40’lı Yaşların Ortasındasınız ve Yavaş Yavaş Depresyona Sürükleniyorsunuz? İşte 20 Sebebi

1. Olmak istediğin kişi ile olduğun kişi arasında uçurumlar kadar fark vardır çünkü.

Olmak istediğin kişi ile olduğun kişi arasında uçurumlar kadar fark vardır çünkü.

Çünkü sana yıllarca toz pembe gösterilmiştir her şey. Sen bir anda büyük değişimler yapacak bir insan olmayı beklerken herkes gibi sıradan biri olmak zorunda kalmakla yüzleşmek zorunda kalırsın.

2. Bedenin büyüse de içindeki çocuk bir türlü büyümemiştir. Ve bunu başkalarından saklamaya çalışırsın.

Bedenin büyüse de içindeki çocuk bir türlü büyümemiştir. Ve bunu başkalarından saklamaya çalışırsın.

Çünkü içindeki çocuk hiçbir zaman büyümez insanın. Ama bunu insanlara göstermek güçsüzlük belirtisi sayılır. Güçsüz olmak istemezsin…

3. Hatta hala o eski atari oyunlarını oynamak, hiçbir şey yapmadan televizyonun başında akşama kadar çizgi film izlemek istersin.

Hatta hala o eski atari oyunlarını oynamak, hiçbir şey yapmadan televizyonun başında akşama kadar çizgi film izlemek istersin.

Hiçbir şeyi umursamadığın o eski mutlu günler çok uzakta kalmıştır artık…

4. Herkesin kendinden başka kimseyi gerçekten sevmediği şu dünyada, seni sevebilecek birilerini ararsın. Ama nafile, bulamazsın.

Herkesin kendinden başka kimseyi gerçekten sevmediği şu dünyada, seni sevebilecek birilerini ararsın. Ama nafile, bulamazsın.

Sonuçta insan sevilmek istediği için birini sever. Sen de bu en temek ihtiyacını iliklerine kadar hissedersin.

5. Başkalarını hayal kırıklığa uğratma telaşı vardır içinde. Seni okutan ve büyüten ailenin yüzünü kara çıkarmak istemezsin. Ve bu seni mahveder.

Başkalarını hayal kırıklığa uğratma telaşı vardır içinde. Seni okutan ve büyüten ailenin yüzünü kara çıkarmak istemezsin. Ve bu seni mahveder.

Yapamamaktan zordur her zaman, sana güvenenlere yapamadım demek.

6. Sana sunulan her şeyin bir hayal olduğunu anlar ve bununla başa çıkmak zorunda kalırsın.

Sana sunulan her şeyin bir hayal olduğunu anlar ve bununla başa çıkmak zorunda kalırsın.

Bir rock yıldızı, ünlü bir futbolcu ya da, ileride nobel alacak bir bilim adamı olamayacağın gerçeği işte tam da bu yaşlarda yüzüne vurulur. O yüzden sana bu hayalleri kurduran sisteme en ağır küfürlerini tam da bu yaşlarda edersin.

7. Bir anda üstüne bir sürü sorumluluk yüklenir ve bunların altında ezilmemeye çalışırsın.

Bir anda üstüne bir sürü sorumluluk yüklenir ve bunların altında ezilmemeye çalışırsın.

Ve kimse sana bunların altından nasıl kalkacağını anlatmaz. Kendin deneyerek bulmak zorunda kalırsın.

8. Hep aynı monotonluk arasında sıkışıp kalırsın. Her sabah aynı güne uyandığını düşünüp tarifi mümkün olmayan bir bunalıma sürüklenirsin.

Hep aynı monotonluk arasında sıkışıp kalırsın. Her sabah aynı güne uyandığını düşünüp tarifi mümkün olmayan bir bunalıma sürüklenirsin.

Uyan, işe git, köpek gibi çalış, işten eve dön…

9. Zaman daha hızlı akar artık, hiçbir şeye hiçbir zaman yetişemezsin.

Zaman daha hızlı akar artık, hiçbir şeye hiçbir zaman yetişemezsin.

Belki de bu yüzdendir, her yaşın sorulduğunda artık şöyle bir duraksayıp düşünmen…

10. Adımların büyüse de yetişmen gereken şeyler de çoğalır. Bu yolda nefesin çokça daralır. Soluklanamazsın.

Adımların büyüse de yetişmen gereken şeyler de çoğalır. Bu yolda nefesin çokça daralır. Soluklanamazsın.

Sen, Dünya’yı kurtarması beklenen ama özel güçleri de olmayan herkes gibi sıradan bir süper kahramansındır artık.

11. Sen ne olduğunu anlamadan bir savaşın içerisinde bulmuşsundur çünkü kendini. Hayata adımını attığın anda bir ok sıyırır düşüncelerini.

Sen ne olduğunu anlamadan bir savaşın içerisinde bulmuşsundur çünkü kendini. Hayata adımını attığın anda bir ok sıyırır düşüncelerini.

Artık yaşamak için kendi zamanını maaş adı  verilen şey karşılığında satıp, yavaş yavaş kendini öldürmek zorundasındır artık.

12. Hiçbir zaman düşünmediğin kadar çok düşünürsün bu yaşlarda ve hayatın anlamını her gün sorgulamaya başlarsın.

Hiçbir zaman düşünmediğin kadar çok düşünürsün bu yaşlarda ve hayatın anlamını her gün sorgulamaya başlarsın.

Her şeyi düşünmeden hayatına devam eden insanlara gıpta ile bakarsın. Onların sonsuz mutluluğunu tatmak istersin. Ama bir kere düşünmeye başladığın için bunun dönüşü de yoktur bundan sonra.

13. Takmıyorum desen bile, kendindeki en ufak fiziksel kusurlarını bile kafaya takarsın.

Takmıyorum desen bile, kendindeki en ufak fiziksel kusurlarını bile kafaya takarsın.

Saçlarım dökülmeye başlıyor… Yaşlanıyorum… Alnımın ortasındaki bu çukur ne zamandır burada? Neden bu kadar kilo aldım? Halbuki bir şey yemiyorum da… Gözlerimin altındaki bu morluklar? Geçen zamanın oraya yuva yapması ve tüm uykusuzluklarımın orada birikmesi sonucu mu oluştular?

14. Özgür olmayı düşlersin, ama kafesinin sınırları kadar özgürsündür. Bulunduğun coğrafyadan, işten, yaşadığın evden uzaklaşamazsın.

Özgür olmayı düşlersin, ama kafesinin sınırları kadar özgürsündür. Bulunduğun coğrafyadan, işten, yaşadığın evden uzaklaşamazsın.

Görünmez sınırlar içerisinde hapsolursun ve oradan uzaklaşamazsın.

15. Her şeyini bırakıp yollara düşen insanlara imrenerek bakarsın, onlarda olup sende olmayan şeyi sorgulayıp durursun. Ama cevap alamazsın.

Her şeyini bırakıp yollara düşen insanlara imrenerek bakarsın, onlarda olup sende olmayan şeyi sorgulayıp durursun. Ama cevap alamazsın.

Geride bırakacakları bir şeyleri olmaması ya da kafalarına takmamaları belki de…

16. Bir belirsizlik içerisinde sürüklenip durursun, ne olacağın, ne yapacağın, bundan sonra nasıl yaşayacağın evrenin ulaşılamayan noktaları gibi belirsizdir artık senin için.

Bir belirsizlik içerisinde sürüklenip durursun, ne olacağın, ne yapacağın, bundan sonra nasıl yaşayacağın evrenin ulaşılamayan noktaları gibi belirsizdir artık senin için.

Gelecek kadar seni korkutan herhangi bir şey yoktur artık. En büyük korkun gelecek olmuştur.

17. Ertelersin her şeyi, mutlu olmayı bile bazen.

Ertelersin her şeyi, mutlu olmayı bile bazen.

Mutsuz olmaktan korktuğun için mutlu olmaktan bile vazgeçtiğin zamanların olur.

18. Her şey için kendini suçlarsın. Yeri geldiğinde, önceden kurduğun hayaller için bile…

Her şey için kendini suçlarsın. Yeri geldiğinde, önceden kurduğun hayaller için bile...

Yapamadığın ya da yaptığın ne varsa bunların tek suçlusu olarak kendini görürsün. Ama hiçbir zaman bu doğru değildir.

19. Kendine tutamayacağın sözler verirsin, sonra bunları yerine getirmediğin için pişmanlık duyarsın.

Kendine tutamayacağın sözler verirsin, sonra bunları yerine getirmediğin için pişmanlık duyarsın.

Mükemmeli istemenin sonuçlarıdır hep.

20. Ve en önemlisi sürekli kendini başkalarıyla kıyaslarsın.

Ve en önemlisi sürekli kendini başkalarıyla kıyaslarsın.

Seni başkalarıyla o kadar çok kıyaslamışlardır ki, sonunda bu büyük kötülüğü durmadan kendine yaparsın…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

‘Şimdinin Gücü’ Kitabının Yazarı Eckhart Tolle’den 20 Muhteşem Alıntı

Eckhart Tolle, 1948 doğumlu yeni nesil ruhani öğretmen ve yazarlardandır. Hiçbir dinle doğrudan bağlantılı olmadığını belirten Tolle; en  çok Zen Budizmi, Tasavvuf ve Taoizm gibi ekollerden etkilendiğini yazar. Gençlik yıllarını yoğun depresyon ve anksiyete (kaygı) içinde geçirmiş ve 29 yaşında büyük bir ruhani aydınlanma yaşamıştır. Bundan sonra ise öğretisini anlatacağı ve dünya çapında milyonlarca satacak olan “Şimdinin Gücü” kitabını kaleme alır. Bu öğretinin ne olduğuna dair ufak bir fikir sahibi olmanızı sağlayacak alıntıları sizlerle paylaşıyoruz:

1. “Geçmiş, şimdiki zaman üzerinde en ufak bir güç sahibi değildir.”

2. “Mutsuzluğun birincil sebebi içinde bulunulan durum değil, sizin bu durum hakkındaki düşüncelerinizdir.”

3. “Kendinizi tanımlama çabalarını bırakın ve başkalarının hakkınızda ne düşündüğünü önemsemeyin. Çünkü sizi tanımladıklarında, yalnızca kendilerini sınırlarlar. Bu da onların problemi.”

4. “Sevmek, başkasında kendinizi farketmektir.”

5. “Şimdiki zamanın sahip olduğunuz tek şey olduğunu fark edin. Şimdiyi hayatınızın odağı haline getirin.”

6. “Yaşam, zihinlerimizin zannettiği kadar ciddi bir şey değildir.”

. “Şu ânı, içerdiği her şey sizin seçiminizmiş gibi kabul edin.”

8. “Başkasında gördüğünüz ve karşı çıktığınız her şey, kendinizde de vardır.”

9. “Zaman değerli değildir çünkü bir illüzyondur. Zamana, yani geçmişe ve geleceğe ne kadar çok odaklanırsanız, şu ânı o kadar kaçırırsınız. Yani asıl değerli olan şeyi.”

10. “Sürekli hayat şartlarınızı iyileştirmeye çalışarak huzuru bulamazsınız. Onu, yalnızca gerçekte kim olduğunuzun farkına vararak bulabilirsiniz.”

11. “Gerçek aşk seçici değildir. Tıpkı güneş ışığının seçici olmaması gibi. Güneş tek bir insanı seçip daha fazla aydınlatmaz.”

12. “Bir şeyle savaşırsanız, onu daima daha güçlü kılarsınız.”

13. “Yaşamın sırrı, ölmeden önce ölmektir. Ve böylece ölüm diye bir şey olmadığının farkına varmak.”

14. “Kaygı ve üzütüntü bize gerekli şeyler gibi gözükür fakat bir yarar sağladıkları hiçbir zaman görülmemiştir.”

15. “Aydınlanmanın neye inandığınızla bir alakası yoktur. O yalnızca bir bilinç yapısıdır.”

16. “Mutluluk ve iç huzuru arasında bir fark vardır. Mutluluk, olumlu olarak nitelendirdiğimiz durumların gerçekleşmesine bağlıdır. İç huzuru ise değildir.”

17. “Zevk her zaman dışardaki şeylerden elde edilir. Neşe ise içten yükselir.”

18. “Tüm gerçek sanatçılar, bunu bilseler de bilmeseler de, ürünlerini düşüncenin olmadığı bir süreçle yaratırlar”

19. “İyi bir insan olmaya çalışarak iyi olunmaz. Halihazırda içinizde bulunan iyiliğin gerçekleşmesine izin vererek buna ulaşabilirsiniz.”

20. “Yaşamaya başlayacağı ânı bekleyerek hayatını geçiren insan, hiç de ender rastlanır bir şey değildir.”

Kaynak: onedio

zihni şimdiki anda kalmaya alıştırmanın en kuvvetli yolu nefes alıştırmadırı. Şiddetle tavsiye ederim. Anette

En tehlikeli insan tipinin 10 özelliği.

kiloÅŸismandietnefes[1]

1. Az okur ama çok inanırlar.
2. Eşyaya, paraya insandan daha çok önem verirler.
3. Yalanı çok rahat söylerler.
4. Çok iyiliğiniz olsa bile bir hatada hepsini unuturlar.
5. Her şey için başkalarını suçlarlar.
6. Ara bozmak laf taşımak konusunda çok beceriklidirler.
7. Bir dedikleri bir dediklerini tutmaz ama ne kadar affediciyim diye övünürler.
8. Gereksiz bir kibirleri ve özgüvenleri vardır.
9. Acındırır, istediğini alır ve fırsatını bulunca yok olurlar.
10. Bencildirler ama farkında değillerdir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kafaya Taş Düşmüş Travma Geçiriyor Çabuk…

11828618_861446443946552_4788003574517791731_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kaliteli Yaşamak İçin…

11745418_10155815925570557_4126495811298963407_n[1]

AZALTIN :

Yediğiniz yemeği, yemeğinizin tuzunu…

Çayın şekerini, kullandığınız eşyaları…

Harcadığınız parayı, boşa geçen zamanı…

Gözyaşlarını, kafaya taktıklarınızı…

Kıyafetlerinizi, kuruntularınızı…

Bilgisayar başında harcadığınız süreyi…

Telefonla konuştuğunuz süreyi…

İnsanlardan beklentilerinizi, televizyon izlemeyi azaltın.

BIRAKIN :

Şikayet etmeyi, çekingenliği…

Rezil olma korkusunu, mazeret üretmeyi…

Başkaları için yaşamayı, yapamam düşüncesini…

Olumsuz düşünmeyi, olumsuz kelimeleri…

Surat asmayı, ön yargıyı…

Herkesi eleştirmeyi, herkesi düzeltmeyi çalışmaya bırakın.

ÇOĞALTIN :

Gülümsemeyi, sevmeyi…

Olumlu düşünmeyi, dua etmeyi…

Şükretmeyi, ayaklarınızın toprağa temasını…

Renkli giyinmeyi, sizi iyi hissettiren müzikleri…

İçtiğiniz su miktarını, çocuklarla geçirdiğiniz vakti…

Teşekkür etmeyi, selam vermeyi…

Özür dilemeyi, mazur görmeyi…

Alttan almayı, sevginizi hak edene vermeyi…

İstikrarınızı, hayal kurmayı…

Güzel söz söylemeyi, kitap okumayı çoğaltın.

Okuduğunuz sözler çok anlamlı, hiç birini yanlış diye atamazsınız.  Kaliteli yaşamak için kural çok basit, yeter ki uygulayın.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yol Hikayeleri…

21016_778701475576170_3572287644018728253_n[1]

Yola çıkma duygusu çok karışıktır. İnsana hem heyecan, hem korkuyu aynı anda yaşatır. Bir yandan bilinmeyeni bilinir kılma ,yeniyi keşfetme arzusu çok güçlüdür. Diğer yandan bilinmeyenin verdiği ürkeklik alır başını gider. Sonuçta önyargılar yıkılır, yeni tatlar tadılır, değişik hayvanlarla tanışılır, dans ve müziğin farklı güzellikleri keşfedilir. Ve her defasında insanların özünün hep aynı olduğunu bir defa daha anlarsınız. Onların da bir kalp kırıklığı , unutamadığı bir aşkı, çocukları için en iyisi yapma isteği, özlemleri, sevinçleri, yaraları, beklentileri, hayal kırıklıkları olduğunu anlarsınız.

Benim için gezmenin en büyük anlamı dışımdan yapmış olduğum bu yolculukların, aslında kendimi ve ruhumu tanımak için kullandığım bir yöntem olmasıdır. Tamamen bir tezatı yaşıyorum yani. İçimi tanımak için dışarıyı dolaşıyorum. Tabi bu yolculuklarda insanlarla konuşmak, onları tanımak, dertleşmek, tavsiyelerini dinlemek en büyük itici gücüm. Böyle olunca bir sürü hayatı aynı anda yaşamış oluyorsun. Başkalarında kendini, kendini başkalarında buluyorsun. Bir sürü olaya şahit oluyorsun. Her gün yollarda olduğun için yoğunlaştırılmış bir programda yaşamış gibi oluyorsun. Her gün ama her gün ama her gün yeni bir sürü deneyim yaşıyorsun.

Mesela bir lokantada oturuyorum yeni bir lezzet denemenin eşiğinde heyecanlıyım. Karşı masada İtalyan erkekler oturuyor. Bir gürültü şamata yapıyorlar inanılmaz. İstemeden onlara bakıp bir yandan eğleniyorsun. Bir anda masadakilerden biri telaşla ayağa kalkıp, benim arka tarafımda bir yere doğru koşturuyor. Hepimiz ne oldu diye merakla dönüyoruz. İki Japon kızı bankamatik önündeler, para çekmeye çalışmışlar çekememişler. Saat 21.00 suları, yabancı ülkedeler, yerel dili bilmiyorlar, gencecik kızlar korkup başlamışlar ağlamaya. Bizim İtalyan adam bunların hepsine şahit  olunca yerinde duramıyor kızlara yardım etmek için  koşuyor. Gerisi bizim meraklı bakışlarımız arasında yaşanıyor… Çıkarıyor cebinden bir tomar para, kızlara veriyor. Az da değil hem yemek, hem kalacak yer, hem de yol parası veriyor. Kızlar biraz daha ağlamaya başlıyor. Bu sefer sevinç ve şaşkınlıktan ağlıyorlar. Adamda başlıyor ağlamaya. Hepimizin gözleri doluyor. Bu manzara hala tüylerimi ürpertiyor.

Ya da tanıştığım insanların anlattığı değişik hikayeler oluyor. Mesela yeni evli bir çiftle tanışmıştım. Balaylarında egzotik bir yere gitmişler. Maymunu bol olan bir yere. Kaldıkları otelde bunlara  sıkı sıkı tembih etmiş; odadan çıkarken mutlaka kapınızı, pencerenizi sıkı sıkı kapayın yoksa maymunlar eve girer diye. Tabu bunlar yeni evli, başları hülyalı dışarı çıkıyorlar ama pencereyi kapatmayı falan unutuyorlar. Odaya döndüklerinde odada maymunlar sıçrıyor, atlıyor,  kimisi yatakta yatıyor,  kimisi lambada, çekmeceler açık, kıyafetler maymunların üstünde, sular açılmış içilmiş, buzdolabında o ekstraya giren fıstıklar çukulatalar yenmiş, duvarlara sürülmüş böyle bir manzarayla karşılaşıyorlar. Tabi korkup hemen otel yönetiminden yardım istiyorlar, bir sürü de maymun zararı ödeyip otelden çıkıyorlar. Artık her yeri sıkı sıkı kapayıp, iki kere de kontrol etmeden hiçbir yere gitmiyorlarmış.

Bir keresinde abla-kız dolaşan çok cici iki kişiyle tanıştım. Bundan beş altı sene önce denize girebilecekleri, güneşlenip tembellik yapacakları bir adaya gitmeye karar vermişler. Adaya ana karadan  sürat motoruyla ulaşılabiliyormuş. Bunlar sürat motorundayken adayı  tsunami vurmuş. Bunlar denizde olduğu için kurtulmuşlar. Ama maalesef bir sürü tatsız anıya da sahip olmuşlar. Şimdi asla ada tatili yapmıyorlarmış.

Bir keresinde de tek başına dolaşan bir kızla tanıştım. Kız otobüsten inip on dakikalık bir yürüyüşten sonra kalacağı otele ulaşacakmış. Taksiye binmek istememiş. Fakat o on dakikalık kısa yürüyüş, bilmediği bir yol olunca olmuş 20 dakika, 25 dakika. Sırtında çantası, bir yandan yol yorgunluğu bir yandan açlık adımlarını hızlandırmış. Tabi o sırada bir evi koruyan, üç dobermanla karşılaşmış. Dobermanlar zincirsiz, kıza doğru hızla koşmaya başlamışlar. Kızın dizlerinin bağı çözülmüş bayıldı bayılacakmış. Hafızasında hayal meyal köpek seni kovalarsa koşma ve onun seviyesine çömel diye bir bilgi varmış. Zaten koşacak halde değil, çömelse yüzü parçalanır diye korkuyor. Bir anda içgüdüsel olarak köpeklerle konuşmaya başlıyor. Köpeklerse -ilginç- ses tonuyla bir bir sakinleşip uzaklaşıyorlar. Kız derhal bir taksi çağırıp otele gidiyor. Bir daha da her yere kapıya teslim şeklinde gidiyor.

Bu sefer orta yaşlı bir çift tur programındalar. Her şehirde bir gün duran, yorucu bir tur. Ama çok şanslılar. Uğradıkları şehirlerin birinde karnavala denk geliyorlar. Şapkalar alınıyor. Yüzler boyanıyor. Her yerde dans ve müzik var. Sokaklar da inanılmaz bir coşku ve eğlence yaşanıyor. Bu ortamın bir parçası olup, inanılmaz bir gün yaşıyorlar. Bundan sonra da nerede ne zaman böyle kutlama var ona göre gidiyorlar.

Bu anıların sonu gelmez. O yüzden artık burada kesiyorum.  Bana en çok sorulan soruya cevap vererek yazıyı bitiriyorum.

Bana en çok sorulan soru şu ;yollarda dolaşırken ‘insanların sana zarar vermesinden korkmuyor musun’ diyorlar. Ben de her seferinde şu cevabı veriyorum… Eğer karşınızdaki insana sevgiyle davranır, gönlünü alırsanız, yaralarını sararsanız size elinden gelen en iyi şekilde davranacaktır. Her şeyin tek ilacı sadece birbirimizi sevmek ve kendimizi sevmekten geçiyor diyorum. Bilmiyorum siz ne diyorsunuz  ???

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Çalakalem Gezilerim... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Uyku sorunu çekenlerlere bitkisel tarifler…

Uyku-Sorununa-Bitkisel-cozum-Papatya-cayi-880x320[1]

Suna Dumankaya, rahat bir uyku uyuyabilmek için papatyalı çayı tavsiye ediyor…

Hafif ve orta dereceli uykusuzluk sorunları, kasları rahatlatan ve sinirleri sakinleştiren bitkisel çaylar ile hafifletmek mümkün. Bu çaylar bunun yanı sıra daha kaliteli ve derin bir uyku sağlayarak gün içerisinde enerjinizin yüksek kalmasını sağlamaktadır.

Sakinleştirici etkisi bulunan papatya, sarı kantaron, kediotu, şerbetçiotu gibi bitkilerden elde edilen çayları içerken dikkat edilmesi gereken nokta aşırıya kaçmamak ve bilhassa depresyon, uyku ilaçları ile beraber kullanmadan önce hekime danışmaktır.

Eğer bu çayları gereğinden çok içerseniz gece uykunuz bölünebilir. Uykuya geçişi kolaylaştıran bitki çaylarını yatağa gitmeden 1 saat kadar önce içmeniz gerekir.

Papatya Çayı

Uykusuzluk için Türkiye’de en fazla tüketilen çaylar arasında bulunan papatya çayı hazmı kolaylaştırır, kas spazmlarını hafifletir, ağrı kesici ve antiseptiktir. Hafif dereceli uyku problemleri için olabildiğince etkili olan papatya çayı eşit oranlarda şerbetçiotu bitkisiyle karıştırılabilir.

Papatya çayının Tarifi;

Malzemeler;  1 tatlı kaşığı papatya ve 500 ml kadar su

Nasıl Yapılır; Su iyice kaynatılır. Papatyalar kaynamış suya eklenir ve çay gibi demlenmesi sağlanır. 6-10 dakika kadar demlenmesinin ardından afiyetle içilir.

Papatya Çayına Alternatif Olarak

Uykusuzluk ve Rahatlatıcı Kür

1 çorba kaşığı kafuru,
1 kahve fincanı deniz tuzu,
4 yemek kaşığı susam yağı,
1 limonun suyuyla karıştırın.

Yukarıdaki karışımı 1 kova sıcak suyun içerisine koyun. Ayaklarınızı ortalama 15 dakika süresince bu suyun içinde bekletin. Kuruladıktan sonra, evin içerisinde 2-3 tur atarak ayaklarınızı hareket ettirin. Siz değerli Bilgi Doktoru okurlarıma bu benzersiz formülden haftada 2 sefer yapmanızı öneririm.

kaynak: bilgi doktoru

Ayrıca yıkanmadan önce ılık suyla yıkanmak ve nefes çalışması yapmak da çok etkili oluyor Anette

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Biraz Daha Yalan Söylesene…

11888090_984411928276912_6667387275849631556_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaşam hem iyi hava hem kötü hava,hem zevk hem acı,hem yaz hem kış,hem gece hem gündüz varsa yaşanır.

11891080_10153929395949879_2691145277986926616_n[1]

Bir zamanlar kötü geçen bir hasattan şikayet eden bir çiftçi vardı:”Tanrı hava durumunu kontrol etmeme izin verse her şey daha iyi olurdu.”
Tanrı ona dedi ki:”Bir yıl boyunca havanın kontrolünü sana bırakacağım.Ne istersen hemen yerine gelecek.
Zavallı adam çok mutlu oldu ve hemen dedi ki “şimdi güneş istiyorum” ve güneş çıktı.Sonra dedi ki “şimdi yağmur yağsın” ve yağdı.Bir sene boyunca önce güneş açtı ve sonra yağmur yağdı.Mahsül hiç bu kadar bol,hiç bu kadar yemyeşil olmamıştı.
Sıra hasata geldi.Çiftçi buğdayı biçmeye koyuldu,ama yüreğine indi.Başakların içi bomboştu.Tanrı gelip sordu: “Nasıl mahsülün ?”
Adam şikayet etti:”Kötü efendim,çok kötü”.
“Peki sen havayı kontrol etmedin mi ?İstediğin her şey olmadı mı ?”
“Evet!Ben de işte bundan dolayı şaşkına döndüm.İstediğim güneşi ve yağmuru elde ettim ama hiç mahsül yok.”
“Peki hiç rüzgar,fırtına,kar ve buz istemedin mi ?Bunlar havayı temizleyip kökleri güçlü hale getiriyor.Mahsülün de içi doluyor.Hep iyi havayla olur mu hiç ? Elinde bu yüzden mahsül yok”
Yaşam hem iyi hava hem kötü hava,hem zevk hem acı,hem yaz hem kış,hem gece hem gündüz varsa yaşanır.Hem üzüntü hem mutluluk,hem rahat hem rahatsızlık olmalı.Yaşam işte böyle uçlar arasında güzelleşir..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İşte kronik olarak mutsuz olan insanların 7 belirgin özelliği;

ofke_ve_ofkenin_kontrolu_b[1]

1. Sabit inançları hayatın çok zor olduğu yönündedir.

Mutlu insanlar hayatın zaman zaman oldukça zor anlarla dolu olabileceğini ve kendilerini bir ‘kurban’ olarak görmektense, karşılaştıkları zorluklarla mücadele ederek bir an önce mutluluğa geri dönmeyi amaçlarlar. Bunu yapmak için de sorumluluk alırlar ve gerekli şeye konsantre olarak işleri kendileri için oldukça kolay bir hale getirirler. Mutlu bir insanın en belirgin özelliği, bir problemle karşılaştığında ‘şikayet etmek’ yerine ‘problemi çözme’ anlayışını benimsemesidir.

Kronik olarak mutsuz olan insanlar bir zorlukla karşılaştıklarında kendilerini ‘kurban’ olarak görürler ve içinde yaşadıkları evreni, onları mutsuz etmekle suçlarlar. Bu nedenle, sorunlara yapıcı yaklaşamazlar ve sorun büyüdükçe büyür. Eğer çevrenizde her daim mutsuz olan bir insan varsa ona bir bakın; gerçekten de karşılaştığı sorunlarla baş etmek yerine, kendi dünyasına çekilip acı çekmiyor mu?

2. Dünyadaki birçok insanın ‘güvenilmez’ olduğunu düşünürler.

Sağlıklı bir muhakeme yeteneğinin mutlu olmak için en önemli şartlardan biri olduğu gerçeği üzerinde çok durmayacağım. Özetle denilebilir ki, mutlu insanların büyük bir çoğunluğu çevrelerindeki insanlara güvenir ve onlarla paylaşımda bulunmaktan çekinmez. Bu nedenle, mutlu bir insan yeni tanıştığı kişilerle çabucak kaynaşabilir ve sıkı arkadaşlıklar/ilişkiler kurabilir.

Kronik olarak mutsuz olan insanlar tanıştıkları kişilerin ‘güvenilmez’ olduklarını düşünerek onlarla yakın ilişki kurmaktan çekinirler. Ne yazık ki bu davranışın sonucu olarak mutsuz insanlar hayata açılan kapılarını yavaş yavaş kapatırlar ve kendi dünyalarında mutsuzluk içerisinde yaşarlar.

3. Dünyada neyin ‘doğru/iyi’ olduğundan ziyade, neyin ‘yanlış/kötü’ olduğuna odaklanırlar.

Dünyada gerçekleşmekte olan yüzlerce ‘yanlış’ şey olduğunu kimse inkar edemez. Bir akşam oturup günlük haberleri izlemek bile bir insanı bu dünyanın ne kadar korkunç bir yer olduğu fikrine sürükleyebilir. Fakat aynı şekilde, eğer doğru yere bakmayı bilirsek, bu dünyada gerçekleşmekte olan onlarca ‘doğru’ ve güzel şey olduğunu da görebiliriz. Örneğin, Amazon Ormanları’nda ortaya çıkan bir fungusun plastik tükettiğini biliyor muydunuz? Yani dünya doğal yollardan ürettiği çözümle çöplük alanlarını yok edebilecek yakın gelecekte. Eğer mutlu ve pozitif bir insansanız, nereye ve nasıl bakacağınızı bilirsiniz ve bu da sizi daha mutlu kılar.

Kronik olarak mutsuz olan insanlar dünyada olup bitmekte olan güzel şeyleri görmeyi reddederler ve kötü şeyler hakkında sahip oldukları korkuları her geçen gün büyütürler.

4. Kendilerini diğer insanlarla kıyaslayarak kıskançlık duyarlar.

Kronik olarak mutsuz olan bir insan, genellikle diğer insanların kendisine ait olan iyi talihi çaldığını düşünerek kıskançlık duyar. Bu tip insanlar kendi özelliklerini çevredeki kişilerin özellikleriyle kıyaslarlar ve bu durum onları ağır bir kıskançlık haline sürükleyerek mutlu olmalarını engeller.

Mutlu insanlar bilir ki bu dünyada yeterince iyi talih vardır ve herkes hakettiği kadarına sahip olur. İyi şeylere sahip olmak için çalışmak ve bir emek sarfetmek gerekir. Mutlu insanlar bunun farkındadır ve bu nedenle kendilerini başkalarıyla kıyaslama hatasına düşmezler.

5. Hayatlarını tamamen kontrol etmeye çalışırlar ve bu yüzden sürekli didinirler.

İnsanın hayatını tamamen kontrol etmesiyle, ulaşmayı amaçladığı hedeflere doğru ilerlemesi arasında bir fark vardır. Mutlu insanlar kendilerine bir hedef koyarlar ve sağlam adımlarla bu hedefe ilerleyerek başarıya ulaşırlar. Onların amacı hayatlarındaki her detayı kontrol etmek değil, yalnızca hedefledikleri noktaya varmaktır. Mutlu bir insan bilir ki, bir bireyin hayatını tamamen kontrol etmesi mümkün değildir çünkü yaşamlarımızda bizim kontrol alanımızın dışında gelişen onlarca şey olmaktadır.

Kronik olarak mutsuz olan bir insan bu gerçeğin farkında değildir ve üstün uğraşlar vererek hayatındaki her şeyi kontrol etme çabasıyla sürekli didinir. Mutsuz bir insan için mutluluğun yolu kontrolden geçer ve bu yüzden kontrol manyağı olup çıkıverirler.

6. Gelecekleri hakkında büyük endişe ve korkulara sahiptirler.
.

Kronik olarak mutsuz olan insanların zihinleri korku ve endişelerle doludur. Aralıksız olarak ‘şu şöyle olursa ben ne yapacağım?’ veya ‘ya işler yolunda gitmezse?’ gibi düşüncelerle boğuşurlar ve bu nedenle yapabilecekleri şeylere odaklanamazlar. Korkuları ve endişeleri onları tarif edilemez bir mutsuzluk haline sürükler ve hayatta hiçbir zaman mutlu olamayacaklarını düşünmelerine sebep olur.

Mutlu bir insan hangi konuda ne derece korku veya endişe duyması gerektiğini hisseder ve işlerin kötü gitmemesi için elinden gelen her şeyi yapmaya odaklanır. Mutlu insanlar için de gelecekte işlerin ters gitme olasılığı vardır fakat onlar, bu olasılığa takılıp kalarak hiçbir şey yapmamak yerine, onu en aza indirgemek için mücadele ederler.

7. Konuşmaları dedikodu ve ağlayıp sızlanma doludur.

Kronik olarak insanlar neredeyse geçmişte yaşıyorlardır. Hayatlarının o dönemine kadar başlarından geçen tecrübeler asla zihinlerinden silinmez ve sürekli onları meşgul eder. Hayatın onların hiçbir şans tanımadığı veya bir kişinin onlara yaptığı bir haksızlık… Kronik olarak mutsuz olan bir insanın gün içerisindeki düşünceleri bu tarz şeyler üzerine kuruludur ve bu nedenle, biriyle konuştuklarında dedikodu ve ağlayıp sızlanmalar havada uçuşur.

Mutlu bir insan ‘anı’ yaşar ve o an içerisinde olup bitenlerle ilgilenir. Geleceğe dair hayaller kurarak her şeyin yolunda gideceğine dair olan inançlarını güçlendirirler. Mutlu bir insan üzerinde çalıştığı bir konu hakkında heyecanlanır ve çevresine de pozitif enerji yayar. Eğer onların konuşmalarına şahit olursanız, dedikodu veya ağlayıp sızlanma yerine, olumlu ve sağlıklı düşüncelerini deneyimleyebilirsiniz.

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bazen Her Şey Kötü Gider Hayatta…

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

Bazı dönemler olur nereye elinizi atsanız kurur, ne yöne dönseniz kapılar kapanır, yolun ucundaki ışığı görmek mümkün değildir.

Arkadaşlarla takışılır, eşle ayrılayım mı ayrılmayayım mı diye düşünülür, çocuklar kendi alemlerinde yaşar, akrabalardan kime ne anlatsam diye düşünürsün, kime dayanacağını bilemezsin.

İş, para fanidir ama gereklidir, sıkıcıdır, yetmiyordur, yeni ve daha iyi iş kim kaybetmiş ki ben bulucam modunda moraller bozuktur.

Sağlık eh yıllar geçtikçe, araba gibi sağında solunda başlar arızalar, buna da şükür deyip yola devam edilir.

Ne istediysen olmamıştır, anlamazsın bir türlü nedenini.

İşte tam o anda, o karamsarlığın en dip noktasında yalnız olmadığımızı, her zaman mucizevi enerjiyle çevrili olduğumuzu hatırlamalıyız. Allah’ın her zaman yanımızda olduğunu bilmeli ve ondan yardım istemeliyiz.

Biz bu dünyada misafir değil miyiz, misafir de umduğunu değil bulduğunu yemez mi. O zaman nasibimiz bu deyip kabullenelim başımıza ne geldiyse. Ne yapalım deyip kabullenelim.

Bu yaşadıklarımız belki testtir, belki karmadan dolayı bunu hak etmişizdir, belki büyük konuşmuşuzdur, neyse ne başımıza her geleni kabul etmeliyiz. Ardından Allah’a sığınıp bize yeni ve güzel kapılar açması için dua etmeliyiz. Bakış açımızı değiştirip neler olduğuna değil, neler yapacağımıza bakmalıyız.

Eminim ki en kısa zamanda ya da vakti geldiğinde o çıkış yolu kendiliğinden açılacaktır. Umutsuzluğa kapılmayın ve şükürü elden bırakmayın.

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »