Archive | 14 April 2015

Korku ve stres, hücrelerin kendisini yenilemesini önlüyor.

BEYİN DALGALARI

 images[1]

Beyin dört ana dalga boyunda titreşir. Alpha, Tetha, Beta,Delta  adlı dört ana dalganın hangisinde hangi duyguda ve durumda olduğumuz artık rahatlıkla tespit edilebiliyor.

ALPHA
7. 5; 12 Hz arasında değişen Alpha dalgaları; rahatlığın,
farkındalığın, sakin ve huzurlu kavrayışın, uykunun ilk evrelerinin
dalgaları olarak tanımlanıyor.
Sakin ve huzurlu olunan ama asla uyuşukluk yaşanmayan, dünyayı ve gerçekleri algılamada
en uygun titreşimlerin olduğu bu dalga boyu, dünyamızın da ölçülen frekansıyla aynı. Dünyanın manyetik frekansına; Shumann frekansı deniyor ve 7, 8 ile 8 arasında tanımlanıyor.

Gözler kapanıp derin nefes alındığında ve dış dünyadan alınan mental etkiler azaldığında Alpha boyutuna geçiyoruz.  Alpha dalgalarındayken yaptığımız işlerde başarımız artıyor.
Derin uyku ya da endişe ve korku halinde bu dalga hiç görülmüyor. Meditasyon, yoga, reiki, biyofeedback, frekans gibi çalışmalar esnasında beynimiz Alpha boyutundadır.
Zihin açık ve uykunun derinliğine dalmadan önceki geçiş koridorunda hissettiğimiz
o duyguların yaşattığı huzur, ilginç bir şekilde dünyanın titreşimiyle aynı dalga boyunda.

TETHA
Frekansları 4 ile 8 arasında değişiyor ve stresin hiç olmadığı,derin iç dünyamızda olduğumuz dalga boyu olarak tanımlanıyor.  Öğrenmenin en yüksek boyutuna geçmeden önce bu dalgada yaşıyoruz ve derin uykudan uyanırken açılan algılarımızın yaşattığı bir durumu temsil ediyor. Alacakaranlık boyutu ismi de kullanılıyor bu dalga boyu için. Yani aydınlanmadan önceki karanlık… Çok usta meditasyoncuların derin meditasyon halindeyken bu dalga boyunda olduğu tespit edilmiş. Derin düşünüş ve sezgisel kuvvetin en canlandığı bu frekansta sanatsal yeteneklerin zirveye çıktığı düşünülüyor.
Özellikle ressam ve müzisyenlerin sanatsal üretimleri esnasında beyinlerinde Tetha boyutunun en yüksek, Alpha frekansının en düşük seviyede olduğu biliniyor (yani 7 ile 8 arası).
Yapılan bazı araştırmalara göre şifacıların Tetha bandında uzun süreli ve kontrollü olarak kalmayı başarmaları nedeniyle şifa yeteneklerinin geliştiği ortaya çıkmış.

BETA
13- 30 Hz arasında olduğu biliniyor ve uyanış frekansı olarak tanımlanıyor. Aktif öğrenme, uyanık olma, her şeyiyle hayatı yaşama, dinamizm, konsantrasyon, problem çözme hallerimizde
içinde bulunduğumuz dalga boyu olduğu için yaşamı temsil ediyor. Çok yükseldiğinde stres, gerginlik, öfke gibi negatif uç duygulara varabiliyor.

DELTA
0; 4 frekansında bulunan dalga boyudur .Derin uyku ve anestezide iken olur. Dış dünyadan kopuş boyutudur. Bilinçsiz bir huzur halini yansıtır. Beynin en az çalıştığı döneme aittir ve bu dönemde büyüme hormonu salgısı artar. Çocuklarda fiziksel büyümeyi, yetişkinlerde ise güzelleşmeyi ve dinç kalmayı sağlar.

Beyin Dalgalarımız Farkındalık Seviyemizi Belirler,
Farkındalık Seviyeleri de Hastalıklarımızı…
Zihniniz ne kadar hareketli ve meşgulse farkındalığınız o kadar azalır. Ego bu bilinç seviyesinin bir fonksiyonu olduğu kabul edilmektedir. Yapılan biyo-feedback çalışmalarında görülen
şudur: beyin dalgaları alfaya doğru yavaşlarken, endişelerimiz azalır, bilgilere açık hale geliriz ve farkındalığımız artar. Bilinçaltında saklanan bilgilere korkuyla yaklaşmazsınız.
Beyin dalgaları yavaşlarken tetaya yaklaşırken “Ego” ölmeye başlar ve kendi özünüzü farkedersiniz. Canlı cansız her varlık kendi frekansında titreşir. Beyin titreşimlerinin tespiti ilk defa Richard Caton tarafından 1875 yılında yapıldı. Taşıdığımız bir sürü duygunun ve ruh halimizin,hastalıkların beynimizde titreşimsel bir karşılığı olduğunu öğrenmek ise yıllarımızı aldı.
“Ona âşık oldum galiba, gördüğümde her yerim tir tir titriyor; o kadar sinirlendim ki onu parçalamak istedim…”
“Duyduklarım beni o kadar rahatlattı ki bir denizde yüzüyor  gibiydim…”
“Öğrendiğim bu bilgi kafamda pek çok soru oluşturdu!”
“Karşıma çıkacak sonuçtan o kadar korkuyorum ki kalbim yerinden çıkacak!”

Yukarıdaki cümlelerin içinde saklı duyguların her birinde beynimiz, ayrı dalga boyunda frekanslarda titreşimler yayıyor. İsimlendirilen her dalga boyunun salınımı, duygu değişimleri
sırasında frekansını değiştiriyor.

Beyin Dalgaları Kontrol Edilip Değiştirilebilir mi?
Beyin dalgaları, duygu ve ruh durumuna göre kendiliğinden değişirmiş gibi görünse de o titreşimleri bilinçli ve istediğimiz yönde kontrol edip değiştirebileceğimiz ve kendimizi
istediğimiz duygu frekansına çekmeyi başarabileceğimiz gibi bir gerçek de mevcut.
Bunu nasıl yapabileceğimiz aslındayine kendi titreşimlerimizin içinde saklı bir bilgi. Sadece o frekansı duyabilmeyi ve ayırt etmeyi başaracak bilime ve bilgeliğe ulaşmanın zamanını
kendimizde yakalayabilmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Çoğu zaman farklı Hz’lerde pek çok titreşimin içinde kayboluyoruz.
Özellikle de 30 Hz civarında dolaşıyor tüm dünya. Yani şiddet, savaş, bencillik ve paylaşımsızlık frekansında; günlük hayatımızda genellikle küçücük şeylere takılıp, öfkeleniyor,
hırslanıyor, kıskanıyor, geriliyor, üzülüyoruz. Sevgi, sadakat, şefkat, minnet, huzur, neşe gibi duygulara pek kulak vermiyoruz.
Düşüncelerimizin bütün bu çeşitliliğine göre beynimizden ve hücrelerimizden değişik frekanslarda yayılan titreşimlerle tüm vücudumuzun etrafında bir enerji alanı oluşuyor. Bu enerji alanı anlık değişimlerle, ruh ve vücut sağlığımızı yansıtıyor gözle görünmese de. Son yıllarda alternatif tıp alanı altında kabul edilen enerji dengeleme yöntemlerini kullanarak tedavi sağlama tekniklerinin sayısı epeyce arttı ve gitgide bilimsel olarak desteklenmeye başlandı. Tedaviye yardımcı olduğu iddia edilen meditasyon, reiki ve NLP çalışmaları,  artık bilimsel tedavilerin yanında yardımcı
olarak yer almaya başladı. Amerika’da pek çok hastanede bu konuda ciddi ve resmi uygulamalar yapılıyor. Türkiye’de de bu tür yardımcı  yöntemlere olumlu bakılıyor ve düzenleme yapılıyor 2014 yılının Ekim ayından bu yana.
Beyin dalgalarının kontrol edilmesi ve değiştirilmesi için reiki ve meditasyondan daha farklı  bir yöntem olan Neurofeedback yöntemini kullanarak stres, kilo problemi, obesite , alkol ve uyuşturucu
bağımlılığı, kronik ağrılı hastalıklarda  destek yöntem olarak kullanıldığı  merkezler de açılmaya başlandı.Meditasyon, yoga, reiki, Neurofeedback  adı ne olursa olsun bütün bu yöntem ve tekniklerin peşinde olduğu tek bir amaç var: Beyin dalgalarını istenilen frekansa çekebilmek ve
uygun dalga boyunun titreşimsel ışınımını yakalayarak DNA üzerinde pozitif değişiklik aratabilmek.

Korku ve stres, hücrelerin kendisini yenilemesini önlüyor.
Unutmayın lütfen  hayatımızı yöneten, yönlendiren genlerimiz değil, zihnimizdir.
Düşünceleriniz dikkat edin, ne düşünürsek oyuz.
Sağlıkla, sevgiyle kalın…

Dr. Gönül Ateşsaçan

http://www.sitebakirkoy.com/beyin-dalgalari.html?

CANIM ÇOCUĞUMA MEKTUP

1907516_10153176832467510_6759826711997461443_n[1]

Benim yaşlandığımı düşündüğün gün sabırlı ol ve lütfen beni anlamaya çalış. Yemek yerken üstümü kirletirsem üzerimi değiştirecek gücüm yoksa lütfen sabırlı ol.
Benim sana bir şeyler öğretmek için seninle ilgilendiğim zamanları hatırla…
Seninle konuşurken, sürekli aynı şeyleri 1000 kere tekrarlıyorsam, sözümü kesme beni dinle.
Sen küçükken, uyuyana kadar sana aynı hikayeyi 1000 defa tekrar tekrar okumak zorunda kalıyordum.

Banyo yapmak istemezsem eğer, beni utandırma ya da azarlama…
Seni banyoya götürmek için icat ettiğim küçük yöntemlerimi ve oyunlarımı hatırla. Yeni teknolojiler karşındaki cahilliğimi görürsen bana zaman tanı ve beni yüzünde alaycı bir gülümsemeyle izleme…

Bazı zamanlarda unutkan olursam yahut konuşmalarımızda ipin ucunu kaçırırsam lütfen hatırlamam için gerekli zamanı bana tanı. Eğer hatırlayamazsam, sinirlenme, çünkü asıl önemli olan benim konuşmam değil, senin yanında olabilmem ve senin beni dinliyor olmandır.
Ben sana bir sürü şeyi nasıl yapacağını gösterdim. İyi yemek yemeyi, iyi giyinmeyi, yaşamı göğüslemeyi…

Yaşlı bacaklarım yürümeme izin vermediğinde bana elini ver.
Tıpkı, benim sana ilk adımlarını atarken verdiğim gibi.
Ve bir gün artık daha fazla yaşamak istemediğimi söylediğimde ve ölmek istediğimi, kızma.

Bir gün anlayacaksın. Yaşımın; zevk alma değil artık idareten yaşama yaşı olduğunu anlamaya çalış.

Bir gün şunu anlayacaksın: hatalarıma karşın hep senin için iyi olanı gerçekleştirmeye çabaladım ve senin yolunu hazırlamaya çalıştım.

Senin yanında olduğumda üzgün, kızgın yada güçsüz hissetme kendini.
Benim yanımda olmalısın, beni anlamalısın ve bana yardım etmelisin.
Benim için yaptıklarını, bir gülümseme ve senin için her zaman taşıdığım çok derin bir sevgi ile geri ödeyebilirim ancak.

Seni çok seviyorum çocuğum.

(Paylaşalım ki tüm çocuklar okusun.)

Suları yara yara giden bir araç, vapurların, sandalların arasında cirit atıyordu

11137113_824487807634881_1911480086376978024_n[1]

Boğaziçi – 30 Temmuz 1964
Temmuz’un son haftalarında İstanbul yaz aylarının en sıcak günlerini yasarken, Boğaziçi’nde dolaşanlar hayretle irkildiler.

Suları yara yara giden bir araç, vapurların, sandalların arasında cirit atıyordu. Bu bir deniz motoru olsa, kimse aldırmayacaktı. Fakat Boğaz’da dolaşan düpedüz bir otomobildi.

Kuveytli Muhammed Musallam adında bir şahıs, hem karada, hem de denizde giden otomobiliyle bir Avrupa turuna çıkmış, Beyrut’tan İskenderun’a deniz yoluyla gelmiş, karadan yoluna devam ederek İzmit’e geçmiş ve tekrar denize inip İstanbul’a varmıştı.

Muhammed, Haydarpaşa’dan Boğaz’a geçtikten sonra, Rumelihisarı’na kadar da uzanıp, tekrar limana dönmüştür. Her tarafta hayretle takip edilen Muhammed ve marifetli otosu, surlar önünde, Boğaz kıyılarında, Galata Köprüsü civarında ve limandaki gemiler arasında her zaman görmeye alışmadığımız bir manzara maydana getirmiştir.

Cesur Kuveytli’nin niyeti «bata-çıka» Avrupa’ya kadar uzanmaktır!

kaynak : Turknostalji. com

Paylaşım için Sn. Saygın Ese bey’e teşekkür ederiz.

BİR YERLERDE TIKANIP KALDIYSA HAYAT.

images[2]

Bir yerlerde tıkanıp kaldıysa hayat, soluk almak güçleştiğinde,
Yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını,
Dağlara dönmeli yüzünü insan.

Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini ferahlatacak;
Yeni insanlarla tanışmalı, yeni kesifler yapacak….
Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa,
Gerçekleştirmeyi denemeli!
Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını;
Zamanın bir nehir, kendisinin bir sal olup da,
O dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı.
Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler,
Her aksam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa,
Değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri…

Küçük şeylerle başlamalı belki; örneğin, bir kaç durak önce inip
Servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar, yüreğine takmalı güneş gözlüklerini;
Gördüğünü hissedebilmeli!
Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce,
Değerli olabilmeli hayat!
İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek için!
Başkasının yerine koyabilmeli kendini;
Ağlayan birine “gül”, inleyen birine “sus” dememeli!
Ağlayana omuz, inleyene çâre olabilmeli!
Şu adâletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı.

Sevgisiz, soysuz kalarak!
Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden,
Derin bir soluk alıp, hapsetmeli kokusunu içine…
Güneşin doğusunu
seyretmeli arada bir, seher yeli okşamalı saçlarını…
Karda yağmurda sevincine, coşkusuna;
Fırtınada boranda öfkesine, isyanına ortak olabilmeli doğanın!

Bir çocuğun ilk adımlarında umudu; bir gencin düşlerinde geleceği;
Bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli!
Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi,
Mutlu etmeden mutlu Olmayı beklememeli!

Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı;
Bir fırsat yaşamdan yeni bir şeyler öğrenebilmek için; kaçırmamalı!
Çünkü; hiç düşmemişsen, el vermezsin kimseye kalkması için,
Hiç çâresiz kalmamışsan, dermanı olamazsın dertlerin;
Ağlamayı bilmiyorsan, neşesizdir kahkahaların;
Merhaba dememişsen, anlamsızdır elvedaların…
Ne, herkesi düşünmekten kendini, ne kendini düşünmekten herkesi unutmamalı!

Bilmeli çok kısa olduğunu hayatın; hep vermek ya da hep almak için…
Sadece, anlatacak bir şeyleri olduğunda değil,
Söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli!
Aklı ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere…

Hafızası olmalı insanın; hiç değilse, aynı hataları,aynı bahanelerle tekrarlamaması için!
Soruları olmalı, yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak!
Dostları olmalı, ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak!
Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi;
Ama, kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki, hakkını verebilsin sevdiklerinin;
Zaman bulabilsin;
Bir teşekkür, bir elveda için…
Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer;
Asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten;
Ama, herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de fark edebilmeli insan!
Tıpkı, her şeye sahip olamayacağı gibi…
Zamanın ninnisiyle, uykuda geçirmemeli hayatı…!

(Can Dündar)

Beni kim mutsuz ediyor?

imagesCA1DZJIB

Kendinizi ne zaman mutsuz hissedecek olursanız hemen gözlerinizi kapayın bu mutsuzluğun nereden gelmekte olduğunu bulmaya çalışın ve her seferinde göreceksiniz ki, sahte merkeziniz başka biriyle çatışmakta. Siz bir şey umdunuz ve gerçekleşmedi.Siz bir şey beklediniz ve tam tersi oldu – egonuz sarsıldı, mutsuzsunuz. Yalnızca bakın; ne zaman mutsuz olursanız, neden olduğunu bulmaya çalışın. Sebepler sizin dışınızda değil. Temel neden içinizdedir – ama siz her zaman dışarı bakarsınız, her zaman sorarsınız: Beni kim mutsuz ediyor? Benim kızgınlığımın sebebi kim? Beni kim hayata küstürüyor? Ve dışarı bakarsanız göremezsiniz. Sadece gözlerinizi kapayın ve her seferinde içe bakın. Tüm mutsuzluğunuzun, kızgınlığınızın, can sıkıntınızın kaynağı sizde, egonuzda gizli. Ve kaynağı bulursanız, onun ötesine geçmeniz kolaylaşacaktır…

(OSHO)

Balık Yağı Faydaları Nelerdir?

Balık seven kişiler düzenli olarak balık tüketir ve omega yağlarından bol miktarda vücuduna alır. Sevmeyenler ise tüketmediği için bu tür yağlardan ve bu yağların faydalarından yoksun kalır. İşte bu yağların faydalarından yoksun kalındığında günümüzde birçok kişi kapsül olarak balık yağı kapsülü tüketmeyi tercih eder. Özellikle kılçıkları olduğu için balık yemeyen çocuklara aileler bu kapsüllerden verir.

Balık Yağının Faydaları Nelerdir?

Balığın yağı oldukça faydalıdır. İşte faydalarından bazıları:

  •  Bu yağ beyin için oldukça yararlıdır. Beyin fonksiyonlarının gelişmesine yardım eder.
  • Unutkanlığı önleyerek alzheimer gibi hastalıklara iyi gelir.
  • Erkekler üzerinde yapılan araştırmalarda somon, uskumru ve ringa gibi balıkları yiyen erkeklerin prostat kanserine daha az yakalandığı ortaya çıkmıştır.
  • Cildi güzelleştirir. Cilt bakımı sağlar.
  • Kalbi korur, kalp için oldukça faydalıdır. Koroner kalp hastalığına yakalanma riskini azaltır.
  • Kemik gelişimine fayda sağlar. Ayrıca osteoartrit gibi kemik hastalıklarına da iyi gelir.
  • Balık Yağı FaydalarıOsteoporoz yani kemik erimesini engeller.
  • Romatizmaya iyi gelir.
  • Eklem ağrılarının iyileşmesine fayda sağlar.
  • Özellikle kadınların korkulu rüyası olan yaşlanmayı geciktirir, cildin genç görünmesine yardım eder.
  • Aşırı kilolu olan yada obezite rahatsızlığı bulunan kişilerin kolay zayıflamasına ve kilo vermesine yardım eder. Egzersiz yapılarak tüketilirse kolayca kilo verilebilir.
  • Yağ yakıcıdır.
  • Hafızayı güçlendirir.
  • Kasları güçlendirir. Özellikle kanser hastalığına yakalanarak oldukça fazla kilo kaybı yaşayan hastalar düzenli olarak tüketirse kasları güçlenerek kilo kayıpları azalabilir.
  • Kötü kolesterole karşı koruma sağlar. Kolesterol rahatsızlığı yaşayan kişilere iyi gelir.
  • Depresyon, stres gibi üzgün ruh hallerini iyileştirmeye yardım eder.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir, vücut direncini arttırır.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirdiği için kış hastalıkları olan nezle, grip, öksürük, ateş soğuk algınlığı gibi hastalıklara yakalanma oranını düşürür.
  • Kansere karşı fayda sağlar.
  • Ülser gibi mide rahatsızlıklarına iyi gelir.
  • Yaşlanmayla birlikte oluşan göz bozukluklarına karşı oldukça yararlıdır.
  • Vücuttaki akne ve sivilcelerin kolay geçmesine yardım eder.
  • Bir cilt hastalığı olan sedef hastalığının tedavisinde etkili olur.
  • Aynı zamanda egzama, kaşıntı, deride kızarıklık ve döküntüler gibi cilt hastalıklarına karşı fayda sağlar.
  • Balık Yağı SağlıkDerideki nem kaybının azalmasına yardım eder.
  • Hamile bayanlarda gebelik döneminde düzenli olarak somon balığı gibi balıklar tüketmelidir. Hamile bayanların düşük doğum yada erken doğum yapma riskini azaltır.
  • Yorgunluğa iyi gelir.
  • Mide ve bağırsak bozukluklarına iyi gelir.
  • Çölyak hastalığına fayda sağlar.
  • Crohn rahatsızlığına iyi gelir.
  • Özellikle çocuklardaki dikkat eksikliği ve hiperaktivite sorunlarına karşı oldukça faydalıdır. Konsantrasyon düşüklüğü, acelecilik, öğrenme bozukluğu olan çocuklara oldukça iyi gelir. Düzenli balık yiyen çocukların konsantrasyonları artar ve beyin gelişimleri olumlu yönde etkilenir.
  • Erkeklerdeki sperm kalitesini geliştirir. Böylece cinsel ilişki sonrasında hamile kalmayı kolaylaştırır ve doğurganlık artar.
  • Saç köklerini besler, saçlara parlaklık ve hacim kazandırır.
  • Kan dolaşımını arttırır.
  • Felç geçirme riskini azaltır.
  • Böbrek hastalığına iyi gelir.
  • Kadınların bazı dönemlerde oluşan göğüs ağrılarının geçmesine yardım eder.
  • Ağrılı adet dönemlerinde oldukça yararlıdır. Kadınların regl yani adet dönemlerindeki ağrıların hafiflemesine fayda sağlar.

Balık Yağı Nasıl Elde Edilir?

 

Balık yağı özellikle birçok balıktan elde edilebilir. Bunlar lüfer, uskumru, sardalye, somon, kefal, levrek, göl balığı, kılıç balığı, istiridye, orkinos, kalkan, hamsi, alabalık, ringa ve mersin balığı gibi çeşitlerdir. Eğer balık yemeyi seviyorsanız bu tip balıkları tükettiğinizde doğal yollardan balık yağı yemiş olursunuz, balık yemeyenler bu tip balıklardan elde edilen balık yağı kapsüllerini tüketebilirler.

Balık YağıBalık Yağı Zararları Nelerdir?

Balık yağı vücut için oldukça faydalı olmasının yanında özellikle balık yağı kapsülü fazla tüketilirse vücut için zararlı da olabilir. Aşırı tüketimde alerji oluşabilir. Sebepsiz yere özellikle doktora danışmadan balık yağı kapsülleri tüketilmemelidir. Tüketilen balıkların yüksek miktarda cıva içermemesine de dikkat edilmelidir. Ayrıca karaciğer rahatsızlığı olanlar, diyabet hastalığı olanlar, kalp ritim bozukluğu olanlar, yüksek tansiyon, deniz ürünlerine alerjisi olanlar, obezite rahatsızlığı balık yağı kapsülünü mutlaka doktora danışarak kullanmalıdır. Yani herhangi bir rahatsızlığınız varsa yada düzenli olarak herhangi bir ilaç kullanıyorsanız mutlaka doktorunuza danışarak balık yağı kapsülü kullanmalısınız.

Kaynak: şifali bitki tedavisi

21 Mart Mihrimah Sultan’ın doğum günüdür.Göreceğiniz manzaraysa şudur;

11066619_872391706157523_3783525508773165124_n[1]

Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan on yedisine bastığında, iki kişi onunla evlenmek ister.

Mihrimah, yani Mihrü Mah, Farsca’da “Güneş ve Ay” anlamına gelir. Kızla evlenmek isteyenlerin biri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa diğeriyse Mimar Sinan’dır.

Padişah kızını Rüstem Paşa’ya verir.

Koca Sinan evlidir, ellisindedir ve de Mihrimah Sultan’a deliler gibi aşıktır!
Gerçi sevdiğine kavuşamamıştır ama, aşkını, olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır.

Üsküdar’a, Saray’ın isteğiyle elbet, 1540 yılında Mihrimah Sultan Camii’nin temelini atar ve 1548’de bitirir.

Camiyi yaparken, eserine sanki “etekleri yerleri süpüren bir kadının” dış çizgilerini verir.

Derken, ilk kez padişah fermanı olmaksızın, Edirnekapı’da, pek kimselerin uğramadığı ıssız ama İstanbul’un en yüksek tepelerinden birine, ikinci bir eser yapmaya koyulur Mihrimah Sultan’a.

Cami küçücüktür.

Minaresi otuz sekiz metredir, bir adet incecik kubbesi üzerindeyse yüz 61 pencere, camiin iç güzeliğini aydınlatır.

İçerdeki sarkıtlar ve minare kenarlarındaki işlemeler Mihrimah Sultan’ın topuklarını döven saçlarını anımsatır insana.

İşte, aşka adanmış iki eser.

Şimdi, gidin Edirnekapı ve Üsküdar’daki camileri aynı anda görebileceğiniz bi yer seçin ve 21 Mart’ta, yani geceyle gündüzün eşit olduğu günde seyreyleyin.

Unutmadan, 21 Mart Mihrimah Sultan’ın doğum günüdür.

Göreceğiniz manzaraysa şudur;

Edirnekapı camiinin tek minaresi ardından tepsi gibi kıpkırmızı güneş batarken, Üsküdar’daki camiinin ardından ay doğar!

Mihrü Mah eşittir Güneş ve Ay.
Bu nasıl akıllara ziyan bir hesaplamadır; nasıl bir güzellik anlayışıdır!..

Koca Çeşitleri…

11037475_874044499325577_6438735527479899698_n[1]

Kadın akşam işten çıkar. Çocuğu yuvadan alır.

Markete geçer ıspanak alır. Koştura koştura eve döner.

Çocuğu soyar, elini yüzünü yıkar.

Kendi üstünü değiştirir. Mutfağa koşar.

Bir yandan ıspanakları yıkar bir yandan çocuğun sorularına ve ihtiyaçlarına cevap verir.

Bir yandan sofrayı hazırlar…

O DA NE YOĞURT ALMAYI UNUTMUŞTUR!

Yoğurtsuz ıspanak olmaz, hemen kocasını arar.

İşte Kocadan Kocaya Değişen Cevaplar:

1) Ben geç geleceğim. Toplantım var. Yoğurtsuz yiyin

(LAÇKALAŞMIŞ KOCA)

2) Ben geç geleceğim, çok üzgünüm,
tühhhhhh şimdi ıspanak da yoğurtsuz olmaz ki.
E, yoğurt getireyim kapıdan bırakayım hemen döneyim,
Toplantı bu, kaçırsam olmaz. Mazallah dağlara taşlara işten atılma sebebim olur, sonra yoğurt dökecekıspanak bile bulamayız.

(ALDATAN KOCA ya da EVE GELMEMEK İÇİN BAHANE ARAYAN KOCA, ama bi yandan da vicdanı sızlayan koca.. )

3) Aradığınız numaraya şu anda ulaşılamıyor…

(İŞTE BU ALDATAN KOCA)

4) Mendebur kadın! Ispanağı aldın da yoğurdu niye almadın!

(“KAZMA” TİPİ KOCA )

5) Igggghhhh yine mi ıspanak! Otlaya otlaya sığır olduk!

(“KALAS” tipi koca)

6) Tamam alırım.

(MONOTONLAŞMIŞ KOCA)

7) Tamam alırım başka bir şey lazım mı?

(NORMAL KOCA)

Tamam hayatım alırım başka bir isteğin var mı?

(İDEAL KOCA)

9) Aman canııım, ıspanakla mı uğraştın? Yapmadıysan bırak, ya dışardan söyleyelim ya da dışarıda yiyelim!

(YOK BÖYLE BİR KOCA

MUTLU BİR YAŞAM İÇİN ÖNERİLER

10374994_871926679537359_980887704535426275_n[1]

1. Vücudunuza dar gelen kıyafet giymeyin.
2. İlaçla yaşamaktan kaçının.
3. Randevularınızı önceden ayarlayın.
4. Hafızanıza güvenmeyin; mutlaka yazın.
5. Aracınızı, bozulmadan servise götürüp bakım yaptırın.
6. Her kilidin yedek anahtarını yaptırın ve belli yerlerde bulundurun.
7. Daha sık ‘hayır’ deyin.
8. Yapacaklarınızı öncelik sırasına sokun.
9. Zamanınızı israf etmeyin.
10. Öğle ve akşam yemeklerini basitleştirin.
11. Kötümser insanlardan uzak durun.
12. Önemli evrakın birden fazla fotokopisini çektirin.
13. Evde çalışmayan ne varsa tamir ettirin.
14. Yapmaktan hoşlanmadığınız işler için yardım isteyin.
15. İhtiyaçlarınızı önceden belirleyin.
16. Bir defada yapılması zor büyük işleri, küçük parçalara ayırın.
17. Etrafı toplayın, dağınıklıktan kurtulun.
18. Gülümseyin.
19. Bebekleri gıdıklayın.
20. Dost bir kediyi veya köpeği okşayın.
21. Kendinizi, bütün soruların cevabını bilmekle yükümlü hissetmeyin. Bazı şeyleri de bilmeyin.
22. Karşılaştığınız insanlara, onların hoşuna gidecek bir şey söyleyin.
23. Yağmur yağmasını isteyin; yağınca yağmurda yürüyün.
24. Arada bir çarşı hamamına gidin.
25. Kendi kendinize, nerede eski günler, her şey daha güzeldi demekten vazgeçin.
26. Verdiğiniz kararın ne anlama geldiğini iyi düşünün.
27. Kendinize güvenin.
28. Nüktedan olun.
29. Sizi mutlu edecek bir şey yapmayı yarına bırakmayın.
30. Hiç tanımadığınız insanlara yürekten bir merhaba deyin.
31. Eski bir arkadaşlarınızla karşılaşınca ona sıkıca bir sarılın.
32. Hava açıksa, gece yıldızları seyredin.
33. Bir şarkıyı ıslıkla çalmayı öğrenin.
34. Arada bir şiir okuyun.
35. Kendinize bir demet çiçek alın. Bir çiçek koklayın.
36. Yardım istemekten çekinmeyin; alamazsanız üzülmeyin.
37. Görünüşünüze özen gösterin.
38. Her şeyi kararında yapın; ifrata kaçmayın.
39. Nerede gerekiyorsa, orada mutlaka gerekli emniyet tedbirini alın.
40. Daima daha iyisini yapmaya çalışın, ama mükemmeliyetçi olmayın.
41. Resim ve heykel sergilerini gezin.
42. Ayakkabınızı boyatın.
43. Berbere gidin.
44. Kendi kendinize bir şarkı mırıldanın.
45. İyi bir müzik dinleyicisi olun.
46. Kendi kendinize yetmeyi öğrenin.
47. Her gün biraz idman yapın; her fırsatta yürüyün.
48. Dünyanın en yetenekli insanı olmadığınızı kabul edin gerekiyorsa elimden ancak bu kadar geliyor deyin.
49. Yeni moda birkaç şarkıların sözlerini ezberleyin.
50. İşe erken gidin.
51. İşe her gün aynı yoldan gitmeyin.
52. Amirinizden izin alıp bazen işten erken çıkın.
53. Kırlarda dolaşın.
54. Maça gidip bağırın.
55. Başkaları dilemeden, siz onlara iyi günler dileyin.
56. Teşekkür edin.
57. Arabanıza güzel koku yayan bir alet koyun.
58. Evde kendi kendinize yemek pişirin, güzel bir sofra kurun,sonra da afiyetle yiyin.
59. Başkalarını adam etmekten vazgeçin.
60. Severken karşılık beklemeyin.
61. Sinemada film seyrederken patlamış mısır atıştırın.
62. Bir ağaç, olmazsa bir çiçek dikin.
63. Şişmanlamayın.
64. Hatıra defteri tutun.
65. Káğıttan bir uçak yapıp uçurun.
66. Bir derneğe veya kulübe girin, arkadaş edinin, toplantılara katılın..
67. Mutlaka yeterince uyuyun.
68. Az konuşun, çok dinleyin.
69. İş arkadaşlarınıza ve dostlarınıza iltifatı esirgemeyin.
70. Bir güne yapılacak çok şey tıkıştırmayın.
71. Acelesiz yaşayın; daha önünüzde yaşanacak çok güzel günler var.
72. Stresli davranmak, doğuştan gelen değil, sonradan kazanılan kötü bir huydur; bunu unutmayın.
73. Son söz: Öfkeyi, kendinize zevk edinmeyin.
74.Her Daim Paylaşımcı olun
ve bu yazıyı sevdiklerinizle paylaşın

Hayır. Eğer onunla evli olsaydım, Amerika’nın şu anki başkanı o olurdu.” dedi

11150176_874068939323133_7238051076568214259_n[1]

Bir gece Obama ve eşi Michelle, rutin hayatları dışında bir şey yapmak istedi ve çok lüks olmayan bir restorana akşam yemeği için gitmeye karar verdi.
Başkan ve eşi otururken restoranın sahibi geldi ve başkanın koruması olan gizli servise “First Lady ile özel olarak konuşabilir miyim?” diye sordu.
İstek onaylanınca görüşme yapıldı.
Bu konuşmanın ardından Başkan Obama, “Neden seninle konuşmakla bu kadar ilgilendi?” diye Michelle ‘e sordu. Michelle de onun gençlik yıllarında kendisine aşık olduğunu aktardı.
Başkan Obama sonrasında
“Yani, eğer onunla evlenmiş olsaydın şimdi bu güzel restoranın sahibi olurdun.” dedi.
Michelle cevapladı:
” Hayır. Eğer onunla evli olsaydım, Amerika’nın şu anki başkanı o olurdu.” dedi.

İki insan, aynı ya da birbirine yakın frekansta iseler ancak ortak bir şeylere sahip olur ya da yanyana gelebilirler.

imagesQA1QKMJB

 

İki insan, aynı ya da birbirine yakın frekansta iseler ancak ortak bir şeylere sahip olur ya da yanyana gelebilirler.

Bunu kavramak o kadar önemli ki, son çümleyi tekrar okuyup üzerinde düşünmenizi isterim. Bunun dış görünüş, kültürel geçmiş, eğitim, deri rengi, mali durum, ülke, ilgi vs ile en ufak bir ilgisi yoktur.

İki insan ancak aynı frekansa sahipse, yanyana gelir ve birlikte olurlar…..T.Alexander

Ortak acı, ortak hüzün, ortak pürüzdür esas yakınlaştıran,

10888473_1430389143922106_7612165797951758888_n[1]

Bir gün, bir bilge,
kendi türleriyle uçmayı reddeden iki ayrı cins kuşa rastlar yol kenarında.
Hayli merak eder bu iki farklı yaratığın nasıl olup da kendi aileleriyle,
ait oldukları yerlerde yasamak istemediklerini,
nasıl olup da bir ´yabancıyı kendi kardeşlerine yeğlediklerini.
Biri karga, biri leylek…
O kadar farklıdır ki kuşlar
İhtimal veremez birbirlerini sevdiklerine,
Kardeşleriyle değil de birbirleriyle uçmayı yeğlediklerine.
Öyle ya, karga dediğin kargalarla uçmalıdır,
leylek dediğinse leyleklerle.
Yaklaşır ve merakla inceler kuşları.
Ta ki her ikisinin de topal olduğunu keşfedinceye kadar.
O zaman anlar ki,
birlikte kaçar, birlikte uçar, birlikte yaşarlar beklenenlerin yanında tutunamayanlar.
O zaman anlar ki, sahip oldukları değil, sahip olmadıklarıdır kimilerini birbirlerine yakın kılan.
Topal kuşlar birbirlerinin arıza’larını bilir
ve sömürmek ya da örtmek yerine kabullenirler öylesine.
En sahici dostluklar ortak varlıklar üzerine değil,
ortak yoksunluklar üzerine kurulanlardır.
Aynı şekilde zengin, aynı şekilde mesut olanların
ortak paydaları sabun köpüğü gibidir uçar, söner gider.

Ortak acı, ortak hüzün, ortak pürüzdür esas yakınlaştıran,
yaklaştıran..

~Mevlana~