Bir Kızılderili Öğretisi diyor ki:

anette inselberg kızılderili sözleri doğa
Bir atın susuzluğunu giderdiği yerden su iç; at hiçbir zaman kötü su içmez. Kedinin yattığı yerde uyu, kurdun değdiği elmayı ye. Sivrisineklerin yerleştiği mantarları korkusuzca topla. Köstebeklerin kazdığı yere ağaç dik. Yılanın ısınmaya durduğu yere ev yap. Sıcak günlerde kuşların yuva yaptığı yere kuyu kaz. Horozlarla beraber uyu ve uyan ki tüm gün için en sarı mısırlara ulaşabilesin. Daha çok yeşillik ye, ki bir hayvandaki gibi güçlü bacaklara ve dayanıklı bir kalbe sahip olabilesin. Daha çok yüzmeye git, ki dünyada kendini bir balığın kendini denizde hissettiği gibi hissedebilesin.
Daha sık gökyüzüne bak, daha az ayaklara, böylece düşüncelerin daha net ve hafif olacaktır. Konuşmak yerine, daha çok sessiz kal; böylelikle ruhun sakinliğe ve huzura erebilecek.

Paranın Enerji Akışı? İşte Zenginliği çekmek için basit bir Mudra!

anette inselberg paranın akışı mudralar enerjiler

 

Birçok insan bugün zor işlerle uğraşmakla birlikte, sık sık para eksikliği yaşamaktadır, finansal zorluklarla karşı karşıyadır. Bu durum sizlerede tanıdık geliyor mu? Belki de her şey enerjiyle ilgilidir.

Paranın enerjisinin aktığı, akışının istikrarsız olduğu ve periyodik olarak engellendiği görülür.

Akışın stabilizasyonu için, kendi içinde bilgi, inanç ve duruşlara sahip özel bir mudra tavsiye edilir.

Budizm ve Hinduizm’de yüzyıllardır kullanılmış ve şimdilerde de, büyük bir popülerliğe sahiptir. Etkisi gerçekten inanılmazdır!

Bu mudra düzenli enerji akışı ve maddi refahı sağlar. Ama bu, aniden gökten bolluğa düşeceğiniz anlamına gelmez. Gelirler, ihtiyacınız olduğu kadar eşit bir şekilde gelir. Daha fazla değil, daha az değil, refahı hissetmek için yeterlidir. Para her zaman yeterli olacaktır.

Ellerininizi avuç içinizle karşı karşıya gelecek şekilde dizlerinizin üzerine koyun. Avuç içlerinizi birleştirin, küçük parmaklarınızı birbirine bağlayın.

Başparmaklarınızı ve orta parmaklarınızı iki elinizle birleştirin.

Gözlerinizi kapatın. Derin derin nefes alıp verin

Konsantre olun ve kaşlarınızın arasındaki bir noktada biriken enerjinin olduğunu düşünün.

Bu enerji kaynağının  emniyeti içine girin.

2-3 ay boyunca günde iki kez bu ritüeli yapın. Yapmak için en uygun zaman sabah ve akşamdır.

Akıllı mudra, mali durumlarını iyileştirmek isteyen herkese uyar.

alıntı

Yolunuzu Tıkayan Anlaşmaları İptal Etme Ritüeli ve Testi…

IMG_8222

Bu fotoğrafa baktığınızda kadın mı, çiçek mi yoksa arpı mı görüyorsunuz…

Eğer kadını görüyorsanız: Atalarınızdan özellikle anne tarafından getirdiğiniz karmik sözleşmeleriniz var. Ve bunlar sizin hayatta istediğiniz yola sapmakta blokajlar oluşturuyor. Bu akşam bir bardak su alın ve ”atalarımdan getirdiğim artık işime yaramayan tüm karmik sözleşmeleri iptal ediyorum, iptal ediyorum, iptal ediyorum” deyin ve sudan üç damla için. Bu ritüeli beş gün boyunca tekrarlayın. Yolunuzun açıldığını fark edeceksiniz.

Eğer çiçeği görüyorsanız: Geçmiş yaşamlarınızdan getirdiğiniz ve sizi geride tutan anlaşmalarınız var demektir. Ve bu anlaşmalar istemediğiniz kararlar almanıza sebep olmakta. Bu gece bir bardak su alın ve ”geçmiş yaşamlarımdan getirdiğim ve artık işime yaramayan tüm anlaşmalarımı iptal ediyorum, iptal ediyorum ve iptal ediyorum” deyin ve sudan üç damla için. Bu ritüeli üç gün boyunca tekrarlayın. Yolunuzun açıldığını fark edeceksiniz.

Eğer arpı gördüyseniz bu hayatta bilinçaltınıza kaydettiğiniz olumsuz anıların etkisinde olduğunuzu gösterir. Bu da hayatınızda tıkanıklıklar yaşamanıza sebep olur. Bu gece bir bardak su alın ve ” hayatımda tıkanıklara sebep olan tüm bilinçaltı kayıtlarımı iptal ediyorum, iptal ediyorum ve iptal ediyorum ” deyin ve sudan üç damla için. Ve bu ritüeli yedi gün boyunca tekrar edin. Yolunuzun açıldığını fark edeceksiniz.

Şifa olsun,

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Ruhumuzu, Zihnimizi Ve Bedenimizi Temizleme Ritüeli

anette inselberg beden ruh zihin temizlik ritüel

Ritüel ellerin birbirine sürtülmesiyle ve kendi kendimize düşünmemizle başlar,

—Eller doğru yollarda kullanılmalıdır, pişman olunacak yollarda değil.

Ve ardından ağzımızı ellerimizi kullanarak yıkar ve o esnada deriz ki,

—Ağzını doğruluk için kullan. Doğru kelimeler için. İncitecek kelimeler için kullanma, pişman duyulacak hiç bir kelime için kullanma.

Sonrasında burnumuzu ellerimizle yıkar ve düşünürüz ki,

—Bu burun, egomun davranması gerekenden daha öteye geçecek durumlarda, bu işlerin içine girmekten uzak duracaktır.

Sonrasında gözlerimiz yıkarken deriz ki,
—Gözler ışığı görmelidir, gerçeği, “BİR” olanı. Onlar diğerlerin hatalarını görmemelidir. Onlar Bir olandan daha ötesini görmeyecek ama benim için doğru olanı; yapılması ve yapılmaması gerekeni görecektir.

Ardından yüzümüzü yıkarız ve deriz ki,

—Işıkla yüzleş. Dik dur, gerçekle yüzleş. Başarısızlığı gördüğümüz yerde, yüzünü ışığa dön.

Ardından yavaşça kafamıza masaj yapar ve kendi kendimize söyleriz ki,

—Başını serin tut-rahatlamış, zihni sakin. Zararlı ve gereksiz fikirlerle gerilme.

Kulaklarımızı yıkarken deriz ki,

—Kulaklar gerçekleri duymak içindir. Kötü şeyler ya da dedikodu duymam için söylenmemiştir.

Ardından ensemiz ve omuzlarımızı hafifçe ovmaya başlarız ve deriz ki,

—Omuzlarım, ensem rahat. Çünkü gerginlik veya baskı burada kalıp bekleyemez.

Son olarak bacaklarımızı önden arkaya doğru hafifçe sıvazlarken deriz ki,

—Ayaklarım beni doğru yoldan geçirerek taşıyacak, ateşe doğru değil. Hatta ateşe yürümüş olsak bile, su, ben ateşten geçinceye kadar, ateşi söndürecektir.

Alıntı

Betül Mardin’ den Gençlere Öğütler

betul_mardin_74_1280_1280[1]

 

‘Tanrım, bana yaşamımın sonuna kadar çalışacak iş ver.
Tanrım bu işleri yapacak kadar da ömür ver.’
(Betül Mardin 16 yaşında iken anı defterine yazdığı not.)
Sevgili Gençler,
Size öğüt vereceğime, yaşam hikayemin bir yerinden girip diğer ucundan çıkmaya karar verdim. Yaşam, zaten ders kitabı değil midir?

Çocukken dilsizdim. İnsan özürlü olunca bir yolunu bulup, onu kapatmaya çalışır. Karşısındakini de kandırdığını, durumsuzluğunu idare ettiğini sanır. Ancak, o zaafla ilgili soru sorulursa sakatlığını bütün açıklığı ile hatırlatır.
Dostlar öğrenmek isterlerdi, ‘O yıllarla ilgili neler hatırlıyorsun, çok mu acı çektin? Diye. Sıkıntım yoktu, fakat etraftakilerin beni göstererek konuşmalarından bende bir eksiklik olduğunu anlıyordum.
Sonra kelimeler ağzımdan döküldü, konuştum.
Başlarda cümlelerin ortasında durup, yutkunup tekrar konuşmaya başlardım. Gene o özrümden dolayı algılama sorunum vardı. Arkadaşlar bir veya iki defada konuyu kavrıyorsa, ben yazıp çizip temize çekip, sabah erken kalkıp okursam ancak anlıyordum;
Ama ben öğrendiğim vakit arkadaşlara ders verecek duruma geliyordum. Dolayısı ile, araştırmak, derinine öğrenmek, bilgi edinmek bende bir emel oldu. Kelimeler aklımda kalmazsa, başka komik sözcüklerle kafiyelendirirdim. Bazen aksi anlamına gelen bir kelimeyle hatırlardım. Önemli satırların altını mutlaka çeşitli renklerde kalemlerle çizerdim.
Zaaflarıma kul köle olmamalıydım. Belki tüm yaşamımda bu doktrin ile başarılıydım diyemem ama, sanıyorum hiç olmazsa bu yolda çok çalıştım.
Sonra, bir gün büyükbabam bana bir ‘iyi’ bir ‘kötü’ ders verdi.
Devrin hem ileri gelen bir iş adamıydı, hem de çok önemli bir hukukçuydu. Ancak yemeklerinde arasında siyasetçiler, şairler, yazarlar ve düşünürler bulunurdu. Konuşmalar fevkalade ilginç ve benim için öğreticiydi.
O gece, yemeğin ortasında, sohbet koyulaştığı bir anda, evin kahyası büyükbabama eğilip gizlice bir not iletti. O da etraftakilerden özür dileyip kalktı ve yandaki salona geçti. Çok geçmeden geri döndü ve nerede kalmıştık edasıyla oturdu. Konuklar merak etmişti, kötü bir haber miydi? ‘Hayır’ dedi büyükbabam, ‘bizim postacımız, yılardır Büyükdere-Sarıyer hattında görev yapar. Erzurum’a tayini çıkmış, ricaya gelmiş, posta müdürüne söyleyeyim diye.’
Konuklar ve aslında küçük ben, merak etmiştik, sorun çözülebilir miydi? Ümit var mıydı? ‘Yok canım yardım sözü verdim ama müdürü de aramaya hiç niyetim yok’ dedi. O an gözümün önüne postacının sevinç ve umutla eve dönüşü geldi. Halbuki, ‘rica’ yerine hiçbir zaman ulaşmayacaktı, ona ve ailesine çoktan yol görünmüştü.
O anda ömür boyu sürecek bir yemin verdim: benim defterimde insanı oyalamak olmayacaktı. Bir iş yapılacaksa, o an takibe alınacak veya baştan olumsuz cevap verilecekti.
Oyalamak, yapıyormuş gibi görünmek aslında karşısındakini aldatmak, onu hafife almak değil miydi?
Bu olayda büyükbabam iyi bir not almamıştı ama verdiği diğer ders ile hayatımı düzene koydu.
Şöyle ki:
Gene bir akşam, yemekten sonra, kahveler yudumlanırken yaşamın güçlükleri, aşılması imkansız manialardan söz ediliyordu. Büyükbabam ‘Her mania aslında kapalı bir kapı gibidir.
Olay, o kapıyı ağzına kadar değil, bir kırıntık açabilmektir’ dedi.
‘Derhal, ayakkabınızın ucunu o araya sokup bekleyin. Kapı bir süre sonra mutlaka açılacaktır.’
Konuşmanın üzerinden birkaç yıl geçti ve babam benim yatılı olarak devam ettiğim koleji bitirmeme yasak koydu.Kapı yüzüme kapatılmıştı.
Yukarıdaki düsturu uygulamak üzere bir pazarlığa oturdum. Uzun tartışmalar sonucunda, gündüzcü olmak üzere anlaştık. Daha bir çok şart vardı ama ayağımın ucu kapının aralığından girmişti.
Ertesi yıl üniversite yasak edilince tekrar aynı metoda başvurdum.
Dört yıl süren ‘biçki-dikiş, yemek-pasta, çocuk bakımı, ev idaresi’ gibi kursları bitirdim. Tüm yaşamımda, kah tiyatro, sinema ve televizyonda çalışırken, kah turizm, ağırlama veya halkla ilişkilerde bu bilgi birikimimden yararlandım, çocuklarımı elden geldiğince doktorsuz büyüttüm. Kapı açılmıştı.
Derken, çalışmam bir meslek sahibi olmam yasaklandı. Ama artık dersimi biliyordum. İçimden bir enerji, önüne geçilmez bir güç yükseliyordu. Sanki çiçek açmış bir ağaç gibiydim. Kapının ardına kadar açılması yıllarımı aldı ama beklemek değdi diyorum.
Sevgili gençler, her şeyden önce amacınızı bilmeniz gerek. Güçlükleri aşmak, kapıları açmak hep o amaca varabilmek içindir.

ETRAFINIZA IŞIĞINIZI YAYIN !!!

anette inselberg ışığını yay
Amerikalı biri ölüm döşeğinde iken hasta yatağında üç yetişkin çocuğunu yanına çağırdı ve şöyle dedi:
“İçinizden biri yıllar boyu uğraşarak kurduğum şirketin başına geçecek. Hanginizin bunu hak ettiğine karar vermek için, her birinize birer dolar vereceğim. Şimdi gidip bu bir dolarla ne alabiliyorsanız alacaksınız, ama bu akşam geri döndüğünüzde paranızla aldığınız şey hastane odamı bir uçtan bir uca doldurmalı.”
Akşam geri döndüklerinde babaları sordu. “Birinci evladım bir dolarınla ne yaptın? “
Çocuk cevap verdi: “Arkadaşımın çiftliğine gittim, bir dolarımı verdim ve iki balya saman aldım. Sonra odadan dışarı çıktı, saman balyalarını getirdi, açtı ve havaya savurmaya başladı. Oda bir anda samanla dolmuştu. Ama biraz sonra samanların tamamı yere indi ve babanın söylediği gibi, odayı bir uçtan öbürüne kadar doldurmadı.
Adam sordu: “Peki ikinci çocuğum, sen paranla ne yaptın?”
”Yorgancıya gittim. İki tane yastık aldım.” Bunu söyleyen çocuk, yastıkları içeri getirdi açtı ve tüyleri bütün odaya dağıttı. Zaman içinde tüyler yere düştü, böylece oda yine dolmamıştı.
”Sen, üçüncü çocuğum, sen paranı ne yaptın?” diye sordu adam.
“Dolarımı cebime koyup senin yıllar önceki dükkanın gibi bir dükkana gittim. Dükkanın sahibine parayı verdim ve bozmasını istedim. Dolarımın 50 centini çok değerli bir şeye verdim. 20 centini şehrimizdeki iki yardım kurumuna bağışladım. 20 centi de kiliseye verdim. Böylece geriye bir onluğum kaldı. Bununla iki şey aldım.”
Çocuk elini cebine atıp bir kibrit kutusu ve bir mum çıkardı. Işığı kapatıp mumu yakınca oda mumun yaydığı ışıkla dolmuştu. Oda samanla veya tüyle değil, bu defa bir uçtan öbür uca ışıkla dolmuştu.
Baba bu durumdan çok memnun olmuştu. Üçüncü çocuğuna dönerek:
“Yaptığını çok beğendim evladım.”dedi ve devam etti:
“Bu şirketin başına geçmeyi en çok sen hak ediyorsun çünkü yaşam hakkında çok önemli bir şeyi, ışığını yaymayı biliyorsun. Bu çok güzel…

Japonya’da her sokakta içi şemsiye dolu küçük standlar vardır…

anette inselberg şemsiye

Japonya’da her sokakta içi şemsiye dolu küçük standlar vardır… Yağmur yağdığında insanlar istediği şemsiyeyi alıyor, yağmur dindiğinde iise en yakın standa geri bırakıyor…

Sizce de harika değil mi?

BİR SÜRE SONRA

anette inselberg bir süre sonra
Bir eli tutmakla, bir ruhu zincirlemek arasındaki farkı öğrenirsin .
Ve aşkın yaslanmak,
Birlikte olmanın da güvenmek anlamına gelmediğini öğrenirsin.
Ve öpücüklerin sözleşme
Ve hediyelerin vaad olmadığını öğrenmeye başlarsın.
Ve yenilgileri
Başın dik ve gözlerin açık karşılamaya başlarsın,
Bir çocuğun üzüntüsü ile değil, bir yetişkinin zarafeti ile….
Ve her şeyi ,
Bugünü düşünerek yapmayı da öğrenirsin,
çünkü yarın ile ilgili her şey belirsizdir.
Bir süre sonra güneş ışığının bile
eğer fazlasına maruz kalırsan , yakıcı olduğunu öğrenirsin.
Bu yüzden,
Başka birinin sana çiçek getirmesini beklemeden kendi bahçeni kendin yarat ve süsle .
Ve göreceksin ki ,
Dayanıklısin ,
Ve kuvvetlisin ,
Ve değerlisin ….
(Veronika Sooftsall )

@hülya değerin sayfasından alınmıştır

Bazı şeyler için artık sabrım yok; ukala biri haline geldiğim için değil

anette inselberg bazı şeyler için sabrım yok

 

 

“Bazı şeyler için artık sabrım yok; ukala biri haline geldiğim için değil, aksine hayatımda artık beni mutsuz eden ya da üzen şeyler ile vaktimi daha fazla kaybetmek istemediğim bir noktaya ulaştığım için… Laf sokmalara, haddinden fazla eleştirilere ve hangi türden olursa olsun talep ve beklentilere artık sabrım yok. Benden hoşlanmayan insanları memnun etmeye, beni sevmeyen insanları sevmeye ve bana gülümsemeyen insanlara gülümsemeye yönelik arzumu kaybettim. Artık yalan söyleyen ve beni yönetmek isteyen insanlara bir tek dakika bile harcamak istemiyorum. Oyunların, ikiyüzlülüğün, sahtekarlıkların ve ucuz övgülerin olduğu ortamlarda bulunmak istemiyorum. Çok bilmişliğe ve akademik ukalalığa tahammülüm yok. Aynı şekilde boş dedikodulara da bulaşmak istemiyorum. Uyuşmazlıklardan ve karşılaştırmalardan nefret ediyorum. Farklılıklardan, hatta zıtlıklardan oluşan bir dünyaya inanıyorum, bu nedenle katı ve toleransı olmayan olan insanlardan kaçınıyorum. Arkadaşlıkta sadakatsizlikten ve ihanetten hoşlanmıyorum. Birisine nasıl iltifat edileceğini ya da cesaretlendirmek için ne diyeceğini bilmeyen insanlarla bir arada olamıyorum. Abartılar beni sıkıyor ve hayvanları sevmeyenleri kabullenmekte zorlanıyorum. Ve her şeyin de üzerinde, sabrımı hak etmeyen hiç kimseye sabrım yok”

25 Eylül Dolunayıyla Beraber Hayatınızdan Silmeniz Gerekenler…

anette inselberg dolunay sil gitsin

 

HAYATINDAN SİL GİTSİN
1- Sen aramayı, yazmayı bıraktığın an bakarsın ki o aramıyor, yazmıyor. Bütün ilişkiyi sen devam ettiriyorsun,
Sil gitsin
2- Bir insandan bir şey öğrenemiyorsan, o insan gereksizdir.
Sil gitsin
3- Başkalarının sırlarını sana anlatan senin sırlarını da başkalarına anlatır.
Sil gitsin
4- Tartışmayı bilmeyen, dinlemeyen, kendi fikrini dayatan insanla konuşacak bir şeyin yok.
Sil gitsin
5- “Yoğunum” kelimesini ağzına sakız etmiş, sürekli zamansızlıktan dem vuranı Sil gitsin
Unutma!. Zaman hiçbir zaman bulunmaz, yaratılır…
6- “Ben buyum” deyip sıyrılan insanla asla anlaşamayacaksın.
Sil gitsin
7- Saatlerce kendi derdini anlatıp durur, bencillikten burnunun ucunu görmez.
Sil gitsin
8- Ne yaparsan yap gülmez. Bazıları mutsuzluktan beslenir.
Sil gitsin
9- Senden alır, alır, alır…. vermeye gelince beklentisiz sevgiden dem vurur.
Sil gitsin
Değer veriyorsan değer görmelisin. Aksi aptallıktır…
10- Kendi yapamadığı için senin başarılarını küçümser. Hatta dürüstlük adı altında kıskançlığını kusar. Sıkma canını, onun derdi kendi acizliğiyle.
Sil gitsin
11- Hayallerini dinlemeyenleri, acını ve mutluluğunu paylaşmayanları,
Sil gitsin

”Evrendeki tüm iyileştirici enerjilere açığım.

anette inselberg dolunay arınma

 

25 Eylül Koç-Terazi Dolunayı yeni hayatımıza geçişte önemli bir geçit, kapı olabilir. Dolunay enerjisinde buyrun rahmetli Louise Hay’in niyetini sesli olarak okuyalım.
”Evrendeki tüm iyileştirici enerjilere açığım.
Vücudumdaki her bir hücrenin zekasına ve kendini nasıl iyileştirmesi gerektiğini bildiğine inanıyorum.
Bedenim sürekli mükemmel sağlığa kavuşmak yolunda ilerliyor.
Şimdi iyileşme sürecimi sekteye uğratan bütün engellerden kurtuluyorum.
Bütün nefret duygularını, kıskançlığı, kızgınlığı, korkuyu, kendime acımayı, utancı ve suçluluk duygusunu bir yana bırakıyorum.
Beni incittiğine inandığım herkesi ve her şeyi affediyorum.
Başkalarını incittiğim için ve kendimi geçmişte yeterince sevmediğim için kendimi affediyorum.
Bedenimi seviyorum. Her bir organıma, kemiğime, etime, vücudumun her yerine sevgi yolluyorum.
Tüm hücrelerimi sevgiyle yıkıyorum.
Geçmişteki sağlıklı günlerim için bedenime şükran duyuyorum.
İyileşmeyi ve sağlıklı olmayı şimdi ve burada bütünüyle kucaklıyorum.”
Louise L.Hay
Ruhuna sonsuz saygıyla… Sevgiler
İlker

Sonbaharda Kendinize Ve Sevdiklerinize Yaşam Çiçeği Kolye Ve Bilekleri Hediye Etmek İsteyenler İçin İletişim Aslı: 05412422324

Yaşam Çiçeği Güncel Reklam (1)

Sonbahar enerjisine girdiğimiz bugünlerde yaşam çiçeği kolye ve bilezikleriyle negatif enerjilerden korunabilir sevdiklerinize güzel bir hediye verebilirsiniz…

 

YAŞAM ÇİÇEĞİNİN ANLAMI
iç içe geçmiş çemberler ve onları çevreleyen büyük bir çemberden oluşan bir geometrik şekil, Yaşam Çiçeği olarak adlandırılıyor ve bu sembolün evrenin sırlarını barındırdığı düşünülüyor. Kutsal geometri deyince aklımıza gelen ilk form olan Yaşam Çiçeği, tüm yaşam formlarının içinde bulunuyor.
Bu iç içe geçmiş yedi küre ilk olarak yaşam tohumunu veriyor, sonra 19 küreye kadar devam ediyor ve onları bir bütün olarak içine alan 20’nci küre ile Yaşam Çiçeği meydana geliyor. Çiçek denmesi ise hayatın beş döngüsünü anlatıyor, hiç bitmeyen döngülerden bahsediyor. Bir hayat ağacını ele aldığınızda meyve toprağa düşer, ağaç olur, ağaçtan çiçek olur, çiçekten meyve olur, tekrar toprağa düşer, tekrar bu döngü başlar. Dolayısıyla bu form bir çiçekten öte hayatın bitmeyen döngülerini anlatıyor.
Üzerinde taşıyan kimsenin sezgisel gücü ve yaratıcılığı artar aynı zamanda negatif enerjiden korunur…

Nişantaşında atölyeleri olan Aslı ve Murat Çiftine ait bu tasarımlara ulaşmak için iletişim bilgileri

http://www.agdsign.com
http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324

Yaşam Çiçeği Tohumu Kolye ve Bileklikler 925 ayar gümüş

Yaşam Çiçeği Kolyeler Ürünler pirinç üzerine altın kaplama.

Fiyatları 80₺ ‘dir.

Alzhemier’a Karşı Beyin Jimnastiği

anette inselberg hafıza matematik

Solcusu-sağcısı herkes cenaze törenindeydi

anette inselberg sağcı solcu herkes birlik

 

Solcusu-sağcısı herkes cenaze törenindeydi Çok az insana nasip olur bu! Çünkü babam şu kesimin, bu kesimin adamı değildi. Herkes eşit olsun ve ilerlesin isterdi. O yüzden de cenazesinde her kesimden insan vardı. İnanılmaz bir kalabalıktı! Yetkililer bile bu kadar büyük bir kalabalık beklemiyordu! Hatta biz bir ara endişe ettik, yeteri kadar polis yok diye. Ama tek bir taşkınlık olmadı. Babam görse çok şaşırırdı!
Neye? Bu kadar sevildiğini, kalabalığı görse, ‘Vay, bu kadar seviliyor muyum?’ derdi. Babam çok enteresandır, meşhur olduğunu, sevildiğini unuturdu.
Hakikaten mi? Gerçekten! Mesela derdim ki; ‘Baba bak arkadaşın seninle fotoğrafını Facebook’a koymuş, 3 bin kişi beğenmiş’. ‘Vay be 3 bin kişi beni beğenmiş mi? der, hakikaten çocuk gibi şaşırırdı. Yemekte biri yanına gelip fotoğraf çektirsin, ‘Bak beni hala tanıyorlar’ derdi. ‘Baba ne diyorsun ya?’ der, gülerdik.
Onun gibi birinin egosu nasıl bu kadar az olabilir?
Kendini her zaman Kayserinin bir köyünden çıkmış, işportacılık, cankurtaranlık yapmış, sıradan biri olarak görürdü.
İçindeki çocuğu, gerçek kişiliğini bozmadığı için şımarmadı.
Şöhretin, baskıların, hapislerin kendini değiştirmesine izin vermedi.
O yüzden Tarık Akan oldu!
Barış Üregül Akan(Tarık Akan’ın oğlu)

Aşure günü neler yapılır

anette inselberg aşure günü

 

AŞURE NE DEMEKTİR? AŞURENİN ANLAMI: Aşure, (Aşura) Arapça’da 10 manasına gelen “aşara” kelimesinden türemiştir. Sözcüğün Sâmî diller arasında ortak bir sözcük olduğu düşünülmektedir. Ayrıca, sözcük (ve gün) Musevilik inancında Büyük Kefaret Günü için kullanılmıştır.

AŞURE GÜNÜ YAPILMASI GEREKENLERE BİR KAÇ ÖRNEK

Aşure günü eve alışveriş yapmak, bakliyat almak çok iyidir. Sene boyu evde bolluk bereket olur

Yetim sevindirmek.

Aşure yapıp komşulara dağıtmak .

Sadaka vermek.

Oruç tutmak

Dua okumak.”Sübhanallahi mil’el mizan. Ve müntehel-ılmi ve meblegar-rıza ve zinetelarş”

Akrabayı ziyaret etmek. Onlara hediye götürmek.

Yıkanmak

 

 

AŞURE NASIL YAPILIR: Aşure nasıl yapılır? İşte Aşure tarifi…
Malzemeler
500g aşurelik buğday (3 su bardağı)
Yarım çay bardağı pirinç
1 su bardağı nohut
1 su bardağı kuru fasulye
200 g kuru kayısı
200 g kuru üzüm
1 su bardağı fındık
3 lt su
2 su bardağı süt
4 su bardağı toz şeker
çeyrek çay kaşığı tuz
çeyrek çay kaşığı karabiber
yarım çay bardağı karanfil suyu (1 tatlı kaşığı karanfili kaynatıp, suyunu alın)

Aşureyi süslemek için gereken malzemeler
25 g fındık
25 g kuş üzümü
100 g ceviz
1 adet nar
Tarçın
Yapımı:
Nohut ve fasulye ayrı ayrı pişirilir. Buğday yıkanarak ayrı tencereye alındıktan sonra 10 dakika kadar sıcak suda kaynatılır. Buğday kaynarken çıkan sarı su süzülür. Aynı süzme işlemi 2 kere daha tekrarlanır. Süzme işleminden sonra buğdayın üzerine biraz daha su ilave edilerek 50 dakika kadar daha pişmeye bırakılır. İyice pişen buğday, nohut, fasulye, doğranmış kayısı, kuru üzüm ve yıkanmış pirinç ile 15 dakika daha kaynatılır.
Ardından sıcak süt, şeker, tuz, karabiber, fındık, karanfil suya eklenerek yine 15 dakika kadar kaynatılır. Aşure pişirirken dikkat edilmesi gereken 3 litre kadar su kullanımıdır. Pişirme işlemi esnasında yanınızda sürekli kaynar su bulundurmaya özen gösterin. Kaynama işlemi bitince aşurenizi kaselere alarak, üstünü nar ve tarçınla süsleyebilirsiniz.

Not: bir kaç kaynaktan derlenmiştir