Archive | 20 Şubat 2018

Üzerinizde Nazar Olduğunu Gösteren 5 Önemli İşaret. 4’e dikkat edelim

nazar-degmesi-ne-demektir-nasil-olur-740x494[1]

 

 

Nazarın olup olmadığını tespit etmek üzere çok sayıda belirti bulunur. Bu nazar belirtilerini şu biçimde sıralamak mümkündür ama öncesinde nazarın dinimizce de çokça anlatıldığı ve asla batıl bir şey olmadığını da unutmayın. Nazar vardır ve nazara önem alınması şarttır.

 

Beğenerek, imrenerek veya kıskanarak bakılan şeylere nazar değer. İnsana, hayvana ve hatta cansıza da nazar değer. Nazar hastalık yapar, hatta öldürür. Kadınlara ve çocuklara daha çok tesir eder.

Nazar haktır; nazara inanmak günah değildir.

Göz değmesi hakkında rivayet edilen hadisler, bunun hak ve gerçek olduğunu açıklığa kavuşturmakta ve nazara karşı yapılması gereken hususları da ortaya koymaktadır. Yani nazar, bazılarının zannettiği gibi “batıl” bir inanç değil, hak ve gerçektir.

1-) Nazar belirtilerinin en yaygını: “karşı konulamaz uyku isteği”

Nazara maruz kalan insanlarda yoğun bir uyuma isteği vardır. Çok uzun zaman uyuyup gerçekte uykularını alsalar dahi uykuya şiddetli gereksinim duyarlar. Sabahları çok güç uyanırlar. Gün içinde boş bırakılırlarsa hemen uykuya dalarlar.

Üzerinde nazar olan şahıs herhangi biri ile konuştuğunda onun da uykusunu getirir. Ne kadar heyecanlı bir konu anlatırsa anlatsın karşıdaki kişi esnemeye başlar. Telefonda dahi konuştuğu kişinin uykusunu getiren insanlar vardır ki bunlar yoğun nazara maruz kalan kişilerdir.

2-) Çok sayıda eşyanın kırılması ya da bozulması

Üzerinde nazar olan kişinin çok sayıda eşyası kısa bir sürede bozulmaktadır. Uzun yıllardır kullanılan eşyaların bozulup kırılması bir yana yeni alınan ürünler de bir çırpıda ciddi biçimde arızalanmaktadır.

Bazı durumlarda kişinin kullandığı saat, telefon gibi dijital ya da mekanik araçlar da ortada ciddi bir sebep yokken normalden daha sık bozulmaktadır. Eski kuşaklar bu durum için “Nazarın eli değdiği her şeyi bozar.” ifadesini kullanmışlardır ki bu yargı kesinlikle çok doğru bir çıkarımdır.

3-) UNUTKANLIK VE DALGINLIK SIKÇA GÖRÜLEN NAZAR BELIRTILERINDENDIR

Nazara maruz kalan kişi daha önceden çok iyi bildiği birçok şeyi hızlı bir biçimde unutmaktadır. Birçok örnekte kişi kendi telefon numarasını dahi hatırlayamamaktadır. Nazara maruz kalan kişiler sadece ezberledikleri Kuran surelerini canlı biçimde hatırlamakta geriye kalan her şeyi unutma eğilimi göstermektedirler. Bu insanlarda çok iyi bildikleri konular hakkında hızlı cevap verme yeteneği ortadan kalkar. Kendi isimleri dahi sorulduğunda biran durup beklerler daha sonra cevap verirler.

Nazara maruz kalındığını gösteren bir diğer detay ise farkında olmadan dalıp gitmektir. Kişi bir anda içinde bulunduğu dünya gerçekliğinden kopar ve iç alemine dalar. Birisi tarafından uyarıldığında ise hemen toparlanıp kendisine gelir. Ancak kendisine az önce ne düşündüğüne dair bir soru sorulursa cevabı “hiçbir şey” olacaktır. Gerçekten de nazara maruz kalan bireyin iç dalgınlığı anlamlı bir içsel davranış olmayıp sadece “gerçeklikten kopuş” biçimindedir.

4-) Takıntılı hale getirilmiş devamlı davranış kalıpları ve sözcükler

Nazar belirtileri içinde en kolay fark edileni kişinin sürekli aynı hareketleri tekrarlayıp durmasıdır. Son zamanlarda ortaya çıkmış bir el hareketi, tespih, anahtarlık gibi eşyaları elden düşürmeme ve onlarla devamlı ritmik hareketler yapma, bir sözcüğe takılıp devamlı onu kullanma ya da bir şarkı nakaratını tekrarlayıp durma nazar belirtisi olarak kabul edilir.

Nazarlanmış kişi bu takıntılı hareketleri farkında olmadan yapmaktadır. Mesela hiç de uygun olmayan bir ortamda farkında olmadan diline doladığı şarkı sözlerini mırıldanır ve niçin böyle yaptığını kendisi de izah edemez.

5-) Bıçak vb. keskin aletlerden duyulan yoğun korku nazar belirtilerindendir

Günlük hayatta insanlar bıçak ve jilet gibi kesici aletlerden korkmamaktadır. Mutfakta ve normal işlerde çok rahat kullandığımız bu araçlar nazara maruz kaldığımızda bize çok korkunç araçlarmış gibi gelir.

Nazara uğrayan biri bıçak gibi keskin araçlarla çalıştığında normal durumdan çok daha fazla ürküp korkmaktadır. Keskin aletlerden korkmanın yanı sıra ev hayvanlarından, karanlıktan ve yalnız kalmaktan korkma da nazar belirtisi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Nazardan korunmak için en sağlıklı yol dua etmek. Nazardan korunmak için ise sıklıkla Felak, Fatiha, İhlas, Nas ve Ayetel Kürsi’nin okunması tavsiye edilmektedir.

Son olarak aşağıdaki olay ile nazar konusunu tamamlayayım.

Peygamber efendimizin zamanında Esed oğullarından nazarı değen bir kimse var idi. Üç gün bir şey yemez, sonra çadırın bir tarafını kaldırıp oradan geçen bir deveye bakıp, (Bunun gibi bir deve hiç görmedim) der demez, deve yere düşer hastalanırdı.

Müşrikler, bu adamı bulup Peygamber efendimizi nazarla öldürmesini istediler. Cenab-ı Hak da Resulullahı bunun nazarından korumuştur. Bu hususta Kalem suresinin (Nerede ise, kâfirler seni gözleri ile yıkacaklardı) mealindeki 51. âyeti inmiştir.

Bu önemli bilgi ve yöntemlerden daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen…

Kaynak: Hayat Mutfakta

BİLL GATES DÜNYANIN EN İYİ 10 ÖĞRETMENİNİ AÇIKLADI! O ÖĞRETMENLERDEN BİRİ SAMSUN’DA

3680[1]

Bill Gates’in açıkladığı dünyanın en iyi ilk 10 öğretmeni arasında Samsun’dan Ayvacık ilçesinde anaokulu müdürlüğü yapan Nurten Akkuş girdi. Dünyanın En İyi 10 öğretmeni arasına giren Nurten Akkuş, bu başarısı ile Küresel Öğretmen Ödülüne aday gösterilen ilk Türk öğretmen oldu.

Bill Gates, The Global Teacher Prize ödülüne aday gösterilen dünyanın en iyi 10 öğretmenini açıklarken, Samsun’un Ayvacık ilçesinde anaokulu müdürlüğü yapan Nurten Akkuş’un ilk 10 öğretmen arasında gösterilmesi büyük sevinç yarattı.

Samsun’un Ayvacık ilçesinde anaokulu müdürlüğü yapan Nurten Akkuş, uluslararası bir vakıf tarafından organize edilen “Küresel Öğretmen Ödülü Komitesi”nin (The Global Teacher Prize) 2018 yılı için seçtiği “En iyi 10 öğretmen” arasında yer almanın gururunu yaşıyor.

Ayvacık Anaokulu Müdürü Akkuş’un 8 yıl önce okulunda başlattığı “Baba Bana Bir Masal Anlat” Projesi, Türkiye genelindeki 45 ilde uygulanır hale geldi. Nurten Akkuş’un yine köy okulundaki çocukların oyuncak ihtiyacını karşılamak için hazırladığı Oyuncak Kumbarası Projesi de Türkiye’de birçok ödül kazandı. Bu proje de 43 ilde uygulanarak, köy okullarındaki çocukların oyuncakla tanışmasını sağladı.

Hazırladığı projelerle dikkati çeken 11 yıllık öğretmen Akkuş, Hint asıllı iş adamı Sunny Varkey’in eğitim alanında projeler geliştirmek amacıyla kurduğu ve onursal başkanlığını eski ABD Başkanı Bill Clinton’ın üstlendiği Varkey GEMS Foundation tarafından organize edilen “Küresel Öğretmen Ödülü Komitesi”nin 2018 yılı için seçtiği “En iyi 10 öğretmen” arasında yer almayı başardı.

 

Daha önce de “En iyi 50 öğretmen” arasında yer alan Nurten Akkuş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Vakfın, 17-18 Mart tarihlerinde Dubai’de düzenleyeceği törenle ödülünü alacağını söyledi.

 

Bu başarıyı yakalayan ilk Türk öğretmen olduğuna dikkati çeken Akkuş, “En iyi 50 öğretmen arasına zaten girmiştim, sonrasında o 50 öğretmenin içinde yeniden bir değerlendirme yapıldı. Dünya genelinde araştırma yapıldı. İngiltere’den gelen bir yönetmen tarafından kısa film çekildi. Geçen hafta son değerlendirmeler yapıldı ve bugün açıklandı. Dünyanın en iyi 10 öğretmeni duyuruldu. En iyi 10’a giren ilk ve tek Türk öğretmen olarak bir tarih yazdık aslında. Çok mutlu ve gururluyum.” dedi.

Şu an ilk 10’a seçilen tüm öğretmenlerin birinciliğe aday olduğunu, ödül töreninde birincinin seçileceğini ifade eden Akkuş, velilerden, çevresinden ve dünyanın birçok yerinden tebrikler aldığını sözlerine ekledi.

Kaynak: samsun kenthaber

Yine Gülse Birsel Yine Muhteşem Bir Yazı

yine-gulse-birsel-yine-muhtesem-bir-yazi-1-b[1]
Hep söylüyorum, biz çocukken midemiz bulanınca ekmek yedirirlerdi, grip “Yatınca geçer”di, başın ağrıyorsa “Çocukların başı ağrımaz” denirdi, uykun kaçıyorsa “Oyuncaklarını düşün, güzel rüyalar görürsün” şeklinde konuhalledilirdi!
Okuma yazmayı öğrenemiyorsan ya, “Tembel”din ya “Yavaştan, sağlam sağlam öğreniyor”dun! Hüzünlü bir çocuksan “Yazar olacak herhalde” derlerdi, yerinde duramıyorsan, etrafa saldırıyorsan bir tane çakarlardı, susup otururdun.
Kanaatimce pedagojinin zirve yaptığı yıllardı o yıllar.
Çünkü sonra sonra, koşup oynadıktan sonra öksüren çocuk ‘astım başlangıcı’, okuma yazmayı zor söküyorsa ‘disleksik’, hüzünlüyse ‘depresif’, aşırı hareketliyse ‘hiperaktif’ diye nitelendirilmeye başlandı ve o sinameki yetiştirilen tipsizler şimdi büyüdüler!
O kadar ilgi alaka sonrası ola ola ne oldular?
Emo!
Emo ne?
Hani beş-altı yıldır etrafta saçlarını gözlerinin tekini kapatacak şekilde öne öne tarayan, miskin görünüşlü, asık suratlı, beti benzi atmış, sıska, dar pantolonlu, converse’li, siyah ojeli ergenler var ya…
Taksim’de kaldırımlarda filan oturuyorlar.
Aha onlar Emo!
Emo kelimesinin emotional’dan (hissi) geldiği, bu yavruların pek bunalımlı pek güvensiz ve duygusal olduğu, topluma uyum sağlayamadıkları için böyle takıldıkları söyleniyor. Bizim zamanımızda punk vardı ya, onun gibi bir akım, ama bir halta yaramayanı!
HERKESİN KEYFİNİ KAÇIRDIM
Ay kıyamaam!
Zamanında, kendi ergen yıllarımda bu akım daha dünyada yokken 10 gün emo takılmışlığım vardır! Kafam neye bozuktu hatırlamıyorum ama o 10 gün, üstelik de yaz tatilinde, evin o köşesinden bu köşesine oflaya poflaya nemli gözlerle dolaştım.
Saçımı taramadım, denize gitmedim, sohbetlere katılmadım, tebessüm bile etmedim. Akşamları karabasan gibi yemek masasına çöküp herkesin keyfini kaçırdım. Bir akşamüstü, balkonda otururken annem “Ne bu surat her gün, senin derdin ne kızım aaa…” şeklinde pedagojik bir açılım yaptı.
“Sıkılıyorum… Hayat çok anlamsız” cevabımın üzerinden sanırım birkaç saniye geçmişti ki, acı ve can havliyle bir metre havaya sıçradım. Annem, her Türk annesinin uzmanı olduğu ‘mıncırma’ hamlesini oldukça sert ve uyarısız gerçekleştirmiş ti.
Mıncırma, malumunuz evlat artık poposuna terlikle vurulmayacak kadar büyüdüyse, ancak tekdir ile de uslanmıyor ve hakkı kötekse kullanılan, konu komşu, bitişik ev duyar ihtimaline karşı avaz avaz bağırmak yerine geçen bir terbiye şeklidir. Tercihen bel veya bacak bölgesinden bir alan seçilir, elle kavranır ve et, 180 derece çevrilir!Hemen ardından, daha acım ve şaşkınlığım hüküm sürerken, annem kısık sesle,yüzünü yüzüme yaklaştırarak
“Alırım ayağımın altına” diye başladı ve
“Karnın tok sırtın pek! Aklını başına topla! Sıkılıyorsanda git bakkala evin alışverişini yap, sonra da gel yemek kitabından bir kurabiye pişir, akşam misafir var, hadi yallah…” şeklinde bitirdi!
NE DERDİM KALDI NE DE TASAM
Malumunuz eti mıncırılan ergen olay yerinde fazla kalamaz, mıncırandan tırstığı için kendisine yalakalık yapar, arzu ettiği aktiviteleri gerçekleştirir.
Mıncıran mutlu, mıncırılansa artık efendi bir insandır! Aynen öyle oldu. Mıncırma sonrası ne derdim kaldı ne tasam! Emo’luğum o gün bitti, bu yaşa kadar da hep mutlu mesut, uyumlu, üretken biri olarak yaşadım. Şimdinin sokakta bira içen, gelen geçenden ihtiyacı var diye değil, hayat tarzı sandığı için para dilenen, dünyanın bütün derdi sırtındaymış gibi davranıp, bunalım takılıp bir işin ucundan tutmayan emo’larının başında, bizim zamanımızın anne babaları olacaktı ki. Ohoo…
Muma dönerdi hepsi! Bir kere her şeyden önce bütün o yüzü gözü saçla kaplı eşek herifler ibir eşek tıraşına götürürlerdi, kesin!
Ülkenin gençlerine bak.
Tarikat yurtlarında yetiştirilen çocuklar, polise atsın diye eline taş verilenler, bir de emo’lar!
Gelecekten çok umutluyum çok.
Gülse BİRSEL

BYRON KATIE / CALISMA

1016569_671872922850837_531122891_n[1]
Henuz Byron Katie’yle tanismadiysan hic bir sey icin gec sayilmaz diyerek bu muhtesem kadini tanitmak istiyorum herkese.
Byron Katie cok uzun yillar intihar egilimli, depresif, hastalikli, mutsuz ve kurban psikolojisine sahip bir kadinken 1986 yilinin Subat’inda bir sabah bambaska bir insan olarak uyanmis. Katie bunu ‘gerceklige uyanmak’ olarak adlandiriyor ve soyle devam ediyor; “Sunu kesfettim ki, dusuncelerime inandigimda, aci cekiyordum, fakat onlara inanmadigimda , aci cekmiyordum, ve anladim ki bu tum canlilar icin gecerli. Ozgurluk bu kadar basit iste. Aci cekmenin istege bagli oldugunu anladim. Icimde, bir daha hic -bir tek an bile- yok olmayan, bir sevinc buldum. Bu sevinc herkesin icinde vardir, her zaman.”
O gun, mutsuzluguna baskalarinin degil, kendisinin sebep oldugunu anladi.
Dunyayi kendi dusuncelerine uydurmaktansa her seyi oldugu gibi kabul etmeyi, gercegi sevgiyle kucaklasmayi secti. Bu sekilde depresif bir kadindan etrafindaki her seyi ver herkesi her an seven bir kadina donustu.
1986’dan beri The Work/Calisma ile dunyadaki binlerce insana ulasti ve onlara ilham, mutluluk ve sevgi verdi. Hapishane, hastane, kilise, dernek, universite, okul, workshop gibi calismalar disinda dokuz gunluk ‘Calisma Okulu’ ile inanilmaz sonuclar elde etti ve etmeye devam ediyor.
Peki ‘Calisma’ nasil calisiyor?
Calisma, dunyadaki tum acilara sebep olan dusunceleri tespit edip sorgulamayi ogreten basit fakat etkili bir sorgulama surecidir. Acilariniza neyin sebep oldugunu, problemlerinizi nasil ele almaniz gerektigini gosteren bir yoldur.
Kisaca soyle calisiyor:
1) ‘Komsunu Yargila’ isimli formu doldur
2 ) 4 Soruyu Sor
3) Dusunceyi tersine cevir
1) ‘Komsunu Yargila’
Yillarca baska insanlari yargilamanin ne kadar yanlis oldugu soylendi bize, ama yine de hepimiz yargiliyoruz – arkadaslarimizin nasil davranmasi, cocuklarimizin kimi umursamasi, anne-babamizin ne hissetmesi, ne yapmasi veya ne soylemesi gerektigini…’Calisma’ ile, bu yargilari bastirmaktansa kendimizi bulmak icin baslangic noktasi olarak aliyoruz. Kagit ustunde bu yargilayan aklimizin hayat bulmasina izin vererek, etrafimizdakileri ayna olarak gorup henuz kendimiz hakkinda farkina varmadigimiz yonlerimizi kesfederiz.
Komsunu Yargila formunu doldurun:
1. Kim sizi sinirlendiriyor, strese sokuyor veya kafanizi karistiriyor?
Ben………….isimli kisiye…………………….(hisleriniz) cunku ………………(Ornek: Ben X isimli komsuma sinir oluyorum cunku cok saygisizca ve gorgusuzce davraniyor.)
2. Ne sekilde degismesini istersiniz? Ne yapmasini istersiniz?
Ben………………..isimli kisinin………………………………………. istiyorum.(Ornek : Ben komsumun hatali oldugunu gormesini istiyorum)
3. Yapmamalari, dusunmemeleri veya hissetmemeleri gereken tam olarak nedir? Nasil bir tavsiyede bulunabilirsiniz?
……………….isimli kisi……………………………….yapmamali.(Ornek: Komsum saygisizca davranmamali.)
4. Sizi memnun etmeleri icin ne yapmalilar?
……….isimli kisinin ……………………………………………istiyorum.(Ornek : Komsumum bana saygi gostermesini istiyorum)
5. Hakkinda ne dusunuyorsunuz ? Liste yapin.
…………isimli kisi ………………………………………………………(Ornek : Komsum saygisiz, gorgusuz, bilincsiz ve deger yargilari olmayan bir insan.)
6. Bu insanla tekrar yasamak istemediginiz deneyim nedir ?
Bir daha asla …………………………………………………………(Ornek: Bir daha asla sinirlerimi bozmasina firsat vermek istemiyorum
2) 4 Soru
‘Komsunu yargila’ formundaki ifadelerinizi asagidaki 4 soru ve tersine cevirme calismasi yardimiyla inceleyin. Calisma bir cesit meditasyondur. Dusuncelerimizi degistirmek yerine, farkindalik saglamamiza yardimci olur.Sorulari sorun, sonra kendinize zaman verin, icinize donun ve daha derin cevaplarin yuzeye cikmasini bekleyin.
En basit haliyle, Calisma, 4 soru ve tersine cevirme’den olusur. Ornegin, sorgulanacak ilk dusunce olarak yukaridaki durumu ele alalim; ‘Komsuma sinir oluyorum cunku cok saygisizca ve gorgusuzce davraniyor.’ Gunluk hayatta bu hisleri beslediginiz birini bulun ve Calisma’ya baslayin. “Komsuma sinir oluyorum cunku cok saygisiz.’
1 – Gercekten oyle mi?
2- Gercekten oyle oldugundan kesinlikle emin misiniz?
3- Bu dusunceye inandiginizda ne hissediyor, nasil tepki veriyorsunuz?
4- Bu dusunce olmadan nasil biri olurdunuz?
3) Tersine Cevirme
Ifadelerinizi ve 4 Soruyu inceledikten sonra, sorguladiginiz konsepti tersine cevirmeye hazirsiniz. Her tersine cevirme, orijinal ifadenizin tersini deneyimleme firsati sunarak, yargiladiginiz kisiyle sizin aranizdaki benzerlikleri gormenizi saglar.
Ifadeler, tersine, diger kisiye ve kendine dogru (bazen de ‘dusunceme’) cevrilebilir. Hayatinizdan her tersine cevrimenin dogru oldugu en az 3 samimi ornek bulun.
Ornegin, ‘Komsum bana saygisizca davraniyor’, ‘Komsum bana saygisizca davranmiyor’ olarak tersine cevrilebilir. Baska bir tersine cevirme ise ‘ Ben komsuma saygisizca davraniyorum’ olabilir. Ucuncusu ise ‘ Ben kendime saygisizca davraniyorum’ olur.
Tersine cevirmeler konusunda yaratici olun. Onlar, baska insanlar vasitasiyla geri yansitilan kendinizile ilgili daha once gormediginiz yanlarinizi gosteren kesiflerdir. Bir tersine cevirme buldugunuzda, icinize donun ve hissetmenize izin verin.
Katie’nin dedigi gibi; “Tersine cevirmelerimi yasamaya basladigimda, size soyledigim her seyin kendime ait oldugunu fark ettim. Siz sadece benim yansimamdiniz. Simdi, etrafimdaki dunyayi degistirmek yerine (bu ise yaramadi, ama sadece 43 yil), dusuncelerimi kagida dokup, onlari inceleyip, tersine cevirip sizin oldugunuzu sandigim seyin kendim oldugunu kesfediyorum. Sizi bencil olarak gordugum an, kendim bencilce davraniyorum (sizin nasil olmaniz gerektigine karar vererek). Sizi kaba biri olarak gordugum an, kendim kaba davraniyorum. Savaşa son vermeniz gerektigine inandigimda, kendim size savaş acmis oluyorum zihnimde.”
Tersine Cevirmeler sizin mutluluk recetenizdir.
Baskalarina verdiginiz ilaci yasayin. Dunya sadece bir insanin bunu yasamasini bekliyor. Siz O’sunuz.
Tersine Cevirme icin ornekler:
“Beni anlamak zorunda.” soyle cevrilir:
– Beni anlamak zorunda degil. (Bu gercektir)
– Ben onu anlamak zorundayim.
– Ben kendimi anlamak zorundayim.
“Bana iyi davranmasi gerekiyor” soyle cevrilir:
– Bana iyi davranmasi gerekmiyor.
– Benim ona iyi davranmam gerekiyor.
– Benim kendime iyi davranmam gerekiyor.
“Bana sevgiyle yaklasmiyor” soyle cevrilir:
– Bana sevgiyle yaklasiyor. (elinden geldigince)
– Ben ona sevgiyle yaklasmiyorum.
– Ben kendime sevgiyle yaklasmiyorum. (kendimi sorgulamadigimda)
“Bana bagirmamali” soyle cevrilir:
– Bana bagirmali. (belli ki bana bazen bagiriyor gercekten, ben dinliyor muyum peki?)
– Ben ona bagirmamaliyim.
– Ben kendime bagirmamaliyim.
(Kafamda surekli bana bagirmasini tekrarlayip duruyorum, Peki kim daha merhametli, bana bir kez bagiran mi yoksa bunu yuz kere tekrarlayan ben mi?)
Gercegi Kucaklamak
Ilk formda 1. sorudan 5. soruya kadar olan cevaplarinizdaki yargilari tersine cevirdikten sonra (gercek veya kesinlikle gercek olduklarini sorarak), 6. soruyu “Ben….. yapmaya hazirim” ve “…..yapmayi dort gozle bekliyorum.” olarak cevirin.
Ornegin, “Bir daha asla sinirlerimi bozmasina firsat vermek istemiyorum”u “Sinirlerimi bozmasina firsat vermeye hazirim.” olarak cevirin.
Niye buna hazirsiniz?
6. soru butun aklinizi ve hayatinizi korkusuzca tamamen kucaklamak ve gercege acik olmak hakkindadir. Komsunuza tekrar sinir olursaniz, bu iyidir. Size aci verirse, dusuncelerinizi kagida dokup sorgulayabilirsiniz. Bizi rahatsiz eden dusunceler, gercek olmayabilecek bir seye baglandigimizi hatirlatir bize sadece. ‘Calisma’yi yapmamiz gerektigini hatirlatirlar bize.
Dusmaninizi dost olarak gorebilene kadar, Calisma’niz bitmemistir. Bu demek degil ki onu yemege davet etmelisiniz. Dostluk icten gelen bir deneyimdir. Onu bir daha hic gormeyebilirsiniz, fakat onu dusundugunuzde stres mi yoksa huzur mu hissettiginiz?
Katie’nin tecrubelerine dayanarak, basarili bir iliski icin sadece bir kisiye ihtiyac vardir. Diyor ki “Mukemmel bir evlilige sahip oldugumu soylemek istiyorum, kocamin nasil bir evlilige sahip oldugunu ise gercekten bilemem (bana kendisinin de mutlu oldugunu soylese de)”
Alıntı

Yüzünüzde Meydana Gelen Bu 11 Cilt Problemi Size Diğer Organlarınızla İlgili Sinyaller Veriyor

cilt-sorunlar-ve-organlar[1]

 

1. Göz altındaki halkalar veya torbalar

Göz altında oluşan torba veya halkalar çoğu zaman genetiktir ve kozmetik müdaheleler dışında yapılabilecek pek fazla bir şey yoktur. Ancak bu halka veya torbaların sizde sonradan oluştuğunu düşünüyorsanız, bunun kaynağını bulmanız sağlığınız açısından faydalı olacaktır. Sigara ve alkol tüketimi baş şüpheli olsa da, masum gibi gözüken çay ve kahve tüketimi de, eğer abartılıyorsa, bu tip bir soruna sebep oluyor olabilir. Eğer yorgunluk gibi belirtilerde gözlemliyorsanız, hormonal değişikler yaşıyor olabilirsiniz. Bu gibi durumlarda doktora danışmakta fayda vardır.

2. Kırmızı burun

Burnumuzda birçoğu kılcal olmak sayıca bir hayli fazla miktarda ince damar bulunmaktadır. Burun ucundaki kılcal damarların fazla genişlemesi, damarlı ve kırmızı bir buruna sebep olur. Bunun sebebi hava değişimi ya da stress gibi gündelik kaynaklar olabilir. Ancak son zamanlarda gelişen ve uzun süredir geçmeyen bir kırmızı burna sahipseniz bu durum damar sağlığınız ile ilgili endişeleride beraberinde getirmektedir. Değerleriniz ölçümü için bir hastaneye başvurmanız en kötü ihtimalle önlem almanız açısından faydalı olabilir.
3. Sarımsı yüz veya gözler

Sonradan gelişen sarı yüz veya sarı gözler vücutta gereğinden fazla toksin birikmesinin en belirgin dışa vurumlarından biridir. Yeni doğmuş bebeklerde karaciğerin fonksiyonunu tamamlayamamış olmasından sebeble gözükmesi normal kabul edilebilir ancak yetişkin bireyler için oldukça sağlıksız bir durumdur. Alkol ve aşırı şeker tüketimi bu durumun başlıca sebeplerindendir. Eğer yüzünüzde veya gözünüzün beyaz kısımlarında sararma olduğunu düşünüyorsanız, karaciğer, safra kesesi ve pankreasınızı kontrol ettirmelisiniz.
4. Sonradan gelişen leke veya benler

Bu durum aslında en çok korkulan hallerin başında gelir ancak bilinenin aksine çoğu durumda sanıldığı kadar ciddi bir problem değildir. Güneş altında çok vakit geçiren kişilerde yaygındır.
Ancak yüzünde yeni gelişen bir ben veya leke tespit eden kişi kendini kontrol altında tutarak gelişen ben veya lekenin düzenli olarak büyüyüp büyümediğini gözetim altında tutmalıdır. Eğer ben veya leke düzenli olarak büyüyorsa, bu durumda tedbirli olma amacıyla doktora danışmak faydalı olacaktır. Ayrıca duruma göre yüz için güneşten koruyucu kremler kullanılmasında fayda vardır.
5. Kelebek döküntüsü

Bu tarz döküntüler eğer genetik faktörlere bağlı değilse, çok büyük oranlarda kozmetik ürünler, ani hava değişimleri ve fazla şeker tüketiminde görülmektedir. Elinizde olan bu değişikliklere dikkat ettiğinizde bu döküntünün büyük oranda azaldığını görebilirsiniz. Ancak bu döküntü elmacık kemikleri ve yanakları kaplayacak şekilde çoğalıyorsa doktora danışılması şarttır. Lupus adı verilen deri hastalığının belirtilerindendir. Ayrıca eklem ağrısı ve ateşte bu kızarıklığa eşlik ediyorsa, bir an önce doktora başvurunuz.
6. Burun kenarı ve ağız etrafında soyulan deri

Bunun birçok sebebi olabilir ve yaygın bir durumdur. Ancak çoğunlukla vitamin eksikliği kaynaklı olduğu düşünülmektedir. A, C, E ve B vitaminlerinin eksikliğinde görülebilir. Zaten bu tarz deri soyulması yaşayan kimselerin çoğu yorgunluk, konsantre eksikliği veya saç dökülmesi gibi şikayetlere de sahip olurlar. Sağlığınız için bir an önce kan ve vitamin değerlerinizi ölçtürmelisiniz.
7. Dudak, burun veya ağız içinde çıkan uçuklar

 

Bu tarz ağızda, dudakta ve burun etrafında çıkan uçuk ve kızarıklıklar çoğunlukla herpes adı verilen bir virüs sebebiyle meydana gelmektedir. Virüs sisteminizden çıktıktan sonra bu tip uçuklarda geçer. Bu gibi durumlar bağışıklık sisteminizin görevini tam olarak yerine getiremediğinin işaretleridir. Probiyotik içeren yoğurt ve kefir benzeri gıdalar tüketmeye özen göstermeli, gerekli vitamin ve minarelleri düzenli olarak alıp sağlığınıza dikkat etmelisiniz.
8. Çatlamış dudaklar

Bu durum sıklıkla karşılaşılan ve çoğunlukla ciddi bir sebebi olmayan doğal bir cilt problemidir. Özellikle kış mevsimlerinde sıklıkla görülür. Dudak koruyucu kremler ile kolayca önüne geçilebilir ancak bir diğer etkili ve az bilinen korunma yöntemi su tüketimidir. Kışın su tüketimini azaltmamaya özen göstermeli, günde en az 2.5 litre su tüketmelisiniz.
9. Yüzde kıllanma

Eğer genetik olarak böyle bir yatkınlığınız yoksa, yüzde gelişen aşırı tüylenme kadınlarda, yumurtalıkların düzgün çalışmadığına işaret etmektedir. Bu durum polikistik over sendromu olarak bilinen ve kadınların hamile kalmasını zorlaştıran bir tıbbi durumun baş habercilerindendir. Ancak günümüzde gelişen modern tıp sayesinde bu gibi durumlar tedavi edilebilmektedir. Aşırı tüylenme sorunu yaşıyorsanız mutlaka doktora başvurmalısınız.
10. Ciltte pigmentleşmenin artması
Özellikle yanaklar üzerinde simetrik bir biçimde karartı benzeri lekelenmeler görülüyorsa bu durum melasma adı verilen bir cilt probleminin bariz habercisidir. Genellikle hamile kadınlarda görülür ve bir süre sonra kendiliğinden geçer. Şüphe edilecek bir rahatsızlık tipi değildir. Ancak kaynağı belli olmayan kozmetik ürünler bu rahatsızlığı tetikleyerek harekete geçirebileceğinden dikkatli olmak gerekir.
11. İncelen kaşlar veya kirpikler

 

Eğer kaşlarınız veya kirpiklerinizin kullandığınız kozmetik ürünlerden değilde, başka bir belirsiz bir sebeple inceldiğini düşünüyorsanız, bu durum tiroid beziyle alakalı problemleriniz olduğunun sinyalini veriyor olabilir. Az çalışan tiroid bezinin belirtilerinden biri incelen kaşlar ve kirpiklerdir. Belli bir süre sonra incelme hali kendiliğinden düzelmiyorsa, doktorunuza başvurmak faydalı olacaktır.

Japon Yazar Haruki Murakami Romanlarından Hayata Dair Düşündürücü 20 Alıntı

filoji-haruki-murakami[1]

 

1)Eğer koyu bir karanlığın içindeyseniz; tüm yapabileceğiniz; gözleriniz karanlığa alışana dek öylece oturmaktır.

2)İnsan bir şeyleri ne kadar isterse istesin, o şeyler asla kendiliğinden çıkıp gelmez. İnsan bir şeylerden özel olarak uzak durmaya çalıştığında ise, o şeyler kendiliğinden insanın üzerine üzerine gelir.

3)Çıkacaksan, en yüksek kuleyi bul ve tepesine tırman. İneceksen, en derin kuyuyu bul ve dibine in.
4)İnsan kendisinin eksik bir parçasını bulmak umuduyla aşık olur. O yüzden de, aşık olduğu insanı düşünürken, az ya da çok hüzünlenir.

5)Önemli olan başkalarının düşündüğü büyük şeylerden ziyade; küçük de olsa kendi düşündüklerindir…
6)Tekbaşınalık, yağmurlu bir akşam üzeri, suların denize dökülüşünü izleyip durmak gibi bir duygu.
7)Bazen bana öyle geliyor ki, kalbimde sert bir kabuk mevcut ve çok az insan bu kabuğu delip içeriye girebilir..

8)Acı kaçınılmazdır, vicdan ağrısı ise bir seçimdir.
9)Her konuda böyledir; en faydalı bilgi, deneyimleyerek ve bedelini ödeyerek edindiğindir.

10)İnsan bir şeyleri başarmak istediğinde çok doğal olarak üç noktayı kavramalıdır. Ben bu ana kadar, ne kadar işi tamamlayabildim? Şu an hangi konumdayım? Bundan sonra ne yapmalıyım? İşte bunlar, temel sorulardır. Bu üç nokta elinden alınırsa, geriye korku, kendine güvensizlik ve bezginlik hissinden başka bir şey kalmaz.

11)Muhtemelen’lerle dolu bir dünya…
12)“Son zamanlarda sık sık böyle oluyor. Bir şey söylemek istiyorum ama ağzımdan tamamen farklı sözler çıkıyor… Ya da söylemek istediklerimin tam aksini söylüyorum.Sözlerimi düzene sokmak istediğimdeyse, daha çok dolaşıyorum, fikrim daha fazla yayınıyor, ne söylemek istediğim kendimin de aklından çıkıyor… Sanki ikiye bölünmüş gibiyim, ya kendimden kaçıyorum ya da kendi etrafımda dönüyorum… Merkezde sanki kalın bir direk var ve ben o direyin etrafında döne döne kendimle kovalamaca oynuyorum…”

13)“Paranızı, paranın alabileceği şeylere harcayın. Zamanınızı ise paranın satın alamayacağı şeylere harcayın.”
14)Ben aslında kendim olunca, her şeyden kaçıp kurtulunca karşılaşmak istiyordum seninle. Kendi benliğimle, kendi anılarımla ve kendi zayıflıklarımla.

15)Yalnızlık, asit haline gelerek insanı eritir.

16)Herkes dışlanan azınlık tarafında olmaktansa,dışlayan çoğunluk tarafında olunca rahat ediyor.Karşı tarafta olmadığı için seviniyor.Hangi çağda,hangi toplumda olursa olsun temelde aynı.Çoğunluğun içinde olunca,eziyet haline gelen şeyleri düşünmeye gerek de kalmıyor.
17)Gönlü geniş insanları seviyorum. Vefakar insanları, kusur kapatanları,
kendi gibi davrananları; başkası olmayanları seviyorum…

18)İnsanın yüreğinde gerçekten derin bir yara açıldığında söyleyecek tek söz bile gelmiyor aklına.

19)Eğer bir sorumlu arayacaksak, bu, insanların yüreğine hükmeden hoşgörüsüzlüktür.

20)Ölçülü bir hırs insanı geliştirir.

http://filoji.com/japon-yazar-haruki-murakami-romanlarindan-hayata-dair-dusundurucu-20-alinti/