Archive | 01 Mart 2016

GERÇEK DOST SENİN ŞARKINI DUYAN VE İHTİYAÇ DUYDUĞUNDA SANA TEKRARLAYANDIR!

Masai-women-500x375[1]
Bir Afrika kabilesinde, hamile kalan kadınlar arkadaşlarını toplayıp doğaya gider ve doğacak çocuğun şarkısını duyana dek meditasyon yapıp dua ederler.
 
Bu kabileye göre, her ruhun kendine özgü ses vibrasyonları vardır.
 
Kadınlar, bu seslere kulak verdiklerinde, hep birlikte yüksek sesle seslendirirler.
 
Sonra da kabileye dönüp şarkıyı herkese öğretirler.
 
Çocuk doğduğunda ise tüm kabile toplanarak ona şarkısını söyler.
 
Çocuğun sonraki önemli dönemlerinde, aynı şarkı okunur…
 
ÖLÜM DÖŞEGİNDE DE AYNI ŞARKI SÖYLENİR.
 
Aslında hepimizin içinde bir şarkı olduğunu biliriz ve sevdiklerimizin zor zamanlarımızda BUNU FARK ETMELERİNİ ve bize söylemeye yardımcı olmalarını arzu ederiz…
 
Bu şarkı, Afrika kabilesinde farklı bir zamanda da söylenir.
 
Bir insan KABUL EDİLEMEZ BİR SUÇ İŞLEDİĞİNDE, kabile toplanır ve ona şarkısını söyler.
 
Çünkü bu kabileye göre, antisosyal davranışlar ceza ile düzeltilemez; SEVGİ ve KİMLİĞİN HATIRLANMASIYLA çözülebilir.
 
Kendi şarkını duyduğun zaman, bir başkasına zarar verecek davranışlarda bulunma isteğine ihtiyaç kalmaz.
 
GERÇEK DOST SENİN ŞARKINI DUYAN VE İHTİYAÇ DUYDUĞUNDA SANA TEKRARLAYANDIR!!!

AKCİĞERİ TEMİZLEMEK İÇİN TERE OTU KÜRÜ..!

12806135_792469360897868_2424290154910283364_n[1]

Ah sigara. Çoğumuz için onunla da olmuyor, onsuz da. Zararlı olduğu kesin. Zararı ne yaparsak, yapalım içtiğimiz sürece ortadan kaldırmak da tam anlamıyla mümkün değil.

E ama bir türlü bırakamıyorsak? Üstelik çoğu kez bırakmaya çalıştığımız halde… Ya da yakınlarınız nedeniyle pasif olarak içiyorsak? Tamamen başka bir nedenle akciğerleriniz doluysa?

Hadi o zaman, akciğerlerinize aşağıdaki iyiliği yapın:)

TERE OTU KÜRÜ

👉 Malzemeler;

-Yarım litre su
-15 yaprak taze ve yeşil tere

👉 Yapılışı;

Suyu kaynatın. İçine taze ve yeşil tere otlarını atın. Ve üzeri kapatılmış olarak hafif ateşte 3 dakika kaynatarak haşlayın. 3 dakika sonunda soğuması için bekletmeden hemen süzün.
Ilıkken veya soğuduktan sonra için.

👉 Ne Zaman İçeceğiz?

Aç karnına veya yemeklerden 2-2,5 saat sonra tamamını için. İçine hiçbir şey ilave etmeyin. Mutlaka tek başına tüketin, salata veya yemekle birlikte tüketildiğinde etkisini büyük oranda kaybeder.

👉 Bu Kürü Kimler Kullanmamalı?

1. Böbrek yetmezliği olanlar
2. Diyaliz hastaları
3. Hamileler

👉 Hangi tereyi kullanalım?

Mutlaka taze, yeşil ve iyi yıkanmış tere otunu kullanmalısınız. Sararmış tere otu yaprakları toksik madde içerdiği için kesinlikle kullanılmamalıdır. Kuru tere otunu da kullanmayınız.

👉 Ne kadar süreyle uygulayacağız?

5 gün boyunca her gün içmelisiniz. Kür ayda bir kez tekrar edilebilir, sadece 5 gün olarak.

👉 Tadını beğenmedim?

O zaman aç karnına veya yemeklerden 2 saat sonra 15 yaprak tereyi çiğ olarak ve üzerine bir şey ilave etmeden iyice çiğneyin.

👉 Kür kendini nasıl gösterecek?

Kürü uygulamaya başladıktan bir iki gün sonra balgam sökmeye başlayacaksınız. Kür boyunca bazen idrar yapma sırasında yanma görülebilir normaldir, bu terenin içerdiği etken maddelerden kaynaklanır.

👉 Terenin içinde neler var?

B6 vitamini, demir, potasyum, Omega 3 ve Omega 9 yağ asitleri ve kükürt açısından da oldukça zengin bir gıdadır. Kür dışında sabah kahvaltılarında tüketilmesi de beslenme açısından edinilebilecek iyi bir alışkanlıktır.

👉 ÖNEMLİ UYARI:

Bu paylaşımda yer alan her şey bütünsel sağlığı destek amaçlıdır ve hiçbir rahatsızlık ve/veya hastalığın teşhis ve tedavisinde kullanılmamalıdır. Herhangi bir rahatsızlık ya da hastalık durumunda mutlaka ve zaman kaybetmeden uzman bir sağlık kuruluşuna ve hekime başvurulmasını öneririz. Ayrıca herhangi bir tedavi sürecinde olan ve/veya ilaç kullananların bu kürü uygulamadan önce mutlaka tedaviyi yürüten hekimlerine danışarak kendisinin onayını almalarını tavsiye ederiz.

Bu paylaşım için Sayın Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu’nun Tıbbi Bitkiler Rehberi isimli kitabından yararlanılmıştır.

SEVDİKLERİNİZ İÇİN MUTLAKA PAYLAŞIN..!

(Prof.Dr.İbrahim Saraçoğlu Önerisidir)

kaynak: sağlık haberleri

HÜNNAP: BİR NARENCİYEDEN 20 KAT DAHA FAZLA C VİTAMİNİ İÇERİR!

12801438_792673857544085_812070101860668670_n[1]

Hünnap çok sayıda minerali birden içerir: Magnezyum, potasyum, bakır, kalsiyum, manganez, fosfor ve demir.

Herhangi bir narenciyeden 20 kat data fazla C vitamini içerir ve bu da bağışıklık sisteminin güçlenmesine ve enfeksiyonlara karşı iyi bir gıdadır. Bu durunda, mevsiminin tam da yazdan sonbahara geçtiğimiz bu günlerde olmasına şaşırmamalı! Birçok kültürde yüzyıllarca boğaz rahatsızlıklarına karşı çay olarak kullanılmış.

Tıbbi araştırmalara göre, hünnap kan basıncını düşürmeye, kansızlığın tedavisine destek. Yine cilt bakımı ürünlerinde de, kırışıklıklara, kuru ciltlere ve güneş yanıklarına karşı kullanılıyor.
Çin tıbbında ise, asabiyet ya da uykusuzlupun tedavisinde kullanılıyor.

HÜNNAP’ IN FAYDALARI: (Dr.Ender Saraç’ tan )

*İlaç kadar faydalı bir meyvedir.
*Astım ve solunum sistemi hasTalarına çok faydalıdır.
*Balgam söktürücü özelliği vardır.
*Sebebi bilinmeyen öksürüğü keser
*Böbrek hastaları tuz yemeyi azaltarak hünnap meyvesini yerlerde idrar söktürücü özelliği vardır.
*Bağırsakları çalıştırır.
*Kanı temizler
*Şeker hastalarının rahatlıkla yiyebilecekleri bir meyvedir.
*Çocukların beslenmesinde de mutlaka yemeleri gereken bir besindir.

DİKKAT!
Fruktoz içerdiği için, özel sağlık koşullarınızı dikkate alarak ölçülü tüketin. Unutmayalım, zarar miktardadır:)

Bilinen Bileşimi : Şeker, nitrat, tartrat, pektin, müsilaj, C vitamini, tanen.

Kullanıldğı Yerler :
Güneşte kurutulan olgun meyveler çerez olarak çay ile tüketilebilir. Ayrıca kaynatılıp içilmekte ve reçeli yapılmaktadır. Bitkisel ilaç olarak da kullanılmaktadır.

Faydaları :

Çok eskiden beri yumuşatıcı, balgam ve idrar söktürücü ve kabız edici olarak kullanılmaktadır.

Hünnap meyvası: Eczacılık da 21 günlük kürler halinde (sabah aç 2 tane meyve) tüketilir.

Kolestrol ve lipid düşürücü olarak da kullanılır.

Hünnap Yaprağı: Çay olarak bronşit, astım, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullanılır.

Kullanım Şekli : 4 bardak süte 30-60 gr. meyve konularak 15-20 dakika kaynatılır. Günde 4 kere 1′er bardak içilir.

Bileni pek azdır hünnabın. Oysa ki İstanbul pazarlarında bile kolayca bulunabilir bir meyvedir . Tabi ki zamanını kollamak gerekir. Sadece belli bir dönem ( eylül sonları ile ekim ayının başları) piyasalara çıkan hünnap, oldukça da az kalır tezgahlarda.Elmamsı, armudumsu, değişik karma bi tadı vardır ve oldukça lezizdir. Kurusunu aktarlarda bulabilirsiniz..

SEVDİKLERİNİZ İÇİN MUTLAKA PAYLAŞIN

kaynak: sağlık haberleri

STRES VÜCUDUNUZU NASIL ETKİLİYOR?

1913936_792618307549640_700677505173595219_n[1]

 

MİGREN

Stres tek başına migrenin bir nedeni olmasa da, migrene sebep olan diğer faktörlerin etkisini artırıyor. Öte yandan stresli dönemlerde yaşam tarzının değişmesi, daha yağlı ve şekerli beslenilmesi ile uyku düzeninin bozulması migrene sebep olabiliyor.

ÜST SOLUNUM YOLU HASTALIKLARI

Ani bir olaydansa daha uzun süreli olaylar nedeniyle ortaya çıkan kronik stres üst solunum yolu hastalıklarına karşı hassasiyeti artırıyor.

KALP HASTALIKLARI

Stresin kalp hastalıklarına etkisi konusunda henüz fikir birliğine varılmış değil; tek başına kalp hastalıklarına neden oluyor mu, yoksa diğer risk faktörlerinin etkisini mi artırıyor sorularına halen
yanıt aranıyor. Ancak yine de hayatınızdaki stres faktörlerini azaltmanın kalp hastalıkları riskini de azalttığını inkar etmek imkansız. Çünkü kronik stresin etkisi altındayken kalp atışlarınız hızlanıyor,

SOĞUK ALGINLIĞI

Sık sık hastalanmanızın sebebi strese bağlı bağışıklık sistemi zayıflığı olabilir. Araştırmalar işsizlik, ailevi problemler gibi nedenlerle ortaya çıkan ve bir aydan fazla süren kronik stresin soğuk algınlığına yakalanmayı kolaylaştırdığını gösteriyor.

ASTIM

Tek başına birer etken olmasalar da ruhsal sıkıntıların, çaresizlik ve endişe gibi duyguların astımı tetiklediği biliniyor. Stresli dönemlerde astım atağı geçirme riski artıyor.

BEL AĞRISI

Ofiste stres altında olan kadınlar, tıpkı aşırı ağırlık kaldırmışçasına bel ağrısı çekiyor. Çünkü stres hormonları kasların gerilmesine ve normalde hiçbir etkisini hissetmeyeceğiniz bir hareket nedeniyleyaralanmanıza neden oluyor.

KİLO ALMA

Yemek yeme düzeninizde bir değişiklik olmadığı halde kilo almaya başladığınızı fark ediyorsanız bunun sorumlusu kortizol hormonu olabilir. Vücudun strese gösterdiği tepkiyle ilişkili olan bu hormon, hem metabolizmayı yavaşlatıyor hem de vücudu zararlı etkenlere karşı korumak amacıyla organların etrafında koruyucu bir yağ tabakası oluşmasına neden oluyor.

EGZAMA

Bu uyarı egzama hastaları için… Hastalığı tetikleyen gıdalardan ve alerjenlerden uzak duruyor olsanız dahi bazen şikayetlerinizin arttığını fark edebilirsiniz. O zaman bir durup son günlerde stres altında olup olmadığınızı kendinize sorun, çünkü stres egzamanın alevlenmesine sebep oluyor.

KISIRLIK

Stres ile birlikte ortaya çıkan hormonlar, seks hormonlarını etkileyerek kadında yumurtlamayı baskılıyor, erkekte ise sperm sayısını düşürüyor. Yeni bir araştırma ise stresin üreme hormonlarını da doğrudan etkilediğini gösteriyor. Bunun yanı sıra stresin cinsel arzuyu azalttığı da biliniyor.

VAJİNAL ENFEKSİYON

Stres, vajinadaki bakteriyel enfeksiyonların ortaya çıkmasındaki risk faktörleri arasında yer alıyor. Tedavi edilmediği taktirde erken dönem düşüklere neden olması nedeniyle hayati risk taşıyan bazı vajinal enfeksiyonlar stresin etkisiyle daha kolay ortaya çıkıyor.

Sevdikleriniz için mutlaka PAYLAŞIN..!

Kaynak: sağlık haberleri

Stresten kurtulmak için yapacağınız şey belli benim reiki seminerlerime geliyorsunuz :))), ya da doğada uzun yürüyüşler yapıyorsunuz, bol bol ılıık suyla duş alıyorsunuz…

 

 

Ederinden Fazla Değer Verdiğin…

12647101_10153866964938718_7625975542311149508_n[1]

Babaannem derdi ki: ” Yarini, yarenini iyi seç kızım. İtle yatan bitle kalkar. Gerekirse yalnızlıktan korkma. Sadece kendine tıngırdat yaşamın telini. Dostun postu eskimez de, Ederinden fazla değer verdiğin, Yüzünün astarını çabuk yırtar…”

Vücudunuzun pH Değeri Dengede mi?

pH-değerinizi-keşfedin-1[1]

Vücudunuzun asiditeyle mücadele edip pH seviyesini dengelemesinin en temel yollarından biri yediğiniz yiyeceklerdir.

Eğer her gün yediğiniz yiyeceklerin bir listesine bakarsanız, birçoğunun vücudunuzun pH seviyesini düşüren ya da bedeninizi daha asidik hale getiren etkide olduğunu fark edeceksiniz. Peki bunun anlamı nedir? Bu yiyecekler vücudunuza girdikleri zaman ciddiye almanız gereken olumsuz bir etki oluştururlar, çünkü sizi birçok önemli hastalığa yatkın hale getirebilirler.

Bu süreci daha derinlemesine anlayabilmek için vücudunuzun pH seviyesinin genel sağlık durumunuz üzerinde çok önemli bir etkisinin olduğunu bilmeniz gerekiyor. pH ölçeği 1 ve 14 arasındadır. 1 en asidik değer anlamına gelirken, 14 en bazik değeri temsil eder. Tam anlamıyla sağlıklı bir kişinin 7.35 ile 7.45 aralığında bir pH değerine sahip olması gerekir.

Fakat günümüzün yaşam tarzı ve özellikle yemek için tercih ettiğimiz gıdalar vücudumuzun pH seviyesini düşürerek bazikten ziyade asidik hale gelmesine neden olabilir. Bu nedenle daha iyi bir beslenme alışkanlığı geliştirmek ve dolaylı yoldan da mide yanması problemiyle mücadele eden bazik özelliğe sahip yiyeceklerin tüketimini arttırmak oldukça önemlidir.

Asiditeyle mücadele etmek için 4 anahtar yöntem

1. Beslenme

Yukarıda da söylediğimiz gibi, asiditeyi kontrol etmek ve pH seviyesini dengede tutmak için yediğiniz yemeklerin önemi büyüktür. Vücudunuzu daha asidik hale getiren veya pH seviyesini yükselterek daha bazik hale gelmesini sağlayan yiyeceklerin hangileri olduğunu bilmeniz gerekir.

“Yediğiniz neyse siz de osunuz.” Bunu daha önce söyledik ve söylemeye de devam edeceğiz. Bu nedenle günlük beslenme düzeninize potasyum, magnezyum ve kalsiyum yönünden zengin yiyecekler ekleyerek bazik özelliğe sahip gıdaların tüketimini arttırmalısınız.

  • Bazı bazik gıdalar: Meyveler, sebzeler (özellikle yeşil yapraklı olanlar), tahıllar ve bal.
  • Bazı asidik gıdalar: Süt ürünleri, peynir, kırmızı et, işlenmiş tahıllar, beyaz şeker, çay ve kahve.

2. Fiziksel aktivite

karın egzersizleri ph 2

Hareketsiz bir yaşam tarzı benimsediğiniz zaman metabolizma hızınız yavaşlar ve pH seviyesinin dengelemesi daha zor hale gelir. Uzmanlar bireyin yaşına ve fitlik düzeyine uygun bir diyet ve egzersiz rutini takip etmesini tavsiye ediyorlar. Bu şekilde metabolizmanız harekete geçip toksinlerden kurtulma sürecini başlatarak organlarınızın daha etkin çalışmasını sağlayacak.

3. Vücudunuzu arındırın

Düzenli detoks vücudunuzdaki yüksek asidite seviyesini düşürmenin anahtarıdır ve ayrıca birçok hastalığı da önlemeye yardımcı olur. Biriken toksinler pH seviyesini düşürür, bu nedenle sağlıklı bir vücuda sahip olmak istiyorsanız onlardan kurtulmak oldukça önemlidir. Smoothie ve bitki çaylarıyla yapacağınız bir detoks, işleri tekrardan rayına oturtmak için harika bir yoldur.

4. Duygusal denge

Dünya Sağlık Örgütüne (WHO) göre sağlıklı bir vücuda sahip olmak, sağlıklı bir sosyal çevrede bulunmanın yanı sıra hem fiziksel hem de zihinsel açıdan iyi durumda olmanıza da bağlıdır. “Sağlam kafa sağla vücutta bulunur.” Stresli olduğumuz dönemlerde hormonlar olması gerektiği gibi çalışmaz ve bu da vücutta toksin birikmesine neden olabilir. Eğer pH seviyenizi yükseltmek istiyorsanız stresle mücadele etmek ve duygusal dengenizi korumak büyük önem taşır.

Asiditeyle mücadele eden ve vücudun pH seviyesini yükselten 2 smoothie

Vücudu sulandıran yeşil smoothie

yeşil meyve suyu 3

Bu lezzetli smoothie vitamin ve mineral açısından zengindir ve gün içerisinde ihtiyacınız olan enerjiyi bolca almanızı sağlar. Ayrıca vücudunuzun pH seviyesinin yükselmesine, toksinlerden kurtulmanıza ve suya doymanıza yardımcı olur.

Malzemeler

  • 10 klementin mandalina
  • Yarım ananas
  • Bir avuç taze fesleğen
  • Bir avuç taze ıspanak, marul ya da maydanoz

Hazırlanışı

Klementinleri küp küp doğrayın, ananası dilimleyin ve ardından her iki meyveyi yeşil sebzelerle birlikte blendere atın. Tüm malzemeleri birkaç dakika karıştırdıktan sonra soğuk şekilde, tercihen de aç karnına için.

Ispanaklı smoothie

Yeşil yapraklı sebzeler sindirimi kolaylaştıran ve vücudu toksinlerden arındıran bolca lif, vitamin ve mineral içerir. Bu ıspanaklı smoothie genel sağlık durumunuzu iyileştirip sizi hastalıklara karşı korurken aynı zamanda da pH seviyenizi dengeleyecektir.

Malzemeler

  • 6 veya 8 ıspanak yaprağı
  • 1 kase kırmızı üzüm
  • 1 orta boy soyulmuş portakal
  • 1 muz
  • 2 bardak su

Hazırlanışı

Tüm malzemeleri blendere koyup güzel bir içecek elde edene kadar birkaç dakika karıştırın.  Ardından, içeceğinizi aç karnına için.

Kaynak: Sağlığa bir adım