Annem ‘Kız arkadaşlarını unutma’ diye tavsiyede bulunmuştu..

10849918_799492666780761_6036724758610452337_n[1]

Annem ‘Kız arkadaşlarını unutma’ diye tavsiyede bulunmuştu..
‘Yaşın ilerledikçe senin için daha önemli olacaklar,
kocanı-çocuklarını ne kadar çok seversen sev, yine de kız arkadaşlarına ihtiyaç
duyacaksın..
Onlarla bir yerlere gitmeyi ihmal etme..
Onlara vakit ayır ve kız arkadaşlarını daima hatırla..
Onlar sadece arkadaşların değil..
Senin kardeşlerin, kızların…’ demişti..
‘Ne kadar komik bir öğüt. Daha yeni evlenmedim mi ?
Artik ben evli bir
kadınım. Kız arkadaşlarına ihtiyaç duyan bir genç kız
değilim ki. Bundan sonra kocama hayatimi adamak,
yapacağım tek şey olacak’
diye düşünmüştüm..
Ama yıllar geçtikçe, çocuk olsa da ya da olmadıkça,
kocalardan boşandıkça ,
sevgililerin biri gidip diğeri geldikçe, annemin
dediklerinin ne anlama geldiğini çok iyi anladım..
Zaman geçiyor..
Hayat akıyor..
Mesafe ayırıyor..
Ask büyüyor.. Sonra azalıyor..
Kalpler kırılıyor..
kocalar evde bir yerde duruyor..
Veya evlilikler mahkemede son buluyor..
sevgililer değişip duruyor..
Erkekler arayacaklarını söyleyip, aramıyor..
İsler geliyor ve gidiyor..
Ebeveynler ölüp gidiyor..
Komsular değişiyor..
Ama kız arkadaşlar hep oradalar…
Siz onları bırakmadığınız sürece..
Geçen yıllar ve arada kaç km. mesafe olduğu hiç önemli değil..
Bir kız arkadaş, hiçbir zaman ona ihtiyaç duyduğumuzdan
daha uzak değil..Hayatiniz içinde, öyle ya da böyle, yakin ya da uzak..

Arkadasınız olan kadınlara bunu yollayın..
Ben simdi yaptım bile…
Tüm Kız Arkadaşlarıma Sevgiler.SİZİ SEVİYORUM.

Niye Kimse Aramıyor?

11205020_884045381658822_1692000041035008443_n[1]

Kaslarımız erimesin!!

Yoğurt[1]

Gençlikte toplam vücut kütlesinin yaklaşık üçte birini oluşturan kas kütlesi, 75 yaşına kadar yarı yarıya azalıyor. 50’li yaşlarda başlayan kas gücündeki azalma 70’li yaşlarda özellikle sırt, kol, bel ve bacak kaslarında kuvvet kaybı olarak ortaya çıkıyor.

Yaşlanmaya bağlı olarak kas gücünün ve dayanıklılığın azalması “kas erimesi” (sarkopeni) olarak tanımlanıyor. Özellikle yaşlılarda kas erimesinin önlenmesi, düşme riskinin önüne geçmesi ve kaslarımız erimesin yaşama yetisinin artırılması açısından önem taşıyor. Yaş ilerledikçe kas erimesinin görülme sıklığının giderek arttığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çağatay Öktenli, 80 yaşın üzerindeki her 10 kişiden 4’ünün bu sorunla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Prof. Dr. Öktenli, yaşlılarda kas erimesinin en önemli sonuçlarını, hareket ve bağımsız yaşama yeteneğinde azalma ve düşmelere bağlı yaralanma ile kırıklar sonucu yatağa bağımlı hale gelme olarak sıraladı.

KADINLARDA DAHA ERKEN ORTAYA ÇIKIYOR

Kas erimesinin kadınlarda daha erken ortaya çıkmakla birlikte, kas kaybının erkeklerde daha fazla olduğuna işarek eden Prof. Dr. Çağatay Öktenli, protein alımındaki azalmanın kas erimesinin en önemli nedeni olduğunu söyledi. Prof. Dr. Öktenli, sorunun ortaya çıkmasına neden olan diğer etkenlerle ilgili olarak şu bilgileri verdi: “Yaşlandıkça besin, özellikle protein alımındaki azalmanın yanısıra, fiziksel aktivite azlığı da  kas erimesini artıran en önemli nedenler arasında geliyor. Kas gelişimi ve dayanıklılığının sürdürülebilmesi için önemli bir faktör de kaslara gelen kan akımıdır. Yaşlılarda gerek damar sertliği nedeniyle gerekse kalp yetmezliği gibi eşlik eden kronik hastalıklar nedeniyle kaslardaki kan akımında yetersizlik meydana gelebilir. Kaslara gelen kan akımı kadar kasları uyaran sinirler de kas gücünün sürdürülebilirliği için önemlidir. Yeterli sinirsel uyarının olmadığı kas kütlesi hızla azalmaktadır. Büyüme hormonu, testesteron vb. hormonlar kasta protein yapımını sağlayan hormonlardır ve bunlar yaşla birlikte azalmaktadır. Bu da kas erimesinde diğer önemli bir faktördür.”

BESLENMEDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR

Beslenme bozukluğu ile kas erimesi arasındaki ilişkinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Öktenli,  “Yaşlılar çabuk doyarlar. Ayrıca, tat ve koku duyuları da yaşla birlikte zayıflamaktadır. Depresyon, demans, kronik hastalıklar ve kullanılan ilaçlar da iştahsızlık yaparak besin alımındaki bozulmayı daha da kötüleştirir” dedi. Bu nedenle de özellikle beslenme bozukluğuna bağlı kas erimesi olan yaşlıların proteinden zengin beslenmeleri ve vücut ağırlığının kilogram başına en az 1 gram gün protein almaları gerektiğini belirtti. Öktenli, proteinin yanı sıra D vitamini eksikliğinin de kas ve kemik erimesini artırdığına işaret ederek  folik asit ve B12 vitamin eksikliklerinin de araştırılması gerektiğini söyledi.

DÜZENLİ EGZERSİZ YAPILMALI

Prof. Dr. Öktenli’nin verdiği bilgiye göre, kas erimesi, dengeli beslenmeye ek olarak düzenli egzersizle önlenebiliyor. Hafif ağırlıklar kullanılarak yapılacak kas dayanıklılık egzersizleri, germe ve kuvvetlendirme hareketleri hem kas hem de sinirsel uyarımı düzenliyor. Kuvvetlendirme egzersizleri hem kas kaybını önlüyor hem de kaybedilen kas miktarını arttırıyor. Böylece yaşlılarda düşme riski önemli oranda azalmakla birlikte hareketlilik de artıyor.

kaynak: şifalı bitkim

Demir eksikliği anemisi dünyada en sık görülen anemi türünü oluşturuyor. İşte belirtileri…

11133690_447658758734075_7420773211653777579_n[1]

Demir eksikliğinin belirtileri
Dünyada yüzde 10-30, ülkemizde de yüzde 15-40 sıklığında demir eksikliği anemisi görülüyor. Ülkemizde ’kadınların yüzde 20’si, hamilelerin yüzde 50’si, erkeklerin de yüzde 3’ü demir eksikliği anemisinden yakınıyor. Demir eksikliği anemisinin kadınlarda daha sık ortaya çıkmasının nedeni ise her ay görülen adet kanamaları ve sık gebelikler. Bu hastalık zamanında tedavi edilmezse kalp yetmezliğine kadar uzanan ciddi tablolara yol açabiliyor. Bu nedenle erken dönemde tedavi edilmesi hem kadın sağlığı hem de yaşam kalitesi için büyük önem taşıyor. Ancak bunun için öncelikle demir eksikliği anemisinin belirtilerini bilmek gerekiyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Hacer Baltaoğlu, her kadının bilmesi gereken demir eksikliği anemisinin belirtilerini sıraladı.

Soluk bir cilt
Hemoglobin kanın kırmızı rengini verdiği için cilt pembe tonda görünüyor. Eğer hemoglobin azalırsa cilt soluk bir görünüme bürünüyor. Özellikle dudaklarda, yanak mukozasında ve konjonktivada solukluk belirginleşiyor.

Dudak köşelerinde çatlaklar
Düşük demir düzeyi nedeniyle kas sağlığını destekleyen kırmızı kan hücrelerindeki myoglobulin proteininde azalmaya bağlı olarak dil canlı rengini yitiriyor. Bunun yanı sıra pürüzsüz hale geliyor, şişiyor, ağrıyor ve acıyor. Dudak köşelerinde de çatlaklar oluşuyor ve yemek borusunda gelişen epitel dökülmesine bağlı olarak yutma güçlüğü gelişebiliyor.

Saç dökülmesi ve tırnak sorunları
Demir eksikliği anemisinde oksijen desteğinin azalması nedeniyle saçlar ciddi şekilde dökülmeye başlıyor. Bunun yanı sıra tırnaklarda da çizgilenmeler ve kaşık tırnak (tırnaklarda düzleşme) gibi sorunlar ortaya çıkıyor.

Göz kararması, baş dönmesi
Kan hacminde azalmaya bağlı olarak ani ayağa kalkışlarda; göz kararması, baş dönmesi, tansiyon düşmesi, bayılma, hatta senkop (şuur kaybı ile olan bayılma) gelişebiliyor.

Sebepsiz gerginlik
Kendinizi hiçbir sebep yokken gergin sıkıntılı veya sinirli mi hissediyorsunuz? Dikkat edin, bunun nedeni demir eksikliği anemisine bağlı oksijen yetersizliği olabiliyor.

Yavaşlayan tiroid fonksiyonları
Demir eksikliği tiroid fonksiyonlarını da yavaşlatıyor ve tiroidin metabolik etkilerini bloke ediyor. Hipotirodisi olan her 10 kişiden 6’sı, tiroidlerinde sorun olduğunun farkında olmuyor. Enerji düşüklüğü, kilo artışı, çok üşüme gibi yakınmalarınız varsa zaman kaybetmeden bir hekime başvurmayı ihmal etmeyin.

Toprak, kireç ve tebeşire aşermek
Demir eksikliği anemisi olanlar besin olmayan maddeleri tüketmeye karşı yoğun bir istek duyulabiliyor. Örneğin toprak, kireç, kil, tebeşir, kağıt ve buz benzeri maddelere adeta aşerebiliyor.

Huzursuz bacak sendromu
Huzursuz Bacak Sendromu varsa, bu sorunun altında yatan neden düşük demir düzeyi olabiliyor. Öyle ki bu sendroma yakalanan kişilerin yüzde 15’inde demir eksikliği görülüyor. Üstelik demir eksikliği bu semptomda var olan sık uyanma, kalitesiz uyku ve sabahları yorgun uyanma gibi yakınmaları da ağırlaştırabiliyor.

Halsizlik ve yorgunluk
Hemoglobin düzeyinin düşmesi sonucu özellikle alyuvarların oksijen taşıma kapasitesinde azalmaya bağlı olarak; halsizlik, yorgunluk, nefes darlığı, baş ağrısı, göğüs ağrısı gibi yakınmalar ortaya çıkabiliyor. Kişiler her zaman yaptıkları işleri yapmakta bile zorlanabiliyor.

Kalpte çarpıntı, üfürüm
Yine kan hacminde azalma nedeniyle kalp, debisini arttırabilmek için çok hızlanıyor. Bu da çarpıntı ve çabuk yorulma yakınmalarına, nabızda dolgunluk ve kalpte üfürüm gibi sorunlara yol açıyor. Kalp hastalığı olanların yakınmaları çok daha şiddetlenebiliyor. Bu nedenle kalp sorunlarında demir düzeylerinin derhal kontrol edilmesi gerekiyor.

DOĞAL ANTIBIYOTIKLERI KULLANIYOR MUSUNUZ?

16006_612193288880860_7286167795680823774_n[1]

Günümüzde insanlar, en küçük rahatsızlıklarında bile hemen antibiyotik ilaçlara sarılıyorlar. Olur olmaz her şeyde antibiyotik içmek alışkanlığımız haline geldi. Oysa son yıllarda uzmanlar, antibiyotiklerin, sürekli kullanılmasının zararlarını dile getiyor. Ancak bu alışkanlığımız henüz sona ermiş değil. Şimdi sizlere antibiyotik yerine geçen bitkilerden söz edeceğiz.

Ekinezya

Ekinezya soğuk algınlığı, grip, nezle ve diğer bakteriyel enfeksiyonlar için kullanılan en popüler bitkisel ilaçlardan biridir. Enfeksiyonla mücadelenin yanısıra kan temizleyici özelliği de bulunmaktadır. Clayton Üniversitesinin araştırmasına gore Ekinezya, bağışıklık sistemini uyarır ve beyaz kan hücrelerin sayısını artırır. Ekinezya’ya normal çay gibi demlememeliyiz. Bir litre suyun içine 3-4 çay kaşığı kuru Ekinezya’yı 2-3 dakika bekletin. Ardından sudan çıkarın. Suyu sıcak veya soğuk tüketebilirsiniz. Taze Ekinazya kullanacaksanız, bir avçuk Ekinezya’yı, 1.5 bardak sıcak suda demleyin. 3-5 dakika sonra çıkarın. Günde en fazla 3 kez için. Ve 15 gün düzenli kullandıktan sonra 1 ay ara verin.

Sarımsak

Sarımsak’ın popülerliği büyüklerimiz tarafından da keşfedilmiştir. Enfeksiyon tedavisinin yanısıra parazit ve mantar enfeksiyonlarında da bakteriler ile savaşır. Dünya Savaşı sırasında Rus penisilini olarak bilinen sarımsak içeriğindeki allicin ile kimyasal bileşenli penisiline kıyasla yan etki yaratmaz. Sarımsak’ı taze ve kuru olarak tükebiliriz. Ancak, taze Sarımsak daha etkilidir. Yemeklerde ve salatalarda mevsimi ise mutlaka taze sarımsak tüketin.

Kekik

Hem kekik yaprağı hem de kekik yağı içerisinde çok etkili doğal antibiyotikler bulunmaktadır. Kekik yağını bir çay bardığına 2-3 damla damlatarak tükebilirsiniz. Eğer, kekik yağını vücudunuza sürmek istiyorsanız, o zaman bir pamuk aracılığıyla bunu yapabilirsiniz. Kekik Yaprağını ise çay olarak kullanabilirsiniz. Bunun için bir kaç kekik yaprağını, sıcak suyun içinde demleyin. 2-3 dakika tutun. Çünkü çok keskin olabilir.

Adaçayı

Adaçayı, üst solunum sistemi sorunları için harika bir doğal çözümdür. Ayrıca, mide rahatsızlıkları ile soğuk algınlığı ve grip gibi rahatsızlıkların iyileşmesine yardımcı olur ve hamilelikte, bebeklerde doğal ateşdüşürücü olarak kullanılabilir. Adaçayını, taze ve kuru olarak tükebilirsiniz. Bir bardak sıcak suyun içine bir veya iki dal adaçayını demleyin. 2-3 dakika sonra Adaçayını sudan çıkarın. Çünkü Adaçayı, demlendikçe, acı bir tat verir.

Bal

Bal, enfeksiyonlara karşı eski çağlardan beri doğal ilaç olarak kullanılagelen bir besindir. Ancak son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalarda balın antibakteriyel (bakteri öldürücü) bir özelliği keşfedilmiştir. Bu da balın doğal antibiyotik olduğu anlamına gelmektedir. Balın doğal antibiyotik özelliğinin arkasında bal üretimi sırasında arıların bala salgıladığı defesin-1 isimli bir protein yatmaktadır. Defesin bağışıklık sistemini güçlendirir ve bakterilere karşı mücadele eden lenfositlere takviye yapar.

Mayalanmış (Fermente) Besinler

Yoğurt, peynir, kefir gibi mayalı süt ürünleri ile ekmek, lâhana turşusu, salatalık turşusu, zeytin, turşu gibi besinlerde bulunan iyi huylu mikroplar, vücudun bakterilerle daha kolay mücadele etmesini sağlar. Unutmayın bağışıklık sisteminin gücünün %80’lik kısmı mayalanmış besinler aracılığıyla alınan probiyotikler sayesinde sağlanmaktadır. Probiyotiklerin faydalarını ise şöyle sıralayabiliriz. Sindirim sistemini kolaylaştırır, Bazı deri enfeksiyonlarını önler, bazı kanser türlerini önler, kemik erimesi, menopoz gibi sıkıntıların azalmasına yardımcı olur.

Sakız

Mür, ama Türkiye’de bilinen adıyla Sakız, ağacın gövdesi bir keskiyle çizilerek akan reçinedir. Mür bitkisi yüzyıllar boyunca kullanılan antiseptik özellikte bir antibiyotiktir. Ayrıca antiviral özelliklere sahiptir. Bu bitki de dahili olarak alınır ve gargara olarak kullanılabilir. Mür bitkisi yaraları dezenfekte etmek için de kullanılmaktadır. Ancak Mür, çok kullanıldığında böbrekleri yorduğu için mutlaka dikkatli bir şekilde tüketilmelidir.

Doğada bulunan ve antiyibotik özelliği taşıyan başka bitkilerde bulunuyor. İşte bunlardan diğerleri:

* Biberiye

* Kişniş

* Dereotu, hardal tohumu

* Anason

* Fesleğen

* Oğulotu

* Zeytin yaprağı

* Zerdeçal

* Kırmızı biber

* Greyfurt çekirdeği ekstresi

* Zencefil

AYRANIN FAYDALARI

10305518_829577497128869_1213627417170636736_n[1]
Ayranın Faydaları Yoğurtta da bulunan laktik asit bu şifalı içecekte de bulunur.
Özellikle yaz aylarında serinletici bir etki yapar. Ferahlık verir.
Vücudun su ihtiyacını karşılamaya yardım eder.
Kış aylarında grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi mikrobik hastalıklara karşı koruma sağlar.
Düşük tansiyon rahatsızlığı olan kişilerin bir bardak tuzlu ayran içmesi önerilir.
Taze nane yada kuru nane ilave edilerek de farklı lezzetler elde edilebilir. Dereotu da eklenebilir. Ayrıca salatalık da eklenir ve salatalık faydalarından da yararlanılabilir. Cacık yaparak da bir nevi ayran tüketmiş olursunuz. Cacık içinde de ayranın içine salatalık eklenmiş olur.
Kolesterolü düzenler.
Solunum sistemini düzenler ve akciğerlere giren oksijen miktarı artmış olur.
AyranVücut direncini arttırır.
Hamilelerin de yaz aylarında bolca tüketmesi gereken bir içecektir.
Sinir sistemi üzerine de faydalı etkileri vardır.
Bağırsaklar için de oldukça faydalı bir içecektir. Bağırsak mikroflorasını inhibe eder.
İştah açar.
Protein açısından zengindir.
Uzmanlara göre özellikle yaz aylarında rastlanan tansiyon düşüklüğü, nefes daralması ve baş ağrısı gibi rahatsızlıklara karşı mutlaka içilmelidir.
Ter yoluyla kaybolan mineral madde ve suyun karşılanmasına yardım eder.
Mide ve bağırsak hastalıklarına karşı da fayda sağlar.
Kolaylıkla kilo verilmesine de yardım eder. Yoğurt diyeti gibi bu leziz içecek de kilo vermek ve zayıflamak için kullanılabilir.
İçerdiği kalsiyum sayesinde kemiklerin yapısının kuvvetlenmesine yardım eder.
Ayrıca diş yapısının güçlenmesine de katkıda bulunur.
Bu leziz ve şifalı içeceğin içine karabiber, kişniş gibi bitkileri karıştırarak da içebilirsiniz. Bu sayede bu içecek daha da şifalı hale gelecektir ve kişniş ile karabiber faydalarından da yararlanmış olacaksınız.

En Çok Okunanlar… Nil Karaibrahimgil

121842[1]
Gençliğime sevgilerimle

27.04.2015 Pazartesi

Zaman makinesi olsaydı ve kendi gençliğime, mesela 17 yaşıma, dönseydim, kendime şunları söylerdim:
En önemli şey aşk. Onu doya doya yaşa bu bir.

Ne yapmayı sevdiğini bul ve sonra o sevdiğin şeyi yapabiliyor musun ona bak. Yapamıyorsan, boşuna enerjini tüketme, yapabilenler yapsın. Yapıyorsan, dünyanın en şanslı insanlarından birisin, dilini ısır, kimseye söyleme.

Sevdiğin insanlar bul. İşlerini onlarla yapmanın yollarına bak. Hayat ‘yap et çalış başar’la geçiyor ve bu maraton çok sevdiklerinle geçerse, iş yapmamış, sürekli aşk yapmış olursun.

Birkaç kişinin elini sıkı sıkı tut. Onların dertleriyle dertlen, mutluluklarıyla uç, dediklerine kulak ver. Onları kaybetme. Her şey değiştiğinde, senin en orijinal halini bilip sevenlere ihtiyacın olacak.

Kendini onunla bununla karşılaştırma. Başkalarının kriterlerine göre seçim yapma. O zaman başkalarının gideceği yerlere gidersin. Oralarda ne işin var? Senin yolun başka. Yokuşların başka.
‘Konu komşu ne der’ diye dinleme. Komşu senin hayatın hakkında topu topu 15 dakika konuşacak. Sense ölene dek, onu yaşayacaksın.

Hareket et. Her gün hareket etmeyi alışkanlık haline getir. Bir spora kafayı tak. Dansa kafayı tak. Satranca kafayı tak. Kafayı taktıkların ileride yaldız olup üzerine yağacak.

Her gün oku. Her şeyi oku. Ağaç olmak nasıldır, Van Gogh olmak nasıldır, İkinci Dünya Savaşı’na katılmış olmak nasıldır? Öğren. Bir gün hepsi, bir yapboz gibi, birleşip sana inanılmaz gerçekleri gösterecek.

Kızlar zekadan, çalışıp başarandan ve espriden hoşlanır. Erkekler güzellikten, edadan ve huzurdan hoşlanır.
Hayat alışkanlıklarla yürüyor. Bir şeyi iyi yapmak istiyorsan hemen alışkanlık haline getir. Alışkanlıksa tekrarla oluyor. Beyin böyle programlanıyor. Bir şeyi sürekli yaparsan, başka şeyi düşünmüyor, onu hep öyle yapıyor. O yüzden alışkanlıklarına çok dikkat et. Neyi alışkanlık yaparsan, hayatın ondan oluşacak unutma.

Erken kalkmak kulağa berbat geliyor biliyorum ama ‘erken kalkan yol alır’ hayatımda duyduğum en doğru şey. Bazen saat 8:30’da üç şey bitirmiş oluyorsun ve inanamıyorsun zamanın göreceliğine.

Dedikodu yapma. Dedikodu nasıl bir şey biliyor musun… Böyle evinin içine çöp boşaltmışsın gibi. Ağzını, içini, evini kokutuyor. Rahatlatır sanıyorsun ama pisletiyor insanı. Gül geç. Hem dedikodu yapanların başına mutlaka, ayıpladıkları, beğenmedikleri, çekiştirip durdukları şey gelir, unutma. Hayatın mizah anlayışı böyle.

Kızlar! Güzel mi güzel bir kadın olduğunuzda, kendi atınız olsun. Kendi paranızı kendiniz kazanın, onu şakır şakır harcayın. Böylece ayrılıklarla, boşanmalarla attan inip eşeğe binmezsiniz. Atınızı kimse altınızdan alamaz. Dörtnala başka yere gidebilirsiniz.

Erkekler! Yakışıklı mı yakışıklı bir erkek olduğunuzda, kadınlara, çocuklara ve hatta birbirinize asla el kaldırmayın. O güç güç değil. Kaba kuvvet o. Korkudan kaynaklanır. Kaybetme korkusundan. Ve kimseyi avucunuzda sıkarak elinizde tutamazsınız. Tam tersi, avucu apaçık tutacaksınız.

Kendinden başka kimseyi suçlama. Suçlamak, nasıl diyeyim, zehirli bir duygu. İnsanı frenler. İnsanı kurban psikolojisine sokar. Atıl bırakır. Hatta şimdiden duvara ‘kendimi suçlu hissetmiyorum’ yaz. Çok faydasını göreceksin.

Ceplerden, bilgisayarlardan, televizyonlardan uzak 1 saat ayır kendine. Kendinle sosyalleş. Yoksa unutursun nasıl biri olduğunu. Hayatın sana başkaları tarafından yansıtılmayan bir aslı var. Onu dinle, deniz kabuğu dinler gibi. Yalnızlığını kimseye verme.
Yalnızlığın hariç her şeyi paylaş. Çünkü reklamda dediği gibi, ‘hayat paylaşınca güzel’.

Her gün şükret. Teşekkürü dualarından asla eksik etme. Teşekkür kadar insana iyi gelen şey yoktur. Bir şey istemekten, dilemekten bile iyidir. Sıcacık yapar ruhunu. ‘Bendeki bana yeter, hatta artar bile’ dünyanın en güzel felsefesidir.

Birinden bir şey isteme. Onun yerine birine bir şey ver. Bak neler olacak seyret sonra.
Karanlık günler olacak. Düşeceksin de. Yaralar da açılacak. O zamanlarda şunu unutma: Tünel bitecek. Kalkacaksın da. Kabuk da bağlayacaksın.
Sevdiklerine bıkıp usanmadan, seni seviyorum, seni çok seviyorum de. Hatta sen ne yaparsan yap, kim olursan ol çok seveceğim de.

Korkmaktan korkma. Ödün bile kopsun. Sonra kapa gözünü bas karanlığına. Belki biri bir taş döşemiştir kim bilir.
Böbürlenme. Kibirlenme. Köpürme.
Abart. Çoğalt. Parlat.
Her gün, bir yazar tarafından hayatının hikayelendirildiğini düşün ve dinle. Böyle bir kahraman olmak ister miydin?
İstiyorsan başarıyorsun. Ne mutlu sana.

Aha? İlham perim geldi sonunda…

11160676_883255461737814_2011022847769690913_n[1]

ZERDEÇAL ile BEYNİNİZİ güçlendirin

11188332_845916245475378_9202242478192838267_n[1]
Kök Hücreleri Araştırma ve Terapisi adlı dergide yayımlanan araştırmaya göre, zerdeçalın içinde bulunan bir alaşım, beynin tedavi ve iyileşme sürecinin bir parçası olduğu düşünülen sinir hücrelerinin büyümesini sağlıyor.
Yapılan araştırma, kahvaltıda bir gram zerdaçal tüketmenin diyabetin ilk evresinde ve bilişsel becerilerinde azalma riski bulunan kişilerin hafızasını güçlendirdiğini gösterdi.
Araştırmalar, bağırsaklarda polip oluşumunu, yemek borusu kanserini, kolon, karaciğer, akciğer ve prostat kanserinde çok etkilidir. Zerdeçal, östrojeni taklit eden kimyasalları etkisiz hale getiren özel bir baharattır. Östrojen taklidi olan bu kimyasallar özellikle kadınlarda meme kanserinin başlamasına neden olur.
Zerdeçal hakkında yapılan araştırmalar, bu kimyasalları ortadan kaldırdığını ve %75 oranında tutarak kanserli hücrelerin büyümesini engellediğini ortaya koymaktadır.
Zerdeçal, tümörlerin içinde kan damarı oluşmasına engel olur. Özellikle karaciğer kanserinde hastalığın ilerlemesini yaklaşık %60 oranında engellemektedir. Antiviral etkisi ile, özellikle uçuklarda çok etkilidir. Uçuğu oluşturan Herpes virüsünü etkisiz hale getirir. Bu etki yeni kanıtlanmıştır.
ZERDEÇAL NASIL TÜKETİLMELİ?
Hindistan’da günde en az 1 çay kaşığı zerdeçal kullanılmaktadır. Bu nedenle, Hintlilerde akciğer, meme, böbrek kanserleri daha az görülmektedir. Ayrıca Alzheimer oranı yaşlılarda yok denecek kadar azdır. Zerdeçalın zeytinyağı, karabiber, kırmızı biber ile birlikte tüketilmesi vücut tarafından tamamen emilmesini sağlamaktadır.
Özellikle kanser başlangıcında ve kanserli hücre oluşumunu engelleyen zerdeçal, bağışıklık sisteminin gelişmesi için de çok faydalıdır. Bu baharat kullanıldıktan sonra bağırsaklarda inceleme yapan araştırmacılar, B tipi bağışıklık hücrelerinin hızla arttığını görmüşlerdir. Hintli bilim adamları ise, zerdeçal ile vücudun daha fazla antikor ürettiğini söylemektedir.
Zerdeçalı kaynayan her yemeğe 1 tatlı kaşığı eklemekle kullanabilirsiniz. Hemen hemen her yemeğe yakışan bir tadı vardır. Süte ekleyerek içilebileceği gibi çayı da tüketilebilir. Fakat belki de en etkili kullanım salatalara ekleyerek, limon ve baharatlar ile kullanımıdır

ABD’li ünlü komedyen George Carlin’in ilginç yaşam önerileri var:

11188377_846270712106598_8227855538915485380_n[1]

 

ABD’li ünlü komedyen George Carlin’in ilginç yaşam önerileri var:
1. Zorunlu olmayan sayıları çöpe atın. Yaş, kilo, boy…
2. Sadece neşeli arkadaşlarınız olsun. Suratsız negatif insanlara yaklaşmayın.
3. Öğrenmeyi sürdürün. El işleri, bilgisayar, bahçecilik. Beyniniz atıl kalmasın ,çünkü atıl kafa iblisin tezgahıdır. İblisin adı da,Alzheimer’dir.
4. Küçük şeylerden zevk almaya bakın.
5. Sık sık, uzun uzun ve var gücünüzle gülün.
6. Gözyaşları olacaktır. Katlanın, yas tutun, başka yaşantılara geçin.
7. Çevrenizi sevdiklerinizle doldurun. Aileniz, kedi, köpek, kuş,
balık, müzik, bitkiler… Ne olursa. Eviniz, sığınağınız olsun! Tadını çıkarın!…
8. Sağlığınızın kıymetini bilin. İyiyse, üstüne titreyin. Bozuksa, düzeltin. Siz kendiniz düzeltemiyorsanız, yardım isteyin.
9. Vicdan azabından uzak durun. Çarşı pazarda gezin, ülkenizi ve yabancı ülkeleri dolaşın. Ama sakın suçluluk ve pişmanlık duygusuna kapılmayın.
10. Sevdiğiniz insanlara, onları sevdiğinizi söyleyin. Her fırsatta sevdiğinizi hissettirin.
11. Hiç unutmayın ki yaşam, aldığınız soluklarla değil, soluk kesen anlarla ölçülür.

Yeni Dolandırıcılık Şekli…

11150439_846267748773561_8581457199339008630_n[1]

Doğru Yada Yanlış Ne Diye Sormayın…

1383485_10153380903893267_4924563867006869311_n[2]

İşte yaralanabilir olduğumuzda canımız yanabilir, ama sonunda geldiğimiz noktaya değer.

images[7]

“Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı. Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi; “Bana hayranlıkla baktığının farkındayım.

Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi. Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu! Kekeleyerek: “Nasıl? Anlayamadım?” diyebildi yaşlı kadın. “Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp: “Yeter! Lütfen dur artık!” diye bağırmak zorunda kaldım. Ama usta sadece gülümsedi ve; “Daha değil!” diye cevapladı beni. “Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm, döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım: “Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!” Ama usta bana bakıp gülümsüyordu: “Henüz değil!” “Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum.

Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek” Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum: “Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!” “Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve “Daha değil!” diyordu. “Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi. “Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum. “Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!” dedim.

Onun cevabı ise aynıydı: “Henüz değil!” “Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim. “Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!” diye bağırdım. Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. “Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!” diye düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine “Daha değil!” diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm. “Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi: “Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?” Ona “Evet” dedim. Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve “Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım.” “Evet bu sensin!” dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin.

Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin. Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın. Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın. Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı. Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu. Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde.” Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim: “Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet! Bana zarar vereceğini düşündüm. Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim. Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum. Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim… Teşekkür ederim.”

İşte yaralanabilir olduğumuzda canımız yanabilir, ama sonunda geldiğimiz noktaya değer.

2015’te Hangi Burçlar Evlenecek…

AAbmxB9[1]

KOÇ BURCU

2015 yılı koç burçlarının azimli yapılarını test edecek. Evliliği çok istemelerine rağmen eşleriyle aynı evi paylaşmaları sorunlu olabilir. Buna eş adaylarının işi veya aile durumları engel olabilir. Yine de bir çok koç burcu insanının kolay kolay pes etmeyeceğini ve sevdikleriyle nikah masasına oturacaklarını söyleyebiliriz.

BOĞA BURCU

2015’in mayıs ayına kadar ilişkilerinizdeki pürüzler rahatlıkla ortadan kalkabilecek. Bu olumlu dönemi sevdiğiniz insanla hayatınızı birleştirmek için kullanabilirsiniz. Aynı şanslı dönem 11 Ağustos 2015’ten yıl sonuna kadar devam edecek. Bu yıl ilişkilerinizin yürümesi için kendinizden ödün verebilirsiniz.

İKİZLER BURCU

İkizler burcu bu yıl Satürn’ün etkisiyle ciddi ilişkilerin içine girecek. Evlenme ihtimali oldukça yüksek görünse de, bazı ikizlerin bu yıl uzun zamandır süregelen ilişkilerine son noktayı koyması da gündeme gelebilir. Yıl ortasında sürpriz bir kararla eski aşkınızla evlenmeye karar verebilirsiniz.

YENGEÇ BURCU

11 Ağustos 2015 tarihinden itibaren evlilik kararı alabilmeniz mümkün. Bazı yengeçler ise bütün bir yıl sorunlu aşk ilişkileriyle uğraşmaktan evlilik düşüncesini akıllarına bile getiremeyecekler. Bir taraftan delice aşık olup bir taraftan anlaşmazlıklar yaşasalar da evlilik konusunda ani kararlar veren yengeçler de olacak.

ASLAN BURCU

Aslan burçları 2015 yılında evliliğe en yakın burçlardan biri… Bu yıl dillere destan düğünlerle çok konuşulabilir ve istedikleri kişiyle kolaylıkla dünya evine girebilirler. Geçmiş yıllarda evlilik konusunda zorluklar yaşayan aslanlar, bu yıl herhangi bir engele takılmayacaklar.

BAŞAK BURCU

Başaklar bu yılın en şanslı burçlarından. Bu şanslarını evlilik konusunda da değerlendirecekler. Özellikle 2015 yılının son aylarında hayallerindeki kişi ile tanışabilir yada uzun süredir süren ilişkilerini evlilikle noktalayabilirler. Başakları evlilik konusunda şanslı bir sonbahar bekliyor.

TERAZİ BURCU

Eylül ayında gerçekleşecek Güneş tutulması size evlilik kararı aldırabilir. Çoğu terazi insanı 2015 yılında “hayatımın aşkı” diyebilecekleri kişilerle karşılaşabilirler. Bu yüzden ani evlilikler gündeme gelebilir ve hazırlıksız yakalanmanız telaşlı günlere sebep olabilir.

AKREP BURCU

2014 yılı ilişkilerinizden verim alamadığınız hatta bazı akreplerin gizli ilişkiler yaşadığı bir dönem oldu. Bir çok akrep 2015 yılında eski sevgililerine ya da eşlerine geri dönebilir ve evlilik yolunda yürüyebilirler. Temmuz ve Eylül ayları arasında evliliği düşünmeyin.

YAY BURCU

2015 yılının ortasına kadar günlerinizi yalnız geçirebilirsiniz. 2015’in ortalarından sonra kendinizi günlük ve amaçsız ilişkiler içerisinde bulabilirsiniz. Satürn’ün 2,5 yıl burcunuzda bulunması sizi ilişkiler anlamında daha ciddi düşünmeye itecek. 28-29 yaş aralığındaki yaylar bu yıl evliliğe daha yakın olacaklar.

OĞLAK BURCU

Kendini ve hayatını güvence altına almadan evlenmek istemeyen oğlaklar bu yıl evliliğe yakın görünüyorlar. Bir çok oğlak evleneceği kişilerle yakınlarının aracılığı tanışabilirler. Jüpiter’in Başak burcuna geçmesiyle 2015 yılının ikinci yarısında evlilik konusunda daha şanslı olacaklar.

KOVA BURCU

Kova burcu 2015 yılını beklenmedik gelişmelerle karşılayacaklar. Hiç akıllarında olmayan kişilerle gönül ilişkileri kursalar da evlilik düşünmeyecekler. Bazı kovalar ise sevdiği insanı kaybetmemek için nikah makası oturabilir.

BALIK BURCU

Bekar balıkları keyif alacakları aşk maceraları bekliyor. Kısa ilişkiler gözükse de, bazı balıklar çok sevip bağlandıkları kişilerle evlenebilirler. Evlilik için 2015 Temmuz’dan 2016 yılının başlarına kadar destekleyici etkiler alacaklar.

Seçim Sonrası Senoryaları

atilla_yeAilada[1]

Beni bu fani dünyadan ayrılma noktasına getiren öküz gribi ardından bir de bir hafta Londra ziyareti yaparak yatırım camiasının nabzını yokladım. Londra’da ziyaret ettiğim 40 kadar yatırımcı kuruluş arasında 3 istisna dışında herkes karamsardı. RTE’ın TCMB üzerinde kurduğu amansız ve insafsız baskı, ucuz petrol ve AMB-QE’nin göya sistemimize süpürüceği bedava paranın keyifi almış götürmüştü. Seçim de yaklaşıyor, kimse Türkiye’de pozisyon almak istemiyor. Ben “seçimleri bir kenara koyun, gözünüz HDP’de olsun. Asıl problem seçimden sonra başlayacak” dedim.

Türkiye’ye döndüm, HSBC, RBS, Standart Chartered, JP Morgan, hepsi bana benzer raporlar yazmışlar. Özetle “seçim biter, politik gürültü bitmez” diyorlar. Aksine, seçimden sonra Ankara’da maraza daha da büyüyecek. Üstelik, küresel arka plan da aleyhimize çalışıyor. ABD’den gelen zayıf Mart verileri sizi hiç kandırmasın, dev ekonomi bir ay içinde bahar canlanması yaşayacak ve Fed Haziran’da faiz artıracak. Londra’da toplantılarda “Bu sene piyasalardan umudu kesin” dedim. Nitekim de halen Gelişmekte Olan Piyasalar’da yaşanan sahte bahar rallisine rağmen, TL cinsinden varlıklar tam anlamıyla bir cenaze havasında. İşler daha da kötüye gidecek, bundan emin olabilirsiniz.

Londra’ya şu mesajla gittim:

Ekonomi stagflasyonist bir patikaya girdi, bunun başlıca nedeni ise Ankara’dan yayılan nefret söylemi ve belirsizlik, bu değişmeden ekonomi güven krizinden çıkmaz.

Bu seçimlerin “has oğlanı” AKP değil, HDP, partinin %10 barajını geçip geçmemesi herşeyi değiştirecek, o yüzden seçim üzerine bahse girmek imkansız. Son 10 yılın en tahmini zor seçimine gidiyoruz.

Seçim sonrası politik belirsizlik bitmez. Aksine, anayasa ve güçlü başkanlık, Kürt Meselesi ve uygulanacak ekonomi politikaları başlıkları altında toplanacak çok önemli konularda en az sene sonuna kadar sürecek belirsizlikler var.

Fed’in Haziran veya Eylül’de parasal sıkılaştırmaya geçtiği bir senaryoda mali piyasaların 2015 yılında kalıcı ralliler sergilemesi imkansız.

Ardından, beni dinlemek ahmaklığını gösterenlere her seçimden önce yaşanan rallinin bu kez imkan dahilinde olmadığını, çünkü bu kez Türkiye’nin kaderini belirleyecek partinin AKP değil HDP olduğunu anlattım. AKP’nin değil, HDP’nin alacağı oya bağlı 3 seçim senaryosu var, her biri belirsizliklerle dolu. Bunları anlatayım şimdi size:

Temel senaryom (%50): HDP TBMM’ne giriyor, AKP 300 veya daha az MV çıkartıyor: HDP’nin TBMM’ne girmesi halinde, Barış Süreci’nin gündemin en tepesinde kalacağı %100 kesin. Yeni anayasa da ister istemez artık kaçınılmaz hale gelecek ve bunun odağı da güçlü başkanlık değil, Kürt talepleri olacak. Bu başlıklarda partilerin kısa sürede uzlaşması nerdeyse imkansız. En az bir yıl sürecek ve tam Fed faizleri yükseltirken, bizde para ve bütçe politikasını gevşek tutacak bir döneme gireceğiz ve Türkiye şok üstüne şok yiyecek.
AKP’de ise Erdoğan’ın güçlü başkanlık yetkilerine kavuşamayacağının anlaşılması iç dengeleri kökünden değiştirecek. Daha şimdiden Erdoğan-Davutoğlu ikili yönetiminin kayalara çarptığını bir çok misalle gördük. Davutoğlu, özellikle Erdoğan’ın davranışları yüzünden ekonominin daha da yavaşlaması durumunda yeni müttefikler kazanacak ve parti liderliğini ele geçirmek için karşı hamle yapacak. Belki de Erdoğan nazikçe Ak Saray’da emekliliğe zorlanacak.

“Putin senaryosu” (%30): HDP TBMM’ne girmez, güçlü başkanlık içeren anayasa yazılır: HDP tüm anketlerde güç kazanıyor, ama yine de seçim gecesi ne olacağını kimse bilemez. Yeni Ağrı olayları HDP’nin desteğini azaltabilir. Bu yüzden %30 olasılıkla HDP’nin TBMM’ne giremeyeceği varsayımını da içeren bir senaryo ürettim. Bu durumda AKP en az 350, belki de süper-çoğunluk olan 367 MV ile temsil edilir.
Sonuçlar bu şekilde çıkarsa Erdoğan yeni anayasayı beklemeyip ilk günden güçlü başkanlık yetkilerini kendine ikram edecek, ve Babacan ve Şimşek’i kabineye almamak da ilk icraatlarından biri olacak. Ekonomi politikasını Berat Albayrak, Cemil Ertem ve Yiğit Bulut gibi fikirleri akıllara zarar dostlar belirleyerek piyasada ne kadar yabancı yatırımcı varsa kaçmasına ve sabit sermaye yatırımlarının tamamen durmasına neden olacaklar.

Ardından, diğer partilerle “dostlar alışverişte görsün” misali bir pazarlık sonrası derhal güçlü başkanlık odaklı yeni bir anayasa TBMM’ne sunulacak. Bu durumda Kürt Siyasi Hareketi ile ciddi bir pazarlık da söz konusu olmaz. Erdoğan, Kürt Meselesi’ni kendi başkan olduktan sonra informal yollardan halletmeyi daha uygun bulacaktır. Dolayısı ile sokakların karıştığı aylara da yakın olabiliriz. İkinci bir ihtimalde, PKK ve HDP Kürt Meselesi’ni enternasyonal platformlara taşıyarak, Türkiye’yi uluslararası alanda baskıya tabii tutabilir.

AMA, AKP TBMM’nde yeterli çoğunluğa sahip olsa dahi, anayasada referanduma gidecek ve elimizdeki anketler seçmenin en az yarısının Erdoğan’a daha fazla yetki vermenin çok da akılcı bir düşünce olmadığı kanaatini taşıdığını gösteriyor. Özetle bu iyimser senaryoda dahi 2015 yılı boyunca ekonomik güveni ve piyasa performansını sarsacak bir dizi şoka karşı kırılgan kalacağız.

“Kötü” senaryo (%20): CHP-MHP koalisyonu: Eğer anketlerde gözlenen trendler devam ederse yani MHP ve HDP güç kazanmaya devam ederse, olasılığı %20 de olsa, CHP-MHP koalisyonuna hazır olmalıyız. Bence
HDP TBMM’ne girse
AKP %41 veya altına gerilerse
CHP-MHP %47 veya üstüne çıkarsa
Bir CHP-MHP koalisyonu veya azınlık hükümeti söz konusu olabilir. Açıkçası, siyasi açıdan bu koalisyonun Erdoğan’ın Putin’leşerek hüküm süreceği bir Türkiye’ye nazaran daha kötü sonuçlar vereceği düşüncesinde değilim. Ama CHP-MHP’nin en azından kısa vadede tek ortak noktası yolsuzlukların üstüne gitmek ve ulufe dağıtmak olacak. Fed’in parasal sıkılaştırmaya geçmesinin gerektirebileceği zor bütçesel ve parasal tedbirleri almaya pek de niyetli olmayacaklar. Kemal Deviş ve Durmuş Yılmaz’ın kabinede varlığı bu tutumu değiştirebilir, ama hiç bir koalisyon hükümeti çabuk hareket edemez. Ayrıca AKP’nin beynini yıkadığı bürokrasi ve yargı da onlara ayakabağı olacak, RTE her yasayı veto edecek.

Piyasa artık 7 Haziran ve sornasını düşünmeye başladı. Gördü ki, Türkiye’nin istikrar problemi seçim değil, RTE’nin davranışları. AKP RTE’i içinden atmadan ve parti olarak merkeze dönmeden, Türkiye’ye yatırım gelmez. Eğer AKP seçimden güçlenerek çıkar da “Yeni Türkiye” zırvası ile ekonomide daha da radikal operasyonlara giderse, 2015 kayıp yıl olacak. Bu algılama değişmeden, piyasalar adam olmaz.

FÖŞ, Gerçekbilimci
Twitter: @AtillaYesilada1