Aynı denizin dalgalarıyız…

89458521_2506049202977949_8738981725381591040_n[1]

Önce tedbir sonra takdir…

90178575_240671603763422_4642138204139421696_n[1]

Dostlarıma Duam…

89516748_193016918790035_258333121689157632_n[1]

Kazancınız bol ve bereketli olsun

Geleceğiniz sağlık ve sıhhatli olsun

Yolunuz açık gönlünüz pak olsun

Her gününüz huzurlu ve şen olsun

Yüreğiniz ferah ilhamınız bol olsun

Rabbim yar ve yardımcınız olsun

Yaptığınız tüm dualar kabul olsun…

10 ALTIN ANAHTAR

89280203_646086909518277_2900264021963833344_n[1]
1- Nefes alın. Ne zaman sıkılırsanız, farkında olun ve nefes alın. Nefes ruhunuzun beden ile bağıdır. Bu bağlantınız hep yerinde olsun.
2- Su için. Vücudunuzda su yoksa ruhunuzun ikamet ettiği beden ne görevlerini ne de sizin arzularınızı gerçekleştirebilir.
3- Endişeye değil, neşeye odaklanın. Ancak neşe karşınızdaki kapalı kapıları açan anahtardır. İçinizden gelmiyorsa bile, gülün, kahkaha atın, frekansınızı değiştirin. İçinizden gelmese de radyonun kanalını değiştirin.
4- Yarının problemlerini bugünün enerjisi ile çözemezsiniz. Size bugün için gerekli tüm güç verildi. Ve yarın, yarın için gerekenler verilecek. Taşıyamayacağınız hiçbir yük size verilmez. Kendinize güvenin.
5- Kendi anne babamızı biz seçtik. Onlara gereken saygıyı gösterin. Ne olursa olsun. Kızsanız da, darılsanız da, üzülseniz de, saygı gösterin. Bazen saygı sevgiden de önemli olabilir.
6- Çocuklarınız size ait değiller. Onlara hak ettikleri gibi, bağımsız ve özgür varlıklar olarak gerekli sevgi ve saygıyı gösterin. Ve bilin ki onlar sizi seçti, sizin kendi anne babalarınızı seçtiğiniz gibi. Yaşamak için geldikleri bir yol. Onlar için bir şey yapmak istiyorsanız bu yolu yürümeleri için onlara destek olun.
7- Ruhunuzun ölümsüz olduğunun farkında olun. Hep vardınız ve hep var olacaksınız.
8- Sözleriniz ile her gün, her an neler yaratıyorsunuz? Kelimeleriniz ile kendinize mahvoldun diyerek, dizlerim bitti diyerek, bu iş beni hasta etti, diyerek gerçekleşecek kehanetler yaratmayın.
Güçlüsünüz, insansınız, inanırsanız başarırsınız.
9- Yapın. Yapmadıklarınıza pişmanlıklarınız her zaman daha çok olur. Yüreğinizin derinliklerine bir dilek olarak geliyorsa ve size neşe veriyorsa, durmayın yapın.
10- Bilmek istediklerinizi sorun. Soru varsa, cevap mutlaka gelecektir. Her zaman ilk gelen cevap en doğrusudur.
Moshe Abudaram

1…2…3…4… İlahi Koruma Altındayız

89665437_807987776350145_6748229886508269568_n[1]
Sevgili Cancanlar,
Her zaman şunu hatırlayın neye odaklanırsanız onu büyütürsünüz. Tedbirinizi alın, olumlu düşünün ve gerisini Allah’a bırakın.
Nasıl olumlu düşüneceğim diyenler için de her gün tekrarlamalarını istediğim bir ritüel paylaşıyorum.

Ritüel Malzemeleri
Mavi bir karton
4 adet mavi mum
Bir bardak su
Sevdiğiniz bir takı
Kibrit ya da çakmak
Ritüelin Yapılışı
Sabah evden çıkmadan önce fotoğraftaki gibi ritüel alanını oluşturuyorsunuz. Mavi mumları yakarak ritüele başlıyorsunuz. Ellerinizi çırparak ‘’ Bir iki üç dört sağlıklıyım, bir iki üç dört huzurluyum bir iki üç dört güvendeyim bir iki üç dört bağışıklık sistemim güçlü bir iki üç dört dengedeyim bir iki üç dört ilahi koruma altındayım’’ diyorsunuz ve suyu içiyorsunuz.

Arkasından sevdiğiniz takıyı elinizi alıp şu sözleri söyleyin ’’Allah’ın izniyle seni vesile kıldım ben sağlıklı ve güçlüyüm her hücrem canlı, sağlıklı ve enerji dolu, ilahi koruma altındayım’’ deyin ve takınızı takın, mumları söndürün.
Not: Her gün aynı karton, mum ve takıyla tekrarlayabilirsiniz.
İlahi koruma altındayız,
Anette İnselberg

Diğer her şey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum…

11540474045149573501[1]

Geçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor;
Neyi istediğini
Kalbinin arzuladığı şeye kavuşmanın hayalini kurmaya cesaret edip edemediğini bilmek istiyorum……
Kaş yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor,
Aşk için,
Hayallerin için
Ve yaşıyor olma serüvenin için
Bir aptal gibi görünme riskini göze alıp alamayacağını bilmek istiyorum
Bana anlattığın hikayenin doğru olup olmaması beni ilgilendirmiyor
Kendine dürüst olmak için
Bir başkasını hayal kırıklığına uğratıp uğratamayacağını;
İhanetin suçlamasına dayanıp, kendi ruhuna ihanet edip edemeyeceğini
Bilmek istiyorum..
Güvenebilir ve güvenilebilir olup olmayacağını bilmek istiyorum…
Her gün sevimli olmasa da güzelliği görüp göremeyeceğini bilmek istiyorum…
Nerede yaşadığın ya da ne kadar paran olduğu beni ilgilendirmiyor…
Keder ve umutsuzlukla geçen bir gecenin ardından,
Yorgun ve bitap da olsan,
Çocuklar için yapılması gerekenleri yapıp yapmayacağını bilmek istiyorum
Kim olduğun buraya nasıl geldiğin beni ilgilendirmiyor…
Çekinmeden, benimle ateşin ortasında durup duramayacağını bilmek istiyorum…
Nerede ve kiminle olduğun, ne okuduğun beni ilgilendirmiyor…
Diğer her şey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum…
Kendinle yalnız kalıp kalamadığını, o boş anlarda
Sana arkadaşlık eden kendini gerçekten sevip sevmediğini bilmek istiyorum….
Oriah Mountain Dreamer(Kanadalı Bir Kızılderili)

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Ritüeli

89034149_3143445855677185_6028000116198080512_n[1]

İlk Gördüğün Üç Kelime Mart Ayı İçin Sana Gelsin…

89352694_730781197328658_8242072340154810368_n[1]

Dolunay Zamanı Atalardan Gelen Anlaşmaların İptali Ritüeli…

anette-inselberg-atalardan-yeminlerden-c3b6zgc3bcrlec59fme-dolunay1[1]

 

Bu dolunayda atalarımızdan gelen ve bizi bağlayan ve işimize yaramayan anlaşmalar, sözleşmeler, antlar ve yeminlerin iptali için sizinle bir ritüel paylaşmak istiyorum.

Bu ritüeli 07-15 mart tarihleri arasında yapabilirsiniz.
Ritüel Malzemeleri:
Bir bardak su
En sevdiğiniz yüzük
Bes adet tealight mum
Mumların altına koymak için altlık
Beyaz karton
Ritüelin Hazırlanışı
Bu ritüeli dolunay zamanı yapabilirsiniz. Gündüzden ritüel alanınız hazırlayabilirsiniz. Beyaz bir kartonun ortasına bir bardak su koyun. Suyun içine en sevdiğiniz yüzüğü koyun. Suyun çevresine üstüne yazı yazdığınız beş tane mumu daire biçiminde yerleştirin.
5 adet tea lightın üzerine yazı yazmanız gerekiyor.
Birinci mumun üzerine ‘’atalar’’ ikinci mumun üzerine ‘’anlaşmalar’’ üçüncü mumun üzerine ‘’sözleşmeler’’ dördüncü mumun üzerine ‘’yeminler’’ beşinci mumun üzerine ‘’kilitler’’ yazın. (Mumun üzerine yazarken harfler tam çıkmayabilir, harf harf üstüne binebilir hiç önemli değil bu bir enerji çalışması, iptal etmek istediğimiz şeyin enerjisini mumum üzerine yüklüyoruz)
Gece dokuzdan sonra mumları yakın ve şu sözleri tekrarlayın’’ atalarımdan getirdiğim işime yaramayan tüm anlaşmaların, sözleşmelerin, yeminlerin, kilitlerin şifalanmasını diliyorum ve üstümdeki etkilerini de iptal ediyorum, iptal ediyorum ve iptal ediyorum. Bütün bu iptal edilen anlaşmaların, sözleşmelerin, kilitlerin ve yeminlerin yerine koşulsuz saf sevgi yüklüyorum, yüklüyorum, yüklüyorum. Şifa olsun. Teşekkür ederim.’’
Mumlar sönene kadar bekliyoruz ve ertesi gün istediğimiz bir saatte mumlardan arta kalanları gömüyoruz, bardaktaki suyu da üstlerine döküyoruz.
Yüzüğü de bir hafta boyunca takıyoruz. Her yüzüğü gördüğümüzde kendimize ‘’koşulsuz saf sevgiyi yükledim, yükledim, yükledim’’ diyoruz.
Kartonu başka bir ritüel de kullanmak üzere saklıyoruz.
Şifa olsun,
Anette İnselberg

Not:  Bu ritüeli 07-15 mart tarihleri arasında yapabilirsiniz

03.03 Kapısı Ritüeli

anette-inselberg-11-11-kapc4b1sc4b1-ritc3bceli1[1]

 

03.03 enerjilerin kuvvetli olduğu kapıların açıldığı ve dilekleri dilemek için gökyüzünün uygun olduğu bir tarihtir.
02 -03 veya 04 mart tarihlerinden birinde uygulayabileceğiniz ritüel için gerekli malzemeler:
Turuncu karton
Üç bardak su
Herhangi bir magnet ya da mıknatıs
Beyaz bir kağıt
Mavi bir kalem
Ritüelin uygulanışı:
Gece dokuzdan sabaha karşı üçe kadar yapabileceğiniz bu ritüel için malzemeleri fotoğraftaki gibi yerleştiriyorsunuz.
Turuncu kartonun üstüne üçgen şeklinde su dolu bardakları koyuyorsunuz ortaya magneti ve dileklerinizi yazacağınız kağıdı ve kalemi koyuyorsunuz.
Gece dokuzdan sonra dileklerinizi yazmaya başlıyorsunuz. Bu sefer dileklerinizi yazdıktan sonra cümlenin sonunu ‘’çektim’’ kelimesiyle bitiriyorsunuz.
Sağlığı, bolluk ve bereketi kendime çektim. Aşkı, yeni işi, evliliği hayatıma çektim. Tatili, yeni evi kendime çektim gibi.
Ve ritüel alanınıza bir gün boyunca dokunmuyorsunuz. Ertesi akşam dokuzdan sonra magneti buzdolabının üzerine koyuyorsunuz ve onu her gördüğünüzde ‘’tüm dileklerimi kendime çektim. Çok şükür’’ diyorsunuz
Suları da evdeki saksıya veya dışardaki toprağa gömerken ‘’tüm dileklerimi kendime çektim. Çok şükür’’ diyorsunuz ve mahallenizde ihtiyacı olan birine yemek, kıyafet ya da para yardımında bulunuyorsunuz.
Şifa olsun,
Anette İnselberg / Her Şey Değişir kitabımdan

9 3 8 Ritüeli… Aşkı Hayatına Çekmek İsteyenlere…

85042234_1012407429130570_3726162258477187072_n1[1]

Çarşamba günü muhabbet günüdür. Bu günün enerjisini 9 3 8 (sevgililer günü) ritüelini yaparak değerlendirebilirsiniz. Mevcut ilişkimizi daha iyi hale getirmek için veya karşılıklı aşkı hayatımıza çekmek için bu ritüelden faydalanabilirsiniz.
Tabi ki bu ritüeli istediğiniz ve içinizden gelen herhangi bir zamanda da yapabilirsiniz.
Ritüel Malzemeleri
Beyaz karton
Kırmızı mum ve altlığı
Kırmızı yazan kalem
Bir bardak su
Küçük bir kaba güllü su
938 yazan bir büyük ve beş küçük kalp baskısı (ya da çizimi)
Baskı çizim ya da gerçek bir tüy
Ritüelin Yapılışı
Gündüzden ritüel alanını hazırlıyorsunuz. Akşam dokuzdan sonra kırmızı mumu yakarak ritüele başlıyoruz.
Öncelikle tüyü elinize alıp ritüel alanını soldan sağa doğru yuvarlak yaparak temizliyorsunuz. Bu sözleri söylüyorsunuz ‘’ kalbimdeki tüm kırgınlıkları, acı ve pişmanlıkları dönüştürüyorum ve gönderiyorum. Hayatımdaki tüm negatif bakışları arındırıyorum ve etkisizleştiriyorum.’’
Ve yukardan aşağıya inen kırmızı ışıkla arındığımızı ve şifalandığımızı düşünerek şu sözleri söylüyoruz ‘’dokuz üç sekiz dokuz üç sekiz dokuz üç sekiz aşk frekansını hayatıma sokuyorum. Dokuz üç sekiz aşk frekansını kalbime ve hücrelerime yerleştiriyorum. Dokuz üç sekiz aşk frekansını çevreme yaymaya başlıyorum. Böylece hayatıma karşılıklı aşkı çekiyorum ya da ( mevcut ilişkimi şifalandırıyorum) .Dokuz üç sekiz aşk frekansını yayarak bolluk bereket neşe ve huzur içinde karşılıklı aşkı yaşamıma çekiyorum. Şimdi ve şu an. Oldu oldu oldu. Teşekkür ederim, teşekkür ederim, teşekkür ederim.’’
Bardağa su ve güllü suyu ilave ettikten sonra sol bileğimize bir parça sürdükten sonra kırmızı kalemle ‘’938’’ yazıyoruz. (Bir gün boyunca bu yazının bileğimizde kalması gerekiyor)
Diğer küçük 938 yazılı kalpleri bardağa koyuyoruz ve ertesi gün bize uyan bir saate toprağa gömüp üstüne de suyu döküyoruz.
Büyük kalp 938 yazılı kağıdı yastığımızın altına koyup bir gece yattıktan sonra diğer kağıtlarla beraber toprağa gömüyoruz.
Mumun kendiliğinden sönmesini bekliyoruz (başka odada bekleyebilirsiniz) ertesi gün diğerleriyle beraber toprağa gömüyorsunuz.
Beyaz kartonu daha sonra kullanılmak üzere saklıyorsunuz.
Hayatlarımız mutlu edip mutlu olacağımız karşılıklı aşkla dolsun…
Anette İnselberg / Her Şey Değişir Kitabımdan

10 Soruda Gustav Mahler

images[4]
.’Trajediyle uçarılığın bir arada olduğu’ besteleri, ancak 1950’lerden sonra anlaşılmış ve Mahler hak ettiği ilgiyi görmeye başlamıştı

1. Nasıl bİr aİlede büyüdü?
Gustav Mahler 1860 yılının 7 Temmuz günü, Bohemya’nın Kalischt köyünde doğar. Aile, Gustav’ın doğumundan hemen sonra, Almanca konuşulan İglau’ya taşınır. Baba Bernhard başarılı bir müteşebbis, anne Marie ise tam 14 çocuk doğuracak, çilekeş bir kadındır. Baba Bernhard, karısına karşı kaba tavırları ve otoritesiyle, küçük Gustav’ın üzerinde olumsuz etkiler bırakır.

2. Eserlerİne damga vuran bando müzİğİyle ne zaman tanıştı?
Çocukluğunun geçtiği İglau’daki askeri alayın bandosunun çaldığı marşların etkisi, Mahler’in sonraki yıllarda besteleyeceği senfonik eserlerde bariz biçimde görülecektir. İglau sokaklarından geçen bandoyu her duyuşunda, elindeki küçük akordiyonla evlerinden fırlayıp askerlerin arkasına takılan Gustav tüm askeri marşları daha o yıllarda ezberine alır.

3. Karİyer basamaklarını nasıl tırmandı?
Viyana Konservatuvarı’nda piyano ve şeflik eğitimi aldıktan sonra, o dönemde adet olduğu üzere, küçük opera orkestralarını yöneterek deneyim kazanma yoluna gider. 1880’den itibaren sırasıyla Hall, Laibach, Olmütz, Kassel operalarında çalışır. 1885-97 yılları arasında Prag, Leipzig Budapeşte, Hamburg gibi daha önemli operaları yönettikten sonra 37 yaşında, Brahms’ın desteğiyle Viyana Saray Operası’nın başına geçer.

4. Karİyerİnİn zİrvesİne hangİ şehİrde çıktı?
Viyana Operası’na önce orkestra şefi olarak giren Mahler kısa sürede tüm dizginleri eline alıp kurumda bir numaralı adam olur. Repertuvarı ve şancıları seçen, pek çok temsilde orkestrayı bizzat yöneten, rejisörlük yapan bu ‘inatçı Yahudi’ görevde kaldığı 10 yıl boyunca elde ettiği tüm başarılara rağmen, Viyana’nın had safhadaki antisemitik basını ve entelijansiyasına kendini kabul ettiremez. Mahler’in bu göreve gelebilmek için 10 yıl önce dininden vazgeçip Katolikliğe geçmiş olması bile kendisine duyulan tepkiyi dindirmez. Ama ırkçı yaklaşımlar bir yana, Mahler’in dâhi bir müzisyen olduğu ve Viyana Operası’nı rakipsiz konuma taşıdığı üzerinde herkes hemfikirdir.

5. Son yıllarını nasıl geçİrdİ?
1907 yılı, Mahler’in yaşamında dönüm noktasıdır. O yıl Viyana Operası’nın başından ayrılır, kızı Maria 5 yaşında difteriye kurban gider, kendisinin de ciddi bir kalp rahatsızlığı taşıdığı ortaya çıkar. Huzuru yeni dünyada bulma ümidiyle 1907 yılında New York’a taşınan Mahler burada önce Metropolitan Operası, ardından New York Filarmoni Orkestrası’nı yönetir. Viyana Operası’nda kendi elleriyle yarattığı kusursuz işleyen makineyi Met’e taşımasının -biraz da Toscanini faktörü yüzünden- olanaksız olduğunu görünce burayla ilişkisini kesip Filarmoni’ye yönelir. Ne var ki dört yıllık New York macerası, hastalığının ilerlemesiyle yarım kalır. Viyana’ya dönen Mahler 18 Mayıs 1911 tarihinde Löw Sanatoryumu’nda yaşama veda eder ve Grinzing Mezarlığı’na gömülür.

6. Freud Mahler’e neden terapİ uyguladı?
Yaşamının son 10 yılına damga vuran Alma Schindler’le 1901’de tanışıp bir yıl sonra evlenen Mahler karısına ‘evinin kadını’ olmasını şart koşar. Mahler’e boyun eğen Alma müzik eğitimini ve çok yetenekli olduğu şarkı besteciliğini bırakır. 1910 yılında genç mimar Walter Gropius’un Alma’ya âşık olmasıyla bunalıma giren Mahler çareyi Sigmund Freud’dan ‘ayaküstü terapi’ almakta bulur. Freud, Hollanda’nın Leiden kentinde (‘Leiden’in Türkçe karşılığının, Mahler’in müziğini anlatırken sıklıkla başvurulan ‘acı çekmek’ olması, kaderin cilvesi olarak da tanımlanır) buluştuğu Mahler’in ‘ödipus kompleksi’ne sahip olduğunu ortaya çıkarır. Mahler bunu, küçüklüğünde babasının kötü davrandığı annesine yönelik duyduğu düşkünlük olarak açıklar. Freud’a aktardığı bir çocukluk anısında, evdeki kavgalardan kurtulmak için kendini attığı sokakta rastladığı çalgıcının söylediği halk şarkılarının üzerinde derin izler bıraktığını söyler. Müzikbilimciler, Mahler’in müziğinin her anına sinmiş ‘trajediyle uçarılığın bir arada oluşu’nu bestecinin bu deneyimine bağlarlar.

7. Mahler eserlerİnİ ne zaman bestelerdİ?
Ailesini geçindirebilmek için, para getirmeyen bestecilik yerine orkestra şefliğine ağırlık veren Mahler’in, anıtsal senfonilerini hep yaz aylarında bestelediği için adı ‘yaz bestecisi’ne çıkar. Steinbach, Maiernigg ve Toblach’da bulunan sayfiye evlerinde daima küçük bir kulübe bulunur ve kendine ayırabildiği yaz mevsimleri boyunca bu kulübelere kapanıp devasa eserlerini yaratır.

8. Hangİ eserlerİ ne tür özellİkler taşır?
Sonuncusunu tamamlayamadığı 10 senfonisi birbirinden çok farklı dünyalara sahiptir. Herkesin favorisi olan ‘Titan’ başlıklı 1. Senfoni, kıyamet günündeki ‘diriliş’i tasvir eden 2. Senfoni, 100 dakikayı bulan süresiyle en uzun eseri olan 3. Senfoni, cenneti tasvir eden soprano solistiyle 4. Senfoni, Visconti’nin ‘Venedik’te Ölüm filminin baş aktörü sayılan meşhur ‘Adagietto’ bölümünü içeren 5. Senfoni, kaderin darbelerini simgeleyen çekiç vuruşlarına yer verdiği ‘Trajik’ lakaplı 6. Senfoni, tuhaf yapısından dolayı en anlaşılmaz bulunan 7. Senfoni, ilk icrası 1000 kişi tarafından yapıldığı için ‘Binler Senfonisi’ diye bilinen 8. Senfoni, yer yer kromatik diliyle İkinci Viyana Okulu’nu müjdeleyen 9. Senfoni… ‘Yeryüzü Şarkısı’ adlı şarkılı senfonisi, ‘Çocuğun Sihirli Av Borusu’, ‘Çocuk Ölümü Şarkıları’, ‘Bir Gezginin Şarkıları’ adlı vokal dizileri de bugün tutkuyla dinlenen eserleri arasında yer alır.

9. Hangİ bestecİden ne öğrendİ?
Deryck Cooke’a göre Mahler, Beethoven’in 9. Senfoni’sinden senfoniye koro ve vokal solistler yerleştirmeyi, Beethoven’in Pastoral Senfoni’si ve Berlioz’un ‘Fantastik Senfoni’sinden alışıldık dört bölümlü yerine gerekirse beş bölümlü senfoni yazmayı, Wagner’den ifade gücünü artırmak için orkestrayı genişletme özgürlüğünü, Wagner ve Bruckner’den güçlü tonlar elde edebilmek için bakır nefesli çalgılara ayrıcalıklı yer vermeyi öğrendi.

10. Eserlerİ neden uzun yıllar İlgİ görmedİ?
Mahler’in ciddi sanat müziğiyle sokağın müziğini, trajediyle askeri marşları, Bohemya halk danslarını, Çigan ve klezmer müziklerini birbirine son derece özgün biçimde doladığı devasa senfonileri, ne yaşadığı yıllarda ne de ölümünün ardından geçen 30 yıl içinde anlaşılabildi. Kitlelerin Mahler’in müziğini özellikle 1950’lerden itibaren keşfedip ona tutkuyla bağlanmasının en bariz nedenleri olarak, bu eserlerin, 20’nci yüzyılın türlü bunalım ve nevrozlarla malul insanının küçüklü büyüklü trajediler karşısında içine düştüğü çaresizlik ve acı çekişin, endüstri toplumlarının bireyleri ittiği yalnızlık, tekinsizlik, şüphecilik gibi duyguların kusursuz sanatsal dışavurumları olduğu gerçeği üzerinde durulur.

Hangi Sayıyı Görüyorsun?

87936131_3053669051344307_6707152587361091584_o[1]

Üzerine düşeni yap gerisini de Allah’a bırak…Haydi rastgele”

tarama0008

Bugün tüm Anette’leri topladım… Ve bir doğum günü konuşması yaptım;
”Hey” beni dinleyin dedim. ”Beraber ne günlerden geçip buralara geldik. Bazılarınıza kırgınım, bazılarınıza öfkeli, bazılarınızla da gurur duyuyorum. Ama her ne olduysa oldu hayatta kalmayı başardık. Bugün hepinizi affediyorum. O anki bilgi birikimi ve duygunuzla elinizden gelenin en iyisini yaptınız.Hayat yolculuğumda bundan sonra neler olacak hiç bilmiyorum. Umarım kolaylıkla, neşeyle, sağlıkla,sevgiyle bolluk ve bereketle devam etmek nasip olur.
Bugünden sonraki Anette’ler sözüm size. Artık bayrak sizde. Aldığın derslerle yola devam et. Cesur ol. Hayat bazen yaz bazen kış. Bunu hep hatırla. Üzerine düşeni yap gerisini de Allah’a bırak…Haydi rastgele”
Anette İnselberg/2020 versiyonu

“20.02.2020 At Nalı Ritüel”

87019015_935444356911134_5071729496034377728_n[1]
Evet, havaya cemrenin düştüğü baharın müjdecisi bu günlerin enerjisi çok yüksek olup dilek dilemek için bize iyi bir fırsat verir. Ayrıca 20.02.2020 sayısal değer olarak da çok önemlidir.
Gökyüzünün bizi kucaklayan bu durumundan faydalanıp 19 – 20 – 21 şubat tarihleri arasında at nalı ritüelini yapabilirsiniz.

Ritüel Malzemeleri:
Yeşil Karton
Sarı mum ve altlık
Yeşil yazan kalem
Bir bardak su
Bir avuç toprak
İçinde yeşil yapraklı yonca olan bir büyük sarı at nalı (çizim ya da baskı olabilir)
İki adet daha küçük sarı at nalı (çizim ya da baskı olabilir)
İki adet sarı lira (çizim ya da baskı olabilir)
Bir adet sevdiğin takı
Ritüelin Yapılışı:
Gündüzden ritüel malzemelerini hazırlıyoruz (küçük at nallarından biri aşağı biri yukarı bakıyor ona dikkat edin lütfen). Ve akşam dokuzda sarı mumu yakarak ritüeli başlatıyoruz.
Aşağı doğru bakan at nalının yanında kalan boşluğa kurtulmak istediğimiz olumsuzlukları, düşüncüleri, olayları yazıyoruz. Ve bir altlık alıp sarı mumun alevinden yararlanıp olumsuzlukları yazdığımız kağıdı yakıyoruz. Yakarken de “tüm olumsuzluklar yandı bitti kül oldu, oh be” diyoruz.
Yeşil kalemi elimize alıp büyük at nalı ve yoncanın olduğu kağıda “iki sıfır, sıfır iki, iki sıfır iki sıfır kapısını açıyorum” diyerek tarihi yazıyoruz.
Şimdi sıra dileklerimizi yazmaya geldi. Yukarı doğru bakan at nalının kenarında kalan boşluklara da dileklerimizi yazıyoruz ve kağıdı suya bırakıyoruz. Altın liraları da suya bırakıyoruz.
Sevdiğimiz takıyı sol elimize alıp şu sözleri söylüyoruz “iki sıfır, sıfır iki, iki sıfır iki sıfır enerji kapısını açıyorum, yayıyorum, güçlendiriyorum. At nalı şans ve bereketin sembolüdür. Bu sembol ve sayı enerji frekansıyla hayatıma şansı, bolluğu, bereketi ve dileklerimin olmasını davet ediyorum. Şimdi ve burada oldu oldu oldu”. Sonra da takıyı suya bırakıyoruz.
Ritüeli bitirince sarı mumu söndürüyoruz ve bir sonraki ritüelde kullanmak üzere saklıyoruz.
Ertesi gün istediğimiz bir zaman sudaki takıyı sudan çıkarıp takıyoruz ve üç gün boyunca çıkarmıyoruz. Takıya başkası dokunur ya da takı düşerse, koparsa ritüeli tekrarlıyoruz.
Suyun içindeki dilek kağıdını ve altın liraları toprağa gömüyoruz. Üstüne suyu döküyor ve bir avuç toprağı da serpiyoruz.
Yeşil kartonu, büyük at nalını ve dört yapraklı yoncayı daha sonra kullanmak üzere saklıyoruz.
Takıyı da istediğimiz zaman tekrar kullanıyoruz.
Şifa olsun,
Anette İnselberg