Çakraları Açmak İçin…

10424998_10205141522769866_2089452555351900012_n[1]

Rabbim… Bana haberlerin en güzelini gönder…

10408725_10153263224069189_9112898308448679777_n[1]

Ey Akıllı Geçinenler 10 Saniyede Kaç Fark Var Bulun Bakalım… Hodri Meydan…

1907645_10153187776972878_2353442518558759111_n[1]

Kendinizi Olumsuz Olarak Yargılamaktan Nasıl Kurtulursunuz?

images[4]
Birçok insan, başarılı olan kişilerin kendileri hakkında daima iyi hissettikleri, güvensizlik ve ke…ndinden emin olmama gibi sorunları hiç yaşamadıkları yanılgısına sahiptir. Çok başarılı, yaptıklarıyla kendilerini herkese hayran bırakan birçok danışanım oldu ve onların da kendilerine karşı ne kadar acımasız olabildiklerini gördüm. Kendileriyle ilgili pek çok kötü düşünceye sahip olmalarına rağmen, kıskanılacak bir yaşam sürmeyi başarıyorlardı. Ancak kendileri hakkındaki olumsuz hisleriyle dış dünyadaki başarıları arasındaki kopukluk, onları daha huzurlu ve daha tatmin edici bir yaşam sağlayacak değişimler gerçekleştirmekten alıkoyuyor. Bu nedenle değişim onlara kendini dayatana kadar hareketsiz kalıyor ve karşılarına çıkan hemen her krizde yıkılıyorlar. Kendini olumsuz yargılamanın yıkıcı gücü
Ne kadar başarılı olursak olalım, ne kadar mutlu görünürsek görünelim, hepimiz kendimizle ilgili bazı olumsuz yargılara sahibizdir. Bu olumsuz yargılar bizim hayatımızı daha iyiye doğru değiştirmemiz için gerekli olan gücü keşfetmekten bizi alıkoyar. Ancak daha olumlu düşünce kalıplarına geçtiğimiz zaman, krizler yıkıcı olmaktan çıkar ve tutkulara ve iç kaynaklara yönelmek çok daha kolay olur ve güvenle ilerlersiniz. Olumlu düşünce gerçekten de güçlüdür ancak kendinize gerçekçi olmayan hedefler koymayın ve yıllardır etkisinde olduğunuz düşünce alışkanlıklarını hemen değiştirebileceğinizi düşünmeyin. Burada amaç, bu kendini yargılamalara bir anlam yüklemekten vazgeçmektir. Çünkü ancak onları dikkate aldığınızda onlar sizi aşağı doğru çekmeyi becerebilirler. Farkındalık alıştırmasıyla kendinizi ne zaman alaşağı ettiğinizi fark etmeyi öğrenebilir ve kendini eleştirme alışkanlığınızı değiştirmeye başlayabilirsiniz. Aklınızda dönüp duran hikâyeler Çoğu zaman, akılcı tarafınız gerçeği çarpıtma eğilimindedir.
Sadece “Ben utangacım” demek yerine akıl şöyle düşünceler üretir: “Ben utangacım ve bu yüzden hiç bir zaman sevgili bulamayacağım. Utangaçlığım beni sevimsiz kılıyor” Aynı şekilde dışa dönük bir kimsenin de aklında onu güçsüz düşüren şu tür bir hikâye olabilir: “Ben dışadönüğüm. Annem bu yönümden hiçbir zaman hoşlanmadı ve bu durum kardeşlerimi de utandırmışa benziyor. Belki de birçok zaman kendimi küçük düşürdüm. Diğer insanlarla iletişim kurmaya fazla istekliyim. Bu da duygusal olarak onlara muhtaçmışım gibi algılanmama ve bu insanların bana yukarıdan bakmasına neden oluyor.” Kendinizi sağlıksız bir şekilde olumsuz yargılara boğduğunuzun farkında olmayabilirsiniz bile. Kendinizle ilgili olumsuz yargılamalara yeni bir bakış açısı ile bakmak Farkındalık ve kendini keşfetme alıştırmalarıyla, olumsuz yargıları nötr hale getirebilir hatta onları olumluya çevirebilirsiniz. Kendinize odaklı olmak ve iç çatışmalarınıza odaklanmak bencilce gelebilir ancak zaman zaman dikkatinizi kendinize ve kendi ihtiyaçlarınıza yöneltmek çok önemlidir.
Eğer kendinizi “duygusuz” hissediyorsanız bu özelliği “cesur” veya “girişken” olarak yeniden tanımlayabilirsiniz. Eğer kendinizi “güçsüz” buluyorsanız, bir de kendinize “diğerlerinin duygularına duyarlı” biri olarak bakmayı deneyin. Şimdi size “Wise Mind, Open Mind” kitabımdan olumsuz yargılarınıza yeni bir açıdan bakmanızı sağlayacak bazı aşamaları paylaşmak istiyorum. 1. Yargıyı tespit edin ve etiketleyin. Ona “samimiyetsiz” ya da “insanları memnun etmeye çalışan” gibi basit isimler verin. 2. Yargının kalitesini keşfedin. Kendinize “Bu yargı şu an benim kendimi nasıl hissetmemi sağlıyor?” diye sorun. Örneğin beni utanmış, kızgın ya da suçlu mu hissettiriyor? Bu duygunun size iyi gelip gelmediğine veya huzurunuzu kaçırıp kaçırmadığına dikkat edin. 3. Bu huzursuz edici düşünce ya da his için bir çare bulun. Kendinize “Daha farklı bir şekilde düşünebilir miyim veya hissedebilir miyim?” “Hangi his veya düşünce beni bu sağlıksız düşünce durumundan çıkarırdı?” gibi sorular sorun. 4. Yeni bir düşünce, his veya imge oluşturun ve onu sıkıca tutun.
Onu gözünüzde canlandırın ve vücudunuzda hissedin. Rahatlama, heyecan veya tamamlanma gibi hislere kendinizi bırakın. 5. Bir değişim yaşayıp yaşamadığınızı değerlendirin. Kendinize “Bana iyi gelmeyen o histen, düşünceden uzaklaşıp olumsuz yargılamayı bir kenara bırakabildim mi?” diye sorun. Eğer yapabildiyseniz, çare olarak bulduğunuz yeni hislerin, düşüncelerin tadını çıkarın. Eğer olmadıysa, geriye dönün 1. maddeden 4. maddeye kadar her şeyi tekrarlayın. Hiçbir zaman tam olarak kendinizle ilgili olumsuz yargılardan kurtulamayabilirsiniz. Ancak onların üzerinizdeki etkisini azaltabilir, onlardan bir şeyler öğrenebilir ya da onları dönüştürebilirsiniz. Böylece daha fazla sizin huzurunuzu kaçıramazlar ve sizin için bir engel olmaktan çıkarlar. Olumsuz yargılarınızdan kurtulduğunuzda gizli bir hazine karşınıza çıkacak. İçinizde saklı kalmış yönlerinizin farkına varacaksınız. Farkındalık sayesinde, bu yönlerinizin size ilham verdiğini ve sizi canlandırdığını keşfedebilirsiniz. Yazan: Ronald ALEXANDER

Uzayda Ses Dalgaları Yayılmadığından Orda Karı Kız Muhabbeti Yapılmaz…

uzay belgeseli[1]

Uzayda Hayat Var Ama Hep Şifre Koymuşlar…

16381_999975136694502_4106726669142007994_n[1]

Bu da Geçer Yahu!!!

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

BÜTÜN MESELE; İYİ, MUTLU  VE SAĞLIKLI  OLDUĞUN ZAMANLARDA REHAVETE KAPILIP BU DURUMUN EGONU ŞİŞİRMENE VE DOLAYISYLA HATALAR YAPIP YERE ÇAKILMANI ENGELLEMEK, KÖTÜ OLDUĞUN ZAMAN DA KARALAR BAĞLAYIP, UMUTSUZLUĞA KAPILIP KENDİNİ BIRAKMANI ENGLELLEMEK…

BUNUN İÇİN HER DAİM UYANIK OLMAK LAZIM VE BUNUN HATIRLATICISI DA ”BU DA GEÇER YA HU DUR!”’

aNETTE

Tutulma çeşitleri; ay tutulması, yürek tutulması, dans tutulması, aşk tutulması, akıl tutulması, ten tutulması…

imagesUQQVE5MA

Tutulma çeşitleri; ay tutulması, yürek tutulması, dans tutulması, aşk tutulması, akıl tutulması, ten tutulması, kıskançlık tutulması, öfke tutulması, çikolata tutulması, ağaç tutulması…

Anette

 

YEŞİL TERAPİ”

Ünlü sav sözünde Spinoza, :

1469941_440829749372972_655798116_n[1]

Renkler etrafımızda her yerde.
Renk tedavisi tekniklerinin esası insanda enerji merkezleri olduğu varsayılan çakralara bağlanır
Renk Terapisi tamamen bütünsel bir terapidir ve gerçekte, renk sadece bir terapist ile bir veya iki saat için deneyimlediğimiz bir şey, değil günlük yaşamımızın bir parçası olmalıdır.”Doğaya göre bütün insanlar birdir,  fakat pratikte birbirlerinden dehşetli ayrılık gösterirler.”

KONFÜÇYÜS

Bedene Renk Uygulamak

Renk tedavisinde etkili olan, insan vücuduna enerjileri sokan, göz, deri ve cakralardır.

Vücudumuza değişik yollarla sokulan bu enerjilerle fiziksel, duygusal olumsuzlukların ortadan kaldırılması mümkün.
Renk tedavileri, diğer terapilerde olduğu gibi, bedene değişik yollarla uygulanabilir.

Kullanılan çeşitli yöntemlerin bazı örnekleri renk ile meditasyon yapmak, güneş ışığına maruz bırakılan su, renk soluma, renkli ipek yerleştirmek ve bedene renkli ışık yönlendirmek.

Bedene renk yönlendirmenin en genel şekli, renkli filtreler kullanılan bir ışık kutusudur.

YEŞİL

Mavi ve sarı renkten yapılan yeşil uyumun rengi olarak görülür. Ilımlı bir yatıştırıcıdır. Sinir durumlarının, yüksek ateşin, ülserlerin, gribin, sıtmanın, soğuk algınlığının, cinsel rahatsızlıkların ve kanserin tedavisinde faydalıdır. Gözün görüşünü korur ve güçlendirir. İltihaplı durumların tedavisinde büyük yardımcıdır.

Yeşil Enerji Kalp Çakrası tarafından yönetilir. Bu çakra sevgi/kendini sevme ile ilgilidir. Sevgiyi koşulsuz olarak verme ve alma yeteneği. Dengeli olduğunda, bu sevgiyi verebiliriz ve ayrıca kendimizi olduğumuz gibi sevebilir ve besleyebiliriz.

Kalp çakrası ile ilgili bazı problemler: kalp rahatsızlıkları, Bağışıklık sistemi hastalıkları, örneğin AIDS, kronik yorgunluk sendromu; bağışıklık sistemi ile ilgili diğer problemler, alerjiler, meme kanseri.

Yeşil görünür spektrumun ortasında, dengeleyici bir renktir. Yeşilin üzerindeki üç renk, “serin” renkler olarak bilinir ve sakinleştirici etkileri vardır, yeşilin altındaki üç renk “sıcak” renkler olarak bilinir ve canlandırıcı etkileri vardır. Yeşil bu ikisi arasındaki dengedir.

Yeşil uyumlayıcı, dengeleyici enerjidir. Kalp ve kan üzerinde güçlü etkileri vardır.

Yeşilin, kendiniz ile ilgili hissettiğiniz yol ile çok fazla ilgisi vardır. Bolluk ve verme ile ilişkilidir. Yeşilin doğa ile güçlü bağı dengeli, huzurlu, uyumlu olmak için çok önemlidir.

Kalp Çakrası – kalbin, akciğerlerin, bronşların, kolların, ellerin ve ikincil sistemin dengelenmesini sağlar. Bu enerji – yenilenme, yeni hayat, tazelik ve berraklık hissi verir.

Kalp ruhun merkezidir ve bizi diğer insanlar ile bir yapan kalptir. Daha önemlisi, sevgi enerjisini barındırır.

Sevilen kişiler ile, aile ve arkadaşlar ile birlikte olmak kalp enerjisini güçlendirir.

Yeşil kullanmak – Kalplerimizde sevgiyi kabul etmeli ve izin vermeliyiz ve geriye herhangi bir karşılık beklemeden sevgiyi vermeyi öğrenmeliyiz.
Kalp merkezimiz dengelendiğinde, koşulsuz olarak pozitif hisler ve mutluluk verebiliriz.

* Sinirlerinizi yatıştırmaya gereksiniminiz olduğunda,
* Gerilimli başağrınız olduğunda,
* huzur ve uyuma gereksiniminiz olduğunda,
* kronik problemleriniz olduğunda,
* yatışmaya gereksiniminiz olduğunda, Yeşil Enerji yardımcı olabilir.

Dinshah, yeşili beyin fonksiyonunun ve genelde fiziksel bedenin “dengeleyicisi” olarak düşünürdü.

Yeşil ışığın ayrıca, zarar görmüş kasların ve beden dokularının yeniden inşasını canlandırdığı düşünülür.

İlave olarak, yeşilin hipofiz fonksiyon bozukluğunun neden olduğu endokrin rahatsızlıklarının iyileştirilmesinde hipofiz bezini canlandırdığı ve yeniden dengelediği söylenir.

Dinshah yeşil ışığı enfeksiyonları tedavi etmek için faydalı olabilen bir dezenfektan, antiseptik ve mikrop öldürücü olarak sınıflandırdı.

Yeşil ayrıca, kalp çakrası ile ilgili baskın renktir, bu, yeşil rengi kalp hastalıklarının bazı formlarını tedavi etmede yararlı bir renk yapar.

Ancak, eğer kalp rahatsızlığının duygusal kaynaklı olduğu hissedilirse, renk
refleksolojisti Willis yeşil yerine pembe ve menekşeyi kullanmayı savunur. Willis klinik gözlemlerinde yeşil ışığın enfeksiyonları tedaviye yardımcı olduğunda Dinshah ile uyuşur.

Ayrıca yeşil ışığın eterik bedeni temizlediğini iddia eder. Yeşil renk, toksin atımı ve atık ihracının en büyük organları olan kolon, karaciğer veya böbreklerdeki problemlerin neden olduğu toksinliğin tedavisinde macenta ile birlikte faydalı olabilir.

Toksin giderimine gereksinim olan hastalarda, Willis hem boğaz çakrası refleks noktalarının hem de anahtar organ refleks noktalarının (karaciğer, kolon veya böbrekler için refleks noktaları) macenta ve yeşil ile tedavi edilmesini önerir.

Genelde, yeşilin bedeni, zihni ve ruhu dengeleyen renk olduğu söylenir ve durugörürlerin şifacıların ellerinden yayıldığını sıkça gözledikleri bir renktir.

Aura alanındaki yeşil spiritüel büyüme ve gelişme ile ilişkilendirilebilir.
Yeşil, tüm enfeksiyonları tahrip eder ve iyileştirir.

Yeşil mevcut olduğunda, hastanelerde daha az enfeksiyon olur.

Çürümeyi yok eden ve hücreleri ve dokuları inşa eden renktir. Bu, proteinin maddesi ve kasların yapıcısı azottur. Hayvansal proteinler oldukça toksik ve tahrip edicidir.

Bedenin gereksinim duyduğu birçok element havadan akciğerler vasıtası ile absorbe edilir. Oksijen ve hidrojenin havadan alındığı bilinir, ancak çok az kişi azotun da havadan alındığının ve protein oluşturucu olarak kullanıldığının farkındadır.

Taze hava solumak ve taze sebzeler yemek, hayvansal formda gıda gereksinimini tamamen elimine eder. Sigara içmek, akciğerlerin havadaki azotu kullanmasını önler. Çok sigara içenler toksik hayvansal proteinleri yemeyi çok isterler. Bitkiler de azotlarının çoğunu havadan elde ederler.

Yeşil ister kronik, ister akut olsun tüm hastalıklar için temel renktir. Birçok durum sadece yeşil renk ile temizlenebilir.

Yeşil, bedenin veya başın herhangi bir yerindeki kan pıhtısını çözer. Bunu gerçekleştirmesi bir saatten az sürer! Bu amaçla kullanılan kimyasalların birçok yan etkisi vardır.

Kanser için kullanılan ana renk yeşildir. Kanser bedendeki atıklardan ve çürüme durumlarından beslenir. Bu atıklar bedenden uzaklaştırıldığı zaman, kanser sağlıklı dokulardan beslenemez, parçalanır ve bedenden atılır – kesinlikle zararsız şekilde. Temiz, sağlıklı bir beden kanserin herhangi bir formunu asla üretmez.

Açık yaralarda, kesiklerde, çürüklerde yeşilin kullanımı gerçekten olağanüstüdür. Kas ve dokuyu inşa etmek için yanıklarda ve yaraları olmayan yeni bir deri tesis etmek için yeşili turkuaz ile birlikte kullanılır.

Araştırmalar insanın içinde yaşadığı fiziksel çevrenin, sağlık ve mutluluğu açısından son derece önemli olduğunu tespit etmiş. Bu tespitler, doktorları,mimarları ve peyzajcıları bir araya getirmiş ve terapi bahçeleri oluşturmaya başlamışlar. Şimdi çalışmalar yapıyorlar , insanı iyileştiren terapi bahçelerinin nasıl olması gerektiği hususunda.

Bu konudaki ilk ciddi araştırmayı psikolog Roger Ulrich yapmış. 1984 yılında Science dergisinde yayınlanmış. Bahçe ve doğada zaman geçirmek çok zaman, ameliyat sonrası iyileşmenin, enfeksiyonların iyileşmesinin ve diğer bazı hastalıkların iyileşme sürelerinin daha çabuk olmasında etkili oluyor.

Kalp ameliyatı geçiren 160 hasta ile yoğun bakımda bir çalışma yapılmış.

6 farklı resim kullanılmış bu çalışmada. 3 tanesi çeşitli doğa fotoğrafları,bir soyut resim, bir boş duvar ve bir beyaz levha. İnceleme sonunda , yattıkları yerden ağaçlı dere resmine bakan hastaların, daha düşük dozda ağrı kesiciye ihtiyaç duydukları gözlemlenmiş. Ve diğer hastalara göre daha sakinlermiş.

Bu terapi tüm hastalıkları tek başına tabii ki iyileştirmiyor fakat ağrı seviyesini azaltıyor, stresi hafifletiyor ve bazı durumlarda iyileşme sürecini hızlandırıyor.

Araştırmalar terapi bahçelerinin hepsinin aynı etkiyi göstermediğini belirtiyor.En etkili olanlar etrafında ağaçların sıralandığı derelerin aktığı, yemyeşil gür çimenlerin, yeşilin her renginin görüldüğü,çalıların ve rengârenk çiçeklerin olduğu bahçeler.

Ve şimdilerde hastanelerde terapi bahçeleri oluşturulmaya başlandı.

Yağ yakıcı bitkisel çayları

yag-yakici-bitkisel-caylari-5397787[1]

Günümüzde kilo vermek için pek çok seçenek mevcut. Estetik operasyonlar, diyet listeleri, bölgesel zayıflama ameliyatları, mide kelepçeleri, zayıflama ürünleri ve zayıflama hapları gibi pek çok seçenek içinde bitkisel çözümler bir çok kişi tarafından tercih ediliyor

  •  Bitki çaylarını bu bitkisel zayıflama yöntemleri arasında doğal olması, besin olarak tüketilmesi, yan etkileri ve zararlarının çok daha düşük olması nedeniyle popüler olmuş bitkisel zayıflama yöntemleri olarak öne çıkmaktadır. Bitkiler dünyasında şifa veren ve çay olarak tüketilen o kadar çok bitki var ki tadını ve içimini beğendiğiniz bitkilerin yardımı ile istediğiniz kiloya ulaşabilirsiniz.Öncelikle günlük aldığınız kaloriye dikkat etmelisiniz. Çünkü sarfettiğiniz efordan fazla aldığınız kaloriler vücutta yağ olarak depolanıyor. Bunun dışında hormonsal düzensizlik yaşayan ve troid bezlerinde sorun olan kişilerin çok daha fazla kilo aldığı biliniyor. Bu konularda sağlık sorununuz olup olmadığını öğrenmek için bir doktora başvurmalısınız.
  • Zayıflamaya yardımcı bitkilerin başında rezene ve funda yaprağı geliyor. Ayrıca biberiye yağı, susam yağı ve limon kabuğu yağı da yağ birikmiş bölgelere masaj şeklinde uygulanabiliyor. Ayrıca yeşil çay da metabolizmayı hızlandırıcı etkisiyle zayıflatan bitkisel çözümler arasında yer alıyor. Kalori yakma özelliğine sahip civan perçemi ve yaban mersini çayını da tüketebileceğiniz zayıflama çayları arasına ekleyebilirsiniz.
  • Hem bütçeniz sarsılmaz hem de operasyon geçirmeden sağlıklı bir şekilde kilo verebilirsiniz. Günümüzde popüler bir çok zayıflama küründe bitki çaylarının metabolizmayı hızlandırıcı ve termojenik yağ yakıcı özelliklerinden faydalanılıyor. Gerek göbek ve basen eritmek için gerekse kitlesel kilolardan kurtulmak için bitkisel zayıflama çaylarının kullanımı artık daha fazla kabul görmektedir.
  • Bitkisel zayıflama çayları içerken nelere dikkat etmeliyiz?
  • Zayıflamak için karanfil çayı mucizesinden yararlanabilirsiniz. Sıcak suyun içerine 2 adet karanfil atıp biraz bekletin. Bir kapta karıştırdığınız 1 çay kaşığı bal ve 1 yemek kaşığı elma sirkesini karanfilli suya ilave edin. İyice karıştırdıktan sonra ağzı kapalı olarak bardakta ılınmaya bırakın. Bu karışımı sabah kahvaltıdan 1 saat kadar önce tüketebilirsiniz ve 1 aydan fazla olmaması koşulu ile her gün tekrar edebilirsiniz.
  • Kilo vermenize yardımcı olacak bir başka zayıflatan bitki çayı karışımda ise tarçın ve zencefil çayıdır. Bu çayı hazırlamak için ihtiyacınız olan malzemeler 1 kabuk tarçın, 1 kök zencefil, 1 çay kaşığı karabiber, 1 litre su, 6 adet kakule, 2 adet karanfil ve 1 tatlı kaşığı bal’dır. Karabiber ve bal dışında kalan tüm malzemeleri bir kapta karıştırıp 3 dakika kaynatın. Kaynamış olan karışımın içine balı ve karabiberi ekleyin. Elde ettiğiniz çayı öğlen ve akşam olmak üzere günde 3 4 bardak içebilirsiniz.
  • Zencefil çayı, ıhlamur ve ada çayı da tek başına kullanıldığında bile hızlı ve sağlıklı zayıflamaya yardımcı bitki çayları arasında yer alır. Bu bitki çayları sayesinde vücudunuzda biriken toksini atabilir, yaptığınız diyet programlarını bitkisel zayıflama çayları ile daha hızlı ve kalıcı zayıflamak amacıyla destekleyebilirsiniz.
  • En popüler zayıflatan bitki çayları arasında bulunan mate çayı sayesinde kan dolaşımı hızlanır ve zayıflamanız kolaylaşır. Diğer yandan sindirimi de düzenler ve yağlı yiyeceklerin yağlarının vücuda geçmesine engel olur. Mate çayının yapılışı oldukça basittir. Bir bardak için 1 tatlı kaşığı mate bitkisi koyarak demleyebilirsiniz.
  • Vücutta yağ depolayan enzimleri yavaşlatan oolong çayı zayıflama için tüm dünyada yaygın bir kullanım alanına sahiptir. Oolong çayı hem bitkisel zayıflama sağlar hem de göbek ve kalçada biriken yağ dokusunun yakımı da hızlanır. Yine bir bardak için 1 tatlı kaşığı oranını kullanarak çayınızı demleyebilirsiniz.
  • Son olarak limon otu çayını da zayıflamak için deneyebilirsiniz. İçerisinde bulunan A vitamini sayesinde hem cildi güzelleştiren hem de yağ yakımını kolaylaştırıcı etki gösteren limon otu çayı hem kolay bulunabilen hem de oldukça işe yarayan bir bitki çayıdır. Bir cezve içerisine 2 tatlı kaşığı limon otu koyarak kaynatın. 2 3 dakika kadar ağzı kapalı bir şekilde demlenmeye bırakın. Demledikten sonra 5 dakika kadar ılınması için bekleyin ve hazır hale geldiği zaman içerisine 1 çay kaşığı nane ilave edin.
  • kalorisepeti.com

Kan grubuna göre diyet

kan-grubuna-gore-diyet-5401050[1]

Yazar Dr. Peter J. D’Adamo’un açıklamarına göre her kan grubu belirli özelliklere sahiptir. Bu sayede kan grubunuza göre beslenerek ve spor yaparak daha sağlıklı olabilirsiniz.

İşte Dr. Peter J. D’Adamo’nun kitabında (Eat Right 4 Your Type) anlattığı kan grubuna göre diyet önerileri…

0 kan grubu diyeti

Kan grubunuz 0 ise protein ağırlıklı beslenmelisiniz. Kümes hayvanları, balık, et ve sebzelerden vazgeçmemelisiniz. Süt ve süt ürünlerinin yanı sıra fasulye gibi hafif bakliyatlar da tüketilebilir. 0 kan grubuna sahip kişilerin karın ağrısına yatkın oldukları da eklenmektedir.

A kan grubu diyeti

Kan grubu A olanlar için et değil sebze, meyve ve bakliyat ağırlıklı beslenme önerilmektedir. A kan grubunda olanların bağışıklık sistemi çok hassas olduğundan organik ve taze besinler tercih etmeleri gerekmektedir. Bu sayede bağışıklık sistemi güçlendirilebilir.

B kan grubu diyeti

B kan grubunda olanlar az yağlı süt ürünleri, yumurta, yeşil sebze ve et tüketmelidir. Bu gruptaki kişilerin tavuk alerjisi söz konusu olabilir ve domates, mısır, susam, mercimek ve yerfıstığı gibi besinlerden uzak durmaları belirtilmektedir.

AB kan grubu diyeti

Kan grubu AB olanların mide asidi daha azdır. Bu nedenle sindirimde zorluk yaşayabilirler. AB kan grubundakilerin kafein, alkol ve işlenmiş etlerden uzak durması gerekir. Ayrıca yeşil sebzeler ve süt ürünleri de sindirim sistemi sorunlarına yol açabilir.

Her türlü diyeti yaparken mutlaka doktorunuza danışmanız gerektiğini unutmayın.

kaynak: milliyet

Şalgam Suyu Mucizesi…

imagesRP05VWFS

 

Ülkemize has birçok yiyecek ve içecek vardır. Bunların bazıları ilk önce yerel bölgelerde yaygınlaşmış, sonra tüm Türkiye geneline yaygınlaşmış, daha sonrada dünyaya yayılmıştır. Buna örnek olarak şalgamı verebiliriz. Şalgam suyu, Güney Doğu ve Doğu Akdeniz bölgesine has bir içecek olmuş, daha sonrada kebablı yemeklerin ayrılmaz parçası olarak Türk insanının vazgeçilmez bir damak tadı haline gelmiştir. Bizde bu yazımızda şalgam suyunu kısaca incelemek istedik. Acaba şalgam suyunun sağlığımız için bir önemi, zararı veya yararı var mıdır? İşte bu soruların cevabı:

Şalgam Turpgiller ailesinden olan Şalgam bitkisinden yapılan Çukurova’ya özgü bir içecektir. Kırmızı renkli, bulanık görünüşlü ve ekşimsidir. Acılı ve acısız çeşitleri mevcuttur.

Şalgama acı olarak genellikle acı süs biberi turşusunun suyu kullanılır. Damak tadına göre 1/3 ila 1/6 oranında şalgama katılabilir. Ancak şalgam acısıyla karıştırıldıktan sonra fazla bekletilmemelidir, şalgam bozulabilir. O yüzden acıyı şalgamı içmeden önce katmak daha iyi olur. Şalgamla beraber siyah havuç ikram edilir. Mayalanma sürecine de dahil olmuş bu siyah havuçlar, şalgam suyunun içinde dururlar. Bunlara tane denir, yöre aksanı sebebiyle dene dendiği bilinmektedir.

Şalgam suyu Adana ve Tarsus’ta sadece şalgam diye ifade edilir. Şalgam genellikle kebap çeşitleriyle birlikte tüketilir.

Şalgamın anavatanı Tarsus olarak bilinir ve Tarsus’a patentlenmiştir buna rağmen nüfustan dolayı en çok Adana’da tüketilir. Ermeniler tarafından ilk olarak yapıldığı söylenmektedir. Plastik şişede tadının bozulması daha kolay olduğu için genelde cam şişelerde tercih edilir.

Şalgam Suyunun Yapımı

Şalgam yapımında şalgam, kırmızı havuç, bulgur unu, tuz, maya ve su kullanılır. Şalgam suyunun fermantasyonu iki aşamada gerçekleşir.

Birinci aşama; ekşi maya, tuz ve su ile karıştırılarak bulgurun hamur haline getirilmesidir.

İkinci aşama; bulgurun su ile ekstaraksiyonu sonucu elde edilen sıvının dilimlenmiş şalgam ve kırmızı havuç ile fermantasyonudur.

Şalgamın Suyunun Faydaları

İnsan sağlığı için pek çok faydaları vardır.

  • İştahı açar,
  • Laktik asit içerir, sindirimi kolaylaştırır.
  • B grubu vitaminleri içerir, sinirleri yatıştırır.
  • Mide ve karaciğere faydalıdır,
  • Kalsiyum, potasyum ve demir içerir, kemik ve dişleri kuvvetlendirir.
  • Afrodizyak özelliği vardır.
  • 100 gramında 20 kalori olan şalgam, A–B–C vitamini içerir. Kalp, damar ve göz sağlığı için faydalıdır.
  • İdrar söktürücü,romatizma, nikris ağrılarına, mafsal şişliklerine, böbrek kumu ve taşının dümsine, apse, dolama, kan çıbanı, donma,ergenlik sivilceleri, egzama, göğsü yumuşatıcı, akciğer ve bronşları temizler, boğaz iltihabına, pekliğe, şeker hastalarına verilir.
  • Toksinleri atmaya yarayan, süt asidi, fosfor, kalsiyum, potasyum, stresiönleyip sinirleri yatıştır.
  • Şeker ve vitamin yönünden çok zengin olan şalgam arsenik, kalsiyum ve madeni tuzlar içerir. Kansızlık için ideal bir ilaç olup,yaprakları da kökü gibi kalsiyum demir,bakır ve iyot içerir.
  • Vücutta şişliklerin üstüne konduğu gibi,el ve ayağı donanlara haşlanıp lapası sürülür.
  • Haşlanan suyu ile saçlar yıkandığında beyazlaşmayı önler.
  • Kökünün haşlanıp içilmesi sindirim güçlüğünü giderir. Nikris hastalığına iyi gelir.
  • Akciğer ve bronşları temizleyen şalgam,pekliği giderdiği gibi bazı cilt hastalıklarında da merhem gibi kullanılır.
  • Yaşlıların ayak üşümelerini gidermek için; kalın, etlice soyulmuş, 2 şalgam kabuğu, 1 çay bardağı ısırgan otu ile 1 litre suda haşlanıp haftada 2 gün ayaklar bu suyla yıkanır.

Şalgamın Suyunun Zararları

  • Tansiyonun olanlara fazla kullanım zararlıdır.
  • Hamileler kullanmamalıdır.
  • kaynak: uzmanportal

AYVAYI MUTLAKA YİYİN

10995478_718878758186472_5537843683493898189_n[1]

* Ayvanın meyvelerinden hazırlanan şurup ve kompostolar çocuk ishallerine karşı çok etkilidir.

* Ayva meyveleri, kalbe kuvvet verir ve rahatlatır.

* Kalpteki sıkıntıyı, çarpıntıyı ve ağız kokusunu giderir.

* Harareti ve ishali keser.

* Hazımsızlığı giderir, mideyi ve bağırsağı kuvvetlendirir, ince bağırsak iltihabını giderir.

* Vücut gelişimine yardım eder.

* Ayva, damar sertliğine, karaciğer tembelliğine iyi gelir,

* Tansiyonu düşürür, safrayı düzene sokar.

* Yapraklarından yapılan çay, kalp ağrılarına iyi gelmekte, sakinleştirici özelliği bulunmaktadır.

* Meyvesinden yapılan reçel, sindirim sistemi rahatsızlıklarına iyi gelir.

* Cinsel isteği artırır.

* Tereyağında pişirilen ayva, nefes yolu hastalıklarına, müzmin öksürüğe, bronşite ve tüberküloz hastalığına iyi gelmektedir.

* Ayva çiçeği bal ile macun yapılıp yutulursa, baş ağrısını keser.

* Ayva çiçeği kaynatılıp içilirse, kalp çarpıntısını keser, kalbi kuvvetlendirir, annenin sütünü artırır.

* Ayva kokusu, kalp ve dimağı kuvvetlendirir.

* Ayva hoşafı, yaşlıların ayaklarının tutukluk yapmasını giderir.

* Ayva varise iyi gelir. Yorgunluk ve bitkinliği önler.

* Ayva hoşafı, ağız yaraları ve akciğer veremine iyi gelir. Gece uyurken ağızdan salya gelmesini önler.

* Ayva yaprağı kaynatılıp içilirse ishali keser.

* Ayva yaprağı kaynatılır, suyu ile gargara yapılır, pişmiş yaprakları ile de lapa yapılıp boğaza konursa boğaz ağrısını ve şişliğini giderir.

* Burun kanamasını önlemek için buruna ayva suyu çekilir.

* Ayva suyu, aşırı adet kanamasını önler, bağırsak kanamalarını keser, dizanteriye karşı çok faydalıdır.

* Doğumu kolaylaştırmak için ayva suyu ve ayva çekirdeği kaynatılıp içilmelidir.

* Ayva kabuğu veya ayva çekirdeği kaynatılıp içilirse, idrar yolu iltihaplarına iyi gelir.

* Ayva suyu iştah açar, böbrek ve idrar torbası iltihaplarını iyileştirir.

* Grip ve nezle için çok etkilidir.

* Ayva suyu, vücudu terletmek için çok etkilidir.

* Ayva, böbrek zafiyetine, mide zafiyetine, karaciğer zafiyetine, mide bulantısına, mide ülserine. deniz tutmasına, mide gevşemesi ve mide düşmesine, çok faydalıdır. Pişirilmiş ayva iyi gelir.

* Ayva suyu, efham ve vesveseye iyi gelir.

* Göz enfeksiyonlarına karşı, ayva yaprağı kaynatılıp, soğuyan suyu ile günde birkaç kez yıkanır.

* Ayvanın üzerindeki tüyler, kanayan yere konursa kanamayı durdurur.

* Beyaz akıntıya karşı ayva yaprağı kaynatılıp aç karnına içilmeli ve haricen yıkanılmalıdır.

* Ağız içi yaraları ve boğaz iltihapları için, kurutulmuş ayvanın suda bekletilmesi ile elde edilen şurup gargara olarak kullanılırsa şifa verir.

HARİKA BİR YAZI, HERKES OKUMALI..Hayat Bir Çocuğa Nasıl Anlatılmalı?

imagesWHV6P6EK
Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, ‘Sen eğitimcisin, neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum’ dedi. Sorusu kolaydı ama yanıtı zordu, akıl ve…rmesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya başladım: Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı ‘insan yetiştirmek’ olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın. Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını… Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden ‘neden ben değil de o?’ demeden…
Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini. Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları gösterecek hayat ona. Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün keyif vermeyebileceğini, kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu. Gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret. Kitaplardan keyif almasını. Ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını, ama okumayı sevmesini öğret ona. Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı.
Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver, sıkılmayı öğret ona, sıkılıp da kendini yönlendirmeyi bulmasını. Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını sağla. Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret, belki büyüdüğünde bir gece sevgilisine ateş yakar ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerine sarılırlar, bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine… Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona.
Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli olduğunu öğret.Alın terine saygıyı öğret ona. Aşk acısı çekmenin hiç aşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret.Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi gerektiğini öğret,başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı… Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi eleğinden geçirmesi gerektiğini öğret. Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini anlat.Hayatı sorgulamayı öğret ona…
Bilginin en büyük güç olduğunu öğret.Yapabilirse bunu en büyük fiyata satmasını, ama kalbini ve ruhunu kendisine saklaması gerektiğini öğret. Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmesini öğret ve haklıyken dik durmasını. Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini öğret. Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı… ‘İstemiyorum’, ‘hayır’ demeyi öğret ona, istediğinde ise ‘istiyorum’ demeyi. Sevdiğinde ise ‘seni seviyorum’ diyebilmeyi öğret ona. Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz kokmasını… Sorgusuz sevmeyi…
El yazısı ile notlar yazmayı… Lafı dolandırmamayı… Sevdiklerinin hiçbir zaman çantada keklik olmadığını, dostluğa yatırım yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını öğret ona. Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını. İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret… Ama en çok da kendini sevmesini öğret… Kendini sevmezse kimsenin onu sevmeyeceğini…
Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi gerektiğini… Kendine özenli yemekler yapıp sofralar kurmazsa kimsenin onun için yemek hazırlamayacağını… Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona… –
Aylin Kotil

HARİKA BİR YAZI, HERKES OKUMALI..Hayat Bir Çocuğa Nasıl Anlatılmalı?

imagesFUI29KKD
Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, ‘Sen eğitimcisin, neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum’ dedi. Sorusu kolaydı ama yanıtı zordu, akıl ve…rmesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya başladım: Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı ‘insan yetiştirmek’ olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın. Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını… Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden ‘neden ben değil de o?’ demeden…
Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini. Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları gösterecek hayat ona. Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün keyif vermeyebileceğini, kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu. Gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret. Kitaplardan keyif almasını. Ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını, ama okumayı sevmesini öğret ona. Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı.
Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver, sıkılmayı öğret ona, sıkılıp da kendini yönlendirmeyi bulmasını. Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını sağla. Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret, belki büyüdüğünde bir gece sevgilisine ateş yakar ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerine sarılırlar, bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine… Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona.
Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli olduğunu öğret.Alın terine saygıyı öğret ona. Aşk acısı çekmenin hiç aşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret.Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi gerektiğini öğret,başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı… Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi eleğinden geçirmesi gerektiğini öğret. Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini anlat.Hayatı sorgulamayı öğret ona…
Bilginin en büyük güç olduğunu öğret.Yapabilirse bunu en büyük fiyata satmasını, ama kalbini ve ruhunu kendisine saklaması gerektiğini öğret. Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmesini öğret ve haklıyken dik durmasını. Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini öğret. Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı… ‘İstemiyorum’, ‘hayır’ demeyi öğret ona, istediğinde ise ‘istiyorum’ demeyi. Sevdiğinde ise ‘seni seviyorum’ diyebilmeyi öğret ona. Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz kokmasını… Sorgusuz sevmeyi…
El yazısı ile notlar yazmayı… Lafı dolandırmamayı… Sevdiklerinin hiçbir zaman çantada keklik olmadığını, dostluğa yatırım yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını öğret ona. Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını. İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret… Ama en çok da kendini sevmesini öğret… Kendini sevmezse kimsenin onu sevmeyeceğini…
Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi gerektiğini… Kendine özenli yemekler yapıp sofralar kurmazsa kimsenin onun için yemek hazırlamayacağını… Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona… –
Aylin Kotil