Kansızlığa Karşı Doğal Meyve Suları

10930110_429098140590137_5867958060389890543_n[1]

Kansızlık, vücutta demir eksikliğinden kaynaklanan bir sorundur. Kadınların en çok karşılaştıkları problemlerden biri olan kansızlık, yoğun adet döneminde veya kötü beslenme gibi nedenlerle ortaya çıkabilir. Bu yazımızda, kansızlığı önleyici ve tedavi edici doğal içecek tarifleri vereceğiz.

Demir, vücutta hemoglobin ve kırmızı kan hücrelerini sentezlemeye yarayan, çok önemli bir mineraldir. Hemoglobin ve alyuvar da denilen kırmızı kan hücreleri, ciğerlerden kana oksijen taşımak gibi yaşamsal bir fonksiyonu gerçekleştirmekle görevlidirler. Kansızlık yaşayan bir bünyede, hücreler yukarıda bahsedilen görevleri düzgün şekilde yerine getirilmediği için; yorgunluk, saç tellerinde zayıflama, tırnaklada güçsüzlük, deri renginde solgunluk ve çarpıntı gibi şikayetler baş gösterebilir. Bunları yaşamamak için, kansızlığı tedavi etmeye ve önlemeye yardımcı sağlıklı ve doğal meyve suyu tarifleri vereceğiz.

Kansızlığı giderici meyve suları
Pancar ve Havuç Suyu
beet tr

Pancar, içerdiği yoğun miktarda demirle, kansızlığı önlemeye ve tedavi etmeye yardımcı olur. Pancarı havuçla birlikte tüketmek, vücutta demir emilimini arttırır. Bunlara eşlik edecek bira mayası da, demir eksikliğini gidermekte yardımcı olan besinlerden biridir.

Malzemeler

Bir adet pancar
Bir havuç
2 yemek kaşığı bira mayası
1 bardak su
Hazırlanışı

Pancar ve havucu yıkayıp küçük parçalara ayırın.
Parçaları 1 bardak suyla birlikte bledırdan geçirin.
İyice karıştıklarında bira mayasını ekleyin.
Bu karışımı sabah kahvaltıdan önce tüketirseniz, en etkili sonuca ulaşabilirsiniz.
Maydonoz Suyu
Green-juice-parsley-infusion tr

Maydonoz suyunun tadı bazılarınız için biraz acı olabilir. Fakat maydonoz suyu, kansızlığı tedavi etmekteki en etkili yollardan biridir. Çünkü maydonoz, çok yüksek miktarda demir içerir. Limon suyu ile birlikte tüketildiğinde, içindeki demirin vücutta emilimi kolaylaşır. Maydonoz suyunu ana yemeklerden önce içebilirsiniz.
Malzemeler

Bir avuç maydonoz
Bir adet limon
Bir bardak su
Hazırlanışı
Malzemelerinizi iyice yıkamaya özen gösterin.
Maydonozu küçük parçalara ayırın ve bir bardak suyu ilave ederek blendırdan geçirin.
Limonu sıkarak karışıma ekleyin.
Tadı biraz acı olsa da , kansızlığı tedavi etmeye çok yardımcı olan bu karışımı içmeyi ihmal etmeyin. Maydonozun içindeki demirin bağırsaklarda emilmesi için, limonla beraber tüketilmesinin faydalı olduğunu unutmayın.

Ispanak, Pancar ve Kırmızı Meyvelerin Suyu

Bu besleyici meyve suyu, çok fazla oranda demir içerir. İçinde, bu mineralin bolca bulunduğu ıspanak ve pancar vardır. Çilek, kiraz, böğürtlen gibi kırmızı meyveler de hem lezzetli, hem de demir oranı yüksek meyvelerdir. Bu lezzetli karışımı, akşam yemeklerinden önce içebilirsiniz. Günlük besin ihtiyacınızı karşılamaya yardımcı olacak bu karışım, kansızlıktan kurtulmanızı da sağlayacaktır.

Malzemeler
5 avuç dolusu kırmızı meyve (çilek, kiraz, böğürtlen, frambuaz, dut, yaban mersini gibi küçük kırmızı meyveleri kullanabilirsiniz)
3 adet küçük turp
1 adet pancar
2 avuç dolusu ıspanak
1 bardak su
Yarım çorba kaşığı bira mayası
Hazırlanışı

Tüm malzemeleri güzelce yıkayın.
Kırmızı meyveleri, turp, ıspanak ve pancarı küçük parçalar halinde blendıra atın.
Bir bardak suyu da ekleyin ve yoğun kıvamlı bir içecek haline gelene kadar blendırda karıştırın.
Bu karışım pancarın pembe rengini alacaktır.
Karışıma bira mayasını ekleyin. Bira mayası, içecekteki demir oranını büyük miktarda çoğaltacaktır.
Yavaş yavaş tüketin.
Bu tür içecekleri taze tüketmeye özen gösterin. Özellikle de kansızlığı gidermek amacıyla içiyorsanız, hazırladıktan sonra hiç bekletmeden içmelisiniz.

400 yıl öncesinden gelen bilgelik…

images[1]

Aşağıdaki yazı Mimar Sinan’ın 400 sene sonraya çözüm üreten sorumluluk duygusunun bir örneği ve çok etkileyici. Çoğumuz 1 yıl sonrasını bile düşünemezken bu kadar yüksek bir farkındalıkla hareket eden Mimar Sinan,  belki 400 yıl öncesinden yol gösterici bir ışık olabilir…
Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzadebaşı Cami’nin 1990′li yıllarda devam eden restoras…yonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat mühendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıkları bir olayı TV’de şöyle anlatmıştı.
“Cami bahçesini çevreleyen havale duvarında bu lunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler vardı. Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu. Biz insaat fakültesinde teorik olarak kemerlerin nasıl inşaat edildiğini öğrenmiştik fakat taş kemer inşaası ile ilgili pratiğimiz yoktu. Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı yaptık. Sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık. Daha sonra kemeri yavaş yavaş söküp yapım teknikleri ile ilgili notlar alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık.
Kalıbı söktük. Sökmeye kemerin kilit taşından başladık. Taşı yerinden çıkardığımızda hayretle iki taşın birleşme noktasında olan silindirik bir boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık. Şişenin içinde dürülmüş beyaz bir kağıt vardı. Şişeyi açıp kağıda baktık. Osmanlıca bir şeyler yazıyordu. Hemen bir uzman bulup okuttuk. Bu bir mektup idi ve Mimar Sinan tarafından yazılmıştı. Şunları söylüyordu;
Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir. Bu müddet zarfında bu taşlar çürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşa edeceğinizi bilemeyeceksiniz. İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum.
Koca Sinan mektubunda böyle başladıktan sonra o kemeri inşa ettikleri taşları Anadolu’nun neresinden getirttiklerini söyleyerek izahlarına devam ediyor ve ayrıntılı bir biçimde kemerin inşasını anlatıyordu.
Bu mektup bir insanın, yaptığı işin kalıcı olması için gösterebileceği çabanın insan üstü bir örneğidir. Bu mektubun ihtişamı, modern çağın insanlarının bile zorlanacağı taşın ömrünü bilmesi, yapı tekniğinin değişeceğini bilmesi, 400 sene dayanacak kağıt ve mürekkep kullanması gibi yüksek bilgi seviyesinden gelmektedir. Şüphesiz bu yüksek bilgiler de o koca mimarin erişilmez özelliklerindendir. Ancak erişilmesi gerçekten zor olan bu bilgilerden çok daha muhteşem olan 400 sene sonraya çözüm üreten sorumluluk duygusudur…

Gül suyu mucizesi…!

11061235_428325087334109_43969648701021635_n[1]

Gül suyunun mucizesi Her cilt tipi için uygun olan gül suyunu makyajınızı temizlemek, cildinizi nemlendirmek ya da yağlı cilt görünümünü ortadan kaldırmak için kullanabilirsiniz.

Güzel kokusundan da faydalanılarak ihtiyaç halinde parfüm değeri verilen gül suyunun, aynı zamanda cilt bakımında da kullanıldığını ifade eden Dr. Ata Nejat Ertek, gül suyundan nasıl faydalanılabileceğini anlattı…

Cildi nemlendirme ve temizleme özelliğine sahip gül suyunu, buzdolabında saklayıp soğuk soğuk uygularsanız, aynı zamanda yüzünüzün kan dolaşımını da hızlandırmış olursunuz. Böylece gül suyu ile nemlenen yüzünüz, doğal canlı görünümüne de kavuşur.

Makyajınızı temizleyebilirsiniz

Özellikle makyaj temizlemek için faydalanabilirsiniz. Gül suyunda dikkat edeceğiniz en önemli husus yüzde 100 doğal olmasıdır. Gül suyu her cilt için uygundur. Yağlı cildin nem dengesini sağlar, kuru cildi nemlendirir, akne ve sivilcelerle savaşır.

Gül suyunun cilde diğer bazı faydaları ise şunlardır; ciltteki kızarıklık ve şişkinliği alır, tıkanmış gözenekleri açar, cilde ışıltı-enerji verir, sivilceleri kurutur, cilt kuruluğunu önler gibi.

Yağlı ciltler için maske

Yağlı cilt görünümünü ortadan kaldırmak için haftada 2 kere gül suyunu pudra ile karıştırarak maske hazırlayıp yüzünüze uygulayın. Bu maskeyi yine gül suyu ile temizleyin.

Sivilcelerden kurtulmak için maske

Sivilceli ciltler için ise sabah saatlerinde de bir pamuk yardımı ile sivilceli bölgelerinize gül suyunu sürün. Bu işlem sivilceleri kurutacaktır.

TESLİM OLUN

images[7]
Bazen o kadar çok çabalarız ve gerçekleştirmek veya başarmak içino kadar çok uğraşırız ki istemeyerek kendimizi bloke ederiz. Bu özellikle birşeyi çok çok fazla istediğimizde ve olması için tekrar tekrar denediğimizde olur. …
Evren, cabalama enerjisinin yol açtığı korkuya cevap vermektedir. İstediğiniz belki gerçekleşmeyeceği düşüncesinin altında yatan endişe, kaygı size sınırlamalar, gecikmeler ve tatmin etmeyen belirtiler şeklinde yansır. Bu nedenle teslim olmak anında çözüm getirir. Evrene dileğiniziteslim ettiğinizde, sizi daha önce bloke eden korkuları da serbest bırakmış olursunuz. Bırakmak “Ben tam olarak nasıl olacağından emin olmasamda biliyorum ki, dileğim olabilecek en iyi şekilde gerçekleşecektir” demektir.
Bu inanç ön kapıyı açmakta ve evinize dileğinizi davet etmektedir. Bugün hep birlikte teslim olalım ve evrenin rüyalarımızı gerçekleştirmek için çalışmasına izin verelim. Bizim görevimiz dileğimizi dilediğimiz anda Evrene veya meleklere bırakalım ve dualarımızın gerçekleştiği Yaratıcı durumların keyfini çıkaralım.
kAYNAK: rİKA pARDO/ Nermin Doğruoğlu

Bir Babanın Fotoğraflar Aracılığıyla Çocuklarına Verdiği 10 Hayat Dersi

Amerikalı fotoğraf sanatçısı  Brandon Kidwell, çocuklarına çok düşkün bir baba. Kidwell, çocuk yetiştirmenin yaşamındaki en önemli şey olduğunu söylüyor. Öyle ki, çocukları için hayatındaki tüm öncelikleri yeniden sıralamış. Ancak Kidwell, bu sıralamayı yaparken fotoğrafçılığa olan tutkusundan vazgeçmediği gibi, onu çocuklarını yetiştirmek için kullanacağı yararlı bir araca dönüştürmeyi de başarmış.

Sanatçı, kendisiyle yapılan bir röportajda “Çocuklarım için yapabileceğim en akıllıca şey, çektiğim fotoğrafları onların hayatı tanımaları için kullanmaktı” diyor. Ve öyle de yapmış.  Kidwell artık çok sevdiği  çift pozlama tekniği ile çektiği fotoğraflar aracılığıyla çocuklarına hayata dair bilgece tavsiyeler veriyor. Biz de galerimizde o fotoğraflardan ve tavsiyelerden bazılarını sizler için derledik.

1. “Başarısızlık ve pişmanlık, kalbinin sesini dinlemeyenler içindir.”

"Başarısızlık ve pişmanlık, kalbinin sesini dinlemeyenler içindir."

2. “Gerçek cesareti bulmak için, gözyaşı dökmeyi bilmelisiniz.”

"Gerçek cesareti bulmak için, gözyaşı dökmeyi bilmelisiniz."

3. “Bazen bizi en çok korkutan şeyler; hakkında bilgi sahibi olmadıklarımızdır.”

"Bazen bizi en çok korkutan şeyler; hakkında bilgi sahibi olmadıklarımızdır."

4. “Hakikati bulmak için, bazen bilinmezliğin sularında gezmek zorundasınız.”

"Hakikati bulmak için, bazen bilinmezliğin sularında gezmek zorundasınız."

5. “Kalbinizin sesini dinlemeden önce, aklınızın sesini bulmalısınız..”

"Kalbinizin sesini dinlemeden önce, aklınızın sesini bulmalısınız.."

6. “Kaybettiğiniz zamanı geri getiremezsiniz.”

"Kaybettiğiniz zamanı geri getiremezsiniz."

7. “Asıl özgürlük bir şeylerden vazgeçmeyi bilmektir.”

"Asıl özgürlük bir şeylerden vazgeçmeyi bilmektir."

8. “Büyük işler küçük adımlarla başlar.”

"Büyük işler küçük adımlarla başlar."

9. “Bazen bulunmak için kaybolmak gerekir.”

"Bazen bulunmak için kaybolmak gerekir."

10. “Aklın dinginliği, kalbin huzurudur.”

"Aklın dinginliği, kalbin huzurudur."

“Geçtiğim tüm yollar size açılıyor. Sonunda hep size geri döneceğim..”

"Geçtiğim tüm yollar size açılıyor. Sonunda hep size geri döneceğim.."

İnsanlar da karpuz gibi, dışardan hepsi diri yeşil: kesince kimisi tatlı kimisi kabak…

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

 

İnsanlar da karpuz gibi, dışardan hepsi diri yeşil: kesince kimisi tatlı kimisi kabak…
A.I.

O yüzden hey siz erkekler her kadın aynıdır demeyin ve her kadına hak ettiği değeri verin.

images[5]

 

Bazı kadınlar pahalı hediyeleri severler.

Spor arabaları, lüks mekanları, hesap ödeyen abileri.

Bazı kadınlarsa, saçlarının taranmasını severler. Ayaklarına oje sürülmesini.

Bazıları ise uyumadan önce masal anlatılmasını, gözlerinin içine bakarak gitar çalan adamları.

Bazı kadınlar takım elbise severler, kaslı kollar.

Bazı kadınlar oduncu gömleği severler. Ve bira göbeği.

Bazı kadınlar kışları kayak yapmak isterler.

Bazıları el ele tutuşup közde mısır yemek.

Bazı kadınlar özel günlerde parfüm hediye eder, bazı kadınlar her gün aynı ten kokusuyla uyanmak için canlarını verirler.

Bazı kadınların telefon rehberleri kalabalıktır. Bilirsin.

Diğer bazıları ise defalarca aynı mesajı okuyup ağlarlar.

Bazı kadınlar kızlarla caddede bilmem ne keyfi yaparlar.

Bazı kadınlar evlerinde suyu şişeden dikerek içerler.

Bazı kadınlar gezmeyi, bazıları temizliği sever.

O yüzden hey siz erkekler her kadın aynıdır demeyin ve her kadına hak ettiği değeri verin. Karakterinizin uyduğu kadınla beraber olun. Kimseye hayatı zehir etmeyin…

Güneş Tutulması- İstanbul… Günün Fotosu… 21/03/2015

11069405_876483942409017_3373350669592065058_n[1]

Kısacası insan unutur…..

10385361_893147630708354_4633275848476817930_n[1]

İNSANOĞLU UNUTKANDIR…..

Aynı hataları defalarca yapar; çünkü hatalarından ders alması gerektiğini unutur.
Verdiği sözleri unutur. . Çünkü bir zamanlar ne hissettiğini unutur.
Minnet duymaz; çünkü nerden geldiğini unutur.
Endişelenir; çünkü geleceği kontrol edemeyeceğini unutur.
Pişmanlık ve suçluluk duygusu ile yaşar; çünkü geçmişi değiştiremeyeceğini unutur.
Planlar yapar çünkü en güzel şeylerin biz onları beklemezken geldiğini unutur.
Başkalarını kötüler; çünkü kendini yüceltmenin yolunun başkasını eleştirmekle değil kendini geliştirmekle olduğunu unutur.
Somurtur; çünkü gülümsemenin her kapıyı açan,bulaşıcı bir iyilik olduğunu unutur.
Zamanını boş yere harcar; çünkü bu değerli hayatın kısacık olduğunu unutur.
Böbürlenir çünkü her şeyin geçici olduğunu unutur…
Dinlemeyi unutur ,çünkü gerçeği duyabilmek için susması gerektiğini unutur.
Bazen de unutmak istediği için UNUTUR…
Vee..en önemlisi…..
Hep birilerini suçlar çünkü aynaya bakmayı unutur….yani..
Kısacası insan unutur…..

Gülmek; “saf” denme riskini göze almaktır… Ağlamak ise; “duygusal” görünme riskini…

1622888_1558165761128141_6199088772919495209_n[1]

Gülmek; “saf” denme riskini göze almaktır.
Ağlamak ise; “duygusal” görünme riskini…
Birine yakınlaşmak; “kendini kaptırma” riskini,
Duygularını açmak; “kendini ortaya koyma” riskini,
Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise; onları başkasına kaptırma” riskini göze almaktır.
Sevmek; “karşılık görememe” riskini…
Yaşamak ise; “ölme” riskini göze almaktır.
Umutlanmak; “hayal kırıklığına uğrama” riskini
Çabalamak ise; “başarısız olma” riskini göze almaktır…

Ama riskler yaşanmalıdır. Çünkü; hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır. Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden korunabilir, ama büyüyemez, sevemez, değişemez, hissedemez, öğrenemez. Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken, bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder. Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür.

LEO BUSCAGLİA – Yaşamak, Sevmek

Hangi Sebze Hangi Organa İyi Gelir…

11081018_1419436461700303_6694321928715218145_n[1]

 

Sebzelerin organlarımıza benzerliği..
Şekil olarak da sebze meyveler ve organlarımız arasında bir bağ olduğunu biliyor musunuz?

* Havuç dilimi insan gözüne benzer. Bilimsel araştırmalar havucun gözlerin kan akışını ve işlevini iyileştirdiğini göstermiştir.

* Domateste kalpte olduğu gibi dört odacık vardır ve kırmızı renklidir. Bütün araştırmalar domatesin kalp ve k
an için faydalı olduğunu göstermiştir.

* Üzüm salkımı kalp şeklindedir, her bir üzüm tanesi kan hücresi gibi görünmektedir ve araştırmalar üzümün ciddi kalp ve kan canlandırıcı bir gıda olduğunu göstermiştir.

* Ceviz küçük bir beyin görünümündedir. Beyin fonksiyonlar için faydalıdır.

* Fasulye böbrek görünümündedir ve böbrek fonksiyonlarını iyileştirir.

* Sap kereviz, Çin lahanası ve Rhubarb kemiklere benzer. Bu gıdalar kemikler için faydalıdır, sodyum oranları eşit ve %23 dür. Gıdanızda yeterli sodyum yok ise vücut kemiklerden çeker ve kemikler zayıflar. Bu gıdalar iskeletinize faydalıdır.

* Patlıcan, avokado ve armut kadınların rahim ve serviks sağlığı ve fonksiyonlarını hedefler ve görünümleri bu organlara benzerler. Araştırmalar kadınların haftada bir avokado yemeleri halinde hormonları dengelediğini, istenmeyen doğum sonrası kilolarını azalttığını ve serviks kanserini önlediğini göstermiştir.

* İncir tohum doludur ve ağaçta ikili olarak asılarak büyür. İncir sperm sayısını ve hareketliliğini arttırır ayrıca erkek kısırlığını önler.

* Tatlı patatesin görünümü pankreasa benzer ve şeker hastalarının glisemik indeksini dengeler.

* Zeytin yumurtalıkların sağlığına ve fonksiyonuna yardımcı olur.

* Greyfurt, portakal ve diğer narenciye meyveleri kadın göğüsüne benzer ve bunların sağlığına ve lenfin hareketine yardımcı olur.

* Soğan vücut hücreleri görünümündedir. Bütün vücut hücrelerinden atık maddelerin temizlenmesine yardım eder. Hatta gözlerin epitelyal katlarının yıkayan gözyaşlarına bile sebep olur

Enerjitik parazitleri temizleme çalışması

imagesFV032XVE

Diğer parazitler kadar zarar veren ve ne yazık ki “Bilimsel Metotlar” içinde yer alamayan bu parazitler, mikroskobik ortamda bile gözle görünmez, duyulmaz ve modern cihazlarla da saptanamazlar. Biz…im enerjimizi kullanan suptil enerji oluşumlarıdır; bizim bilmemiz gereken ise onların var olduğu ve sağlığımızı tehdit ettiğidir.
Hemen her yerde, otobüs, tren, iş yeri, alışveriş merkezleri ve sığınağımız olan evimize kadar, kısaca insanın olduğu her yerde bulunurlar ve varlıklarını sürdürebilmek için bir başka varlığa, “insan enerji alanına” ihtiyaçları vardır. Kendi enerjilerini üretemezler. Buraya kadar yazdıklarım hiç hoş değil, onlardan nerdeyse kaçış yok gibi. Ancak onları tanımasak ve kabul etmesek de onlar var ve biz insanlara karşı 2:1 galipler; “ENERJETİK ASALAK “ denen bir varoluş sistemini bilmediğimiz sürece.
Sebebini bir türlü bulamadığımız, modern tıp teknolojisinin henüz yakalayamadığı; çok geç iyileşen veya hiç iyileşemeyen, sinirsel, psikolojik deyip geçmesini beklediğimiz birçok ağrının sebebi bu ASALAKLAR olabilir. Bilimsel olmayan bir boyuttan, bilimsel olan boyuttaki fiziksel bedenimizi etkilerler. Onların varlığını bilmeyen ya da kabul etmeyen otoritelere ve çok gelişmiş teknolojik cihazlara adeta nanik yaparlar; taa kii bir yeniçağ Robert Koch’u çıkıp “Mokro&Mikro-Kosmoz-Galactic- Energybodyscanner” falan gibi isimli bir cihaz geliştirene ve bir zamanların mikropları nasıl mikroskop altında yakalandıysa enerjitik parazitler de bu şekilde görüntü alanımıza girene dek.
Bu asalakları klasik bilgilerle şimdilik saptamak olanaksız olsa da onların varlığını bilmek 2:1 lik galibiyeti 1:1 lik bir beraberlik durumuna getirir.
Şu ana kadar bilmiyordunuz; şimdi biliyorsunuz!
“Her şeyi yaptık, denedik; iyileşmiyor, ağrı bir türlü geçmiyor!” Diyorsanız, “Öyleyse bir de enerjisel parazit var mı?” bir bakın..!
Bu parazitler enerji alanımıza girip orada yaşarlar. Enerji alanımızdaki enerji onların gıdasıdır ve iyice güçlendikten sonra yavaşça fizik bedene geçip enerjitik varlıklarını kist, ur gibi fiziksel oluşumlara çevirirler. Eğer enerji alanındayken ağrı yapıyorsa şanslısınız, onu bulup çıkartabilirsiniz. Ağrı yapmıyor ve bu konuda hiçbir şey bilinmiyorsa sinsice fizik bedene geçecektir. Şanssızlık, onların varlığını bilmemek ve farkında olmamaktır ki bu da onların varlıklarını enerji alanımızda rahatça sürdürmelerine olanak sağlar.
Bu parazitlerle nasıl başa çıkabiliriz?
Onlardan korunmanın ve enerji alanımızı temizlemenin birçok yolu var.
Parazitlerden korunmak ve onları temizlemek için çok etkili olan “Ra-Sheeba” enerjisi ile çalışmaktır. Böyle bir şeyin adını bile duymadım, üstelik enerjilerle hiçbir işim yoktur diyenlerdenseniz; size bilimsel bir yöntem olan Acmos’u öneririm. Acmos Lecher anteni 9, 9.1 ve 9.8 atu da enerjitik parazitleri temizler. Öyle bir antenim yok, nasıl çalıştığını da bilmem, derseniz;
Kendinize bir “enerji beden terapisti” bulun, ki bu terapistlerin Türkiye’de sayısı çok azdır. Bu durumda eğer isterseniz siz kendi kendinizin terapisti olup kolları sıvayabilirsiniz. Şöyle ki;
Sebepsiz, bir türlü iyileşmeyen ağrılı bölgenin üstünde birkaç santim yukardan elinizi görünmeyen bir şeyi yakalayacak bir kıskaç gibi dolaştırın ve tercihen duyulabilen bir ses tonu ile enerjisel asalaklara seslenin
(seslenirken söyleyecekleriniz sizin inancınıza kalmış)
Bu çok önemli, enerji alanında bir çalışma yaparken, yine kozmosun yaratmış olduğu bir başka varlığa sesleniyorum ve bunu evrenin veya kozmosun izniyle yaptığımın bilincinde olduğumu belirtiyorum; sonra, “Burada bulunan enerjitik parazitlere sesleniyorum!” “Şu anda yanlış bir yerde bulunuyorsunuz! Ben enerji alanımı sizinle paylaşmayı düşünmüyorum. Sizi sevgiyle bulunduğunuz yerden alıyorum; (bunu söyleyip kıskaç gibi duran elimi kapatıp, enerjitik parazitinin sanal varlığını avucuma alıyorum), sizi evrene değişim dönüşüm için geri gönderiyorum.” Diyerek avucumun içine üflüyorum. Şimdi enerji alanımda bir boşluk oluştu. Evrensel yasalarda boşluk hiç sevilmez, oraya başka bir şey dolmadan devam edip boşalan yeri Reiki ile dolduruyorum. Reiki’ye diğer bir alternatif de “burada boşalan alana Beyaz Işık enerjisini davet ediyorum” diyerek boşluk beyaz ışık enerjisi imgelenerek doldurulabilir.
Bütün bunları yaparken biraz modern üfürükçü gibi görünmeyi göze almak gerekebilir, ya da ne yaptığımız doğru anlaşılıncaya kadar bizi hiç kimsenin görmemesi de bir seçenek.
BÜTÜN BUNLAR ÇOK GARİP, SAÇMA VE KOMİK Mİ?
Bunlar çok garip gelebilen , bize öğretilmeyen , öğretecek olan kişilerin de bilmediği gerçeklerdir ki; asalaklar bizim onları bilip bilmediğimize bakmadan hepimizin sağlığını tehdit ederler. Dişlerimizi fırçalamak gibi enerji alanımızı da arındırmak en doğal hakkımız fakat belki daha uzun bir süre bu hakkı kendi kendimize bile vermeyeceğiz ve bu süreçte birkaç saniye içinde enerji alanımızı terk edecek asalaklar, bizi kremalı bir pasta gibi yemeğe devam edecekler.
Tırtılın sindirim sistemi kadar enerji alanımız hakkında ve makro mikro evrenin yasalarını, enerji sistemlerinin varoluş ve insanlarla olan etkileşimlerini bilimsel ortamlarda araştırabilseydik belki bugün bir çok hastalık ve ağrı hiç varolmazdı. Her bir varoluşun; insan, hayvan, bitki, ses, renk, müzik, duygu , düşünce, hastalık, yani her şeyin bir titreşim olup bir dalga boyu olduğunu bilebilseydik; Harflerin, sayıların tek başlarına veya art arda sıralanmış formlarının seslendiklerinde nasıl bir titreşim yarattığını ve bu enerjinin farklı alanlardaki diğer titreşimlere nasıl üstün geldiğini bilseydik belki de duaların bile ne kadar yüksek teknolojik şifa değerleri olduğunu bilebilirdik.
Bu yeni çağda artık daha fazlasını bilmek, yüzleşmek ve çok geniş bir yelpazeden çareler aramak durumundayız. Bir türlü geçmeyen bir çok hastalık var! Bu hastalıkların kökeninde enerjitik parazitler varolabilir; ve sadece bu saklambaç oyununda sobelenmeyi bekliyorlar. Onların farkındaysanız, zayıf taraflarını da tanıyorsunuz demektir ve onları evrene geri gönderin. 1:0 Galip gelin! Biz güçlüyüz, enerji alanımıza giren asalaksa güçsüzdür. Zaten enerjisi yok, bizim enerjimize ihtiyacı var, VARLIĞINI sürdürebilmek için. Bizim zihnimizde, ses frekansımızda ona yönlendirdiğimiz bilinç üstünlüğümüze ve komutlarımıza uymak zorunda; “ENERJİ DÜŞÜNCEYİ İZLER” Bilin, farkında olun ve yapılması gerekeni yapın!
Enerjitik asalaklarla ilgili henüz önerebileceğim internet site adresleri yok . Bu konuda önereceğim, Cemal Bencan’ın kolay anlaşılır ve adına çok uygun olan “Zulmaniler” adlı kitabıdır.
Birçok kez “enerjitik parazitlerin” varoluş sebeplerini düşündüm, hiçbir şeyin sebepsiz yaratılmadığı evrenimizde onların da bir amacı, bu gezegendeki evrimimiz ve öğrenimimiz için büyük bir görevleri var bence; Onlar, “Bilimsel olmayan” veya “beş duyumla algılamıyorsam, öyleyse yoktur” diyen anlayışa enerji alanı ve enerjitik varoluş kavramını öğretmek, deneyimletmek ve diğer boyutları tanıtmak için var olan öğretmenlerdir, diyorum.
Sessiz ve bilgece, temiz enerji alanları olan, ve nasıl koruyacağını bilen bilinçli insanlar olarak hastalıkları sadece dijital ansiklopedilerden hatırlayacağımız ışık ve mutluluk dolu bir geleceğe doğru bir adım daha atmış olma niyetiyle!
“Yeni bir fikir önce saçma diye lanetlenir, sonra önemsiz diye bir kenara atılır ve en sonunda herkesin bildiği bir şey haline gelir.”
_____William Demet Alkan James

Her Evlilik Yıldönümünde Bana Hediye Alıyorsun Ayağına…

11310_991610517530964_3714853385454993635_n[1]

Bir Kızı Bin Kişi İster, Bir Kişi Alır…

11071591_991613467530669_337806641545531807_n[1]