Bu ara ne kadar heyecanlıyım anlatamam.

Günaydın cancanlar😘😘😘Bu ara ne kadar heyecanlıyım anlatamam. Yeni kitabımı beğenecek misiniz diye geceleri uyuyamaz oldum. Kitabı o kadar özene bözene yazdım ki anlatamam. Günde on beş saat bilgisayar başından hiç kalkmadığım oldu, annem “nasılsın “diye mesaj atıyordu dört gün sonra “iyiyim” “ya sen” demek aklıma geliyordu😅 Arkadaşlarım arıyor, yürüyüş yapmak istiyorlardı tabi bir iki ay sonra haberleşiriz diyordum. Seminer vermemi isteyen şirketler oluyordu onlara da mart gibi haberleşelim diyordum. Kendimi tamamen bu kitaba ve sizlere adadım. Kendi potansiyelimin en iyisini ortaya çıkarmaya adadım. Çünkü sizler çok değerlisiniz ve her şeyin en iyisini hak ediyorsunuz. O yüzden bu sevgililer gününde sizleri çok seviyorum diye buradan ilan ediyorum. Sizleri çok seviyorum❤️❤️❤️Ve sizler de sevgiyi büyütmek istiyorsanız bu gönderinin altına❤️❤️❤️ simgesi koyun ki sevgi frekansı bizden başlayarak bütüne yayılsın inşAllah😘😘😘

Kendi yaşam yolu renginizi şöyle hesaplayabilirsiniz…

Kendi yaşam yolu renginizi şöyle hesaplayabilirsiniz : 13.02.2021 doğumlu bir kişinin rengini bulmak için 1+3+2+2+0+2+1 = 11= 1+1=2 Yaşam yolu renginiz ile ne kadar uyumlu iseniz hayat size de o kadar cömert ve can olacaktır. Eğer yaşam yolu renginizi sevmediyseniz artık o renkle illa billa çalışmanız önerilir. Hatta şöyle yapabilirsiniz. Diyelim yaşam yolu renginiz turuncu. Açın bir tartela ve sizi en çok rahatsız eden tonu bulun ve o ton ile çalışın. O rengi taşıyın, boya yapın, o renkte birşeyler yiyin, meditasyon yapın. Sizi artık rahatsız etmeyene kadar o rengi kullanın.

1-Kırmızı, 2- Turuncu, 3- Sarı, 4-Yeşil, 5-Mavi, 6-İndigo, 7-Menekşe, 8-Rose/Pembe, 9-Altın

1- Kırmızı: Öncü 2- Turuncu: İmparatoriçe 3- Sarı: Savaşçı 4- Yeşil: Bahçevan 5- Mavi: İletişimci 6- İndigo: Dönüştürücü/Büyücü 7- Menekşe: Kral/Kraliçe 8- Rose: Aşık 9- Altın: Bilge

Kırmızı öncüdür. Hızlı tüketimdir. Bedenseldir. Öncü yeni bilinmeyen şeyler, yerler keşfetmek için eyleme geçer. Yeni çeri gibidir. Gider fetheder ve başka bir alana ihtiyaç duyar. Sürekli aynı yerde olmaktan sıkılır. Baskın kişiliklerdir. Yeni projeler için kırmızı yaşam yolu olan kişilerden destek alabilirsiniz.

Turuncu İmparator/İmparatoriçedir. Bu arkadaşların hayır diyememek gibi bir sorunu vardır. 🙂 Çok zorlanırlar. Ama asıl öğrenmeleri gereken de bir yerde dur, hayır demektir. Arkadaş canlısıdır. Kitleleri bir araya getirmek için ideal kişilerdir. Herkesi kucaklamayı severler. Karar vermek onlar için zordur. Bu onların kararsız kişiliğinden kaynaklanmaz. Onlar herşeyin daha iyisi vardır diye düşündükleri için ya diğeri daha iyiyse, ya başka iyi varsa diye düşündüklerinden karar vermekte zorlanırlar. Beslemeyi severler. Anaçtırlar. Turuncu yaşam yolu olan kişi size birşey öneriyorsa mutlaka dinlemenizi tavsiye ederim. O bütünleyicidir.

Sarı Savaşçıdır. Bu kişiler dünyada görülmek ve eşit kabul edilmek isterler. Güneş gibidirler. Parlarlar, sıcaktırlar ama bazen yakabilirler dikkatli olmak gerekebilir. SOl beyin ağırlıktadır. Eğer yaşam yolu renginiz sarı ise ve spritüel bir iş yapıyorsanız harikasınız. Her iki beyin tarafını da iyi kullanabilirsiniz.

Yeşil Bahçevandır. Bu kişiler özenle planlar, hazırlık yapar ve acele ettirmeye gelemezler. Onlar çünkü herşeyin en doğru zamanı olduğuna inanırlar. Nasıl kıştan sonra ilkbahar gelir de hemen yaza geçemezsek onlar da bu yapıda hareket ederler. Gelenekselcidirler, ailelerine düşkündürler. Onlar artık fazlalıklarını fark eder ve onu bırakmayı bilirler.

Mavi İletişimcidir. Dürüstlüktür mavi. Çok iyi bir iletişim uzmanı olabilir. Yazılı, görsel, çizerek. Bu kişiler gerçekleri için doğruyu söylemek çok önemlidir. Bunlar dürüsttürler. Hem kendileri için adil hem de başkaları için. Gerçek bilgi ve boş bilgi arasındaki farkı bilir böylelikle de kendine fayda eden bilgileri alır gerisini duymaz

İndigo DÖnüştürücüdür. Bu yaşam yoluna sahip olan kişiler tam anlamıyla dönüştürücü olabilirler. Bu kişilerin ne olduğu kim olduğu dışardan bakılınca tam olarak anlaşılmaya bilir. Kimse beni görmüyor veya anlamıyor dedikleri çok olmuştur eminim. Çok güçlü sezgileri vardır. Bu kişiler bir kartalın gözünden bakar gibi olaylara yukarıdan bakar, bağlantıları kurup olayları birleştirebilir. Çok iyi hikaye anlatıcısı olabilirler. Hayal güçleri olağan üstü olabilir. Lider olabilecekler

Menekşe Kral/Kraliçedir. BU kişilerden gerçekten soyluluk yayılır. Gİrdikleri ortamda herşeyin en iyisine elleri otomatik olarak uzanır. Bunlar için bir krallıklarının olması önemlidir çünkü yönetecekleri bir yer olmalıdır. Halkı refah içinde yaşasın isterler. Herkes için adalet isterler. adil olmak isterler. Bolluk ve bereket isterler ve genellikle de o bolluk ve bereketin içinde olurlar. Yalnız dikkatli olmazlar ise çok buyurgan oluabilirler

Rose Aşktır. İlahi, sonsuz aşk. Bu yaşam yolu rengine sahip kişiler herşeyle herkesle bağlantı olmayı severler. Dört kıtada arkadaşları olabilir bu kişilerin. Tek düze olmaktan hoşlanmazlar. Son derece destekleyicidirler. Birini desteklerken geri planda kalmak onları hiç rahatsız etmez çünkü onlar zaten sahnenin tüm ışıklarının kendi üstüne döndüğünü bilirler. Muhteşemdirler yani, canlarım benim minnoşlarım. Bak pembeyi yazarken bile aşka geldim

Gold Bilgedir. Bu kişiler doğal bir öğretmendir aslında. Ayaklı kütüphane gidirler. Birçok konuda bilgileri vardır. Bir yerde durup duruken bilgi akıtan biri varsa o büyük ihtimalle Gold dur. Spritüelliğe çok yatkındırlar. Onlar rehberlik arayan kişilere karşılıksız rehberlik yapmaktan da hoşlanırlar. Onlar parlayan altındır. Bu kişiler turuncu renginin de birçok özelliğini taşırlar.

Alıntıdır

Gerçekten İstiyor Musun?

Cancanlarım size harika bir haberim var… Haftaya yeni kitabım çıkıyor💜💙💜 Duyduk duymadık demeyinnn😘😘😘 Kendimi bir kere daha sizlerin beğenisine sunuyorum. Bizlerden başlayarak bütünün hayrına olsun inşAllah💙💙😘🎉💍🌷💰🚗💃🏻🍀✌️

Anette İnselberg

Posted in Genel. 1 Comment »

Hindistan’da bir müzenin ikinci katında gizli kalmış, büyüleyici bir ahşap heykel:

Hindistan’da bir müzenin ikinci katında gizli kalmış, büyüleyici bir ahşap heykel:Bir adam küstahça göğsünü kabartmış odaya bakıyor, arkasındaki aynada ise başını hafifçe eğmiş mütevazı bir kadın yansıması görülüyor.Bu inanılmaz heykel, yekpare bir ahşabın iki tarafında farklı figürler barındırıyor.Heykelin teatralliği, arkasına bir ayna konduğunda tamamen ortaya çıkıyor ve erkek figürün arkasında bir kadın figürü görünüyor.Kadın, erkek figüre bakmaya cesaret edemiyor ve yere bakıyor. Bu iki zıt karekterlerin ismi Mefistofeles ve Margaretta.İki taraflı heykelin, bu büyüleyici ikilinin Goethe’nin ikonik kitabı Faust’un karakterleridir.1808 yılında yayınlanan Faust, iyi ve kötünün klasik bir savaşıdır.Geniş bıyığı ve şeytani sırıtışıyla heykeldeki erkek figür açıkça Mefistofeles’tir (daha yaygın olarak şeytan diye bilinir). Kanı üzerine bir anlaşma yapan Faust bu anlaşmayı aslında şeytanla yapmıştır.Margaretta olarak da bilinen Gretchen’e aşık olduğunda ise bu anlaşma cinayet ve ebedi lanetlenme gibi çok vahim şeylerle sonuçlanacaktır.Hindistan Haydarabad’daki Salar Jung Müzesi’nde yer alan bu özel heykel, sanatçının hikâyeyi etkili ve adeta yaşatarak aktarabilme yeteneği açısından büyüleyicidir.19. yüzyılda adı bilinmeyen bir Fransız sanatçı tarafından bir Çınar kütüğünden ortaya konmuş bu eserdeki iki figür, Faust’ta da işlendiği gibi insanlığın iki kutuplu doğasının bir sentezidir.Bir tarafta sadece ukala bakışıyla bile korku yaratan kötü Mefistofeles var. Diğer tarafta ise şeytana bakmayı reddeden Gretchen…

@Filiz Kılıçarslan’ın facebook sayfasından alınmıştır…

Annem ve Mahalledeki Komşu Anneler…

“Hindistan’ın Kerala kentinden bir öğrencinin babası eşini tanıştırırken “Karım hiçbir şey yapmıyor; o sadece evde,” dermiş. Çocuk da annesini ev işleri ile ne kadar meşgul olduğunu bilirmiş. O nedenle annesinin meşgul halini resimlemiş. Resmin adını ‘ Annem ve Mahalledeki Komşu Anneler’ koymuş. Okul öğretmeni bu tabloyu görünce hükümet ofisine göndermiş. Resimde evde bedavaya çalışan kadınlar resmedilmiş.

Tablo, Kerala hükümetinin 2020-2021 yılı Cinsiyet Bütçesi belgesinin kapağı olarak seçilmiş.”

E. Baloğlu( BGA Kadınlarımız:Toplum Mimarları Grubu paylaşımıdır.)

Posted in Genel. 1 Comment »

Posted in Genel. 1 Comment »

Senden istediğim şey dünyaya çıkıp hayatın tadını çıkarman.

Photo by Anni Roenkae on Pexels.com

Tanrı şöyle derdi:
Dua etmeyi bırak ve yüreğinle iletişim kur!
Senden istediğim şey dünyaya çıkıp hayatın tadını çıkarman. Senin için yaptığım her şeyin tadını çıkarmanı, şarkı söylemeni, eğlenmeni ve hayatın tadını çıkarmanı istiyorum.
Kendin inşa ettiğin karanlık, soğuk tapınaklara gitmeyi bırak ve benim evimin yüreğin olduğunu söyle! Evim, dağlarda, ormanlarda, nehirlerde, göllerde sahillerde İşte yaşadığım yer ve orada sana olan sevgimi ifade ediyorum. Sefil hayatın için beni suçlamayı bırak, sana hiçbir sorun olmadığını, günahkar olduğunu veya cinselliğinin kötü bir şey olduğunu söylemedim! Seks sana verdiğim bir hediyedir ve sevgini, ecstasyini, neşeni ifade edebileceğin yerdir.. Bu yüzden seni inandırdıkları her şey için beni suçlama. Benimle alakası olmayan sözde kutsal kitapları okumayı bırak. Beni, bir gün doğumunda, bir manzarada, arkadaşlarının bakışında, oğlunun gözlerinde okuyamazsan, beni hiçbir kitapta bulamazsın! Güven bana ve sormayı bırak. Bana işimi nasıl yapacağımı söyleyebilir misin? Benden bu kadar korkmayı bırak. Seni yargılamıyorum, eleştirmiyorum, öfkelenmiyorum, cezalandırmıyor um.
Ben saf sevgiyim. Af dilemeyi bırak, affedilecek bir şey yok. Eğer seni ben yarattıysam… Seni tutkular, kısıtlamalar, zevkler, duygular, ihtiyaçlar, tutarsızlıkların la, yine de özgür iradeyle doldurdum. İçine koyduğum bir şeye cevap verirsen seni nasıl suçlayabilirim? Seni yapan bensem, olduğun gibi olduğun için seni nasıl cezalandırabilir im? Sonsuza kadar kötü davranan tüm çocuklarımı yakmak için bir yer yaratabilir miyim? Nasıl bir Tanrı bunu yapar? Her türlü emri, her türlü yasayı unutun; bunlar sizi manipüle etmek için, kontrol etmek için, sadece sizde suçluluk yaratmak için bulunmuş yöntemlerdir..Akranlarınıza saygı duyun ve kendiniz için istemediğiniz şeyi yapmayın. Tek isteğim hayatınızda dikkat etmeniz, bilinçaltınızın rehberiniz olması. Sevdiğim bu hayat ne bir sınav, ne bir adım, ne bir provokasyon ne de bir cennetin prelüdü değil. Bu hayat burada ve şu anda var olan tek şey ve ihtiyacınız olan şey. Seni kesinlikle özgür bıraktım, ödül yok, ceza yok, günah yok, erdem yok… Kimse işaret taşımıyor, kimse kayıt tutmuyor. Hayatınızda, cennet veya cehennem yaratmakta kesinlikle özgürsünüz.Bu hayattan sonra bir şey varsa söyleyebilirim ama söylemeyeceğim… ama sana bir ipucu verebilirim. Sonrası hiçbir şey yokmuş gibi yaşa… Eğlenmek için, sevmek için, var olmak için tek şansın bu. Yani, hiçbir şey yoksa, sana verdiğim fırsattan zevk almış olacaksın. Ve varsa emin ol ki doğru mu yanlış mı davrandın sormayacağım, Soracağım şey , beğendiniz mi? Eğlendiniz mi? En çok hangisini beğendiniz? Ne öğrendin?…
Bana inanmayı bırak; inanmak varsayımdır, tahmin etmektir, hayal etmektir. Bana inanmanı istemiyorum… Sevgilini öptüğünde, küçük kızına sarıldığında, köpeğini okşadığında, denizde banyo yaptığında beni hissetmeni istiyorum.
Beni övmeyi bırak, sen nasıl bir ego manyak olduğumu sanıyorsun? Övülmekten sıkıldım, teşekkür edilmekten yoruldum. Minnettar mısın? Kendinize, sağlığınıza, ilişkilerinize, dünyaya dikkat ederek bunu kanıtlayın. Keyfini ifade et!… Beni övmenin yolu bu. İşleri karmaşıklaştırmayı bırak ve benim hakkımda öğretilen şeyleri bir muhabbet kuşu olarak tekrarlamaktan vazgeç. Kesin olan tek şey burada olduğun, yaşadığın ve bu dünyanın mucizelerle dolu olduğu. Ne için daha fazla mucizeye ihtiyacın var? Neden bu kadar çok açıklamaya ihtiyacın var?
Beni dışarıda ararsan, beni bulamazsın. Beni içinde bul… Orada senin içinde, kalbin deyim ben.
Spinoza.

Anthony Hopkins’in güçlü sözleri:

′′Seni sevmeye hazır olmayan insanları serbest bırak
Bu hayatında yapacağın en zor şey.
Seni sevmeye hazır olmayanlara sevgini vermeyi bırak.
Değişmek istemeyen insanlarla zor sohbetler yapmayı bırak.
Varlığına önem vermeyen insanlar için görünmeyi bırak.
İçgüdülerinin etrafındaki herkesin iyi dileklerini kazanmak olduğunu biliyorum, ancak aynı zamanda zamanını, enerjini ve akıl sağlığını çalacak dürtüdür…
Hayatında memnuniyet, ilgi bağlılık ortaya çıktığında, herkes senin kadar dürüst olmayacak…
Bu, kim olduğunu değiştirmen gerektiği anlamına gelmez.
Bu seni sevmeye hazır olmayan insanları sevmeyi bırakman anlamına geliyor.
Zamanını harcadığın kişiler tarafından ince bir şekilde dışlanır, ince bir şekilde aşağılanır, unutulur veya kolaylıkla görmezden gelirsen onlara ilgini ve enerjini sunmaya devam ederek kendine iyilik yapmazsın
Gerçek şu ki sen herkes değilsin…
Ve herkes senin için değil.
Bu dünyayı bu kadar özel yapan şey, arkadaşlığına, sevgine, dostluğuna önem veren birkaç kişiyi bulduğun zaman ve gerçek aşkı… bunun ne kadar değerli olduğunu bileceksin…
Çünkü olmayan şeyleri tecrübe ettin…
Ama bunu yapamayan birisinin seni sevmesini sağlamak için ne kadar çok zaman harcarsın?

Bu gezegende milyarlarca insan var ve çoğu seninle kendi seviyelerinde sevgi titreşimleri içindeler…

Ama…
Seni yastık, ikinci plân seçeneği, terapist ve duygusal iyileşme stratejisi olarak kullanan insanların mahremiyetinde ne kadar kısa kalırsan senin için doğru olan bu…

Denemeyi bırakırsan ilişki biter…
Belki mesaj göndermeyi bırakırsan telefonun günlerce ve haftalarca sessiz kalır…
Birini sevmeyi bırakırsan gerçek olmayan aşk eriyebilir…
Bu bir ilişkiyi mahvettiğin anlamına gelmez!
Bu ilişkiyi tutan tek şey sadece sendin ve sadece senin onu tutmak için tuttuğun enerjiydi.

Bu aşk değil.
Bu bağlılıktır.
İstemeyenlere bir şans vermek istemektir!

Hayatındaki en değerli ve en önemli şey enerjindir.
Bu sadece senin zamanın ve sınırlı…
Bu senin enerjin!

Zamanını senin için uygun olmayan insanlarla geçirdiğin zaman neden bu kadar sabırsız olduğunu anlamaya başlarsın.

Hayatın için, kendin için ve tanıdığın herkes için yapabileceğin en önemli şeyin enerjini her şeyden daha vahşi bir şekilde korumak olduğunu fark etmeye başlayacaksın.

Hayatını güvenli bir sığınak yap,
Sadece seninle uyumlu kişilere izin ver…

İnsanları kurtarmak senin sorumluluğun değil.
Onları kurtarılması gerektiğine ikna etmekten sorumlu değilsin.

Her an insanlar için var olmak ve onlara hayatını vermek senin işin değil..

Çünkü eğer kötü hissediyorsan, görevde hissediyorsan, mecbur hissediyorsan onlara verdiğin iyiliği geri vermeyeceklerinden korkuyorsun…

Kaderin sevildiğini fark etmek ve hak ettiğini düşündüğün sevgiyi kabûl etmek.

Gerçek bir dostluğu hak ettiğine karar ver… gerçek bir bağlılık, sağlıklı ve başarılı insanlarla tam sevgi.

Sonra bekle…
Sadece bir süreliğine…
Ve her şeyin ne kadar değiştiğini izle…”

Anthony Hopkins

Ayçiçekleri…

Ayçiçekleri 🌻 güneşin konumuna göre döner, başka bir deyişle “ışığı kovalarlar”. Bunu zaten biliyor olabilirsiniz, ancak muhtemelen bilmediğiniz bir başka gerçek var!

Güneşin tamamen bulutlarla kaplı olduğu bulutlu ve yağmurlu günlerde neler olduğunu hiç merak ettiniz mi?

Bu ilginç bir soru, değil mi?

Belki de ayçiçeklerinin ısındığını veya başını yere doğru çevirdiğini düşünüyorsunuz. Aklından geçen bu mu?

Bu yanlış!

Bu ne oluyor?

* Enerjilerini paylaşmak için birbirlerine doğru dönüyorlar.

Doğanın mükemmelliği şaşırtıcı; Şimdi bu yansıması yaşamlarımıza uygulayalım. Hepimiz bu ışığı isteriz ve farklı şekillerde ararız: ailemizde, arkadaşlarımızda, çalışmamızda vb. Ama her zaman bulutlu günler, kasvetli günler olacak, çünkü onlardan kaçmak yok!

Bu olduğunda, çoğu insan bunalmış, az ruhlu ve en savunmasız olanlar, bazen depresyona giriyor.
Güzel ayçiçeği örneğini izlemeye ne dersiniz 🌻 * Birbirinize destek ve güç vermek. Doğanın bize öğretecek çok şeyi var. *

Herkese bir dileğiyle * “Güneş
çiçek “🌻 * bulutlu ve kasvetli günlerinde birbirlerine dönme özelliği.

* Yayılmış iyilik * .. sana geri dönecek 🍀🌻🌻🌻
Alıntı

Ne içindeyim zamanın,

ahmet-hamdi-tanpinarkimdir-nereli_56188[1]

 

Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare geniş bir anın
Parçalanmaz akışında,
Bir garip rüya rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.
Başım sükûtu öğüten
Uçsuz, bucaksız değirmen;
Içim muradıma ermiş
Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim.
Ahmet Hamdi Tanpınar

Piet Mondrian…


Hollandalı ressam Piet Mondrian, geliştirdiği yeni-plastizm (neo-plasticism) kuramı ile Avrupa’da soyut sanatın öncülerinden olmuştur.
Piet Mondrian, 7 Mart 1872’de Amersfoort’ta doğmuştur. Asıl adı Pieter Cornelis Mondriaan’dır. Sanat eğitimini 1892-1894 arasında Amsterdam Akademisi’nde yapmıştır. 1903 dolaylarında teosofi (bireyle Tanrı ve melekler arasında doğrudan ilişki kurmayı öngören felsefi anlayış) ile ilgilenmeye başladı. 1911 ’de Paris’e gitti. Burada önce simgeci (sembolist), sonra da kübist sanata ilgi duydu. 1914’te ülkesine geri döndü. 1916-1917 yıllarında yeni-plastizm kuramını geliştirdi. van Doesburg ve Anthony van der Leck (1876-1958) ile birlikte De Stijl grubunu kurdu. 1919’da yeniden Paris’e gitti, ancak De Stijl dergisine yolladığı yazılarla gruba katkıları devam etti.

Kırmızı Ağaç (1910)
Denemeleri, Le neo-plasticisme adı ile ilk kez 1920’de Paris’te basıldı. Aynı yapıtın Almanca çevirisi 1924’te Nene Gestaltung adı ile Bauhaus yayınları arasında çıktı. Mondrian o yıllarda, van Doesburg’un öğecilik (elemantarizm) kuramını geliştirmesine tepki göstererek De Stijl’den ayrıldı. 1938’de Londra’ya gitti. II. Dünya Savaşı sırasında atölyesi bombalanınca ABD’ye giderek 1940’ta New York’a yerleşti.
Önceleri manzara resimleri yapan Mondrian, Paris’e gittikten sonra, oradaki Hollandalı ressam Jan Toorop’un etkisiyle çizgiye önem vermeye başlamış ve simgeci nitelikli eserler üretmiştir. Daha sonra, Cezanne’la tanışmasının ve o günlerde Paris’te egemen olan Kübizm’in etkisiyle soyutlamaya yönelmiştir. Şematik bir figüratiften düz çizgilere ve ufak yay biçimlerine geçişi, 1909-1911 arasında yaptığı ağaç resimlerinde izlenir. Bu dönemde kesik çizgileri ve oval biçimleri kullandığı resimler de yapmıştır. Bu gelişim içinde, salt geometrik soyuta varabilmek için, Kübizm’in doğalcı çağrışımlarından uzaklaşarak dörtgenler üstünde yoğunlaşmaya başlamıştır. Beyaz bir zemin üstüne yalnızca temel renkleri kullanarak yaptığı bu düzenlemelerle De Stijl’in temel ilkesi olan yeni-plastizm kuramını geliştirmeye başlamıştır. Ancak beyaz zeminin, bir mekânı çağrıştırdığı düşüncesiyle, resimden üçüncü boyutu tümüyle yok edebilmek için, 1920’lerden başlayarak tuvali yatay ve dikey siyah çizgilerle bölmüş ve bunların arasında kalan dörtgenleri sarı, kırmızı ve mavi ile boyamıştır.

Kaynak: artkolıik

Kırmızı, Sarı ve Mavili Kompozisyon (1929)
Mondrian yeni-plastizm kuramını mistik ve teo-sofist düşünceye dayanarak geliştirmişti. Amacı, yaşamın temelinde yatan, ancak doğada anlatımını bulamayan, denge ve uyumun evrensel ilkelerini dile getirmekti. Doğal biçimleri yatay ve dikey ilişkilerinin değişmeyen öğelerine, doğal renkleri ise temel renklere indirgemekti. Böylece kişisel öğeler, evrensel öğelere dönüştürülebilecekti. 1930’larda kullandığı yatay ve dikey çizgilerin sayısını artırmış, bunları bir kafes örgüsüne dönüştürerek resimlerine birtakım kent adları vermeye başlamıştır. 1940’larda ise siyah rengi kullanmaktan vazgeçerek bu kafes örgüsünü, ufak boyutlu, renkli dörtgenleri birbiri ardına dizerek elde etmiş, böylece çizginin görevini renge yüklemiştir.
Mondrian’ın yapıtları ve kuramsal çalışmaları resimde olduğu kadar mimarlık alanında da etki yapmıştır.
Sanatçı, 1 Şubat 1944’te New York’ta ölmüştür.

Öfkeyi Dönüştür Ritüeli…

101630578_255205929078903_1769194396131000320_n[1]

Venüs 28 Nisan’da en parlak hale gelecek!

5ea6805fadcdeb12c007f30e[1]

 

Venüs 28 Nisan’da en parlak hale gelecek!

Son zamanlarda birbiri ardına yaşanan gök olayları arasında Süper Ay’dan sonra yeni bir olay daha yakın bir zamanda yaşanacak. 28 Nisan Salı günü gökyüzünde Ay’dan sonra en parlak cisim olan Venüs, ışıldayacak ve kendi çapında en parlak haline bürünecek.
Dünya’ya benzerliği ile bilinen ve ikiz gezegen olarak da isimlendirilen Venüs, aynı ay gibi kendine ulaşan Güneş ışınlarını yansıtıyor. Bu sayede Ay’dan sonra en parlak gökcismi konumunda.
Venüs, geçtiğimiz pazar günü 26 Nisan tarihinde Ay’ın yanında görülmeye başladı. Bir süre boyunca Ay ile çok yakın olan ve rahat bir şekilde görülen Venüs yarın yani 28 Nisan tarihinde bugüne kadarki en parlak görüntüsüne kavuşacak.

Venüs 28 Nisan’da Jüpiter’den dokuz kat ve en parlak yıldız olan Sirius’tan ise 20 kat daha parlak olacak. Venüs mayıs ayına kadar en parlak görüntüsünde kalacak.

Kaynak: milliyet