Seçim Sonrası Senoryaları

atilla_yeAilada[1]

Beni bu fani dünyadan ayrılma noktasına getiren öküz gribi ardından bir de bir hafta Londra ziyareti yaparak yatırım camiasının nabzını yokladım. Londra’da ziyaret ettiğim 40 kadar yatırımcı kuruluş arasında 3 istisna dışında herkes karamsardı. RTE’ın TCMB üzerinde kurduğu amansız ve insafsız baskı, ucuz petrol ve AMB-QE’nin göya sistemimize süpürüceği bedava paranın keyifi almış götürmüştü. Seçim de yaklaşıyor, kimse Türkiye’de pozisyon almak istemiyor. Ben “seçimleri bir kenara koyun, gözünüz HDP’de olsun. Asıl problem seçimden sonra başlayacak” dedim.

Türkiye’ye döndüm, HSBC, RBS, Standart Chartered, JP Morgan, hepsi bana benzer raporlar yazmışlar. Özetle “seçim biter, politik gürültü bitmez” diyorlar. Aksine, seçimden sonra Ankara’da maraza daha da büyüyecek. Üstelik, küresel arka plan da aleyhimize çalışıyor. ABD’den gelen zayıf Mart verileri sizi hiç kandırmasın, dev ekonomi bir ay içinde bahar canlanması yaşayacak ve Fed Haziran’da faiz artıracak. Londra’da toplantılarda “Bu sene piyasalardan umudu kesin” dedim. Nitekim de halen Gelişmekte Olan Piyasalar’da yaşanan sahte bahar rallisine rağmen, TL cinsinden varlıklar tam anlamıyla bir cenaze havasında. İşler daha da kötüye gidecek, bundan emin olabilirsiniz.

Londra’ya şu mesajla gittim:

Ekonomi stagflasyonist bir patikaya girdi, bunun başlıca nedeni ise Ankara’dan yayılan nefret söylemi ve belirsizlik, bu değişmeden ekonomi güven krizinden çıkmaz.

Bu seçimlerin “has oğlanı” AKP değil, HDP, partinin %10 barajını geçip geçmemesi herşeyi değiştirecek, o yüzden seçim üzerine bahse girmek imkansız. Son 10 yılın en tahmini zor seçimine gidiyoruz.

Seçim sonrası politik belirsizlik bitmez. Aksine, anayasa ve güçlü başkanlık, Kürt Meselesi ve uygulanacak ekonomi politikaları başlıkları altında toplanacak çok önemli konularda en az sene sonuna kadar sürecek belirsizlikler var.

Fed’in Haziran veya Eylül’de parasal sıkılaştırmaya geçtiği bir senaryoda mali piyasaların 2015 yılında kalıcı ralliler sergilemesi imkansız.

Ardından, beni dinlemek ahmaklığını gösterenlere her seçimden önce yaşanan rallinin bu kez imkan dahilinde olmadığını, çünkü bu kez Türkiye’nin kaderini belirleyecek partinin AKP değil HDP olduğunu anlattım. AKP’nin değil, HDP’nin alacağı oya bağlı 3 seçim senaryosu var, her biri belirsizliklerle dolu. Bunları anlatayım şimdi size:

Temel senaryom (%50): HDP TBMM’ne giriyor, AKP 300 veya daha az MV çıkartıyor: HDP’nin TBMM’ne girmesi halinde, Barış Süreci’nin gündemin en tepesinde kalacağı %100 kesin. Yeni anayasa da ister istemez artık kaçınılmaz hale gelecek ve bunun odağı da güçlü başkanlık değil, Kürt talepleri olacak. Bu başlıklarda partilerin kısa sürede uzlaşması nerdeyse imkansız. En az bir yıl sürecek ve tam Fed faizleri yükseltirken, bizde para ve bütçe politikasını gevşek tutacak bir döneme gireceğiz ve Türkiye şok üstüne şok yiyecek.
AKP’de ise Erdoğan’ın güçlü başkanlık yetkilerine kavuşamayacağının anlaşılması iç dengeleri kökünden değiştirecek. Daha şimdiden Erdoğan-Davutoğlu ikili yönetiminin kayalara çarptığını bir çok misalle gördük. Davutoğlu, özellikle Erdoğan’ın davranışları yüzünden ekonominin daha da yavaşlaması durumunda yeni müttefikler kazanacak ve parti liderliğini ele geçirmek için karşı hamle yapacak. Belki de Erdoğan nazikçe Ak Saray’da emekliliğe zorlanacak.

“Putin senaryosu” (%30): HDP TBMM’ne girmez, güçlü başkanlık içeren anayasa yazılır: HDP tüm anketlerde güç kazanıyor, ama yine de seçim gecesi ne olacağını kimse bilemez. Yeni Ağrı olayları HDP’nin desteğini azaltabilir. Bu yüzden %30 olasılıkla HDP’nin TBMM’ne giremeyeceği varsayımını da içeren bir senaryo ürettim. Bu durumda AKP en az 350, belki de süper-çoğunluk olan 367 MV ile temsil edilir.
Sonuçlar bu şekilde çıkarsa Erdoğan yeni anayasayı beklemeyip ilk günden güçlü başkanlık yetkilerini kendine ikram edecek, ve Babacan ve Şimşek’i kabineye almamak da ilk icraatlarından biri olacak. Ekonomi politikasını Berat Albayrak, Cemil Ertem ve Yiğit Bulut gibi fikirleri akıllara zarar dostlar belirleyerek piyasada ne kadar yabancı yatırımcı varsa kaçmasına ve sabit sermaye yatırımlarının tamamen durmasına neden olacaklar.

Ardından, diğer partilerle “dostlar alışverişte görsün” misali bir pazarlık sonrası derhal güçlü başkanlık odaklı yeni bir anayasa TBMM’ne sunulacak. Bu durumda Kürt Siyasi Hareketi ile ciddi bir pazarlık da söz konusu olmaz. Erdoğan, Kürt Meselesi’ni kendi başkan olduktan sonra informal yollardan halletmeyi daha uygun bulacaktır. Dolayısı ile sokakların karıştığı aylara da yakın olabiliriz. İkinci bir ihtimalde, PKK ve HDP Kürt Meselesi’ni enternasyonal platformlara taşıyarak, Türkiye’yi uluslararası alanda baskıya tabii tutabilir.

AMA, AKP TBMM’nde yeterli çoğunluğa sahip olsa dahi, anayasada referanduma gidecek ve elimizdeki anketler seçmenin en az yarısının Erdoğan’a daha fazla yetki vermenin çok da akılcı bir düşünce olmadığı kanaatini taşıdığını gösteriyor. Özetle bu iyimser senaryoda dahi 2015 yılı boyunca ekonomik güveni ve piyasa performansını sarsacak bir dizi şoka karşı kırılgan kalacağız.

“Kötü” senaryo (%20): CHP-MHP koalisyonu: Eğer anketlerde gözlenen trendler devam ederse yani MHP ve HDP güç kazanmaya devam ederse, olasılığı %20 de olsa, CHP-MHP koalisyonuna hazır olmalıyız. Bence
HDP TBMM’ne girse
AKP %41 veya altına gerilerse
CHP-MHP %47 veya üstüne çıkarsa
Bir CHP-MHP koalisyonu veya azınlık hükümeti söz konusu olabilir. Açıkçası, siyasi açıdan bu koalisyonun Erdoğan’ın Putin’leşerek hüküm süreceği bir Türkiye’ye nazaran daha kötü sonuçlar vereceği düşüncesinde değilim. Ama CHP-MHP’nin en azından kısa vadede tek ortak noktası yolsuzlukların üstüne gitmek ve ulufe dağıtmak olacak. Fed’in parasal sıkılaştırmaya geçmesinin gerektirebileceği zor bütçesel ve parasal tedbirleri almaya pek de niyetli olmayacaklar. Kemal Deviş ve Durmuş Yılmaz’ın kabinede varlığı bu tutumu değiştirebilir, ama hiç bir koalisyon hükümeti çabuk hareket edemez. Ayrıca AKP’nin beynini yıkadığı bürokrasi ve yargı da onlara ayakabağı olacak, RTE her yasayı veto edecek.

Piyasa artık 7 Haziran ve sornasını düşünmeye başladı. Gördü ki, Türkiye’nin istikrar problemi seçim değil, RTE’nin davranışları. AKP RTE’i içinden atmadan ve parti olarak merkeze dönmeden, Türkiye’ye yatırım gelmez. Eğer AKP seçimden güçlenerek çıkar da “Yeni Türkiye” zırvası ile ekonomide daha da radikal operasyonlara giderse, 2015 kayıp yıl olacak. Bu algılama değişmeden, piyasalar adam olmaz.

FÖŞ, Gerçekbilimci
Twitter: @AtillaYesilada1

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: