Yaşam üzerine fazla geldigi zaman onu zorlama

18cf96e6-6541-42a7-911a-8e24eaa8de9e-1[1]

Yaşam üzerine fazla geldigi zaman onu zorlama, biraz duraksa, neler olup bittigine anlam verme. Mutlaka yanlış bir şey oldu ve düşüncelerin ile dileklerin aynı orantıda degildi ve varlıgın ile buluşamadı. Sorun yok, sadece bekle.

Güneş doğacaktir, çimler yeşerecektir, çiçekler açacaktir, rüzgar esecektir ve yagmur yagacaktir,zorlamaya gerek yoktur,olmasi gereken kendiliğinden olur!

Izlemene devam et,sahitlik güzeldir,hem olayin dışındasındır hem de içinde, o bir dengedir, o anlamlidir,şahit ol,tanik ol ,olan ile bütünleş, güzellik olanlarin içinden filizlenecektir; zorlamaya gerek yoktur, olmasi gereken kendiliginden olur!..

Hayat üç buçukla dört arasindadir… Ya üç buçuk atarsin, ya da dört dörtlük yaşarsin…

NEYZEN TEVFIK

Hangi Karının Tüyleri Bunlar…

12038478_10153640388114699_8044123032543636288_n[1]

3 ADIMDA İLİŞKİLERİNİZİ İYİLEŞTİRİN

444101-3-4-15bb3[1]

Herhangi bir ilişkiyi iyileştirmek adına geliştirdiğim bir yöntemi paylaşmak istiyorum. Bu üç aşamalık sürecin en iyi yanı kendi kendinize yapıyor olmanız. Başka bir insanın aktif bir şekilde olaya dahil olması gerekmiyor. Yani olay tamamen sizde.

Bir ilişkiyi iyileştirmek için en önemli şey, ilişkilerin ardında yatan dinamikleri anlamaktır. İlişkilerdeki kopukluklar, iki kişinin farklı olması veya anlaşamaması gibi sorunlar yüzünden oluşmaz. İnsanların anlaşabilmesi için, sürekli olarak aynı fikirde olmaları veya benzer olmaları gerekmez. Sorunlar bir tarafın yada iki tarafın da yargılaması sonucu oluşur. İlişkilerin sorunlarının esas sebebi “yargılamaktır”. Yargı olmadan, ilişkiler gelişir ve büyür. Yargılamayı bıraktığınızda ise ilişkiler iyileşir.

Yargılamak ilişkilere neden zarar verir? Yargılandığımızı hissetmek, bizde bir reddedilme duygusu uyandırır. Bu yüzden ya kendimizi kaparız yada kendimizi korumak adına karşımızdakini geri yargılarız. Ama bu iki reaksiyon da araya mesafe ve uyuşmazlık sokar.

Yargılayan taraf biz olduğumuzda ise, diğer tarafı sırf kendi yargımızı haklı çıkarmak adına uzaklaştırırız. Yargınızda haklı olmanız veya gerçekten daha iyisini bilmeniz, aslında hiç önemli değil. Yargılamak bir arkadaşı, sevgiliyi, partnerinizi, ailenizi, çalışanınızı veya çocuğunuzu “yabancılaştırmanın” en iyi yoludur.

Yargılamamızı sevgi adına veya birini önemseme adına bile yapıyor olsak, bu hala yargılamaktır, ve her zaman niyetlendiğimizin zıddını bize verecektir. Eğer birini kaybetmek istiyorsanız, onları yargılayın.

Birini hem sevip, hemde yargılayamazsınız.

Birilerini yargılamayı bırakmanız ilişkinin iyileşmesine katkı sağlayacaktır, ama tüm hikaye bu değil. Bu iyileştirme sürecinde ufak birşey daha var. Eğer aşşağıdaki üç adımı takip ederseniz, herhangi bir ilişkiyi iyileştirecek güce erişebilirsiniz.

Birinci adım. Kendini -yargılama için bir tedavi

Bütün dünya senin bilincinin ve bilinçaltı inanışlarının bir yansıması, Bu sebepten, biri seni yargılıyorsa, onun bu yargısı, senin aslında kendi kendine yaptığın bir yargılamanın yansımasıdır. Kendi kendini yargılarken, bir başkasından seni yargılamayı bırakmasını isteyemezsin. Buradaki esas nokta, karşı tarafın seni nasıl yargıladığını tespit etmen, ve kendi içine dönüp kendini nasıl bir benzerlikle yargıladığını bulman olacaktır. Karşılığı direk olarak aynısı olmayabilir, ama bağlantıya odaklanmaya çalışın. Doğru tespiti yaptığınız anda, kendi kendini yargılama döngüsünden bilinçli bir şekilde çıkarsınız.

Bunu kimseyle paylaşmanıza gerek yok, tamamen iç dünyanızda yaptığınız bir hesaplaşma. Kendi kendizini yargılamayı bıraktığınız an farkı anlayacaksınız, çünkü karşı taraf da sizi daha fazla kabullenerek sizi yansıtacaktır. Eğer karşı taraf, yine sizi yargılamaya devam ediyorsa, tekrar içinize dönün ve kalan yargı parçacıklarını da temizleyin.

İkinci adım. Karşı taraf hakkındaki yargılarınızı iyileştirin.

Arkadaşınızı, eşinizi, ailenizi veya çocuğunuzu nasıl yargılıyorsunuz? Şunu unutmayın, yargılamayı birini önemsemeyle karıştırmayın. Umursamak yargılamak değildir. Karşı tarafın hayatında ne oluyorsa olsun, yargılamaya hakkınız yok. Bu kişiyi nelerle yargıladığınız hakkında tek tek maddelerden oluşan bir liste yapabilirsiniz, ve yargılarınızdan vazgeçebilirsiniz. Aynı şekilde, kendinizi nasıl yargıladığınıza da bir bakın, ve o yargıları da bırakın.

İşin aslı, ne kadar bilge olursanız olun, veya karşınızdaki kişiyi ne kadar iyi tanırsanız tanıyın, onun için neyin daha iyi olduğunu bilemezsiniz.

Eğer birini umursuyorsanız ve yardım etmek istiyorsanız, yapacağınız en iyi şey onu desteklemek olacaktır, gerçekten dinlemek, kendisine doğru soruları sormasını sağlamak olacaktır. Bu şekilde daha güçlü kararlar verecektir. Eğer algısı güçlü biriyseniz, onun kendi yolunu açacak soruları ona önerebilirsiniz.

Size sorulmadıysa, tavsiye vermeyin hatta sorulduysa bile, cevabınızda yargı unsurları olmaması konusunda çok dikkatli olun. Eğer yargılarsanız, kendinizi yabancılaştırırısınız, ve yabancılaştığınızda fark yaratma şansınızı kaybedersiniz.

Eğer pozitif bir etkiniz olsun istiyorsanız, büyük bir örnek oluştun. Kendi inançlarınızla bir bütün oluşturun ve bu hareketinizle bir model olun ama vaaz çekmeyin veya başkalarının işine karışmayın. Çünkü diğer taraf bunu yargı olarak deneyimleyecektir ve mesajınız hedeflediğiniz etkiye uğrama yolunda başarısız olacaktır.

Bu yazı ilişkiler ve iyileşmek üzerine, ufak çocuklar bile yargıya negatif, cesaretlendirmeye ise pozitif bir yanıt verecektir.

Yargısız daha güçlü bir aile olabilirsiniz, çocuğunuzu aktif bir şekilde yönlendirebilirsiniz.

Üçüncü adım: Karşı tarafı Kusursuz ve bütün olarak görün

Onun hakkında sevdiğiniz şeylerin listesini yapın. Gün içinde sadece bunlara odaklanın. Dikkatinizi sevmediğiniz yanlarına yada sorunlara vermeyin. Sadece sevdiğiniz şeylere odaklanın. Bu biraz zor olabilir, özellikle de aranızda sorunlar varken, ama devamlı bir şekilde pozitife odaklanıp, negatifi bıraktığınız sürece, bir şeyler değişmeye başlayacaktır- tamamen size kalmış.

Karşı taraf değişecektir çünkü onu görme şekliniz değişecektir. İşin güzel yanı ona hiçbirşey söylemek zorunda olmamanız. Tek yapmanız gereken sessiz sakin pozitife odaklanmak. Siz karşınızdakinin ve ilişkinin değişiminin farkında olurken, onun için herşey çok net olacaktır. Zihinsel ve duygusal açıdan partnerinizin, ailenizin, arkadaşınızın veya çocuğunuzun pozitif yanlarına uyumlanırken, aslında bu kişinin ve bu ilişkinin daha iyi bir versiyonunu çağırıyorsunuz.

Yargıları, mantık değerlendirmelerini ve haklı çıkarma çabalarını bir yana bırakabilirseniz, ilişkinizin bütün sorumluluğunu ve karşı taraf üzerindeki etkinizi üzerinize alabilirsiniz. Böylece, sadece ilişkiyi iyileştircek güce sahip olmazsınız, ilişkinizi hayal edebildiğiniz en iyi haline getirebilirsiniz.

Birini değiştirmek istiyorsanız, onlarda görmek istediğiniz değişim olmalısınız.

Yargılamak çok yanıltıcı olabilir, çünkü çoğu zaman bunu nasıl yaptığımızı bilmeyiz, ama bize yapıldığı her anda hissederiz. Eğer biri size negatif bir tepki veriyorsa, durun ve kendinize bakın, nerede yargılıyor olabilirsiniz? Fiile dökemiyorsanız bile, enerjiniz her zaman düşüncelerinizi ve hislerinizi yansıtacaktır.

İyileşme Süreci Zaman ve Sabır Gerektirir

Şunu unutmayın, yargının sizden (içinizden) çıkmasıyla, dış dünyada bir yansıma olarak gerçekleşmesi arasında her zaman bir vakit aralığı vardır. Yani süreçte sabırlı olmak iyi bir fikir olabilir.

Bu da karşı tarafın hala daha size karşı eleştirel ve uyumsuz olduğu anlamına gelebilir- ona deneyiminde izin verin, ve akışınıza devam edin. Ne kadar vakte mi ihtiyacınız var? Ne kadar gerekiyorsa. Buna bir sınır koymaya çalışmak, sadece işleri uzatır veya sizi hedefinizden alıkoyar. Eğer kendinizi ve karşı tarafı sevdiğiniz akışta kalmaya kararlıysanız, er yada geç büyük bir değişim gerçekleşecektir.

İlk başlarda aranızda daha az gerginlik ve daha önce ortada olmayan bir saydamlık hissedeceksiniz.

Başarınızın ilk adımlarına direk atlamayın, sevmeye, sorumlu kalmaya ve onu cesaretlendirmeye devam edin. Bazen yolda iniş çıkışlar olacaktır, bu sebeple işler tam gelişirken ufak sorunlar çıktığında tepki vermeyin, sadece bu üç adıma odaklanın, ve herşeyin yeniden kusursuzlaşmasını sağlayın.

Eğer akışta kalırsanız, başarı kaçınılmazdır, ama eğer yargılamanızın eski yönlerine dönerseniz, ilişki yine bozulacak, ve başladığınız yere döneceksiniz. Eğer bu olmaya başlarsa yeniden başlayın.

İyileşme adına bu üç adım, sınır koymayacağınız anlamına gelmez. Eğer biri sizi yargılıyorsa, saygılı bir şekilde ona ” pardon ama beni yargılama hakkına sahip değilsin” diyebilirsiniz ve eğer yargılamaya devam ederse ” beni yargıladığını duyabiliyorum” da diyebilirsiniz. Bu sizin tarafınıza bir sınır koyacaktır ve karşı taraf size nasıl davranacağıyla ilgili bir bilgi almış olacaktır. Hareketlerinizin, isteklerinizle uyum içinde olmasına özen gösterin.

İlişkilerdeki bu iyileşme süreci, büyük bir spirituel olgunluk gerektirir. Bunun çalışması için, kendinizi “gurur” dan cehaletten ve kendini üstün görmekten kurtarmanız gerekli. Dış dünyayı suçlamayı bırakıp, her ilişkiniz için gereken sorumluluğu almanız gerekli. Diğerlerinin uyanmasına, sorumluluk almasına, özür dilemesine veya birşeyleri farklı yapmasına gerek yok. Sadece senin bu geçişe ihtiyacın var. Sevdiklerinde görmek istediğin değişim sen olmalısın.

Dünya üzerindeki herhangi iki kişi, yargılamayı bir yana bırakıp, saf şükran duygusuyla bile birbirlerine sarılsalar muhteşem bir ilişkileri olur.

Kaynak: Wakeup-World

Çocuğunuzun Selvi Boylu Olmasını İstiyorsanız Bu Besinlerden Yedirin…

susam-cocuklarin-boyunu-uzatiyor--3308035[1]

Her anne babanın çocuklarının uzun boylu olmasını istediğini belirten Uzman Diyetisyen Serkan Tutar, “Bunu gerçekleştirmenin bir yolu da besinlerden geçiyor. Küçükken tüketeceği gıdalardan biri olan susam da ileri de onları selvi boylu yapıyor” dedi.

Uzman Diyetisyen Serkan Tutar, her geçen gün sağlıklı beslenme bilincinin artması, insanların kendilerini daha fazla önemsemesi ve sağlıklarına dikkat etmeleri nedeni ile insan ömrünün arttığını belirterek, “İnsanların besine daha kolay ulaşabilmesi sağlıklı besin seçimi alternatiflerini arttırmış ve daha uzun boylu bir toplum meydana getirmiştir. Daha uzun boylu olmak daha yüksek kas yapısına sahip olmak anlamına gelmekle birlikte bunun ergenlik döneminde en önemli destekleyicisi de spordur. Boyu uzatan besinlerin temeli kalsiyum minerali ve D vitaminine dayanmaktadır. Eğer ergenlik dönemindeki çocuklar bu vitamin ve minerali yeteri düzeyde alıyorlarsa mümkün olduğunca uzun boya sahip olacaklarını unutmamalıdır. Anne ve babalarında bu konuya özen göstermesi gereklidir.” diye konuştu.

ÇOCUKLARIN BOYLARININ DAHA UZUN OLMASI İÇİN…
Uzman Diyetisyen Serkan Tutar, çocukların boylarının uzun olması için şu önerilerde bulundu;

Süt ve ürünleri: Kalsiyum mineralinin temeli süt ve süt ürünleridir. Özellikle kemik ve diş gelişimi için gerekli olan kalsiyum ihtiyacının tamamını alabilmek için süt, yoğurt, ayran, peynir ve cacık gibi besinlerin ergenlik dönemindeki çocuklarınızın beslenme programında bulunması önemlidir. Gün içerisinde 2 su bardağı süt, 1 su bardağı yoğurdu kesinlikle çocuklarınıza tükettirin. Ayrıca bunlara ek olarak sabah kahvaltısında peynir çeşitlerinin bulunması, ana yemeklerle birlikte ayran tüketilmesi kalsiyum alımını destekler.

Susam: Kalsiyum içeriği en yüksek olan besinlerden biriside susamdır. Direk olarak tüketilmeyen susam genellikle simit, börek ve bazı poğaça çeşitlerine eklenip çocuklarınıza tükettirebilirsiniz. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus ise susam içeriğinde yüksek yağ bulunmasıdır. Bu yağ sürekli tüketilmesi koşulu ile çocuklarınızın kilo almasına da neden olabilir.

Çedar Peyniri: Tüm peynir çeşitleri içerisinde kalsiyum bulunmasına karşın çedar peynirini bu gruptan ayrı tutmak gereklidir. Çünkü 100 gr çedar peynirinde 720 mg kalsiyum bulunmaktadır. Çok fazla evlerimizde tercih edilen bir peynir çeşidi olmamasına karşın çocuklarınızın ergenlik döneminde mutfaklarımızda bu peynire yer ayrılmalıdır.

Kuruyemişler: Çocukların keyifle tükettikleri besinlerin başında gelen kuruyemişlerde kalsiyum içeriği yüksek olan besinlerdendir. Eğer çocuklarınız yeteri kadar süt ve ürünleri tüketmiyorlarsa bunlara destek olarak fındık, fıstık, badem veya ceviz gibi kuruyemişlerle destek yapılması önemlidir. Gün içerisinde ortalama 1 avuç dolusu kuruyemiş tüketilmesi daha uzun boylu bir gelecek için önemlidir.

Çocuklarda boy uzamasını sağlayan asıl etmen kalsiyum ve D vitamininin birlikte alınmasıdır. Bu iki besin öğesi boy uzamasında birlikte başrol oynamaktadır. Yukarıda bahsettiğimiz zengin kalsiyum kaynaklarının yanına, D vitamini içeriği yüksek olan gıdaları tüketilmelidir. Balık yağı kalsiyum emilimini desteklerken, D vitamininden zenginleştirilmiş olan süt, peynir ve yumurta da tercih edilebilir. D vitamininin en zengin kaynağı güneş ışığıdır. Güneşten yeteri kadar yararlanamayan bireylerde istenilen düzeyde boy uzaması sağlanamaz. Ayrıca C vitamini içeriği yüksek olan besinlerde kalsiyum vücuttaki kalsiyum emilimini arttırmaktadır.

Yağ içeriği yüksek olan besinler, çok fazla miktarda posa alınması ve çinko içeriği yüksek olan gıdalar vücuttaki kalsiyum emilim düzeyini düşürmektedir. Bu nedenle tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli düzeyde alınması önemlidir.”

Eski Çin Tıbbına Göre Vücutta Çıkan Sivilceler Hastalıkların Habercisi… Mutlaka Okuyun…

sivilceler[1]

Araştırmalarımız sonucu oldukça çarpıcı bilgiler elde ettik. Eski Çin tıbbı ve modern tıptan bir takım araştırmalardan faydalanarak vücudun farklı bölgelerinde oluşan sivilce ve aknelerin farklı problemlere tekabül ettiğini gördük.

1. Bölge – Boyun:

Aşırı şeker tüketimi, stres ve böbrek üstü besleri (hormonların) aşırı salgılanması sonucu boyun bölgenizde sivilce oluşumu gözlenir. Gömleğinizin yakası sıkıyorsa yada saçlarınızbu bölgeye temas ediyorsa yine boyunda sivilce oluşumuna neden olabilir.

2. ve 3. Bölge – Omuzlar:

Aşırı stres altında olduğunuzda, hassas ve kırılgan bir yapınız varsa omuzlarda sivilce ve akneler gözlenebilir. Ayrıca çantanızın askısının omzunuza temas etmediğinden emin olun.

4. Bölge :

Göğsünüzde oluşan sivilce ve akneler dengesiz ve yetersiz beslenmeden yada aşırı baharatlı yiyecekler, çok soğuk içecekler gibi sindirime etki edebilecek beslenme alışkanlıkları göğüs bölgenizde sivilce ve aknelere neden olur. Ayrıca hava almayan polyester ve naylon giysilerden kaçının.

5. ve 6. Bölge :

Kalın bir deriyle muhafaza edilen kolların iç bölgelerinde oluşan akneler dolaşım yetersizliğinden ve bölgedeki ölü hücrelerin çokluğundan kaynaklanabilir. Salisitik asit içeren nemlendirilerle aknelerin önüne geçebilirsiniz. Problem devam ederse vitamin yetersizliğiniz olabilir.

7. Bölge : 

Karında bulunan az miktarda yağ bezesi, yüksek kan şekeri yada sıkı kıyafetlerden dolayı bu bölgede sivilcelere maruz kalıyor olabilirsiniz.

8. Bölge :

Tıraş yada ağda sırasında meydana gelebilecek kıl dönmelerinden kaynaklı sivilcelenmeler olabildiği gibi yüksek nemli olan yetersiz hijyen ve bazı ciddi siğillerden akne oluşumu gözlenebilir. Rutubet ve nem oranı yüksek olduğundan zor ve ağrılı sivilcelerdir.

9. ve 10. Bölge – Üst Bacaklar :

Uyluk ve üst bacaklarda akne genellikle kullanılan vücut losyonları, duş jelleri, yumuşatıcı ve şampuanlara bir tepki olarak ortaya çıkıyor. Ağda, tıraş sonucu oluşabilecek kıl dönmeleri de bu bölgede aknelere sebep olabiliyor. Salisilik asit (BHA) ve glikolik asit (AHA) içeren nemlendiriciler tedavi edicidir.

11. ve 12. Bölge :

Sırt bölgesi alerji, aşırı terleme, kullanılan şampuan ve jeller, dar giysiler gibi etkenlerin sonucu en yaygın akne oluşan bölgedir. Ayrıca yetersiz uyku ve yüksek kalorili besinler sonucu sırtta sivilce oluşumları gözlenmiştir.

13. ve 14. Bölge :

Kalça bölgesindeki sivilcelere coğunlukla dar hava almyan kirli çamaşırlar, yetersiz ve dengeli beslenme, soğuk içecekler sebep olmaktadır. Nemlendiri, temiz ve pamuklu iç çamaşırları ve düzgün beslenme bu probleminizi çözmeye yardım edecektir.

Bu bilgiler pratik ve muhtemel çözümleri içermektedir ancak ciddi tedbirler için dermatolog ve doktorunuzu ihmal etmeyiniz. Kaynak :ajanajanda.com

kaynak: şifa evreni

Off Çok Pis Laf Soktu Haa!!!

En-komik-aldatma-karikaturleri-_1397681026[1]

Yeniden Dünyaya Gelsen, Ne Olmak İstersin?

10976_687830781287742_765498423739867636_n[1]

Üç Adımda Dünyayı Kurtarmak

10696217_10152283940460738_349043585866239423_n[1]

1.Soğan, patates, sarımsak gibi el altında ne varsa zeytinyağında az çevir. Ne varsa evde, yani pırasa varsa o da olur, az havuç, belki biraz kerevizin kırpıntısı… Ne varsa o! Bırak kokusu sarsın mutfağı, çok değil, bir 5-6 dakika alır…

2.Varsa sebze suyun onu da kat, yoksa su da olur (aman ne olur bulyon kullanma!). Havuç salatası yaparken artan köşe, ayıklanan kabakların kabukları, maydanozların sağı vs, hepsi bir kaynayıp lezzetini verince suya, ona kısaca sebze suyu deniyor! Buzluğa atmak yeter, herşeye muazzam lezzet veriyor! Üstelik sağlıklı, üstelik ekonomik!

3. Mercimek, bakla, pirinç gibi kıyıda köşede kalmış ”çabuk pişen”leri kat. İnsanın kilerinde ”ne pilav olur ne yemek” kadar bir bakliyat ve hububatla yapamayacağı çorba, besleyemeyeceği masa yok.

Evde ne varsa onunla pişen bir tas çorba dünyayı kurtarır.

Kaynak: fikir sahibi damaklar

KARBONATIN AYAKLARINIZA İNANILMAZ MUCİZESİ

986_2_t[1]
Kuru, sert ve çatlamış topuklar özellikle ayakkabılarımızın içinde rahatsız etmektedir. Karbonat ile ayaklarınızı hem yumuşacık hem de rahatlamış olarak ucuz ama çok etkili bir yöntemdir. Özellikle bütün gün ayakta olanlar için bir kurtarıcı niteliğindedir. Aynı zaman da ayaklarınıza pedikür yaparak ölü deriyi kaldırır.
 
Karbonatın Ayaklarınıza İnanılmaz Mucizesi
 
3 yemek kaşığı karbonat ile 4-5 litre sıcak suyu bir kap içerisinde karıştırınız. Karbonat eriyince ayaklarınızı içine koyun ve 15-20 dakika kadar bekletin. Çıkarttıktan sonra ise vazelin yada nemlendirici sürerek poşet ile ayaklarınızı sarınız. Ayrıca Nemlendirici yerine Wicks yada soğan koyarsanız iltihabı ve arılarınızı da atmış olursunuz. Özellikle kadınlar da oluşan idrar yolu iltihabı tedavisinde de kalıcı çözüm üretir ve sabah kalktığımızda yumuşacık ve rahatlamış ayaklara sahip olacaksınız.
 
kaynak: sonsuzşifa facebook sayfası

BUGÜN YARGILAMAYACAĞIM

fft20_mf200190[1]

Bugün yargılamayacağım….
Hiç kendinize bir gün, yanlızca tek bir gün boyunca hiç kimseyi yargılamama ve herkesi olduğu gibi kabul etme fırsatı verdiniz mi?

Çoğumuz bunu yapmanın çok zor olduğunu düşünürüz.

Birisini yargılamadan, bırakalım koca bir günü birkaç dakika geçirmek bile pek ender raslanan bir durumdur.

Üzerinde azıcık düşünürsek, ne kadar sık kendimizi ve başkalarını yargıladığımızı fark ederek dehşete kapılırız.

Yargılayıcı olmaya son vermenin olanaksız olduğunu bile düşündüğümüz olur.

Oysa gerekli olan yargılayıcı olmaktan vazgeçmeye istekli olmak ve mükemmeliyetçilik anlayışından uzak durmaktır.

Çoğumuz dar görüşlülük diyebileceğimiz bir kusuru vardır; insanları bir bütün olarak göremeyiz.

Karşımızdaki insanını tek bir özelliğine takılır ve bu yalıtılmış özelliği de hatalı buluruz.

Buna şaşırmamalı; hepimiz yapıcı eleştiri adı altında tebdili kıyafet etmiş yanlış buluculuğu öne çıkaran okul ve ev ortamlarında yetiştirildik.

Kendimiz, aynı hatayı eşlerimiz, çocuklarımız, arkadaşlarımız ve hatta tesadüfen tanıştığımız insanlara karşı işlerken yakaladığımızda, zihnimizi yatıştırmanın, düşüncelerimizi tahlil etmenin ve yanlış buluculuğun geçmiş deneyimlerimizin sonuçlarından kaynaklandığını bilince çıkarmanın pek çok yararı olurdu.

Geçmişten kalma kötü bir alışkanlık olan başkalarını değerlendirmek ve karşı değerlendirmeyi davet etmek, en iyi koşullarda şartlı sevgiyi, kötüsünde ise korkuya yol açar.

Sevgi kaşifliği kararımızı pekiştirdiğimizde insanların iyi yanları üzerinde yoğunlaşmak ve zaaflarını bağışlamak kolaylaşacaktır.

Ancak bu anlayışı kendimiz dahil herkese eşit olarak uygulamalıyız ki istisnasız bütün insanları ve kendimizi sevgiyle görmeyi başaralım.

Yargılamamak, korkudan kurtulmanın ve sevgiyi hissetmenin başka bir yoludur.

Başkalarını yargılamamayı ve oldukları gibi kabul etmeyi öğrendiğinizde, kendimizi de olduğumuz gibi kabul etmeyi öğrenmiş oluruz.

Düşündüğümüz, söylediğimiz ya da yaptığımız her şey bir bumerang gibi bize geri döner.

Yargılarımız, eleştiri, hiddet ve diğer saldırı biçimleri halini aldığında bize geri döner.

Yargıda bulunmaktan kaçındığımızda ve insanlara yanlızca sevgiyle yaklaştığımızda geriye gelen de sevgi olur.

* Gerald JAMPOLSKY

kaynak: sonsuz şifa facebook sayfası

YENİDEN “SIFIRDAN BAŞLAMAK” İÇİN, BANA IŞIĞI GÖSTER” GÜNLÜK DUA

1941-kizilderili-kadin-1024x767[1]

Mary Magdalene

Michelle Manders kanalıyla; Ocak ve Şubat 2012

Tüm Hakları Saklıdır & Copyright Michelle Manders

Bu yazı, berraklık, şifa ve huzur arayan insanları desteklemek için sahibi Michelle Manders ve The Palace of Peace tarafından ücretsiz olarak yayınlanmaktadır. Bu nedenle, Bütünlük Yasasının onurlandırılmasını takdirle karşılıyoruz ve hiç bir insanın, grubun, organizasyonun veya herhangi türde oluşumun herhangi bir durumda bu dökümanın herhangi bir kısmını değiştirmemesini ve kişisel maddi kazanç için kısmen veya tamamıyla yayınlamamasını istiyoruz. Websitemizdeki indirilebilir tam yazının linkini alıntı yapabilirsiniz.

www.palaceofpeace.net

Lütfen bu bilgiyi okumanın üzerinizde bir etkisi olacağını not edin, çünkü bilgi zamansızdır. Enerjisel olarak Mesajı Veren Varlığa bağlanırsınız ve benzer bir işlem sizde de gerçekleşir, bu güçlüdür. Canlı kanallığın verildiği zaman çizgileri ile ilgili çok fazla kaygılanmayın. İlahi Planınıza, Zamanlamanıza & Amacınıza uygun olarak benzer bir işlemden geçersiniz.

Günaydın Anne/Baba Tanrı, Üstatlar ve Melekler. Ay Ana, Güneş Baba ve benimle ve benim vasıtamla çalışan gezegenler.

Bilincimi Anne/Baba Tanrı ile ve Yeni Dünyamınızın Yüksek Bilincinin Yeni Izgarası ile uyumluyorum.

Bilgeliğin, sevginin, gerçeğin, bilginin ve inayetin En Yüksek Düzenleri tarafından korunmak, rehberlik almak, ilham alman ve motive edilmek istiyorum.

Bilincimin yaratıcı gücün, koşulsuz sevginin ve bana ışığı gösteren, aynı zamanda hakikat ve sevgi olan genişlemiş farkındalığın Yüksek Kaynakları ile mükemmel şekilde uyumlanmış kalmasına niyet ediyorum. Ayrıca sevgi tanımımın farkında olmaya ve her seviyede ve her şekilde tüm ilişkilerde ışığı yansıtan ışığın güçlü yaşam kalitesini deneyimleyebilmeye ve ifade edebilmeye niyet ediyorum.

Bilinçli aydınlanma yolculuğumu sağlamak ve daha büyük kendini – bilme ve iyileşme yolculuğumu desteklemek amacıyla, Anne/Baba Tanrıdan bana rehberlik yapmasını, beni korumasını ve her anda yapmaya gereksinim duyduğum her şeyi bana ifşa etmesini istiyorum.

Sevgi, bilgelik, hakikat ve ışığın güçlerini almak için kalbimi ve zihnimi açıyorum, ruhumu açıyorum ve bu güçlerin varlığımı doldurmasına izin veriyorum.

Tüm kaygılarımı, korkularımı ve mücadele ettiğim her şeyi, şu anda beni kucaklayan bu güçlü enerjiye teslim ediyorum.

Enerjilerini enerji alanım ile birleştirmeleri için İnayet, Güç ve Koşulsuz Sevginin kutsal Elohim’ine izin veriyorum.

Saflık, pozitiflik, sebat ve pozitif güç olan İhtişamlı BEN’İM Varlığını çağırıyorum ve bu enerjinin her zaman enerji alanım ile bir olmasına niyet ediyorum.

Seçmiş olduğum bu yeni yaşamda sıfırdan başlarken, enerjilerini benim enerjim ile uyumlamaları için Işığın Görkemli Başmeleklerini ve Solar Başmelekleri davet ediyorum ve onların korumalarını istiyorum ve geçmiş hayatımın üzerine yükselmek ve merkezlenmiş ve odaklanmış kalmak için bana rehberlik yapmalarına, yönlendirmelerine, ilham vermelerine ve motive etmelerine izin veriyorum; yüzleşmeye ve ilerlemeye hazır olduğum salıverme fırsatlarını getirecek olan içimdeki Zaman Kodunu açan anıları tutuşturuyorum.

Koruyucu Meleğimi çağırıyorum ve Koruyucu Meleğim ile aramızdaki tüm iletişim kanallarının geçmiş yaşamımdan, henüz arkamda bıraktığım yaşamımdan gelen, tüm negatif, kısıtlayıcı ve kendini sabote edici filtrelerden temizlenmesini istiyorum. Bu yeni enerji bedenine adım atarken, etrafımda gerçekleşen kısıtlama ve baskılamaya neden olan her şeyin daha fazla parçalanması şeklinde, yaşamımda hızlanmış değişimleri bekliyorum.

Otantik (Özgün) Işık Benliğimin tam özünü, varlığını ve gücünü çağırıyorum ve kendimin bu parçasına bilinçsiz, bilinçaltı ve bilinçli benliklerim ile birleşmesi için tam izin veriyorum.

Taze, erdemli, güçlenmiş ve pozitif perspektif ile sıfırdan başlayabilmem için, çağırmış olduğum güç ve ışığın tüm bu veçhelerine, bu yeni yolculukta anılar şeklinde beni izlemiş olan geçmiş yaşamımdan gelen şeyleri salıvermeye gereksinim duyduğum her şeyi mükemmel, uyumlu ve mucizevi şekillerde inayet ile ifşa etmesine izin veriyorum.

Varlığımı açıyorum ve kendi içimde ve Cennet alemlerinde var olan en büyük ışık, sevgi, hakikat ve bilgelik kuvvetlerinin ihtişamlı gücünü çağırıyorum ve bu enerjiyi varlığıma getiriyorum ve onun benimle bir olmasını istiyorum. Bu enerjiyi topluyorum ve sahip olduğum her motivasyonu teşvik etmek için kullanıyorum.

Koruyucu Meleğimi ve Şifa meleğimi çağırıyorum. Üstat Benliğimi, Otantik Benliğimi, Mesih Benliğimi ve görkemli BEN’İM Varlığımı çağırıyorum.

Ruhumun, Koruyucu Meleğimin, yüksek benliğimin düşüncelerime, sözlerime ve eylemlerime rehberlik yapmasını, içsel ışığımı kucaklamama ve şimdi içsel ışığımla çalışmama yardım etmelerini ve yapmam gereken eylemlerin parçası olarak cesaret, sabır, disiplin ve sebat ile bana yardımcı olmalarını istiyorum.

Ayrıca Ruhumun, Koruyucu Meleğimin, yüksek benliğimin başkaları ile etkileşim kurmak ve bunu güven duygusu ve kolaylıkla yapmak için irademi kuvvetlendirmelerini istiyorum. Berrak şekilde ve kolaylıkla konuşmak için rehberlik almayı istiyorum.

Yalnızca ilahi planımın en yüksek iradesi ile, ruhumun, yaşamımın en büyük hayrı ile uyumlu olan şeyleri deneyimlememi sağlamaya yardımcı olun. Bunların, cesaretimi, sınır koyma yeteneğimi kuvvetlendirmek açısından öğrenmem gereken dersin bir parçası olup olmadığını veya en yüksek hayrım için ya da ilgili herkesin en yüksek hayrı için olan bir şey olup olmadığını kendi içimde duyumsamama yardımcı olun.

Dünya Ana, lütfen tüm ihtiyaçlarımı tezahür ettirebilmem için beni toprakla.

Zaman, lütfen beni destekle ve ruhumun en yüksek iradesi ile  ve yaşamımın ilahi planının iradesi ile uyumlu olan şeylerin hepsini tamamlayabilmem için kalbimin ritmine ilerle.

Teşekkür ederim!

Telif Hakkı Uyarısı – Güven ve Bütünlük Yasalarını onurlandırmanızı ve bu bilginin hiç bir kısmının para kazanmak için kullanılamayacağını, değiştirilemeyeceğini, tercüme edilemeyeceğini, yeniden üretilemeyeceğini, dijital olarak kaydedilemeyeceğini, kısmen ya da bütün olarak silinemeyeceğini bilmenizi istiyoruz. The Palace of Peace mesajlar için tercümanlar atadı ve bu insanlardan başkası tarafından tercüme yapılamaz. Bu mesajı başka bir dilde okumak isterseniz veya bu materyali kendi dilinize tercüme etmek isterseniz, lütfen michelle.palaceofpeace@gmail.com adresine yazın. Bu bilgi her zaman Michelle Manders’in fikri mülkiyetinde kalır.

(Çeviri: Saffet Güler)

kaynak: sonsuz şifa facebook sayfası