Archive | 03 Şubat 2018

Resmin İçinde Gördüğünüz İlk Hayvan Ne? Ruh Eşiniz Olan Hayvanı Ve Anlamını Öğrenin!

filoji-hayvan-testi[1]

 

Değişen ve modernleşen dünya düzeni ile birlikte artık nüfusun büyük bir çoğunluğu şehirlerde doğadan ve hayvanlardan uzak bir hayat sürse dahi, doğayla ve hayvanlarla olan bağımız ve bu bağı bir şekilde sürdürme isteğimiz hep baki kalmaktadır. Bu yüzden, bir çoğumuz evimizde, bahçemizde, mahallemizde hayvan beslemekte, bitki bulundurmakta, doğayla ve hayvanlarla olan ilişkimizi elimizden geldiğince sürdürmeye çalışmaktayız.

 

Her hayvanı canlı olmasından ötürü sevmekle beraber, bazı hayvanların size diğerlerinden daha hoş geldiğini farketmişsinizdir. Bununla bağıntılı olarak eski kızılderili inancıda dahil birçok şamanik inançta insanların bir ruh hayvanı olduğu inancı bulunmaktaydı. Filoji.com olarak Fabiosa’dan sizler için türkçeleştirdiğimiz bu ufak görsel test size ruh hayvanınızı ve kişilik özelliklerinizi ortaya çıkarmanız bakımından eğlenceli bir yolla yardımcı olmayı hedeflemekte.
Tek yapmanız gereken şey aşağıdaki çok katmanlı resme bakarak ilk gözünüze çarpan hayvanı belirlemek ve açıklamasını okumak. Görmeyi dilediğiniz hayvanı değil, ilk gördüğünüz hayvanı seçmelisiniz. Hazırsanız başlayalım!
Aşağıdaki resimde ilk olarak hangi hayvanı görüyorsunuz?

Not: Bu testin öncelikli olarak eğlence amaçlı olduğunu unutmayın.

GÜVERCİN Gördüyseniz;

Barış, umut ve bağın temsilcisi olan güvercini gördüyseniz gerçekten azınlıktasınız. Temiz kalpli, asla insanların kötülüğünü düşünmeyen ve doğruluk ve iyilik için çaba sarfeden, bunlara sözde değil yürekten inanan insanlarsınız. Ruh hayvanı güvercin olan insanların azınlık olmasının sebebi bu kişilerin örnek insanlar olması ve ruhani yönlerinin kuvvetli olmasından kaynaklıdır. Affedici ve sevgi dolu kimliğinizle dünyanın ihtiyacı olan ancak herkesin üstünlük yarışına girdiği dünyada kıymeti bilinemeyen insanlarsınız.
KELEBEK gördüyseniz;

Kelebek güzellik ve zerafetin sembolüdür. Eğer kelebeği seçtiyseniz, her anı doyasıya yaşamayı seven, girdiği her ortamda sevilen ve keyif veren, kalbinin attığı yerde olmayı isteyen farklı bir bireysiniz. Ayrıca bu auranız sayesinde diğer insanlarıda kendinize çekebiliyor, insanları etrafınızda toplayabiliyorsunuz. Bu enerjinizi bozmaz ve şansınızla birleştirebilirseniz zengin ve keyif dolu bir hayata yelken açmanız gayet olasıdır.
KARTAL gördüyseniz;

Kartal özgür ruhu, asiliği ve yalnızlığı temsil eder. Ancak tüm bunların yanında kartal yırtıcıdır da. Yani kendini savunmak için kimseye ihtiyaç duymaz. Eğer kartalı seçtiyseniz, kendi hayat görüşüne göre yaşayan, diğerlerine boyun eğmeyen, karşılaştığı her düşünceyi kendi süzgecinden geçiren güçlü ve gururlu birisiniz. Size kimsenin liderlik yapmasından hoşlanmıyorsunuz. Ancak potansiyelinizi ortaya çıkarabilmek ve yükselebilmek için az da olsa uyum sağlamalısınız. Unutmayın kartallar yüksek uçar!

KÖPEK gördüyseniz;

Ruh hayvanı köpek olanlar en saygın kategorideki kimselerdir. İlk olarak köpek gördüyseniz, gerçekten de azınlıktasınız. Köpek aile, arkadaşlık bağlarının, sadakatin ve sahiplenmenin temsilcisidir. Köpek gören azınlıktaysanız, kendine yakın gördüğü insanlara sahip çıkan, onları koruyan ve diğer insanların güvenle sırtını yasladığı kişilerdensiniz. Çocuklarla ve diğer hayvanlarla aranızda garip bir bağ olmasıda muhtemeldir. Siz farkında olmasanız bile koruyucu tavrınız etrafınızdaki insanlara huzur verir.
KURT gördüyseniz;

Kurt, yırtıcılığın, gizliliğin ve biraz da yalnızlığın sembolüdür. Kurtlar sürüler halinde yaşar ve diğer sürülerle savaşırlar. Eğer kurtu seçtiyseniz, yakın çevrenizde belli başlı kişilerle gayet iyi anlaşırken, diğer insanlara karşı daha mesafeli olmanız olasıdır. Bu sebeple diğer insanlarla hemen samimi olmuyor, hayatınıza belli başlı kimseleri alıyorsunuz. Hatta bazen tek bir arkadaşınız olmadan dahi uzun süre yalnız kalmayı tercih edebiliyorsunuz. Çünkü kurt yalnız kalmamak için çakalla dost olmaz!
PEYGAMBER DEVESİ gördüyseniz;

Peygamber devesi hemen her kültürde kutsal ve bilge bir hayvan olarak kendine yer edinmiştir. Peygamber devesi ruh hayvanı olan kişiler bilgi dolu, sürekli öğrenen ve kendi başına vakit geçirmekten hoşlanan kişilerdir. Ayrıca bu insanların ruhani yönüde güçlü olur. Hem zeki hem de ruhani olmasıyla diğer tüm insanlardan farklılık gösterirler. Bu yüzden diğer insanların onları anlaması çok zordur. Sürekli araştıran, öğrenen bu insanların hemen her konuda bir fikri ve bilgisi mevcuttur. Bir süre sonra gizli ilimlere ve evrenin sırlarına merak salmalarıda gayet mümkündür.

Bakış Açısı Bulaşıcıdır: Sizi İyi Hissettiren İnsanlarla Olun

26904815_10155811943595865_3618533002052678736_n[1]

 

Bakış açınızın en önemli parçanızı oluşturduğunu düşünüyorsanız kimsenin umutlarınızı almasına ve hayallerinize imkânsız demesine izin vermeyin. İnsanların başarısız olacağınızı veya iyi şeyleri hak etmediğinizi söylemesine izin vermeyin. Bakış açımızın hayatta başımıza gelenler üzerinde çok büyük etkisi vardır. Bu yüzden kimsenin sizden bunu çalmasına müsaade etmeyin, bakış açınızı koruyun.
Kişisel gelişim kitapları başarıya odaklıdır. Doğrudan başkaları tarafından taktir edilmeye, kabiliyetlerimiz, yeteneklerimiz ve elde ettiklerimizle dünyanın karşısında zafer almaya odaklıdır. Biz ise dış dünya için bir zafer kazanmaktan söz etmiyoruz, iç huzurdan bahsediyoruz.
“Mutlu bir insan belirli şartlara göre değil belirli bir bakış açısına göre yaşayandır.”
Sürekli olarak yeni beceriler kazanmaya çalışıyoruz ki bu iyi bir şey. İyi bir şeyler yapmanın rahatlatıcı olduğunu inkâr etmiyoruz. Ama gerçekten önem verilecek bir şey varsa o da tutumlarımız çünkü bu iyi ve kötü günün birbirinden ayıran şey.
Her şey bize karşı olduğunda bile iyimser kalabilmemizi sağlayan şey bu. Kendimize inanmamızı sağlayan ve başkaları ne kadar uğraşsa da yıkılmamızı önleyen şey.
“Ben buna değerim, bunu biliyorum çünkü hak ettiğimi biliyorum.” Bu, bakış açımızı ve hayata karşı tutumumuzu sağlamlaştırmak için her gün kendimize tekrarlamamız gerek bir cümle. Her sabah çay ve tost kadar gerekli olan bir başlangıç bu bizim için.
Ancak etrafta bakışımızı bulutlandırmak, olumsuz fikirlerin tohumlarını atmak isteyen ve bu güneşli bakış açımızı değiştirmek isteyen insanlar da var.yağmur bulutları
Bakış açısı: kişisel seçiminiz
Her yıl kişisel gelişim ve mutluluk üzerine basılan kitapların sayısı katlanarak artıyor. Ancak DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) depresyonun dünya çapında gittikçe ciddileşen bir sorun olduğu konusunda uyarılarda bulunuyor.
Öyleyse çocuklarımızı bilimde, matematikte, teknolojide ve bilgisayar programcılığında eğitelim. Ama aynı zamanda onlara endişeyle, duygularını nasıl yönetecekleriyle, üzüntüleriyle ve öfkeyle nasıl baş edeceklerini de öğretmeliyiz.
Kimse gerçekten tutumla ya da kendine inanmakla ilgili konuşmuyor. Kimse bunları bilmiyor çünkü okulda yalnızca cümlenin ögeleri ya da ortak paydayı bulmak gibi şeyler öğretiliyor. İyi, saygılı ve çalışkan olursak her şeyin kendiliğinden güzel olacağı ve bizi mutlu edeceği öğretildi.
Ancak er ya da geç hepimiz iyi niyetli olmanın başarılı olmaya yetmediğini gördük. Eğer başkaları bize inanmazsa içimizdeki ateşin rüzgarda sönen bir mum gibi yok olacağını anladık.
Toplum bize iyi bir eğitim verebilir ama aynı zamanda bizi izole bir bekleme odasına koyup geriye de düşürebilir. O insanların sözde özgüvenleri, dayanaksız umutları ve bozgunculuklarıyla baş başa kalırız.üzgün kız
Eninde sonunda “hasta” olduğumuzu fark ederiz. Depresyona ve pasifliğe teslim oluruz. Aklımız bulutlanır ve maalesef başka insanların olumsuz yönlendirmelerine maruz kalır.
Sonuçta söyleyebiliriz ki tutum kişisel bir seçimden başka bir şey değil. Bizi o çorak ve ıssız topraklardan çekip kurtaracak olan da budur. Bir şekilde orada olmayı hak etmediğimizi hatırlarız. Gerçekten ihtiyacımız olanları bir araya getirmeye cesaret bulabiliriz.
Güçlü ve cesur bir bakış açısının 3 elementi
Bazı insanlar pozitif bakış açısının her şeyi çözemeyeceğini söylüyor. Bu da birçok insanı endişelendirmekten başka bir işe yaramıyor. Bu dar bakış açıları ve kapalı zihinleriyle bu insanlar hayallerimizi dikenli tellerle çeviriyor ve güneşli günlerimizi bulutlandırıyor.
“Bakış açısı bulaşıcıdır: seninki yakalanmaya değer mi?” – Dennis ve Wendy Mannering

Tutumumuzun her gün iyileştirmek için uğraşmamız gereken kişisel bir değer olduğunu unutmamamız gerekiyor. Çünkü kendiliğinden iyileşmesini beklersek başkalarının zehirli hareketleri durumu iyileştirmek yerine kötüleştirebilir.
Bu nedenle iyi tutumları güçlendirecek, sağlamlaştıracak ve şekillendirecek şu üç elementi hatırlamakta her zaman fayda var:
Kararlılık: İyi bir bakış açısı ve tutum her zaman kendini adamayı gerektirir. Hedefler için, değerler için ve kendimize koyduğumuz amaçlar için kararlılık sergilemek gerek.
Kontrol: Bu amacı gerçekleştirmek için, hedefe ulaşmak için kendi gerçeklerimizin kontrolünü ele almalıyız. Başımıza gelen şeylerin kontrolüne girmemeliyiz. Sorumluluk almalı ve aktif, pozitif ve cesur bir tutum benimsemeliyiz.beyaz kaplan
Yapbozun son parçası ise azim: Bu kesinlikle unutulmaması gereken bir element. Çünkü hayat her gün önümüze yeni engeller çıkarıyor. Bu testleri birer meydan okuma olarak görmeli ve bunlardan ders alıp kendimizi geliştirmeye odaklanmalıyız. Hayatınızın başrolü sizsiniz, unutmayın!
Kanak: https://aklinizikesfedin.com/bakis-acisi-bulasicidir-sizi-iyi-hissettiren-insanlarla-olun/

Kendinizi Daha Çok Tanımaya İhtiyacınız Olduğunun 7 İşareti

10367599_473057572833934_5232323176753386089_n[1]

 

 

Kendinizi tanımak, belki de yapabileceğiniz en zor, fakat en önemli şeydir. Kendinizi iyi tanıyıp tanımadığınızı gösteren bazı işaretler vardır. Tabii ki, süreç tamamen öznel olduğundan, kimse tam bir benlik bilgisi elde edemez. Hem öğrenen, hem de öğrenilecek nesne olmak, buna ulaşmayı zorlaştırır.
Kabul etmek ve kendinize değer vermek, kendinizi iyi tanıdığınıza dair bir işarettir. Aynı zamanda, sadece kendilerini kabul eden ve değer veren kişiler tatmin edici bir hayat yaşayabiliyorlar. Bu nedenle, kendini tanımak çok önemlidir, çünkü eylemleriniz ve hedefleriniz büyük oranda buna bağlıdır.
“Bence bir şekilde, gerçekten kim olduğumuzu öğreniyoruz ve sonra da bu kararla yaşıyoruz.”
– Eleanor Roosevelt
Eğitim ve çevre bu süreci zorlaştırabilir. Kaçınılmaz olarak, herkes, doğduğu andan itibaren çevresindeki insanlar tarafından yorumlanır. Başka bir deyişle, diğer insanlar bizim kim olduğumuza ve hayatımız boyunca yaptıklarımıza anlam yüklerler.
Bu yorumlanma neredeyse hiçbir zaman doğru olmaz. Bunun sizle değil, o diğer insanlarla daha çok ilgisi vardır. Kendini bilme süreci, kendinizi başkalarının sizi gördüğü şekilden ayırarak başlar. Peki, kendinizi iyi tanıyıp tanımadığınızı nereden bileceksiniz? Aşağıda sizinle birkaç işaret paylaşacağız.

1)Kendi doğrunuzu kendinizin dışında arıyorsanız
Kendinizi iyi tanımadığınızın belirtilerinden biri, cevapları, sebepleri veya motivasyonu dışarıdaki faktörlerde aramaktır. Bilgeliğin sizde olduğuna inanmıyorsunuz. İçindeki şeyleri önemsemiyorsunuz ve dışınızdaki şeyleri doğruluyorsunuz.
Duygularınıza, hislerinize ve kaderinize verilen cevapların yalnızca içeride bulunabileceğini fark etmiş veya etmemiş olabilirsiniz. Bu bir başkasından gelirse, hem taraflı olacaktır hem de neredeyse yanlış olacaktır. Hiçbir şeyin ve hiç kimsenin size ne yapmanız gerektiğini veya nasıl hissedeceğinizi söyleme hakkı yoktur. Her şeyin cevabı her zaman sizin içinizdedir.
2)Kendinizi başkalarıyla kıyaslıyorsanız
Kendinizi başkalarıyla karşılaştırmak, kim olduğunuz ve ne yapabileceğinizle ilgili sorulara cevap vermenin yanlış bir yoludur. Bir şeyi sebepsiz bir şekilde yapamıyorsunuzdur veya tam tersi.
Kendinizi başkalarıyla karşılaştırdığınızda bir tuzağa düşersiniz. Sarı ile maviyi karşılaştırmak mantıklı mıdır? Su ve toprak arasında paralellik kurmak mantıklı olur mu? Karşılaştırma, özellikle de nevrotik bir hale geldiğinde hayal kırıklığına ve kendini sevmenin yanlış bir haline neden olur.
3)“Evet” veya “hayır” demekten pişman oluyorsanız
Bu, kendinizi tanımadığınızın bir diğer tipik işaretidir. Yaptığınız tüm kararlardan şüphe ediyorsunuz. Büyük ya da küçük önemli değil, her zaman şüpheye düşüyorsunuz. Ve çoğu zaman kendinizi gerçekten istemediğiniz seçeneği seçmiş buluyorsunuz.
Koşullar ya da başka bir kişi tarafından baskı altında hissettiğiniz için “evet” veya “hayır” diyorsunuz. “Hayır” diyorsunuz çünkü çok pervasız olmaktan korkuyorsunuz ve çoğunluğa uymak için de “evet” diyorsunuz. “Evet” ya da “hayır” taahhüdünde bulunmadan önce kalbinizi, zihninizi ya da tecrübelerinizi dinlemiyorsunuz ve sonradan pişman oluyorsunuz.
4)Güçlü figürlerden onay bekliyorsanız
Kendilerini iyi tanımayan insanlar güçlü figürlerden etkilenirler. Gerçekte, bu insanların kalitesini değerlendirmezler; aksine, onların önemli olduklarını düşünürler ve temsil ettikleri değerlerden bağımsız olarak onaylarını isterler.
Güçlü bir figürün onayını almak, kendini tanımamaktan kaynaklanan bir belirsizliği ortaya çıkartır. Bu, kendi benliğindeki bağı güvensizliklerini giderecek kadar güçlü biriyle değiştirmenin bir yoludur.
5)Eleştiriden ve dalga geçilmekten aşırı etkileniyorsanız
Kendi eylemlerinizi değerlendirmek için kendi kriterlerinizi geliştirmediğinizden, başkalarının görüşlerine çok fazla değer verirsiniz. Eğer onların görüşü sizi onaylıyorsa, huzur hissediyorsunuz. Fakat sizi eleştiriyorlarsa ya da onaylamıyorlarsa, dünyanız çöküyor.
Başkalarının görüşlerine bağlı olmak, kendi imajınızı bozmanın yüzde yüz garantili bir yoludur. Tabiki hepimiz başkalarının bizi kabul etmesini ve bizi yüksekte düşünmesini isteriz. Ancak bunun bedeli kimliğiniz değildir, çünkü bu noktada, böyle olduğunda hiçbir anlamı olmaz.

6)Bir hata yapınca ölmek istiyorsanız
Kendinizi iyi tanımadığınızda, kendinizi sertçe yargılama eğiliminde olursunuz. Bilmek anlamaktır ve kendinizi anladığınızda, kararınız daha objektiftir. Sadece sonuçlara değil, aynı zamanda süreçlere, nedenlere ve bunların sonuçlarına bakarsınız.
Kendinizi anlamak, kendinize daha nazik değerlendirme yapmanızı sağlar. Bir hata yaparsanız, kendinizi daha kolay affedebilirsiniz, çünkü bu size öğreten bir tecrübedir. Kendinizi tanımıyorsanız, hatayı bir tehdit olarak görürsünüz. Kendinizi yok etmekten korkarsınız.
7)Çatışmalara düşünmeden tepki veriyorsanız
Kendilerini tanıyan insanlar çatışmayı pek sevmezler. Sınırlı miktarda duygusal enerjiye sahip olduklarını ve bunu gereksiz şeyler üzerinde boşa harcamayı göze alamayacaklarını bilirler. Bunun tersi, kendilerini tanımayan insanlarda olur: kendilerini tekrar doğrulamanın bir yolu olarak çatışma arayışında olurlar. Ancak asla aşırı büyük olanlar değil.
Kendini iyi tanıma derecesinin bir işareti de kendini kontrol etmektir. Kendinizi tanıyorsanız, duygularınızı nasıl yöneteceğinizi biliyorsunuzdur ve nadiren ani dürtülerle hareket edersiniz. Eğer kendinizi o kadar da tanımıyorsanız, önemsiz durumlara karşı aşırı tepki verirsiniz çünkü her şey tarafından tehdit altında hissedersiniz.
Kendini tanımak, ömür boyu süren bir süreçtir, ancak bunun için harcadığınız herhangi bir çaba buna değer, çünkü bunu yaparken kendinize daha yüksek bir farkındalık, bağımsızlık, özgürlük ve güvenlik seviyesine erişmenize izin veriyorsunuz. Kendinizi, yaşamınızdaki en önemli kişinin gizemleri ve mucizesiyle dolaşma fırsatından mahrum bırakmayın: kendiniz.
Kaynak: https://aklinizikesfedin.com/kendinizi-daha-cok-tanimaya-ihtiyaciniz-oldugunun-7-isareti/

Yüzüne pirinç süren kadın olağandışı değişimi yaşadı

e238b309add84dd416be4aca8a90c35b8b91ac5241bed3cd83a3af6b188ccd20[1]

 

Yüzüne pirinç sürdükten sonra büyük değişim yaşayan kadın herkesi hayrete düşürdü. Pirinç, lineolik asit ve skualen açısından oldukça zengin bir kaynaktır.
Lineolik asit cildiniz koruyan bir asittir ve eksikliğinde ciltte kuruma, kızarıklık ve kırışıklıklar gözükür.
Skualen ise bir çok doğal cilt güzelliği ürününde rastlayabileceğiniz cildi derinlemesine nemlendiren ve besleyen bir maddedir ve cildi güneşin istenmeyen etkilerinden korur.
Ayrıca pirinç, cilt için bilinen en güçlü antioksidanlardan birisidir ve ciltteki kolajen üretimini hızlandırıcı etkiye sahiptir.Pirinç cilde şaşılacak derecede etki ederek cildin çok daha hızlı yenilenmesini ve gençleşmesini sağlar.
Japon kadınların sürekli uyguladığı ve Avrupa’da yeni yeni duyulmaya başlayan pirinç maskeleri cildinizde istediğiniz gençlik etkisini hızlıca gösterecek.

Malzemeler:
3 çay kaşığı pirinç
1 yemek kaşığı süt
1 yemek kaşığı bal
Hazırlanışı : Pirinci kaynattıktan sonra suyunu süzün ve pirinçleri ayırdıktan sonra suyu bir kenarda bekletin. Sütü hafifçe ısıtarak kaynattığınız pirinçlere ekleyin. Karışımı iyice karıştırdıktan sonra balı da ekleyin.

Uygulanışı : Kuru ve temiz cildinize bu karışımı maske olarak sürün. 10-15 dakika sonra maskeyi yüzünüzden sökmek için ayırdığınız pirinç suyunu kullanın.
Haftada bir bu uygulamayı tekrarladığınızda 2 ay içerisinde cildinizin 10 yaş gençleştiğini göreceksiniz.

Her şeyden önce pirinç glüten içermediği için alerjik olmayan yiyecekler arasında yer alır. Birçok kişi glüten hassasiyeti olduğu için pek çok yiyeceği tüketememektedir. Fakat pirinç bu konuda iyi bir yardımcıdır.
B vitamini, D vitamini, kalsiyum, lif, demir ve vücudumuz için gerekli olan çeşitli mineralleri temin edebilmektedir. Bu nedenle, glüten alerjisi olan kişiler için harikadır.
Pirincin bir diğer faydası ise kalp sağlığıyla ilgilidir. Pirinç güçlü antioksidanlar içermesi nedeniyle kalbi daha dirençli hale getirerek, kalp hastalıklarına karşı koyabilmesini sağlamaktadır.
Bununla beraber, kalp sağlığı için zararlı olan kötü kolesterol seviyelerine etki edebilmektedir. Sağlıklı olan ve kötü kolesterol içermeyen pirinç, kolesterol seviyesini düşürmeye yardımcı olmaktadır.
Pirinç İle Cilt Rengini Açma
Pirinç tozu pirincin öğütülmesi ile elde edilir. Pirinç tozunu sadece süt veya su ile kıvam haline getirerek bu karışımı düzenli olarak cilt bakımı için kullanabilirsiniz. Düzenli yapıldığında cildinizin beyazlamasını sağlayabilirsiniz.
Cilt Toniği Olarak Kullanılır
Bir kabın içine pirinçleri koyun ve suda bekletin. Ardından da birkaç saat beklemesinin ardından da pirincin suyunun çıktığını göreceksiniz.
Bu su ile cildinizi yıkayabilir veya silebilirsiniz. Bu sayede makyaj kalıntılarını daha kolay bir şekilde temizleyebilir ve cildinizin bakımını yapabilirsiniz.
Maske Olarak Tercih Edebilirsiniz
Pirinci öğüttükten sonra az miktar süt ile karıştırarak macun kıvamına getirin. Yüzünüze sürdüğünüz bu maskeyi sadece yarım saat beklettikten sonra ılık su ile durulayabilirsiniz.
Bu maske sayesinde siyah nokta veya sivilce gibi sorunların önüne geçebileceğiniz gibi aynı zamanda da cilt tonunuzu birkaç tona kadar açabilirsiniz.
Sadece haftada üç kez yaptığınız bu pirinç maskesi sayesinde porselen gibi bir cilde sahip olabilirsiniz. Dilerseniz pirinç suyu ile veya dilerseniz de pirinç macunu ile bu maskeyi kolaylıkla yapabilirsiniz.
Bu önemli bilgileri daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen…
kAYNAK: Hayat Mutfakta

Yüzüne pirinç süren kadın olağandışı değişimi yaşadı

281.jpg[1]

 

 

Yüzüne pirinç sürdükten sonra büyük değişim yaşayan kadın herkesi hayrete düşürdü. Pirinç, lineolik asit ve skualen açısından oldukça zengin bir kaynaktır.

Lineolik asit cildiniz koruyan bir asittir ve eksikliğinde ciltte kuruma, kızarıklık ve kırışıklıklar gözükür.

Skualen ise bir çok doğal cilt güzelliği ürününde rastlayabileceğiniz cildi derinlemesine nemlendiren ve besleyen bir maddedir ve cildi güneşin istenmeyen etkilerinden korur.

Ayrıca pirinç, cilt için bilinen en güçlü antioksidanlardan birisidir ve ciltteki kolajen üretimini hızlandırıcı etkiye sahiptir.Pirinç cilde şaşılacak derecede etki ederek cildin çok daha hızlı yenilenmesini ve gençleşmesini sağlar.

Japon kadınların sürekli uyguladığı ve Avrupa’da yeni yeni duyulmaya başlayan pirinç maskeleri cildinizde istediğiniz gençlik etkisini hızlıca gösterecek.

 

Malzemeler:

3 çay kaşığı pirinç
1 yemek kaşığı süt
1 yemek kaşığı bal
Hazırlanışı : Pirinci kaynattıktan sonra suyunu süzün ve pirinçleri ayırdıktan sonra suyu bir kenarda bekletin. Sütü hafifçe ısıtarak kaynattığınız pirinçlere ekleyin. Karışımı iyice karıştırdıktan sonra balı da ekleyin.

 

Uygulanışı : Kuru ve temiz cildinize bu karışımı maske olarak sürün. 10-15 dakika sonra maskeyi yüzünüzden sökmek için ayırdığınız pirinç suyunu kullanın.

Haftada bir bu uygulamayı tekrarladığınızda 2 ay içerisinde cildinizin 10 yaş gençleştiğini göreceksiniz.

 

Her şeyden önce pirinç glüten içermediği için alerjik olmayan yiyecekler arasında yer alır. Birçok kişi glüten hassasiyeti olduğu için pek çok yiyeceği tüketememektedir. Fakat pirinç bu konuda iyi bir yardımcıdır.

B vitamini, D vitamini, kalsiyum, lif, demir ve vücudumuz için gerekli olan çeşitli mineralleri temin edebilmektedir. Bu nedenle, glüten alerjisi olan kişiler için harikadır.

Pirincin bir diğer faydası ise kalp sağlığıyla ilgilidir. Pirinç güçlü antioksidanlar içermesi nedeniyle kalbi daha dirençli hale getirerek, kalp hastalıklarına karşı koyabilmesini sağlamaktadır.

Bununla beraber, kalp sağlığı için zararlı olan kötü kolesterol seviyelerine etki edebilmektedir. Sağlıklı olan ve kötü kolesterol içermeyen pirinç, kolesterol seviyesini düşürmeye yardımcı olmaktadır.

Pirinç İle Cilt Rengini Açma

Pirinç tozu pirincin öğütülmesi ile elde edilir. Pirinç tozunu sadece süt veya su ile kıvam haline getirerek bu karışımı düzenli olarak cilt bakımı için kullanabilirsiniz. Düzenli yapıldığında cildinizin beyazlamasını sağlayabilirsiniz.

Cilt Toniği Olarak Kullanılır

Bir kabın içine pirinçleri koyun ve suda bekletin. Ardından da birkaç saat beklemesinin ardından da pirincin suyunun çıktığını göreceksiniz.

Bu su ile cildinizi yıkayabilir veya silebilirsiniz. Bu sayede makyaj kalıntılarını daha kolay bir şekilde temizleyebilir ve cildinizin bakımını yapabilirsiniz.

Maske Olarak Tercih Edebilirsiniz

Pirinci öğüttükten sonra az miktar süt ile karıştırarak macun kıvamına getirin. Yüzünüze sürdüğünüz bu maskeyi sadece yarım saat beklettikten sonra ılık su ile durulayabilirsiniz.

Bu maske sayesinde siyah nokta veya sivilce gibi sorunların önüne geçebileceğiniz gibi aynı zamanda da cilt tonunuzu birkaç tona kadar açabilirsiniz.

Sadece haftada üç kez yaptığınız bu pirinç maskesi sayesinde porselen gibi bir cilde sahip olabilirsiniz. Dilerseniz pirinç suyu ile veya dilerseniz de pirinç macunu ile bu maskeyi kolaylıkla yapabilirsiniz.

Bu önemli bilgileri daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen…

kAYNAK: Hayat Mutfakta

GÜNE LIMONLU SU ILE BAŞLAMAK IÇIN TAM 20 MUHTEŞEM NEDEN:

limon_fayda_1[1]
1 – Malum “Su Hayattır!”. Limonlu su, zengin elektrolitleri ile (potasyum, kalsiyum ve magnezyum) bedenin her köşesini şahanesiyle sular.
2 – Limonlu su, karaciğerin en sevdiğidir. Tüm yiyeceklerden daha fazla enzim üretmesine yardımcı olur.
3 – Limonlu su, karaciğeri toksinlerden temizler, arındırır. Yani limonlu su, süper bir detoks içeceğidir.
4 – Limonlu su, bağışıklık sistemini güçlendirir.
5 – Limonlu su, bedenin kendini iyileştirme mucizesini destekler.
6 – Limonlu su, serotonini yükseltir. Modu mutluluğa çevirir.
7 – Limonlu su, stres savardır. Tüm endişeleri, negatif kuruntuları ve hatta depresyonu da alt eder.
8 – Limonlu su, beyne iyi gelir. Dikkati canlandırır.
9 – Limonlu su, metabolizma ve sindirimi sorunlarını giderir. Beden besinleri daha iyi özümser. Bu da elbette kilo vermek demektir.
10 – Limonlu su, pektin lifi içeriği ile iştah kontrolü de sağlar.
11 – Limonlu su, kemik erimesini önler.
12 – Limonlu su, böbrek taşı, safra taşı, pankreas taşı ve kalsiyum birikimlerini eritir.
13 – Limonlu su, kanı, damarları, arterleri temizler.
14 – Limonlu su, yüksek tansiyona iyi gelir. Düşük tansiyonluların dikkat etmesi gerekebilir. Düşük tansiyon için limonlu suya Himalaya veya deniz tuzu eklenmesi önerilir.
15 – Limonlu su, enfeksiyonları hafifletir.
16 – Limonlu su, eklemlerde biriken
ürik asidi seyreltir. Eklem ağrılarına ve dizlere iyi gelir.
17 – Limonlu su, diş ağrılarına ve diş eti hastalıklarına da iyi gelir.
18 – Limonlu su, bütün bedeni yeniler, gençleştirir.
19 – Limonlu su, müthiş bir antioksidandır. Cildin kolajen üretimini destekler. Çizgiler, sarkmalar yok olur.
20 – Limonlu su, vücudun pH değerini alkali yönünde yükseltir. Bedenin yüksek pH seviyesinde uzun süre kalmasını sağlar. Daha yüksek pH seviyesi, hastalıkların bedende yaşayamamasına sebep olur. Kanser dahi alkali bir ortamda yaşayamaz.