Arşivler

Elinizdeki her parmak belirli organlarla bağlantılıdır.

anette inselberg baş ağrısı iyileşme

Ağrınızı rahatlatmak için daha güvenli ve doğal yöntemler varken vücudunuzu ilaç adı verilen kimyasallarla doldurmaya gerek yoktur. Refleksoloji, vücudumuzdaki her noktanın ellerimizle bir bağlantısı olduğunu iddia ediyor.

Elinizdeki  her parmak belirli organlarla bağlantılıdır.

1)İşaret parmağı mide ve kolon ile bağlantılıdır. İşaret parmağınızı çekmeden önce 60 saniye basılı tutun, kabızlık ve karın ağrılarını hafifletir. İşaret parmağınızı 60 saniye boyunca bastırdıktan ve daha sonra çektikten sonra, kısa bir süre içinde iyileşme hissetmelisiniz.

2)Başparmak, akciğerlere ve kalbe bağlıdır.

3)Orta parmak ince bağırsak, kalp, kan ve solunum sistemi ile bağlantılıdır.

4)Yüzük parmağının ruh hali üzerinde önemli bir etkisi vardır.

5)Serçe parmak böbreklere bağlıdır. Ayrıca boyun ağrısı ve baş ağrısı ile ilişkilidir. Parmağınızı masaj yapın büyük bir rahatlama hissedeceksiniz.

OKUMAYAN ÇOK ŞEY KAYBEDER

anette inselberg yaşam kalitesi

 

Dünyada ve ülkemizde günden güne artan kanser vakaları insan yaşamını tehdit eden en büyük sorunlardan biri. İletişim ve teknoloji çağının yan etkisi radyasyon, sağlıksız gıdalar; GDO’lu ürünler, sigara, stres ve daha birçok neden, sağlıklı yaşam kalitemizi düşürüyor.

Bu duruma bir nebze olsun önlem alabilmek için organik beslenmeye çalışanların sayısında da artış gözlemleniyor. Bir yandan direncimizi zayıflatacak faktörlerden kaçınırken, diğer yandan bilmediğimiz fakat gün içinde maruz kaldığımız hangi nedenler bizi olumsuz etkiliyor? Sağlık sektörüyle alakalı ortaya çıkan yeniliklerin yarar ve zararları hakkında ne derece bilgiliyiz? Hastalıkların nedenleri, bilinmeyenleri ve alınabilecek önlemleri Fitoterapist ve Bioenerji Uzmanı Dr. İsmail Soner Sekman’la konuştuk.

1)Günümüzün en ölümcül hastalıklarının başında gelen kanserin tedavisi yok mu?
Tedavisi var. Bugün ilaç firmaları istese, dünyada tek bir kanserli hasta kalmaz. 1920 yılında Amerikalı doktor Royal Rıfe kanserin nedeninin virüs olduğunu tespit etmiştir. Kendi yaptığı cihazla kanserli dokulara frekans yollayarak bunları tamamen yok etti. İcadını hükümete sundu ama mahkemelerle uğraştı. Laboratuvarı yakıldı ve bu buluşun üstü kapandı.
2)Kanserin tedavisi olduğunu söylüyorsunuz. Bu neden gizleniyor veyahut engelleniyor?
Çünkü işin içinde trilyon dolarlar var. Bugün hastalıkları tedavi ettiklerinde hastaneler, doktorlar işsiz kalacak. İlaç firmaları kapanacak. Maalesef sistem bunu gerektiriyor. Bununla birlikte en azından bir röntgen yazmıyorsa o doktor da hasta için kötü oluyor.

3)Dengeli ve sağlıklı beslenen kişiler de en az sigara kullananlar kadar hastalık riski altında mı?
Bana gelen akciğer kanseri hastaları ve hatta aileleri ömrü boyunca hiç sigara içmemiş insanlar. Yemeklerde tükettiğiniz rafine tuzun içindeki ağır metal büyük tehlike. Kaya ya da deniz tuzu kullanın, yeter ki işlenmemiş olsun.
Mutlaka kulaklıkla konuşun
4)Yediden yetmişe hiçbirimizin elinden düşmeyen cep telefonlarının üzerimizdeki etkisi nedir?
Cep telefonu bir dakikadan sonra beyinde mikrodalga etkisi yapar ve nöronları öldürmeye başlar. Uzun süre konuştuğunuz zaman başınızda ağrı hissedersiniz. Bu, yüksek mikrodalga etkisidir. Mutlaka kablolu kulaklıkla konuşmaya çalışın.

5)Günümüzde neredeyse her vakada çekilen tomografinin insan sağlığı üzerindeki etkileri nelerdir?
Tomografinin sağlığa büyük zararı var. Tomografi çektirenlerin yüzde yetmişi kansere yakalanıyor. Kanserin e büyük nedenlerinden biri. Maalesef sağlık sektöründe insana insan gözüyle değil, makine gözüyle bakılıyor. Sadece bedenden var olan bir canlıymış gibi davranılıyor. Hâlbuki ruhumuz ve zihnimiz var, bunlar gözardı ediliyor. Tomografinin bu kadar sık çekilmesinin nedeni ticaridir. Hastalar onlara göre müşteri.
6)Tomografideki radyasyon miktarı söylenildiği gibi yüksek boyutlarda mı?
Tomografiyle vücudunuza almış olduğunuz radyasyon oranı, nükleer santralde çalışan bir işçinin on yılda almış olduğu radyasyona eşdeğer. Bugün onkoloji servislerine gidin hep kanserli ve otistik çocuklar var. Hepsinin nedeni almış oldukları radyasyon.

7)Gün içinde maruz kaldığımız zararlı ışınlardan ve negatif birikimden kurtulmanın bir yolu var mı?
Evinizde küvete ya da büyükçe biri leğene sıcak su, bir su bardağı kadar elma sirkesi, iki yemek kaşığı karbonatı koyun. Eritip içinde 10-15 dakika oturun. Suyu döktükten sonra leğeni dezenfekte edin. Tomografiye girmişseniz bunu haftada iki kere mutlaka uygulayın. Faydası olacaktır.

 
8)Hepimizin adını bildiği ama hakkında pek fazla bilgi sahibi olmadığı bionerji nedir?

Bioenerji farklı kültürlerde farklı şekilde tanımlanır. Bugünkü modern tıp, bizim sadece bedenimizle ilgileniyor. Vücudumuzun etrafında göremediğimiz enerjetik bir alan var. Tüm canlılar Allah-u Teala’yla bağlantılı haldedir. Onun bize gönderdiği foton enerjisiyle besleniyoruz. Bedensel, ruhsal ve zihinsel alanda yaşadığımız olumsuz düşünceler, çevre şartları ve şehir hayatı, blokajlar meydana getiriyor.
9)Eğitimini alan herkes bioenerjist olabilir mi?
Bioenerji eğitimle sonradan kazanılacak bir yetenek değildir.
10)Baharatçılarda satılan her bitki ya da bitki yağı güvenilir mi sizce?
Bitkilerle bağışıklık sistemini güçlendirebilirsiniz ama bitkileri kendiniz toplamaya çalışın. Bu işin tarımı yapılmaya başlandı. Topluyorlar, gölgede doğal yöntemlerle kurutmak yerine mikrodalga fırınlarda kurutuyorlar. O zaman bitkinin içindeki esansiyel yağları uçuyor moleküler yapısı değiştiriyor. Kullandığınız zaman da size şifadan çok bela olur.

Not: Reiki şifa ve sevgi enerjisi sonradan öğrenebilir bir yöntemdir. Bunun için bir reiki masterdan eğitim almanız yeterlidir

Koklandığında Zekâyı Geliştiren Bitki – Bu Bitkiyi Koklamak Hafızayı %75 Oranında Güçlendiriyor

anette inselberg hafıza

 

Birçok kişi zeka ve hafızanın güçlenmesinde teknolojik gelişmelerin büyük rol oynayacağını düşünüyor. Kısmen haklılarda. Fakat bunu gerçekleştirmek aslında düşündüğümüzden çok daha kolay olabilir. Bilimin de destekleyici bir tedavi yöntemi olarak kabul ettiği aromaterapi(bitki yağları ve özleriyle yapılan tedavi türü) buna en basit örneklerden biridir. Bu yöntemin işe yaramasının sebebi ise koklama sistemini yoğun bir biçimde harekete geçirmesi ve bu sistemin beyinle doğrudan bağlantılı olmasıdır. İkisi birbirine bağlı olduğu için birçok bilim insanı aroma terapiyle yakından ilgilenmiştir.

Koklama ve hafıza
Hafızaya bağlı algılarla, özellikle kokuyla, ilgili birçok araştırma mevcuttur. Birçok kişi istemli ya da istemsiz etrafında kokladığı şeylerle ilgili anılar oluşturmaktadır. Ancak zamanla uzmanlar, psikoloji biliminin ötesine geçerek kokuya beyinde kimyasal bir etki yaratan güçlü bir uyarıcı gözüyle bakmaya başlamışlar ve koku ve beyine etkisi üzerinde birçok araştırma yapmışlardır. İşte bu araştırmaların birçoğunda öne çıkan ve hepimizin yakından tanıdığı bir bitki var; “Biberiye.” Biberiyenin hafızayı %75 gibi bir hayli yüksek sayılabilecek bir oranda güçlendirdiği çeşitli araştırmalarla ortaya çıktı.

Hafızayı güçlendiren bitki: Biberiye
Yunan mitolojisi, güzellik ve aşk tanrıçası, Afrodit’i sudan biberiye ile kaplanmış bir şekilde çıktığını tasvir etmiştir. Ortaçağ’da biberiye birçok düğün ve cenaze de kullanılmıştır alkollere canlılık vermesi için katılmıştır. 14.yüzyılın sonlarına doğru İngiltere’de biberiye Shakespeare’in Hamlet metnin de şaşırtıcı bir şekilde “hatırlama bitkisi” olarak anlatılmıştır.

Biberiye üzerine yapılan araştırmalar
Biyolojik açıdan işe yarayan biberiye ile birlikte kullanılabilecek iyileştirici bileşimler mevcuttur. İçinde bulunan antioksidanlar radyasyondan ve kanserojen zararlılardan bedeni korumaktadır. Aynı zaman da içinde bulunan kafeik asidin, kafur, rosmanol ve betulin asidin canlı hücrelerle etkileşime geçerek uyarıcı etki yaratmaktadır.

Ancak biberiye üzerine yapılan gerçek manada bilimsel araştırmalardan en göze çarpanlarından biri ise 1987 yılına dayanıyor. Planta Medica journal’dan dört araştırmacı, fareler üzerinde bu bitkiyi test ettiler. Sadece biberiye kokusuna maruz bırakılan farelerin kan akışında bariz bir artış gözlemlediler. Bu biberiye bitkisinin biyolojik etikilerinin olduğunu gösteren ilk işaretti fakat son değildi.

Diğer önemli araştırma ise 1998 yılında gerçekleşti ve International Journal of Neuroscience’da yayınlandı. Bu araştırmada Miami Üniversitesi Tıp Fakültesinden birkaç araştırmacı bitkiyi insanlar üzerinde test etti. 40 yetişkin seçildi ve bir kısmına lavanta bir kısmına da biberiye koklatıldı. Ardından deneklerden, terapinin öncesinde ve sonrasında matematik problemleri çözmelerini istediler. Sonuçlar ise şaşırtıcıydı. Buna göre lavantayı koklayan katılımcıların hepsi kendilerini daha rahatlamış hissettiklerini belirtti ve deney öncesine göre soruları biraz daha kolay çözdüler. Ancak biberiye kullananlarda ise durum farklıydı. Biberiyeye maruz kalanlar kendilerini daha uyanık ve zinde hissetiler ve lavanta grubuna oranla soruları iki kat daha hızlı çözdüler.

 

2003 yılında ise çok daha kapsamlı bir çalışma yapıldı. 144 kişilik bir grubu üçe bölen araştırmacılar, bir gruba hiçbir şey koklatmadı, diğer gruba lavanta, diğer grup ise biberiye koklattı. Biberiye kokusuna maruz kalan grup hafıza performasında %75 oranında oldukça yüksek ve beklenmeyen bir artış yaşadı. Biberiye koklamayan grup ise testlerde hemen hemen aynı performansı sergiledi. Bu deney biberiyenin insan beyninde bilişsel yeti açısından ne kadar önemli ve etkili bir bitki olduğu ortaya çıkardı. Uzmanlar özellikle 75 yaş üstü insanların düzenli olarak saf biberiye yağını koklamalarının zihinsel sağlık açısından oldukça faydalı olacağını dile getiriyor.

Akciğerleri Temizleyen Gıdalar…

anette inselbergg şifa

 

Akciğer kanseri dünyada her yıl yaklaşık olarak 1 milyon 300 bin kişinin ölüme sebep oluyor. Her nefesle hücrelere oksijen sağlayan akciğerleri kanserden korunmak için gerekli vitamin, mineral ve antioksidanların besinler yoluyla alınması gerekiyor.
Uzman Diyetisyen Nilay Keçeci Arpacı akciğerleri korunmak için tüketilmesi gereken besinleri anlattı.
1) Kontrolsüz Hücrelere Dur Diyen Yeşil Güç “Tere Otu”
Folik asit, demir, kalsiyum, linolik yağ asidi ve C-E-A vitaminleri içererek tam bir vitamin ve mineral deposu olan tere; akciğerler için olmazsa olmaz bir besindir. Yeşil besinler arasında özellikle akciğerleri temizleme konusunda oldukça etkilidir. İçerdiği vitamin ve mineraller ile akciğerlerde kontrolsüz hücrelerin oluşmasını engeller ve kansere karşı koruyucu etki oluşturur. Hijyenik koşullarda yıkandıktan sonra salata olarak ya da biraz su içerisinde bekletilerek direkt tüketilebilir. Yıkandıktan sonra tekrar yeni bir su içinde bir süre bekletilebilir ve bu şekilde suyu da içilebilir.
2)Zencefil, Akciğerlerden Zararları Maddeleri Atar
Kirli hava, sigara gibi faktörler nedeniyle akciğerler zamanla sağlığını kaybedebilmektedir. Tüm bu kötü faktörlerden uzak durmanın yanı sıra akciğerleri temizlemek için besinlerin gücüne de başvurmak gerekir. Akciğerlerin temizlenmesi için ihtiyaç duyulan önemli besinlerden biri de zencefildir. Zencefil, akciğer için tehlike yaratabilecek toksin ve parçacıkları temizlemeye yardımcıdır. Çay olarak demleme şeklinde tüketilebilir ya da su içinde bekletilerek tüketilebilir. Yarım baş zencefil ve bir tutam tere atılarak bekletilen bir litre sudan her gün 2 fincan kadar tüketilmesi akciğerlerin temizlenmesine katkı sağlayabilir.
3)Keçiboynuzu, Akciğerlere Detoks Sağlıyor
Akciğerlerin sağlıklı olması için ilk olarak toksinlerden arınması gerekmektedir. Keçiboynuzu, akciğerlerin toksinlerden arınmasını sağlayan kısacası detoks etkisi yaratan bir besindir. Akciğeri temizleyen ve kansere karşı koruyucu etkisi ile ön plana çıkan keçiboynuzu, su ile kaynatılarak tüketilebilir. Astım ve benzeri akciğer hastalıklarının iyileşme sürecinde de fayda gösterdiğine dair birçok çalışma mevcuttur.
4)Üzüm Çekirdeği Kuvvetli Bir Antioksidan
Kanser oluşumunun engellenmesi için vücutta antioksidan miktarının arttırılması gerekmektedir. Kuvvetli bir antioksidan olan üzüm çekirdeği ya da ekstresi, vücudun ihtiyacı olan gereksinimi sağlayarak akciğer kanserine karşı koruyucu etki gösterir. Vücudun oluşturduğu serbest radikallerle savaşarak akciğerleri korur. Üzüm yerken bazı kişiler genellikle çekirdeklerini çıkarmak eğilimi gösterir. Oysaki özellikle siyah üzümün çekirdeği asıl sağlık kaynağıdır. Üzüm çekirdekleri ile tüketilmelidir.
5)Sofranızda Kereviz Olsun
Kereviz özellikle akciğer kanserinde koruyucu bir rol oynayan önemli bir besindir. Kanserojen pek çok maddenin oluşmasında negatif etki yaratan kereviz, sebze yemeği şeklinde pişmiş ya da salatalar da çiğ olarak tüketildiğinde akciğerleri temizler. Akciğerlerde oluşabilecek olan hastalıklara ve nitrozaminlere karşı koruyucu etki sağlar. Kereviz, mevsiminde haftada 2-3 defa tüketilebilir.
6)Akciğerlere Doğal Antibiyotik “Sarımsak”
Solunum sisteminin en önemli organı olan akciğerlerin tam bir kapasiteyle çalışmasını destekleyen besinlerden biri de sarımsaktır. Antibiyotik etki gösteren sarımsak, içerdiği pek çok vitamin ile akciğer kanserine karşı koruyucudur. Sebze ile pişirilerek her yemekte tüketilebilen bir baş sarımsak ya da yemeklerin yanında tüketilebilen çiğ sarımsak, akciğerleri doğal bir antibiyotik olarak temizler.

Safra Kesesi Taşlarını Eriten Yöntem:

ANETTE İNSELBERG SAGLIK
Bu yöntem Çinli doktor Dr. Lai Chiu Nan tarafından hastalara önerilmiş ve pozitif sonuçlar alınmıştır. Bu yöntem aynı zamanda karaciğeri de güçlendirmektedir.
1. İlk beş gün dört bardak elma suyu iç. Elma suyu safra kesesi taşlarını yumuşatır. Bu beş gün normal yemeğe devam et.
2. Altıncı gün akşam yemeğini atla.
3. O gün 18:00’de ılık suya bir çay kaşığı ingiliz tuzu / epsom tuzu (magnezyum sülfat) koyarak iç.
4. Saat 20:00’da ılık su ve tuz karışımını tekrarla. Epsom tuzu safra kesesi kanallarını açar.
5. Saat 22:00’da yarım çay bardağı zeytinyağına bir tam limon sıkıp iyice karıştır ve tamamını iç. Yağ taşların kanaldan rahat geçmesini sağlar.
Ertesi sabah dışkında yeşil renkli taşlar görebilirsin. Doktor Chiu Nan’ın söylediğine göre bir gecede 40-50 küçük taş döken olmuştur.

kAYNAK: KARBONAT SAYFASI

SAGLIK İÇİN ALTIN ÖĞÜTLER

anette inselberg saglık
1.GÜNDE EN AZ 6-7 SAAT KARANLIK ODADA UYUMAK GEREKİR.
2.HAFTADA EN AZ 6 GÜN ERKEN YAT ERKEN KALK.
3.ELEKTRONİK ARAÇLARDAN UZAK DURUNUZ, KULANMADIĞINIZ ZAMAN AÇIK VE YANINIZDA TUTMAYINIZ.
4.BİLGİSAYARINI AÇIK TUTMA.
5.TELEFONDA KISA KONUŞ.
6.CEP TELEFONU İLE KONUŞMAN 30 SANİYEYİ GEÇMESİN.
7.ŞAMPUANLAR VE DUŞ JELLERİ KANSEROJENDİR. VÜCUDUNUZU SABUNLA TEMİZLEYİN VE BOL BOL DURULANIN.
8.ZAMAN. ZAMAN. YALIN AYAK TOPRAKTA YÜRÜYÜN.
9.GİYDİĞİNİZ TERLİĞİN LASTİK- PLASTİK OLMAMASINA DİKKAT EDİN.
10.GECE UYURKEN, ODADAKİ TELEVİZYONU, BİLGİSAYARI, VS FİŞTEN ÇEKİN VEYA ANA DÜĞMESİNDEN KAPATIN.
11.CEP TELEFONUNUZU GECE UYURKEN YATTIĞINIZ ODADA BULUNDURMAYIN.
12.HAFTADA 4 KEZ BALIK YE VE BALIK ÇORBASI İÇ, BALIĞIN KILÇIĞI KANSER ÖNLEYİCİDİR. MÜMKÜNSE BALIĞI KILÇIĞI İLE YE.
13.ZERDAÇAL (KÖRİ) Yİ BOL BOL KULLAN, SALATALARINA EK, ÇORBANA KÖFTENE KOY VS…
14.GÜNDE İKİ BARDAK DOMATES SUYU İÇ.
15.KEPEK EKMEĞİ VE EKMEĞİN KABUĞUNU YE, BELEDİYE EKMEĞİ GENÇLER İÇİN İYİ.
16.TUZ KULANMAK İSTİYORSAN, KAYA TUZU KULLAN.
17.ZEYTİNYAĞI FAYDALI, SABAH KAHVALTISINDA BİR ÇORBA KAŞIĞI ZEYTİNYAĞININ İÇİNE KEKİK, NANE, KÖRİ, KOYUP YE.
18.ESMER PİRİNÇ TÜKET.
19.ZEYTİN ÇOK YARARLI BOL BOL TÜKET.
20.YAĞSIZ PEYNİR VE KEÇİ PEYNİRİ YE.
21.HAFTADA EN ÇOK İKİ KEZ KIRMIZI ET YE.
22.ÇAY ÖNERİSİ; YEŞİL ÇAY+BÖĞÜRTLEN+ISIRGAN+ LİMON KABUĞUNU KARIŞTIR, KAYNAT, GÜNDE İKİ KUPA İÇ. DİKKAT, BUNU İLAÇ ALMAYAN İNSANLAR İÇEBİLİR.
23.EĞER HİÇ BİR İLAÇ İÇMİYORSANIZ VEYA İLAÇTAN 6 SAAT SONRA BİR SU BARDAĞI GREYFURT SUYU İÇİNİZ.
24.BİTKİSEL OTLARI ALIRKEN İNTERNETTEN ALIŞVERİŞ YAPMAYIN, TARIM BAKANLIĞI ONAYI OLANLARI ECZANELERDEN ALIN.
25.SENTETİK YASTIK YORGAN KULLANMAYIN, PAMUIK YORGAN YASTIK DAHA SAĞLIKLIDIR.
26.ÖZELLİKLE BEYAZ İÇ ÇAMAŞIRLARINIZI KAYNATMADAN GİYMEYİN, ÇÜNKÜ BEYAZLATICI MADDE KANSEROJEN BİR MADDEDİR.
27.MUTFAKTA TEFLON BULUNDURMAYIN, YEMEKLERİNİZİ CAM, ÇELİK VE PORSELEN KAPLARDA PİŞİRİN.
28.SENTETİK MALZEME İÇEREN HALI KULANMAYIN.
29.AYAKKABI İLE EVDE DOLAŞMAYIN.
30.ORGANIK ÜRÜNLER TÜKETİN, EN AZINDA SEBZE VE MEYVEYİ MEVSİMİNDE TÜKETİN.
31.FASTFOOD KANSEROJENDİR.
32.ACI BİBER KANSERE ÇAREDİR.
33.HAFTADA EN AZ BİR KÖY YUMURTASI TÜKETİN VE ÖZELLİKLEDE BEYAZINI DAHA ÇOK TÜKETİN.
34.ELMA SİRKESİ MERTABOLİZMAYI HIZLANDIRIR, GÜNDE BİR TATLI KAŞIĞI İÇİN. ( Kadınlarda kemik erimesine sebep oluyor, dikkat edin…)
35.HER SABAH AÇ KARINA BİR BARDAK ILIK SU TÜKETİN.
36.KURU ERİK, BÖĞÜRTLEN, ÇİLEK TÜKETİN.
37.HAVUZLARDA KULLANILAN KLOR KANSEROJENDİR, EĞER GİRERSENİZ DE HEMEN DUŞ ALIN.
38.İÇME SUYU; İSTANBULDA ŞU ANDA BELEDİYENİN SUYU İÇİLEBİLİR, EĞER SATIN ALIYORSANIZ 3 AYDA BİR MARKASINI DEĞİŞTİRİN.
39.KIZARTMA YEMEYİN, HAŞLAMA, BUĞULAMA YENMELİDİR.
40.MİKRO DALGADA FAZLA ISITMA.
41.YANMIŞ YİYECEKLER KANSEROJENDİR.
42.DİŞ FIRÇALARKEN KURU FIRÇAYA MACUNU KOY, FIRÇALA, SONRA DURULA.
43.KURU TEMİZLEME KANSEROJENDİR.
44.DOMATES ORGANİKSE, MEVSİMİNDE KANSER ÖNLEYİCİDİR.
45.ELMAYI KABUĞU İLE YE.
46.SEBZEYİ, MEYVEYİ, ÖNCE ELMA SİRKELİ SUDA 20 DAKİKA BEKLET, SONRA DURULA YE, VEYA KULLAN.
47.BROKOLİ, KARNIBAHAR, ISPANAK, LAHANA, KIRMIZI TURP, KARA TURP, HAVUÇ, MAYDANOZ, REZENE, TERE TÜKET.
48.EN YEŞİL, EN KIRMIZI, EN SARI OLAN YİYECEKLERİ YE.
49.YEŞİL ÇAYI GÜNDÜZ TÜKET.
50.KARA ÜZÜM, KARADUT, BÖGÜRTLEN ŞURUBU, ANANAS TÜKET.
51.ÇİN ÜRETİMİ HİÇ BİR ŞEY KULLANMA, ŞU ANDA MADE İN CHİNA YERİNE PRC (PEOPLE REPUBLİC OF CHİNA) YAZIYORLAR DİKKATLI OL.
52.SÜT YERİNE AYRAN VE YOĞURT TÜKET, ÇÜNKÜ SÜTE HAYVANIN GÜBRELİ YEDİĞİ OTLARIN KALINTILARI KARIŞABİLİYOR.
53.FINDIK, FISTIK, CEVİZİ KABUKLU AL, KIR, ÖYLECE BİRAZ GÜNLÜK TÜKET.
54.MEVSİMİNDE ÇEKİRDEKLİ KARPUZ ÇOK FAYDALI.
55.ŞARABA BÖCEK İLACI KARIŞIYOR, O NEDENLE KANSEROJENDİR, BİRA KOLON KANSERİNİ ARTIRIYOR, BUNLAR YERİNE KARA ÜZÜM YE.
56.MEYVE SUYU YERİNE, TAZE MEYVE TÜKET, MEYVE SUYU ŞİŞMANLATIYOR.
57.HAREKETLİ HAYATI TERCİH ET.
58.OKSİJENLİ ORTAMDA, GÜNDE EN AZ YARIM SAAT VEYA 45 DAKİKA YÜRÜ.
59.SİGARA İÇİYORSANIZ; YÜZDE 85 VEYA 90 AKCİGER KANSERİ OLACAKSINIZ VE KALP KRİZİ GEÇİRECEKSİNİZ DEMEKTİR…
SIGARAYI BIRAKINCA VÜCÜT 10 YILDA YENİLENEBİLİYOR.
HEMEN SİGARAYI BIRAKIN.
KIRMIZI OLAN ÜRÜNLERİ TÜKETİN, MEYAN KÖKÜ VE KARA MEŞENİN KABUĞUNU EZİP TOZ OLARAK ALIN. BU VÜCÜDUN DAHA KOLAY TEMİZLENMESİNİ SAĞLIYOR .
2015 YILINDA 9 MİLYON KİŞİ AKCİĞER KANSERİ OLACAK. YİRMİ SANİYEDE BİR KİŞİ AKCİĞER KANSERİ OLUYOR.
60.DİKKAT!!!
AKCİGER KANSERİ BELİRTİLERİ OMUZ AĞRILARI, YÜKSEK ATEŞ, ÖKSÜRÜK VE KANLI BALGAMDAN ANLAŞILIR.
61.STRESTEN UZAK DURUN, KANSERİ TETİKLİYOR: YOĞA, MEDİTASYON, NAMAZ STRESE IYI GELİYOR.
62.TANRIYA İNAN, DOKTORA İNAN, AİLE SEVGİSİNE BAĞLILIK GÖSTER Kİ, STRESİN ETKİLERİNİ MEN ET.
63.GÜNDE BİR TATLI KAŞIĞI, ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ VE KETEN TOHUMU TÜKET.
64.AKŞAMLARI GÜNDE BİR SU BARDAĞI KEFİR TÜKET,
GÜNDE BİR KEZ BÜYÜK APDESTE ÇIKILMASI GEREKİR EĞER,
OLMUYORSA İLERDE KOLON KANSERİ OLMA OLASILIĞI YÜKSEKTİR, BUNA DİKKAT ET.
65.MENAPOZDAKİ KADINLARIN VÜCUDUNDA ÖDEM OLUR
BUNU ATMAK İÇİN;
KİRAZIN SAPI+MISIR PÜSKÜLÜ+MAYDONEZ SAPI KÖKÜ+DEFNE YAPRAĞINI 5 DAKİKA SICAK SUDA BEKLET GÜNDE EN ÇOK İKİ KUPA OLARAK İÇ, BU BİRİKEN ÖDEMİ ATIYOR.
66.BEYAZ UN, BEYAZ ŞEKER VE TUZDAN UZAK DUR.
67.KENDİNİZİ HALSİZ HİSSEDİYORSANIZ, GÜNDE BİRER ADET B VE C VİTAMİNİ ALIN.
68.KANSER HASTALARI DOKTORUNA DANIŞMADAN HİÇ BİR BİTKİSEL OT KULLANMAMALIDIR. İLAÇ İÇİYORSA ASLA OT KULANMAMALIDIR.
69.BÜTÜN PETROL ÜRÜNLERİ KANSEROJENDİR.
ŞEYTANIN DIŞKISI OLARAK ADLANDIRILIYOR.
KULANDIĞINIZ HER ŞEYİN PETROL ÜRÜNÜNDEN YAPILIP YAPILMADIĞINI SORGULAYIN..
BOL SAĞLIKLI GÜNLER…

İşte Bu Yüzden Yemek Kaşığına Şeker Ve Su Ekleyip Bahçeye Bırakmalısınız

spoon1[1]

Bazıları arıları sevmez. Tek düşündükleri insanların güzel vakit geçirirken onları rahatsız ettikleridir. Arıların popülasyonunun giderek azaldığı gerçeğini görmezden gelirler.
Arılar dolaylı yoldan dünya popülasyonunun %90’ının beslenmesine katkıda bulunuyorlar. Arılar olmadan bizler de hayatta kalamayız.
Dünyamızı ve çevremizi korumak için ağaç dikmekten fazlasını yapmamız gerekli. Çevremize çok basit eylemlerle katkıda bulunabilir.
Tek başımıza dünyayı değiştiremeyiz elbette. Ancak el ele verirsek çevremizi koruyabiliriz. İçinde yaşadığımız ve çocuklarımıza bırakacağımız dünyayı muhafaza etmemiz şart.
92 yaşındaki Sir David Attenborough hayatı boyunca hayvanlar ve doğa için çalıştı.

Britanyalı hayvanbilimci ve yazarın sesini birçok belgeselden hatırlıyor olabilirsiniz.
Şimdi bütün dünyanın bilmesi gereken bir mesajı yayınlıyor.
Facebook’ta “Arıların soyu tükenirse, insanların 4 yıllık ömürleri kalır” dedi.
David Attenborough, bu uyarıyı yapan ilk ve tek kişi değil.
Arılar küçük ve etkisiz görünseler de aslında hayatımız önemli bir role sahipler.
Attenborough, “Son 5 yılda arı popülasyonu 3’te 1 azaldı” dedi.
Yine de umut var. Yapabileceğimiz şeyler de var. Hatta yapabileceğimiz o basit şey insanların paylaşımlarıyla giderek yayılıyor.
David Attenborough’nun herkese bir önerisi var. Su ve şekeri karıştırarak, yemek kaşığıyla bahçenize bırakmanızı öneriyor. Yapacağınız bu şey önce arıların sonra da insanların hayatını kurtarıyor.
Attenborough şunları söyledi:
“Yılın bu döneminde arılar etrafta görünmeyince onların öldüğünü düşünebilirsiniz. Aslında sadece yoruluyorlar. Kovanlarına dönecek güçleri kalmıyor.
Bahçenizde yorgun bir arı görürseniz, hemen yemek kaşığına şeker ve su ekleyip bahçeye bırakın. Böylelikle enerjileri artacak.
İki yemek kaşığı toz şeker ve bir yemek kaşığı suyu karıştırın. Sonra yemek kaşığıyla bahçenize bırakın. Bunun paylaşılması ve insanların bilinçlenmesi çok önemli.”

Öte yandan yapabileceğiniz bir şey daha var. Bahçenizde bol bol çiçek yetiştirerek arılara yardımcı olabilirsiniz.

Bütün vücudu iyileştiren en etkili karışım bal limon karbonat sarımsak…

bal-limon-karbonat-sarımsak[1]

Bütün vücudu iyileştiren en etkili karışım bal limon karbonat sarımsak…

Antibiyotik kullanmanıza gerek yok. Kanserden korunmak için, formda kalmak için, vücudu detoks yapmak için bu en güçlü doğal antibiyotiği kullanmanız yeterli. Herkese tavsiye ediyoruz bu karışımı yapın ve sosyal medya hesaplarınızdan paylasın. Ulaşabildiğiniz kadar kişiye ulaştırın.
Bütün vücudu iyileştiren en etkili karışım için gerekli malzemeler:

1 adet tam sarımsak,

2 adet limonun suyu,

100 gram organik bal,

1 çay kaşığı karbonat.

Bu malzemeleri temin ettiyseniz hemen yapılışına geçelim.
Bütün vücudu iyileştiren en etkili karışım yapılışı: Sarımsakları soyup küçük parçalar halinde kesin, limon suyunu, bal ve karbonat ile karıştırın. Karışımı temiz ve kuru bir cam kavanoza koyun 8-10 gün kadar buzdolabında bekletin.
Bu tedavi Tibetliler tarafından yapılır ve Tibet ilacı olarak da bilinir.
Bütün vücudu iyileştiren en etkili karışım hangi durumlarda kullanılır
Antioksidan özelliklerinden dolayı bu karışım kanseri, diyabeti, kabızlığı, osteoporozu önler ve önlemeye yardımcı olur, destekler. Limon ve karbonat karışımıyla oluşan PH dengesi vücudumuzu alkali yapar be pek çok hastalıktan korur. Yapılan araştırmalar da göstermiştir ki bu karışım kanser tedavisinde kullanılan sitostatiklerden 10.000 kat daha etkilidir. (Sitostatik kanser hücrelerininin bölünüp büyümesini engellemek için kullanılır)
Sarımsak en güçlü doğal antibiyotik olarak bilinir. Araştırmalar vücuttaki her türlü bakteriye karşı etkili olduğunu, vücudun şeker ve kanser hastalığından korunmasına yardımcı olduğunu göstermiştir.

Kanser tedavisi için günde üç çay kaşığı tüketin ve 6 ay süreyle devam edin.
Kanser ve şeker hastalığının önlenmesi için, kahvaltınızdan önce her gün bir çay kaşığı alın 4 ay boyunca.
Formda kalmak için, aç karna ayda 7 gün (en fazla 6 ay) tüketin.
Bağırsakta ki bakteriler için, bu karışımı 10 gün boyunca günde bir çay kaşığı kadar aç karna tüketin.
Tam bir detoksifikasyon için, bir ay süreyle günde 3 çay kaşığı alın.
Kaynak: Bayanlar billi

Su İçmenin İnanılmaz Faydaları…

27857955_1898921440131755_4444635206793000544_n[1]

Sadece 9 gün düzenli su içen biri, günde 8 km yürüyüş yapmış gibi kalori yakar…

Su içen kişinin cildinde gözle görünür oranda parlaklık oluşur…

Her sabah su içen birinin metabolizması içmeyene göre % 25 daha hızlı çalışır…

Su içen kişi kolay kolay hasta olmaz, ilaçlara ihtiyaç duymaz…

İnsan beyninin %75-85 i sudur, su içmek beynin iyi çalışmasını sağlar…

Günde 5 bardak su içen birinin kalp krizine yakalanma oranı %40 düşer

Suyu düzenli tüketenler fazla yiyeceğe ihtiyaç duymazlar…

Su, insan vücudundaki toksinlerin dışarı atılmasında çok önemlidir…

Koyu renk israrınız varsa kesinlikle yeterli miktarda su içmiyorsunuz

Bağırsaklarınızı Bu Tamamen Doğal Yöntem İle %100 Temiz İlk Günkü Gibi Yapın

922[1]

 

Bağırsaklar, sindirim sistemimizde mideden sonra gelen, besinleri parçalayarak kana geçmesini sağlayan en önemli organlarımızdandır. İnce bağırsak, besinleri en küçük moleküllerine kadar parçalar ve emilimi sağlar.

İnce bağırsakta sindirilemeyen gıdaları sindirmek, kalan suyu emerek dışkıyı kuru halde vücuttan uzaklaştırmaya yarayan kısma kalın bağırsak denir. Bağırsaklarımız kimi zaman işlevini tam yerine getirmeyince vücutta çeşitli sorunlar yaşarlar.

BAĞIRSAKLARIMIZIN SAĞLIKLI OLMASI ve BAĞIRSAK TEMİZLİĞİ GERÇEKTEN ÇOK ÖNEMLİ HUSUSLARDIR.
Bağırsak temizleme sağlığımız için yapılması gereken önemli uygulamalardan birisidir. Niye mi, birincisi zamanla bağırsaklar çeperlerimiz zararlı bakteri, mantar ve bu organizmaların atıklarıyla bir tabaka halini alır.

Bağışıklık sistemimizin temeli olan hücrelerin yüzde 70’i bağırsak duvarlarımızda yaşar. Kötü bir sindirim, kötü bir beslenme, stres, çevresel toksin maddeler birleşince, bağırsaklarınızın sağlığı giderek azalıyor.

Eğer kolonlarda atık maddeler zamanla birikir ve kolon temizliği yapılmazsa ciddi sağlık problemlerine yol açabilir, bu problemler kabızlık, şişkinlik, bağırsak gazı, hazımsızlık, göbekte aşırı şişkinlik ve gerginlik hissi, sinirlilik, alerjik hastalıklara yatkınlık ve daha pek çok sağlık sorununun oluşmasında etkilidir.

1- Öncelikle günde 8 bardak yani ortalama 1,5 litreden az su içmeyeye çalışıyoruz. Sadece su içerek bile bağırsaklarınızı temizleyebilirsiniz ama eğer bir tıkanıklık varsa aşağıdaki yöntemler işinize yarayacaktır.

2- Sabahları aç karnına iki adet kayısı kurusu yiyoruz. Ardından yine kahvaltıdan önce bir bardak suya bir kaç damla limon veya sirke damlatarak sıcağa yakın ılıklıkta içiyoruz.

3- Akşamları 1-2 tane Keçiboynuzu yedikten sonra 1-2 bardak ılık su içiyoruz. Keçiboynuzunda bulunan lifler bağırsaklarınızı temizleyecek ve kabızlık sorununuzu kökünden çözecektir. Ayrıca günde bir bardaktan fazla olmamak kaydıyla rezene çayı içebiliriz.

4- Gece yatmadan önce 1 bardak ılık limon-bal karışımını içip yatıyoruz. Bu kürü aralıksız tam 10 gün uyguluyoruz. Bu süreçte günde 8 saatten az uyumamaya gayret ediyoruz.

5- Rezene çayı’da bağırsak hareketliliği için etkili çaylardan birisidir ve aşırıya kaçmadan günde bir kahve fincanı içilmesi halinde kolon temizliği için yardımcı olacaktır.

6- Etkili bir kolon temizleme için günde 20 dakika çok hafif tempoda yürüyüş veya ev içinde çok hafif karın egzersizleri yapıyoruz. ( Yere uzanıp bacaklarımızı karnımıza doğru çok hafif hareketlerle ve ağır çekimde 10 dakika çekiyoruz ). Bu hareketler sayesinde kolon hareketleri hızlanacak ve tıkanan borularda ki parçacıklar hareket haline geçecektir.

PERHİZ YA DA ORUÇ:
Haftada bir yada iki kez perhiz yapın. Bu sırada vücut sindirilmemiş olan yağları sindirir ve genel bir rahatlama sağlar. Perhizden sonra soğan, sarımsak, yoğurt, kefir gibi gıdaları yiyerek kolon temizliğine destek olabilirsiniz.

Oruç asla bir perhiz değil, ibadettir fakat Peygamber efendimizin bile haftada 2 gün oruç tuttuğunu biliriz. Bu yüzden perhiz yerine oruçta tutmanız sıhatiniz için oldukça faydalıdır.

BAL + ELMA SİRKESİ KARIŞIMI
Bu bağırsak temizleyen içeceği yapmak çok basit. Yukarıda bahsettiğimiz pastörize edilmemiş elma sirkesi ile organik bal gerekli. Bir bardak dolusu hafif sıcak suyun içerisine, 2 Yemek kaşığı elma sirkesi , 2 Yemek kaşığı organik bal ekleyin.

Bu karışımı bal tamamen eriyene kadar karıştırın ve günün başında ya da herhangi bir zaman diliminde içebilirsiniz.

kAYNAK: SEVİLEN HİKAYELER

 

 

Vücudunuz D Vitamini Eksikliğiniz Olduğunu Bu 13 İşaretle Gösteriyor

728xauto[1]

 

 

Gün geçtikçe D vitamini eksikliğinin sağlığınızı ne kadar olumsuz etkilediği ortaya çıkıyor.
Kalsiyum emilimini hızlandıran ve kemiklerinizin gelişmesini sağlayan D vitamini, özellikle dişleriniz ve iskeletiniz için çok önemli. Çoğu kişinin yeterince alamadığı vitaminlerden en önde geleni.
D vitamini eksikliğinin tespiti dikkat isteyen bir iş. Eksikliği birçok hastalığa kapı açıyor.
Bu nedenle belirtilerinden haberdar olmak çok önemli.
İşte D vitamini eksikliğinde vücudunuzun size verdiği 13 işaret.
D vitamini eksikliği nedir?
D vitamini eksikliği, neredeyse dünyanın her ülkesindeki insanları etkiliyor.
Eğer fazla dışarıya çıkmıyorsanız ve güneş ışığı almıyorsanız D vitamini eksikliği çekmeniz işten bile değil. Vücut bu vitamini kendiliğinden üretemiyor. Güneş ışığı almanız gerekiyor.
D vitamini yağ hücrelerinde aylarca depo edilebiliyor. Ancak soğuk bölgelerde yaşıyorsanız, D vitaminleri vücut tarafından hızlıca kullanılıyor. Bazı kaynaklardan aktarılanlara göre, D vitamini vücutta ortalama üç ay boyunca saklanıyormuş ancak bu kişiden kişiye değişiyormuş.
D vitamine ihtiyacınız olduğunun 13 işareti:

1- Kas zayıflığı/yorgunluğu
D vitamini güçlü bir sinir sisteminin olmazsa olmazıdır. D vitamini eksikliği ağrıya, kas zayıflığına ve hatta kofnitif yetersizliğe neden oluyor.
Newcastle Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, yeterince D vitamini alıyorsanız spor yaptıktan sonra daha az yorgun hissediyormuşsunuz.
2- Kemik ağrısı
Kemik ağrısı çeken 150 kişiye yapılan testlerde, %93’ünün D vitamini seviyesinin çok düşük olduğu görüldü.
D vitamini eksikliğinde kas lifleri tam olarak çalışmadığından kalça ve leğen kemiği çevresinde ağrılar meydana gelir.
3- Solunum problemleri
D vitamini solunum yollarınızın düzgün bir şekilde çalışmasını sağlayıp sizi hastalıklardan ve enfeksiyonlardan korur. Özellikle de çocuk için çok önemlidir.
Çocuğunuzda astım varsa, daha fazla D vitamini almasını sağlamalısınız. Yapılan yeni bir araştırmada, D vitamini takviyesi alan çocukların astım krizi geçirme riskinin %50 daha düşük olduğu görüldü.
4- Sıcak basması
Alnınız durup dururken terliyor mu? Oda sıcaklığı normal olmasına rağmen anormal bir şekilde terliyor musunuz? Boston University Medical Center’da çalışan Michael Holick’e göre bunların hepsi D vitamini eksikliğinin belirtisiymiş.
Yine eskiden doktorlar, yeni bebeği olan annelere alınlarını kontrol etmelerini söylerlermiş.
5- Depresyon
Yapılan birçok araştırmada D vitamini eksikliğinin depresyona neden olduğu kanıtlandı. D vitamini eksikliği çeken kadınların depresyona girme riski erkeklerin iki katı oranındaymış.
Finlandiya’da yapılan bir araştırmada D vitamini seviyesi yüksek olanların depresyona girme riski %35 daha azmış.
Yine de depresyon ve D vitamini arasındaki bağa dair tartışmalar yok değil.
6- Doğurganlık
Avustralya’da 2008’de yapılan bir araştırmada D vitamininin doğurganlıkta hayati önemi olduğu görüldü.
Ek olarak yapay döllenme yoluyla gebe kalmak isteyen anne adaylarından, D vitamini seviyesi yüksek olanlar tedaviye daha iyi yanıt veriyormuş.
7- Kronik baş ağrısı
Sık sık başınız mı ağrıyor? D vitamini eksikliği kronik baş ağrılarına neden oluyor.
Finlandiya’da 1984 ile 1989 yılları arasında 42 ile 60 yaşları arasında 2.600 erkeğin katıldığı bir araştırma yapıldı. Erkeklerden %68’inde D vitamini eksikliği ve beraberinde kronik baş ağrısı olduğu tespit edildi.
8- Cilt problemleri
Yapılan birçok araştırmada D vitamininin vitiligo ve sedef hastalığıyla savaştığı görüldü.
Greenmedinfo’dan aktarılanlara göre 2013 yılında 16 vitiligo ve 9 sedef hastasına D vitamini takviyesi verilmiş. Takviyenin ardından hastalıklarının ve belirtilerinin hafiflediği görülmüş.
9- Saç dökülmesi
Saçlarınız mı dökülüyor? D vitamini eksikliğiniz olabilir.
18 ile 45 yaşları arasında saçların dökülmesinden şikayetçi olan 80 kadının katıldığı bir çalışmada hepsinde D vitamini eksikliği tespit edildi.
10- Yorgunluk
Sık sık yoruluyor musunuz? Böyle hisseden birçok insan D vitamini eksiklikleri olduğunu bilmiyorlar.
Vücudunuz enerji üretebilmek için D vitaminine ihtiyaç duyar. D vitamini eksikliğinde günün büyük bir bölümünde yorgun hissedersiniz.
11- Yüksek tansiyon
D vitamini eksikliği direk olarak yüksek tansiyona neden oluyor. Güney Avustralya Üniversitesi araştırmacılarının yaptığı bir araştırmada kendilerini sürekli yorgun hisseden kişiler incelendi ve hepsinde de D vitamini eksikliği olduğu görüldü.
12- Kemiklerde zayıflık
30’lu yaşlara yaklaştığınızda vücudunuz kemik gelişimini durduruyor. D vitamini eksikliği bunun daha erken yaşlarda görülmesine neden oluyor.
Kemik erimesi ve D vitamini eksikliği arasındaki ilişki üzerine de yıllardır araştırmalar yapılıyor. Kalsiyum ve D vitamini takviyeleri alarak kemiklerinizin düzgün bir şekilde gelişmesini sağlayabilir ve kemik erimesinin önüne geçebilirsiniz.
13- Ruh hali değişikliği
D vitamini, mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin salınımında direk olarak etkilidir.
Sık sık kızgın hissediyor musunuz? Küçük şeyler sizi hemen rahatsız mı ediyor? D vitamini eksikliğiniz olabilir. Sheffield Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada D vitamininin anksiyete, uykusuzluk ve depresyona iyi geldiği görüldü.
D vitamini açısından zengin yiyecekler
Vücudunuzdaki D vitamini oranını arttırmak mı istiyorsunuz? İşte D vitamini açısından zengin olan yiyecekler:
Süt
Peynir
Yumurta sarısı
Karaciğer
Balık (Somon, levrek, turna, sardalya)
Mantar

D vitamini takviyeleri
Aşağıdaki yaş grubundakiler için D vitamini takviyeleri özellikle önerilir:
İki yaşının altındaki çocuklar
İki yaşının üstündeki koyu renk saçlara sahip çocuklar
Dışarıya fazla çıkmayan çocuklar
Balık yemeyen çocuklar
D vitamini açısından zengin yiyecekleri tüketmeyen hamile kadınlar
Dışarıda fazla vakit geçirmeyen yaşlılar

Bir limonun kabuğu, limonun içindeki sudan ”10” kat daha fazla vitamin barındırır..!

34923388_633275143675489_1165719549371219968_n[1]

Dünya’da en çok israf edilen şeylerden biride suyu sıkılmış limon kabuğudur. Genelde çöpe atılır. Oysaki buzdolabında dondurup, yeri gelince yemeklerde yada içeceğinizde kullanabilirsiniz.
Bir limonun kabuğu, limonun içindeki sudan ”10” kat daha fazla vitamin barındırır..! Bu kabuk kanserli hücreleri öldürmede çok etkilidir. Ve kemoterapiden 5 kat daha güçlüdür…
Karaciğeri ve böbrekleri temizler, strese ve sinir bozukluğuna iyi gelir…
Böyle bir nimeti çöpe atarak ziyan etmeyin…

Kanser ve şeker hastalığı tedavisinde Kudret Narı mucizesi!

kudret-nari-fiyati-nedir-nerede-bulunur-neye-iyi-gelir--1472249258[1]

 

Kudret narı, kabakgiller türüne ait tropikal bir bitkidir ve genellikle demlenerek çay olarak tüketilir. Yapılan bazı araştırmalara göre, bu bitki kanseri ve şeker hastalığını iyileştirebilir, ayrıca pek çok sağlık sorununu önlemeye yardımcı olacak özelliklere sahiptir. Bu bitkiden yapılan çay; Afrika, Asya ve Latin Amerika’da oldukça yaygındır ve düzenli olarak içildiğinde şeker hastalarında kan şekeri seviyesini düşürdüğü bilinmektedir. O kadar ki bazı araştırmalar kudret narından “sebze insülin” olarak bahsetmektedir.

Kudret Narı Çayı Şeker Hastalığını Nasıl Geçiriyor?

Kudret narı çayı, kan şekerindeki düzensizlikleri önlemek ve tedavi etmek için önerilmektedir. Bu tür düzensizlikler genellikle şeker hastalığıyla bağlantılıdır. Kudret narının içerdiği yüksek miktarda antioksidan kandaki şeker düzeyini düşürür bu da tip-2 şeker hastaları için çok faydalıdır. Araştırmalara göre, kudret narı glikoz metabolizmasına etki ederek metabolizma problemlerine iyi gelmektedir

.Kudret Narı Kanserle Savaşmaya Nasıl Yardım Ediyor?

Kudret narının kanser karşıtı özellikleri üzerine yapılan pek çok araştırma sonucunda, bu bitkinin kanser hücrelerinin büyümesini engelleyen kanser karşıtı bir özelliği olduğu ortaya çıkarılmıştır. “Cancer Research” dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, bilim insanları kudret narı özünün içerdiği yüksek miktarda antioksidanın kanser hücrelerinin büyümesini engelleme özelliği olduğunu keşfetmişlerdir. Bunun yanı sıra, bu antioksidan özellik vücudumuzdaki hücreleri kansere karşı korumaya ve serbest radikaller, kötü beslenme, çevresel toksinler ya da sigara dumanı nedeniyle ortaya çıkan hasarları azaltmaya da yardım eder. Colorado Üniversitesi’nde yapılan bir başka araştırmadaysa, kanserli farelere belirli miktarda kudret narı özü verildiğinde pankreas tümörlerinde %64 oranında azalma olduğu ve hiç bir yan etkiye de rastlanmadığı görülmüştür. Sonuç olarak, kudret narının içerdiği yüksek miktarda antioksidan bağışıklık sisteminin etkinliğini arttırmaktadır.

Kudret Narının Yan Etkileri

Kudret narı çayı hamileler için önerilmemektedir çünkü içeriğinde bulunan bazı bileşenler düşüğe neden olabilir.

Uzun bir süre boyunca kudret narı çayı tüketmek karaciğer iltihabı riskini yükseltmektedir.

Çay karaciğer dokusu için zararlı olmasa da karaciğerde bulunan enzimlerin seviyesini arttırması damar sertliği gibi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Diğer yan etkileri arasında mide bulanması, kusma, ishal ve mide ülseri bulunmaktadır. Bu çay çocuklar için zararlı olabilir ve ancak bir uzman gözetiminde kullanılmalıdır.Ayrıca, kudret narını sıklıkla içmek kalp atışlarında düzensizliğe, baş ağrısına, doğurganlıkta azalmaya, kas zayıflığına ve idrar tutamamaya neden olabilir.

Kudret Narı Nasıl Hazırlanır?

Kudret narı, piyasada toz ya da öz halinde bulunabilir. Çayı hazırlamak için bir litre kaynar suya bir ya da iki yemek kaşığı toz atarak 6-10 dakika arası demleyin. Ayrıca, kudret narını kapsül olarak da bulabilirsiniz.,

Kudret Narının Diğer Faydaları

Kudret narı, alfa karoten, beta karoten, lütein ve zeaksantin gibi antioksidanlar yönünden çok zengindir.

Ayrıca, önemli miktarda A vitamini içerir, içerdiği diğer antioksidanlarla birlikte vücudu serbest radikallerden korumaya, erken yaşlanma ve diğer hastalıkları önlemeye yardımcı olur.

Kudret narı çayı içmek, sindirim sisteminin sağlığını korumaya yardımcı olur. Sindirimi ve sağınımı canlandırarak besinlerin vücuttan geçerek atılması işlevini kolaylaştırır. Ayrıca kabızlığa ve hazımsılığa da iyi gelir.

Hindistan’da, enfeksiyonlarla ve uçuk gibi cilt hastalıklarıyla savaşmak için kullanılan popüler bir tedavidir.

Detay ► https://saglikhaberleri.com/sifali-bitkiler/kanser-ve-seker-hastaligi-tedavisinde-kudret-nari-mucizesi-h103757.html

Sağlık Haberleri

Yürümenin 20 Faydası

31961902_1046633288817367_8781448867355820032_n[1]

Günlük yaşantımızda giderek artan hareketsizliğin getirdiği hastalıklar, en önemli toplum sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Bu soruna yönelik olarak düzenli yapılan egzersizin önemi ise büyük.
Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi’nden Op. Dr. Eyüp Bakmaz, sağlığımızın temel taşı yürümenin faydalarını anlattı.
Yürümenin 20 faydasını biliyor muydunuz?

1)Metabolizmayı hızlandırır
2)Kalp kası ve diğer kasları kuvvetlendirir, daha etkin çalışmasını sağlar
3)Koroner kalp hastalıklarına karşı koruyucu rol oynar
4)Kilo kontrolünü sağlar
5)Dolaşımı düzenler, kalp, damar, beynin damarsal hastalıklar riskini azaltır
6)Kan basıncını düzenler
7)Sindirimi kolaylaştırır
8)Solunum kapasitesini arttırır
9)Şeker, yüksek tansiyon gibi birçok hastalık için koruyucu ve tedavi edici rol oynar
10)Vücuda sağlık ve zindelik kazandırır
11)Kan yağlarının düzenlenmesini sağlar. İyi huylu kolesterolü (HDL) yükseltirken kötü huylu kolesterolü (LDL) azaltır.
12)Kemiklerin kuvvetlenmesini sağlar, osteoporozu engeller
13)Eklem ve kas esnekliğini arttırır
14)Bel boyun ağrılarının hafifletir.
15)Sindirime yardımcı olur
16)Salgılanan hormonlar sonucu psikolojik olarak iyi hissetmemizi sağlar
17)Bağışıklık sistemini güçlendirir.
18)Yaşlanma süresini geciktirir
19)Düşünsel yeteneklerin gelişmesine katkı sağlar
20)Özellikle yaşlılarda fiziksel fonksiyonların iyileşmesinde katkıda bulunarak günlük yaşantılarında daha kolay sürdürebilmelerine yardımcı olur.

Neye dikkat edeceğiz?

1)1 yıl ve daha uzun süredir hareketsiz kişiler
2)40yaş üzeri ve hiç egzersiz yapmamış olanlar
3)Diyabet, hipertansiyon, diğer sistematik hastalığı bulunanlar
4)Hamileler
5)Baş dönmeleri ve baygınlık nöbeti geçirenler doktor kontrolünden geçmelidirler.

Asla yapılmayacaklar:

1)Risk grubunda iseniz hekimlerinizin olurunu almadan programınıza başlamayın
2)Çok sıcak havalarda ve günün sıcak saatlerinde yürümeyin
3)Şikayetleriniz var ise bunları önemseyip yürüyüşe ısrarla devam etmeyin
4)Herhangi bir enfeksiyonunuz var ise kendinizi iyi hissetseniz bile yürüme programınıza ara verin ya da düşük tempoda daha kısa süre yürüyün
5)Kendi kişisel programınız dışında size uygun olmayan egzersiz programlarına uymaya çalışın
6)Susadığınızda su içmeyi ertelemeyin
7)Basit nedenlerle programınızı ertelemeyin
8)Fazla terlemek amacıyla naylon sentetik giysiler giymeyin

Zerdeçal Suyu… Mucizenin Diğer Adı… Sayısız Faydasıyla Tanışmak İçin Mutlaka Bu Yazıyı Okuyun…

34460745_121229158768142_97057280112984064_n[1]

Zerdeçal’ın Faydaları
12 Ay boyunca her gün zerdeçal suyu içerseniz sonuçlarına çok şaşıracaksınız. Muhtemelen baharatların en popüler olanlarından zerdeçalın suyu, çok değişik amaçlar için kullanılsa da bu sefer sağlığınıza çok iyi gelecek bir tarif ile karşınızdayız.Vücudunuza sayısız etkisi ve güçlü antienflamatuar, yaşlanma karşıtı ve antioksidan olma özellikleri de var.Çalışmalardan alınan 7000’den fazla bil imsel makalede kürküminin sağlığımıza pozitif etkileri yer alıyor. Sayısız faydası olan kürkümin, zerdeçalın en etkili bileşenlerindendir.Bu özellikleri nedeniyle zerdeçal suyu en sağlıklı içeceklerdendir.
Şimdi sizlere gerçek bir öyküden bahsedeceğiz:İngiltere’nin Bristol kendinde bir kadın, 12 ay boyunca her sabah aç karna zerdeçal suyu içti ve tüm sağlığı baştan aşağı değişti. Sadece 12 ay bu sudan içerek kendinde birçok gelişme fark etti: vücudu alkalileştirmede önemli aşamalardan olan ph seviyesi olması gereken düzeye ulaştı ve eklem iltihabının semptomlarını gidermeyi başardı!
ZERDEÇAL SUYUNUN HAZIRLANIŞI
Bir bardak suya bir çay kaşığı zerdeçal atın ve biraz karıştırın; sonra bir tutam karabiber de ekleyip karıştırmaya devam edin. Sıcak içiniz. Zerdeçal suyunu her gün içtiğinizde olacak şeyler:Kalp sağlığınız düzene girer: Zerdeçalın ana bileşeni olan kürkümin kan pıhtısı oluşumunu engeller, damarlardaki plak oluşumunu temizler. Japonyada 2011’de Niigato Universitesi Eczacılık ve Uygulamalı Bilimler Fakültesinde uzmanların araştırmalarına göre, 20 gün boyunca zerdeçal kürü ile deneklerin kalpleri daha da güçlenmiştir. Erkek deneklerin ayrıca kalpleri de güçlenmiştir.
2)Vücudu Alkalileştirir: Kanserin sadece asidik bir ortamda gelişebildiğini biliyor muydunuz? Zerdeçal kürü vücudunuzu alkalileştirecektir.
3)Enfeksiyonla Savaşır: Ciddi hastalıkların ilk semptomlarından biri olan iltihabı, içerdiği antienflamatuar özelliği ile dindirir. Hem de vücudu korur.
4)Kemik İltihabı Ağrılarını Dindirir: 2012’de yürütülen bir araştırmaya göre, kürkümin non sterodial antienflamatuar bir ilaç etkisi gördüğü için ve Diclofenac’tan daha kuvvetli etkileri olduğundan ağrıları kolayca dindirdiği görülmüştür.
5)Karaciğeri Korur: Zerdeçal, safra kesesinin de çalışmasını güçlendirir ve zarar gören karaciğer hücrelerini yenileyerek, zehirli toksinlerin sebep olacağı birçok sorundan karaciğeri korur.
6)2. Tip Diabeti Tersine Çevirir: 2009’da Auburn Üniversitesinde yürütülen bir çalışmaya göre, zerdeçalın diabetin tedavisinde de etkili olduğu görüldü.
7)Beyni Korur Beyindeki büyüme hormonunun azlığı (BDNF) , bunamaya ve Alzheimera neden oluyor. Bilim insanları kürküminin hormonları düzenlediğini kanıtladı. Ayrıca, yaşa bağlı gelişen beyinsel hastalıkları da önlüyor.
8) Kanser Düşmanı Zerdeçaldaki kürkümin, çok güçlü bir antioksidandır. Hücrelerin zarar görmesini engeller ve dolayısıyla kanser de oluşamaz
9)Yaşlanmayı geciktirir ve Yaşam süresini Uzatır: Ana bileşen kürkümin enfeksiyonları engelleyerek, serbest kökleri saf dışı bırakır ve yaşlanmayı yavaşlatır.
10)Sindirimi Güçlendirir: Düzenli olarak zerdeçal suyunu içerseniz vücudunuzun sindirim sistemi düzene girecektir. Alıntı
resimlerde gördüğünüz gibi , tozu yerine kök olursa daha sağlıklı ve taze . Kökü toprağa hafif yerleşirirseniz başlıyor köklenmeye . Güzel çiçeğide var , ve köklerde çoğalmış olur . Ben kendim bazen pilav pişirdiğimde 1 çay kaşığı atarım içine ve sarımsı olur , bu köke alışsak iyi olucak . Tavuk yemeklerine çok iyi gider