Cola’nın Verdiği Hastalıklar ve Rahatsızlıklar

image[1]

 

Günümüzde Türkiye’de Milyonlarca ve dünya genelinde Milyarlarca insanın içtiği Coca Cola neredeyse herkese aşırı bir bağımlılık yapmaktadır.. Peki Araştırmacılar Cola için ve bu meşrubatların yaptığı bağımlılık hakkında ne dediler ve ortaya neler çıkardılar, zararları nelerdir ve ne değildir hepimiz gözden geçirelim.

Birçok kaynaklarda geçtiği gibi daha öncesinde doğurganlığı önlemek için kısırlık ilacı olarak eczanelerde satılarak başlanan ve daha sonra içecek haline getirilen Coca Cola’nın benzer iddialarla bir çok benzer haberler bulunmaktadır.. İçerken tadına doyamadığımız gazlı içecekler aslında birçok hastalığa davetiye çıkarıyor. Ünlü yazar Karen Hill, ‘Yeteeerr! Artık Diyet Yapmak İstemiyorum’ adlı kitabında bu içeceklerin neden olduğu 12 hastalığı anlattı. Karen Hill, insanların kolaya olan düşkünlüğüne değinerek, ‘Türkiye’de adeta bir kola bağımlılığı var’ dedi.Bazıları Günde bir-iki litreyi geçiyor adeta su yerine kola tüketiyoruz.Öncelikle kola korkunç bir bağımlılık yaratan içecektir. Uyuşturucuyu bırakmak kadar zahmetlidir.İnsanların kolayı bırakmakta çok güçlük çektiğine değinen Hill, Bırakmaya karar verdikleri ilk gün korkunç migren ağrıları, titremeler, asabilik ve uykusuzluk yaşıyorlar.Fakat iki günü atlattıktan sonra bomba gibi oluyorlar.

İşte bırakmanız için en önemli 12 hastalığa sebep…

1-    Fazla kilo ve yağlanma

2-    Karaciğer hasarı

3-    Diş çürümesi

4-    Böbrek taşları ve Kronik böbrek hastalığı

5-    Asit reflü

6-    Kemik erimesi

7-    Hipertansiyon

8-    Kalp hastalığı

9-    Sindirim bozukluğu

10-   Alzheimer (hafıza kaybı)

11-   Kanser

12-   Şeker Hastalığı

kaynak: Son Manşet Haber

Beni acıtan duyduğum sözler,

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

Ne yaşananlar, ne olaylar, ne iniş çıkışlar beni incitiyor.

Beni acıtan duyduğum sözler,

Ne kulaklarım duymak, ne zihnim anlamak istiyor,

Ama nafile,

Hepsini kucağımda buluyorum insafsızca

Tökezleyip düşecek gibi olduğumda

Ellerimi açıyorum, kucağımdaki sözcükler sağ sola dökülüyor

Kurtuluyorum bu ağır yüklerden

Ve yürüyüp yoluma devam ediyorum

Anette İnselberg

 

Yalancı Çoban Senmisin?

11150376_1003565299668819_5169134899278832588_n[1]

Bana Bir Adım Gelene…

11136686_1003571259668223_7561643447255086652_n[1]

DOĞAL AĞRI KESİCİ KREM YAPIMI;

11130128_927687727272106_8490727988274615982_n[1]
3 yemek kaşığı kadar çam iğnesi(taze),

3 yemek kaşığı mentollü nane,

3 yemek kaşığı bilya kekik(top kekik),

3 yemek kaşığı biberiye,

2 tatlı kaşığı tane karabiber(top karabiber),

2 tatlı kaşığı karanfil ve 1 tatlı kaşığı acı pul biber güzelce karıştırılıp harmanlanır.
Bir toprak çömleğe(güveç kabı)en alta 1 yemek kaşığı saf katı kakao yağı ezilerek koyulup üzerine yukardaki karışımdan 1-2 yemek kaşığı koyulur,üzerine tekrar 1 yemek kaşığı saf katı kakao yağı koyulur üzerine tekrar bitki karışımı bu böylece bir kaç kat yapılır. Daha sonra çömleğin ağzı alüminyum folyo yada kendi kapağı ile kapatılıp fırına sürülüp 35-40 derecede 15-20 dakika pişirilip fırından alınır.

Sıvı haldeki bu karışım bir tülbentten süzülerek başka bir kaba alınır ve kendi halinde soğumaya bırakılır.Elde edilen ürün mükemmel bir ağrı kesici kremdir.Bu kremi eklem ağrıları,adale ağrıları v.s. ağrılarda kullanabilirsiniz.

Sadece iltihaplı romatizma hastalarının içine karabiber ve karanfil KOYMAMALARI gereklidir,çünkü iltihaplı romatizma ısıtıcı yağları sevmez.Tabi yüzdede kullanılmamalıdır.Bel boyun dizler bacaklar v.s. bölgelerde kullanılabilir.Çömlek bulamayanlar fırına girebilecek başka kaplardada yapabilirler ama çömlek varsa daha iyi olacaktır.

alıntı

Birçok ülkede çeşitli hastalıların tedavisinde arpa suyu çayı tüketilir.

imagesQUSHH6E7

Arpa zengin demir ve lif içermektedir. Birçok ülkede çeşitli hastalıların tedavisinde arpa suyu çayı tüketilir.

Arpa suyu kürü egzama, uyuz, mantar gibi çeşitli cilt hastalıklarına ve kaşıntılarına iyi gelmektedir. Arpa suyu, adale ağrıları, akciğer veremi, idrar yanması, böbrek ağrıları ve daha birçok hastalığın tedavisinde kullanılan doğal bir bitkidir. Arpa suyu, tatlımsak hoş kokulu aroması ile içimi de kolaydır. Uzak Doğu ülkelerinde oldukça popüler olan arpa çayı birçok hastalığa iyi gelmektedir. Her yıl tohumları ekilerek yetiştirilen arpa, tohum ve çimen kısmı çeşitli şekillerde kullanılır. Mide hastalıklarında iltihap giderici, sindirim sorunlarını giderici, mide bulantısını giderici etkileri bulunmaktadır.

Astım ve bronşitte etkili olan arpa suyu boğaz ağrısını alır. Kanı temizler, kalp sağlığını koruru ve kanserden korunmada etkilidir. Kurutulmuş kapsülü ve tozları üretilen arpanın, suyu başka bir deyişle çayı doğal yollarla hazırlanmaktadır.

Arpa Suyunun Cilde Yararları

Arpasuyu cildi güzelleştirir. Cildi temizleyerek yumuşatma özelliğine sahiptir. Diş etlerini korumaya da yardımcı olan arpa suyu, gece terlemelerini de önlemektedir. Arpa suyu anne sütü artıran besinler arasında olup anne sütünü hem miktar hem de kalite bakımından artırıcı özellik arz etmektedir.

Arpa çayı nasıl yapılır?

Arpa öncelikle tavada ya da fırında biraz kavrulur. Daha sonra dövülerek un haline getirir. Daha sonra 1 litre kaynar suyu 4 çay kaşığı kadar arpanın üzerine dökerek demleyin. 10-15 dakika kadar demlenince içmeye hazır olur. Zevkinize göre ılık, sıcak ya da soğuk olarak için. Arpa suyunu bal ve portakal suyu ile tatlandırarak da tüketebilirsiniz. Günde 2 kez yemeklerden sonra içebilirsiniz.

Arpa Suyunun Zararları

K vitamin açısından zengin olan arpan, kanın pıhtılaşmasında etkilidir. Fakat kanının pıhtılaşması sakıncalı olan kişileri arpa tüketmesi sakıncalıdır. Bunun dışında bilinen bir yan etkisi bulunmamaktadır. Ancak günde 2 fincandan fazla tüketilmemesi tavsiye edilmektedir.
7günde 3 kilo zayıflayın sayfasından alıntıdır

İçinde yumurta kaynattığınız suyu dökmeyin

imagesHMOZ800U

Yumurta kaynattığınız suyun ne kadar yararlı olduğunu biliyor muydunuz? …

Yumurta kaynattığınız su mineral ve kalsiyum bakımından oldukça zengindir. Evinizde bulunan çiçeklerinizi bu suyla sulayarak solmuş çiçeklerinizi bile canlı hale getirin.

SAÇINIZIN CANLI GÖRÜNMESİNİ SAĞLAR
Suyu ılıtıp saçınıza dökün protein açısından zengin olan yumurta suda kaynatılınca protein suda çözünür ve saçınızın daha canlı görünmesini sağlar.

KİRECİ TEMİZLEMEK İÇİN YUMURTA KABUĞU
Yumurtanın kabuklarını da kaplardaki kireci temizlemek için kullanabilirsiniz. Kaplardaki kireci temizlemek için kabın içine yumurta kabuklarını bırakıp kaynatın veya bir miktar sirke döküp kaynatın. Kireç’in yok olduğunu göreceksiniz.

İÇİMDEN BİR SES DİYOR Kİ;“VAZGEÇEBİLME” YETENEĞİN yoksa Sen bir KÖLESİN!

images[4]

Özgürlüğüne, mutluluğuna sağlığına
Ve başarına,
Sahip çıkmanın yollarından biri de,
Bazen bir şeylerden vazgeçmektir!
Sahip çıkmaktan vazgeçmek!
Ve geride bırakmaktır!
Sen daha çok annen, baban
Ya da çevren tarafından
Elde ettiğin ve öğrendiğin
Her şeyi korumak
Ve onları asla bırakmamak düşüncesiyle
Yetiştirildin.
Sen sıkı bir “stokçu” olmayı öğrendin.
Böylece
Bulduğun her şeyi biriktirmeye
Ve asla elden çıkarmamaya
Alıştırıldın.
Ve eğer öyle kalmaya devam edersen,
Hayatının geri kalanında da
Tıpkı evindeki eski eşyaları
Elden çıkaramayan
İnsanlar gibi olacaksın.
Ve Taylor Durden’in dediği gibi
”sonunda sahip olduklarımız bize sahip olacak!”
Durden, der ki
“Sahip olduğun şeyler sonunda sana sahip olur!”
Ya da
Cioran söylediği gibi
”Özgürlüğün Yolu Vazgeçebilme Yeteneğinden Geçer!”
Sözünü HAYATINA uygulayacaksın
Senin KANATLARIN
İnanç ve düşüncelerindir..
Onlar seni ya uçurur,
Ya da düşür..
Sen hala uçamıyorsan..
Düşüncelerini KONTROL ET..
Vazgeçmen gerekenlerden
VAZGEÇ
”Bazen çok küçük şeyler ayaklarımıza dolanır.”
Bu bazen çalıştığın iş yerinde
Elde ettiğin
Bir pozisyondur;
Mutsuzsun ama onu kaybetmekten
Korkarak,
Risk almaz ve kendi kaderini
Belirlemekten
Çekinirsin.
Bu bazen sana zarar veren
Bir arkadaş
Yahut başka bir yakınındır;
Düzeleceği de, değişeceği de yok
Ama sen umut edip durur.
Onu hayatından çıkarmazsın.
Bu bazen paradır.
Elinden kaçırırsan yeniden
Elde edemeyeceğinden korkar,
Ondan yararlanmayı bile unutur,
Sadece bir köşeye atarsın.
Kısacası!
Vazgeçemediğin fikirler,
Vazgeçemediğin alışkanlıklar,
Vazgeçemediğin ilişkiler,
Vazgeçemediğin bir ton şey
Sonunda yaşam alanını daraltır.
Bir bakmışsın hiçbir yere,
Hiçbir şekilde hareket edemiyor,
Adım atamıyorsun,
Zaman hızla akıp geçerken
Sen öylece kalakalmış.
KÖLELEŞMİŞSİN.
Onlarca fırsat kaçmış,
Sen HEP aynı yerde sayıyorsun…
Ve görüyorsun ki, tüm biriktirdiklerin,
Hayatını devasa “bir çöplüğe ” dönüştürmüştür!
Yani anlayacağın sahip olduğun her şey
Sana SAHİP olmuş!
VE şimdi vazgeçemediklerin yüzünden
Özgürlüğüne,
Mutluluğuna,
Başarına
Sağlığına
Ve dahası
Kendine
Sahip çıkamıyorsun.
EĞER sahip çıkmak istiyorsan
Bir şeylere bazen sahip ÇIKMA!
Koy ver gitsinler!
Vazgeç!
Hastalıklar,
Ruhunla bedenine,
Gösterdiğin saygısızlığa
Bir başkaldırıdır.
İyileşme ise
Bu saygısızlığı ortadan kaldırmak için
Kendine doğru yapacağın
Yolculukla başlar.
Hastalıklar bir sonuçtur.
Nedensiz olmazlar.
Bu eşyanın tabiatına aykırıdır.
Mutlaka nedenleri var.
Yalnızca Sonuçları YOK ederek
Köklü çözüm BULAMAZSIN.
Tekrar tekrar aynı sorunu
Farklı şekillerde YAŞARSIN
Ancak
NEDENLERİ yok edersen.
SONUÇLAR da kendilerini
Kendiliğinden BERTARAF ederler.
Tutunduğun kör inançlardan
Korkulardan, önyargılardan
VAZGEÇERSEN
SEN de mutlaka
MUCİZELER yaşayacaksın
İşte tam da bu yüzden
Sen Kendi Sevgine Layıksın..
Kendini SEV
Kendine SAYGI göster
Şimdi öz değerine sahip çık.
Öfke, Endişe, Korku
Her yerde var
Rahatsızlığının sebebi
Zaten BU…
Bir küçük KIRINTI bile olsa
Sevgin var mı? SEVGİN
Bana ondan HABER ver
EĞER sevgin varsa
KURTULUŞ umudun da VAR..
Diğerlerini serbest BIRAK
VAZGEÇ
SEN her zaman
SEVGİYLE ol
Sevgi içermeyen her şeyden
VAZGEÇ
SEVGİ ŞİFADIR
Bilmelisin ki
Sen İZİN vermedikçe
Hiç bir FIRTINA yüreğindeki
YAŞAMA AZMİNİ SÖNDÜREMEZ
BEN daima seninleyim.
Ne kadar küçük olursa olsun
İlk adımı isteyerek at.
İyileşmeyi ve öğrenmeyi
Tüm içtenliğinle iste,
MUCİZELER mutlaka gerçekleşecektir.
KENDİNLE BARIŞ, DÜNYA SENİNLE BARIŞMAYA HAZIRDIR

__ ALINTI __

’Roseto Etkisi’’ bize, sağlıklı yaşamın, sadece yediğimiz içtiğimizden ibaret olmadığını göstermesi nedeniyle çok önemli.

11073923_1034500253231186_5630566275790081751_o[1]

 

Bütün bu kaos içerisinde, gözden yiten çok önemli bir şey var!

O şeyin ne olduğunu bulmak için, sizi biraz uzaklara, Pennsylvania’nın Roseto kasabasına götüreceğim.

Roseto, Amerika’da, İtalyan göçmenlerin yaşadığı bir yerleşke.

Roseto’yu farklı kılan, hatta onu ‘’Roseto Etkisi’’ adlı bir çalışmayla tıp tarihine kazıyan önemli bir özelliği var.

Bu özellik, 1961 yılında, kasaba doktorunun, Oklahoma Üniversitesi‘nden Prof. Dr. Stewart Wolf’la yaptığı sohbet sırasında ortaya çıkıyor.

Roseto’nun doktoru, kasabada yüksek risk grubu olan 55 ile 64 yaş arasında hemen hiç kimsenin kalp krizi geçirmediğini, 65 yaş üstündeyse kalp krizine bağlı ölüm oranının yalnızca %1 olduğunu anlattığında, Dr. Wolf şaşırıyor.

Ortalamalar, Amerikan ortalamalarıyla kıyaslanmayacak ölçüde mükemmel!

‘’Çok sağlıklı besleniyor ve spor yapıyor olmalılar, değil mi?’’ diye soruyor.

Kasaba doktorunun cevabı, beklediğinden çok farklı.

Bu yoksul İtalyan yerleşkesinde insanlar, bol bol şarap tüketiyor, filtresiz sigara içiyor, gaz ve toz dolu taş ocaklarında çalışıyor…

Hmmm, neden Akdeniz diyeti olmalı!

O da değil!

Çünkü kasabadaki yoksul İtalyanların, ülkelerinden zeytinyağı getirtecek ya da satın alacak paraları olmadığı için, köfte ve sosislerini, en ucuz yağ olan domuz yağında kızartıyorlar.

Çoğu iri yarı, bugünün ölçülerine göre obez…

Ama kalpleri sağlıklı, krize öyle kolay teslim olmayan türden…

Dr. Wolf, bu durumun şaşırtıcılığını, bilim adamı meraklılığıyla çözmeye karar veriyor.

Araştırmalarında farklı bulduğu en önemli şey, kasabalıların kurduğu çok güçlü sosyal bağlar.

Halkın arasında gelir uçurumu yok.

Paylaşımcı, kederde ve kıvançta tek yürek olabilen bir halk, Roseto halkı.

Yaşlılar, toplumda büyük saygı görüyor.

Sofralar sadece mideleri değil, ruhları da besliyor.

Güven duygusu yüksek ve stres düzeyi düşük.

Kasabanın tek bir tabusu var:

Zenginlik gösterisi, gösteriş budalalığı…

Giysilerle, evlerle, arabalarla kendisini diğerlerinden farklı ve üstün kılmaya çalışmak, Roseto’da çok ayıp kabul ediliyor…

‘’Roseto Etkisi’’ bize, sağlıklı yaşamın, sadece yediğimiz içtiğimizden ibaret olmadığını göstermesi nedeniyle çok önemli.

Başka şeyler de olmalı!Şimdi gelin, bir kez daha Roseto’ya dönelim!

Yıllar geçiyor…

Roseto’nun gençleri, yavaş yavaş kasabayı terk edip, büyük kentlere okumaya ve çalışmaya gidiyorlar…

Çoğu iyi paralar kazanıp geri döndüklerinde, Roseto’nun merkezinin dışında, yüzme havuzlu, lüks evler inşa ediyorlar…

Artık üç nesil bir arada değil…

Çocuklara, engin yaşam denizinde fener olan yaşlılar yok…

Ortak sofralar dağılıyor, ortak ruhlar da…

Sonra ne mi oluyor?

Roseto’lular da şimdi, başkaları gibi yaşıyor, onlar gibi ölüyor…

Kıskanılacak pek bir şeyleri yok artık…

Doç. Dr. Şafak Nakajima

İnsanların kalplerini kırdığında da bu çitlerdeki gibi delik açmış olursun

images[5]

 

Bir zamanlar çok sinirli ve hırçın bir çocuk vardı.Birgün hırçınlığının ardından öfkesi yatışıp üzüntü hissetmeye başladığında, babası bir torba çivi verdi çocuğa. Ve, ne zaman sinirlenip hırçınlık yapar ise, bu çivilerden birini arka bahçedeki çitlere çkmasını söyledi.
Çocuk, ilk gün 37 çivi çaktı. Daha sonraki günlerde çakılan çivi sayısı git gide azaldı. Çocuk, öfkesine hakim olmanın arka bahç…eye gidip çivi çakmaktan daha kolay olduğunu zamanla fark etmişti.
Sonunda çocuk öfkesine hakim olur hale geldi. Gidip durumu babasına sevinç içinde anlattı. Babası, bu defa , kendisini tutabildiği her ün için çivilerden bir tanesini çitlerden sökmesini istedi oğlundan.
Günler, haftalar geçti ve en sonunda çocuk babasına tüm çivilerin bittiğini haber verdi. Bunun üzerine, babası:
“Aferin oğlum! iyi iş becerdinm ve öfkene hakim olmayı başardın” dedi ve çocuğun elinden tutup onu çitlerin yanına götürdü. Eliyle çitlerdeki delikleri göstererek:
“Delikleri görüyor musun? İşte bu çitlerdeki bu delikler tamamen kaybolmayacaktır. İnsanların kalplerini kırdığında da bu çitlerdeki gibi delik açmış olursun. Ardından özürde dilesen bile, o yaranın izi orada kalır.

Bilmeniz Gereken 16 Türk Ressam ve Tabloları

Osman Hamdi Bey, Fikret Mualla, Abidin Dino, İbrahim Çallı başta olmak üzere ünlü Türk ressamların en önemli tablolarını sizler için derledik.

1. Hoca Ali Rıza (1858 – 1930) – Göl Kenarı

Hoca Ali Rıza, Türk resminde manzara resmi yapan ilk ressam değildir ama saray bahçelerinden çıkıp bir empresyonist gibi kırlarda ve sahillerde resim yapan ilk Türk ressamıdır. Ayrıntılara gösterdiği özen ve renk bilgisi onun üslubunu farklı kılan noktalardır. Resimde şiirsel bir üslup vardır. Bu resimde olduğu gibi tüm manzara resimlerinde maviler ve yeşiller ağırlıktadır. Resimlerinde figürü boyut belirleyici olarak kullanır.

Hoca Ali Rıza, hiç Avrupa’ya gitmemiş olmasına ve empresyonizmi görmemesine karşın resmine batılı bir tarz katmıştır.

hoca ali riza göl kenarı

2. Şeker Ahmet Paşa (1841 – 1907) – Narlar ve Ayvalar

Geometrik açıdan sepetteki ayva ve narların dizilişi, birbirleriyle oluşturduğu kompozisyon resmin en dikkat çekici özelliğidir. Ayrıca, resmin gerçekçi duruşu, renklerin birbiriyle uyumunda önemlidir. Şeker Ahmet Paşa’nın resimlerindeki renk zenginliği, doğadaki gerçekliği verme kaygısı, onu doğa lirizmi diyebileceğimiz bir üsluba yaklaştırdı.

Paris’te Louvre Müzesi’ne hayatta iken resmi kabul edilen ilk Türk ressamıdır. Resimlerinde değişik bir perspektif anlayışı vardır. Daha çok natürmort resimleri ile bilinir.

seker ahmet pasa narlar ve ayvalar

3. Osman Hamdi Bey (1842 – 1910) – Kaplumbağa Terbiyecisi (1906)

Kaplumbağa Terbiyecisi’nin 1906 ve 1907 olmak üzere iki farklı versiyonu vardır. Bu yazıda gördüğünüz 1906 versiyonudur. İki versiyon arasındaki temel fark, 1906 versiyonunda 5, 1907 versiyonunda 6 kaplumbağa olmasıdır.

Osman Hamdi Bey’in bu tablosu, özellikle ilham kaynağına dair net bilgilerin olmadığı dönemde, geri kalmış bir toplumu çağdaşlaştırmaya çalışan bir aydının yorgun hâlini anlattığı şeklinde yorumlanmıştır. Kaplumbağaların esin kaynağının, Lale Devrindeki Sadabad eğlenceleri sırasında, hava karardıktan sonra sırtlarına mum dikilerek serbest bırakılan kaplumbağalar olduğu öne sürülmüştür. Bu yoruma göre, Sanay-i Nefise, Asar-ı Atika Müzesi, Duyun-u Umumiye gibi birçok kurumu kurmak ve yönetmek görevini üstlenen Osman Hamdi Bey, tabloda kendini terbiyeci, kendi iş yapış biçimine uyum gösteremeyen astlarını ise yemeğe ulaşmaya çalışan kaplumbağalar olarak göstererek, onları hicvetmektedir.

Başka yorumlara göre, düşünceli biçimde dikilen adam, sabır gerektiren zor bir iş olan kaplumbağaları terbiye etme işini, elindeki ney ve sırtındaki nakkareyi çalarak başarmayı ummaktadır. Bu yoruma göre de terbiyeci Osman Hamdi Bey’in kendisidir. Terbiyecinin zorlu işi elindeki müzik aletleriyle halletmeye çalışması, Osman Hamdi Bey’in de değişime direnen bir toplumu sanat yoluyla çağdaş seviyeye getirmeye çalıştığını, bu yüzden sanat okulu ve müze açma girişiminde bulunduğunu vurgular.

osman hamdi bey kaplumbağa terbiyecisi

4. İbrahim Çallı (1882 – 1960) – Üsküdar

Ressam Roben Efendi’den de resim dersleri alan Çallı, Şeker Ahmet Paşa’nın önerisi üzerine 1906 yılında şimdiki adı Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olan dönemin Sanayi-i Nefise Mektebi’ne girdi. Altı yıllık okulu üç yılda bitirdi.

Türk resminde, İbrahim Çallı ve arkadaşları, “1914 Kuşağı Türk Ressamları”, “Türk İzlenimcileri” ve  “Çallı Kuşağı” olarak anılırlar. Çallı, resim alanında batı anlayışına yönelik bir sürece girilmesinde önemli itici güçlerden birisi olmuştur. Çalışmalarının tümünde gözlemlenen izlenimci anlayış, Avrupa’nın resim uygulamalarında görülen izlenimcilik akımının kurallarını sıkı sıkıya uygulamaktan çok, kendine özgü bir karakter sergilemiştir. Bu karakter Çallı’nın kompozisyonu oluşturan unsurların seçiminde ve resimsel dili oluşturmasındaki tavrı ile ortaya çıkmaktadır.

Üsküdar tablosunun önemi, ressamın paletindeki tüm renkleri ustalıkla kullanmasıdır. Resme baktığınızda, kendinizi Çallı ile beraber Üsküdar’da o yıllarda dolaşır gibi hissedersiniz.

ibrahim çallı üsküdar

5. Bedri Rahmi Eyüboğlu (1911 – 1973) – Tophane

Bedri Rahmi Eyüboğlu, görsel sanatların farklı dallarından pek çok eser bıraktı. Bu tablo, ressamın izlenimcilik etkisini net olarak ortaya koyar.

Avrupa kültürünü takip eden İstanbul’da modernizmin simgesi olmayı amaç edinen kalabalığı, sanat yakınlığı, gece yaşamı, kahve kültürüyle 1900-1950 arasında semt kültürüne sahip olan Tophane, Bedri Rahmi ve arkadaşlarının uğrak yeri. Canlı ve parlak renkleri tercih eden ressam, sağ tarafa yerleşip, oval cephesi ve açık rengiyle eserin kırılma noktasını direkt vererek dikkat çekmek istemiştir.

bedri rahmi eyüboğlu tophane

6. Mahmut Cûda (1904 – 1987) – Sara (1929)

Mahmut Cûda’nın az sayıda nü çalışmasından biri olan resme, pembe elbise giydirmesinin öyküsü ilginçtir. 1929 yılında yaptığı üç nü tablodan birine pembe volanlı elbise, 1931’de evlendiği eşi Nazıma Hanım’ın Akademi Balosu’nda giydiği elbisedir.Cûda, çok sevdiği eşiyle ilk karşılaşmasında üzerinde gördüğü bu elbiseyi nü tablosunun üzerine giydirir. Peki nü tablosunu yaptığı Sara kim? O dönemde, Akademi’de çalışan modellerden biri. Aslında ressamın natürmortları çokça bilinse de, bu tablosu çok etkileyici.

mahmut cuda sara

7. Feyhaman Duran (1886 – 1970) – Celaleddin Arif Bey (1907)

Türk resim sanatında portre sanatının ilk ve en önemli temsilcisidir. İzlenimci bir anlayışı yansıtan eserlerinde renk ve desen uyumu dikkat çekicidir. Aynı zamanda, en güzel Atatürk portrelerini yapan ressamdır.

Portresini yaptığı Celaleddin Arif Bey, son Osmanlı Meclis Başkanı’dır. Feyhaman Duran’ın Avrupa’da aldığı resim eğitiminin baskın özelliklerini ortaya koyduğu yapıtıdır. Elinde kitap okuyan Arif Bey, isminin şöhretine yakışan sert bir poz veriyor.

feyhaman duran

8. Fikret Mualla (1903 – 1967) – Caz Orkestrası

Kendi hayatı her ne kadar acı, hüzün, hastalık, alkol gibi zorluklarla dolu olsa da bütün yapıtlarında yaşama sevinci hakimdir. Resimde, Fikret Mualla coşkulu bir müzikal ortamı yakalamayı başarmıştır. Desen ve gözlem ustası Mualla, Paris’te Henry Matisse’nin renk kullanımından etkilendi, dışavurumcu akımın etkisi altına girdi. Öznelliğe ağırlık verip gerçekliğe bağlı kalmamak. Renkli kağıtlar üzerine guaj ile yaptığı resimler onun imzasıdır adeta. Cazcıları resmettiği çok sayıda resmi vardır. Neticede bir ressamın bir dönemi, bir kenti, bir tarzı nasıl belleklerde iz bırakacak şekilde işleyebileceğini gösteren ilginç temalardandır.

Fikret Mualla Caz Orkestrası

9. Nazmi Ziya Güran (1881 – 1937) – Sokak Manzarası

Empresyonizmi en üst seviyede temsil eden ressamın bu eseri başyapıtları arasında gösteriliyor. Resimde İstanbul insanının bu doğal ve kentsel ortam içinde akıp giden yaşamını ele almıştır. Sanatçı, tipik tarzı olan değişken ışık anlayışını bu resmine de aktarmış.

nazmi ziya güran

10. Nuri İyem (1915 – 2005) – Üç Güzeller

Nuri İyem, mahur, güzel, çekingen, melankolik, utangaç kadınlarla bizi sarmalar. Bu kadın yüzleri, hem çocukken kaybettiği ablasının hayali imgesi hem de zamanı aşan ikonik bir sembol olarak Nuri İyem sanatının önemli bir örneğidir. Üç Güzeller teması, Yunan ve Roma mitolojisinde karşımıza çıkar. Bu üç tanrıça, neşe, görkem, övünç adlarıyla güzellik, doğa, cazibe, yaratıcılık ve doğurganlığı temsil eder. İyem’in de Anadolu kadınına övgü dolu gözlerle baktığı bellidir bu resmiyle.

nuri iyem üç güzeller

11.  Namık İsmail (1890 – 1935) – Sedirde Uzanan Kadın (1917)

Namık İsmail daha ziyade nü tablolarıyla bilinir. Bu resim, Osmanlı’da elit tabakaya ait batıya özgü giysileri olan bir kadın figürünün resmedilmesi ve arka planda kitaplarla dolu kitaplık, batılılaşma dönemi sonrası üst tabakadan kitap okuyan kadını simgeler. Yerdeki hat levhası, vazo, sehpa, yastıklar, kadının yüzündeki hüzün, düşünceli görünümü, resimdeki objeler resmin duygu atmosferine göre seçilmiş. Kullanılan pastel tonlar, duygu atmosferini bütün resme yaymış. Resimdeki ışık kadının yüzüne odaklanmış, bu kadının duygulu, zarif kişiliğini öne çıkarmıştır. Kadının eli aynı ışık içinde kullanılarak narin duruşuna katkı sağlamıştır.

namık ismail

12. Hale Asaf (1905 – 1938) – Otoportre

Hale Asaf, kısacık yaşamında bir taraftan hastalıklarla mücadele etmiş, bir taraftan resim tutkusuyla Avrupa – İstanbul arasında mekik dokumuş önemli bir kadın ressamdı. Asaf, aynı zamanda ilk Türk kadın ressamlardan Mihri Müşvik’in yeğeniydi.

Bu portre, Paris’teki hocası Andre Lhote’nin ona kazandırdıklarıyla kübizm etkisinde yaptığı otoportredir. Tekniğinin güzelliği kadar, kendini bir Türk kadını olarak tasviri de çok önemlidir. Kadınsı yönlerini geride bırakmış, ayağı sağlam basan, kendinden emin genç Türk kadınlarını bu otoportre vesilesiyle yansıtmıştır.

hale asaf otoportre

13. Abidin Dino (1913 – 1993) – Uzun Yürüyüş (1956)

Abidin Dino, sanatın her dalında gösterdiği çalışmalarla çağdaş kültürün gelişmesinde çok çaba harcamış bir sanatçıdır. Dino, aslında hayatı boyunca çizdiği, bir nevi kartvizit işlevi gören el ve parmak çizimleriyle bilinir. Picasso’nun deyimiyle en düzgün el ve parmak çizen iki kişiden biridir.

Bu tablosu için, Nazım Hikmet şiir yazmıştır.

Bu adamlar, Dino,
ellerinde ışık parçaları,
bu karanlıkta, Dino,
bu adamlar nereye gider?
Sen de, ben de, Dino,
onların arasındayız,
biz de, biz de, Dino,
gördük açık maviyi.

abidin dino yürüyüş nazım hikmet

14. İbrahim Balaban (1921 – ) – Harman (1958)

Anadolu insanının yaşamından ve halk efsanelerinden yola çıkarak toplumsal gerçekçi yapıtlar üreten 94 yaşındaki usta ressam Balaban, bugün hâlâ Nâzım’dan Şair Baba” diye bahsediyor ve O bir güneşti, beni ışığıyla aydınlattı.” diyor. Nazım Hikmet, onun Harman tablosu için şu şiiri yazmıştır.

Seçköyü’nden Feyzioğlu Ali’nin kızı,
harman yerinde su döküyor dombaylara.
Dombaylar kızgın tuğladan
dombaylar kırmızı kara.
Ben de dombaylar gibi,
eydim kafamı toprağa.
Su dök!
serinleyeyim!

ibrahim balaban

15. Nurullah Berk (1906 – 1982) – Ütücü Kadın

Resimde konturlar değişmeyen bir unsur olarak yer almış. Bu resimde, biçimler öteki resimlerde olduğu gibi çok parçalı değildir. Parçalanmalar formu bozmayacak şekilde yer yer kontur kullanmadan renkler ve tonlarla yapılmıştır. Önceki resimlerinde merkezi olan konpozisyon burada değişmiş, figür bu sefer resmin ortasında değil sol tarafta yer almıştır. Geleneksel biçimlerin üzerine bu resimde daha önemle durulmuş. Konu olarak yine gündelik hayatlardaki insan motifleri işlenmiştir.

nurullah berk

 16. Avni Arbaş (1919 – 2003) – Atlı (1986)

Dostu Nazım Hikmet’in de gördüğünde “Avni’nin Atları” adlı şiirini yazdığı “Atlar” serisi bir panelde tartışılırken, “Bazen kendimi at gibi hissediyorum” demiş Avni Arbaş. Panel yöneticisi can havliyle araya girmiş “Aman efendim, estağfurullah” diye karşılık vermiş. “Halbuki”, diyor “at olmak güzel bir şeydir”.

avni arbaş kuvayı milliye nazım hikmet

Kaynak

Günde 1 Resim

Duygularımı Kucaklıyorum

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

Kışın nasıl baharın geleceğini biliyorsak, yazın da sonbaharın geleceğini biliriz. Ve hiç birine direnmeyiz. Kabule geçer ve kendimizi şartlara göre hazırlarız…

O zaman üzüntüyü, kederi, ağlamayı, yalnızlığı niye dışlıyoruz ki…

Neşe, sevinç ve mutluluk gibi onlar da yaşanmayı haketmiyor mu? Tüm duygularımızın bize öğrettiği başka bir şey vardır. Ben tüm ama tüm duygularımı gönülden kucaklıyorum, iyi ki hepsini hissedebileceğim bir hayata sahibim…

İyi ki varlar… İyi ki varsınız…

Anette İnselberg

Allah Allah Manyak Mıdır Nedir?

11120043_989681017717991_6963042033236964081_n[1]

Bitter çikolata ye sağlığını koru…!

10572039_439968256169792_9206620079268748540_o[1]

Bitter çikolatanın kolesterolü düşürdüğünü söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Cihangir Akça, bitter çikolatayla ilgili bilgiler verdi.

Bitter çikolata ye sağlığını koru
Kakao oranı yüksek çikolata tüketimi, sanıldığının aksine sağlığınız için faydalıdır. Kalp sağlığınızı korumak, kendinizi daha iyi halde hissetmek, spor yaparken yağ yakımınızı hızlandırabilmek ve cilt sağlığınızı koruyabilmek için günde 20 gram %80 kakao içeren bitter çikolata tüketimi en tatlı kaçamak için idealdir.

Ancak doymuş yağ ve yüksek kalori içermesi nedeniyle yeterli miktarda tüketilmesi önemlidir. Beslenme ve Diyet Uzmanı Cihangir Akça, bitter çikolatanın faydaları ile ilgili şu bilgileri verdi…

Yapılan araştırmalar sonucu günde 20 gram %80 kakao içeren bitter çikolata tüketimi ile kalp sağlınızı koruyabilir, kan basıncınızı dengeleyebilir, kanser nedeni olan oksidasyonlar ile savaşabilir. Ayrıca cildinizi güneşin zararlı etkilere karşı koruyucu etki gösterebilir, cildinize ışıltı katarak güzelleştirebilir ve mevsim geçişlerinde oluşabilecek yorgunluk ve stres durumu için ruhunuzu besleyen lezzetli bir tatlıdır.

Bitter çikolota kolestrolle savaşıyor
%70-80 kakao içeren çikolatalarda, polifenoller bakımından zengin olması nedeniyle lipit peroksidayonunu engelleyebilir ve kalp damar rahatsızlıklarını en aza indirebilir. Sigara içmeyen gönüllü kişilerde yapılan çalışmaya bakıldığında, düzenli olarak 3 hafta bitter çikolata tüketen kişilerde %11,4 oranında HDL (iyi kolesterol) kolesterolün yükseldiği, serum LDL (kötü kolesterol) değerlerinde %11,9 oranında azaldığı görülmüştür. Bu sayede kakao polifenolleri ile HDL kolesterol artması ve LDL kolesterolün azalmasına bağlı olarak oksidatif hasara karşı daha dirençli hale geldiği ve bu sayede kalp sağlığınızı koruyabileceğini söyleyebiliriz.

Dengeyi tutturmak gerekiyor
Düzenli ve yeterli miktarda bitter çikolata yemek kan basıncınızın düzenlenmesine yardımcı olabilir. Flavonoidlerden zengin olması nedeniyle düzenli bitter çikolata tüketimi nitrik oksit üretimini uyarır. Nitrik oksit bu sayede kan basıncını azaltır, kanın damarlarda rahatça akmasına ve genişlemesine yardımcı olabilir ve kan basıncını düzenleyebilir. Fakat çikolata doğmuş yağ oranı ve kalorisi yüksek olması nedeniyle yeterli tüketilmesi önemlidir.

Bitter çikolata yükselişte
Bitter çikolata diğer tatlıların ve şekerin aksine glisemik indeksi düşüktür. Bu durum diğer tatlıların aksine kan şekerinizin hızlı yükselmesi değil, bitter çikolata tüketim sonrası kan şekerinizin yavaş akımını sağlaması demektir. Bitter çikolatadaki antioksidanlar insülin hormonun doku duyarlılığını arttırır, flavanoidler içermesi ile kan şekerinizi düzenler ve diyabet riskinizi azaltmaya yardımcı olabilir.

Psikolojik etkileri yüksek
Etrafı saran kokusu bile mutluluk nedeni olan bitter çikolata, yeterli miktarda tüketildiğinde yapılan araştırmalar stresi azalttığı, mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin hormonun arttırmasına yardımcı olabileceği kanıtlamıştır.

Kakao oranı yüksek olan bitter çikolatanın mutluluğun besinlerdeki ismi ve vücudun üretmediği elzem amino asit çeşidi olan triptofan içermesi ile ruhunuzu beslemesine yardımcı olabilir.

Mevsim geçişlerinde artan stresinizi azaltmak istiyorsanız eğer; 10 gram bitter çikolatayı benmari usulü eritip, 1 yemek kaşığı yaban mersini ilave edip ve buzdolabında dondurduktan sonra stres yönetimi için light süt ile tüketebilirsiniz.

Kramp önleyici etkisi mevcut
Bitter çikolata polifenollerden zengin olmasıyla, spor öncesi tüketimi ile yağ yakımınızı hızlandırabilir. Yağsız süt ile hazırlanan filtre kahvesine yarım muz ve benmari usulü eritilmiş bitter çikolata karışımı potasyumdan zengin olması nedeniyle kas kramplarını engeller ve yağ yıkımını hızlandırabilir.

Cildinizi güzelleştirin
Bitter çikolatanın antioksidan yüksek oranda içermesi nedeniyle yeterli miktarda düzenli tüketildiğinde cildinizi güneşin zararlı etkilere karşı koruyucu etkisi vardır ve ışıltı katmasına yardımcı olabilir

Karadut yorgunluk ve halsizliğe birebir…!

11150397_440369412796343_1466304021321017155_n[1]

Kendinizi yorgun hissettiğinizde taze sıkılmış karadut suyu size enerjinizi geri kazandırabilir. Tam bir enerji deposu olan karadut, ayrıca yaşlanmayı da geciktiriyor.

Karadut yorgunluk ve halsizliğe birebir
Sağlıklı yaşamın vazgeçilmezleri arasında yer alan meyve ve sebzeler, birçok hastalığa da iyi geliyor. Sağlıklı beslenmenin vazgeçilmezlerinden olan ve tadı da oldukça lezzetli olan karadut meyvesi de bunlardan biri.

Yaşlanmayı geciktiriyor
Uzmanlar, taze sıkılmış karadut suyunun, yorgunluk ve halsizliğe son verdiği, bunun yanı sıra yaşlanmayı da geciktirdiğini belirtiyor.

Bağışıklığı güçlendiriyor
Eğer sizde kendinizi sürekli yorgun ve halsiz hissediyorsanız, hareket etmeye enerjisiniz yoksa tam bir enerji deposu olan karadut suyu içebilirsiniz. Uzmanlar, içeriğinde oldukça fazla antioksidan olan karadutun ayrıca bağışıklık sisteminin güçlenmesine de destek olduğunu belirtiyor.

Bağırsakların çalışmasına yardımcı oluyor
Metabolizması yavaş olan ve kabızlık sorunu yaşayan kişilere de karadut tüketmeleri öneriliyor. Bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olan karadut, mide hastalıklarında da son derece faydalı olan bir meyve. İçeriğinde şeker, organik asitler, pektin ve C vitamini bulunan karadutun kan yapıcı özelliği olduğu da belirtiliyor.