Burcunuza Özel Tavsiyeler… Aman Kaçırmayın…

imagesZ59L34C3

KOÇ:

Maceracı ve girişimci ruhunuzu açığa çıkaracak yeniliklerde bulunun.
Geçerliliğini çoktan yitirmiş kurallarla kendinizi hapsetmeyin
Yeni ve keşfedilmemiş alanlarda söz sahibi olmaya çalışın.
Başkalarının izini takip etmeyin
Hedef belirlerken büyük düşünmeye çalışın.
Asla küçük tepelerin kaşifi değil, zirvelerin sahibi olun.
Bağımsızlığınızdan asla ödün vermeyin.
Sizi zincirlemelerine müsaade etmeyin
Cesaretli olun, ideallerinizi gerçekleştirmekten asla yorulmayın.
İlgi duyduğunuz bir alanda muhakkak söz sahibi olmaya çalışın.
Öfkenize yenik düşmeyin.
Diplomatik davranın.
İstekleriniz için mücadeleci olun.
Çabuk pes etmeyin.
En büyük savunmanın, en güçlü saldırıyla mümkün olduğunu unutmayın.
Akılcı davranın. Gücünüzü nerde kullanmanız gerektiğini bilin
Yeteneklerinizden şüphe etmeyin. Bilakis ortaya koymak için azimli olun.
Amaçlarınız için tarih belirleyin. Şu tarihe kadar bunu başaracağım diye kendinize söz verin.
Önsezilerinize ve içgüdülerinize güvenin.
Asla, sıradan olanı istemeyin. Herşeyin en kaliteli olanını kendinize layık görün.

BOĞA:

Kendi değerinizin mutlaka farkında olun.
Hayatın eğlenceli yanlarından istifade edin.
Affedici ve kararlı olun.
Doğanın kendi içindeki dengesine inanın.
Geçmiş kararlarınızı sorgulamayın.
İnatçı davranmayın.
Hayatı sürekli planlamaya çalışmayın.
Değişime karşı çıkmayın. Yenilikçi düşünün.
Girişimci olmaktan kesinlikle vazgeçmeyin.
Cazibenizi, karizmanızı nerede kullanmanız gerektiğini iyi tespit edin.
En ufak bir detayı gözden kaçırmayın. Gözlemci olun.
Karmaşık meseleleri, tutarlılık gücünüzle çözmeye çalışın.
Esnek düşünmeyi bilin veya böyle düşünen kişilerle beraber olun.
Rahat davranın. Pratik olun ve başka fikirlere kulak verin.
Yenilikleri sıkı takip edin. Teknolojinin tüm nimetlerinden yararlanın.
Bir şey canınızı sıkıyorsa, bunu dile getirmekten kaçınmayın.
Yardım istemekten çekinmeyin. İstiyorum benim olmalı demeyi unutmayın.
Mücadeleci ve hırslı olun.
Herşeyi alıştığınız şekilde yapmak yerine, farklı yollar deneyerek gerçekleştirin.
Enerjinizi düşürebilecek, sizi ağırlaştıracak herşeyden uzak durmaya çalışın.

İKİZLER:

Meraklılık duygunuzu mutlaka ön planda tutun. Bu sizi başarıya götürür.
Sezgilerinize güvenin. Kendinize inanmaktan asla vazgeçmeyin.
Çevrenizle iletişiminizi güçlü tutun, kendinizi ifade etmekten kaçınmayın.
Sabırsızlık göstermeyin. Kararlı olun.
Karar verirken, incelemelerde bulunmayı ihmal etmeyin.
Konuşmak kadar dinlemeyi de mutlaka bilin.
Düşüncelerinizi ifade ederken, ılımlı davranmaya özen gösterin.
Yeni fikirlere ve deneyimlere açık olun.
Esprili ifade tarzınızı yerine göre kullanmayı bilin.
Bir konuda karar verirken, derinlemesine düşünün.
Bildiklerinizi diğer insanlarla paylaşmayı unutmayın.
En az bir yabancı dil mutlaka öğrenin.
Yazma, araştırma, güçlü irtibatlarda bulunma yeteneğinizi ön planda tutun.
Kimsenin sizi etkilemesine ve kandırmasına izin vermeyin.
Her türlü tartışmada sakin kalmayı bilin.
Sürekli fikir değiştirmeyin. Belli bir amacınız olsun. Hedefinize kitlenin.
Teknolojik aletleri, iletişim araçlarını kullanmayı ihmal etmeyin.
Acele tavırlar içinde olmayın. Fazla vesveseli davranmayın.
Para konusunda düzensiz, uçarı ve dağınık olmayın. Hesabınızı iyi yapın.
Fazla uykusuz ve aç kalmamaya dikkat edin. Sigaradan uzak durun.

YENGEÇ:

Çekingen davranmayınız. Girişimci olmaya çalışınız.
Herhangi bir durumda, olayları gerçekçi bir şekilde görmeye çalışınız.
Endişeli durumlardan uzak kalmak için etrafınıza duvar örmeyiniz.
Dış dünyaya açılmaktan korkmayınız. Öncü gücünüzü ön planda tutunuz.
Endişe, vesvese ve aşırı hassasiyet ve alınganlıktan uzak durunuz.
İlişkilerde terk edilme korkusu taşımayınız. Sizinle olmak ayrıcalıktır bunu unutmayınız.
Çocukça davranmayınız. Çıkarlarınızın farkında olunuz.
Hayata dar gözlüklerle bakmayınız. Bağımsızlık duygusunu ön planda tutunuz.
Aşırı sahiplenici olmayınız. Koruma ve kollama güdünüz belli sınırda tutunuz.
Gereken yerlerde mantığınızla duygularınızı dengeli kullanmaya çalışınız.
Sezgileriniz son derece güçlüdür. İnsan ilişkilerinde bu gücünüze güveniniz.
İçedönük olmayınız. Yeri geldiğinde sizi üzen, kızdıran şeyleri dile getiriniz.
Sevginizi, şefkat duygunuz, yardım severliliğinizi kimsenin hoyrat kullanmasına izin vermeyiniz.
Yakın çevrenizin sözlerinden, hareketlerinden etkilenmeyiniz. Kendi kararlarınızı kendiniz veriniz.
İlişkilerinizde vermek kadar, almayı da unutmayınız. Yeri geldiğinde bencil olmayı biliniz.
Sırf huzursuzluk çıkmasın diye, sizi üzmelerine izin vermeyiniz.
Kabuğunuzdan sıyrılınız, mutlu olmak için gerektiğinde risk almayı biliniz.
Ailenizi, ileride kuracağınız yuvanızın üstünde otorite olarak görmeyiniz. Kendi yuvanızı kendiniz idare ediniz.
Pozitif insanlarla beraber olunuz. Dertli tasalı, negatif düşünen kişilerden uzak durunuz.
Geleceğinizi kuramamak, zor durumda kalacağınızı düşünmeyiniz. Siz güçlü bir insansınız. İsterseniz yoktan varedebilirsiniz.

ASLAN:

Sürekli pohpohlanmayı, alkışlanmayı, ilgiyi uyandırmayı beklemeyiniz. Yeri geldiğinde size karşı çıkacaklardır. Esnek düşünmeye çalışınız.
Yaratıcılık gücünüzü ön planda tutunuz.
Yenilikçi düşününüz. Girişimci olunuz. Cesaretinizi, güven duygunuzu asla kaybetmeyiniz.
Verici ve cömert olmayı sürdürünüz. Çünkü siz burçlar kuşağının kral ve kraliçesisiniz.
Sizi onaylamasalar bile, doğru bildiğiniz yolda ilerleyiniz.
Dünyanın sizin etrafınızda dönmediğini görseniz de, yılmayınız. Amacınızı gerçekleştirmek için kararlı olunuz.
Kibir, gurur ve inattan uzak durunuz.
Her yeni günü neşeyle, iyimserlikle karşılayınız.
Yeteneklerinizi muhakkak değerlendirmeye çalışınız. Eğitiminizi sürdürünüz.
Spontan ve rahat davranınız. Unutmayın siz bir Aslansınız.
Zevklerinize aşırı derecede takılı kalmayınız. Aşırı olan herşeyden uzak durunuz.
Sonunu göremediğiniz hiçbir olgunun içinde yer almayınız.
Tecrübe ve bilgi birikimlerinizin farkında olunuz. Bunları muhakkak değerlendiriniz.
İrade gücünüzden yararlanmayı ihmal etmeyin.
Gerektiğinde risk almayı bilin.
Çalışmak kadar, hayatın eğlenceli yanlarının da keyfini çıkarmayı bilin. Tabii ki dozunda.
Tutkularınızda aşırıya kaçmayın.
İsteklerinizin olması için dramatik şovlar sergilemeyin.
Özgüven duygusu bir Aslan için son derece önemlidir. Ne şartta olursanız olun, bunu kaybetmeyin.
Kalbinizin arzularını dinlemeyin unutmayın.

BAŞAK:

Katılımcıdan olmaktan, kendinizi ifade etmekten çekinmeyin.
Hayatın sırf çalışmak olmadığını bilin, kendinize zaman ayırmayı unutmayın.
Ne geçmiş ne gelecek, önce bulunduğunuz anın önemli olduğunu unutmayın.
Başkalarının size ihtiyacı olduğunu unutmayın, fakat kendinizden de taviz vermeyin.
Ilımlı, şefkatli davranın. Hiç kimsenin mükemmel olmayacağını bilin.
Aşırı kuruntulu, vesveseli, aşırı analizci davranmayın. Yani aşırılıklardan uzak durun.
Detaylar önemlidir. Fakat bunu aşırısı rahatsız edicidir. Kendinizi yormayın.
Bir şirkette üst yönetimde olmayı hedefleyin. Siz yeteneklisiniz ve yükselebilirsiniz. Bunu unutmayın.
Bir insan hakkında hemen karar vermeyin. Enine boyuna inceleyin. Eleştirici gözle bakmamaya çalışın.
Mükemmel olmak zorunda değilsiniz. Bunun için kendinizi tedirgin etmeyin.
Eğer koşullarınız hoşuna gitmiyorsa, bunu değiştirmek için çaba sarfedin.
Son söylenecek sözü, baştan söylemeyin.
Hangi işi yapıyor olursanız olun, o konuda ustalaşın.
Sağlığınız en değerli hazinenizdir. Kendinizi yorgun düşürene kadar çalışmayın.
Kazanmak için, ileri görüşlü ve pratik olun. Hedefinize kararlılıkla ilerleyin.
Sorumluluk duygunuz ile aşk ilişkiniz arasındaki dengeyi ve zamanı iyi ayarlayınız.
Affedici olmayı, uyumlu davranmayı ihmal etmeyin.
Parasız kalmaktan korkmayın, çünkü siz kazanmayı bilecek kadar zekisiniz.
Başkalarının sizden daha yetenekli olduğunu düşünmeyiniz. Çünkü bu doğru değildir.
Hata yapmaktan korkmayın. Çünkü siz bir insansınız. Hata yaptığınızda kendinize boş yere yüklenmeyin.

TERAZİ:

Nezaket, diplomasi, denge ve adil düşünmekten vazgeçmeyiniz.
Sorunların üstünü örtmeyiniz, sıcağı sıcağına çözmeye çalışınız.
Ortaklaşa hareket etmekten çekinmeyiniz. İşbirliğini önemseyiniz.
Yeni ilgi alanları ve yeni arkadaşlar edinmeye devam ediniz.
Dengeli, bütünlük içinde hareket etmeye, paylaşımcı davranmaya devam ediniz.
İlişkilerde sabırlı olunuz. Sorumluluklarınızı asla ihmal etmeyiniz.
Tek başına ilerlemek, özgürlük iyidir. Ama günün birinde bir cana ihtiyacınız olacağını unutmayınız. Bizlik kavramından uzak durmayınız.
Ne zaman kararsızlık duysanız, gerçeği ve adaletin sesine kulak veriniz. O size doğru seçeneği bulmanızda yol gösterecektir.
Ne zaman kendinizi kapana kısılmış gibi hissederseniz, dünyaya açılın ve sosyal olmaya çalışın. İnsanlarla bir arada olmak sizi besleyecektir.
İlişkilerde sınırlarınızı iyi belirleyin.
Giyim tarzınızla, davranışlarınızla kendinize has bir vizyon yaratmayı ihmal etmeyin.
Kendinizle gurur duymayı bilin. Çünkü yöneticiniz Venüs sizi diğerlerinden farklı bir şeklide taçlandırmıştır.
Asla sıradan olmayın. Bulunduğunuz ortamın kalitesine, birlikte olduğunuz insanın kişilik özelliklerine dikkat ediniz.
Başkalarını yüceltmek uğruna, bay ve bayan iyi olmaya çalışmayın.
Kendinizi başkalarının gözüyle değerlendirmeyin. Önemli olan sizin kendiniz hakkında ne düşündüğünüzdür.
İş veya özel hayatınızdaki ilişkilerde uyumlu olmak uğruna, sıkıntılarını dile getirmekten çekinmeyin. Eğer bir şey size uymuyorsa bunu mutlaka belirtin.
Size kötülük edenlere aynı şekilde karşılık vermeye çalışmayın.
İnsanları bir birlik etrafında toplayabilen üstün bir kişi olduğunuzu unutmayınız.
Haksızlıklar karşısında doğal zarafetinizle mücadele edin. Karşılık vermeden destek olmayı bilin.
Hangi durum olursa olsun, başkalarının fikirlerini ve bakış açıları sormayı ihmal etmeyin.

AKREP:

Değişim ve gelişimden yana düşünmeyi asla ihmal etmeyiniz.
Olaylar ve insanlar karşısında esnek düşünmeye ve uyumlu davranmaya çalışınız.
Maddi ve manevi yenilenme gücünün anahtarı elinizdedir. Bu nedenle şanslı olduğunuzu biliniz. Hayattan umudunuzu asla kesmeyiniz.
Başkalarının işine size sorulmadıkça karışmayınız. İçinde bulundukları özel durumları öğrenmeye çalışmayınız.
Sabırsız davranmayınız, yargılamalarda bulunmayınız.
Birisini sevmediyseniz, kafayı bu kişiye taktıysanız, ağzıyla kuş tutsa size yaranamayacaktır. Lütfen bu huyunuzdan vazgeçiniz.
Hedeflerinizi öz disiplin duygunuz sayesinde gerçekleştirebilirsiniz. Bu gücünüzü daima ön planda tutunuz.
Yapıcı değişimlerden yana olunuz.
Sizi durgunlaştıran veya enerjinizi düşüren herşeyden uzak durunuz. Siz aktif olmalısınız.
İntikam duygunuzu lütfen dizginleyiniz. Çünkü bu duygu gelişiminizin önünde duran tek engeldir.
İşleriniz ne kadar kötüye gitse de, güç ve kararlılık ateşini içinizde asla söndürmeyiniz. Bu güçle karanlıkları aydınlığa çevirebilirsiniz.
Elinizdeki kaynakları doğru alanlarda kullanmayı bilen bir burcun insanısınız. Bu gücünüzden yararlanmak için, gizli yeteneklerinizi açığa çıkarmayı deneyiniz.
Herhangi bir şeye inanmadan önce sağlıklı bir şekilde sorgulamayı unutmayınız.
Başarılması ne kadar zor olsa da, amacınıza odaklanınız. Bu odaklanma her işin altından başarıyla kalkmanızı sağlayıcıdır.
İhtiyacınız olmayan, geçerliliğini yitirmiş kişi veya olaylar üstünde zaman kaybetmeyiniz.
Hırs ve aşırı tutkularınıza yenilmeyiniz.
Aşk hayatınızda aşırı sahiplenici, kıskanç ve saplantılı davranmayınız.
İsteklerinizi elde etmek için karşınızdaki kişiyi bunaltmayınız, cinsellikte ölçüyü kaçırmayınız.
Gücünüzü toplamak ve yenilenmek için, kendinize zaman ayırmayı unutmayınız. Ne durumda olursanız olun, yalnız geçirilen zaman dilimleri size çok iyi gelecektir.

YAY:

Dünyayı keşfetmekten, yeniliklerde bulunmaktan, hayatınızın anlamını aramaktan asla vazgeçmeyiniz.
Öğretmekten, öğrenmekten, araştırmaktan, bilgilenmekten uzak durmayınız. Dünyanın size ihtiyacı olduğunu biliniz.
Yüksek hedefler belirleyiniz. Bu hedeflere ulaşmak için azimli ve kararlı davranınız. Bu sizi dağılmaktan koruyabilir.
Amaçlarınızı belirlediğinizde, ben bunu hallederim demeyi unutmayınız. Çünkü bunu hakikaten başarabilecek kadar güçlüsünüz.
Burcunuz inanç, merhamet, yükselme, genişleme, maneviyat, şans, bilgelik ışığıyla donatılmıştır. Bunların bilincinde olarak güvenle ilerleyiniz.
Büyük düşününüz. Fırsatların ayağınıza gelmesini beklemenize gerek yok. Çünkü siz fırsatları kendiniz yaratabilecek kadar akıllısınız.
Sezgilerinize güveniniz. Onlar sizi yanıltmayacaktır.
Sabırlı olunuz. Çünkü sabır, bilgeliğe giden yolda size rehberdir, ışıktır.
Başkalarının görüşlerine önem veriniz. Çünkü bunları bilirseniz, yanlışları hakkında onları uyarabilirsiniz.
Uzun yolları, uzak ülkeleri, diyarları keşfetmeye hazır olunuz. Belki uzun sürer ama size o kadar çok şey kazandırır kil.
Kısa yoldan zengin olma hayallerine kapılmayınız. Sizin yolunuz uzundur ama kalıcıdır.
Olayları ve durumları sadece kendi bakışınıza göre ele almayınız. Farklı görüşlere tahammül etmeyi unutmayınız.
Sözlerinizi muhakkak tutunuz. Gücünüzü aşan sözler vermemeye çalışınız.
Aşırı abartılı ve coşkulu hareketlerden kaçınınız. Ölçülü olmayı unutmayınız.
Soylu ve asaletli bir insan olduğunuzu unutmayınız. Her daim genç görüneceğinizi biliniz.
Kutsal değerlerinize önem veriniz. Maneviyatınız sizi bir çok kötülükten koruyabilir.
Her zaman bir yedek planınız olsun. Sıkıştığınızda bunu kullanarak sonuca ulaşabilirsiniz.
Eğitim hayatınıza özel önem veriniz. Sonuna kadar gidiniz. Çünkü sizlerin bilgisine insanlığın ihtiyacı vardır.
Açık ve dobra bir kişisiniz. Fakat sözlerinizi tartmadan, iyice düşünmeden sarfetmemeye özen gösteriniz. Çünkü farkında olmadan birilerini kırabilirsiniz.
Eleştirilere açık olunuz. Bunlar gelişiminiz için son derece önemlidir.

OĞLAK:

Evren size sabır, disiplin, sorumluluk, güven olgusunun anahtarlarını vermiştir. Bunlarla her türlü sorunu çözebilir, her kapalı kapıyı açabilirsiniz.
Yakın ilişkilerinizde duygularınızı ve sıkıntılarınızı saklamayınız.
Problemlerinizi ılımlı ve olgun tavırlar içinde çözmeye çalışınız.
Herşeyden kendinizi sorumlu tutmayınız. Başkalarıyla ilgilenirken kendinizi ihmal etmeyiniz.
Sosyal ilişkilerinizi önemseyiniz. Hayatın sadece çalışmaktan ibaret olmadığını biliniz.
Dürüst davranmanız gereken yerlerde, sırf birileri üzülecek diye içinizdekilerini saklamayınız.
Yetenekleriniz konusundaki mütevaziliğinizi koruyunuz. Bunun sizi yücelttiğini biliniz.
Sabırlı davranmaya devam ediniz. Çünkü eninde sonunda ödüllendirileceğinizi biliniz.
Çok çalışmak tabi ki iyidir. Fakat bir gün yaşlandığınızda keyfini süremediğiniz günlerin acısını çekmemek için eğlenmeyi de ihmal etmeyiniz.
Engellerinizin sizi başarıya götüren en önemli itekleyici güç olduğunu unutmayınız.
Güven duygunuzun sarsıldığını hissettiğinizde kendinizi inadına ödüllendiriniz.
Asla karamsar düşünmeyiniz. Zirveye çıkarken minik taşlara çarpabilirsiniz. Ama siz yine de oraya varabilecek güce sahipsiniz.
Büyük zaferlerin sahibi olarak, kendinize olan saygınızı daima ön planda tutunuz.
Soğukkanlılığınızı koruyunuz. Bu sizi her türlü başarıda ön sıralarda tutacaktır.
Başkaları tarafından takdir edilmeyi nasıl bekliyorsanız, siz de diğerlerini başarılarından dolayı kutlayınız.
Sosyal ortamlarda kendinizi, başarılarınızı ve yeteneklerinizi göz önüne alarak ifade etmekten çekinmeyiniz.
Hedefinizi büyük düşününüz. Geleceği parlak olmayan bir yerde bulunmak yerine büyük bir işletmede çalışmayı tercih edin.
Kendi kaderinizi ve kimliğinizi şekillendirmeye çalışırken, toplumsal şartlanmaların esiri olmayınız.
Doğal yapınızla uyuşmayan hiçbir fikri, insanı, şartı ve durumları kabul etmeyiniz.
Hiçbir zaman yaşlanmayacağınızı biliniz. Siz şarap gibi, yıllar geçtikçe daha karizmatik ve daha çekici ve güzel olabileceksiniz. Bu burcunuza verilmiş doğal bir şanstır.

KOVA:

Değişimden korkmayınız. Standart kalıplara bağlı kalmayınız. Orijinal düşüncelerinizi hayata geçirmekten vazgeçmeyiniz.
Gelecek planlarınızı, amaçlarınızı size uygun ortamlarda, sizinle aynı yolda ilerleyebilecek kişilerle paylaşmaya çalışınız.
Özgürlüğünüzü kimsenin tekeline bırakmayınız. Sürüye boyun eğmeyiniz.
Modern düşününüz. Kişisel hedeflerinize saygı gösteren insanlarla bir arada olmaya çalışınız.
Duygularınızı asla ihmal etmeyiniz. Mesafeli ve soğuk olmayınız.
Hedefe varmak veya herhangi bir eylemde bulunmak için, başkalarının onay vermesini beklemeyiniz.
Çevrenizde olan biteni görmezlikten gelmeyiniz. Sabit fikirli olmayınız. Daha geniş gözlüklerle hayata bakmaya çalışınız.
Sizler buluşçu, hayatı kolaylaştırabilen sıradışı, yaratıcı kişilersiniz. Bu özellikler size armağandır. Bu özelliklerinizi ifade etmekten kaçınmayınız.
Sizler üstün bir sezgi gücüne sahipsiniz. Baktığınız her insanın nasıl biri olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz.
Sizler dünyayı yaşanabilir hale getiren, mantık, tarafsızlık, zeka ve barışçıl özellikleriyle donatılmış özel kişilersiniz. Kesinlikle gücünüzü hafife almayınız ve umutsuzluğa kapılmayınız.
Bulunduğunuz alanı yenileştiriniz. Hayatınızda rutinliğe yer vermeyiniz. Siz gelişimci bir burcun insanısınız. Sınırların ötesinde düşünmeye çalışınız.
Gerçek anlamda özgür olmak için, öncelikle bireyliğinizin farkında olmanız gerektiğini biliniz.
Diğerlerinden sizi ayıran farklılıklarınızın, gelişiminizin önünü aydınlatan ışık olduğunu unutmayınız. Sıradan şeylerle yetinmeyiniz.
Yenilikleri özellikle teknolojik gelişmeleri iyi takip ediniz.
Zor durumda olduğunuzda yardım istemekten çekinmeyiniz. Bunun gereksiz ve küçültücü bir şey olduğunu düşünmeyiniz.
Kova burcu, umutlar ve rüyaların, arzuların ve dostlukların burcudur. Yaşamınız boyunca ideallerinizin peşinde koşmaktan ve bunları gerçekleştirmekten vazgeçmeyiniz.
Bulunduğunuz alanda en yüksek konuma gelebilmek için, yenilikleri takip ediniz. Siz bu yenilikleri herkesten daha çabuk öğrenebilir, uygulayabilir, diğerlerinin sizi takip etmesini sağlayabilirsiniz.
Bütün mucize, inanmakta gizlidir. Sezgilerinize kulak veriniz. İç sesiniz nerde ne yapmanız gerektiğini size söyleyen bir rehberdir. Bu ses, zirveye daha kolay çıkabilmenizi sağlayıcıdır.
Daha önce hiç düşünülmemiş olanları keşfetmeye çalışabilir veya eski bir oluşuma yeni yöntemlerle hız kazandırabilirsiniz. Sonrasında ise bunları uygulayabilirsiniz. İşte siz bütün bunları yapabilecek kadar sıradışı bir kişisiniz.
Eş seçerken, farklılıklarınıza saygı duyacak, özgürlüğünüzü denetim altında tutmayacak, sizinle arkadaşça paylaşımlarda bulunacak, üzerinizde denetim uygulamayacak kişileri tercih ediniz. Böylece mutlu bir ilişki yaşayabilirsiniz.

BALIK:

Bilinmeyenlerin gizli anahtarı sizdedir. Siz diğerlerinden daha çabuk ve önce olacaklarını sezinleyebilirsiniz. Ne zaman sıkılsanız ve darda kalsanız bu anahtar size kilitli olan güzelliklerin kapısını açacaktır.
Kendini aşma ve farkındalıklarınızı ortaya koymaktan çekinmeyin.
Yaşamın iniş ve çıkışları sizi yıldırmasın. Endişelerin sizi teslim almasına izin vermeyiniz.
Kafanız karışık olduğunda plan yapmaktan kaçının. Aşırı duyarlılık yanlış kararlar vermenize neden olabilir.
Çıkarlarınızı korumayı unutmayın. Kimsenin iyi niyetinizi kullanmasına göz yummayın.
Gerçekler ortadaysa, görmezlikten gelmeyin. Eğer ilişkinizde sorunlar varsa bunları çözüme kavuşturmak yerine boşver demeyin. Siz mutlu olmaya layıksınız.
Yetersizlik duygusunun sizi esir almasına izin vermeyin. Çünkü sizde herşeyle başedebilecek kadar zengin bir ruh alemi var.
Geri çekilmeyin, pes etmeyin, kararlı olun. Hiçbir şeyin sizi yıldırmasına izin vermeyin. Siz güçlüsünüz bunu unutmayın.
Aşkta kendinizi düşünmekten vazgeçmeyin. Bir ilişki ya eşit şartlarda yaşanmalı veya böyle yaşanması için düzenlemelerde bulunulmalıdır mantığından uzaklaşmayın.
Planlı olmaya çalışın. Bu sizi dağılmaktan koruyacaktır.
Bir durumla baş edemiyorsanız vazgeçmeyin. Farklı yollar ve yöntemler deneyerek konunun üzerine gitmeye çalışın.
İsteklerinizi ertelemeyin. Eğer bir şey sizi mutlu edecekse, ruhunuz huzurlu olacaksa, önünüze engeller çıksa da bunları elde etmekten vazgeçmeyin.
Sırlarınızı çok güvenmedikçe kimseyle paylaşmayın.
Sizi hiçbir kişinin, duygunun ve durumun hapsetmesine, haklarınızı elinizden almasına, sizi yönetmesine izin vermeyin. Siz Jüpiterin güçlü çocuklarısınız. İnancınızla her güçlüğün altından kalkabilir, selamete erebilirsiniz.
Bazen ter dökerek binbir emek vererek oluşturduğunuz şeyler yıkılsa dahi, bunların çok daha güçlüsünü ve çok daha güzelini yapabilecek kadar kuvvetli olduğunuzu biliniz.
Çok bunaldığınızda geriye çekilerek dinleniniz. Ruhunuzu arındırmak için kendinizce aktivitelerde bulununuz. Bu toparlanmanızı ve daha güçlü bir şekilde hayata sarılmanızı sağlayacaktır.
Kurban durumuna düşmeyin. Yeri geldiğinde hayır demeyi unutmayın.
Eğer fırsat bulursanız, duygularınızı kağıda dökün. İnsanlarla paylaşın. Sanatsal aktivitelerde bulunun, mistizmle uğraşın. Şifacı yanlarınız olduğunu bilin.
Sizi uyuşturan, hayata küstüren, enerjinizi zayıflatan, negatif insanlardan uzak durun.
Her yaşanan olumsuz deneyimin, sizi yeni ve harika bir gelişmeye hazırladığını düşünün. Hatta şöyle diyeceğinizi duyar gibiyim. İyi ki o tecrübeyi yaşamışım, yoksa şimdi bu güzelliğe kavuşamayacaktım.

* Alıntı

KAYNAK: SONSUZ ŞİFA

GÜNDE 5 BASİT ŞEY YAPIN HAYATINIZ DEĞİŞSİN.

95486977535[1]

İngiltere’de 400’den fazla bilim insanı araştırmaları sonunda ‘günde beş basit şey’ yapıldığında insanların daha sağlıklı bir ruh haline sahip olduklarını buldu. İsterseniz bu listeden başlayabilirsiniz:

Günde beş basit şey…

1. Her gün insanlarla iletişim halinde olun  Güçlü aile ve arkadaşlık bağları duygusal destek ve mental uyarılma sağlar.

2. Her gün mutlaka bir fiziksel aktivite yapın  Fiziksel aktivite fit olmanızı sağlayarak genel sağlığınıza ve mutluluğunuza katkıda bulunur.

3. Kendinizi ifade etmenin yollarını bulun  Örneğin bahçeyle uğraşmak etrafınızdaki dünyayla iletişime girmeye yardımcı olur. Ya da şiir okumak duygularınızın farkına varmanıza yardımcı olur.

4. Her gün yeni bir şey öğrenmeye çalışın

Örneğin yeni bir dil veya yemek pişirmeyi öğrenmek için zaman ayırın. Hayat boyunca devam eden öğrenme hem zekanızı keskin tutmaya yarar hem de eğlencelidir.

5. Başkalarına yardım edin
Yardım kuruluşlarına arkadaşlarınıza ailenize veya yabancılara yardım edin. Vermenin kendi başına bir ödül olduğunu göreceksiniz.

KAYNAK: SONSUZ ŞİFA

Avucunuzu Açmayı Denediniz Mi?

99d029a9[1]

Asya’da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır: Bir Hindistan cevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır. Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı büyüklüktedir. Yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. Maymun tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır. Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz. Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner, ama kaçamaz. Aslında bu maymunu tutsak eden hiçbir şey yoktur. Onu sadece, kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey, elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.

Bizleri de tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Tüm yapmamız gereken; elimizi açıp benliğimizi, bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır! Bu örnekle benzeştirirsek; ben, sahip olduğumuzu düşündüğümüz her şeyin bizim için birer tuzak olduğunu fark etmediğimizi düşünüyorum:

-Çoğunlukla konuşmaktan fazla bir özelliğini kullanmadığımız son model cep telefonlarına sahip olmak,

-Ortalama 15 m2´sini kullandığımız ama kullandığımız alandan 10-20 kat büyük evlere sahip olmak,

-Belki bir kez giydikten sonra çok uzun sure dolabımızın bir köşesinde unuttuğumuz günün modasına uygun giysilere sahip olmak, -Okumadığımız kitaplara sahip olmak,

-Asla kadranın gösterdiği sürate ulaşamayacağımız en süratli arabaya sahip olmak,

-Bize günde 3-5 kez zamanı, başkalarına sürekli zenginliğimizi gösteren kol saatlerine sahip olmak,

-Sağlığımıza, düzenimize, beynimize korkunç zararlar verse bile envai çeşit
içkilerin bulunduğu gösterişli, dekoratif bir mini bara sahip olmak,

-Vakit bulup gidilemeyen, gidilse bile dinlendirmekten çok uzak; tabiri caizse yorgunluktan haşatımızı çıkaracak deniz kenarına yakın bir yazlık, bir dinlence evine sahip olmak,

-Vaktimize, nakdimize, aklımıza, çenemize zarar verse bile bir futbol takımı taraftarlığına sahip olmak,

-Faizi, getirisi zarara ugramasın diye kıyıp harcanamasa bile bol sıfirlı bir banka defterine sahip olmak,

-Oturmadığımız koltuk takımları, izlemediğimiz dev ekran televizyonlar; kullanmadığımız, faydalanmadığımız daha nelere sahip olmak…

Ya da sahip olduğumuzu sanmak…

-Sadece çevre olsun diye bulunduğumuz ortamlar ve arkadaşlıklar!

O maymun gibi; avucumuzda tuttuğumuz sürece (faydalanamasak bile) sahip olduğumuzu sanmıyor muyuz?

Ve ancak parmaklarımızı gevşetip bunlardan vazgeçtiğimiz zaman gerçekten özgür olup tüm yeteneklerimizi kullanabilir hale gelmeyecek miyiz?

Aslında biz bu dünyaya sahip olmaya değil, şahit olmaya gelmişiz. Ah bunu bir anlayabilsek…

Kaynak: Kozmik Rehberler

* Medine Gül

Ho’oponopono Yöntemi: Seni seviyorum, Özür dilerim , Lütfen beni affet, Teşekkür ederim

Ho’oponopono Yöntemini son zamanlarda sıkça duymaya başladık, birçoklarımıza göre telaffuzu zor gelen bir cümle ama kazandırdıkları ve kattığı değerler bir mucize.

Joe Vitale’nin  Dr.Ihaleakala Hew Len’den öğrenerek Zero Limit kitabında anlattığı şekliyle aktarıyorum.
Bu yöntem; karşımızdaki insanın yaşadığı duyduğumuz öğrendiğimiz anda bizim sorunumuz olarak algılayıp kendi içimizde bundan arınarak karşımızdakini de arındırma yolunu öğretiyor. Sadece insanlar değil her şeyi arındırıp temizlemenin yoludur bu. Tüm bilinen ya da bilinmeyen negatif enerjileri, pozitif olanla değiştirerek arındırır. Bunun içinde sevgi yi kullanır. 4 temel kalıp vardır.
 seni seviyorum
özür dilerim
lütfen beni affet
teşekkür ederim
 cümlelerinden oluşur. Uygulamada çok kolay ve kısa sürede de sonuç veriyor.
 Hayatındaki herhangi bir şeyi değiştirmek istediğinde bakacağın tek bir yer var: kendi için. 2 yıl önce, Hawaii’de, bir koğuş dolusu akıl hastası suçluyu onları hiç görmeden tedavi eden bir terapist olduğunu duymuştum. Terapist, hastaların dosyalarını incelemiş ve sonrasında kendisinin bu kişilerin hastalıklarını nasıl yarattığını görmek için kendi içine bakmış. Kendisi geliştikçe, hastalar da gelişme göstermiş. Bu hikâyeyi ilk duyduğumda bunun bir şehir efsanesi olduğunu düşünmüştüm.

Biri, kendini iyileştirerek başkalarını nasıl iyileştirebilirdi ki? Bu kişi bilge bir kişi olsa bile akıl hastası suçluları nasıl iyileştirebilirdi? Anlamamıştım. Mantıksızdı. Ve hikâyeyi unutup gittim.

Ta ki hikayeyi bir yol sonra yeniden duyana kadar. Terapistin ho’oponopono adında bir Hawaii iyileştirme yöntemi kullandığını duydum. Daha önce bu yöntemi duymamıştım. Hikayeyi yeniden unutup gitmek istemiyordum. Anlatılanlar tümüyle doğruysa, hakkında daha fazla şey öğrenmeliydim. Şu ana kadar “sorumluluk” kelimesinin anlamını, yaptıklarımdan ve düşündüklerimden sorumlu olduğum şeklinde anlardım. Daha ötesinden değil. Ve çoğu insanın da böyle düşündüğünü sanıyorum. Biz yaptıklarımızdan sorumluyuz, başkalarının yaptıklarından değil. Birçok akıl hastasını iyileştiren Hawaiili terapist bana sorumluluğun ne demek olduğu konusunda yeni bir bakış açısı kazandırdı. Adı Dr. Ihaleakala Hew Len. İlk telefon görüşmemiz yaklaşık bir saat sürdü. Ona hikayenin tamamını bana anlatıp anlatamayacağını sordum. Bunun üzerine Len Hawaii Eyalet Hastanesi’nde dört sene boyunca çalıştığını söyledi. Ve hikayesini anlattı.
Akıl hastası suçluların bulunduğu koğuş oldukça tehlikeliymiş. Terapistler bir ay içinde istifa ediyorlarmış. Hastane personeli sıkça hastalık izni alıyormuş ya da istifa ediyormuş. Hastalar tarafından saldırıya uğrama korkusundan dolayı, koğuşta sırtlarını duvara çevirerek yürüyorlarmış. Kısacası burası yaşamak, çalışmak ya da ziyaret etmek için hoş bir yer değilmiş. Dr. Len bana hastaları hiç görmediğini anlattı. Ofisinde oturup hastaların dosyalarını incelemiş.
Hastaların dosyalarına bakarken kendi üzerinde çalışmış. Ve kendi üzerinde çalıştıkça hastalar iyileşmeye başlamış.
“Birkaç ay sonra, daha önceden ellerli kelepçeli dolaşan hastalara serbestçe dolaşmaları için izin verilmeye başlandı,” dedi bana. “Ağır ilaç tedavilerine maruz kalan hastalar ilaç tedavilerini bıraktılar. Serbest bırakılmaları konusunda hiç ihtimal olmayanlar serbest kaldı.” Şaşkınlık içindeydim…
“Sadece bu kadar değil,” diye devam etti. “Ve personel işe gelmekten hoşlanmaya başladı. İşe gelmeme ve sıkça olan işten ayrılmalar bitti. Personel ihtiyaçtan daha fazla sayıda olmaya başladı, çünkü hastalar serbest bırakılıyordu. Personelin yapacak bir işi kalmamıştı. Bugün, bu koğuş kapalı.”
 Ve işte en önemli soru: “Bu insanların değişimine sebep olacak ne yaptın?” dedim
“Onları yaratan kendi parçamı iyileştirdim sadece,” dedi. Anlamadım…
Dr. Len hayatından sorumlu olmanın, hayatındaki her şeyden sorumlu olmak olduğunu söyledi -aslında basit, çünkü her şey senin hayatında oluyor. Tam manasıyla, tüm dünya senin yaratımın.
“Hmmm… Kolay sindirilebilir bir şey değil. “
Söylediklerinden ve yaptıklarından sorumlu olmakla, hayatındaki tüm insanların söylediklerinden ve yaptıklarından sorumlu olmak farklıdır. Gerçek şu ki eğer hayatının sorumluluğunu alıyorsan hayatında gördüğün, işittiğin, tattığın, dokunduğun ya da herhangi bir şekilde deneyimlediğin her şey senin sorumluluğun altındadır.
Çünkü hepsi senin hayatında olmaktadır. Terör eylemleri, ülke yöneticileri, ülkenin mali durumu ve hoşuna gitmeyen diğer şeyler, hepsi şifalanmak üzere sana geliyor. Onlar aslında yoklar… Onlar sadece iç dünyanın birer yansıması…
Sorun onlarda değil, sende. Onları değiştirmek istiyorsan, kendini değiştirmelisin.
Bunu kabul etmeyi ve hayata geçirmeyi bir kenara bırak, kavramak bile kolay değil; biliyorum.
Suçlamak sorumluluk almaktan kolaydır. Fakat Dr. Len’le konuştukça onun kendisini nasıl iyileştirdiğini ve ho’opnopono yönteminin kendini sevmek anlamına geldiğini kavramaya başladım.
Hayatının gelişmesini istiyorsan, onu iyileştirmelisin. Eğer birini iyileştirmek istiyorsan -akıl hastası bir suçlu bile olabilir bu- bunu ancak kendini iyileştirerek yapabilirsin.
Dr. Len’e kendisini nasıl iyileştirdiğini sordum. Hastaların dosyalarına bakarken ne yapmıştı?
“Sadece, tekrar ve tekrar ‘özür dilerim’ ve ‘seni seviyorum’ dedim,” dedi.
Bu kadar mı?
Bu kadar.
Sonuç olarak, kendini sevmek kendini geliştirmenin en önemli yoludur ve kendini geliştirdikçe dünyan gelişir.
Bu konu hakkında bir örnek vermeme izin verin:
Bir gün biri bana beni üzen bir e-posta gönderdi. Eskiden olsa, bu konu üzerindeki çalışmamı, zayıf duygusal noktalarımı araştırarak ya da hoş olmayan bu e-postayı gönderen kişinin bunu neden yapmış olabileceğini bulmaya çalışarak yapardım. Bu sefer, Dr. Len’in yöntemini kullanmaya karar verdim. İçimden “Özür dilerim” ve “Seni seviyorum,” dedim. Bu dediklerimi özellikle bir kişiye yönelik söylemedim. Sadece, dış koşulları yaratan içimdeki parçamı iyileştirmesi için, sevginin ruhunu yardıma çağırdım. Bir saat sonra aynı kişiden bir e-posta daha aldım. Önceki e-posta için özür diliyordu. Bu özür için herhangi özel bir eylemde bulunmamıştım. Ona herhangi bir şey yazmamıştım. “Seni seviyorum” diyerek içimdeki, o kişiyi yaratan parçamı iyileştirmiştim.
Daha sonra Dr. Len tarafından düzenlenen bir ho’oponopono workshopuna katıldım. 70 yaşında, saygıdeğer yaşlıca bir şaman. Ve bir münzevi gibi. Çekim Yasası Sırrı adlı kitabımla ilgili güzel şeyler söyledi. Kendimi geliştirirsem, kitaplarımın titreşiminin artacağını ve okuyucuların bunu hissedeceklerini söyledi. Kısacası, kendimi geliştirirsem okuyucularım da gelişecekti.
“Şu anda piyasada, dış dünyada olan kitaplar hakkında ne dersin?” diye sordum.
“Onlar orada değiller,”dedi. Bilgeliği aklımı karıştırmıştı. “Onlar hala içinde.”
Dış dünya diye bir şey yok.
Bu gelişkin tekniği hak ettiği derinlikte anlatabilmek için bir kitap yazmak gerekir ama kısaca şunu söyleyebiliriz.
Hayatındaki herhangi bir şeyi değiştirmek istediğinde bakacağın tek bir yer var: kendi için.
“İçine baktığında, bunu sevgiyle yap.”
1.Ne olduğuna dair hiçbir fikriniz yok.
İçinizde ve etrafınızda olan her şeyin, bilinçli ya da bilinçsiz, farkında olmanıza imkan yoktur. Bedeniniz ve aklınız şu anda çalışmaktadır ve bunun farkında değildir. Ve havada, radyo dalgalarından düşünce formlarına kadar görünmeyen sayısız sinyal bulunmaktadır ve sizler bunların hiç birini bilinçli olarak algılamazsınız. Gerçeği söylemek gerekirse, tam şu anda kendi gerçeğinizi yaratmaktasınız ama bu olay bilinçli bilginiz ya da kontrolünüzün dışında, bilinçsizce olmaktadır. Bu nedenle istediğiniz kadar olumlu düşünün gene de yaralanırsınız. Yaratıcı olan bilinçli zihniniz değildir.
2. Her şeyi kontrolünüz altında tutamazsınız
Elbette ki olan her şeyden haberiniz olmadığı için, onları kontrol edemezsiniz. Dünyaya emredebileceğinizi düşünmek egosal bir hatadır. Şu anda dünyada neler olduğunun çoğunu egonuz göremediğine göre, sizin için en iyisine egonuzun karar vermesine izin vermek hiç de bilgece olmaz. Seçim sizin elinizde, ama kontrol değil. Ne deneyimle meyi tercih edeceğinize karar vermek için bilinçli zihninizi kullanabilirsiniz, ama onu ifade edip edemeyeceğinizi ya da bunu nasıl ve ne zaman yapacağınızı kendi haline bırakmalısınız. Teslimiyet anahtardır.
3. Yolunuza her ne çıkarsa onu iyileştirebilirsiniz.
Yaşamınızda önünüze çıkan her şey, oraya nasıl geldiğine bakmaksızın, iyileştirmek içindir, çünkü şu anda sizin radarınızdadır. Buradaki varsayım, eğer onu hissedebiliyorsanız, onu iyileştirebilirsiniz de. Eğer onu bir başkasında görebiliyorsanız ve bu sizi rahatsız ediyorsa, o zaman iyileştirmek için oradadır demektir. Ya da Oprah’ın bir keresinde söylemiş olduğu gibi, “Eğer onu fark edebiliyorsanız, ona sahipsinizdir.” Onun neden hayatınızda olduğuna ya da oraya nasıl geldiğine dair hiçbir fikriniz olmayabilir, ama artık farkında olduğunuza göre, onu serbest bırakabilirsiniz. Karşılaştığınız şeyleri ne kadar iyileştirirseniz, tercih ettiklerinizi ifade etmede o kadar net olursunuz, zira başka şeyleri kullanmak için gereken enerjiyi serbest bırakmış olursunuz.
4. Tüm deneyimlerinizden %100 sorumlusunuz.
Hayatınızda başınıza gelenler sizin suçunuz değildir, ama sizin sorumluluğunuzdadır. Kişisel sorumluluk kavramı söylediğiniz, yaptığınız ya da düşündüğünüzün ötesindedir. Hayatınızda yer alan diğer herkesin dediklerini, yaptıklarını ve düşündüklerini de içerir. Yaşamınıza meydana gelen her şeyin sorumluluğunu tamamen alırsanız, o zaman herhangi bir kişi bir sorunu su yüzüne çıkardığında, o sizin de sorununuz olur. Bu üçüncü ilkeye bağlanır, yani yolunuza çıkan her şeyi iyileştirebilirsiniz. Kısacası, şu anki gerçeğiniz için hiç kimseyi ya da hiçbir şeyi suçlayamazsınız. Tüm yapabileceğiniz onun sorumluluğunu almak, yani onu kabul etmek, ona sahip çıkmak ve onu sevmektir. Karşılaştığınız şeyleri ne kadar çok iyileştirirseniz kaynak ile o kadar uyumlu olursunuz.
5. Sıfır limite iletiniz “seni seviyorum” cümlesini söylemektir.
Sizi her şeyin ötesindeki huzura, iyileştirmeden ifade etmeye götürecek bilet sadece “seni seviyorum” cümlesidir. Bu cümleyi Tanrı’ya söylemek içinizdeki her şeyi temizler ve böylece şu anın mucizesini yaşayabilirsiniz: sıfır limiti. Amaç her şeyi sevmek. Fazla kiloyu, bağımlılığı, sorunlu çocuğu ya da konuyu, eşi sevin; hepsini sevin. Sevgi sıkışıp kalmış enerjiyi değiştirir ve serbest bırakır. “Seni seviyorum” demek Tanrıya deneyimleme dileğinizin gerçekleşmesidir.
6. İlham niyetten daha önemlidir.
Niyet zihnin oyuncağıdır; esinlenme Tanrı’dan bir bildirimdir. Bir an gelir, yalvarmak ve beklemek yerine teslim eder ve dinlemeye başlarsınız. Niyet egonun sınırlı görüşünü temel alarak hayatı kontrol etmeye çalışmaktır; esinlenme ise Tanrı’dan gelen mesajı almak ve buna göre hareket etmektir. Niyetler işe yarar ve sonuç verir; esinlenme ise işe yarar ve mucizeler getirir. Hangisini tercih edersiniz?
Zero Limit – Joe Vitale, Dr.Ihaleakala Hew Len

Sebze Yedire Yedire Delirtmişler Çocuğu…

12038143_10153621571754909_4950589335261749303_n[1]

Depresyonu Doğal Yollarla Yenin (İlaç Kullanmadan)

Depresion-simple-500x334[1]

Ruh haliniz sürekli kötü mü? Depresif misiniz? Ya da içinizden hiçbir şey yapmak gelmiyor mu? Basit bir depresyon geçiriyor olabilirsiniz ve muhtemelen atlatmak için ilaca ihtiyacınız yok. Çok daha iyi hissetmenize yardımcı olacak doğal ilaçları keşfetmek için okumaya devam edin.

Sarı Kantaron ve Mabet Ağacı

Sarı kantaron olarak bilinen Hypericum perforatum, hafif depresyonların tedavisine ve anksiyeteyi kontrol etmeye yardımcı olmada demlenerek kullanılır. Etki mekanizmasının nasıl meydana geldiği bilinmese de, sarı kantaron kullanan kişilerde görülen neşe gibi olumlu etkiler sebebiyle, bilimsel çalışmalar bu bitkinin doğal bir antidepresan olarak kullanılabileceğini destekliyor.

Depresyonu doğal yollarla yenmek için mabet ağacı kullanılabileceğine dair de bilimsel kanıtlar mevcuttur. Antidepresan ilaç tedavisine yanıt vermeyen bir grup hastayla 1993 yılında bir çalışma yapılmış ve bu hastalara günde üç kez 80 mg mabet ağacı özü verildiğinde iyi sonuçlar alınmıştır. Görünüşe göre bu öz, beyindeki serotonin seviyesinin artmasına yardımcı olmuş ve iyi hissetmeyi sağlamıştır.

Depresyonla Savaşan Besinler

Kötü hissettiğinde buzdolabına saldırmaya karar verenlerden misiniz? Bazı yiyecekler neşelenmenize yardımcı olabilir. Bunlardan bazıları şunlardır:

  • Muz – Genellikle kan şekeri düşünce insanın ruh hali kötüleşir ve olumsuz düşüncelere kapılır. Muz bol miktarda şeker ve triptofan içerir. Triptofan, “mutluluk hormonlarından” biri olan serotoninin bir ön-maddesidir.
  • Çikolata –  Çikolatanın içindeki şeker ve kakao yağı, triptofanın vücut tarafından daha kolay emilmesine yardımcı olup serotonin üretimini arttırır. Ayrıca, sinir sistemi üzerinde uyarıcı etkiye sahip feniletilaminler içerir. Yüksek miktarda kalori içerdiği için, ölçülü olarak tüketilmesi tavsiye edilir.
  • Sert kabuklu yemişler ve badem – Bu kuruyemişler omega-6, omega-3 yağ asitleri ve polifenoller içerir. Bu maddelerin sinir sistemi üzerinde oldukça olumlu etkileri vardır. günün herhangi bir saatinde, yemeklerden ayrı olarak veya salatalarla birlikte tüketebilirsiniz.

Daha İyi Hissetmek için Yaşam Tarzınızı Değiştirin

Olumsuz düşüncelerden kurtulmak ve depresyona karşı savaşmak için yapabileceğiniz daha birçok şey vardır. Daha iyi hissetmenizi sağlayabilecek bu basit ipuçlarına odaklanın:

  • Biraz hareket edin.  Egzersiz yapın, dans edin, yürüyüşe çıkın veya parkta koşu yapın. Tüm bunlar depresyon için mükemmel doğal ilaçlardır. Fiziksel aktivite, muhteşem hissetmenizi sağlamak için beyinde çalışan bir madde olan endorfinin salgılanmasını sağlar.
  • Açık hava aktiviteleri. Güneş ışığı ile doğrudan temas etmenin, vücuttaki serotonin seviyelerini arttırdığı kanıtlanmıştır. Güneşten faydalanmak için, sabah erkenden veya akşamüstüne doğru açık hava aktiviteleri yapın. UV ışınlarının zararlı etkilerine karşı daima tedbir almayı da ihmal etmeyin.
  • Mümkün olduğunca çok gülün. Gülmek de bol miktarda endorfin salgılanmasını sağlar, rahatlatır ve stresi yok eder. Eğlenceli filmler izleyin, arkadaşlarınızla dışarı çıkın ve gülebildiğiniz kadar çok gülün. Bu çok daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır.

Hayatta hepimiz bazen kötü dönemlerden geçebiliriz. Zihinsel durumunuzu düzeltmek için bu basit ipuçlarını uygulayın. Ancak semptomlar geçmezse ve uzun bir süre boyunca üzgün hissederseniz, kronik depresyon geçiriyor olabilirsiniz. Böyle bir durumda derhal doktorunuza danışmalısınız.

kaynak: sağlığa bir adım

Limon ve Maydanozla Böbreklerinizi Arındırın…

 1-kidney-lemon[1]
Maydanoz kadar arındırıcı bitki az bulunur. Pek çok yemeğe lezzet vermesi için eklediğimiz maydanoz çok şifalı bir bitkidir ve çeşitli rahatsızlıklara çok iyi gelir. Maydanozu limon suyu ile birleştirdiğinizde, böbreklerinizi arındırmak için harika bir çözüm elde etmiş olursunuz. Bu yazımızda size bundan bahsedeceğiz.

Neden böbreklerimizi arındırmamız gerekiyor?

2-böbrek-ağrısı

Böbreklerimizi temizlemek arada bir yaptığımız bir şey olmamalı, genel sağlığımızı korumak için bunu bir alışkanlık olarak günlük hayatımıza dahil etmeliyiz. Unutmayın, böbreklerimiz kanımızı arındırıp, atıkların vücudumuzdan atılmasını sağlar. Peki böbreklerimiz düzgün çalışmadığında ve çok fazla protein veya toksik maddeler biriktiğinde ne olur? Bu toksik maddeler kanımızda birikip bizi hasta eder, kolik ağrısına, böbrek taşlarına ve başka hastalıklara neden olurlar. Bunların başınıza gelmesini önlemek için sizlerle bir kaç önemli öneri paylaşacağız:

  • Bol miktarda sıvı için ve süt ürünü tüketiminizi azaltın.
  • İşlenmiş gıda tüketiminizi azaltın.
  • Hayvansal protein yerine bitkisel protein tüketin.
  • Tuzu öğünlerinizden çıkartın, şeker tüketmeyin ve alkolden uzak durun.

Bunları yapmak kulağa biraz zor geliyor olabilir ama yapmayı başardığınızda kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz…

Böbreklerinizi arındırma vaktinin geldiğini nasıl anlarsınız?

3-böbrek-doktoru

Sağlığınız için bunlara dikkat edin:

  • İdrarınız nasıl görünüyor, ne renk? Kahverengi mi yoksa kola gibi bir rengi mi var? İdrar renginiz böbreklerinizde bir sorun varsa anlamanıza yardımcı olur.
  • Gerginlik.
  • Sırt ağrısı, özellikle de bel bölgesinden yayılan ağrılar.
  • Aşırı susama.
  • Sık sık idrara çıkma ihtiyacı ancak idrar gelmemesi.
  • Şişmiş ayak bilekleri veya göz etrafında şişme.
  • Nedensiz bitkinlik.
  • Unutmayın, bu belirtilere başka hastalıklar veya rahatsızlıklar neden olabilir, ancak eğer bu belirtilerden iki veya daha fazlasını gösteriyorsanız doktora gitme vaktiniz gelmiş olabilir.

Maydanoz ve limon ile böbreklerinizi nasıl arındırabilirsiniz?

4-içecek

1. Maydanoz

  • Maydanoz güçlü bir antioksidandır: hücrelerin yenilenmesine ve böbreklerin çalışmasına yardımcı olur.
  • Böbreklerin güçlenmesine yardımcı olan, toksin ve yağların bu önemli organlardan atılmasını sağlayan mineraller açısından zengindir.
  • Beta karoten, klorofil ve C vitamini açısından zengindir: enfeksiyonlar ve tümörlerle savaşmak ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için idealdir.
  • Maydanoz bir idrar söktürücüdür: vücudun doğal yollarla sıvı atmasını sağlar.
  • Yüksek tansiyonu düşürür, böbrek sağlığına iyi gelir.

2. Limon

Limon suyu B vitamini ve C vitamini açısından zengindir. Bu vitaminler böbreklerdeki kan damarlarının güçlenmesine yardımcı olur, yüksek tansiyonla savaşır ve arındırıcıdır. Limonun pek çok harika özelliği vardır.

Limon yüksek oranda potasyum ve düşük oranda sodyum içerir, bu yüzden böbrekler için idealdir. Pek çok doktor tuz yerine limon suyu kullanılmasını önerir.

Maydanoz ve limondan nasıl yararlanabilirsiniz?

5-maydonoz

Sizinle, maydanoz ve limon suyu ile hazırlayabileceğiniz çok kolay bir tarif paylaşacağız. Bu tarifi haftada en az iki kere hazırlamanızı öneriyoruz.

Yapılışı

Bu tarif için beş dal maydanoza ihtiyacınız olacak. Maydanozları iyice yıkayın ve bir litre suyu kaynatın. Kaynayan suyun içerisine, arındırıcı özelliklerinden yararlanmak için maydanozları koyun.

Bu büyük ihtimalle daha önce duyduğunuz klasik bir tarif olabilir. Doğal ilaçların çoğu kullanılan bitkilerin şifalı özellikleri sayesinde bize iyi gelir. Maydanozlar kaynayan suyun içerisinde bir süre bekledikten sonra bir limonun suyunu ekleyin. Ve karışımınız hazır!

Peki bunu ne zaman mı içmelisiniz? Bu tarif 4 bardaklık; yani ilk bardağınızı sabah aç karınla, ardından öğle yemeğinden sonra bir bardak, ikindi arasında bir bardak ve son olarak akşam yemeğinden sonra bir bardak içebilirsiniz. Bu karışım hem sindirime yardımcı olacak hem de böbreklerinizi arındıracaktır.

Bu tarifi haftada iki kere uygulayabilirsiniz. Tadı size biraz keskin gelebilir veya çok hoşunuza gitmeyebilir ancak bu karışımın içerisinde pek çok vitamin var ve size enerji verecek bir karışım. Ayrıca anemiye karşı da etkili olduğunu unutmayın. Hemen denemenizi öneriyoruz. Böbrekleriniz buna çok memnun olacak.

kaynak: sağlığa bir adım

Sedat, Biraz Yerime Bakabilir Misin?

12027613_10153623107464909_7099803614073480952_n[1]

Bana Söylemek İstediğin Bişi Var Mı Cevat?

En-komik-aldatma-karikaturleri-_1397681029[1]

Akciğeri Korur, Mideyi Korur, Hücreleri Onarır ,Alerjiye Astıma İyi Gelir Ve Dahası… Hemen Keçiboynuzu Yemeye Başlayın…

Garroves[1]

Keçiboynuzu, özellikle Akdeniz ülkelerinde yetiştirilen sıra dışı enerji dolu bir bitkidir. Taze tüketildiğinde çok tatlı bir tadı vardır. Keçiboynuzunun içerisinde şeker tadı veren bir sıvı vardır. Görüntüsünden dolayı keçiboynuzu adı verilmiştir ve Kıbrıs’ta çok iyi yetişmektedir. Yetiştiği ağaçların uzunluğu 4-6 metreye kadar çıkar. Keçiboynuzu, kurutularak da tüketilebilir.

Keçiboynuzu, karbonhidrat, yağlar ve sodyum açısından zengindir. Aynı zamanda A ve C vitamini açısından da zengin sayılır. Selenyum, potasyum, magnezyum başta olmak üzere birçok mineral ve element içerir. İçerdiği element ve vitaminler yardımıyla sağlığa katkı sağlar.
Keçiboynuzunun Sağlığa Faydaları

Keçiboynuzu farklı şekillerde ve genelde kış aylarında tüketilmektedir. Bunun sebebi özellikle kış aylarında artan astım atakları ve bronşit hastalıklarına iyi geldiğine dair oluşan düşüncedir. Keçiboynuzu aynı zamanda gribal enfeksiyonlara ve üşütmeden kaynaklanan hastalıklara karşı da etkili bir besin kaynağıdır. Özellikle önemli bir antioksidan olması çok geniş bir yelpazede metabolizmaya hastalıklarla mücadelede yardımcı olur.

Keçiboynuzu Kolesterole İyi Gelir: Keçiboynuzunun kolesterole iyi geldiği bilimsel olarak ispatlanmamıştır. Keçiboynuzunun içerdiği liflerin ve zengin gıda içeriğinin LDL seviyesini (kötü kolesterol) azaltıcı ve HDL kolesterol seviyesini sağlıklı seviyede tutucu özelliğinin olduğu belirlenmiştir. Bunun yanında yapılan bazı bilimsel çalışmalar sonucunda keçiboynuzunun hiper kolesterol için ayrıca tedavi amaçlı olarak kullanılabileceği belirlenmiştir.

Keçiboynuzu Sindirim Sistemine Yardımcı Olur: 2002 yılında yapılan bir araştırma sonucu keçiboynuzunun içerdiği beta-karoten maddesinin güçlü bir serbest radikal düşmanı olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca içerdiği lifler sayesinde midenin kuvvetlenmesine yardımcı olur. Midenin sağlıklı ve düzenli bir şekilde görevini yerine getirmeye yardımcı olduğu gibi hastalıklara yakalanma riskini de azaltır. Bunun dışında antioksidan özelliği sayesinde bağırsak enfeksiyonlarından koruyucu özelliği vardır. Dolaylı olarak bağırsakların kansere yakalanma riskiniz azaltır.

Keçiboynuzu İshale Karşı Etkilidir: Genel anlamda sindirim sitemi dostu olan keçiboynuzu, aynı zamanda sindirim sitemi ile ilgili bazı sorunlarında gidermede etkilidir. Bunlardan başlıcası ishaldir. İshale karşı keçiboynuzunun anlık etki gösterdiğini belirten uzmanlar, ishal şikayeti olanların keçiboynuzunu tüketmelerini önermektedir. İshal tedavisi için yetişkin ve çocuk ayrımı yapılmamıştır.

Keçiboynuzu Akciğer Kanserinden Korur: Keçiboynuzunun en önemli faydalarından bir tanesi de akciğer kanserine karşı vücudu koruyucu etkisinin olmasıdır. Antioksidan özelliği ile keçiboynuzu kanser hastalığına neden olan nedenleri minimuma indirir. Akciğerleri temizleyici özelliği vardır. Sigara ve diğer zararlı maddelerin verdiği zararları gidermeye çalışır ve bunun yanında akciğeri hastalıklara karşı korur.

Hasarlı Hücreleri Onarır: Çok nadir özelliklerden bir tanesini taşıyan keçiboynuzu, hasarlı hücrelerin onarılmasında da etkili rol oynar. Hasarlı hücrelerin onarılarak tekrar görevlerini yerine getirme özelliklerini kazanmaları bünye açısından çok önemlidir. Keçiboynuzu, sürekli ölen hücreler yüzünden zayıf düşen savunma sitemine hasarlı hücreleri iyileştirerek katkıda bulunur. Ve hastalık esnasında tedavi özelliği sağlarken hastalık öncesinde vücudun hastalıkla mücadele gücünü arttırır.

Alerjik Hastalıklara Karşı Keçiboynuzu: Keçiboynuzunun antialerjik ve antibakteriyel özelliği vardır. Çok etkili bir antioksidan olması bu özelliğinin en önemli sebebidir. Özellikle solunum yollarında oluşan zararlı bakterileri ve kış aylarında meydana gelen salgın hastalıklara karşı çok etkilidir. Nezle grip gibi yayılması mümkün olan salgın hastalıklar yanında alerjik astıma karşı da etkili bir şifa kaynağıdır.

Astım ve Bronşit Hastalıklarına Karşı Etkilidir: Keçiboynuzunun astım ataklarını sakinleştirici rolünün yanında bronşit hastalığına da iyi geldiği söylenmektedir. Bazı bilimsel araştırma sonuçları da bu yönde bilgiler verir. Antioksidan özelliği alerjik astıma karşı çok etkili olmasını sağlar ve genel anlamda solunum yollarında meydana gelen tıkanıklıkların giderilmesinde önemli bir rol oynayabilir. Çocuklarda etkisini daha çabuk göstermektedir.

Grip Hastalığına İyi Gelir: Keçiboynuzunun antioksidan özelliği, ona doğal bir antibiyotik özelliği katmaktadır. Kış aylarında çok sık görülen ve bulaşıcı olma özelliği olan grip hastalığına karşı etkilidir. Grip hastalığına neden olan virüsleri ortadan kaldırırken vücudu grip ve benzeri hastalıklara karşı korur.

Öksürüğe İyi Gelir: Keçiboynuzu şiddetli öksürüklere karşı dahi çok etkilidir. Antioksidan özelliği ile öksürüğe neden olan serbest radikalleri ve enfeksiyonları ortadan kaldırır, hissedilir derecede bir rahatlama sağlar ve öksürüğü giderir.

Kalp ve Damar Hastalıklarından Koruyucu Özelliği Vardır: Çok önemli bir antioksidan olan keçiboynuzu kalp damar hastalıklarından korunmak için bulunmaz bir şifa kaynağıdır. Kanı temizleme özelliğinden dolayı damarların sıkışmasına ve kalp hastalıklarına neden olabilecek unsurları ortadan kaldırır. Keçiboynuzunun bu özelliği birçok bakımdan genel anlamda bünye için önemlidir.

Mideye Faydalıdır: İçerdiği liflerin yardımıyla genel anlamda sindirim sitemini koruyucu özelliği vardır. Lif içeren bütün besinler mide için faydalıdır ve midenin güçlenmesini sağlar. Keçiboynuzunun midedeki asit seviyesini dengeleyici özelliği vardır. Bunun yanında şişkinlikleri giderir ve şişkinlik hissini ortadan kaldırır.

Kemik Erimesine Karşı Koruyucudur: Keçiboynuzunun diğer bir özelliği de kemik erimesi gibi ciddi hastalıklara karşı etkili olmasıdır. Keçiboynuzu bu tür hastalıkları tedavi ettiği söylenemez ama içerdiği yüksek derecedeki kalsiyum sayesinde çocuklar başta olmak üzere yetişkinlerde de kemik sağlığı için önemlidir. Çocukların sağlıklı bir iskelete sahip olmalarını sağlarken, yetişkinlerin kemik hastalıklarına yakalanma riskini azaltır.

Cinsel İstek Gücünü Arttırır: Keçiboynuzu genel anlamda inanılmaz bir enerji deposudur. Cinsel gücü ve isteği arttırıcı özelliği vardır. Bunun yanında iktidarsızlığa karşı etkili olduğunu söyleyen ve sürekli tüketilmesini öneren uzmanlar vardır. Sperm azlığına karşı çok etkili olduğu söylenmektedir.

Sinir Sistemini Korur, Çocuklarda Zeka Geliştirici Özelliği Vardır: Antioksidan etkisi ve hücreleri yenileme özelliği keçiboynuzunu sinir sitemleri içinde vazgeçilmez bir besin kaynağı kılmaktadır. Beyin hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olur. Tüketimi sinir sitemlerine etki ettiği için çağın hastalığı strese kaşı direnci arttırır.

Keçiboynuzu pekmezinın faydaları

Keçiboynuzu Pekmezinin Faydaları:

Keçiboynuzu pekmezi daha çok cinsel veya sperm sorunu yaşayan kişilerin çözüm için sık sık başvurduğu bir şifa kaynağıdır. Fakat bunların dışında birçok hastalığa da faydalıdır. İçerdiği zengin vitamin ve besin kaynakları özellikle solunum yolu hastalıklarına çok iyi gelmektedir.
•Kalsiyum açısından zengindir, kemik sağlığına çok faydalıdır.
•E vitamini içerdiği için astım, bronşiti grip, nezle gibi hastalıklara faydalıdır.
•Öksürüğü giderir ve rahatlama sağlar.
•Balgam söktürücü özelliği vardır.
•Sindirim sistemi sorunlarını çözer, şişkinliği giderir, bağırsakları temizler.
•Yüksek derecede sodyum ve potasyum içerdiği için karaciğer için çok faydalıdır.
•Kansere yakalanma oranını %90 oranında düşürdüğü söylenebilir.
•Kalp sağlığı için önemlidir, kalp çarpıntısını önler.
•Doğal bir enerji kaynağıdır.
•Kanı temizleme ve damar tıkanıklıklarını giderme özelliği vardır.
•Çeşitli alerjik hastalıklara karşı engelleyici ve tedavi edici özelliği vardır.

Keçiboynuzunun Zararları: Keçiboynuzunun önemli bir antioksidan olması birçok açıdan bünye için faydalı olduğunu söyleyebiliriz. İnanılmaz bir enerji sağlamasının yanında birçok hastalığa karşı bünyeyi bir kalkan gibi korumaktadır. Fakat çok nadir de olsa yanlış kullanılması ve çok fazla tüketilmesi durumunda bazı yan etkileri vardır.
•Şeker içerdiği için şeker hastalarının tüketmeden önce doktorlarına danışmaları önerilir.
•Fazla tüketildiğine baş dönmesi ve mide bulantısına neden olabilir.
•Kan inceltici ilaç kullananların doktorlarına danışarak tüketmeleri önerilir.

Kaynak: Canan Ulay

İşte Cennet Ve Cehennem Birarada…

12036918_10153796106993641_5016649294514391662_n[1]

Bugünlerde bazı ilişkileriniz sonlanıyorsa şaşırmayın.

flying_rainbow_by_ia7mad[1]

Bugünlerde bazı ilişkileriniz sonlanıyorsa şaşırmayın. Nefes alın sadece. En güvendiğiniz insanlar sizi çok şaşırtabilir, hayal kırıklığına uğratabilir, yalan söyleyebilir ve tüm dünya başınıza yıkılmış gibi hissedebilirsiniz. Unutmayın, bu yaz Venüs retrosu ile kapandı ve şimdi de 9 Ekim’e dek Merkür gerilemesindeyiz.

Tam tekmilli temizlik var, rahat olun. Her şey hayra doğru akıyor. Her şey olabileceğin en iyisine doğru evriliyor. Size hizmet etmeyen, sizin hizmet etmediğiniz her ilişki yıkılmaya mahkum ve bu iyi. Derin nefes alın ve bu dönüşümün parçası olduğunuz için şükredin. Jung’un ifadesiyle… “Neye direnç gösterirseniz, varlığını sürdürür.” Kalplerimizin açılması ve samimiyetin artması dileğiyle…

Kaynak: Didem Çivici

Önemli Olan Kişinin Kendini Nasıl Geliştireceğini Göstermektir…

12038311_1115561761795125_5481990424996373144_n[2]

Bir gün ormandaki hayvanlar bir araya gelerek okul açmaya karar verirler. Bir tavşan, bir Kuş, bir Sincap, bir Balık ve bir Yılanbalığı yönetim kurulunu oluşturdu. Tavşan, müfredatta koşmanın bulunmasını istedi. Kuş, uçmanın dahil olmasını. Balık, yüzmenin dahil olmasını ve Sincap, ağaca tırmanmanın mutlaka zorunlu dersler arasında olması gerektiğini söyledi…

Bütün bunları bir araya getirip, bir müfredat programı yaptılar. Ve bütün hayvanların bu dersleri görmesini istediler. Tavşan, koşu dersinde A alıyor olmasına rağmen, ağaca tırmanmak onun için çok ciddi bir sorundu. Sürekli kafa üstü düşüyordu. Bir süre sonra beyni hasar gördü ve artık eskisi gibi koşamadı. Artık koşuda A almak yerine, C alıyordu. Ve tabii, ağaç tırmanmada ise her zaman zayıf alıyordu. Kuş, uçmada çok başarılıydı, ama sıra toprak kazmaya geldiğinde, o kadar başarılı değildi. Sürekli gagasını ve kanatlarını kırıyordu. Bir süre sonra, toprak kazma notu hala F olmasına rağmen, uçma notu C’ye düşmüştü. O da ağaca tırmanmakta çok zorlanıyordu. Sonuçta, sınıf birincisi olan hayvan her şeyi yarım yapabilen, geri zekalı yılanbalığı oldu…

Ancak eğitimciler çok mutluydu çünkü herkes bütün dersleri görüyordu. Ve buna “Geniş Tabanlı Eğitim Sistemi” dediler…

LEO BUSCAGLIA

kaynak: Charlotte Gabay Facebook Sayfası

Bir kutu dolusu yaşam gönderiyorum sana, sade bir kurdeleyle süslenmiş…

400_F_28324770_8R0MwE1e0mOQLp1as5gOtN1oiw91G4xE[1]

Bir kutu dolusu yaşam gönderiyorum sana, sade bir kurdeleyle süslenmiş…
Çöz kurdeleyi ve yavasça kaldır kutunun kapağını.
Kocaman bir fırça ve bin renk koydum kutuya, bir mutluluk resmi yapıp içine gir diye…
Düşler serpiştirdim gizlice, düş kurmayı unutma diye…
Bir tane de elma şekeri yerleştirdim, içindeki çocuğu sürekli tadasın diye…

Güneşin batışını,
Duru suyun sesini,
Bir gülümsemenin sıcaklığını da sığdırdım,
Ruhlarımız aç kalmasın diye…

Kutuya biraz da sevecenlik koydum, güçlü kalasın diye çünkü acımasız olan güçsüzdür…
Beyaz bir güvercin uçup kendi kondu kutuya, barışı ve özgürlüğü sunmak için…

Bir buket sevgi,
Bir yudum aşk,
Ve yarım bir elma da koymadan edemedim, paylaşmayı unutmayalım diye…

Sevdiklerimize, onları sevdiğimizi söylemek için yarını beklemeyelim, hemen şimdi yapalım diye…
İçtenliği, neşeyi, umudu, bağışlayıcılığı, özgüveni ve açıkyürekliliği unutmadım,
“Ben”in dışına çıkıp “Biz”e ulaşabilelim diye…

Son olarak da… bir kart iliştirdim kutuya. Bak bu kartta neler yazıyor?

“Bu kutunun kapağını her kaldırışında yaşamla ilgili yepyeni şeyler keşfedeceksin.
Yaşamak için yarını bekleme,
Al yaşamı kollarının arasına sımsıkı sarıl,
Ve yaşamdan almak yerine birşeyler ver…
Kısacası, tümüyle insan ol!

Unutma! Yasam; dokuması henüz tamamlanmamış, olağanüstü güzellikte bir duvar halısıdır ve sana ait olan boşluğu ancak SEN doldurabilirsin!

Kimseyi kırmamak ve üzmemek koşuluyla istediğin her şeyi dene…
Bir gün sonsuzluğun bulutlarına oturduğunda,
Ne aklın kalsın, ne kırık bir yürek…”

MANFRED WOLFMAN

Kaynak: Chorlatte Gabay Facebook Sayfası

Titreşimlerin Sırrını Çözen Kainatın Sırrını Çözer…

titresim-nedir[1]

Bundan yirmi yıl önce size evrenin aslında kocaman bir titreşim olduğu söylenseydi, küçük evren insanın da etrafındaki her şeyle birlikte her an titreşmekte olduğunu ve hayatın sırrının titreşimlerde saklı olduğu söylenseydi ne düşünürdünüz?

Nikola Tesla titreşimlerin sırrını kısmen de olsa çözmüştü…

Muhtemelen bu söylenilenlere çok fazla anlam veremez ve üzerinde de fazla durmazdınız. Çünkü o zamanlar titreşimlerin bu derece önemli olduğu insanlık tarafından bilinmiyordu. Gerçi hala da tam olarak bilindiği söylenemez… Hâlbuki bundan 100 yıl önce Nikola Tesla kendi icadı olan deprem makinesini anlatırken şu sözleri söylemişti: “Birkaç saniyede binanın titremeye başladığını hissettim. On dakika daha devam etseydim binayı ve sokağı yıkabilirdi. Aynı cihazla Brooklyn Köprüsünü 1 saatten kısa bir süre içinde East River’a indirebilirdim.” Tesla frekansların yani titreşimlerin sırrını kısmen de olsa çözmüştü. Tesla’ya göre evren kocaman bir titreşimdi ve hepimiz bu titreşimin küçük birer yansımasıydık. Ya da başka bir deyişle evren bir gitar, bizler de onun telleriyiz ve diğer tüm tellerle birlikte her an titreşiyoruz. Bilim adamları yüzyıllardır bu şarkıyı anlamlandırmaya çalışıyorlar ve sonunda notaları keşfettiler. Şimdi de gitarın tellerini koparmadan melodiyi çözmeye çalışıyorlar… Bu yazıda melodiye ait birkaç sol anahtarı vermeye çalışacağız.

Saniyede 10 bin kez hızla titreşen canlıları göremiyoruz…

Her şeyin özü enerjidir. Kütle, enerjinin yoğunlaşmış halidir. Düşünce enerjidir. Enerji sürekli titreşerek bir salınım oluşturur. Bizler de insanoğlu olarak sürekli titreşen enerjileriz. Titreşim seviyemiz düşük olduğu için yeryüzünde çökeltilmiş şekilde yani kütle-beden olarak hayatlarımızı devam ettiriyoruz. Bizim titreşimimize uygun şekilde titreşen enerjileri de kendi titreşim dünyamızda kütle olarak görebiliyoruz (diğer insanlar, hayvanlar, masa, sandalye vs.) İnsan bedeninin doğal titreşim düzeyi saniyede ortalama 300 titreşimdir. Dünya işleriyle fazlaca ilgili olan insanlar bu titreşimin altındadırlar. Frekans yani titreşim düzeyi arttıkça kişilerin doğaüstü güçleri de artmaktadır. Şifa verme gücüne sahip olan kişilerin titreşim düzeyleri saniyede ortalama 500 titreşimdir. 800 titreşim seviyesine gelindiğindeyse medyumik güçler ortaya çıkar. 1000 titreşimin üzerinde telepati kanalı gayet akıcı şekilde açıktır. Saniyede 10 bin titreşim seviyesindeki insan astral seyahat yapabilir konuma gelir. Bu tıpkı bir gitarın tellerinin titreşmesi gibidir. Gitarın telini oynattığınızda önce hızla titreşir, teli göremezsiniz. Sonra titreşim azalmaya başlar ve tel görünür hale gelir. Bizler de şu anda saniyede 300 titreşimle birbirimizi görebiliyoruz ama saniyede 10 bin kez hızla titreşen canlıları göremiyoruz. Onları boyut üstü varlıklar olarak adlandırıyoruz. İçimizden pek azımız yani medyum diye tabir ettiğimiz kişiler onlarla temasa geçebiliyor. Bazen kanal olarak da onlardan gelen bilgileri aldıklarını iddia edebiliyorlar. Bu kişilerin bir kısmı şizofren hastası, bir kısmı dolandırıcı olabilir ama titreşim seviyesini saniyede 10 binin çok üzerine çıkartıp zaman mekân mefhumunu aşan insanların da var olduğu biliniyor. Çok büyük kâhinler bu frekans seviyesinde oldukları için söyledikleri pek çok şey doğru çıkmaktadır. Duru görü yapan medyumlar kaybolan eşyaları bu şekilde bulabilmektedir. Şifacılar tek bir dokunuşla hastanın hasarlı olan organına en uygun frekansı vererek onu iyileştirebilmektedir. Şifacı ya da bioenerji uzmanı olarak tabir ettiğimiz kişilerin yaptıkları şey özünde kendileri vasıtalarıyla hastaya doğru frekansları vermektir.

Frekanslarla (titreşimlerle) hastalıkları iyileştirmek mümkün!..

Her organın kendine özgü titreşimi vardır. Bedenin titreşiminin dışında organlar da kendi aralarında farklı hızlarda titreşirler. Örneğin kalbin titreşim hızıyla böbreğinki aynı değildir. Böbrek arıza yaptığında bu aynı zamanda onun titreşiminde bir sorun olduğu anlamına gelir. Bir insanı kalbine iyi gelmeyecek titreşimlere maruz bırakırsanız o kişi kalp krizi geçirip ölebilir. Bu şekilde uzaktan suikastların yapılması bile teoride mümkündür. Doğru titreşim hayat kurtardığı gibi yanlış titreşim de can alır. Dozer kullanıcıları, asfalt delici vibrasyon cihazlarını kullanan kişilerin kalp krizi geçirip ölmeleri ya da uzun vadede çeşitli hastalıklara yakalanmaları olasıdır. Çünkü bu cihazlar çok güçlü titreşimlere sahip oldukları için vücudun titreşimini bozmaktadır. Frekanslarla (titreşimlerle) hastalıkları da iyileştirmek mümkündür.

Her titreşimin ölçüsü bir frekans değeriyle hesaplanır. Farklı titreşimlerin farklı frekansları vardır. Bir titreşimin ne tür bir titreşim olduğunu frekans değerleriyle ölçeriz. Frekans teknolojisi günümüzde kısmen de olsa tıpta kullanılıyor ancak gün gelecek pek çok hastalığın tedavisi frekanslarla yapılabilecek. Her hastalığa uygun frekans bulunacak ve hasta kişi o frekans ortamına sokularak tedavi edilecek. O gün geldiğinde modern tıp ile alternatif tıp birleşmiş olacak. Aslında bu bilinen bir şey ama hala hastalıkların çaresini ilaçlarda arayıp duruyoruz ve bu durum ilaç sektörünün çok işine yarıyor. Plasebo etkisi bile aslında frekansların değişmesiyle alakalı. İnanmak denilen şey, hastanın hastalığa karşı tutumu değişince frekansının da değişmesi ve hastalığın artık o frekansta kendine yer bulamamasından başka bir şey değil. Birinin elini tuttuğunuzda bedeniniz otomatik olarak onun frekansına ayarlanıyor. O halde kimin elinden tuttuğunuza dikkat edin çünkü eğer onun manyetik alanı sizinkinden daha kuvvetliyse sizi kendi frekansına çekebilir ve o frekans gerçekte size yaramayan bir frekans olabilir.
İlişkilerde de asıl mesele doğru frekansı bulabilmekte…

Frekans teknolojisi hızla gelişmeye devam ediyor. İleride öyle günler gelecek ki, kişiler eş seçimini yaparken sadece kan uyuşmazlığına değil frekans uyuşmazlığına da bakacaklar. Bu şekilde kimin kiminle anlaşamayacağı net bir şekilde bilinebilecek. İyi başlayıp kötü giden ilişkilerin de sebebi frekansların değişmesi aslında. On yıldır birlikte olduğunuz kişiyle artık anlaşamıyorsunuz çünkü ikiniz de on yıl önceki frekanslarınızda değilsiniz artık ve bugün apayrı iki frekansta yaşıyorsunuz hayatı. Kısmet dediğimiz şey de frekanslarla son derece ilintilidir. Dünyanın iki ayrı ucunda da olsa en doğru frekanslar her zaman birbirlerini buluyor. Tıpkı göçmen kuşların yollarını bulması gibi dünyanın manyetik haritasında hepimizin ayarlı olduğu bir frekans var ve kendimize en uygun frekansı bir göçmen kuş edasıyla buluyoruz. Bazen de bulamıyoruz. İşte o zaman hayatımızda problemler ortaya çıkıyor. Bizimkinden daha güçlü bir frekansın etkisine girdiğimizde kendi manyetik alanımızdan kopuyoruz ve kendimizi kötü giden bir evliliğin içinde ya da istemediğimiz bir işi yaparken bulabiliyoruz. İşte bütün bunların sebebi yanlış frekanslar…

İlişkilerde de asıl mesele doğru frekansı bulabilmekte…

Herkesin kendisine en uygun titreşimi bulma potansiyeli vardır. Kendimizi dinlemek diye ifade ettiğimiz kişinin bir karar vermeden önce içe dönme hadisesi de budur aslında. Kendimizi dinlediğimizde titreşimlerimizi de fark ediyoruz ve titreşimler iç ses olarak bizim için neyin iyi ve doğru olacağını bize söylüyor. Bir miktar derin düşünme ve yalnız kalmak kendimizi yani titreşimlerimizi anlamak için yeterlidir. Yeter ki kendimize bu fırsatı verelim…

Yazar: Cem Özüak