Archive | 13 Şubat 2018

Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat, arkana bakma….

27971808_10155853271842626_1388273700663218973_n[1]

 

Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat, arkana bakma….
kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de…
unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez.
yolcuya bakıp, yolunu tanıma.
yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver.
vahim olan, yolun yolcusuz olması değil;
asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır;
yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal…..
“en doğru yol: en dikensiz yoldur” diyenler seni aldatıyorlar.
onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak lambasının altında arayan şaşkınlardır.
aldırma….
ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir.
dikenine katlanmaktan söz edenler, aşıkmış gibi davrananlardır.
gerçek aşık olanlarsa, dikenini de sever.
dostum, yollar yürümek içindir.
fakat, şu gerçeği de hiç unutma:
yürümekle varılmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir.
yol boyunca; yola çıkıp da yürümeyenleri, yola oturup, gelen-geçenin ayağına çelme takanları,
yolda metafizik uyuşturucularla keyif çatanları, tel örgülerle çevirdiği yolu kendisine zindan edip volta atanları,
maratona 100 metre koşucusu gibi hızlı gidip, 50. metrede yola yatanları,
yürüyüşün uzun ve yolun zahmetli olduğunu görünce, yolculuk üzerine zor atanları, yürümeyi bırakıp, yol-yolcu ve menzil üzerine kalem oynatanları,
ayağına batan tek bir dikenin faturasını çıkarıp, ömür boyu tafra satanları, beyaz atlı kurtarıcıyı gözlemek için ufka bakıp bakıp dağıtanları,
yanlış kılavuzlara kızıp yolu satanları göreceksin.
aldırma, yürü…
göğsüne yüreğinden başka muska takma.
vahiy haritan,
nebi kılavuzun,
akıl pusulan,
iman sermayen,
amel azığın,
sevgi yakıtın,
ahlak karakterin,
edep aksesuarın,
merhamet sıfatın,
şeref ve izzet adın olsun.
doğru yol:
insanların çoğunun gittiği yol değildir, düşünen öz akıl sahiplerinin yoludur.
yolda vereceğin her molayı öz eleştiri durağında vermelisin.
unutma, tövbe özeleştiridir.
her molada yolda olup olmadığını,
yürümen gereken menzil istikametinde yürüyüp yürümediğini kontrol etmen,
pişman olmaman için elzemdir.
yön tayini sık sık gerekli olabilir.
Haritayı saklayabileceğin en güvenilir yerin yüreğindir.
Halil Cibran 💚

Her gün bu önerilerden 5 tanesini hayatınıza koyun, kazanan siz olacaksınız.

mutluluk[1]

  1.  Vücudunuza dar gelen kıyafet giymeyin.

    2. İlaçla yaşamaktan kaçının.
    3. Randevularınızı önceden ayarlayın.
    4. Hafızanıza güvenmeyin; mutlaka yazın.
    5. Aracınızı, bozulmadan servise götürüp bakım yaptırın.
    6. Her kilidin yedek anahtarını yaptırın ve belli yerlerde bulundurun.
    7. Daha sık ‘hayır’ deyin.
    8. Yapacaklarınızı öncelik sırasına sokun.
    9. Zamanınızı israf etmeyin.
    10. Öğle ve akşam yemeklerini basitleştirin.
    11. Kötümser insanlardan uzak durun.
    12. Önemli evrakın birden fazla fotokopisini çektirin.
    13. Evde çalışmayan ne varsa tamir ettirin.
    14. Yapmaktan hoşlanmadığınız işler için yardım isteyin.
    15. İhtiyaçlarınızı önceden belirleyin.
    16. Bir defada yapılması zor büyük işleri, küçük parçalara ayırın.
    17. Etrafı toplayın, dağınıklıktan kurtulun.
    18. Gülümseyin.
    19. Bebekleri gıdıklayın.
    20. Dost bir kediyi veya köpeği okşayın.
    21. Kendinizi, bütün soruların cevabını bilmekle yükümlü hissetmeyin.
    Bazı şeyleri de bilmeyin.
    22. Karşılaştığınız insanlara, onların hoşuna gidecek bir şey söyleyin.
    23. Yağmur yağmasını isteyin; yağınca yağmurda yürüyün.
    24. Arada bir çarşı hamamına gidin.
    25. Kendi kendinize, nerede eski günler, her şey daha güzeldi demekten vazgeçin.
    26. Verdiğiniz kararın ne anlama geldiğini iyi düşünün.
    27. Kendinize güvenin.
    28. Nüktedan olun.
    29. Sizi mutlu edecek bir şey yapmayı yarına bırakmayın.
    30. Hiç tanımadığınız insanlara yürekten bir merhaba deyin.
    31. Eski bir arkadaşlarınızla karşılaşınca ona sıkıca bir sarılın.
    32. Hava açıksa, gece yıldızları seyredin.
    33. Bir şarkıyı ıslıkla çalmayı öğrenin.
    34. Arada bir şiir okuyun.
    35. Kendinize bir demet çiçek alın. Bir çiçek koklayın.
    36. Yardım istem ekten çekinmeyin; alamazsanız üzülmeyin.
    37. Görünüşünüze özen gösterin.
    38. Her şeyi kararında yapın; ifrata kaçmayın.
    39. Nerede gerekiyorsa, orada mutlaka gerekli emniyet tedbirini alın.
    40. Daima daha iyisini yapmaya çalışın, ama mükemmeliyetçi olmayın.
    41. Resim ve heykel sergilerini gezin.
    42. Ayakkabınızı boyatın.
    43. Berbere gidin.
    44. Kendi kendinize bir şarkı mırıldanın.
    45. İyi bir müzik dinleyicisi olun.
    46. Kendi kendinize yetmeyi öğrenin.
    47. Her gün biraz idman yapın; her fırsatta yürüyün.
    48. Dünyanın en yetenekli insanı olmadığınızı kabul edin gerekiyorsa
    elimden ancak bu kadar geliyor deyin.
    49. Yeni moda birkaç şarkınn sözlerini ezberleyin.
    50. İşe erken gidin. 51. İşe her gün aynı yoldan gitmeyin.
    52. Amirinizden izin alıp bazen işten erken çıkın.
    53. Kırlarda dolaşın.
    54. Maça gidip bağırın.
    55. Başkaları dilemeden, siz onlara iyi günler dileyin.
    56. Teşekkür edin.
    57. Arabanıza güzel koku yayan bir alet koyun.
    58. Evde kendi kendinize yemek pişirin, güzel bir sofra kurun, sonra
    da afiyetle yiyin.
    59. Başkalarını adam etmekten vazgeçin.
    60. Severken karşılık beklemeyin.
    61. Sinemada film seyrederken patlamış mısır atıştırın.
    62. Bir ağaç, olmazsa bir çiçek dikin.
    63. Şişmanlamayın .
    64. Hatıra defteri tutun.
    65. Bir hela temizleyin.
    66. Kağıttan bir uçak yapıp uçurun.
    67. Bir derneğe veya kulübe girin, arkadaş edinin, toplantılara katılın..
    68. Mutlaka yeterince uyuyun.
    69. Az konuşun, çok dinleyin.
    70. İş arkadaşlarınıza ve dostlarınıza iltifatı esirgemeyin.
    71. Bir güne yapılacak çok şey tıkıştırmayın.
    72. Acelesiz yaşayın; daha önünüzde yaşanacak çok güzel günler var.
    73. Stresli davranmak, doğuştan gelen değil, sonradan kazanılan kötü
    bir huydur; bunu unutmayın.
    74. Son söz: Öfkeyi, kendinize zevk edinmeyin

    Prof. Dr. İmer OKAR…

 

Hayattaki Yolunuzu Size Söyleyecek Olan Kapıyı Seç

kapi-kisilik-testi1[1]

Aşağıdaki kapıları iyice inceleyip aralarından birini seçtiyseniz, aşağıdaki listeden anlamına bakınız;
1 Numaralı Kapı
Sizin yolunuz özgürlükçü ve size özgüdür. Diğer insanların kısıtlamalarından ve yaftalamalarından hoşlanmıyorsunuz. Ne yaparsanız yapın, kendinize özgü kişiliğinizi ve farkınızı gösteriyorsunuz. Bu uğurda yalnız vakit geçirmekten de geri durmuyorsunuz. Ayrıca aceleci değilsiniz ve varılacak yerden çok yolda öğrenilen şeylerin kıymetli olduğunu düşünüyorsunuz.

2 Numaralı Kapı
Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, siz yalnız bir yolcusunuz. İçgörüsü yüksek, dünya hakkında düşünen, okuyan ve gözlemleyen birisiniz. Kendi düşüncelerinizle gerçeğe ulaşmanın en doğru yol olduğunu düşünüyorsunuz. Ayrıca gereksiz arkadaşlıklardansa, yalnız kalmak size daha mantıklı geliyor. Bu yüzden tek kişinin ancak yürüyebileceği bu orman patikasını seçtiniz. Ancak yakınlık kurduğunuz kişilere karşı da oldukça sevgi dolu ve sadık olduğunuzda yadsınamaz bir gerçek.

3 Numaralı Kapı
Sizin hayat yolunuz oldukça renkli ancak bir o kadar da çetin. Sonbaharın güzellikleri arasında bir manzara açılan bu kapıyı seçmeniz, hayatın tek bir yönden ibaret olmadığının farkında olduğunuzu ve bazı insanların kaçtığı hayat gerçeklerini göğüslediğinizi gösterir. Her kötü olayın iyi bir sonuca varacağına olan inancınız sizi güçlü kılan yegane özelliğinizdir. Bu kapıyı seçenler genellikle hayatlarında belli başlı zorluklar yaşamış kimselerdir.

4 Numaralı Kapı
Gece karanlığında boş bir sokağa açılan bu kapıyı seçmeniz, bilinmeyenden, ıssız olandan ve keşfedilmemiş şeylerden zevk alan araştırmacı ve kendini geliştirmeye hevesli bir ruh olduğunuzu işaret etmektedir. Gittiğiniz yolun kesin bir sonucu olmasa dahi, bu yolda öğrenip kendinize katacaklarınızın sevinci sizi mutlu eder ve bu sebeple hayata karşı güçlü bir yapıya sahipsiniz. İşte tam da bu sebeple listede yer alan tek gece manzarasını seçtiniz.

5 Numaralı Kapı
Temiz ve huzurlu gözüken bu yolu seçmeniz, hayatta bazı sebeplerden ötürü çok mücadeleler verdiğinizi, sizi üzen kişiler ya da olaylar yüzünden artık huzurlu bir gelecek dilediğinizi işaret eder. Geçmişte anlaşılmaz, ikiyüzlü, içten pazarlıklı ve benmerkezci kimselerin karmaşık iç dünyalarından çok çektiğiniz için dingin ve rahatlatıcı bir yolun özlemi içerisindesiniz ve hayatınızı artık buna göre şekillendirmeyi diliyorsunuz.
6 Numaralı Kapı
Karlı ve yalnız bir manzaraya açılan bu kapıyı seçmeniz, yalnız vakit geçirmeye ve kafa dinlemeye olan ihtiyacınızı su yüzüne çıkarmaktadır. Tüm teknolojiden ve iletişim araçlarından uzakta tek başınıza bir fincan kahve veya çay eşliğinde vakit geçirmek gibi sakinleştirici aktiviteler size çok çekici gelebilir. Bunun sebebi insanlardan hoşlanmamanız yada nefret etmeniz değil, tüm seslerden uzak sadece kendinizle baş başa vakit geçirmeye ihtiyaç duyuyor olmanızdır.
Alıntı

MUTLU BİR İLİŞKİNİN ANAYASASI

27750616_10204259630687618_2342022694385845795_n[1]

 
Bu hafta Sevgililer Günü haftasıyken ve her taraf kırmızı kalp, aşk-meşk temalarıyla doluyken, ben de ilişki üzerine bir yazı paylaşmasam olmazdı 🙂
Zaten ilişki konusunun insanın hayatında çok önemli bir yeri var ve koçlukta da en çok çalıştığımız konulardan bir tanesi çünkü insanoğlu paylaştığı sevgiyle büyüyen ve gelişen bir varlık. Hayatımıza giren her yeni nefes bize bir şeyler öğretiyor, bizi zenginleştiriyor.
İlişkilerin yaşamda bu kadar büyük bir yer kaplamasının sebebi de sanıyorum bu.
İlişki konusu üzerinde çalıştığımız danışanlarımdan mutlaka nasıl bir ilişki istedikleri ile ilgili bir liste yapmalarını isterim, sonra tüm maddelerin tek tek üzerinden geçeriz. Herkesin bir ilişkiden beklentisi çok farklı olduğu için hazırladıkları maddeler de çok farklı çıkar.
Peki sana göre, derin ve sağlıklı bir ilişkinin anayasası nedir derseniz, bunlar da benim maddelerim…
KENDİN OLMAK: Bir ilişkide en önemli şeylerden birisi bence bu. Hepimizin hayatla ilgili seçimleri ve tercihleri var. Kendi önemli tercihlerimizden taviz vermek, rahatsız olduğumuz bir durumda sessiz kalmak ve tolere etmek kısa süre için durumu kurtarsa da uzun vadede ilişkiyi içten içe kemiriyor. Çünkü öfkeler ve suçlamalar artıyor. Bu sebeple kısa vadede sorun yaşansa bile kendi değerlerimizi ortaya koymak en doğrusu. Zaten sorun olarak değerlendirilen her durum ilişkiyi derinleştirmek için bir fırsat aslında.
ZİHİN OKUMAYI BIRAKMAK: Zihin okumaya çalışmak çok yaygın bir durum. Biri bir şey söylüyor, sonra biz aslında ne kastettiğini ve altında yatan sebebin ne olduğunu düşünerek geçiriyoruz çoğu zamanımızı. Arkasından da bu tahminlere göre hissedilenler ve verilen tepkiler geliyor. Hani dağ dağa küsmüş dağın haberi olmamış misali. Bunun çok daha kolay bir çözümü var aslında; direk sormak. “Sen böyle yaptın ve ben bir sürü senaryo yarattım. Peki, sen ne kastettin?” İnanın, hem de az yorucu hem de gerçek bir ilişkinin önemli yapı taşlarından birisi.
ALAN TANIMAK/ÖZGÜR BIRAKMAK: Bizim nasıl hayatla ilgili tercihlerimiz varsa, eşimizin/sevgilimizin de aynı şekilde tercihleri var ve bir ilişkide kendimiz olmak bizim için ne kadar önemliyse, onun kendisi olması da bir o kadar önemli. Diğerini değiştirmeye çalışmak yapılabilecek en büyük hata. Bir insan kendisini değiştirmek isterken bile çoğu zaman zorlanırken, hiç değişmek istemeyen başka birisini nasıl değiştirebilir ki zaten?
AYNI YÖNE DOĞRU İLERLEMEK: Yaşam yolunda hepimiz kendi hayallerimize doğru ilerliyoruz. Eğer bu hayaller ortak bir paydada buluşuyorlarsa ne ala, o zaman el ele aynı yolda yürümek pek keyifli. Ama biri sağa doğru gitmek isterken diğeri sola doğru ilerlemek istiyorsa aynı yöne doğru yürümek mümkün değil. Ve bunda yanlış bir durum da yok. Bazen yaşanan tüm güzelliklere teşekkür edip kendi yaşam yolculuğumuzun tadını çıkarmak en hayırlısı.
GÜVENMEK: Bu hayatta güvenilir insanlar da var, güvenilir olmayanlar da. Sizin nasıl bir insanla eşleşeceğiniz veya o kişiyi nasıl deneyimleyeceğiniz ise tamamen sizin inançlarınızla alakalı. Bu yüzden diyeceğim o ki, güvenilir insanlarla beraber olmak istiyorsanız önce insanlara güvenmeyi öğrenmelisiniz.
SEVGİ VE EMEK: Çok klişe kavramlar gibi dursalar da sağlam ve derin bir ilişkinin olmazsa olmazlarından. İlişkinin çimentosu, harcı. Her ilişki zaman içinde değişik evrelerden geçiyor, değişiyor, dönüşüyor, form değiştiriyor. Bu arada sallantılı dönemler de yaşanıyor. Bu dönemden daha güçlü çıkmak için bir ilişkiye emek vermek gerekiyor ve insan bunu ancak gerçekten sevdiği ve değer verdiği birisi için yapıyor.
Dediğim gibi, herkes kendi beklentilerine göre daha çok şey ekleyebilir belki ama yukarıdaki maddeler derin ve sağlıklı bir ilişkinin temelini oluşturuyor bence.
Hepimize hayatımızın her alanında sevgi ve aşk dolu günler diliyorum
Sevgiyle kalın.
Özge Çuhadaroğlu
#Gezgin #Seyyah #Anatolya #Peritozu

Pek çok insanın hayatına dokunmuş, şifa olmuş çok değerli Prof. Dr. Kolsuz Agop aramızdan ayrıldı 😞 ancak bu yaşam hikayesi okundukça, o yaşamaya devam edecek_

27750480_10155509374896799_3197194396900987828_n[1]

pek çok insanın hayatına dokunmuş, şifa olmuş çok değerli bir insan daha aramızdan ayrıldı 😞 ancak bu yaşam hikayesi okundukça, o yaşamaya devam edecek_______ nur içinde uyusun 🙏🏻
Prof. Dr. Agop Kotogyan yani meshur ‘Cildiyeci Kolsuz Agop’, 41 yil hizmet verdigi Istanbul Üniversitesi Cerrahpasa Tip Fakültesi’nden geçtigimiz kasim ayinda emekli oldu. Tesadüf bu ya Agop Hoca, bundan tam 66 yil önce Cerrahpasa’nin dogum kliniginde dünyaya gelmisti. Hastane, evlerine 15 dakika yürüyüs mesafesindeydi.
Dogdugu Samatya semtini diger adi Kocamustafapasa’ yla seven Kotogyan, ‘Dogma büyüme Pasaliyim’ diye övünüyor. Agop Hoca, yillarca hasta baktigi, laboratuvarinda göz nuru döktügü, kimileri simdi namli birer profesör olan ögrencileri, vefali hastalari ve mesai arkadaslarinin katildigi törenle ugurlandi.
Veda eden aslinda azmin, direncin, ölümlerin esiginden dönüp hayata siki siki sarilmanin simgesi, yasayan bir efsaneydi. 30 yil önce mesleginin zirvesine oturmus, masal kahramanina dönüsmüstü. Hayatinin içine girmek zordu. Çünkü gazetecilerden uzak duruyor, doktorlarin artist olmadigini, bilimsel tebligler disinda disariya seslenmenin reklam olabilecegini savunuyordu. Türkiye’de, cinsel yolla bulasan hastaliklar kürsüsünü ilk kuran, çesitli bilim dallarinda bölüm baskanligi yapan, yeni buluslarla çigir açmis bu doktoru albüm sayfalarimiza alabilmek için günlerce ugrastik. Sonunda hatirini kiramayacagi dostlar araya girdi, bize hayatinin kapilarini araladi. Iste gördüklerimiz.
Aslinda bu albüm söyle baslayabilirdi: ‘Bir varmis, bir yokmus. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde Yozgat’in Akdag Madeni Ilçesi’nin Terzili Köyü’nde Kirkor adinda bir çocuk varmis. Küçük Kirkor, kendi halinde yasayip giden yoksul bir ailenin çocuguymus.’ Ama masalsi hayatin içinde gerçegi kaybetmemek için kronolojik sirayla anlatmayi dogru bulduk.
Agop’un babasi Kirkor Kotogyan, 1911 dogumlu. 1915 yilinda, yani Anadolu’daki o büyük kaos döneminde henüz dört yasindayken babasini kaybetmis. Köyünü basan çeteler köydeki tüm erkekleri öldürmüs. Küçük Kirkor’u annesi, onu madendeki magaralara kaçirarak kurtarabilmis. Sonra da bir yakinlarinin yanina siginmislar. Olaylar yatisip saldirilar durunca yanmis, yikilmis, talan edilmis köylerine dönebilmisler.
Kirkor Bey, 25 yasindayken Yozgat’in Igdere Köyü’nde yasayan Makruhi Hanim’la evlenmis. Aile 1938’de Istanbul’a gelmis ve Samatya’ya yerlesmis. Bir yil sonra da ilk çocuklari Agop, Istanbul Üniversitesi Tip Fakültesi’nin Cerrahpasa’daki hastanesinde dogmus. Dünyaya gözlerini açtigi, ilk görüntüleri, ilk sesleri duydugu bu hastane ile ömür boyu sürecek kader birligi de böylece baslamis.
Babasi Kirkor Bey, insaatlarda kalfa olarak çalisir, annesi de Samatya yakinlarinda bir fabrikada isçilik yaparmis.
KOLUNU PRES KAPTI
Çok yoksullarmis. Küçük Agop, Samatya Sahakyan Ermeni Ilkokulu’na basladigi yil, babasi ona bir ceket almis. Bir bahar günü arkadaslariyla Samatya sahilinden denize girip çikmis ve bir bakmis ki ceketin yerinde yeller esiyor. Anasindan bir ton dayak yedigi gibi tam üç yil boyunca da ceketsiz kalmis. ‘Bana yeni bir ceket almalari mümkün degildi. Ekmegi karneyle aliyor, aylarca et ve seker yüzü görmüyorduk’ diye annesinin kötegine hak veriyor simdi.
Küçük Agop, daha ilkokuldayken ise baslamis. Mezun oldugu yil bir gümüs atölyesinde çalisiyormus. Sicak, çok sicak bir yaz günü, gümüs kaliplari plaka haline getirmek için kullanilan presin silindiri is önlügünün kolunu kapmis. Sonra da elinin tamami omuzuna kadar presin altinda un ufak olmus. Hastaneye vardiginda doktorlar, ‘Bu çocuk yasamaz’ demis. Ameliyat olmus, günlerce komada kalmis ve bir gün gözlerini açip hayata yeniden merhaba demis. Kaderin cilvesi bu ya, yine Cerrahpasa Hastanesi’ndeymis.
O yaz sonunda kendisini tamamen toparlamis ama çevresindekilerin aciyarak bakmasi kalbini çok kiriyormus. Bu yüzden kayit yaptirdigi halde okula gitmeyecegini söylemis babasina. Okula gitmemis ama aldigi ders kitaplarini her gün muntazaman okuyarak kendine göre bir tedrisat yapmis. Okulsuz geçen bu yil boyunca hep düsünmüs. O küçük ve artik tek kollu bedeniyle bir meslek sahibi olamayacagina karar vermis. ‘Okumaliyim, her ne pahasina olursa olsun okumaliyim’ demis. Ve dönem baslayinca Kumkapi Bezciyan Ortaokulu’nda egitime geri dönmüs.
Bütün okul hayati boyunca, yazlari ve hafta sonlari çalismaya devam etmis. Tahtakale’de isportacilik yapmis. Konfeksiyon atölyelerinde ilik makinelerinde çalismis. Eve katki olsun diye çalisirken çok sevdigi kiz kardesleri Hripsima ve Maryam’a da küçük hediyeler almayi ihmal etmezmis.
FUTBOL YILLARI
Ortaokulda basarili olmus ama esas zirveyi Galata Getronogan Lisesi’nde yapmis. Her yil okul birincisi olmus, takdirlerle dönmüs evine. Agop Bey, hasta Fenerbahçeli. Tam 26 yildir Fenerbahçe Kulübü üyesi. Basketbolu çok seviyormus. Ama tek kollu oldugu için oynayamamis. ‘Ben de sahada top kostururum’ demis ve lisede futbola baslamis. Oynayamazsin demisler, aldirmamis. Çok da güzel oynamis. Ve hatta, o devrin ünlü takimi Samatya Gençler Kulübü’nün kadrosuna girmeyi basarmis.
1957’de Istanbul Üniversitesi Tip Fakültesi’ni kazaninca dogdugu, yeniden hayata döndügü Cerrahpasa Hastanesi’nde bulmus kendini. Kapisindan içeri girdigi ilk gün ‘Bir zamanlar beni kurtardi bu hastane, simdi nöbet sirasi bende’ diye düsünmüs. Bu dönemde lise ögrencilerine özel dersler vererek okul parasini kazanmaya devam etmis. Ayrica, Cerrahpasa’nin futbol takiminda oynamayi da ihmal etmemis.
1963’te okul birincisi olarak doktorluk diplomasini almis. Bir yil Çapa’nin Deri ve Frengi Hastaliklari Klinigi’nde çalismis. 1964’te Cerrahpasa’daki Dermatoloji Kürsüsü’nde asistan olarak göreve baslamis. Uzmanlik tezinin basligi, ‘Impetigo Herpetiformis Vak’alari Üzerinde Klinik ve Biyosimik Arastirmalar. ‘ Ben basligindan bir sey anlamadim, Agop Hoca açikladi: ‘Uçukla ilgili çok önemli bir çalismaydi.’
1967’de uzman olmus. Cerrahpasa Tip Fakültesi’nde basasistan olarak çalisirken üniversite tarafindan Ekim 1969’da Almanya’ya gönderilmis. Dört ayda Almanca’yi ögrenmis. Hamburg Saar Üniversitesi Dermatoloji Klinigi’nde ünlü dermatolog Prof. Dr. Nödl’ün yaninda çalismaya baslamis. Ayrica ayni üniversitenin alerji ve histoloji bölümlerinde çalismis. Kliniklerde gösterdigi basaridan dolayi, Alman Üniversite Kurulu’nun talebiyle okulda kalma süresi bir yil daha uzatilmis.
Dr. Kotogyan, 1952’de geçirdigi kazadan önce çogu kisi gibi sag elini kullanirmis. Onu kaybedince sol eliyle is görebilmek için çok çalismis. En büyük zorlugu da üniversitedeyken çekmis. Tek eliyle tüplerden siringaya ilaç çekmeyi, bu ilaci hastaya enjekte etmeyi ögrenmek için geceleri hastanede nöbete kalmis, evde portakallara su siringa edermis. Dikis atmayi ögrenmek için ise, evde ne kadar sökük ve yirtik varsa dikermis. Iki yil içinde tüm bu isleri kimseden yardim almadan tek basina yapiyor hale gelmis.
1972’de Cerrahpasa Tip Fakültesi’ne geri döndükten bir yil sonra doçentlik sinavini basariyla vermis. 1979’da ise, ‘Akne Vulgaris Vak’alarinda Immunolojik Arastirmalar’ baslikli teziyle profesör kadrosuna atanmis. Almanca’dan sonra yine kendi çabasiyla, Fransizca ve Ingilizce ögrenmis. Dünyanin birçok ülkesinde dersler, konferanslar vermis, nam salmis. Özellikle son iki yilda disaridan gelen hasta sayisinda büyük bir artis olmus. Uluslararasi tip dergilerinde yayimlanan makalelerinin sayisi 300’ü asmis, cilt hastaliklari üzerine iki kitap yazmis.
Suzan Hanim’la 1975’te evlenmis. Üniversiteden emekli oldugu 21 Kasim 2004 günü yaptigi konusmada ‘Iki kisiye tesekkür etmiyorum: Biri beni bu yolun basina kadar getiren anam, digeri beni su kürsüye kadar çikaran esim Suzan. Tesekkür etmiyorum degil, aslinda edemiyorum. Çünkü onlara her seyimi borçluyum’ demisti.
YURT SEVGISI BUDUR
Birçok ülkenin üniversitesinden teklif almis: Almanya, Fransa, Kanada, Amerika… ‘Burada kal, kürsünün basina geç’ demisler. O, bunlarin hepsini elinin tersiyle geri çevirmis. ‘Ermeni oldugun için dedeni, fukara oldugun için kolunu kaybettigin o ülkede ne isin var’ demisler, gülmüs geçmis. Peki ne düsünmüs? ‘Evet dogrudur: Ülkemde çok aci çektim. Sefaletin dibinde yasadim. Dogrudur: Dedemi, çocuklugumu, kolumu kaybettim. Ama yolumu kaybetmedim. Bu ülkede yasayan milyonlarca insandan hiçbir zaman farkli olmadigimi düsündüm. Bu topraklarda yasayan tüm insanlari kardesim olarak benimsedim. Bir ülkeyi sevmek demek, bu topraklarda geçirdigin güzel ve iyi günleri sevmek demek degildir. Iyi günde ve kötü günde burada olmak, vatanin yaninda kalmak demektir yurt sevgisi. Bos basak dik, dolu basak ise egiktir, derler. Ben hep egik gezdim su dünyada. Kibirden nefret ettim. Bos basaklar gibi diklenmedim, caka satmadim, her seyi biliyorum demedim. Burnumun dikine gitmedim, bilginin ve bilimin ipine sarildim. Isimi sansa birakmadim. Çünkü, çok çalistim ve bosluk birakmadim.’
DOKTORLUGA DEVAM
Bu efsane doktor üniversiteye veda ederken söyle diyordu: ’32 yilini ögretim üyesi olarak geçirdigim, 41 yil üç ay süren üniversitedeki görevim fiilen sona ermis bulunuyor. Insanin hissetttiklerini anlatabilmesi oldukça güç. Ayrilik günü gelip çattiginda hiç tanimadiginiz bir bosluk hissine kapiliyorsunuz. Ilk olarak geçmisin yogunlugu içerisinde hiç gerçeklesmemis olan bir sey gerçeklesiyor: Annesinin kuzusu Agop, gümüsçüde çalisan Agop, futbolcu, asistan, Almanya’da görev yapan, doçentlik sinavindaki Agop, ilk dersini veren, profesör olan Agop kafa kafaya verip ‘Simdi ne olacak’ diyorlar. Neden sonra ayni toplantiya emekli Agop gelip de, ‘Hey geçmisin kimlikleri; utanmasaniz Agop öldü diyeceksiniz. Simdi, en büyügünüz olarak ben, iste buradayim’ diyene kadar…’
Neyse ki Agop Bey tecrübeleriyle sifa dagitmaya veda etmedi. Osmanbey’deki mimar oglunun tasarladigi yeni kliniginde, yine içten, yine mütevazi, çalismayi sürdürüyor.
Cigerim Agop, bilesin ki anacigin seninle iftihar ediyor
Prof. Dr. Kotogyan’in emekli oldugu gün annesi Makruhi Hanim (87) rahatsiz oldugu için törene katilamadi. Kiz kardesi ünlü matematik hocasi Hripsime Kotogyan, kürsüye çikti ve annelerinin gönderdigi mektubu okudu: ‘Cigerim Agop. Baban da okuma yazma bilmez idi, ben de. Sen, okudun. Sen hep okudun ve çok çalistin can parçam. Biz fukaraydik, senin yaptigin su çok zor yolculukta yanina yetecek kadar azik koyamadik. Bak, burada da açikliyorum, herkes duysun: Oglum, sana yeterince yardim edemedik ve ben hep üzüldüm buna. Pek belli etmezdi ama baban da buna çok üzülmüstü. Ama, sen bizim yüzümüzü hiç kara çikarmadim. Her zorlugun üstesinden geldin. Garip kusun yuvasini yapan Allah, uçmak istedigini anlayinca sana kanat takti. Cigerim Agop, çok çalistin, çok yoruldun. Sana biraz istirahat et diyecegim ama biliyorum ki beni dinlemeyeceksin. Simdi, biraz hastayim ama sen biliyorsun ki yanindayim. Bilesin ki anacigin seninle iftihar ediyor. Baban da simdi yukaridan sana bakiyor ve gülüyordur. Cigerim benim, senin o kara gözlerinden öpüyorum.’

Burcuna Göre Bir Kadının Hoşlandığı Erkekte Çekici Bulduğu Özellikler

Burçlar kişilik özelliklerimizi olduğu kadar ilişkilerimizi de etkiliyor. Bazı insanlar burçlara inanmasa da astrolojiye bir şans verirseniz sizi şaşırtabilir. Burçlara göre kadınların özelliklerinden yola çıkarak ilişkilerinde nelerden hoşlandıklarını nelere asla tahammül edemediklerini listeledik. Erkeklerin bu listeden birkaç tüyo almasında fayda var😍
Koç

Koç burcu kadını hareketli, konuşkan ve girişimcidir. Akıl verilmesinden ve nasihat dinlemekten hoşlanmazlar. Bu yüzden karşısındaki erkekten korunmayı ve gözetilmeyi beklemezler. Onunla birlikte olmak isteyen erkeğin güçlü olmasını ister. Fazla romantiklikten hoşlanmazlar. Onların hoşuna gidecek şeyler genelde heyecanlı ve adrenalin dolu aktivitelerdir. Sportif ve enerjik erkeklerden etkilenirler. Birlikte yeni şeyler keşfedebileceği erkeklerle birlikte olmak isterler.

Boğa boga-kadın© K Dijital Medya A.S. tarafından sağlanmıştır boga-kadın

Sakin ve otoriter olan Boğa burcu kadınları girdikleri ortamda dikkat çekerler. Ayrıca maddi rahatlığa önem verirler. Bu açıdan bir erkekten önce aşk ve sevgi isterler, ikinci planda ise para vardır. İyi bir yaşam için paranın gerekliliğine inanırlar. Kendisi gibi çalışkan erkeklerden hoşlanırlar. Doğayı ve hayvanları seven erkeklerden de hoşlanırlar.

 

İkizler

İkizler kadınları neşeli, enerjik ve hareketlilerdir. Sürekli bir değişkenlik içindedirler. Bu nedenle uzun süre bir erkekle birlikte olmaları zordur. Kıskanç erkeklerle birlikte olmaları zordur. Zeki ve kültürlü erkeklerden hoşlanırlar. Ruhları her yaşta enerjik ve genç olduğundan orta yaşlarına geldiklerinde genç erkeklerle birlikte olabilirler. Gezgin erkeklerden hoşlanırlar ve flört etmeyi severler.

Yengeç

Yengeç kadınları evcimen, sıcak kanlı ve dürüst olurlar. Evcimen olma özelliklerinden dolayı karşısındaki erkekten çocuklarına iyi bir baba olmasını ve kendisine de bir baba gibi rehberlik etmesini beklerler. Ailesine ve evlerine düşkün oldukları için sevdiği kişiyle evinde vakit geçirmeyi ve ağırlamayı severler. Problemlerini çözebilen güçlü bir yapıya sahip olsalar da öneri almaktan hoşlanırlar. İhmal edilmeye tahammülleri yoktur, böyle bir durumda karşısındaki erkekten uzaklaşabilir.

Aslan

Aslan kadınları güçlü, kendine güvenen, cesur ve dürüst olurlar. Bu yüzden karşısındaki erkekten önce saygı beklerler. Eleştirilmeyi sevmezler. Sürekli iltifat beklerler. Mütevazilikten pek hoşlanmazlar, bu yüzden onu küçük mekanlar yerine gösterişli mekanlara götürmenizden hoşlanırlar. Çekingen ve romantik erkekler yerine mükemmelliyetçi ve başarılı erkeklerden hoşlanırlar.

Başak

Başak burcu kadını sorumluluk sahibidir. Hırslı, idealist ve detaycıdır. Özellikle detaycılığı nedeniyle sürekli karşısındaki erkeği çözmeye çalışır. Bir erkeği çözümlemesi ne kadar uzun sürerse ilişki de o kadar uzun sürer. Zeki erkeklerden hoşlanırlar. Seveceği erkeğin şefkatli ve sevecen olması da önemlidir.

Terazi

Cazibeli ve estetik olan terazi kadınları iyi huylu ve sohbeti hoş insanlar olurlar. Bu nedenle ilişkilerinde de uyum isterler. Karşısındaki erkeğin her yönüyle -boy, kilo, aile yapısı, eğitimi, karakteri- kendiyle uyumlu olmasını bekler. Maç vb. şeyler izleyen erkeklerin bağırıp çağırmasından konuşurken kabalaşan erkeklerden hoşlanmayabilirler. Eğer karşısındaki erkeğin kendine uyduğundan eminse evlenmek için hiç tereddüt etmezler. Sanatçı ruhlu erkekleri sever ve etkilenirler.

Akrep

Akrep burcu kadınının ne yaparsa yapsın engel olamadığı bir özelliği vardır; kıskançlık. Bu yüzden karşısındaki erkekten bekleyeceği ilk şey güvendir. Onunla birlikteyken huzurlu ve güvende hissetmek ister. Geleceğini planlamayı seven akrep burcu kadınları ihaneti asla kabul edemezler ve sonucunda intikam almaktan çekinmezler. Onu anlayan ve tutkularına karşılık verebilen erkeklerden hoşlanırlar.

Yay Kültürlü ve alımlı yay kadınları hassas ve kırılgan olurlar. Kültürlü olmaları eğlence ve gezmeye olan meraklarıyla birleşince yabancı erkeklerden hoşlanmaları hiç de zor değildir. Sportif erkeklerden hoşlanırlar. Kısıtlanmaktan nefret ederler, bu nedenle kıskanç ve kısıtlayan erkeklerle asla birlikte olamazlar. Özgürlüğü kısıtlandığı anda hiçbir erkek onun için vazgeçilmez değildir.

Oğlak

Neşeli, evcimen, çalışkan ve dürüst oğlak burcu kadınları için güçlü olmak önemlidir. Karamsar bir ruh hali vardır ve kendine duvarlar örmeyi sever. Bu yüzden hoşlandığı erkeğe duygularını belli etmesi uzun sürebilir. Karşısındaki erkek acele ederse kaçar ve kabuğuna çekilir. Uzun süreli ilişkiler ister. Gerçekçidir, hayalperest değildir. Sıcak kanlı, komik ve sorumluluk sahibi erkeklerden hoşlanırlar. Ani kararları ve planları sevmezler.

Kova

Özgürlüğüne düşkün, kararlı ve becerili kova kadınları çalışkanlardır. Giriştikleri her işte başarılı olmak isterler. Kısıtlanmaktan nefret ederler. Bu yüzden tutucu ve kıskanç erkeklerle olamazlar. Romantik erkeklerden çok maceracı erkeklerden hoşlanırlar. Hoşlandıkları erkekle önce arkadaş olmak isterler. Nerede, ne zaman ne yapacağı hiç belli olmaz ama çok çabuk aşık olabilirler. Aşık oldukları hızda bıkma ihtimalleri de yüksektir.

Balık

Tuttuğunu koparan, hırslı ve sempatik balık burcu kadınlarının sezgileri kuvvetlidir. Aynı zamanda oldukça romantik, duygusal ve hassas olurlar. Tüm bu yönleriyle yardıma ihtiyacı olan erkeklere asla dayanamazlar ve bu erkeklere aşık olmaları muhtemeldir. Sevdiği erkeğin hatalarını affeder ve kaprislerine göz yumar. Tüm bunlara rağmen karşılığında kabalık görürse sevdiği erkekten hızla uzaklaşabilir

kaynak: msnyasam