Archive | 27 Şubat 2018

Üstün Dökmen’in “Küçük Şeyler” Adlı Kitabından Manası Büyük 10 Alıntı

üstün-dökmen-sözleri[1]

 

 

1)Ekmeğe gösterdiğimiz saygıyı birbirimize göstersek, ne güzel olurdu.
Ben ülkemde yerdeki ekmeğe tekme atıldığını hiç görmedim. Ama yerdeki insana tekme atıldığını çok gördüm. Yerdeki ekmeklere gösterdiğimiz saygıyı birbirimize de göstereceğimiz günlerin gelmesini diliyorum.

 

2)Köy sakinIeri yağmur duasına çıkmışIardı. Bütün köy ahaIisi topIandı. İçIerinden sadece birinde şemsiye vardı. Bu inançtır.

3)İnsanoğlu bilmiyor, bilmediğini de bilmiyor.

4)Allah’ım bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirme gücü ver. Değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmemi sağla, ikisini ayırt edebilmem için de akıl ver.

5)Övgüde, iltifatta mehter adımı gidiyoruz da, olumsuzu söylemekte dörtnalayız.
Siz muhteşem bir evrende yaşayan ve onu beyninde taşıyabilen bir varlıksınız.
Madem böyle muhteşem insanoğlu, o halde niçin böylesine yalnız, mutsuz ve öfkeli…

6)Yaşamınızda ki küçük şeylerde büyük tatlar bulmak sizin sorumluluğunuzdur.

7)Bir Çinli bilgenin sözü: Doğduğun zaman 1’sin,sapsade 1. Zamanla 1’in sağına sıfırlar eklersin; diplomaların olu, unvanların, rollerin, rozetlerin olur, evler, arabalar alırsın. Bunların her biri sıfırdır ama 1’in sağına eklendikçe senin değerin artar. Şu hale gelirsin:
100000000000…0
Bütün bu sıfırların ne zamana kadar değeri vardır? Sen hayatta olduğun sürece. Sen öldün, 1 gitti, 00000000…0 oldu, sıfırların hiçbir anlamı kalmadı. İşte “1” bizim psikolojik rollerimizi, 0’lar sosyal rollerimizi sembolize eder. Bütün 0′ lar gitse de , 1 hala elimizdedir ve onun değerini bilmeliyiz.
8)Varoluşumuzu yaşayamadığımız zaman sahip olduğumuz toplumsal rolleri, giderek öz varlığımızdan üstün tutmaya başlıyoruz!

 

9)Önemli olan,hata yapmamak değil,Yapılan hatalardan ders almak…

10) Bir yakınını kaybedenin yüreğinde o ilk gün kırk mum yanar, sonra her gün bir tanesi söner. Kırkıncı gün tek bir mum kalmıştır yanan; işte o hayat boyu sönmez. Ve insan sadece ölümle kaybetmez sevdiklerini…

Dünyanın En Mutlu İnsanı Olduğu İspatlanan Matthieu Ricard’ın Huzur Reçetesi

mutlu-adam-ricard[1]

 

Dünya’nın en mutlu insanı… Başlığın iddialı olduğunu mu düşünüyorsunuz? Evet bizce de öyle. Mutluluk görecelidir, neye göre dünyanın en mutlu insanı olunuyormuş? Aklınızdan bunlar da geçiyorsa bilin ki biz de o penceredeydik, biraz araştırıncaya kadar.

Matthieu Ricard ilginç bir adam. 20’li yaşlarına kadar Fransa’da yaşamış bir genetik bilimci. Mutsuzluğundan yola çıkarak, mutluluğu sorgulamaya başlıyor ve Fransa’daki güzel yaşantısını bırakıp Hindistan’a ve oradan Himalayalara geçiyor. Şimdi “Eeh oralara gitsem, şehir hayatından, iş stresinden kurtulsam, kendimi doğanın kollarına bıraksam ben de tabii mutlu olurum” diyebilirsiniz ancak Ricard ülkeden ülkeye seminerlere ve yardımlara koşan duyarlı, meşgul de bir insan. 4 ay boyunca yaklaşık 70 ülkeye iş seyahati yapıyor…
Ricard’ın mutluluk hormonlarının seviyesi, yaşadığı himalayalar kadar yükselmiş. Bilimsel deneyin sonucu onun dünyanın en mutlu insanı olduğunu söylüyor. Deneyin nasıl yapıldığını, nasıl bu kadar mutlu olabildiğini ve Ricard’ın mutluluğunuza yazdığı huzur reçetesini merak ediyorsanız buyrunuz…
Matthieu Ricard, Fransa’da Pasteur Enstitüsünde Moleküler Biyoloji okudu. 41 yıl önce Fransa’daki tüm rahat yaşantısını ve bilimsel çalışmalarını bırakıp, kendinde eksik hissettiği huzuru bulmaya Hindistan’a gitti

 

 

Hindistan’da Budizm okudu ve 30 yaşında keşiş oldu. Şimdi ise Nepal’de bir manastırda yaşıyor ve Dalai Lama’ya danışmanlık yapıyor.

Wisconsin Üniversitesi nörologlarından Richard Davidson, uzun zamandır meditasyon yapanların zihnini görünteleyebilmek üzerine bir çalışma başlattı. Matthieu Ricard’ın beyin aktiviteleri inanılmazdı…

Kafasına tam 256 elektrot yerleştirildi ve MR görüntülerine bakıldı. Beynin sol pre-frontal beyin zarında, bugüne kadar kaydedilen en yüksek seviyede faaliyet görülmüş. Mutluluğa dair çok yüksek bir kapasiteye sahip Ricard’ın beyni.
Basitçe şöyle açıklayalım; Bu bölgede değerler +0.3 ile -0.3 arasında ifade ediliyor. Ricard’ın -0.45’in üzerinde. Mutluluk hormonunun gösterildiği alanlar sürekli etkin ve kocaman!

 

 

Daha önce hiçbir Nörolojik testte bu orana rastlanmamış. Ayrıca Ricard’ın beyninde meditasyon sırasında bilinç, dikkat ve hafızadan sorumlu bölgeler de son derece aktif.

Nörolog Richard Davidson bu durumu şöyle açıklıyor;

“Nöroplastisite henüz bebeklik çağında olan bir alan. Biz son 12 yıldır meditasyonun, dikkatin, duygusal dengenin haritasını çıkarmak üzere çalışmalar yürütüyoruz. Toplamda 50,000 kez meditasyon yapmış, yani zihin eğitiminin uzmanı olan bu insanlarla yürüttüğümüz çalışmalarda elde ettiğimiz sonuçlar inanılmaz. Modern zamanlarda belki bizler buna çok fazla vakit ayıramıyoruz ancak günlük 20 dakikalık meditasyonun bile beyin üzerindeki gücü çok büyük.”
Dünya’nın en mutlu insanı Richard Matthieu’nun mutluluk ve huzura yazdığı reçetelerine biraz göz atalım;

-Dış dünyayı kontrol gücünüzün sınırlı, geçici ve hatta aldatıcı olduğunu kabul edin. İçinize bakmaya, orayı kontrol etmeye çalışın.
-Mutluluğu yakalamak istiyorsanız, çaba harcamanız, gelişmeniz gerektiğini kabul edin. Hayat sipariş kataloğu değildir.
-Öfkenizin farkına varırsanız, kendini besleyemez ve varlığını uzun süre sürdüremez, zamanla yok olur. Öfkenizin farkına varmayı alıştırma yaparak öğrenebilirsiniz. Zamanla öfkeye, grip kadar seyrek yakalanırsınız.
-Keyif ile mutluluğu karıştırmayın, keyif insanı yorar, tüketir. Mutluluk öğrenilmesi gereken bir yetenektir. Her insanda bu potansiyel vardır.
Zevk alma durumunu tadını sevdiğiniz bir pastaya benzetiyor. İlk diliminde güzel sonra biraz sıkmaya başlıyor ve en son tamamen tükeniyor isteğiniz. Maddeye bağlı tüm zevklerin sonu aynıdır ve gerçek mutlulukla karıştırılmamalı diyor.

Her şeye sahip olarak mutlu olabileceğini düşünenlerin, kendileri için mutluluğu baştan yıkıcı hale getirdiğini savunuyor. Ricard; “Mutluluğu oluşturan, huzur ve tamamlanma hissidir” diye belirtiyor.

 

En çok da “Bilinçliliğe” dikkat çekiyor. Ne demek istiyor?

“Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir. Bilinçlilik, saf kavramsal bir nitelik olduğu için, değişim için her zaman bir olasılık vardır…Bütün duygular geçicidir. Zihin eğitiminin temeli budur”.
Tüm duyguların tabiatının aynı olduğunu ve genel tek bir panzehirle hepsinden kurtulmanın mümkün olduğunu söylüyor.

Ricard; “Düşüncelerin zihnimize gelmesini durdurmak imkânsızdır ancak etrafınızdaki belirli bir sese ya da nefes alış-verişlerinize odaklanarak onları biraz olsun susturabilir, zihninizi rahatlatıp temizleyebilirsiniz. Zihninizin kölesi olmak zorunda değilsiniz”.
Ve ekliyor; Sağlıklı bir beyin, tıpkı bir ayna gibi olmalıdır. Nasıl bir ayna, farklı yüzleri gösteriyor ancak hiçbiri onun üzerinde yapışıp kalmıyorsa, düşüncelerimiz de zihnimizden aynı şekilde akıp geçmeli. Onların akışını izlemeliyiz; tutunup kalmamalıyız.

-Dikkatinizi özellikle nefes alış-verişleriniz üzerinde yoğunlaştırın. Bir süre sonra düşünceler gelecektir fakat bunu fark ettiğiniz anda tekrar nefesinize odaklanmaya başlayın. Geçmiş ya da gelecek yerine içinde bulunduğunuz âna odaklanmaya çalışın.
-Meditasyon, farkındalık ve duyarlılık yaratmakla ilgilidir. Örneğin anksiyete yaşıyorsanız, bunu durdurmaya çalışmak ve size kaygı veren düşünceleri unutmak mümkün değildir. Ancak duyarlılık ve gözlemcilik geliştirme yeteneği kazandığınızda, kaygınızı da tıpkı dışardaki seslerin akışını izlediğiniz gibi izleyip hissedebilirsiniz.
Meditasyonu ise piyano çalmaya benzetiyor. Her gün belirli bir süre piyano çaldığınızda nasıl bir süre sonra ustalaşmaya başlıyorsanız, meditasyonda da durum aynı bu şekildedir diye belirtiyor.

Matthieu Ricard’ın “Mutluluğa Övgü” isimli kitabı uzun süre bestseller’lar arasındaydı. Buradan reçetesinin tamamına erişebilirsiniz

Mert Kaya Nisan 4, 2017 ListeList Özel

MEKAN PSİKOLOJİSİNİ ETKİLEYEN 10 FAKTÖR

mekan-psikolojisi[1]
Büyük patlamadan insanın gelişimine bugüne kadar çok şey değişti. Bilim insanları bir ağacın dna’sı ile insanın dna’sı arasında çok az fark olduğunu söylüyorlar. Buda aslında hepimizin ortak hammededen yaratıldığının bilimsel kanıtı. Bu ortak hammadde doğanın her parçasında görülsede biz insanlar son üçyüz yıldır göçebe halde yaşarken son yüz yıldır kapalı mekanlardayız. Bizim bağımız, zamanımızın büyük bölümü ve motivasyonumuz özellikle son yüzyılda doğadan değil mekanlarımızdan geliyor.
Bilinçaltının canlı enerjisi gördüğü, algıladığı ve onun hakkında beynin yaptığı yorumlar ve geri bildirimlerle mekanla etkileşim halindedir. Beyin bazı algıladıklarını pozitif bazılarını negatif olarak ikiye ayırır. Mekan eğer ancak doğru tasarlanırsa beyne pozitif geri bildirim gönderir. Mekan hakkında memnuniyet, mekanın beğenilip beğenilmemesi önemli bir faktördür. Diğer önemli faktörleri şu şekilde sıralayabilirim:

1. ENERJİSİ: Herşeyin ama herşeyin bir enerjisi vardır. Mekanlarında enerjileri vardır. Doğum tarihleriyle gelen kişisel enerjileriyle mekandaki insanları farklı farklı etkilerler. Mekan sizin enerjinize uyumlu dekore edilmelidir.
2. RENK: Renk mekanın psikolojisini ve insanı etkileyen çok önemli bir faktördür. Mekanda yaratılmak istenen hareket biçimine ve motivasyona çok dikkat edilmeli ve bilimsel araştırmalara göre amaca uygun renkler kullanılmalıdır.
3. AYDINLATMA: Güneşin maksimum alınması stresi azaltır, mutluluk hormonlarının arttırır. Günışığı almayan mekanlarda günışığına en yakın doğal ışık tercih edilmeli, gece ve gündüz ayarları yapılmalı, aydınlatma aparatları estetik birer aksesuar olmalıdır.
4. TAVANLAR: Yüksek tavanlar özgürlük ve ferahlık hissini arttıtır, yaratıcılığı destekler. Kişilerin psikolojisini destekleyecek yükseklikte tavan yüksekliği bırakılmalıdır.
5. GENİŞLİK: Mekan yeterli genişlikte olmalıdır, fazla dar mekanlar stres yaratır, rahat dolaşım kısıtlanmamalıdır. Mekanda iş yapmak fiziksel olarak kolay olmalıdır.
6. BİTKİLER: Doğal elemanlar, bitkilerin varlığı stresi azaltır, havayı temizler, rahatlama sağlar.
7. DÜZEN: İnsan düzenden hoşlanır, düzen içinde sadelikle yaşayabilmek için detaylar en aza inmiş, karmaşadan uzak, gözü ve bedenini çok yormayacak mekanlar insana iyi gelir.
8. ISI: Mekan ısısı optimum düzeyde iyi ayarlanmalıdır, iyi ısıtılmamış veya soğutulmamış bir mekan insana huzur vermez, olumsuz etkiler.
9. MALZEMELER: Kullanılan malzemelerin soğuk ve sıcak malzemeler olması, ahşap, metal, yumuşak dokular ve kumaşlar konforu etkiler. En doğru malzeme seçimleri yapılmalıdır.
9. SES: Yüksek ses stres kaynağıdır ve konsantrasyon bozukluğuna sebep olur. Özellikle kalabalık mekanlarda tamamen ses yansıtan düz malzemeler kullanmak yerine ses emici yani keçe içeren malzemeler (hali ve kumaş, keçe içeren duvar kağıdı) gibi malzemeler kullanılmalıdır.
10. ESTETİK: Göze beğeniye hitap eden ,güncelleşmiş eskimemiş biçimler formlar ve desenler insana heyecan verir. Modern ve estetik yeni desenler insanları pozitif motive edecektir.

İşte tüm bu faktörlerin dengelenmesi ve iç mekan dekorasyonun amacı budur; yaratıcılık, huzur ve mutluluğu arttırmak… Eğer modunuzu değiştirmek istiyorsaniz işe mekanınızı değiştirerek başlayın…

Sevgilerimle,SİNEM OKTAY
http://www.sinemoktay.com/mekan-psikolojisini-etkileyen-10-faktor/Sinem Oktay

 

Bir limonun kabuğu, limonun içindeki sudan ”10 kat” fazla vitamin barındırır…

27972793_10215959673533242_2706567205614242959_n[1]

Dünya’da en çok israf edilen şeylerden biride suyu sıkılmış limon kabuğudur. Genelde çöpe atılır. Oysaki buzdolabında dondurup, yeri gelince yemeklerde yada içeceğinizde kullanabilirsiniz.

Bir limonun kabuğu, limonun içindeki sudan ”10” kat daha fazla vitamin barındırır..! Bu kabuk kanserli hücreleri öldürmede çok etkilidir. Ve kemoterapiden 5 kat daha güçlüdür…

Karaciğeri ve böbrekleri temizler, strese ve sinir bozukluğuna iyi gelir…

Böyle bir nimeti çöpe atarak ziyan etmeyin…