The Secret’yan Yüz Alıntı

white_dove_in_blue_sky[1]

1. Hepimiz tek bir sınırsız güç ile çalışırız.

2. Sır, Çekim Yasasıdır.

3. Zihninizden ne geçiriyorsanız, onu çekersiniz.

4. Bizler mıknatıs gibiyiz – benzer benzeri çeker. Düşündüğünüz şey olursunuz VE düşündüğünüzü çekersiniz.

5. Her düşüncenin bir frekansı vardır. Düşünceler manyetik enerji gönderirler.

6. İnsanlar arzu etmedikleri şeyleri düşünürler ve arzu etmedikleri şeylerin daha çoğunu çekerler.

7. Düşünce = yaratım. Eğer bu düşünceler güçlü duygulara bağlı ise, o duygu yaratımı hızlandırır.

8. Baskın olan düşüncelerinizi çekersiniz.

9. Her zaman hastalıktan söz edenler hasta olurlar, her zaman bolluktan söz edenler bolluk içinde olurlar, vs..

10. Bu “istekli” düşünmek değildir.

11. İçine zihnin girmediği bir evrene sahip olamazsınız.

12. Düşüncelerinizi dikkatle seçin; siz yaşamınızın şaheseri, başyapıtısınız.

13. Düşüncelerin realiteye anında tezahür etmemesi Okeydir (eğer bir filin resmini görseydik ve fil anında ortaya çıksaydı, bu çok erken olurdu)

14. Yaşamınızda kendinize çektiğiniz HERŞEY bu gerçeğin doğru olduğunu kabul eder.

15. Düşünceleriniz, hislerinize neden olur.

16. Duygularımızın arkasındaki tüm “nedenleri” karmakarışık etmeye gereksinimimiz yok. İki kategori var, iyi hisler ve kötü hisler.

17. İyi hisler getiren düşünceler doğru yolda olduğunuz anlamına gelir. Kötü hisler getiren düşünceler doğru yolda olmadığınız anlamına gelir.

18. Düşündüğünüz şey her ne olursa olsun, gerçekleşme sürecinde olanın mükemmel bir yansımasıdır.

19. HİSSETTİĞİNİZ şeyi tam olarak elde edersiniz.

20. Mutlu hisler daha çok mutlu durumları çeker.

21. Arzu ettiğiniz şeyi hissetmekle (orda olmasa bile) başlayabilirsiniz. Evren şarkınızın doğasına karşılık verecektir.

22. Düşünce ve hislerinizde neye odaklanırsanız, deneyiminize onu çekersiniz.

23. Düşündüğünüz ve hissettiğiniz şey ve tezahür eden şey DAİMA birbirine uyar. İstisna yoktur.

24. Farkındalığınızı değiştirin.

25. “Siz ilerlerken kendi evreninizi yaratırsınız” Winston Churchill

26. İyi hissetmek önemlidir.

27. Neşeli olan bir şeyi düşünerek veya bir şarkı söyleyerek ya da mutlu bir deneyimi hatırlayarak anında duygunuzu değiştirebilirsiniz.

28. Bunun usulünü öğrendiğinizde, onu bilmeden önce, yaratıcı olduğunuzu BİLİRSİNİZ.

29. Yaşam olağanüstü olabilir ve olmalıdır ve siz Çekim Yasasını bilinçli olarak uyguladığınız zaman, yaşam olağanüstü olur.

30. Evren kendisini buna göre yeniden – düzenler.

31. Tüm arzularınız için şu cümleyi kullanarak başlayın: “Şimdi çok mutluyum ve minnettarım”

32. Evrenin kendisini NASIL yeniden düzenleyeceğini bilmek zorunda değilsiniz.

33. Çekim Yasası, basitçe ona ŞİMDİ sahip olma pozitif hislerini üreten şeyi kendiniz için anlamaktır.

34. Arzu ettiğiniz şeye daha hızlı ulaşmanıza yardım edecek ilham edilmiş bir düşünce veya fikir alabilirsiniz.

35. Evren SÜRATİ sever. Ertelemeyin, ikinci bir tahminde bulunmayın, şüpheye düşmeyin.

36. Fırsat çıktığında EYLEME GEÇİN.

37. İstediğiniz her şeyi çekersiniz- para, insanlar, bağlantılar. Önünüze neyin getirildiğine DİKKAT EDİN.

38. Hiçbir şeyiniz olmadan başlayabilirsiniz, hiçbir yolunuz olmayabilir, size bir YOL sunulacaktır.

39. NE KADAR ZAMANDA??? Zamanla ilgili kural yoktur, pozitif hislerinize ne kadar çok hizalanırsanız, daha hızlı gerçekleşir.

40. Boyut evren için önemli değildir (arzu ettiğiniz sınırsız bolluk ise). Büyüklük ve zaman ile ilgili kuralları kendimiz koyarız.

41. Evrene göre kural yoktur: ona şimdi sahip olduğunuzun hislerini sunarsınız, evren de buna yanıt verir.

42. Çoğu insan düşüncelerinin çoğunu gözledikleri şeylere verirler (postadan gelecek faturalar, geç kalmak, kötü şansa sahip olmak, vs)

43. Farklı daha iyi bir bakış açısı vasıtası ile, farklı bir yaklaşım bulmalısınız.

44. “Olduğumuz her şey düşüncelerimizin sonucudur” – Buddha

45. Yaşamınızın gidişatını değiştirmek için tam şimdi ne yapabilirsiniz?? Minnettar olma.

46. Minnettarlık yaşamınıza anında daha fazlasını getirir.

47. Düşündüğümüz ve TEŞEKKÜR ettiğimiz şeyi meydana getiririz.

48. Minnettar olduğunuz şeyler nedir? Minnettarlık hissedin, tam şimdi minnettar olduğunuz şeylere odaklanın.

49. Zihninizde bu resimle oynayın – nıhai sonuca odaklanın.

50. VİZÜALİZE EDİN ! GÖZÜNÜZDE CANLANDIRIN! Geleceğinizin provasını yapın.

51. GÖZÜNÜZDE CANLANDIRIN !! Onu görün, hissedin ! Burası eylemin başladığı yerdir.

52. Sevinci hissedin… mutluluğu hissedin!

53. Onaylayıcı bir düşünce negatif bir düşünceden 100 kat daha güçlüdür.

54. “Bu gücün ne olduğunu söyleyemem. Tüm bildiğimi onun var olduğu” Alexander Graham Bell

55. İşimiz “Nasıl” olacağına üzülmek değildir. “Nasıl” bağlılıktan ve inançtan çıkıp gelecektir.

56. Nasıllar evrenin alanına girer. Evren her zaman siz ve rüyanız arasındaki en hızlı, en çabuk, en uyumlu yolu bilir.

57. Eğer onu evrene havale ederseniz, verilen şeye şaşırırsınız ve gözünüz kamaşır… bu sihir ve mucizelerin gerçekleştiği yerdir.

58. Onu her gün evrene teslim edin, ama bu asla bir angarya olmamalı.

59. Tüm süreçte keyifli hissedin: mutlu, coşkulu ve uyumlu.

60. Gerçekten bu şekilde yaşayan insanlar ile tek fark, onlar bunu varoluş yolu olarak alışkanlık haline getirmişlerdir.

61. Bunu her zaman yapmayı hatırlarlar.

62. Görsel bir Pano yapın: Çekmeyi arzu ettiğiniz şeylerin resimleri. Her gün ona bakın ve zaten bu arzularınızın gerçekleştiğin hissine sahip olun.

63. “İmgeleme her şeydir. Yaşamın gelen çekimlerinin ön izlemesidir” Albert Einstein.

64. Neyi arzu ettiğinize karar verin, ona sahip olabileceğinize inanın, onu hak ettiğinize inanın, onun sizin için mümkün olduğuna inanın.

65. Gözlerinizi kapatın ve arzu ettiğiniz şeye sahip olduğunuzu gözünüzde canlandırın – ve o hissi yaşayın.

66. Zaten sahip olduğunuz şey için minnettar olmaya odaklanın. Bundan zevk alın! Sonra onu evrene salıverin. Evren onu tezahür ettirecektir.

67. “İnsanın zihni neyi tasarlayabilirse, ona ulaşabilir” W. Clement Stone

68. Eğer ulaşırsanız size büyük keyif verecek çok büyük bir hedef oluşturun.

69. İlham edilmiş bir düşünceniz olduğunda, ona güvenmeli ve eyleme geçirmelisiniz.

70. Nasıl daha refah içinde olursunuz? ONA NİYET EDİN!!

71. “Postadan düzenli olarak çekler geliyor” veya banka hesabınızı arzu ettiğiniz miktara değiştirin ve ona sahip olmanın hissini duyumsayın.

72. Yaşam, TÜM alanlarda bolluk içinde olmak demektir.

73. İçsel sevinç ve huzur hissini duyumsayın, sonra tüm dışsal şeyler ortaya çıkar.

74. Bizler evrenimizin yaratıcılarıyız.

75. İlişkiler: Kendinize, başkalarının size davranmasını istediğiniz gibi davranın, kendinizi sevin, sevilirsiniz.

76. Kendinize karşı sağlıklı bir saygınız olsun.

77. Düzenli olarak etkileşimde olduğunuz ve birlikte çalıştığınız kişiler için bir not defteri edinin ve o insanların her birinin pozitif yanlarını yazın.

78. Onlarla ilgili en çok sevdiğiniz şeyleri yazın (onların değişmesini beklemeyin). Çekim Yasası, eğer frekanslarınız uyuşmazsa sizi birlikte aynı mekana yerleştirmez.

79. İyi hissetme potansiyelinizi kavradığınız zaman, iyi hissetmeniz için hiç kimseden farklı olmasını istemezsiniz.

80. Dünyayı, arkadaşlarınızı, eşinizi, çocuklarınızı kontrol etme ihtiyacının biçimsiz olanaksızlıklarından kendinizi özgürleştirirsiniz.

81. Realitenizi yaratan sadece sizsiniz.

82. Başka hiç kimse sizin için düşünemez veya hissedemez. Sadece SİZ.

83. Sağlık: kendi sağlığınız için evrene teşekkür edin. Gülün. Stressiz mutluluk sizi sağlıklı tutar.

84. Bağışıklık sisteminiz kendisini iyileştirir.

85. Bedenimizin parçaları her gün, her hafta vs değişir. Birkaç yıl içinde yepyeni bir bedene sahip oluruz.

86. Kendinizi yeni bir bedende yaşarken görün. Umutlu = sağlıklı. Mutlu= daha mutlu biyokimya. Stres bedeni olumsuz etkiler.

87. Bedenden stresi atın, beden kendini yeniler. Kendinizi iyileştirebilirsiniz.

88. Dingin olmayı öğrenin, dikkatinizi arzu ettiğiniz şeyden uzaklaştırın, dikkatinizi deneyimlemeyi arzu ettiğiniz şeye odaklayın.

89. İçinizdeki ses ve vizyon dıştaki görüşlerden daha mükemmel ve berrak olduğunda, yaşamınızın üstadı olursunuz.

90. Siz, dünyayı olmasını istediğiniz gibi yapmaya çalışmak için burada değilsiniz. Etrafınızda seçtiğiniz dünyayı yaratmak için buradasınız.

91. Ve başkalarının görmeyi seçtiği dünyanın da var olmasına izin verin.

92. İnsanlar, eğer herkes Çekim Yasasının gücünü bilirse, ortada yeterince olmayacağını düşünürler. Bu bizde kökleştirilmiş bir yalandır ve bir çok insanı açgözlü yapıyor.

93. Gerçek şu ki, yeterli olandan çok sevgi, yaratıcı fikirler, güç, sevinç, mutluluk vardır.

94. Tüm bu bolluk, kendi sonsuz doğasının farkında olan bir zihin vasıtası ile parıldamaya başlar. Herkes için yeteri kadar vardır. Bunu görün. Buna inanın. Sizin için çıkagelecektir.

95. Arzu ettiğiniz her şeyi seçerken, realitenizin çeşitliliği sizi heyecanlandırsın ve tüm arzularınızın iyi hislerinin arkasında olun (destekleyin).

96. Senaryonuzu yazın. Arzu etmediğiniz şeyler gördüğünüzde, onları düşünmeyin, onları yazın, onlarla konuşun, onları uzaklaştırın, dikkatinizi arzu edilmeyen şeylerden uzaklaştırın, arzu edilen şeylere odaklayın.

97. Bizler enerjiyiz. Her şey enerjidir. HER ŞEY !!!

98. Kendinizi bedeninizle tanımlamayın…. O evrendeki her şeye bağlı olan sonsuz bir varlıktır.

99. Tek bir enerji alanı. Bedenlerimiz dikkatimizi enerjimizden ayırdı. Bizler ortaya konan olasılıkların, yaratıcı gücün sonsuz alanıyız.

100. Düşünceleriniz sizin için değerli mi? Eğer değilse – ŞİMDİ onları değiştirmenin zamanıdır. Tam şimdi bulunduğunuz yerden başlayabilirsiniz. Bu andan ve dikkatinizi verdiğiniz şeyden daha önemli bir şey yoktur.

(ÇEVİRİ : Saffet)

kaynak: sonsuz şifa/Cavit çağ

Kendisini Açıklamaya Çalışan Tıp Dünyasını Terletip Yutkunduran Adam: 95’lik Yogi Kazım

Her şeyden önce dindar bir hayata sahip Yogi Kazım

Her şeyden önce dindar bir hayata sahip Yogi Kazım

1920 yılında Adana’da doğdu. Küçük yaşlardan itibaren beden ve beyin gücü ile yaşıtlarından farklı bir çocuktu. 4 yaşında Kuran-ı Kerimi hatmetti. Yirmi yıl dünya zevk ve nimetlerinden uzak yaşadı. Bu süre içersinde, irade ve nefis eğitimi yaparak, vücudunun bütün uzuvlarını kontrolü altına alabilmeyi öğrendi.

1961 yılında felç kaldı.

1961 yılında felç kaldı.

1961 yılında İzmir’de geçirdiği bir trafik kazasında beli kırıldı. Tıp otoriteleri, ömür boyu sakat kalacağını, vücudunun belden aşağısının fonksiyonunu yitirdiğini bildirdiler. Tıp dünyası hızla gelişirken o, pek çok felçli insan gibi kaderiyle baş başa bırakılmıştı. Tıbben yapılabilecek hiçbir şey yoktu. Ancak, Yogi Kazım, vücudunu çok iyi tanıyordu.

Doktorların “Ömür boyu felç” teşhisine aldırmadı, hastalığına savaş açtı.

Doktorların

Yıllarca insan bedeni ve irade üzerine eğitim görmüş bir kişi olarak hiç yılgınlığa düşmedi. Kendi geliştirdiği farklı tedavi yöntemlerini, kendi bedeni üzerinde denemeye başladı.

Felçliğini yenmesi onun ömrüne ömür kattı bizlere de ilham almak düştü.

Felçliğini yenmesi onun ömrüne ömür kattı bizlere de ilham almak düştü.

Felcini iyileştirmek ve yeniden ayağa kalkmak konusunda çok kararlı, çok sabırlı ve çok inançlıydı. Uzun süren çabaları, sonucunu verdi ve tekrar eski sağlığına kavuşmayı başardı. Sadece bel omurlarında meydana gelen hasar nedeniyle boyu 12 cm kısalmıştı.

Hayatının kalanını “İnsanlığa sağlıklı yaşamayı öğretmek” gayesine adadı.

Hayatının kalanını

Belinin kırılması Yogi Kazım Gürbüz’ün hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri olmuştu. Bu durumu manevi bir sınav olarak kabul ediyordu. Madem ki imkansızı başarmış ve sağlığına kavuşmuştu; o halde, tıbbın yardım edemediği diğer kişiler de onun geliştirdiği bu yöntemden yararlanabilirlerdi.

Kendisini Açıklamaya Çalışan Tıp Dünyasını Terletip Yutkunduran Adam: 95'lik Yogi Kazım

9. kademeye yükselmiş, sakat kalmanın acısını yaşamış bir yogi olarak insanlığa faydalı olabilmek konusunda kendisini borçlu hissediyordu. Önemli olan hastalandıktan ya da sakatlandıktan sonra çözüm aramak yerine, önceden gereken güce sahip olabilmekti. Bu güç ise herkeste vardı.

Kendisini Açıklamaya Çalışan Tıp Dünyasını Terletip Yutkunduran Adam: 95'lik Yogi Kazım

İnsan iradesinin gücünü, bu güçten azami derecede yararlanabilmeyi insanların küçük yaşlarda öğrenmesi gerekiyordu. Bir insanın isterse irade ve nefis eğitimi ile bütün uzuvlarına hakim olmayı öğrenerek, uzun yıllar hastalıksız ve mutlu yaşayabileceğini anlatmak üzere bir proje başlattı.

Sosyal sorumluluk projesi onun tüm dünyada tanınmasını sağladı.

Sosyal sorumluluk projesi onun tüm dünyada tanınmasını sağladı.

Milli Eğitim Bakanlığı, Talim Terbiye Daire Başkanlığı’nın onayı ile Türkiye’nin hemen hemen her kentinde ilk ve orta öğretim okullarında konferanslar verdi. İnsanın iradesini güçlendirerek, irade harici çalışan organlarına da hakimiyet kurabileceğini kendi bedeninde gösterdi. İnsanın beynini eğiterek, gizli kalmış yeteneklerini ortaya çıkartıp, bilim alanında da bir çok başarılar elde edebileceğini belirten konferanslar verdi.

Onun için yoga, inanmak, çabalamak ve başarmak demektir.

Onun için yoga, inanmak, çabalamak ve başarmak demektir.

Yaklaşık on yıl boyunca karda kışta, kötü koşullarda, gece gündüz Türkiye’yi dolaşarak verdiği bu konferanslarda; yoka, yogilik ve vücut hakkında bilgiler verirken adeta bir çile yaşamı sürdürdü.

Amacı yalnızca yoga değildi, evrensel ve insani bir sorumluluğun altına girmeyi amaçladı.

Amacı yalnızca yoga değildi, evrensel ve insani bir sorumluluğun altına girmeyi amaçladı.

Amacı; geleceğin bilim insanlarına, yöneticilerine, politikacılarına, esnafına, mühendislerine; insanlığa ve yaşadıkları topluma faydalı olabilmeleri için edindiği bilgileri vermek, kendi güçlerini kullanmasını öğretmekti. Bu aynı zamanda bilimde, teknolojide gelişmiş, bağımsız ve kalkınmış bir ülke demekti.

Kendisini Açıklamaya Çalışan Tıp Dünyasını Terletip Yutkunduran Adam: 95'lik Yogi Kazım
Yogiler, irade ve güçlerini sadece kendi üzerlerinde tatbik ederler, oysa Yogi Kazım Gürbüz, faydalı olabilmek amacıyla geliştirdiği metodlarını başkaları üzerinde de uygulayabiliyor. Rabıtaya girerek (trans hali) beyinsel enerjisini parmakları aracılığıyla karşısındaki kişiye aktararak, olabildiğince, sinirleri uyarabiliyor. Bu özellikleri bakımından yalnız Türkiye’de değil, dünyada da onun branşında bir yogi daha yok. Yogi Kazım Gürbüz bunu şöyle açıklıyor:
Kendisini Açıklamaya Çalışan Tıp Dünyasını Terletip Yutkunduran Adam: 95'lik Yogi Kazım

“Ben yogiliğe kendi özümden ve dini inancımdan da bir çok gerçekleri katarak, bedenime daha fazla hakimiyet kurabilmeyi başardım. Yogiliğin en yüksek kademesi olan 8. Kademesine geldikten sonra, yogilerin yapabileceklerinin dışında, kendi geliştirdiklerimle 9. Kademeye ulaştım. Onları da kullanıyorum. İnanarak uyguladığım ASİNYİD gerçeklerinde her harfin bir anlamı vardır: Allaha inanmak, Sabretmek, İrade gücü, Nefse hakimiyet, Yaratıcı olmak, İlim, Doğuş.”

Kendisini Açıklamaya Çalışan Tıp Dünyasını Terletip Yutkunduran Adam: 95'lik Yogi Kazım

Yaşamının yaklaşık otuz yılını yurt dışında geçiren Yogi Kazım Gürbüz’ün başarıları dünyaya yayıldı. Bir çok devlet başkanı, ünlü sanatçılar, yabancı diplomatlar genç kalmak, sağlıklı ve uzun yaşamak için ya da tıbbın çare bulamadığı sorunlar yüzünden Yogi Kazım’ın peşine düştüler. Çok cazip teklifler aldı. Amerika’ya yerleşmesi için çok iyi koşullar önerildi.

Kendisini Açıklamaya Çalışan Tıp Dünyasını Terletip Yutkunduran Adam: 95'lik Yogi Kazım

1968 senesinde Suudi Arabistan Kralı İbn-i Suud, 1984 yılında Fildişi Sahilleri Cumhurbaşkanı Tıp Doktoru Felix Hupet Boigny ve daha pek çok ünlü kişi inanılmaz imkanlar sağlayarak, kendisinin devamlı yanlarında kalmasını teklif etti.

Kendisini Açıklamaya Çalışan Tıp Dünyasını Terletip Yutkunduran Adam: 95'lik Yogi Kazım

Yogi Kazım, bu insanlara bilgilerini uygulayarak, onların sağlıklı yaşaması için gereken yardımı yaptıktan sonra, bu cazip tekliflere teşekkür ederek şöyle yanıt verdi:

“ Benim amacım, bilgilerimi dünya insanlarının tümüne sunmak. Maddeye kapılıp manevi zenginliğimi azaltmayı düşünmüyorum.”

Kendisini Açıklamaya Çalışan Tıp Dünyasını Terletip Yutkunduran Adam: 95'lik Yogi Kazım

1984 yılında, DPA ajansının açıklamasına göre Yogi Kazım Gürbüz’e ait haber ve yorumlar, dünya basınında 1200 gazete ve dergide ayrıca, Amerika’ da, Alman, İngiliz, Hollanda ve pek çok Avrupa televizyonlarında yer almıştı.

Kendisini Açıklamaya Çalışan Tıp Dünyasını Terletip Yutkunduran Adam: 95'lik Yogi Kazım

2001 yılında yaşadığı besin zehirlenmesi sonrasında hızla kilo kaybeden Yogi Kazım’a doktorlar kanser teşhisi koydular. Geçirdiği ameliyat sonrasında sol böbreği, dalağı ve pankreas kuyruğu alındı. Her iki böbrek üstü bezi olmayan Yogi Kazım’a artık her türlü hareket yasaktı. Kalan ömrünü ev içinde geçirecek, sadece ihtiyaçlarını karşılamak için hareket edebilecekti.

Yogi Kazım, doktorların bu önerisine “Hayır!” dedi. Kanser olduğuna da inanmıyordu. Çok kilo kaybetmişti, yürümekte bile zorlanıyordu ama o, yine de kendini yenileyeceğine, beynindeki güçle bedenini kontrol edebileceğine inanıyordu:

“Kendi kendimle, yani ruhumla konuşuyordum. ‘Bu ruh bende olduğu sürece benim bedensel olarak yenemeyeceğim hiçbir problem yoktur’ diyordum kendime. Çünkü, dünyada hiç kimse tedavi etme gücüne sahip değildir. Tedavi insanın kendi beynindeki güçle gerçekleşir. Doktorlar da hastalıkların çeşidine göre bilgilerini uygularlar, hastayı beynindeki güç tedavi eder.”

Kendisini Açıklamaya Çalışan Tıp Dünyasını Terletip Yutkunduran Adam: 95'lik Yogi Kazım

Bedeni kontrol edebilme gücü, aynı zamanda hastalıkları da kontrol edebilmek anlamına geliyordu onun için. Beli kırıldığında da aynı inançla hareket etmiş ve kendi bedeninde geliştirdiği yöntemlerle adeta bir mucize yaratmıştı. Oysa Yogi Kazım bunun mucize olmadığını söylüyor, her insanın kendisini geliştirdiği taktirde, bu gücü kullanabileceğini şu sözlerle ifade ediyordu:

“ İnsan, isterse ve beynindeki gücü doğru bir şekilde uygularsa, kas ve sinir sistemini bile yeniden oluşturabilir”.

Kendisini Açıklamaya Çalışan Tıp Dünyasını Terletip Yutkunduran Adam: 95'lik Yogi Kazım
Organlarının alınması, Yogi Kazım’ın hayatındaki ikinci dönüm noktası oldu. Ya kenara çekilip hayatı uzaktan seyredecek ya da eskisi gibi hayatın tam ortasında, aktif bir şekilde var olacaktı. Sadece kendisi için değil dünya insanları için de, çalışmalarına ve deneyimlerine devam edecekti.

Hiç tereddüt etmedi. Her zamanki gibi inançlı, kararlı ve disiplinliydi. Ameliyatının üzeriden daha 10 gün geçmişti ki, öğrencileriyle birlikte kendi geliştirdiği YOKA çalışmalarına başladı. Hızla eski enerjisini yeniden kazanıyordu. Çok geçmeden Adana’daki çiftliğinde işlerinin başına geçti. İkinci zor sınavını da başarıyla vermişti.

Kendisini Açıklamaya Çalışan Tıp Dünyasını Terletip Yutkunduran Adam: 95'lik Yogi Kazım

Şu anda 95 yaşında olan Yogi Kazım Gürbüz, ilerleyen yaşına rağmen, bu gün pek çok profesyonel sporcudan daha fazla kondisyon gücüne sahip. Bunu, beden hakimiyetine, beyin gücünü kullanabilmesine ve yaptığı çalışmalarla vücudunu yenilemesine borçlu.

Kendisini Açıklamaya Çalışan Tıp Dünyasını Terletip Yutkunduran Adam: 95'lik Yogi Kazım

Bedenini kontrol edebilme becerisi sayesinde; kendi deyimiyle, “irade harici uzuvları”na hakim olabiliyor. Yani, belirli sürelerle kalbini durduruyor, kan dolaşımını kesiyor ve hızlandırabiliyor, ciğer, mide, barsak ve solunum sistemlerini yönetebiliyor. Mafsallarını çıkartıyor. Su altında 5 dakika nefessiz kalabiliyor. (Su altında nefessiz kalma rekoru 10 dakika) Çok yüksek beyin gücüne sahip. Sahip olduğu enerjiyi başkalarına aktararak, onların enerjisini harekete geçirebiliyor. Yıllarca başkaları üzerinde de metodlarını uygulayarak onların da sağlıklarına kavuşmasına yardımcı oldu.

Bu becerilerinden yararlanarak uyguladığı vücut yenileme sistemi ile ilgili olarak, “ Ben sadece bilgimi uygularım, vücudu yenileyip, gençleştiren ya da sağlığına kavuşturan insanın kendi ruhudur” diyor.

Yogi Kazım geçtiğimiz günlerde ise basına şu demeçi verdi, ” Benim teorime göre, bir insanın gençliği 60’lı yaşlarda başlar ve Allah kaza, bela vermezse 130 yaşına kadar devam eder.

kaynak: onedio

Şeytan uyuyakaldı bir gün. Rüzgar sert esti. Üç tüy düştü şeytandan

11904685_960703993989665_5975738837498179300_n[1]

Şeytan uyuyakaldı bir gün. Rüzgar sert esti. Üç tüy düştü şeytandan. Biriyi paraya yapıştı, diğeri mevkiye, öteki de ihtirasa. O günden sonra şeytan hiçbir iş yapmadı.

Dostoyevski

15 Maddeyle Her Fırsatta Tekrar Tekrar İzlenesi Film: Amélie

15. Amelie’yi oynayan Audrey Tautou’nun kendi has, duru güzelliği…

Amelie'yi oynayan Audrey Tautou'nun kendi has, duru güzelliği...

14. İzlemeseniz bile kulak aşinalığı olduğunuz bu soundtrack, sanki insanı geçmişle yolculuğa sürükler. Böyle büyülü bir havası vardır.

13. Amélie’nin bize küçük şeylerle mutlu olmayı öğretmesi.

Amélie'nin bize küçük şeylerle mutlu olmayı öğretmesi.

12. Mesela bunun gibi…

Mesela bunun gibi...

11. Amelie’nin kendi mutsuzluğunu insanları mutlu ederek doldurması ve bundan büyük keyif alması.

Amelie'nin kendi mutsuzluğunu insanları mutlu ederek doldurması ve bundan büyük keyif alması.

10. Kötü insanları da kendi adaletiyle cezalandırması. Bunu gizemli bir şekilde yapması.

Kötü insanları da kendi adaletiyle cezalandırması. Bunu gizemli bir şekilde yapması.

9. Amelie’nin her zaman hazır cevap oluşu.

Amelie'nin her zaman hazır cevap oluşu.

”Siz bir sebze bile olamazsınız Monsieur Colignon, çünkü enginarın bile bir kalbi vardır.”

8. Harika replikleri olması.

Harika replikleri olması.

Hayat çok tuhaf. Çocukken zaman çok yavaş geçer. Sonra bir de bakmışsın 50 yaşına gelmişsin ve çocukluğundan ne kaldıysa geriye bir kutuya sığmıştır,tozlu bir kutuya.

  • Parmak gökyüzünü gösterdiğinde sadece aptallar parmağa bakar.
  • Hayat asla sahnelenemeyecek bir oyunun sonsuz tekrarından ibaret.
  • -Mucizelere inanır mısınız? 
  • +Bugün değil.

7. Kimsenin dikkat etmediği ayrıntıları yakalaması, dışarı bakıp sorular sorması ve bunu düşünerek mutlu olması.

Kimsenin dikkat etmediği ayrıntıları yakalaması, dışarı bakıp sorular sorması ve bunu düşünerek mutlu olması.

“Şu anda Paris’te kim bilir kaç kişi sevişiyordur?__

6. Bize gerçek aşkı hissettiğimiz zaman diğerleriyle neden işlerin yürümediğini öğretir.

Bize gerçek aşkı hissettiğimiz zaman diğerleriyle neden işlerin yürümediğini öğretir.

5. Aşk kaçınılmazdır.

Aşk kaçınılmazdır.

4. Film bittikten sonra durup düşünmeye başlarsın. Farklı düşünmeye başlarsın.

Film bittikten sonra durup düşünmeye başlarsın. Farklı düşünmeye başlarsın.

3. Ve hemen sonrasında gelen o gülümseme… ”Hayat gerçekten güzel” dercesine gülümsersin.

Ve hemen sonrasında gelen o gülümseme... ''Hayat gerçekten güzel'' dercesine gülümsersin.

2. İnsanların yaşama ezberini bozar Amélie.

İnsanların yaşama ezberini bozar Amélie.

Hem de bunu en basit şekilde yapar. Düşünmeden ve sadece gerekli olduğu düşünüldüğü için yapılan eylemleri sorgular. Sorgulamak değil de, belki sadece farkına varmak… Yaşadığının farkına varmak. Var olmak… 

1. Bu yüzden film bittikten sonra ”Neden hayatımda Amelie gibi biri yok?” diye şikayet etmek yerine, bazen onun gibi düşünmeye çalışalım. Belki hayat daha güzel olur.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Her Düşüşten Sonra Tekrar Ayağa Kalkmayı Bilen İnsanların Hayata Dair 22 Deneyim

1. Alçak gönüllülük süstür, fakat onsuz daha başarılı olunur.

Alçak gönüllülük süstür, fakat onsuz daha başarılı olunur.

2. Kart kuşu yolmak zordur.

Kart kuşu yolmak zordur.

3. Çalışmak ekmek, tembellik kıtlık getirir.

Çalışmak ekmek, tembellik kıtlık getirir.

4. Kargalarla yarenlik eden güvercinin tüyleri beyaz kalır, ama kalbi kararır.

Kargalarla yarenlik eden güvercinin tüyleri beyaz kalır, ama kalbi kararır.

5. Hiçbir ağaç ilk darbeyle yıkılmaz.

Hiçbir ağaç ilk darbeyle yıkılmaz.

6. Kadın, çalındıktan sonra duvara asılacak bir keman değildir.

Kadın, çalındıktan sonra duvara asılacak bir keman değildir.

7. Eğitimsiz insan, cilasız aynaya benzer.

Eğitimsiz insan, cilasız aynaya benzer.

8. Bozuk yumurta bütün yemeği bozar.

Bozuk yumurta bütün yemeği bozar.

9. Hediye edilen atın dişine bakılmaz.

Hediye edilen atın dişine bakılmaz.

10. Barış zamanında bir yumurta, savaş zamanında bir öküzden daha iyidir.

Barış zamanında bir yumurta, savaş zamanında bir öküzden daha iyidir.

11. Paylaşılan sevinç iki katına çıkar.

Paylaşılan sevinç iki katına çıkar.

12. Yemek pişirmek eski tavalar ile öğrenilir.

Yemek pişirmek eski tavalar ile öğrenilir.

13. Parlayan her şey altın değildir.

Parlayan her şey altın değildir.

14. Tek gözlü olmak kör olmaktan iyidir.

Tek gözlü olmak kör olmaktan iyidir.

15. Ufak hırsızlar asılır, büyük hırsızlar serbest bırakılır.

Ufak hırsızlar asılır, büyük hırsızlar serbest bırakılır.

16. Eldeki serçe, damdaki güvercinden iyidir.

Eldeki serçe, damdaki güvercinden iyidir.

17. İtimat kontrole mani değildir.

İtimat kontrole mani değildir.

18. Herkes kendi kaderinin demircisidir.

Herkes kendi kaderinin demircisidir.
 19. Ağaçlar gökyüzüne kadar büyümez.
Ağaçlar gökyüzüne kadar büyümez.

20. Ödünç alan, özgürlüğünü satar.

Ödünç alan, özgürlüğünü satar.

21. Rica daima sıcak, teşekkür daima soğuktur.

Rica daima sıcak, teşekkür daima soğuktur.

22. Düşmek suç değildir, düşüp kalmak suçtur.

Düşmek suç değildir, düşüp kalmak suçtur.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yükselen Burcuna Göre Nasıl Birisin?

121[1]

YÜKSELEN KOÇ

İmajı: . Ben birinciyim

Hayata Yaklaşımı: Haydi, başlayalım!

Yükselen Koç gelişim için daha direkt ve yüzleşmeci bir kişisel stilin geliştirilmesini vurgular. Koç süreci artık yüzeydedir. Yükseleni Koç olan insan çok yönlü doğal özellikler sergiler. Dinamik enerji ve atılganlığın arkasında gerçek bir meydan okuma ve fethetme ihtiyacı yatar. Kavgacılık özelliği o kadar güçlüdür ki bu insan eğer yapıcı bir şekilde enerjisini yönlendiremezse çevresindeki insanların düşmanlığını kazanabilir. Pek ince düşünceli biri olmadığı için heveslerini tatmin ederken kimleri kırdığına aldırmaz. Öyle ya da böyle mücadele edecektir. Başka insanların çekindiği işlere kolayca girişebilir.

Güçlüdür. Kendini kabul ettirmeye çalışmaktan vazgeçmez. Kullanmayı bildiği takdirde bu dinamik azimlilik onun sahip olduğu en kıymetli hazinedir. Koç Yükselen günlük kavgaların tutkunudur. Krizler onu gelişmeye, büyümeye zorlar. Hayatında böyle şeyler yoksa kendi yaratır. Hareketsizlik onu sıkıntılı, sabırsız ve gerilimli yapar. Kendi içine yöneltiği öfkesi ile mantıksızlaşır, inatçılaşır. Kurnaz ve kıskanç biri haline gelir. Patavatsızlık derecesinde açık sözlüdür. Bu Yükselen e sahip kişi her işe müthiş bir başlangıç yapar, ama sonunu pek iyi getiremeyebilir. Bir proje kendi istediği gibi gelişmediği zaman yanlışlığın nedenlerini araştırmak yerine bırakıp gidebilir.

Yaşamı sürdürme kararı mücadeleye bağlı olduğu için gerçekten mücadele gerektiren koşulları bulması çok önemlidir. Aksi taktirde sadece kızmak için kızar, sıkıntıdan harekete geçer, gerginlikler yaratır. Muhakemesini kullanmadan, içinde bulunduğu açmazdan kurtulana kadar, tüm gücüyle ve inatla mücadele eder. Koç kafayı da yönetir. Bu yükselene sahip bir kişi için kafasını sadece bir balyoz gibi kullanmak yerine, onun içinde beyin olduğunu keşfetmek iyi bir gelişme olacaktır.

Yükseleni Koç olanlar karşıt burçları Terazi’nin özelliklerini inceleyerek çok şey öğrenebilirler. İkisi arasında denge kurmakta yarar vardır ve bu durumda denge Terazi’nin diplomatik özelliklerini benimseyerek, zarafetinden, merhametinden, dengeleyiciliğinden ve cazibesinden öğrenerek sağlanabilir.

YÜKSELEN BOĞA

İmajı: İyi huylu ve istikrarlıyım.

Hayata Yaklaşımı: Keşke her şey olduğu gibi kalsa.

Yükselen Boğa, gelişim için doğal ve sakin bir kişisel stilin geliştirilmesini vurgular. Boğa süreci artık yüzeydedir.

Boğa Yükselen’i insanı aşina ve kalıcı şeyleri sever. Her şeye olgunlaşması için zaman tanır. Duygusal ve maddi güvenceye ihtiyaç duyar. Huzurlu ve geçimlidir, ama bir noktaya kadar. Dayanma noktasını aşan bir şekilde rahatsız edildiğinde öfkesi kendisini bile korkutacak kadar şiddetli olabilir. Çok çalışkan, ekmeğini taştan çıkaran bir yapıya sahiptir.

Güçlü ve sabırlıdır. Çok dayanıklıdır. Yeryüzüne ve onun bereketine inanır ve o bereketi korumak için elinden geleni yapar. Toprakla ilişkiyi çok önemser. Bu onun kendisini güvende hissetme yoludur. İyi bir yaşamın keyfini her şeyin üstünde tutar. Parasal konularda başarı arzusu kendisini güven içinde hissetme gereksinimi ile ilgilidir. Parayı ona iyi bir yaşam sağlayan, onu dünyaya bağlayan bir araç olarak düşünür.

Yükselen Boğa’nın arzu ve aşk yönü de çok gelişmiştir. Hatta, yaşamını sürdürmek için verdiği kararlar arzuları ile ilişkilidir. Fiziksel temas ister. Duyusal ve tenseldir. Erken evliliğe eğilimlidir. Bazen arzu dolu doğası onun dünyaya aşırı bağlanmasına neden olur. Fiziksel varoluşu ile aşırı meşguliyeti yaşamın derin anlamlarını gözden kaçırmasıyla sonuçlanabilir.

İstekli ve sebatkar yapısını aydınlanma ve farkındalık için kullanırsa varoluşun gerçek anlamının farkına vararak kişisel arzularını evrensel sevgiye dönüştürebilir. Olumsuz anlamda materyalizmin çamuruna saplanabilir. Sebepsiz bir inatçılığa sahip olabilir. Ayağını bir kere yere koyduktan sonra kıpırdatmayabilir. Fikrini değiştirmesi için ikna yöntemi olarak kullanılan akıl, mantık ona bir şey ifade etmez. Bu yüzden gelişme sağlayamadığının farkına varamaz. Her ne pahasına olursa olsun huzur istemeye, işin kolayına kaçmaya ve kendini geliştirecek deneyim ve sorunlarla yüzleşmekten kaçmaya yönelebilir.

Yükselen’i Boğa olanlar karşıt burçları Akrep’in özelliklerini inceleyerek çok şey öğrenebilirler. Bu durumda Akrep’in derin içe bakış ve gerekli dönüşümleri yapabilme cesaretini benimseyerek dengeyi sağlayabilirler.

YÜKSELEN İKİZLER

İmajı: Ben her şeyi bilirim!

Hayata Yaklaşımı: Bilmediğim şeyler acayip canımı sıkar.

Yükselen İkizler, gelişim için merak ve hayret duygusunun hakim olduğu kişisel stilin geliştrilmesini vurgular. İkizler süreci artık yüzeydedir. İkizler Yükselen’in insanı sıkıntıya dayanamadığı için etrafındakilerin eğlence kaynağıdır. Devamlı olarak uyarılma ihtiyacı içindedir, çünkü zihni dinlenmesini bilmez. Her zaman hareket halindedir, çevresi insanlarla doludur. Kişiliği muzip, oyunbaz, afacan ve tuzaklarla doludur. Çok çabuk yön değiştirebilir. İkizler burcu iki yönlü bir burçtur. Bu ikilik Yükselende dışarıdakiler tarafından görülen maskeye değişken, oynak ve gelgeç gönüllülük olarak yansır. İki işi birden yapmakta ve yön değiştirmekte çok ustadır. Bu ikilem aslında hem bağımsız hem de bağımlı olma gereksiniminden kaynaklanır. Bir yandan sevgiye herkesten çok ihtiyaç duyar, diğer yandan birisiyle yaklaştığını hissettiği anda özgürlüğünün tehdit edildiği korkusuna kapılır.

Sevgi gereksinimini ifade etmesi zor olabilir. İkizler yükselirken doğan kişi görevinin soylu bir anlamı olduğuna inanırsa parlak zekasını insanlığa ulaşmak üzere harekete geçirir. Karakterinin olumsuz yönü dedikoducu, fitneci, kışkırtıcı özellikler gösterir. İnsanları kullanmak, baştan çıkarmak üzere cezbetmekten mutluluk duyar. Kendisine gerçekten değer verip sevenlerden kaçmak gibi talihsiz bir eğilimi vardır. Çitin öte yanındaki çimler her zaman daha yeşil görünür

Heyecan ve macera peşinde koşarken kimlerin incindiğine pek aldırmaz. Sadece kendi yaşamı, kendi gözlemleri ve gereksinimleriyle ilgilidir. Hep kendi ilgi alanlarından bahseder. Sözcükler ve değişiklikler kendisiyle yüzleşmesini engelleyen bariyerler gibidir. Eğer gerçek doğasını anlayabilirse, Yükselen İkizler’in gelişmesi ve büyümesi yine bu huzursuzluğu ve ikilemi sayesinde olur. İkizler insan olmanın ikilemini temsil eder. İnsan hem ruh hem de vücuttur. Ancak içsel macera başladığında İkizler Yükselen bir bütün olur. Bu süreç ruhsal gereksinimleri, dünyayı deneyimleme gereksinimi kadar önemli olmaya başlayana kadar sürer. Ve sonunda aradığının içsel olarak bütünleşme olduğunun farkına varır. Ruhsal büyüme Yükselen İkizler in bir daha sıkılma olasılığını ortadan kaldırır.

Yükselen’ i İkizler olanlar karşıt burçları Yay’ın özelliklerini inceleyerek çok şey öğrenebilirler. Bu durumda Yay’ın, hayatın anlamını keşfetmek, dışsal deneyimleri hazmetmek, iç dünyanın ufuklarını genişletmek yoluyla, anlam ve inanç kazanma isteklerini benimseyerek denge sağlayabilirler.

 YÜKSELEN AKREP 

 İmajı:  Ben karşı konulmaz biriyim.

 Hayata Yaklaşımı:  Ya hep, ya hiç!

Yükselen Akrep etkileyici, kuşkulu, kontrollü ve çatışmalara girmeye istekli bir kişisel stili vurgular. Akrep süreci artık yüzeydedir.

Yükselen Akrep ‘in insanı yoğunluğu, çekiciliği ve karizması ile insanların başını döndüren bir karaktere sahiptir. Her burcun bir olumlu, bir de olumsuz ifadesi vardır, fakat Akrep ‘inkiler daima aşırı uçlardadır. Her şeyi ya siyah, ya da beyaz görür. İki sembolü vardır: doğasının düşük düzeyini yılan, spiritüel düzeyini ise yükseklerde uçan ve insanlara heybeti ile ilham kaynağı olan kartal simgeler. Bu dinamik enerjiye sahip kişinin yaşamında belki de en zor görevi gücünü en etkili bir şekilde kullanmayı öğrenmektir. Er ya da geç doğasının bu iki düzeyini bütünleştirip intikam ateşini söndürerek, sadece kendisini değil başkalarını da geliştirme yeteneğine sahip olduğunu anlaması zorunludur. Ya çok saf, ya da dertli ve derin görünür. Ama yüzeyin arkasına bakarsanız bu kişinin hiçbir şeyi hafife almadığını görürsünüz.

YÜKSELEN AKREP İmajı: Ben karşı konulmaz biriyim.

Hayata Yaklaşımı: Ya hep, ya hiç!

Yükselen Akrep etkileyici, kuşkulu, kontrollü ve çatışmalara girmeye istekli bir kişisel stili vurgular. Akrep süreci artık yüzeydedir.

Yükselen Akrep ‘in insanı yoğunluğu, çekiciliği ve karizması ile insanların başını döndüren bir karaktere sahiptir. Her burcun bir olumlu, bir de olumsuz ifadesi vardır, fakat Akrep ‘inkiler daima aşırı uçlardadır. Her şeyi ya siyah, ya da beyaz görür. İki sembolü vardır: doğasının düşük düzeyini yılan, spiritüel düzeyini ise yükseklerde uçan ve insanlara heybeti ile ilham kaynağı olan kartal simgeler. Bu dinamik enerjiye sahip kişinin yaşamında belki de en zor görevi gücünü en etkili bir şekilde kullanmayı öğrenmektir. Er ya da geç doğasının bu iki düzeyini bütünleştirip intikam ateşini söndürerek, sadece kendisini değil başkalarını da geliştirme yeteneğine sahip olduğunu anlaması zorunludur. Ya çok saf, ya da dertli ve derin görünür. Ama yüzeyin arkasına bakarsanız bu kişinin hiçbir şeyi hafife almadığını görürsünüz.

İnsanları ve olayları ilk bakışta teşhis eder ve bu izlenimini çok zor değiştirir. O anda ya yaşamının dışında kalırsınız ya da sizden hoşlanır. Akrep in enerjisinin olumsuz yönü son derece yıkıcı olabilir. Aynı enerjinin pozitif yönü ise öyle etkilidir ki, bu enerji kendisinin ve çevresindekilerin yaşamını dönüştürebilir, iyileştirebilir. Hiçbir zaman unutmaz; yoğunluk ve kararlılık vazgeçilmez parçalarıdır. Sahip olduğu yoğunluk yüzünden kişisel ilişkilerinde zorluk çekebilir. Olayları kontrol etmeye şartlanmıştır. Hiç bir şeyi kendi haline bırakamaz. Yükselen Akrep’in çevresindeki insanları değiştirmek için verdiği çabanın asıl amacı kendi değişimini gündemden uzaklaştırmaktır. Yaşamdan gizlice korkar. Çünkü içindeki potansiyelleri bulup kaderini yaratmasının uzun, zahmetli ve acı veren iç hesaplaşmayı gerektirdiğini bilinçaltıyla bilir.Yükselen’i Akrep olanlar karşıt burçları Boğa’nın özelliklerini inceleyerek çok şey öğrenebilirler. Bu durumda Boğa’nın sabırlı, sakin tavrından ve bir şey yapmasa da yaşamın ona iyi ve güzel şeyler sunacağına dair inacından öğrenerek dengeyi sağlayabilirler.

YÜKSELEN ASLANİmajı: Ben harikayım.

Hayata Yaklaşımı: Hayat yaşamaya değer.

Yükselen Aslan içten gelen, çoşkulu ve dramatik bir kişisel stili vurgular. Aslan süreci artık yüzeydedir.

Yükselen Aslan insanı için liderlik, yöneticilik yapmak doğaldır. Sanki dünyaya kendi bireyliğini, egemenliğini ve gücünü göstermek için gelmiştir. Enerjisi her zaman yüksektir. Dışadönük, hatta kalben bir teşhirci, gösterişçidir. Utangaç olsa bile ilgi odağı olmayı başarır. Davetlerin ve sosyal ilişkilerin hayat kaynağıdır. Yüksek sesle gürleyebilir, büyük işler peşinden koşabilir, ama zaferinden sonra sırtının sıvazlanmasını bekler. Çevresini eğlendirmek, sahnede bulunmak onun işi olduğuna göre, enerjisi düşük olduğu dönemlerde gösteriyi erteler. Yükselen Aslan ı aklına koyduğunu yapmaktan hiçbir şey vazgeçiremez. Nereye gitmek istediğini ve oraya nasıl ulaşacağını bilir. Kararını verdikten sonra önünde kimse duramaz. Yaptığı her şey doğal bir şekilde enerji doludur. Hareketleri başkalarını etkilemek için yapılan hareketler değildir. Onun doğal dramatik yapısını yansıtırlar.

Yükselen Aslan’a insanların ilgisi adeta otomatik olarak yönelir ve bu ilgi onu bir çeşit baskı altına alır, her zaman form da olmaya çalışır. Aslan kendine yapılan iyilikleri unutmaz. Bağlılığı sınırsız, hafızası güçlüdür. Takdir gördüğü sürece sadık ve vefakardır. Sevgisi ve cömertliği sınırsızdır. Karşılık olarak sırtının okşanmasını hatırlatıcı kendine özgü yöntemleri vardır. Belirli aralıklarla teşekkür bekler. İlişkilerini bozucu davranışlar karşısında gerçekten incinir.

Kin tutmaz, sadece ortaya çıkmaz ve soğuklaşır. Kendisini yaralayan kişiyi görmezden gelip, yaşamdaki yerini en aza indirger. Aslan kişiliğinin vazgeçilmez unsurları asalet ve gururdur. Eğer kaynaklarını tükettiğini hissederse durumu gerçekten acıklı olur. Cömertliğini, cazibesini ve iyi yaşama yeteneğini ortaya koyması zorunludur, yoksa ızdırap çeker. Egosu doğru beslenmişse elindeki kaynaklarla yetinebilir, küçük takdirlerle mutlu olabilir. Özdeğer duyguları gelişmemişse yaptıklarıyla fazla övünen, üstünlük taslayan biri olabilir. Beklediği ilgiyi ve alkışı almadığı zaman kibirli, küstah davranabilir. Kendisine ters düşse bile sadece onaylanmak veya insanları memnun etmek uğruna gösteri krizine kapılabilir.Yükselen’i Aslan olanlar karşıt burçları Kova’nın özelliklerini inceleyerek çok şey öğrenebilirler.Bu durumda Kova’nın toplumun ve çevresindeki insanların onayından bağımsız, kendi kişisel özelliklerini ortaya çıkaran yaratıcılık ve orjinallik özelliklerini benimseyerek dengeyi sağlayabilir, onun insanlık bilincini örnek alarak kendi kişisel gösterilerini toplumun yararı için kullanabilirler.

YÜKSELEN BAŞAKİmajı: Ben eleştiren bir insanım.

Hayata Yaklaşımı: Mükemmele pratik yaparak ulaşılır.

Yükselen Başak meraklı, belirsiz durumlarda kuşkulu ve eleştirel bir kişisel stili vurgular. Başak süreci artık yüzeydedir.

Yükselen Başak insanı kimsenin uğraşmak istemediği sıkıcı detaylarla dolu işleri halletmekteki ustalığı ile tanınır. Zihinsel faaliyetlerinde uygulamacı ve araştırmacıdır. Ayrıntı, objektiflik ve analiz üstadıdır. Adaptasyon yeteneği gelişmiştir ve aynı zamanda bir işkoliktir. Bir olayı tekrar tekrar incelemesine rağmen hata yapmış olmamak için dönüp bir daha analiz etmesine sık sık şahit olunabilir. Her şeyden haberdar olmak gereksinimindedir. Araştırmak ve bilgi toplamak en zevk duyduğu uğraşılardır. İç ve dış dünyasında gösterdiği titizlik ve düzen düşkünlüğü onu ele veren diğer özellikleridir.

Her şey yerli yerinde olmadıkça hiç bir işe başlayamaz. Liste yapmakta ve iş takibinde üstüne yoktur. Bu Yükselen e sahip kişi iyi bir konuşmacıdır. Sınırsız bilgi birikimi ve olayları yorumlama üslubu sayesinde çevresindekilerin ilgi odağı olmayı başarır. Araştırmacı zekasının arkasına saklanmak gibi bir eğilimi vardır. Hemen her konuda açıklanmış olan bütün düşüncelerden haberi vardır. Konusunda otorite olanlara saygı duyar. Orjinal fikri üretmeye direnir. Kendi görüşlerini ifade etmektense diğer kaynaklardan ve başka insanların görüşlerinden alıntı yapar. En son gelişmeleri takip eder, ama etrafındakilerin onayını almadan onları benimsemekte tedbirli davranır. Ayrıntıya çok önem verdiği için mükemmel bir editördür. Her konunun can alıcı noktasını kolay yakalar. Sınıflandırma ve gereksiz bilgiyi elemede yeteneklidir. Doğal bir eleştirmendir.

Kendine güveni olmadığı hallerde eleştri dozunu abartabilir. En büyük kusuru analizde aşırıya kaçması ve detaylarla uğraşmaktan tablonun bütününü algılayamamasıdır. Acil olana konsantre olurken uzun vadeli düşünememesidir. Yükselen i Başak olan kişi hayatta kalmanın koşulu olarak aklını kullanması gerektiğine karar vermiştir. Akıllı olmak ile bilge olmak arasındaki farkı mutlaka öğrenmesi gerekir. Yanılgıyı önlemek için her şeyi sorgular.İdealistliğin getirebileceği hayal kırıklığından kendini korumak için yalnızca gerçeklerle ilgilenmeyi tercih eder. Kendi hayatı ve dünya ile ilgili mantıklı ifadeleri etrafındakilere güvenle aşılar. Yükselen Başak ın masumiyet ve saflıklarından söz etmek yanlış olmaz. Nadiren çirkin ve kötü niyetlidir. Farkında olmadan yaptığı patavatsızlık ve eleştirme eğiliminin çocukluk yıllarında kendini savunma amacıyla geliştirilmiş bir huy olduğu unutulmamalıdır.

Yükselen’i Başak olanlar karşıt burçları Balık’ın özelliklerini inceleyerek çok şey öğrenebilirler. Bu durumda bir konunun ayrıntılarından çok bütünüyle ilgilenen, karmaşadan korkmayan, bilincin dışında yaratıcı vizyona sahip Balık’ın özelliklerini benimseyerek dengeyi sağlayabilir, mantık kadar sezgilere de güvenmeyi öğrenebilirler.

YÜKSELEN TERAZİİmajı: Ben cana yakın, çekici bir insanım.

Hayata Yaklaşımı: Önemli olan, bir şeyi şık bir şekilde yapmaktır!

Yükselen Terazi uzlaşma yeteneğine sahip, insanlarla ilgili, diplomatik ve adil bir kişisel stili vurgular. Terazi süreci artık yüzeydedir.

Yükselen Terazi’nin insanı sürekli olarak çevresindeki güçlere uyum sağlamaya çalışarak benliğinde bir denge duygusu yaratmaya çabalar. Bu Yükselenin güzelliklerle olan ilişkisini kişinin görüntüsünden de gözlemleyebiliriz. En rahat ve hazırlıksız halinde bile Yükselen Terazi’yi pasaklı durumda görmek mümkün değildir. Görünüşündeki güzellik gibi diplomatiklik ve çekicilik de onun ayrılmaz bir parçasıdır. Kişinin en belirgin gereksinimi paylaşmaktır ve yalnızlık çektiği hemen hiç görülmez. Bu gereksinim onu birçok insan ile ilişki içinde olmaya zorlar, ama onun için önemli olan muhtaç olduğu gerçek uyum ile sevgiyi sağlayacak içten yakınlığı bulmaktır. Bu kişi bazen insanlarla birlikte olabilmek, yalnız kalmamak için kendi arzularından vazgeçmeyi bile göze alabilir. Diplomatik ve zarif tavırlar sergiler. Yeteneklerini göstermek için mutlaka olumlu fırsatlar yaratır, bencillik yapmaz.

Terazi yükselirken doğan kişi sürtüşme ve mücadeleden kaçma, görünüşte de olsa uyum yaratma eğilimindedir. Yaşamını sürdürmesinin tek şartının ısrar etmemesi, sessiz kalması ve işleri daha fazla karıştırmaması olduğuna inanmıştır. Etrafındakiler sürekli olarak usluluğunu takdir ettikleri için problemin gittikçe yoğunlaşması kaçınılmaz olur. Rekabet, öfke ve kıskançlık duygularını sergilerken kendini hiçbir zaman güven içinde hissetmez. Gerçek benliğinin farkına varmakta güçlük çeker. Kendisi için direnmeyi hiçbir zaman öğrenemeyebilir. Barışseverliği ve iyi davranışlarıyla ihtiyaçlarını kolay elde etmiş olması mümkündür.

Savaşmayı bilemez ve mücadele gerektiren her şeyden vazgeçebilir. Uyum sağlama yeteneği gerçek arzularını gizlemesine neden olan alışkanlıklar yaratır. Kendi söylemek istediklerinin yerine başkalarının duymak istediği şeyleri söylemeyi tercih edebilir. Gerçeklerle karşılaştığında hayal kırıklığına uğrar; uyumluluğu başkalarının ona aldırış etmemeleri olasılığını doğurur. Yükselen Terazi kalabalığı pek sevmez. Küçük gruplarla kendini daha rahat hisseder ve samimi, kişisel ilişkileri tercih eder. Sanatsal yetenekleri kendini ifade etmesine yardımcı olmak, ona yeni yollar açmak için yeterlidir. Yaratıcı enerjisi içindeki sevgiyi açığa çıkarmasına, daha dinamik bir hayata sahip olmasına yardımcı olacaktır.Yükselen’i Terazi olanlar karşıt burçları Koç’un özelliklerini inceleyerek çok şey öğrenebilirler. Bu durumda Koç’un karar verme, kendi istedikleri için mücadele etme ve liderlik özelliklerini benimseyerek dengeyi sağlayabilirler.

YÜKSELEN YENGEÇİmajı: Yardım etmeye hazırım.

Hayata Yaklaşımı: Direkt, açık bir yol tutturmak dışında her şey olabilir.

Yükselen Yengeç duygularını dışarı vurmadan önce güven arayan bir kişisel stili vurgular. Yengeç süreci artık yüzeydedir.

Yükselen Yengeç’in insanı feminendir, duyarlıdır, kırılgandır. Yengeç’i Ay yönettiği için, onun ruh haline bağlı, değişken özellikleri Yükselen’i Yengeç olan bir kişinin davranışlarında kolaylıkla izlenebilir. Bu kişi aynı gün içinde birbirinden çok farklı ruh halleri sergileyebilir. Duygularını kontrol edebildiği zamanlarda dünyanın en anlayışlı ve duyarlı insanıdır. Sevecendir ve kabullenicidir. Kontrolü kaybettiğinde mutsuz ve hüzün doludur.

Yükselen Yengeç çevresindeki insanların duygularını bir sünger gibi emer, onların etkisinde kalarak kendi yolundan sapabilir, hedeflerini kaybedebilir. Enerjisinin olumsuz ifadesi suçluluk ve kıskançlık duyguları göstermektir. Başlangıçta belirli bir vizyonu ve amacı vardır. Sonra olumsuz kişilerin ve koşulların da katkısıyla yan yollara bakmaya başlar. Kendi yaşamını başkalarınınkilerle karşılaştırıp üretici olmayan çabalara girişir.

Kendisine acır, koşulları veya hayatı suçlar, yaralanmış hisseder. Sonra saklanma dönemi gelir. Duygusal reaksiyonları algısını bulanıklaştırdığı için durumu gerçekçi olarak analiz etmeyi reddeder. Bir süre acı çektikten sonra asıl suçlunun koşullar değil kendisi olduğuna karar verir. Bu defa suçluluk duygusu öne çıkar. Alınganlaşır ve kırıcı olur. Kabuğuna çekilir ve herkesi uzaklaştırır. Sigara, yemek ve içkiyi ağzından eksik etmeyerek oral ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır.Dipsiz bir kuyuya düşmüş gibidir. Kurtuluş zemini bu düzeni bilinçli olarak farketmesinde saklıdır. Kendisini disiplin altına alması, sağlıklı alışkanlıklar geliştirmesi duygusal problemlerini halletmesine yardımcı olur. Yükselen Yengeç duygularıyla barışıp, onları rahatça ifade edebildiği sürece hayatta başarıyı yakalayabilir. Duyarlılığı sayesinde insanlığın ortak noktalarını anlar ve onlara nasıl yardımcı olacağını bilir. Onun insanlığa katkıda bulunma yolu kendi duygusal acıları kanalıyla başkalarının acılarını anlamasından geçer. Zekasını ve analiz yeteneğini kullanabilirse çevresine ışık saçar. Koruyucu içgüdüleri ortaya çıkar ve mükemmel bir tedavici, iyileştirici olur.

Yükselen’i Yengeç olanlar karşıt burçları Oğlak’ın özelliklerini inceleyerek çok şey öğrenebilirler.Bu durumda Oğlak’ın özdisiplin, duygularını bilinçli yönlendirerek asıl hedefini kaybetmeden hareket etme ve kendine olan saygısını geliştirme özelliklerini benimseyerek dengeyi sağlayabilirler.

YÜKSELEN YAY İmajı: Ben iyiyim(ahlak ve kalite açısından).

Hayata Yaklaşımı: Her şey yoluna girer (Tanrı’ya güven).

Yükselen Yay idealist, bağımsız ve iyimser bir kişisel stili vurgular. Yay süreci artık yüzeydedir.

Yükselen Yay insanının olumlu, hevesli, felsefi bir görüntüsü vardır. En güçlü mesajı: Her şey iyi olacaktır. Hayatını sürdürmek için bu yaklaşımı benimsemek zorundadır. Kendisini felsefi yaklaşımlar ve inanç sahibi bir doğa olarak ifade eder. Uyum sağlama yeteneği olan değişken bir kişiliktir. Yükselen Yay hayatı deneyimleme peşindedir. Evrenin işleyiş biçimine duyduğu merak ve hayranlık nedeniyle sınırlı bir varoluş biçimine takılp kalmak düşüncesi onu dehşete düşürür. Prangalara dayanamaz. Belirli bir yaşam tarzı oluşturmaya gönülsüzdür. Doğayı ve olayların sadece aydınlık yanlarını görme eğilimi nedeniyle sık sık hayal kırıklığına uğrar. Yüzeysel bir kayıtsızlık ve konuşkanlık içerisinde bazen yapabileceğinden fazlasına söz verebilir. Endişelenmesini gerektiren durumlarda gerçekçi olmayan beklentilerin, umutların peşinden koşar. Her zaman samimi ve iyi niyetlidir. Bilinçsizce abartma huyu olabilir. Yüksek hedefler belirlerken gerçekleri de dikkate almayı öğrenmelidir

Yay yükselirken doğan kişinin en önemli dersi düşünceler dünyası ve ilhamları ile ideal hedeflerinin pratik uygulamaları arasındaki dengeyi sağlamaktır. Yükselen Yay evrenin işleyişini sezen bir duygu ile doğar. Geleneksel anlamda bir dindar olabilir. Sonsuz iyimserliği ile diğer insanları her şeyi evrenin ruhu ışığında görebilmeleri için yüreklendirebilir. Enerjisini olumlu yönlendirirse ilham aşılayan bir öğretmen olabilir. Kendisi de öğrenme çabalarına hiçbir zaman ara vermemelidir. Çünkü amaçsızlık uyuşmasına sebep olduğu gibi yetersiz bilgi ile inançlarını oluşturarak fanatikleşebilir, her şeyi bildiğini varsayabilir. Dürüstlük doğal bir özelliğidir.Yükselen Yengeç’le birlikte Zodyaktaki en büyük kurtarıcıdır. Yükselen Yay sonunda insanları kurtarmak yerine onlara kendilerine yardımcı olmanın yollarını göstermeyi öğrenecektir. Bu Yükselene sahip kişi doğru sözlü olmak konusunda sınırları aşıp zalimleşecek kadar ileri gidebilir, hatta patavatsızlaşabilir. Herkesin onun amaçlarını anlamasını bekleyebilir. Kişisel ilişkilerinde beklediği zeka ve anlayıştır. Özgürlüğü kısıtlanmadığı sürece ömür boyu sadık kalır. Enerjisini birkaç yönde dağıtması yüzünden hiçbir şeyi tamamlayamaması söz konusudur. Motivasyonu için yeni ufuklara ihtiyaç duyar. Günlük işlere heyecan katmanın bir yolunu bulması gerekir, yoksa enerjisini takviye edip önündeki işe konsantre olamaz. Dağınık ve başıboş görüntü verebilir, ama kendi felsefi yöntemleriyle herkesten daha çok iş bitirebilir.

Yükseleni Yay olanlar karşıt burçları İkizler’in özelliklerini inceleyerek çok şey öğrenebilirler.Bu durumda İkizler’in pratiklik, uygulamacı ve konuyu her yönüyle objektif gören özelliklerini benimseyerek dengeyi sağlayabilir, geniş bilgi toplama ve aktarabilme yeteneğinden öğrenerek inançlarını oluşturup felsefelerini insanlara sunulabilecek hale getirebilirler.

YÜKSELEN OĞLAKİmajı: Ben güvenilir ve yetkin bir insanım.

Hayata Yaklaşımı: Hiçbir yemek bedava değildir.

Yükselen Oğlak inatçı, saygıdeğer ve engeller karşısında azimli bir kişisel stili vurgular. Oğlak süreci artık yüzeydedir.

Yükselen Oğlak insanının görüntüsü soğukkanlı, mesafelidir. Zarafetini doğal utangaçlığı ile gizler. Oğlak bütün burçlar içinde sorumluluk duygusu en yüksek olandır. Bu Yükselenin kişiliği uzun vadeli hedeflerine ulaşmak için seçtiği yolda aynı tedbirlilikle ilerleyen, ama zirveye ulaşmakta acele etmeyen bir yapıya sahiptir. Hiçbir şeyi hafife almadığı için yaşının gerektirdiğinden daha ciddi ve olgundur. Kimsenin kötü durumda olduğunu anlamaması için acılarını dikkatle gizler. Uygun ve doğru davranışları dış dünyaya karşı koruyucu bir kalkan oluşturur. Tutucu, terbiyeli, bazen de çekingendir.

Kuşku ve terslik kalkanının arkasına saklanarak toplumdan uzaklaşmasının nedeni bilinçaltındaki insanlarla yakınlaşma korkusudur. Köklü güvensizlikleri çocukluğuna dayanır. Satürn, Oğlak Yükselen de küçük yaşlarda reddedilmişlik hissinin oluşmasına neden olan kısıtlayıcı koşullar, katı ebeveynler, kişiliğini ve fırsatları zedeleyen kayıplar hazırlamıştır. Bu onun hayatı boyunca sorumluluk altında ezilmesi için yeterlidir. İhtiyaç duyulan ve güvenilir olma isteğinden kurtulamaz. Yükselen Oğlak ın ilk kararları son derece katıdır. Kişiliğinde böyle bir Satürn psikolojisi taşıyan kişinin hayatta kalma kararlarından bir tanesi hiçbir zaman kontrolü kaybetmemektir. Kimseye güvenmez ve dünyada yapayalnız olduğunu hisseder. Kaybetme korkusu çok güçlüdür. Bu yüzden insanlar ondan uzaklaşmadan o insanlardan uzaklaşır. Bu kişi sevgi ilişkilerindeki girişimlere duyarsızdır. Ona ulaşmak zordur.

İhtiyaç duyduklarını elde etmekte zorlanırsa kendi isteklerini sadece kendisinin yerine getirmesi ve kendi kendine yetmesi gerektiği konusundaki kararı pekişir. Yükselen Oğlak kendi olumsuz ve aşırı yargılarının bombardımanı altındadır. Zaten yeteri kadar iyi olmadığına inanan kişi sosyal kurallar, dini vecibeler ve otorite figürleri tarafından derinden etkilenebilir. Başkalarını da kendisini yargıladığı değerlerle yargılar. Onların da mükemmel olmalarını bekler.Kendini güvende hissetmediği zamanlar duvarların arkasına geçer, kendi endişelerini karşısındakine yansıtır, savunmaya geçer ve hatta kendisine yiyecek uzatan eli ısırır. Kendi kendine zaten yeterince baskı yaptığı için dışardan gelen baskı ve yönlendirmeye asla dayanamaz ve izin vermez. Daha yaşamının başında ebeveynlik duygusu ile doludur. Kimsenin taşıyamayacağı yükleri sırtlayabilir. Gerçek hedefine ulaşması için olgunluk dönemini beklemesi gerekebilir. Bunun nedeni oluşturmuş olduğu sınırlamaları zaman içerisinde ve yavaş yavaş kaldırmasıdır. Doğrular ve yanlışlar gibi yargılardan kurtulup yaşamayı ve yaşatmayı öğrenmesi onu zirveye taşıyacak, saygı duyulan bir insan haline getirecektir.

Yükseleni Oğlak olanlar karşıt burçları Yengeçin özelliklerini inceleyerek çok şey öğrenebilirler. Bu durumda Yengeç’in içsel yakınlık kurabilen, duygularını ifade edebilen yönlerini benimseyerek dengeyi sağlayabilir geçmişi ile barışabilme, kendi bilinçaltına inerek tedavi edebilme cesaretinden çok şey öğrenerek küçük yaşlardan beri geliştirdiği yalnızlık ve köksüzlük hislerinden kurtularak varlığının değerinden emin olabilir.

YÜKSELEN KOVAİmajı: Ben gerçekten özel biriyim.

Hayata Yaklaşımı: (Nerede daha fazla özgürlük varsa), haydi oraya gidelim.

Yükselen Kova objektif, bağımsız, dostça ve açık, ama daima biraz mesafeli bir kişisel stili vurgular. Kova süreci artık yüzeydedir.

Yükselen Kova’nın insanı buluşçu, spontan ve orjinaldir. Yaşama kendine özgü bir yaklaşımı vardır. Bu yaklaşım diğer insanlardan farklı görünmesine neden olur. Eğer bireyliği ve özel nitelikleriyle temas halindeyse güçlü bir hümanizm ifade eder. Hem kendisi hem de diğer insanlar için özgürlük duygusu çok gelişkindir. Eğer kendi özgürlüğüne, farklılığına direnirse, diğer insanlar gibi olmak için boyun eğerse, kritik zamanlarda başkaldırabilir, sinirlenir, ne yapacağı belli olmaz, hatta güvenilmez bile olabilir. Kendisini dizginlenemez antikanın biri olarak ilan eder. Dünyaya Beni çitlerle çevirmeyin diye bağırır. Onun oyun alanı evrendir.

Kova entelekti işaret eden bir hava burcudur ve sabittir, kararlıdır. Bu yükselen burçla bağlantılı enerji elektriksel niteliktedir. Bu enerjiyi kanalize etmek, kontrol altında tutmak zordur, ancak kişi doğru kanalı bulabilirse kendisini insanlığın ön saflarına yerleştiren bir niteliği ifade eder. Stil oluşturmakta, yeni yöntemler geliştirmekte ve insanlığın geri kalanına yol göstermekte öncüdür. Yosun tutmayan yuvarlanan bir kaya gibidir. Fırsatları yakalar. Bir dalın uç noktasına gidebilmek için ağacın gövdesini bırakmaya gönüllüdür.

Özgürlük onun için yaşamsal bir konudur. Baskı ve sınırlama karşısında düşüncesiz, sabırsız hareketlerle çemberi yarmaya çalışır, gerilir, her şeye alerji duymaya başlar. İsyankarlaşır, hatta felsefi açıdan anarşistleşir. Bu sinirsel enerjisini yaratıcı bir biçimde kanalize edebilirse, bir deha örneği olur. Kova burcu kişiliği tüm burçların en insancıl içgüdülerini temsil eder. İnsanları farklı bir tarzda sever. Bir insanın sahip olacağı en iyi arkadaştır. Genellikle ilgisini çeken daha geniş ölçekli konularla uğraşmak için yakınlarını ve ailesini ihmal etmekle suçlanır. Eski gelenekleri yıkan bir insandır. Durağanlığın her biçimine isyan eder. Modası geçmiş yöntemleri değiştirmeyi, koşulları geliştirmeyi sever.Yükselen Kova için ekzantriklik normalliktir. Toplu yaşamayı sever, çılgın şeyler yapmak ister, sınırlandırılamaz. Şu veya bu şekilde ışıkları üstüne çeker. Her zaman beklenenden ziyade beklenmeyeni yapar. Kendisi istemese bile toplumun ilgisini çeker. Başkalarının çekindiklerini deneyimler. Aynı anda süren bir çok projeye ihtiyacı vardır. Çabuk sıkıldığı için hiç bir aktiviteye uzun süre bağlı kalamaz. Kova kişiliği toplum tarafından yanlış anlaşılabilir. Boyun eğmenin, istikrarın ve uygun davranışın geçerli olduğu, muhafazakarlığın hüküm sürdüğü bir toplumda bu kişilik uyum sağlamakta zorlanır.

Yükseleni Kova olan bir insanın herkesten daha fazla kendisini tanımaya ihtiyacı vardır. Olaylara ve çevresine bakışı çok değişik olduğu için başkaları tarafından dağıtmış bir insan olarak algılanabilir. Bu kişi alışkanlıklarının ve bireyliğinin farkına varana kadar enerjisini baskı altında tutmaya ve standartlara uymaya çalışabilir. Kendisini başkalarına uygun olan programlara adapte olmaya zorlayabilir. Bu dıştan her şeyin olumlu görünmesini sağlayabilir.

YÜKSELEN BALIKİmajı: Durgun sular derinden akar.

Hayata Yaklaşımı: Her şey bir rüyadır.

Yükselen Balık duyarlı, esnek, kolay uyum sağlayan, idealist ve hülyalı bir kişisel stili vurgular. Balık süreci artık yüzeydedir.

Yükselen Balık’ın insanı aşırı duyarlı, değişken ruh halleri deneyimleyen, kolay etki altında kalan bir insandır. Sezgiseldir ve kendinden vazgeçme derecesine varan bir bensizliği vardır. Kendini adama ve yardım arzusu çok gelişmiştir. Balık Burcu’nun yöneticisi Neptün gezegenidir. Bu gezegen yükselirken doğan kişide idealizm, vizyon ve ilham göz önüne çıkar. Yükselen Balık hayatla baş edebilmek için her şeyin en iyi yönünü görmeye çalışır.

Yüksek beklentili bir bakış açısı geliştirir ve gerçekçi insanlara aşırı saf gelebilecek bütüncül bir perspektiften bakarak hayatta kalabilir. Balık bir su burcudur ve değişkendir. Bu burcun sembolü farklı yönde yüzen iki balıktır ve en belirgin yorumu kararlı davranma zorluğudur. Bu Yükselen’e sahip kişi yönünün bu ikiliği karşısında umutsuz bir açmazda kalabilir, ama hayatta yapması gerekeni dolaylı yaklaşımlarla başarabilir. Yüzleşme, göğüs germe ve kestirme kararlar onun olayları ele alış tarzıyla uyuşmazlar. Bu kişi dünyanın zorlukları ve mücadeleleriyle uğraşmak için fazla kırılgandır.

Yüzleşmemek, karşı koymamak özelliğinin gerçekleri görememek özelliğine dönüşmesi acı verici olabilir, ama eğer zamanında karşı koyabilirse daha sonra ortaya çıkacak çaresizliği önleyebilir. Eğer Yükselen Balık hayata gerçekçi bakabilmek konusunda kendisini eğitirse, her açıdan daha verimli olabilir. Diğer insanlara ilham verir. Balık yükselirken doğan kişi hayatın aşırı uçlarına gidip gelebilir. Yükseklerde uçarken umutsuzluk kuyularına düşebilir. Buna rağmen umutsuzluk duygusu pek uzun sürmez. Balık tekrar yükselmek için bir şeyler bulur. Bazen yükselmenin yolu hayal dünyasına kaçmak olur.

Çevresindeki insanları kararsızlığıyla deli eder, ama kendine özgü dairesel yoluyla, kendi yarışını kazanır. Eğer onunla bir konuda tartışmak gerekiyorsa sorun çıkar, çünkü Balık maskesi takmış birisini tartışmada yenmek mümkün değildir. Kendisini kaybedip öfkelenmez, ama bakışlarındaki hayal kırıklığı insanı yere yıkar. Böyle bir durumun bir daha yaşanmayacağına ikna olana kadar somurtur, küser. Hayatta kalması pembe gözlüklerini takmasına bağlı olduğu için, hayallerini tehdit edenlerle ölümüne savaşır. Kendisine de aynı gözlüklerle bakmaktadır. Gerçeklerle yüzleşmesi için zorlanmadıkça kendi hakkındaki doğruları bilemez. Bakış açısıyla uyum sağlayacak veya onu kaidenin üzerine yerleştirecek insanları arar. Tatlı, çekici, uyumlu ve nazik görüntüsü kendisinin farkında olduğu, ama diğer insanlara göstermediği kişilik özelliklerini gizlemeye yarar. İnsanların bu yüzden ondan kusursuz olmasını beklemeleri üzerinde gereksiz bir baskı oluşur. Onların beklentilerine yanıt vermeye çalışırken bir yandan da gizli bir suçluluk duygusuna kapılır. En büyük tehlike kendini kandırmaktır. Kendisini diğer insanların gözüyle göremediği için dünya ters gidebilir. Kendi hayal dünyasında yaşarken belirlediği hedeflere ulaşamaz.Yükseleni Balık olanlar karşıt burçları Başak’ın özelliklerini inceleyerek çok şey öğrenebilirler. Bu durumda Başak’ın detayları gözden kaçırmayan, gerçekçi ve analiz edebilme özelliklerini benimseyerek ideallerini ve ilhamlarını gerçek dünyada pratik yöntemlerle gerçekleştirebilir, özeleştiri yeteneği ile kendilerine bakmayı öğrenip kendi kişiliklerinin sınırlarını belirleyebilirler.

kaynak: mahmure
Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bazen bir insan bizi ÇOK KIZDIRAN bir şey yapar.

10622832_558819044245055_4771638986270224219_n[1]

Bazen bir insan bizi ÇOK KIZDIRAN bir şey yapar.
Ve biz kendimizi alamayıp sert bir tepki veririz.
Bu tepkiyi vermemizin hemen ardından yaşadığımız bir AN vardır ki,
Onu çok iyi çözümlemek gerekir;
Bir garip huzursuzluk anıdır o…
Kendimizi kaybetmiş olmamızın verdiği bir yenilgi duygusu,
Haklılık hissimizi örten bir acı…
İşte bütün mesele bu anda KENDİMİZİ DURDURMAYI BAŞARMAK’tır!
Zira bu andan itibaren;
Kontrolü kaybetmiş olmanın verdiği kızgınlığı,
Haklılık hissi ile kapatmaya çalışmak adına,
Sertlik dozu artan ve haklılık mefhumu azalan hareketler yapmaya
Çok yatkın oluruz!
Bu andan sonra yapacağımız herşey,
Kendimize; ”Olsun O Bunu Hak Etmişti!” deme çabamızdır.

Kızgınlık anında verdiğiniz bir tepki,
Sizin haklı olsanız da kontrolü kaybederek yaptığınız bir çıkıştır.
Bunun yarattığı o boşluk hissini fark edince DURUN!
”BÖYLE DEVAM ETMEYECEĞİM!” deyin.
Zira böyle devam etmek,
Kendinize olan saygınızı azaltacak,
Durum üzerindeki kontrolünüzü hepten bitirecek,
Haklılık yerine, üstünlük kavgasına girip
İçinizdeki huzuru uzuuuun bir süre kaybetmenize neden olacaktır.

KENDİNİZE BUNU YAPMAYIN smile ifade simgesi

kaynak: Juno Gözlemci

“Bedenimin verdiği mesajları sevgiyle dinliyorum”

 

896967690d46a9d74def142e390b995bHayatta herşeyin olduğu gibi, beden de içsel düşünce ve inançlarımızın bir aynasıdır. Dinlemesini bilirsek bedenimiz daima bizimle konuşur. Bedenimizin her hücresi, düşündüğünüz her düşünceye, söylediğiniz her söze karşılık verir.

Sürekli düşündüğünüz ve söylediğiniz şeyler, beden yapınızı, şeklini, sağlığını ve hastalığı oluşturur. Asık görünüşlü bir surata sahip kişi, bu görünüşünü sevecen ve mutlu düşüncelerle oluşturmamıştır. Yaşlı insanların yüz ve bedenleri açık bir biçimde hayat boyu sürdürdükleri düşünce kalıplarını yansıtır. Siz yaşlandığınızda nasıl görüneceksiniz?

Bu bölümde bedende hastalık yaratan Olası Düşünce Kalıplarını ve sağlık yaratmakta kullanacağımız Yeni Düşünce Modellerini ve Olumlu ifadelerini göreceksiniz. Size fikir vermesi açısından bazı yaygın sorunları nasıl yarattığımız konularından da bahsettik.

Her hastalığın zihinsel nedeni herkes için yüzde yüz geçerli değil elbette. Ama hastalığın nedenlerini araştırmaya başladığımız için bir başlangıç noktasını veriyor.

BAŞ, bizi temsil ediyor. Dünyaya gösterdiğimiz şey. Genellikle başımızla tanınırız. Baş bölgesinde bir sorunumuz varsa bu, genellikle “bizde” çok yanlış bir şey olduğu duygusunu taşıdığımız anlamına gelir.

Olumlaması “Barış, sevgi, haz, gevşeme, rahatlık. Hayatın akışına kendimi bırakıyor ve hayatın içinde kolaylıkla gelişiyorum

SAÇ, dayanıklılığı temsil ediyor. Gergin ve korku dolu olduğumuzda, sıklıkla omuz kaslarında başlayan katılaşma başımızın tepesine, hatta göz çevresine kadar yayılır. Saç, saç kökleriyle beslenir. Kafa derimizde gerginlik olduğunda, sıkılmaktan dolayı saç nefes alamaz. Ölür ve dökülür. Gerginlik sürüyorsa, kafa derisi gevşeyemez. Saç kökleri sıkıştığı için yeni saç büyüyemez ve sonuç; kellik.

Gerginlik güçlü olmamaktır. Gerginlik zayıflıktır. Gerçekten güvenli ve güçlü olmak demek, sakin, dengeli ve huzurlu olabilmektir. Bedenlerimizi daha çok gevşetmeliyiz, baş derimizi de.

Şimdi deneyin. Baş derinize gevşemesini söyleyin ve bir farklılık hissedip hissetmediğinizi gözleyin. Eğer gevşediğini hissediyorsanız bu egzersizi sıkça yapmanızı öneririm.

KULAKLAR, işitme kapasitesini temsil ediyor. Eğer kulaklarınızda sorununuz varsa, genellikle işitmek istemediğiniz bir şeylerin olup bittiği anlamına gelir. Kulak ağrısı işittiğiniz bir şeyden kızgınlık duyduğunuzun göstergesidir.

Kulak ağrıları çocuklarda çok yaygın. Çocuklar, genellikle evlerinde işitmek istemedikleri şeyleri duymak zorunda kalıyorlar. Çoğu ailede çocuğun kızgınlığını ifade etmesine izin verilmez. Çocuk olayları değiştirme gücüne sahip olmamasının tepkisini, kulak ağrısı yaratarak gösterir.

Sağırlık, birlikte yaşamak zorunda olduğunuz bir kişiyi dinlemeye katlanamamanın göstergesidir. Dikkat edin, çiftlerden birinde sağırlık sorunu varsa, diğeri sürekli konuşur, konuşur, konuşur.

Yeni Düşünce Modeli: “Tanrıyı dinliyorum. Hayatın coşkusunu işitiyorum. Hayatın bir parçasıyım. Sevgiyle dinliyorum

GÖZLER, görme kapasitesini temsil ediyor. Göz sorunları, görmek istemediğimiz bir şeyler olduğu anlamına geliyor. Kendimizle ya da hayatla ilgili; geçmişle, şimdiyle ya da gelecekle ilgili görmek istemediğimiz şeyler.

Bir çok insan gözlük takmaya başlamalarından 1-2 yıl öncesine dönüp görmek istemedikleri şeylerle yüz yüze gelmeyi kabul ettiklerinde, gözlerinde gözlük takmalarına gerek kalmayacak kadar iyileşme görüldü.

Şu anda olanları görmezden mi geliyorsunuz? Ne ile yüzleşmek istemiyorsunuz? Şu andan mı, yoksa gelecekten mi korkuyorsunuz? Eğer gerçekleri net bir şekilde görebilseydiniz, şu anda görmediğiniz neleri görüyor olacaktınız? Kendinize ne yaptığınızı görebiliyor musunuz?

Bakın, kendimize sormamız gereken ilginç sorular var, değil mi?

Yeni Düşünce Modeli: “Özgürüm. Özgürce ileriye doğru bakıyorum. Çünkü hayat sonsuzdur ve mutluluklarla doludur. Sevecen gözlerle bakıyorum. Kimse bana asla zarar veremez

1b50514b10ca54c7f1db9570896e6d94BAŞ AĞRILARI, kendimizi yanlış, geçersiz, değersiz görmekten kaynaklanıyor. Bir daha başınız ağrıdığında, kendinizi hangi konuda hatalı bularak yargıladığınıza dikkat edin. Kendinizi affedin. Baş ağrınızın geçtiğini göreceksiniz.

BOĞAZ, “istediğimiz şeyi söyleyebilme” ve “kendimizi ifade etme” yeteneğini temsil ediyor. Boğazla ilgili sorunlar, bunları yapmaktan korkmak, hakkımızı aramaktan çekinmek, “ben buyum” demek cesaretini gösterememekten kaynaklanıyor.

Kızgınlık, boğaz ağrılarının sebebidir. Eğer soğuk algınlığı da varsa zihinsel karışıklık yaşıyoruz demektir. LARENJİT, konuşamayacak kadar öfkeli olmak demek.

Boğaz ayrıca bedendeki yaratıcı akışı da temsil ediyor. Yaratıcılığımızı ifade ettiğimiz bu bölgede, yaratıcılığımız engellendiğinde, boğazla ilgili sorunlarımız olur. Hepimiz tüm hayatlarını başkaları için yaşayan bir çok insan tanıyoruz. Kendi istediklerini hiç yapamayan, sürekli anne-baba-eş-sevgili-patronların istekleri ve beklentileri doğrultusunda yaşayan ne çok insan var. BADEMCİK ve TİROİD sorunları, kendi isteklerinizi gerçekleştirememekten kaynaklanan, engellenmiş yaratıcılığın sonucu oluyor.

Boğazdaki enerji merkezi, yani beşinci çakra, bedende değişimin olduğu yerdir. Değişime karşı koyduğumuzda, değişimin tam ortasında ya da değişmeye çalıştığımızda, genellikle boğazımızda etkinlik artar. Öksürdüğümüzde ya da biri öksürdüğünde dikkat edin. Ne konuşuluyordu? Neye tepki gösteriyoruz? Direnç ve inatçılık mı, yoksa değişim süreci içinde miyiz? Grup çalışmalarımda öksürmeyi, kendini keşfetmede bir araç olarak kullanırım. Birisi öksürdüğünde, elini boğazına götürmesini ve yüksek sesle “Değişmeye Hazırım” ya da “Değişiyorum” demesini söylerim.

Yeni Düşünce Modeli: “Düşüncelerimi, hissettiklerimi, isteklerimi rahatlıkla ve özgürce dile getirebiliyorum. Yaratıcıyım. Sevgiyle konuşuyorum

KOLLAR, hayat deneyimlerini kucaklama kapasitesini ve yeteneğini simgeler. Kolların dirsekten yukarısı kapasitemizle, dirsek altı bölümü yeteneklerimizle ilgilidir. Duygu birikintilerimizi eklem yerlerinde depolarız ve dirsekler yön değiştirmede esnekliğimizi simgeler. Hayatınıza yeni bir yön verme konusunda esnek misiniz? yoksa eski duygu birikimleriniz sizi aynı noktada mı tutuyor?

ELLER, yakalar, tutar, kavrar. Bir şeylerin parmaklarımızın arasından akıp gitmesine izin veririz. Bazen gerektiğinden fazla tutarız. Açık elli, sıkı elli, el becerili, yumruk sıkan, yumuşak elli oluruz. Elden veririz, el veririz, elde edemeyiz, elinin hakkını veririz. El ele veririz, avucumuzun içine alırız, elimizden gelmez. Eli maşalıdır, eli uğurlu gelir veya ele avuca sığmaz.

Eller yumuşak olabilir veya parmak boğumları çok fazla evhamlı ya da katı düşünceli olmaktan dolayı sert ve yumru yumru olabilir. Elleri sıkmak korkudan kaynakların; kaybetme korkusu, asla yetmeyeceği korkusu, bırakırsan gider korkusu.

Bir ilişkiye sıkı sıkıya yapışmak, eşin arkaya bakmadan kaçmasına yol açar. Sıkılmış yumruklar yeni bir şeyi tutamazlar. Elleri bileklerden rahatça sallamak, insana rahatlık ve açıklık duygusu verir. Size ait olan şey, sizden alınamaz. Rahat olun.

Yeni Düşünce Modeli : “Tüm düşüncelere sevgiyle ve kolaylıkla uyum sağlıyorum”

SIRT, destek sistemimizi temsil eder. Sırt sorunları genellikle yeterince destek görmediğimizin ifadesidir. Sıklıkla bizi işimizin, ailemizin, eşimizin desteklediğini düşünürüz. Gerçekte, tümüyle Evren ve Hayatın kendisi tarafından destekleniyoruz.

Üst sırt ağrıları, duygusal destek yoksunluğunun hissedilişidir. Kocam-karım-sevgilim-arkadaşım-patronum beni anlamıyor ve desteklemiyor.

Orta kısım suçluluk duygusuyla ilgili. Geçmişimizde arkamızda kalan bir şey. Arkanızda ne bıraktığınızı görmekten mi korkuyorsunuz ya da arkada bıraktığınız bir şeyi mi gizliyorsunuz? Sırtınızdan hançerlenmiş gibi mi hissediyorsunuz? Gerçekten “bitip tükendiğinizi” mi hissediyorsunuz? Ekonomik sorunlarınızla bir çıkmaz içindesiniz? Ya da ekonomik endişeleriniz çok mu fazla? Bu durumda, alt sırt bölgenizde sorunlarınız olacaktır. Parasızlık ya da parasal korku bunu yaratacaktır. Miktarın hiç önemi yoktur.

Çoğumuz hayatımızda en önemli şeyin para olduğunu düşünürüz. Onsuz yaşanamaz. Bu doğru değildir. Paradan çok daha önemli, onsuz yaşayamayacağımız bir şey var. O nedir? Nefesimiz.

Nefesimiz hayattaki en değerli şey. Ama nefes verdiğimizde, bir sonraki nefesi almak için havanın orada olacağından zerre kadar şüphe etmeyiz. Bir nefes daha alamazsak, üç dakika dayanamayız. Bizi yaratan GÜÇ, hayatımız boyunca yetecek nefesi bize verdiğine göre, neden tüm diğer ihtiyaçlarımızın da karşılanacağına güvenemiyoruz?

Yeni Düşünce Modeli: “Hayat beni destekliyor. Evrene güveniyorum. Sevgi ve güveni özgürce veriyorum

MİDE, tüm yeni düşünce ve deneyimlerimizi hazmeder. Mideniz neyi alıyor, neyi almıyor? Hazmedemediğimiz şey ne? Mide sorunları, yeniliklere kolaylıkla adapte olamadığımızın göstergesi. Korkuyoruz.

Çoğumuz uçakla yolculuğun yaygınlaşmaya başladığı ilk dönemleri hatırlıyordur. Kocaman metal bir kuşun içine girip, güvenli bir şekilde yolculuk edeceğimizi düşünmek oldukça zordu. Her koltukta kusma torbaları vardı ve çoğumuz torbaları kullanıyorduk. Şimdi aradan geçen yıllardan sonra torbalar hala var. Ama çok ender kullanılıyorlar. Uçma fikrini hazmettik artık.

Yeni Düşünce Modeli: “Yeni düşünceleri kolaylıkla özümlüyorum. Hayat benimle uyum içinde. Hiçbir şey bana rahatsızlık veremez. Dinginim

4a1bcdf46bfb018177adfbd105d12707BACAKLARIMIZ, hayatta bizi ileriye doğru götürüyor. Bacaklardaki sorunlar, öne adım atma korkusu ya da bir yolda ilerlemekteki kararsızlığımızın göstergesi. Ayaklarımızla koşarız, ayağımız geri geri gider, ayağımız sürünür. Bir şeyleri yapmak istemediğimiz zamanlar, bacaklarımızda küçük sorunlar yaratırız. VARİS DAMARLARI nefret ettiğimiz bir yerde veya iş de olduğumuzu gösterir. Damarlar zevki taşıma yeteneklerini kaybederler. Siz istediğiniz doğrultu da mı ilerliyorsunuz?

AYAKLARIMIZ, kendimiz ve hayat hakkındaki anlayışımızla ilgilidir. Geçmişle, şimdiyle ve gelecekle. Çoğu yaşlı insan yürümekte zorluk çeker. Hayat anlayışları geçerliliğini yitirmiştir ve gidecek bir yerleri kalmamış gibidir. Küçük çocukların hoplayıp, zıplayıp, dans eden ayakları vardır. Yaşlı insanlar hareket etmekten korkarcasına durdukları yerde bile sallanırlar.

Yeni Düşünce Modeli: “Gerçek benim desteğim. İleriye doğru zevkle adım atıyorum. Spiritüel anlayışa sahibim

CİLDİMİZ, bireyselliğimizin ifadesidir. Cilt sorunları genellikle bireyselliğimizin bir şekilde tehdit edilmesinden kaynaklanır. Başkalarının üzerimizde gücü olduğu duygusuna kapılırız. Cilt sorunlarından kurtulmanın en iyi yollarından biri, günde yüzlerce defa “kendimi onaylıyorum” demektir. Gücünüze tekrar sahip çıkın.

Yeni Düşünce Modeli: “Olumlu yollarla dikkat çekiyorum. Güvenliyim. Kimse bireyselliğimi tehdit edemez. Huzurluyum. Dünya güvenli ve dostça. Tüm kızgınlık ve öfkelerimden kendimi özgür kılıyorum. İhtiyacım olan şeyler bir şekilde karşılanacaktır. Suçluluk duymadan iyi olan her şeyi kabul ediyorum. Küçük mutluluklardan yararlanmasını biliyorum

KAZALAR, kaza değildir. Her şeyi olduğu gibi kazaları da biz yaratırız. Tabii ki, “bir kaza geçirmek  istiyorum” demeyiz. Ama düşünce kalıplarımızla kazaları kendimize çekeriz. Bazıları “sakardır”, kazalar her yerde onları bulur, bazılarının ise hayat boyu başlarına birşey gelmez.

Kazalar kızgınlık ifadesidir. Birikmiş öfkedir. Kazalar ayrıca otoriteye karşı çıkma arzusudur. O kadar kızarız ki birisine vurmak isteriz, ama birisi bize vurur (çarpar). Kendimize kızdığımızda, suçluluk duyduğumuzda, kendimizi cezalandırma ihtiyacı duyduğumuzda , kaza bu işlevi görür.

Kazada bizim hiç suçumuz yokmuş gibi görünebilir, kaderin talihsiz bir kurbanıyızdır. Kaza, başkalarından ilgi ve şefkat görmemizi sağlar. Birileri bize bakar, yaralarımızı iyileştirir. Bazen yatakta uzun süre istirahat etmek zorunda kalırız. Ve ağrılarımız olur. Ağrılarımızın bedenimizde oluştuğu yerler, hayatımızın hangi alanında kendimizi suçlu hissettiğimiz konusunda bize ipucu verir. Bedensel hasarın boyutu, ne kadar ağır cezalandırılmak istediğimizi ve mahkumiyetimizin süresini gösterir.

ASTIM, Kendin için nefes almayı hak etmeme duygusu. Astımlı çocuklar aşırı duyarlılığa sahip oluyorlar. Çevrelerinde tüm olan bitenlerden kendilerini sorumlu hissediyor ve suçluluk duyuyorlar. Kendilerini “değersiz” ve bu yüzden de suçlu hissederek, kendilerini cezalandırma ihtiyacındalar. Coğrafı değişiklikler bazen astım için yararlı oluyor, özellikle aileden uzaktaysa.

Genellikle astımlı çocuklar büyüdükçe hastalıklarını “yeniyorlar”. Yani ev ortamından okula giderek, evlenerek ya da yanlız yaşamaya başladıklarında, hastalık geçiyor. Ama hayatlarının bir döneminde, çocukluk dönemlerini hatırlatan bir deneyim yaşarlarsa bir astım nöbetine yakalanıyorlar. Böyle bir durumda, tepki gösterdikleri şey, o anda olanlar değil, çocukluklarında yaşadıkları bir şeyle duygu bağlantısı kurmaları oluyor.

YARALAR, YANIKLAR, KESİKLER, ATEŞLENME, ŞİŞME, KABARMA, KAŞINMA kızgınlığın bedendeki ifadesi oluyor. Ne kadar bastırmaya çalışırsak çalışalım, kızgınlık ifade edilmenin bir yolunu bulur. Birikmiş öfke patlamaması için içimizden çıkmalıdır. Öfkemizle dünyamıza zarar vereceğimizden korkarız. Ama kızgınlık kolaylıkla “şu konuda kızgınlık duyuyorum” diye ifade edilebilir. Tabii bu sözleri patronumuza her zaman söyleyemeyiz ama yastığı yumruklayabilir, arabada avazımız çıktığı kadar bağırabilir veya tenis oynayabiliriz. Bunlar, kızgınlığı fiziksel olarak ifade etmenin zararsız yollarıdır.

Spiritüel insanlar genellikle kızmamaları gerektiğini sanırlar. Evet hepimiz duygularımız için başkalarını suçlamayacağımız noktaya  gelmeye çalışıyoruz. Ama o noktaya erişinceye kadar, an içinde ne hissettiğimizi olduğu gibi kabul etmek daha sağlıklı.

4dd4b76e6e86937521edf3ded87d6633ŞİŞMANLIK, Korunma ihtiyacını temsil eder. İncinmelerden, eleştiriden, tacizden, cinsel sömürüden korunmaya ihtiyaç duyarız. Yani genelde hayattan ya da bazı konulardan korkarız. Siz seçiminizi yapın.

Ben şişman bir insan değilim. Ama yıllar boyu, kendimi güvende hissetmediğim dönemlerde birkaç  kilo aldığımı farkettim. Tehlike gittiğinde, kilolar da kendiliğinden gidiyordu. Kilolarla savaşmak zaman ve enerji ziyanıdır. Rejimi bıraktığınız anda kilolar tekrar geri geliyor. Kendinizi sevmek ve onaylamak, yaşam sürecine güvenmek, aklınızın gücünü bilmekten gelen güvencede olma duygusu, bence en iyi rejim. Olumlu düşünenlerin rejimini yapın, kilolarınız kendiliğinden kaybolacaktır.

Birçok anne, baba sorun ne olursa olsun, bebeğin ağzına yiyeceği dayıyor. Bu bebekler büyüdüklerinde bir sorunları olduğu zaman “ne istediğimi bilmiyorum” diyerek buzdolabının kapısını açıyor.

AĞRI, Her türlüsü bir suçluluk duygusunun belirtisi. Suçluluk duygusu daima ceza arar, ceza da ağrıyı yaratır. Kronik ağrılar, kronik suçluluk duygusundan kaynaklanır. Bu duygular o kadar derinlere gömülmüştür ki, çoğunlukla farkında bile olmayız. Suçluluk duymak, tümüyle faydasız bir duygu. Ne kimsenin kendisini daha iyi hissetmesini sağlar, ne de durumu değiştirir.

KASILMA, TUTULMA, Zihindeki tutukluğun ifadesi. Korku, bildiğimiz eski yollara yapışıp kalmamıza neden oluyor, esnek olmakta zorlanıyoruz. Eğer birşeyi yapmanın sadece “tek yolu” olduğuna inanıyorsak, genellikle bir yerimiz tutulur. Daima başka yollarda vardır.

Beden ile ilgili çalışabileceğiniz olumlamalar:

Hayatın sonsuzluğunda, bulunduğum noktada her şey mükemmel, bütün ve tam.

Bedenime iyi bir arkadaşım olarak bakıyorum.

Bedenimin her hücresi kutsal zekaya sahip.

Bana ne söylediğini dinliyor ve önerilerinin geçerli olduğunu biliyorum.

Daima güvendeyim ve tanrısal olarak korunuyor ve yönlendiriliyorum.

Sağlıklı ve özgür olmayı seçiyorum.

Dünyamda herşey iyi ve güzel.

Düşünce Gücüyle Tedavi / Louise Hay