Sevgilinin yanında osurulur mu?

yaşlı-çift[1]

Bizimkiler bundan 38 sene önce tanışmış. Peder bey taze tıp öğrencisi, anne kişisi fransız kültür çömezi. Annem görüyor babamı, ben bu çocukla tanışıcam diyor arkadaşlarına, yapma diyorlar, biriyle birlikte o. Olsun diyor annem; ben beklerim.

Babam da boş değil hatuna da serde hovardalık var biraz. Bir de; bu kız çok güzel ama kapılırsam bir yıla kalmaz evlenirim ben bunla, daha okul bitmedi, askerlik de var ne bok yicem lan diyor. Diyor da pek kaçamıyor, bir sene sonra nişanlanıp fakülte bittiği gibi evleniyorlar. Askere de birlikte gidiyorlar. Kebap askerlik yaptım diyen pederin karşısına çıkmasın. Gittim diyor peşinden annem, başka bir şey yapmazdım. Türk Havayolları’nın hosteslik sınavlarını birinci kazanıp reddettim, sevdiğim adamla evlenip ben bunla her şeye varım diyip gittim diyor. Önce birlikte askere, sonra yirmi yıl anadolu’nun içinde göt kadar bi kasabaya, anca kırk beşinden sonra kendi memleketlerine, İzmir‘e… Hiç gocunmadım, istedim, karar verdim; kararlarımın arkasında durup sevdiğim adamla aile kurdum, asla aklımdan ufacık bir acaba bile geçmedi ve bu aileyi böyle arada tuttum der. Haklı. Otuz yıllık annem, bilmez miyim, yerden göğe haklı.

Sevdiğin biriyle olmak nedir? Vazgeçtiklerin için tek tek fatura tutup ilk kavgada senin yüzünden bunlardan geçtim demek midir? O biri diğer öbürlerini yok ediyor diyip ilişkiyi ciğerci kedisi gibi gözü dışarda sürdürmek midir? Başka bir şeyler midir yoksa?

Kış ortası… Annemle değişmeli nöbet tutuyoruz babamın yanında. Kolon rezeksiyonu; kolon ca. Öncesinde aylarca, devamında aylarca radyoterapi ve kemoterapi. Üzüntüden gözümüzün feri götümüze kaçmış ama peder beyin sadece bilinci açık diye bir yandan nasıl mutluyuz… Bu iyi, çünkü daha da iyi olacak, enseyi karartmak yok. Ama içimiz paramparça.

Aylarca ileostomi, ne yediği belli ne çıkardığı… Yandan çarklı gibi gidip geliyoruz tin tin tin sabahın körlerinde radyoloji merkezlerine. Cesedi çıkmış gibi geri iade ediyorlar. Babamın kuyruk dik ama bunlar bana koymaz diyor, seni yarın donumdan çıkarırım diyor. Eski Karşıyaka yüzücüsü. Akşamına suyun içine ağlamayı öğreniyorum.

Aylar sonra tedavisi bitti, son ilaçlarını aldı, kolostomi kapatıldı. Beton gibi adam çocuk gibi kaldı. Ama aşarız dedi, aşarız dedik; aşarız. Bunların hepsini aşarız. Burdayız, yanyanayız, demirbaş sayımında eksik yok. Birlikte aşarız.

Kalın bağırsağı aylardır çalışmıyordu. Artık çalışması gerekiyordu.

Günlerce annemle babamın osurmasını bekledik. Annem sevdiği adamın günlerce kel kafasını osurabilsin diye okşadı.

Günlerdir şu başlığı her gördüğümde içim düğüm düğüm oluyordu. Geçmiyordu o düğüm. Bi osursam rahatlayacakmışım gibi sanki…

Nereye mi varıcam, bir yere varmıcam. Seni iki kolun iki bacağın olmasa da severim diyip ilk fırsatta başkasına kaçan, her hayalini sevgilisi makina değil sadece insan olduğu için yapamadığında ilişkiyi bitiren, sevginin bağını bacağa geçirilmiş pranga zinciri zanneden bir nesil var dışarıda. Yan odada da sevgilisi osursun diye kel kafasını okşayan bi kadın. Hangisi gerçek?

Ekşi Sözlük Ayhan Ores

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Karma kaçınılmaz olanı anlatır; özgür irade ise kaçınılmaz olanın şiddetini belirleme gücümüzü.

hqdefault[1]

Karma kaçınılmaz olanı anlatır; özgür irade ise kaçınılmaz olanın şiddetini belirleme gücümüzü. Yaşamak zorunda olduğunuz şeyden kaçmak için mekan da değiştirseniz, o olayın aktörlerini şu ya da bu şekilde saf dışı da bıraksanız yaşamak zorunda olduğunuz karmik deneyimi yine de yaşayacaksınız. Bu sebeple söz konusu karmik bir deneyim olduğunda kaçmak diye bir şey söz konusu değildir. Yapabileceğimiz tek şey bu deneyimle, bilge bir şekilde yüzleşmektir. Bu konudaki bilgelik, yani kefareti olgun, cesur ve suçlamada bulunmadan ödemek, kurtulma korkusundan kurtulmak, yaşanılan deneyimin biz anımsamasak da bir sebebi olduğunu anlamak özgür iradenin kullanılmasını sağlar. Bu sayede bacağınız kırılması gerekirken sadece basit bir burkulma ile kurtulabilirsiniz ama yine de kaza kaçınılmaz bir şekilde yaşanacaktır.

Bu anlattığım çoğu insana muğlak, anlaşılmaz ve sanki inançla ilgili bir şeymiş gibi gelecektir. Sayfamda karma, ruh, reenkarnasyon gibi konularda paylaşım yapmama sebeplerinden bir tanesi bu kavramları anlatabilmek için öncelikli olarak pek çok şeyi anlatmam gerekmesi. Matematiksel bir kesinlik içinde birbirine bağlı pek çok olguyu bir bütünlük içinde kavramadan karmadan bahsettiğinizde, insan ettiğini bulur tarzı basit bir yargıda bulunmuş olursunuz. Karma, bizim irade gösterdiğimiz her şeydir. Her iradi eylem bir dizi başka eylem başlatır. Bu sebeple, geçmişteki iradi eylemlerin sonuçları bugün karşımıza çıkan olayları belirlemektedir.

Ülkemizde ya da kişisel hayatımızda yaşanan tüm olaylar geçmiş iradi eylemlerimizin sonucu olarak yaşanmaktadır. Bu sebeple bu yaşananlar kaçılmazdır; ancak şiddetleri bize kalmıştır. Eğer bu olaylara kişisel olarak ya da elbette daha da iyisi toplumsal olarak bilgece bakarsak, olaydan suçlamalar ve kınamalarla kaçmaya çalışmak yerine bu olup bitenin bir bedel olduğunu ve ödenmesi gerektiğini kabul edebiliriz. Bu bedeli öderken eğer soğukkanlı, karşı tarafı suçlamaktan uzak, HEPSİNDEN ÖNEMLİSİ DE NE OLURSA OLSUN SAĞ DUYU İLE YALNIZCA AMA YALNIZCA DOĞRU OLANI, ADİL OLANI YAPARAK kalırsak o zaman bu yaşananların şiddeti değişecektir. Önemli olan tek şey, acımızın bize yanlış bir şey yapmaya yönlendirmemesi, acımıza rağmen doğru olanı yapabilmektir. Kötü bir eylemin sonuçlarıyla karşılaşırken cesur olmak, cömert olmak, anlayışlı olmak, yanlış hedefe yönelmemek, sabırlı olmak, eğriyi doğrudan ayırabilmek en önemli bilgeliktir.

Bunu toplumsal olarak anlayabilmek çok zor; bunu biliyorum. Yine de söze dökülmesi gerektiği için söze döküyorum

Cem Şen Hocam