89 YAŞINDAKİ BETUL MARDİN’DEN KADINLARA ÖĞÜTLER…

maxresdefault

 

HER SABAH SPOR YAPACAKSIN’
GÜN AŞIRI FİLAN DEĞİL EVLADIM’…
HER SABAH ..’
*
HEP ÇALIŞACAKSIN’
ÜRETECEKSİN’
BEYNİN MEŞGUL OLACAK,
HEP KOŞTURMAN GEREKEN İŞLER OLACAK ..’
*
GÜNCELİ TAKİP EDECEKSİN’
HABER İZLE, DERGİ, KİTAP, GAZETE OKU’ GÜNDEMİ YAKALA’
HER KONUDA KENDİNİ UPDATE ET.
YENİ ÇIKAN KİTAPLARI DA BİL,
YENİ AÇILAN LOKANTALARI DA,
BU SENE MODA OLAN RENKLERİ DE ..’
*
EVLİLİK İSE ŞART DEĞİL,
KAFANI TAKMA’
GEREKLİ DE DEĞİL’
HATTA ŞÖYLE SÖYLEYEYİM:
ONE PROBLEM LESS!
(BİR PROBLEM EKSİK!)
*
ÇOCUK MESELESİNE GELİNCE…
HA İŞTE, BURADA AKAN SULAR DURUYOR’ YAPABİLİYORSAN YAP.
BİRİNİ BU KADAR ÇOK SEVMEK,
ONUN SORUMLULUĞUNU TAŞIMAK
SADECE ONU DEĞİL,
SENİ DE MUTLU EDER’
DOĞURAMAYACAKSAN, EVLAT EDİN’
O ZAMAN DA SENİN ÇOCUĞUN
DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK’
EVLAT EDİNMEYECEKSEN DE,
MANEVİ ÇOCUĞUN OLSUN,
BİRİNİ OKUT,
GELECEĞİNİ ŞEKİLLENDİRMESİNE
YARDIMCI OL ..’
*
GÜNDE BİR KERE ET YE’
MUTLAKA HER ÖĞÜN SEBZE ve MEYVE YE’
KUSURA BAKMA,
BEN TATLI SEVERİM’
TATLIDAN UZAK DUR DİYEMEYECEĞİM!
*
ÖLÜMDEN SONRA YAŞAMAK İSTİYORSAN, GÜNLÜK TUT’
O KÜÇÜK NOTLAR, HEM KENDİ HAYATINI TANIKLIĞI, HEM DE YARINA KALAN BİR BİLGİ KAYNAĞI.
MESELA BENİM BABAM,
HİÇ DÜŞÜNMEDEN 60 SENE BOYUNCA
HER GÜN ECE AJANDA’SINA O GÜN OLANLARI YAZMIŞ.
HÂLÂ AÇIP OKUYORUM
VE ÇOK FAYDALANIYORUM ..’
*
OLUMLU OLACAKSIN ..’
*
BAZI ŞEYLERİ KABUL EDECEKSİN’
BÜTÜN KADINLARIN SENİ SEVMESİNE
İMKÂN YOK!
DEMEK Kİ BAZI KADINLARA
DİKKAT EDECEKSİN.
*
ERKEKLERE GELİNCE,
AYNI ANDA BİRKAÇINI SEVMEYECEKSİN’
AMA ONLARIN BÖYLE BİR YETENEĞİ
VE “ŞEREFSİZLİĞİ” OLDUĞUNU BİLECEKSİN !!

Kurban kimliğine bürünüp kurban rolü oynamak

b

Kurban rolünü oynamak
Hepimizin geçmişte yaptığı ve şimdi “hata” olarak gördüğü eylemler vardır. Seçimlerimiz nasıl sonuçlanmış olursa olsun sürekli geçmişi düşünüp, üzülmek yerine daha yüksek bir bilinç düzeyini seçerek, yaşananlardan ders almak ve zamanı geldiğinde daha akıllıca seçimler yapmak bizi geliştirecektir… Hayat bir öğrenme ve deneyimleme yeridir. Hepimiz zaman zaman yanlış tercihlerde bulunmuş olabiliriz. Sonradan, yanlış olduğunu anladığımız insanları da hayatımıza sokmuş olabiliriz. Ama bunların bizim için ‘hata’ olduğunu ancak yaşadıktan sonra anlayabiliyoruz. Hak ettiğimiz ya da hak etmediğimiz için yaşıyor ya da yaşamıyor değiliz birçok şeyi… Her şey, seçimlerimizin bir sonucu…
Yaşadığımız anda endişesiz, pozitif, hayata karşı meraklı kalırsak yaşadığımız anı yüceltmiş oluruz. İçsel olarak geliştikçe ve kendimizi pozitif yönde değiştirdikçe, dış dünyamız da olumlu şekilde değişecektir.
Bizi gerçekten hataya düşüren şey, yanlış seçimler yapmaktan çok kurban rolünü oynamaktır. Böyle bir bakış açısı, kendimizi merkezimizden uzaklaştırarak, bizi düşük bir enerji frekansına çeker. ‘Kurban’ olduğumuzu düşündükçe, bir süre sonra “Neden ben?” diyeceğimiz daha fazla olumsuz insanı ya da olayı hayatımızda buluruz. Hatalarımızda, üzüntülerimizde ve hayal kırıklıklarımızda kurban rolünü oynamak yerine ilerlememizi engelleyen tüm düşüncelerimize, alışkanlıklarımıza ve inançlarımıza bir son vermeliyiz.
Bizi kurban rolünden uzaklaştırıp mutluluğa yaklaştıracak olan seçim, hayata karşı açık olmaktır. Hayata karşı açık olduğumuzda insanlara, olaylara veya dünyaya direnmek yerine yaşamla “bir” oluruz ve yaşamla uyum içinde, anda akarız. Şikâyet etmek bir anlamda, olana direnmek ve olanı kabul etmemektir. Yakınmak, düşük frekanslı bir düşünce şeklidir. Hayattan ya da yaşadıklarınızdan şikâyet ettikçe, kendimizi kurban rolüne daha çok açarız. Hiçbir eylemde bulunmadan sadece yakınmak, kurban rolünün en tipik davranışıdır. Bir şeylerden sürekli şikâyet ederek, enerjimizi düşürmek yerine ya var olan mevcut durumumuzu değiştirmek için bir şeyler yapmalıyız ya da hiçbir şey yapamıyorsak durumumuzu olduğu gibi kabullenip, olana direnç göstermemeliyiz.
Kurban rolü, keyifli bir roldür. Bu rolü oynadıkça içinizde, daha çok oynama isteği duyarsınız. Bu rolü oynayarak; hayatınızın, eylemlerinizin ve seçimlerinizin sorumluluğunu üstünüze almazsınız. Bu durumda olmanıza, hep insanlar sebep olur ve böyle kötü şeyler hep sizin başınıza gelir…
Bu yolculuğa öğrenmediğimiz şeyleri öğrenmek, derslerimizi almak ve gelişmek için çıktık. Yaşamda yolculuk ederken öğrenmemiz gereken şey bağışlamaksa; kusursuz planların kusursuz tasarımcısı evren, bunun için karşımıza en uygun kişiyi çıkarır. Örneğin bize ihanet edecek birisini… Biz bu kişi tarafından ihanete uğradığımızda, bundan nasıl bir ders almamız gerektiğinin farkına varmayıp; tüm suçun o kişide olduğunu, bu durumun bizimle hiç ilgisi olmadığını düşünürsek -yani kurban rolünü oynarsak- buna benzer kişi ve olayları hayatımıza çekmeye devam ederiz; ta ki o dersi öğrenip, o dersten geçene kadar… Öğrenmemiz gereken dersi öğrenmemeye ne kadar direnirsek, yaşayacağımız olaylar giderek daha zor ve daha acı bir hal almaya başlar. Yaşamımızdaki sonuçları beğenmiyorsak, kendi yaşamımızın sorumluluğunun sadece bizde olduğunu kabul edip, kendimiz için istediğimiz sonuçlara en uygun senaryoyu baştan yazmalıyız. Davranışlarımız ve düşüncelerimiz değiştiği zaman, bir olay hakkında artık eski tepkileri vermediğimiz ve eskisi gibi düşünmediğimiz zaman bir dersi öğrenmiş oluruz.
Zor Durumlarda Ne Yapmalıyız ve Nasıl Düşünmeliyiz?
Sizin için kötü olan bir durumun içinde bulunduğunuzda ve kendinizi kötü hissettiğinizde kendinizi o an, o olayın dışındaymışsınız gibi düşünmeniz durumunuzla ilgili daha sağlıklı kararlar almanızı sağlayacaktır. Böylelikle, olayları daha objektif olarak değerlendirebilirsiniz.
Daha dengede kalabilmek ve sağlıklı çıkarımlarda bulunabilmek için kendimize şu soruları sorabiliriz;
Ben bu olaydan nasıl bir ders çıkarabilirim?
Bu durumun bana vermek istediği mesaj nedir?
Bu olayı neden yaşamış olabilirim?
Yaşadığım bu olayda nasıl davranırsam, benim faydama olacaktır?
Eğer bu olay sonucunda öfkelenirsem ve çok üzülürsem bunun bana bir faydası olacak mıdır?
Üzülmeye devam etmemin bu sorunu aşmada ve kendimi iyi hissetmemde bana bir yararı dokunacak mıdır?
Burada amaç sorunlarımızı görmezden gelmek değil, olaya doğru bir ruh haliyle yaklaşarak; yaşamımız için faydalı bir çözüm yaratabilecek bir bakış açısı geliştirebilmektir. Kontrol edemedikleri ve sonucu değiştiremeyecekleri negatif duygulara odaklanan insanlar, güçsüzleşirler. Sağlıklı bir ruh hali ve bakış açısı içinde, kendimiz için daha faydalı çözümler üretebiliriz. Gerçek bir çözüm için soruna değil, çözüm yollarına odaklanmalıyız. İçinizde mutsuzluk hissi varsa, o duygunuzu yadsımayın. Onu gönderebilmeniz için önce onun varlığını kabul etmeniz gerekir. Ancak, kendiniz için “mutsuzum” ifadesini de kullanmayın. Böyle yaparsanız, mutsuzluğu kendinizle özdeşleştirmiş ve onu bir anlamda kişiliğinizin bir parçası haline getirmiş olursunuz. ‘Mutsuzum’ demek yerine şöyle söyleyin; “İçimde bir mutsuzluk duygusu var…” Mutsuzluğumuzun asıl nedeni yaşadığımız olay, sözler ya da durumumuz değil; durumumuzla ilgili değerlendirmelerimizdir. Bu yüzden düşüncelerimizin farkında olmak ve düşüncelerimize hakim olmak önemlidir. Kendinizi düşünceleriniz ya da duygularınızla tanımlamak yerine, düşüncelerinizi her zaman gözlemleyin ve onların farkında olun. Düşüncelerinizin size ve yaşamınıza hükmetmesine izin vermeyin. Bilinçsizlik, sizin gelişiminizi engelleyen en önemli sorundur.
Bağışlayıcı olduğunuzda ve bağışladığınızda kurban kimliğiniz yok olur ve gerçek gücünüz ortaya çıkar. Böylece yağmuru, soğuğu, insanları, karanlığı suçlamazsınız. Bütün durumların geçici olduğunu idrak ettiğinizde, kendinizi durumlarla daha az bağlarsınız ve böylelikle dengede kalırsınız. “Her şey gibi bu da değişecek” diye düşünmeniz, sizi olaylardan bağımsız kılacaktır. Bir duruma duygusal tepki vermek yerine ‘olanla’ bir olduğunuzda çözüm kapısı kendiliğinden açılmış olur. Her şeyin ‘olduğu gibi’ olduğunu kabul edin ve hiçbir konuda “olumlu” ya da “olumsuz” diye bir yargıda bulunmayın. Hayatınızın yargıcı olmak yerine, hayata dair yargısız bir gözlemci olun. Bu farkındalık düzeyi, hayatınızı daha güzel yaşamanızı sağlayacaktır. Bazı olaylar dışarıdan çok olumsuz gibi gözükebilir ama bir zaman sonra hayatınızda daha önceden açılmış olan o boşluğa yeni ve güzel bir şeyin geldiğini görürsünüz. Bilinmeyene karşı önyargısız ve yargısız kalabildiğinizde, şimdi ve gelecek için endişelenmeyi bıraktığınızda; istemediğiniz durumlar yerine, hayatınıza güzel olasılıkları çekebilirsiniz.
Yazar: Figen Karaaslan
Kaynak: İndigo dergisi

EMPATİK HASTALIKLAR: BAŞKA İNSANLARIN HASTALIKLARINI MI ÇEKİYORSUNUZ

ayna

EMPATİK HASTALIKLAR: Başka İnsanların Hastalıklarını mı Çekiyorsunuz?
Empatik hastalıklar kendinizin olmayan semptomları tezahür ettirdiğiniz hastalıklardır. Birçok hasta ilaçlara veya psikoterapiye kısmen yanıt veren panik atak, kronik depresyon, yorgunluk, ağrı veya gizemli hastalıklar ile etiketlenmiş olarak bana geldi. Bazıları neredeyse eve hapsolmuş veya yıllardır hastaydı. Hepsi de, “Kalabalıklarda bulunmaktan ödüm kopuyor. Başka insanların öfkesi, stres ve ağrısı beni güçsüzleştiriyor ve enerjimi toplamam için çok fazla zamana gereksinimim oluyor.” diyorlar.
Tüm bu hastaların yakın geçmişlerine baktığım zaman, onların “fiziksel empatlar” dediğim şey olduklarını gördüm: bu insanların bedenleri o kadar geçirgen ki, başkalarının semptomlarını emiyorlar. Ben de bunlardan biriyim. Fiziksel empatlar başkalarının şeyleri filtrelemek için sahip oldukları savunmalara sahip değiller. Bir psikiyatrist olarak bunu bilmek bu hastalara nasıl muamele ettiğimi değiştirdi. İşim onlara nasıl merkezleneceklerini, kendilerini koruyacaklarını, sağlıklı sınırlar çizeceklerini ve başkalarından topladıkları enerjileri salıvereceklerini öğretmek oldu.
Fiziksel empat olup olmadığınızı belirlemek için aşağıdaki testi yapın.
Test: Fiziksel Bir Empat mıyım?
Kendinize sorun:
* Aşırı hassas veya hastalık hastası olarak etiketlenmekte miyim?
* İyi görünen birinin yanına oturduğumda aniden göz kapaklarım ağırlaşıp şekerleme yapıyor gibi hissettim mi?
* Kalabalıklarda huzursuz, yorgun veya hasta hissedip onlardan kaçıyor muyum?
* Başka birilerinin endişesini veya fiziksel ağrısını bedenimde hissediyor muyum?
* Öfkeli veya saldırgan insanların yanında tükenmiş hissediyor muyum?
* Tıbbi tahliller için doktordan doktora koşuyor, ama “İyisin” yanıtı alıyor muyum?
* Kronik yorgunluğum var mı ya da bir çok açıklanamayan semptomlarım var mı?
* Sık sık dünya tarafından bunalmış hissedip evde kalmayı istiyor muyum?
Eğer 1 – 3 soruya “evet” yanıtı verdiyseniz, en azından kısmen empatsınız. 4 – 5 soruya “evet” dediyseniz, bu ılımlı derecede fiziksel empat olduğunuzu gösterir. 6 – 7 “evet” yüksek derecede empat olduğunuzu belirtir. 8 evet tamamen empat olduğunuzu belirtir.
Fiziksel empat olduğunuzu keşfetmek bir ifşa olabilir. İçiniz rahat olsun: deli değilsiniz. Yalandan hasta ya da hastalık hastası değilsiniz. Bu şeyleri hayal etmiyorsunuz, yine de doktorunuz size baş belası gibi davranıyor olabilir. Siz geliştirmeniz ve başarılı şekilde yönetmeniz gereken bir armağana sahip hassas bir insansınız.
Toksik Enerjiyi Bırakmak İçin Stratejiler
Fiziksel empatinin sizi bunaltması gerekmez. Şimdi kendimi merkezleyebildiğim ve başkalarının ağrılarını almaktan kaçındığım için, empati hayatımı daha şefkatli, içgörülü ve daha zengin hale getirdi. Başarılı bir fiziksel empat olarak gelişmenin bazı sırları aşağıda.
Empatlar İçin Hayatta Kalma Rehberi: Başka İnsanların Hastalığını ve Ağrısını Çekmeyi Durdurmanın 9 Stratejisi
1. Değerlendirin. Önce, kendinize sorun: Bu semptom veya duygu benim mi yoksa başkasının mı? Her ikisi de olabilir. Eğer öfke veya korku gibi duygular sizin ise, kendi kendinize veya profesyonel yardım alarak buna neyin neden olduğu ile yüzleşin. Eğer size ait değilse, onu üreten kişiyi belirlemeye çalışın.
2. Uzaklaşın. Mümkün olduğunda, şüpheli kaynaktan en azından 6 metre uzağa gidin. Rahatlayıp rahatlamadığınıza bakın. Yabancıları gücendireceğinizi düşünmeyin. Halka açık bir yerde “rahatsızlık” duygusunun size empoze edildiğini hissederseniz, oturduğunuz yeri değiştirmekte tereddüt etmeyin.
Reklam

3. Hassas, incinebilir noktalarınızı bilin. Her birimiz başkalarının stresini çekmeye daha hassas olan beden kısımlarına sahibiz. Benimki bağırsağım. Kendinizinkini belirlemek için bedeninizi tarayın. Boynunuz mu? Boğaz ağrınız var mı? Baş ağrıları? Mesane enfeksiyonu? Semptomlar başladığında, avucunuzu oraya koyun ve rahatlatmak için o bölgeye sevgi dolu nezaket göndermeye devam edin. uzun süreli depresyon veya ağrıda, kendinizi kuvvetlendirmek için bu yöntemi her gün kullanın. Bu rahatlatıcıdır ve güvenlik ve iyimserlik duygusu oluşturur.
4. Nefesinize Teslim Olun. Eğer başka birilerinin semptomlarını topladığınızdan şüpheleniyorsanız, bir kaç dakika nefesinize yoğunlaşın. Bu merkezleyicidir ve sizi gücünüze bağlar.
5. Meditasyon Yapın. Duygusal veya fiziksel stres ile başa çıkmak için bir kaç dakika meditasyon yapın. Bunu evde, işyerinde, partilerde ya da konferanslarda yapın. Veya, banyoya sığının. Orada meditasyon yapın. Pozitifliğe ve sevgiye odaklanın.
6. Sağlıklı sınırlar koyun. Stresli insanları dinlemek için ne kadar zaman ayıracağınızı kontrol edin ve “hayır” demeyi öğrenin. Hatırlayın, “hayır” tam bir cümledir.
7. Etrafınızda koruma olduğunu gözünüzde canlandırın. Tüm bedeninizin etrafında beyaz ışık örtüsü olduğunu gözünüzde canlandırın. Veya son derece toksik insanlarla, davetsiz misafirlere karşı enerji alanınızı koruyan ve kontrol eden vahşi siyah bir jaguar hayal edin.
8. Röntgen vizyonu geliştirin. Belinizdeki omurların arasındaki boşluklar bedenden ağrıyı elimine etmeye olanak sağlar. Ağrının bedeninizi terk ettiğini gözünüzde canlandırarak bu boşluklardan ağrıyı dışarı yönlendirmeyi öğrenmek faydalıdır. Ağrı hayatın devasa enerji matriksi ile harmanlanırken ona elveda deyin.
9. Banyo yapın veya duş alın. Stresi çözmenin hızlı bir yolu kendinizi suya bırakmaktır. Banyo yapmak otobüs egzoslarından başkalarından alınan şeylere kadar her şeyi yıkayıp uzaklaştırır. Doğal mineral sulara girmek her şeyi arıtır.
Bu stratejileri uygulamaya devam edin. Kendinizi ve alanınızı koruyarak etrafınızda sizi destekleyen sihirli güvenli bir baloncuk yaratabilirsiniz, aynı zamanda olumsuz insanları kendinizden uzaklaştırırsınız. Ara sıra ağrıları veya bazı diğer semptomları toplarsanız panik yapmayın. Bu olur. Bu stratejiler ile stresli durumlara hızlı yanıtlar verebilirsiniz. Bu sizi daha güvenli, sağlıklı yapar.
Dr. Judith Orloff
(Çeviri: Saffet Güler)

Bir Bardak Su İle Evdeki Kötü Enerjilerinden Kurtulun

untitled

Negatif enerjileri sizi, ailenizi, evcil hayvanlarınızı ve hatta etrafınızdaki eşyaları bile etkileyebilir. Size bu konuda yardımcı olacak bir yol paylaşmak istiyoruz. Hem de çok kolay ve pratik bir yol. Gerekenler sadece bir bardak su, tuz ve sirke.
Bu basit ve ev yapımı tarifle negatif enerjilerden kurtulabilir, daha kalite bir yaşam sürebilirsiniz.

Yapılışına gelirsek;
Malzemeler:
1 bardak (tamamen şeffaf olmalı)
Beyaz sirke
Tuz
Su
Hazırlanışı:
Bardağa biraz su, biraz tuz ve biraz da sirke koyun. Bardağı evde en çok vakit geçirdiğiniz ve misafirleriniz sizi görmeye geldiğinde oturduğunuz yerlere koyun. 24 saat orada bırakın. Arada bir tuzun durumunu kontrol edin, suyun seviyesini yükseltmiş mi veya bardaktan taşırmış mı? 24 saat sonunda bardağı bol su ile iyice yıkayın. Bu işlemi gerekli olduğunu düşündüğünüz zamanlar tekrarlayın. Tuzun yükselmesi durana kadar evinizde her yere koyun.
Not: Bardağı kimsenin göremeyeceği yerlere koyun ki kötü enerjileri etkili bir şekilde emebilsin.

Facebook Profilleri :)

facebooketiketleme__9_595-734335
1- Casus: İleti paylaşmaz ya da yorum yapmaz, ama her şeyi okur.
2- Sırıtan :Ciddi bir şey söylemez, sadece her şeye :))))) der.
3- Popüler: Hiçbir neden yokken 4367 tane arkadaşı vardır.
4- Oyuncu: Facebook’taki bütün oyunları bilir ve oynar.
5- Hırsız: Durum güncellemelerini çalarak yaşar ve muhtemelen bunu da çalacaktır …!
6- Beğenici: Konuşmaz, ama daima eli “Beğen” butonundadır. Daima…
7- Kinci: Yazdığınız her şeyi şahsi hakaret algılar ve sizi hayattan soğutmaya yeminlidir.
8- Acıların Çocuğu: Her zaman “Olanlara” inanamaz, herkes ona karşıdır, uzun hikayelerinde acı, gözyaşı ve kaderin sillesi vardır. “Ne oldu” diye sorulmaması gereken insanlardandır.
9- İbiş: Bu kişi daima komik olmaya çalışır ama maalesef olamaz !
10- Muhabir: O günkü keyfini, alışveriş merkezinde ne yaptığını, nerede olduğunu, hava durumunu verir.
11- Kibirliler: Siz paylaşımlarına bir sürü beğeni ve yorum yapsanız bile, kendileri “Kraliyet ailesi mensubu soylu kişiler” olduklarından, asaletlerini sarsmamak için 1 kere dahi siz varoş fakirlerin paylaşımlarına uğramazlar.
12- Hermafroditler: Erkekse bayan, bayansa erkek profili açıp, ne ……… yedikleri belli olmayan profillerdir.
13- Profil resimciler: Hiçbir şekilde paylaşım yapmazlar ve sadece sayfasına profil fotosunu değiştirmek için girerler ..
Ilgar Memeodov

Ülkemize Özgü İçeceklerden Şalgamın Kaçırılmaması Gereken Faydaları…

şalgam-suyu-tüketmemiz-için-geçerli-sebepler-696x402

ŞALGAM SUYU TÜKETMEMİZ İÇİN GEÇERLİ SEBEPLER
Ülkemize özgü bir içecek olan şalgam suyu laktikasit fermantasyonu ile üretilen kırmızı renkli, bulanık, ekşi bir lezzete sahip olup yapımında bulgur unu, şalgam turbu, su, ekşi hamur, kara havuç ve tuz kullanılmaktadır. Şalgam suyunun fermantasyon süresi yaklaşık 2-4 hafta sürer. Mikrobiyolojik açıdan güvenli ve fonksiyonel bir gıdadır.(fonksiyonel gıda; vücudun temel besin öğelerine olan ihtiyacı karşılamanın ötesinde, insan fizyolojisi ve metabolik fonksiyonları üzerinde ilave faydalar sağlayan böylelikle hastalıklardan korunmada ve daha sağlıklı bir yaşama ulaşmada etkinlik gösteren gıdalardır.)
Şalgam suyunun fonksiyonel özellikleri
• Vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olur.
• İdrar söktürücüdür.
• Apse, dolama, kan çıbanı, ergenlik sivilceleri ve egzama tedavisine yardımcıdır.
• Laktik asit fermantasyonu ile üretilen ürünlerde patojen mikroorganizmaların gelişimi engellendiği için, söz konusu gıdalar sağlık açısından güvenilir kabul edilmektedir.
• Şalgam suyu fermente bir içecek olmasının yanı sıra yapımında kullanılan kara havuç bileşeninde bulunan β-karoten, kalp ve damar hastalıkları, katarakt ve bağışıklık sistemi üzerinde önemli etkiye sahiptir.
• Kırmızı rengini kara havuçtan gelen antosiyanin pigmentlerinden alır. Antosiyaninler sağlık açısından önemli bileşiklerdir.(Bitkilerde suda çözünen pigmentlerin en geniş grubu olup yürütülen bir çok bilimsel araştırma antosiyaninlerin antioksidan olduğunu ve bazı kanser türlerinde hücre büyümesini engelleyici etkisini göstermiştir.)
• Şalgam suyu karaciğer ve mesane sorunlarını giderecek çok zengin besinler içermektedir, günde bir bardak tüketilmesi bu tür sorunları ortadan kaldırabilir.
• Şalgam suyunun içerdiği bileşenler bünyede bulunan toksinlerin kolayca dışarı atılmasını sağlar bu işlem de kanserle mücadele gücünü arttırır.
• Düzenli olarak şalgam suyu tüketimi obezite sorununu giderir.(Düzenli şalgam suyu tüketiminin kandaki şeker oranını düşürücü etkisi de var.Diyabet hastalarının kolaylıkla tüketebileceği doğal bir içecek olan şalgam suyu, 100 mililitresinde sadece 3 kcal içererek diyete destek oluyor.)
• Şalgam suyunun anemi hastalığına iyi geldiği söylenmektedir.
• A–B–C vitamini içerir. Kalp, damar ve göz sağlığı için faydalıdır.
• Şalgam suyu B grubu vitaminler içerdiği için sinir sitemi üzerinde de önemli etkileri vardır, sinir sistemini güçlendirir, stresle mücadelede bünyeye yardımcı olur
• Yüksek miktarda C vitamini içermesi solunum yolu hastalıklarına iyi gelir, Göğsü yumuşatıcı etkisi, akciğer ve bronşları temizleme özelliklerine sahiptir. Astım ataklarının şiddetini azaltır.
• Şalgam suyu vücutta terle ile meydana gelen kötü kokuları giderebilir.
• Şalgam suyu kalp sağlığını korur, kan pıhtılaşmasına engel olabilir damar sağlığı için önemli bir besin kaynağıdır.
• Felç ve inme hastalıklarına yakalanma riskini azaltır.
• Şalgam suyunun içerdiği zengin maddeler böbrek taşının düşürülmesine katkı sağlayabilir.
• Bol miktarda potasyum ve kalsiyum içeren şalgam suyu kemik sağlığını da korumaktadır.
• Flavonoid( Antioksidan ve iltihap karşıtı etkisi ile bilinen bitkisel besin grubuna verilen genel isimdir.) açısından da zengin olan şalgam suyu, kılcal damarların sağlığını korur, kanamalara karşı güçlendirir.
• Kolon kanseri ve kolon tümörlerine alternatif tedavi olarak kullanılabilir.
• Akneler karşı şalgam suyu etkili olabilir.
• Kış aylarında soğuk algınlığından kaynaklanan grip, nezle gibi sorunların önlenmesine veya bunların tedavisinin edilmesine ciddi katkılar sağlayabilir.

Her gıdanın fazla tüketiminde fayda değil zarar verdiğini biliyoruz. Bu nedenle şalgam suyunun da fazla tüketiminde; gözlere ve böbreklere zarar verdiğini, hipertansiyonu olanların, hamile bayanların ve mide rahatsızlığı olanların tüketmemesi gerektiğini dipnot olarak düşelim.
TUĞÇE GÖKTÜRK
BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ
GIDA MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ

Doğal olmayan kremler,ilaçlar yerine doğal tedavi yöntemleri ile göz altı kırışıklıklarını önleyebilirsiniz

Gözler bir insan için en önemli organlardan biridir.Bu sebeple göz altı ve çevresi kalojen yapısı sebebiyle hassas bir yapıya sahiptir.Bu sebepten dolayı kırışıklıklar için en dayanıksız bölgelerden biridir.Doğal olmayan kremler,ilaçlar yerine doğal tedavi yöntemleri ile göz altı kırışıklıklarını önleyebilirsiniz.
1: Kahve Çekirdeği

kahve-çekirdeği.jpg

 

Kahve çekirdekleri  serbest radikallerin cildinize zarar vermesini azaltabilen güçlü bir antioksidan etkiye sahiptir. Bu, ince çizgileri, kırışıklıkları, pürüzlü pigmentleri ve cildin genel görünümünü iyileştirme etkisine sahiptir.
2: Hindistan Cevizi Yağı

hindistan-cevizi-yağı

Kırışıklıklara ne kadar  hindistan cevizi yağını uygularsak cildinize o kadar çok nem artırırsınız.E vitamini ve esansiyel antioksidanlarla dolu palmiye yağı, cildin rehidrasyonu ve gençleşmesinde etkilidir.Hindistan cevizi yağının cildinizin gözeneklerine sızmasına izin vermek için iyi bir yol yüzünüze nazikçe masaj yapabilirsiniz.Bir gece bu şekilde bırakarak kırışıklıkların azalmasında etkili olacaktır.
3. Zeytinyağı

zeytinyağı

Yüksek E vitamini ve K içeriği ile koruyucu antioksidanlar cildinizin erken yaşlanmasını geciktirir.Zeytinyağı, göz çevresine uygulandığında nemi kilitler ve cildinizi esnek tutar. Cildinizin genç parlaklığını canlandırmak için yüze masaj yaparken birkaç damla limon karıştırabilirsiniz.
4: Yoğurt

yoğurt

Yoğurt zengin bir laktik asit ve alfa hidroksi asit kaynağıdır.Ölü cilt hücrelerinin pul pul olmasına ve ince çizgilerin ve gözlerin altındaki kırışıklıkların da gecikmesine yardımcı olur.
Yoğurda bal ve gül suyu karıştırarak cildinize uygulayabilirsiniz.
5: Üzüm

üzüm

 

Üzüm kabuklarında antioksidan göz çevresine oldukça etkili faydaları olmaktadır.Üzümü ezerek bal ve yoğurt ile karıştırarak cildinize uygulayabilirsiniz.

Doğal ve etkili bu yöntemler ile göz altı kırışıklıklarına tedavi uygulayabilirsiniz. Pahalı ve zararlı kimyasallar içeren ürünler yerine bu doğal gıdaları kullanmanızı tavsiye ediyoruz.

kAYNAK: GIDABİLİNCİ.COM- gIDA. mÜH. eMİR kABOĞLU

TEMMUZ’DA DOLUNAYI BAMBAŞKA BİR ŞEKİLDE DENEYİMLEMEK İSTEYENLERE…

19225423_1928785060699687_3897351225630574236_n[1]

 

OQ-GÖKHAN KIRDAR ‘SKYGEN’ MÜZİK TERAPİ WORKSHOP-İSTANBUL
Bilgi ve rezervasyon için (info@oqofficial.com) resmi adresimize yazabilirsiniz lütfen. 100 kişilik salon kontenjanı olabilecek.
Yer: İstanbul – Hodjapasha Kültür Merkezi
http://www.hodjapasha.com/tr/360-gezinti/
Tarih: 9 Temmuz Pazar (Dolunay)
Saat: 20.00 – 23.00
Aşk’la
OQLUB

96 Yaşındaki Kadından Hayat Hakkında Unutulmayacak Tavsiyeler…

19420588_1557191167659190_5850147109102127292_n[1]

Hayatını başkalarının hayatıyla kıyaslama…

Hangi koşullardan geçerek buraya geldiklerini bilemezsin

Her tartışmayı kazanmak zorunda değilsin…

Hayat o kadar kısa ki, birisinden nefret ederek vaktini harcama

Guzel mumlarını yak, güzel çarşaflarını ser, çeyizindeki yemek takımlarını kullan. Özel günleri bekleme, bugün gayet özel…

Çok kötü olaylardan sonra şöyle düşün ” 5 yıl sonra bu olayın bir önemi olacak mı? ”

Bu Mucizevi Karışım Her Derde Deva…

elma-sirkesi-bal-sarimsak-karisimi

Elma Sirkesi, Sarımsak ve Bal Karışımı
Elma sirkesi, sarımsak ve bal üçlüsünün bir arada kullanılmasıyla; yüksek tansiyondan astıma, soğuk algınlığından halsizliğe hatta kansere bile olumlu yönde etki sağlanabilmektedir.
Mucize Üçlü Karışım: Birçok hastalıkta olumlu etki gösteren bu karışımın, aç karınla tüketilmesi önerilmektedir. Yapılan çalışmalar bu karışımı düzeli olarak 2 hafta boyunca tüketmiş olan yüksek tansiyon hastalarının, kötü kolesterol düzeylerinin önemli seviyede düştüğünü göstermiştir.
Bal, sarımsak ve elma sirkesi gıdaları günlük hayatımızda ayrı ayrı tükettiğimiz gıdalardır. Bunların bir arada kullanılması ise önemli bir şifa kaynağına dönüşmektedir. Düzenli olarak tüketildiği zaman vücudun bağışıklık sistemini güçlendirerek vücut direncini arttırmaktadır.

Elma Sirkesi, Sarımsak ve Bal Karışımı Nasıl Yapılır?
Gerekli Olan Malzemeler:
➤ 1 çay bardağı kadar elma sirkesi
➤ 10 diş sarımsak
➤ 1 çay bardağı süzme bal (Mümkünse organik)
Kürün Hazırlanışı: Yukarıda belirtilen ölçülerdeki bal, sarımsak ve elma sirkesini blender kabına koyun ve 1 dakika süreyle karıştırın. Hazırlamış olduğunuz karışımı, cam bir kavanozun içine alın ve kapağı kapalı olacak şekilde buzdolabında saklayın. Sirke bal sarımsak kürünü maksimum 5 gün içinde düzenli aralıklarla tüketmeniz gerekmektedir. Çünkü karışımın bozulma riski bulunmaktadır. 5 günlük süre dolduysa tüketmeyip yenisini hazırlamanız gerekmektedir.

 

24 Haziran Yeniayında Ve Takip Eden Bir Hafta Boyunca Yapabileceğiniz Çok Etkili Bir Ritüel…

untitled

 

Yeniay dileğim :))
Yeniayın destekleyici gücünün mükemmel etkisinin hayatıma yansımasını istiyorum!
Yüce Allah’ım, lütfen egomu benden uzak tut, lütfen düşüncelerimi güzelleştir, ışığınla hayatımı aydınlat!
Ve deriiiiiin bir nefes alıp başlıyoruz Yeniayın büyüyen enerjisiyle birlikte hayatımda olan ………(boşluğu kendinize göre doldurun, hayatınızda olan ve daha da çok olmasını istediklerinizi yazın; duygu, düşünce, maddi manevi ne varsa) artmasına ve hayatıma …………(şu an için çok istediğiniz ama hayatınızda olmayan; duygu, düşünce, maddi manevi her ne varsa olması için yazın) girmesine niyet ediyorum!
Şu anda aklıma gelmeyen ama yaşadığım zaman beni mutlu, huzurlu, keyifli, sağlıklı, başarılı kılacak tüm güzelliklerin de hayatıma kolayca ve sevgiyle girmesine niyet ediyorum!
Artık biliyorum ki; ben son derece sağlıklıyım! Hayatımı mutlulukla, huzurla dolu geçiriyorum!Sevdigim insanla, ailemle, sevdiklerimle, arkadaşlarımla bu hayatın keyfini çıkarıyorum! Onların mutluluklarıyla hayatım daha da şenleniyor!
Sevgili Allah’ın sevdiği ve sevdirdiği kullarındanım!
Mükemmel başarılarla dolu bir işim, bol bereketim, yaşam amacıma uygun bir hayatim var!
İlahi olanın rehberliğini ve desteğini sevgiyle hissediyorum, akıştayım!
Evrenin sonsuz sınırsız, maddi manevi her türlü bereketi benim için hazır!
Evren hayatımdaki her şeyi istediğim güzelliklere dönüştürüyor! beni hayırlı bir değişim için destekliyor!
İstediğim her şey hayatımda!
Daha fazlası ve niceleri için şükürler olsun! öyle de oldu! Işık sarsın sizi
Sevgiyle…