Bir baba, birgün oğluna: ”Her kırdığın insan için şu tahtaya çivi çak demiş”

 

 

Bir baba, birgün oğluna: ”Her kırdığın insan için şu tahtaya çivi çak demiş”

Oğlu, babasının dediğini yapmış. Sonra bakmış ki tahta çivilerle dolmuş taşmış.

Sonra babası ”Şimdi Kırdığın İnsanların Gönlünü al, her aldığın gönül için bir çiviyi sök” demiş.

Çocuk babasının yanına çivileri söküp geri gelmiş ama tahta delik deşikmiş.

Ve baba evladına şöyle demiş, ”İnsan kalbi bu tahta gibidir oğlum, kırdığın kalbi düzeltirsin fakat İzleri hep kalır”

Lakerda’nın hikayesi

 

BALIKCI BEHMUARAS VE LAKERDA

Malaga kıyılarında fakir bir Musevi balıkçı yaşamaktadır.
Adı Behmuaras, Soyadını ise bilmiyoruz.
Şimdiye dek hiç kayıtta da rastlanmadı.
İşte bu balıkçı her gün balığa çıkar, tuttuklarının yarısını satar, diğer
yarısınıda eve, ailesine götürürdü. Üç çocuğu vardı ve en küçükleri en
çok ton balığını severdi.
Balıkçı da onun ton balığı yemesine özellikle dikkat ederdi.
Oysa bu balık her zaman yakalanamazdı, çünkü bunun için çok açılmak
gerekirdi.

1326 yılının bir Şabat (cumartesi ve Museviler için kutsaldır) günü
karısının tüm itirazlarına karşın, çocuğu için ton balığı avlaması
gerektiğini söyleyerek yine balığa çıktı.
Balıkçı o günden itibaren iki ay boyunca hiç ton balığı yakalayamadı.
Bunun üzerine oturdu ve Allah’ına dua etti:
“Allah’ım ne olur çocuğuma ton balığı ver. Beni de affet, Şabat’ta
çalıştığım için.”

Ertesi kutsal Perşembe günü, sefer tora açıldığı gün , yine balığa çıktı.
Bu kez büyük bir ton balığı sürüsüne rast geldi
ve tam 30 balık yakaladı. Ve Allah’ına yine dua etti.

Sonra “Ben” dedi , “bunları satmaktansa tuzlarım ve saklarım”.
Önce balıkları temizledi, kafaları hariç altı eşit parçaya ayırdı.
İliklerini çıkardı, soğuk suda bekletti. Kanını süzdürdü ve tam 25 gün
tuzda sıkıca sakladı. 25 gün sonra tuzdan çıkarılan ve çok sonraları da
Yunan Musevileri tarafından yapılan bu yiyecek “lakerda” idi.

Lakerda ismi İspanyolca kökenlidir ve aslı ” la kerrida” dır;
“istenen/istedikten sonra ” anlamında. Bu öykü Toledo şehrinin
balık halinin duvarlarında asılıdır.

Kuruyemişlerin Faydaları

AY ÇEKİRDEĞİ FAYDALARI

Kolesterolü düşürür.
Damar sertliğini giderir.
kir işçilerinin ve zayıf kalmış çocukların günde 50 gram yemesi tavsiye edilir.
Cinsel arzuyu artırır.
Kalp ve sinir hastalıklarını önler.
İdrar söktürür.
Solunum sistemi rahatsızlıklarında iyileştirici etkilere sahiptir.

KABAK ÇEKİRDEĞİ FAYDALARI

Böbrekleri güçlendirir.
Böbrek, mesane iltihaplarını önler.
İdrar yollarında oluşan hastalıkları giderir.
Bağırsak kurtlarını düşürür.
Birçok prostat ilacının bileşiminde kabak çekirdeği bulunmaktadır.

TUZLU FISTIK FAYDALARI

Cinsel arzuyu artırır.
Zihinsel ve bedensel yorgunluğu alır.
Böbrek ve safrakesesi ağrılarını hafifletir.
Göğsü yumuşatır, öksürük söktürür.
Yalnız olarak yenmeli, portakal, elma, armut gibi meyve veya sebzelerle tüketilmemelidir.

ANTEP FISTIĞI FAYDALARI

Günde 10-12 adet yenilen iç antepfıstığı,vücudun günlük yağ ihtiyacını karşılayabilmektedir.
100 g antepfıstığı vücudun günlük protein,vitamin B1 ve fosfor ihtiyacının %35“ini karşılayabilmektedir.
Kandaki kolesterol seviyesini düşürür. Kroner kalp hastalığının riskini azaltır.
Antepfıstığı şeker hastalığında (Diabete Mellitus)kullanılabilir.
İnce bağırsakta glikoz emilimini azaltır ve kan şekerinin yükselmesini önler.
Antep fıstığı nekahet dönemlerinde de vücudun dostudur. Bir terkip içinde veya tek başına tüketilen fıstık, nekahet dönemin rahat ve kısa sürmesini sağlar, bünyeyi dirençli hale getirir.
Akciğer için iyi bir iltihap temizleyicidir. Göğsü yumuşatır, ağrılarını hafifletir, öksürüğün geçmesine yardımcı olur.

KAJU FISTIK FAYDALARI

Çinko içerdiğinden gribe karşı koruyucu etkisi vardır, bağışıklık sistemini güçlendirir, büyüme ve gelişmeyi olumlu etkiler.
İçerdiği minerallerden magnezyum (276 mg/100 gr) kemik ve sinir dokusunu besler, kasların çalışmasını düzenler, kalp atışlarını düzenler.
Kansızlığın önemli rahatsızlıklara yol açtığı hamile ve çocuklarda D vitamini içeriği ile eksikliği giderir, kemikleri ve bağışıklık sistemini güçlendirir.
Özellikle gebelikte takviyesi gereken demir (6,43 mg/100 gr) mineralini içerir.
İçerdiği selenyum ile vücudu çeşitli hastalıklardan korur,şeker hastalığının gelişimini engeller,kansere karşı direnci arttırır.
İçerisinde bulunan potasyum tansiyon düşürücü özelliğe sahiptir. Kalp yetmezliği, böbrek hastalıkları, hepatit ve siroz tedavisinde olumlu etkiler gösterir.
FINDIK İÇİ FAYDALARI

Cildi güzelleştirir.
Varis tedavisinde faydalıdır.
Enerji verici ve besleyicidir. Cinsel gücü artırır.
Güç ve dikkat gerektiren durumlarda yararlıdır.
Böbrekteki kum ve taşları döker, böbrek rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılır.
Vücutta artık madde bırakmadan protein verir ve vücudun normal çalışmasına, zayıf düşmemesine yardımcı olur.
Gelişme çağındaki çocukların gelişmelerini daha iyi sağlamak için fındık verilmelidir.
Yüksek tansiyondan prostata, kalp şikâyetinden menopoz dönemi sorunlarına kadar birçok rahatsızlıkta fındık vücudu güçlendirici ve sağlığımızı koruyucu bir görev üstlenir.
Yapılan pek çok araştırma, fındığın kolesterolü düşürdüğünü ve kalp krizi riskini azalttığını, içerdiği yüksek kalsiyum sayesinde kemikleri ve dişleri güçlendirdiğini, cinsiyet hormonlarını geliştirdiğini ve günlük yaşamda enerji verdiğini ortaya koyuyor.
Her gün sadece 25-30 gr fındık yemek, günlük E vitamini ihtiyacının yüzde 100`ünü karşılıyor.
Son zamanlarda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, fındıkta bol miktarda bulunan beta-sitosterol maddesi, kolesterolü düşürmede ve kanser (kolon, prostat, göğüs) gibi pek çok hastalığı önlemede önemli bir rol oynayabiliyor. Bu husus, tümör büyümesini engelleme ve apoptosis uyarımı içinde geçerli.
PATLATMALIK MISIR FAYDALARI

Mısır lifli bir besindir. Bu yüzden kan şekerinin daha dengeli yükselmesini sağlar ve kabızlığı önler, alınan posa miktarı artıkça koroner kalp hastalığı riski de azalır.
İçerdiği yüksek karbonhidrat miktarı sayesinde enerjinize enerji katar.
Mısırda protein, kalsiyum, demir , fosfor, A ve B2 vitaminleri bulunur.
BADEM FAYDALARI

Sinirleri güçlendirir.
Göğüs hastalıklarını önler.
Beden ve zihin yorgunluğunu giderir.
Hamilelerin sütünü artırır ve bebeklerin gelişimine yardımcı olur.
Böbrek ve idrar yolları iltihaplarını iyileştirir.
Badem yağı ayrıca müsil olarak da kullanılır.
Kolestrolü düşürür. Kalp krizi riskini azaltır.
Her gün 42 gr badem veya fındık tüketimi kalp hastalığı riskini azaltmaktadır.
Kan şekeri düzeyini ayarlar; kansere yakalanma riskini azaltır.
Cinsel güçsüzlüğe karşı etkilidir.
Bedenin ve zihnin yorgunluğunu giderir.
Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.
LEBLEBİ FAYDALARI

Anne sütünü artırır.
Asit fazlasını alır, mideyi rahatlatır.
Neredeyse yok denecek kadar az yağ içerir ve içinde bulunan yağlar vücuda yararlıdır.
Tokluk hissi verir. Bu sebeple diyet yapanlar için kilo kaybına yardımcıdır.
BEYAZ LEBLEBİ FAYDALARI

Neredeyse yok denecek kadar az yağ içerir ve içinde bulunan yağlar vücuda yararlıdır.
Tokluk hissi verir. Bu sebeple diyet yapanlar için kilo kaybına yardımcıdır.
Asit fazlasını alır, mideyi rahatlatır.
Anne sütünü artırır.
CEVİZ FAYDALARI

Kanda kolesterolün yükselmesini önler.
Beynin çalışmasını güçlendirir.
Çocukların okul performansları ve hatırlama yetileri arttırmak için gereklidir.
İçerdiği fosfor ve kalsiyum zihni yorgunluğu giderir, kemik ve dişleri güçlendirir.
Bağışıklık sistemini güçlendirir.
İyi bir antioksidan kaynağı olması sebebiyle kanserle savaşta önemli rolü vardır.
Ceviz yenmesi, kalp sağlığının korunmasına yardımcı olur: Cevizin içerdiği doymamış yağlardaki linoleik asit, kolesterol düzeyini düşürür. Ayrıca içerdiği alfalinoleik asit ile omega 3 yağ asitleri, damar tıkanmalarını önler. Yapılan araştırmalar, düzenli ceviz yiyen kişilerde koroner damar hastalıklarına yakalanma riskinin önemli oranda azaldığını göstermektedir.
Kansızlığı önler.
Şeker hastalıklarında kap hastalığı riskini düşürür.
Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklara karşı koruyucudur.
Mide gazını ve sindirim bozukluklarını giderir.
Kırmızı kan hücrelerinin biçimlenmesine,akciğerlerden dokulara oksijen taşınmasına yardımcı olan ve kansızlığı önleyen
Potasyum açısından oldukça zengindir. Potasyum, sinirlerin uyarımı ve kas dokusunun çalışması için gereklidir.
Safra kesesi taşı oluşumunu engellediği saptanmıştır.
KURU İNCİR FAYDALARI

Kansere karşı vücudun bağışıklık sistemini güçlendirir.
Hamilelerde ve çocuklarda kemik gelişimini sağlar.
Yaşlılarda kemik erimesini önler.
İçerdiği protein ile hücreleri tamir eder ve yeniler.
Zengin demir minerali ile kanı güçlendirir.
Kemik hastalıklarında ve gelişim bozukluklarında olumlu etkileri gözlemlenmiştir.
Pektik maddelerin kaynağı olmasından dolayı, bağırsaklarda toksik maddelerin atılması, kandaki kolesterol düzeyinin düşürülmesi, şeker hastalıklarında kan şekerinin hızla yükselmesini önler.
KURU HURMA FAYDALARI

Hurma, zihni ve bedeni gelişmeyi sağlar.
Kansere karşı koruyucudur, öksürüğü keser, boğaz ağrısını, bronşiti ve soğuk algınlığını giderir.
Kemik hastalıklarında faydası ise yadsınamaz.
Mineraller açısından oldukça zengindir. İçeriğinde kalsiyum. potasyum. demir, B vitamini bulunmaktadır.
KURU KAYISI FAYDALARI

Beynin düzenli çalışmasını sağlar, stresi azaltır.
Karaciğerin tahrip olan kısmının tamirini yapar.
Kemiklerin düzgün ve sağlam olmasında önemli rol oynar.
Kan yapımını artırarak, kansızlığa engel olur.
Mide ve on iki parmak bağırsağı ülserinin meydana gelmesine engel olur, meydana gelmiş ülserlerin iyileşmesinde rol oynar.
Böbreklerde taş oluşumu riskini azaltır.
Üreme sistemi üzerinde önemli rolü bulunup, cinsel gücü artırmaktadır.
Kansere karşı koruyucu bir etkiye sahiptir.
Dişlerin daha sağlam ve kuvvetli olmasında önemli rol oynar.
Kalp kaslarını kuvvetlendirir ve daha düzenli çalışmasını sağlar.
Potasyum oranı yüksek olması nedeniyle kalp yetmezliği,böbrek hastalıkları,hepatit ve siroz tedavisinde olumlu etkiler gösterir.
Saf karbonhidrat içerdiğinden hazır enerji kaynağıdır.
Ciltteki pürüzleri gidererek daha düzgün ve canlı görünüm sağlar.
Kayısı A,B,C vitaminleri, protein, bol miktarda şeker ve madensel tuzlar içeren bir meyvedir. İştah açar, kan yapar, bedensel ve ruhsal yorgunlukları alır.
Sinirleri güçlendirir, uyku verir, kabızlığa iyi gelir.
KURU ÜZÜM FAYDALARI

Üzüm ürünlerindeki demir, kalsiyum ve potasyum minerallerinin, kemik gelişimi yanında kansızlığı, halsizliği, zayıflığı ve ishali tedavi edici özelliği bulunmaktadır.
Kilo almak isteyen de rejim yapmak isteyen de üzüm yemelidir çünkü enerji verir.
Protein ve karbonhidrat kaynağıdır. A,B1,B2,B6, C vitaminleri ile fosfat, kalsiyum, demir, fosforik asit, organik asitler, formik asit minerallerini içerir. Günlük kalsiyumun 1/5’ini ve demirin ise 1/3’ünü karşılar. Mineraller halsizliği, kansızlığı, ishali ve zayıflığı tedavi eder.
Karaciğer zafiyetine, öksürüğe, bronşite iyi gelir.
Unutkanlığı azaltıcı etkileri olduğu gölemlenmiştir.
Diş çürümelerini engeller.
Üzümde %20 oranında direk olarak kana karışan şeker vardır. Bu özelliği ile bedenen ve zihnen çalışanlar için iyi bir gıdadır.
Gıda şekli anne sütüne benzer. Üzümdeki bol demir kan yapar.
TÜRK KAHVESİ FAYDALARI

Kahvenin içerdiği kafein maddesi, sinir sistemini uyarıp zihinsel aktiviteyi güçlendirir.
Uyuşukluğu giderip enerji verir ve uyanık kalmayı sağlar.
Yapılan araştırmalar günde 6 fincan kahve içen 55 yaşındaki bir kişinin düşünme potansiyelinin içmeyenlere oranla 6 kat daha fazla olduğunu gösteriyor.

. Ayrıca kahve içenlerde içmeyenlere nazaran daha az diş çürüğünün olması, bir başka dikkat çekici araştırma sonucu.

Kahve içtikten sonra organizmada ani değişiklikler oluyor. Tüm vücut ani bir enerji akımı ile doluyor. Bu enerji çocuklarda 3, yetişkinlerde ise 5-7 saat sonra azalmaya başlıyor. Tüm bu olumlu yönlerine rağmen kahveyi çok fazla tüketmemekte fayda var.
Araştırmalar günde iki fincan kahvenin kolon kanseri riskini yüzde 25, safra kesesinde taş riskini yüze 45 azalttığını gösteriyor. Ancak kahvenin çok fazla tüketilmesi yüksek.
Kanser riskini azaltıyor: Norveç’te yapılan bir araştırma ,meyve ve sebzeden bile daha çok antioksidan içerdiğini ortaya koymuştur.
Kanser riskini azaltıyor: Norveç’te yapılan bir araştırma ,meyve ve sebzeden bile daha çok antioksidan içerdiğini ortaya koymuştur.
Alzheimer’i önlüyor Portekiz’de 2002 yılında yapılan araştırmaya göre kafein beyni zinde tutuyor.
alinti

Bulgurun Faydaları Saymakla Bitmiyor

”Bir kadın hamile olduğu zaman bebeğin beyin gelişimi için doktorlar folik asit ilaçları veriyor, bu ilaçlar çocuğun beynini geliştiriyor. Fakat Amerikalılar bizdeki gibi hap vermiyor, onlar bulgur öneriyorlar. ‘hamileyseniz ilk 3 ay içerisinde bulgur yediğiniz zaman folik asidi ilaçtan değil direkt olarak bulgurdan alabilirsiniz’. O açıdan bulgur önemli’.

*Bulgur, böcek ve larvaların oluşumuna dayanıklıdır. Raf ömrü oldukça uzun, sıcağa ve rutubete dayanıklıdır.

*Bulgur doymamış yağa sahiptir, beslenmede önemlidir ve ekonomiktir.

*Hazırlanması kolaydır. Vejeteryan beslenmeye çok uygun bir üründür.

*Kalp için oldukça yararlı, sindirimi kolaydır.

*Süt ile karıştırıldığında mükemmel, muhteşem bir gıda oluyor.

ET KANSERDEN KORUMAZ AMA BULGUR KORUR

Başlığa bakıp da et yememezlik etmeyin, onun yeri abartmamak kaydıyla ayrı ama en azından etli çiğ köfte yerine bulguru, özellikle haşlanmış (yalancı köfte gibi) olarak tercih edin ve sofranızda bulguru en azından haftada 2 kez tüketin.

Dünyada ilk işlenen gıda maddelerinden biri olan bulguru, meşhur moğol imparatoru Cengiz Han savaşlarda ordu erzakları arasında bulundurmuştur.

FAKİRİN DOKTORU

Gelelim ucuz olduğundan mı bilinmez ülkemizde Anadolu mutfağı dışında çok da fazla itibar görmeyen bulgurun faydalarına.

Bulgur özellikle bağırsak kanseri riskini büyük oranda azaltır. Besin değeri yanında vitaminler açısından da son derece zengin bir gıdadır.

Bulgur çözünebilen ve çözünemeyen lifler (fiber) bakımından oldukça zengindir. Fiber düzenli olarak tüketildiğinde bağırsak kanseri riskini engelleyen önemli bir besin elemanıdır.

BULGUR KABIZLIĞI DA ÖNLÜYOR

Bulgur aynı zamanda içerdiği mineral ve vitaminler sayesinde bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar, kabızlığı önler, sinir sistemininin düzenli çalışmasını sağlar, zihni dinlendirir ve enerji verir.

EKMEK GİBİ

2 yemek kaşığı pişmiş bulgur kalori değeri bakımından 1 dilim ekmeğe denk düşmektedir. Zayıflama diyetlerinde kolestrol sorunu olanları ekmek yerine bu sebeple bulgur önerilir.

PİRİNÇ YERİNE BULGUR TÜKETİN

Doktorlar bulgurun, vitamin ve protein yönünden pirince oranla daha zengin olduğu da bildiriliyor.

Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nce yapılan bir araştırmaya göre, bulgur, pirince göre 4 kat kalsiyum, 4 kat demir, 2 kat fazla protein içeriyor.

Vitamin ve protein yönünden zengin olan bulgur üstelik çok daha ucuz

DEMİR ORANI ISPANAKTAN BİLE FAZLA

Bulgurda, bazı sebzelerden daha çok demir bulunmaktadır. Bu sebeple de doktorlar vücudunda demir eksikliği bulunanlara ıspanak yemelerini tavsiye ediyor.

Porsiyon yününden karşılaştırıldığında, ıspanakta 3,2 miligram, bulgurda ise 3,5 miligram demir olduğu görülür.

ÇİN’DE KUTSAL BİTKİLERDEN BİRİ

MÖ 2800’de Çin İmparatoru Shen Nung, bulgurun ana maddesi olan buğdayı; pirinç, darı, arpa ve soya fasulyesiyle birlikte beş kutsal bitkiden biri olarak belirlemiştir.

İNCİL’DE DE GEÇİYOR

Hıristiyanların kutsal kitabı İncil de, eski Babil, Hitit ve İbrani halklarının 4 bin yıl önce, Mısırlıların ve Doğu Akdeniz’de kurulu diğer uygarlıkların da MÖ 1000 yılında pişirilip kurutulmuş buğdayı kullandıklarını göstermektedir.

BM BULGUR STOKLUYOR

Raf ömrü uzun olduğu için bozulmaması ile bilinen bulgur o kadar kıymetli ki ABD’de savaş olasılığına karşı stoklanıyor.

Radyasyona karşı dayanıklı olduğu için stratejik gıda olarak kabul edilen ve stoklarda tutulan bulgur, kolay hazırlanabilmesi ile de avantajlı bir gıda.
Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Bayram

İşte çikolatanın yararları;

Neden Çikolata?

İşte çikolatanın yararları;

– İçeriğinde bulunan flavonoidlerden ötürü nitrik oksit seviyesini yükselttiği ve bundan dolayı kan basıncını düşürdüğü bilinmektedir.

– 2009 yılında yayınlanan bir çalışmaya göre, günde 10 gr civarında tüketilen çikolatanın yaşa bağlı olarak hafıza kaybını engellediği belirtilmiştir. Kakaoda bulunan polifenol bileşiklerinin beyne giden kan akışını hızlandırdığı ve bu sebepten hafızanın güçlendiği düşünülmektedir.

– Flavonoidlerden zengin olan kakao enflamasyonu azaltabildiği ve bu durumun aterosklerozdan koruyucu etkisi olduğu belirtilmektedir. Flavoidler çikolatanın dışında en çok elmada da bulunmaktadır.

– Total kolesterol seviyesini azaltıcı, iyi kolesterol seviyesini yükseltici ve insülin direncine faydalı özelliğe sahiptir.

– Bitter çikolatanın kalp sağlığının yanı sıra endorfin hormonunun salınımını arttırarak kendimizi mutlu hissetmemize neden olmaktadır.

– Çikolata bakır bakımından da zengin bir yiyecek olduğundan, cilt ve saç sağlığı açısından yararlıdır.

– Sürekli, düzenli olarak bitter tüketen orta yaş ve üstü kadınlarda kalp rahatsızlığı görülme riski daha az olmaktadır. Daha önce 2008 yılında yapılan bir araştırmanın sonucuna göre, kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini azalttığı belirtilmiştir.

Çikolatanın birçok çeşidi bulunmaktadır, ancak bütün çikolataların faydalı olmadığını da bilmekte yarar var. Tüketilen çikolatanın kakao değerinin önemi büyük, kakao değeri ne kadar yüksekse o kadar faydası bulunmaktadır. Bu yüzden alacağınız çikolatanın kakao değeri yüzde elli olmasına ve diyabetik olan ürünleri tercih etmeye özen göstermeliyiz. Yapılan çalışmalara göre çikolatanın içeriğinde bulunan şeker ve karamel faydalı etkilerini azaltmaktadır.
alintidir

Uymamız gereken evrenin sipritüel yasaları vardır

 

 

Hayatımızın amacını öğrendikten sonra uymamız gereken evrenin sipritüel yasaları vardır ki bu yasaları öğrenerek ve onları kullanarak amacımızı gerçekleştirme yolunda daha emin adımlar atabiliriz.
Uyulması gereken yasalar:

ESNEKLİK YASASI
bu yasayı kullanmakta ustalaşarak, engelleri ilerleme vasıtalarına, sorunları da fırsatlara dönüştürürüz. “Rüzgar kuvvetli esiyorsa, sadece onu kabullenmez ya da ona katlanmayız, ama yel değirmenleri inşa ederiz.”
Bir grup insanın başına acı verici bir olay geldiğinde bu insanlardan bazıları tam bir şok, ret ve acı içinde bu deneyime zihnen direnirler; böylece ağacın dallarının rüzgarda kırılması gibi en sert deneyimi yaşarlar.
Diğerleri ise, işlerin nasıl olduğu hakkında bir perspektif duygusuyla hayatın bütün tablosunu görerek, eğilerek, durumu tümüyle kabullenip deneyimleme yeteneğini geliştirmişlerdir. Eğilen bir dal gibi, onlar da eğilerek kırılmaktan kurtulmuşlardır.
Bu yasayı uygularken şöyle düşünün: kasılma, donup kalma, geri çekilme ya da savaşma eğilimi göstermek yerine kendinizi gücün akışına bırakabildiniz mi? Akışa uyarak onu kendiniz kılabilirsiniz!

SEÇİMLER YASASI
Her birimiz yaratıcı hayat enerjisine sahibiz. Aynı zamanda kendimizi ifade etme yeteneğine de sahibiz. Bunları yaparken negatif ya da pozitif yollar seçebiliriz. Örneğin: para bir tür enerjidir. Onunla hayır işleri yapabildiğimiz gibi, katil de kiralayabiliriz. Elektrik bir şehri aydınlattığı gibi insanların canını da alabilir. Bütün bu enerjileri yaratıcı bir biçimde kullanmak tamamıyla bize sunulmuş seçeneklerdir. Bunları kullanma konusunda bize kimse karışmaz. Yaratıcı enerjimizi olumlu yönlerde kullanarak hayatımızın gidişatını değiştirebiliriz.
Bir şeyi pozitif bir biçimde ifade ettiğinizde, pozitif enerjinin size nasıl geri döndüğü dikkatinizi çekti mi?
Birisine iltifat ederken kendinizi nasıl hissettiğinizi düşündünüz mü?
İnsanları yargılamadığınız zaman hayatın size gülen yüzünü gösterdiğini fark edebildiniz mi?

SORUMLULUK YASASI
Başkalarına yardım edebilmek için önce kendi iç evimizi düzene sokmamız gerekir. Çatışan alt kişiliklerimizi, inançları değerleri ve fikirleri uzlaştırmamız gerekir. Kendi denge noktamızı keşfetmeye, sorumluluk düzeyimizin sınırlarını belirlemeye ihtiyacımız vardır. Bazen aşırı öz veriye dönüşen sorumluluk duygusu bizi zayıf düşürdüğü gibi, hiçbir şey almadan bütün enerjimizi akıtırız. Bu tipler, başkaları için,( ana babaları, arkadaşları, çocukları, eşleri ve yanında çalışanlar için) normal görevlerinin çok üstünde bir sorumluluk üstlenirler. Başkalarının ihtiyaçları öylesine kendi ihtiyaçlarının önündedir ki, bir tür paspas, köle rolü üstlenmişlerdir.
Oysa hepimiz rahatlık bölgemizi belirlemek, saygılı ve sınırlı sorumluluklar taşımak için burada bulunmaktayız. Bir çizgi çizebilmeli,denge noktamızı çok iyi tespit edebilmeliyiz. Sorumsuzluk kadar, aşırı sorumluluk duygusu taşımak son derece zararlıdır.

DENGE YASASI
Bilgeliğin kalbi olan denge, hayatlarımız için dönüm noktası oluşturabilecek bir öneme sahiptir. Bu yasayı uygulamak kolay değildir ancak çaba göstermeye değer. Çünkü; denge hayatımızın efendisi olmamıza yardımcı olabilir.
Çok hızlı mı konuşuyorsunuz?
Alçak sesle konuşmayı deneyin.
Çok hızlı mı yemek yiyorsunuz?
“çok yavaş olmayı” deneyin.
Sık sık gerilimli ve gergin misiniz?
Kendinizi gevşemiş hissetmeyi deneyin.
Aşırı güvenli duruşunuzla rahatsızlık mı veriyorsunuz? Ya da güvensiz misiniz?
Daha doğal olmaya gayret edin.

SÜREÇ YASASI
Her adım kendi içinde küçük bir başarı haline gelebilir. Böylece nihai hedefimize ulaştığımızda bir çok başarıyı da beraberimizde götürürüz. Yol boyunca öğrendiğimiz şeyler aslında hedefe ulaşmaktan daha değerlidir. Hiçbir şeyi bir an da öğrenmediğimizi kabul edebilmek, temelden başlayarak yükseklere ulaşmayı öğrenebilmek,adım adım ilerleyen deneme- yanılma sürecini bilebilmektir süreç yasası.
Hayatınızda ki küçük adımlara dikkat edin ve onları asla küçümsemeyin.

KALIPLAR YASASI
Kalıplar yasası verdiği kararlardan tekrar ve tekrar dönme eğiliminde olan ya da başladığı işi tamamlamadan yarım bırakan, aynı başarısızlıkları tekrarlayanlar için son derece önemlidir.
Biz kalıbı kırana dek kalıp tekrar kendini göstererek tekrarlama eğilimi gösterir. Bir kalıbı kırmanın ve değiştirmenin kahramanca bir savaş gerektirdiğini kabul ettiğinizde kazanacaksınız.
Örneğin: sigarayı defalarca bırakmanıza rağmen yine başlıyorsanız, sigarayı bırakmanın kolay olduğunu deneyimlemişsinizdir. Ama asıl zor olan ona tekrar başlamamaktır. Eski kalıbı kırmak için mutlaka yeni bir kalıba geçmeyi seçmelisiniz.

DİSİPLİN YASASI
Disiplinli olmak, daha hür, daha mutlu ve daha güçlü yapar insani. Büyük özgürlüğün ve bağımsızlığın en emin vasıtasıdır. O uçmak için sağlanan bir tür düzendir. Eğer bir yerlere ulaşmak istiyorsak bir şeyleri derin bir biçimde yapmak istiyorsak öz-disiplini uygulamak zorundayız.

KUSURSUZLUK YASASI
Geleneksel bir görüş açısından, bu dünya bir ıstırap yeridir. acı çekeriz, aç, evsiz barksız insanlar görürüz ve tam istediğimiz şeyi elde ettiğimiz zaman bile her şey geçicidir.
Aşkın bir perspektiften bakmayı öğrendiğimizde ise her şey kusursuzdur. Ulaşabileceğimiz en iyi şey erdem ve gelişkinliktir ve ona ulaşmak için zaman ve uygulama gereklidir. Kendimizi sürekli başkalarıyla kıyaslayacak şekilde yetiştirildiğimizden olduğumuzdan başka biri olmak için uğraşıp dururuz.
Bilgelik, sabır ve sevgiyle gördüğümüzde; sevinçler ve üzüntüler, şu an da dünya gezegeninde olup biten her şey, büyük bir tekamül süreci ile ilgili olarak, kesinlikle ve tamamen mükemmeldir.

ŞİMDİKİ AN YASASI
Goethe ;” Şimdiki an en güçlü tanrıçadır” diyerek anın kuvvetini vurgular. Zamanın mevcut olmadığı soyut bir felsefe gibi görünse de, geçmiş ve gelecek dediğimiz şeyler bizim zihinsel yapılarımızın dışında bir gerçekliğe sahip değildirler. Zaman fikri; bir sosyal anlaşmadır, gerçekte sadece şu an vardır.
Bedenimiz şimdiki anda yaşar. Kendimizi bu ana bırakmak, onu kucaklamak, geçmişte kalanlarla kederlenmek yerine anın tadını çıkarmak, gelecek denen şeyi bu anın yarattığını kabul ederek bu anı mutlulukla yaşamayı öğrenmek, “şimdiki an” yasasına uyarak hayatımızın amacını gerçekleştirmemize yardımcı olur.

YARGISIZLIK YASASI
Yargılar insanlığın icadıdır. Evrensel ruh bizi asla yargılamaz.
Bu yasa bize tanrının değil insanların icat ettiği ahlak yasalarını hatırlatır. Yargılar enerjinin önünü keser. İç savunmalar ve direnç oluşturur. Oysa yargılardan kurtulmak değişimin kapılarını açar. Kendimizi de sertçe yargıladığımızda, bizi eleştiren insanları kendimize daha çok çekerek negatif enerji oluştururuz.

İNANÇ YASASI
İnanç yasası, kendine itimat direkt deneyimle gelir. Yani bir öğretmenin ya da kitabın öğrettiklerinden çok kendi deneyimlerimize dikkat etmemiz hatırlatılır. İçimizden geldiği gibi dans etme, savaş sanatları ve diğer sporları uygulama, bir müzik aleti çalma, bunların hepsi bedenimizin düşünmeden, kendi bilgeliğini izleyerek hareket etme noktasındaki itimat ve geliştirmenin güzel yollarıdır. Böylece bedenimize itimat etmeyi, onu dinlemeyi öğrenir, bedenimizin ihtiyaç duyulan şeyi bildiğini yapabildiğini keşfederiz.

BEKLENTİLER YASASI
Eğer kansere yakalanmaktan, sevdiklerimizi kaybetmekten, başarısızlıktan korkuyorsak bütün bunları biriyle açık yüreklilikle paylaşmamız ve zihnimizi başka şeylere odaklayarak kendimizi temizlememiz gerekir. Deneyim yaratmanın anahtarını bilinç altı sağlar. Eğer bilinç altınızda korkular yoksa kansere yakalanmayabilirsiniz. Yaşadığınız an size bilinç altınızda ne beklediğinizi açık olarak göstermektedir. Mevcut sorunlarınız bilincinizin doğurduğu sorunlar olduğuna göre mevcut nimetlerde pozitif beklentilerimizin sonucunda oluşmuşlardır.
Bu yasayı uygulamanın en güzel yolu; olmak istediğiniz şeyi olun! Rahat hale gelene dek prova edin. Daha mutlu, pozitif ve neşeli bir insan olmanın nasıl bir şey olacağını hayal ederek bilinç altı cilalarınızdan kurtulun.

DÜRÜSTLÜK YASASI
“Kötü insanlar cehenneme gitmezler! Onlar zaten cehennemdedirler’ bu kadar kötü davranmalarının nedeni budur. Dürüst davranmadığımız zaman içsel parçalarımız birbiriyle çatışırlar. İçsel öz duygumuz ya da ilhamımız zayıflar, yaşam; kendimizi yoksun ve yalnız hissettirir ve öğrenmemiz gereken tüm dersleri kendimize çektirerek ağır deneyimler geçiririz. İma etme, görmezden gelme, iç çekme , sürekli sızlanma ya da anlaşılma eğiliminde olanlar için dürüstlük yasası, böyle dolaylı, yanlış yola sevk edici, dalavereci, aldatıcı bir iletişime girdiğimizi işaret ederek ihtiyaç duyduğumuz “iç ışığımızı” yitirmemize sebep olduğumuzu hatırlatır.

YÜKSEK İRADE YASASI
“İçimde her şeyi bilen Şefkatli bir öz su anda bana yol gösteriyor ve ben onu çağırmayı öğrendiğimde bana en iyi ve en doğru nasıl bulmam gerektiğini gösterecek” dediğimizde. İçimizde yer alan en yüksek ve en iyi adına ya da onun hizmetkarı olarak davranmaya başlarız.
“Eğer ben Öz’ün, Tanrının bir parçasıysam ve Öz benim parçam ise o zaman ben ne istersem bu Öz’ün iradesidir. Ama egomuz, özgür iradesiyle bir tahta yerleşip bütünün hayrını düşünmeden istediğini yapma eğiliminde olduğundan yüksek iradenin, Öz’ün sesini duymaz. Dileklerimiz bütünün hayrına olmalıdır. Dünyanın bir yanı yanarken siz mutlu olamazsınız. Çünkü küller mutlaka size ulaşacaktır. Yağmurlar delinmiş olan damınızdan evinize dolarken kızamazsınız, çünkü o anda kurak olan topraklarda sevinç vardır.
Alabileceğiniz kadar almak yerine verebileceğiniz kadar vermeyi ilke edindiğinizde bolluk ve bereket hep sizinle olacaktır. Vermekten vaz geçmeyin. Her kesin hayrına istediğiniz her şey, sevgi enerjileri ve ışık, günlük hayatınıza yağacaktır. alıntı

BAHAR DEMEK

Baharın gelişi kadar beni heyecanlandıran başka bir şey yok. Mesela baharda ilk erik ağaçları çiçek verir. Köyde babaannemin diktiği sayısız erik ağacı vardı. Çeşit çeşittiler; kırmızı, mor, sarı, yeşil erik. Zaten manav tezgâhlarına da ilk erik düşer ve biz “hah, tamam, ilkbahar geldi”, deriz. Köyde biz çocukların ilkbahar günleri erik ağaçlarının üzerinde geçerdi. Ya kuşlar? Özellikle kuşluk vakti, yani daha hava aydınlanır aydınlanmaz binlerce kuş hep birlikte uyanış şarkılarına başlar, kulaklarımızı sağır edercesine bir koroyla güne başlarsınız. Nereden mi biliyorum.. Çünkü yaylaya gitmek için kuşluk vakti yola çıkmışlığım çoktur. Sonradan öğrendim, meğer ilk yaylaya gidişimde iki aylık bir çocuktum ve pusetim annemin sırtındaki sepetiymiş. İneklerimiz eşliğinde iki günlük yolu o sepetin içinde geçirmişim. Sonra ben de aynı yolu yürüyerek gittim babaannemle. Yayla yolundaki ilk geceyi Dursun Bey’in Hanı’nda geçirdiğimi anımsıyorum. İnekler alttaki ahırda, biz yukarıda bir keçeye sarılarak uyumuştuk.

Demem o ki, bahar umuttur, uyanıştır. Yeni ve heyecanlı bekleyişlerin başlangıcıdır. Ve ben şimdi İstanbul’da sokağımda, parklarda açan çiçekleri, uyanan ağaçları görüyorum. Güneş de fena değil. Karşı balkondaki kumrular da büyüyüp uçtular. E, biz insanlar da bu doğanın bir parçası değil miyiz? Bizim de uçma vaktimiz gelmedi mi? Haydi uç güzel ülkem, uç..

-oMeraKlis-

Eşyalara Benden Daha Çok Kıymet Veriyorsun Suat…

11015115_1089777624382404_9054042296727717967_n[1]

POZİTİF DÜŞÜNCE

images[5]

John Ruskin, ünlü bir İngiliz sanat eleştirmenidir.
Bir gün, Ruskin’in zengin bir arkadaşıyla akşam yemeği randevusu vardır.
Arkadaşı suratı asık bir şekilde gelir.
Anlaşıldığına göre, yemeğe gelirken arkadaşının göğüs cebindeki dolmakalem kırılmış ve kısa bir süre önce hediye olarak aldığı değerli bir mendilin üzerine çıkmayan Hint mürekkebi leke yapmıştı.
Arkadaşı mendili çıkarıp Ruskin’e gösterir.
Kumaşın ortasında çok belirgin siyah yuvarlak bir leke vardır.
Adam o kadar üzülmüştür ki, yemeğine çok az dokunabilir ve eve aceleyle dönerken, mendili masanın üstünde unutur.
Ruskin, çıkarken mendili yanına alır.
Birkaç hafta sonra zengin arkadaşının evine bir paket teslim edilir.
Açtığında, kendisini çok şaşırtan ve sevindiren bir şekilde mürekkep lekeli mendilin harika bir sanat eserine döndüğünü görür.
Ruskin, biraz Hint mürekkebi almış ve yuvarlak lekeyi merkez noktası olarak kullanıp, bütün mendili kaplayan nefis bir desen çizmişti.
İnsanlar eğer pozitif düşünürlerse ve yaratıcı davranırlarsa, olumsuzlukları başarıya dönüştürebilirler.
Ruskin, arkadaşının küçük üzüntü duvarına bir kapı açarak mutluluğunu sağlamıştı.
Hem özverili davranışı ile yaşamlarını zenginleştirmiş, hem de arkadaşının sevgisini kazanmıştı.

Bilim > %100 Beyin Gücü

%100 Beyin Gücü

Bir düşünsenize, insanoğlu tüm işlerini tek parmakla yapıyor olsa idi, o zaman 10 parmakla donatılmış olarak doğmazdık. Eğer beyin hücrelerimizin sadece % 10 u mutlu, seviyeli bir yaşantı sürdürmeye yetse idi, kafamız tam 10 katı daha fazla hücre ile dolu olmazdı. Aslında, insanoğlu (homosapien) dünyada beyin kapasitesinin % 100 ünü kullanmayan tek varlıktır. İnsanoğlu aynı zamanda, beraber yaşadığı diğer canlılar ile sürekli uyumsuzluk halindeki tek varlıktır.

Yunuslar da insanlara benzer kapasitede bir beyin ile donatılmışlardır, ancak onlar beyin kapasitelerinin tümünü kullanarak yaşamlarını akıllı, eğlence sever, çevreleri ile uyumlu varlıklar olarak devam ettirmektedirler. İnsanlarında daha fazla beyin kapasitesinin kullanımı ile daha mutlu, daha uyumlu bir yaşam sürebileceğini söylemek yanlış olmaz. Siz hiç, beyninin 100 % ünü kullanan birisinin suç, savaş, açlık, salgın hastalık, önyargı ve çevre katliamı ortamlarında olabileceğini düşünüyor musunuz ?

Başka bir deyişle, bizlerde aynı diğer canlılar gibi mükemmel yaratılmışız ancak, onlar gibi tüm potansiyelimizi kullanamıyoruz. NEDEN ? Belki, bizler diğer canlılar gibi enerji kaynağına nasıl bağlanacağımızı artık bilemiyoruz. Ya da kendi özgür irademizi kullanma konusu umrumuzda değil. Belkide özgür irade, sadece bedeninin tepkilerine cevap veren % 10 kullanımlı insanlar için çok karmaşık bir ifade.

Bu potansiyelin kullanılmamasının nedeni ne olursa olsun, burada da kullanmazsan kaybedersin gerçeği ortaya çıkmakta ve normal bir insan yanlış kullanım veya kullanılmama yüzünden günde 100.000 beyin hücresini kaybetmektedir. Bu potansiyel değerlendirilmedikçe de,kişinin durumu zamanla daha kötüye gitmektedir. Sizce neden Alzheimer, Parkinson gibi hastalıkların oranı dünyanın doğum oranı ile ters bir oranda büyümektedir. Peki…Çözüm ne ?

Gerçektende beynimizin tam kapasitesini kullanabilir, bu sayede yaşam kalitemizi yükseltebilirmiyiz? TABİKİ YAPABİLİRİZ. Hafıza kaybına uğramak yerine, hafıza sihirbazı, en basit problemlerden bunalan kişi yerine yaratıcı bir dahi, mutluluktan uzak, tekdüze yaşam tarzı yerine, diğer canlılar ile tam ve değişken bir uyum içerisinde olmayı öğrenebiliriz.

Aslında yaşam düşündüğümüzden daha zor. Parasızlık, kötü geçen çocukluk, yada çervemizdeki diğer insanlar, dış etken olarak insanın kişiliğini etkiler. Ama tüm olumsuzluklara rağmen, kötü başlangıç yapıp sonrada istikrarlı, mutlu bir yaşam kuran insanlarda vardır. Bu kişiler, kendini yetiştirmenin ve sürekli geliştirmenin faydalarını farketmiş, öğrenmiş insanlardır. Kişi, kendini tanıma sürecini geliştirdikçe, aslında içinde bulunduğu konumu veya durumu ile ilgili gerçeğin, tamamen kendi bilinçli, içgüdüsel veya tepkisel seçimlerinden kaynaklandığı farkeder. Aklın ve vücudun tam ve doğru kullanımı ile kişinin kendini daha iyi hissetmesi, dolayısı ile ruhsal gelişimi, daha bilinçli bir yaşam tarzı seçmesini sağlar.

Bir çok insan tekdüze günlük hayata takılmakta, SADECE TEPKİSEL DAVRANIŞLAR SERGİLEMEKTE, böylelikle çevresindeki bir çok olasılıkları ve seçenekleri görememektedir. 100 % beyninizi harekete geçirmek için aşağıdaki beyin jimnastiği testini 7 gün boyunca deneyin ve bu kısa süre içerisinde ne kadar yol aldığınızı görün.

Testteki her bölüm beyninizin başka bir bölgesini çalıştırmaktadır.

1. Vücudunuzu değişik yeni yöntemler ile sınayın. Normalde hangi elinizi kullanıyorsanız bir günlüğüne saçınızı taramak, dişlerinizi fırçalamak, çayınızı karıştırmak gibi basit işlemlerde elinizi değiştirin. Gözünüzü kapatın, ve eşyaları hissederek odanızın içinde dolaşın. Sesleri dinleyin, çevredeki kokuları duymaya çalışın. Yere düşen eşyaları ayağınız ile almaya çalışın, kapıyı , buzdolabını ayağınız ile kapatın. Okudunuz kitaptan bir sayfayı yan tutarak, bir sayfayıda ters tutarak okumaya çalışın.

2. Normalinde sorgulayıp, kritize edeceğiniz bir kişi hakkında onu onore edecek bir kompliman bulmaya çalışın. Kişi hakkındaki yargınızı sorgulayıp, kendinizi onun yerine koyup durumu tekrar gözden geçirin.

3. Buzdolabınızı açıp, birkaç saniye içindekileri gözden geçirin. Kapatıp içinizden tekrarlayın. Aynı şeyi bir oda içindeki eşyalarda, bir mağaza vitrinindeki kostümlerde, duvarda asılı detaylı bir resimde deneyin. Adetleri, büyüklükleri, renkleri hatırlamaya çalışın.

4. Her gün 5 dakika kendinizi başka bir insan yerine koyun. Sizin şu anda olduğunuz durumda o kişinin neler hissedebileceğini, neler düşünebileceğini hayal edin.

5. Kendinizi moralsiz, keyifsiz veya sürümcemede hissettiğinizde, hayatta en çok istediğiniz şeyin ne olduğunu hatırlayıp, başarılı olmanız için ne yapmanız gerektiğini tekrarlayın. Ne zaman negatif bir düşünceye kapılırsanız, kafanızda yarattığımız bu küçük positif filmi tekrarlayın.

6. Gün içerisinde her saat başı, birkaç saniye için önceki saat içerisinde ne olduğunu düşünün. Günün sonunda, tüm günün bir değerlendirmesini yapın. Hatırlayamadığınız küçük parçalar sizin gün içerisindeki çok fazla bilinçli olmadığınız dakikaları gösterir.

7. Günlük hayatınıza adaptasyon ve esneklik kazandırmak için her gün farklı bir şey yapın. Alış verişinizi değişik dükkandan yapın. Eve geliş yolunuzu değiştirin. Evde ekmek veya kek pişirin. Değişik farklı bir spor yapın. Kendinizi yeni bir komşuya tanıtın.

Her gün aynı şeylerin yapılması beynin hep ayın bölümlerinin kullanılmasına, diğer bölümlerin körelmesine yol açar. Unutmayın çeşitli, farklı uyarımlar, stimulasyonlar beyin kapasitesinin kullanımı için en önemli anahtardır. Aynı zamanda sizi yoran, sizi zorlayan, rahatsız eden alışkanlıklarınızı bırakmanızıda kolaylaştırır.

İstediğiniz rüyayı görmeyi veya uyandığınızda gördüğünüz rüyayı hatırlamak ister misiniz ?

BAKAN’DAN İTİRAF GİBİ AÇIKLAMA: EVET SÜTTE KANSER VAR!!!

 

Tarım Bakanı Eker, piyasada satılmakta olan sütlerde karaciğer kanseri, sarılık ve siroza yakalanma riskini artıran antibiyotik kalıntısı ve aflatoksin M1 olduğu iddialarını doğruladı.

BAKAN’DAN İTİRAF GİBİ AÇIKLAMA
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Türkiye’de 7’den 70’e her kesimin günlük olarak tükettiği sütlere ilişkin çarpıcı bir itirafta bulundu. Eker, piyasadaki sütlerde karaciğer kanseri, sarılık ve siroza yakalanma riskini artıran antibiyotik kalıntısı ve aflatoksin M1 olduğu iddialarını doğrulayarak, “Bakanlığımızca yürütülen kontrol ve denetimlerde sütlerde antibiyotik kalıntısına ve aflatoksin M1’e rastlanabilmekte olup bunlarla ilgili gerekli yasal işlem yapılmaktadır” yanıtını verdi.

Eker,Milliyet gazetesinin haberine göre, mevzuata uygunsuz faaliyet gösteren işletmelerin isimlerinin ifşa edileceğini kaydederken, “her eve bir gıda denetçisi” projesini hayata geçireceklerini belirtti.
MHP ve CHP’li milletvekilleri, piyasada satılan sütlerde karaciğer kanserine, sarılık ve siroza yol açan zararlı maddelerin olduğu iddialarını TBMM’ye taşıdı.

GIDA KODEKSİNE AYKIRI
Eker’e, “Piyasada satılan çoğu firmalara ait sütlerde antibiyotik bulgusuna, bazı ürünlerde de aflatoksin M1’e rastlandığı ve bu maddenin karaciğer kanseri, sarılık ve siroza yakalanma ihtimalini artırdığı doğru mudur”sorusu yöneltildi.
Eker ise 12 Aralık 2012’de TBMM’ye gönderdiği resmi yazıda, itiraf niteliğinde ifadeler kullanarak, “Gıda kodeksine aykırılık hususu içermektedir. Bakanlığımızca yürütülen kontrol ve denetimlerde sütlerde antibiyotik kalıntısına ve aflatoksin M1’e rastlanabilmektedir” dedi.

İFŞA EDİLECEK
Eker, sağlıksız üretim yapan işletmelere yaptırımlar arasında isimlerinin kamuoyuna açıklanmasının da bulunduğunu belirtirken, “Mevzuata uygunsuz faaliyet gösteren işletmeler açıklanacak, ayrıca mevzuata uygun faaliyet gösteren firmaların belli kriterler çerçevesinde kamuoyu ile paylaşımı sağlanmaktadır. Böylelikle sadece uygunsuz işletmelerin ifşası değil, iyi olan işletmeleri ödüllendirerek yönlendirme anlayışı ile çalışmalar devam ediyor” dedi.

İŞLETMELERE CEZA VERİLDİ
Öte yandan Eker, bakanlığın kurduğu ALO GIDA 174 hattına 2011 sonu itibarıyla 551.630 şikayet geldiğini, bu aramalardan 86.237’sinin kayda alındığını ve 82.817’sinin sonuçlandırıldığını vurguladı. Eker, “Denetim yapılan başvuruların yüzde 17’si için cezai işlem uygulanmıştır. Uygulanan cezai işlemlerin yüzde 70’i idari para cezası, yüzde 24’ü üretim/faaliyetten men ve yüzde 6’ı ise suç duyurusu şeklinde gerçekleşmiştir” dedi. Eker, verilen idari para cezalarının 1000 TL’den 10 bin TL’ye kadar uzandığını belirtti.

GDO DENETİMİ ARTIRILDI
Eker, Türkiye’de hali hazırda 65 özel ve 41 de kamu olmak üzere toplam 107 gıda kontrol laboratuarı bulunduğunu, denetimlerin yetkilendirilmiş uzman laboratuar personeli tarafından yürütüldüğünü kaydetti. Eker son 2 yılda 693 bin denetim yapıldığını kaydetti.
Eker, GDO ve mikrobiyoloji birimlerinin faaliyete geçirilerek bu kapsamdaki analizlere öncelik verdiklerini kaydederek, “Ülkemizde her türlü gıda ve yemlerde tarama, izolasyon ve miktar olarak GDO analizi yapabilen laboratuvar sayısı son 2 yılda 3’ten 22’ye çıkarılmıştır” dedi.

HER EVE DENETÇİ
Sağlıksız üretimlerin engellenmesi ve denetimlerin artırılması konusunda da Eker, şunları kaydetti: “Denetimin ve denetçinin izlenebileceği interaktif mobil denetim projesi hazırlandı. Tam teçhizatlı gezici denetim araçları ile görsel medya imkânları (kamu spotu) kullanılmaya başlandı. ‘Her eve bir gıda denetçisi’ sloganıyla öğrenci ve ailelerine yönelik ‘genç gıda denetçileri’ gibi projeler hazırlandı.”

Kaynak>>>http://www.milliyet.com.tr/…/gundemdetay/17.01.2012/1489779…

http://www.karamaninsesi.com/…/bakan-eker-sutte-kanser-iddi…

GDO ya Evet Diyen Firmalar>>>https://www.facebook.com/media/set/…

Aradan 2 yıl geçti bu arada Tarım Bakanı Fransız Tarım Şovalyesi Oldu,bu görebildiğimiz…! Konunun Detayları İçin Bağlantıya Tıklayın>>>https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10205175418560567

Yorulduysan Kuma Getireyim…

11050695_852297868166907_4288722350306758947_n[1]

Her Şey Zamanında Yaşandığında Güzeldir…

 

 

Çok uzak bir adada yaşayan güzeller güzeli ahtapot ve çok yakışıklı bir akrep birbirlerine aşık olmuşlar. Fakat ikisi de birbirinden korkuyormuş. Ahtapot akrepden onu zehirli iğnesiyle sokar diye, akrep ise ahtapotun uzun kolları onu boğar diye… Fakat daha fazla dayanamayarak ikiside birbirlerine kollarını uzatmışlar. Ahtapot en kötü ihtimalle bir kolumu veririm, nasıl olsa yerine yenisi gelir, diye düşünmüş. Akrep ise onun için kendimi feda edebilirim, demiş. Birbirlerini çok seviyorlarmış. O kadar mutlularmış ki bütün hayvanlar çok kıskanıyormuş onları…

Zamanla akrepten sıkılmaya başlamış ahtapot, aklında açık denizler varmış hep… Oralara gidip başka hayvanlarla tanışmanın hayalini kuruyormuş. Güzelliğini bu şekilde geçirmemek için okyanuslara doğru yüzmeye başlamış.

Terk edilen akrep günlerce sahilde onun dönmesini beklemiş. Ardından çok ağlamış fakat göz pınarları olmadığı için, hep içine akmış göz yaşları. Okyanusların en güzel sularında süzülen ahtapot yeni yerler gördükçe işte gerçek mutluluk diye düşünüyormuş içinden.

Akrebi çoktan unutmuş. Derken birden bir balıkçı ağına dolanmış olarak bulmuş kendisini. Kurtulmaya çalıştıkca daha çok dolanıyormuş. Onu gemiye çekmişler. Balıkçılar ahtapotun kollarını kesip geri denize atmışlar. Kesilen kollarıysa içki masalarında meze olarak kullanılmak üzere bir restorana satılacakmış.

Canı çok yanan ve ne yapacağını bilemeyen ahtapot eski aşkı akrebe dönmeye karar vermiş; fakat kolları olmadığı için yüzemiyormuş artık. Terk edilen akrepse onsuz olmaktansa ölmeyi tercih etmiş ve zehirli iğnesiyle kendisini sokmuş. Diğer hayvanlardan yardım isteyen ahtapot akrebe ulaşmak üzereymiş. Akrebin yanına vardığında ise akrebi ölmek üzereyken yakalamış. Akrep son nefesini verirken, evet işte ben bu güzellik için kendimi feda ettim, demiş içinden. Gerçek aşkının akrep olduğunu anlamış ahtapot. Ama artık ne ahtapotun onu saracak kolları kalmış , ne de akrebin onu tekrar sevebilecek kalbi…

Her şey zamanında yaşandığında güzeldir…

Yüreğinizde yer bulmayı hak etmiş ERKEK veya KADINA

 

Bazı kadınlar vardır…

Yoldan geçerken takılır gözleriniz.
Dizine yatıp ruhunuzu ellerine bırakasınız gelir.
Teninin sıcaklığında erir gidersiniz.
Dingindirler, savaşmazlar dünya ile.
Gözlerinin içinde bir kadının bin bir halini görürsünüz.
Erkek olmanın bin bir halini de size yaşatırlar.
Sıcaktır, şefkatlidir, bağışlayıcıdır, dişidir.
Ne giyerlerse giysinler cinsellikleri değildir üzerlerindeki.
Kadın olarak vardırlar, cinsellikleri sadece erkeklerine özeldir, size kapalıdır, göremezsiniz.
Plajda bikinili bile olsalar ”kapalı” kadınlardır onlar.
Siz ulaşamazsınız kendileri gelmedikçe.
Bazı kadınlar ”kadın”dır.

Bazı kadınlar vardır.

Hoyrattır. Acıtır. Mahveder dokunduğu yeri.
Erkeğinin sahip olduklarına önem verir sadece.
Ondan aldıklarına bakar, erkeğin kendisi hiç önemli değildir.
Bir şey veremeyecek duruma geldiğinde ona sırtını dönmesi kolay olur bu nedenle.
Hayatı paylaşmasını bilmez bazı kadınlar.
Mal paylaşımını hayatı paylaşmak sanırlar çünkü.

Bazı kadınlar vardır yine.

Hayatın yükünü taşır.
Yüzündeki her çizgi ayrı bir hüznü anlatır.
Bilmez başka türlüsünü.
Eştir, anadır, kadındır birileri için.
Kendisi için kocaman bir ”sıfır” olduğunu dert sahibi olunca görür o kadınlar.

Bazı kadınlar vardır.

Yüzüne bakınca gördüğünüz sadece falanca şirkettir.
Okumuş, eğitimli, kariyer sahibi ama erkeksiz kadınlardır.
Bakışlarında görürsünüz bir erkeğe teslim olmayacaklarını.
Hayatlarında bir çocuğun kahkahası olmayacaktır hiçbir zaman.
İçlerindeki kadının ümitsiz isyanını da görürsünüz o bakışlarda.

Bazı erkekler vardır.

Baktığınızda gördüğünüz sadece bir tomar paradır.
Paradan başka bir şeye sahip olamayacak kadar acizdirler o erkekler.
Emek vermeyi bilmezler.
Paraları kadar sahip olmak isterler her şeye.
Paraları yoksa kocaman bir ”hiç”tirler.

Bazı erkekler vardır.

Hastadır ruhu.
Zindan ederler hayatı etraflarına.
Koca olamazlar, baba olamazlar, sevgili olamazlar.
İlk zamanlar sıcacık sevgi dolu bir erkek sanırsınız.
Hiç ummadığınız bir anda karşınıza çıkar canavar.
O pençelerin ruhunuzu nasıl ve neden kan içinde bıraktığını anlayamazsınız bile.
Kurtulmanıza da izin vermez bazen.
Ondan güçlü olmanıza izin vermez.
Yok etmek zorundadır.
Ruhunuzu öldürür o erkekler.

Bazı erkekler vardır.

Kullanır sizi.
Emeğinizi, sevginizi kullanır.
Almasını bilirler sadece.
Sevgi veremezler.
Hayatı paylaşmazlar.
O kadar nazik ve yakışıklıdır ki bile isteye teslim olursunuz.
Verdikleriniz tükenince giderler, anlayamazsınız neden terk edildiğinizi.

Bazı erkekler vardır.

Erkektir, babadır, eştir, sevgilidir.
Belki zengin değillerdir ama göğsüne sokulduğunuzda dünyanın en mutlu kadını olursunuz.
O erkeklerin kendileri hazinedir ve siz ”bilirsiniz” bunu.
Bakışlarında bütün dünyayı görürsünüz.
Ellerini güvenle tutarsınız.
Siz hayatısınızdır, bilirsiniz.
Ruh eşinizdir, hissedersiniz.
Bazı erkekler gerçek bir ”erkek” tir.

Yüreğinizde yer bulmayı hak etmiş ERKEK veya KADINA

alıntı

Doğum Tarihine Göre Hangisisin?