatolog Prof. Dr. Nödl’ün yaninda çalismaya baslamis. Ayrica ayni üniversitenin alerji ve histoloji bölümlerinde çalismis. Kliniklerde gösterdigi basaridan dolayi, Alman Üniversite Kurulu’nun talebiyle okulda kalma süresi bir yil daha uzatilmis.
Dr. Kotogyan, 1952’de geçirdigi kazadan önce çogu kisi gibi sag elini kullanirmis. Onu kaybedince sol eliyle is görebilmek için çok çalismis. En büyük zorlugu da üniversitedeyken çekmis. Tek eliyle tüplerden siringaya ilaç çekmeyi, bu ilaci hastaya enjekte etmeyi ögrenmek için geceleri hastanede nöbete kalmis, evde portakallara su siringa edermis. Dikis atmayi ögrenmek için ise, evde ne kadar sökük ve yirtik varsa dikermis. Iki yil içinde tüm bu isleri kimseden yardim almadan tek basina yapiyor hale gelmis.
1972’de Cerrahpasa Tip Fakültesi’ne geri döndükten bir yil sonra doçentlik sinavini basariyla vermis. 1979’da ise, ‘Akne Vulgaris Vak’alarinda Immunolojik Arastirmalar’ baslikli teziyle profesör kadrosuna atanmis. Almanca’dan sonra yine kendi çabasiyla, Fransizca ve Ingilizce ögrenmis. Dünyanin birçok ülkesinde dersler, konferanslar vermis, nam salmis. Özellikle son iki yilda disaridan gelen hasta sayisinda büyük bir artis olmus. Uluslararasi tip dergilerinde yayimlanan makalelerinin sayisi 300’ü asmis, cilt hastaliklari üzerine iki kitap yazmis.
Suzan Hanim’la 1975’te evlenmis. Üniversiteden emekli oldugu 21 Kasim 2004 günü yaptigi konusmada ‘Iki kisiye tesekkür etmiyorum: Biri beni bu yolun basina kadar getiren anam, digeri beni su kürsüye kadar çikaran esim Suzan. Tesekkür etmiyorum degil, aslinda edemiyorum. Çünkü onlara her seyimi borçluyum’ demisti.
YURT SEVGISI BUDUR
Birçok ülkenin üniversitesinden teklif almis: Almanya, Fransa, Kanada, Amerika… ‘Burada kal, kürsünün basina geç’ demisler. O, bunlarin hepsini elinin tersiyle geri çevirmis. ‘Ermeni oldugun için dedeni, fukara oldugun için kolunu kaybettigin o ülkede ne isin var’ demisler, gülmüs geçmis. Peki ne düsünmüs? ‘Evet dogrudur: Ülkemde çok aci çektim. Sefaletin dibinde yasadim. Dogrudur: Dedemi, çocuklugumu, kolumu kaybettim. Ama yolumu kaybetmedim. Bu ülkede yasayan milyonlarca insandan hiçbir zaman farkli olmadigimi düsündüm. Bu topraklarda yasayan tüm insanlari kardesim olarak benimsedim. Bir ülkeyi sevmek demek, bu topraklarda geçirdigin güzel ve iyi günleri sevmek demek degildir. Iyi günde ve kötü günde burada olmak, vatanin yaninda kalmak demektir yurt sevgisi. Bos basak dik, dolu basak ise egiktir, derler. Ben hep egik gezdim su dünyada. Kibirden nefret ettim. Bos basaklar gibi diklenmedim, caka satmadim, her seyi biliyorum demedim. Burnumun dikine gitmedim, bilginin ve bilimin ipine sarildim. Isimi sansa birakmadim. Çünkü, çok çalistim ve bosluk birakmadim.’
DOKTORLUGA DEVAM
Bu efsane doktor üniversiteye veda ederken söyle diyordu: ’32 yilini ögretim üyesi olarak geçirdigim, 41 yil üç ay süren üniversitedeki görevim fiilen sona ermis bulunuyor. Insanin hissetttiklerini anlatabilmesi oldukça güç. Ayrilik günü gelip çattiginda hiç tanimadiginiz bir bosluk hissine kapiliyorsunuz. Ilk olarak geçmisin yogunlugu içerisinde hiç gerçeklesmemis olan bir sey gerçeklesiyor: Annesinin kuzusu Agop, gümüsçüde çalisan Agop, futbolcu, asistan, Almanya’da görev yapan, doçentlik sinavindaki Agop, ilk dersini veren, profesör olan Agop kafa kafaya verip ‘Simdi ne olacak’ diyorlar. Neden sonra ayni toplantiya emekli Agop gelip de, ‘Hey geçmisin kimlikleri; utanmasaniz Agop öldü diyeceksiniz. Simdi, en büyügünüz olarak ben, iste buradayim’ diyene kadar…’
Neyse ki Agop Bey tecrübeleriyle sifa dagitmaya veda etmedi. Osmanbey’deki mimar oglunun tasarladigi yeni kliniginde, yine içten, yine mütevazi, çalismayi sürdürüyor.
Cigerim Agop, bilesin ki anacigin seninle iftihar ediyor
Prof. Dr. Kotogyan’in emekli oldugu gün annesi Makruhi Hanim (87) rahatsiz oldugu için törene katilamadi. Kiz kardesi ünlü matematik hocasi Hripsime Kotogyan, kürsüye çikti ve annelerinin gönderdigi mektubu okudu: ‘Cigerim Agop. Baban da okuma yazma bilmez idi, ben de. Sen, okudun. Sen hep okudun ve çok çalistin can parçam. Biz fukaraydik, senin yaptigin su çok zor yolculukta yanina yetecek kadar azik koyamadik. Bak, burada da açikliyorum, herkes duysun: Oglum, sana yeterince yardim edemedik ve ben hep üzüldüm buna. Pek belli etmezdi ama baban da buna çok üzülmüstü. Ama, sen bizim yüzümüzü hiç kara çikarmadim. Her zorlugun üstesinden geldin. Garip kusun yuvasini yapan Allah, uçmak istedigini anlayinca sana kanat takti. Cigerim Agop, çok çalistin, çok yoruldun. Sana biraz istirahat et diyecegim ama biliyorum ki beni dinlemeyeceksin. Simdi, biraz hastayim ama sen biliyorsun ki yanindayim. Bilesin ki anacigin seninle iftihar ediyor. Baban da simdi yukaridan sana bakiyor ve gülüyordur. Cigerim benim, senin o kara gözlerinden öpüyorum.’

Birlikte Doğduğunuz Ağaca (Kelt Astrolojisine) Göre Karakter Özellikleriniz;

unnamed[1]

 

 

Elma (22 aralık -1 Ocak, 25 Haziran – 4 Temmuz)

 

Cazibeli, fiziksel olarak dikkat çekici, etkileyici. Hoş bir auraya sahip. Çapkın ve maceraperest ama hassas ve her zaman aşık bir tip. Sevmeye ve sevilmeye meraklı. Sadık ve hassas bir eş. Cömert. Bilimsel konulara yeteneği var. Bugün için yaşar. Hayal gücü yüksek. Elmalar nadiren uzun boyludur. Hoştur, güzeldir, şirindir, fiziği iyi, cazibeli ve samimidir. Aşık olmak hesapta yokken bile ( bu nadir durumlarda olur) ilgi uyandırır. Elma çok zarif ve hassas bir ağaçtır. Aşk onu hem teorik hem de pratik olarak ilgilendirir. Çoğu zaman kalbinde büyük sevgi olmasa da evlenir. ( Elma gerektiği kadar çok yönlü ağaçtır), fakat kalbinde büyük aşkın olmaması aşktan ve duygudan mahrum olduğu anlamına gelmez. Eğer Elma kendi karakterine ve zevkine uygun biriyle karşılaşsa, onların karı koca olması asıl saadet olacaktır.

Elma yaşlanana kadar aşkta ( hem hayat arkadaşına duyduğu aşkta, hem de serbest aşkta) sadık olacaktır. Karşılık bekleyen değildir, asla çıkar peşinde koşmaz, çabuk aldanır. Son gömleğini, bir parça ekmeğini bile vermeye hazırdır. Tüm bunlara rağmen Elma saf değildir. Yarını düşünmeden günlerini geçirir, ara sıra borçlanır ve borçlu olduğunu unutur; bu onun için doğaldır. Elma hayattan zevk alan, kimseyi şaşırtmak ve inandırmak isteğinde olmayan, zengin fantezili filozoftur. Fakat onu aklı havalarda sanmayın. Eğitimli, düşünceli ve mantıklı olan Elma bilimi çok sever. İlgilendiği alana ait ne varsa hepsini okur. Bilgisi şaşırtacak kadar çoktur, fakat kimseyi bilgisi ile hayran bırakmaya çalışmıyor, yalnız okumaya hevesli olduğu için okuyor. Her halde onu lezzetli yiyecekler nasıl ilgilendiriyorsa, bilim de aynı derecede ilgilendirir. Maddi dünyanın lezzetini ahiret dünyasının sevdasından üstün tutar. Duygusal açıdan renkliliği çok sever. Sıkıcı saadet onu bıktırır. Bu sade kız veya tatlı çocuk zaman zaman yaşamlarında bir şeyleri karma karışık hale sokmayı sever. Elma olarak doğanların özellikleri: Samimiyet, eğitimlilik, dalgınlık, mantık, analitik zeka

 

Köknar (2 Ocak – 11 Ocak, 5 Temmuz – 14 Temmuz)

 

Sıradışı bir zevki vardır. Sofistike ve kadirşinastır. Güzel olan her şeyi sever. Dik başlı, çabuk ruh hali değiştiren, bencil olmasına rağmen kendisine yakın olanlarla ilgilenen biridir. Çok mütevazi olduğu söylenemez. Hırslıdır. Memnun edilmesi zor bir sevgilidir. Çok arkadaşı vardır. Ona güvenebilirsiniz. Güzeldir. Fakat güzelliği soğuk ve kurudur. Antika mücevherleri, tütsüleri, şatafatlı bayramları sever. Kaprislidir. Sosyal hayatında ve iletişim zamanı her zaman sakin değildir. Bencilliğinden dolayı geniş arkadaş çevresi olsa bile kendini her zaman yalnız hissedecektir. Kolayca etkilenmez, kendi fikrini nadiren söyler. Sosyal ve kolayca iletişim kuran biri değildir. Fazla konuşmaz. Oldukça mağrurdur, amacına ulaşmak için her şey yapar.

Aşktan nadiren memnun kalır. Yumuşak başlı değildir. Kendi yeteneklerini bildiği için her zaman hayattan fazla şey ister ve genellikle muvaffak olur. Sırılsıklam aşık olduğu zamanlar da olur ve bu zaman tüm hayatı darmadağın oluyor. Aşkı sonsuz da ola bilir. Çok zekidir, bir takım becerilere sahiptir. Bilimle uğraşmayı sever, fakat her zaman başarılı olamaz. Bazen kendi alanı ile ilgili olmayan işlerde çalışır. İşini çok önemser ve bu nedenle bir takım mevkilere ulaşa bilir. Yol ayrımına geldiğinde çoğu zaman en zor olanı seçer. Kendini ve başkalarını zor durumda bırakmaya alışmıştır. Asildir, ne olursa olsun ona güvene bilirsiniz. Hiç bir zaman kararından dönmez, umut ve inancını yitirmez. Detaylarla uğraşan biri değildir. İyi, kötüyü ayırt ede bilir. Köknar olarak doğanların özellikleri: entellektüel zeka, gözlem yeteneği, mantık, inzivaya çekilme.

KaraAğaç (12 Ocak – 24 Ocak, 15 Temmuz – 25 Temmuz)

 

Müşfik, fiziksel olarak düzgün, giyimine dikkat etmeyen, taleplerinde aşırılığa kaçmayan, insanlara neşe verebilen, liderlik etmeyi seven ama kendisi altta olmayı sevmeyen biridir. Dürüst ve sadık bir eştir. Başkaları için karar vermeyi sever. Cömerttir. Pratik zekası güçlü ve iyi bir espri anlayışı vardır. Yapılı ve güzeldir. Çok çekicidir fakat bir az somurtkandır. Kendine fazla dikkat etmez, eski elbiseler giyer, çoğu zaman bağlandığı eski tişörtünden vazgeçmez. Karaağaç hırslı değildir ve hayatını zorlaştırmayı sevmez. Sakin ve sebatlıdır. En çok beliren kusuru ağır hareket etmesidir. Nasihat etmeyi sever ve çevresindekiler buna tahammül edemezler.

Doğru ve açık konuşur, yardım etmekle insanları kendine çeker. İnsanların iyimser olduğuna inanır. Her zaman iyi işler yapar ve ünlü olacağına inanır. Başarısızlık onu başkalarına kıyasla daha çok üzer. Yakınları için çok iş yapmayı bilir, sorumluluk hissi güçlüdür. Aşık olduğu insanı çok sever. Eğer uğurlu bir evlilik yaparsa, evinde aşkın pırlanta düğünden sonra bile devam etmesi için her şeyi yapar. Lider olmayı sever, fakat birisine bağlı olmayı o kadar da sevmez. Başkalarını etkiler ve çoğu zaman kendi itibarını kullanır. İnsanları yönetmekte yeteneklidir. Aşkı gibi istekleri de büyüktür. Onunla iyi davran, sabrı ve iyi davranışları hak eder. Sadakatli olmayı iyi becerir. Becerikli ellere ve sağlam düşünceye sahip. Orjinal, yapıcı zekası ile tanınır. Şakacıdır ve kötü durumlara düşmemek için bu yeteneğini kullanır. Karaağaç hayatı istediği gibi yaşar. Karaağaç olarak doğanların özellikleri: gözlem yapma yeteneği, organizasyon yeteneği, gerçekçilik.

Servi (25 Ocak – 3 Şubat, 28 Temmuz – 4 Ağustos)

 

Güçlü, fiziksel olarak kaslı, her ortama uyabilen, hayatla fazla uğraşmayan, hoşnut, iyimser, paraya meraklıdır. Yalnızlıktan nefret eder. Kolay kolay tatmin edilemeyecek kadar tutkuludur. Ama sadıktır. Ruh hali çabuk değişir. Kurallara boyun eğmez. Biraz da ukala ve ilgisizdir. Kametli ve dümdüzdür. Zariflikten mahrum değildir, fakat kültürsüz insanlara özgü özellikleri de vardır. Azla yetinir. Her durumla uyumludur, mutlu olmayı becerir. Hemen bağımsız olur. Başarıları önemsemez, para ve ün peşinde koşmaz. Tek dileği mutlu olmaktır. Onu önleyen tüm problemlerden kaçar. Yaz turnelerini, hayvanları ve avcılıkla uğraşmayı çok sever.

Yalnız kalmayı fazla sevmez. Büyük aile ve arkadaş çevresini çok sever. Yufka yürekli değildir. Çoğu zaman bir az kabadır, fakat dostcanlılığı da var. Çevresine sakinleştirici etki yapar. Servi hayalcidir, hayatını kurmaktan ziyade, hayatın akışına bırakır kendini. Hayalleri her zaman farklı yerlerde dolaşır. Konu ne olursa olsun sert tartışmalara girmez. Karakteri uyumludur. Vefada üstüne yoktur. Aşkına, dostluğuna, hatıralarına sadıktır. Sevdiği her insan ondan yardım isteye bilir. Bilgili olması mücerrettir. En çok sevdiği şey, her konuda fikirler söylemektir. Söyledikleri düşünülmüş ve anlamlıdır. Sevdiği insanlar arasında hayatı çoğu zaman sakin ve huzur içinde geçer. Servi olarak doğanların özellikleri: hislerin uzun süreli olması, aristokratlık, yansıtmalı olma.

Kavak (4 Şubat – 8 Şubat, 5 Ağustos – 13 Ağustos)

 

Fazla kendine güvenmeyen, sadece gerektiği zaman cesaretli olan biridir. Sırtını dayayacağı yerin güçlü olmasını ve sıkı insanlarla muhatap olmasını sever. Çok seçicidir. Genellikle yalnızdır. Artistik bir doğası vardır. Kin tutar. İyi bir organizatördür. Felsefi takılmayı sever. Ama her durumda güvenilebilir biridir. İlişkilerini de çok önemser. Gencliğinden güzel ve yapılıdır. Yıllar geçtikce kendi kendine problemler üretir. Zamanın su gibi akıp geçmesinden çok üzülür, yaşlanmaktan korkmaya başlar ve bu korku sonucunda da yaşlanır. Yalnız arkadaş çevresi ona yardımcı ola bilir, bu nedenle arkadaşlarını özenle seçmesi gerekir. Yer değişikliği yaparken dikkatli olması gerekir.

Kavağın büyümesi için her ortam uygun değildir. Kavak dar alanlarda kendini kötü hiss eder, fakat yalnız yaşamayı sevmez. Arkadaş sevendir fakat kendi seçmediği arkadaşların çevresinde kendini kötü hiss eder. Özgürlüğü kısıtlandıkta çok üzülür ve kolaylıkla pesimist olur. Bunu gizlemeğe çalışır, fakat hiç kimseyi uzun süre aldatamaz. Her küçük şey onu çıldırta bilir. Ara sıra gözleri dolar, ama çoğu zaman bunu gizleye bilir ve susmaktan çok hoşlanır. Cesurluk ve mağrurluk en zor işleri çözmekte ona yardım eder. Nadiren yüzünde endişe belirtileri görmek mümkün. Onu iyi tanımayanlar onu sakin ve mutlu sanırlar. Materyalist değildir, kendini değil hep başkalarını düşünmeğe yatkındır. Aile kurarak mutlu olması zordur, çok hassastır ve aşırı derecede bağımsızdır. Karı koca kavgalarında onun silahı hafif gülümseme, susma ve şakadır. Farklı bir tavır yapmadıkta ise kendi nefretini göstermeğe çalışır. Asla tükenmeyen doğuştan keskin zekası vardır. Tıpçılar arasında kavaklara rastlamak zordur. Kavak olarak doğanların özellikleri: İçten gelen bağımsızlık, nevrasteni hastalığına, hayal kurmaya, içgüdülere ve fanteziye yönelme.

Sedir (9 Şubat – 18 Şubat, 14 Ağustos – 23 Ağustos)

 

Zarif, her ortama ayak uydurabilen, lüksü seven, sağlığına dikkat eden, kendine güvenen, başkalarına da biraz tepeden bakan biridir. Kararlı, sabırsız ve başkalarını etkilemeyi sever. İyimserdir ve beceriklidir. Tek ve gerçek aşkını bekler. Çabuk karar verir. Dallı, budaklı ve gövdelidir. Dışarıdan gizel bir görüntüsü olmasa da güzel bir bitki izlenimi bırakır. Her koşula kolaylıkla uyum sağlar. Her halde o da komforlu yaşamı sever, fakat gerekirse geceyi dışarıda geçire bilir. Sağlıklıdır. Her yerde kendini evindeymiş gibi hissedebilir. Utangaç değildir. Hareketlidir, kendine güveni tamdır, aynı zamanda kişiliği ile bağlı şakaları hiç sevmez ve bu şakalara bir o kadar da anlam veremez. Hayrete düşürmeyi, her kesin dikkatini kendine yönlendirmeyi çok sever bunun için gerekirse her şeyinden geçer. Kararlar almayı, çözüm sunmayı kendine vazife edinmiştir. En zor problemleri kolaylıkla çözer. Tehlike hissetmez, ihtiyatsızdır, beklenmeyen sorunlarla sık sık karşılaşır. Fakat bu sorunları kolaylıkla atlata bilir. Mağrurdur, bencildir, doğru söyleyendir, üstüne üstlük fazla neşelidir ki, bu da gerek iş hayatı, gerekse de aşk hayatı ile bağlı bir takım sorunlara yol açıyor. Doğuştan gerilimi sever. Dışarıdan bağımsız olsa da çabuk etkilenir. Bazen bir kimsenin emrine girer ve onun silahı gibi kullanılır. Sedirler içinde kahramanlar da fazladır, çılekeşler de. Başkalarından etkilendiği gibi, başkalarını etkisi altına da sala bilir. Çevresinde tahrikedici etki bırakır.

Çok inatçıdır, her zaman kendine hak veren insanlar sınıfına girer. Hassas ve kırılgandır, bir kimseye bağlana bilir ve bunu aşk olarak yorumlar. Kalan her şeye çok da önemli olmayan bir hatıra gibi bakar. Problemleri sentez yaparak algılama yeteneği var. İnsanları hayrete düşürecek bir süratle düşünür ve kararlar alır. Çoğu zaman yalnız müzik alanında mükemmelleşmeye yönelir. Her halde ritm duyumu güçlüdür. Macera yaşamak için dünyaya gelmiş bu insan, çoğu zaman hareketli ve renkli iş hayatı yaşar. Sedir olarak doğanların özellikleri: çabuk sinirlenir, iyimserdir, entellektüeldir.

Çam (19 Şubat – 28 Şubat, 24 Ağustos – 2 Eylül)

 

Uyumlu ilişkileri sever. Dinç ve güçlüdür. Nasıl rahat edilebileceğini bilir. Doğal ve hareketli biridir. İyi bir partnerdir. Çok arkadaş delisi değildir. Çabuk aşık olur ama ateşi çabuk söner. Her şeyden kolay vazgeçebilir. İdeali bulana kadar herşey geçicidir. Güvenilir ve pratiktir. Nefis yapıya sahiptir, güzeldir, yakışıklıdır. Kendi meziyetlerini sergileye bilir. Zengin evi, pahalı mobilyayı ve arabayı çok sever. Öyle bir ev ister ki, onun içinde rahat rahat büyüsün. Bazen evi Çam kendisi yapar. Söylenenlere göre Çam aslında ne istediğini bilen biridir, hayatından memnundur. Her şeyi kendine özgü yapmayı ve kendi istekleri doğrultusunda hareket etmeyi bilir. Cesurdur, kötülüklere güç gele bilir, başarısız oldukta üzülmez.

Cesareti ve risk alma yeteneğinden dolayı her zaman başarılı ola bilir. Hangi aktivite ile uğraşarsa uğraşsın, mutlaka başarılı olur. Çam başkalarından inatçı olması ile seçilir. Kendi yolunda inatla ilerlemeyi becerir, ve onun bu yolda yürümesini önlemek zordur. En çozülmesi zor durumdan kurtulmayı becerir. Çok çabuk ve dakiktir. Güler yüzlü ve iyi dost olma becerisine rağmen arkadaşlarla iletişim zamanı ve bonkörlükte sınırları aşmaz. Kendi sakin ve konförlü hayatı onun için her şeyden önemlidir. Arkadaşlarının başarısızlıklarını gördüğünde rahatsız olmaz, fakat yeri ve zamanı geldiğinde bu başarısızlıklar kendininmiş gibi konuşur. Yalnız bir tek şeyde zayıflık sergiler o da aşktır. Hassas ve çabuk bozula bilen bir karaktere sahip birisidir. Tüm bunlarla birlikte derin zekaya ve muntazam tefekküre sahip bir insandır. İyi organizasyon düzenler. Amacına ulaşmak için önemli atılımlar yapmayı becerir, ve sonuçta amacına ulaşır. Her hangi sevimsiz olaylardan ve aşk serüvenlerinden yüzü ak çıkmayı becerir. Çam olarak doğan kadınlar özellikle şanslı olurlar. Çam olarak doğanların özellikleri: estetik zeka, organizasyon yapma yeteneği, analize yönlenme.

 

Söğüt (1 Mart – 10 Mart, 3 Eylül – 12 Eylül)

 

Güzel ve çok melankoliktir. Etkileyicidir. Güzel ve zevkli şeylere meraklıdır. Seyahat etmeyi sever. Hayalperesttir. Kaprisli ama dürüsttür. Başkalarının duygularına önem verir. Çabuk etki altında kalır ama beraber yaşanması zordur. Talep etmeyi sever. Sezgileri de kuvvetlidir. Aşıkken acı çeker ama demir atabileceği birini bulabilir. Kederli görünümünden dolayı çok cazibeli ve rakıpsizdir. dişarıdan güzel olsa bile söğütte neyse bir esrarengizlik duyulur.O anlaşılmaz düşünce ve arzularla doludur, bu arzuları bazen kendisi bile çözemiyor. Kendisi için vile bu arzular anlaşılmaz olarak kalıyor. Çok hassastır, güneşin sıcaklığını, deniz kıyısında olmayı sever. Tüm parfümleri ve tatları hiss eder. Ani mutluluklardan yararlanmayı iyi becerir ve bunların hiç birinden vaz geçmez. Söğütün dışarıdan öyle mahsum görünüşüne güven olmaz. O çalışkandır ve ne istediğini iyi bilir. Hiç bir zaman hiç kimse hiç birşeyı söğüte zorla kabul ettiremez, çünkü başkalarına karşı saygılıdır ve liderlik gibi bir isteği yoktur. Tbiatta şşairlik vardır. Yklaşan son bahar ve hızlı geçen hayat konusunda onun kederli nasihatlerini fazla önemsemek ve onun kötümser olduğunu düşünmek gerekmiyor.

Söğüt ile karşılıklı anlaşma zordur, çünki kolay uyum sağlayamaz ve geri adım atmayı sevmez. Savunmasız ve yardıma muhtaç görünmesi çoğu zaman taktikten başka bir şey değildir. Eğlenmek bazen ise faydalanmak amacıyla kendini mahsum, zayıf birisi gibi gösterir. Genellikle kendini korumayı iyi bilir. Aşkında yoğun duygulardan sa romantikaya yer verir. Duygulardan zevk almayı bilir ve bunlara şiirsel kolorit de katar. Söğüt adi sönük duyguları sevmez. Aktörlük becerisine ve zengin hayal gücüne sahip birisi. Bazen iyi bir piskolog olur, başkalarının düşünce ve arzularını duya bilir. Eğer aşk acılarını takmazsa, hayatı tamam sakin geçe bilir. Fakat söğütün şikaytlerinde kayda değer bir şey yok, acıları olmayan duyguları sevmez. Söğüt olarak doğanların özellikleri: intuisiya, zengin hayal gücü.

 

Ihlamur (11 Mart – 20 Mart, 13 Eylül – 23 Eylül)

 

Hayatın ona getirdiklerini kabul eder. Kavga ve tartışmadan nefret eder. Çalışkandır, tembelliği ve bencilliği hiç sevmez. Streslidir. Yumuşak huylu ve merhametlidir. Arkadaşları için çekinmeden fedakarlık yapar. Becerikli olmasına rağmen bunları değerlendirmesini bilmez. Mızmızdır. Kıskanç fakat vefalıdır. Aşırı çekicidir ve bu çekiciliği kullanmayı iyi becerir. Her bir insanın aklını başından ala bilir. Sbit her bişeyle techiz olunmuş hayatı hayal eder, fakat çoğu zaman tüm bunların onun için hiç de büyük önem taşımadığını anlamıyor. Türlü koşullara adaptasyon sağlar.

Bir çadır ihlamurun her tür koşul yaratması için yeterlidir. Dişardan sakindir, hatta bir az azimsiz, konuşmaz, korkaktır aynı zamanda rahat ve pesimistir. Çoğu zaman o tüm hayatı boyu sıkıntı ve özlem yaşar. Özlemek ve sıkılmak onun önde gelen zayıf noktaları. Sabırsız olur, özellikle övülmeyi çok sever. Zıtliklarla ve karlıtlıklarla dolu, zor anlaşılır birisi. Tek bir şeye şübhe etmek olmaz bu da onun çok melahatli olmasıdır. Onunla konuşmak hoş ve kolaydır. Zıtlıklarla dolu, zor anlaşılır birisi. Kesin olan bir şey var çok sevecendir. Onunla konuşmak piskolojik açıdan çok rahatlatıcı. O karşısındaki insanı sabırla dinler, arkadaşlarına saygı gösterir ve onları yönetmeye çalışmaz. İhlamur hatta ona inanması gerekmediği hallerde bile çok sevilir. Pratik zekaya sahip birisi. Teknik işleri çok sever. Hizlı ve dakiktir. Hayatta sevdiği insanla karşılaşıp bu insan tarafından sevilse karşıtlıklardan ve zıtlıklardan kurtulur.Katı karakteri var. Çoğu zaman sebepsiz kıskanc oluyor.

 

Fındık (22 Mart – 31 Mart, 24 Eylül – 3 Ekim)

 

Çekici, anlayışlı, insanları nasıl etkileyeceğini bilen, fazla talepkâr olmayan, sosyal hayatta aktif ve girişken hatta dövüşken biridir. Popülerdir. Psikolojik durumu çabuk değişir. Kaprisli bir asıktır. Ama dürüst ve eşine toleranslı davranır. Kusursuz bir yargı yeteneği vardır. Çoğu zaman zayıftır, güzel dış görünüşü yoktur. Kendi düşüncelerini başkalarına kabul ettirmeğe çalışmıyor. Onunla içli dışlı olduğun zaman, orjinal zekasını görmemek ve etkisinde kalmamak mümkün değil.

Fındık az bişeyle yetinir her türlü hayat tarzına uyar ve her bişeyi anlar. Dış görünüşü büyüleyici etki bırakır. Beğenilmek istedikte kendini sevdire bilir. Hayırsever, bilge ve sabırlı olmayı becerir. Tehlikeli, kinli, zararlı da ola bilir. Onda her şey sihir-ovsındur, bir anlık ruh halinden asılı olarak her şey ya iyidir, ya kötü. Ya iyilerin iyisidir, ya da kötülerin kötüsü. Bu nedenle bu işare altında doğan insanları orta çağda çoğu zaman, hiç bir sebep olmadan büyücülükle suçluyorlardı. Birisine gönül verdikte onun hayatını iyileştirmek için her şey yapar. Fakat rağbetini kazanmazsan dikkatli ol. Tevazökar ve tamkinli olmasına rağmen her zaman dikkat çeker. Son derece orjinaldir, hiç kimseye benzemez, hayata bakışı başkalarının bakışından farklıdır bazen ise her kesin bakışına zıttır. Hatta sevildikte de korku yaratır. En gizli fikirleri okumayı, beklenmedik teklifler sunmayı becerir, öyle bir şey yapar ki, ondan her şey beklemek mümkündür. Aklına ne eserse yapar, çok iyi fikirler sunabilen biridir, bir şeyi bırakıp sona doğru da yüze bilir. Hatta kendini hayır peşinde koşan biri gibi sunarken de bunu anlıyor. Aşkta en sevilen veya en azapverici ola bilir. Ruh hali çok çabuk değişir. Riskten korkmuyorsansa ona katıl. Onunla birlikte hayat rahatlık getirmesede çok çekici olacaktır. Bilgisini faydalı ve tam uygulayıp uygulamaması kendi isteğinden asılıdır. Her yönlü bilgiye sahip birisidir, okuyor ve her şeyi som derece çabuk ve kolay anlıyor. Fındık olarak doğanların özellikleri: senteze yönelme, içgüdü ve fantezi.

 

Üvez (1 Nisan – 10 Nisan, 4 Ekim – 13 Ekim)

 

Dikkat çekici, neşe verici, bencillikten uzak, dikkat çekmeyi seven biridir. Hayata bağlıdır. Yerine ve duruma göre hem bağımlı hem bağımsız olabilir. Zevklidir. Duygusal, hassas, tutkulu ve artistik özellikleri vardır. İyi bir es olur ama çok zor affeder. Diş görünüşü zayıf olsa da çok metin tabiatı var. Etkileyicidir. Hafif yürüyüşüne bakarak onu uzaktan tanımak ve değerlendirmek mümkün. Yüzünden tebessüm eksik olmuyor, bu onun içten olmasından daha çok kendini kontrol etmesinden kaynaklanıyor. İyi yönlerini pazarlamayı becerir,iyi giysileri sever, zevklidir.

Değişikliye çabuk alışır. Kendine zarar verse bile yakınlarını sevindirmekten hoşlanır. Bencil değildir fakat kendini beğenmişliyi var. Bağımsızdır fakat bazen bağımlı da ola bilir. Bağımsız yaşamayı her şeyden çok sever ve böyle yaşamaya çalışır. Yaşanan tüm olaylardan kendini sorumlu tutar. Onunla temas çok zordur, karşılıklı ilişkide olmak ise fazlasıyla zordur. Basit bir karatere sahip biri değildir. Dişardan gelen etkilere hassastır, güzelliyi sever, güleryüzlüdür. Ona her zaman güvene bilirsiniz. Bazen yufka yürekli oluyor ve sömürülmesine izin veriyor. Aşkta çok bonkör olduğu için karşısındakindende aynını bekler. Karşı tarafın duygularının doğruluğunu her zaman araştırıyor, onu aldatmak olmaz. Üvez hiç bir zaman aldatmaz. Özel hayatı çok zengindir. Dikkatlidir bu da çoğu zaman onunla birlikteliğe heves yaratır. Çok zekidir ve güçlü etki yapar. Bazen rutin işlerini bitiremediği için, bazı planlarını gerçekleştiremez. Üvez olarak doğanların özellikleri: hassaslık, akıl, fantezi.

 

AkAğaç (11 Nisan – 20 Nisan, 14 Ekim – 23 Ekim)

 

Hayal gücü ve orijinalliklerle dolu hiç de sıradan olmayan biridir. Utangaç, hırslı, gururlu, kendine güvenli, yeni deneyimlere aç biridir. Genellikle sinirli ve gergin bir yapısı vardır. Hafızası kuvvetlidir. Çok kolay öğrenir. Aşk hayatı biraz karmaşıktır. Başkalarını etkilemeyi sever. Düzenlidir, iyi beslenmiştir, bazen hatta bir az işvelidir. Çoğunlikla enteresan yerlerde bulunur. Modayı izler. Basit bir kişilik değildir. Çevik ve aktifdir, yorulmak bilmez. Nasıl söylesek, her zaman en yüksek talepler seviyyesinde durur, bireyseldir. Doğuştan temkinli ve cesaretsiz olsa da maddi faktörlerden daha çok manevi faktörlere dayanan en cesaretli kararlar kabul ede bilir.

Evde oturmayı sevmez, yeni insanlarla tanışmayı sever. İnsanları açık konuşmaya sevk ede bilir, fakat ona sirr açmaktan korkmayın, o hiç bir zaman başkalarının davranışlarını eleştirmez ve başkalarının sırlarını hiç kimseye söylemez. Planları çok olur, bunların büyük bir kısmı garip ve olağan dışı pilanlardır. Her türlü yenilikleri sever her türlü yeni fikirleri savunur, fakat kendi tasarılarını nadiren uygular. Bu kendi ufkunun genişliğinden zevk almasını engellemez. Onda bir azcık yüzsüzlükte var. Sosyal baskını sevmiyor ve baskıonu korkutmuyor bile. Aksine isminin dillerde dolaşması onun hoşuna gidiyor. Aşkını anlamak zordur. Beklenmedik ve şaşırtıcı yolları sever. Bu o anlama gelmiyor ki, eğer o aynı düşünce ve zevk sahibi biri ile karşılaşarsa mutlu olamaz. Zekası aydın ve keskindir. Problemleri çok olsa bile hayallerden mahrum değildir. Çokyönlü karaktere sahiptir. Akağaç olarak doğanların özellikleri: karakterli, komedi duyusu, analitik zeka.

 

Ceviz (21 Nisan – 30 Nisan, 24 Ekim – 2 Kasım)

 

Garip ve zıtlıklarla dolu biridir. Egoist ve agresiftir. Beklenmedik tepkiler gösterir. Asil bir ruhu vardır. Spontanedir. Çok hırslıdır ve hiç esnekliği yoktur. Zor ve alışılmışın dışında bir estir. Çok zor beğenir. Sadece takdir eder. Çok kıskanç ve tutkuludur. Uyum göstermek için fazla fedakarlık etmekten de hoşlanmaz. İlginç stratejiler üretir. Onun için doğal olmak iyi değildir. O ince ve zarif işve ve nazı çok önemser, aslında ise çok utanqaçdır. Ceviz çogu zaman zıt ve karşıt karakterlidir, şımarık, tecavüzkar ve bencil olur. Fakat konuksever ve naziktir, cesaretli düşüncelere sahiptir. O asil ve sadık olduğu gibi, aklına esdiğini yapan biri de ola bilir. Onun ne yapacağı belli olmaz.

Hiç bir neden olmadan kendi dostluğunu ve aşkını birisine sunar ve geri alır. Bazen azap çekmeyi sever ve azap vermekten zevk alır. Mutlaka durumu zorlaştırmalıdır. Kendi ayrıcalığını bildirmek isteyi duyar ve bunun için azap çeker. kıskanc ve güleryüzlüdür, sakin değildir. Onu seviyorsansa veya onunla arkadaşsansa her zaman beklenmedik olaylarla karşılaşmaya hazırlıklı olmalısın. Ondan etkilenmeyeceğine eminsense ona katıl, aksi takdirde seni kesinlikle kendine bağimlı yapacaktır. Hayatta iyi bir stratejist ola bilir. Kendi isteklerinin sonuçlarını doğru değerlendiriyor. Kötülük yapar fakat bunun için o kadar da azap çekmez. Haraketliliği ile çoğu zaman insanları büyüler, fakat sakin cevizlere de rastlanır. Hayatının monoton olmasını istemez. Riskli atılımlar yapmaktan korkmaz, beğenilmeye çalışmaz, şans vermez, kullanılmış yollarda yürümez. Cevizin dostu olduğu gibi düşmanları da çoktur. Yalnız kendine güvenir, başkalarına güvenmez. Kendi bağimsızlığını ve karakterini muhafaza etmek derdindedir. Bazen bunu görmezden gelmek olmuyor. Ceviz olarak doğanların özellikleri: kararlılık, gözlem ve organizasyon yeteneği.

 

Yasemin (1 Mayıs – 14 Mayıs, 3 Kasım – 11 Kasım)

 

Atak, uyanık ve sevimlidir. Herkese sakin ve mutlu gözükse bile en yakınları onun çok kırılgan ve duygusal olduğunu bilirler. Çocukları sever. Paragöz değildir fakat para ona mutluluk getirir. Çalışmaktan korkmaz. Yasemin doğuştan pesimisttir. Çevik canlı ve yufka yüreklidir, rahat ve iyi muhabbeti ile insanları etkiler, dikkatleri üzerine çeker. Sosyal ortamda bağımsızlığı adeta yasemin yaratır. Sakin, mutlu ve kametli bir dış görünüşe sahip, problemsiz biriymiş gibi görünür. Ama yakınları onun aslında çabuk bozulan ve küçük şeyleri bile problem yapan biri olduğunu biliyorlar. Bunun için de yasemin her ne kadar gizlemeye çalışsa da doğuştan pesimistir. O diplomasini ve başkaları ile iyi ilişkiler kurma becerisinin önemini her kesden iyi bilir.

Malesef kendi evinde bunlarl karşılaşmak mümkün değil. O kendi evinde bağimsız olmaya çalışıyor. Kendini eli kolu bağlı hiss etmekten, sınırlanmaktan hoşlanmaz, sorumlulukları yerine getirmek onu bıktırıyor. Kendi vicdani sorumluluklarına her zaman boyun eğıyor. Mesuliyyet duygusunu garipsemiyor, fakat bu duygu onda iyi bir etki de bırakmıyor. Yaseminle evli olmak kolay değildir. Yasemin özellikle aşk ilişkilerinde sevgisi tez söner ve kasıtlılığı artar. Çocukları sever ve onlar arasında kendini iyi hiss eder. Hyattan çok şey beklemediği için kendini çocuklara adar. En karışık problemleri bile çocuklara sade ve aydın anlatmayı bilir, bunusevgiyle ve akılla yapıyor. Çocuklar ona hayatta en büyük sevgi zevk veriyor. Yasemin materialist değildir fakat çoğu zaman kazancı bol oluyor. İşte korkmuyor, üstleri onun bilgisine ve iti zekasına değer veriyor. Yasemin olarak doğanların özellikleri: Eleştirel zeka, fantezi ile birleşmiş zeka, intuisiya.

Kestane (15 Mayıs – 24 Mayıs, 12 Kasım – 21 Kasım)

Alışılmadık bir güzelliği vardır ama insanları etkilemek gibi bir derdi yoktur. Adil ve neşelidir. Doğuştan diplomattır. Çok kolay huzursuzluğa kapılır ama her türlü ilişkisinde hassastır. Bazen olağandışı davranır. Sevgili bulmakta güçlük çeker. Kestane çok güzeldir, hatta dekoratifdir fakat çevresindekileri çekiciliği ile etkilemeye kalkışmıyor. Genişlemeye meyilli çevik ve kuvvetlidir. Doğuştan adalet duygusuna sahiptir. Her hangi bir adaletsizliğe karşı çıkıyor. Neyle karşilaşacağını bilmemesine rağmen kendini her vasıtayla mudafaa ediyor. Kendi rahatlığına düşkün olanlara, kendini düşünenlere her türlü taktik ve diplomatik hiylelere nefret ediyor, bunun için de kendine düşman kazanıyor. İyi bir iletişim kura bilmemesi nedeniyle aktivitelerini değiştiriyor ve çok çabuk bozuluyor, çok kırılgan ve duygusal olduğu için bunu uzun zaman hatırlıyor. İnatçıl ve sabırlı olmasına rağmen ters değildir.

Hazırlıklı ve tedbirli olmayı becerir, bunun için de maddi problemlerle karşılaşmıyor. Ahlak kurallarını önemsiyor, hassaslığına rağmen çoğu zaman paklığa yöneliyor. Hayatta rahatlığa bağımlıık onun için hayal edilemez bir şeydir. Bazen hayata asla uyum sağlayamamış gibi görünüyor. Fakat bu kendine nefretin ve başkalarına güvenmemenin sonucudur. Kestane söz dinleyen olmadığı için, sosyal bağlantı kurmakta zorluklar yaşar ve bunun için de kötü birisi gibi algılanır. Belki de bu başkalarını kötü duruma düşürmek içindir. Aşkta ihtiyatlıdır, kendisi ise hayatında yalnız bir defa gerçekten aşık ola bilir, bunun için de mutlu olmak onun için zordur. Aşk içinde duyduğu bir ihtiyac ve aynı zaman da da sevilmemek korkusu onun karşı tarafla ilişkilerini zorlaştırıyor. Kaba davranışlar sergilediğinde çoğu zaman çevresindekilerce anlaşılmaz olarak kalıyor. Kestane hayat tecrübesine güvenerek yaşar. Akıllıdır, çeviktir, dakiktir fakat hayal kurmaya ve felsefi düşüncelere dalmaya yatkındır. Hayatındakı çok şey çevresindekilerden asılıdır. Yakınlarından iyilik gördüğü zaman yetenekleri tam inkişaf ede bilir. Kestane olarak doğanların özellikleri: gerçekçilik, gözlem yeteneği, organizasyon yeteneği.

 

Dışbudak (25 Mayıs – 3 Haziran, 22 Kasım – 1 Aralık)

Farklı bir çekiciliğe sahip, hayat dolu, talepkâr, düşüncesizce hareket eden ve eleştirilere kulak asmayan biri. Hırslı, akıllı, yetenekli, kaderine hükmetmeyi seven, egoist olmaya elverişlidir. Ama ona güvenebilirsiniz. Bazen beyni kalbine hükmedebilir. İlişkileri çok ciddiye alır ve sadıktır. Güzel ağaçtır. Hoştur. Kametli, zariftir. Davranışları sakin ve bağımsızdır. Kendini beğenmiştir,fakat onunla uzun süreli hayat kolay değil. Aktif ve çok isteklidir. O her zaman kendi isteklerinin yerine getirilmesine çalışıyor, her kesin onun hoşuna gittiği gibi düşünmesini yaşamasını bekliyor. Bağımsız ve rahat hayat yaşamaya çalışıyor, buna kimse dayanamaz. Hayattali zorlukları kayda almıyor, bu da sorumsuzluk ve iradesizlik gibi görünüyor. Yalnız dışarıdan böyle görünüyor. Dışbudak neyi isteyip neyi istemediğini iyi biliyor.

Kendi başarılarını ve sağlamlığını her şeyden önemli sayar. Mutlu olmak istediğinde o kadar bencil olur ki, onu engelleyen her şeyi ayakları altına alır. Bencildir, fakat cimri değildir. İyikalplidir her şeyi paylaşmaya hazırdır. Bu yaramaz mahluk aşkta çok farklı özellikler sergiliyor: ihtiyatlı, sıkı ve tedbirli oluyor. Aslında Dışbudağın başarıları bu alanda daha çoktur, o iyi seçim yapa bilir, tüm iyi ve kötü özellikleri analiz ede bilir. Onun evliliği hem aşkla hem de akılla bağlıdır. Nadiren hata yapar ve aile hayatı kurmak için çok çaba harcar. O buna çok çabuk ulaşır. Gelecekten haber vermeyi sever bunu bir takım eğlence için yapar, fakat sçyledikleri doğru oldukta reputasyonu yükselir. Dışbudak her zaman kaderle oyun oynar. Fakat güvenilir bir ağaçtır, onun gölgesinde durmaktan korkmayın. Dışbudak olarak doğanların özellikleri: eğitimlilik, sezgisellik, fantezi.

Gürgen (4 Haziran – 13 Haziran, 2 Aralık – 11 Aralık)

 

 

Dış görünüşüne ve bakımlı olmaya dikkat eder. Zevk sahibidir. Başkalarını kendinden fazla düsünür. Hayatı mümkün olduğunca kolay bir hale getirmeye çalışır. Disiplinli bir hayat için kılavuzluk eder. İlişkilerinde kibardır. Farklı sevgililer bulmak ister. Duygularıyla ilgili olarak mutluluğu yakalaması kolay olmaz. Çoğunlukla da başkalarına güvenmez. Kararlarından da asla emin olmaz.

Güzel ağaçtır fakat o kadar da hoş değildir. Gençlikte çok güzel oluyor fakat zaman geçtikce güzelliğini yitiriyor. Gürgen çevresine çok ihtinasız yaklaşıyor. O güzellik düşkünüdür. Dış görünüş dikkatini daha çok çeker. İlişkilerinde onu her şeyden önce kendi üstünlüğü ilgilendirir. Disipline ve itaete yöneliktir. Farklı olmayı sever, ödüllendirilmek ve ünlü olmak ve başkalarının ona bakıp hayran olmasını ister. Disipline uymayı çok sever, bunun için de çoğu zaman bundan dışarı çıkmaz, çaresiz kaldıkta çizgiyi aşar. Yeni fikirlere ihtiyatla yaklaşır, aynı zamanda ‘ne fark eder ki’ prensipine karşı çıkar. Aşkı çok berraktır. Ona önemli bir iş gibi yaklaşıyor. Sevimli ve hoş bir hayat arkadaşı ola bilir. Fakat iki şeyden birini ya aşkı ya da vicdani borcu seçmeli oldukta, ikincini seçer. Gürgen olarak doğanların özellikleri: entellektüellik, fantezi,mükemmelliğe yönelme.

 

İncir (14 Haziran – 23 Haziran, 12 Aralık – 21 Aralık)

Çok güçlü, bağımsız, tartışmalara ve zıtlıklara fazla izin vermeyen, aile hayatına düşkün, iyi bir anne – baba ve hayvan severdir. Sosyal bir kelebek gibidir. Espriden anlar, aylaklığı ve tembelliği de sever. Bencilliği vardır. Akıllı ve pratiktir. Zarif ağaçtır, karakterlidir. Güzel değildir, fakat dikkati çeker. İncir bir azcık hassastır, bazı kötü yönleri vardır, her yerde ve her zaman kendini iyi hiss etmiyor. Genişliye ve sıcaklığa büyük ihtiyaç duyar. Koşullar iyi olmadıkta solar. Zorluklara dayanıklı değildir. Üzüldüğünde kurur. Böyle bir koşulda onun korunma sistemi zayıflar.

Dikkat etmek gerekiyor ki, mahvolmasın. Aile hisleri güçlüdür. Değerlendirmeseler ve umutlarını gerçekleştirmeseler bile, yakınları ile her zaman iyi bir ilişki içinde olmayı sever. Kendisi bir o kadar sabit olmasa bile başkalarından sabit olmayı bekler. Yumşak ve duygusal karakterlidir. Bu yüzden bazen manevi rahatlıktan ve hayat sevincinden mahrum oluyor. Düşüncelerinde sabırlı olmasa da günlük sorumluluklarını düpedüz yerine getirmeye kalkışır. Ona güvene bilirsiniz. Tembelliye yatkındır fakat harıl harıl çalışıyor. Çabuk çileden çıkıyor, iyi niyetlidir, fakat hayatını zayıf noktaları ile çatışmaya harcıyor. İncir gerçekçidir, her zaman çalışkan ve hızlıdır. Yakınları için gerçek birer mücevherdir. Mahsülü boldur, bahçede yetiştirip iyi baksan, zarar görmezsin. İncir evlenmeye değer biridir, fakat ondan mucize bekleme, o romantik duygulara sahip birisi değildir. Sıradan hisleri “farklı fantaziler”den üstün tutar. Kendini anlayan her hangi bir mükemmel ağaçla iyi geçinir. Şunu da dikkate almak gerekir ki, İncir çok kırılgandır! İncir olarak doğanların özellikleri: çabuk sinirlenme, iş yapma yeteneği, gözlem yeteneği, gerçekcilik, organizasyon yeteneği.

 

Meşe (21 Mart, 21 Mart)

 

Sağlam yaradılışlı, cesur, bağımsız ve girişkendir. Acıma duygusu çok yoktur. İşini şansa bırakmayı sevmez. Ayaklarını yere sağlam basmak ister. Hareketlidir. Kuvvetli ve güzeldir, kırılgan değildir. Hareketli, azametli ve vüqarlıdır. Ciddi dış görünüşü ile insanları etkiler. Sağlıklıdır. Bu çok önemlidir çünkü Meşe zayıflığa ve hassaslığa tahamül edemez, kan gördüğü zaman bayılır. Çok cesaretlidir, fakat cesareti manevi özelliğinden daha çok mağrurluktan doğuyor. Ona korkak denmesinden hoşlanmaz. Bunun için gerginliği önlerken gerektiğinden keskin hareket eder.

Temkinli ve azimlidir, onaylanmış karardan geri çekilmeyi sevmez ve her zaman amacına ulaşıyor. Fakat onun tersliğinin kötü yönleri de vardır. Meşe hareketli olmayı iyi beceremez ve her şeyi kabullene bilmemesi başına bela açar. Politik olmayı azacık becerseydi, çok şey kazanardı. Kendisi çok bağımsızdır, sınır tanımaz ve çoğu zaman hareketlerinde sınırları aşar. Yine de başkalarının fikirlerine ve bağımsızlığına ihtimad eder. Güler yüzlü ve konukseverdir, dostlarına karşı sadakatlidir, fakat aşkta her zaman sadakatli olmuyor. Düşünceleri here zaman değişiyor. ‘Bu aşk evliliğe doğru yürüyor’diye düşünmüyor, fakat her defasında aşkların kurbanına dönüşüyor. Aile kurarsa Meşe sertleşe bilir. Yerinde sağlam duruyor sanki etraf alemle sık ilişki içindedir. Mevcut durumları devam etdirir ve geliştiriyor. Değişikliği sevmiyor ve başkaları yüzünden gerçekleşen değişiklikleri gönülsüzce karşılıyor. Konservatifdir. Zaman zaman karşılıksız işler yapsa da kendini gözardı etmez ve dikkatini kendi problemlerine verir. Başkalarının hayatı ilr ilğilenmez. İşleri çoktur. Aydın düşünceli ve çalışkandır. İş adamıdır, durumdan bağımsız olarak her zaman olarak ‘kendini düşünen’insanlar sırasındadır. Bazen yakınlarının tam rahat yaşamasını sağlar. Meşe olarak doğanların özellikleri: dakiklik, çalışkanlık, gerçekçilik, gözlem ve organizasyon yeteneği.

 

Huş (24 Haziran, 24 Haziran)

 

Hayat dolu, etkileyici, elegan, arkadaş canlısı, gösterişten uzak, mütevazı, aşırılıklardan hoşlanmayan, kaba şeylerden nefret eden biridir. Doğal ve sakin bir yaşamı tercih eder. Fazla tutkulu değildir. Hayal gücü yüksek ve az hırslıdır. Sakin ve uygun ortamlar yaratır. Hareketli ve aristokrasi mizacı vardır, beraberlikte sade ve uyumludur. başarıya ulaşsa bile, hiç bir zaman kimsenin iyi tutumunu kullanmaya kalkışmaz, kibar ve sabırlı olmayı bilir, kendi rağbetini ve ruhsal durumunu diğerlerine bulaştırmak istemez, hiç bir şey talep etmezve hiç bir şey arzulamaz.

Püriten olacak kadar mütevazidir, fakat her zaman zariftir, tavsiye verecek biri değildir. Hiçbir zaman çizgileri aşmaz, her zaman sabırlıdır, sadece bir tek şeye – hayvancılığa dayanamaz. Lüks ve dış görünüş onun için yabancı kavramlardır. Huş’ta zerre kadar da eda yoktur. Büyük bir zevkle köyde yaşamaya razı olurdu, fakat her yere uyum sağlaya bilir, yeter ki, sakin çalışmak için müsait bir yer olsun. Dış görünüş itibariyle nyarin olmasına rağmen Hui emeğiyle büyür, çalışmayı, zahmete katlanmayı sever. Mütevazi ve nazik olduğu için sakin aşka meyillidir. Hassastır yoğun hislerden korkmaz. Sadık ve vefalı olur, evde düzen ve saadet yaratmada yeteneklidir. Bazen ciddi ilişkilere biraz ihtiyatla başlamasına rağmen, evlilikte hiçbir zaman pişman olmayacaktır. Huş ‘un en farklı özelliği aydın olmasıdır. Hayal gücünün icat yapma yeteneğinin gerçekten sınırları yoktur. Yaptığı işi her zaman yaratıcılıkla yapar. Yaratıcı biçimde düşünmek ve rüyalarını gerçekleştirme yeteneği, çalışma yeteneğiyle birleşince yüzüne tüm kapılar açılmaktadır. Her türlü faaliyette bulunmasına rağmen en başarılı olduğu dal sanattır. Kolay kolay insanlara ısınamaz, bu onun tek zayıf yönüdür. Sosyete hayatı, yetkililerle ilişkiler ilgisini çekmez. Huş genelde mutlu olur. Hayattan çok az şey ister – seven bir kalp ve iyi bir kişisel kütüphaneyle yetinir. Huş olarak doğanların özellikleri: yumuşak huyluluk, sentez, içgüdü, fanteziler.

 

Zeytin (23 Eylül, 23 Eylül)

 

Güneşi, sıcak havaları sever. Makul biridir. Kibar duyguları vardır! Agresyon ve şiddetten kaçınır. Sakin ve toleranslıdır. Adalet duygusu gelişmiştir. Hassas, kıskançlıktan uzak bir yapısı vardır. Okumayı ve sofistike insanlarla muhatap olmayı sever. Büyük değildir, ne güzel ne de çirkindir, fakat melahatiidir. Romatizma ona sık-sık zarar veriyor, bunun için de güneşi çok seviyor ve güneş olmayanda azab çekiyor. Temkinli ve yakindir, tecavüzcü değildir, çünkü hayatının karmakarışık olmasını istemiyor. Hayat için kendi perspektifi olsa da, başkalarının düşüncelerine saygı duyar. Başkalarının da kendi muhakemeleri olduğunu anlıyor. Hiç bir zaman başkasının işine karışmaz. Zeytin o kadar lezzetlidir ki, onu kolaylıkla belirsizlikle suçlamak oluyor, fakat o asla belirsiz değildir. Aksine gerektiğinde her kes yardım için ona doğru koşa bilir. Hiç bir zaman yüzünden gülücükler bitmez. Çünkü o kendini kontrol etmeyi iyi biliyor, özellikle onun için ki o sinirlerinin bozulmasını anlamsız olduğunu düşünüyor. Kendinin sakin ve temkinli oluşunun başkasına da sirayet etmesini sağlayan biliyor.

Zeytin samimi ve iyi niyetli birisi olsa da, onun bu iyi niyetini sui istifade etmemek için gerektiği kadar akıllı ve düşüncesidir. Doğuştan gelen bir adalet hissi ile seçiliyor. Her şeyi iyi anlıyor, dertleri paylaşmayı çok iyi beceriyor, kasıtlı olmaması ona kendi dertlerini unutturuyor. Bunu anlıyor ve kendini buna hazırlıyor. Bu yüzden başkaları üzerinde etki uyandırmak için hiç bir şey yapmasa da, onu seviyor ve değerlendiriyorlar. İnsanlarla iletişimde çok temkinlidir. Zeytin kıskanç olmamaya çalıoluyor, içinde azap çekse de sevgilisinin bağımsızlığına saygı duyuyor. Bazan çok büyük fedakarlık yapıyor hatta kendi aşkından da vaz geçiyor. Bu asla zayıflık değildir. Zeytin için en iyisi sakin olmaktır. Eğitimli olması onu diğerlerinden farklı kılıyor, düşünmek için uzun bir zamana ihtiyaç duyuyor, mütalaa etmeyi, öğrenmeyi, genel kültürünü geliştirmeyi çok seviyor. Kendi kasıtlı böyle yapsa da, her zaman dikkati çekiyor ve bazan ün kazanıyor. Çevresinde rahatlık ve saadet yaradan, hoş hatıra bırakan inananlardandır. Zeytin olarak doğanların özellikleri: Muhakemelerin doğruluğu, analitik zeka, tümdengelim yeteneği ve yansıtmalı olmak

 

Kayın (21/22 Aralık, 21/22 Aralık)

Güneşi, sıcak havaları sever. Makul biridir. Kibar duyguları vardır! Agresyon ve şiddetten kaçınır. Sakin ve toleranslıdır. Adalet duygusu gelişmiştir. Hassas, kıskançlıktan uzak bir yapısı vardır. Okumayı ve sofistike insanlarla muhatap olmayı sever. Kametli ve güzeldir. Uzun hayat süren gençliğe özgü özellikleri ihtiyarlayıncaya kadar sürdüren insanlardandır. Formunu, atikliğini nasıl koruyacağını iyi bilir. Her zaman düzenlidir, nazından geçilmiyor. İyi şartlar altında, her hangi bir alanda başarı kazana bilir. Her türlü şartlar altında hızlı ve çabucak harekete geçiyor. Planları çok fazla, onları başarı ile gerçekleştirmeyi iyi beceriyor. Yolunu şaşmaz. Hayatını düzene sokmayı da çok iyi beceriyor. Hesabını iyi bilse de, bütçesinde hiç bir yanlış yapmasa bile bazen fazla bonkördür. Kendi malvarlığını paylaşmayı asla sevmez, onunla uzun sure idare ede bilir. Kayın utangaç yaratıktır ve bir kaç gerekli özelliğe sahiptir.

Her zaman pozitif ve negatif özellikleri tartar ve hiç bir zaman tesadüflerin hükmüne güvenmez. Aşkta zayıf noktası fantezidir. İdeal bir eşdir. Çocuklarının olmasını ister, evini güzel bir şekilde düzenler ve tatili iyi geçirmeye çalışır. Yetişkin olduğu zaman başına bir iki macera gele bilir, bunun esas nedeni kendini başkalarına kanıtlamak ve hala genç ve cazibeli olduğunu göstermektir. Eğitimli, sağlıklı düşünen ve iyi bir organizasyon yapa bilme becerisine sahiptir. Aşikar maddeci bir kişiliği vardır. Her şeyden önce zengin sonra eğer mümkünse, mutlu olmak istiyor. Kayın olarak doğanların özellikleri: Derin düşünce, dakiklik, organızasyon yeteneği, realizm

15-16 Şubat 2018, KOVA Burcunda GÜNEŞ Tutulmasının Burçlara Göre Etkileri;

peter-blake2[1]

 

16 Şubat 2018 günü, İstanbul’a göre gece yarısını beş dakika geçe, bir YENİAY yaşayacağız. Bu oluşum aynı zamanda bir Güneş Tutulmasına eşlik edecek.
Genel yorumda 16 Şubat 2018, KOVA Burcu’nda Parçalı Güneş Tutulması ve YENİAY; ”Başka Türlü Bir Dünya” Arayışı… şöyle demiştik;
” Bazen bir düzenin bütünlüğünü, bir toplumun ya da topluluğun devamlılığını, bir ailenin varlığını, geçmişten geleceğe uzanan bir değerin korunmasını mümkün kılanlar, alışılmış olan davranış kalıplarını yıkmaya hazır olanlardır. Aslolan şekli ve sınırları değil, ÇEKİRDEĞİ korumaktır. Zira özü, EMANETİ muhafaza eden ve aktaran bu çekirdektir.”
BURÇ ve Yükselen BURÇ için analizlere gelince;
KOÇ veya Yükselen KOÇ: Kendinizi epeydir içine sıkıştığınız ”belirsizlik” tünelinin sonundaki ışığı görmüş gibi hissedeceğiniz bir dönem bu! Ama buna erişebilmek için radikal bir karar alması gerekenin siz olduğunu fark edeceksiniz. Bazı alanlardan çekilmeniz, bazı süreçlerin bittiğini ya da bitmesi gerektiğini fark etmeniz mümkündür. Önceliklerinizi yeniden saptayacak ve neyi korumak için neyi feda etmeniz gerektiğini daha net göreceksiniz. Bu karar size çok ani bir ferahlık getirmeyebilir… Şimdi atacağınız adımların ardından gelecek geçiş süreci sizi biraz zorlayabilir. Yetkinliğinizden, hayatın altından kalkma ya da üzerinize düşen sorumlulukları taşıyabilme gücünüzden şüphe edebilirsiniz. İçinizde oluşan farkındalığı, idrakine vardığınız o durumu aklınızda tutarak, bu geçişi daha rahat yapacaksınız. Yolunuz açık, cesaretiniz daim olsun 🙂
BOĞA veya Yükselen BOĞA: İş hayatınız, sosyal statünüz, kendinize biçtiğiniz sorumluluklar, üstlendiğiniz görevler ve tanımlar, hatta belki de medeni durumunuz hakkında değişim yaşayacağınız bir sürece giriyorsunuz. Bu değişim hayatınızdaki bazı insanlarla ya da bazı yerlerle bağınızın kopmasını veya dönüşmesini gerektirebilir. Ya da bu kopuşlar ile değişim kararı birbirini tetikleyebilir. Tamam Boğa’sınız ağırsınız 🙂 Hop zıp hareketleri sevmezsiniz. Ama tam da bu yüzden bir dış faktörün sizi zorla iteklemediği hiç bir değişimi yapmaz, erteler de ertelersiniz. Kontrol edemediğiniz hızlı gelişmelerin getirdiği kaybetme korkusu, sizi olumsuz etkilemesin! Bu durumu bir fırsat olarak görün ve değişimin gelecekteki iyiliklere vesile olacağına dair inancınızı koruyun.
İKİZLER veya Yükselen İKİZLER: Hayatınızla ilgili ileri dönük kurgularınızda, inançlarınızda ve yargılarınızda, seyahat veya eğitim planlarınızda, bir değişim sizi bekliyor. Ani bir teklif, beklenmedik bir fırsat, çarpıcı bir farkındalık, daha önceki planlarınızın içini boşaltan bir hayal kırıklığı, ya da eski iş ve hayat rutininizin korunabilir olmadığına dair net göstergeler, sizi bu değişime ayak uydurmak için arkadan itecek. Bir taşınma ya da bir insanın hayatınızdan taşınması, bir hayat ya da iş ortağının hayatınızdaki yerinin umduğunuzdan farklı bir şekle bürünmesi de, bu sürece eşlik edebilir. Bu süreçte idrak etmeniz gereken en önemli şeylerden biri, hayat planlarınızı birileri üzerine inşa etmenin sizi daha güçlü kılmadığıdır!
YENGEÇ veya Yükselen YENGEÇ: Engellenmesi mümkün olmayan bir değişimin eşiğindesiniz. Ya bu değişimin sorumluluğunu alacak, gücünüzü kuşanacak ve hayatınızın direksiyonuna oturacaksınız, ya da yıkım duygusu ve bir şeylerin, birilerinin sizi mahvetmek için özel planlar yaptığına dair kaygılar sizi sizden alacak! Sandığınızdan daha güçlüsünüz 🙂 Ama hayatınızın alıştığınız gibi gitmeyeceğine ya da rutinin bozulma ihtimaline dair her tür gösterge şu sıralar sizi güvensiz ve kırılgan hale getiriyor. Değişimin lafı bile, acı çekme, istenmeme, sevilmeme, korunmama, incitilmeye açık olma, hatta ölüm korkularınızı ortaya çıkartıyor. Bir şeylerin BAŞINIZA GELMESİNİ istemiyorsanız, hayatınızda olması gereken değişimi siz yapın olsun bitsin 🙂 Bunu da sizi sevmediğim için değil, sevdiğim için söylüyorum…
ASLAN veya Yükselen ASLAN: İş ve hayat ortaklıklarınızla ilgili beklenmedik gelişmelere açık olun! Hiç hesapta olmayan başlangıçları veya sonları tetikleyecek haberler almanız, hiç ummadığınız teklifler ya da açıklamalar ile karşılaşmanız mümkün. Uzak mesafelerden gelecek haberler, ya da size yol yaptıracak, hatta belki bir taşınmayı, bir konum değişikliğini, en azından bir karar değişikliğini gerektirecek gelişmeler de yaşayabilirsiniz. Eğer karşınıza çıkacak olaylar sizde bir hayal kırıklığı yaratıyorsa, hiç üzülmeyin! Olmayacak duayı ne kadar erken farkeder ve vazgeçerseniz, o kadar iyi 😉 Eğer geçmişten gelen biri ya da geçmişi anımsatan yeni bir yüz hayatınıza giriyorsa, aynı hatalara düşmemek için kendinizi kollayın 🙂 Kimseye güvenmek istediğiniz için güvenmeyin. Kendinizi güvende tutmak sizin sorumluluğunuz!
BAŞAK veya Yükselen BAŞAK: Hayat düzeninizi, çalışma ve yaşam rutininizi değiştirecek gelişmelere açık olun! Alıştığınız düzeni bozan bir durumla karşılaşmanız da, bir iş değişikliği yapmaya, bir düzeni bozmaya sizin karar vermeniz de mümkün. Bu değişim, çok anlam yüklediğiniz bir ilişkinin ya da bir işbirliğinin bitmesi ile olabilir. Ya da bu işbirliğine veya ilişkiye eskiden yüklediğiniz anlam, sizin gözünüzde değişebilir. Güven sorunları yaşayabilirsiniz. Ya da belirli bir düzeni sadece güvende kalmak için sürdürdüğünüzü ama bunun size doyurucu gelmediğini farkedebilirsiniz. TUTUNMAK, hepimiz için bir süreliğine rahattır. Ama insan annesi ile olan göbekbağını dahi bırakarak doğar 🙂 Bizi hayatta tutan tek bağ, Ruh’umuz ile olan bağımızdır ve yönümüzü o ipe tutunarak çizeriz… Değişimden korkmayın. Eğer sizi düşündüren sağlığınızla ilgili gelişmeler ise, sadece gerekli önlemleri alın ve şifaya ereceğinizden hiç endişe etmeyin!
TERAZİ veya Yükselen TERAZİ: Her son bir başlangıçtır! Düşmekten korkan, yürümeye başlayamaz 🙂 O yüzden siz adımlarınızı atın ve düşe kalka ilerlemeyi baştan kabul edin. Atmanız gereken adımların düzeninizi bozmasından, ya da ne yaparsanız yapın düzeni yeniden kuramamaktan endişe ediyor olabilirsiniz. Endişe ile fazla vakit kaybetmeyin Sevgi bağı kurduğunuz insanlar, sizi bu aralar biraz hayal kırıklığına uğratıyor ya da umduğunuz desteği vermiyor olabilirler. Onay alamama kaygısı enerjinizi düşürebilir. Ya da güvendiğiniz kişiler ani yön değişiklikleri ile size kendinizi ortada kalmış hissettirebilirler. Unutmayın ki beraberlikler ve bağlar hep bizi desteklemez ve hayatı kolay hale getirmezler. Bazen bize yük olur, bazen de bizim kontrolü ele almamızı gerektirirler. Bu ara mutlu edilmeyi ve korunmayı beklemeyin. İçinizdeki gücü ortaya çıkartacak adımları siz atın 🙂
AKREP veya Yükselen AKREP: Bir yolun sonundasınız. Alacağınız bir teklif, ya da vereceğiniz bir karar ile, yeni bir hayat döngüsüne geçeceksiniz. Bu iş ya da hayat kararını verirken, önceliklerinizi gözden geçirmeyi unutmayın. Zira ya şu anda geldiğiniz ve değiştirmek istediğiniz duruma, bazı şeylerin önemini fazla gözünüzde büyüttüğünüz için düştünüz ve şimdi bir hayal kırıklığı yaşıyorsunuz… Ya da hep ulaşamadığınız şeylerin peşinde olduğunuz için, elde ettiğiniz her sonuç biraz hayal kırıklığı ve bir yere hapsolup kalma hissine neden oluyor 😉 Size bu geçişi yapın ya da yapmayın demiyorum. Zira bu geçiş ya da bu durak sadece bir vesile! Bu defa kapatmak ya da açmak istediğiniz kapının, bitirmek ya da geçmek istediğiniz düzenin, sizin için taşıdığı derindeki anlamı iyice çözün. Siz aslında neyin peşindesiniz? Gerçekte kendinizi neye ait, neyin bir parçası hissetmek istiyorsunuz? GÜVEN ve HUZUR neden içinizde değil de hep ötenizde…
YAY veya Yükselen YAY: Bir zıplayış, bir yükseliş, bir atılım cesareti ya da bir deli panik var ki üzerinizde sormayın gitsin 🙂 Ama tansiyonunuzu kontrol altında tutun. Kendinize güvenmek ile kendinizi güvende hissetmek arasındaki farkı ve bu duyguyu yitirdiğiniz zaman nasıl davrandığınızı fark edin. Büyük bir fırsat gibi görünen ama zemini sağlam olmayan teklifler, aşk gibi görünen ama sadece sizin içinizdeki sevilme ya da duygusal olarak yüksek hissetme arzusunu doyuran şeyler için, dünyaları yıkıyor olabilirsiniz. Sonradan üzülmemek için, insanları olmasını istediğiniz yere değil olduğu yere yerleştirin. Kendi zaaflarınızı da iyice tanımlayın ve adımları buna göre atın. O zaman girişimlerinizin çerçevesini daha iyi ayarlarsınız. Eğer bu aralar ummadığınız bir haberle düşünceleriniz ve planlarınız değişirse de, kendinizi hayal kırıklığı ve zemin kaybetme korkusuna kaptırmayın. Gelen ve gidenler, olan ve bitenler, size yeni bir yol açarken hesaba katmanız gerekenleri gösterecektir.
OĞLAK veya Yükselen OĞLAK: Ne yaparsanız yapın, gelirinizi size güvence sağlayacak bir seviyeye getiremediğinizi mi düşünüyorsunuz? Para kazanma şeklinizi değiştirecek, ya da yeteneklerinize, hayata katabileceğiniz değere bambaşka bir gözle bakmanızı sağlayacak gelişmeler sizi bekliyor. Önümüzdeki dönemde elinizde olan imkanları daha iyi kullanmanın bir yolunu bulabilrsiniz. Eğer şu anda yaşadığınız ortam, yaptığınız iş, ya da size verilen görev tanımı sizin kapasitenizin altında ya da maddi olarak tatminkar değilse, yeni bir arayış içine girebilirsiniz. Ya da önünüze çıkacak olan fırsatlar bir kapıyı kapatıp, başka bir kapıyı açmanızı sağlayabilir. Adımlarınızın kısa kalmasından, beklemediğiniz durumlarla karşılaşıp boşa düşmekten endişe edebilirsiniz 🙂 Ama sandığınızdan daha yeteneklisiniz! Unutmayın; eğer güvence ya da gelişme imkanı arıyorsanız, yaratıcılığınızı maksimum düzeyde kullanmanız, uyumakta olan becerilerinizi su yüzüne çıkartmanız şart.
KOVA veya Yükselen KOVA: Kendinizi bir çerçevenin içine sıkışmış ve bir değişime fena halde muhtaç hissediyor olmanız mümkün 🙂 Sanki hayatınızda bir dönem bitiyor ve siz hem bu süreçten çıkmakta hem de önünüzü görmekte zorluk çekiyorsunuz. İçine düştüğünüz bu kapalı devre, size kendinizle ilgili değiştirmeniz ya da geliştirmeniz gereken unsurları fark ettirecek bir süreç olabilir! Bazen kısıtlamalar, sınırlar, bize özgürlüğümüzün kıymetini fark ettirir ve değerini bilmediğimiz, iyi kullanmadığımız zamanlara geri dönsek daha farklı davranmak isteriz. Biz kendimiz gibi davranmaya devam ettiğimiz sürece, düzeni değiştirsek de olaylar bizi aynı kapıya çıkartır. Ancak kendimizi değiştirirsek, hayatımız da değişir. Dolayısıyla hayatınızı değiştirmek yerine, hayatınızı ele alma, olaylara tepki verme şeklinizi değiştirmek, size ihtiyacınız olan güvenlik hissini ve özgürleşmeyi aynı anda sağlayacaktır.
BALIK veya Yükselen BALIK: Sizi tüketen, size kendinizi çaresiz veya tutsak hissettiren bir süreç, bir mecburi bağlılık, belki de bir hastalık sona ermek üzere… Ancak bu geçiş sırasında siz de önceliklerinizin, değerlerinizin ya da değer üretme veya para kazanma şeklinizin değişmesi gerektiğini fark edeceksiniz. Yani aslında bu bitiş size bir rahatlama getirdiği kadar biraz da, ne yapacağını, nasıl davranacağını bilememe hali getirebilir. Buna literatürde ”Sudan Çıkmış Balık” efekti de denir 😉 Sizi bir durumun içine hapsedenin biraz da hayatınıza bakış ve davranış şekliniz olduğunu kabul etmeniz gerekebilir. Bir daha aynı sürece düşmemek ya da başka bir çıkmaza takılı kalmamak için, bilginizi ve değerlerinizi ortaya koyma, yeteneklerinizi kullanma, hayatınıza sahip çıkma şeklinizi değiştirmeniz yerinde olur. Önümüzdeki dönem bunun için çalışacağınız bir zamandır.

15-16 Şubat 2018, KOVA Burcunda GÜNEŞ Tutulmasının Burçlara Göre Etkileri;

kAYNAK: JUNOASTROLOGY

Carl Jung’un insan psikolojisi üzerine yapmış olduğu harika tespitler

5[1]
Freud ile birlikte psikanalitik kuramının öncülerinden olan ve aynı zamanda Freud’un öğrenciliğini de yapmış olan Carl Jung, Freud’un teorilerine karşı sergilediği eleştirisel tavrı nedeniyle bir müddet sonra yollarını ayırdı. Kendi fikirlerinin peşinden giden Jung; falcılık, telepati, dinsel simgeler ve düşler gibi bilimin kuşkuyla baktığı alanlara yönelmiş ve bu yüzden çok fazla eleştiri almıştır.
“İnsanın zorluklara ihtiyacı vardır; onlar sağlık için gereklidir.”

“İnsan anlamadığı kişiyi bir aptal olarak görmeye meyyaldir”

“Bir şeyi kabul edene kadar onu değiştiremeyiz. Suçlamak özgürleştirmez, tahakküm eder.”

“Uzay yolculukları yalnızca bir kaçıştan, insanın kendisinden kaçmasından ibarettir, çünkü Mars’a ya da Ay’a gitmek insanın kendi varlığına nüfuz etmesinden daha kolaydır.”

“Siz bilinçaltınızı bilince dönüştürene kadar, o sizin hayatınızı yönlendirecek ve siz ona kader diyeceksiniz.”

“Kendi karanlığınızı bilmek, başkalarının karanlığıyla başa çıkmanın en iyi yöntemidir.”

“İnsanın bilinçdışı aklı, bilinçli akıl kör ve güçsüz olduğu zaman bile doğruyu görür.”
“Ben başıma gelen şeylerin toplamı değilim, ben olmayı seçtiğim şeyim”

Kaynak: vikilist

Her şeye ara verip kendiniz için bir şeyler yapmanızın zamanı gelmedi mi?

kalp-merdivenleri[1]

 

Her şeye ara verip kendiniz için bir şeyler yapmanızın zamanı gelmedi mi?
İşte kendiniz için yapmanız gereken yedi şey…

  1. Senin için doğru insanlarla görüş… Gülümseyen, anlayışlı, mutluluk veren
  2. Anı kaçırmadan yaşamaya başla…Şimdi buradasın, nefes al, huzuru hisset
  3. Mutluluğunu ön plana al… Ancak sen mutlu olursan mutlu edebilirsin
  4. Kendine karşı dürüst olmaya başla… Sana doğru gelmeyen şeyi hayatından çıkart
  5. Problemlerinle yüzleş ve çözüm üret… Nasıl pozitif bir çıkış bulabilirim
  6. Kendine karşı nazik ol… Kendini yargılamaktan vazgeç, kendini küçümsemekten vazgeç, kendini sev
  7. Yeni ilişkiler kurmaya açık ol… Yürümeyen ilişkilere tutunma çabandan vazgeç
  8. Kaynak: mistik yol