23 Eylül Sonbahar Ekinoksunda Yapılacak Ritüel

anette inselberg 23 eylül ekinoks
Ekinokslar çok önemli enerji değişikliği olan günler olduğundan ritüelle bu enerjilerden faydalanmak iyidir.
Ekinoksların özelliği hem eskide kalmış kalıpları, inançları, öfkeleri, kırgınlıkları bırakmamıza hem de yeni dileklerimizi ortaya koymamıza yardımcı olan enerjiler barındırırlar.
Ekinoks Ritüeli Malzemeleri
Bir adet beyaz karton
4 adet kuş tüyü ya da kuş tüyü fotoğrafı
Bir bardak su
Kağıt yakmak için küçük bir kap
Yok olmasını istediğimiz şeyleri yazacak bir kağıt
Siyah tükenmez kalem
Sevdiğimiz herhangi bir kolye
Ben bu ritüelle de beyaz kuartz kolyemi kullanıyorum

Ritüelin Yapımı
Öncelikle kuş tüylerini beyaz kartonun üzerine fotoğraftaki gibi yerleştiriyorsunuz.
Üçgenin üst bölümüne bir bardak su koyuyorsunuz. Kolyeyi de bardağın yanına koyuyorsunuz.
Üçgenin alt bölümüne kağıt yakmak için küçük kabı yerleştiriyorsunuz.
Böylelikle ritüel alanını hazırlamış oluyoruz. Akşam 21.00 dan sonra bizden gitmesini istediğimiz tüm kızgınlık, kırgınlık ve kalıpları yazmaya başlıyoruz. Ve bu yazdığımız kağıdı ritüel alanındaki kabın içinde ‘’Oh be benden gittiler yandılar bittiler kül oldular’’ diyerek yakıyoruz.
Yakma işlemi bittikten sonra sevdiğimiz kolyemizi iki elimizin eline alıyoruz ‘’ bu yeni dönemde hayatıma iyi haberler, teklifler, şans, bolluk, bereket, aşk, sağlık, güzellik girdi yaşasın, yaşasın, yaşasın’ ’diyoruz ve kolyeyi suya bırakıyoruz.
Ertesi gün 09.00 dan sonra gün içinde istediğimiz bir zaman tüyleri ve kaptaki külleri toprağa gömüyoruz kolyeyi de en az yedi gün takıyoruz. Yedi gün boyunca kolyeyi üstümüzde her gördüğümüzde (taktığımızı her hatırladığımızda) Hayat çok güzel yaşasın’’ diyoruz.
Herkese şifa olsun…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Bir hikayenin mutlu sonu nedir sizce?

anette inselberg mutlu son

Bir hikayenin mutlu sonu nedir sizce?
İnsan ölmeden hikayesi bitmez ki.
Ve mutlu son dediğimiz kavuşmak mıdır?
Zengin olmak mıdır ? Aşkla doymak mıdır?
Nispet edercesine bir şeyler kanıtlamak mıdır?
Tek bildiğim iç huzur diye bir yer var, her şey orada başlayıp orada bitiyor. Kendi içinizde barışmadığınız sürece, hiçlik makamına ermediğiniz sürece, ne taht ne baht insanı memnun etmiyor.
Yediğiniz bir lokma, giydiğiniz bir hırka,
varlığına dua ettiğiniz sevdikleriniz
olsun yanında; yeter mesut olana.
Gülten Alp

Anadolu’da “ağaç korkutma” diye bir gelenek var.

anadoluda ağaç korkutma geleneği

 

Anadolu’da “ağaç korkutma” diye bir gelenek var. Ağaçların ruhları olduğuna inanıyorlar. Meyve vermeyen ağacın yanına, tam da cuma saati, bir elinde balta ile gidiyor insanoğlu. Diyor ki “keseyim mi seni haaa, keseyim mi?” Oyuna dahil başka biri gelip diyor ki “aman beyim kesme, bu sene vermediyse seneye kesin verir meyvesini.” Üç kere tekrarlıyorlar bu oyunu. İnsan ağacı bağışlıyor. Sonunda yine de göz dağı olsun diye bir çizik atıyor gövdesine, canını azıcık yakıyor ki kesilince neler olacak hissetsin. Gerisi ağaca kalmış… Sormadan edemiyorum; hani ya ruhu vardı bu ağacın?
Pazartesi okullar açıldı. Yürüyen ağaçlarımızın kimisi sınıflardan içeriye koşarak girdi, kimisi sürünerek… Çalış, başar, yap, öğren, kazan, koş diye parmak sallayarak korkutuyoruz ağaçlarımızı. Sürecin sonunda kimisi meyve verecek, kimisi vermeyecek. Meyve bizim beklentimiz; büyük mesele ise ağacın kendisi, ağacın ruhu… Meyve veriyorsa ne ala, vermiyorsa da gölgesi yeter, varlığı yeter, nefes alıp verişi yeter diyebilsek keşke.
Şermin Yaşar, Oyuncu anne

Babam der ki ‘evlat bizim sana vereceğim en iyi hediye terbiyedir.’

ANETTE İNSELBERG TERBİYE EĞİTİM

 

“Eczacılığı kazandım, heyecanla memlekete gittim. Babam çok mutluydu, annem babam telefonda haberi duyunca gözleri dolduğunu anlattı. Baba eczacılık masraflı bir bölüm lab malzemelerini kendimiz almak zorundaymışız ayrıca derslere devam zorunluluğu var sabahtan akşama okulda olacakmışız, bana para verebilir misin dedim. Tabi ki dedi ve 200 dolar verdi, baba bu nedir dedim, yol parası dedi, ama baba ben bununla anca Ankara’ya giderim dedim, o da zaten bu da onun için, sen yetenekli bir çocuksun yolunu bulursun dedi. Ben kırıldım, gittim tüm kaset arşivimi ve kitaplarımı sattım etti 600 dolar. Ankara ya geldim 2-3 ay sonra para bitti, dersler verdim diğer öğrencilerin ödevlerin hazırladım ve kitaplar yazdım. New York ta kitaplarım basılınca Bilkent’te hoca oldum. Ankara da neyim varsa sıfırdan kendim kurdum ne dayı vardı ne de torpil. Annem bir keresinde altınlarını bozdurup bana göndermek istemiş ama baba şöyle demiş ‘Oğlumuzu ne kadar sevdiğimi biliyorsun, bir daire satıp ona göndeririz, ama yolu bu değil, eğer gerçekten onu seviyorsan bırak kendi ayağı üzerinde duymayı öğrensin.’ 20 senedir Ankarada yım bir kere tatile gitmedim, tatili bilmediğimden değil, bacağımı bacağım üzerine atıp tropikal kokteyli yudumlamaktan daha zorunlu ödevlerim olduğu içindir. Ben tatil yapacak yaşta değilim, çalışacak yaştayım. Zaten toplumda çoğu kişi doğuştan tatilde.
ABD de her 100 öğrenciden 25 i okul masrafını kendisi kazanırken bu rakam bizde sadece 5 öğrencidir ( ki ben bu rakamın daha düşük olduğunu düşünüyorum, 1-2 en fazla). Şimdi niye o çocuk okulunu bitirince çantasını alıp Singapur da uluslararası bir firmada iş bulabiliyor da biz yapamıyoruz diye sormayın.
Çocuk yetiştirme bir sanattır ve ancak sanatçı bir anne baba bunu yapabilir. Ülkenin yöneticileri bilinçli kişiler olsa çocuk yetiştirecek ebeveynleri sıkı ve zor sınavlara tabi tutara geçmeyenlere çocuk yapma hakkı tanımaz. Çok özel biyolojik sebepler dışında hiçbir çocuk embesil doğmaz, hatalı yetiştirilerek aptallaştırılır.
Çocuk ailesini örnek alır ve orada programlanır. Anne cahil olunca zanneder çocuğa iyi köfte yaparsan iyi anne olursun, bana cahil olunca zanneder çocuğun cebine para koyarsan iyi baba olursun. Bu zihniyetin yetiştirdiği çocuklar tam bir facia olur. Hiçbir sorun çözemeyen, çözmek istemeyen sorumsuz ukala dikkat eksiği ve boş konuşan boş düşünen bir zayiat biz karşılar, biraz sıkıştırdığınızda da beni büyütmeseydiniz okutmasaydınız gibi saçma sapan cevaplar verir. Bu kadar para harcayarak bu kadar aptal çocuk yetiştirmek için aptallık doktorası yapmak gerekir. Sonradan görmüşlerin yada kolay görmüşlerin, tüketici toplumun ahmak sürü davranışlarını sorgulamadan taklit eder, ve zanneder ki eğer çocuğuna kaliteli gömlek ayakkabı giydirirse eğer kaliteli okula gönderirse çocuk kaliteli olur. [en aptal çocuk nasıl yetiştirilir? İstediği her şeyi verirseniz.] bu gafil ailelerin havalan buldukları paralar yine de havadan uçar gider ( haydan gelir huya gider). Bunları dolandırmak ve sormak için bin bir renge geçen sözde eğitimciler ve kurumlar hortumlarını hazırlar, çarık eşsiz bir şekilde döner ve daha saf ahmaklar üretilir. %89 değil %92 olur, %94 değil %96 olur, ne kadar ahmak o kadar makbul.
Siz hiç freni olmayan bir araba gördünüz mü, varsa bindiniz mi? İlk harekette kaza yaparsınız. Hangi şuursuz demiş özgürlük çok güzeldir sorumluluk olmadan. Var mı öyle bir dünya, her işini başkalarına yaptıracaksın, sonra bir den bire gökten sana bilinç inecek, öyle-bir-dünya-yok.
Peki bu çocuklar ne olacak? Bu çocuklara uyuşuk oldukları için, uyanmak ihtiyacı duyacaklar. Bunu için uyarıcı alacaklar, en masumu çay kahveden tutun, enerji içecekleri, haplar vitaminler takı sigara, alkol ve uyuşturuculara kadar. Sanal uyarıcıları dan tutun sanal kumarlara kadar ( sanal oyunların kumar oynamaya benzer etkiler yarattığını amygdala yı küçüklüğünü ve ciddi bağımlılıklar yaptığını dünyada bilmeyen kalmadı).
Her uyarıcı aldığında daha fazlasını isteyecek ve büyük bir sektör için eşsiz bir müşteri olarak hizmet edecek. Sektör önü yaşatacak ama süründürerek. Bu çocuklar çok sert kırılmalar yaşayacaklar ve kafalarındaki sanal dünya ile gerçek dünya örtüşmediğinde çok üzücü sorunlar yaşayacaklar; dayanamayanlar ölüp gidecek, dayananlar da öfkeli ve gergin, aileleri ve diğer herkesi sövecekler.
“sürüngenler dünyasına hoş geldiniz” demek geliyor içimden ama bakın demiyorum.
Çocuklarınıza kısa cevaplar vermeden, uzun ve mantık içeren cevaplar verin ki o da düşünmeyi öğrensin. Unutmayın nesneler para pul çamaşır okullarla çocuk adam olmaz, olursa dünya tarihinde ilk olacak. Çocuğu adam yapan onu adam yerine koymaktır, ona sorumluluk vermektir, kendi aklını kullanmasını öğretmektir, ödevlerini kendi yapması için ona inanmaktır.
Fırtınaya karşı kolay ağacın gövdesi değil köküdür, insanı insan yapan mal değil taşıdığın terbiyedir.
Babam derdi ki ‘evlat bizim sana vereceğim en iyi hediye terbiyedir.’
Harika çocuklar yetiştirmek için hala hakkımız ve halimiz var, yeter ki akla ihanet etmeyelim.
Başkalarına değer verecek ve o değer içinde kendi değerlendirecek bireyler yetiştirme dileğiyle.
Esen kalın…”
Anooshirvan Miandji

İşte Tolstoy’un Hayatı Sorgulatacak Ders Niteliğinde 17 Sözü:

anette inselberg tolstoy
1. Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.
2. Hayat ne gideni geri getirir, ne de kaybettiğin zamanı geri çevirir. Ya yaşaman gerekenleri zamanında yaşayacaksın, ya da yaşamadım diye ağlamayacaksın.
3. Bozuk para insanın cebini deler, bozuk insan da kalbini. Bu yüzden harcayın ikisini de gitsin.
4. İnsanı bedenen ameliyat etmek için uyutmak, ruhen ameliyat etmek için ise uyandırmak gerekir.
5. Herkes insanlığın kötüye gittiğini kabul eder ama hiç kimse kendisinin kötüye gittiğini kabul etmez. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.
6. Varlığı bir şey kazandırmayan insanların, yokluğu hiçbir şey kaybettirmez.
7. Ne diye şeytana kızarsın? Bir iyilik yap da, o sana kızsın.
8. Bil ki, yaşadıklarınla değil yaşattıklarınla anılırsın. Ve Unutma; ne yaşattıysan elbet bir gün onu yaşarsın.
9. Bir insanı bulunduğu mevkiyle değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmek gerekir.
10. En güçlü iki savaşçı sabır ve zamandır.
11. Bir insan acı duyuyorsa canlıdır. Başkasının acısını duyuyorsa insandır.
12. İnsanın gerçek gücü sıçrayışta değil, sarsılmaz duruştadır.
13. Kendi mutluluğundan başka hedefi olmayan insan kötüdür.
14. İnsanların çoğu onu yapıyor diye yanlış, yanlış olmaktan çıkmaz.
15. Kimse, kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir, bilmelisin. Küçümsediğin her şey için gün gelir, önemsediğin bir bedel ödersin.
16. Birine çamur atmadan önce iyi düşün ve sakın unutma: önce senin ellerin kirlenecek.
17. Başkalarının hayatından ders alın. İnsan, bütün hataları kendisi yapacak kadar uzun yaşamıyor.
İyi günler arkadaşlar.