Arşivler

Kuru Öksürüğe Kara Kürü…

kara-turp

Kara turpu üst kısmından kesip, içerisini alt kısmına kadar oyun. Daha sonra alttan çok minik bir çizik atın ki, içerisine koyduğunuz bal, turp suyuyla özdeşleşip bardağa akabilsin.

İçerisine  bal koyun ve kestiğiniz kapağı üzerine kapatıp en az 3-4 saat bekletin. Turp suyuyla özdeşleşip bardağa akan kürü sabah-akşam olacak şekilde günde 2 defa kullanabilirsiniz…

alıntı

Uzakdoğu’nun Bu Güzellik Sırrı Yüzünüzü Kırışıklık ve Lekelerden Koruyor!

728xauto1

 

 

Çinliler’in ifşa olmamış başka kaç tane güzellik sırrı var acaba?
Gerçekten de ifşa olmuyor, kendi kıtalarıyla bile paylaşmıyorlar!

Her ırka, tüm kadınlara büyük sevgi, beğeni besliyoruz elbette; işte bu da kanıtı. Elbette saygısızlık etmek istemeyiz ama şöyle bir durum var; Çinli kadınlar her zaman porselen gibi ciltlerle fotoğraflanırken, neden Hintli kadınların ciltleri Asya bozkırları gibi görünüyor? Neden Endonezyalı kadınların güzel yüzlerinde güneş izlerinden geçilmiyor?
Sağlıklı, doğal, etkili doğal cilt bakımını tüm kadınlar hakeder elbette, ancak anlaşılan Çinliler kendi güzellik sırlarını komşularına dahi açık etmemekte kararlılar…
Neyse ki bir sır daha açık edildi.

Ve sanıyoruz ki 9 milyon 597 bin metre kare’den dışarı yeni bir sır kaçırılıncaya kadar, en iyisi bu! 100 yılı aşkın süredir Çinli kadınların kullandığı bu doğal krem sayesinde cildiniz parıl parıl parlayacak, kırışıklar ve lekelerden uzak duracaksınız. Üstelik bu krem her yerde, oldukça ucuza bulabileceğiniz malzemelerle, çok kısa sürede hazırlanıyor!
İşte ihtiyacınız olanlar;

İki aspirin, bir yemek kaşığı bal ve bir bardak su. Bu kadar 🙂
Suyun içine iki aspirini kırın, iyice eriyinceye kadar karıştırın. Ardından balı ekleyin, kremsi kıvama ulaşıncaya kadar iyice karıştırın. Karışımınız hazırlandıktan sonra yüzünüzü iyice yıkayın, kurulayın ve maskeyi uygulayın. 10 dakika boyunca dairesel hareketlerle yüzünüzü ovun, ılık su ile yüzünüzü durulayarak maskeyi çıkartın.

En iyi sonucu almak için, bu maskeyi haftada 2-3 defa uygulayın. Daha ilk haftanın sonunda cildinizin sağlığına, gençliğine kavuştuğunu göreceksiniz.
Güzel ciltler dileriz!

Kaynak: Mynet

Mutlaka doktorunuza danışınız…

Akciğer kanserini zerdeçal ile yendi, dünya tıp tarihine geçti‼️

16684345_1894451464108721_6733717754285265083_n1
Kanser hastalığında Türk doktor ve Akciğer kanseri hastasından sevindirici haber geldi. Zerdeçal’in faydaları son yıllarda araştırılıyordu. Prof. Dr. Mutlu Demiray bu araştırmalar ışığında yeni bir tedavi yöntemi uyguladı.
İki ciğeri de kanser nedeniyle biten 43 yaşındaki hasta, 2 yılda zerdeçal tedavisi ile akciğer kanserinden kurtuldu. Prof. Dr. Mutlu Demiray, adım adım başarıya ulaştığı hastasıyla tıp literatürüne girdi.
Zerdeçal içerisinde bulunan Curcumin maddesini damar yoluyla hastasına enjekte eden ve bu sayede kanserli hücreleri yok eden Prof. Dr. Mutlu Demiray, bu yöntemi şimdi farklı hastalarında uygulayacağını söylüyor.Demiray uyguladığı bu yöntemle dünya tıp tarihinede geçti. Bu tedavi denemesi Kanser hastaları için umut vaat eden bir gelişme. Dünyada Zerdeçal ile ilgili oldukça fazla çalışma yapılmaktadır bu çalışmaları yapan Amerikalı doktorun zerdeçal ile ilgili düşünceleri ve zerdeçal karışım tarifi alt kısımda yer alıyor.
Kızgın zeytinyağı içerisine ekleyeceğiniz toz zerdeçal ve karabiber ile şifaya ulaşabilirsiniz.
Amerikalı doktor’da ZERDEÇAL, ZEYTİNYAĞI VE KARABİBER‘İ tavsiye etmişti!
Amerikalı doktor, Carolyn Anderson, aşağıda ki tarifin kanseri önlediğini iddia ediyor. Bu basit tarif hemen hemen her evde bulunan 3 maddenin karışımı.
Dr. Anderson’a göre bu 3 madde Doğu Hindistan’da 2000 yıldan bu yana kullanılmakta olup, son zamanlarda batılı tıp bilim adamları tarafından da onaylanmıştır. Dr. Anderson, bu 3 besin karıştırılıp her gün tüketildiği takdirde, kanser riskinin hemen hemen tamamen ortadan kalktığını, belirtmektedir.
Bu olağanüstü karışım, zerdeçal, zeytinyağı ve taze çekilmiş karabiber.
👉 Kanseri Önleyen Karışımın Tarifi:
Çeyrek çay kaşığı zerdeçal, yarım çay kaşığı zeytin yağı, çeyrek çay kaşığından az taze çekilmiş karabiber.
Bu üç maddeyi bir fincanda karıştırın. Karışımı sade ya da salatalarınıza, çorbalarınıza, yemeklerinize katarak tüketebilirsiniz. Eğer, pişmiş yemeğe koyacaksanız, yemeğin sonuna ekleyin.
Bu karışımı günde en az 3 kez tüketmelisiniz. Dr. Anderson, bu karışımın kanseri önlediği gibi, kötü huylu kanser hücrelerini de yok ettiğini belirtmektedir.

Kaynak: Sağlık haberleri facebook sayfası

Acilen Magnezyuma İhtiyacınızın Olduğunun 13 İşareti

magnezyum1

 

 

Vücudumuza magnezyum kadar sağlıklı çok fazla şey yoktur. Magnezyum, 300’den fazla enzime etki eder. Hücrelere, kaslara ve sinirlere fayda sağlar. Kan basıncınızı düzenler. Metabolizmadaki protein ve kalsiyum oranını dengeler. Saydıklarımızın hepsinin sağlıklı bir bireyin vücudunda olması gerekir.
Magnezyum eksikliği nedeniyle ortaya çıkan rahatsızlar birçok bireyde görülür. Magnezyum ve eksikliği durumunda oluşan rahatsızlıklar hakkında bilgilenmek için okumaya devam edin.

Neden magnezyum eksikliğine maruz kalıyoruz?
Eskiden günlük ihtiyacımız olan magnezyumu yediğimiz besinlerden rahatlıkla alıyorduk.
Fizlyoloji uzmanı Rune Eliasson, endüstriyel çiftçilik nedeniyle yediğimiz besinlerdeki magnezyum oranının ciddi şekilde düştüğünü ifade ediyor.
Eliasson, ABD’de yaptığı çalışmada 1914 ile 1992 yılları arasında bir elmanın besleyiciliğinin %82 oranında azaldığını söylüyor.
Magnezyum eksikliğinin bir diğer nedeni de insanların beslenme şekillerini değiştiriyor olmaları. İnsanlar artık nadiren fasulye, balık, ceviz vb. gibi besleyici ürünler tüketiyorlar.
Magnezyum eksikliğinin 13 işareti
1- Kas tutulması
Eğer bacağınızda yer alan kasların olduğu bölgede tutulmalar yaşıyorsanız, vücudunuz magnezyum eksikliğinden dolayı sizi uyarıyor demektir.
Uyumadan önce magnezyum içeren şeyler yemeyi veya içmeyi deneyin. Hem rahat uyursunuz hem de kasılma yaşamazsınız.

Fotoğraf: Shutterstock
2- Astım
Yapılan araştırmalara göre kanınızdaki magnezyum oranı arttığında daha rahat nefes alındığı görüldü.
Ünlü tıp dergisi The Lancet’ta yayımlanan makalelerde de vücuda giren magnezyum arttığında astım belirtilerinin gözlü görülür şekilde azaldığı yazıldı.
3- Uyuşukluk
Vikipedi’de belirtilenlere göre uyuşukluğun en büyük nedeni magnezyum eksikliğiymiş. Vücudunuzda sık sık uyuşma hissediyorsanız magnezyum içeren besinler tüketmeniz önerilir.
4- Migren
Magnezyum eksikliği sebebiyle kaslarınız gerilmeler neden olur ve bu da migrene dolaylı olarak sebep olur.
Fazladan magnezyum takviyesinin ise bulantı ve ışığa karşı hassaslık gibi migren belirtilerini ortadan kaldırdığı biliniyor.

Fotoğraf: Shutterstock
5- Kabızlık
Bağırsaklarınızın işlevlerini yerine getirebilmesi için magnezyuma ihtiyacı vardır.
Magnezyum eksikliği kabızlığa neden olur. Magnezyum dışkıyı yumuşattığından eksikliği halinde kabız olmak olasıdır.
6- Kalp ritim bozukluğu
Magnezyum eksikliği nedeniyle kalp ritim bozuklukları görülebilir.
Magnezyum, damarları koruduğundan eksikliği halinde bu tür rahatsızlıklar görülmesi olasıdır.
7- Depresyon
Magnezyumun, beyninizin işlevselliği ve ruh halinizi direk olarak etkilediği biliniyor. Bazı uzmanlar, günümüzdeki besleyici olmayan ve az magnezyum bulunan yiyeceklerin insanları depresyona soktuğunu iddia ediyor. 2015 yılında 8.800 kişinin yer aldığı bir araştırmada, 65 yaşından küçük ve yeterince magnezyum içeren yiyecekler tüketmeyen bireylerin depresyona girme riskinin %22 daha fazla olduğu kanıtlandı.
8- Uyku sorunu
Uyumakta güçlük çekiyor ve uyuyunca da en küçük seste uyanıyor musunuz?
Bunun nedeni de magnezyum eksikliği olabilir. Daha iyi bir uyku için daha fazla magnezyum içeren yiyecek tüketmeniz gerekiyor.
ABD’de yapılan bir araştırmada magnezyum alımı yüksek olan bireylerin rahatça uykuya daldıkları kanıtlandı.
9- Tatlıya düşkünlük
Vücudunuzda yeterince magnezyum yoksa ve vücudunuz sizi uyarmaya çalışıyorsa, bunu şekerinizin düşmüş olabileceği yanılgısıyla karıştırmanız mümkün. ‘Tatlı krizim tuttu’ dediğiniz anlarda ceviz, fındık veya meyve yemeyi deneyin. Yanıldığınızı anlayacaksınız.
10- Yüksek tansiyon
Yüksek tansiyon günümüzde hemen herkesin karşılaştığı yaygın bir sorun.
Magnezyum, doğal bir kalsiyum kanal blokeri gibi davranarak tansiyonunuzu dengelemeye yardımcı olur.
Britanya’da 2013 yılında yapılan bir araştırmada, magnezyum alımının arttırılması halinde tansiyonun dengelendiği kanıtlandı.
11- Eklem ağrısı
Bazıları, diğerlerinden daha fazla ve anormal bir şekilde eklem ağrısı çeker.
Magnezyum alımını arttıran ve eskiden eklem ağrısı sorunu yaşayanlar, magnezyum alımından sonra eklem ağrılarının geçtiklerini belirtiyorlar. Fazladan magnezyum alımının yok denecek kadar az yan etkisi olduğundan ve zararsız olmasından dolayı, ekstra magnezyum tüketimi denemeye değerdir.
12- Kronik yorgunluk
Kronik yorgunluk sendromu olanlara doktorlar tarafından magnezyum içeren yiyecekler tüketmeleri tavsiye edilir.
Brezilya’da yapılan bir araştırmada, fazladan magnezyum tüketiminin koşucuların performansını arttırdığı ve yaşlılardaki yorgunluk hissini azalttığı görüldü.
13- Kalsiyum eksikliği
Magnezyum eksikliği aynı zamanda kalsiyum eksikliğine neden olur. Çünkü vücudun kalsiyumu emmesi için magnezyuma ihtiyacı vardır.
Magnezyum alımını arttırma yolları
Magnezyum takviyesi, doktorunuzun reçetesi dahilinde eczanelerden temin edilebilir.
Magnezyum klorür (Tadı acıdır ancak çok etkilidir), magnezyum sitrat (Kalp çarpıntınız varsa bunu kullanmak daha sağlıklıdır) ve magnezyum sülfat (Küvetinize döküp rahatlamak için idealdir) eczanelerde bulabileceğiniz takviyelerdendir.
Kadınların günde en fazla 280 mg, erkeklerin ise 350 mg magnezyum alımı yapması gerekir. Tabii ki önce doktorunuza danışmanız gerekiyor!
Magnezyum açısından zengin besinler:
Kakao: Bitter çikolataların her 100 gramında 100 miligram magnezyum bulunur.
Koyu yapraklı sebzeler: Pazı, marul, ıspanak
Meyve: Muz, kayısı, avokado, şeftali ve erik
Badem, kaju, ceviz
Baklagiller: Fasulye ve mercimek
Esmer pirinç, darı, yulaf
Patates
Kabak
Magnezyumun vücudumuza olan katkısı ve eksikliği halinde karşılaşabileceğimiz hastalıklar hakkında derlediğimiz eğitici haberi arkadaşlarınızla paylaşmayı ihmal etmeyin.

Kaynak: newsner

BEREKET BİLİNCİ

images9
Bereket daha fazla maddi güvenceye sahip olma isteğinden çok sahip olduklarımızın yeterliliği ve tatminidir. Bu yeterlilik hali kendimizi daha mutlu ve güvende hissetmemizi sağlar. Tüketmekten çok dönüştürmek ve fazla geleni ihtiyacı olanla paylaşmak bizi bereket döngüsüne sokar. Bu döngü bereketimizin daha da artması ve dünyaya daha faydalı olmamızı beraberinde getirir. Bereket içsel tutumlarımızın yaydığı enerjinin hayatlarımıza ayna tutmasıyla gelir. Bereket getiren enerjiye sahip insanlar hayata nasıl bakarlar?
1. takdir eder
2. şükreder
3. affeder
4. başkalarının başarısını beğenir
5. hatalarının sorumluluğunu alır
6. ihtiyacı olmayanı ihtiyacı olana verir
7. fikirlerini kendine saklamaz
8. güne gülümseyerek başlar
9. faydalı bilgileri paylaşır
10. neşe saçar
11. başkalarının başarısını ister
12. hedef belirler ve plan yapar
13. değişimi kucaklar
14. sürekli yeni şeyler öğrenir
15. yapılacaklar listesi tutar
16. dönüşüm içeren bir bakış açısına sahip olur

Öncellikle vücut bir şey istediği zaman BİR EKSİKLİK vardır demek ama ZANNETİĞİNİZ şeylere değil

16603048_1435256089851530_444389576489759489_n1

 

 

Bizim ofise gelindiği zamanlarda şu cümleleri çok duyardim 😞
” ben tatlı krizine girdim”
“Çok ilginç benim canım tuzlu birşeyler istiyor”
“Canım ekmek istedi”..
Şimdi bu işin sırrını çözelim derim… Öncellikle vücut bir şey istediği zaman BİR EKSİKLİK vardır demek ama ZANNETİĞİNİZ şeylere değil … Yani vücut ekmek istiyorsa hayatınıza az ekmek girdi de eksiklik oldu demek değildir … Tabii işimize gelir :))))
ÇİKOLATA Arzusu DEMEK “MAGNEZİUM” ihtiyacı demek Asıl yemeniz gereken “KURUYEMİŞ , SEBZE”
Şekerli Yiyecekler istiyorsanız BİRKAÇ EKSİKLİK VARDIR vücutta :
Krom …… Brokoli, üzüm, Tavuk
Karbon…… Taze Meyveler
Fosfor …… Tavuk, Kırmızı et , Kuruyemiş ve sebzeler
Sülfür ……. Lahana, karnabahar
Triptofen ….. Tatlı Patates , Ispanak
EKMEK , Makarna ve Hamurlu YİYECEKLER ARZUSU NİTROGEN eksikliği
Protein (balık, Tavuk , Hindi ) bakliyat ve kuruyemiş
TUZLU yiyecekler arzusu 2 eksiklik gösterir ..
KLORİD …… Yağlı balıklar ve Keçi sütü
Silikon …… Kaju , Kuruyemişler

Kaynak: Karen Hill

Eklem Ağrılarının Limon Kabuğuyla Tedavisi Detay

Dinmeyen eklem ağrılarınızı limon kabuğuyla tedavi edebileceğinizi biliyor muydunuz?

eklem-agrilarinin-limon-kabuguyla-tedavisi_c1c6c1

Yalnızca çok farklı kullanış alanlarının olması ve lezzeti değil aynı zamanda sağlık için de oldukça yararlı olduğunun gösterilmesi sebebiyle limon modern beslenmenin vazgeçilmez bir meyvesi haline geldi. Yüksek C vitamini içeriğiyle diğer antioksidan ve besin maddeleri bir araya gelerek limonu hastalıkların önlenmesi ve soğuk algınlığı, larenjit, bakteriyel enfeksiyonlar, yüksek tansiyon, sindirim sorunları, cilt sorunları gibi sağlık sorunlarının mücadelesine yönelik oldukça işlevsel bir gıda haline getirdi.

Ayrıca bazı yakın zamanlı çalışmalar limonun kansere karşı dahi etkili olabileceğini gösterdi. Limonun bazı faydaları arasında yüksek C, A, B1 ve B6 vitamini içeriğiyle magnezyum, biyoflavonoid, pektin, folik asit, fosfor, kalsiyum ve potasyum içeriği bulunmakta. İçeriğinin dışındaki yararları ise bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olması, mideyi ve karaciğeri koruması, cildin serbest radikaller tarafından erken yaşlanmasını yavaşlatmasıdır.

Peki limon kabuğu neden özellikle eklem ağrısına iyi gelir?

128526046_limon1

limonata Çoğu insan bunu bilmez ama limonda bulunan yararlı besin maddelerinin neredeyse yarısı limonun kabuğunda bulunur. Acımsı tadından dolayı, çoğu insan kabuğunu atıp yalnızca meyvenin suyunu kullanır. Ancak limonun kabuğunu attığınızda aslında genel sağlığınıza iyi gelecek ve hatta eklem ağrısıyla mücadele edecek çok sayıda besin maddesini de atmış olursunuz. Limon kabuğu C vitamini, sitrik asit, malik asit, formik asit, hesperidin ve pektinin yanı sıra limon yağı, sitronella ve phellandrene gibi çok önemli besin maddeleri ihtiva eder. Limon kabuğunun çok güçlü özellikleri bulunur ve yüksek ateşle mücadelede yardımcı olan güçlü bir antiseptiktir. Aslında limon kabuğunda bulunan esans yağlarının kan damarlarını rahatlatıp ağrı hissini önemli ölçüde azaltan iltihap sökücü bir etki yaparak eklem ağrılarını azalttığı gösterilmiştir.

Limon kabuğuyla eklem ağrıları nasıl tedavi edilir?

128526052_limon61

limon-kabuğu-rendesi

Şimdi herkes limon kabuğunun faydalarını öğrendiğine göre, gelecek sefer limonata yaparken kabukları atmayacağınızdan eminiz. Eklem ağrısını dindirmek için kabuktan tam fayda almak istiyorsanız, aşağıdaki tarifleri deneyin. Malzemeler; Doğal sızma zeytinyağı 2 büyük organik limon Okaliptüs yaprakları Kapaklı küçük bir kavanoz Temiz bir sargı bezi Hazırlanışı; Limon kabuklarını kavanozun içine koyun ve kabukları tamamen kaplayacak kadar zeytinyağı ekleyin.

Okaliptus yapraklarını koyun. Kavanozu sıkıca kapatın ve karışımı iki hafta bekletin. İki hafta geçtikten sonra, karışımınızı sargı bezinin üzerine dökün ve ağrı duyduğunuz bölgenin üzerine yerleştirin. İdeal olarak bu tedaviyi gece uygularsanız bu merhem siz uyurken cildinize iyice işleyebilir.

Limon kabuğundan yapılmış çay

128526059_limon131

Eklem ağrısı için yukarıdaki tedavinin yanı sıra, tüm faydalarını almak ve en iyi sonuçları görmek için ayrıca limon kabuğundan çay yapmayı da denemelisiniz.

Malzemeler; 1 litre su
2 limon kabuğu ve suyu
Bal (tercihe bağlı)

Hazırlanışı; Suyu demliğin içine boşaltın ve limon kabuğunu ekleyin. 15 dakika boyunca kaynatın ve ardından altını kapatıp limon suyu ile bal ekleyin. Limon kabuğu çayının faydaları Bacak ve kol eklem ağrılarını dindirir İtihap ve gazı azaltır Doğal detokstur Kan pH’ını düzenlemeye yardımcı olur Bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalıkları önler Tansiyonu düşürür Fazla yağı atarak cildi daha sağlıklı hale getirir. Ağız kokusuna iyi gelir Rahatlatıcıdır Gerginliğe ve baş ağrısına iyi gelir

eklem-agrilarinin-limon-kabuguyla-tedavisi_c1c6c1

Detay ►http://www.saglikhaberleri.com.tr/sifali-bitkiler/eklem-agrilarinin-limon-kabuguyla-tedavisi-h103171.html

Ülseratif Kolite Bitkisel Çözümler.

Ülseratif Kolit: Hala Bilinmeyen Bir Hastalık

Size ya da bir yakınınıza ülseratif kolit teşhisi konduysa, yapmanız gereken ilk şey bu hastalığı anlamaktır.

Hangi belirtileri yaşayacağınızı bilmek, hazırlanmanıza ve daha iyi bir yaşam kalitesine sahip olmak için onlarla baş edebilecek en iyi stratejileri belirlemenize yardımcı olur.

Bugün bu hastalığın halen geniş kitleler tarafından bilinmediğini unutmamak önemlidir. Sebepleri hala inceleniyor.

Bu nedenle, eğer sıkıntı çekiyorsanız, ülseratif kolit ile ilgili her şey hakkında güncel bilgi almak iyi bir fikirdir.

Bu makalede, size bu hastalığın faydalı bulabileceğiniz bazı yönleri hakkında geniş bilgi vererek size yardımcı olmak istiyoruz.

Ülseratif kolit nedir?

Ülseratif kolit, kalın bağırsağı etkileyen kronik bir hastalıktır. Vücudunuzun bu bölümünün iç duvarları iltihaplanmaya başlar ve yaralar ya da ülser gelişip iltihap ve mukus üretir.

 

  • İltihaplanma ve ülser oluşumunun bu kombinasyonuna, kalın bağırsak alanına odaklanan yoğun karın rahatsızlığı eşlik eder.
  • Kalın bağırsaktaki ağrıların çeşitli bölgelerde, göbeğinizin hemen altında ya da sol veya sağ tarafta yoğunlaşabileceğini unutmayın. Bununla birlikte asla değişmeyen bir şey var: yattığınız zaman acı azalır.
  • Ülseratif kolit ile Crohn hastalığı arasında açık bir fark olduğunu anlamak önemlidir. Bunlar iki farklı bozukluktur.
  • Crohn hastalığı gastrointestinal yolunuzun herhangi bir bölümünü etkileyebilir; ülseratif kolit yalnızca kalın bağırsağınıza ve mukozaya odaklanmıştır.
  • Bunların her ikisi de iltihaplı bağırsak hastalıklarıdır, ancak bunlar kadınlar arasında yaygın olan huzursuz bağırsak sendromu ile karıştırılmamalıdır.

Bu hastalık kalın bağırsaktaki kas kasılmalarını etkileyen bir bozukluktur.

ulseratif-kolit

Ülseratif kolitin belirtileri

Ülseratif kolitten muzdarip kişilerin çoğunda, öncelikli olarak, tekrarlayan yoğun karın ağrısı görülmektedir.

Bu genel belirtileri bilmek önemlidir:

  • Dışkınız daha yumuşaktır ve zaman zaman ishal ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Daha belirgin bir işaret olarak, dışkıda muhtemel kan görünümünü gösterebiliriz.
  • Kilo verebilirsiniz.
  • Belirgin bir yorgunluk ve enerji kaybı hissetmek genel bir durumdur.
  • Ülseratif kolitten muzdarip çocuklar daha yavaş gelişir ve büyür. Bu nedenle çocuklarda ishali görmezden gelmemelisiniz.

 

Ülseratif kolitin belirtileri gelip gitme eğilimi gösterir. Bazı insanlar, hastalık yatışmadan önce iki ila üç yıl boyunca ayda iki kere sıkıntı çekebilir.

Bununla birlikte, her zaman doğru tıbbi teşhis ve profesyonel yardım almalısınız.

Ülseratif kolitin olası nedenleri

karin-agrisi

Ülseratif kolit üzerine yapılan çalışmalar, iltihaplanmanın genetik, bağışıklık sistemi ve çevresel faktörler gibi çeşitli faktörlerin karmaşık etkileşiminden kaynaklanabileceğini göstermektedir.

  • Ebeveynlerinizden birisi ülseratif kolitten muzdarip olduysa, siz de hastalığa yakalanabilirsiniz.
  • Çevrenizdeki bu hastalığa neden olan bazı aktif maddeler (antijenler) vardır.
  • Bağışıklık sisteminiz, bu dışsal düşmanlara karşı vücudunuzu nasıl savunacağını bilmiyor ve bu da kalın bağırsağın iltihaplanmasına yol açıyor.
  • Bu nedenle, ülseratif kolit bir virüsün ya da bağırsağın bakteriyel enfeksiyonunun etkileşiminin sonucu olabilir ve vücudunuzun doğuştan gelen bağışıklık sisteminin tepkisidir.

Bu hastalık erkekleri ve kadınları eşit derecede etkiliyor ve genellikle yaklaşık 30 yaş civarında beliriyor.

Ülseratif kolit için doğal ilaçlar

maydanoz

Bu makalede belirttiğimiz gibi, ülseratif kolitten muzdarip olmanız durumunda, sağlık uzmanları tarafından iyi bir teşhis ve izleme yapılması hayati önem taşımaktadır.

 

Biz elimizden geldiğince, aklınızda tutabileceğiniz bazı temel ipuçlarını ve basit ev reçetelerini önerebiliriz. Sadece özel ve kişisel ihtiyaçlarınıza en uygun olanı bulmaya çalışın.

  • Gluten ya da süt ürünleri içeren ürünlerden kaçınarak olabildiğince doğal bir diyet tutmaya çalışın. Koruyucu içeren ve önceden pişirilmiş yemeklerden de kaçınmalısınız.
  • Lif ve omega-3 yağ asitleri bakımından zengin olan yiyeceklerin (ceviz, somon, zeytinyağı, avokado…) tüketimini arttırın.
  • Yaşam tarzınızı değiştirmeniz de önemlidir: stres ve olumsuz duyguları yönetmeli, sigarayı bırakmalı ve daha fazla egzersiz yapmalısınız.
  • C vitamini alımınızı arttırın.
  • Vücudunuzdaki toksinleri ve kimyasalları ortadan kaldırmaya yardımcı olmak için her gün maydanoz çayı için.
  • Maden suyu ile elma, havuç ya da salatalık suyu karışımından yapılmış doğal içecekler için.
  • Kaynak: Sağlığa Bir Adım

Bilim insanları uyarıyor: Pirinci yanlış pişiriyorsunuz… Arsenik yiyorsunuz!

9nansnrice-1-696x3851

 

 

Dünya üzerinde milyonlarca insanın yediği pirinç pilavı büyük tehlike taşıyor. Yapılan son araştırmalar doğru pişirilmeyen pirincin yüksek seviyede arsenik taşıdığını ortaya koyuyor.
Bilim insanları, pirinç pilavını yaparken pirinci ıslatmadan haşlamanın sağlığa zararlı olabileceği uyarısında bulundu.
Son deneylere göre yaygın bir yöntem olan pirinci tencerede suyu çekene kadar pişirmek kalp hastalıklarına, diyabete, hatta kansere neden olabilir.
Zira pirinç tarlalarında kullanılan zehirler ve böcek ilaçları nedeniyle paketlenen pirinç tanelerinin üzerinde arsenik izine rastlanıyor. Doğru yöntemle pişirilmediği taktirde bu zehrin atılması mümkün olmuyor.
Belfast’ta Queens Üniversitesi’nde biyolojik bilimler profesörü Andy Meharg, BBC’de katıldığı bir programda sağlıklı pilav pişirme yöntemleriyle ilgili bilgi verdi.

Yapılan araştırmaya göre pirinç ancak bir gece önceden suda bekletilirse zehirlerinden arınabiliyor.
Bir gece önceden ıslatmak gerekiyor
Profesör Meharg üç pişirme türünü karşılaştırarak pirinçteki arsenik oranlarını ölçtü.
İlk olarak yaygın pilav yapma yöntemini kullanarak yani bir ölçek pirince, iki ölçek su koyarak pirinci haşladı.
Bu yöntemin sonunda Meharg arseniğin çoğunun pirinçte kaldığını gördüğünü belirtti.
Meharg, Bir ölçek pirince beş ölçek su konduktan sonra pişirilen pirinçte ise arsenik oranının yarılandığını gördü.
En güvenli yöntem
Son olarak bir gece önceden ıslatılan pirinçte ise zehrin yüzde 80 oranında azaldığı ortaya çıktı.
Meharg’a göre en güvenli pilav yapma yöntemi pirinci bir gece önceden ıslatmak, ertesi gün iyice yıkamak ve durulamak ardından bir ölçek pirinci beş ölçek suda pişirmek.

sozcu.com.tr

Kandaki İltihabı Düşürmek İçin… Kaçırmayın…

16388276_762304097257142_8398460961448912409_n1

Kiraz sapı kürü İbrahim Saraçoğlu Isırgan Otu faydaları

Kiraz sapı kürü İbrahim Saraçoğlu Isırgan Otu faydaları : İltihaplı eklem romatizması ve sinir sıkışması için Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu hocamızın önermiş olduğu kiraz sapı ve ısırgan otu kürü ile şikayetlerinizden doğal bitkisel tedavi yöntemi ile kurtulabilirsiniz.

İltihaplı eklem romatizması (romatoid artrit) hastalığı kişilerde ellerde ve ayaklarda ağrı belirtileriyle başlayan bir hastalıktır. Bir müddet sonra kişinin yaşam kalitesini düşürmekte, sosyal yaşantısına engel olmaya başlar. Öncelikle bilinmelidir ki iltihaplı eklem romatizması tedavisi olan bir hastalıktır. Eğer kontrol edilirse ve uygun tedavi yöntemleri uygulanırsa kişi bu hastalığı vücudundan atabilir. Eğer doktorunuz size bu hastalığın tanısını koymuşsa evinizde İbrahim Saraçoğlu hocamızın tarifini verdiği bitkisel kür ile tedaviye başlayabilirsiniz. Kiraz sapı ve ısırgan otu ile hazırlayacağınız bu kür aynı zamanda sinir sıkışması içinde kullanılır.

Kiraz Sapı ve Isırgan Otu Kürü ile Sinir Sıkışması – İltihaplı Romatizma Tedavisi

Sinir Sıkışması ve iltihaplı romatizma tedavisinde lazım olan malzemeler:

  • 25-30 adet kurutulmuş kiraz sapı
  • Bir tutam ısırgan otu
  • Yarım litre klorsuz su

İltihaplı Romatizma – Sinir Sıkışması Kürü Nasıl Hazırlanır?

İlk olarak yarım litre klorsuz suyu önceden kaynatın. Kaynamaya başladıktan sonra içerisine 25-30 adet kiraz sapını ilave edin. Kiraz saplarını ilave ettikten sonra yaklaşık 3 dakika daha kaynatın. 3 dakika dolduktan sonra yaklaşık kiraz sapı miktarı kadar bir tutam ısırgan otunu karışıma ekleyin. Isırgan otunu da ekledikten sonra kısık ateşte 6-7 dakika daha kaynatın. 6-7 dakika sonra ocağın altını kapatın ve ılımaya bırakın. Ilındıktan sonra süzüp içebilirsiniz.

Kaynak: bayanlar bilir

Böbrek Taşı Düşüren Karışım Tarifi…

16508106_765428750278010_8540991876393236964_n1

 

Böbrek taşlarını döken maydanoz karışımı yapılışı
Böbrek taşlarını döken maydanoz karışımı yapılışı ile evde böbrek taşlarınızı idrar yolu ile atacaksınız.
Böbrekler organlarımız arasında en önemli görevlerden birini üstlenmiştir. Çünkü makine gibi çalışan kusursuz vücudumuzda biriken zehirli toksinler ve atıklar böbrek ile arındırılır, süzülür ve idrar yolu vücuttan dışarı atılır.
Bu kıymetli organımızın düzgün çalışabilmesi için zamanla temizlenmesi gerekir. tıpkı klimaların filtreleri gibi. İşte bu böbrek temizliğini size vereceğimiz maydanoz karışımı doğal yollar ile yapacaksınız

Aslında böbrekler zehirleri ve toksinleri tuz kristalleri olarak idrar yolu ile atar , daha büyükleri de taş olarak bilinir halk dilinde. Bizim vereceğimiz maydanoz çayı tarifi ile tuz kristalleri ve böbrek taşları idrar yolunuzdan çıkıp gidecek.
Böbrekleri detokslayan bu maydanoz çayı tarifi için gerekli malzemelerimiz:
Bir avuç kişniş veya bir avuç maydanoz.

Üç bardak da su.

Hazırlanışı ise oldukça pratik. Öncelikle maydanoz veya kişniş yapraklarını eliniz ile parça parça bölün (bıçak kullanmamaya çalışın çünkü vitaminini kaybetmesini istemiyoruz) ve bir tencereye doldurup üç bardak suyu ekleyin. 10 dakika tencereyi kadar ateşte kaynatın ve soğumaya bırakın

Hatırlatma:
Kadınlar için özel günlerinde maydanoz kürünü kullanması tavsiye edilmez sebebi ise kanamayı hızlandırabilir. Hamile kadınlar ise maydanoz kürünü kullanmadan önce doktora sormalıdır. Herhangi bir yan etkisi görülmemiştir. Lütfen haberi paylaşarak daha fazla insana ulaşmasını sağlayın. Ülkemizde pek çok böbrek hastası ve idrar yolu enfeksiyonu olan vatandaşımız olduğunu hatırlatırız. Sağlıklı günler dileriz.

Kaynak: Diyetevi

Bağırsaklarınızdan kilolarca toksin çıkartan karışım

16473512_765725936914958_8135092371368350709_n1

Bağırsaklarınızdan kilolarca toksin çıkartan karışım: Aslında, obez veya fazla kilolu olmayan kişiler de bile bağırsaklarında yaklaşık 3-4 kilo zehir içerebilir. Buna ek olarak, şiddetli alerjilere sahip, aşırı stresli kişilerde veya obez kişilerde daha fazla olabilir. Sağlıklı beslenmenin yanında bu içecekle beraber 3 haftada zehirleri atacaksınız.
Çocuklar da buna bir istisna değildir. Yani, kötü beslenme alışkanlıkları düzgün tedavi edilmediği sürece ömür boyu sürebilen sindirim bozukluklarına neden olabilir.
Bağırsakta atık birikimi vücutta çeşitli dengesizliklere neden olabilir. Dahası, bir dizi sağlık ve kilo probleminin altta yatan nedeni olabilir.
Önce yapmanız gereken limonu, deniz tuzu, organik elma sirkesini ve zencefili içeren bu basit ev yapımı tarifi yardımıyla bağırsakları temizlemektir.
Bağırsaklarınızdan kilolarca toksin çıkartan karışım
İçindekiler:
Organik elma sirkesi – 1 Çorba kaşığı
Organik limon suyu – 2 çorba kaşığı
Organik zencefil – 1 yemek kaşığı
Deniz tuzu – bir tutam(az miktarda)
1 bardak içme suyu
1 bardak içme suyunu kaynatip içine tuzu ilave edin iyice karıştırın.Ardından, zencefili, limon ve elma sirkesini ekleyin ve iyice karıştırın.Bu Şekilde Kullan. Kahvaltıdan önce her sabah boş bir mideye bir bardak içeceksin.
Bu içecek elma sirkesi ve limonda olan antioksidanlar açısından zengin , bağışıklık sistemini güçlendirmek ve temizlemek için birebirdir. Tehlikeli zehirleri vücuttan atıp enfeksiyonlarla ve hastalıklarla mücadele edecek, güçlü mineraller ve vitaminlerce zengindir.
Lütfen paylaşalım.

Alternatif Bağırsak temizleyen ev yapımı ilaç

Bu iki malzemeden oluşan ev yapımı ilaç bağırsağınızdan kilolarca atığı temizleyecek.
Hafta sonu yemeği fazla kaçırdınız ve şu an pişmanlık mı duyuyorsunuz? Bağırsak temizliği vücudunuzdaki toksinlerden kurtulup sindirim sisteminize yeni bir başlangıç yaptırmanızı sağlayacaktır.
Bu ev yapımı içecek kolay, nazik ve sonuç verici. Bu hızlı bir bağırsak temizlemesi değil, sadece vücudunuzun kötü atığı filtreleyerek sadece yararlı bakteriyi sindirim sisteminizde tutmasını sağlıyor.
Bu maddelerden birincisi bildiğimiz her mutfakta bulabileceğiniz elma sirkesi. Elma sirkesi tıbbın uzun bir süredir birçok sağlık sorunuyla mücadelede faydalandığı bir içerik. Ucuz ve sadece bağırsağınıza değil vücudunuzun geri kalan kısmına da faydaları var.

Elma sirkesini satın alırken şişenin dibinde karanlık tortu olanından seçin. Bu tarz elma sirkeleri endüstriyel olarak işleme sokulmamış elma sirkesi olup çok daha fazla besleyici madde içerir.
Ayrıca bu tortunun içinde asetobakter adıyla bilinen bakteri bulunur. Bu bakteri oksijeni fermente ederek elma suyunu sirkeye dönüştürür. Bu bakteri aynı zamanda midemizde besinleri parçalayan bakterilerdendir. Elma sirkesi bağırsak düzensizliği, kan şeker oranı, ve tansiyonu düşürücü özelliği ile bilinmektedir.
Bu iki maddelik içeceği nasıl yapacağız?
Bu bağırsak temizleyen içeceği yapmak çok basit. Yukarıda bahsettiğimiz pastörize edilmemiş elma sirkesi ile işlenmemiş bal lazım.
Bir bardak dolusu sıcak suyun içerisine
– 2 kaşık elma sirkesi
– 2 kaşık işlenmemiş bal
Bu karışımı bal tamamen eriyene kadar karıştırın ve günün başında ya da herhangi bir zaman içebilirsiniz.

Kaynak: Diyet evi

Dondurulmuş Limon Mucizesi ve Şaşırtıcı Faydaları

dondurulmus-limon-728x4101
Dünyada ki en büyük ilaç firmalarından birinin beyanına göre 1970 li yıllarda bu yana yapılan laboratuvar testlerine göre 12 adet kanser tipine limonun faydası kanıtlanmıştır. İçlerinde kalın bağırsak, prostat, akciğer, pankreas ve meme gibi çok önemli kanser türleri bulunan bu deney sonucunda limonun kanser hücrelerini önleyici ve yok edici etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Limonu Türk mutfağında çoğunlukla sıkarak kullanıyoruz. Bu sayede yalnızca suyundan faydalanmış oluyoruz. Fakat limonun kabuğunun özellikle kanseri önleyici etkisi olduğunu bilmemizde fayda vardır.
Dondurulmuş Limon Kemoterapiden Daha Etkili…
Donmuş limon Kansere karşı çok etkili; Dondurulmuş ve rendelenmiş limon kanser hücrelerini öldürmesiyle öne çıkmaktadır. Bu açıdan kemoterapiden daha fazla etkili olduğu söylenmektedir. Bu şekilde söylenmesinin sebebi ise limon özünün sentetik versiyonunu üretmeye çalışan laboratuvarların olduğu bilinmesidir. Bu sayede yüksek kazançlar elde edeceklerdir.
Dondurulmuş limon sayesinde limonu kabuğuyla birlikte hiç bir şekilde ziyan etmeden kullanmış olursunuz. Bu sayede limonun içerisinde bulunan tüm vitaminlerden faydalanmış olacaksınız.

Dondurulmuş Limon Nasıl Hazırlanır?
Hazırlanışı: Donmuş limon elde etmek için öncelikle limonu güzelce yıkayalım. Ardından buzdolabına koyalım ve 1 gün bekletelim. 1 gün sonrasında limonu kabuğuyla birlikte rendeleyelim. Limonun bu şekilde kullanımı yemeklerinizde ve salatalarınızda çok farklı bir lezzet verecektir ve aynı zamanda oldukça fayda sağlayacaktır.
Rendelenmiş limonda yalnızca limonun suyuna göre 5-10 kat daha fazla vitamin vardır. İşte rendelenmiş dondurulmuş limonun faydaları;
Dondurulmuş Limon Faydaları;
Rendelenmiş dondurulmuş limonun vücuttaki toksinleri giderici ve vücut dinçleştirici etkisi vardır.
Dondurulmuş ve rendelenmiş olarak kullanılan limon yemeklere daha çok lezzet katacaktır.
Tüm dünya da limon ağacından elde edilen bileşikler kanser tedavisinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Kemo-terapi tedavisinde kullanılan bir çok ürünlerden 10.000 kat daha fazla tedavi edici etkisi vardır.
Kanser hücrelerini yavaşlatıcı etkisi vardır.
Limonun bir mucizesi de kötü huylu kanser hücrelerini tahrip eder aynı zamanda sağlıklı hücrelere hiçbir şekilde zarar vermez.
Stres ve asabi bozukluklara karşı tedavi edicidir.
Donmuş limonun ur, yumru, kist ve tümöre karşı iyileştirici ve önleyici etkisi vardır.
İltihap, enfeksiyon ve mantara karşı önleyici ve tedavi edicidir.
Donmuş limon parazit ve bağırsak kurtlarına karşı tedavi edicidir.
Son olarak dondurulmuş limon iyi bir antidepresandır.

Kaynak.  Organik Günler

Dolaşım ve İltihaplanma için Reçeteler –

Ayaklarınızı, bacaklarınızı ve ellerinizi soğuk hissetmeniz, dolaşım sisteminizle ilgili bir sorunun açık bir işaretidir. Genelde buna iltihaplanma eşlik eder ve gün geçtikçe daha da kötüleşebilir.

 

Dolaşım sorunları orta yaşlılarda ve yaşlılarda daha sık görülür çünkü atar damarlar zamanla daha katı hale gelir.

Bu sorunlar, yüksek kolesterol düzeyleri, zayıf bir diyet ve fiziksel hareketsizlik nedeniyle de gelişebilir.

El ve ayaklarınızdaki rahatsızlıklar ve bu uzuvlarınızın karşılaştıkları riskler nedeniyle durumu doğal olarak dengelemek için doğru önlemleri almak önemlidir.

Bu düşünceyle bu yazıda, kan akışını artıracak bazı ev reçetelerini paylaşmak istiyoruz; böylece vücudunuza daha verimli bir kan akışını sağlayabilirsiniz.

Hidroterapi

soguk-dus

Hidroterapi, etkilenmiş bölgeye sıcak ve soğuk su banyoları ile masaj yapmayı içerir.

Bu teknik, dolaşımı neredeyse o anda uyarır ve iltihaplanmayı ve ağrıyı önemli ölçüde azaltabilir.

Ne yapmalısınız?

  • Suyu, cildiniz için kabul edilebilir bir sıcaklığa kadar ısıtın ve iltihaplanan bölgelere uygulayın.
  • Daha sonra hızlı bir şekilde soğuk su ya da tercihen buzlu su banyosuna değiştirin (sadece dayanabiliyorsanız).
  • Bu işlemi beş dakikada bir şeklinde değiştirin.

Kırmızı biber

Kırmızı biberdeki etkin madde olan kapsaisin, kan basıncınızı ve kolesterol seviyelerini düşürmek için dolaşım ve kardiyovasküler sistemleri uyaran bir bileşiktir.

Diyetinize eklediğinizde ateroskleroz, kalp krizi ve felç geçirme riskinizi azaltırsınız.

Bunlar yetmiyormuş gibi, varisler, soğuk hissetme ve iltihap için iyi bir tamamlayıcı tedavidir.

Ne yapmalısınız?

  • Bir miktar kırmızı biber tozu alıp püre, çorba ve diğer yemek tariflerine ekleyin.
  • Ayrıca, haricen kullanılan merhemler ya da kremler hazırlamak için bir temel olarak kullanabilirsiniz.

Bacak kaldırma

bacak-kaldirma

Bu basit aktivite, bacaklardaki dolaşımı uyarmanın en iyi yollarından biridir. Yorgunluğu, gerginliği ve dolaşımdaki sorunlardan kaynaklanan şişmeyi azaltmak için iyi bir yoldur.

Ne yapmalısınız?

  • Eve döndükten sonra yatağınıza yatın ve bacaklarınızı tavana doğru kaldırın.
  • Dinlenmeden önce üç ila beş dakika boyunca bu konumda kalın.

Ginkgo biloba çayları

Ginkgo biloba bitkisi, kan damarlarını genişleten ve atardamar duvarlarına esneklik kazandıran aktif bileşikler içerir.

Bu çayı tüketmek kan akışını geliştirir, kan basıncınızı düşürür ve variköz damar oluşumunu engeller.

Malzemeler

  • 1 çorba kaşığı ginkgo biloba (10 g)
  • 1 su bardağı su (250 ml)

Ne yapmalısınız?

  • Ginkgo bilobayı bir çorba kaşığı kaynar suyun içine koyun ve 10 dakika boyunca demleyin.
  • Sonra sıvıyı filtreleyip bir çay gibi tüketin.
  • Günde iki defa içebilirsiniz.

Kırmızı şarap

kirmizi-sarap

Günde bir bardak kırmızı şarap içme şeklindeki yararlı alışkanlık, iyi dolaşımın sağlanması için mükemmel bir yoldur.

Üzümden türetilmiş güçlü bir antioksidan olan Resveratrol, ana damar duvarlarını temizlemeye yardımcı olur ve kan akışını iyileştirmek için esnekliğini korur.

Ne yapmalısınız?

  • Günün ana yemekleriyle bir kadeh kırmızı şarap için. Zararlı olabileceği için bu miktarı aşmamalısınız.

Omega-3

Omega-3’ün besin takviyeleri kardiyovasküler sağlığınız üzerinde önemli etkilere neden olabilir.

Bu esansiyel yağ asitleri damarları temizler, kolesterol düzeyini düşürür ve kalp hastalığı riskinizi azaltmak için iltihaplanmayı kontrol eder.

Tabletlerde ve diğer ilaçlar yoluyla satın alınabilse de, almanın en iyi yolu yiyecek olarak alınmasıdır.

Ne yapmalısınız?

Diyetinize aşağıdaki gıdaları eklemeyi deneyin:

  • Soğuk su balıkları
  • Zeytinyağı
  • Avokado
  • Fındık
  • Keten tohumu
  • Ay çekirdeği
  • Kabak çekirdeği

 

Yürüyüş yapın

yuruyus

Uzuvlarınızda gerginlik ve ağrı hissettiğinizde, en iyi çare dinlenmekmiş gibi gelir. Bu size biraz hafif bir rahatlama hissi vereceği halde, aslında sorununuzu daha da kötüye götürebilir.

Düşük etkili fiziksel aktivite kan akışını uyarır ve iltihaplanmayı azaltarak komple ve etkili bir rahatlama sağlar.

Ne yapmalısınız?

  • Günde en az 30 dakika yürüyün ve iyi miktarda su içtiğinizden emin olun.

Bu yazıda belirttiğimiz dolaşım yollarının her biri, bacaklarda ağırlık ve soğukluk hissini azaltacaktır.

İlk başta bu hislere sahip olmak normal görünse de, zamanında onları kontrol altına almazsanız, daha ciddi bir duruma gelebilirler.

Kaynak: Sağlığa Bir Adım

İnatçı baş ağrısına ve eklem ağrılarına Zeytinyağı – tuz ile masaj yaparak çare bulmak mümkün.

felc-kuru1

 

 

Bu karışımla önümüzdeki 5 yıl ağrı görmeyeceksiniz

İnatçı baş ağrısına ve eklem ağrılarına Zeytinyağı – tuz ile masaj yaparak çare bulmak mümkün. Boyun ağrıları dediğimiz tıpta Boyun osteokondrozu olarak bilinen şikayetler ölümcül değildir fakat yaşam kalitenizi düşüren can sıkıcı sağlık sorunlarıdır. Zeytinyağı tuz karışımı ile boyun osteokondrozu tedavisi mümkündür.
Üstelik 5 yıl boyunca tekrarlamamak üzere!
Uzmanlar yapılan karışımın 10 gün boyunca uygulanması durumunda değişikliğin hemen fark edileceğini ve ağrıların geçeceğini bildiriyor. Zeytinyağı ve tuz ile baş ağrısına çözüm uygulaması ile baş ağrınız geçecek, Kan akışınız düzelecek ve kendinizi mükemmel hissedeceksiniz. Vücudu toksinlerden arındıran bu tedavi metabolizmanızı en yüksek noktaya ulaştıracak. Hiçbir yan etkisi olmayan bu Zeytinyağı ve tuz karışımı hoş olmayan kokusundan rahatsız oluyorsanız eğer içine bebek pudrası koyabilirsiniz.
Zeytinyağı ve tuz karışımı gerekli malzemeler
Tek yapmanız gereken
10 çorba kaşığı kaliteli tuz
20 çorba kaşığı rafine edilmemiş zeytinyağı ya da ayçiçek yağı.
bebek pudrası (isteğe bağlı hoş kokması için)
Yapılışı:
İki malzemeyi karıştırın ve cam bir kavanozda 2 gün boyunca bekletin. 2 gün sonra açık renkli bir karışım elde edeceksiniz. Karışımı sabahları ağrıyan bölgeye sürün ve 20 dakika masaj yapın. İşlem bitince nemli bir havlu ile silin. 10 gün içinde bu tedavi kemik ve kıkırdaklarda kan dolaşımını arttıracak ve kas yenilenmesini teşvik edecektir.
Lütfen paylaşalım.
Sağlıklı mutlu günler dileriz.