Dürüstlükten bahsedip, ” İKİ YÜZLÜ ” olanlara,

Lotus-Pond-fantasy-37302065-1600-900-1140x641[1]

Dürüstlükten bahsedip, ” İKİ YÜZLÜ ” olanlara,

Sadakatten bahsedip, ” İHANET ” edenlere,

Merhametten bahsedip , ” ACIMASIZ ” olanlara,

Adaletten bahsedip ,” HAK ”yiyenlere,

Gururdan bahsedip , ” YALAKALIĞIN ” dibini vuranlara,

Aldığı paranın helalinden bahsedip,onun bunun sırtından geçinen ” PARAZİTLERE ”

Allah Korkusundan bahsedip, menfaati uğruna” İFTİRA ATANLARA”

Dostluktan bahsedip, dakikada Arkadaşını ” SATANLARA,”

MERT ‘im deyip ,” DANSÖZ ” gibi ” KIVIRTANLARA ”

Canınız Cehenneme Diyesim var !.

BAĞIŞIKLIK SISTEMINI KUVVETLENDIREN ILAÇ

11231744_820322758036135_6435944713846314001_n[1]

” ÇÖREK OTU YAĞI ”

Doğal bir Bağışıklık artırıcı olduğu tespit edilen ÇÖREK OTU YAĞI, 1986 yılında Amerika’da yapılan araştırmalar neticesinde de çörek otunun Bağışıklık sistemi üzerine etkisi görülmüştür. ÇÖREK OTU YAĞININ Bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiği ispatlanmıştır.

Yapılan araştırmalar sonucunda çörekotunun birçok hastalığa şifa olduğu kanıtlanmıştır. Çünkü Bağışıklık sistemini iyileştirici ve güçlendirici bir etkisi vardır. Bağışıklık sisteminde her Hastalığı’n çaresi bulunmakta olup bu sistem tüm hastalıkların sebebiyle savaşmaktadır. Birçok Hastalığı’n sızdığı yer Bağışıklık sistemi olması ve ÇÖREK OTU YAĞININ bu sistemi kuvvetlendirmesi, çörek otu yağının ne kadar önemli derece de şifâ özelliği Olduğunuu ortaya çıkarıyor.

Kısaca Bağışıklık sisteminin ne olduğu ile ilgili öz olarak birşeyler Söylemek gerekirse;
Vücudun Hastalıklara karşı dirençli Olmasını sağlayan
Virüs gibi zehirli, yabancı maddelerin vücuda girmelerini engelleyen,
Vücuda birtakım virüs gibi Zararlı maddeler girse de onların yayılmasını engelleyen
Zayıf olduğunda da en basit Hastalıkları derhal doğurabilen bir sistemdir BAĞIŞIKLIK SISTEMI.

Sizler de bu sebeple çörekotu yağını temin etmek isterseniz özel mesaj yoluyla hemen sipariş verebilirsiniz.

AKCİĞERLERİMİZİ TEMİZLEYEN 6 MUCİZEVİ BİTKİ…!

11951191_905699566163712_2310936285416757689_n[1]

Akciğerlerimiz sayesinde nefes alıyor ve kanın tüm vücudumuza temiz oksijen dağıtmasını sağlıyoruz. Bu kadar hayati organ olan akciğerlerimizi sigara, toz ve kirli hava ile zehirliyoruz. Yaşamın devam etmesi ve sağlımız için bu kadar değerli organımıza sağlık veren ve temizleyen gıdalarda vardır. İşte, akciğerleri temizleyen gıdalar ;
Zencefil:
Çok kuvetli bir antioksidan olan zencefil, akciğerleri temizlemektedir. Çeşitli toksinleri, mukusu ve istenmeyen parçacıkları akciğerlerden atmaya yardımcıdır. Bu nedenle zencefil çayı veya zencefili direk olarak yiyebilirsiniz.
Sarımsak:
Sarımsak kuvetli bir antioksidan olmasının yanı sıra, içinde bol miktarda bulunana alisin kimyasalı ile akciğerleri temizler.
Okaliptüs:
Okaliptüs doğal bir antibiyotik olmasının yanı sıra içinde yağlar barındırır. Bu uçucu yağlar, akciğer enfeksiyonlarına iyi gelir, kan basıncını arttırarak kanın çoğalmasını sağlar. Öksürük şuruplarında, boğaz pastillerinde bu kimyasal yağ kullanılır. Taze okaliptüs çayı bronşit ve sinüzite iyi gelir. Buharını solumak öksürük ve bronşite iyi gelir.
Ekinezya:
Soğuk algınlığı ve öksürük tedavisinde kullanılır. Bitkinin kökleri çeşitli akciğer enfeksiyonlarında yardımcıdır.
Keçiboynuzu:
Özellikle sigara içenler için keçiboynuzu çok faydalıdır. 5 adet keçiboynuzu 1 litre suda kaynatılır ve aç karna içilirse sigaranın verdiği zararı düzeltmeye yardımcı olur.
Ebegümeci:
Kaynar suda 1 miktar ebegümeci kaynatılır ve 5-6 saat sonra aç karına 1 bardak içilir. Bu uygulama ile, akciğerlerde ki sigara etkileri yavaşlatılır. Ebegümeci, ayrıca balgam attırır, akciğer kanserini engeller..

Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi? Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?

10888478_850560041672783_8963883685080765378_n[1]
Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi?
Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?
Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı?
Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?
Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?
Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız?
Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç?
Ve siz onu hiç kokladınız mı?
Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı?
Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?
Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz?
Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl?
Çimlere uzandığınız oldu mu?
Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç?
Hiç suda taş kaydırdınız mı bu yıl?
Kaç kez kuşlara yem attınız?
Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı?
Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz?
Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı?
Kaç kez mektup aldınız bu yıl?
Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç?
Kimseyle barıştınız mı bu yıl?
Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez farkettiniz bu yıl?
İyi bir yılın, bunlar gibi bir çok küçük şeye bağlı olduğunu
hiç düşündünüz mü bu yıl?
Yeni yılda düşünün!
Baharda hemen yayılın çimenlerin üzerine…
Acele edin, er veya geç; çimenler yayılacak üzerinize…

Can Dündar

kaynak: aroma sağlıklı yaşam kulübü
Şeval NÜKET sARAÇ

Brokoli Mücveri;

10888942_853847101344077_1240139448345660088_n[1]
Brokolileri robotta çekin, biraz diri kalsın. Peynir katın. Önerimiz lor peynir olması. Bütün yeşillikleri doğrayın. Pul biber, karabiber, tuz ve kimyonu katın. Kimyon çok yakışıyor. Yumurta katarak karıştırın. Fırın tepsisine yayarak fırına verin. Afiyet olsun:)
Tarif: Nilgün Aydın

kaynak: aroma sağlıklı yaşam facebook sayfası

Ah Şu Erkekler!!! Ne Onlarlı Ne Onlarsız…

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

Geçen bir yazımda kadınların kıskançlıklarından bahsetmiştim. Sonra birkaç arkadaşımın hatırlatmasıyla erkeklerin kıskançlıklarını da yazıya dökmek gerektiğini anladım. Sonuçta kıskançlık kadın erkek illallah dedirten bir durum doğuruyor. Mesela bir ilişkinin içindesiniz ve siz her şeyinizi adama anlatıyorsunuz ama yine de aşağıda döktüğüm maddelerden kurtulmak mümkün değil. 

Yakın bir erkek arkadaşınla yemeğe gitmek…

Sevgilinizin tepkisi: Vay haline sen kimsin ki kadın başına benim olmadığım bir ortamda bir erkekle yalnız başına kalıyorsun (erkekler ne olur bana yardım edin, bu tepkiyi vermeniz altında kendinize güvensizliğiniz mi yatıyor, yoksa bir kadınla baş başa kalsam neler yapardımdan yani kendinizden yola çıktığınız için mi böyle davranıyorsunuz). 

Erkek arkadaşınız gelemediği kızlı erkekli bir geceden sonra yakın bir erkek arkadaşınızın size eve bırakması…

Sevgilinizin tepkisi: Eve de gelseydi bari, kız kıza dönemedin mi, bir daha bensiz bir yere zor gidersin. 

Spora gitme alışkanlığınız varsa…

Sevgilinizin tepkisi: Sınıfta erkek var mı? Hoca erkek mi? Dar şeyler giyinip gitme. Hatta bundan sonra seni ben sınıfa götürücem ve oradan geri getiricem. Hocanla da bir tanışayım da nerede durması gerektiğini bilsin. 

Dans gibi bir hobiniz varsa…

Sevgilinizin tepkisi: Bir daha dansa gidersen bu ilişki biter. Ne o erkeklerle dans edeceksin bir de. Ben kendime boynuzlanıyorsun dedirtmem arkadaş. 

Kız kıza ya da ailenizle tatile gitme isteğiniz varsa…

Sevgilinizin tepkisi: Otur oturduğun yerde. Bu eski köye yeni adetler nerden geliyor. Bunları bekarken yaptın bitti, artık hayatında ben varım. Bensiz hiçbir yere gitmek yok. Gitmek için çok ısrar halinde adam bir akrabayı görevlendiriyor ve bütün tatil sevgilisini gözetletiyor ve hep oda telefonundan arıyor (kesin bilgidir). 

Hafif dekolte mi giymeyi seviyorsunuz…

Sevgilinizin tepkisi: Sen başıma hafif kadın oldun çıktın. Bak evli değiliz diye susuyorum (bu susmuş hali), benim soyadıma geçersen bu kıyafetler falan mümkün değil haberin ola. Ayrıca sana hiç yakışmıyor dekolte. Git üstüne bir hırka falan al bu ne böyle ya.

Yemekte garsona kibarlık yapıp gülümsediniz…

Sevgilinizin tepkisi: Sen de amma yollu oldun her adama gülümsüyorsun. 

Sosyal medyayı kullanmayı çok seviyorsunuz…

Sevgilinizin tepkisi: Bütün o hesaplar kapatılacak, hesabındaki tüm erkekler arkadaşlıktan çıkartılacak. Bir adama beğen yaptığını, yazı yazdığını görmeyeceğim (ne oluyoruz arkadaş ya sıkıyönetim geldi de bizim mi haberimiz yok). 

Kendi başınıza vakit geçirmeyi mi seviyorsunuz…

Sevgilinizin tepkisi: Bütün bunlar geçmişteydi artık ben varım. Her yere beraber gideceğiz, beraber geleceğiz. Ben her şeyi beraber yapmasını severim, öyle tın tın tın beraber gezeceğiz (yemin ederim yazarken bile daraldım). 

Instagram’a fotoğraf mı koydunuz…

Sevgilinizin tepkisi: Bu fotoğrafları eski sevgilin için mi koyuyorsun, yeni birini bulmak için mi koyuyorsun anlamadım. Bir daha yok fotoğraf falan koymak. Haberin ola. 

Eski sevgilinizden bahsettiniz…

Sevgilinizin tepkisi: Ben bir daha o öküzden bahsetme demedim mi. Bak bütün kan başıma çıktı. Senin niyetin nedir onunla barışmak filan mı. Bak bir daha bahset bu ilişki biter anladın mı biter.

Ve bütün bu yasakların ve kısıtlamaların üzerine bir de bakarsınız ki o kızlarla gezmiş tozmuş, Facebook’ta bir de fotoğrafları etiketlenmiş. Ne diyeyim erkekler bu konuda çifte standarda bayılıyor. Benim sevgilim olsun beni çok sevsin, evde beni beklesin, ben de istediğim gibi gezeyim tozayım havalarındalar.

Ne mi yapmalı? Dünyanın düzeni bir anda değişmez ve maalesef bu durum böyle ama bunun da dereceleri var tabi. Sizi boğmayacak, sıkmayacak, kendi hayat alanınıza saygı gösterecek, sizin gezmenize hobilerinize karışmayacak, kıyafetlerinizle ilgili kararlara güvenecek, erkek arkadaşlarınız olabileceği konusunda olgunlaşmış, kendine güvenen birini bulursanız çok ama çok şanslı olduğunuzu bilin derim.

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Vücut Yağları Hormonal Dengesizlik Göstergesi…

1509835_856628944399226_1831381501764222804_n[1]

Ayağınıza şans geldi abla ”zamazingo”ya reklam verin, bereketinize bereket gelsin. Haddiii bakalım:)))

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

Heyy duyanlar duymayanlara anlatsın ayda 800.000 hit alan bloğuma reklam almaya başladım. Sergilerinizi, yoga, dans, fotoğraf gibi derslerinizi, dans artık daha geniş bir kitleye duyurma şansınız var. El işi yaptığınız takılar, battaniyeler, saatler, tablolar sevenleriyle daha kolay buluşacak. İmza analizi mi yapıyorsunuz, astroloji mi öğrendiniz, reklam verin danışanlarınız artsın, pratik yapmış olursunuz. Oteliniz mi var, yeni lokanta  ya da cafe mi açtınız ilan verin müşterileriniz artsın. Ayağınıza şans geldi abla ”zamazingo”ya reklam verin, bereketinize bereket gelsin. Haddiii bakalım:)))

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Günden Güne Sizi Daha Zeki Biri Haline Getirecek 24 Basit Günlük Alışkanlık

Elbette burada bir günde atomu parçalamaktan, dünyanın bütün gizemlerini çözmekten bahsetmiyoruz. Bütün bir millet olarak ”zekalı ama çalışmıyor” olsak da, bu küçük günlük aktiviteler, hayatınızı zenginleştirmenizde, daha fazla bilgiye ve ilime ulaşmanızda küçükte olsa katkı sağlayacaktır.

1. Her gün yepyeni 10 fikir belirleyin.

Her gün yepyeni 10 fikir belirleyin.
Bu hayatınızdaki herhangi bir şey hakkında olabilir. Yepyeni bir icat, bir film senaryosu… Bunlar hakkında düşünmek eminim ki farklı ufuklara yelken açmanıza katkı sağlayacaktır.

2. Kafanızdaki soru işaretlerini takip edin.

Kafanızdaki soru işaretlerini takip edin.
Sorulardan asla kaçmayın. Problemleriniz hakkında düşünmek, yeni çözümler üretmenizde, bir konuya farklı bir bakış açısı ile yaklaşmanızda önemli rol oynayacaktır.

3. Şeytanın avukatını oynayın

Şeytanın avukatını oynayın
Olabilecek en kötü sonuçları düşünün, böylelikle her türlü duruma hazırlıklı olun.

4. Bir kitaptan en az bir bölüm okuyun.

Bir kitaptan en az bir bölüm okuyun.
Teknolojinin hayatımızın bir parçası olduğu bu dönemde eski alışkanlıklardan uzaklaşmamak oldukça önemli. Sevdiğiniz bir yazarın, bir kitabın en az bir bölümünü okumak size yeni bilgiler kazandıracaktır.

5. Sadece dizi değil, eğitici videolar da izleyin.

Sadece dizi değil, eğitici videolar da izleyin.

Eğitici video izleyeceğim diye ilginiz olmadığı halde ”halı dokuma sanatının püf noktaları” tadında videolar değil, neye ilginiz varsa onunla ilgili videolar izleyin.

6. Gazete okuyun.

Gazete okuyun.

Elbette internete gidip bütün haberleri anında öğrenebilirsiniz. Fakat en azından takip ettiğiniz bir köşe yazarının olması oldukça iyi olacaktır. Başka insanların, ilgilendiğiniz konular hakkında düşüncelerini takip edin.

7. Bilgi kaynaklarınızı sık sık kontrol edin.

Bilgi kaynaklarınızı sık sık kontrol edin.

Bu yolla yeni gelişmeler ve olaylar hakkında çabucak bilgi sahibi olabilirsiniz.

8. Öğrendiğiniz şeyleri diğer insanlarla paylaşın.

Öğrendiğiniz şeyleri diğer insanlarla paylaşın.

Sonuçta bilgi paylaşıldıkça yayılır 🙂

9. Öğrendiklerini uygulayın.

Öğrendiklerini uygulayın.

Çünkü eğer uygulamazsanız muhtemelen unutacaksınız. Uyguladığınız her yeni bilgi, ilerde bunu tekrar etmenizi kolaylaştıracaktır.

10. Bir ”checklist” hazırlayın.

Bir ''checklist'' hazırlayın.

Daha önce belirlediğiniz ve başardığınız her şey için bir tik atın. Bu hem motivasyonunuzu arttıracaktır, hem de yeni hedefler koymanızı sağlayacaktır.

11. Kötü alışkanlıklarınız içeren bir liste hazırlayın.

Kötü alışkanlıklarınız içeren bir liste hazırlayın.

Kendinizin kötü olduğunu düşündüğü veye çevrenizdeki insanların rahatsız olduğu alışkanlıklarınızı bir kenara yazın ve bunları aşmak için yeni yollar arayın.

12. Öğrendiğiniz şeyleri yazın.

Öğrendiğiniz şeyleri yazın.

Daha sonra yapmak üzere küçük notlar alın. Ben bunu hatırlarım diyorsanız ise çok yanılıyorsunuz, çünkü söz uçar yazı kalır.

13. Beyninizi uyarın.

Beyninizi uyarın.

Bir şeyler hakkında düşünmek, beyninizi yormak düşünme şeklinizi de değiştirecek ve geliştirecektir.

14. Online dersler alın.

Online dersler alın.

Yeni bir dil, Mısır medeniyeti… Ne ilginizi çekiyorsa, onunla ilgili internetten kurslara katılabilir ve bilgi dağarcığınızı genişletebilirsiniz.

15. İlginç bulduğunuz insanlar ile iletişim halinde olun.

İlginç bulduğunuz insanlar ile iletişim halinde olun.

Onlardan öğrenecekleriniz inanın ki çok fazla…

16. İlginç bilgiler barındıran içerikleri takip edin.

İlginç bilgiler barındıran içerikleri takip edin.
Her gün bilmediğiniz bir bilgi öğrenmeniz, şaşırtıcı derecede yararlı olabilir.

17. Oyun oynayın.

Oyun oynayın.

Oyun oynamak da şaşırtıcı derecede beynin gelişmesini sağlayan bir etkinlik. Yeni düşünme şekilleri geliştirebilir, en basit olarak ise dinlenebilirsiniz 🙂

18. Eğlenceli ve öğretici uygulamalar indirin.

Eğlenceli ve öğretici uygulamalar indirin.

Kelime oyunları oynayabileceğiniz veya her gün yabancı bir kelime öğreten uygulamalar da bu alışkanlıklarınızın arasında girmeli.

19. Arkadaşlarınızı korkutun!

Arkadaşlarınızı korkutun!

Evet! Arkadaşlarınızı şaka yoluyla korkutmak için yeni fikirler düşünmek, beyninizi de çalıştıracaktır. Bu sayede ilginç yöntemler bulabilirsiniz. Tabii her şeyin bir sınırı olduğunu da unutmayın. Korkutacağım diye insanların kalbine de indirmeyelim, makul miktarda korku yeterli olacaktır 🙂

20. Yeni yerler keşfedin.

Yeni yerler keşfedin.

Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı tartışmasına hiç girmeyeceğim fakat, gezmek ve yeni yerler keşfetmek size farklı dünyaların kapılarını aralayacaktır.

21. Sizden daha zeki insanlar ile zaman geçirin.

Sizden daha zeki insanlar ile zaman geçirin.

Bu kişilerin sinir bozucu, ukala tipler değil daha çok bir şeyler öğrenebileceğiniz insanların olması daha sağlıklı olacaktır.

22. Hiçbir şey yapmadığınız bir zamanınız olsun.

Hiçbir şey yapmadığınız bir zamanınız olsun.

 Biraz da dinlenip, rahatlamak elbette ki size çok iyi gelecektir 🙂

23. Pratik yapabileceğiniz bir hobi edinin.

Pratik yapabileceğiniz bir hobi edinin.

Sürekli iş, güç, dert, tasa nereye kadar? Kendinize zaman ayırdığınızda, eğlenebileceğiniz, mutlu olabileceğiniz bir hobi bulun. Böylece üretkenliğiniz de artacaktır.

24. Egzersiz yapın ve sağlıklı beslenin.

Egzersiz yapın ve sağlıklı beslenin.

Egzersiz yapmak algılarınızı da açacaktır. Ayrıca ”sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. ”
Kaynak: liste liste

Sadece Yön Hafızası Zayıf Olan İnsanların Bildikleri 16 Durum

İsviçreli Bilim İnsanlarının araştırmalarına göre zeki insanların %64,17’sinin yön hafızası zayıfmış. Ya da bu konuda kendilerine güvenmiyorlarmış. Dünyanın en zeki bilim adamları, kendi evlerinin adresini tarif ederken bile zorluk çekerlermiş. 😅

Biz de yön hafızası ya da yön duygusu zayıflığından muzdarip olan kişilerin yaşadıkları 16 durumu bu içerikte derledik. ☺️

1. Öncelikle bütün yollar sana bu şekilde görünür. Geçtiğin yolla önündeki yolun hiçbir farkı yoktur.

Öncelikle bütün yollar sana bu şekilde görünür. Geçtiğin yolla önündeki yolun hiçbir farkı yoktur.

2. Kurtuluşu yön işaretlerinde ararsın ama onların kendilerine bile bir faydası yoktur.

Kurtuluşu yön işaretlerinde ararsın ama onların kendilerine bile bir faydası yoktur.

3. Diğer insanlar yolun keyfini çıkarırken; sen, kaybolmadan bir an önce evine varma telaşındasındır.

Diğer insanlar yolun keyfini çıkarırken; sen, kaybolmadan bir an önce evine varma telaşındasındır.

4. Yol ayrımlarına geldiğinde genelde bu şekilde kalırsın. Sağa gitsen olmaz sola gitsen olmaz. Düz gitsen hiç olmaz.

Yol ayrımlarına geldiğinde genelde bu şekilde kalırsın. Sağa gitsen olmaz sola gitsen olmaz. Düz gitsen hiç olmaz.

Geriye dönsem?

Yok yaa o da olmaz.

5. Bu yüzden bir yere çıkacağın zaman, yanına o yolu bilen bir arkadaşını alırsın.

Bu yüzden bir yere çıkacağın zaman, yanına o yolu bilen bir arkadaşını alırsın.

6. Navigasyon gibi bir teknoloji harikasını bulan insanlara da her gün methiyeler düzer, şükürler edersin.

Navigasyon gibi bir teknoloji harikasını bulan insanlara da her gün methiyeler düzer, şükürler edersin.

7. Genellikle, kendi arabanı almaktansa toplu taşıma araçlarına binmeyi tercih edersin.

Genellikle, kendi arabanı almaktansa toplu taşıma araçlarına binmeyi tercih edersin.

8. Hatta araba satın almak, içine tarifi mümkün olmayan bir korku salar. Geceleri, o arabayla kaybolduğuna dair kabuslar görmeye başlarsın.

Hatta araba satın almak, içine tarifi mümkün olmayan bir korku salar. Geceleri, o arabayla kaybolduğuna dair kabuslar görmeye başlarsın.

9. Zihninde gideceğin yerin haritasını çıkarmaya çalışırsın ama beceremezsin.

Zihninde gideceğin yerin haritasını çıkarmaya çalışırsın ama beceremezsin.

10. Bu yüzden, market, park, banka gibi hatırlayabileceğin yerleri belirlersin ve onlar vasıtasıyla yönünü bulmaya çalışırsın.

Bu yüzden, market, park, banka gibi hatırlayabileceğin yerleri belirlersin ve onlar vasıtasıyla yönünü bulmaya çalışırsın.

11. Bilmediğin bir yerde iş görüşmesine çağrılmak ya da sınava girmek ise senin en büyük kabuslarından biridir.

Bilmediğin bir yerde iş görüşmesine çağrılmak ya da sınava girmek ise senin en büyük kabuslarından biridir.
Nasıl gideceğini ezberleyene kadar Google Map’e bakıp durursun. Her seferinde ya bulamazsan diye yeniden tereddüt edersin.

12. Kaybolup da geç kalmamak için gideceğin yerlere hep erken gidersin. Bu yüzden senden sonra gelecek arkadaşlarını beklemek zorunda kalırsın.

Kaybolup da geç kalmamak için gideceğin yerlere hep erken gidersin. Bu yüzden senden sonra gelecek arkadaşlarını beklemek zorunda kalırsın.

13. Arkadaşların tarafındansa, gideceğin yönü hep karıştığın için sürekli eleştirilirsin.

Arkadaşların tarafındansa, gideceğin yönü hep karıştığın için sürekli eleştirilirsin.

14. Adres sormak senin için işkence halini alır. Birine adres sorduğunda ilk cümlesinden sonra ne anlattığını anlamazsın.

Adres sormak senin için işkence halini alır. Birine adres sorduğunda ilk cümlesinden sonra ne anlattığını anlamazsın.

-Şimdi abi, köşedeki ilk soldan dönmeden ikinci sağa saptığında önüne çıkan yolu düz gidip köprünün altından değil üstünden geçenleri sağına alıp sola döndüğünde bir 7 kilometre kadar güneybatıya doğru gittikten sonra sol çaprazında bir otel göreceksin. He işte o otelin tam karşısındaki yer.

15. Sana adres sormaları ise tam bir kaostur. Bildiğin bir adresi bile tarif edene kadar beynin yanar.

Sana adres sormaları ise tam bir kaostur. Bildiğin bir adresi bile tarif edene kadar beynin yanar.
Büyük ihtimalle, evinin adresini bile tarif etmen çok zor olacaktır.

16. Ama tüm bunlara rağmen yön duygunun aksine; kalbine güvendiğinde, her zaman seni doğru yola çıkaracaktır… ☺️

Ama tüm bunlara rağmen yön duygunun aksine; kalbine güvendiğinde, her zaman seni doğru yola çıkaracaktır... ☺️

Sahip olduklarına şükredenlerin “modu” her daim çok daha yüksek, uykuları çok daha düzenli ve kendilerini yorgun hissetme oranları gözle görülür biçimde daha düşük.

10339763_845003378906514_5507676602595470033_n[1]

Batı dünyası “şükretmeyi” yeniden keşfediyor. Bu trend dahilinde piyasaya sayısız kitap, film ve uygulama çıkıyor. Ama bu kadar tantanaya gerek yok; zira hayatta mutlu olmanın sırrı sadece elinin altındakileri görebilmek…

Baştan belirteyim, bu kesinlikle “Gerçekten yeni bir çoraba ihtiyacınız var mı?” diyerek edebiyat parçalayan bir yazı olmayacak. Evet, çoraba ihtiyacınız olmayabilir ama yenisini almanın ne kadar eğlenceli olduğu da tartışılmaz. Gelin görün ki her şeye rağmen bir şeyler ters gidiyor. Kabul edelim, mutsuzuz. Üstelik işten çıkıp koştura koştura gittiğimiz yoga seanslarına ve kaç çift olduğunu unuttuğumuz ayakkabılarımıza rağmen mutsuzuz. Eminim nedenini siz de sorguluyorsunuzdur ve raflarınız alıp alıp okumadığınız, okusanız da pek bir şey anlamadığınız kişisel gelişim kitaplarıyla dolup taşıyordur. Peki gerçekten derdimiz ne? Para mı? Sevgili mi? Eş mi? İş mi? Ya bunlar varken bile mutsuzsak?

‘ŞENLİĞİ KAYBETTİK’

İngiliz yazar Anna Hart’a göre yanıt çok basit: “Şükürsüzlükten!” Hart’a hak vermemek zor. En son hayatınızda olan neyi kutladınız mesela? Hatırlıyor musunuz? Bakın Osho “Meditasyon, Kutlama Sanatı” kitabında neler demiş: “Şenlik, boyutu anlaşılması gereken en önemli şeydir ama biz onu tamamen kaybettik. Şenlik derken, anbean size gelen her şeyin keyfini çıkarma kapasitesinden söz ediyorum… Eğlenirken bile eğlenmiyors, bunun keyfini çıkarmıyorsunuz. Zaten kazanmak için oynayınca oyun bir işe dönüşüyor; o zaman sadece sonuç önemli oluyor.”

ŞÜKREDENLERİN MODU YÜKSEK!

Aslında bu “zihin” edebiyatına da karşıyım ama sanırım Osho haklı. Bu noktada American Psychological Association’ın (APA) geçtiğimiz nisanda yaptığı araştırma dikkate değer. Bulgular kısaca şöyle: Sahip olduklarına şükredenlerin “modu” her daim çok daha yüksek, uykuları çok daha düzenli ve kendilerini yorgun hissetme oranları gözle görülür biçimde daha düşük. Aslında bu meselenin ayak seslerini uzun zamandır duyuyoruz. Julia Roberts’ın yediği, dua ettiği, üstüne Javier Bardem’ine kavuştuğu günleri unutmuş olamazsınız (“Ye, Dua Et, Sev”i mutlaka izleyin). Bunun üzerine “anı yaşa” mottolu kitapların, filmlerin pazarı nasıl parsellediğini de! Sadece Apple Store’da 163 ayrı şükretme uygulaması var. Amazon’da “gratitude” (şükran) diye arama yaptığınızda karşınıza 20 bin 451 doküman yığılıyor. Janice Kaplan’ın şükrederek yaşama kabilinden kaleme aldığı “The Gratitude Diaries”, İngiltere’de yılın en popüler kitaplarından biri oldu. Tüm bu mutluluk projeleri rafların en önünde yok sattı.

ÖNCE YAŞAYIN

Ama cilt cilt kitap okumak, sizi daha mutlu bir insan yapmıyor. Zira bu kitapların şöyle bir handikabı var; okurken her şey muazzam ama kitap biter bitmez elimiz depresyon hırkası arıyor! Anne Hart ise “Ama ilginçtir, nelere şükrettiğinize dair aldığınız 1-2 satır notun hayatınızı değiştirmesi mümkün olabilir” diyor. Okuyun, öğrenin, deneyimleyin ama yanıtı kitaplarda ararken kendi hayatınızda ne olup bittiğini kaçırmayın; yani önce yaşayın! Bu arada celebrity güruhu da “şükür trendi”nden nasibini alıyor elbette. Son zamanlarda ünlülerin demeçlerinde en çok kullandıkları kelime “thankful” (müteşekkir) olabilir. Jennifer Lopez’in, Justin Bieber’ın ya da Katy Perry’nin twit’leri ve Instagram postları #blessed (mübarek) ve #grateful’dan (minnettar) geçilmiyor.

‘İYİ Kİ HAYATIMDA’

Tabii dijital âlem de geri kalmıyor. Mesela, İngiliz Carla White tarafından hayata geçirilmiş bir tür “şükür günlüğü” olarak çalışan “Bliss” adlı uygulamayı yüklediğinizde karşınıza çeşitli boşluk doldurma soruları geliyor. Bunlardan ilki: “’İyi ki hayatımda dediğiniz birini seçin.” Bu kişi ailenizden ya da çevrenizden herhangi biri olabilir. Ardından neden bunun için mutlu olduğunuza dair bir küçük paragraf yazmanız isteniyor. Sonra her gün, o gün için minnet duyduğunuz 5 maddeyi listeliyorsunuz.

Uygulamayı ben de yükledim, denedim. Ve hiç beklemediğim şekilde memnun kaldım! Şöyle anlatayım; belki de “Bliss” olmasa, annem bana borç verdiği için minnet duymak aklımın ucundan geçmeyecekti. Yani birkaç günlük deneyimimle söyleyebilirim ki işe yarıyor. Unutmanıza imkân da vermiyor, “Haydi, bugünün 5 maddesi” gibi uyarılarla kendini her gün hatırlatıyor. İsterseniz bu maddeleri Instagram’a post’layabiliyorsunuz ayrıca. Ama bana sorarsanız böylesi, yemek paylaşımlarından bile daha büyük görgüsüzlük. Yine de siz bilirsiniz, neticede herkesin şükürü, Instagram’ı kendine!

Her gün kendine hatırlat

Carla White’ın hikâyesi öyle vurucu ki, bize şükretmenin ne kadar değerli olduğunu tekrar hatırlatıyor. Bu aplikasyon nasıl ortaya çıktı dersiniz? White, “Bundan birkaç yıl önce babamı kaybettim, ardından iflas ettim ve büyük bir depresyon geçirdim” diye başlıyor anlatmaya. “Kişisel gelişim kitapları okumaya çalışsam da başaramadım, sonunu getiremiyordum. Sonra hergün birkaç dakikamı ayırarak bir şükran günlüğü tutabileceğimi düşündüm.” Devamında yalnızca 2 ay içinde nasıl da toparlanmaya başladığını, yavaş yavaş sağlığına kavuştuğunu ve yeni iş fırsatlarına göz atmaya başladığını sıralıyor. Bunun için yaptığı tek şey, elinin altında olanları her gün kendisine hatırlatmak olmuş.

‘Evren size her gün mucizeler hazırlar’

“Masat Terapi” kitabının yazarı, Türkiye’de yaşayan Judith Malika Liberman’la “şükretmek” hakkında konuşma fırsatım oldu ve şöyle güzel bir hikâye anlattı. Paylaşmasam olmaz: “Geçtiğimiz hafta Tiyatro Medresesi’nde düzenlediğim atölyede katılımcılarla ‘Gizli Melek’ adlı bir oyun oynadık. Basit bir oyun aslında; küçük bir kura çekiyoruz ve ismini çektiğiniz katılımcıyı 1 hafta boyunca gözlemleyip onun gizli meleği oluyorsunuz. Bu bir yüreklendirme cümlesiyle de olabilir, gününü güzelleştirecek küçük bir detayla da… Atölyenin sonunda katılımcılardan Ebru yanıma gelip ne dedi biliyor musun? ‘Bu hafta meleğimden gelen her kahve ya da sarılma sonrası inanılmaz bir şükür duygusu kapladı içimi. Çünkü görüldüğümü ve desteklendiğimi hissettim. Bunun üzerine gerçek hayatta da hiçbir şeyin farklı olmadığını fark ettim.” Bu kadarı biraz fazla naif görünse de Ebru’nun Liberman’a anlattıkları şöyle: “Aslında her gün kafede birileri bana kahve servis ediyor. Makineler çamaşırlarımı yıkıyor ve dolmuş şoförleri beni gitmem gereken yere götürüyor. Ama bugün gizli meleğim getirene kadar birilerinin bana kahve hazırladığının bile farkında değildim…” Liberman, “Ebru’nun söyledikleri çok önemliydi. Bu, bir haftalık değil, hayatımız boyunca oynanacak bir oyun aslında” diyor ve ekliyor: “Evren şapkadan sizin adınızı seçti, şanslısınız. Ve unutmayın ki evren bu oyunu çok sever. Sizin için her gün mucizeler hazırlar. Size düşen tek şey, fark etmek ve şükretmek.”

kaynak: gizem sevinç selvi- haberturk

Reklama Koş Abla… Reklama :)

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

Ayda 800.000 hit alan bloğuma reklam almayı düşünüyorum. E hadi ne duruyorsunuz başvurun… Önce gelen iyi yeri kapar…🌸🌸🌸😜
Sağlıcakla,

Anette İnselberg

90 Yaşındaki Bir Kadından :

????????????????????????????????????

1. Hayat adil değil ama yine de güzel!
2. Hayat o kadar kısa ki, birisinden nefret ederek vakit harcama.
3. Kimse ama kimse, kendini çok ciddiye almamalı!
4. Kredi kartlarını her ay düzenli öde.
5. Her tartışmayı kazanmak zorunda değilsin. Bazen kabul et, gitsin.
6.Birisinin omzunda ağlamak, yalnız ağlamakdan daha iyi gelir.
7. İlk maaşından itibaren, emeklilik için para biriktirmeye başla.
8.. Konu çikolata olunca, direnmek gereksizdir. smile ifade simgesi
9.. Geçmişinle barış ki, geleceğini zehir etmesin.
10. Çocuklarının seni ağlarken görmesinde sorun yok.
11. Hayatını, başkalarının hayatıyla ile kıyaslama. Hangi koşullardan geçerek buraya geldiklerini bilemezsin.
12. Eğer ilişkinin bilinmemesini istiyorsan, o ilişki içinde olmamalısın.
13.. Mutlu bir çocukluk yaşamak için hiç bir zaman geç değil. Yeniden çocukluğunı yaşamak tamamen sana bağlı ve kimse de karışamaz!
14. Hayatta neye tutku duyuyorsan peşinden gitmeli ve bu yolda ‘hayır’ı bir cevap olarak kabul etmemelisin.
15. Güzel mumlarını yak, güzel çarşaflarını ser, çeyizindeki yemek takımını kullan. Özel günleri bekleme, bugün gayet de özel!
16. Mor giymek için daha da yaşlanmayı bekleme, eksantrik olmanın tam sırası!
17. Çok kötü olaylardan sonra şöyle düşün: “5 yıl sonra bu olayın bir önemi olacak mı?”
18. Herkesi ve her yapılanı bağışla.
19. Başkalarının, senin hakkında ne düşündüğünden sana ne!
20. Ne demişler; zaman her şeyin ilacı! Zaman ver.
21. Durum ne kadar iyi ya da kötü olursa olsun, değişecek.
22. Hasta olduğunda işin sana bakmayacak, arkadaşların bakacak. Bağlarını koparma, dostlarına zaman ayır.
23. Mucizelere inan.
24. Unutma, seni öldürmeyen şey, seni güçlü kılar.
25.. Her gün mutlaka dışarı çık, mucizeler her yerde!
26.Hayatı çok fazla sorgulama, harekete geç ve gerekeni şimdi yap.
27. En iyi şeyler henüz gerçekleşmeyenler, umudunu kaybetme.
28.Ne yapacağını bilemediğinde derin bir nefes al, iyi gelecektir.
29.Güzel bir pakette ve kurdeleyle bağlı değil ama HAYAT YİNE DE BİR HEDİYE.

Atatürk’ün Tüylerinizi Diken Diken Edecek ve Gururla Okuyacağınız 16 Az Bilinen Anısı

”Beni görmek demek,behemehal yüzümü görmek demek değildir.Benim fikirlerimi,benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.” – M.Kemal ATATÜRK

1. ”Sizin kendinize mi itimadınız yok, Türk hanımının faziletine mi?”

''Sizin kendinize mi itimadınız yok, Türk hanımının faziletine mi?''
Muallimler Ankara‘da bir toplantı yapmışlar, bu içtimaya iki-üç muallim hanım da iştirak ederek salonda ayrı bir yere oturmuşlardı.
Muallim hanımların içtimaya gitmelerini hoş görmeyen meclisin sarıklıları Gazi’ye şikayete giderler. Gazi kızarak:

Kimmiş muallimler cemiyet reisi ? Çağırın onu!”der. Mazhar Müfit birkaç dakika sonra içeri girince gürleyen bir sesle ona çıkışır:

”Siz Muallimler içtimada ne yapmışsınız ? Ne ayıp şey bu?” Mazhar Müfit şaşakalır. Gazi’den bu hareket mi beklenirdi? Sarıklılar muzaffer bir beşaretle gülmektedir. Sarıklılar neşe içinde iken, Gazi’nin sesi hep aynı tonda devam eder:

”Olur şey değil,olur şey değil! Mazhar müfit hala ayakta ve hala ne diyeceğini şaşırmış bir halde cevap vermeye çalışır:

”Efendim vallahi…”

”Bırak bırak ben hepsini biliyorum; içtimaya muallime hanımları da çağırdınız. Fakat onları niye ayrı sıralara oturttunuz ? Sizin kendinize mi itimadınız yok,Türk hanımlarının faziletine mi ? Bir daha öyle ayrılık gayrılık görmeyeyim, anladınız mı ?”

2. ”Oradan Böyle Geçilir”

''Oradan Böyle Geçilir''

Salih Bozok anlatıyor:

İngilizler Çanakkale’de Anafartalar Grubu’nu mağlup edip de cepheyi sökemeyince, yeni bir harekete giriştiler ve bu cepheyi sağdan çevirmek istediler. Düşmanın planını bozmak için Kireç Tepe’yi tutmak lazımdı. Halbuki oraya giden tek bir dar yol savaş gemileri tarafından makaslama ateş altına tutuluyordu. Her an gülleler korkunç patlayışlarla ortalığı alt üst ediyor, ölüm saçıyordu. Bir insanın değil, bir kurdun bile geçmesine imkan görülmüyordu. Kireç Tepe’yi tutmak emrini alan Türk subay ve askeri tereddüt içindeydiler; fırsat gözetiyorlardı. Fakat düşmanın ateşi bir an bile kesilmiyordu. Mustafa Kemal bu hali görünce siperlere koştu,askerin arasına karıştı ve sordu:

”Niçin geçmiyorsunuz ? ” İçlerinden biri cevap verdi:

”Düşman ölüm saçıyor, geçilmez !” Mustafa Kemal zerre kadar korku ve tereddüt göstermeden:

”Oradan böyle geçilir!” dedi ve ileri fırladı.Mehmetçik artık durur mu ? O da kumandanının arkasından ileri atıldı. Toz, duman, alev ve ölüm kasırgasını yaran askerler karşıya vardılar, tepeyi tuttular.

3. ”Yurdumun Toprağı Temizdir”

''Yurdumun Toprağı Temizdir''

Kral Edward İstanbu’a geldiği zaman, yatından bir motora binerek Dolmabahçe Sarayı’na yanaşır. Atatürk de rıhtımda onu beklemektedir. Deniz dalgalı olduğundan, kralın bindiği motor, sürekli inip çıkmaktadır. İmparator rıhtıma çıkmak istediği bir sırada, eli yere değerek tozlanır.

O sırada Atatürk elini uzatmış bulunduğundan, kral da ona elini uzatmadan önce mendiline silmek ister. Ama Atatürk hemen devreye girer ve:

”Yurdumun toprağı temizdir, o elinizi kirletmez.” diyerek kralı elinden tutup rıhtıma çıkarır.

4. ”Sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin !”

''Sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin !''

Bahçe mimarı Mevlüt Baysal anlatıyor:

Atatürk’ün Çankaya Köşkü’ndeki bahçesini yapıyordum. Bir gün Atatürk, yaveri ve ben bahçede dolaşıyorduk. Çok ihtiyar ve geniş bir ağacın Atatürk’ün geçeceği yolu kapadığını gördük. Ağacın bir yanı dik bir sırt,diğer yanı suyu çekilmiş bir havuzdu. Ata,havuz etrafındaki kısma yaslanarak karşı tarafa geçti. Derhal atıldım:

”Emrederseniz derhal keselim Paşam.” Bir an yüzüme baktı, sonra:

”Sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin !”

5. ”Sakarya’nın değerini küçültmüş olursunuz dostum.”

''Sakarya'nın değerini küçültmüş olursunuz dostum.''

Sakarya Zaferi’nin üzerinden yıllar geçmiştir. Dönemin ünlü ve bir o kadar yetenekli ressamlarından biri, Mustafa Kemal’e Sakarya Savaşı’nı gösteren bir tablo hediye eder. Savaşın tüm heybet ve azametiyle işlenmeye çalışıldığı bu tabloda Ata, ön planda yağız bir savaş hayvanına binmiş olarak tasvir edilmiştir. Ressam, bu kompozisyon karşısında tebrik beklerken, Mustafa Kemal’in:

”Bu tabloyu kimseye göstermeyin.” demesi üzerine şaşırıp kalır. Herkes ne söyleyeceğini bilemez halde birbirlerine bakarken Mustafa Kemal şu açıklamayı yapar:

”Savaşa katılmış olan herkes bilir ki, hayvanlarımız bir deri bir kemikten ibaretti; bizim de onlardan arta kalır yanımız yoktu. Hepimiz iskelet halindeydik. Atları da, savaşçıları da böyle güçlü kuvvetli göstermekle, Sakarya’nın değerini küçültmüş oluyorsunuz dostum.” 

6. Sakarya Savaşı’ndan Dönüş

Sakarya Savaşı'ndan Dönüş

Sakarya Meydan Savaşı Türk Orduları’nın zaferi ile sona ermiş, Gazi Ankara‘ya dönmektedir. Yirmi gün geceli gündüzlü büyük bir endişe ve karamsarlık içinde yaşayan Ankaralılar, düşmanı yenen ordunun başkomutanına törenli bir  karşılama düzenlemişlerdir. Ankara garından başlayarak şehre doğru yolun iki yakasında sıra ile dizilen hükumet ve meclis üyeleri, memurlar, öğrenciler, esnaf ve halk, gazi geçtikçe alkış tutup arkasına katılarak büyük bir alay halinde ilerlemektedirler.

Meclis binasının önüne gelindiğinde Gazi alayın başında bulunanların yukarıya doğru yol almakta olduğunu fark etmişti.Meğer bu tören şöyle düzenlenmiş: ”cemaat” halinde Hacı Bayram Veli’nin türbesine gidilecek, onun ”yüksek maneviyatının yardımıyla” kazanılan bu büyük zafer için orada dua edilecek, sonra Meclis’e dönülerek nutuklar okunacaktır. Gazi:

 ”Öyle şey olmaz, yurt toprağını karış karış kanını akıtarak ve canını vererek savunan Mehmetçiğin hakkını ben evliyalara kaptırmam! ” deyip doğruca meclis binasına sapar. Atatürk yıllar sonra bu olayı anlatırken sözüne şunları da eklemiştir:

 ”Kimileri benim bu davranışıma kamunun inancını inciten yersiz bir davranış gözüyle bakmış olabilirler; ama ben, hele yurdun savunmasında, güvenilecek gücün evliyaların, yatırların ”maneviyatı” olmayacağını hatırlatmayı artık zorunlu bulmuştum.” 

7. ”Laiklik, Adam Olmaktır.”

''Laiklik, Adam Olmaktır.''

Kılıç Ali anlatıyor:

İlk mecliste bir gün laiklik konusu oluyordu. Gazi Mustafa Kemal Paşa o gün meclise başkanlık ediyordu.Meclisin tanınmış din alimlerinden bir vatandaş kürsüye geldi. Alaycı bir tavırla:

 ”Arkadaşlar bir laikliktir gidiyor. Afedersiniz ben bu lağikliğin manasını anlamıyorum, nedir bu laiklik ? ” diye söze başlarken riyaset makamında bulunan Mustafa Kemal Paşa dayanamamış, oturduğu yerden elini kürsüye vurarak:

”Adam olmaktır Hocam, adam olmak! ” diyerek Hoca efendinin sualini cevaplandırmıştır.

8. Amerikalı Kadın Gazeteci

Amerikalı Kadın Gazeteci

Niyazi Ahmet Banoğlu anlatıyor:

Bir Amerikalı kadın gazeteci, Atatürk’e:

”İşlerinizde nasıl başarılı oluyorsunuz ? ” diye sormuş ve şu cevabı almıştı:

”Ben bir işte nasıl başarılı olacağımı düşünmem. O işe neler engel olur, diye düşünürüm. Engelleri kaldırdım mı, iş zaten kendi kendine yürür.” 

9. ”Büyük Geçmiş Olsun”

''Büyük Geçmiş Olsun''

Atatürk, yurdumuzu ziyaret etmekte olan Yugoslav Kralı Aleksandr ile İstanbul‘da Dolmabahçe Sarayı’nda konuşurken, konuk Kral şöyle der:

”Ekselans. Biz Türkleri çok severiz. O kadar çok ki, vaktiyle Cihan harbi’nin sonunda Lloyd George Batı Anadolu’yu Yunanistan‘a teklif etmeden evvel bize teklif etmişti. Fakat biz Yugoslavlar, Türkleri çok sevdiğimiz için George’un bu önerisini kabul edip Anadolu seferine çıkmadık.”

Atatürk, Kral’ın bu sözlerine şu cevabı verir:

”Haşmetmeap, evvela bize karşı olan sevginize teşekkür ederiz. Sonra büyük geçmiş olsun! ” 

10. Herkes İçin Lüzünlü Bir İhtar

Herkes İçin Lüzünlü Bir İhtar

Muzaffer Kılıç anlatıyor:

Erzurum’dan kongre için Sivas’a geldiğimizde, Mustafa Kemal’in karargahı olarak, Sivas lisesini hazırlamışlardı. Paşa, kendisine hazırlanan odaları dolaşırken, yatak odasında, karyolanın arkasında bulunan sarı satırlı atlas yastık gözüne ilişti. Yastığın üzerinde, koyu renk bir ibrişimle işlenmiş şu beyit vardı:

Cihanın cahına mağrur olup incitme insanı. ( Dünyanın şaşasıyla gururlanıp incitme insanıları)

Süleman-ı zaman olsan bırakırsın bu eyvanı (Zamanın Süleymanı da olsan bırakırsın bu dünyayı)

Atatürk, yazıyı okuduktan sonra durdu. Mazhar Müfit Bey’i çağırttı. Beyti ona okuttu. Mazhar Müfit:

”Paşa’m, bu sizin için yazılmış değil.” deyince, Atatürk:

”Bu uyarı hepimiz için ve her şey için bir prensip olmalıdır.” cevabını verdi.

11. Övülmeyi Sevmezdi

Övülmeyi Sevmezdi

Atatürk ne kadar bir asker, komutan, yönetici olsa da; duyguları, sevinçleri, sinir ve neşesi bizden biriydi. Ulusuyla bütünleşme yöneliminin en tipik göstergelerinden biri de şu kısa öyküde belirlenir:

Cumhuriyetin on ikinci yıl dönümü için bir sıra dövizler hazırlanmıştır.

Bunlar içinde şöyleleri vardır:

”Atatürk bizim en büyüğümüzdür.”, ” Atatürk bu milletin en yücesidir.” ”Türk Milleti asırlardır bağrından bir Mustafa Kemal çıkardı.” ‘Atatürk listeyi dikkatle gözden geçirir. Bunlar ve bunlara benzeyenleri çizerek, hepsinin yerine kendini en iyi ifade eden şu satırları yazar:

”Atatürk bizden biridir.” 

12. ”Genelgeyle Devrim Olmaz”

''Genelgeyle Devrim Olmaz''

Ahmet Hidayet Reel anlatıyor:

1924 yılının ilkbaharıydı. Erzurum ve Pasinler’de depremde birçok köyün evleri yıkılmıştı. Zarar gören halkla görüşmek için Pasinler’e gelen Atatürk, halkın içinde ihtiyar bir köylüye yaklaştı:

”Depremde çok zarar gördün mü, baba ?” diye sordu. Atatürk ihtiyarın şüphesini görünce tekrar sordu:

”Hükümet sana kaç lira verse, zararını karşılayabilirsin ?” İhtiyar, Kürt şivesiyle:

”Valle Padişah bilir!” dedi. Atatürk gülümsedi. Yumuşak bir sesle:

”Baba, Padişah yok;onları siz kaldırmadınız mı ? Söyle bakalım zararın ne ? ” intiyar tekrar etti:

”Padişah bilir!…” Bu cevap karşısında kaşları çatılan Atatürk, Kaymakam’a döndü:

”Siz daha devrimi yaymamışsınız.”dedi. Bu sırada görevini başarmış insanlara özgü bir ağırbaşlılıkla ortaya atılan tahrirat katibi:

”Köylere genelge yolladık Paşam.” dedi. Atatürk’ün fırtınalı yüzü, daha çok karıştı:

”Oğlum”dedi,”Genelgeyle devrim olmaz!…” 

13. ”Merhaba Asker”

''Merhaba Asker''

Ziya Kılıç anlatıyor:

Yıl 1909… Beşinci kolordu kurmay başkanlığına katılan Yüzbaşı Mustafa Kemal, Selanik’teydi. 38. Merkez Alayı Kumandanı Albay Saadettin Bey tedavi için İstanbul‘a gitmek üzere izin aldı.

Saadettin Bey’in, yerine kimi bırakacağını herkes merak ediyordu.Sonradan Saadettin Bey’i Kolağası Mustafa Kemal’in temsil edeceğini öğrendik.Şaşırdık. Çünkü Mustafa Kemal henüz kıdemli bir yüzbaşıydı,kendinden daha üst rütbede olanlar vardı.

Büyük rütbeli subayların şaşkınlıkları çabuk geçti. Mustafa Kemal, bütün subaylara kendini sevdirmişti. Kenti gezerken, halka karşı davrabışlarına tanık olanlar, kendisine hayranlık duyuyorlardı.Şimdi, onun böyle görevde ne yapacağı merak ediyorduk.

Alayın Mustafa Kemal tarafından teslim alındığı günü, belki de tarihimizde önemli bir dönüm noktası olarak kabul etmemiz doğru olur.

Ogün Mustafa Kemal alayı selamlamaya beyaz bir atın üzerinde gelmişti. Bütün gözler ondaydı. Alay’ın önüne gelince selam durumuna geçti, sonra hızla atından yere atladı. Yürüyerek askeri selamlayacaktı.

”Selamün aleyküm asker! ” demesini bekliyorduk. Ama hiç beklemediğimiz bir şey oldu; Mustafa Kemal:

”Merhaba asker!” dedi.

Bu, ilk kez karşılaşılan bir durumdu. Askerler nasıl yanıt vereceklerini bilmiyordu. Birkaç saniyelik sessizliği İstanbullu askerler bozdular:

”Merhaba Bey’im…”

Ordu ilk kez bir kumandanından, ”Merhaba Asker” selamını almıştı.

14. Japon Veliahtının Türkiye’yi Ziyareti

Japon Veliahtının Türkiye'yi Ziyareti

Japon Veliahtı Türkiye’yi ziyarete gelmiştir. Büyük ve mükellef bir ziyafet sofrasında yenilir, içilir. Atatürk, bir aralık Japon tarihinden söz açar ve bir meydan muharebesini anlatır.

Japon veliahtı hayret etmiştir. Atatürk, tarihten mitolojiye geçer ve yine Japon mitolojisinden konuşmaya devam eder. Veliaht’ın ağzı açık kalır.Söz nihayet edebiyata intikal eder, Atatürk:

”Japon Şiiri’nin dünya edebiyatında çok büyük etkileri vardır…” diyerek meşhur Japon şairlerinden mısralar okur. Veliaht;

”Bunları nereden biliyorsunuz?” diye soramaz. Fakat Atatürk’ün bilgi ve hafızasına hayran kalmıştır. Ama Atatürk hep böyledir. Her şeyi planlı yapar ve uygular. O, bütün bunları, veliaht gelmeden on gün önce tercümeler yaptırarak öğrenmiştir.

15. ”Gazi’yi Tanırmısın Baba ? ”

''Gazi'yi Tanırmısın Baba ? ''

Salih Bozok anlatıyor:

Bir gün Çankaya civarında bir köylü evine gitmiştik. Girdiğimiz kulübede, ihtiyar bir köylü ile karısı oturuyordu. Bize ikram ettikleri kahveleri içerken Atatürk, köylü ile konuşmamı söyledi. Ben bu emre itaat için ak sakallı köylüye ilk aklıma gelen suali sordum:

”Gazi’yi tanırmısın baba ?” İhtiyar beni, saçma sapan bir sual sormuşum gibi alaycı bir şekilde süzdü:

”Gazi’yi tanımayan mı var ?” dedi ve ilave etti: ”Ben görmedim ama her hafta Hacı Bayram Veli Camii’nde Cuma Namazı kılarmış. Ta göbeğine kadar sakalları varmış. Melek gibi nurlu yüzü, Peygamber gibi mübarek bir ihtiyarmış!” 

Gülmemi güç tutarak, Atatürk’ün sakalsız ve genç yüzüne baktım.O, kaşlarını kaldırarak kendini tanıtmamamı emretti. Dışarı çıktığımız zaman da güldü ve:

”Varsın, o da öyle bilsin. Hakikati öğrenmek belki biçarenin hayalini yıkar, onun hayalindeki şirin sakallıyı öldürüp sevgisini kaybetmekte ne mana var? ” 

16. Ölümünden Sonra…

Ölümünden Sonra...

Sene 1938, 10 Kasım… İstanbul Üniversitesi’nde saat 9’u 5 geçenin meşum haberi duyulmuş… Bir alman profesör var, Hukuk Fakültesi’inde, o da duymuş, şaşırmış. Derse girsin mi, girmesin mi, bir türlü karar veremiyor. O sırada aklına rektöre müracaat etmek gelir. Kalkar, yanına gider. Aralarında şu konuşma geçer:

”Efendim, mütereddidim.Acaba ne yapsam ? ”

”Sizde büyük bir adam ölümce ne yaparlarsa, onu yapın.” İşte o zaman Alman profesör kollarını iki yana sarkıtarak:

”Bizde bu kadar büyük bir adam ölmedi ki….”der.

Dolunay dileğim

11960142_1680304832201689_3585204211323463900_n[1]
Sevgili Allah’ım, sevgili meleklerim, bu dolunay enerjisiyle beraber hayatımda, bilinçaltımda, zihnimde, yüreğimde, bütünümde ve yaşadığım mekanlarda bulunan ve bana iyi gelmeyen ve bana kendimi iyi hissettirmeyen her şeyi sevgiyle bırakmayı seçiyorum! Ben egom başta olmak üzere …….( boşluğu siz doldurun ve aklınıza gelen genel, özel her şeyi; duygu, düşünce, olay, kişileri düşünebilirsiniz) tüm bunların hepsini sevgiyle bırakıyorum! Çünkü biliyorum ki sevgiyle bıraktığım tüm olumsuzlukların yeri tam da istediğim şeylerle sevgiyle ve kolaylıkla dolacak!
Kendimde ya da hayatımda farkedemediğim başka olumsuzluklar varsa, bunları da ilahi olan ve meleklerimin beni şifalandıran ve beni destekleyen enerjisine sevgiyle bırakıyorum ki, hepsi şifa olarak bana geri dönsün, hayatıma yansısın!
Öyle de oldu!
İstedigim tüm güzellikler için şimdiden şükürler olsun!
Işık Sarsın Sizi🙏 Sevgiler…Zişan:))

Bugün, 29 Ağustos Cumartesi günü akşam saat 21.35’de çok kuvvetli bir dolunay gerçekleşecek. Bu dolunay aynı zamanda bir süper dolunay olma özelliğini taşıyor. Yani dolunay gerçekleşirken, Ay da Dünya’ya en yakın olduğu konumda (perigee) olacak. Dolayısıyla, bu dolunayın çekimini ve ruhumuzdaki etkisini çok daha kuvvetli hissedeceğiz.

Tesadüf diye nitelendireceğimiz olaylar bizlere olayların gerçek yüzlerini gösterdi ve gösterecek. Bu dolunay, artık geçmişi ve bırakmak istediklerimizi bırakmak, hayatımızdan çıkarmak istediklerimizi çıkarmak, bize hizmet etmeyen tüm negatif duygu ve düşünce kalıplarımızı bırakmak, birtürlü bitiremediğiniz toksik, yıkıcı ilişkileri bitirmek, bağımlılıklardan kurtulmak, yaşadığımız hayal kırıklıklarını ve acıları şifalandırmak ve artık anı yaşamak için enerjisel olarak çok kuvvetli bir zaman ve harika bir fırsat.

Bugün akşam saat 21:35’de (öncesinde veya sonrasında bu saate niyet ederek de yapabilirsiniz) güzel derin bir nefes alın ve tüm negatifliği, size acı, endişe veya korku veren, canınızı yakan, kalbinizi acıtan herşeyi, hayatınızdan çıkarmak istediklerinizi, birtürlü bitiremediğiniz toksik, yıkıcı ilişkileri, bağımlılıkları, artık size hizmet etmeyen duygu ve düşünce kalıplarınızı, geçmişinizden gelen ve sizi aşağıya çeken tüm yaşanmışlıkları, affedemediklerinizi, kırgınlıkları, üzüntüleri neyi geride bırakmak istiyorsunuz onları lütfen bir kağıda yazın…Nasıl yazdığınızın hiçbir önemi yok. Önemli olan sadece niyetiniz.

Ve Yüce Allah’tan ve meleklerden bunları tümüyle bırakmak için ve ışığa dönüşmesi için yardım isteyin. Ayrıca Sevgili Başmelek Mikail’den (tüm endişe ve korkularınızı gidermek üzere), sevgili Başmelek Haniel’den (dolunay enerjisini en iyi şekilde kullanmak üzere), sevgili Başmelek Raziel’den (ilişkilerinizde tüm zamanlara doğru tüm karmanızın dengelenmesi için) ve Sevgili Başmelek Ariel’den (dünyevi isteklerimizin gerçekleşmesi, bu yaşamımızdan zevk almayı ve doğayla bağlantı kurmayı bize öğretmesi için) yardım isteyin.

Sonra bu kağıdı yakın. Dolunay ışığı ile yıkanacak ve tüm bu yüklerden, tutunduğunuz tüm negatiflikten, olumsuz eski kalıplardan arınacaksınız. O kadar hafifleyeceksiniz ki.

Dolunay sağlıksız yemek, sigara, alkol ya da diğer bırakmak istediğimiz alışkanlıkları da bırakmak için ideal bir zamandır. Meditasyonunuza ve duanıza bu niyeti de ekleyin.

Işık sarsın sizi! Ve öyle oldu!
Şükürler olsun!
Alıntıdır