Arşivler

Sağlıklı Bir Vücut İçin Vagus Sinirini Nasıl Uyarırsınız?

2-onuncu-sinir-1[1]

İnsan vücudunda, beyinde 12 parça sinir vardır. Bu sinirler arasından, vagus olarak adlandırılan onuncu sinir oldukça güçlü ve ilgi çekici özelliklere sahiptir.
Sizi, otonom sinir sisteminin bir parçası haline getirir ve bu çok ilginç bir işlevdir.

Rahatlamanızı, zihinsel dinginliğe ulaşmanızı, stresle mücadele etmenizi ve daha kaliteli bir yaşam için mutlu hissetmenizi sağlayan kısım burasıdır.
Pek çok insan, vücudundaki vagus sinirinin bu kadar önemli olduğunun farkında değil.
Bunun sebebi çok açıktır çünkü insanlar kendi bedenlerini dinlemek yerine dış uyarıcılara daha fazla odaklanmış durumdalar.
Aşağıda, yarım saatinizi ayırarak vagus sinirinizi nasıl aktive edeceğinizi ve daha iyi bir yaşam standartına ulaşacağınızı kısaca açıklayacağız.
Eğer bunu günlük hayatınızda uygularsanız değişiklikleri göreceksiniz.
Hazır mısınız?
Vagus siniri nerededir?

Akciğer ve mide siniri olarak da adlandırılan vagus siniri, omurilik soğanında başlar ve yolculuğunu aşağıdaki bölgelere kadar sürdürür;
Gırtlak
Yemek borusu
Boğaz
Bronşlar
Kalp
Mide
Pankreas
Karaciğer

Ayrıca bazı damarlara ve motor nöron liflerine kadar da ulaşabilirler.
Aşağıdaki faaliyetleri gerçekleştirir;
Size hassasiyet verir.
Ses boşluğu kaslarınızı en iyi seviyede çalıştırırken iletişiminizi güçlendirir.
Nefes alıp verişinizi düzenler.
Sevgi ve annelik hormonu olan oksitoksin hormonunun salgılanmasını artırır.
Karaciğer ve pankreas fonksiyonlarını düzenler.
Hatta, hıçkırığı durdurur.

Vagus siniri tüm bedenin sağlığıyla ilişkilidir

Ağır bir yemek yedikten sonra, biraz uyumak ya da uzanmak istemenize neden olan bir yorgunluk hissini hepimiz biliriz.
Bu his, vagus siniri tarafından düzenlenir. Yemek yedikten sonra, vücudunuz besini sindirmek için çok fazla enerji kullanır.
Bu sinir, vücudun rahatlama potansiyelini artırır ve bu rahatlama da çoğunlukla uyuşukluk hissiyle sonuçlanır.
Sindirim sistemini düzenlemesinin yanı sıra, vagus siniri kalp atışlarınızı da düzenler. Böylece fazla heyecanlanmanız önlenmiş olur.
Bazı insanlar “vagal sendrom” yaşarlar.
İyi ya da kötü bir şey sebebiyle fazla heyecanlandığınızda vagal sendrom meydana gelir ve vagus siniri bilincinizi kaybetmenize neden olur. Bunun sonucunda da bayılırsınız. Ancak, bu tabii ki en uç noktadır.
Ayrıca, vagus siniri bağışıklık sisteminizi ve hücrelerinizin yenilenmesini de düzenler.
Bu muhteşem sinirin bir başka fonksiyonu ise sizi tok tutmasıdır.
Sindirim sistemiyle yakından ilişkili olduğu için, düzenleyici bir rolü de vardır. Vagus siniri, size yemeğin sizin için yeterli olduğunu hissettirir ve stresli durumlarda iştahınızı kontrol eder.
Gördüğünüz gibi rahatlama, tokluk, kilo, stres gibi her türlü konu bir şekilde vagus siniriyle ilişkilidir. Bu sinir gerçekten çok ilginç bir yapıya sahiptir.

Vagus sinirini “uyarma” tekniği

4-Trendelenburg[1]

Bu oldukça basit bir tekniktir ve günde yarım saatten fazla zamanınızı almaz. Ancak, her gün günün aynı saatinde uygulanmalıdır.
Kilit noktanın nefesi kontrol etmek olduğu diğer rahatlama yöntemlerine benzemediğini göreceksiniz. Ne yapmanız gerektiğine bir göz atın:
Rahat bir kıyafet giyin.
Başınız bacaklarınızdan daha aşağıda olacak şekilde eğimli bir yüzeye uzanın(Trendelenburg pozisyonu).
Alnınıza serin, nemli bir bez koyun.
Alt karnınızı havayla doldurarak, 6 saniye boyunca burnunuzdan nefes alın.
Biri size yumruk atmak üzereymiş gibi karnınızı kasarken nefesinizi 6 saniye tutun.
Şimdi, 7 saniyeliğine derin nefes alıp göbeğinizi şişirirken, aynı zamanda dudaklarınızı da bir mum üflermiş gibi tutun. Bu, vagus sinirini harekete geçirmenin en iyi yoludur.
Bu egzersizi 7 kez tekrarlayın.
Bitirmek için, yavaşça oturun ve ayağa kalkmadan önce 5 dakika bekleyin. Rahatlayın. Kalktığınızda bir bardak soğuk su içmek iyi bir fikirdir.

Son olarak, gördüğünüz gibi bu kadar basit bir egzersizle vagus sinirinizi harekete geçirebilirsiniz. Sadece, nefes alma tekniğini uygulamak bunun için yeterlidir.

Kaynak: sağlığa bir adım

MİDE YANMASINA ve MİDE EKŞİMESİNE NE İYİ GELİR?

mide-yanmasina-iyi-gelen-yiyecekler[1]

 

HER YEMEKTEN ÖNCE 1 KAŞIK TÜKETİN!.
Mide ekşimesi ve mide yanması gibi reflünün belirti verdiği rahatsızlıkları çekiyorsanız bu durumun ne kadar can sıkıcı olduğunu bilirsiniz.

 

Mide yanması genellikle, yemek sonrası ortaya çıkan ve gece yatarken göğüs kısmında belirti veren rahatsızlıklar olarak meydana gelir.

Bu belirtiler aynı zamanda heyecanlı olduğunuz zaman yada stres altındayken de ortaya çıkabilir.

 

Mide ekşimesiyle ortaya çıkan belirtileri tedavi edebilmek için asit indirgeyici ilaçlar kullanılır.

Bu ilaçlar, belli bir zaman sonra kemik erimesi ve B12 eksikliğine neden olabilir.

 

Aynı zamanda yapılan araştırmalar,  sık mide ilaçları kullanan insanların kalp rahatsızlığı ve böbrek yetmezliği açısından büyük risk altında olduklarını ortaya çıkarmıştır.

 

Mide yanması gibi ufak belirtiler oluştuğunda reflünün gelişmesini engellemek ve rahatsızlığın vermiş olduğu belirtileri ortadan kaldırmak için doğal yöntemlerle kendinizi tedavi edebilirisiniz.

Muz  : Muzlar midede meydana gelen asit oluşumuna karşı tampon görevi görürler. Muz aynı zamanda alkali bir meyve olduğu için mide asidini nötralize etmeye yardımcı olur.

Zencefilli çay  : Zencefil doğal mide sakinleştiricidir. Zencefilli çay mide bulantısını azalttığı gibi midede meydana gelen asidi engellemede de büyük rol oynar.

 

Zencefili 3 çeyrek parçaya bölün ve 30 dk boyunca 2 bardak sıcak suda kaynatın.  Son olarak kaynama işlemi bittikten sonra zencefil çayını yemeklerden 20 dk önce aç karnına tüketin.

 

Hardal : Mide ekşimesi ve reflü rahatsızlığında hardal tüketmek sizi şaşırtabilir ancak hardal, minerallerle doludur.  Aynı zamanda hardal,  mide ve boğazdaki asidi nötralize eden alkali bir yiyecektir.

 

Eğer mide ekşimesini çok sık yaşıyorsanız yemeklerden önce 1 çay kaşığı hardal tüketebilirsiniz.

 

Papatya çayı :Yatmadan yaklaşık bir buçuk saat önce papatya çayı tüketmek midenizdeki iltihaplanmayı büyük ölçüde azaltacaktır.  Aynı zamanda midede meydana gelen asit ve reflü tedavisi için doğal bir  şifa kaynağı olacaktır.

Papatya çayından sağlıklı bir şekilde faydalanmak istiyorsanız klorsuz bir bardak suyu ilk olarak kaynatın.

İlk sıcağı geçtikten sonra içerisine bir tatlı kaşığı kurutulmuş papatya ekleyin ve 7dk demleyin.

Karbonatlı su  : Karbonatlı su mide asidini nötralize etmede bir baz maddesi olarak kullanılabilir.

Karbonatlı su aynı zamanda vücudun ph seviyelerini dengeler. Bir bardak suya 1 çay kaşığı karbonat ekleyin. Ve iyice karıştırın.

Bu önemli bilgi ve yöntemlerden daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen…

Kaynak: Hayat Mutfakta

ASYALI BAYANLARIN YÜZ GÜZELLİKLERİNİN SIRRI : PİRİNÇ SUYU

chinese_beauty_secrets__3_[1]

CİLT TEMİZLİĞİ VE BAKIMI İÇİN DOĞADAN GELEN SIR : PİRİNÇ SUYU
Yüzünüzü bir de bununla yıkayın… Etkileyici sonuçlarına çok şaşıracaksınız… İşte o faydalar…

Asyalı kadınların güzelliğini pirince borçlu olduğunu bilmeyen yoktur. Bununla birlikte pirinç hem cilt için hem de sağlık açısından oldukça faydalı bir besindir.

Ancak pirinci sadece besin olarak tüketmenin dışında farklı şekillerde de tüketebilirsiniz. Özellikle cilt bakımında oldukça etkili olan bir toniktir. Üstelik ten rengini açmada pirincin oldukça etkili olduğunu da belirtmek gerekir.

Pirinç İle Cilt Rengini Açma

Pirinç tozu pirincin öğütülmesi ile elde edilir. Pirinç tozunu sadece süt veya su ile kıvam haline getirerek bu karışımı düzenli olarak cilt bakımı için kullanabilirsiniz. Düzenli yapıldığında cildinizin beyazlamasını sağlayabilirsiniz.

 

Cilt Toniği Olarak Kullanılır
Bir kabın içine pirinçleri koyun ve suda bekletin. Ardından da birkaç saat beklemesinin ardından da pirincin suyunun çıktığını göreceksiniz.

Bu su ile cildinizi yıkayabilir veya silebilirsiniz. Bu sayede makyaj kalıntılarını daha kolay bir şekilde temizleyebilir ve cildinizin bakımını yapabilirsiniz.

Maske Olarak Tercih Edebilirsiniz

Pirinci öğüttükten sonra az miktar süt ile karıştırarak macun kıvamına getirin. Yüzünüze sürdüğünüz bu maskeyi sadece yarım saat beklettikten sonra ılık su ile durulayabilirsiniz.

Bu maske sayesinde siyah nokta veya sivilce gibi sorunların önüne geçebileceğiniz gibi aynı zamanda da cilt tonunuzu birkaç tona kadar açabilirsiniz.

Sadece haftada üç kez yaptığınız bu pirinç maskesi sayesinde porselen gibi bir cilde sahip olabilirsiniz. Dilerseniz pirinç suyu ile veya dilerseniz de pirinç macunu ile bu maskeyi kolaylıkla yapabilirsiniz.

Bu önemli bilgileri daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen…

Kaynak:Hayat Mutfakta

ZERDEÇAL ve ZERDEÇALLI SUYUN VÜCUDUMUZA İNANILMAZ FAYDALARI

700x400[1]

ZERDEÇAL ve ZERDEÇALLI SUYUN VÜCUDUMUZA FAYDALARI

12 Ay Boyunca Her Sabah Zerdeçal Suyu İçti ve Bu Oldu
İşte İngiltere’nin Bristol şehrinden bir kadının müthiş hikayesi. Ve bu hikayeyi bilimsel olarak doğrulayan onca akademik makale….

Zerdeçal giderek daha popüler hale gelen bir baharat ve bunun bir dolu haklı nedeni var. Besin değeri yüksek ve güçlü antioksidan olan zerdeçal, yaşlanma karşıtı ve iltihap sökücü özelliklerinden dolayı sağlık için mucizevi faydalara sahip.

Zerdeçalın aktif bileşeni kürkümin‘in (zerdeçal sarısı) sayısız faydası var ve bunu sayısı 7.000’in üzerindeki bilimsel makale de destekliyor.

Bu yüzden de zerdeçal suyu içebileceğiniz en sağlıklı içeceklerden biri.

İşte İngiltere’nin Bristol şehrinden bir kadının müthiş hikayesi. 12 ay boyunca zerdeçal suyu içen kadın bunun inanılmaz sağlık faydalarını gördü.

Zerdeçalın pH seviyesi mükemmel, bu yüzden zerdeçal 12 ay boyunca her sabah zerdeçal suyu içen kadının vücudunu alkalize etti, sindirimini iyileştirdi ve asıl önemlisi eklem yangısı semptomlarını yok etti. Tüm bu faydaları 12 ay boyunca her sabah bir bardak zerdeçal suyu içerek yaşadı.

İşte bu mucizevi içeceğin hazırlanışı:

1 bardak ılık suya 1 çay kaşığı toz zerdeçal ve bir fiske karabiber ilave edip iyice karıştırın. Hepsini su ılıkken hemen için.

İşte her sabah içilmesi gereken zerdeçal suyunun faydaları:

Kalp sağlığına iyi gelir

Zerdeçalin ana bileşeni kürkümin kan damarlarındaki plakları temizler ve kan pıhtısı oluşumunun önüne geçer.

2011 yılında Japonya Niigata Üniversitesi Eczacılık ve Uygulamalı Hayat Bilimleri fakültesinden uzmanların yaptığı ve Biological and Pharmaceutical Bulletin dergisinde yayınlanan bir araştırmada, 3 hafta boyunca zerdeçal tüketen erkek farelerin kalp sağlıklarının iyileştiği görüldü.

Tip 2 Diyabet’i iyileştirir

Auburn Üniversitesinde 2009 yılında yapılan ve Biokimya ve Biofiziksel Araştırma İletişimi dergisinde yayınlanan bir çalışamda, bu baharatın diyabetin tedavisinde büyük faydaları olduğu gösterildi.

Vücudun alkali (baz) dengesini sağlar
Zerdeçal yüksek derecede baziktir ve kanser sadece asidik ortamda oluşur.

Beyninizi korur
Bilim insanlarına göre büyüme hormonu Beyin Kaynaklı Nörotropik Faktör seviyesinin, düşük olması genelde Alzheimer’s hastalığı ve bunama ile bağlantılı.

Dahası kürküminin bu hormon seviyesini düzenlediği ve böylece yaşlanmaya bağlı beyin fonksiyonlarında gerilemeyi ve beyin hastalıklarını önlediği biliniyor.

İltihabı Önler
Birçok hastalığın ana nedeni iltihaptır. Kürkümin iltihap karşıtı özelliğe sahip ve bu yüzden iltihapla etkili şekilde savaşır ve organizmayı korur.

Kanser İlacı Özellikleri
Kürkümin güçlü bir antioksidan olduğu ve antioksidanlar da hücrelerin hasar görmesini önlediği için kanseri başarılı şekilde önler.

Eklem yangısı semptomlarını azaltır
2012 yılında yapılan bir araştırmaya göre kürkümin, etkili bir steroid olmayan antiinflamatuar ilaç ve dahası iltap ve ağrı dindirici ilaçlardan bile daha etkili.

Sindirime iyi gelir
Bilim insanları düzenli zerdeçal tüketmenin sindirim sistemine iyi geldiğini söylüyor.

Karaciğeri korur
Safra kesesinin düzgün çalışmasına yardımcı olur, karaciğeri toksinlerin zararlı etkilerinden korur ve karaciğer hücrelerinin etkin şekilde yenilenmesini sağlar.

Yaşlanmayı yavaşlatır ve uzun bir ömür yaşamanıza katkı sağlar.
Kürkümin serbest radikallerle çok iyi savaşır ve iltihabı önler, bu yüzden de yaşlanma sürecini yavaşlatır.

Bu önemli bilgi ve yöntemlerden daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen…

kAYNAK: hAYAT mUTFAKTA

Göbek eriten içecek… 4 günde 10 santimetreye kadar inceltiyor

rekl[1]
Evdeki malzemelerle kolaylıkla hazırlayabileceğiniz bu içecek göbek çevresinde biriken yağları 4 günde 10 cm’e kadar inceltiyor.

 

Göbek eriten içecek hangi malzemelerle nasıl hazırlanır? İşte pratik tarif:

Malzemeler:

-Taze zencefil
-8-12 taze nane yaprağı
-1 salatalık
-1 limon
-8.5 bardak su

Hazırlanışı:

Limonu yıkayın. Soymadan ikiye kesip çekirdeklerini çıkarın. İki yarısını da doğradıktan sonra su ile doldurduğunuz kaba koyun.

Salatalığı soyup doğradıktan sonra onu da suya atın. Nane yapraklarını ekleyin.

Soyduğunuz zencefili dilimleyip diğer malzemelerin içine ekleyin. Bütün malzemeleri karıştırıp üzerine bir kapak kapattıktan sonra karışımı 1 gece buzdolabında bekletin.

En az 4 gün boyunca bu karışımı gün boyunca için. Farkı göreceksiniz.

KAYNAK: Milliyet – Duygu Bay / PembeNar

Bu 7 Belirtinin 4’ü Sizde de Varsa Kan Şekeriniz Yüksek Demektir Derhal Önlem Almalısınız

kan-sekeri-768x402[1]

Diyabet tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de görülme sıklığı hızla artan önemli bir sağlık problemi.Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Dr. Özlem Sezgin Meriçliler, diyabetin 7 önemli sinyalini sıralıyor.

Son yapılan araştırmalara göre; ülkemizde diyabetik hastalar tüm nüfusun yüzde 13.5’ini oluşturuyor. Henüz diyabet tanısı almamış, ancak bozulmuş glukoz toleransı olan ve diyabete aday kabul edilen kişilerle birlikte bu oran yüzde 33 gibi yüksek bir rakama çıkıyor. Yani, Türkiye nüfusunun onda birinden fazlası şu anda diyabetik, onda ikisi de birkaç yıl içinde diyabet tanısıyla karşılaşacak. Kontrol altına alınamayan diyabet damarların yapısını bozuyor. Bunun sonucunda; kalp hastalıkları, böbrek yetmezliği, kalıcı görme kaybı başta olmak üzere tüm organlarda komplikasyonlar ortaya çıkabiliyor. Bu kadar ciddi bir sağlık sorunu olan diyabet, sağlıklı beslenme alışkanlığı, medikal tedavi ve düzenli egzersizden oluşan bir yaşam şekliyle takip edildiğinde bu komplikasyonlar önlenebiliyor. Ancak erken tanı ve tedavi için öncelikle diyabetin belirtilerini tanımak ve zamanında hekime başvurmak çok önemli.

 

Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Dr. Özlem Sezgin Meriçliler, diyabetin 7 önemli sinyalini sıraladı.
1. Ağız kuruluğu
Diyabet öncesi dönem erken fark edilip yeterli önlemler alınmazsa yorulan pankreas kan şekerini kontrol etmeye yetecek kadar insülin salgılayamaz hale geliyor. Bu durumda önce toklukta kan şekerleri yükselmeye başlıyor. Ağız kuruluğu ve çok su içme bu sürecin ilk belirtilerini oluşturuyor.
2. Gece idrara kalkma
Ağız kuruluğuna bağlı çok su içmenin yanı sıra kanda yükselen kan şekerinin böbrek üzerinde yarattığı basınç nedeniyle hastalar gece uykudan idrar ihtiyacıyla uyanmaya başlıyor. Gecede bir kez idrara kalkmak normal sayılıyor. Ancak birden daha fazla sayıda uykunun idrar ihtiyacıyla bölünüyor olması, akla diyabeti getirmeli.

3. Bacaklarda kramplar
İnsülin azlığı nedeniyle kanda şeker yükselirken hücre içine girip yakıt olarak kullanılamadığı için hücrelerde bir enerji açlığı ortaya çıkıyor. Halsizlik, bacaklarda kramplar, aşırı tatlı isteği, sabahları zor uyanma, gün içinde uyku hali, konsantrasyon azalması bu dönemde başlayan ve kandaki şeker yükseldikçe şiddeti artan belirtileri oluşturuyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Dr. Özlem Sezgin Meriçliler, bu tür şikayetleri olan kişilerde açlık kan şekeri normal olsa bile tokluk şekerlerinin takibinin ya da şeker yükleme testinin mutlaka yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.
4. Uyuklama
Kanda şeker yüksek olmasına rağmen yakıt olarak kullanılamadığı için hücreler enerjisiz kalıyor. Bu durum beyin ve sinir sistemi hücrelerinin enerji azlığına yol açınca; uyku hali, konsantrasyon azlığı ve gün içinde uyuklama şikayetleri ortaya çıkıyor.
5. Kaşıntı
Kandaki şeker yükselmeye başlayınca cilt kuruyor ve genel bir vücut kaşıntısı başlıyor. Bu kaşıntı kadınlarda genital bölgede daha yoğun olabiliyor.
6. Genital mantar enfeksiyonları
Vücut sıvılarında artan şekerin mikropların üremesini kolaylaştırmasına bağlı olarak kadınlarda sık idrar yolu enfeksiyonları ve genital bölgede kaşıntıyla birlikte tekrarlayan mantar enfeksiyonları gelişebiliyor.

7. Kilo kaybı
Pankreasın insülin rezervi azaldıkça açlıkta da kan şekeri yükselmeye başlıyor. Şekerin kanda yükselmesine rağmen kullanılamaması nedeniyle hücrelerin enerji açlığı arttıkça hücreler enerjiyi yağ ve kas hücrelerinin parçalanmasıyla elde etmeye çalışıyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Dr. Özlem Sezgin Meriçliler, bu dönemde yukarıdaki şikayetlere ek olarak kilo kaybının ortaya çıktığını belirtiyor.
DİYABET NEDEN ARTIYOR?
Diyabet sıklığı pek çok nedene bağlı olarak artıyor. En önemli nedenler arasında ise aşırı karbonhidratlı gıda tüketimi, fast-food ve şekerli içecek tüketiminin artması, kilo alma, hareketsiz yaşam ve düzensiz beslenme yer alıyor.

Kaynak: Bilen kadınlar

Limonu Bu Şekilde Kullanın Tümörlere, Obeziteye ve Şeker Hastalığına Veda Edin!

limonun-farklı-kullanımı-ve-sağlık-faydaları[1]

 

insanoğluna lütfedilmiş bir meyvedir, sayısız derde deva olarak bilinir. Hemen her yiyecek ve içeceğin içine girecek kadar de opsiyonu yüksektir.
Limon, sindirimi iyileştirir, pH seviyelerini dengeler, vücut kokusu ile savaşır, bağışıklık sisteminizi güçlendirir, insan vücudundaki enfeksiyonları savaşır.

Ayrıca limon yüksek miktarda C vitamini, kalsiyum, magnezyum ve potasyum içerir. Genellikle atılan limon kabuklarında kullanılan kısmından 5 kat daha fazla vitamin ve antioksidan içerdiğini biliyor muydunuz? Dolayısıyla artık çaylarınızın içine limon sıkmak yerine kabuğu ile kullanmayı alışkanlık haline getirebilirsiniz.

Ayrıca :
Bakteri enfeksiyonlarına ve mantarlara karşı güçlü anti-mikrobik etkisi vardır;
İç parazitlere ve solucanlara karşı çok etkilidir;
Kan basıncınızı düzenlemenize yardımcı olur;
Limon güçlü bir anti-depresan olarak çalışır;
Stres ve sinirsel bozukluklara karşı da faydalıdır.
Kullanımı :
Birkaç tane limon alın ve ister suyunu sıkıp dondurun, isterseniz de limonu dört eşit parçaya bölerek dondurun. Ardından içeceklere, salatalara ve aklınıza gelen her şeyin içine katarak tüketin. Eğer sıkmadan donduracaksanız, Derin dondurucudan çıkarır çıkarmaz tamamını rendeleyin bu kadar basit.

Kaynak: kadınlar sitesi

Magnezyum Deposu Yiyecekle, Kalp Krizine Karşı Önlem Alın

magnezyum-iceren-besinler-foto[1]

 

Vücudumuzun işlevlerini yerine getirebilmesi için magnezyuma ihtiyacı vardır. Buna rağmen insanlar günlük ihtiyaçları olan magnezyum konusunda o kadar hassas değiller.
Magnezyum eksikliği halinde vücudumuz bizi uyarıyor ve hastalıklar meydana gelmeye başlıyor.
Magnezyum eksikliği kalp krizi, depresyon ve diyabete de neden olabiliyor.
Profesör ve doktor Rune Eliasson, “Kanınızdaki magnezyum seviyesi düşmeye başladığında, hayatınızı kaybetme riskiniz artıyor demektir” diyor.
Magnezyum eksikliğinin işaretleri
Bilinçsiz yapılan diyetler magnezyum eksikliğine neden olabiliyor.
Magnezyum eksikliğinin ilk belirtileri arasında baş ağrısı, bulantı, kusma, iştahsızlık, kas krampları, migren ve yorgunluk var.
Kronik magnezyum eksikliği halsizliğe, değişken ruh haline, anksiyeteye ve kalp ritminde değişikliklere neden olur.
Magnezyum içerek yiyecekler:
Lahana
Pazı
Buğday tohumu
Brüksel lahanası
Brokoli
Marul
Ispanak
Magnezyum deposu olan diğer yiyecekler:
Avokado
Çiğ kakao/tatlandırılmamış kakao tozu
Kabak
Meyveler
Balık yağı
Kimyon
Maydanoz
Hardal tohumu
Rezene
Reklam

Kabak çekirdeği, ay çekirdeği, kaju
Ne kadar magnezyuma ihtiyacınız var?
ABD Sağlık Bakanlığı, yaşınıza göre ihtiyacınız olan magnezyum miktarını belirlemiş.
Kadınların günde 310 mg, erkeklerinse 400 mg magnezyum alması gerekiyor.
Profesör Robert Tigerstedt, 20. yüzyılda insanların günlük ortalama 1.250 mg magnezyum aldığını ifade ediyor. Günümüzde ise bu oran 250 miligrama düşmüş. Günde 300-400 mg arası magnezyum almanız öneriliyor.
Magnezyum eksikliğinin suçlularından biri de üreticiler. Günümüzde, beyaz ekmekte %75 daha az magnezyum bulunuyor.
Magnezyum takviyeleri eczanelerden satın alınabiliyor.
Farklı tür takviyeler var. Magnezyum klorür (tadı ekşi olsa da önerilir), magnezyum sitrat (mide ekşimesinden şikayetçiyseniz önerilir) ve magnezyum sülfat (küvette keyif yapmayı sevenlere önerilir) bunlardan bazıları.
Ayrıca kalsiyum ve magnezyum alımını dengede tutmanız gerekiyor. D vitamini, magnezyum alımını engellediğinden aynı anda alınmamalı.
Magnezyum vücuda nasıl yararlı oluyor?
Mineral, 300’den fazla enzim sistemini etkiliyor. Ayrıca kasları ve sinirleri yeniliyor.
Magnezyum son olarak atrium kasılması, yüksek tansiyon, kalp krizi, adet öncesi sendromu, astım, diyabet, kemik erimesi, ayak krampı, hafıza ve böbreklere de iyi geliyor.
Magnezyum eksikliği olan arkadaşlarınızla paylaşmayı ihmal etmeyin.
*Kaynak: newsletter

Geleneksel Afrika tıbbında yüzlerce yıldır yaygın olarak kullanılan aloe vera her haliyle şifa kaynağı.

aloe-vera-suyu-ile-saglikli-yasam[1]

Geleneksel Afrika tıbbında yüzlerce yıldır yaygın olarak kullanılan aloe vera her haliyle şifa kaynağı. Mucize bitkinin suyu da boyundan büyük işler başararak, neredeyse her derde deva oluyor.
1)Vücudun alkali dengesini sağlıyor

pH değeri bozulmuş bir vücut, hastalıklara sebep olan pek çok bakterinin ve virüsün yaşam alanı haline döner. Alkali bakımından yüksek gıdalar tüketmek, vücudun kaybettiği dengeyi bulmasına yardımcı olur. Aloe vera yüzlerce yıldır kullanılan en etkili dengeleyicilerden birisidir.
2)Kaybedilen suyun telafisinde önemli bir kaynak

Aloe vera, su yoğunluğu yüksek bir bitki olmasından dolayı vücudun kaybettiği sıvıyı kısa sürede telafi eder. Su dengesi, gün içinde kendi kendine arınma yapan vücudun bu işlevi yerine getirebilmesi için son derece önemlidir. Yoğun su kaybedilen dönemlerden sonra aloe vera suyu tüketmek, bedeninizi arıtan karaciğer ve böbrek gibi organların daha kolay çalışmasını sağlar. pH dengesini sağlayan aloe vera, spor ve egzersizlerden sonra kaslarda birikerek kramplara neden olan laktik asidin vücutta birikmesini önler. Bu yüzden spordan sonra enerji içeceklerini yerine aloe veraya yönelmek sizi rahatlatacaktır.
3)Detoks dönemlerinde imdada yetişiyor

Biriken zararlı kimyasalların ve serbest ajanların vücuttan atılması için detoks şart! Detoks dönemlerinde çok yoğun mesai yapan karaciğere yardımcı olmak için tüketebileceğiniz başlıca gıda aloe vera suyu.
4)Kabızlığın çaresi aloe vera suyu

Aloe vera suyu içmek bağırsaklarınızdaki su miktarının artmasına yardım eder. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, bağırsak ortamındaki su miktarı yüksek olan kişiler, diğerlerine oranla daha kolay boşaltım yapıyor. Düzenli kabızlık yaşayanların günlük olarak aloe vera suyu tüketmesi önerilirken, bağırsak florasını dengelemek isteyenler de mutlaka bu mucizevi içeceğe başvurmalı.
5)Aloe vera suyu akne oluşumunu önlüyor

Vücudun her köşesini nemlendiren aloe vera tabii ki cildinizi de es geçmiyor. Aloe vera suyu, cildi nemlendirerek akne ve sivilce oluşumunu en aza indiriyor. Zengin bir vitamin ve antioksidan kaynağı olan aloe vera güneşin cildinizde meydana getirdiği tahribatı önlemek için de birebir. Aloe vera, ultraviyole ışınlarının ciltte bıraktığı olumsuz etkileri bertaraf eder. Tam da mevsiminde, yerine ulaşan bir öneri.
6)Vitamin bombası

Aloe vera suyu, beslenmenizi ihmal ettiğiniz yoğun dönemlerde hem vücudunuzu hem de günü kurtaracak. İçerdiği B, C, E vitaminleri ve folik asit oranıyla aloe vera suyu sizi zinde ve sağlıklı tutacak. Aloe vera, aynı zamanda B-12 vitamini içeren tek bitkidir. Hayvansal gıdalarla arası iyi olmayan veganların bir yere not etmesi gereken önemli bir bilgi!
7)Gastrit ve ülser gibi mide şikayetlerini azaltıyor

Midedeki asit seviyesini kontrol altına alan aloe vera bu etkisiyle gastrit ve ülser hastalarının da imdadına yetişiyor. Gastrit ve ülserin büyümesini engelleyen Asya mucizesi aynı zamanda mide ekşimesini de ortadan kaldırıyor.
8)Ve tabii ki güzellik!

Neticede aloe verayı yıllarca bu işlerde kullandık. Aloe vera suyu, etkili bir makyaj temizleyici olarak her daim kadınların hizmetinde. Yaz gelmiş, plajlar dolup taşarken, fazla bronzlaşanlar için de aloe vera suyu yardıma koşuyor. Yanık bölgelere uygulanacak aloe vera suyu, acıyı ve yanma hissini alırken, yanığı hafifletir.

Kaynak: mynet

Vücüdümüzda çok önemli görevleri olan böbreklerimiz hayati anlamda çok büyük öneme sahiptir. Peki böbreklerimizi nasıl koruyabiliriz ?

böbrek-hekimzade[1]

 

Vücüdümüzda çok önemli görevleri olan böbreklerimiz hayati anlamda çok büyük öneme sahiptir. Peki böbreklerimizi nasıl koruyabiliriz ?

Böbreklerinizi arındırmanın 5 basit yolu
Hatırlamakta fayda var, böbrekleriniz bütün gün boyunca, kanınızı atıklardan ve toksinlerden arındırmakla uğraşır. Bu önemli fonksiyonu bir imtiyaz olarak algılamayın; zira sağlığınız ve yaşam kaliteniz buna bağlıdır. Öyleyse, neden böbreklerimizi sağlıklı kılmak ve üstün performansla çalışmalarını teşvik etmek için bu beş basit yöntemi öğrenmeyelim ki?

Böbreklerinizi Temizlemenin Önemi

Böbrekleriniz, bir an için bile olsun durmaz, sürekli çalışır. Kanı filtreler, arındırır, fazla tuz ve toksinleri giderir, hormon salınımını tetikler ve tüm bunların sonucu olarak da, kan basıncınız daha iyi şekilde düzenlenmiş olur ve vücudunuz elektrolit dengesine sahip olur. Birçok insan, bu organların görevlerinin önemini küçümsemektedir ve farkında olmadan, sağlıksız bir yaşam tarzı güderek, böbreklerine zarar vermektedir. Ancak, sonunda, sorunlar ortaya çıkacaktır. Kreatinin seviyeleri yükselecek, böbrek fonksiyonlarını kaybedecekler ve kanın düzgün filtrasyonu yavaşlayacaktır. Artık yavaş yavaş kendinizi yorgun ve hasta hissetmeye başlarsınız. Ve eğer, şu an hayatınızın karmaşık olduğunu düşünüyorsanız, bir de diyalize bağlı olmak zorunda olduğunuzu hayal edin. Belki de halihazırda bu şekilde yaşamak zorunda olan birini tanıyorsunuz ve böbreklerinize iyi bakmanın önemini öğrendiniz. Peki onları korumaya, neden bugünden başlamayasınız?

 
Böbreklerinizde Problem Olabileceğinin Belirtileri

Birazdan açıklayacağımız belirtilerden bir veya birkaç tanesini mutlaka yaşamışızdır. Örneğin bazı günler kendinizi daha yorgun hissedebilirsiniz veya bacaklarınızda şişkinlik olabilir. Bu durum tamamen normaldir; ancak eğer bu düzelmeyen bir durum haline gelirse veya bu duruma idrara çıkarken zorlanma veya acil idrara çıkma ihtiyacı da eşlik ederse, mutlaka bir doktora görünmelisiniz.

Sürekli yorgunluk,
Bacaklarda, özellikle de ayak bileklerinde şişkinlik,
Vücut genelinde kaşıntı, gerginlik,
Normalden daha fazla, sık sık idrara çıkma,
İştahsızlık, kusma ve baş dönmesi,
Ellerde ve ayaklarda boşalma,
Ani uyuma isteği,
Vücudun bazı kısımlarında koyu lekelerin oluşması.
Böbreklerinize Detoks Yapmanın Beş Yolu

1. Karbonat

Eminiz ki, siz bu tavsiyeyi daha önce duydunuz. Karbonat, doğal elektrolittir ve kandaki asiditeyi (pH seviyesini) düzenleyicidir. Böbrek rahatsızlığınız varsa, renal asidoz olarak bilinen, asiditenin artarak böbrek fonksiyonlarının bozulmasına neden olduğu rahatsızlıktan yakınıyor olmanız çok mümkündür. Karbonat, asiditeyi engelleyerek, pH dengesinin sağlanmasına yardımcı olur ve ayrıca böbrek taşı oluşumunu engelleyicidir, varolan böbrek taşlarının ise ilerleyerek böbrek fonksiyonlarını bozmasını önlemeye yardımcıdır. Bu sebeple, bir su bardağı suya bir çay kaşığı karbonat ilave ederek bu içeceği haftada en az üç defa tüketmek iyi bir fikirdir.
2. Elma Sirkesinin Faydaları

Bu konu ile ilgili, elma sirkesi böbreklere faydalı olan bir asit içermesi ile konuya dahil omaktadır. İlk bakışta biraz çelişkili görünebilir, çünkü sirkeyi kandaki asidite seviyesini yükseltmek için kullanmıyoruz; elma sirkesinin bu konudaki işlevi sindirimi teşvik etmesi ve böbreklere olan detoks etkisidir. Ana öğünlerden sonra, bir bardak suya bir çay kaşığı elma sirkesi ekleyerek tüketmeyi deneyin. Neden hemen denemeyesiniz ki?
3. Böbrekleriniz İçin En Faydalı Bitkiler

Fitoterapi, kan akışınızı filtreleyerek, iltihaplanmayı azaltarak ve böbrek taşı oluşumunu önleyerek; böbreklerinizi temizlemek için en ideal yollardan biridir. Akşam çayı yapabilmek için en faydalı bitkiler aşağıdaki gibidir

Fesleğen: Acı verici böbrek taşlarından korunmak için çok etkili bir bitkidir. Bunun için, beş yaprak fesleğen ve bir çorba kaşığı bal kullanarak, bir çay yapabilirsiniz.
Karahindiba: Sindirim, karaciğer ve böbrekleriniz için en etkili bitkilerden biridir. Detoks için mükemmeldir. Çay yapmak için, sadece iki çay kaşığı kurutulmuş karahindiba çiçeğini on beş dakika kadar kaynatın. Bu çayı günde bir defa tüketin.

 

Zencefil: Halihazırda zencefili seviyorsanız, çok şanslısınız. Çünkü zencefil, enfeksiyon, ağrı, iltihaplanma gibi problemlerin çözümü için kullanılabilecek en ideal köklerdendir. Zencefil ayrıca, karaciğer ve böbrekleri arındırır ve güçlendirir.
4. En İyi Meyveler ve Meyve Suları

Karpuz: Bu meyve, böbrekler için iyileştiricidir ve adeta doğal bir ilaçtır. Neden? Çünkü her şeyden önce, bu meyve yüksek oranda su içerir, vücuttaki dokuları ve kan akışını arındırıcıdır. Unutmayın, karpuzu, taze iken yemeye özen göstermelisiniz.

Nar Suyu: Sıkıştırıcı özellikleri sayesinde bu asidik meyve suyu, sağlıklı bir beslenme diyetinin olmazsa olmazıdır.
5. Sabahları Bir Çorba Kaşığı Zentinyağı ve Limon

Bildiğiniz üzere, zeytinyağı, oleik asit açısından zengindir ki bu asit de vücuda anti-enflamatuar etki yaparak fayda sağlamaktadır. Zeytinyağı ayrıca, mono doymamış yağlarla doludur, ki bu yağlar böbrekler için çok iyidir. Sabahları, bir çorba kaşığı zeytinyağı ile birkaç damla limon suyunu karıştırın ve tüketin. Bu karışım, sizi böbrek taşı oluşumundan koruyacaktır. Neden hemen başlamayasınız ki?

Kaynak: Hekimzade

Evde Domates Nasıl Kurutulur?


Güneşte Kurutulmuş Domates Yapımı
Domatesleri kurusu yapmak için en uygun mevsimler, Temmuz sonu ile Eylül ayının başı arasındaki dönemdir.

Öncelikle domatesler iyice yıkanırlar ve durulanırlar. Daha sonra bu domatesler büyüklüklerine göre ikiye veya üçü bölünür. Domates dilimlerinde bulunan domates suyu hafifçe uzaklaştırılır ve ardından dilimler üzerine bir miktar tuz atılır. İyi güneş alan bir alana, su çekme özelliği olan ( plastik veya naylon olmayan ) bir bez serilir ve domates dilimleri seyrek bir şekilde bez üzerine dizilir. Bezin yeterince büyük olması, dilimlerin birbirinden yeterince uzakta olması gerekir. Aksi taktirde küflenme meydana gelebilir. Hatta domates kurutma için bez yerine ızgaralar da kullanılmaktadır ancak ızgaraların nem çekme kapasitesi olmadığında, bez de kurutmanın daha etkili olabileceği söylenmektedir. Eğer bez yeterince büyükse veya ikinci bir bez imkanı varsa domates dilimleri, kurumanın ikinci gününde başka bir bez üzerine de alınabilir. Bu şekilde yaklaşık 4-5 gün sonra domates kuruları hazır olacaktır.
Fırında Domates Kurutma Yapılışı
Yukarıda anlatılanlar aynen yapılır ve tuzlanmış domates dilimleri hazırlanır. Fırın, 70 ile 80 derece arasında bir dereceye kadar ısıtılır. Ardından fırın ızgarasına bu dilimler dizilir. Bu işlem 9-12 saat kadar sürecektir. 2-3 saate bir ara ara kontrol etmek fayda vardır. Eğer fırının her bölgesi eşit miktarda kurutma yapmıyorsa ara ara bakılıp, domates dilimlerinin yeri değiştirilebilir. 8. saatten sonra yapılacak kontrollerde kuruya domates dilimlerinin çıkarılmasında fayda vardır.
Sağlıcakla Kalınız…

Kaynak organik

Bağışıklık sisteminizi ayağınıza limon sürerek güçlendireceğinizi biliyor muydunuz?

limon[1]

Bağışıklık sistemi sağlıklı bir şekilde yaşayabilmek için oldukça önemlidir. Bağışıklık sisteminin güçlü tutulması kişilerin çeşitli hastalılarla yakalanmasına engel olur.
Bağışıklık sisteminizi ayağınıza limon sürerek güçlendireceğinizi biliyor muydunuz? Bu yöntemi deneyenler grip ve soğuk algınlığı gibi iltihaplı, enfeksiyonlu hastalıklardan bir günde kurtulduklarını iddia ediyorlar.
İşte bağışıklığı güçlendiren limon yöntemi…
Hangi malzemeler gerekli?
Bir miktar kaya tuzu
Bir adet limon
Nasıl uygulanır?
Limonu ortadan ikiye bölün. Üzerine bir miktar deniz tuzu ilave edin. Daha sonra topuk kısmından başlayarak ayağınızın her yerine dairesel hareketlerle tuzlanmış limonu sürün. Kaya tuzu biraz iri olduğundan ayaklarınızı tahriş etmeden ağır hareketlerle masajı uygulayın. Bağışıklık sisteminizin güçlenmesinin tadını çıkarın…

KAYNAK: sÖZCÜ

 

Kuru Üzüm Suyu İle 2 Günde Karaciğerinizi Temizleyin

5440-pasas[1]

Karaciğer hiç şüphesiz en önemli organlardan biridir. Kandaki toksinleri temizler ve proteinleri sentezler, aynı zamanda da önemli enzimleri ve hormonları üretir. Karaciğer hasar gördükten sonra kendini yenileyebilen tek organdır.
Bu kadar önemli bir organ olması nedeniyle her zaman temiz ve sağlıklı tutulmalıdır. Hepatit A, B, C ve siroz gibi bir çok ciddi rahatsızlıktan dolayı hasar görebilir. Bazı ilaçlar da karaciğere zarar verebilir. İyileşme süreci zor olsa da, biz size karaciğeri temizlemeye yarayan ve fonksiyonlarını yeniden kazandıran doğal bir reçete sunmak istiyoruz.

Kuru üzüm suyu nasıl hazırlanır ve 2 günde nasıl karaciğeri temizler?
Eğer bulabilirseniz kurutulmuş organik siyah üzüm alın suda yıkayın. Sonra bir tencereye koyun, üzerine 3 bardak su ekleyin ve karışımı 2-3 dakika kaynatın. Tencereyi ocaktan alın, kapağını kapatıp bir kenara koyun ve 24 saat bekletin.
Ertesi gün, sabah kahvaltıdan önce bu karışımı için – eğer isterseniz ısıtıp da içebilirsiniz. 2 gün boyunca bu yöntemi uygulayın ve pozitif etkilerini hemen hissedeceksiniz.

En iyi sonucu almak için bu yöntemi 1 hafta uygulamanızı tavsiye ederiz. Bunun yanı sıra yağlı yiyeceklerden ve alkolden uzak durmanız, daha sağlıklı beslenmeniz karaciğeri yenileme sürecini hızlandıracaktır.

Kaynak: Hayat Bilgisi

Jin Shin Jyutsu Parmak Methodu İle Bir Parmağınızı 60 Saniye Ovalayın Ve Vücudunuza Etkisini Görün

facebook_event_1234256869939043[1]
Farklı parmakları ovmanın bazı sağlık sorunlarını çözebileceğini biliyor muydunuz?
Japonya’da alternatif bir sağlık metodu bulunur. Metoda göre her parmak vücudumuzdaki iki organla bağlantılıdır. Bu metodu uygulayarak sonuçlarını 5 dakika içinde görebilirsiniz.

Jin Shin Jyutsu bu eski tedavi metodunun ismidir. Elimizdeki bazı noktaları uyararak duygularımızı dengeleyebiliriz.
Peki bu method nasıl işliyor? Metot, bir parmağımızı 3-5 dakika kadar ovarak veya sıkıca tutarak belli organları etkilemek üzerine kurulu. Bunu yaparken derin nefes alarak iki elimizdeki parmaklara masaj yapmamız gerekiyor. Tüm prosedür yaklaşık 3 dakika sürüyor.
İşte parmaklar ile belli organlarımızın, duygularımızın ve fiziksel semptomların bağlantısı ile ilgili liste aşağıda yer alıyor:
Başparmak:

Organlar: mide ve dalak
Fiziksel semptomlar: cilt sorunları, baş ağrısı, karın ağrısı, sinirlilik
Duygular: anksiyete ve depresyon

İşaret parmağı:

Organlar: mesane ve böbrekler
Fiziksel semptomlar: sindirim sorunları, kas ağrısı, diş ağrısı, sırt ağrısı
Duygular: korku, memnuniyetsizlik, kafa karışıklığı

Orta parmak:
Organlar: karaciğer
Fiziksel semptomlar: baş ağrısı (özellikle ön tarafta), migren, yorgunluk, menstrüel ağrı, dolaşım sorunları
Duygular: asabiyet, kararsızlık

Yüzük Parmağı:
Organlar: akciğerler ve kalın bağırsak
Fiziksel semptomlar: astım ve solunum problemleri, deri sorunları, sindirim sorunları
Duygular: mutsuzluk korkusu, kötümserlik

Serçe Parmak:
Organlar: kalp ve ince bağırsak
Fiziksel semptomlar: kalp hastalığı, kemik sorunları, boğaz ağrısı,
Duygular: kaygı, sinirlilik, kendine güven eksikliği

Bu alternatif yöntemi deneyebilir ve işe yarayıp yaramadığını görebilirsiniz. En iyi sonucu almak için parmağınızı en az 60 saniye ovmanız gereklidir.

Kaynak: Hayat Bilgisi

Bal Ve Zerdeçal – Doğadan Gelen En Güçlü Antibiyotik

turmeric-tea.jpg-1024x754@2x[1]

 

Zerdeçal günümüzde çok popüler hale geldi. Sağlıklı yaşam konusuna kafayı takanlar için de vazgeçilmez bir baharat oldu. Bu sarı tozun çok uzun zamandan beri Çin tıbbında ve Ayuverdik tıpta kullanıldığını artık biliyoruz.
Kendine has tadı ve rengi onu daha da çekici hale getiriyor. Solunum rahatsızlıklarında, karaciğer hastalıklarında, cilt problemlerinde, kesiklerde, yaralarda, burkulmalarda ve mide-bağırsak bozukluklarının tedavisinde kullanılabiliyor. Yapılan araştırmalar enfeksiyonları, sindirim problemlerini, enflamasyonu ve kanseri tedavi etmede yardımcı olduğunu onaylıyor.

Zerdeçala bu gücü veren içerdiği curcumin maddesidir. Antoksidanlarla doludur, mikroplarla savaşır ve enflamasyonu azaltır.
“Curcumin”in faydaları:
Enflamasyon molekülleri, hücrelerin hayatta kalması ve DNA için faydalıdır.
Hücre zarına pozitif etkisi vardır.
700 geni ve 160 fizyolojik sorunu iyileştirme yetisine sahiptir.
Sağlık uzmanları zerdeçalın kalp, akciğer, karaciğer, metabolizma, sinir sistemi, enflamasyon ve otoimün bozukluklarını tedavi etmede yardımcı olduğunu onaylamaktadır. Ayrıca Parkinson ve Alzheimer hastaları için de faydalıdır.
Balla birleştiğinde zerdeçal daha da güçlü bir etkiye sahip olur. Bu karışım sindirimi hızlandırır, bakterileri ve virüsleri yok eder, bağırsaklardaki iyi bakterilerin gücünü arttırır.

En güçlü doğal antibiyotiklerden biri olan bu karışımın tarifini aşağıda bulabilirsiniz.
Zerdeçal-Bal Tarifi:

Malzemeler:
1 yemek kaşığı organik toz zerdeçal
100 gr bal
Hazırlanışı:
Tek yapmanız gereken bu iki malzemeyi bir kavanozda karıştırmak. Bu kadar basit!
Kullanım dozu:
Grip ve soğuk algınlığı belirtilerini ortadan kaldırmak için her saatte bir yarım yemek kaşığı bu karışımdan yiyin. İkinci gün, aynı miktarı her iki saatte bir yiyin. Üçüncü gün, aynı miktarı her 3 saatte bir yiyin.
Karışımın yavaşça ağzınızda erimesine izin verin veya çaya ya da süte karıştırarak için.

Kaynak: Hayat Bilgisi