Arşivler

Zeytinyağı ve tuz ile baş ağrısına çözüm:

Zeytinyağı-ve-tuz-ile-baş-ağrısına-çözüm

Zeytinyağı ve tuz ile baş ağrısına çözüm: İnatçı baş ağrısına ve eklem ağrılarına Zeytinyağı – tuz ile masaj yaparak çare bulmak mümkün. Boyun ağrıları dediğimiz tıpta Boyun osteokondrozu olarak bilinen şikayetler ölümcül değildir fakat yaşam kalitenizi düşüren can sıkıcı sağlık sorunlarıdır. Zeytinyağı tuz karışımı ile boyun osteokondrozu tedavisi mümkündür. Üstelik 5 yıl boyunca tekrarlamamak üzere.
Uzmanlar yapılan karışımın 10 gün boyunca uygulanması durumunda değişikliğin hemen fark edileceğini ve ağrıların geçeceğini bildiriyor. Zeytinyağı ve tuz ile baş ağrısına çözüm uygulaması ile baş ağrınız geçecek, Kan akışınız düzelecek ve kendinizi mükemmel hissedeceksiniz. Vücudu toksinlerden arındıran bu tedavi metabolizmanızı en yüksek noktaya ulaştıracak. Hiçbir yan etkisi olmayan bu Zeytinyağı ve tuz karışımı hoş olmayan kokusundan rahatsız oluyorsanız eğer içine bebek pudrası koyabilirsiniz.
Zeytinyağı ve tuz karışımı gerekli malzemeler
Tek yapmanız gereken 10 çorba kaşığı kaliteli tuz ve 20 çorba kaşığı rafine edilmemiş zeytinyağı ya da ayçiçek yağı.

İki malzemeyi karıştırın ve cam bir kavanozda 2 gün boyunca bekletin. 2 gün sonra açık renkli bir karışım elde edeceksiniz. Karışımı sabahları uygulanacak bölgeye sürün ve 20 dakika masaj yapın. İşlem bitince nemli bir havlu ile silin. 10 gün içinde bu tedavi kemik ve kıkırdaklarda kan dolaşımını arttıracak ve kas yenilenmesini teşvik edecektir.

Kaynak: Bayanlar bilir

 

 

 

DOKTORLAR ŞOKTA! 2 HAFTADA EKLEMLERİ YENİDEN DOĞMUŞ GİBİ YAPIN!

limon-kabuguylla-eklem-agrisi-tedavisi-728x410[1]

 

Limon kabuğu neden özellikle eklem ağrısına iyi gelir?
Limonda bulunan yararlı besin maddelerinin neredeyse yarısı limonun kabuğunda bulunur. Acımsı tadından dolayı, çoğu insan kabuğunu atıp yalnızca meyvenin suyunu kullanır. Ancak limonun kabuğunu attığınızda aslında genel sağlığınıza iyi gelecek ve hatta eklem ağrısıyla mücadele edecek çok sayıda besin maddesini de atmış olursunuz.
Limon kabuğunda bulunan esans yağlarının kan damarlarını rahatlatıp ağrı hissini önemli ölçüde azaltan iltihap sökücü bir etki yaparak eklem ağrılarını azalttığı gösterilmiştir.
Limonun kabuğu, kan damarlarını yatıştıran ve anti-iltihap özelliklere sahip zengin özlü yağlarla doludur – sinir ağrısını yok etmek için mükemmeldir.
Limon kabuğuyla eklem ağrıları nasıl tedavi edilir
Malzemeler:
Doğal sızma zeytinyağı,
2 büyük organik limon,
Kapaklı küçük bir kavanoz,
Temiz bir sargı bezi
Hazırlanışı
Limon kabuklarını kavanozun içine koyun ve kabukları tamamen kaplayacak kadar zeytinyağı ekleyin. . Kavanozu sıkıca kapatın ve karışımı iki hafta bekletin.
İki hafta geçtikten sonra, karışımınızı sargı bezinin üzerine dökün ve ağrı duyduğunuz bölgenin üzerine yerleştirin. İdeal olarak bu tedaviyi gece uygularsanız bu merhem siz uyurken cildinize iyice işleyebilir.
Lütfen
Lütfen diz ve eklem ağrısı olanlar için bir kez paylaşalım.
Sağlıcakla kalın

Kaynak: Kadında yaşam

Elma sirkesinin şaşırtan faydaları‼️

18556267_1945421112345089_906669725887936293_n[1]
1. Banyo yaptığınız suya 1 bardak sirke eklerseniz vücudunuz toksinlerden arınacaktır.
2. Sirke gözenekleri sıkılaştırır ve kirleri temizler. Elma sirkesi ve sade sodayı bir pamuğa damlatıp cildinize sürün ve yarım saat bekleyin mucizevi şekilde bebek gibi bir cilde sahip olduğunuzu göreceksiniz.
3. Banyodan sonra koltukaltınıza ufak bir miktar sirke sürerseniz deodorant görevi görecektir. Ayrıca anti bakteriyel özelliği sayesinde kötü kokuyu da engeller.
4. Güneş yanıklarına iyi geldiği bilinen sirke, yanan bölgeleri soğutur. Islak bir beze bir miktar sirke döküp yanıklara hafifçe uygulayabilirsiniz. Ciddi yanıklarda mutlaka doktora başvurmak gerektiğini unutmayın.
5. Ayaklarınızın yumuşamasını ve kötü kokulardan arınmasını istiyorsanız ayaklarınızı yıkadığınız suya bir miktar sirke dökün ve 15 dakika bekletin.
6. Varis, eninde sonunda tüm kadınları etkileyen can sıkıcı bir durumdur. Bir miktar pamuğa sirke damlatın ve yatmadan önce varisli bölgeye uygulayın. Bu sayede tüm gün üzerine yük binen bacaklarımız dinlenecektir.
7. Şampuan ve diğer ürünler saçlarınızı zamanla soluklaştırır. Şampuanla saçlarınızı yıkadıktan sonra bir bardak ılık suya karıştırdığınız elma sirkesini saçlara uygulayın. 2 dakika bekletip durulayın.
8 . Uçuğunuz varsa sirke uygulayabilirsiniz. Sirke, uçukların kurumasını hızlandırır. Elbette kullanmadan önce doktorunuza danışın.
9. Bir kaşık sirke ve yarım bardak suyu karıştırıp gargara olarak kullanabilirsiniz. Kötü nefese neden olan bakterilere karşı etkili olacaktır.
10.Yattığınız yastığa damlatacağınız sirke boğazınıza muhteşem bir etki yapacaktır. Elma sirkesinin kokusu boğazınızı rahatlatırken gece boyunca daha az öksürmenizi sağlar. Yastığınıza birkaç damla elma suyu sirkesi damlatın ve tatlı bir uykuya dalmaya çalışın.
SEVDİKLERİNİZ İÇİN MUTLAKA PAYLAŞIN..‼️

Daha Fazlası İçin Sayfamızı Takip Edin 👍 Sağlık Haberleri

Evin  Ruhsal Temizliği ve Korunma

thRQ2QCAAC

Her nasıl düzenli olarak fiziksel kirler için temizlik yapıyorsak aynı şekilde ruhsal olarak da ev temizliği yapmamız şarttır. Adaçayı ile tütsülemek ve bu sırada ışıkla imgeleyerek evi yıkayarak temizlemek yöntemlerden biridir. Bir diğer yöntem ise temizlik suyudur.
Temizleme Suyu; Bunun için saf ve içilebilir suya bolca deniz tuzu, biraz adaçayı yaprağı, çok az sarımsak, biraz melekotu kökü, karanfil, defne, kekik ve bulabilirseniz mürver ve şakayık otu koyun. Ardından bunları kaynatın, kaynarken bembeyaz arındıcı ve güçlü bir ışıkla suyu yıkayın. Suyun bilincine arındırma görevini yükleyin. Bunun için beyaz ışıkla yıkarken küçük bir niyet edin. Bu niyet “Su, koruyucu bitkilerin özleriyle bütünleşiyor ve evimi, beni, ailemi arındırıyor ve her türlü kötülüğe karşı koruyor” gibi bir şey olabilir. Biraz kaynadıktan sonra suyu süzün ve içerisine sirke koyun ve böylece temizleme suyunuz hazır olacaktır. Ardından evi temizleyeceğiniz suya biraz bu hazırladığınız sudan koyarak evi temizleyin. Evi fiziksel olarak temizlerken aynı zamanda ruhsal olarak da temizlemiş olacaksınız.
Kavanozlar, Keseler; Her ne kadar artık kullanılmasa da eskilerin en çok kullandığı yöntemlerden biri odalarda özel kavanozlar ve keseler bulundurmaktı. İlginçtir ki bu eski yöntemlerde belli bir formülasyon yoktur. Sadece temel olarak tuz konulurdu.
Temel mantığı; “Sizin için korunma neyi sembol ediyorsa, ondan yararlanın” dır. Haliyle kavanozlara ve keselere temel olarak tuz ve sonrada kişinin bilinçaltında korunmayı ne sembolize ediyorsa o konulurdu. Bazen kadınlar ormana çıkar ve mesela korunma için mavi veya evlerinde bereket istiyorlarsa yeşil ya da mutlu bir evlilik için kırmızı çeşitli çiçekleri toplarlar ve kavanoz veya keseyi öyle doldururlardı.
Korunmak için kavanoz yapmak istiyorsanız önce şunu kendinize sormalısınız. Benim için korunma neyi sembolize ediliyor? Eski inanışlara göre ayna var olan enerjiyi yansıtma özelliği taşımaktadır, eğer sizin içinde geçerliyse bu yüzden kavanoza ayna veya yine korunmayı sembolize eden eğik çiviler koyabilirsiniz. Veya evinizde bulduğunuz küçük eşyalar, doğadan içinize sinen bitkilerle kavanoz veya kese hazırlanabilir. Eğer bu evi korumak için ise genelde her yıl yenilenmesi gerekmektedir. Daha ileri boyuta taşımak isterseniz kavanoza doldurduğunuz suya biraz çivit atarak, korunmanın rengi olan mavi rengi sağlayabilirisiniz. Yada kavanozunuzu maviye boyayabilir ve üzerlerine size göre korunmayı sembolize eden şekiller çizebilirsiniz. Ardından kavanozu evin bir köşesine saklayın. Yine kesenin mantığı da aynıdır, korunmak için mavi bezden bir kese yapılır ve içine tuz ile istenen eşyalar-bitkiler doldurularak evin girişine asılırdı.

Bu Yiyecekleri Sakın Birlikte Tüketmeyin

Bazı yiyecekleri bir arada yemeniz sağlığınız açısından tehdit oluşturabilir. Sağlıklı yaşama ter düşen ve birlikte yememeniz gereken besinleri ve onlara alternatif olabilecek besinleri galerimizde yer alan görsellere tıklayarak, resimlerin altında bulabilirsiniz.

Beyaz ekmek ve reçel
Beyaz ekmek ve reçeli birlikte tüketmeyin. Sabah kahvaltısında protein içermeyen şekerle ve beyaz ekmekle güne başlamayın.
Bunun yerine tatlı niyetine sabah kahvaltısında fıstık ezmesi ve tahıllı ekmek tüketmeyi tercih edebilirsiniz

70651-bu-yiyecekleri-sakin-birlikte-tuketmeyin_d620

Hamburger ve patates kızartması
Fast food’un en iyi ikilisi olarak gösterilen hamburger ve patates kızartması oldukça lezzetlidir evet, ancak büyük sorunlar çıkarabilir. İçinde bulunan koruyucu maddeler, pişmiş yağ, kömür gibi oluyor. Kızarmış patatesler ise sitokin maddesi üretiyor. Bu madde de hücrelerin iltihaplanmasına ve ölmesine neden oluyor. Bunun yerine sebzeli burger ve turşu yiyebilirsiniz.

Domates çorbası, ekmek ve kaşar rendesi
Domates çorbası, ekmek ve kaşar rendesi üçlüsü gayet lezzetli bir üçlü değil mi? Bilhassa hazır çorbalarda bol miktarda mısır şurubu eklendiğinden şeker bulunur. Çorbanın içindeki kaşar rendesi ve yanındaki kızarmış ekmeğin sağladığı protein oldukça azdır. Domates çorbasını kendiniz yapın ve yanında tam tahıllı ekmeği tercih edin.

70655-bu-yiyecekleri-sakin-birlikte-tuketmeyin_d620

Köfte ve patates püresi
Hem çocukların hem de yetişkinlerin bayılarak yedikleri köfte ve patates püresi aslında çok iyi bir ikili değil. Köfte bol proteinli olsa da yağ ve kalori bakımından yüksektir. Patates püresinin ise lif oranı düşüktür. İçine eklediğiniz krema, yağ ve süt gibi malzemeler ise doymuş yağa dönüşür. Bu ikili yerine size önerimiz hindi ve karnabahar püresi.

Kahvaltılık gevrek ve süt
Genelde tercih edilen kahvaltılık gevrek ve sütü birlikte tüketmek midenizi bozabilir. İkisinde de karbonhidrat bulunuyor.Kahvaltılık gevrek ve süt
Her ikisinde de karbonhidrat bulunduğu için çabuk sindirilip kan şekerini hızlı bir şekilde yükseltir ve sonrasında düşürür. Mısır gevreğinizi yoğurtla yemeye çalışın

70664-bu-yiyecekleri-sakin-birlikte-tuketmeyin_d620

Vücudun Bazı Vitamin Ve Minerallerin Eksikliğinde Verdiği Sinyallere Dikkat!

83268-vucudunuza-kulak-verin_d620[1]

Çatlayan Dudak: B 12 Vitamini

Kırmızı Cilt: B Grubu Vitaminleri

Kalçada Sivilce: B ve E Vitaminleri

Az Uzayan Saç: Çinko

Kırmızı Gözler: B6 Vitamini

Kırılan Tırnak: Demir ve kalsiyum

Bacak Uyuşması:Demir, B6 vitamini ve folik asit

Diş Eti Hastalığı: C vitamini

Egzama: Çinko ve C Vitamini

Ağızda Aftlar: Demir ve Folik Asit

Regl Öncesi Şikayetler: Çinko Eksikliğini Gösterir

Müzmin Yorgunluk: B Grubu Vitaminler, C Vitamini ve demir

Lahana Yapraklarını Neden Vücudunuza Sarmalısınız?

lahana-yapraklarinin-faydalari

Çocukken annenin zorla yedirmeye çalıştığı ve belki de bundan dolayıdır ki en önyargılı yaklaştığımız sebzelerin başında gelen lahananın aslında birçok hastalık için bir şifa kaynağı olduğunu söylesek?

Zira lahana yaprakları tam bir doğal ağrı kesici ve adeta ağrıları kendine çekerek sizi rahatlatan bir mıknatıs.

Daha önce kadınların göğüs bölgesine lahana yapraklarını sardığını duyduysanız ancak sebebini bilmiyorsanız doğru yerdesiniz. Çünkü lahana yaprakları göğüs ağrılarını dindirmek başta olmak üzere birçok mucizenin kaynağı.

Bunları öğrendikten sonra lahana yapraklarını daha fazla kullanmaya başlayacaksınız.

Not: Bu yönteme başvurmadan önce bir uzmana danışmanızı tavsiye ederiz.

Göğüslerinize lahana yaprağı sararak ağrılarınızdan kurtulabilirsiniz

Özellikle yeni doğum yapan ve emziren kadınların göğüslerinde hissettikleri ağrılar için doğal bir ağrı kesici oluyor bildiğiniz lahana yaprakları. Meme içindeki sütün tamamen boşalamaması durumunda ve emzirmenin getirdiği acı ve ağrılar çekilmez olduğunda lahana yapraklarına başvurabilirsiniz.

Yapmanız gereken ise çok basit. Lahana yapraklarını soğuk suyla yıkayıp sap kısımlarını kesin. İkiye böldüğünüz yaprakları sütyeninizin içine destek yaparak göğüslerinizi kavrayacak şekilde yerleştirin. Yaprakların ısındığını hissettiğinizde yani ortalama 20 dakika beklettikten sonra yaprakları çıkartın. Kısa süre içinde ağrılarınızın azaldığını ve rahatladığınızı fark edeceksiniz.

Resmen mucize!

Lahana yaprakları başka hangi bölgelerdeki ağrılara iyi geliyor?

Üstelik bu kadarla da sınırlı değil. Lahana yaprakları sadece göğüs ağrıları için değil birçok ağrı için de mıknatıs görevi görüyor. Sırayla bakalım.

  • Çarpmaya bağlı bacaklarda, kollardaki şişlikler için:  Hepimizin başına geliyor. Gün içinde elimizi, bacağımızı istemeden bir yerlere çarpıyoruz ve bunlar da ağrılı şişlikler olarak bize geri dönüyor. Bu ağrıyı azaltmanın ve şişlerden kısa sürede kurtulmanın bir yolu ise o bölgeye lahana yaprakları sarmak. Buz kompresi de uygularsanız şişliklerin bir gecede geçtiğini göreceksiniz.
  • Tiroid bezleri için: Eğer tiroid bezinizin çalışmasında sorun varsa boğaz bölgenize lahana yapraklarını sarın ve bandajlayın. Gece bu şekilde uyuduktan sonra sabah yaprakları çıkartın.
  • Baş ağrısı için: Stres ve yorgunluk sebebiyle yaşadığınız baş ağrılarından kurtulmak için de lahana yaprakları birebir. Lahana yapraklarını baş bölgenize sarın ve bir bere/şapkayla tutturun. Ağrının azaldığını hissettiğinizde yaprakları çıkartın.

İşte bu kadar! Geçmiş olsun…

Kaynak: yemek.com

 

Kas ve Eklem Ağrılarından Kurtulmanın Doğal Yolu: Ev Yapımı Ağrı Kesici Krem

Gün boyu oturarak çalışmak da sürekli ayakta duruyor olmak da büyük sıkıntı bildiğiniz gibi. Her iki durumda da vücudumuz çoğu zaman doğru pozisyonda duramıyor, bu nedenle bel, boyun, bacak, kol, kısacası dört bir yanımız ağrımaya başlıyor.
Bu kas ve eklem ağrılarından kurtulmak içinse bazen çevremizdekilere masaj yapması için yalvaracak dereceye geliyor, bazen kutu kutu ağrı kesici içme isteğiyle dolup taşıyor, evde ne kadar krem varsa hepsini bir anda kullanmak istiyoruz. Bu durum epey ciddi anlayacağınız.
Bu yüzden istedik ki bu ağrıları dindirecek doğal bir yöntem bulalım, en azından kendimizi her gün çeşit çeşit kimyasalla dolu ürünler kullanmaktan kurtulalım. Bitkisel yağlardan gücünü alan bu krem, evinizin yeni olmazsa olmazlarından olacak.

Malzemeleri tanıyarak işe başlamalı: Kafur ve bal mumu güçlerini birleştiriyor

ev-yapimi-agri-kesici-krem-tarifi-3
Evde kolayca hazırlayabileceğiniz bu ağrı kesici kremin tarifine geçmeden önce kullanacağınız malzemeler söz edelim.
Kremin hem dokusunun hem de etkisinin beklendiği gibi olması için iki önemli malzeme gerekli: Kafur ve bal mumu.
Belki de adını daha önce hiç duymadığınız kafur, adını aldığı kafur ağacından elde edilen, beyaz-yarı saydam, kolayca parçalanabilen ve yağ içinde kolayca parçalanıp eriyen bir madde. Çok nadir bulunan bir madde olduğundan sadece güvenilir aktarlarda gerçeği bulunabiliyor. Tıpta tedavi edici özelliklerinden faydalanabilmek adına birçok kremin yapısına katılıyor.
Ne işe yarıyor derseniz, ağrıları, özellikle de eklem ağrılarını dindirme konusunda uzman sayılıyor. Bunun dışında da öksürük, balgam, bronşit gibi sorunlara çözüm olduğu biliniyor. Biz, bu kremde kafurun ağrı kesici özelliğinden faydalanıyor ve kremin kıvamını almasını sağlıyoruz.
Bal mumuna gelince, o da tahmin edebileceğiniz gibi arılar sayesinde elde edebildiğimiz doğal bir ürün. Yine aktarlarda bulunabilen bal mumu, özellikle ciltte oluşan çatlakları ve yanıkları giderme konusunda oldukça etkili olduğundan kremlerde sıkça kullanılıyor.
Kremin o kremsi kıvama ulaşmasında da önemli malzemelerden sayılıyor.
Bu ev yapımı kremi hazırlamak için kullanacağımız diğer bitkisel yağlara gelirsek, Hindistan cevizi yağı, nane yağı, biberiye yağı ve okaliptüs yağı da karışımın olmazsa olmazlarından. Her biri ağrıları dindirmede etkili olan bu yağlar ve ağrı kesicilerin yerini alabilecek diğer yağlar hakkında daha detaylı bilgi edinmek isterseniz Ağrı Kesicilerin Yerini Alacak Birbirinden Şifalı 5 Bitkisel Yağ yazımıza da bir göz atın deriz.

Beklenen an geldi: Ev yapımı ağrı kesici krem tarifi

 

Malzemeler:
2 yemek kaşığı kadar rendelenmiş bal mumu
1-1,5 yemek kaşığı kafur
3/4 su bardağı Hindistan cevizi yağı
10 damla nane yağı
4-5 damla biberiye yağı
4-5 damla okaliptüs yağı

Nasıl Yapılır?

Isıya dayanıklı bir kap alın ve içine Hindistan cevizi yağı ile rendelenmiş bal mumunu koyup ocağın altını kısık ateşte açın. Tahta bir kaşıkla karıştırarak malzemelerin eriyip iyice harmanlanmasını sağlayın ve ardından içine kafuru ekleyip bir süre daha karıştırarak ısıtın. Tüm malzemeler iyice karışınca ocaktan alın, içine diğer tüm yağları ekleyip tahta kaşıkla son bir kez, kıvamını bulana dek karıştırın. Krem kıvamına gelen karışımı sterilize ettiğiniz kapaklı bir kaba aktarın. Ama krem tamamen soğuyuncaya kadar kabın kapağını kapamayın. Krem oda sıcaklığına gelince kapağını kapatın. İşte bu kadar!

ev-yapimi-agri-kesici-krem-tarifi-2

Nasıl Kullanılır?

Hazırladığınız bu kremden fındık büyüklüğünde alın ve ağrı olan bölgeye masaj yaparak uygulayın.
Ancak, kremi uygulamadan önce içindeki herhangi bir malzemeye alerjiniz olmadığından emin olun.
Önemli bir not: Biliyoruz, siz zaten yaparsınız ama biz yine de söylemeden geçmiş olmayalım, vücutta ağrı oluşmasının bir çok nedeni olabilir, bu yüzden eğer ciddi bir rahatsızlığınız, kronikleşmiş ağrılarınız, nedenini bildiğiniz rahatsızlıklarınız varsa bu doğal krem de dahil olmak üzere evde kendi kendinize uygulamak istediğiniz tüm yöntemlerle ilgili olarak mutlaka doktorunuza danışın ve onun önerileri doğrultusunda hareket edin.
Aynı zamanda ağrılarınız için kullandığınız, doktorunuz tarafından verilen bir ilaç varsa mutlaka ona devam edin, ekstra herhangi bir yöntem bulmaya çalışmayın. Bu krem sadece günlük yorgunluklar, kas ve eklem ağrılarını dindirebilir ve sizi bilinçsizce kullandığınız ilaçlardan uzak tutabilir. Sözün özü, sağlığınızı riske atacak herhangi bir uygulama yapmayın, aman diyelim.

Kaynak: yemek.com

Hipertansiyonu Olanların Mutlaka Aklında Bulundurması Gereken 10 Hayati Bilgi

Hipertansiyon, halk arasında yüksek tansiyon olarak da anılan ciddi bir rahatsızlık. Üstelik öyle nadir görülen değil, birçok insanda bulunan türden bir hastalık.
Ama ne yazık ki böyle bir hastalığı olduğunu bilenlerin, bildiği halde beslenmesine dikkat etmeyenlerin sayısı da hiç az değil. Tam da bu yüzden 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü olarak biliniyor ve bu hastalıkla ilgili insanları bilinçlendirmek amaçlanıyor.
Hipertansiyonu olanlar bir yana, bir de gizli hipertansiyon sorunu var ki sormayın gitsin. Siz hiç farkında olmasanız da bir anda ortaya çıkıveriyor, hipertansiyonun etkiler, kalp ve damar rahatsızlıklarından tutun felce kadar ciddi sağlık problemlerinin oluşmasına neden oluyor.
O yüzden siz siz olun, sizde ya da bir yakınınızda bu rahatsızlık varsa dikkati elden bırakmayın, doktorunuzun önerileri doğrultunda davranıp beslenmenize özen göstermeyi ihmal etmeyin ve tabii ki aşağıda yazanları aklınızın bir köşesinde mutlaka bulundurun.
Unutmadan, beslenme konusunda aklınızda soru işaretleri varsa Damarların Üzerindeki Baskıyı Hafifleterek Hipertansiyona İyi Gelen 10 Yiyecek yazımıza da göz atın bizce.
Sağlıklı, nefis günlere.

Yemeklere salça koymamaya özen göstermelisiniz

salcali-makarna
Biliyoruz sulu yemeklerden makarna soslarına, salça bizim mutfağımızın demirbaşlarından olur, her yemeğe lezzetiyle sınıf atlatır.
Ama ne yazık ki salça, hipertansiyonu olanlar için hiç de doğru bir tercih değil. Çünkü içinde bolca tuz bulunuyor ve bu tuz, damarların zorlanmasına neden oluyor.
Bu nedenle yemeklerinizi yaparken salça yerine domates ya da evde kendi ellerinizle tuz koymadan hazırlayacağınız salçaları hazırlamanız daha doğru olacaktır.

Aynı şekilde turşu yememeye de dikkat etmelisiniz

tursu-nasil-yapilir-13

 

Kornişondan lahanaya, acı biberden domatese çeşit çeşit sebzeyle hazıladığımız ve hepsinin tadına ayrı bir hayran kaldığımız turşular da hipertansiyonu olanlar için uzak durulması gerekenler listesinde.
Sebebi de tahmin edebileceğiniz gibi içindeki bolca tuz.

Tuzla kavrulmuş kuru yemişler yerine çiğ olanları tercih etmelisiniz

kuruyemis-karisik

Kavrulmuş kuru yemişlerin tadı size ne kadar lezzetli gelirse gelsin onlardan uzak durmalı, vücudunuzu ihtiyacı olandan fazla tuzdan korumalısınız.
“E kuru yemiş de yiyemeyecek miyiz?” derseniz elbette ölçülü olduğu sürece çiğ hallerini tüketebilirsiniz.

Yemekleri tuzla lezzetlendirmek yerine limon suyu, sarımsak, nane gibi malzemelerden destek almayı denemelisiniz

limon-sarimsak-hipertansiyonu-olanlar-nelere-dikkat-etmeli
Başından beri söylediğimiz gibi tuz, hipertansiyon hastalarının en baş düşmanlarından biri. Bu nedenle yemeklere sadece salça koymamanız da pek yeterli değil.
Yaptığınız tüm yemekleri hazırlarken olabildiğince tuz kullanmayın. Bunun yerine diğer baharatlardan ve limon suyu, sarımsak gibi malzemelerden destek alın. Bu şekilde kendiniz için daha sağlıklı yemekler hazırlayabilirsiniz.

Fazla kilolarınız varsa bir an önce kurtulmaya çalışmalısınız

kosu-ayakkabisi
Fazla kilolar ve obezite, kalp ve damar sağlğını olumsuz yönde etkilediğinden bu, yüksek tansiyon problemini de beraberinde getiriyor.
Bu yüzden hipertansiyonu olanların mutlaka doktor kontolünde kilo vermeye başlaması gerekiyor.

Doymuş yağlar içeren yiyeceklerden uzak durmalısınız

doymus-yag-nedir
Doymuş yağ içeren yiyeceklerden, işlenmiş hazır gıdalardan uzak durmanız da önemli. Çünkü doymuş yağlar damar sağlığını olumsuz yönde etkiliyor ve bu, hipertansiyonun tetiklenmesine neden oluyor.

Çay-kahve gibi bol kafeinli yiyecek ve içecek kullanımızı sınırlandırmalısınız

cay-kahve-gastrit
Kafein, kan basıncını hızlı bir şekilde değiştirerek tansiyonu yükseltici etki gösterebiliyor. Bu nedenle yüksek tansiyonu olanların çay-kahve gibi kafein oranı yüksek yiyecek ve içecekleri tüketirken dikkatli olması, mümkün olduğunca bu tür gıdalardan uzak durması önem taşıyor.

Taze sebze ve meyve tüketiminizi artırmalısınız

sebze-meyve-gut-hastaligi
Sebze ve meyveleri taze taze, olabildiğince pişirmeden çiğ bir şekilde yiyerek tansiyonunuzu dengeleyebilirsiniz.
Özellikle potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi mineraller açısından zengin sebze ve meyveler kalp ve damar sağlığını olumlu yönde etkileme özelliğine sahip. Bu nedenle de tansiyonun dengelenmesinde önemli rolleri var.

Sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıkları hayatınızdan tamamen çıkarmalısınız

sigara-nasil-birakilir

 
Halk arasında kötü alışkanlık olarak anılan bir şeyden söz ediyoruz. Sadece hipertansiyonu olanların değil herkesin uzak durması gereken alışkanlıklar yani.
Vücuda zararı saymakla bitmeyecek bu ikili, kan basıncı üzerinde de oldukça olumsuz etkilerde bulunuyor. Bu da tansiyonun aniden yükselmesine neden olabiliyor.

Son olarak, biliyoruz zor ama stresten olabildiğince uzak durmalısınız

bas-agrisina-ne-iyi-gelir-1

fitandsound
Gün içinde bizi strese sokacak birçok durumla karşılaşıyoruz, doğruya doğru. Ama kendimizi stresten olabildiğince uzak tutmamız gerekiyor.
“Bunun hipertansiyonla ne ilgisi var?” derseniz stres, vücudumuzda fizyolojik olarak da birçok etki yaratıyor. Kanın akış hızını değiştirerek kan basıncının artmasına, bununla birlikte de tansiyonun yükselmesine neden olabiliyor.
Dolayısıyla hipertansiyon için oldukça önemli etkenlerden biri stres olarak kabul ediliyor. Siz, siz olun stresli ortamlardan ve sizi strese sokacak durumlardan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışın.
Yaparken huzur bulduğunuz aktivitelere yönelin.

limon-sarimsak-hipertansiyonu-olanlar-nelere-dikkat-etmeli
Önemli bir not: Her şeyden önce elbette doktorunuzun önerilerinin aksine hiçbir harekette bulunmayın. İlaçlarınızı vaktinde içmeyi ihmal etmeyin. Sağlık bu, ihmale de şakaya da gelmez, aman diyelim.

Kaynak: yemek.com

Bu Kadar Kolay: Solan Çiçekleri Sadece 3 Malzemeyle Canlandıran Karışım

İlkbaharın gelmesiyle içimiz kıpır kıpır olmaya, doğa yeşillenmeye, güneş içimizi ısıtmaya başladı. Şu sıralar ara ara hava bulutlansa, yağmur yağsa da bahar geldi ya sonunda, bize yeter.

solan-cicekler-icin-karisim-6
Baharı doya doya yaşamak için belki çok zamanımız ya da kocaman bahçeli evlerimiz hatta belki balkonumuz bile yok ama bu bile engel olamaz bizim çiçeklerle haşır neşir olmamıza.
Siz de en az bizim kadar evinizde bitki yetiştirmeyi seviyor, renk renk çiçekler arasında kendinizi daha mutlu hissediyor, onların kokusunu içinize çektiğinde huzurla doluyorsanız doğru yerdesiniz demektir.
Bazen o çok sevdiğimiz saksı bitkilerimize yeterli ilgiyi gösteremiyor, yetişmeleri için doğru yeri bir seferde bulamayabiliyor veya az ya da çok sulayarak onların solmasına, boyunlarını bükmesine neden olabiliyoruz. Yetiştirenler bilir, bu da insanda üzüntü hatta suçluluk duygusu oluşturuyor.
İşte tam da bu yüzden solan bitkilerinizi kurtarıp onları yeniden hayata döndürmenizi sağlayacak nefis bir karışımdan söz edeceğiz şimdi. Sadece 3 basit malzemeyle 1-2 dakikada hazır edebileceksiniz üstelik.
Hadi vakit kaybetmeden kolları sıvayalım!

solan-cicekler-icin-karisim-3

Önce malzemeleri sıralayalım…

Malzemeler:
1 adet orta boy muzun kabuğu (Muzu afiyetle yemeyi ihmal etmiyoruz 🙂 )
1 çay bardağı kadar kahve (toz halinde)
2-3 yumurtanın kabuğu (yumurtalarla da nefis bir yemek yaparsınız artık)
1 çay bardağı kadar temiz su

Blenderı alıyor, içine muz kabuğunu koyuyorsunuz…

solan-cicekler-icin-karisim-1[1]

Ardından üzerine kahveyi döküyorsunuz…

solan-cicekler-icin-karisim-2

 

Yumurta kabuklarını da blendera ilave ediyor ve…

solan-cicekler-icin-karisim-3

Son olarak üzerine suyu da ekleyip blenderı çalıştırıyorsunuz…

solan-cicekler-icin-karisim-4

Elde ettiğiniz karışımı saksıdaki solan bitkinin dibine dikkatlice döküyorsunuz…

solan-cicekler-icin-karisim-5

İşte bu kadar! Bitkiniz kısa süre içinde kendini toparlayıp yeniden canlılığına kavuşuyor
Kaynak: Brightside

Baş ağrısı ve anksiyete için lavanta limonatası nasıl yapılır

Baş-ağrısı-ve-anksiyete-için-lavanta-limonatası-nasıl-yapılır

 

Baş ağrısı ve anksiyete için lavanta limonatası nasıl yapılır
Baş ağrısı ve anksiyete için lavanta limonatası nasıl yapılır: Baş ağrısı geçmişten beri her zaman insanlar için ilk sıralarda yer alan şikayetlerden biri olmuştur. Ayrıca anksiyete de sinirsel hastalıkların ilk üç sırasında yer alır. Hemen hemen herkes tedavi için ilaç kullanmayı tercih eder ama bu kısa vadede sorunu çözsede uzun vadede kalıcı bir tedavi yöntemi olmayacaktır. Yan etkilerini de söylemiyoruz bile. Fakat doğa bize o kadar etkili bir bitki veriyor ki baş ağrısını, anksiyeteyi kesiyor ve ileriye yönelik olarak tedavi ediyor. Bugün size baş ağrısı ve anksiyete için lavanta limonatası nasıl yapılır onu anlatacağız.
Çoğumuz bunu bilmiyoruz, fakat, lavanta yağı; bizim genel sağlığımız ve sağlıklı yaşamamız için en güçlü yağlar arasında yer almaktadır. Bu yağ 150’den fazla aktif  bileşenleriiçeren kimyasal bileşik bir yapıya sahiptir. Bunun yanında antibakteriyel, antiseptik, detoks ve antimikrobiyal faydaları vardır. Lavantanın faydalarını özet olarak geçtiğimize göre hemen tarife geçelim.
Lavantalı Limonatayı Nasıl Hazırlanır?
Bu doğal Lavantalı limonatayı hazırlamak için iki kolay yol vardır. Bunlardan biri yağı ile, diğeri ise bitkisi ile hazırlanır. Her iki tarif de harikadır ve aynı özellikleri taşır. Hangi malzemeyi daha kolay bulabiliyorsanız, onu kullanın.
Lavanta yağı ile lavantalı limonata nasıl hazırlanır?
Bu içeceği hazırlamak için bir veya iki damla lavanta yağı yeterlidir.
Malzemeler: Yarım bardak bal (170 gram), 10 bardak su (2.5 litre), 1 damla lavanta yağı, 6 adet limon.

Hazırlanışı: 10 bardak suyu geniş bir sürahiye koyun.6 adet limonun suyunu sıkıp ekleyin. Balı ekleyin ve iyice karıştırın. Lavanta yağını ekleyin. Günde üç ila dört bardak içebilirsiniz.
Lavanta bitkisi ile lavantalı limonata nasıl hazırlanır?
Bu tarifte, lavanta yağı yerine, limonataya ekleyeceğimiz bir lavanta infüzyonu hazırlayacağız.
Malzemeler: 1 yemek kaşığı lavanta çiçeği (10 gram), Yarım bardak bal (170 gram), 5 bardak su (1.2 litre), 1 bardak limon suyu (250 mL).
Hazırlanışı: Bir bardak suyu kaynatın. Kaynayınca lavanta çiçeklerini ekleyin. 20 dakika demleyin ve süzün. Kalan su ile limon suyunu ekleyin. Bal ile tatlandırın. Her şeyi iyice karıştırıp servis edin. Günde üç kez için.
Bu düşük kalorili bir içecek olduğu için, bunu rejim programınıza eklemekten çekinmeyin. Baş ağrısının ilk belirtilerini fark ettiğiniz zaman ya da koruma amaçlı, stres hissettiğiniz zaman için.

kaynak: bayanlar bilir

Arkadaşlar mutlaka okuyun!!!CEVİZ YAPRAĞININ FAYDALARI

5658_ceviz-yapragi-418-300x293[1]

Arkadaşlar mutlaka okuyun!!!
CEVİZ YAPRAĞININ FAYDALARI
Ceviz yaprağı ve faydaları hakkında ;
* Ceviz yaprağının kan durdurucu-sıkıştırıcı, kuvvetlendirici tonik ve bağırsak kurtlarını veya solucanlarını düşürücü etkisi vardır.
* Yaprak çayı, sindirim bozukluklarında, kabızlıkta, iştahsızlıklarda ve kan temizliğinde etkilidir. Başarıyla kullanıldığı öteki hastalıklar ise, ş ve sarılıktır.
* İştah açıcı, kan şekerini düşürücü ve kuvvet verici etkileri vardır.
* Deri hastalıklarında antiseptik olarak haricen kullanılır.
* Ceviz yaprağı kaynatılarak, tüm sıraca, frengi , egzema, herpes (uçuk) ve raşitik hastalıklarda, kemik çürümesinde, kemik deformasyonunda ve ayrıca, iltihaplı el ve ayak tırnaklarında kullanılabilen çok etkili bir banyo katkısı elde edilir.
* Favus ve uyuz hastalıklarında, hasta bölgeler, taze ceviz yaprağının kaynama suyu ile yıkandığında, kısa sürede düzelme görülecektir.
* Bu suyla yapılan banyolar, yıkamalar, ergenlik sivilcesine, iltihaplı egzemalara, ayak terine ve kadınların akıntılarına iyi gelir.
* Ağız boşluğu iltihabı, dişeti, boğaz ve gırtlak hastalıklarında gargara yapılmalıdır.
* Ceviz yaprağının kaynama suyu banyo suyuna eklendiğinde, donuk kabarcıkları iyileşir.
* Ceviz yaprağı kaynama suyu, hızlı saç dökülmelerinde de kafa derisine friksiyon (ovarak sürme) yapmakla kullanılır.
* Bu sıvı ayrıca, kafa bitine karşı da çok etklidir.
* Haziran ortasında toplanan cevizlerden, mide, karaciğer ve kanı temizleyen, mide yorgunluğunu ve bağırsak çürüklüğünü gideren çok etkili bir ceviz tentürü elde edilir. Bu tentür, ayrıca kan koyuluğuna karşı da çok yararlıdır.
ÖNEMLİ UYARI : İçerdiği tanen maddesi duyarlı kişilerde bazen mide bulantısı veya kusmaya yol açabilir. Bunun dışında, ceviz yaprağının bilinen bir yan etkisi yoktur.
CEVİZ YAPRAĞI ÇAYI
1- Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış yaprak, orta boy 1 su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 4-5 dakika demlendirilir ve süzülür. Gün boyunca 1 veya 2 bardak yudumlanarak içilir. 2- Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış yaprak, orta boy 1 su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, kaynama derecesine kadar ısıtılır ve 2-3 dakika boyunca hafif ısıda kaynatılır. Süzülen çay kullanıma hazırdır. Günde 2-3 bardak içilir.
BANYO HAZIRLAMAK : Tam banyolar için, iki büyük avuç ince kıyılmış yaprak, akşamdan 2-3 lt suya eklenir. Sabahleyin hafif ateşte 4-5 dakika kaynadıktan sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir. Gerektiğinde, bitki miktarı bir misli arttırılabilir.

Kaynak: karbonat

KARBONAT – SODYUM BİKARBONAT KULLANIM TARİFİ… Hasta olmamak için her gün 1 çay kaşığı karbonatlı su içebilirsiniz.

YENY_KAPAK[1]

 

KARBONAT – SODYUM BİKARBONAT KULLANIM TARİFİ
Karbonat ( Sodyum Bikarbonat – İngilizce: Sodium bicarbonate – Kimyasal formülü : NaHCO3 )
Eczanelerde: İngiliz Karbonatı, Solvey Karbonatı, Karbonat, Cep sodası, Garra Karbonat gibi isimlerle satılmaktadır. Eczanelerden almanızı tavsiye ederim. Markette satılanı alsak olmazmı ?Aktardan satın alsak olmazmı ? Bakkal’dan alsak olmaz mı gibilerinden bana soru sormayın. Ben size TEKRAR SÖYLÜYORUM ECZANEDEN ALACAĞINIZ KARBONAT EN GÜVENİLİR OLAN KARBONATTIR!!!.
Hasta olmamak için her gün 1 çay kaşığı karbonatlı su içebilirsiniz. Bunu yarım çay kaşığı sabah, yarım çay kaşığı akşam 1 bardak suya karıştırıp 3dk bekleyip iyice karışmasını bekleyin sonra tekrar karıştırıp için. Her beden ve her bedenin göstereceği tepki farklı olucak’tır. Çünkü herkesin farklı beslenme biçimi var. Bundan dolayı herkesin kendi bedenini dinleyip buna bağlı olarak karbonat miktarını ayarlaması gerekir.
Eğer grip, nezle gibi rahatsızlıklar olursa günde 3 çay kaşığı karbonatlı su içebilirsiniz. Fazla gelirse o zaman günde 3 kere yarım çay kaşığı içerek buna devam edebilirsiniz.
3 yaşından büyük çocuklarda hastalık olursa yarım çay kaşığı karbonatı 1 bardak suya karıştırıp içirebilirsiniz.
Eğer Karbonatlı suu içmekte zorlanıyorsanız, boş ilaç kapsülleri temin edip içlerine sodyum Bikarbonatla doldurup bol suyla hap olarak içebilirsiniz.
Eğer Tansiyonunuz yüksekse yada hipertansiyonunuz varsa, hazırladığınız karbonatlı suyu tek seferde içmeyin, gün içinde yudum yudum az az içip öyle bitirin yani güne yaarak ve bol alkali su tüketin.
Eğer yüksek Tansiyonunuz varsa yada yaşlıysanız Karbonatlı suyu içtikten sonra Kanape yada yatağa uzanı 10 – 20 dk uzanıp dinlenin. Bazı insanlarda tansiyonda yükselme yaratabilir ama kısa sürer bu. O yüzden TANSİYONUNUZUN YÜKSELMESİNDEN ENDİŞE EDİYORSANIZ UZANIP 10 – 20 DAKİKA DİNLENİN. ARKADAŞIMIN ANNESİ YÜKSEK TANSİYON HASTASIYKEN ŞUANDA YÜKSEK TANSİYON HASTASI DEĞİL! AMA KARBONATLI SU İÇTİKTEN SONRA VÜCUDUNU DİNLİYOR EĞER ÇIKARMIŞ GİBİ HİSSEDERSE YATAĞA UZANIP DİNLENİYOR SONRA KALKIP GÜNLÜK İŞLERİNE DEVAM EDİYOR!.
Kanser hastasıysanız!!!:
Eğer Kanser gibi bir hastalığınız varsa Öncelikle sakın Kemoterapi almayın Kemoterapi notumda yazılanları muhakkak okuyun!!!. Gidip dijital pH ölçer alıp idararınızı sabah akşam kontrol edip pH ı 8 in üzerine çıkarmanız ve bu seviyede en az 2 hafta tutmanız gerekir. Buna bağlı olarak karbonat içimi günde 5 – 6 çay kaşığı karbonatlı su içmeniz gerekebilir. 1 çay kaşığı karbonatlı suyu bir miktar içip yatağa yada kanepeye uzanıp 360 derece sağa sola dönerek haraket etmelisiniz . Bu haraketleri yaparken ara ara bardaktaki karbonat tüketilmelidir.
Tıpta çok hastalık var. O yüzden bana şuna iyi gelirmi diye sormayın!. Deneyin görün iyi gelip gelmiyeceğini. Duvarımda yığınla hastalığa iYi geldiğini bildiren görüşler var. Diabet ileşmez die geçiyor, bakın demekki geçiyormuş, kanserin tedavisi yok bakın tedavisi varmış. Trombositleri onkologlar yükseltemeyiz diye konuşurlarken bakın alkali hale gelince trombositler yükseliyormuş .. Daha bir çoğunu paylaştım artık tek tek cevap yazamam. Tek başıma herkese cevap yazmam mümkün değil!!.
Eğer şu zamana kadar çok asidik beslendiyseniz, vücudunuz asit tutmuşsa ishal olup sıvi şeklinde wc’ye çıkarabilirsiniz. Ben abartarak 5 gün günde 5 defa içerek her gün 5 -6 defa wc e gittim sırf asitli su çıktı. O 5 gün devamlı salatalık edim, bitkisel beslenmeye ağırlık verdim. 6 cı gün normal sağlıklı bir şekilde dışarı çıktım ve vücut biriktirdiği asitleri attı, 10 cu gün laktik asitler eridi kuluçlar kalmadı. 15 ci gün sigara içtiğim için alt ciğerlerime nefes almakta zorluk çekiordum ama nefes alma sorunum yoktu sadece derin nefes almakta zorluk vardı, o kalktı derin nefes alabilmee başladım.
Hangi hastalık olursa olsun, her hastalıkta ayrıca kolloidal gümüş suyu kullanılmasını tavsiye ederim. D vitamini almayı unutmayın çünkü zamanınızın çoğu kapalı alanlarda geçiyor. Kanser dahil pek çok hastalığın nedeni D vitamini eksikliği. Türkiye Cumhuriyetinde eczanelerde Devit-3 ampul satılıyor 300.000 İU bunu ayda 1 kere şekere yada ekmeğe emdirip tüketmeniz gerekir. Bunu hasta olsanızda olmasanızda herkese tavsiye ediyorum. Yetişkinler için 1 ampul 1 aylık D Vitamini ihtiyacınızın hepsini karşılar.
Karbonatın dozunu bana artık sormayın 1,5 senedir anlatmaktan bıktım. Karbonatlı su içerek alkoloz olunsaydı, ben ve beni takip eden herkez ciddi sıkıntılara girerlerdi kimse girmedi. En fazla gaz apar geğirirsiniz geçer yada gaz olarak alttan çıkarırsınız. Yada ishal olursunuz, asit atarsınız.
Fazla bitkisel beslenmei doğru bulmuyorum, fazla magnezyumda ishal yapar. Kalsiumla dengelemeniz gerekir, kalsiyum almak için yoğurt yiğin. Ben laktozsuz süt içilmesini daha doğru buluyorum.
En Önemlisi Şu bilgileri Lütfen Anlamaya çalışın!!!!.
Sodyum Bikarbonatın Önemi
Tükrük bezlerinin yoğun miktarda karbonat iyonları salgılayarak yediklerimizi alkali yapar. Midemizin çevresi kandan alınan sodyum klorür’le çevrilidir.Sodyum su ve karbon dioksitle birleşerek alkali TUZ yani SODYUM BİKARBONAT OLUŞTURUR. Biyokimyada bu şu şekilde formüle edilir: H20 + CO2 + NaCl = NaHCO3 + HCL. Bundan dolayı midemiz aslında yediklerimizi ALKALİ yapmaktan sorumludur. BRUNNER BEZLERİ (12 PARMAK BAĞIRSAĞINDA BULUNUYOR) yüksek miktarda karbonat salgılayarak yediklerimizin alkali halde sindirilmesini sağlıyor. Pankreasımız Yüksek miktarda Sodyum Bikarbonat salgılayarak mideden gelen asitleri nötralize etmek ve yediklerimizi alkali yapmaktan sorumlu. Karaciğerde safra salgısındada yüksek miktarda karbonat içerir. Bedenimiz çürümemek için (kanser olmamak için) kendisini hep karbonatla alkali hale getiriyor. Böbreklerimizin kendisi karbonat ürettir. Böbreklerimiz kanın pH seviyesini alkali tutmakla sorumludur.

Kaynak: karbonat

Zerdeçalı Göz Çevresine Sürün ve 5 Gün Sonra Değişime İnanamayacaksınız

zerdeçal-siyah-göz-halkalarına-iyi-geliyor

 

Zerdeçal, Hint mutfağında yaygın olarak kullanılan inanılmaz derecede sağlıklı bir baharattır.
Farklı, benzersiz bir lezzet ve karakteristik rengin yanı sıra şaşırtıcı sağlık özellikleri de vardır.
Güçlü özelliklerinden dolayı, bin yıldır kullanılıyor ve Çin ve Ayurvedik tıbbın önemli bir parçasıdır. Ağrı, soğuk algınlığı, grip, kansere ve diğer şiddetli sağlık koşullarına kadar olan çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmaktadır.
Zerdeçal ayrıca güçlü anti-aging, antioksidan ve anti-inflamatuar özelliklere sahip güçlü bir baharattır.
Bu baharatın sağlık özelliklerinin çoğu aktif cinsten zerdeçal kaynaklı. Zerdeçal en yeni çalışmaların konusu olmuştur ve bulgular, sayısız antioksidan, antiseptik ve anti-inflamatuar özelliği teyit etmektedir.
Üstelik, zerdeçal lif bakımından zengin ve mineraller, vitaminler gibi önemli besinler içerir.
Ayrıca, toksik değildir ve yan etkilere neden olmaz, bu nedenle kullanımı tamamen güvenlidir. Bunlar, bu baharatın en önemli sağlık faydalarından bazıları:
Diyabet kontrol eder
Yaraları iyileştirir
Acıyı hafifletir
Cildin sağlık ve görünümünü iyileştirir.
Alzheimer hastalığını önler
Kalp sağlığını geliştirir
Artrit önler
Sindirime yardımcı olur
Karaciğer detoksifikasyonu
Kanseri önlemek
Cilt pigmentasyonunu ve tonlamayı önler
Ruh durumu iyileştirir
Zerdeçalın sağlık yararlarından yararlanmak için, günlük diyetinize ekleyebilirsiniz ve bazı basit tarifler de hazırlayabilirsiniz.
Karanlık cilt sorununu çözmeye çalışan bir kadının gözleri etrafında piyasadaki olası tüm ürünleri denedi ve hiçbiri onun istenen bir etki yapmadığını belirtiyor.
Ancak, zerdeçal macunu denediğinden, karanlık çevreleri ilk 5 günden sonra bile kayboldu. Bu maskeyi uyguladı, bir süreliğine hareket etmesi için bıraktı ve yıkanır çıkmaz yüzü inanılmaz derecede gençleşti ve bu koyu halkalar belirgin bir şekilde aydınlandı.

Örneğin, göz çevresindeki karanlık çevrelerden kurtulmak için, aslında bu sayı için en iyi doğal çare olan aşağıdaki yapıştırmayı yapabilirsiniz:
Yarım çay kaşığı limon suyu, bir tutam zerdeçal, bir tutam un ve bir çay kaşığı domates suyu karıştırın. Daha sonra, bu macunu gözlerin etrafına uygulayın ve 10 dakika süreyle bırakın.
Ayrıca ananas suyu ve bazı zerdeçal tozları karıştırıp cildi aydınlatmak için bu karışımı gözlerin etrafında bırakabilirsiniz.
Ayrıca, altın sütü, baş ağrısı, ateş, soğuk algınlığı, parazit, kırışıklık, böbrek enfeksiyonu, viral enfeksiyonlar, mesane enfeksiyonları, kas ağrısı, diyare, bronşit gibi çeşitli sağlık durumlarını tedavi etmek için kullanılan son derece sağlıklı, eski bir yoga kürüdür. Ve artrit.

Bu mucizevi çare nasıl hazırlanır:
Malzemeler:
Yarım çay kaşığı öğütülmüş zerdeçal
1 su bardağı süt
1 tatlı kaşığı çiğ bal
Yarım çay kaşığı hindistan cevizi yağı
Çeyrek çay kaşığı taze rendelenmiş karabiber
Hazırlama metodu:
Başlangıçta, sütü ıslatın ve tarçın ekleyin. Sonra bal, zerdeçal, biber ve hindistan cevizi yağı ekleyin. Sütü ısıtıncaya kadar sürekli karıştırmalısınız, benmari usulü bu maskeyi hazırlayın ve kullanmadan önce ideal sıcaklığa ulaştığından emin olun.

Kaynak: Kadınlarsitesi

Gılgamış’ın Aradığı Ölümsüzlük Bitkisi Türkiye’de Bulundu!

Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ebru Erbay yaptığı son araştırmayla çok önemli bir keşfe imza attı ve damar sertliğinden kaynaklı ölümlerin önüne geçilebilmesi için umut oldu.

640xauto[4]
Damar sertliğine karşı mucize çözüm

Dr. Ebru Erbay, yaptığı çalışmayla farelerdeki damar sertliğini durdurmayı başararak adını tıp tarihine yazdırdı! Türk bilim insanının bu araştırması alanındaki önemli dergilerden birisi olan Science Translational Medicine’de yayınlandı.
Damar sertliğini durduran mucizenin adı: Palmitoleik asit

Palmitoleik asit, Dr. Ebru Erbay’ın araştırmasından önce zararlı bir asit türü olarak biliniyordu. Ancak, Erbay bu asidin sanıldığı gibi zararlı olmayabileceği yönünde bir hipotez geliştirdi ve araştırmalarını bu hipotezin üstüne kurdu. Fareler üzerinde yapılan çalışmalara göre, palmitoleik asidin bilindiği gibi zararlı değil, aksine koruyucu bir etkisi var.
Fareler yüksek kalorili gıdalarla beslendi

Yapılan deneylerde fareler yüksek kalorili gıdalarla beslendi. Damar sertliği oluşan farelere bir çeşit yağ olan palmitoleik asit verildiğinde damar sertliğinin durduğu gözlemlendi. Dr. Erbay, palmitoleik asidin damarlardaki sertliğe neden olan doymuş yağları uzaklaştırdığını söylüyor.
Sıradaki hedef insanlar üzerinde çalışmak

Damar sertliğini önlemenin yolunu bulduğunu düşünen Dr. Erbay’ın sıradaki hedefi çalışmalarına insanlar üzerinde devam etmek. Dr. Erbay, “Bazı insanlar şişmanlar ama diyabetik değiller ya da şişmanlar ama kalp ve damar hastalıkları yok. Yine şişmanlar ama uzun ve bunamadan yaşıyorlar.
Bunların sırrının gen havuzumuzda ve genlerin ürettiği metabolitlerde olduğunu düşünüyorum. Bu sırların biri de vücudumuzun ürettiği palmitoleik asittir. Gılgamış Destanı’nda aranan ölümsüzlüğün sırrını taşıyan bitki belki de topraklarımızda bulunan ve palmitoleik asitten zengin olan iğdedir” diyerek çalışmasına konu olan palmitoleik asidin önemini vurguluyor.
Yararları zaten biliniyordu

C vitamini yönünden zengin olan iğdenin yararları zaten uzun süredir biliniyordu ve halk arasında yaygın olarak kullanılıyordu. İğdenin egzama tedavisinden, kadınlardaki afrodizyak etkisine kadar çeşitli kullanım amaçları var.
Kalorisi düşük bir atıştırmalık

Olgunlaşmış iğde meyvesi oldukça düşük kalorili olması bakımından diyetlerde yer alabilecek harika bir atıştırmalık. Ayrıca diyet sırasında vücudun ihtiyaç duyduğu pek çok önemli bileşeni de içeriğinde barındırıyor. Ancak, çok fazla iğde tüketmenin kabızlığa neden olduğunu belirletelim.
Egzama, boğaz ağrıları ve kış hastalıkları için birebir!

İğde yaprakları ve çiçeği kaynatılarak egzamanın harici tedavisinde kullanılabiliyor. İğde, çok güçlü bir antiseptik olduğu için kaynatılan suyunun içilmesi boğaz ağrılarına iyi geliyor. Ayrıca bu suyu gargara yaparak ağız temizliğinde de kullanabilirsiniz. İğdenin meyvesi ve yaprakları kaynatılıp çay olarak tüketildiğinde kış hastalıklarına karşı direnci arttırıp, vücudu koruyor. Ortaya çıkan yeni faydasından sonra iğdenin hayatımızda daha fazla yer bulacağı kesin.

Kaynak: mynet