Annem ‘Kız arkadaşlarını unutma’ diye tavsiyede bulunmuştu..

10849918_799492666780761_6036724758610452337_n[1]

Annem ‘Kız arkadaşlarını unutma’ diye tavsiyede bulunmuştu..
‘Yaşın ilerledikçe senin için daha önemli olacaklar,
kocanı-çocuklarını ne kadar çok seversen sev, yine de kız arkadaşlarına ihtiyaç
duyacaksın..
Onlarla bir yerlere gitmeyi ihmal etme..
Onlara vakit ayır ve kız arkadaşlarını daima hatırla..
Onlar sadece arkadaşların değil..
Senin kardeşlerin, kızların…’ demişti..
‘Ne kadar komik bir öğüt. Daha yeni evlenmedim mi ?
Artik ben evli bir
kadınım. Kız arkadaşlarına ihtiyaç duyan bir genç kız
değilim ki. Bundan sonra kocama hayatimi adamak,
yapacağım tek şey olacak’
diye düşünmüştüm..
Ama yıllar geçtikçe, çocuk olsa da ya da olmadıkça,
kocalardan boşandıkça ,
sevgililerin biri gidip diğeri geldikçe, annemin
dediklerinin ne anlama geldiğini çok iyi anladım..
Zaman geçiyor..
Hayat akıyor..
Mesafe ayırıyor..
Ask büyüyor.. Sonra azalıyor..
Kalpler kırılıyor..
kocalar evde bir yerde duruyor..
Veya evlilikler mahkemede son buluyor..
sevgililer değişip duruyor..
Erkekler arayacaklarını söyleyip, aramıyor..
İsler geliyor ve gidiyor..
Ebeveynler ölüp gidiyor..
Komsular değişiyor..
Ama kız arkadaşlar hep oradalar…
Siz onları bırakmadığınız sürece..
Geçen yıllar ve arada kaç km. mesafe olduğu hiç önemli değil..
Bir kız arkadaş, hiçbir zaman ona ihtiyaç duyduğumuzdan
daha uzak değil..Hayatiniz içinde, öyle ya da böyle, yakin ya da uzak..

Arkadasınız olan kadınlara bunu yollayın..
Ben simdi yaptım bile…
Tüm Kız Arkadaşlarıma Sevgiler.SİZİ SEVİYORUM.

Niye Kimse Aramıyor?

11205020_884045381658822_1692000041035008443_n[1]

Kaslarımız erimesin!!

Yoğurt[1]

Gençlikte toplam vücut kütlesinin yaklaşık üçte birini oluşturan kas kütlesi, 75 yaşına kadar yarı yarıya azalıyor. 50’li yaşlarda başlayan kas gücündeki azalma 70’li yaşlarda özellikle sırt, kol, bel ve bacak kaslarında kuvvet kaybı olarak ortaya çıkıyor.

Yaşlanmaya bağlı olarak kas gücünün ve dayanıklılığın azalması “kas erimesi” (sarkopeni) olarak tanımlanıyor. Özellikle yaşlılarda kas erimesinin önlenmesi, düşme riskinin önüne geçmesi ve kaslarımız erimesin yaşama yetisinin artırılması açısından önem taşıyor. Yaş ilerledikçe kas erimesinin görülme sıklığının giderek arttığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çağatay Öktenli, 80 yaşın üzerindeki her 10 kişiden 4’ünün bu sorunla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Prof. Dr. Öktenli, yaşlılarda kas erimesinin en önemli sonuçlarını, hareket ve bağımsız yaşama yeteneğinde azalma ve düşmelere bağlı yaralanma ile kırıklar sonucu yatağa bağımlı hale gelme olarak sıraladı.

KADINLARDA DAHA ERKEN ORTAYA ÇIKIYOR

Kas erimesinin kadınlarda daha erken ortaya çıkmakla birlikte, kas kaybının erkeklerde daha fazla olduğuna işarek eden Prof. Dr. Çağatay Öktenli, protein alımındaki azalmanın kas erimesinin en önemli nedeni olduğunu söyledi. Prof. Dr. Öktenli, sorunun ortaya çıkmasına neden olan diğer etkenlerle ilgili olarak şu bilgileri verdi: “Yaşlandıkça besin, özellikle protein alımındaki azalmanın yanısıra, fiziksel aktivite azlığı da  kas erimesini artıran en önemli nedenler arasında geliyor. Kas gelişimi ve dayanıklılığının sürdürülebilmesi için önemli bir faktör de kaslara gelen kan akımıdır. Yaşlılarda gerek damar sertliği nedeniyle gerekse kalp yetmezliği gibi eşlik eden kronik hastalıklar nedeniyle kaslardaki kan akımında yetersizlik meydana gelebilir. Kaslara gelen kan akımı kadar kasları uyaran sinirler de kas gücünün sürdürülebilirliği için önemlidir. Yeterli sinirsel uyarının olmadığı kas kütlesi hızla azalmaktadır. Büyüme hormonu, testesteron vb. hormonlar kasta protein yapımını sağlayan hormonlardır ve bunlar yaşla birlikte azalmaktadır. Bu da kas erimesinde diğer önemli bir faktördür.”

BESLENMEDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR

Beslenme bozukluğu ile kas erimesi arasındaki ilişkinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Öktenli,  “Yaşlılar çabuk doyarlar. Ayrıca, tat ve koku duyuları da yaşla birlikte zayıflamaktadır. Depresyon, demans, kronik hastalıklar ve kullanılan ilaçlar da iştahsızlık yaparak besin alımındaki bozulmayı daha da kötüleştirir” dedi. Bu nedenle de özellikle beslenme bozukluğuna bağlı kas erimesi olan yaşlıların proteinden zengin beslenmeleri ve vücut ağırlığının kilogram başına en az 1 gram gün protein almaları gerektiğini belirtti. Öktenli, proteinin yanı sıra D vitamini eksikliğinin de kas ve kemik erimesini artırdığına işaret ederek  folik asit ve B12 vitamin eksikliklerinin de araştırılması gerektiğini söyledi.

DÜZENLİ EGZERSİZ YAPILMALI

Prof. Dr. Öktenli’nin verdiği bilgiye göre, kas erimesi, dengeli beslenmeye ek olarak düzenli egzersizle önlenebiliyor. Hafif ağırlıklar kullanılarak yapılacak kas dayanıklılık egzersizleri, germe ve kuvvetlendirme hareketleri hem kas hem de sinirsel uyarımı düzenliyor. Kuvvetlendirme egzersizleri hem kas kaybını önlüyor hem de kaybedilen kas miktarını arttırıyor. Böylece yaşlılarda düşme riski önemli oranda azalmakla birlikte hareketlilik de artıyor.

kaynak: şifalı bitkim

Demir eksikliği anemisi dünyada en sık görülen anemi türünü oluşturuyor. İşte belirtileri…

11133690_447658758734075_7420773211653777579_n[1]

Demir eksikliğinin belirtileri
Dünyada yüzde 10-30, ülkemizde de yüzde 15-40 sıklığında demir eksikliği anemisi görülüyor. Ülkemizde ’kadınların yüzde 20’si, hamilelerin yüzde 50’si, erkeklerin de yüzde 3’ü demir eksikliği anemisinden yakınıyor. Demir eksikliği anemisinin kadınlarda daha sık ortaya çıkmasının nedeni ise her ay görülen adet kanamaları ve sık gebelikler. Bu hastalık zamanında tedavi edilmezse kalp yetmezliğine kadar uzanan ciddi tablolara yol açabiliyor. Bu nedenle erken dönemde tedavi edilmesi hem kadın sağlığı hem de yaşam kalitesi için büyük önem taşıyor. Ancak bunun için öncelikle demir eksikliği anemisinin belirtilerini bilmek gerekiyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Hacer Baltaoğlu, her kadının bilmesi gereken demir eksikliği anemisinin belirtilerini sıraladı.

Soluk bir cilt
Hemoglobin kanın kırmızı rengini verdiği için cilt pembe tonda görünüyor. Eğer hemoglobin azalırsa cilt soluk bir görünüme bürünüyor. Özellikle dudaklarda, yanak mukozasında ve konjonktivada solukluk belirginleşiyor.

Dudak köşelerinde çatlaklar
Düşük demir düzeyi nedeniyle kas sağlığını destekleyen kırmızı kan hücrelerindeki myoglobulin proteininde azalmaya bağlı olarak dil canlı rengini yitiriyor. Bunun yanı sıra pürüzsüz hale geliyor, şişiyor, ağrıyor ve acıyor. Dudak köşelerinde de çatlaklar oluşuyor ve yemek borusunda gelişen epitel dökülmesine bağlı olarak yutma güçlüğü gelişebiliyor.

Saç dökülmesi ve tırnak sorunları
Demir eksikliği anemisinde oksijen desteğinin azalması nedeniyle saçlar ciddi şekilde dökülmeye başlıyor. Bunun yanı sıra tırnaklarda da çizgilenmeler ve kaşık tırnak (tırnaklarda düzleşme) gibi sorunlar ortaya çıkıyor.

Göz kararması, baş dönmesi
Kan hacminde azalmaya bağlı olarak ani ayağa kalkışlarda; göz kararması, baş dönmesi, tansiyon düşmesi, bayılma, hatta senkop (şuur kaybı ile olan bayılma) gelişebiliyor.

Sebepsiz gerginlik
Kendinizi hiçbir sebep yokken gergin sıkıntılı veya sinirli mi hissediyorsunuz? Dikkat edin, bunun nedeni demir eksikliği anemisine bağlı oksijen yetersizliği olabiliyor.

Yavaşlayan tiroid fonksiyonları
Demir eksikliği tiroid fonksiyonlarını da yavaşlatıyor ve tiroidin metabolik etkilerini bloke ediyor. Hipotirodisi olan her 10 kişiden 6’sı, tiroidlerinde sorun olduğunun farkında olmuyor. Enerji düşüklüğü, kilo artışı, çok üşüme gibi yakınmalarınız varsa zaman kaybetmeden bir hekime başvurmayı ihmal etmeyin.

Toprak, kireç ve tebeşire aşermek
Demir eksikliği anemisi olanlar besin olmayan maddeleri tüketmeye karşı yoğun bir istek duyulabiliyor. Örneğin toprak, kireç, kil, tebeşir, kağıt ve buz benzeri maddelere adeta aşerebiliyor.

Huzursuz bacak sendromu
Huzursuz Bacak Sendromu varsa, bu sorunun altında yatan neden düşük demir düzeyi olabiliyor. Öyle ki bu sendroma yakalanan kişilerin yüzde 15’inde demir eksikliği görülüyor. Üstelik demir eksikliği bu semptomda var olan sık uyanma, kalitesiz uyku ve sabahları yorgun uyanma gibi yakınmaları da ağırlaştırabiliyor.

Halsizlik ve yorgunluk
Hemoglobin düzeyinin düşmesi sonucu özellikle alyuvarların oksijen taşıma kapasitesinde azalmaya bağlı olarak; halsizlik, yorgunluk, nefes darlığı, baş ağrısı, göğüs ağrısı gibi yakınmalar ortaya çıkabiliyor. Kişiler her zaman yaptıkları işleri yapmakta bile zorlanabiliyor.

Kalpte çarpıntı, üfürüm
Yine kan hacminde azalma nedeniyle kalp, debisini arttırabilmek için çok hızlanıyor. Bu da çarpıntı ve çabuk yorulma yakınmalarına, nabızda dolgunluk ve kalpte üfürüm gibi sorunlara yol açıyor. Kalp hastalığı olanların yakınmaları çok daha şiddetlenebiliyor. Bu nedenle kalp sorunlarında demir düzeylerinin derhal kontrol edilmesi gerekiyor.

DOĞAL ANTIBIYOTIKLERI KULLANIYOR MUSUNUZ?

16006_612193288880860_7286167795680823774_n[1]

Günümüzde insanlar, en küçük rahatsızlıklarında bile hemen antibiyotik ilaçlara sarılıyorlar. Olur olmaz her şeyde antibiyotik içmek alışkanlığımız haline geldi. Oysa son yıllarda uzmanlar, antibiyotiklerin, sürekli kullanılmasının zararlarını dile getiyor. Ancak bu alışkanlığımız henüz sona ermiş değil. Şimdi sizlere antibiyotik yerine geçen bitkilerden söz edeceğiz.

Ekinezya

Ekinezya soğuk algınlığı, grip, nezle ve diğer bakteriyel enfeksiyonlar için kullanılan en popüler bitkisel ilaçlardan biridir. Enfeksiyonla mücadelenin yanısıra kan temizleyici özelliği de bulunmaktadır. Clayton Üniversitesinin araştırmasına gore Ekinezya, bağışıklık sistemini uyarır ve beyaz kan hücrelerin sayısını artırır. Ekinezya’ya normal çay gibi demlememeliyiz. Bir litre suyun içine 3-4 çay kaşığı kuru Ekinezya’yı 2-3 dakika bekletin. Ardından sudan çıkarın. Suyu sıcak veya soğuk tüketebilirsiniz. Taze Ekinazya kullanacaksanız, bir avçuk Ekinezya’yı, 1.5 bardak sıcak suda demleyin. 3-5 dakika sonra çıkarın. Günde en fazla 3 kez için. Ve 15 gün düzenli kullandıktan sonra 1 ay ara verin.

Sarımsak

Sarımsak’ın popülerliği büyüklerimiz tarafından da keşfedilmiştir. Enfeksiyon tedavisinin yanısıra parazit ve mantar enfeksiyonlarında da bakteriler ile savaşır. Dünya Savaşı sırasında Rus penisilini olarak bilinen sarımsak içeriğindeki allicin ile kimyasal bileşenli penisiline kıyasla yan etki yaratmaz. Sarımsak’ı taze ve kuru olarak tükebiliriz. Ancak, taze Sarımsak daha etkilidir. Yemeklerde ve salatalarda mevsimi ise mutlaka taze sarımsak tüketin.

Kekik

Hem kekik yaprağı hem de kekik yağı içerisinde çok etkili doğal antibiyotikler bulunmaktadır. Kekik yağını bir çay bardığına 2-3 damla damlatarak tükebilirsiniz. Eğer, kekik yağını vücudunuza sürmek istiyorsanız, o zaman bir pamuk aracılığıyla bunu yapabilirsiniz. Kekik Yaprağını ise çay olarak kullanabilirsiniz. Bunun için bir kaç kekik yaprağını, sıcak suyun içinde demleyin. 2-3 dakika tutun. Çünkü çok keskin olabilir.

Adaçayı

Adaçayı, üst solunum sistemi sorunları için harika bir doğal çözümdür. Ayrıca, mide rahatsızlıkları ile soğuk algınlığı ve grip gibi rahatsızlıkların iyileşmesine yardımcı olur ve hamilelikte, bebeklerde doğal ateşdüşürücü olarak kullanılabilir. Adaçayını, taze ve kuru olarak tükebilirsiniz. Bir bardak sıcak suyun içine bir veya iki dal adaçayını demleyin. 2-3 dakika sonra Adaçayını sudan çıkarın. Çünkü Adaçayı, demlendikçe, acı bir tat verir.

Bal

Bal, enfeksiyonlara karşı eski çağlardan beri doğal ilaç olarak kullanılagelen bir besindir. Ancak son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalarda balın antibakteriyel (bakteri öldürücü) bir özelliği keşfedilmiştir. Bu da balın doğal antibiyotik olduğu anlamına gelmektedir. Balın doğal antibiyotik özelliğinin arkasında bal üretimi sırasında arıların bala salgıladığı defesin-1 isimli bir protein yatmaktadır. Defesin bağışıklık sistemini güçlendirir ve bakterilere karşı mücadele eden lenfositlere takviye yapar.

Mayalanmış (Fermente) Besinler

Yoğurt, peynir, kefir gibi mayalı süt ürünleri ile ekmek, lâhana turşusu, salatalık turşusu, zeytin, turşu gibi besinlerde bulunan iyi huylu mikroplar, vücudun bakterilerle daha kolay mücadele etmesini sağlar. Unutmayın bağışıklık sisteminin gücünün %80’lik kısmı mayalanmış besinler aracılığıyla alınan probiyotikler sayesinde sağlanmaktadır. Probiyotiklerin faydalarını ise şöyle sıralayabiliriz. Sindirim sistemini kolaylaştırır, Bazı deri enfeksiyonlarını önler, bazı kanser türlerini önler, kemik erimesi, menopoz gibi sıkıntıların azalmasına yardımcı olur.

Sakız

Mür, ama Türkiye’de bilinen adıyla Sakız, ağacın gövdesi bir keskiyle çizilerek akan reçinedir. Mür bitkisi yüzyıllar boyunca kullanılan antiseptik özellikte bir antibiyotiktir. Ayrıca antiviral özelliklere sahiptir. Bu bitki de dahili olarak alınır ve gargara olarak kullanılabilir. Mür bitkisi yaraları dezenfekte etmek için de kullanılmaktadır. Ancak Mür, çok kullanıldığında böbrekleri yorduğu için mutlaka dikkatli bir şekilde tüketilmelidir.

Doğada bulunan ve antiyibotik özelliği taşıyan başka bitkilerde bulunuyor. İşte bunlardan diğerleri:

* Biberiye

* Kişniş

* Dereotu, hardal tohumu

* Anason

* Fesleğen

* Oğulotu

* Zeytin yaprağı

* Zerdeçal

* Kırmızı biber

* Greyfurt çekirdeği ekstresi

* Zencefil

AYRANIN FAYDALARI

10305518_829577497128869_1213627417170636736_n[1]
Ayranın Faydaları Yoğurtta da bulunan laktik asit bu şifalı içecekte de bulunur.
Özellikle yaz aylarında serinletici bir etki yapar. Ferahlık verir.
Vücudun su ihtiyacını karşılamaya yardım eder.
Kış aylarında grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi mikrobik hastalıklara karşı koruma sağlar.
Düşük tansiyon rahatsızlığı olan kişilerin bir bardak tuzlu ayran içmesi önerilir.
Taze nane yada kuru nane ilave edilerek de farklı lezzetler elde edilebilir. Dereotu da eklenebilir. Ayrıca salatalık da eklenir ve salatalık faydalarından da yararlanılabilir. Cacık yaparak da bir nevi ayran tüketmiş olursunuz. Cacık içinde de ayranın içine salatalık eklenmiş olur.
Kolesterolü düzenler.
Solunum sistemini düzenler ve akciğerlere giren oksijen miktarı artmış olur.
AyranVücut direncini arttırır.
Hamilelerin de yaz aylarında bolca tüketmesi gereken bir içecektir.
Sinir sistemi üzerine de faydalı etkileri vardır.
Bağırsaklar için de oldukça faydalı bir içecektir. Bağırsak mikroflorasını inhibe eder.
İştah açar.
Protein açısından zengindir.
Uzmanlara göre özellikle yaz aylarında rastlanan tansiyon düşüklüğü, nefes daralması ve baş ağrısı gibi rahatsızlıklara karşı mutlaka içilmelidir.
Ter yoluyla kaybolan mineral madde ve suyun karşılanmasına yardım eder.
Mide ve bağırsak hastalıklarına karşı da fayda sağlar.
Kolaylıkla kilo verilmesine de yardım eder. Yoğurt diyeti gibi bu leziz içecek de kilo vermek ve zayıflamak için kullanılabilir.
İçerdiği kalsiyum sayesinde kemiklerin yapısının kuvvetlenmesine yardım eder.
Ayrıca diş yapısının güçlenmesine de katkıda bulunur.
Bu leziz ve şifalı içeceğin içine karabiber, kişniş gibi bitkileri karıştırarak da içebilirsiniz. Bu sayede bu içecek daha da şifalı hale gelecektir ve kişniş ile karabiber faydalarından da yararlanmış olacaksınız.

En Çok Okunanlar… Nil Karaibrahimgil

121842[1]
Gençliğime sevgilerimle

27.04.2015 Pazartesi

Zaman makinesi olsaydı ve kendi gençliğime, mesela 17 yaşıma, dönseydim, kendime şunları söylerdim:
En önemli şey aşk. Onu doya doya yaşa bu bir.

Ne yapmayı sevdiğini bul ve sonra o sevdiğin şeyi yapabiliyor musun ona bak. Yapamıyorsan, boşuna enerjini tüketme, yapabilenler yapsın. Yapıyorsan, dünyanın en şanslı insanlarından birisin, dilini ısır, kimseye söyleme.

Sevdiğin insanlar bul. İşlerini onlarla yapmanın yollarına bak. Hayat ‘yap et çalış başar’la geçiyor ve bu maraton çok sevdiklerinle geçerse, iş yapmamış, sürekli aşk yapmış olursun.

Birkaç kişinin elini sıkı sıkı tut. Onların dertleriyle dertlen, mutluluklarıyla uç, dediklerine kulak ver. Onları kaybetme. Her şey değiştiğinde, senin en orijinal halini bilip sevenlere ihtiyacın olacak.

Kendini onunla bununla karşılaştırma. Başkalarının kriterlerine göre seçim yapma. O zaman başkalarının gideceği yerlere gidersin. Oralarda ne işin var? Senin yolun başka. Yokuşların başka.
‘Konu komşu ne der’ diye dinleme. Komşu senin hayatın hakkında topu topu 15 dakika konuşacak. Sense ölene dek, onu yaşayacaksın.

Hareket et. Her gün hareket etmeyi alışkanlık haline getir. Bir spora kafayı tak. Dansa kafayı tak. Satranca kafayı tak. Kafayı taktıkların ileride yaldız olup üzerine yağacak.

Her gün oku. Her şeyi oku. Ağaç olmak nasıldır, Van Gogh olmak nasıldır, İkinci Dünya Savaşı’na katılmış olmak nasıldır? Öğren. Bir gün hepsi, bir yapboz gibi, birleşip sana inanılmaz gerçekleri gösterecek.

Kızlar zekadan, çalışıp başarandan ve espriden hoşlanır. Erkekler güzellikten, edadan ve huzurdan hoşlanır.
Hayat alışkanlıklarla yürüyor. Bir şeyi iyi yapmak istiyorsan hemen alışkanlık haline getir. Alışkanlıksa tekrarla oluyor. Beyin böyle programlanıyor. Bir şeyi sürekli yaparsan, başka şeyi düşünmüyor, onu hep öyle yapıyor. O yüzden alışkanlıklarına çok dikkat et. Neyi alışkanlık yaparsan, hayatın ondan oluşacak unutma.

Erken kalkmak kulağa berbat geliyor biliyorum ama ‘erken kalkan yol alır’ hayatımda duyduğum en doğru şey. Bazen saat 8:30’da üç şey bitirmiş oluyorsun ve inanamıyorsun zamanın göreceliğine.

Dedikodu yapma. Dedikodu nasıl bir şey biliyor musun… Böyle evinin içine çöp boşaltmışsın gibi. Ağzını, içini, evini kokutuyor. Rahatlatır sanıyorsun ama pisletiyor insanı. Gül geç. Hem dedikodu yapanların başına mutlaka, ayıpladıkları, beğenmedikleri, çekiştirip durdukları şey gelir, unutma. Hayatın mizah anlayışı böyle.

Kızlar! Güzel mi güzel bir kadın olduğunuzda, kendi atınız olsun. Kendi paranızı kendiniz kazanın, onu şakır şakır harcayın. Böylece ayrılıklarla, boşanmalarla attan inip eşeğe binmezsiniz. Atınızı kimse altınızdan alamaz. Dörtnala başka yere gidebilirsiniz.

Erkekler! Yakışıklı mı yakışıklı bir erkek olduğunuzda, kadınlara, çocuklara ve hatta birbirinize asla el kaldırmayın. O güç güç değil. Kaba kuvvet o. Korkudan kaynaklanır. Kaybetme korkusundan. Ve kimseyi avucunuzda sıkarak elinizde tutamazsınız. Tam tersi, avucu apaçık tutacaksınız.

Kendinden başka kimseyi suçlama. Suçlamak, nasıl diyeyim, zehirli bir duygu. İnsanı frenler. İnsanı kurban psikolojisine sokar. Atıl bırakır. Hatta şimdiden duvara ‘kendimi suçlu hissetmiyorum’ yaz. Çok faydasını göreceksin.

Ceplerden, bilgisayarlardan, televizyonlardan uzak 1 saat ayır kendine. Kendinle sosyalleş. Yoksa unutursun nasıl biri olduğunu. Hayatın sana başkaları tarafından yansıtılmayan bir aslı var. Onu dinle, deniz kabuğu dinler gibi. Yalnızlığını kimseye verme.
Yalnızlığın hariç her şeyi paylaş. Çünkü reklamda dediği gibi, ‘hayat paylaşınca güzel’.

Her gün şükret. Teşekkürü dualarından asla eksik etme. Teşekkür kadar insana iyi gelen şey yoktur. Bir şey istemekten, dilemekten bile iyidir. Sıcacık yapar ruhunu. ‘Bendeki bana yeter, hatta artar bile’ dünyanın en güzel felsefesidir.

Birinden bir şey isteme. Onun yerine birine bir şey ver. Bak neler olacak seyret sonra.
Karanlık günler olacak. Düşeceksin de. Yaralar da açılacak. O zamanlarda şunu unutma: Tünel bitecek. Kalkacaksın da. Kabuk da bağlayacaksın.
Sevdiklerine bıkıp usanmadan, seni seviyorum, seni çok seviyorum de. Hatta sen ne yaparsan yap, kim olursan ol çok seveceğim de.

Korkmaktan korkma. Ödün bile kopsun. Sonra kapa gözünü bas karanlığına. Belki biri bir taş döşemiştir kim bilir.
Böbürlenme. Kibirlenme. Köpürme.
Abart. Çoğalt. Parlat.
Her gün, bir yazar tarafından hayatının hikayelendirildiğini düşün ve dinle. Böyle bir kahraman olmak ister miydin?
İstiyorsan başarıyorsun. Ne mutlu sana.