DOĞUM GÜNÜ RENGİNİN SENİN HAKKINDA SÖYLEDİKLERİNİ AÇIKLIYORUZ…

ANETTE İNSELBERG DOĞUM GÜNÜ RENGİ
OCAK AYININ RENGİ KARAMEL:

Mantıklı ve ayakları yere basanların rengi olan Karamel, kararlılığı ve doğruluğu temsil eder. Karamel rengin içindeki tonlar doğadan gelmektedir. Bu tonların yansımaları sonucunda ise toprak gibi verimli, dağlar gibi dimdik durabilen, ağaçlar gibi kendine yetebilen bir insansın. Bu arada bir de dip not düşelim: Dünyevi hırsları kontrol altına alabilmeyi en iyi başaranlar Ocak ayında doğanlardır.

ŞUBAT AYININ RENGİ LİLA:

Neşeli ve üretken insanların rengi olan Lila, dinginlik ve mutluluğu temsil eder. Lila, derin düşüncelere dalarak insanlarla empati kurabilmemize ve aynı zamanda derin dostluklar edinebilmemize yardımcı olur. Şubat ayında doğan insanlar genelde çok sıkı dostlara sahip olan ama kendi kendine de yetebilen insanlardır.

MART AYININ RENGİ MİNT YEŞİLİ:

Hayalperestler ve mucitlerin rengi olan Mint Yeşili, kelimelerle anlatılması zor olan dünyalar arasında kolayca bağlantı kurabilen insanların rengidir. Keskin zekan ve güçlü hayal kurabilme yeteneğin sayesinde senin için hayatta aşılamayacak çok fazla engel yok. İnsanlarda güven duygusu oluşturmandan dolayı da çevrendekiler tarafından sevilen bir karaktersin.

NİSAN AYININ RENGİ KIRMIZI:

Azimli ve enerjik olan bu renk; tutku, güç ve cesareti temsil eder. Bahar demek, bolluk ve bereketin çoğaldığı dönem demektir. Bu yüzden, bu dönemde doğan kişiler, her baharda hayatlarında yeni gelişmelerin olduğunu gözlemleyebilirler. Bu da yeni başlangıçların ve harekete geçmenin tam zamanı demektir!

MAYIS AYININ RENGİ KOYU YEŞİL:

Bu renk, tüm renklerin arasında en iyileştirici ve dinlendirici etkiye sahip olandır. Koyu yeşil kalbe hitap eder ve kişinin manevi değerler ile iletişimini kolaylaştırır. Kış ayından sonra doğanın yenilenerek koyu yeşil renge bürünmesi ve güzelliğiyle bizi mutlu etmesi, tam da Mayıs ayına denk gelir. Bu renk, bu ayda doğan kişilerin karakteristik özelliklerine dinginlik ve güvenilirlik olarak yansımıştır.
Çevrendekilerin neden sana bu kadar çok güvendiklerini şimdi daha iyi anlamış olmalısın.

HAZİRAN AYININ RENGİ SARI:

Enerji veren ve harekete geçiren bu renk, kendisi gibi enerjik ve hayat dolu insanların rengidir. Sarı renk sayesinde zihinsel aktiviteler yoğunlaşır, enerji seviyesi yükselir ve üretkenlik artar. Bu renge sahip olduğun için kendini şanslı kabul etmelisin

TEMMUZ AYININ RENGİ MERCAN:

Nazik ve yatıştırıcı. Mercan rengi, sevgi ve merhamete önem verenlerin rengidir.Bu renkte olan insanlar değişime açık ve zeki insanlardır. Çevrelerindeki insanlara gösterdikleri sonsuz merhamet ve dingin karakterleri sayesinde her ortamın en popüleri onlardır.
Bu kadar çok özelliği bir bünyede barındırabildiğin için seni tebrik ediyoruz!

AĞUSTOS AYININ RENGİ TURUNCU:

Bu renk, güç ve harikalıkların rengidir! Güneşin Ağustos ayı boyunca dünya üzerinde kuvvetli etkilerinin hissedilmesinden dolayı, bu ayda doğan kişiler; güçlü ve heyecanlı karakterlere sahiptirler. Her zaman en sağlıklı kararı alamasalar da, aldıkları kararların arkasında durmayı bilirler. Çevresindekilere ilham veren, farklı konularda orijinal fikirler üreten kişiler genelde Ağustos ayında doğanlardır

EYLÜL AYININ RENGİ GECE MAVİSİ:

Bu renk, güzellik, saflık ve bilgelik rengidir.Bu renkte olan kişiler, çevresindeki insanlarla çok rahat iletişime geçebilir ve herkesin güvenini kolayca elde edebilirler.Sakinliğin ve mutlu ruh halin herkesin dikkatini çekiyor! Artistik yanının da kuvvetli olması seni herkesin ilgi odağı yapıyor. Ne diyelim… Herkes senin kadar şanslı değil!

EKİM AYININ RENGİ GÖK MAVİSİ
Gök mavisi, aşk, güzellik ve dengeyi temsil eder. Bu renkte olan kişiler, iç huzuruna önem veren, aşka inanan ve hayatlarının her alanında denge sağlamaya çalışan insanlardır. Bu ay, fiziksel görünümünüzde veya etrafınızda yapmak istediğiniz değişiklikler için ideal bir aydır. Bu ay boyunca havadaki pozitif atmosferden faydalanmanızı tavsiye ederiz!

KASIM AYININ RENGİ BORDO

Bu renk, içtenlik, tutku ve kalp gözünü temsil eder.Bu ayda doğan insanlar, sıradanın ötesine geçebilir ve çoğu zaman başkalarının aklından geçenleri doğru bir şekilde tahmin edebilirler. Algılama yeteneklerinin ve içgüdüsel yaklaşımlarının çok gelişmiş olmasından dolayı onlar için çevrelerinde olup bitenleri anlamak çok kolaydır. Sadece odaklanmaları yeterli!

ARALIK AYININ RENGİ TURKUAZ:

Bu renk, bilgelik, hakikat ve vizyonu temsil eder. Bu ayda doğanlar, öğrenmeyi seven, vizyon sahibi ve her ne olursa olsun gerçeğin peşini bırakmayan kişilerdir. Turkuaz renk, derin düşüncelere dalmak ve farklı bakış açıları geliştirebilmek için en ideal renktir.
Spiritüeller

RESİMDE GÖRDÜĞÜN İLK ŞEY SANA GELECEĞİN HAKKINDA BİLGİLER VERİYOR

anette inselberg gelecek test

 

Resimde ilk olarak “İKİ AŞIK” Gördüysen:
Uzun,mutlu,sağlıklı bir ömür geçireceksindemektir. Doğuştan sahip olduğun cesaret sayesinde,her kapıyı kolaylıkla açabileceksin.Hayalini kurduğun herşeye,yakın zamanda ulaşacaksın. Allah karşına iyi insanlar çıkaracak.Geleceğine baktığımızda uzun, mutlu ve sağlıklı bir ömür görüyoruz. Hayat bu, elbette ki bazı zorluklar olacak. Ancak mantıklı karakterin ve temiz kalbin sayesinde üstesinden gelemeyeceğin hiçbir şey yok. Sen yeter ki bir şeyi isteme, er ya da geç onu elde edersin! Bugüne kadar hep kendi ayaklarının üstünde durdun, bundan sonra da hep öyle olacak! Yüreğin öyle sevgi dolu ki, bu sevgi her yere taşıyor. Hayatına dokunduğun herkes, seninle mutlu oluyor!

Resimde İlk Olarak “KAFATASI” Gördüysen:
Doğuştan sahip olduğun temiz yüreğin sayesinde, her kapıyı kolaylıkla açabilirsin.Geleceğine baktığımızda uzun, mutlu ve sağlıklı bir ömür görüyoruz. Atalarımız der ki: “İyilik yap, denize at”. Sen de bugüne kadar hep öyle yaptın. Ancak unutma ki, hiçbir iyilik karşılıksız kalmaz. Çok yakın zamanda, yapmış olduğun tüm iyiliklerin karşılığını alacaksın. Bugüne kadar her zaman, seni seven insanların sevgisine tutunarak yaşadın. İşte bu yüzden de hem çok sevildin, hem de çok sevdin. Ancak bu iyi huylu karakterin sadece yakın çevren tarafından değil, tüm Türkiye tarafından bilinecek ve Türkiye’nin en sevilen insanlarından biri olacaksın!

Resimde İlk Olarak “AY” Gördüysen:
Sen çok çalışkan ve azimli bir insansın! Doğuştan sahip olduğun cesaretin, çalışma azmin, dürüstlüğün sayesinde çok yakında Türkiye’nin en zengin insanlarından biri olacaksın!Geleceğine baktığımızda uzun, mutlu, sağlıklı ve zengin bir ömür görüyoruz. Hayat, bazen karşımıza zorluklar çıkarmıyor değil… Ancak sen öyle güçlü bir insansın ki, mücadeleyi asla elden bırakmıyorsun. Sana bir şey diyelim mi? Yüzdün yüzdün kuyruğuna geldin artık… Gönlünü ferah tut, çünkü çok yakında hayatındaki değişime sen bile şaşıracaksın! Emeklerinin karşılığını birer birer alacaksın. Hakkında hayırlısı olsun güzel insan… Sen bu başarılı hayatını hak etmiştin zaten!

KAYNAK: SSpiritüeller

KASIM YENİ AYINDA GİTTİĞİNİZ HER YERDE SULTANLAR GİBİ KARŞILANMA RİTÜELİ

anette inselberg ritüel sulyan dilekler

Yeni Ay Ritüeli Malzemeleri
Pembe karton
Bir bardak su
Sevdiğiniz bir kolye
Çörek otu
Lavanta
Pembe çiçekler (bulamazsanız kağıda çizip boyarsınız)
Yeni ay Ritüelinin Yapılışı
Gün içinde uygun bir zamanda ritüel alanını oluşturuyorsunuz. Ritüel alanını oluşturmak için adımlar şöyle:
Adım 1) Pembe kartonun ortasına bir bardak su ve içine sevdiğiniz kolyeyi koyuyorsunuz.
Adım 2) Fotoğrafta görüldüğü gibi çörek otlarını yuvarlak yaparak kartonun üzerine serpiyorsunuz
Adım 3) Çörek otlarının üzerine lavantaları serpiyorsunuz
Adım 4) Pembe çiçekleri çörek otları ve lavantaların üzerine koyuyorsunuz ve üç tane pembe çiçekle yuvarlağı bitiriyorsunuz.
Adım 5) Akşam 19.00-22.00 arası en sevdiğiniz kolyeyi iki avucunuzun içine alıp şu sözleri söylüyorsunuz: ‘’Seni taktığım sürece kasım ayı içinde her gittiğim yerde sultanlar gibi karşılanacağımı, bana şans, bolluk ve bereket getireceğini biliyor ve sana teşekkür ediyorum’’ diyor ve takımızı bardaktaki suya geri bırakıyoruz.
Adım 6) Akşam 19.00-22.00 arası yuvarlağın en sonundaki üç pembe çiçeği avuçlarınızın arasına alıyorsunuz ve şözleri söylüyorsunuz ‘’Allahın izniyle sırasıyla üç dilek diliyorum (dileklerinizi dileyin) ve olması için üç gün içinde ya toprağa gömeceğim ya da denize savuracağım bütünün ve benim en yüksek hayrıma dileklerim kabul oldu, kabul oldu, kabul oldu’’
Adım 7) Üç gün içinde takınızı takın ve kasım sonuna kadar hiç çıkarmayın. Takınızı takarken ‘bundan sonra her gittiğim yerde sultanlar gibi karşılanıyorum’ deyin.
Adım 8) Üç gün içinde tüm malzemeleri ya toprağa gömün ya da denize savurun. Dileklerinizi temsil eden üç çiçeği gömer ya da savururken ‘dileklerim çoktan kabul oldu, dileklerim çoktan kabul oldu, dileklerim çoktan kabul oldu’ deyin.
Bu ritüeli 07-17 kasım tarihleri arasında yapabilirsiniz.
Şifa olsun
Anette İnselberg

Acele karar vermeyin. Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının.

anette inselberg çin düşünürü lao tzu acele karar vermeyin

Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara büyük bir servet teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. “Bu at, sadece bir at değil benim için; bir dost. insan dostunu satar mı?” demiş. Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: “Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın” demişler.
İhtiyar: “Karar vermek için acele etmeyin” demiş. “Sadece at kayıp” deyin, “Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.”
Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler. Aradan 15 gün geçmiş ve at bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp ithiyara gidip özür dilemişler. “Babalık” demişler, “Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var.”
“Karar vermek için gene acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar. “Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz.”
Köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler ancak içlerinden “Bu ihtiyar sahiden saf” diye geçirmişler. Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini sağlayan oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara. “Bir kez daha haklı çıktın” demişler. “Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın” demişler. İhtiyar “Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz” diye cevap vermiş.
“O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağını asla bilemezsiniz”
Birkaç hafta sonra düşmanlar hanedanlığa çok büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere gönderme emrini vermiş. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş.
Köylüler, gene ihtiyara gelmişler. “Gene haklı olduğun kanıtlandı” demişler. “Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması,
talihsizlik değil, şansmış meğer…”
“Siz erken karar vermeye devam edin” demiş, ihtiyar. “Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin
şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor.”
Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış:
“Acele karar vermeyin. Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl, insanı daima karara zorlar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.”
Lao Tzu

Bu 28 cümleyi Sesli Olarak Kendinize Söyleyin. Harika Olacaksınız.

anette inselberg kendimi müthiş hissediyorum

 

Negatif hissediyorsanız bu 28 cümle bilinçaltınızı anında uyandıracaktır. Huzurlu ve iyi hissedeceksiniz. Bu basit cümleleri sesli bir şekilde sonuna kadar okuyun ve içinizdeki pozitifi uyandırın.

Buradaki bazı cümleler egoyla ilgilidir. Bazıları ruhsal enerjiniz ve çakralarınızı yükseltmek için seçilmiştir. Genel olarak ise bilinçaltınıza ulaşacak cümlelerdir. Siz cümledeki gücü hissederek söyleyin. Sonuna kadar okuyun. Her gün bu cümleleri bir kere okumayı ihmal etmeyin.

1 > Kendimi müthiş hissediyorum.

2 > Ben muhteşem biriyim.

3 > Kararlarım kesinlikle, tam olarak doğru.

4 > Kaderimi yaşıyor ve yaşamımı şekillendiriyorum.

5 > Akıştayım, zihnim zamanın akışına kendini bırakıyor.

6 > Şimdiye odaklanıyorum ruhum ve zihnim şimdide buluşuyor.

7 > Ben çok iyi bir insanım ve sevgi ile harika hissediyorum

8 > Her şey yolunda; Her şey istediğim gibi oluşuyor.

9 > Yaşamımda harika şeylere yer açılıyorum ve kötü şeyler hayatımdan çıkıyor.

10 > Ben güzel ve sevgi dolu bir canlıyım.

11 > Korkularım değil Hayallerim ve en güzel dileklerim gerçekleşiyor.

12 > Öfkem ve kaygılarım sessizce bedenimden ve zihnimden uzaklaşıyor.

13 > Ruhum çok huzurlu.

14 > Korunuyorum. İyi ve güzel her şey tarafından tam bir koruma altındayım.

15 > Bugün tam şu anda tepe noktamdan kuyruk sokumuma kadar tüm pozitif enerji ruhuma giriyor.

16 > Kırılmış olan her iyi şey tekrar birleşiyor ve daha güçleniyor.

17 > Hayatı ve yaşamı çok seviyorum.

18 > Kendimi seviyorum ve saygı duyuyorum

19 > İçimdeki yüce güç harekete geçiyor ve her şeyi pozitife dönüştürüyor.

20 > Ben ruhsal enerjimi yükseltiyor ve bedensel sağlığımı arttırıyorum

21 > Bedenim ve Aklım ruhumun pozitif enerjisi ile parlıyor ve yükseliyor.

22 > Ben iyilik dolu pozitif bir insanım

23 > Ben sevgiyim ve sevgi enerjisi ile tüm hayatım iyileşiyor ve güçleniyor.

24 > Şimdi şu anda tam olarak tüm anılarımı kabul ediyor ve onları sevgiyle özgür bırakıyorum

25 > Yaşadığım her anı kabulleniyorum.

26 > Ben tüm negatif düşüncelerden ve anılardan bağımsızım ve onların üstündeyim.

27 > Ben bugün kendimi affediyorum.

28 > En derin olan güç iyileşiyor zenginleniyor ve sevgi mutluluk ve uzun yaşam huzur farkındalık ve tüm güçlü enerjiler ve yaşamın akışıyla taçlandırılıyor.

Kaynak:bilgierdemdir

Ağrılarınıza Son Verecek Uyuma Teknikleri

anette inselberg uyuma pozisyonları

Ömrümüzün neredeyse yarısını uyuyarak geçiriyoruz.. Hatalı uyku biçimimiz genellikle sağlık sorunlarımızın nedeni olabiliyor ve sağlığımızı son derece olumsuz etkiliyor.
Drsağlık ekibi olarak sağlık sorunlarını belirlemek için nasıl uyumamız gerektiği konusunda uzmanların önerilerini bir araya getirdik.

1)Omuz ağrısı

En iyi uyku duruşu sırt üstü yatmaktır. Başınızın altına ince bir yastık koyun (ortopedik bir yastık sizin için en iyisi olacaktır). Başka bir yastık alın, mideniz üzerine koyun ve sarın. Omuzlarınız şimdi daha doğru ve kararlı durumda olacak.
Sırt üstü uyumayı sevmiyorsanız, yan yatmayı deneyin. Bacaklarınızı hafifçe göğsünüze doğru çekin ve dizlerinizin arasına bir yastık yerleştirin. Omuzun doğal duruşundan uzak olduğu için elinizin başınızın altında kalması önerilmez.

2)Sırt ağrısı

Sırt ağrınız varsa, omurganızın normal şeklini korumak çok önemlidir. Yatağınız aşırı yumuşaksa, şimdi yeni bir yatak almanın zamanı gelmiş olabilir.
Sırt üstü yatmak muhtemelen sizin için en iyi şekil olacaktır. Doğal omurilik eğrilerini düzeltmeye yardımcı olmak ve tendonlarındaki gerginliği azaltmak için dizlerinizin altına bir yastık yerleştirin. Ek destek için sırtınızın altına küçük bir havlu da deneyebilirsiniz.

Eğer yan şekilde uyumak isterseniz fetus (cenin) pozisyonunu almak en iyisidir.
Sırtınızı doğal olarak kemerli tutarak bacaklarınızı hafifçe göğsünüze doğru çekin. Dizlerinizin arasına küçük bir yastık koyun. Bu, belinizi alt sırttan çıkarmanıza yardımcı olabilir.

3)Boyun ağrısı

Sırt ağrısı gibi, uyurken boynunuzun desteklenmesi gerekiyor.
Genelde başınızın altında bir yastıkla sırt üstü yatma ve her kolun altında bir yastık en iyi seçenektir. Boyun sorunları olan insanlar yastıklarını çok dikkatli seçmeli ve ortopedik veya yuvarlak yastıkları tercih etmek en iyisidir.

Yan yatmayı tercih ederseniz yastığınızın fazla yüksek olmadığından emin olun. Çok fazla kalın olmamasına dikkat edin. İdeal olarak, boynunuzun doğru konumda kalmasına yardımcı olmak için yastığınızın yüksekliği bir omzun genişliğiyle eşleşmelidir. Uyurken, bulabileceğiniz en ince yastığı kullanın. Kafanın bir tarafa çevrilmesi boynu zorlayacak şekilde ise hiç uyumamak daha iyi.

4)Uykuya geç dalmak

Telefonları ve bilgisayarları yatmadan önce bırakmak zor olabilir, ancak bırakmalısınız. Uykuya dalmakta sorun yaşıyorsanız bırakmanız gerçekten yardımcı olur. Ekranlardan gelen ışık, uyku-uyanıklık döngülerini etkiler.
Kafein – kahve, enerji içecekleri, soda, siyah çay, çikolata’dan yatmadan en az 6 saat önce bunlardan uzak durun.

Sabah veya öğleden sonra egzersiz yapın. Bu, tüm vücudunuzun hareket içinde olmasını sağlar, kan dolaşımınızı geliştirir ve daha hızlı uykuya dalmanıza yardımcı olur.

5)Deliksiz Bir Uyku İçin

Sık sık gecenin ortasında uyanıyorsanız, uyku moduna geçmeden önce cihazlarınızı kullanmayı bırakmayın, aynı zamanda yatmadan önce alkolden kaçınmalısınız. Alkol, vücudunuzdaki su dengesini bozar ve uyku döngüsünü etkiler.
Ayrıca, odanızın sıcaklığını kontrol edin. İdeal uyku sıcaklığı 20-22 ° С’dir.
Tek Bir Alarm Kurun

Herkes bu sorundan muzdarip gibi görünüyor, ancak çözülmesi çok kolay. Alarmınızı her gün aynı saatte (hatta hafta sonları) ayarlayın. Erken uyanmak isterseniz, akşamın erken saatlerinde uyumanız gerekir. Bu değişmez bir gerçektir.

6)Horlama

Eğer horlamaya meyilli iseniz, sırt üstü yatmadan kaçının. Bu pozisyonda, boğaz dokuları sarkar ve diliniz geriye doğru boğazınıza düşerek hava yolunu daraltır.
Yastığınızı dikkatle seçin. Aşırı yumuşak yastıklar başınızın arkaya eğilmesine ve horlamanın artmasına neden olabilir. Dilinizin nefes borunuza düşmesini önlemek için ekstra bir yastık kullanın veya yatağınızın başını birkaç santim yukarı kaldırın.

Özel egzersizler yapın. Dil ve boğazdaki kasların egzersizleri onları güçlendirmeye ve horlamayı azaltmaya yardımcı olabilir.

7)Bacak ağrısı

Bacak krampları genellikle ayak spazmlarıdır veya sıkışmalardan meydana gelmektedir. Yaşa bakılmaksızın insanların neredeyse % 80’i bu sorundan muzdariptir. Gece bacak krampları, çoğunlukla bazı hastalıklardan, sinir hasarı veya vitamin eksikliği ile ilgilidir. Bu durumu çok sık yaşarsanız, doktorunuzla konuşun.
Bacak kramplarını durdurmanın iyi bir yolu, baldır kasını germek ve güçlendirmektir.
Yatmadan önce yoga yapmayı veya bacaklarınıza masaj yapmayı deneyebilirsiniz. Unutmayın ki iyi sonuçlar elde etmek isterseniz, düzenli egzersiz yapmalısınız.
Diğer sorunlar

Uyku bozukluklarına, yorgunluk ve rahatsızlık verici ayakkabılardan sindirim sistemi veya sinir sistemi sorunlarına kadar pek çok faktör neden olabilir. Sorunun nedenini yalnızca bir doktor belirleyebilir ve tedavi tavsiyelerinde bulunabilir.

Kaynak: drsaglık.net

Güzel ruhlar her zaman birbirini tanır

anette inselberg penguen güzel ruhlar
Ara ara aklıma gelir penguenle yaşlı adamın hikayesi. Sizlere de hatırlatmak istedim Güzel ruhlar her zaman birbirini tanır. Türler arası iletişim her zaman vardı ve hep olacak

Arjantinli Joao 2011’de kayalıkların üzerinde ölmek üzereyken bulduğu pengueni kurtarmış ve iyileşene kadar onunla ilgilenmiş. Onu balıkla özel olarak beslemiş ve Dindim adını vermiş.
Bir haftanın ardından onu tekrar denize götürdüğünde ise Dindim gitmeyi reddetmiş. 11 ay boyunca beraber yaşamışlar. Sonra Joao bir sabah uyandığında Dindim’in gittiğini farketmiş.
Gelgelelim ayrılıkları çok uzun sürmemiş, çünkü Dindim birkaç aya kalmadan geri dönmüş! Bir güney amerika pengueni olan Dindim, tüy dökme döneminin ardından yaşadığı yöre olan Patangonya’ya dönmüş, ama Joao’yu ziyaret etmek için geri gelmiş.
Bu eylemi küçümsemeyin, çünkü bu iki bölge arasındaki mesafeyi katetmek için neredeyse 8000 kilometre boyunca yüzmeniz gerekiyor!
O zamandan bu yana, Dindim yılın sekiz ayını Joao ile geçirip, kalan dönemde memleketine dönüyor ve orada zaman geçiriyor.
Dindim’in sadakati hayranlık verici. Zira her yıl gelmiş. Beş yıl boyunca… Joao da hislerini şöyle özetlemiş: “Onu evladım gibi seviyorum ve inanıyorum ki o da beni seviyor. Benden başka kimsenin ona dokunmasına izin vermiyor, ısırıyor. Ama benim kucağıma yatıyor ve onu elime almama müsaade ediyor. İlk gittiğinde çevremdekiler geri dönmeyeceğini söyledi ama o her yıl benim için geri döndü. Haziran gibi geliyor ve Şubat’ta evine dönüyor. Her sene aramızdaki bağ daha da kuvvetleniyor.”
Sevgi ve vefanın anlamını bir kez daha kavramızı sağlayan bu vaka için Joao ve Dindim’e teşekkür ediyoruz!
Kaynak: Onedio

Kendinizi başkalarına kanıtlamak için ne kadar az çaba harcarsanız, içinizde huzur bulmanız o kadar daha kolay olur.

anette inselberg akışa bırak

 

Alçakgönüllülük ve iç huzuru birbirlerinden ayrılmaz bir bütündür . Kendinizi başkalarına kanıtlamak için ne kadar az çaba harcarsanız, içinizde huzur bulmanız o kadar daha kolay olur.
Kendini kanıtlama çabası tehlikeli bir tuzaktır . Sürekli kendi başarılarınızı göstermek, böbürlenmek ve ne kadar değerli bir insan olduğunuza başkalarını inandırmak için muazzam bir enerji harcamak gerekir. Oysa, insan böbürlendiği zaman başarısının veya gurur duyduğu bir şeyin yaratacağı olumlu duyguları sulandırmış olur.
Oysa, ilginçtir; insan takdir görmeye ne kadar az düşkün olursa, o oranda daha çok beğeni toplar.Sessiz bir özgüven sahibi olup,kendilerini her an haklı ve iyi gösterme kaygısı duymayan, kimsenin başarısını çalmaya kalkmayan insanlara da,herkes hayranlık duyar.Övünme gereği duymayan, ortaya egosunu değil,yüreğini koyan bir insanı, herkes çok sever.
Gerçek tevâzu pratik yaparak geliştirilebilir.Bu çok güzel bir şeydir,çünkü karşılığı sakin bir huzur duygusuyla hemen gelir.Bir daha karşınıza böbürlenme fırsatı çıktığında, bu dürtüye karşı direnin

RESET DÜĞMESİNE BASIN

anette inselberg bugün reset düğmesine basın

Eğer oturup neden burada olduğunu merak ediyorsan, varoluşunun amacını sorguluyorsan,o zaman sadece dışarı çık ve gökyüzündeki bulutları izle. Bu dünyanın, bu evrenin çokluğuna dikkat et. Farklı bir ülkede, farklı kıtada, farklı kültürlere, farklı dillere, farklı dinlere veya inançlara sahip olabilsek de, hepimiz aynı gökyüzünün altında duruyoruz.

Git bir akış bul ve suyun parmaklarınızın arasından geçmesine izin verin. Suyun nezaketini hissedin, ama onun nezaketsizliğini de hissedin, durdurulamayan ve yolunda herhangi bir şeyi aşağıya çekebilen güçlü bir güç olduğunu anlayın.

Bir kasırganın güçlü kuvvetine bir yaz esintisinin yumuşaklığına,yağmurun yağışına bakın. Doğanın güzelliği ve gücü her gün bize kendini gösterir. Bu yaratılıştır ve yumuşak nazik varoluş olabilir ya da gitmek istediğiniz yönde hayatınızı sürebilirim kuvveti olabilir bu doğanın bir parçasıdır.

Mevcut insan deneyiminizin amacı için, çok özel bir amaç için gelmiş olabilirsiniz, ancak temel nedenimiz aynıdır. Tüm yaratımla bir bağlantı kurup,bilgi edinip, insan olmanın tüm yönlerini deneyimleyip,Evrenin genişlemesi için öğrendiğimiz tüm dersleri üstlenmek üzere buradayız. Bu Dünya’nın maneviyatını ilerletmek ve onun üzerindeki tüm canlıların varlığı için daha iyi bir yer olmasını sağlamak için, sevgi vermek ve yaşamın ihtişamını deneyimlemek üzere bir amaç için gönderildik.

Bununla birlikte, yaratılışımızda özgür irade, seçimler yapma ve sadece içgüdülere tepki verme yeteneği, bize dünya üzerindeki diğer canlılardan ayrılmak için verildi. Bazen kendimize beklediğimiz hayatı yaşayabilmemiz için bize verilmiş olanı tanımakta başarısız oluyoruz.

Hayatınızdaki mutluluk ve sevinç eksikliği nedeniyle, sefalet içinde yaşamak zorunda değilsiniz, bunu değiştirmek için özgür iradeye sahipsiniz ve ihtiyacınız olan tek şey cesarettir.

Hayatınız mutlu değilse ya da olmak istemediğiniz bir yerde ya da içinizle uyum içinde olmayan bir hayat yaşıyorsanız, o zaman sıfırlama düğmesine basma zamanı geldi.

Şu an düşündüğünüz düşüncelerden dolayı nerede olduğunuzu ve olumsuz düşünceleriniz varsa, olumlu bir sonuç veya hayata sahip olmayı bekleyemeyeceğinizi unutmayın.

Başka birinin ayağa kalkmasına yardım etmek için elinizi uzattığınızda, sadece onlara yardım etmiyorsunuz, burada olmanın manevi amacını yerine getiriyorsunuz, diğer insan için sevgi ve şefkat dolu olduğunuzu gösteriyorsunuz.

Düşüncelerinizi sıfırlamanın yanı sıra, Ego’nun varlığından haberdar olun, yaşam zenginliklerinin sahip olduğunuz mülklere veya sahip olduğunuz pozisyonlara bağımlı olmadığını anlayın. Varlığımızın zenginliği, verebileceğimiz sevginin miktarına veya şefkat ve cömertliğimize dokunabildiğimiz ya da ihtiyaç duyan kişilere bencil olmayan hizmet yoluyla karşılanabilir. Evet, Dünya enerjisi parayla değiş tokuş edilir ve hepimizin alması gereken belirli bir miktara ihtiyacımız var, ama paranızı ya da eşyalarınızı itici gücünüzün olmasına izin vermeyin.

Hayatınızda ya yakından ya da sadece sokakta geçen her kişi içte aynıdır ve sadece dış farklılıklar bizi birbirinden ayırır. Hepimiz bir kıvılcımdan ve tek bir hücreden doğarız, büyürüz. Vücudumuz bu büyüme ile değişir ve yaşam deneyimlerimiz boyunca değişiriz, yine de hepimiz bir kaynak , bir başlangıç ve işgal ettiğimiz bu insan vücudu vazgeçtiğinde bile devam edeceğiz, bu yüzden bu insan deneyimini olabildiğince iyi hale getirmek için kendinize borçlusunuz, bu yüzden sıfırlama düğmesine basarsınız ve hayatınızı değiştirmeye başlarsanız.

Eğer bunu okurken, size neşe ve mutluluk (varlığınızın en önemli amacı) getiren bir yerde değilseniz, o zaman bu sıfırlama düğmesine basmanız ve hayatınızın yönünü değiştirmenin zamanıdır.

Kendinize her gün bu cümleleri hatırlatın.

Bugün hayatımın geri kalanının başlangıcı olacak.

Kendime ve insanlığa karşı daha çok sevgi dolu olacağım

Hayatın kendisinin olduğu mucizeyi ve nimeti takdir edeceğim ve bu yeryüzünün güzelliği üzerine yürümeye ve üzerindeki tüm canlıları takdir edeceğim.

Varoluş sebebim hakkında daha olumlu olacağım ve hayatın değişebileceğine ve değişeceğine inanıyorum çünkü kim olduğumu ve daha iyi bir hayata layık olduğumu seviyorum.

Bugün Yeniden Başlat düğmesine basın. Ertelemeyin çünkü sadece siz ve düşünceleriniz olabiliceğinizin en iyisi olmanızı engeller.

Kaynak: spritüeller

O Bardağı Şimdi Bırak…

45302143_1989306064700188_6582762272815316992_n[1]

Elinizde bir bardak su olduğunu hayal edin.

1 dakika tutarsanız bir problem olmaz.

1saat tutarsanız kolunuz hissizleşir ve felç olur.

Bardağın ağırlığı değişmemiştir ama tutukça daha ağır hissedersiniz ve zarar vermeye başlar.

Stres ve endişe de böyledir.

Bir an düşünmek normaldir. Uzun düşününce acı verir. Bütün gün düşünürsen seni felç eder.

O BARDAĞI ŞİMDİ BIRAK!

BİR VEDA MEKTUBU

Gabriel Garcia Marquez Portrait Session

 

Gabriel Garcia Marquez’in ölmeden az önce tüm insanlığa hediye gibi bıraktığı Veda Mektubu internette okunma rekorları kırıyor. İşte o mektup:

Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup, can vererek beni ödüllendirse; aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm. Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim. Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı düşünürdüm.

İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır…

Başkaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim.Başkaları uyurken, uyanık kalmaya gayret ederdim.Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım.

Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir,sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım. Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı, nefretimi buzun üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim.

Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenadlar söylerdim. Gozyaşlarımla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını hissederek, dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek isterdim.

Tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı…

Gün geçmesin ki, karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim. Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ikna ederdim. Ve aşk içinde yaşardım.

Erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. Çünkü insan aşkı bırakınca yaşlanır.

Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine olanak sağlardım.

Yaşlılara ise, ölümün yaşlanma ile değil unutma ile geldiğini öğretirdim. Ey insanlar sizlerden ne kadar da çok şey öğrenmişim. Tüm insanların, mutluluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim.

Yeni doğan küçük bir bebeğin babasının parmağını sıkarken aslında onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkum ettiğini öğrendim.

Sizlerden çok şey öğrendim. Ama bu öğrendiklerim pek işe yaramayacak.

Çünkü hepsini bir çantaya kilitledim.

Mutsuz bir şekilde…

Artık ölebilir miyim?

* Gabriel Garcia Marquez

Her sabah kalktığımda kendime diyorum ki: Bu gün iki seçeneğin var:

anette inselberg yaşamak zamanı

Her sabah kalktığımda kendime diyorum ki:
Bu gün iki seçeneğin var: Ya iyi bir ruh halinde olabilirsin, ya da kötü bir ruh halinde, seçimini yap…
Ben de iyi bir ruh halinde olmayı tercih ediyorum. Kötü bir şey olduğunda, ya kendimi kurban olarak görebilirim ya da bu durumdan bir şey öğrenebilirim.
Ben de bir şey öğrenmeyi tercih ediyorum.
Ne zaman birisi bana derdini anlatsa, onu sadece dinleyebilir, ya da hayatin olumlu taraflarını gösterebilirim.
Ben de ikincisini tercih ediyorum…
Hayat seçeneklerden ibarettir…
Gereksiz ayrıntıları bir kenara bıraktığında her durumun bir seçenek olduğunu görürsün.
Olaylara nasıl tepki vereceğini sen seçersin…
İnsanların senin ruh halini nasıl etkileyeceğini kendin seçersin…
Nasıl bir ruh hali içinde olacağını kendin seçersin…
Hayatını nasıl yaşayacağın da senin seçimine bağlıdır…
Her gün hayatı dolu dolu yaşamak için seçme hakkımız olduğunu ondan öğrendim… Hayata olan tavır ve bakış açımız her şeydir…
Bu nedenle yarın için üzülmeyin, bırakın yarın kendisi için üzülsün…
Her geçen günün kendine yetecek kadar derdi vardır…
Kaldı ki, bugün, dün kaygılandığınız yarındır…
~Spencer Johnson~