Bir Afrika kabilesinde, birisi yanlış birşey yaptığında

images[1]

 

Bir Afrika kabilesinde, birisi yanlış birşey yaptığında, tüm kabile o kişiyi köyün meydanına alır, çevresine halka olur ve 2 gün boyunca yaptığı tüm “iyi şeyleri” durmaksızın o kişinin yüzüne söylermiş.

Kabile, her insanın iyi olduğuna ama bazen yanlış yapabileceğine, bunun yardım istediği için attığı bir çığlık olduğuna inanırmış. Kabile bunu yaparak, kişiyi içindeki iyi doğasıyla yeniden bağlantıya geçirirmiş.Alıntı.

Hayırlısı Be Gülüm…

10734128_979215285438362_7923087021098444017_n[1]

Gece Gece Kimle Mesajlaşıyorsun Sen Ya?

13218_863557433707617_5897613892027824489_n[1]

“İnanırsak Başarırız…”

11129_863609497035744_9042279344243626089_n[1]

ABD’nin Kansas eyâletinin Elkhart kentinde, çok yoksul bir âîlenin çocukları olan iki kardeş, bir okulda çalışıyorlardı. Her sabah sınıflardaki sobaları yakmak, onların görevi idi.

Soğuk bir günün sabahı, kardeşler sobayı temizlediler ve odunla doldurdular. Kardeşlerden biri, bir şişe gazı odunların üstüne döktü ve ateşe verdi. Öyle büyük bir patlama oldu ki, eski bina sallandı. Patlama sırasında büyük kardeş öldü, diğerinin de bacakları fecî şekilde yandı. Daha sonra, şişeye yanlışlıkla benzin doldurulduğu ortaya çıktı.

Yaralanan çocuğu tedavi eden doktorlar, çocuğun bacaklarını kesmekten başka çare olmadığını söylediler. Anne ve babası yıkılmıştı. Zaten bir oğullarını yitirmişlerdi. Şimdi ise diğer oğulları bacaklarını kaybedecekti.

Anne – baba, çocuğun bacaklarının kesilmesine razı olmadılar. Doktorlara, kesme işlemini ertelemesini ricâ ettiler. Doktorlar ise, çocuğun bacaklarının tamamen yandığını, kesilmezse çocuğun ölebileceğini söylüyorlardı.

Doktorlar ısrar ettikçe, aile ertelettiriyordu. Anne – baba, inançlarını kaybetmemişlerdi. Çocuklarının bacaklarının iyileşmesi için her gece Allâh’a dûâ ediyorlardı. Hatta çocuğun annesinin yaptığı dûâlar, bazen sabah saatlerine kadar sürerdi. Onlar Allâh’tan sadece bir şey istiyorlardı: Çocuğun bacaklarının kesilmemesini ve iyileşmesini.

Anne – baba, geceleri Allâh’a dûâ ediyorlar, gündüzleri ise doktorlara yalvarıp, kesme işlemini bir gün daha ertelemeyi istiyorlardı. Doktorlarla her gün tartışıyorlardı.

Bu durum, bu şekilde tam iki ay sürdü. Çocuğun bacakları kesilmedi ama iki ay sonra sargılar açıldığında, sağ bacağının sol bacağından 6 cm daha kısa olduğu ortaya çıktı. Sol ayağındaki parmaklar ise neredeyse hiç yoktu. Ancak âîle yine de kararlıydı. Anne – baba, her gün çocuklarıyla evde egzersiz yapıyor, onu yürüyeceğine inandırmaya çalışıyorlardı.

Aylarca süren egzersiz hareketleri nihayet başarılı oldu ve çocuk, bir – iki adım atmayı başardı. Bu çocuk, gençlik yaşına geldiğinde koltuk değneklerinden de kurtuldu ve yürümeye başladı.
Mucize gerçekleşmişti ve genç adam, koltuk değneklerine ihtiyaç duymadan yürüyordu.
Yürüdü, yürüdü, yürüdü…
Derken, koşmaya da başladı…
Koştu, koştu, koştu…
Hiç durmadan koştu…
Öyle bir koştu, öyle bir koştu ki…
1934 yılında düzenlenen Atletizm Yarışmaları’nda 4. 06’lık dereceyle maratonda “dünya rekoru” kırdı.

Bu genç adam, Glenn Cunningham’dı. Madison Sguare Garden’da “yüzyılın sporcusu” seçilen Glenn Cunningham, daha sonra “dünyanın en hızlı insanı” ünvânını da kazandı.

Çocukluğunda geçirdiği bir kazada her iki bacağı da tamamen yanan, doktorların bacaklarını kesmekten başka çare olmadığını söylediği ve gençlik yaşına kadar koltuk değnekleri yardımıyla yürüyebilen Glenn Cunningham, atletizmde dünya rekoru kırıp “yüzyılın sporcusu” seçilme başarısı göstererek “dünyanın en hızlı insanı” ünvânını kazanırken, bizlere verdiği ders ise şuydu:

“İnanırsak Başarırız…”

Test- Karakterinizi Analiz Edin!

10659442_863625117034182_3934151556343411226_n[1]

Bu psikologların kullandığı bir analiz biçimi… Ruh halinizi anlatan en yakın şekli seçin ve ne anlama geldiğini okuyun… Şaşıracaksınız!

Aşağıdaki resimler psikologlar tarafından ortaya çıkarılmış, defalarca test edilmiş, şekiller ve renkler değişerek bugünkü halini almış. Önce hangi resim size yakın geliyorsa seçin, dokuz ana karakterden hangisi size uyuyor bulun?

1.İçedönük-Hassas-Kolay Etkilenen:
Kendinizle ve çevrenizle ilgili düşüncelere etrafınızdaki çoğu kişiden daha sık ve daha derin bir şekilde dalıyorsunuz. Üstün körü hareketler ve konuşmalardan nefret ediyorsunuz. Geyik muhabbeti yapmaktansa, yalnız kalmayı tercih edebiliyorsunuz. Ama yakın arkadaşlarınızla olan ilişkileriniz o kadar kuvvetli ki bu da size ihtiyacınız olan uyumu ve gücü getiriyor. Yine de yalnız başınakalmaktan hiç sıkılmıyorsunuz.

2. Özgür-Geleneklere Karşı-Tutulamayan:
Kendinizi geliştirmenizi sağlayacak özgür ve kimseye bağlı olmayan bir hayat peşindesiniz. Hobilerinizde ya da işinizde sizi başarıya ulaştıracak yeteneklere sahipsiniz. Bağımsızlığa olan düşkünlüğünüz bazen sizden beklenilenin tam tersini yapmanıza neden olabiliyor. Öyle her gördüğünüz şeye üzerinde düşünmeden uyacak tiplerden değilsiniz. Aksine kendi fikirleriniz doğrultusunda gitmeyi yani, akıntıya karşı kürek çekmeyi seviyorsunuz.

3. Dinamik-Aktif-Dışadönük:
İlginç ve çeşitli işlere girebilmek için risk almaktan kaçınmıyorsunuz. Rutin bir hayat sizi etkisiz hale getirebiliyor. En çok sevdiğiniz şey tüm olaylarda başrol oynamak…

4.Ayakları Yere Basan-Dengeli-Uyumlu:
Komplike olmayan ve doğal bir yaşamı, bir aşkı ve işi amaç edinmişsiniz. İnsanlar size saygı duyuyor, çünkü sizin ayaklarınız öyle bir yere basıyor ki, herkes sizden destek alıyor. Siz de bu insanlara güven sağlamayı biliyorsunuz. Çok sıcak ve insancıl olarak tanınıyorsunuz. Basmakalıp ve çok abartılı olan her şeyi reddediyorsunuz. Modanın getirdiği yeniliklere de bağlı değilsiniz. Aksine, sizin için giyim pratik ve rahat olmalı.

5.Profesyonel-Pragmatik-Kendini Tanıyan:
Hayatını eline alıp şansını kadere bırakmak yerine yaratmayı sevenlerdensiniz. Problemlerinizi pratik ve karışık olmayan yöntemlerle çözüyorsunuz. Günlük hayatınızda gerçekçi olmayı tercih ediyorsunuz. İşte ise, herkes sizi sorumluluk sahibi olarak tanıyor. Sizin kendinize olan güveniniz sayesinde etrafınızdakiler de sizden güç alıyor. Fikirlerinizi uygulamaya koyana kadar rahat edemiyorsunuz.

6.Barışçıl-Tedbirli-Agresif Olmayan:
Anlaşması kolay bir insansınız. Kendi özel hayatınıza ve özgürlüğünüze düşkün olduğunuz için de arkadaşlarınızı pek yormuyorsunuz. Bazen hayatın anlamını düşünmek ya da kendi kendinize eğlenmek için her şeyden uzaklaşıp yalnız kalmak istiyorsunuz. Bu yüzden de kaçabileceğiniz güzel mekanlar nerede biliyorsunuz. Ama siz yalnızlık düşkünü bir insan da değilsiniz. Sadece hayatın size vermiş olduklarını takdir eden, dünyayla barışık bir insansınız..

7.Dikkatsiz-Oyun sever-Neşeli:
Spontane ve özgür bir hayatı seviyorsunuz. Hayata bir kere gelinir ilkesinden yola çıkarak dolu dolu yaşamayı istiyorsunuz. Çok meraklı ve her yeni şeye açık bir insansınız. Tüm değişikliklerin sizi büyüttüğüne inanıyorsunuz. Bağlı kalmak kadar sizi sıkan bir şey yok. Sürpriz yapmaktan ve sürprizlerle karşılaşmaktan çok hoşlanıyorsunuz

8. Romantik-Hayalci-Duygusal:
Çok duygusal bir insansınız. Olayları gerçekçi tarafından görmeyi reddediyorsunuz. Sizin için duygularınızın size söyledikleri önemli. Ayrıca yaşamda hayallere yer olması gerektiğini savunuyorsunuz. Romantizmi reddeden ve her şeyi akılcı bir yolla çözmeye çalışan insanlarla anlaşamıyorsunuz. Hayallerinizi, duygularınızı sınırlayacak her şeyi reddediyorsunuz.

9. Analitik-Güvenilir-Kendinden Emin:
Hayatınızı insanların gözden kaçırdığı küçük değerli taşlarla doldurmayı seviyorsunuz. Bu nedenle kültür sizin hayatınızda önemli bir yer oynuyor. Yine de siz şık ve zarif duygularınızın çevreden etkilenmemesini sağlıyorsunuz. Sizin için zarif ve görgülü bir hayata sahip olmak çok önemli. Ve yine aynı tarzdaki insanlarla birlikte olmayı tercih ediyorsunuz

Lan Karı Ömrümü Yedin Plazma Tv Diye…

1385004_854873214552820_8668853730879481210_n[1]

Vücudumuzun Çalışma Saatlerine Göre, Ne Zaman, Ne Yapmalıyız…

10661873_363096387219990_5840224711018114145_o[1]

Hayatta kalmayı becermek ile yaşamayı becermek çok farklı!

imagesCA4PQEEV

İLETİŞİM SIFIRIN ALTINDA, EKSİ!!

Kitap imzalatan yaşlı bayan, “kocamla iletişim sorunlarımız var, ne yapacağım?” diye sordu. Yüzü acı, alaycı bir tebessümle kaplıydı. Umutsuzdu, ama öylesine sormaktan da kendisini alıkoyamamıştı.

“iletişim sıfır mı?” diye gülümseyerek sordum.

“Sıfır değil!” dedi. Durdu, nefes aldı; “Eksi,” dedi, “sıfırın altında!”

“Kaç yaşında eşiniz?” diye sordum.

“Yetmiş sekiz,” dedi.

Yüzüne baktım; bakıştık. ‘Benim elimden ne gelir,’ bakışıma, ‘biliyorum, ama söylemeden edemedim,’ bakışıyla cevap verdi. Hüzünlü bir veda bakışıyla imzaladığım kitabı aldı, ayrıldı; imza sırasındaki diğer kişiye bakarken aklım giden yaşlı bayandaydı; içimde bir burukluk vardı.

Bu etkileşimin acısını içimde hala taşıyorum. Beni çok düşündürdü:

– Baş başa aynı evde yaşamak durumunda olan yaşlı karı kocaların acaba ne kadarı bu durumda? Bu azaba nasıl tahammül ediyorlar?

– Sıfırın altında iletişim olur mu? Bunun üstünde düşündüm. Evet olur. ‘zehirli iletişim’ diyebileceğim bir tür var! O yüz ifadeleri, ses tonu, gözlerdeki bakış, bar bar bağırır: “umurumda değilsin; değersizsin; sen de bir bozukluk var; sevilmeye layık değilsin!”

– Durumun böyle olmasından, bu hale gelmesinden, yaşlı bayan hiç, ama hiç sorumluluk almıyordu; her şey o yetmiş sekiz yaşındaki erkeğin omuzlarına yüklenmişti.

Hayatta kalmayı becermek ile yaşamayı becermek çok farklı!

Doğan Cüceloğlu – 25.03.2015

Fulya Kahkaha Salonu…

11096724_10155425266790724_6741368343081578028_n[1]

Hayat hızla akıp geçiyor.40 yaşından sonra ise;bunu daha çok farkediyorsun.

imagesCA4OZYB5

Hayat hızla akıp geçiyor.
40 yaşından sonra ise;bunu daha çok farkediyorsun.
Zamanı hiç bir konuda ertelemeyecek kadar cesur ve farkında oluyorsun.
Bugüne kadar taşıdığın maskeleri atıyorsun artık,egolarını törpüleyip hayata karşı hafifliyorsun.
Başkalarının düşünceleri,kurallar,tabular vs hiç önemli olmuyor,ilk sıra;senin doğruların oluyor.
En çok,sana olumlu enerji vermeyen insanları elemekten başlıyorsun hafiflemeye.
Daha içi dolu,kaliteli ilişkilerin oluyor.
Artık hayat daha çok senin,daha çok özgürsün,.
Yeter ki,sağlıklı ol,üretken ol,hayallerinden vazgeçme:)

Yazdığım şeylerin hepsini, her daim ben de uygulayamıyorum!

Bulutlar_ve_gzel_gkyz_HD_duvar_kad[1]

SAMİMİ BİR AÇIKLAMA
Yazdığım şeylerin hepsini, her daim ben de uygulayamıyorum!
Vakit oluyor;
Kızıyorum, bozuluyorum, üzülüyorum, küseğenleşiyorum…
Yani yoluma bakacağıma,
Olanı biteni kişiselleştirip,
Faydasız tepkiler veriyorum.
RAB ile yapmak varken, naçiz kafamın dikine gidiyorum
Ama biliyorum ki;
Hata ettiğimi fark edip yüzümü Rabbime döndüğüm zaman,
O’nun bağışlayan ve yol gösteren ışığı benimle!
Biliyorum ki,
O beni yargılamak değil, serpilip güçlendiğimi görmek istiyor.
Biliyorum ki;
Sadece yaptığım değil, yapma potansiyeli taşıdığım hatalar da,
Sistem tarafından biliniyor…
Ve ben tüm zaaflarım, eksiklerim, boş kafalılıklarım ile,
ÇOK SEVİLİYORUM
Rab benden umudunu kesmezken,
Ben kendimden nasıl umut keserim…

Illustration: David Arms – Quiet Strength

O Kadar Mutluyum Ki…

11091219_995700337121982_2469421028296795945_n[1]

Magnezyumun Eksikse Böbrek Taşına Merhaba Deyin…

10943671_1075173829163068_3802512836174608937_n[1]

MAGNEZYUM NE İŞE YARAR?

Rahatlamaya.
Evet, çağımızda çok önemli bir işe yarar: Magnezyum tek kelimeyle rahatlama mineralidir. Kabızlık, kasılma, kramp, baş ağrısı, gerginlik gibi rahatsızlıklardan muzdaripseniz, magnezyum eksikliğiniz olma ihtimali yüksektir. ORTALAMA BİR İNSANIN EN FAZLA İHTİYAÇ DUYDUĞU MİNERAL MAGNEZYUMDUR.

VÜCUTTA NEDEN EKSİLİR?
Aşırı alkol, rafine tuz, kafein ve kolada bulunan fosforik asit, çok fazla terlemek, uzun süreli ve yoğun stres, kronik ishal, ağır menstrual kanama, idrar söktürücü ilaçlar, antibiyotikler ve diğer ilaçlar, vücuttaki magnezyum seviyelerini düşürür.

MAGNEZYUM EKSİKLİĞİNDEN KAYNAKLANAN RAHATSIZLIKLARIN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Asabiyet, kalp çarpıntısı veya çarpıntı hissi, sık baş ağrısı, migren, yutkunmada güçlük, kas seğirmesi, ayak ve ellerde kramp, huzursuz bacak sendromu, aşırı stres, depresyon, reflü, uyku uyuyamama, yorgunluk, kabız, astım.

MAGNEZYUM EKSİKLİĞİ İLE İLİŞKİLENDİRİLEN HASTALIKLARDAN BAZILARI NELERDİR?
Osteoporoz, kabızlık, insülin direnci, diyabet, böbrek taşı.

MAGNEZYUM ORANI EN YÜKSEK BESİNLER HANGİLERİDİR?
Buğday kepeği, buğday tohumu, arpa, Kaju fıstığı, fındık, badem (saydığımız kuruyemişlerin hepsi çiğ olmalı), avokado, bezelye,
karideste yüksek değerlerde bulunur.

GÜNLÜK İHTİYAÇ NEDİR?
Tüketilmesi önerilen magnezyum miktarı 300 mgdır. Fakat çoğumuz 200 mg tüketiyoruz.
Magnezyum eksikliği olan insanların günde 400 ila 1000 mg alması gerekir. Eksikliğin en iyi göstergeleri stres, kabızlık, uyku uyuyamama, sindirim güçlüğü, baş ağrısı, kas seğirmesidir.

Bu içerikte, Ultra Önlem kitabından da yararlandık.
ÇOK ÖNEMLİ NOT 1 Böbrek hastalığı veya ciddi kalp rahatsızlığı olan kişiler, magnezyumu sadece doktor kontrolünde almalıdır.
ÇOK ÖNEMLİ NOT 2 Magnezyum eksikliğine karar vermek için gerekli testleri yaptırmak ve doktor tavsiyesi ile kullanmak yine çok önemlidir zira herkesin kendi fiziksel sağlık durumuna göre değişebilir. —

ORGANLARIMIZ KENDİNİ HANGİ SAATLERDE YENİLER.

11062800_362644483931847_5906350210407155817_o[1]

 
Bedenimizdeki her organın 24 saat içinde, (çalışma ),kendini yenileme saatleri vardır.Bu zamanlarda o organları rahat bırakmazsak işlevlerini yapamazlar ve bozulurlar.
Mesela gece organlarımızın aktif saatlerinde uyumazsak ,yemek yersek vs…Karaciger ve safra kesesinin düzgün çalışmamasına neden oluruz.O organlarla alakalı sıkıntılar baş gösterir.
Organlarımızın kendini yenileme saatlerinde onları rahat bıramalıyız ki yenilenebilsinler.

ORGANLARIMIZ KENDİNİ HANGİ SAATLERDE YENİLER.


Bedenimizdeki her organın 24 saat içinde, (çalışma ),kendini yenileme saatleri vardır.Bu zamanlarda o organları rahat bırakmazsak işlevlerini yapamazlar ve bozulurlar.
Mesela gece organlarımızın aktif saatlerinde uyumazsak ,yemek yersek vs…Karaciger ve safra kesesinin düzgün çalışmamasına neden oluruz.O organlarla alakalı sıkıntılar baş gösterir.
Organlarımızın kendini yenileme saatlerinde onları rahat bıramalıyız ki yenilenebilsinler.